<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nursen Aslan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nursen-aslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nursen-aslan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Sep 2022 09:30:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nursen Aslan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nursen-aslan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Gençlerin Nefret Söylemi ile Mücadelede Kullanılabilecek Eylem Planları Tasarlamalarını İstiyoruz!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/01/genclerin-nefret-soylemi-ile-mucadelede-kullanilabilecek-eylem-planlari-tasarlamalarini-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 09:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rönesans Enstitüsü Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Narratives of Solidarity]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81666</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Çalışmalarımızda kullandığımız yaygın eğitim metotları ile gençleri bir araya getirip inisiyatif almalarını sağlayarak nefret söylemi ile mücadelede kullanılabilecek – karşı ve alternatif – anlatı ve söylemlere dayalı eylem planları tasarlamalarını ve bunları uygulamalarını istiyoruz.' Rönesans Enstitüsü Derneği’nden Şükrü Yaylagülü ile dernek faaliyetleri, üye ve gönüllü profilleri ve “Narratives of Solidarity” projesi kapsamında yürüttükleri faaliyetler üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/01/genclerin-nefret-soylemi-ile-mucadelede-kullanilabilecek-eylem-planlari-tasarlamalarini-istiyoruz/">&#8216;Gençlerin Nefret Söylemi ile Mücadelede Kullanılabilecek Eylem Planları Tasarlamalarını İstiyoruz!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-81674 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/sukru-yaylagulu.jpg" alt="Şükrü Yaylagülü" width="229" height="277" />Merhaba, ben Rönesans Enstitüsü Derneği’nden Şükrü Yaylagülü. Hacettepe Üniversitesi Matematik mezunuyum, şu anda bir eğitim merkezinde proje yöneticisi olarak çalışıyorum. Çocukluk dönemimde izcilikle başladığım gönüllülüğe yaklaşık 12 yıldır farklı sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarımla devam ediyorum. 8 yıldır hem sivil toplum örgütleri hem de özel sektör kuruluşları ile proje yazımı/yönetimi, kaynak geliştirme ve hak temelli çalışmalar üzerine çalışıyorum. 2013 yılından beri Rönesans Enstitüsü Derneği&#8217;nde genel koordinatör olarak görev alıyorum. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Gençlere kaliteli ve kapsayıcı eğitimler ve araçlar sunmak, potansiyellerini gerçekleştirebilmelerini sağlamak ve gençlik alanına sürdürülebilir bir katkıda bulunmak bizim için çok önemli.</span></p></blockquote>
<p><b>Rönesans Enstitüsü Derneği hakkında bilgi verebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rönesans Enstitüsü Derneği, sürdürülebilir kalkınma adına eğitim ve yenilikçi projelerle toplumsal katma değer sağlamaya çalışan bireylerden oluşan bir sivil toplum kuruluşu. Yerel, bölgesel ve ulusalda farklı sektörlerden kuruluşlara ve bireylere ulusal ve uluslararası proje, etkinlik ve faaliyet imkanları yaratmakta, kapasite geliştirme eğitimleri ve araçları sunmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumları, üniversiteler, şirketler, vakıf ve dernekler ve farklı topluluklar ile iş birliği içerisinde çalışmakta. Gençlere kaliteli ve kapsayıcı eğitimler ve araçlar sunmak, potansiyellerini gerçekleştirebilmelerini sağlamak ve gençlik alanına sürdürülebilir bir katkıda bulunmak bizim için çok önemli. </span></p>
<p><b>Gönüllülük yoluyla barışa ve kalkınmaya katkıda bulunmak için iş birliği yaptığınızdan söz ediyorsunuz; çalışmalarınız, üye ve gönüllü profilinizden biraz daha söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81676 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/no-hate-speech-movement.jpg" alt="No hate speech movement" width="399" height="155" />Çalışmalarımız sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda eğitim, etkinlik ve projeler gerçekleştirerek topluma bir katma değer yaratma amacında. Zaten bu amaç, kuruluşundan beri Rönesans Enstitüsü Derneği’nin içerisinde yer alan ekibin vizyon ve misyonundan geliyor. Üyelerimiz aktif vatandaşlık ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında gönüllülüğün ve gönüllü kuruluşların öneminin farkında. Üyelerimiz ve gönüllülerimiz bir yandan kamu, özel sektör ya da sivil toplumda profesyonel hayatlarına devam ederken bir yandan da uzun yıllardır sivil alanda aktif olarak gönüllülük yapmakta. Gençlik alanının tozunu yutmuş, motivasyonu yüksek, sosyal katma değer yaratmaya çalışan ve alana ilk olma yolundaki çalışmalarıyla katkı sağlamış bir ekip. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bu projede de gençlik çalışmalarının ve dijital aktivizmin gücüne güvenerek her gün çevrim içi alanda karşılaştığımız nefret söylemi sorunuyla mücadele etmek istedik.</span></p></blockquote>
<p><b>“Narratives of Solidarity” Projesi kapsamında yürüttüğünüz &#8220;gençlik çalışanlarının, insan hakları savunucularının ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarına uygun – karşıt ve alternatif – anlatılar ve eylem planları geliştirerek güçlenmelerinin sağlanması&#8221; faaliyetinize dair neler söylemek istersiniz, hedefleriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81677 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/ronesans-enstitu-logo-640x649.jpg" alt="Ronesans enstitü" width="217" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/ronesans-enstitu-logo-640x649.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/ronesans-enstitu-logo.jpg 700w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" />“Narratives of Solidarity” Dayanışma için Alternatif Söylemler Projesi, Avrupa Konseyi (Council of Europe) Avrupa Gençlik Vakfı (European Youth Foundation) destekleriyle hayata geçirdiğimiz bir nefret söylemi ile mücadele projesi. Zaten yıllar önce de Avrupa Konseyi’nin “Nefret Söylemine Hayır” / “No Hate Speech” kampanyası kapsamında, çevrim içi nefret söylemine karşı aktivizmi yaygınlaştıracak bir ağ kurma çalışması içerisinde bulunmuştuk. Nefret söylemi alanında halen çalışmakta olan üye ve gönüllülerimiz var. Dolayısıyla Rönesans Enstitüsü Derneği olarak nefret söylemiyle mücadele konusunda hem bir arka planımız var hem de yaklaşım geliştirme ve aktivizmi yaygınlaştırma hedefi içerisindeyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu projede de gençlik çalışmalarının ve dijital aktivizmin gücüne güvenerek her gün çevrim içi alanda karşılaştığımız nefret söylemi sorunuyla mücadele etmek istedik. Geçmiş çalışmalarımızda olduğu gibi şimdi de nefret söylemine karşı yapılandırılmış ve yenilikçi yaklaşımlar arayışımız devam ediyor. Bu nedenle de Türkiye’deki gençlik ve insan hakları örgütlerindeki gençlik çalışanları, gönüllüleri ve aktivistlerini nefret söylemine karşı – karşı ve alternatif söylemler – üretebilmeleri adına gereken bilgi, materyal, anlayış ve araçlarla geliştirmeyi hedefliyoruz. Çevrim içi nefret söylemini olumlu yönde değiştirebilecek hedef kitlenin gençlik çalışanları ve insan hakları alanında çalışan genç aktivistler olduğunu düşünüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hedeflerimizden bir diğeri, gençlik çalışanları ve aktivistlerini Rönesans Enstitüsü Derneği’nin de bir ortağı olduğu Avrupa Konseyi’nin No Hate Speech Movement kampanyası ve bu kampanyadaki deneyimleri ile tanıştırmak, bu deneyimler temelinde tasarladığımız eğitim programı ile güçlendirmek. Ardından da gençlik çalışanları ve aktivistlerinin bireysel ve kurumsal deneyimlerini de dahil edebileceği şekilde Türkiye’de nefret söylemi örneklerine rastladığımız tematik alanlarda birlikte üretim yapabilmesini sağlamayı istiyoruz. Çalışmalarımızda kullandığımız yaygın eğitim metotları ile gençleri bir araya getirip inisiyatif almalarını sağlayarak nefret söylemi ile mücadelede kullanılabilecek – karşı ve alternatif – anlatı ve söylemlere dayalı eylem planları tasarlamalarını ve bunları uygulamalarını istiyoruz. </span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir husus var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemize ve çalışmalarımıza sayfanızda yer verdiğiniz için teşekkür ederim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/01/genclerin-nefret-soylemi-ile-mucadelede-kullanilabilecek-eylem-planlari-tasarlamalarini-istiyoruz/">&#8216;Gençlerin Nefret Söylemi ile Mücadelede Kullanılabilecek Eylem Planları Tasarlamalarını İstiyoruz!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Her Beş Gençten Biri Siber Nefrete Maruz Kalıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/02/turkiyede-her-bes-gencten-biri-siber-nefrete-maruz-kaliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:28:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[akranlar arası  şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[E-Dostluk Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Okul zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81506</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Gençler sosyal medya ve internet ortamındaki en aktif kitlelerden biri, bunu göz önüne alırsak siber nefret ile mücadele etme yöntemlerini öğrenmeleri ve günlük hayatta pratik bir şekilde uygulayabilmeleri kritik önem taşıyor.' Siber Nefrete Dur De! E Dostluk Mümkün projesi ekibi ile siber nefret, mevcut durum ve mücadele yöntemleri üzerine konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/02/turkiyede-her-bes-gencten-biri-siber-nefrete-maruz-kaliyor/">&#8216;Türkiye’de Her Beş Gençten Biri Siber Nefrete Maruz Kalıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siber Nefrete Dur De! E Dostluk Mümkün projesi dört genç kadın arkadaş tarafından faaliyete geçirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje koordinatörümüz Nil Polat, 2020 yılında Kanada University of British Columbia&#8217;da psikoloji ana dal aile çalışmaları yan dal eğitimi sahibi. Ardından 2020/22 yılları arasında İsrail&#8217;deki Hebrew Üniversitesi&#8217;nde uluslararası gelişim alanında master eğitimini tamamladı. Göçmenlere psiko-sosyal destek ve güçlendirme gibi konulu çalışmalarda ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak görev aldı. E-Dostluk projesinde siber nefretle etkili mücadele yöntemleri Nil’in çalıştığı konular arasında. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje koordinatör yardımcımız Mahi Aslan. Yeditepe Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunudur. Acıbadem Üniversitesi Adli Bilimler Yüksek Lisans programına devam ediyor şu an. Aynı zamanda IMDAT derneğinde  (Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği)  gönüllü olarak çalışmakta. Okul zorbalığı, siber zorbalık, akranlar arası  şiddet Mahi’nin çalışma alanları arasında. E-dostluk Mümkün projesi kapsamında  siber nefretin aşamaları, aktörleri ve siber mücadele yöntemleri Mahi’nin ele aldığı konu başlıkları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje iletişim sorumlumuz Hilal Karayazı. 2021 yılında Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde psikoloji eğitimini tamamladı. Şu an Acıbadem Üniversitesi Adli Bilimler Yüksek Lisans programına devam ediyor. Post-travmatik Stres Bozukluğu da dahil olmak üzere siber nefretin psikolojik etkileri, siber zorbalık, teknoloji bağımlılığı ve siber nefretle mücadele yöntemleri çalıştığı konular arasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin Lojistik ve Faaliyet sorumlusu Hatice Saddiki. Yeditepe Üniversitesi Psikoloji bölümü ikinci sınıf öğrencisi olan Hatice, siber nefretin tanımı ve türleri bilgi sahibi olduğu alanlar arasında.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Siber nefretin ne olduğunun farkına varmasını sağlamak ve siber nefretle mücadele kapasitelerinin artırılmasına yönelik hem online hem de yüz yüze bir eğitim içeriği geliştirerek faaliyet göstermeye başladık.</span></p></blockquote>
<p><b>Siber Nefrete Dur De! E-Dostluk Mümkün projeniz hakkında bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde yaygınlaşan sosyal medya ve online platform kullanıcılığı ile birlikte artan siber nefret söylemleri dijital ortamda aktif olan farklı kesimlerden  bireylerin (özellikle de gençlerin) psikolojilerini ve hayatlarını olumsuz yönde etkiliyor.  Bu durumdan  yola çıkarak biz de Siber Nefrete Dur De! E-Dostluk Mümkün projesinde farklı arka plandan (cinsiyet, mülteci/vatandaş vb.) İstanbul ve İzmir’deki 40 gencin siber nefretin ne olduğunun farkına varmalarını sağlamak ve siber nefretle mücadele kapasitelerinin artırılmasına yönelik hem online hem de yüz yüze bir eğitim içeriği geliştirerek faaliyet göstermeye başladık. Proje kapsamında siber nefretle başa çıkma ile ilgili eğitim, dijital ortamda farklı illerden karşılaştıkları kişilerle de nefrete dayalı olmaksızın iletişim kurabilmeleri ve bu ortama katkı sunulması, planlanan barışçıl siber ortamın yaygınlaştırılması, yaygınlaştırma faaliyetleri ile farklı aktör ve gençlerin de konu hakkında haberdar olmaları, çözüm süreçlerinin geniş bir kitleye yaygınlaşması, farklı grupların birbirlerine yönelik önyargıya, yanlış bilgiye dayalı nefret temelli söylemlerinin de azaltılmasına katkı sağlamak projemizin hedefleri arasında.</span></p>
<p><b>Projenizin hedef kitlesi ve faaliyetlerinizden söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizde 18- 30 yaş aralığındaki göçmen / mülteci ve yerel toplumdan gençlerle çalışmayı hedefledik.  Proje faaliyetlerimiz, hazırlık, uygulama ve yaygınlaştırma faaliyetleri olmak üzere 3 ana aşamadan oluşmakta. Hazırlık aşamasında katılımcı seçimi, aktivite planlanması, eğitim materyallerinin hazırlanması gibi süreçleri içeriyor. Sahada siber nefretin farkına varma ve mücadele etme ile ilgili eğitim planlaması gerçekleştirilerek İzmir’den katılımcılarla gerçekleştirildi. 3 gün online 3 gün yüz yüze süren yaygın eğitim sürecinde siber nefret farkındalığını arttırmaya yönelik eğitimlerin yanı sıra ısınma etkinlikleri, güven bağını güçlendirici oturumlar ve mücadele yöntemleri oturumları gerçekleştirildi. Şimdi ise Siber Nefrete Dur De! E-Dostluk Mümkün projesinin ikinci  basamağı olan İstanbul hazırlıklarına devam etmekteyiz. İstanbul’da siber nefret söylemi ve mücadele etme yöntemleri gibi konulara ilgi duyan katılımcılarımızı bekliyoruz.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınızın sürekliliğini ne şekilde sağlamayı planlıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin sürekliliğini sağlamak adına çeşitli sosyal medya hesaplarımızdan belli aralıklarla bildirim postları paylaşıyoruz. Bu postların bazılarının interaktif olmasına yani daha soru-cevap gibi olmasına özen gösteriyoruz. Bunu takiben eğitimlerimiz sonrasında katılımcılarımızla siber nefretin tanımı, türleri, aşamaları  ve siber nefret ile mücadele  yöntemlerini içeren bilgi kitapçığı paylaştık ve ilerleyen eğitimlerimizde de paylaşmaya devam edeceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin amaçlarından biri de katılımcılarımızın siber şiddet ile mücadele konusunda bilinçlenmeleri ve bu projeden  kazanımlarını çevredekilerine aktarmaları. Çalışmamızın katılımcılarının 18-30 yaş arası genç grup olmasının sebeplerinden biri de hedeflerimiz arasında yer alan bilgi yayılımının ve online haberleşmenin yaygın olması ve siber nefrete karşı bir araya gelerek “siber “anlayış ve e-dostluk” gibi kavramlar çerçevesinde dayanışma sağlamalarıdır. Bu adımlar projemizin sürekliliği açısından büyük önem taşıyor.</span></p>
<p><b>Artan nefret söylemlerinin önemli bir alanını oluşturan siber nefrete karşı gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası, ne yazık ki günümüzde birçok genç siber nefrete maruz kalıp farkında olmadan siber nefretin bir parçası oluyor. Türkiye Bilişim Vakfı’nın 2022 yılında yapmış olduğu bir araştırmada Türkiye’de her beş gençten birinin siber nefrete maruz kaldığı ortaya çıktı. Gençlerin sosyal medya ve internet ortamındaki en aktif kitlelerden biri olduğunu göz önüne alırsak gençlerin siber nefret ile mücadele etme yöntemlerini öğrenmesi ve bunu günlük hayatta pratik bir şekilde uygulayabilmeleri kritik önem taşıyor. Bu sebeple, online ortamda ilişki kurmak anlamında gençlerin çevrimiçi trollere ve anonim (kimliği belirsiz) kişisel hesaplara dikkat etmelerini öneririz. Kendilerinin de siber nefretle mücadele alanında aktif rol almak adına “E-Dostluk Mümkün” projesi gibi organizasyonlara katılım sağlamaları hem bilgilenmeleri hem de bilinçlenmeleri için etkili bir adım olur. Bunun yanında çevrelerinde siber nefret mağduru olan ya da olmuş yakınlarına destek olmaları ve kendilerinin de siber nefrete maruz kalmaları durumunda psikolojik olarak nasıl baş edebilecekleri ve hangi gerekli yetkili kurumlara başvurmaları konusunda bilgilenmelerini öneririz. Son olarak eklemek isteriz ki Siber nefret ile mücadele etmek mümkün. Yeter ki bu konuyla ilgili bilgilenelim, bilinçlenelim ve çevremizi bilinçlendirelim.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-81508 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/08/siber-nefrete-dur-de-1.jpg" alt="siber nefrete dur de" width="612" height="411" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüz yüze yaptığımız etkinliklerden biri. </span></p>
<figure id="attachment_81507" aria-describedby="caption-attachment-81507" style="width: 619px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81507 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/08/siber-nefrete-dur-de.jpg" alt="siber nefrete dur de" width="619" height="460" /><figcaption id="caption-attachment-81507" class="wp-caption-text">Sağdan sola: Hilal, Şahika(katılımcımız), Nil, Mahi, Hatice. Katılımcımıza katılımcı belgesini verirken.</figcaption></figure>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/02/turkiyede-her-bes-gencten-biri-siber-nefrete-maruz-kaliyor/">&#8216;Türkiye’de Her Beş Gençten Biri Siber Nefrete Maruz Kalıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İklim Değişikliği Yerini İklim Krizine Bırakmış Durumda&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/01/iklim-degisikligi-yerini-iklim-krizine-birakmis-durumda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:48:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Öncüleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul İklim Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81327</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Küresel anlamda iklim değişikliği yerini iklim krizine bırakmış durumda. İklim, uzun vadede doğal olarak değişir ancak bu kadar kısa sürede bu kadar dramatik bir değişim Dünya tarihinde ilk defa gerçekleşiyor. İklim krizi, özellikle tropikal ve yoksul Afrika bölgeleri için en büyük tehdidi oluşturuyor zira buralarda temiz suya, gıdaya ve sağlık hizmetlerine ulaşım çok daha kısıtlı.' İklim krizi ve krizin etkilerinin ne kadar ciddi olduğu hakkında bilgilendirmek, toplumu harekete geçirmek, iklim krizine karşı projeler üreten ve bir gençlik hareketi olarak kendilerini tanımlayan İklim Öncüleri ekibi ile çalışmaları ve iklim krizi üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/01/iklim-degisikligi-yerini-iklim-krizine-birakmis-durumda/">&#8216;İklim Değişikliği Yerini İklim Krizine Bırakmış Durumda&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81329 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri.jpg" alt="iklim öncüleri" width="314" height="314" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 314px) 100vw, 314px" />İklim Öncüleri 1 Eylül 2021&#8217;de kuruldu. Amacımız değişime öncülük etmek, iklim krizi ve bu krizin getirmiş olduğun eşitsizliklerin önüne geçmek ve gençler olarak sesimizi duyurmak. Gençler başta olmak üzere toplumu iklim krizi ve krizin etkilerinin ne kadar ciddi olduğu hakkında bilgilendirmek, toplumu harekete geçirmek, iklim krizine karşı fikirler, projeler ve çözümler üretmek için aktif bir şekilde mücadele ediyoruz. Şu anda 110’a yakın öncünün olduğu bir gençlik hareketiyiz.</span></p>
<p><b>Küresel iklim değişikliği nasıl gerçekleşiyor ve insanlık bu değişime ne şekilde etki ediyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel anlamda iklim değişikliği yerini iklim krizine bırakmış durumda. İklim, uzun vadede doğal olarak değişir ancak bu kadar kısa sürede bu kadar dramatik bir değişim Dünya tarihinde ilk defa gerçekleşiyor. İklim krizi, özellikle tropikal ve yoksul Afrika bölgeleri için en büyük tehdidi oluşturuyor zira buralarda temiz suya, gıdaya ve sağlık hizmetlerine ulaşım çok daha kısıtlı. Bu bölgeler, iklim krizine bağlı doğal afetlere -kuraklık, erozyon, sıcak hava dalgaları- karşı daha hassas. </span></p>
<p><b>İstanbul İklim Platformu iş birliğinde gerçekleştirdiğiniz Yerelden Ulusala: Genç İklim Forumu hakkında bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim Öncüleri olarak 22 Mayıs Pazar günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi &#8211; İstanbul Planlama Ajansı iş birliğinde İPA Florya Kampüsü’nde “Yerelden Ulusala: Genç İklim Forumu”nu gerçekleştirdik. Açılışta İPA ve İklim Öncüleri’nin tanıtımını dinledikten ve neler yapacağımızı öğrendikten sonra Caner Turan oyunlaştırma atölyesi gerçekleştirdi. Konuşmalardan ve atölyelerden önce oyunlaştırma atölyesi sayesinde birbirimizle tanıştık, kaynaştık ve enerji dolduk. Konuşmacı oturumunda iklim krizi ve hak temelli alanlarda yoğun mücadele sürdüren Emine Özkan, Deniz Bayram, Burcu Meltem Arık ve Özlem Teke‘yi dinledik. Oturumda ‘İklime Uyum ve İklim Adaleti’nde Emine Özkan, ‘Emisyon Azaltım’ da Deniz Bayram, ‘Eğitim, Farkındalık ve Yurttaş Katılımı’nda Burcu Meltem Arık , ‘Ekonomi, Finansman ve Yeşil Dönüşüm’ de Özlem Teke bize önemli ve değerli bilgiler verdiler. Konuşmacı oturumumuzdan sonra, konuşmaların yapıldığı İklime Uyum ve İklim Adaleti, Eğitim Farkındalık ve Yurttaş Katılımı, Emisyon Azaltım ve Ekonomi Finansman Yeşil Dönüşüm başlıkları hakkında atölye çalışması yaptık. Atölyelerde katılımcılar kendilerine verilen kurgu ve yönlendirici sorular doğrultusunda tartışmalar yaparak fikirler ürettiler. Biz bu forumu 3 kelime ile anlatmak istiyoruz: </span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Birliktelik • Mücadele • Umut </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte olduğumuz, mücadele ettiğimiz sürece hep umut var! </span></p>
<p><b>Bu forumu gerçekleştirme fikri nasıl ortaya çıktı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizi küresel bir sorun ve bizim amacımız da toplumu bu krize karşı bilinçlendirmek ve harekete geçirmek. Bunu yapabilmek için de yerelin çok önemli olduğunun bilincinde yerel etkinlikleri yapıyoruz bu forum gibi. İklim Forumu’nu çocukların ve gençlerin iklim krizine karşı yerelden başlayıp ulusal sorunları konuşması, tartışması ve çözümler üretmesi gerektiğini düşünerek ortaya çıkardık. </span></p>
<p><b>Çalışmalarınızın sürdürülebilir olmasını nasıl sağlıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81330 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri-1-640x359.jpg" alt="iklim öncüleri" width="446" height="250" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri-1-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/iklim-onculeri-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 446px) 100vw, 446px" />Yatay hiyerarşi adını verdiğimiz bir yapıya sahibiz. Hareketimizde lider ya da benzeri ünvanlar bulunmuyor, herkes ne kadar aktifse o kadar ön planda oluyor ve çalışmalara dahil oluyor. Motivasyon bizim yegane kaynağımız. Hareketimize başvuran bireylerde aradığımız önemli kıstaslardan biri. Bir koordinasyon ekibimiz var, bu ekip hareketin bütünlüğünü ve sürdürülebilirliğini sağlamakla yükümlü. Aktif ol(a)mayan bireylere koordinasyon ekibindeki bireylerden uyarı mesajı gidiyor. Yeterli bir mazeret bildirilirse ancak bu bireyler yine aktif olmazlarsa yeniden uyarı mesajı gidiyor ve aynı durum devam ederse bu bireylerle yollarımızı ayırıyoruz. Bunun dışında toplantılarımız sıkıcı ve yeknesak olmaktan uzak. Her toplantının başında mutlaka sohbet ediyor, günümüzün nasıl geçtiğini anlatıyoruz. Toplantı esnasında da yapılan konuşmalar çalışma yorgunluğumuzu dağıtıyoruz. Bazen oyun geceleri yapıyoruz, yeni gelen Öncülerle yaptığımız oryantasyon toplantılarında “buz kırıcı” etkinlikler düzenliyoruz. 4 temel komitemiz var: Etkinlik ve Organizasyon, Araştırma, Sosyal Medya ve Koordinsayon. Her komitenin en az iki haftada bir toplantısı oluyor. Bunun dışında oldukça aktif bir sohbet grubumuz var, bireyler burada birbirlerini tanıyor, samimi oluyorlar. Bu da hareketin sürdürülebilirliği için en önemli noktalardan biri. Eklemek istedikleriniz… İklim Öncüleri olarak değişim için çok çalışıyoruz. Herkesi bu değişime ortak olması için aramıza davet ediyoruz. Unutmayınız, “Sen Değişirsen Dünya Değişir” bu nedenle değişmenin ve değişim için mücadele etmenin tam zamanı!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/01/iklim-degisikligi-yerini-iklim-krizine-birakmis-durumda/">&#8216;İklim Değişikliği Yerini İklim Krizine Bırakmış Durumda&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81295</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Din veya inanç özgürlüğü hakkının cinsiyet boyutunu, din veya inanç özgürlüğü ile cinsiyet eşitliğinin ilişkisinin hem teorik olarak hem de sahadaki görünümlerini daha çok anlamaya ve çeşitli paydaşlarla birlikte düşünme alanları yaratmaya çalışıyoruz.' Din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin izleme ve raporlama, savunuculuk ve farkındalık yükseltmeye yönelik faaliyetler yürüten İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibinden Proje Koordinatörü Dr. Mine Yıldırım ve Proje asistanı ve iletişim sorumlusu Funda Tekin ile İnanç Özgürlüğü Girişimi faaliyetleri ve Türkiye'de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı’na dair konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/">&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<figure id="attachment_81298" aria-describedby="caption-attachment-81298" style="width: 260px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81298" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin-640x853.jpg" alt="Funda Tekin" width="260" height="347" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 260px) 100vw, 260px" /><figcaption id="caption-attachment-81298" class="wp-caption-text">Funda Tekin</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibi olarak iki kişiyiz. Proje Koordinatörü Dr. Mine Yıldırım uluslararası insan hakları hukukunda din veya inanç özgürlüğü hakkının korunması hakkında uzun yıllardır çalışıyor. Proje asistanı ve iletişim sorumlusu Funda Tekin ise medyada nefret söylemi ve ayrımcı söyleme odaklanan bir projede çalıştıktan sonra İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibine katıldı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları hukukunu temel alan ve inanan veya inanmayan, çoğunluğa veya azınlığa mensup bireylerin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve bunlarla kesişen, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyetin korunması ve eğitim hakkı gibi temel haklara odaklanıyoruz. </span></p></blockquote>
<p><b>İnanç Özgürlüğü Girişimi hakkında bilgi verebilir misiniz? Kuruluş süreciniz ve kuruluş motivasyonunuzdan kısaca bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><a href="http://www.inancozgurlugugirisimi.org/"><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi</span></a><span style="font-weight: 400;"> (İÖG) 2011 yılından beri Türkiye’de herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün korunması amacıyla çalışmalar yürütüyor. 2013 yılından beri proje </span><a href="http://www.nhc.no/"><span style="font-weight: 400;">Norveç Helsinki Komitesi</span></a><span style="font-weight: 400;">’nin bir projesi olarak devam ediyor. İnsan haklarının izlenmesi, raporlama ve savunuculuk alanında bir boşluğu doldurmaya katkıda bulunma amacı başlangıçtaki en güçlü motivasyondu. Türkiye’de din ve dini farklılıklar büyük önem taşıdığı için inanç özgürlüğüne ilişkin meseleler de insan hakkı olarak değerlendirilmekten çok dini toplulukların tarihsel bağlamı ve laiklik ekseninde veya grup temelli olarak değerlendiriliyor. İÖG olarak bunun yerine insan hakları hukuku çerçevesini temel alarak paradigmayı değiştirmeyi ve ilerleme sağlamaya katkı sunmayı amaçladık. Bu çerçevenin alışılagelmiş ve tıkanma noktasına gelmiş sınırlılıkların ötesine geçebilmemize yardımcı olabileceğini düşündük. Ayrıca Türkiye’de sivil toplum tarafından yürütülen insan hakları çalışmaları arasında inanç özgürlüğü hakkını odağına alan çalışmalar pek bulunmuyordu. İnsan hakları hukukunu temel alan ve inanan veya inanmayan, çoğunluğa veya azınlığa mensup bireylerin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve bunlarla kesişen, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyetin korunması ve eğitim hakkı gibi temel haklara odaklanıyoruz. </span></p>
<p><b>Hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz, bize çalışmalarınızdan biraz söz edebilir misiniz?</b></p>
<figure id="attachment_81299" aria-describedby="caption-attachment-81299" style="width: 261px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81299" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim-640x774.jpg" alt="Mine Yıldırım" width="261" height="316" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim-640x774.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim.jpg 654w" sizes="auto, (max-width: 261px) 100vw, 261px" /><figcaption id="caption-attachment-81299" class="wp-caption-text">Mine Yıldırım</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarımızın merkezinde din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin izleme ve raporlama, savunuculuk ve farkındalık yükseltmeye katkıda bulunma amacıyla yapılan faaliyetler yer alıyor. Türkiye’de din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin yasal, yargı ve idari işlemler ve uygulamaları sistematik bir şekilde izliyoruz ve düzenli aralıklarla izleme raporları yayımlıyoruz. Son olarak </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-veya-inanc-ozgurlugu-izleme-raporu-2022-raporu-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Temmeniden Eyleme İlerleme Çağrısı Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğünü İzleme Raporu</span></a><span style="font-weight: 400;">’nu yayımladık. 2021 yılından beri din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçları raporunu </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-ve-inanc-temelli-nefret-suclari-2020-raporu-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">yayımlamaya başladık</span></a><span style="font-weight: 400;">. Amacımız bu suçların görünürlüğünü artırmak ve nefret suçlarıyla mücadeleye destek vermek. Paydaşlarımızın katkısına alarak bu izleme çalışmasının kapsamını genişletebilmek için ayrıca din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçlarının bildirimi için bir </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/din-veya-inanc-temelli-nefret-suclari-bildirimi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">form hazırladık</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmaları temel alarak uluslararası ve ulusal insan hakları izleme mekanizmaları nezdinde Türkiye’de din veya inanç özgürlüğü konularının ele alındığı süreçlere katkı sunuyoruz. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler (BM) Evrensel Periyodik İnceleme, BM Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü’nün raporlarına, İnsan Hakları Komitesi ve Çocuk Hakları Komitesi’ni içeren süreçlerde raporlarla ve önerilerle bildirimler gönderiyoruz. Avrupa Konseyi insan hakları koruma çerçevesi içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının infazını izleme görevini Bakanlar Komitesi üstleniyor. Biz de AİHM’in Türkiye’de din veya inanç özgürlüğüne dair kararlarının infazını izliyor bunlarla ilgili Bakanlar Komitesi’ne bilgi notları gönderiyoruz. Bu bağlamda Alevi kararları ve vicdani ret hakkına ilişkin kararlar bilhassa önem taşıyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlara ek olarak bağlam kaynaklı veya teorik olarak da daha karmaşık olabilen konularda öğrenme ve fikir alışverişine olanak sağlamak amacıyla webinarlar, konferanslar ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. Geçmişte Türkiye’de din veya inanç topluluklarının tüzel kişiliği, eğitimde din veya inanç özgürlüğü ve inanç özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün kesişimindeki konularla ilgili farklı üniversitelerle işbirliği içinde konferanslar düzenledik. </span></p>
<p><b>Gerçekleştirdiğiniz &#8220;Türkiye&#8217;de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı&#8221;ndan söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-veya-inanc-ozgurlugu-ve-cinsiyet-esitligi-konferansi-videolari-yayinda/"><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81300 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi.jpg" alt="inanç özgürlüğü girişimi" width="209" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 209px) 100vw, 209px" />Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı</span></a><span style="font-weight: 400;">’nda her ikisi de temel uluslararası insan hakları sözleşmelerinde korunan din veya inanç özgürlüğü hakkı ile cinsiyet eşitliğinin kesiştiği noktada ortaya çıkan insan hakları konularını araştırmak ve analiz etmeyi ve bu konuda yapılan çalışmaları görünür kılmayı amaçladık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi olarak son iki yıldır din veya inanç özgürlüğü hakkının cinsiyet boyutunu, din veya inanç özgürlüğü ile cinsiyet eşitliğinin ilişkisinin hem teorik olarak hem de sahadaki görünümlerini daha çok anlamaya ve çeşitli paydaşlarla birlikte düşünme alanları yaratmaya çalıştık. Bu konuda literatüre katkı sağlamak için konferansta da yer alan Marie Juul Petersen’in kaleme aldığı </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/skalar-baglaminda-din-veya-inanc-ozgurlugunun-ve-cinsiyet-esitliginin-gelistirilmesi/"><span style="font-weight: 400;">SKA’lar Bağlamında Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi</span></a><span style="font-weight: 400;"> başlıklı raporu Türkçe’ye çevirip yayımladık. Webinar ve danışma toplantısı düzenledik. İzleme raporumuzda ayrıca Türkiye’de din veya inanç özgürlüğünün cinsiyet boyutunu ele almaya çalıştık. Konferansın arka planında bu gelişmeler var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşünce, din veya vicdan özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere temel insan hakları belgelerinde korunuyor. Türkiye de dahil olmak üzere çok sayıda devlet bu belgeleri imzalayarak hukuki yükümlülük altına girmiş durumda ve bu sözleşmelerde korunan tüm haklar evrensel, birbiriyle ilişkili, birbirine dayanıyor ve bölünmez. Konferansta temelde din veya inanç özgürlüğü hakkı ve cinsiyet eşitliğine odaklansak da tüm insan hakları koruma standartları son derece ilgili ve kritik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konferanstaki 15 sunum, açık çağrıya gelen başvurular arasından seçildi. Sunumlar için gelen bildiriler ve aynı zamanda çok sayıda ve çok çeşitli çalışma alanlarına sahip izleyici başvurularının olması bu iki konunun birlikte ele alınmasına dair bir ihtiyacın olduğunu da gösterdi. Bu yüzden ilerleyen dönemlerde de bu konuya odaklanan çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz. </span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir husus var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı oturum videolarını yayınladık, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=hcK24JrtI-g&amp;list=PLs7wRMwJniOeeGR7o-sEAG6eYAzHi5DP6">linkten</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><em>Kapak görseli illustrasyon: Tallulah Fontaine</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/">&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2022 10:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel gıda krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81016</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli.' Küresel gıda krizi üzerine konuştuğumuz Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden Merve Atınç, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81020 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg" alt="Merve Atınç" width="199" height="354" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 199px) 100vw, 199px" />Ben Merve Atınç, gıda mühendisiyim. İstanbul Üniversitesi’nde Gıda Güvenliği üzerine yüksek lisans yaparak bu alanda uzmanlaştım. İki yıldır Buğday Derneği’nin %100 Ekolojik Pazarlar projesinde çalışıyorum. </span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği hakkında bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buğday hareketinin tohumları aslında bundan otuz iki yıl önce Victor’un Bodrum’da açtığı bir pazar tezgâhı ile başlıyor. O tezgâh ardından Başak Doğal Ürünler Dükkanına dönüşüyor. Sonrasında ise 1992 yılında bir restoran açılıyor; Buğday Vejetaryen Restoranı. Bu restoranda organik ürünler satılıyor, sağlıklı yaşam, doğa, ekolojik yaşam ilkeleri konuşuluyor. Bu sohbetler Buğday hareketini, bir basılı yayına dönüştürüyor ve 1998 yılında ilk Buğday Dergi çıkıyor. Buğday Hareketi 2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneğine dönüşüyor ve böylece şu an hala devam eden projelere imza atmaya başlanıyor. TaTuta ile Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftlikleri ziyaret edip, toprağa dokunma fırsatı doğuyor. %100 Ekolojik Pazarlar ile organik tarım yapan çiftçiler, ürünlerini halka sunmaya, satmaya başlıyor. Pek çok çiftçi organik üretime adım atıyor. 2019’da yürütülen Zehirsiz Sofralar projesi ile harika başarılara imza atılıyor; 165 bin kişi zehirsiz kampanyayı destekliyor. Zehirsiz Sofralar Pestisit Eylem Ağı kuruluyor, pestisit konusunda ülke çapında farkındalık yaratılıyor ve bu projeyle yasaklanan pestisit sayısı 27’ye yükseliyor. Şu an ise Zehirsiz Kentler projesi yapılıyor. Bunların haricinde burada özetleyemediğim pek çok başarılı projeye imza atılıyor.</span></p>
<p><b>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü İl Dünya Gıda Programı tarafından oluşturulan Gıda Krizine Karşı Küresel Ağın hazırladığı Küresel Gıda Krizi raporunda, yaklaşık 193 milyon insanın akut gıda güvensizliği yaşadığı bildirildi. Bu krizin ana nedenleri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu raporu gerçekten çok acıklı buluyorum ve henüz bu gıda krizinin ne yazık ki başında olduğumuzu düşünüyorum. Bu krizin nedenlerine gelecek olursak öncelikle temelde e</span><span style="font-weight: 400;">kolojik ve sosyal ilkelere dayalı, yerel bilgi ve uygulamaları bilim ile birleştiren, doğal döngüler ve süreçlerle uyum içinde, gelecek kuşakların ve tüm canlıların yaşam hakkını gözetecek, gıda bağımsızlığının öncelik olduğu, uzun vadeli ve bütüncül tarım politikalarının olmaması. </span><span style="font-weight: 400;">Bunun devamında hepinizin bildiği üzere iklim krizi, su krizi, COVİD-19, artan enerji fiyatları ve Ukrayna’da devam eden savaş var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaş başlamadan önceki FAO verilerine baktığımızda, durumun aslında geçmişte yaşanan 2008-2011 gıda krizinden daha vahim olduğunu görüyoruz. Başlayan savaş zaten her geçen gün artan enerji fiyatlarını da vurdu ve kriz giderek kendini göstermeye başladı. Savaşın devam ettiği her geçen gün ne yazık ki bu kriz katbekat artacak. Yalnızca savaşın olduğu komşu ülkeler değil, daha geniş coğrafyalar özellikle hali hazırda gıda sorunu yaşayan ülkeler zarar görecek.</span></p>
<p><b>Küresel gıda krizinin etkilerinin kontrol altına alınması için gerekli önlemler hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında tüm parametreler göz önüne alındığında oldukça geniş bir konu. Öncelikle Birartıbir’de yayınlanan yazıda Hilal Elver’in söylediği şu sözün altını çizmek istiyorum: ‘‘</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kentlerde gıda konusunda gerçekçi adımlar atmak istiyorsak, üç-dört senede bir eleştirel raporlar hazırlamalı, bağımsız gözlemcilerin görüşlerine başvurmalıyız. Bu da tabii ancak demokrasi, kendine güven ve dayanışmayla mümkün olabilir.’’ Ülkemiz bazında demokrasi, kendine güven ve dayanışmayı hatırlatmak ve şunları söylemek mümkün; iklim değişikliği konusunda ayağı yere basan adımlar atmaya başlamalıyız, biyoçeşitlilik kaybı, iklim ve gıda krizi hususunda agroekoloji bilgisini yaygınlaştırmak ve uygulamak zorundayız artık. Kırsalı, tarımı ihmal eden, betonu ve daimî kentleşmeyi kalkınma aracı gören yanlış politika acilen bırakılmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında ise şunu kabul etmek gerekiyor, artık ülkemiz kendi kendine yetebilen net ihracatçı konumunda olan bir ülke değil. Bu kabulden sonra tersini yaşamak, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerekiyor. Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli. </span><span style="font-weight: 400;">Farklı ölçeklerde (yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğinde) tarım-gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlayacak etik ve adil politikalar desteklenmeli.</span><span style="font-weight: 400;"> Yem konusunda ise GDO’lu yem ithal etmek yerine bütüncül mera yönetimi ve doğa dostu tarımı desteklemeli, uygun üretim planlaması ile kendi yemimizi üretebilmeliyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel bazda konuşacak olursak, BM’nin yeni açıklamasına göre eğer savaş devam ederse, dünya yıllarca bitmeyecek korkunç bir küresel gıda krizini yaşayacak. Bu nedenle ilk temennimiz her zaman olduğu gibi barış. Sonra ise iklim krizi ile mücadele için farkındalıkların arttırılması ve uygulamaların yapılması. En temelde ise bu doğanın hâkimi değil de doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlayıp, onun ve bizim için yarınımızı görüp, bu doğrultuda adımlar atmak.</span></p>
<p><b>Gıda krizinin nedenlerinden önemli biri de aşırı iklim olayları, iklim olaylarının etkilerine dair neler söylemek istersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler öyle bir zamana denk geldik ki bu değişiklikleri maalesef gözlerimizle görüp, etkilerini yaşadık ve her geçen gün bu yaşayış hali biraz daha bizleri, dünyamızı ve evreni daha da vuruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim Krizi tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynaklarını, insan sağlığını, biyoçeşitliliği doğrudan veya dolaylı yoldan etkiliyor. Biz her hafta %100 ekolojik pazarlarda olduğumuz için iklim değişikliğinin tarımı, tarımsal üretimi nasıl etkilediğini yakından kederle gözlemliyoruz. 2010’ların ortasında yazılan raporlar, makaleler iklim değişikliğinin uzun dönemde su ve diğer kaynaklar üzerinde stres oluşturacağını söylerdi; tarımsal üretimi azaltacağını ve gıda güvenliğinin tehlikeye gireceğini… Öyle bir noktaya geldik ki artık bunları yaşıyoruz. Tarımsal üretim azaldı, büyük bir su krizinin ortasındayız, tarım mahsullerinde hastalıklar zararlılar ve çoğaldı, küresel salgın hastalıklar arttı; her geçen gün yeni bir salgın hastalıkla tanışıyoruz.</span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak amacınızın bireylere ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığını oluşturmak olduğunu biliyoruz, gıda krizine karşı mesajınızı bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler dünya üzerinde birbirimize görünmez iplerle bağlıyız ve üzerinde yaşadığımız doğanın da ufacık bir parçasıyız. Bu duyumu hatırlatarak gıda krizi konusunda bir dayanışma içine girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bireysel olarak bence artık hepimiz bir farkındalığın içindeyiz, şimdi bu halka büyümeli ve toplumsal olarak da aynı hedeflerle yürümeliyiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İklim Değişikliği, İnsan Hakları Meselesidir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/25/iklim-degisikligi-insan-haklari-meselesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 17:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Mücadelesi ve Hak İhlallerinde Birleşmiş Milletler Özel Prosedürlere Başvuru Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80987</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Doğa dediğimizde insanı da içine alan bir bütünlükten bahsediyoruz. İkisini ayırmadığımız, bu hakkı birlikte savunduğumuz bir şekilde konuları çalışmamız lazım. Artık tüm dünyada iklim değişikliği bir insan hakları meselesi olarak ele alınıyor.' Doğa Derneği'nden Özlem Altıparmak ile hazırladıkları Doğa Mücadelesi ve Hak İhlallerinde Birleşmiş Milletler Özel Prosedürlere Başvuru Rehberi üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/25/iklim-degisikligi-insan-haklari-meselesidir/">&#8216;İklim Değişikliği, İnsan Hakları Meselesidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Doğa Derneği olarak yayına hazırlanmasını sağladığınız<a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/doga-dernegi-doga-mucadelesi-ve-hak-ihlallerinde-birlesmis-milletler-ozel-prosedurlere-basvuru-rehberi/" target="_blank" rel="noopener"> Doğa Mücadelesi ve Hak İhlallerinde Birleşmiş Milletler Özel Prosedürlere Başvuru Rehberi</a> hazırladınız, rehberi  hazırlama hedef ve motivasyonunuzdan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80988 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ozlem-altiparmak-640x426.jpg" alt="Özlem Altıparmak" width="325" height="216" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ozlem-altiparmak-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ozlem-altiparmak-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ozlem-altiparmak.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 325px) 100vw, 325px" />Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmaları Türkiye’de yeterince bilinmediği için bir savunuculuk yöntemi olarak ne yazık ki kullanılmıyor. Bunun bir sebebi elbette dil engeli, diğeri de BM mekanizmalarının oldukça karışık bir yapıya sahip olması. Kullanılan teknik dil nedeniyle bu konudaki yayınları okuyup takip etmek de oldukça zor. Bizim rehberimizde kullandığımız “özel prosedürler” ifadesi bile insana oldukça yabancı ve anlaşılmaz geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En basit ifadeyle BM çatısı altında başvuru yapılabilecek komiteler, raportörler ve uzmanlar var. Bir yargılama makamı değil, bir denetim organı olarak düşünebiliriz. Bu mekanizmalar da sivil toplum kuruluşları ve hak sahipleri tarafından kullanılabilir. Biz bu rehberi hazırlarken bu mekanizmaları tanıtmak ve </span><i><span style="font-weight: 400;">“Doğayı korumak için böyle bir yöntem de var”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demek istedik. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Amacımız çevre savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik bir kısa yayın oluşturmak ve bu alandaki eksikliği gidermekti. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Davalar açıyoruz, kamu denetçisine başvuruyoruz, kampanyalar yapıyoruz hatta bir bölgesel mekanizma olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de kullanıyoruz ama BM yapısını ve işlevini ne yazık ki bilmiyoruz ve etkin olarak kullanmıyoruz. Amacımız çevre savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik bir kısa yayın oluşturmak ve bu alandaki eksikliği gidermekti. Rehberin dilini de oldukça basit tutmaya çalıştık. Çünkü dediğim gibi BM dili zaten yeterince karışık. BM yapısının bürokratik işleyişi, teknik usuller ve de tüm bunların üstüne komplike ifadeler devreye girince, sunduğunuz bilgi de anlaşılmaz hale geliyor.  O nedenle sade ve anlaşılır bir yayın oluşturmaya çalıştık. İstedik ki rehberi okuyan kişi bu başvuruları yapabileceğini, BM mekanizmalarına erişmenin mümkün olduğunu düşünsün. Umarım bunu başarabilmişizdir ve rehberimiz adalete erişim açısından bir araç işlevi görür. </span></p>
<p><b>Rehberde de değindiğiniz Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (BM İHK), 48. Oturumunda aldığı 13. İlke Kararı ile “güvenli, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir çevre hakkını, bir insan hakkı olarak kabul etmiştir&#8221; ilkesinden yola çıkarak yaşanan ihlallere ve doğa tahribatın önlenmesi için müdahale önerilerinize dair neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre konusundaki savunuculuk ve çalışmalara baktığımızda insan hakları bağının oldukça zayıf olduğunu görüyoruz. Bu durum sadece çevre örgütleri için değil insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları için de geçerli. İnsan hakları konusunda çalışan STK&#8217;lar için çevre, doğa ve iklim meselesi bir çalışma alanı ne yazık ki değil. Çevre STK&#8217;ları da konuyu bir insan hakları meselesi olarak ele alıp, savunuculuğu bu temelde ne yazık ki yapmıyorlar. İnsan hakları alanında özgürlük ve güvenlik hakkı, ifade özgürlüğü veya işkence gibi daha önceliklendirdikleri konular olması, insan hakları örgütlerinin gündemine çevre hakkını almasını bir anlamda engelliyor. Hâlbuki çevre ve doğaya yönelik her ihlalde, yaşam hakkımıza ciddi bir saldırı oluyor ancak konuya bütüncül bakılmadığı için, tüm dünyada doğa koruma ve insan hakları uzunca bir süre birbirinden ayrı olarak ele alınıp çalışıldı ne yazık ki.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre ve iklim konusunda çalışan kişi ve kurumlara baktığımızda ise, meseleyi sadece bir karbondan çıkış veya ekonomi meselesi gibi ele aldıklarını ve bu eksende bir politika ve söylem geliştirdiklerini görüyoruz. Oysa bu konuların en büyük etkisi insan üzerinde. Doğa dediğimizde insanı da içine alan bir bütünlükten bahsediyoruz. İkisini ayırmadığımız, bu hakkı birlikte savunduğumuz bir şekilde konuları çalışmamız lazım. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği en büyük etkisini yoksullar, yaşlılar, çocuklar, kadınlar gibi kırılgan gruplar üzerinde gösteriyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık tüm dünyada iklim değişikliği bir insan hakları meselesi olarak ele alınıyor. Bahsettiğiniz BM ilke kararı geçtiğimiz Ekim ayında kabul edildi ve BM çatısı altında bu Haziran ayında yeni bir iklim ve insan hakları raportörlüğü kurulacak. Bunlar çok önemli gelişmeler. İklim değişikliği en büyük etkisini yoksullar, yaşlılar, çocuklar, kadınlar gibi kırılgan gruplar üzerinde gösteriyor. İklim adaleti dediğimizde işte tüm bu grupların iklim değişikliği etkilerine karşı dirençli hale getirilmesini kastediyoruz. Bu politikaların hepsi, insan haklarına temas eder ve konunun hak temelli çalışılmasını gerektirir. Biz bu alandaki tüm kararları ve BM raporlarını Türkçeye çevirip kamuoyuyla paylaşmaya çalışıyoruz. İklim değişikliği, bu değişikliğin etkileri ve değişikliğe uyum stratejileri tüm örgütler için bir ortak kesen olmalı. Hepimiz bunun için dertlenmeli ve savunuculuk yöntemleri geliştirmeliyiz. Çünkü artık kuraklık, salgınlar, seller ve afetler derken hepimiz bu krizden gittikçe daha fazla etkilenir halde olacağız. Ben rehberimizin, insan hakları, doğa ve çevre savunuculuğu bağını kuvvetlendireceğini ve bu amaca da hizmet edeceğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Rehberde yer verdiğiniz  Doğa Mücadelesi ve Hak İhlallerinde Birleşmiş Milletler Mekanizmaları nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler çatısı altında insan hakları korumak ve denetim amacıyla kurulmuş </span><b>Sözleşmeye dayalı</b><span style="font-weight: 400;"> ve </span><b>Şarta dayalı</b><span style="font-weight: 400;"> mekanizmalar var. Sözleşmeye dayalı mekanizmalar, kaynağını BM sözleşmelerinden alıyor. Örneğin Çocuk Hakları Sözleşmesi için Çocuk Hakları Komitesi’nin olması gibi. Pek çoğumuzun adını duyduğu iklim aktivisti Greta Thunberg ve arkadaşları BM Çocuk Hakları Komitesi’ne başvurmuşlardı ve devletlerin iklim değişikliğini önleme konusundaki sorumluluğu ile gelecek kuşakların haklarının korunması açısından bir argüman sunmuşlardı. Benzer şekilde BM sözleşmelerine dayalı Engelli Hakları Komitesi ve İşkenceye Karşı Komite gibi komiteleri de duymuş olabiliriz. İşte bunların tamamı sözleşmeye dayalı mekanizmalardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer denetim mekanizmaları kaynağını </span><a href="http://humanrightscenter.bilgi.edu.tr/media/uploads/2015/08/01/BirlesmisMilletlerSarti.pdf"><b>Birleşmiş Milletler Şartı</b></a><span style="font-weight: 400;">’ndan alır ve bu nedenle Şarta Bağlı Denetim olarak adlandırılır. BM Şartının 1. Maddesine göre, Birleşmiş Milletler’in dört ana amacından biri “insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygıyı geliştirmek ve teşvik etmek”tir. Şarta bağlı denetim usulleri BM İnsan Hakları Konseyi (İHK)’ne şikayet ve İHK Özel Prosedürleri olarak ikiye ayrılır. İH Konseyine başvuru için ihlalin çok ağır ve sistematik olması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHK Özel Prosedürleri ise bağımsız insan hakları uzmanları olan raportörler, bağımsız uzmanlar veya çalışma gruplarının ortak adıdır. Özel Prosedürler, çalışmaları neticesinde raporlar hazırlar, ülke ziyaretleri yapar ve tekil olarak yapılan insan hakları şikayetlerini inceler. Bizim rehberimizde yer verdiğimiz ve bir yöntem olarak kullanılabileceğini belirttiğimiz denetim usulü işte bu Özel Prosedürlere “şikayet” başvuru yoludur. </span></p>
<p><b>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Özel Prosedürlerine başvuru nasıl yapılır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM Özel Prosedürlere başvuru yapmak isteyenler, BM sistemi üzerinden online bir form doldurarak başvuru yapabilirler. Başvuru için öncelikle <a href="https://spsubmission.ohchr.org/" target="_blank" rel="noopener">buradaki </a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://spsubmission.ohchr.org/">linkten</a> kayıt oluşturmanız gerekiyor. Formda mağdur ve başvurucu bilgileri ile iletişim adresleri mutlaka doldurulmalı. Bu bilgilerin kamuya açık raporlarda ve ilgili devletle yazışmalarda gizli tutulmasını istiyorsanız bu durumu özellikle belirtmeniz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru dili olarak ne yazık ki Türkçe kabul edilmiyor, başvuruları sadece İngilizce, Fransızca veya İspanyolca olarak sunabiliyorsunuz. Başvuru öncesinde ihlal ve insan hakları bağına dair detaylı bir çalışma yapmışsanız ve başvuru metninizi öncesinde hazırlamışsanız, formu doldurmanız çok basit. Başvuru metnindeki karakter limitinin 4000 karakter ile sınırlı olduğunu özellikle belirteyim. Bu nedenle hak ihlaline dair somut, gerçekçi, delillendirilmiş ve özet bilgi sunmakta fayda var. Bu metin dışında üç ayrı görsel, rapor, doküman gibi başvuruyu destekleyici belge sunabilirsiniz. Başvurunun sadece medyada çıkan haberlere dayanmaması gerektiğini ve bu tip başvuruların dikkate alınmayacağını da vurgulamak isterim. </span></p>
<p><b>Rehberinizde başvuru yapacaklara öneriler bölümü yer alıyor, özetle önerilerinizden söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa tahribatı ve çevresel zararlar söz konusu olduğunda, olayın ve gerçekleşen ihlalin insan haklarıyla olan bağını ve ilgisini mutlaka birlikte düşünmeliyiz. Çünkü insan, doğadan ayrı değil ve aslında doğanın küçük bir parçası. Doğada oluşan tahribat ve ihlallerin, bu doğa içinde yaşam bulan tüm canlıları etkileyeceği açık. İnsan da bu canlıların başında geliyor ve insan eliyle gerçekleşen tahribatın mağdurlarından biri de yine çoğu zaman insan oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğer çevremizde bir ihlal meydana geldiğini düşünüyorsak, bu ihlalin insan haklarına olan etkisini mümkünse verilerle desteklemeliyiz. Bir su kaynağına zehirli atık döküldüğünü tespit etmişsek; sağlık hakkımızın, suya erişim hakkımızın, yaşam hakkımızın etkilendiğini dikkate almalıyız. Nasıl bir etki oluştuğunu sağlık raporları, uzman görüşleri ve akademik çalışmalarla desteklemeliyiz. İhlalden etkilenen kişilere dair güvenilir ve somut veriye ulaşmak için muhtarlar, yerel sivil toplum kuruluşları ve hizmet sağlayıcı kurumlarla iletişime geçmek ve başvuru konusunda kapsamlı bir çalışma yürütmek faydalı olacaktır. İhlale ilişkin verileri toplarken yaş, cinsiyet, engellilik gibi iklim değişikliğine karşı kırılgan grupların ve kişilerin durumunu mutlaka dikkate almamız gerekir. Çünkü iklim değişikliği ve çevresel zararlar herkesi aynı şekilde ve derecede etkilemez. Krizlere direncimiz her zaman farklıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa koruma ve iklim konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının insan hakları odaklı etkin izleme, veri toplama ve raporlama yapması gerekir. Bu çıktıların da objektif ve güvenilir olması çok önemli. Aksi halde bu tahribatlar, hepimizin bildiği ancak bir türlü delillendirip, neden-sonuç ilişkisi içinde sunamadığımız ihlaller olarak kalır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rehberimizde önerileri oldukça detaylı yazdık, kısaca bu şekilde özetleyebilirim. Dediğim gibi form ve başvuru çok karmaşık değil. Önemli olan bir farkındalık sahibi olmak. Çevresel ihlallere ve tahribatlara bakışımızı hak odaklı ve BM denetim mekanizmalarını da devreye sokacak şekilde düşünmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir şey var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rehber bu ilk çalışma niteliğinde oldu. Umarım doğayı, yaşam alanlarımızı ve haklarımızı koruma konusunda hepimiz için yol gösterici olur. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/25/iklim-degisikligi-insan-haklari-meselesidir/">&#8216;İklim Değişikliği, İnsan Hakları Meselesidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültür ve Sanat Yoluyla Değişim için Diyalog Projesi Başladı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/kultur-ve-sanat-yoluyla-degisim-icin-diyalog-projesi-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 10:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[#değişimerenkkat]]></category>
		<category><![CDATA[elele destek]]></category>
		<category><![CDATA[hibe programı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat Yoluyla Değişim için Diyalog Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77856</guid>

					<description><![CDATA[<p>elele Projesi ile ilgili merak edilenleri konuştuğumuz Proje Direktörü Gizem Beştaş, Türkiye sınırları içerisinde hak temelli kültürü ve hak temelli yaratıcı sanatsal ifadeleri destekleyen nispeten küçük Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) faaliyetlerini bağımsız bir şekilde sürdürmelerini ve örgütsel kapasitelerini geliştirmeyi amaçladıklarını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/kultur-ve-sanat-yoluyla-degisim-icin-diyalog-projesi-basladi/">Kültür ve Sanat Yoluyla Değişim için Diyalog Projesi Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Çok Renkli Çok Farklı” mottosuyla yola çıkan <i>elele</i> projesi, Avrupa Birliği’nin Sivil Toplum Aracı ve Medya Programı (2018-2019) “Kültür için Temel Haklar” kapsamında desteklenip üç yıl boyunca devam edecek. Proje; Gençlik Servisleri Merkezi Derneği liderliğinde, Uçan Süpürge Vakfı ve Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) konsorsiyumu ile yürütülüyor.</p>
<p><b>2021 Mart ayında “Kültür ve Sanat Yoluyla Değişim İçin Diyalog (elele)” Projesi’ni hayata geçirdiniz. Bize projenizden kısaca bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77858 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/elele-projesi.jpg" alt="Elele projesi" width="307" height="262" />Projemiz, Türkiye’nin alanda çalışmaları ile bilinen üç köklü örgütü tarafından yürütülüyor. Projemizin iki farklı çalışma alanı var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlki; bu örgütlerin yıllardır temas ettiği Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, Malatya ve Mardin’de gençlik, kadın, kültür ve sanat alanlarında var olan ağlarla birlikte iyi yaşamı güçlendirmek. Projemizle güçlendirdiğimiz bu ağlar sayesinde kültür ve sanatın birleştirici ve iyileştirici yönünden faydalanarak 15-29 yaş aralığındaki genç kadınlar ve genç erkekler arasında kültürler ve inançlar arası diyaloğu artırmayı hedefliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkincisi ise ELELE DESTEK Diyalog İçin Kültür ve Sanat: Sivil Toplum Örgütleri Kapasite Geliştirme Hibe Programı. </span></p>
<p><b>ELELE DESTEK Sivil Toplum Örgütleri Kapasite Geliştirme Hibe Programı nedir? Neyi amaçlıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireylerin haklarını kullanmalarını sağlayan, örgütlü toplum yapısının temelini oluşturan sivil toplum örgütleri, demokrasinin ve toplumsal değişimin yapı taşlarını oluşturuyor. Bu yüzden ELELE DESTEK, #değişimerenkkat sloganıyla hareket eden bir alt &#8211; hibe programı. İki ayrı çağrıda her STÖ’ye 15.000 &#8211; 25.000 Avro aralığında olmak üzere toplam 1.000.000 Avro hibe dağıtarak Türkiye sınırları içerisinde hak temelli kültürü ve hak temelli yaratıcı sanatsal ifadeleri destekleyen nispeten küçük Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) faaliyetlerini bağımsız bir şekilde sürdürmelerini ve örgütsel kapasitelerini geliştirmeyi amaçlıyor.</span></p>
<p><b>Peki, hangi alanlarda kapasite geliştirmekten bahsediyoruz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alt &#8211; hibe programında dağıtılan hibeler kapsamında uygun görülen maliyetler, sadece ve sadece az önce de ifade ettiğim gibi kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren STÖ’lerin kapasitelerini geliştirmeye yönelik. Sıklıkla karıştırılıyor ama vurgulamak isterim ki kültür ve sanat alanında organize edilecek etkinlikler, bu program kapsamında desteklenmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç yılın sonunda ELELE DESTEK alt &#8211; hibe programından beklediğimiz çıktı, genç kadınlar ve genç erkekler için kültürler ve inançlar arası sanat etkinlikleri düzenleyen STÖ’lerin yönetişim, insan kaynakları yönetimi, organizasyon ve etkinlik, dijital dönüşüm ve iletişim, hareketlilik ve ağ alanlarında güçlenmiş örgütsel kapasiteye ulaşmasıdır. Özetle kültür ve sanat alanında aktif faaliyet gösteren dernek, vakıf ve kâr amacı gütmeyen kooperatiflerin yarattığı etkinin tabana yayılması için eleleyiz…</span></p>
<p><b>elele Projesi’nin konsorsiyum ortaklarının her biri (Gençlik Servisleri Merkezi Derneği, Uçan Süpürge Vakfı ve Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı) sivil toplum alanında uzun yıllara dayanan önemli deneyimlere sahip. Konsorsiyum ortaklarınızın gençlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sanat alanındaki birikimleri, bu projeye nasıl yansıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her bir konsorsiyum ortağımız birbirinden farklı alanlarda uzun yıllara dayanan tecrübelere sahip. Bu farklılıkların elele Projesi ile bir araya gelmesini büyük bir şans olarak görüyoruz. Bu yönüyle gençlik haklarını, kadın haklarını, her bireyin kültürel yaşama özgürce katılma, sanattan yararlanma hakkını ve toplumsal cinsiyet eşitliği hassasiyetini gözetmek, projemizin en önemli değerlerini oluşturuyor. Bu doğrultuda; projemizin faaliyet illerinde kurduğumuz kültür ve sanat hareketi olan elele Diyalog Platformu, kültür ve sanat alanından genç aktivist, STÖ, sanatçı, akademisyen gibi farklı deneyimlerden kişi ve kurumları bir araya getiriyor. Bu sayede yerelde iş birliğini artırırken kültür ve sanatın farkındalık ve dönüşüme katkı sağlayan yönünden faydalanarak kalıcı ve sürdürülebilir bir etki yaratmayı hedefliyor. elele Diyalog Platformu ile düzenleyeceğimiz #çokrenkliçokfarklı sanat performans etkinliklerimizi ve atölyelerimizi projemiz illerindeki gençler ile düzenliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençler! Etkinlik fikirleriniz için detaylı bilgiye </span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://elele.eu/elele-diyalog/" target="_blank" rel="noopener">web sitemizden</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><b>Son olarak web sitenizi ve sosyal medya kanallarınızı incelediğimiz zaman dikkatimizi çeken bir şey oldu. Neden ‘elele’ ismini küçük kullanıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">elele Projesi, ayrımcılık ve ötekileştirme ile hak temelli bir şekilde mücadele eden, keskin köşeleri yok sayan kapsayıcı bir proje. elele büyük harfle yazıldığında ortaya çıkan keskin köşeler, bizi hiçbir şekilde yansıtmamakta. Küçük harflerin yuvarlak hatları ise projeyi tam anlamıyla ifade ediyor. Bu nedenle ekipçe bu kararı almış bulunuyoruz. Ayrıca ayrımcılık, cinsiyetçilik ve kadın hakları üzerine çalışmaları ile tanınan, büyük harf kullanımını reddeden feminist aktivist, akademisyen bell hooks’un bu kararı almamızda yol göstermiş olduğunu belirtmek isterim. Kendisine buradan sevgiler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/kultur-ve-sanat-yoluyla-degisim-icin-diyalog-projesi-basladi/">Kültür ve Sanat Yoluyla Değişim için Diyalog Projesi Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinde Farklı Özne ve Kitaplarla Gençleri Bir Araya Getirmek İstedik&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/19/toplumsal-cinsiyet-esitligi-perspektifinde-farkli-ozne-ve-kitaplarla-gencleri-bir-araya-getirmek-istedik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 08:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Beril Günay]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77766</guid>

					<description><![CDATA[<p>'8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü perspektifinde ortaya çıkan bir projeydi bu. İstedik ki toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinde farklı öznelerle, farklı kitaplarla gençleri bir araya getirelim. Toplumsal cinsiyeti bir analiz aracı, kategorisi olarak kullanalım.  Bunun üzerine farklı öznelerle bir deneyim paylaşımı geliştirelim istedik. Tam da istediğimiz gibi oldu.' Sivil Toplum Araştırmaları Derneği (STAD) yönetim Kurulu Başkanı Beril Günay ile faaliyetler, projeler ve devam eden Yaşayan Kitaplar Projesi’ni konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/19/toplumsal-cinsiyet-esitligi-perspektifinde-farkli-ozne-ve-kitaplarla-gencleri-bir-araya-getirmek-istedik/">&#8216;Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinde Farklı Özne ve Kitaplarla Gençleri Bir Araya Getirmek İstedik&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Günay, aynı yerde yüksek lisansına devam ediyor </span><span style="font-weight: 400;">ve sivil toplum çalışmalarında hem aktif bir gönüllü hem de profesyonel olarak yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77777 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/beril-gunay-640x852.jpeg" alt="" width="275" height="366" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/beril-gunay-640x852.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/beril-gunay.jpeg 769w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" />Günay, farklı sivil toplum kuruluşlarında çalışan profesyonel ve gönüllülerin bir araya gelerek oluşturdukları, yerel sivil toplum örgütlerinin kapasitesini geliştirmeyi ve Türkiye’deki sivil toplum çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlayan STAD’ı 2020 </span><span style="font-weight: 400;">yılında kurduklarını ve Covid 19 pandemisi nedeniyle henüz yüz yüze faaliyet yapamadıklarını ancak çalışmalarını dijital ortamda gerçekleştirmeye devam ettiklerini söyledi. Ayrıca bir üniversite şehri olan Tekirdağ’da sivil toplum kültürünün ve sivil toplum örgütlerinin kapasitesinin geliştirilmesinin çok önemli olduğunu  ekledi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurulduktan çok kısa bir süre sonra 1 Aralık Dünya AIDS Farkındalık Günü kapsamında Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı tarafından fonlanan bir proje olan “Gencim ve Güvendeyim Projesi” ile çalışmalarına başladıklarını belirten Günay, proje kapsamında </span><span style="font-weight: 400;">Ödüllü HIV/AIDS ve Toplumsal Cinsiyet Quiz Gecesi düzenlediklerini, </span><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Araştırmaları Derneği toplumsal cinsiyet eğitmeni ve kolaylaştırıcıları ile 4 farklı Online Toplumsal Cinsiyet Eğitimleri gerçekleştirdiklerini ekledi. Bu eğitimler sonunda 67 gence ulaşıldığını ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında gençlerin daha interaktif ve derinlemesine bilgi edinebilmeleri için Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği&#8217;nin akran eğitmenleri desteği ile HIV/AIDS atölyesi düzenlediklerini söyleyen Günay, toplamda 102 gence ulaştıklarını aktardı. Bu çalışmalarla gençlerin toplumsal cinsiyet rolleri, farklı alanlardaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve gündelik pratiklerdeki eşitsizlikler, HIV ve AIDS, cinsel sağlık konularında düşünmeleri, deneyimlerini paylaşmaları ve farkındalık kazanmalarını sağlamış olduklarını söyledi. Projeyle yedi bölgeden gençlere ulaştıklarını ve planlanan 2 toplumsal cinsiyet eğitiminin sayısını artırdıklarını belirten Günay, aynı çalışmayı “</span><span style="font-weight: 400;">Gencim ve Güvendeyim 2 Projesi” ile </span><span style="font-weight: 400;">2021 yılında da </span><span style="font-weight: 400;">gerçekleştirdiklerini</span><span style="font-weight: 400;"> sözlerine ekledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beril Günay, bunun haricinde Sivil Düşün tarafından desteklenen bir aktivizm akademisi yürüttüklerini paylaştı. Bu çalışmayla amaçlarının gençlerin dijital alanda aktivizmlerini geliştirmek, savunuculuk alanında onları dijital araçlarla tanıştırmak, metot ve araçlar kazandırmak, sorumluluk alanında örgütlenmelerini sağlamak olduğunu belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günay, herhangi bir fon almadan, derneğin öz kaynakları ile hayata geçirdikleri “Yaşayan Kitaplar Projesi” hakkında ise şunları söyledi: &#8221;Yaşayan kütüphane metodolojisine farklı sivil toplum örgütlerinin çalışmalarından aşinaydık, bizler bu çalışmayı dijital ortama entegre ederek “Yaşayan Kitap Projesi” olarak kurguladık. Çevrim içi de olsa birçok insanın aynı zaman diliminde uygun olması ve bir araya gelmesi çok da kolay değil. Gönüllülerimizle birlikte bu projeyi kurguladık. Aslında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü perspektifinde ortaya çıkan bir projeydi bu. İstedik ki toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinde farklı öznelerle, farklı kitaplarla gençleri bir araya getirelim. Toplumsal cinsiyeti bir analiz aracı, kategorisi olarak kullanalım. Bunun üzerine farklı öznelerle bir deneyim paylaşımı geliştirelim istedik. Tam da istediğimiz gibi oldu diyebilirim.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelen talepler doğrultusunda bu buluşmalara devam ettiklerini ve sekiz kitabın katılımıyla uzun soluklu bir etkinlik olduğunu söyleyen Günay, bu etkinliği küçük ve kapalı gruplara, yaygın eğitim yöntemiyle uyguladıklarını belirtti: &#8220;Genellikle 10 kişilik gruplarla 1,5- 2 saatlik etkinlikler yapıyoruz. Bir başvuru yayımlıyoruz, başvuruları değerlendirme aşamasından geçirerek katılımcıları belirliyoruz. Kişisel verilerin korunması kanununa son derece özen göstererek yapıyoruz çalışmalarımızı, bu nedenle ve katılımcıların kendilerini güvende hissetmelerinin, deneyim aktarımı için çok önemli olduğunu bildiğimiz için buluşmalarda kayıt almıyoruz.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar yaptıkları yaşayan kitap etkinliklerinde, ilk olarak k</span><span style="font-weight: 400;">adın sığınma evleri ve kadına yönelik her türlü şiddet biçimi hakkında merak edilen soruları yanıtlamak için bir araya geldiklerini, ikinci olarak ise kadın çalışmaları araştırmacısı ve gazeteci Deniz Erdoğan&#8217;ı konuk ettiklerini söyleyen Günay, bu buluşmada, pavyon kültürü ve pavyon kültüründe erkeklik ile ilgili merak edilen soruların yanıtlandığını ekledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programın üçüncü konuğu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu&#8217;nda gönüllü avukatlık yapan Gül Erdoğmuş ile 25 Nisan 2021 tarihinde kadına yönelik her türlü şiddet biçimi, İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun, platform faaliyetleri, hukukçu olmak ve Türkiye’de kadın hareketi hakkında merak edilen sorular yanıtlanırken, dördüncü konuk, Kadın Danışma Merkezi Sosyal Hizmet Uzmanı Ege Hazal Yıldız soruları yanıtlamak ve deneyim paylaşımında bulunmak üzere ekiple buluşmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beşinci buluşmada yerel yönetimler ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki soruları yanıtlamak üzere Merve Demircan ile bir araya geldiklerini söyleyen Günay, kadın sığınma evlerinin LGBTİ+ bireyleri ne kadar kapsayıcı olduğu ve kadın sığınma evlerinin tarihçesinin de buluşmalarının konularından biri olduğunun altını çizdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günay, altıncı buluşmada cinsiyet geçiş sürecinde bir aktivist olan Utku Kutbay&#8217;ı konuk ettiklerini söylerken, yedinci bulaşmada feminist Jinekolog Dr. Gizem Kaplan&#8217;ın, HPV ve rahim ağzı kanseri üzerine soruları yanıtladığını belirtti. Sekizinci ve son buluşmada ise Mehmet Can Yazıcıoğlu, HIV farkındalığı ve sosyal hizmet üzerine sorulara yanıt vermek üzere ekiple buluştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günay son olarak; </span><span style="font-weight: 400;">Yaşayan Kitap etkinliklerinin yazılı kaynaklara dönüştürülmesi yönünde talepler aldıklarını ve bu çalışmanın çok değerli olacağını düşündüklerini ekledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/19/toplumsal-cinsiyet-esitligi-perspektifinde-farkli-ozne-ve-kitaplarla-gencleri-bir-araya-getirmek-istedik/">&#8216;Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinde Farklı Özne ve Kitaplarla Gençleri Bir Araya Getirmek İstedik&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Krizlerin Yarattığı Yaraları Sarmak ve Mevcut İlişkileri Onarmak Elimizde&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/krizlerin-yarattig%cc%86i-yaralari-sarmak-ve-mevcut-ilis%cc%a7kileri-onarmak-elimizde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 13:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Üreticilerin Ekolojik ve Sosyal Açıdan Adil Dönüşümünü Destekleme Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türetim Ekonomisi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77223</guid>

					<description><![CDATA[<p>'İklim krizinin etkileri arttıkça kadınların doğrudan üretimlerine etki eden bir döngü bulunmakta. Bu durum da dolaylı olarak kadınların ekonomik olarak bulundukları pozisyonları etkilemekte.' Türetim Ekonomisi Derneği Proje Koordinatörü Büşra Yar ile dernek faaliyetleri ve Kadın Üreticilerin Ekolojik ve Sosyal Açıdan Adil Dönüşümünü Destekleme Projesi üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/krizlerin-yarattig%cc%86i-yaralari-sarmak-ve-mevcut-ilis%cc%a7kileri-onarmak-elimizde/">&#8216;Krizlerin Yarattığı Yaraları Sarmak ve Mevcut İlişkileri Onarmak Elimizde&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büşra Yar<b>, </b>2015 yılının Aralık ayında kurulan Türetim Ekonomisi Derneği’nin, ürün ve hizmet üreticilerinin üretim süreçlerinin ekolojik ve sosyal yapılara daha yararlı bir hale getirilmesi, ürün ve hizmet satın alanların ise bu faaliyetlerini daha ekolojik ve sosyal yapılara yararlı bir şekilde sürdürmelerine katkıda bulunmak amacı ile kurulduğunu ve derneğin temel hedefinin türetim ekonomisi ismini verdiği sistemi yaygınlaştırarak mevcut ekonomik yapıların ekolojik ve sosyal açıdan adil dönüşümünü sağlamak ve bu sayede gezegenimizin geleceğini güvene dayalı ilişkilerle korumayı sağlamak olduğunu belirtiyor.<b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77226 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/busra-yar-640x1138.jpg" alt="Büşra Yar" width="202" height="359" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/busra-yar-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/busra-yar.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 202px) 100vw, 202px" /></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yar, türetim ekonomisinin bir göl ya da orman gibi verimli, gezegeni destekleyen ve iyileştiren bir ekonomik ekosistem olduğunu, doğaya ve topluma minimum negatif veya mümkünse pozitif etki eden, makro ölçekli döngüsel bir ekonomi olduğunu söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin türetim ekonomisi fikrini yaygınlaştırmak adına, başta Good4Trust.org ile türetim ekonomisini fiilen hayata geçirmek üzere yaptığı iş birlikleri gibi bugüne kadar çeşitli kurumlarla iş birlikleri geliştirdiği ve projeler yürüttüğü bilgisini verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projelerine dair iki örnek veren Yar, &#8221;Bunlardan biri, GEF-SGP desteği ile yürütülen </span><span style="font-weight: 400;">“Türetim Ekonomisi ile Kazdağları ve Edremit Körfezi Bölgesinin Tarımsal Biyolojik Çeşitliliğini Koruma Projesi” </span><span style="font-weight: 400;">kısaca </span><span style="font-weight: 400;">Kuzey Ege Çarşısı </span><span style="font-weight: 400;">projesidir. Proje kapsamında, Kuzey Ege bölgesinden 30 adet üreticiyle birlikte çalışıldı, ihtiyaçlarına yönelik atölye ve etkinlikler düzenlendi. Üreticilere Good4Trust.org işbirliği ile </span><span style="font-weight: 400;">yeni bir satış kanalı </span><span style="font-weight: 400;">oluşturuldu, </span><span style="font-weight: 400;">Kuzey Ege Çarşısı </span><span style="font-weight: 400;">açıldı. Üreticilerin </span><span style="font-weight: 400;">tanıtım filmleri </span><span style="font-weight: 400;">çekildi. Bölgedeki sorunlara ve ekonomik yapıya odaklanan </span><span style="font-weight: 400;">Krizden Çıkış: Türetim Ekonomisi – Kuzey Ege </span><span style="font-weight: 400;">raporu hazırlandı. Bir diğer önemli projemiz ise Hrant Dink Vakfı Hibe Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen, Kazdağı Koruma Derneği ile ortak olarak yürüttüğümüz </span><span style="font-weight: 400;">Kadın ve İklim (Kad.im) Projesi </span><span style="font-weight: 400;">ise derneğimizin bir diğer önemli projesidir. Türkiye’de farklı coğrafyalarda iklim ve biyoçeşitlilik kriziyle mücadele etmekte olan, farklı alanlarda üretim yapan kadın topluluklarının görünürlüğünü sağlamak temelinde kurgulanan proje; kadınları toplumsal ve ekonomik hayata dahil etmek, iklim ve biyoçeşitlilik krizi ile mücadeleye onarıcı faaliyetleri ile katkı sunacak kadın örgütlenmelerini güçlendirmek ve ekolojik mücadele ve savunuculuk paralelinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gündeme getirmeyi amaçlamıştır. Ekoloji ve ekonominin birbirini desteklediği, aynı yönde ilerlediği kadın örgütlenmelerinin oluşturduğu örnekler ile kadın topluluklarının bir araya gelişlerini ve dayanışmalarını desteklerken, bir yandan da mevcut krizlere ışık tutarak kamusal çözümler aranmasını yolu açılmış, toplulukların farkındalığını arttırarak ekolojik ve sosyal dönüşümü mümkün kılacak şekilde güçlenmelerine destek sağlanmıştır. Proje kapsamında; “</span><span style="font-weight: 400;">Kadim</span><span style="font-weight: 400;">” Belgeseli, “</span><span style="font-weight: 400;">Yaşamla Bir Oluyorum</span><span style="font-weight: 400;">” Şarkısı, Kadın ve İklim </span><span style="font-weight: 400;">Araştırma Raporu</span><span style="font-weight: 400;">, İhtiyaç Analizi </span><span style="font-weight: 400;">Araştırma Raporu</span><span style="font-weight: 400;">, Adil ve İyi Uygulamalar </span><span style="font-weight: 400;">Rehberi</span><span style="font-weight: 400;">, </span><span style="font-weight: 400;">Kadim.org </span><span style="font-weight: 400;">İnternet Sitesi ve bir </span><span style="font-weight: 400;">Dayanışma Ağı </span><span style="font-weight: 400;">ortaya çıkarılmıştır.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büşra Yar, Türetim Ekonomisi Derneği’nin aynı zamanda Açık Açık Sosyal Girişim, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ve Adil Ticaret Türkiye ağı kurucu üyesi olduğunu ekledi sözlerine.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yar, Fransa Büyükelçiliği’nin desteği ile yürüttükleri Kadın Üreticilerin Ekolojik ve Sosyal Açıdan Adil Dönüşümünü Destekleme Projesi’nin temel amacı, işini sürdürülebilir ve adil hale getirmek için desteğe ihtiyaç duyan tüm üreticilere çevrim içi, kolay, erişilebilir materyaller ve derslerden oluşan bir e-öğrenme programının ilk adımını atmak, olduğunu söyledi. Projede öncelikle 30 kadının üretiminin, ekolojik ve sosyal açıdan adil dönüşümünü desteklemek amacıyla 10 hafta sürecek online eğitimler verileceğini belirten Yar, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir finans, ekip içi sosyal iletişime kadar farklı alanlarda olacak eğitimlerle üretimini daha adil bir şekilde yapmak isteyen kadınlara yol gösterici kaynak oluşturulacağını ekledi. Eğitimlerde, katılımcılar hem eğitmenlerden hem de birbirlerinden öğrenme pratikleri geliştirerek daha adil bir üretimin ve kadınların ekonomik dinamikteki yerinin güçlenmesini mümkün kılacağına değinen Yar, 10 haftalık eğitimlerin ardından eğitim başlıkları birer video eğitim içeriği olarak kurgulanacak ve kadim.org web sitesinden üretimin adil bir şekilde yapmak isteyen herkesin erişimine açık hale getirileceğini, bu sayede uzun vadede ekolojik temelli üretimlerin artması ve iklim krizi ile mücadelede üretim süreçlerinin etkisinin anlaşılması hedeflendiğini ve <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSexz7RLDkxE7QxZ4SijwVZYZeY-jwUidMo7QxV-9JHjtXkPLQ/viewform">eğitimlere başvurmak isteyenlerle </a></span><span style="font-weight: 400;"> yapılabileceğini sözlerine ekledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz yıl Hrant Dink Vakfı’nın destekleri ile yürüttükleri </span><span style="font-weight: 400;">Kadın ve İklim Projesinde </span><span style="font-weight: 400;">iklim ve biyoçeşitlilik krizleri ile mücadeleyi, üretimleri ile veren kadın toplulukları ile çalıştıklarını söyleyen Yar, bu süreç içerisinde henüz üretime başlayacak olanlar ve/veya üretime başlamış ancak üretim süreçleri ekolojik ve sosyal açıdan adil olarak dönüştürmek isteyenler için yeterli kaynak bulunmadığını gördüklerini belirtti: &#8221;Eksik gördüğümüz kaynağı, hali hazırda deneyimi olan eğitmenlerin, bu eğitimlere ihtiyacı olanlarla bir araya gelerek uygulamalı ve teorik olarak aktarabileceği bir eğitim modülü oluşturarak çözebiliriz. Projede hedef grubumuz kadınlar. Çünkü, BM verilerine göre, iklim ve biyoçeşitlilik krizleri kadınları, erkeklere oranla çok daha fazla etkiliyor. Bunun nedenleri arasında ise kadınların üretimlerinin doğa ile daha bağlı olması var. İklim krizinin etkileri arttıkça kadınların doğrudan üretimlerine etki eden bir döngü bulunmakta. Bu durum da dolaylı olarak kadınların ekonomik olarak bulundukları pozisyonları etkilemekte. Tam da bu noktada kadınların ekolojik üretimleri desteklenerek hem iklim krizinin etkilerini azaltma konusunda birliktelik yaratılabilir hem de üretim yapmak isteyen kişilere bir yol göstericilik yapılabilir. Bu nedenlerden dolayı projenin birincil hedef grubu üretim yapmak isteyen veya üretim yapan ancak süreçlerini ekolojik ve sosyal açıdan adil olarak dönüştürmek isteyen kadınlar. İkincil hedef grup ise cinsiyet ve ekonomik statüden bağımsız, üretimini doğayla uyumlu yapmak isteyen tüm grup, kişi ve şirketler. Projede, ekolojik ve sosyal açıdan adil üretim yapmak isteyen üreticilerin sayısını artırmak; üretimini ekolojik temelli yapmak isteyen kişilere kaynak çeşitliliği yaratmak; iklim ve biyoçeşitlilik krizleri ile mücadelenin önünü daha adil bir ekonomi ile açmak; kadınların ekonomik dinamiklerdeki yerlerini güçlendirmek hedeflerimiz. Projede ilk aşama 30 kadın yararlanacak olsa da ilerleyen süreçlerde yeterli kaynak buldukça dayanışmanın güçlenmesi adına bu eğitimlerin yaygınlaştırılması için çaba sarf edeceğiz. İlk etapta projedeki eğitimlerden yararlanamayan kişiler için düzenli olarak içerikler oluşturarak gerek sosyal medya hesaplarından gerekse mail adresleri ile iletişime geçerek bilgi aktarımı yapmaya devam edeceğiz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye coğrafyasının her geçen gün gezegenin geri kalanına benzer bir şekilde, ama biraz daha fazla, gerek ekonomik gerek ekolojik krizle yüzleştiğini söyleyen Büşra Yar, &#8221;Bu krizleri yavaşlatmak ve durdurmak; krizlerin yarattığı yaraları sarmak ve mevcut ilişkileri onarmak elimizde. Tüketim ve yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmediğimiz sürece gezegenin içinde bulunduğu krizleri aşmamız pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle değişimi dayanışmayla güçlendirmemiz gerekli. İşte Türetim Ekonomisi Derneği olarak yapmaya çalıştığımız şey tam da bu, dayanışmayı güçlendirerek ekonomiyi ekolojik ve sosyal açıdan adil hale getirmek. Bu nedenle herkese tüketimden vazgeçmeleri ve doğaya, insana dost üreticileri tercih ederek türetim ekonomisini güçlendirmeleri için çağrıda bulunmak istiyoruz.&#8221; dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/krizlerin-yarattig%cc%86i-yaralari-sarmak-ve-mevcut-ilis%cc%a7kileri-onarmak-elimizde/">&#8216;Krizlerin Yarattığı Yaraları Sarmak ve Mevcut İlişkileri Onarmak Elimizde&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
