<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dilek Akkuş, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/dilek-akkus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/dilek-akkus/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:07:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Dilek Akkuş, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/dilek-akkus/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şehre Bak Gençlerin Hikâyelerinden Yakın Tarihin İzini Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/sehre-bak-genclerin-hikayelerinden-yakin-tarihin-izini-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2017 08:23:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Şehre Bak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Sanat Merkezi program koordinatörü Övgü Gökçe, Hatırlamak ve Anlatmak İçin Şehre Bak Projesi’nin gençlerin üretimleri üzerinden Türkiye’nin son beş yıllık tarihini anlama imkanı sunduğunu belirtiyor. Diyarbakır Sanat Merkezi’nin (DSM) 2002 yılında Anadolu Kültür’ün Diyarbakır ayağı olarak kurulduğunu belirten program koordinatörü Övgü Gökçe, bölgedeki sanat ortamıyla Türkiye’nin diğer yerleri ve uluslararası sanat kurumları arasında köprü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/sehre-bak-genclerin-hikayelerinden-yakin-tarihin-izini-suruyor/">Şehre Bak Gençlerin Hikâyelerinden Yakın Tarihin İzini Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır Sanat Merkezi program koordinatörü Övgü Gökçe, Hatırlamak ve Anlatmak İçin Şehre Bak Projesi’nin gençlerin üretimleri üzerinden Türkiye’nin son beş yıllık tarihini anlama imkanı sunduğunu belirtiyor.</strong><span id="more-19050"></span></p>
<figure id="attachment_18517" aria-describedby="caption-attachment-18517" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-18517 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/övgü-gökçe-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /><figcaption id="caption-attachment-18517" class="wp-caption-text">Övgü Gökçe</figcaption></figure>
<p>Diyarbakır Sanat Merkezi’nin (DSM) 2002 yılında Anadolu Kültür’ün Diyarbakır ayağı olarak kurulduğunu belirten program koordinatörü Övgü Gökçe, bölgedeki sanat ortamıyla Türkiye’nin diğer yerleri ve uluslararası sanat kurumları arasında köprü kurmak ve yereldeki sanatçıları desteklemek gibi amaçları olduğunu ifade ediyor. DSM olarak şu anda iki programa yoğunlaştıklarını belirten Gökçe, her iki projenin de &#8216;görünürlülük&#8217;  çalışması olduğunu belirterek, ‘’Şu an devam eden ana işlerimiz iki program alanı üzerinde yürüyor. Bunlardan ilki gençlerin fotoğraf ve video üretimine yönelik, Anadolu Kültür ve DSM’nin birlikte yürüttüğü 2013’ten beri devam eden ‘Hatırlamak ve Anlatmak İçin Şehre Bak’ projesi, diğeri ise Kurdilit web sitesi. Şehre Bak, gençlerin sözünü, hikayelerini, KurdiLit de Kürtçe edebiyat üretimini görünür kılmaya çalışıyor’’ diye konuştu.</p>
<p>‘Hatırlamak ve Anlatmak İçin Şehre Bak” projesinin Türkiye’nin batısı ve doğusundaki çeşitli şehirlerden gençleri bir araya getirerek fotoğraf ve video aracılığı ile hikâyeler anlattıkları uzun soluklu bir üretim programı olduğunu belirten Gökçe, fikir aşamasından, işlerin sergilenmesine kadar ki tüm süreci danışman ve yürütücü ekiple birlikte yaklaşık 20 ila 25 gencin yürüttüğünü belirterek, bu yıl Antep ve Bursa’nın da projeye dahil olduğunu ifade etti.</p>
<p>Şehre Bak’ın Türkiye’nin değişen siyasal konjonktürü ile birlikte gençlerin şehirlerine, ülkelerine anlatmak istediği meseleye bakışlarının nasıl değiştiğini gözlemleme imkanı veren bir proje olduğunu da belirten Gökçe,  “2013’te BAK başladığında Türkiye’nin batısından doğusuna ümitli bir atmosfer vardı. İyimser bir geliş gidiş fark ettik gençler arasında ve birbirlerinin hikâyelerine dair bilmedikleri şeyi keşfettiler. Geçtiğimiz 2.dönem tam tersi, çatışma süreci başlamak üzereyken gerçekleşti. Yani gençlerin bir arada olma, iş üretme iradesinde bir değişiklik olmasa da daha farklı bir tedirginliğin baş gösterdiğini, bölgedeki gençlerin, diğer illerdeki gençlerden daha kaygılı olduklarını gördük. Bu son dönemde ise tamamıyla doğu- batı olmaksızın karamsar ve kendi hayatlarında çok fazla tutunacak bir hikaye kalmadığını söyleyen, bu hikâyelere ortak üretim sürecine tutunarak ilerleyen gençlerin olduğu bir dönemle karşılaştık. Bizim içinde son beş yıllık Türkiye’nin tarihini izlemenin bir yolu aslında” şeklinde anlatıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/sehre-bak-genclerin-hikayelerinden-yakin-tarihin-izini-suruyor/">Şehre Bak Gençlerin Hikâyelerinden Yakın Tarihin İzini Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2017 05:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağdurları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18293</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAMER araştırma merkezinin yaptığı İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasına göre, haklarında bir suçlama ve karar bulunmayan insanların ihracı ve bu konuda hukuk yollarının kapalı olması; toplumsal yarayı derinleştiriyor. Araştırmanın yürütücülerinden Serhat Temel, mağdurlarının büyük çoğunluğunun yaşanan durumu ‘zulüm’ kelimesiyle nitelendirdiğini belirtiyor. SAMER’i  Diyarbakır’da böyle bir araştırma yapmaya sevk eden sebeplerle başlayalım… Diyarbakır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/">Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAMER araştırma merkezinin yaptığı İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasına göre, haklarında bir suçlama ve karar bulunmayan insanların ihracı ve bu konuda hukuk yollarının kapalı olması; toplumsal yarayı derinleştiriyor. Araştırmanın yürütücülerinden Serhat Temel, mağdurlarının büyük çoğunluğunun yaşanan durumu ‘zulüm’ kelimesiyle nitelendirdiğini belirtiyor.</strong><span id="more-19015"></span></p>
<p><strong>SAMER’i  Diyarbakır’da böyle bir araştırma yapmaya sevk eden sebeplerle başlayalım…</strong></p>
<p>Diyarbakır merkezli bir şirket olduğumuz için daha çok Diyarbakır özelinden başlayıp bölgeye doğru bu çalışmaları yapıyoruz. Bu şehirde, bu bölgede yaşıyoruz ihraçların yarattığı toplumsal kırılmaları, travmaları bire bir görüyoruz. Bunu sokakta ya da oturup çay içtiğiniz bir mekânda görmek gayet mümkün. Ve buradan yola çıkarak bir çalışma yapmaya karar verdik. kendi gözlemlerimizin dışında veriler olarak ne toplayabiliriz ne elde edebiliriz böyle bir çalışma başlatmaya kara verdik. Bu çalışmanın gerçekten de bizim de beklemediğimiz sonuçları çıktı. Görmek, duymak ve  insanlara oturup bire bir konuşmak arasındaki o muazzam farkı yeniden gördük. Zaten raporun içeriğine bakıldığında bu durum görülecektir. <img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-18294 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/Serhat-Temel-1-256x300.jpeg" alt="" width="256" height="300" /></p>
<p><strong>İhraç edilenlerin bir çoğu Resmi Gazete’de ismi geçtiğinde öğrendiler. Bunun dışında farklı yaşayanlar veya duyanlar olmuş mu?</strong></p>
<p>Söylediğiniz gibi, görüşmecilerin büyük çoğunluğu ihraç edildiklerinin kendilerine haber verilmediğini, Resmi Gazete’den öğrendiklerini belirtiyorlar. Örneğin biri, tanıdığı veya arkadaşı listede var mı diye bakarken kendi ismiyle karşılaşmış. Görüştüğümüz bir hemşire çalıştığı hastaneye gidiyor kartını okutuyor kapı açılmıyor. Sonrasında hastanenin güvenlikçisi geliyor. Hemşireye ‘muhtemelen ihraç olmuşsun hemşire hanım’ diyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rapordaki vurgulardan biri ihraç edilenlerin sebebini bilmedikleriyle ilgili.</strong></p>
<p>Evet. Hiçbiri neden ihraç edildiğini bilmiyor. FETÖ’yle hiçbir ilişkisi olmayan özellikle KESK’e bağlı sendikalardan ihraç edilenlerin hiç biri neden ihraç edildiğini bilmiyor. Hatta bununla ilgili savcılığa gidip başvuru yapanlara, kendi kurumlarındaki amirleri ile görüşenlerin hiçbirine bir cevap verilmemiş. İhraç sebebi bildirilmiyor. Neden ihraç edildiğini bilmediği için bu durumu nereye koyacağını bilmiyor. Bir görüşmeci şunu söylüyor; “Neden ihraç edildiğimi bilsem, bana söylense ve yaptığım bir şeyse ‘bunu yaptım, karşılığı buymuş’ diyeyim. Yapmadığım bir şeyse de bunu ispatlayayım, işime geri döneyim.”</p>
<p>Böyle bir imkân, olanak yok. Bununla birlikte sendikalar üzerinden bölge idare mahkemelerine başvurular oluyor. Başvuruların tamamı gerekçesiz ret ediliyor.  OHAL komisyonuna başvuru yapmadan mahkemeye gelemiyorsunuz. Bu şekil ciddi bir kırılma ve güvensizlik var. Görüşmelerde en çok kullanılan sözcük ‘zulüm’ sözcüğüydü. ‘Bu durumla ilgili ne hissediyorsunuz” diye sorduğumuz çok kişi ‘Bize zulüm edildiğini düşünüyoruz’ dediler. Bir çok  görüşmeci aynı görüşme içerisinde birden fazla bu sözcüğü kullandı. Cinsiyet, yaş, meslek fark etmeksizin.</p>
<p><strong>Araştırmada kaç kişiyle görüşme yaptınız? Cinsiyet veya meslek grupları üzerinden bir ayrım yapıldı mı ?</strong></p>
<p>22 kadın 18  erkek 40 kişi ile görüştük. Milli eğitim, sağlık ve büro emekçileri ile görüştük. Bir tek meslek değil genel itibariyle farklı meslekteki ihraçlara ulaşmaya çalıştık.</p>
<p><strong>İhraç sayılarıyla ilgili verilere ulaşabildiniz mi?</strong></p>
<p>Türkiye’de KHK’larla ihraç edilenlerin  toplam sayısı 142 bin civarı. Bölgedeki ihraçlar 16 bin 413 kişi. Ama bu sayıya, belediye personelleri yani sözleşmesi bitip ve yenilenmeyen 36.madde ile ihraç edilenler ya da kayyumlar atandıktan sonra işten çıkarılanlar ekli değil. Bu sayı, sadece Resmi Gazete’de ismi geçenler. Diğerleriyle birlikte bölgede 20 bin kişiyi buluyor. Türkiye geneline baktığımızda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi dışındaki belediyelerden çok fazla işten çıkarılmalar yok. Bu yüzden bölgede 5-6 bin civarı belediye personelinin bu şekilde işten çıkarıldığını tahmin ediyoruz. Türkiye genelinde bu sayı en faza bin ya da iki bin artar.</p>
<p><strong>Bu verinin Diyarbakır’ın gündelik hayatına ve psikolojisine etkisini sorsam…</strong></p>
<p>Görüşmecilerin nerdeyse tamamı bir şok yaşadıklarını ifade ettiler. İhraç edilenlerin büyük kısmı büyük bir yıkım yaşarken küçük bir kısım da zaten ‘malumun ilanı’ olarak görüyorlar. Büyük bir kısmı bankalara kredi borçları olanlar. İhraç edilen bir öğretmen şunu anlattı. İhraç edildikten bir gün sonra banka arayıp ‘taksidinizi ödeyin diyor’ Kredi çekenlerin çoğu ev almak için kredi çekmişler ve evi ipotek ettrimişler. Krediyi ödeyemediği takdirde evine el konacak. Bu ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Çocuğunun eğitimi kesintiye uğrayanlar var. Bir anda sıfıra düşen bir gelir. Üst üste birikmiş borçlar. İnsanlarda derin bir depresyon süreci yaratmış durumda. Görüşürken gözleri dolan, ağlayan insanlar oldu. Görüştüğümüz eczacı arkadaşlarımız anti depresan satışlarının yükseldiğini söylüyor. İnsanlar bir kapana kısılmış gibi hissediyor kendini. İhraçlardan sonra alternatif çalışmalarla, girişimlerle hayata devam etmeye çalışan insanlar var. Ama aynı zamanda şöyle bir sorun var; açılan işletmenin müşterisi olabilecek herkes ihraç edilmiş durumda.</p>
<p><strong>Kadın görüşmeci sayısının daha çok olmasının sebebi nedir?</strong></p>
<p>Aslında cinsiyetleri eşit tutmaya çalıştık 20 kadın 20 erkek üzerine niyetlenmiştik. Amâ görüşmeye başladıktan sonra ihraçların kadın boyutu ortaya çıkmaya başladı. İhraç edilen kadınlar yeniden eve kapatılmaya ve yeniden o klasik rollerini üstlenmeye zorlanıyorlar. İkincisi özellikle evli olan kadınlarda eş baskısı hissediliyor. Görüşmelerde buna denk geldiğimiz için kadın görüşmecilere daha fazla ağırlık verdik. İhraç kaygısı yaşayan ama bu konudaki görüşme talebimizi geri çeviren bir kadın personel; ‘Umarım ihraç olmam, olursam işsizlikten değil babamın öfkesinden korkuyorum”</p>
<p><strong>Görüşmecilerden kaçı iş bulabilmiş? Bir veri var mı elinizde?</strong></p>
<p>Görüşmecilerden 40 kişiden sadece 12 kişi iş bulabilmiş. Bu 12 kişiden sadece 4’ü kendi alanında iş bulabilmiş.</p>
<p>İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasının tamamı için <a href="http://www.ssamer.com/Haber_Detay-%C4%B0HRA%C3%87LAR_VE_%C4%B0HRA%C3%87LA_YA%C5%9EAMA_DENEY%C4%B0MLER%C4%B0_D%C4%B0YARBAKIR_%C3%96RNE%C4%9E%C4%B0-1046.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/">Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Sep 2017 05:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıplar Eylemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır İHD’de 446’sı yapılan Kayıplar eyleminde, aileler bir kez daha yakınlarının fotoğraflarını kaldırarak, ‘faillerin bulunmasını’ ve ‘cezalandırılmalarını’ istediler. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde yapılan 446. Kayıplar eylemi, antropolog Eva Domaska’nın ‘Tarih mezarda başlar’ sözlerini hatırlattı. Yere serilmiş posterin üzerinde yüzlerce fotoğraf, bazıları silik. Yakınlarının fotoğraflarını göğüslerinde tutan kayıp yakınları; anneler, babalar, kardeşler. Her hafta başka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/">Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır İHD’de 446’sı yapılan Kayıplar eyleminde, aileler bir kez daha yakınlarının fotoğraflarını kaldırarak, ‘faillerin bulunmasını’ ve ‘cezalandırılmalarını’ istediler.</strong><span id="more-18172"></span></p>
<figure id="attachment_18173" aria-describedby="caption-attachment-18173" style="width: 225px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-18173 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Av.Hasan-Yalçın-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-18173" class="wp-caption-text">Hasan Yalçın</figcaption></figure>
<p>İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde yapılan 446. Kayıplar eylemi, antropolog Eva Domaska’nın ‘Tarih mezarda başlar’ sözlerini hatırlattı. Yere serilmiş posterin üzerinde yüzlerce fotoğraf, bazıları silik. Yakınlarının fotoğraflarını göğüslerinde tutan kayıp yakınları; anneler, babalar, kardeşler. Her hafta başka bir kayıbın hikayesi okunuyor. Eylem alkışlarla sonlanıyor ancak yakınların bekleyişi hiç bitmiyor. Onlar da biliyor sevdiklerinin artık  yaşamadığını ama kemiklerini almadan mezarı ile yüzleşmeden kabul etmiyorlar. Zaman ve yaşananlar bize şunu acı bir biçimde gösterdi ki, geçmişle yüzleşemeden bu acılar bitmeyecek.</p>
<p>Eylemin ardından Diyarbakır İHD Kayıp Komisyon’undan Av. Hasan Yalçın ve aynı zamanda kendisi de bir kayıp ailesi olan Adnan Orhan‘la, bitmeyen yas sürecini, hafıza çalışmalarını ve 446 haftadır süren Kayıplar eylemini konuşuyoruz. Daha önceleri  Koşuyolu Parkı’nda gerçekleştirilen Kayıplar eylemi, OHAL döneminde İHD binasında yapılıyor. Kayıplar eylemi 2009 yılında başlasa da İHD’nin Kayıplar Komisyonu’nun çalışmaları kuruluşundan itibaren devam etmekte.  Kayıplar eyleminin temel amacının devlet yetkililerinin ya da yargının kayıp vakalarıyla ilgili etkili ve adil bir soruşturma yürütmesi olduğunu belirten İHD Kayıp Komisyonu üyelerinden Av .Hasan Yalçın, faillerin bulunup yargı önüne çıkartılmasının hak ettikleri cezalara çarptırılmasının ailelerde bir nebze ‘adalet’ duygusu uyandıracağını belirtiyor. Yalçın, kayıp gerçekliğini ise şöyle anlatıyor; “Bir insan ölür mezara konur ve  biter. Ailesi açısından ise mezarına gider vedalaşır. Ama kayıp ise ne sağ ne de ölüdür. Arada kalmış bir şeydir. İnsan bir noktadan sonra şüpheye düşüyor. Böyle bir kişi var mıydı.? Böyle biri yaşamış mıdır? Hele de ardından bıraktığı bir iz bir fotoğraf yoksa. İnsan şüphe ile bakıyor. Bir noktadan sonra böyle bir psikolojiye evriliyor insan. Onu geleceğe taşıyan onun ardında bıraktığı bir fotoğraf ya da ailesiyle yaşadığı anılar ya da mezar taşıdır’’</p>
<figure id="attachment_18174" aria-describedby="caption-attachment-18174" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18174 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Adnan-Orhan-1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-18174" class="wp-caption-text">Adnan Orhan</figcaption></figure>
<p>Kayıp ile ilgili başvuruları, zorla kaybedilme, faili meçhul ve yargısız infaz başlıkları altında değerlendirmeye alan İHD Kayıp Komisyonu, bir bellek kütüphanesi kurulması için de çalışmalar yürütüyor. Komisyon üyelerinden Adnan Orhan bu konuda destek beklediklerini belirterek şunları söylüyor:  ‘’Sivil toplum alanında çalışan, insan hakları alanında çalışan STK’lara ihtiyacımız var. Özelikle hukuki destek olarak zorla kaybedilenlere dair faillerin yargılanması amacıyla destek sunabilirler. Büyük görev baroların üzerine düşüyor. Biz Diyarbakır’da baroyla paslaşıyoruz bu anlamda sıkıntı yok. Ama tüm Türkiye geneline yapıyoruz bu çağrıyı.’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/">Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Buradayız, Gitmiyoruz”un müzik dilindeki karşılığı: Ma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/buradayiz-gitmiyoruzun-muzik-dilindeki-karsiligi-ma-music/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2017 11:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ma Music]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17959</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Ma’ Kürtçe’nin, Kurmanci lehçesinde ‘kalmak’, Zazaki lehçesinde ise ‘biz’ anlamında. Ma Müzik Okulu eğitmenlerinden Kadir Güneş: &#8216;Müzik aşkıyla biz buradayız. Kaldık gitmiyoruz’ amacıyla bu ismi seçtiklerini anlatıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 2010 yılında kurulan Aram Tigran Kent Konservatuarı’nın kayyum tarafından kapatılmasıyla işlerine son verilen eğitmenler, altı ay önce açtıkları ‘Ma Music’’de 4-60 yaş arası  geniş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/buradayiz-gitmiyoruzun-muzik-dilindeki-karsiligi-ma-music/">‘Buradayız, Gitmiyoruz”un müzik dilindeki karşılığı: Ma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>‘Ma’ Kürtçe’nin, Kurmanci lehçesinde ‘kalmak’, Zazaki lehçesinde ise ‘biz’ anlamında. Ma Müzik Okulu eğitmenlerinden Kadir Güneş: &#8216;Müzik aşkıyla biz buradayız. Kaldık gitmiyoruz’ amacıyla bu ismi seçtiklerini anlatıyor.</strong></h3>
<figure id="attachment_17960" aria-describedby="caption-attachment-17960" style="width: 169px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17960 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/Kadir-Güneş-169x300.jpeg" alt="" width="169" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-17960" class="wp-caption-text">Ma Music eğitmenlerinden Kadir Güneş</figcaption></figure>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 2010 yılında kurulan Aram Tigran Kent Konservatuarı’nın kayyum tarafından kapatılmasıyla işlerine son verilen eğitmenler, altı ay önce açtıkları ‘Ma Music’’de 4-60 yaş arası  geniş bir öğrenci profili  ile sanat çalışmalarını sürdürüyor. Okulun eğitmenlerinden Kadir Güneş, ‘Ma’nın Kürtçe’nin, Kurmanci lehçesinde ‘kalmak’ Zazaki lehçesinde ise ‘biz’ anlamına geldiğini belirterek, ‘Müzik aşkıyla biz buradayız. Kaldık gitmiyoruz’ anlamında bu ismi seçtiklerini belirtiyor. Ma Müzik, müzik eğitimi almak isteyen ama bunu için ekonomik durumu olmayan kursiyerlere burslar vererek yoluna emin adımlarla devam eden bir müzik okulu;  490 kursiyer 150 de akademik üç yıl kesintisiz eğitim alan öğrencileri bulunuyor. Aynı zamanda bir de sadece kadınlardan oluşan bir korusu var.  Ma’nın temel amaçlarından biri gönüllük esasıyla ilgili. Sadece kendi içinde değil de etkileşim ve iletişim halinde oldukları gerek yurtiçi gerek yurtdışından bazı hocalar Ma’da kursiyerlerle atölye gerçekleştiriyor. Bu yıl içerisinde Meksika’dan piyano sanatçısı Sergio Escalerabu ve İranlı keman sanatçısı Brusk Zanganeh, iki atölye gerçekleştirmiş. Kadir Güneş, ‘’Amacımız  sadece tek bir dil müziği değil, bütün dillerde müzik yapmak’ cümleleriyle anlatıyor bakış açılarını.</p>
<p>Bebeklerin anne karnından başlayarak dış dünyadaki sesleri algılamasından hareketle bir proje başlattıklarını belirten Kadir Güneş, ilk etapta altı kadınla hamilelik döneminde, Şerko Aydoğan’ın tarafından eğitimler yapıldığını anlatıyor. Ma Müzik bünyesinde sadece 4-11 yaş arası çocuklardan oluşan bir doğal ritm orkestrası da bulunuyor Diyarbakır dışında yeni şubeler açmak üzere çalışmalarına devam eden Ma Müzik eğitmenleri, bölgede müzik yapmak isteyen çocuk ve gençlere destek olmak istediklerini belirtiyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/buradayiz-gitmiyoruzun-muzik-dilindeki-karsiligi-ma-music/">‘Buradayız, Gitmiyoruz”un müzik dilindeki karşılığı: Ma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mor Barikat dernekleşme yolunda</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/21/mor-barikat-derneklesme-yolunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Aug 2017 13:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amedspor]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Yetişmiş]]></category>
		<category><![CDATA[futbolda cinsiyet ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Barikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Futboldaki cinsiyetçi yaklaşımlara tepki olarak Amedspor’un kadın taraftarlarının 2015’te kurduğu Mor Barikat, dernekleşme yolunda ilerliyor. Baskı ve ayrımcılıklara rağmen başarılı bir futbol sezonu geçiren Amedspor’un kadın taraftarlarının kurduğu Mor Barikat’la, Diyarbakır’da tribünlerin rengi iki yıldır mor.  Toplumdaki erkek hegemonyasına ve futbolda cinsiyetçi yaklaşımlara karşı tribünlerde kurulan Mor Barikat’ın üyeleri, Amedsporun oynadığı maçlarda ellerinde flamalarla ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/21/mor-barikat-derneklesme-yolunda/">Mor Barikat dernekleşme yolunda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Futboldaki cinsiyetçi yaklaşımlara tepki olarak Amedspor’un kadın taraftarlarının 2015’te kurduğu Mor Barikat, dernekleşme yolunda ilerliyor.</strong></p>
<figure id="attachment_17821" aria-describedby="caption-attachment-17821" style="width: 227px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17821" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/ezgii.jpg" alt="" width="227" height="284" /><figcaption id="caption-attachment-17821" class="wp-caption-text">Mor Barikat’ın üyelerinden Ezgi Yetişmiş</figcaption></figure>
<p>Baskı ve ayrımcılıklara rağmen başarılı bir futbol sezonu geçiren Amedspor’un kadın taraftarlarının kurduğu Mor Barikat’la, Diyarbakır’da tribünlerin rengi iki yıldır mor.  Toplumdaki erkek hegemonyasına ve futbolda cinsiyetçi yaklaşımlara karşı tribünlerde kurulan Mor Barikat’ın üyeleri, Amedsporun oynadığı maçlarda ellerinde flamalarla ve mor renkleri ile takımlarına destek veriyor. 25 Eylül 2015‘te kurulan Mor Barikat’ın üyelerinden Ezgi Yetişmiş, oluşumun, kadın isyanının ve mücadelesinin tribüne yansıyan kısmı olduğunu belirterek, “Hep söylediğimiz gibi Mor Barikat, kadının tribündeki sesidir. Amedspor tribünleri başta olmak üzere kadının olduğu her alandan cinsiyetçiliğe, küfre  karşı verilmiş bir mücadeledir’’ diye konuştu.  Mor Barikat’ın her yaş grubundan taraftarları olduğunu belirten Yetişmiş, yoğun politik baskı ve erkek hegemonyasının olumsuz etkilerine rağmen örgütlenmeye devam edeceklerini ifade ederek, şunları söyledi: “Yaşamın her alanında kadının gördüğü baskıyı tribünlerde de açık şekilde görüyoruz. Sokaklar, alanlar, tribünler bizimdir. Kadın mücadelesi sokaklardan tribünlere, tribünlerden sokaklaradır. Her alandayız, her yerdeyiz. Tribünde galibiyet veya mağlubiyet durumunda oluşan her türlü küfrü, kadına karşı bir şiddet olarak görüyoruz. Mor Barikat kadınları olarak cinsiyetçiliği  şiddeti ve eril dili tribünlerden uzaklaştırana kadar mücadele edeceğiz”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-17823 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/ezgi-2.jpg" alt="" width="480" height="640" /></p>
<p>Futbolun sadece futbol olmadığına inandıklarını ve futbol ile kadın bağını içselleştirdiklerini belirten Ezgi Yetişmiş, sadece tribünler için örgütlenmediklerini, toplumsal çalışmalar yürüttüklerini de belirtiyor. Sur, Cizre ve Silopi’de yaşanan çatışmalardan dolayı evlerinden ayrılmak zorunda kalan ailelere yardımlarda bulunan Mor Barikat üyeleri, öğrencilere kırtasiye ve giyim desteğinde de bulunuyor. Ezgi Yetişmiş, Barikat taraftar grubunun dernekleşme çalışmalarında son aşamada olduğunu da hatırlatarak, yeni sezonla birlikte açılacak derneğe katılım için Diyarbakırlı kadınlara çağrıda bulundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/21/mor-barikat-derneklesme-yolunda/">Mor Barikat dernekleşme yolunda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arafta Kalmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2017 09:25:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[Kevork Fikri Çalış]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17571</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu&#8230;&#8221; Tarihler 1915’i gösterdiğinde, bu topraklarda dünyanın tanık olduğu en büyük trajedilerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/">Arafta Kalmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Tarihler 1915’i gösterdiğinde, bu topraklarda dünyanın tanık olduğu en büyük trajedilerinden katliamlardan biri yaşanıyordu. Bir milyonu aşkın Ermeni, ölüm yolculuklarına ve sürgünlere çıkarıldılar. Sürgüne gönderilen yüzbinlerce Ermeni daha kamplara ulaşamadan açlık, susuzluk ve hastalık nedeniyle yollarda öldüler.</p>
<p><span id="more-17823"></span></p>
<p><strong> &#8221;bizi kamyona doldurdular.<br />
tüfekli iki erin nezaretinde.<br />
sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.<br />
günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar</strong>. &#8221;</p>
<p>Cemal Sureya</p>
<p>Bu ölüm yolculuklarının, sürgünlerinin yaşandığı yerlerden biri de Diyarbekir Vilayeti idi. Ermeni Halkı tarihte, zanaatkârlıkları ile bilinir ve tanınırlar. Diyarbekirli  Ermeniler de, taş ustalıkları ile ünlenmişlerdi. Bugün bile tarihi Sur ilçesinde gezerken, yaşanan onca yıkıma rağmen Ermenilerin ustalığını evlerde, camilerde, hanlarda görebilirsiniz. Zaman bu topraklarda yaşamış olan Ermenilerin izlerini silemiyordu. Tarihin bu manada insanlardan daha vicdanlı olduğu kesindi. Diyarbekir ve diğer vilayetlerdeki Ermeniler, yaşanan sürgünler ve bölgedeki çatışmalı durumdan kaynaklı yaşadıkları toprakları terk edip dünyanın birçok ülkesine dağılmak zorunda kaldılar. Öğrendiğimiz kadarı ile Diyarbakır&#8217;da sayıları 250-300’e yakın Müslümanlaştırılmış Ermeni aile var.</p>
<p>Tarihler bu kez 2012 yılını gösterdiğinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve diasporada yaşayan Ermeni cemaatlerinin büyük katkıları ile restorasyonu yapılan ve Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde bulunan, Ortadoğu’nun en büyük kilisesi, Surp Giragos Ermeni Kilisesi tekrar çanlarını çalmaya başladı. Diasporada yaşayan Ermeniler tekrar buluşmuştu. Maalesef son dönem yaşanan çatışmalar kilisede hasara neden oldu. Kilise sayesinde yeniden bir araya gelmiş  olan Ermeniler bu bağlarını tekrar kaybettiler.</p>
<p>İşte o kilisede yıllar sonra yeniden o çanı çalan 26 yaşında Ermeni olduğunu babasının öldüğü gün öğrenen Armen Demirciyan’dı.</p>
<p>Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu, Müslüman bir aile tarafından ahırda büyütüldüğünü, sonradan kendi kızları ile evlendirdiğini. Babası yaşadığı sürece susmuştu sessiz kalmıştı. Kimliğinden bahsetmemişti çocuklarına ve bu sırla sessizce ölmüştü…</p>
<p>Kilisenin çanının çalan Ermeni Armen’le , Diyarbakır’ın tek sahafı olan Don Kişot Sahaf’ta buluşuyoruz. Şimdilerde Don Kişot, Sahaf Armen’e bir sığınak olmuş adeta.</p>
<p>Pariluys (günaydın ) Dilekcan diye karşılıyor.</p>
<figure id="attachment_17573" aria-describedby="caption-attachment-17573" style="width: 199px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/Armen-1.jpeg" alt="" width="199" height="265" /><figcaption id="caption-attachment-17573" class="wp-caption-text">Armen</figcaption></figure>
<p>Eski kitaplar arasında geçmişin izlerini arıyor gibi. Ermeni Vakfı’nın görevlendirdiği dil hocası Kevork Fikri Çalış sayesinde altı ay gibi bir sürede anadilini Ermenice’yi öğreniyor. Kiliseyi ziyarete gelen Ermeniler sayesinde dilini geliştiriyor. Sahafta Ermeni bir rahip olan ve Ermeni müzik dehası Komitas çalıyor. Ses ince… derin… kederli… Şarkının arasına girerek arada tercüme yapıyor Armen. Yüzüne yerleşmiş derin çizgiler var. Geçmişte atalarının çıkarıldığı ölüm yolculuklarındaki uzun yolları gösterir gibi. Anlatırken kaşları arada çatıyor. Sarp uçurumlar beliriyor o an yüzünde. Gözleri arada dalıp gidiyor. Daldığı yerden tekrar çıkıyor</p>
<p>&#8220;<strong>Hrant arkadaşımdı. Bu toprakları seviyorum tıpkı onun gibi. Tabii ki burada kalıp kendi topraklarımda yaşamak istiyorum ama burada sizin de bildiğiniz gibi şartlar çok zor. Bundan dolayı Ermenistan’a gidip orada yaşamak istiyorum.&#8221;</strong></p>
<p>Konuşacak, yüzleşecek ne çok şey var. Ve dilenecek ne çok özür.…</p>
<p>Bir insanın vicdanı, geçmişi ile kurduğu bağdır. Geçmişle olan bağı o ayrı, ben ayrı kuruyorduk. Benim için Ermeniler demek annemdi, annemin yaptığı yemeklerdi. Ermeni komşularından öğrendiği yemekleri yapardı annem ona da annesi öğretmişti. Evet, geçmişle bağımdı. Yıllarca düğünlerimizde oynadığımız  &#8216;<strong>yarkusta&#8217; </strong>oyununu yediğimiz &#8216;<strong>havidz&#8217; </strong>ve &#8216;<strong>helise&#8217;</strong> yemeklerinin Ermeni komşularından öğrendiğini anlatmıştı annem. Ama ölümlerine verilen fermanda bizzat rol oynadıklarını söylememişti..! Bu topraklarda Gayrimüslimler için hakaret olarak kullanılan fılle komşularımızdı onlar.</p>
<p>Sessizlik oldu&#8230;Sahafta Komitas çalıyordu &#8216;<strong>Grunk&#8217;</strong> (turna )  şarkısını söylüyordu. Armen yeniden tercüme etti şarkıyı:</p>
<p>Grunk usti gukas / Dzarayem tsaynit / Grunk mer ashkhare khabrig mı chunis</p>
<p>(Turnam nereden geliyorsun /Sesine ölürüm / Söyle bizim memleketten haber var  mı?)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/">Arafta Kalmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kadın derneklerinin kapatılmasıyla sahadaki ayağımız kayboluyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/kadin-derneklerinin-kapatilmasiyla-sahadaki-ayagimiz-kayboluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2017 11:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma Ve Uygulama Merkezi’nden Aslı Pasinli, şehirdeki aktif kadın derneklerinin OHAL kapsamındaki KHK’larla kapatılmasının çalışmalarını olumsuz etkilediğini belirterek, “Kapatılan kurumların materyallerine de el konuldu. Haliyle bizi de çökerten bir durum. Bir ayağımızın, sahadaki ayağımızın kaybolması anlamına geliyor” diyor. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma Ve Uygulama Merkezi’nin başvuranların çoğunluğunun kadın olması sebebiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/kadin-derneklerinin-kapatilmasiyla-sahadaki-ayagimiz-kayboluyor/">&#8220;Kadın derneklerinin kapatılmasıyla sahadaki ayağımız kayboluyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma Ve Uygulama Merkezi’nden Aslı Pasinli, şehirdeki aktif kadın derneklerinin OHAL kapsamındaki KHK’larla kapatılmasının çalışmalarını olumsuz etkilediğini belirterek, “Kapatılan kurumların materyallerine de el konuldu. Haliyle bizi de çökerten bir durum. Bir ayağımızın, sahadaki ayağımızın kaybolması anlamına geliyor” diyor.</h3>
<p><span id="more-17468"></span></p>
<figure id="attachment_17469" aria-describedby="caption-attachment-17469" style="width: 284px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17469 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/aslı-pasinli-e1502103847292-284x300.jpg" alt="" width="284" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-17469" class="wp-caption-text">Avukat Aslı Pasinli</figcaption></figure>
<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma Ve Uygulama Merkezi’nin başvuranların çoğunluğunun kadın olması sebebiyle Adli Yardım Merkezi ile koordineli olarak çalıştığını belirten Avukat Aslı Pasinli, adli yardımda toplumsal cinsiyet konusunda eğitim alan avukatların nöbet tuttuğunu belirtiyor. Merkezde, toplumsal cinsiyetin yanı sıra travma ve iletişim teknikleri dersi alan avukatların sadece nöbet tutabildiğini belirten Pasinli, bunun başvuruya gelen kadınların sorunlarının çözümü için önemli bir girişim olduğunu belirtiyor. Avukat Pasinli, kadına şiddetin önlenmesi konusunda kadın dernekleriyle birlikte yürüttükleri çalışmaların bu derneklerin OHAL kapsamında kapatılması sebebiyle kesintiye uğradığını vurgulayarak, ‘’Diyarbakır’da bulunan kadın kurumlarından yapılan yönlendirmeler ile birçok başvuru alıyorduk. OHAL süreci ile birlikte kapatılan kadın kurumlarının arşivlerine el konulduğu için sahadaki ayağımız kayboldu diyebiliriz. Kapatılan kurumların materyallerine de el konuldu. Haliyle bu bizi de aslında bir anlamda çökerten, bir ayağımızın daha doğrusu sahadaki ayağımızın kaybolması anlamına geliyor” dedi. Kadın odaklı çalışan sivil toplum kuruluşlarının kadınlara haklarını savunmada farkındalık kazandırdığını ve bu yönüyle önemli olduğunu belirten Pasinli, özellikle şiddete uğrayan kadınların bunu adli makamlara iletme konusunda eskiye göre daha fazla olduğunu belirtiyor. Kadınların hakları konusunda farkındalığı artınca erkeklerin ‘tehdit’ dilinin de farklılaştığını ‘eskiden annenin evine gidersen sana şunu yaparım’ diyen erkek şimdi ‘karakola gidersen beni şikayet edersen diyerek tehdit ediyor’ örnekliğinde anlatan Pasinli, “Bu durum aslında çalışmaların ne kadar onlara yerleştiğinin ve STK çalışmalarının bir yere vardığının göstergesi. Yani bu anlamda çalışan STK’ların nasıl bir başarıya sahip olduklarını ince ayrıntıda görebiliyoruz. Kadınların haklarının bilincinde olması çok önemli. Ama tabi ki temennimiz bunu bitirmek. Yani şiddetin tamamen önlenmesi&#8221;  diye konuştu.</p>
<p>Pasinli, merkezin, şiddete maruz kalan kadınlara yönelik çalışmasını da şöyle anlatıyor: &#8220;Adli yardıma bir vaka geldiği zaman önce bir ön görüşme yapılıyor. Görüşmeden sonra ihtiyacı neyse boşanma için avukat, çocuklarının velayeti, nafaka talebi vs. Bunların hepsi forma işlendikten sonra işin hukuki boyutu ile, kadının suç duyurusu, varsa korunma talebi, uzaklaştırma, iletişimin engellenmesi, iş yerinin değiştirilmesi birçok başlık altındaki talepler gerçekleştirmeye çalışılıyor. Ekonomik olarak belli bir seviyenin altında ve kendini avukatla temsil ettiremeyen başvuruculara, ücretsiz avukat ataması yapılıyor. Bu avukatlar hiçbir şekil de para talep edemez. Sadece müvekkilden belli evrakları getirmesi istenir. Zaten amaç  belli bir ekonomik seviyenin altındaki kişilere avukat atanması…&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/kadin-derneklerinin-kapatilmasiyla-sahadaki-ayagimiz-kayboluyor/">&#8220;Kadın derneklerinin kapatılmasıyla sahadaki ayağımız kayboluyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk İstismarı Dosyaları Örgüt Üyeliğini Geçti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/cocuk-istismari-dosyalari-orgut-uyeligini-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2017 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi: 2015 yılı verilerine göre örgüt üyeliğini düzenleyen 314. maddeden açılan dosya sayısı 16 bin. Çocuğun Cinsel istismarı Suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinden açılan dosya sayısı ise 17 bin. Bu da durumun vehametini ortaya koymaya yeter. 2009 yılında kurulan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocuk haklarıyla ilgili her alanda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/cocuk-istismari-dosyalari-orgut-uyeligini-gecti/">Çocuk İstismarı Dosyaları Örgüt Üyeliğini Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi: 2015 yılı verilerine göre örgüt üyeliğini düzenleyen 314. maddeden açılan dosya sayısı 16 bin. Çocuğun Cinsel istismarı Suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinden açılan dosya sayısı ise 17 bin. Bu da durumun vehametini ortaya koymaya yeter.</h3>
<p>2009 yılında kurulan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocuk haklarıyla ilgili her alanda çalışma yürütüyor. Sadece Diyarbakır’da değil ülke genelindeki çocuklara yönelik ihlal davalarına katılmaya çalışan merkezin Başkanı Mahmut Çiftçi, “Dosyalara taraf olmaya çalışıyoruz.  Fakat bazen bu olaydan direk etkilenme durumumuz olmadığı gibi hukuki engeller konularak,  katılma taleplerimiz reddediliyor.  Merkez olarak, Irmak Bal dosyası, Aladağ yurt yangını, Karaman dosyası gibi dosyalara müdahil olduk” dedi.</p>
<p><span id="more-17186"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17188 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut.jpg" alt="" width="239" height="318" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut.jpg 1200w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Foto-Mahmut-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 239px) 100vw, 239px" />Çocuklarla ilgili ihlallerle ya da çocukların karıştığı suçlarla ilgili davalarda uluslararası sözleşmelerde belirtilen çocuğun üstün yararını koruma gibi bir niyet gözetilmediğini ve çocuğun bir yetişkin gibi yargılandığını belirten Çiftçi, bunun çocuklar için hak ihlali olduğunu ifade ediyor. Bu durumun özellikle çocuk istismarı davalarında sık görüldüğünü ve mahkemelerde sanığın haklarının çocuğun haklarının üstünde değerlendirdiği durumlar yaşandığını belirten Çiftçi, “Orada mağdur olan çocuk ve psikolojisidir. Çocuğun hayatı üzerindeki etkilerinin iyi irdelenmesi ve iyi anlaşılması gerekirken biz sadece sanığa odaklanıyoruz.  Aslında şöyle söyleyeyim hem hâkimlerin bakış açıları ile ilgili bir durum hem de her alanda olduğu gibi çocuk dikkate alınmıyor&#8221; dedi. Çocuk istismarının artan toplumsal bir sorun halin geldiğini belirten Mahmut Çiftçi, ‘’Bugün sokağa çıktığınız zaman ‘Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?’ diye sorduğunuzda büyük ihtimalle ‘işsizlik&#8217; ve &#8216;terör’ diyeceklerdir. Ama yine 2015 yılı verilerine göre örgüt üyeliğini düzenleyen 314. maddeden açılan dosya sayısı 16 bin. Çocuğun Cinsel istismarı Suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinden açılan dosya sayısı ise 17 bin. Bu da durumun vehametini ortaya koymaya yeter.”</p>
<p>Merkez olarak çocuk istismarı davalarına yoğunlaştıklarını belirten Mahmut Çiftçi, hukuki engellerin yanı sıra, ailelerin bu davaları kapatmaya çalışmaları gibi sorunlarla uğraştıklarını söylüyor. Bu davaların ülkenin her tarafında yaşanan bir suç tipi olduğunu da belirten Çiftçi, “Bu bir zihniyet meselesidir. Bölge dil, din, cinsiyet ayrımı fark etmiyor. Bu zihniyeti de cezaları arttırarak ya da hadım etme gibi alternatif ceza yöntemlerini deneyerek önüne geçmeniz mümkün değil. Cezanın artırılması ya da indirilmesi değildir. Zihinsel bir mücadele yürütmeniz gerekiyor.  Sorunun kökenine inme anlayışı geliştirmediği sürece maalesef artarak devam edeceğini görüyoruz” diyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/cocuk-istismari-dosyalari-orgut-uyeligini-gecti/">Çocuk İstismarı Dosyaları Örgüt Üyeliğini Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pale Sanat’ın Sahnesi Herkese Açık</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/19/pale-sanatin-sahnesi-herkese-acik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jul 2017 13:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Devrimci Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Halim Biçer]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[Pale Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplumcu sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da geçen nisan ayında kurulan Pale Sanat’tan Halim Biçer ve İlham Bakır, mekanlarını Türkiye&#8217;deki tüm sanatçılarla paylaşmaya hazır olduklarını belirterek, &#8220;Buraya bir mülkiyet gözü ile bakmıyoruz. Yapılması gerekeni yaptığımız düşünüyoruz. Herhangi bir yardım değildir bu. Genel olarak kötülüğe karşı bir tavrı olan, alternatifi sanatı esas alan kişinin, sanatçının bu mekânı kullanma hakkı vardır diyoruz. Ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/19/pale-sanatin-sahnesi-herkese-acik/">Pale Sanat’ın Sahnesi Herkese Açık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Diyarbakır’da geçen nisan ayında kurulan Pale Sanat’tan Halim Biçer ve İlham Bakır, mekanlarını Türkiye&#8217;deki tüm sanatçılarla paylaşmaya hazır olduklarını belirterek, &#8220;Buraya bir mülkiyet gözü ile bakmıyoruz. Yapılması gerekeni yaptığımız düşünüyoruz. Herhangi bir yardım değildir bu. Genel olarak kötülüğe karşı bir tavrı olan, alternatifi sanatı esas alan kişinin, sanatçının bu mekânı kullanma hakkı vardır diyoruz. Ve sahne onlarındır&#8221;  diyorlar.</b></p>
<p><span id="more-16894"></span></p>
<p>Müzik, tiyatro, sinema ve resim başta olmak üzere sanat alanında çalışmalar yapmak amacıyla on gönüllü eğitmenin bir araya gelerek kurduğu Pale’nin kelime anlamı ‘ırgat’ demek. Kendilerini ‘sanatın ırgatı’ olarak tanımlayan eğitmenlerden Halim Biçer ve İlham Bakır, “Emek olmadan, çalışma olmadan sanat üretemezseniz. Bir ırgatın tarlada hasat zamanında ter dökmesi gibi sanatçılar da bölgede bu motivasyonla eser üretmelidir” diyerek anlatıyor Pale Sanat’ı kurma motivasyonunu.</p>
<p>Gönüllülük esasına dayanan Pale Sanat’ta her yaştan her kişiye cüzi bir ücret karşılığı eğitimler veriliyor. Mekânın bahçesinde kurulan sahnede , konserler, film gösterimleri ve performanslar yapılıyor. Amed Şehir Tiyatrosu’nun düzenlediği Tiyatro festivalinde birkaç sokak tiyatrosu ve resim bölümü öğrencilerinin sergilerinin de yapıldığı sahnede,  Diyarbakır Sağlık Emekçileri Sendikası da her hafta bir film gösterimi yapıyor.</p>
<p>Sahnelerinin herkese açık olduğunu belirten İlham Bakır, “Tek ilkemiz var. Toplumcu olmalı halkın değerlerine ters düşmemeli. Mekânımızı enstrümanlarımızı  paylaşmayı esas aldık. Alternatif toplumu esas alan diğer kurumlarla ortak çalışmalardan keyif alıyoruz” diyor. Kayyım atamaları ve KHK’larla belediye tiyatro ve sanat kurumlarından çıkarılan sanatçılara da sahnelerinin açık olduğunu belirten Bakır ve Biçer, “Mütevazi bir sahnemiz var. Buraya bir mülkiyet gözü ile bakmıyoruz. Yapılması gerekeni yaptığımız düşünüyoruz. Herhangi bir yardım değildir bu. Genel olarak kötülüğe karşı bir tavrı olan, alternatifi sanatı esas alan kişinin, sanatçının bu mekânı kullanma hakkı vardır diyoruz. Ve sahne onlarındır’’  diyorlar.</p>
<p><strong>İlham Bakır: </strong><strong>Sanat toplumun sorunları çözen değişen koşullara göre kendi uyarlayabilen ve o koşullara göre halkı savunmadan mahrum bırakmayan, kendi değerleri üzerinde var olabilen yeni yaşamlar kurabilmesini sağlayan bir yöntemdir</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-16896 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818.jpg" alt="" width="214" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818.jpg 2448w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818-1280x1707.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/lham-Bakır-e1500468890818-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 214px) 100vw, 214px" />Bu kararların şehirdeki sanat yaşamı açısından olumsuz olduğunu ancak içerik olarak bu tip kararların sanat üretimine ket vuramayacağını belirten İlham Bakır, “Sanatı  daha çok mahallerden, sokaklardan yani halkın içinden örmek gerektiğini düşünüyorum. Pale Sanat’ın bahçesinde yaptığımız etkinliklerde çok sıcak, çok güzel, çok ortaklaştırıcı bir şekilde insanlara temas ettiğimize inanıyorum. Bu anlamda nitelik olarak çok şey değişmediğini düşünüyorum. Sanata bu şekilde bakanlar, olanaklarını kaybetseler de varlıklarını sürdüreceklerdir. Sanatlarını her köşede, her sokakta, her evde yürütecekler. Sanat sadece kurumlarda üretilen bir şey değil. Sanat toplumun sorunlarını çözen, değişen koşullara göre kendi uyarlayabilen ve o koşullara göre halkı savunmadan mahrum bırakmayan, kendi değerleri üzerinde var olabilen yeni yaşamlar kurabilmesini sağlayan bir yöntemdir. Böyle bakınca bir şey değişmedi. Hatta bu dönemin sanatçılarda eski dönemlerde oluşan mahmurluğu, yaşananları görmezden gelecek kadar içselleştirmeyi ortadan kaldıracak bir etkisi de olabilir. Sanatı yaşananlara dikkat çekmek için aracı kılanlar koşullar değişse de kendilerine dert etmeyip yürümeye devam edecekler” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Halim Biçer: Sanatçı, alternatif sanatı devrimci sanatı esas</strong><strong> alandır. Bu gelenekten gelenler en güzel eserlerini en imkânsız dönemlerde yapmışlardır</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-16897 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/Halim-Biçer-e1500469112423.jpg" alt="" width="127" height="169" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423.jpg 2448w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423-1280x1707.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Halim-Biçer-e1500469112423-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 127px) 100vw, 127px" />Halim Biçer ise, mekân ve imkânların önemli ama tek belirleyici olmadığını belirterek,  ‘’Sanatçı, alternatif sanatı devrimci sanatı esas alandır. Bu gelenekten gelenler en güzel eserlerini en imkânsız dönemlerde yapmışlardır’’ diye anlatıyor. Hakim anlayışın sanatı eğlenceye dönüştürdüğünü savunan Biçer ve Bakır, “Biz sanatı eğlence endüstrinin bir parçası olarak ele almıyoruz. Sanatın eğlence boyutunu reddetmiyoruz vardır ama sanatın özü eğlenmek değildir. Sanatın politik bir mecra olduğunu da düşünüyoruz. Toplumsal hafıza oluşturmada sanat çok önemlidir&#8221; diyerek baskı ve maddi engellemelerin sanat üretimine ket vuramayacağını vurguluyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/19/pale-sanatin-sahnesi-herkese-acik/">Pale Sanat’ın Sahnesi Herkese Açık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
