<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yunanistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yunanistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yunanistan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2020 08:14:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yunanistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yunanistan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2020 07:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Özsüer]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan’da sivil toplum, son 20 yılda kayda değer bir ilerleme göstermesine rağmen Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda hâlâ zayıf durumda. Bu durumun sebepleri arasında, kilise-devlet ilişkileri, eğitim, sivil kültür ve ekonomi gibi konular bulunuyor. Bunun yanında Yunanistan’ın son 5 yıldır yüz yüze geldiği göç de siyaset ve sivil toplum ilişkilerini belirleyen bir diğer olgu. Meseleyi, Yunan siyasi tarihi alanında uzman isim İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Özsüer ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhabalar Esra Hocam, arzu ederseniz röportajımıza gündelik hayatta siyaset ile başlayalım. Yunanistan’da iktidar el değiştirdi. Çipras’dan [SYRİZA] Miçotakis’e [Yeni Demokrasi] Yunanistan siyasetinde eğilim hangi yönde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-60507 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg" alt="Esra Özsüer" width="226" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-1024x1155.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 226px) 100vw, 226px" />Evet, bilindiği üzere 8 Temmuz 2019 tarihinde Yunan siyasetinde bir devir teslim töreni gerçekleşti. 2015-2019 yılları arasında hükümetin başında bulunan Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) Partisi, 7 Temmuz genel seçimlerinde iktidar koltuğunu merkez sağ kanadı temsil eden Yeni Demokrasi (Nea Dimokratia) Partisine bıraktı. Yunan siyasetindeki bu geçiş, sadece “siyasi el değiştirme” olarak düşünülmemelidir. Zira her iki siyasi kanat, kendi parti programlarında da ortaya koyduğu üzere, taban tabana zıt ideolojilere sahip olduğu için ülkedeki hakim söylemi baştan sona değişti. Örneğin SYRİZA, Sosyal Demokratlar, Reformcular, Radikal Solcular, Sol Yurtseverler, Feministler, Anti-Kapitalistler, Merkezciler ve Ekologların yanı sıra Marksist-Leninistler, Maoistler, Devrimci Marksistler, Avrokomünistler, Lüksemburgistler ve AB karşıtları gibi pek çok farklı alt oluşumun bir araya geldiği geniş bir gruptu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-60508 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/cipras.jpg" alt="Çipras" width="271" height="449" />İşte bu çok seslilik ve farklı renk yelpazesi partinin siyasi yorumlarını da doğrudan çeşitlendiren ve hatta belirli kalıplar içine sıkıştırmayan bir nitelik kazandırmıştı. Ayrıca partinin seküler duruşuna rağmen, Yunan Kilisesi&#8217;nin sözde imtiyazlarına karşı çıkan Hristiyan üyeler de parti içinde aktif bir pozisyondadır. Bu da Yunanistan gibi katı dinsel formdaki yapının SYRİZA’nın iktidarı boyunca, belli ölçülerde, elastik bir hal almasına yaramıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca bu anlayış “Ortodoks Helenler” dışında farklı dinsel, etnik ya da cinsel kimliklerin varlığını kabul eden ve hatta bu farklılıklar üzerine konuşabilen politik bir gücü karşımıza çıkarmıştı. Dolayısıyla SYRİZA partisini oluşturan alt fraksiyonlar ve politikacılar bilhassa insan hakları, dinsel özgürlük, mülteci ve azınlıklar gibi uluslararası konularda mevcut hükümete kıyasla çok daha liberal bir görüş ve tutuma sahip oldu. Dört senelik ülke yönetimlerinde de [2016-2019} özellikle sivil toplum kuruluşlarıyla dirsek teması sağlayarak siyasi rotalarını belirlemişlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa 2019 Yunanistan genel seçimlerinde yüzde 39.85 oy oranıyla birinci sırada yer alan Yeni Demokrasi Partisi, sosyal liberalizm  merkezli bir ideoloji ekseninde hareket eden, ulus-devlet içinde kurulan ortak kader duygusuna bağlı daha milliyetçi, muhafazakar ve konservatif bir çizgide durmaktadır. Ortodoks Yunan kimliği üzerinden yapılan vatandaşlık vurgusunun “öteki” karşısında yüceltildiği ve biricikleştirildiği bu yeni siyasal dönemde tıpkı Samaras ve Karamanlis gibi Miçotakis hükümeti de parti tabanındaki ulusalcı gruba gerek iç politikada gerekse dış politikada etnosentrik mesajlar vermekten çekinmiyor. Zihniyet olarak bir önceki hükümete kıyasla yeni hükümetin daha otoriter, cuntacı ve dindar bir görüntüde olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><b>Sizce Miçotakis döneminde Yunan STK’ları ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiyi nasıl okuyabiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde Yunanların büyük çoğunluğunun politikacıların adaleti etkilediği yönünde bir fikre sahip olması onları hükümete karşı daha temkinli olmaya itiyor. Örneğin günümüzde Yunanların birçoğu hükümet karşıtı eylemlere bulaşmaktan çekinmekte. Hele ki Yunanistan’da artan polis şiddeti neredeyse alışılagelmiş, gündelik bir olay gibi algılanıyor. Bu polis şiddeti karşısında birçok Yunan, Yunan devletinin artık bir polis devleti haline dönüştüğünü bile düşünüyor. Bunun da en önemli kanıtı Vatandaşı Koruma Bakanı Michalis Chrisochoidis’in polis ile birlikte dahil olduğu bir dizi insan hakları ihlalleridir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları ile Miçotakis hükümeti arasındaki ilişkilerde bir uyum ve dengeden bahsetmek şu dönemde neredeyse imkânsız.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’da mevcut hükümet bilhassa STK’lara karşı katı ve olumsuz bir politika sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Mevcut hükümetin bilhassa STK’lara karşı [özellikle çevresel, sosyal ve insani yardım çalışmaları sunan kuruluşlara yönelik] katı ve olumsuz bir politika sürdürdüğünü söyleyebiliriz. STK’ların işleyişlerine ilişkin getirilen yeni düzenlemeler Miçotakis hükümetinin STK’lar ile ilişkilerindeki keskin ve olumsuz tavrını net bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-60509 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/micotakis.jpg" alt="Miçotakis" width="265" height="293" />Son dönemde ekseriyetle göçmenlerin, mültecilerin, sığınmacıların haklarını savunmak için çalışan STK’ların etkinlik alanları iyice daraltıldı ve özgür hareket edebilme kabiliyetleri kısıtlandı. Yunanistan’daki ekonomik krizle zaten yeterince sorun yaşayan STK’ların işleyişleri Miçotakis hükümetinin finansal bağlamda uyguladığı kısıtlamalar ve kesintilerle ki bunların bazıları adil olmayan yasalar yoluyla meşrulaştırıldı, oldukça zor duruma sokuldu. Öte yandan STK’lar insan hakları ihlalleri, zayıf sosyal tabakalara karşı skandallar, hatta uluslararası hukuka aykırı olan yasalar gibi önemli konularda bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarından dolayı mevcut hükümet tarafından suçlayıcı ifadelerle sert bir dille eleştiriliyor. Yine hükümetin çalışmalarını eleştiren kuruluşlar da hükümetin yaylım ateşine maruz kalmakta. </span></p>
<p><b>Yunan toplumu özellikle Koronavirüs salgını sonrasında STK’lara nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Covid-19 pandemisiyle kamu harcamalarındaki israf, şaibeli harcamalar, yardımlarla ilgili belirsizlikler STK’ların kamuoyu gözünde tüm güvenirliliğini yerle bir eden bir sonuç yarattı. Örneğin politik skandallara karışan bazı STK&#8217;ların şeffaf olmayan fonlar nedeniyle kamuoyunda oluşturduğu güvensizlik ortamı Yunanistan’da STK’lar ile ilgili “madalyonun öteki yüzü” sayılabilecek önemli bir meseledir. Yunanistan’da önemli ve doğru işler yapma gayreti içinde olan STK’lar, hükümetin katı tutumu ve kamuoyundaki güvensizlik ortamı ile birlikte, maddi manevi yeterli desteği sağlayamadıklarından her tür hususî çabalarında hedefledikleri noktaya ulaşamadılar. Ezcümle, Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda Yunanistan’ın aynı konuda “bir fırın ekmek yemesi” gerektiğini söylemek sanırım çok da hatalı bir çıkarım olmayacaktır.    </span></p>
<p><b>Bilindiği üzere Yunanistan uzun süredir bire göç sınavı veriyor. Göç, Yunanistan için yeni bir olgu mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60510 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg" alt="Göç" width="381" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc.jpg 865w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" />Aslına bakarsanız Yunanistan’ı etkileyen göç krizi 1989 yılında Doğu Avrupa’daki sosyalist rejimin çöküşü ile başladı. Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya gibi çoğunlukla kuzey sınır ülkelerinden Yunanistan’a akan ekonomik göç dalgası daha sonra Afrika ve Asya’dan gelen göçmenlerle devam etti. Bu dönemde göçün temel nedeni ya Yunanistan’da iyi bir iş imkânı bulup yerleşmek ya da diğer AB ülkelerine geçiş sağlayıp bir süre maddi kazanımlar elde ettikten sonra ülkelerine geri dönmekti. 2000-2010 yılları arasında Yunanistan’a sadece eski sosyalist ülkelerden değil aynı zamanda Yakın Doğu ülkelerinden de yüzbinlerce göçmen akın etti. Ancak Yunanistan’da asıl göç dalgası Arap baharı ile eş zamanlı başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB üyesi olmayan komşu ülkelerden gelenler için Yunanistan Avrupa’nın yasadışı göç kapısı olarak görülüyordu. Zira pek çok mültecinin asıl hedefi Yunanistan’da kalıcı bir ikamet sağlamak değildi. Mültecilerin talebi, Avrupa’nın ana kapısı olarak görülen Yunanistan’dan insan hakları, ekonomik güç ve diğer sosyal kazanımlar konusunda çok daha gelişmiş bir profil çizen Merkez Avrupa ülkelerine yerleşmekti. Öyle ki Türkiye gibi AB üyesi olmayan komşu ülkelerle yapılan anlaşmalar bile yasadışı göçün önüne geçememişti. Örneğin FRONTEX’e göre 2010 yılında Avrupa’ya yasadışı yollarla giren on göçmenden dokuzu Yunanistan üzerinden giriş yapmıştı.</span></p>
<p><b>Peki sizce 2015’ten günümüze Yunanistan’ı derinden etkileyen göç krizi Yunan STK’ları nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, Yunanistan’da bilin</span>e<span style="font-weight: 400;">n en büyük göç dalgası 2015 yılının ortalarından itibaren başlamıştı ve sonrasında da kademe kademe devam etti. Örneğin Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT) verilerine göre 2005-2015 yılları arasında Yunanistan’a yapılan göçler 70.000 civarındaydı. Göçler daha çok Türkiye’nin Ege adalarına yakın bölgelerinden deniz yoluyla sağlanıyordu. Dolayısıyla bu dönemde Ege Denizi, Alan bebek gibi birçok düzensiz göçmenin hayatını kaybettiği trajik bir sınır görevi görüyordu. </span></p>
<p>2<span style="font-weight: 400;">009 yılından itibaren ekonomik krizle cebelleşen Yunanistan her ne kadar ülkeye kaçak yollarla girmeye çalışan düzensiz göçmenleri istihdam edecek güce sahip değilse de göçmenler STK’ların da desteği ile Moria gibi büyük mülteci kamplarına ya da anakaradaki farklı kamplara taşındı. Hatta Ege Adalarına geçen pek çok göçmene Yunan halkı battaniye, çocuk bezi, temel gıda maddeleri gibi yardımlarda bulunduğu gibi bazı Yunan vatandaşları evlerini bile bir süreliğine göçmenlere açtı. Bu manada göçmenler ilk başlarda Yunanlar için korunmaya muhtaç insanlar olarak duygusal bir ilgiyle karşılanıyordu. Örneğin Midilli Adası&#8217;ndaki yaşlı ninelerin bir mülteci bebeği kucaklarına alıp biberonla beslemesi sanırım hafızalardan silinmeyecek insani karelerden biri olarak kalacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan göç krizi konusunda belirli bir politika izlemek amacıyla 2016 yılında Göç Bakanlığı’nı kurdu fakat bu kurum 2019 yılında lağvedildi. Ocak 2020’de aynı kurum Göç ve İltica Bakanlığı adıyla yeniden faaliyetlerine başladı. Ancak Yunanistan Merkez Bankası’nın açıklamasına göre göç krizi ülkede üç temel alanda etkisini gösterdi: Ekonomi (mali değişkenler, piyasa vb), Sosyal Güvenlik ve Siyaset. Bu göç krizinin mali açıdan üstesinden gelmek amacıyla AB, mülteci geçişine ya da mültecilere ev sahipliği yapan ülkelere 2015-1016 yılları arasında 9,2 milyar Avro yardım fonu sağladı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Buna rağmen bugün gelinen noktada Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor. Özellikle muhafazakâr ve sağ görüşe sahip yeni hükümetin göç olgusuna yaklaşımı hem ürkütücü hem de uluslararası insan hakları sözleşmelerini de hiçe sayar nitelikte.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle savaştan zarar gören ülkelerden gelen göçmenleri</span>n<span style="font-weight: 400;"> hakları ihlal edilerek maalesef sistematik biçimde dışlanmaktalar. Göçmenler ülkedeki tüm sorunların kaynağıymış gibi gösterilip ötekileştiriliyorlar. Bilhassa ana akım medyada yabancı/istenmeyen organ olarak gösterilen mültecilerin hukuksal manada güçlü dayanakları da bulunmamakta. Çoğu kötü koşullar altında Yunan mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor ve temel ihtiyaçları</span>nı<span style="font-weight: 400;"> dahi karşılayamıyor. </span></p>
<p><b>Yunanistan’da sivil toplum göç olgusuna nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özelikle Covid-19 salgını bahanesiyle göçmenlerin hak ve özgürlükleri konusunda daha çok kısıtlama getirildi. Zaten STK’ların da devam eden kısıtlama ve yasakları olduğundan göçmenler konusunda kalıcı ve çözüme dayalı adımlar maalesef atılamamıştır. Öte yandan Yunanistan’da Göç ve İltica konusunda STK’larla ilgili hazırlanan yönetmeliğin Sivil Toplumu tehdit eder nitelikte olduğu gözlemleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60511 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg" alt="illtica" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Mayıs 2020 tarihinde imzalanan yeni kanun ile göçmenlik ve iltica yasasının çeşitli hükümleri değiştirildi. Örneğin Yunanistan’da bu alanda çalışan tüm kuruluşlara kaydolma zorunluluğu getirildi (madde 58). Kayıt yaptırmayanlar Yunanistan sınırlarında uluslararası koruma, göç ve sosyal entegrasyon faaliyetlerinin uygulanmasına; hukuki ve psikososyal desteğe, tıbbi hizmetlerden yararlanılması gibi imtiyazlara sahip olamayacaklar. Böylece Yunan hükümeti tarafından sivil toplum kuruluşlarının işleyişine ilişkin hazırlanan bu yeni düzenlemeler göçmenlerin haklarını korumak/savunmak hedefiyle çalışan STK’ların özgürlük alanlarını daraltan bir dizi katı kuraldan oluşmakta. Öyle ki Uluslararası Af Örgütü mevzuata giren bu yeni kuralların hem mültecilerin ve göçmenlerin haklarını ciddi şekilde kısıtladığını hem de Yunanistan’daki örgütlenme özgürlüğünün tehdit altına girdiğini ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Af Örgütü, STK’ların ve göçmenlerle çalışanların özgürlüklerini gereksiz şekilde sınırlandırıldığını düşünüyor. Yeni kurallar, açık bir şekilde, STK&#8217;lara finansal sorunlar da dahil olmak üzere tescil ve işletme konusunda ağır ve istilacı şartlar dayatılıyor. Yine bazı kurallar STK&#8217;ların özerkliğine haksız yere müdahale etme riski taşımakta, kuruluşların ve üyelerinin mahremiyet hakkını ihlal etmekte ve kayıt işleminden sorumlu yetkililere çok fazla takdir yetkisi vermekte. Mevcut hükümetin bu hamlesi, özellikle daha küçük veya yeni kurulan STK&#8217;lar söz konusu olduğunda, sığınmacılara ve göçmenlere yardım eden kuruluşların çalışmalarını felce uğratan bir sonuç da ortaya koyuyor. Bu durum hem sivil toplum kuruluşlarının hem de savunucularının susturulmasına ve işlerinin askıya alınmasına neden oluyor.</span></p>
<p><b>Yunanistan&#8217;da, göçmenlerle ilgili yeni önlemler içeren yasa tasarısı parlamentoda onaylandı. Yasa, Ege Denizi&#8217;nde düzensiz göçmen geçişlerinin engellenmesine yönelik kontrollerin sıklaştırılması konusunda önlemler içeriyor. Söz konusu yasa ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunan Parlamentosunda oylanan göçmenlik yasasında, Yunanistan’ı Avrupa ve uluslararası meşruiyetin dışında tutan çok sayıda sorunlu hüküm yer alıyor. Mesela bu hükümlerin 55. maddesinde &#8220;İnsani krizle başa çıkma harcamaları&#8221; başlığıyla açılmış gizli bir fon bulunmakta. Getirilen yeni hükümler, Göçmenlik ve İltica Bakanı Notis Mitarakis’e bu fonları istediği zaman ve herhangi bir hesap verme yükümlülüğü olmaksızın elden çıkarabilme yetkisi veriyor. Üstelik harcamaların göçmenler yararına yapıldığı bile şüpheli durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan mülteci ve göçmenler için hazırlanan ekonomik yardımlar AB’den aktarılan fonlar üzerinden ilerliyor. Yani kısaca bu fonlar Avrupa’nın finansal desteğiyle gerçekleşiyor. Dolayısıyla Avrupa Birliği/Avrupa, parasının nerede, nasıl ve kimler için kullanıldığının izini sürmekte ve yakinen takip etmekte. Hizmetlerinin ne olduğunu görebilmesi için de bir hesap talep etmekte. Mitarakis’in bu fonlar üzerindeki şaibeli yetkisi hem Yunanistan’da hem de AB’de kuşkuyla karşılanan bir durum. Çünkü muhalif kanadın iddiasına göre mevcut hükümet, bu parayı ortaklarına gizlice dağıtmak istemekte. Öte yandan muhalefete göre mevcut hükümet, göç akışını azalttığı için övündüğü halde hala gizli fon açmaya neden ihtiyaç duyuyor? Tüm bu sorular Yeni Demokrasi Partisinin STK’lar ve göçmenler ile ilgili tutum ve tavrını net bir biçimde gözler önüne sermektedir.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İki Ülke Arası İlişkiler Sivil İnisiyatif Girişimleriyle Normalleşecek”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/02/iki-ulke-arasi-iliskiler-sivil-inisiyatif-girisimleriyle-normallesecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 09:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Figen Algül]]></category>
		<category><![CDATA[sivil inisiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk dizilerinin Yunanistan’daki etkileri konusunda araştırma yapan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Figen Algül, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin sivil inisiyatif girişimleriyle normalleşeceğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/02/iki-ulke-arasi-iliskiler-sivil-inisiyatif-girisimleriyle-normallesecek/">“İki Ülke Arası İlişkiler Sivil İnisiyatif Girişimleriyle Normalleşecek”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye ile Yunanistan arasında süregelen dalgalı ilişkinin seyrini nasıl yorumluyorsunuz? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60344 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/figen-algul-640x556.jpg" alt="Figen Algül" width="242" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/figen-algul-640x556.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/figen-algul.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 242px) 100vw, 242px" />Bu durumun yaşanmasındaki en büyük etken her iki ülkenin de bağımsızlık savaşlarını birbirlerine karşı vermiş olmaları bence. Ulus devlet inşa sürecinde her iki ülke de kendi kimliğini öteki üzerinden anlamlandırmış. Ve her iki ülkede de yöneticiler özellikle iç kamuoyunda desteğe ihtiyaç duyduğu dönemlerde rafta bekletilen Türk-Yunan ilişkileri dosyasını çıkartıp tekrar gündeme getiriyor, pek tabii ki bunu milliyetçilik ve ötekileştirme üzerinden yapıyor. Dediğim gibi bunu her iki ülke de zaman zaman yapıyor.</p>
<blockquote><p>Her daim ülkelerin eğitim sistemlerinde medya okuryazarlığını geliştirerek medyadan gelen iletilere eleştirel gözle yaklaşma bilincini toplumdaki bireylere aşılamak gerekiyor.</p></blockquote>
<p><strong>Devletlerin dönem içinde sık sık değişen, gerginleşen ilişkilere karşı toplumsal hafıza ve gündelik hayat açısından iki toplumla ilgili gözlemleriniz neler?  İlişkiler gerginleştiğinde toplumsal tepkilerin de sertleşmesinin kökeninde okullardan kültür endüstrisine ötekileştirici söylemlerin sürekli tekrarlanıyor olmasının etkisi nedir?</strong></p>
<p>Aslında iki devlet arasında ilişkiler gerginleştiğinde acaba sivil toplumlar arası ilişkiler de gerginleşiyor mu gerçekten? Buna bir bakmak gerek… Çünkü Atina Üniversitesi’nde post doktora araştırmamı yürüttüğüm süreçte Yunanistan’da yaşarken karşılaştığım en popüler söylem “Sorunlar politikacıların arasında, halkların arasında bir sorun yok.” şeklindeydi… Bunu sokaktaki en sıradan insan bile dile getiriyordu. Tabii son dönemde terör örgütü ilan edilen Altın Şafak taraftarları ve aşırı milliyetçileri kapsam dışı bırakıyorum.</p>
<p>Öte yandan her iki ülkenin gerek eğitim sisteminde, tarih kitaplarında; gerekse medya söylemlerinde hep birbirine karşı milliyetçilik ve ötekileştirme mevcut. Ancak unutmamak gerekir ki medyanın söylemleri çok hızlı bir şekilde tam tersi yönde değişebilir. Buna 90’lı yıllarda iki ülke arası çok büyük gerginliklerin yaşandığı dönemin ardından &#8217;99 Marmara Depremi’nde ilk yardım gönderen ülkenin Yunanistan olmasının üzerine Hürriyet Gazetesi’nin Yunanca olarak “Eftaristo poli file-Teşekkürler Dostum” şeklinde attığı manşeti verebiliriz. Aynı Hürriyet Gazetesi Kardak Krizi’nin tırmanışında büyük rol oynamıştı halbuki… Hürriyet Gazetesi’nin bu jestine karşılık hemen ardından Yunanistan&#8217;ın saygın gazetelerinden Ta Nea ‘Hepimiz Türk’üz’ başlığını kullanırken, Rizospastis Gazetesi de ‘Kardeşim Mehmet, Metin Ol’ başlıklı iki duygusal makale yayınladı. İçinde bulunduğumuz şu günlerde her iki tarafın da medyası yine savaş çığırtkanlığı yapıyor ama bu söylemler bir anda tekrar değişebilir. Tarih bize bunu gösterdi. Bu nedenle her daim ülkelerin eğitim sistemlerinde medya okuryazarlığını geliştirerek medyadan gelen iletilere eleştirel gözle yaklaşma bilincini toplumdaki bireylere aşılamak gerekiyor.</p>
<p><strong>Agos’ta Herkül Millas ile yaptığınız röportajda, Millas “resmi ve sivil dostluk girişimleri” şeklinde bir ayrım yapıyor; siz de bu ayrıma katılır mısınız? Resmi söyleme rağmen, sivil düzeyde dostluklar ilerleyebilir mi? İlişkiler ne düzeyde normalleşebilir?</strong></p>
<p>Evet, katılıyorum. Daha dün akşam Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç Beyefendi ile sohbet etme imkanım oldu. “Sivil inisiyatifler arasındaki diyalog gerilimden önce nasıldıysa aynen devam ediyor” dedi. Ben de bir akademisyen olarak şunu söyleyebilirim; Atina Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürüttüğümüz bir Avrupa Birliği projesi bulunmakta. İki devlet arası yaşanılan gergin süreç hiçbir şekilde çalışmalarımıza yansımıyor. Bence zaten zaman zaman gerginleşen iki ülke arası ilişkiler sivil inisiyatif girişimleriyle normalleşecek. Bunun örneğini &#8217;99 ve 2000’lerin başlarında gördük.</p>
<p><strong>Türkiye ve Yunanistan arasında, size göre sivil aktörlerin dahil olacağı ve karşılıklı iletişim kanallarının açık kalacağı bir diyalog nasıl kurulabilir? Sivil toplum bu konuda nasıl bir rol üstelenebilir?</strong></p>
<p>Prof. George Pleios’la birlikte bir projemiz var. Henüz fikir aşamasındayız. Her iki ülkede de düzenlenecek toplantılarla iletişim akademisyenlerini ve gazetecileri bir araya getirerek çalıştaylar düzenlemek istiyoruz. Umarım hayata geçirebiliriz. Ben çözümün sivil inisiyatiflerde ve medya mensuplarında bilincin artmasından geçtiğine inanıyorum. Bu sözüm her iki taraf için de geçerli.</p>
<p><strong>Depremin ardından iki taraftan da dayanışma mesajları gelmesini nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p>Tabii ki dün Ege’nin yakasında da yaşanan deprem felaketinin ardından iki tarafın da yöneticileri tarafından gelen dayanışma mesajları çok sevindirici ama keşke bu tarz mesajları vermek için doğal afetleri beklemesek. Ve gördük ki; yukarıda da söylediğim gibi medya söylemi bir anda değişiverdi. Bu yüzden günümüzde medya okuryazarlığı eğitimi çok önemli.</p>
<p>Yunan toplumunda oluşmuş bir slogana dikkatlerinizi çekmek isterim: ”Χρυσαυγίτη, Χρυσαυγίτη, η μαμά σου βλέπει τούρκικα στο σπίτι. Okunuşu ile: Chrysavgíti,Chrysavgíti,i mamá sou vlépei toúrkika sto spíti. Yani şu demek: Altın Şafaklı, Altın Şafaklı, Annen evde Türk dizileri izliyor.</p>
<p>‘99 ve 2000’lerin ilk 10 yıllık dilimine dönebilmek dileği ile… Bence başarabiliriz!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/02/iki-ulke-arasi-iliskiler-sivil-inisiyatif-girisimleriyle-normallesecek/">“İki Ülke Arası İlişkiler Sivil İnisiyatif Girişimleriyle Normalleşecek”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;nin İki Yakasındaki Kadınlardan Barış Çağrısı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/15/egenin-iki-yakasindaki-kadinlardan-baris-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2020 12:23:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[barış çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiyeli ve Yunanistanlı kadınlar, iki ülke arasındaki artan gerilime “dur” demek üzere bir barış çağrısı yayınladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/15/egenin-iki-yakasindaki-kadinlardan-baris-cagrisi/">Ege&#8217;nin İki Yakasındaki Kadınlardan Barış Çağrısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hakları aktivisti Gülseren Onanç’ın başlattığı “Türkiye ve Yunanistanlı Kadınların Barış İnisiyatifi” ile iki ülkeden 350 kadının imzaladığı ortak çağrı metniyle, anlaşmazlıkların özenli bir diplomasi doğrultusunda, uluslararası hukuk ve hakkaniyet çerçevesinde çözülmesini talep eden kadınlar, Ege’de ortak kültürü geliştirerek dayanışma ve dostlukla, barış içinde yaşamaya kararlı olduklarını belirtti.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-58172" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/baris-640x317.png" alt="Türkiye ve Yunanistan’dan 350 kadın barış çağrısı yaptı" width="460" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/baris-640x317.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/baris-1280x633.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/baris-1024x507.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/baris.png 1334w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" />Türkiyeli ve Yunanistanlı kadınlar tarafından yapılan <a href="http://www.womencallforpeace.net" target="_blank" rel="noopener noreferrer">barış çağrısı</a> şöyle:</strong></p>
<p>“Biz Türkiyeli ve Yunanistanlı kadınlar, Doğu Akdeniz’de her geçen gün artan gerilimi endişe ile takip ediyoruz. Çatışmacı söylemler ile yükseltilen gerginlik, her iki tarafın da bölgede askeri varlıklarını arttırması sıcak çatışma riskini arttırıyor. Çatışma söylemleri ve olası çatışmalar sadece iki ülkenin yurttaşlarının güvenliklerini değil, aynı zamanda tüm bölgeyi de tehdit ediyor.</p>
<p>Biz kadınlar olarak, bu tehlikeli tırmanışa “dur” diyoruz.</p>
<p>Biz küresel bir pandeminin eşitsizliği derinleştirdiği, ekonomik krizlere yol açtığı, kadınların toplum içinde marjinalleşmesini arttırdığı bir dönemde iki ülke arasındaki işbirliğinin her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz.</p>
<p>Yunanistan ve Türkiye’nin anlaşmazlıklarını barışçıl ve özenli bir diplomasi ile uluslararası hukuk ve hakkaniyet çerçevesinde gerekirse uluslararası kurumlardan gözlemciler ile çözebileceklerine inanıyoruz.</p>
<p>Yunanistan ve Türkiye toplumlarının barış içinde, yan yana yaşaması bütün yeraltı kaynaklardan daha değerlidir.</p>
<p><strong>Barış, Doğa ve İnsan İnsanlık için En Değerli Varlıklardır</strong></p>
<p>İki ülkenin barışsever kadınları olarak, Dünyayı tehdit eden patriarkal sisteme rağmen, Ege’de, ortak kültürümüzü geliştirerek, dayanışma ve dostlukla, barış için çabalamaya kararlıyız.&#8221;</p>
<p><strong>Barış çağrısında bulunan imzacıların listesi:</strong></p>
<p>Arife Dursun (Emekli), Aimilia Voulvouli (Akademisyen/Selanik Aristotle Üniversitesi), Alessandra Pagani (Artist/Aktivist), Anastasia Georgiou (Göç ve Mülteci Politikası Uzmanı), Anastasia Sachinidio (Memur), Angela Brisnovali (Akademisyen), Angeliki Demesci (Samos Kadınlar Birliği), Angeliki Papazoglou (Kifisia Belediye Meclisi Üyesi, Belediye partisi “Aktif Toplum” lideri, Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Başkanı), Anna Karamanou (EMP-FEMM Komite Başkanı), Anneta Kavadia (Gazeteci), Antigoni Karali-Dimitriadi (Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Kafkasya’dan Sorumlu Sosyalist Enternasyonal Kadın Örgütü Başkan Yardımcısı, KEDE Başkan Yardımcısı), Aslıhan Tekin (Avukat/Eko Feminist), Asuman Bayrak (Ekonomist), Asuman Kayan,  Asuman Höbek (Emekli Mühendis),  Athanazia Zoe (Oşinograf), Ayda Arel (Sanat Tarihi Profesörü), Ayla Türksoy (Gazeteci), Aynur Yalçın (Emekli),  Ayşe Erzan (Akademisyen /Fizikçi), Ayşe Kulin (Yazar), Ayşe Arat (Emekli), Ayşe Erdem (Yayıncı), Ayşe Gözen (Akademisyen), Ayşe F.Akbulut (Emekli), Ayşegül Altınay (Akademisyen), Ayşegül Devecioğlu (Yazar), Ayşegül Dinçkök (Sualtı Fotoğrafçısı), Ayşegül Özsan (İnsan Kaynakları Danışmanı), Ayşenur Atik (Emekçi), Aysun Höbek (Mühendis), Ayten Yıldırım (Diş Hekimi), Banu Tuna (Gazeteci), Begüm Zorlu (Doktora Öğrencisi), Berat Alanyalı (Yazar), Betty Dimitriou (Serbest Çalışan), Betül Ünal (Emekli), Betül Sinanoğlu (Grafiker), Binnaz Toprak (Siyaset Bilimi Profesörü), Birgül Değirmenci (Avukat), Birsen Temir (Öğretmen), Buket Uzuner (Yazar), Burcu  Karakaş (Gazeteci), Büşra  Ersanlı (Siyaset Bilimi Profesörü), Calliopi   Liadi (Akademisyen), Canset Big Aksel (Emekli), Catherine Varvia (Serbest Meslek), Cemile Mavioğlu (Emekli Bankacı), Ceyda Uzunkaya (İşçi), Chloe        Koutsoumpeli (Yazar), Chrisanthi Sterregaard (Emekli Kamu Çalışanı), Chrissanthi Karra (Çevirmen), Christina Varvia (Mimar),  Christina Cautrakis (Ressam /Müzisyen), Çiğdem Erko (Emekli Yönetici), Dafni Themeli (Ön Büro Otel Müdürü), Danae Sakellari (Fiziksel Eğitim Öğretmeni), Demet Koç (Mimar), Deniz Şengeç (Yönetmen), Despina Arial (Samos Kadınlar Birliği),  Despina Charalambidi  (STK Sekreterliği), Despoina Logiadou (Yunanistan Kadınlar Birliği Başkanı, Yunan Kadın Bilim İnsanları Derneği Başkan Yardımcısı), Dilek Koç (Yorumcu /Y. Mimar),  Dilek    Bil (Danışman /Sivil Toplum Gönüllüsü), Dilek Gökçin (Yönetmen),  Dimitra Nassou (Emekli), Ece Temelkuran (Yazar), Eda Gemi (Kıdemli Öğretim Görevlisi ve Göç Yönetimi Araştırmacısı), Efharis Mascha (Yardımcı Öğretim Görevlisi, Helenik Açık Üniversitesi), Efi Kanner (Öğretim Üyesi /Atina Ünversitesi), Eirini Ntai (ENA Enstitüsünde Araştırmacı), Eirini Avramopoulou (Sosyal Antropoloji Yardımcı Doçent, Panteion Üniversitesi), Ekaterini   Behtsi (Emekli), Eleftheria Kinia (Emekli Kamu Personeli), Elena Karavakou (Banka Çalışanı), Elena Natassa Kaitsa (Gazeteci), Elengo   Manusaki (Biyolog), Eleni Polychronatou (Sanatçı/ Sanat Teorisyeni),  Eleni Zondirou (Avukat, KINAL Entegrasyon, Sosyal Uyum ve Sosyal Yardım Dairesi Genel Sekreter Yardımcısı), Eleni  Stavrou (İnsan Hakları Aktivisti, Demokratik Sosyalistler Hareketi Kadın Ağı’nın Ulusal Koordinatörü),  Elif  Aytaç (Mimar), Elisabeth Papachristou (Dilbilimci), Ellie Simigdala (Ev Kadını), Elsa  Chiou (Yazar), Emel Şensezgin Kurmuş (STK Yöneticisi), Emine Akın Fırat (Kuşadası Kent Konseyi Üyesi), Emine Uşaklıgil (Yazar), Emine Gönel (Avukat), Eminenur Diler (Tasarımcı), Erato Tati (Çevirmen), Esra Koç (Ziraat Yüksek Mühendisi), Esra Mungan (Akademisyen), Ester Behmoaras (Emekli Öğretim Üyesi), Eten Aysan Dramaturg  (Yazar), Eva Mavraki (İnsan Kaynakları, Doktora Adayı (AUEB)), Eva Frantzi (Lise Öğretmeni), Fadime Kam Temel (Emekli), Fani Stathoulopoulou (İşyeri Sahibi), Fatma Gülten Gülay (Akademisyen), Fatma Duran (Hemşire), Fatma Özüpak (Emekli), Fatma Sema Özülker (Arkeolog), Fethiye Çetin (Avukat), Figen Altıntaşbaş (Ressam), Figen Öcal (Yazar), Fikriye Yadırgı (Öğretmen), Filiz Kardam (Emekli Öğretim Üyesi), Firdevs Güremen (Kimya Mühendisi), Fotini  Tsibiridou (Profesör Sosyal Antrepoloji), Fotini Sianou (Barış Araştırma ve Eylem Merkezi Başkanı WINPEACE Koordinatörü), Fügen Aybars (Emekli Bankacı), Fulya Erdoğan (Ekonomist), Fulya Önay (Şehir Planlayıcısı), Füsun   Demirel (Oyuncu), Füsun Ertuğ (Arkeolog), Füsun Erkel (Emekli Doktor), Gamze  Elvan  (Gazeteci), Gaye Boralıoğlu (Yazar), Georgia Ftinoyianni (Emekli), Georgia Mathiopoulou (Avukat), Giovanna Voutsinou (Ruh Sağlığı Danışmanı), Gonca Bağdat (Emekli), Güler Kandemir (İşsiz), Gülsen Şahinbaş (Öğretmen), Gülsen Tayluk (Tekstilci), Gülseren Onanç (SES Eşitlk Adalet Kadın Platformu Kurucusu), Gülsüm Akbay (Emekli), Gülsüm Doğan (İşsiz), Gülten Kaya (Yapımcı, Prodüktör, Aktivist), Hacer Ansal (Akademisyen), Halime Güner (Uçan Süper Kadın Derneği Başkanı), Hande Karakulah (Avukat), Hande Arslan (İletişimci- Reklam Yazarı), Haralambia     Stathoulopoulou (Gemi Acentesi), Havva Gürbüz (Emekli), Hayriye Aru (Emekli), Hülya Bal (Emekli), Hülya         Gülbahar (Avukat/ Kadın Hakları Aktivisti), Hülya Karapınar  (Gazeteci), Hülya Topaloğlu (Emekli Gazeteci), Hürriyet Özçelik (Mali müşavir), Hüsniye Demircioğlu (Öğretim Üyesi), Ifigenia Papandreou (Emekli, Özel Sektör Çalışanı), İlay  İlkay (Emekli), İlknur Birol (Emekli Öğretmen), İnci Kılıç (Gastronomi Uzmanı), Ioanna       Papaioannou (Psikoterapist), Ioanna Varvaropoulou (Öğretmen), İpek Cem Taha (İş Kadını, Gazeteci), Ira  Mitrousi Glarou (Makine Mühendisi), Iris Mavraki (Müzisyen/ Solist), Iro  Zavogianni (Siyaset Bilmci), Itır Erhard (Akademisyen), Jülide Kural  (Tiyatro Sanatçısı),Kadriye Gümüştaş (Emekli Öğretmen), Kalliopi Gkavrou (İthalat-ihracat Yöneticisi), Karolina Kedra (Nakliye İstemleri Analisti), Kate Horti (Gazeteci), Kate Kazanci (Gazeteci), Katerina Travasarou (Eczacı), Katerina  Papadopoulou (Avukat, Yardımcı Öğretim Görevlisi, Helenik Açık Üniversitesi),Katerina Varvia (Serbest Çalışan),Katerina   Moustaki (Mimar, Mikrasiatiki Erythraia Çalışma ve Araştırma Başkan Yardımcısı), Katia Avramidou (Hukuk Danışmanı), Kiki Kontaxi (Öğretmen), Kiraz  Talayoğlu  (Emekli), Kudret Canpolat (İşsiz), Kutlu Turpan (Emekli), Lale Alatlı   (Çevirmen), Lale Işık (İşsiz), Latife  Tekin  (Yazar), Lerzan Özkale (Akademisyen), Leyla Kayhan Elbirlik (Akademisyen) Leyla Sakpınar (Sanatçı/Eğitmen), Lila Sabanopulu (Arkeolog), Lina Papadopoulou (Selanik Aristoteles Üniversitesi’nde Yunan ve Avrupa Anayasa Hukuku Doçenti), Litsa Mousouli (Yazar), Lon Mutlu Briet,  Louisa  Psychoyiou (Yayıncı), M.Gülgün Etker (Uzman Pedagog), Magda Ehaliotou (Mimar), Mara Lampiri (Yönetici), Maria Svastaki (Ressam), Maria Kaminaki (Ekonomist), Maria   Zarifi  (Gazeteci), Maria Yiannakaki (Eski Adalet, Şeffaflık ve İnsan Hakları Bakanlığı Genel Sekreteri, Milletvekili), Maria Mantakidi (Serbest Meslek), Maria Liora (Serbest Meslek), Maria Haraka, Marianna  Varvia (Sanatçı), Marilia Tsachali (Psikoterapist), Marilia  Oikonomidou (Homeopatik Tıp Doktoru), Marina  Avramidou (Ev kadını), Marisia  Tzioufa (Tasarımcı), Maro  Karamani (Kamu Sektörü Emekli), Maside Ocak (Cumartesi Annesi, İnsan Hakları Savunucusu), Mebuse Tekay (Avukat), Mehtap Özge (Gazeteci), Mehveş   Evin (Gazeteci),  Melda  Onur (Sivil Toplum Yöneticisi), Melek Birsel  (Akademisyen), Melek Yaşar  (Mühendis – Emekli),  Melek Ulagay (Yapımcı),  Melek  Köni (Serbest Ticaret Emeklisi), Melis Arıtman (Yönetici), Meral Uysal (Emekli Profesör,  Eczacılık Fakültesi), Meral Tamer (Gazeteci), Mimika Nassou (İngilizce ve Fransızca Edebiyat Öğretmeni), Mine Nazari (İnsan Hakları Aktivisti), Mübeyyen Koçer (Emekli), Müjde Ar (Oyuncu), Mukaddes Sever  (İşsiz),  Mukaddes Şamiloğlu (Gıda Mühendisi),  Münevver Eminoğlu (Şehir Plancısı),  Müzeyyen Azizoğlu Şen  (Sivil Toplum Yöneticisi),  Myrevi  Nasiou (Siyaset Bilimci, Kültürel Miras Yönetim Danışmanı), Naciye Konca (Emekli Öğretmen), Nafsika Galanaki (Profesör), Necla  Kanbur (Emekli), Necmiye Alpay  (Dil Bilimci), Necmiye Tükengün (Emekli), Nefeli Pitouropoulou (İletişim Profesyoneli), Nergiz Ovacık (Emekli Mühendis), Nermin Korkmaz  (Endüstri Mühendisi), Neşe  Özgen (Antropoloji Profesörü), Neşe Yaşin (Akademisyen), Nesrin Nas (Ekonomist), Nesrin  Küçükelbir (Emekli), Nesteren Davutoğlu (İletişimci), Nezihe Bilhan  (Kütüphaneci), Nezihe Horuz (Emekli), Nike Asimakopoulou (Emekli), Niki Roubani (ENOW Avrupa Kadın Ağı Başkanı, Yunanistan), Niki Stavridi (Tercüman), Niki Tsilingiroglou (Gazeteci), Nilgün Demirbilek Alpaslan  (Ege Barış ve İletişim Derneği Yönetim Kurulu), Nilgün Tuncer (Emekli), Nilüfer     Duna   (Ev Emekçisi), Nilüfer  Nurkan (Ekonomist), Nurhan  Altıntaş (Emekli), Nursel  Taşçı   (Emekli), Öğet Öktem Tanör  (Nöropsikoloji Profesörü), Olympia  Anthopoulou  (Fotoğrafçı), Ömür   İlgör (Emekli Öğretmen), Örge      Yeğen (Hukukçu), Oya Baydar  (Yazar), Oya Ersoy (Politikacı),  Oya Akıncı  (Yazar/Siyaset Bilimci), Özlem Kurum (Emekli), Paulina Lampsa (Uluslararası İlişkiler Uzmanı), Penelope Ortolano (Tüccar), Perihan  Koca (KHK’lı Öğretmen),  Photini  Stephanidi (Ressam /illüstratör), Pınar Akpınar (Akademisyen) Pınar   Alp (Emekli),  Pınar        Kür (Yazar), Polly Kypraiou (Psikoterapist), Quin Minassian   (Öğretmen / Yazar),  Rahime Acar (Emekli), Rea Papadopoulou (Eczacı), Rengin Uz  (Tiyatro eleştirmeni), Rima Dilmener (Emekli), Rodopi   Petrou (Yönetici), Roula Stefanaki Mavrosatis (Doktor), Roula Yfanti (Aktris), Roxanne- Evangelia Bei-Karampotsou (KYADA Başkan Yardımcısı, Atina Belediye Meclisi Üyesi), Sabahat Yavuz  (Öğretmen), Sabiha  Balık Apaydın (Emekli Bankacı), Safiye Sel (İşsiz), Saime Topçu (Modelist), Sakine Kırteke (Emekli), Satia Advan (Doktor), Sebla Arcan (Ekonomist), Sefa Çetin (Tekstilci), Selin Tunç (Senarist), Selma Acuner (Kadın Koalisyonu Dış İlişkiler Koordinatörü), Selma Esen (Emekli), Sema Gülez (İş İnsanı), Sema Görkay (Ev Emekçisi), Sema Özülker, Semra Somersan (Akademisyen), Semra Tank (İşsiz), Sena    Kaleli   (İş İnsanı), Serap Dalkılıç (Ekonomist), Serap Kayhan (Seramik Sanatçısı), Sevda  Bozkurt (Psikolog), Sevda Alakuş   (Akademisyen), Sevda Erdan Kılıç (Avukat), Sevgi  Delibaş (İşsiz), Sevgi Binbir  (Avukat), Sevilay     Çelenk (Akademisyen/Yazar), Sevilay İlkay (Emekli Bankacı), Sevinç  Baştürk (Emekli), Sevinç Yavuz (Emekli), Servisimin  Cömert (STK Gönüllüsü),  Sevtap  Yokuş  (Akademisyen), Seyran Candan (Emekli), Sibel Asna (İletişim Danışmanı), Sofia Pierrou-Dimitriou (OIKOPOLIS ‘in Başkanı), Songül Kırca   (Emekli), Sonia M itralia (Feminist Aktivist), Sophia Antiochou (Sosyal Antropolog), Sophia Alexiou (Artist), Sophia  Chrona İnsan Kaynakları Müdürü), Sophia Tiraski (Yönetici Sekreter), Sophie  Liora   (Emekli), Sotiria Dimopoulou   (Medeniyet Bilimcisi), Spiridoula Makri  (Özel sektör), Spyridoula Georgiou (Avukat, Ombudsman, Demokratik Sosyalistler Hareketi Adalet Dairesi Başkanı), Stella Maragou (Fiziksel Eğitmen), Süheyla Doğan (İnşaat Mühendisi), Şule      Soysal (Emekli Büyükelçi), Şule Yapar  (Emekli), Suna Şen    (Emekli), Suna Kılıç  (Çevirmen), Susen Orhun (Eczacı), Tamar Polat (Satış Danışmanı), Theodora  Paxinou (Filolog, MA Felsefe ve Etik), Tomris Türmen (Çoçuk Sağlığı Profesörü), Tonia Tsitsovits (Tercüman), Tonia  Çiçoviç  (Kolumnist), Tuğçe  Aksoy (İşsiz), Türkan Elçi (Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı Başkanı),  Ülkü Süelkan (Emekli Memur),  Ümide Çelik  (Emekli),  Ümmühan Kurşun (Mali Müşavir), Varvara Assimakopoulou  (Liderlik Koçu),  Vera  Pratikaki (Psikoterapist, yazar, Yakın  Ertürk Sosyoloji Emeritüs Profesörü BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Röportörü),  Yasemin  Öz  (Avukat / Aktivist),  Yasmin Babat Kayhan (Sivil Toplum Yöneticisi),  Yeliz Vergili (Sivil Toplum Yöneticisi), Yeter Kandemir (İşsiz), Yıldız Temürtürkan (Dünya Kadın Yürüyüşü), Yüksel  Selek (Eğitimci), Yüksel Yadırgı (İşsiz), Zefi Dimadama (PES Kadın Başkan Yardımcısı / KINAL Sözcü Vekili),  Zehra Arat (Siyaset Bilimi Profesörü), Zehra  Şenoğuz (Basın Yayın Emekli), Zehra Parlak (İletişimci),  Zeliha Temel (Emekli), Zeliha Emel  Zengin (Öğretim Üyesi), Zeynep  Altıok  (Yazar), Zeynep Taymas (Ekonomist), Zeynep Akıncı (Emekli Öğretim Üyesi), Zeynep Atikkan (Gazeteci / Yazar), Zeynep Miraç Taner (Gazeteci), Zoe Sideratou (Müzisyen), Zoi  Papadopoulou (Avukat), Zühal Macit (Gazeteci).</p>
<p>Türkçe, Yunanca ve İngilizce olarak yayınlanan barış çağrısına ulaşmak için <a href="http://www.womencallforpeace.net" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/15/egenin-iki-yakasindaki-kadinlardan-baris-cagrisi/">Ege&#8217;nin İki Yakasındaki Kadınlardan Barış Çağrısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunanistan’da Göçmen Kampı Moria Yanıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/09/yunanistanda-gocmen-kampi-moria-yaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2020 12:22:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen kampı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’ye Assos’tan sadece 5.7 deniz mili (yaklaşık 11 km) uzaklıkta olan Midilli adasında dün (8 Eylül 2020) yangın çıktı. Mülteciler arasındaki çatışma nedeniyle çıkan yangının kaynağında aslında koronavirüs yer alıyor! Yangında ilk belirmelere göre herhangi bir can kaybı ya da yaralanma bulunmuyor. Yunan başbakanı yangın nedeniyle kabineyi topladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/09/yunanistanda-gocmen-kampi-moria-yaniyor/">Yunanistan’da Göçmen Kampı Moria Yanıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yangın Çıktı mı Çıkarıldı mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-57929 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yangin-640x360.jpg" alt="orman yangını" width="300" height="169" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yangin-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yangin.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Midilli’deki Moria Kampı geçen hafta Somalili göçmenlerin koronavirüs testinin pozitif çıkmasının ardından karantina altına alınmıştı. Kampta hâlihazırda 35 teyit edilmiş koronavirüs vakası bulunuyor. Fakat bu rakamın henüz izlemeler tamamlanmadığı için daha yüksek olduğu düşünülmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangının tam olarak nasıl başladığı belirsizliğini korurken, Yunan yayın organı ANA’ya göre yangın koronavirüslü 35 kişinden bazılarının aileleriyle birlikte tecrit edilmeyi reddetmesinin ardından meydana geldi. Bunun yanında Midilli adasında yer yer şiddetli rüzgârların körüklediği orman yangınları da devam etmekte.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-57930 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-640x640.jpg" alt="yunanistan" width="352" height="352" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 352px) 100vw, 352px" />Médecins Sans Frontières</b><span style="font-weight: 400;"> Koordinatörü Marco Sandrone’nin BBC’ye yaptığı açıklamaya göre ise “Kampın birkaç farklı noktasında meydana gelen yangınlara protestoların neden olduğunu söylemek zor. Fakat göçmenler burada uzun zamandır insanlık dışı koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyordu. Burası bir saatli bombaydı ve patladı.” Bununla birlikte göçmenlerin koronavirüs hastaları ile birlikte karantinaya alınmak istemediği de bilinen bir gerçek. Yunan hükümet sözcüsü ise kundakçılık raporlarının soruşturma altında olduğunu ve ada genelinde olağanüstü hal ilan edileceğini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmenlerin eşyaları ile birlikte liman kenti Midilli’ye girmeleri engellenmekte. STK raporlarına göre ise yangından sonra tarlalarda birçok göçmen uyumaya çalışmakta. Kentin Belediye Başkanının yerel radyoya verdiği demeçte göçmenlerin kamplarından ayrılmasının endişe yarattığı vurgulanmakta. Belediye Başkanına göre “Göçmenlerin kampı terk etmesi son derece tehlikeli, aksi takdirde koronavirüs pozitif kişiler virüsü bütün adaya yayabilir.&#8221; Hâlihazırda da göçmenler yangın nedeniyle dağlara doğru yönelmiş durumdalar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecileri destekleyen STK’lardan </span><b>Stand by Me Lesvos</b><span style="font-weight: 400;"> da adanın bazı yerlilerinin göçmenlere saldırdığını ve köylerden geçişlerini engelleyerek onlardan korunmaya çalıştıklarını ifade etmekte. Yunanistan göç bakanlığı sekreteri Manos Logothetis’e göre ise “Moria Kampı’nda yaşananlar tam bir felaket.”</span></p>
<p><b>Göçmenler Niçin Adalardalar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eylül 2020 itibariyle Yunan adalarında yaklaşık 12.000 göçmen, kapasitelerinin kat kat üstünde dolu kamplardaki zorlu koşullarda hayatını sürdürmeye çalışıyor. Son beş yılda (2015-2020) Yunanistan toprakları üzerinden Avrupa’ya ulaşmak üzere yaklaşık 1 milyon göçmen geçti. Bu göçmenlerin bir kısmı yakalanarak geri gönderilmek üzere Yunan adalarındaki insan sağlığına elverişsiz kamplarda tutulmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-57931 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/goc-rotasi-640x499.jpeg" alt="yunanistan göç rotası" width="434" height="338" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/goc-rotasi-640x499.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/goc-rotasi-1280x997.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/goc-rotasi-1024x798.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/goc-rotasi.jpeg 1493w" sizes="auto, (max-width: 434px) 100vw, 434px" />Midilli, Sisam, Sakız ve Kos Adaları göçmenlerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğu kanadından göç akışının ilk noktaları konumundaydı. Bir kısım göçmen ise Edirne-Yunanistan sınırı üzerinden Meriç Nehri’ni aşarak Yunanistan anakarasına giriş yapmaya çalışmaktaydı. Fakat AB’nin ve Yunanistan’ın katı tutumları nedeniyle söz konusu rotadan göç akışı nispeten azaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Midilli Adası’ndaki Afgan bir kadının geçen yılki ifadeleri ise bugünkü yangının kaynağını işaret etmekte: “Afganistan’da iyi bir hayatımız vardı fakat Taliban çocuklarımı tehdit etti. Özel okula giden kızlarımın kaçırılmasından korkuyordum. Bu ülkelerde (Avrupa’yı kastediyor) daha iyi koşullarda yaşayacağımızı düşündük. Adada Afganlarla Araplar neredeyse her gün kavga ediyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında Yunanistan göçmenler için bir hedef ülke değil, sadece bir dinlenme noktası konumunda. Göçmenler için planlanan varış noktası ise Almanya, Fransa ve Belçika gibi refahın daha yüksek olduğu coğrafyalar. Göçmenler söz konusu rotayı kimi zaman yürüyerek (kamplarda göçmenlere yeni ayakkabı verilmesi bu nedenle yasak) kimi zamansa buldukları küçük ulaşım araçları ile kat ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-57932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-gocmen-sayisi-640x320.jpg" alt="yunanistan göçmen sayısı" width="442" height="221" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-gocmen-sayisi-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/yunanistan-gocmen-sayisi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 442px) 100vw, 442px" />11 milyon nüfuslu Yunanistan 2012’de başlayan ekonomik krizin sonuçları ve kısılan kamu harcamaları ile mücadele ettiğinden ayrıca anakara ve adalarındaki göç krizi ile başa çıkabilecek kapasiteye sahip değil. Yıllarca Midilli üzerinden göç etmek isteyen binlerce göçmen kampa yerleştirildi fakat Atina’daki ağır bürokratik süreç nedeniyle iltica başvuruları bir türlü işleme konulamadı. AB, zirvelerinde göçmenleri farklı üye devletler arasında yeniden yerleştirmeye çalışırken, belirli üye devletlerdeki hükümetler bu önerileri reddetmekte. Söz konusu “Kale Avrupa” tutumu nedeniyle göçmenler bakımsız koşullarda aylarca bekletiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buna karşın Yunan hükümeti, Yunan adalarında göçmenleri barındırmak için kapalı gözaltı alanları inşa etmeyi planlıyor. Bu bilgiye sahip olan Midilli kamplarındaki göçmenlerin Şubat ayında adaya inşaat ekipmanı getiren yetkililere izin vermediği bilinmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisan ayında Human Rights Watch yetkilileri, Yunan adalarındaki sağlıksız kamp koşullarında bulunan göçmenleri kastederek Yunan hükümetini adalarda oluşabilecek muhtemel bir koronavirüs salgınının krize neden olabileceğine ilişkin uyarmıştı! </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/09/yunanistanda-gocmen-kampi-moria-yaniyor/">Yunanistan’da Göçmen Kampı Moria Yanıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunanistan Kilolu Turistlerin Eşeklere Binmesini Yasakladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/yunanistan-kilolu-turistlerin-eseklere-binmesini-yasakladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2018 07:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşeklere binme yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[PETA]]></category>
		<category><![CDATA[Santorini Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hayvan Hakları Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan'da gezi amacıyla kullanılan eşeklerle ilgili başlatılan kampanyalarında ardından hükümet yeni yönetmelik çıkardı. Hayvanların çalışma koşullarıyla ilgili yeni düzenlenmelere gidilirken 100 kilogramın üzerindeki turistlerin hayvanlara binmesi yasaklandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/yunanistan-kilolu-turistlerin-eseklere-binmesini-yasakladi/">Yunanistan Kilolu Turistlerin Eşeklere Binmesini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan, kilolu turistlerin gezi amacıyla kullanılan eşeklere binmesini yasakladı. Yeni yönetmeliğe göre, 100 kilogramın üzerindeki turistler eşeklere binemeyecek.</p>
<p><a href="https://tr.sputniknews.com/avrupa/201810101035608365-yunanistan-santorini-kilolu-turistler-esek-binilmesine-yasak/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Sputnik’in haberine göre,</strong></a> Yunanistan’ın Santorini Adası’nda kilolu bir turistin eşeğe bindiği sırada çekilen fotoğrafın sosyal medyada yayılmasıyla başlayan protestoların ardından Yunanistan hükümeti, kilolu turistlerin gezi amaçlı kullanılan eşeklere binmesini yasakladı.</p>
<p>Gıda ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı, yayınladığı yeni yönetmelikte birlikte 100 kilogram veya üzerindeki turistlerin gezi amaçlı kullanılan eşeklere binmesini yasaklandığını duyurdu.</p>
<p><strong>GEREKLİ KOŞULLAR SAĞLANMAZSA HAYVANLARA EL KONULACAK</strong></p>
<p>Yönetmelikte eşeklerin çalışma ve yaşam koşullarıyla ilgili yeni düzenlemelerde yapıldı. Yük hayvanı sahipleri, hayvanların sağlığını en iyi şekilde sağlamakla sorumlu tutuluyor. Hayvaların yaşam alanlarında ve iş istasyonlarında dezenfeksiyon malzemeleri bulundurulması zorunlu hale getirildi.</p>
<p>Toynaklarının bakımı yetersiz, hamile, yaralı ve hasta hayvanların çalıştırılamayacağının belirtildiği yönetmelikte, hayvanların çalışmaları ve yaşamaları için yeterli koşulların sağlanamaması durumunda, hayvanlara el konulacağını da kaydedildi.</p>
<p><strong>‘KAZANDIK ÇÜNKÜ KONU ULUSLARARASI MEDYANIN İLGİSİNİ ÇEKMEYİ BAŞARDI’</strong></p>
<p>Aktivistler, haftanın 7 günü saatlerce, su ve barınağa erişimleri olmadan çalıştırılmalarının yanı sıra dünya genelinde artan obeziteyle birlikte daha ağır yükler taşımaya zorlanan eşeklerin, omuriliklerinden ve sırtlarından yaralandıkları belirtmişti.</p>
<p>Konu açıklamalarda bulunan hayvan hakları savunucu Elisavet Chatzi, “Hükümetin aldığı bu karar büyük bir adım, umarım bu sıkı çalışmamış karşılığını bulmuştur” dedi.</p>
<p>Uluslararası medya kuruluşlarının konuya olan ilgisinin mücadelelerine olan katkısı sağladığını dile getiren Chatzi, “Bu mücadeleyi kazandık çünkü bu konu uluslararası medyanın ilgisini çekmeyi başardı. Kimse bu yönetmeliğin çıkacağına inanmazdı” diye konuştu.</p>
<p><strong>PETA İMZA KAMPANYASI BAŞLATMIŞTI</strong></p>
<p>Uluslararası Hayvan Hakları Örgütü (PETA) derneği de “Santorini’nin eşekleri istismara uğramış ve taksi olarak kullanmış. Lütfen, onlara yardım edin!” sloganı imza kampanyası başlatmıştı.</p>
<p>Yönetmeliğin çıkarılması iyi bir gelişme olsa da asıl amaçlarının bu hayvan bütünüyle özgür olması olarak tanımlayan Direct Action Everywhere isimli kuruluşun Atina temsilcisi Maria Skourta, “Yönetmelik ile birlikte eşekler kilolu turistleri taşımayacak olsalar bile hala birçok ağır malzeme taşımaya devam ediyorlar” yorumunda bulundu.</p>
<p>Öte yandan bazı hayvanları savunucuları ise yeni yönetmeliğe rağmen adada hiçbir şeyin değişmediğini iddia etti.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/10/10/yunanistan-kilolu-turistlerin-eseklere-binmesini-yasakladi/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/yunanistan-kilolu-turistlerin-eseklere-binmesini-yasakladi/">Yunanistan Kilolu Turistlerin Eşeklere Binmesini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘İklim Değişikliği Artık Kapımızda Değil Evimizde!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/26/iklim-degisikligi-artik-kapimizda-degil-evimizde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2018 09:26:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan’da 70’den fazla kişinin ölümüne neden olan yangının çıkış nedeni henüz netleşmese de Greenpeace Yunanistan Genel Direktörü Nikos Charalambides, eldeki verilerle yangını doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için çok erken olduğunun fakat orman yangınlarının etkisini artıran kuraklık, güçlü rüzgar ve aşırı sıcakların iklim değişikliğinden kaynaklandığını göz ardı etmenin mümkün olmadığının altını çizdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/26/iklim-degisikligi-artik-kapimizda-degil-evimizde/">‘İklim Değişikliği Artık Kapımızda Değil Evimizde!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu <strong>Duygu Kutluay</strong>, ise bilim insanlarının uzun yıllardır insanlığı iklim değişikliği ile birlikte sıcak hava dalgalarının, aşırı hava olaylarının ve kuraklığın sıklık ve şiddetinin artacağına dair uyardığını hatırlatarak, “İklim değişikliği artık kapımızda değil evimizde, gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi. İklim değişikliğine karşı hızla harekete geçilmezse mevsimler altüst olacak, tüm bu aşırı olaylar gündelik hayatımızın değişmez bir parçası haline gelecek” dedi.</p>
<p>Kutluay da Charalambides gibi orman yangınlarının iklim değişikliği tartışmalarının önemli bir parçası olduğunun altını çizerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı”nda yer alan şu cümleleri hatırlattı;</p>
<p>“<em>İklim değişikliğinin Türkiye’de ormanlar üzerinde görülen etkileri, özellikle Akdeniz Bölgesi’nde iklim kuşağında yangın mevsiminin daha erken başlaması ve daha uzun süre devam etmesi ile kendini göstermektedir. Ayrıca, kurak orman toprağının ve ağaçların böcek ve yangına karşı daha hassas hale gelmesi söz konusudur.</em>”</p>
<p>Kutluay, ormanların iklim değişikliğine sebep olan sera gazları arasında en büyük paya sahip karbondioksitin yutak alanı olduğunu belirterek iklim değişikliği ile mücadeledeki önemine dikkat çekti.</p>
<p>Kutluay, konuyla ilgili şunları dile getirdi: “<em>Yunanistan’da yaşanan orman yangını hepimizi çok üzdü ve bazı acı gerçekleri de hatırlattı. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de de sıcak ve kurak devrenin uzunluğundaki ve şiddetindeki artışa bağlı olarak, orman yangınlarının sıklığı, etki alanı ve süresi artabileceği öngörülüyor. Türkiye bu zenginliğine sahip çıkmalı, yatırım kararlarında öncelikle hayatı yani ormanları seçmelidir. İklim değişikliğine karşı orman varlığını güçlendirmeli ve de bu gibi risklere karşı korumalıdır.</em>”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/07/25/iklim-degisikligi-artik-kapimizda-degil-evimizde/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/26/iklim-degisikligi-artik-kapimizda-degil-evimizde/">‘İklim Değişikliği Artık Kapımızda Değil Evimizde!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2018 17:11:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[düşük istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İLO]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Avrupa Ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle 2008 küresel ekonomik krizi sonrası Yunanistan için söylenen, zaman zaman diğer Akdeniz ülkelerine ve Türkiye’ye de genişletilen ve kamuoyunda da oldukça fazla karşılık bulduğunu düşündüğüm bir düşünce var: “Yunanistan (veya Türkiye veya diğer Akdeniz ülkeleri) ekonomisi kötü, çünkü insanlar tembel”. Veya: “AB içinde Almanya, Hollanda, Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkeleri çalışıyor. Yunanistan gibi ülkelerdekiler yan gelip yatıyor. Sonra da krizin faturasını yine Almanlar, Hollandalılar ödüyor.” Zaman zaman bu tespite kanıt olarak da Akdeniz ülkelerindeki yüksek işsizlik oranları gösteriliyor. Bu yazıda bu fikrin ampirik bir kanıtının olmadığını hatta tam tersine işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de ve diğer Akdeniz ülkelerinde çalışanların çok daha fazla fedakârlık yaptıklarını göstermeye çalışacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/">Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ILO verilerinden haftalık ortalama çalışma saatlerine baktığımızda OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin listenin en tepesinde olduğunu görüyoruz (Bkz. Grafik 1). Haftalık 47 saatlik çalışma süresiyle Türkiye dünya çapında da en çok çalışan birkaç ülke arasında. Yunanistan da ortalama 41 saat ile en üst sıralarda. Portekiz, İspanya, İtalya gibi diğer Akdeniz ülkeleri de ortalamanın üzerinde çalışıyorlar. Listenin diğer ucuna baktığımızda ise Hollanda, Almanya, Norveç, Danimarka gibi ülkelerde ortalama haftalık çalışma saatinin 35 saatin bile altında olduğunu görüyoruz. Bu etkinin bir kısmının Kuzey Avrupa ülkelerinde yarı zamanlı çalışmanın yaygın olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Onu da başka bir veri ile kontrol edebiliriz. Aynı grafikte haftalık 48 saatten fazla çalışanların yüzdesine baktığımızda Türkiye bu istatistikte de açık ara en önde. ILO verisine göre 2015 yılında Türkiye’de çalışanların % 36’sı 48 saatten fazla çalışmış. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran % 10’un altında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24737" aria-describedby="caption-attachment-24737" style="width: 462px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24737 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-640x356.png" alt="" width="462" height="257" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-640x356.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-610x340.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-320x178.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1.png 943w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /><figcaption id="caption-attachment-24737" class="wp-caption-text">Grafik 1. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur.</figcaption></figure>
<p>Konunun ücretle ilgili kısmını herkesin zaten tahmin edebildiğini düşünüyorum. Grafik 2’de görüldüğü üzere başta Türkiye ve Yunanistan olmak üzere uzun çalışma saatlerinin bulunduğu ülkelerde ortalama aylık ücretler de en düşük düzeylerde. Haftalık çalışma saati ortalamasının düşük olduğu ülkelerde ise ücretler en yüksek. Yani, en çok çalışanlar en az kazanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24738" aria-describedby="caption-attachment-24738" style="width: 513px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24738 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-640x267.png" alt="" width="513" height="214" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-640x267.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-610x254.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-320x133.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2.png 947w" sizes="auto, (max-width: 513px) 100vw, 513px" /><figcaption id="caption-attachment-24738" class="wp-caption-text">Grafik 2. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur (2014-2016 yılları).</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son olarak bir de istihdam istatistiklerine dikkat çekmek istiyorum. Yine ILO hesaplamalarına göre OECD ülkeleri arasında çalışan nüfusun toplam nüfusa oranının en düşük olduğu (aynı zamanda işsizliğin de en yüksek olduğu) ülkeler sırasıyla Yunanistan, İtalya, Türkiye ve İspanya. Bu oranın en yüksek olduğu ülkeler ise yine büyük çoğunlukla Kuzey Avrupa ülkeleri (Bkz. Grafik 3).</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24739" aria-describedby="caption-attachment-24739" style="width: 489px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24739 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-640x310.png" alt="" width="489" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-640x310.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-610x296.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-320x155.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3.png 933w" sizes="auto, (max-width: 489px) 100vw, 489px" /><figcaption id="caption-attachment-24739" class="wp-caption-text">Grafik 3. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur.</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm bu veriler şöyle özetlenebilir: Başta Türkiye olmak üzere tembellikle suçlanan Akdeniz ülkelerinin işçileri Kuzey Avrupa ülkelerindeki işçilere nispetle çok daha uzun çalışıyorlar ve ay sonunda çok daha düşük maaşlar alıyorlar. İşgücüne katılımın bu çok çalışıp az kazanan ülkelerde en yüksek düzeylerde olduğunu düşünürsek, aslında Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde tembellik diye bir sorun olmadığı, esas olarak emeğin değerinin çok düşük olduğu, Kuzey Avrupa’da çalışan belki iki işçinin yaptığı bir işi Akdeniz’de bir kişinin çok daha ucuza yaptığı tespitinde bulunabiliriz. Hatta Akdeniz ülkelerindeki yüksek işsizlik ve düşük istihdama katılımın da sebeplerinden birinin bu olduğu söylenebilir. Keza, bu sayılara bakarak mesela Türkiye’deki ortalama çalışma saatlerinin Kuzey Avrupa ülkelerindeki seviyelere düşürüldüğünde çok daha fazla kişinin istihdama katılabileceği ve düşen işsizlik rakamları ile birlikte ücretlerin bile artabileceği söylenebilir. Öyle görünüyor ki mesele tembellik değil, emeğin değersizleşmesi meselesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/">Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı tebliğ çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/izmir-cevresi-toplumsal-kulturel-ekonomik-tarihi-konferansi-teblig-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2017 11:11:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet İnsel]]></category>
		<category><![CDATA[Atina Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlar Keyder]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kafadar]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dimitris Kamouzis]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenice]]></category>
		<category><![CDATA[Fransızca]]></category>
		<category><![CDATA[Harvard Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Tekeli]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul bilgi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Konferans]]></category>
		<category><![CDATA[Ladino]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Selanik]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[ulus devlet]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanca]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı 24-25 Kasım 2017’de İzmir’de ‘İzmir ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı, 1850-1950’ başlıklı bir bilimsel toplantı düzenleyecektir. Toplantının amacı, 1850-1950 yılları arasında İzmir kenti ve hinterlandında yaşanan toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel değişimlerin ayrıntılı bir biçimde anlaşılması ve bu konuda yapılan yeni çalışmaların akademik dünyaya tanıtılmasıdır. Batı Anadolu’nun dünya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/izmir-cevresi-toplumsal-kulturel-ekonomik-tarihi-konferansi-teblig-cagrisi/">İzmir ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı tebliğ çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hrant Dink Vakfı</strong> 24-25 Kasım 2017’de İzmir’de ‘<em><strong>İzmir ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı, 1850-1950</strong></em>’ başlıklı bir bilimsel toplantı düzenleyecektir. Toplantının amacı, 1850-1950 yılları arasında İzmir kenti ve hinterlandında yaşanan toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel değişimlerin ayrıntılı bir biçimde anlaşılması ve bu konuda yapılan yeni çalışmaların akademik dünyaya tanıtılmasıdır.</p>
<p>Batı Anadolu’nun dünya ekonomisine entegre oluşunun tarihi hayli eskilere dayanır. Ancak, entegrasyon süreci 1838-39’dan sonra hızlanmış ve özellikle 1856’dan sonra İzmir’de yabancı sermaye yatırımları artmıştır. Osmanlı Devletinin taşra teşkilatında yapılan reformların sonucunda İzmir&#8217;de yaşanan toplumsal ve ekonomik dönüşümler, İzmir ve çevresinin dünya pazarı ile bütünleşmesini daha da hızlandırmıştır. İzmir’in tarımsal mamullerin ihracatı için bir liman kenti olarak gelişmesine paralel olarak, çevredeki ağırlıklı olarak Müslüman üretici, gayrimüslim aracı/tüccar ve Levanten ihracatçı ekseni üzerinde yükselen yeni bir ekonomik varoluş biçimi ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, imparatorluğun son yıllarında, İzmir kenti ekonomik olarak tarımsal mamuller ve hammadde ihracatı ile zenginleşmiş ve Doğu Akdeniz’in Selanik, Mersin, İskenderun, Beyrut ve İskenderiye gibi liman kentleri içinde öncelikli yerini almış; kentin<s> </s>fiziki ve sosyal dokusu da kozmopolit, çokkültürlü planda yeniden şekillenmiştir. 1914’te İzmir’de yayımlanan İngilizce, Fransızca, Ladino, Ermenice, Yunanca ve Türkçe gazeteler şehrin çokkültürlü dokusunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, İzmir İşgali, Ankara Hükümeti&#8217;nin başlattığı Millî Mücadele ve 1923’te Cumhuriyet’in kuruluşu sonrasında İzmir’de yaşanan demografik, ekonomik ve fiziki dönüşüm/yıkımlar bu kez kentin içine kapanmasına ve dünya ekonomisiyle bağlarının giderek zayıflamasına neden olmuştur. 1919-1922 arasında Ege Bölgesi Millî Mücadele’nin savaş alanı olduğundan ekonomisi durgunlaşan kent, 1922’deki büyük yangınla fiziki bakımdan yıkıma uğramıştır. 1923-24’te yapılan Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesiyle bölgenin demografik ve sosyal yapısı değişmiştir. Özellikle, 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin sonrasında uygulanan <em>étatist</em> ekonomik politikaların sonucunda İzmir içine kapanmıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında, İzmir ve Ege Bölgesi Türkiye’de yaşanan siyasal değişimlerde öncü rolü oynamış ve böylece kent ve hinterlandı yeniden bir cazibe merkezi olmuştur.</p>
<p>İzmir ve çevresi, Cumhuriyet’in kuruluşunun öncesi ve sonrasındaki demografik, ekonomik, politik ve kültürel çöküntüyü derinden yaşayan bir bölge olarak da akademik ilgiyi hak etmektedir. İzmir’in 1850-1950 yılları arasındaki hikâyesi, aynı zamanda Türkiye’nin dünya ile etkileşiminin özeti olarak görülebilir. Dolayısıyla İzmir ve çevresinin yaşadığı ‘travmatik’ dönüşümlerin kapsamlı ve eleştirel perspektifle ele alınabilmesinin önünü açan, disiplinlerarası niteliği ağır basan ve özellikle ulus-devlet tahayyüllerinin ötesine uzanan akademik çalışmaların bu konferansta yer bulmasını tercih ediyoruz.</p>
<ul type="disc">
<li>Toplantının dilleri Ermenice, İngilizce, Türkçe ve Yunanca olacak, eşzamanlı çeviri yapılacaktır. Başvuruların İngilizce özeti, yollayanın sorumluluğundadır;</li>
<li>Soru-cevap ve tartışmalara zaman kalması amacıyla sunumlar 20 dakika ile sınırlıdır;</li>
<li>Konferans www.hrantdink.org adresinden canlı olarak yayımlanacaktır;</li>
<li>Katılımcıların ulaşım ve konaklama desteği ihtiyaçlarını, bağlı oldukları kurumlardan karşılayamadıkları takdirde, ayrıca belirtmelerini rica ederiz;</li>
<li>Toplantı disiplinlerarası bir perspektifle düzenlenmektedir; tarih, iktisat tarihi, antropoloji, kültürel çalışmalar, sosyoloji, siyaset bilimi ve demografi gibi disiplinlerden İzmir ve hinterlandı hakkında çalışma yapan araştırmacıların katılımına açıktır;</li>
<li>Konferansta sunulacak çalışmalar, HDV Yayınları tarafından <a title="HDV Yayınları - Konferans Kitapları" href="http://hrantdink.org/tr/hdv-yayinlari/30-konferans-kitaplari" target="_blank">konferans tebliğleri</a> kitabı olarak yayımlanacaktır;</li>
<li>Bu toplantıya katılmak isteyen araştırmacıların sunacakları özgün bildirilerinin 250 kelimelik özetini, belli başlı kaynakları da belirterek, doğum tarihi, lisans, yüksek lisans ve doktora dereceleri, çalışma alanı, yayımlanan kitaplar ve devam eden çalışma deneyimi gibi bilgiler içeren 150 kelimelik bir özgeçmişle birlikte en geç<strong> 30 Haziran 2017 tarihine</strong> kadar Karun Özçelik’in elektronik posta adresine (<span id="cloakebd5f0c58b8b027ff61bcff5eda49866"><a title="karunozcelik@hrantdink.org" href="mailto:karunozcelik@hrantdink.org" target="_blank">karunozcelik@hrantdink.org</a></span>) göndermeleri rica olunur.</li>
</ul>
<p><strong>Bilim Kurulu<br />
</strong>Ayhan Aktar (İstanbul Bilgi Üniversitesi)<br />
Cengiz Aktar (Hrant Dink Vakfı)<br />
Ahmet İnsel (Hrant Dink Vakfı)<br />
Cemal Kafadar (Harvard Üniversitesi, ABD)<br />
Çağlar Keyder (Boğaziçi Üniversitesi)<br />
Elçin Macar (Yıldız Teknik Üniversitesi)<br />
İlhan Tekeli (ODTÜ, emekli)<br />
Haris Exertzoglou (Ege Üniversitesi, Yunanistan)<br />
Hervé Georgelin (Atina Üniversitesi, Yunanistan)<br />
Dimitris Kamouzis (Küçük Asya İncelemeleri Merkezi, Yunanistan)<br />
Biray Kolluoğlu (Boğaziçi Üniversitesi)<br />
Sibel Zandi-Sayek (William &amp; Mary Üniversitesi, ABD)<br />
Alp Yücel Kaya (Ege Üniversitesi)</p>
<p><strong>Düzenleme Komitesi<br />
</strong>Ayhan Aktar<br />
Ayşe Gül Altınay<br />
Sibel Asna<br />
Delal Dink<br />
Karun Özçelik</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/izmir-cevresi-toplumsal-kulturel-ekonomik-tarihi-konferansi-teblig-cagrisi/">İzmir ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı tebliğ çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan hakları aktivistleri Yunanistan&#8217;da buluşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/hayvan-haklari-aktivistleri-yunanistanda-bulusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 10:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Sokak Patileri Farkındalık ve Bakım Uluslararası Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kefelonya Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Konferans]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Düşün Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[SPAC]]></category>
		<category><![CDATA[yonya Kültür ve Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sokak hayvanlarının refahı, yaşam hakkı ve barınma koşulları için çalışan hayvan hakları aktivistleri 24-25 Haziran 2017’de Yunanistan’ın Kefelonya Adası’nda bir araya geliyor. İyonya Kültür ve Sanat Merkezi tarafından organize edilen konferans, yerel, ulusal ve uluslararası alanda hayvan hakları hakkında farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Birinci Sokak Patileri Farkındalık ve Bakım Uluslararası Konferansı’na (SPAC) başvuru yapmak ve ayrıntılı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/hayvan-haklari-aktivistleri-yunanistanda-bulusuyor/">Hayvan hakları aktivistleri Yunanistan&#8217;da buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sokak hayvanlarının refahı, yaşam hakkı ve barınma koşulları için çalışan hayvan hakları aktivistleri 24-25 Haziran 2017’de Yunanistan’ın Kefelonya Adası’nda bir araya geliyor. İyonya Kültür ve Sanat Merkezi tarafından organize edilen konferans, yerel, ulusal ve uluslararası alanda hayvan hakları hakkında farkındalık yaratmayı amaçlıyor.</p>
<p>Birinci Sokak Patileri Farkındalık ve Bakım Uluslararası Konferansı’na (SPAC) başvuru yapmak ve ayrıntılı bilgi almak için <a href="https://scientificongress.wixsite.com/straypaws" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve akademiye yönelik düzenlenecek etkinliğe konuşmacı ve katılımcı olarak başvuru gerçekleştirilebiliyor. Her iki başvuru için de son başvuru tarihi<strong> 15 Mayıs 2017</strong>’dir.</p>
<p>SPAC etkinliğine Sivil Düşün Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği&#8217;nden yararlanarak katılabilirsiniz.</p>
<p>Uluslararası Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği ile:</p>
<p>-Uluslararası ve ulusal seyahat (uluslararası seyahate uygun ülkeler listesi)</p>
<p>-Vize</p>
<p>-Pasaport</p>
<p>-Konaklama</p>
<p>-Belge tercüme (bu destek kalemi yalnızca sivil toplum kuruluşları için uygun gider olacaktır)</p>
<p>-Ardıl ve diğer tercüme (yurt dışı seyahatlerde gerekli olursa, çevirmenin yalnızca seyahat ve konaklama giderleri uygundur. Bu destek kalemi yalnızca sivil toplum örgütleri tarafından uygun gider olacaktır.)</p>
<p>gibi masraflarınızı uluslararası hareketliliğiniz kapsamında talep edebilirsiniz.</p>
<p>Destek talebinde bulunan kişilerin başvuruları ilk aşamada bağımsız uzmanlar tarafından uygunluk kontrolünden geçirildikten sonra, ikinci aşamada #SivilDüşün Teknik Destek Ekibi tarafından bütçe ve diğer detaylar için uygunluk kontrolünden geçirilmektedir.</p>
<p>Destek talebinde bulunmadan önce Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği ayrıntılarına ve uygunluk kriterlerini incelemek için <a href="http://sivildusun.net/destekler/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği’ne başvurmak için buraya<a href="http://mis.sivildusun.net/login" target="_blank"> tıklayarak </a>MIS sistemine kayıt olunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/hayvan-haklari-aktivistleri-yunanistanda-bulusuyor/">Hayvan hakları aktivistleri Yunanistan&#8217;da buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
