<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşlılık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yaslilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yaslilik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Oct 2022 09:22:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yaşlılık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yaslilik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklar, Gençler ve Yaşlılar için İklim Krizi ile Mücadele Rehberi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/28/cocuklar-gencler-ve-yaslilar-icin-iklim-krizi-ile-mucadele-rehberi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2022 08:30:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi ile Mücadele Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilist, iklim krizinin Türkiye’de çocuklar, gençler ve yaşlılar üzerindeki etkilerini ve olası çözüm yollarının tartışılacağı üç bölümden oluşan bir webinar serisi düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/28/cocuklar-gencler-ve-yaslilar-icin-iklim-krizi-ile-mucadele-rehberi/">Çocuklar, Gençler ve Yaşlılar için İklim Krizi ile Mücadele Rehberi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İklim krizi dünya üzerindeki her canlının hayatını tehdit ediyor. İnsanlık da bu yıkımdan hem yaratıcısı hem de mağduru olarak payını alıyor. Bunun yanında, iklim krizinden en çok etkilenenler yine kadınlar, çocuklar, engelliler ve yaşlılar oluyor. Üç bölümden oluşan bu webinar serisinde iklim krizinin Türkiye’de çocuklar, gençler ve yaşlılar üzerindeki etkilerini ve olası çözüm yolları tartışılacak. Gençler, çocuklar ve yaşlılara odaklanan webinar serisi, sırasıyla <strong>2 Kasım, 7 Kasım ve 16 Kasım tarihlerinde 19:00 – 20:00</strong> arasında gerçekleşecek. Katılımın ücretsiz olacağı toplantılarda, katılımcıların soru sorabileceği bir akış hedeflendi.</p>
<h5><strong>Gençler</strong></h5>
<p><strong>Öykü Özen, Sosyal İklim Derneği Biyoçeşitlilik Elçisi</strong></p>
<p><strong>Oğuz Ergen, Generation17 Genç Lideri ve Sosyal İklim Derneği Başkan Yardımcısı</strong></p>
<ul>
<li>Genç nüfusa yönelik olarak, umutsuzluğa kapılmamalarını, eğer birlikte bir şeyler yaparsak başarılı olabileceğimizi nasıl anlatırız?</li>
<li>Gençler uluslararası iklim gündemini nasıl takip ediyor ve küresel amaçların savunuculuğu için neler yapılabilir?</li>
<li>İklim aktivizmi gençlerin gündeminde yer alan ve değişim yaratmak istediği başlıca konular arasında yer alıyor. Gençlerin bu konuyu neden önemsiyor, nasıl etkileniyor ve nasıl bir değişim talep ediyor?</li>
</ul>
<h5><strong>Çocuklar</strong></h5>
<p><strong>İlkim Derin Ören, Sosyal İklim Derneği Çocuk Yürütme Kurulu Üyesi</strong></p>
<p><strong>Gaye Tuğrulöz, Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
<ul>
<li>İklim krizi çocuk haklarını nasıl etkiliyor?</li>
<li>Çocuklar uluslararası iklim gündemini nasıl takip ediyor ve küresel amaçların savunuculuğu için neler yapılabilir?</li>
<li>Çocukların iklim kriziyle mücadele için gönüllü olmaları neden önemli? Nasıl gönüllü olabilirler?</li>
<li>Çocuklarda küçük yaşlardan itibaren farkındalık geliştirmeye yönelik çeşitli aktivitelerin yapılması, ergenlik çağlarına geldiklerinde umutsuzluğa kapılmamaları için yardımcı olabilir mi? Bu süreçte ailelerinin rolü ne olmalı?</li>
</ul>
<h5><strong>Yaşlılar</strong></h5>
<p><strong>Özgür Arun, Bilim İnsanı</strong></p>
<p><strong>Banu Karademir Arun, Akdeniz Üniversitesi, Öğretim Görevlisi</strong></p>
<ul>
<li>Türkiye toplumu nasıl yaşlanıyor?</li>
<li>‘Türkiye genç bir toplumdur’ düşüncesi efsane mi gerçek mi?</li>
<li>Yaşlanmak sorun değil, o zaman sorun ne?</li>
<li>İklim değişikliği yaşlılar için neden bir sorun oluşturuyor?</li>
<li>Yaşlı nüfus içerisinde iklim değişikliğinden en çok etkilenenler kimler? Neden?</li>
<li>İklim krizi yaşlı kadın ve erkekleri nasıl etkiliyor?</li>
<li>İklim krizinin yaşlı haklarını nasıl etkiliyor?</li>
<li>Yaşlı kişiler ve iklim krizi arasındaki bağa işaret eden herhangi bir özgül politika, uygulama, pratik ya da strateji var mı?</li>
<li>Yaşlılık sadece ‘hastalık- sağlık’ ikilemi arasında sıkışmış bir alan mı? Yaşlılık alanında ne gibi çalışmalara ihtiyaç var?</li>
</ul>
<p><strong><a href="https://forms.gle/EK3SsDzWzGBN3cbW9">Katılım formu için tıklayınız!</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/28/cocuklar-gencler-ve-yaslilar-icin-iklim-krizi-ile-mucadele-rehberi/">Çocuklar, Gençler ve Yaşlılar için İklim Krizi ile Mücadele Rehberi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STDV &#8216;Her Yaşta Fonu&#8217; 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/09/stdv-her-yasta-fonu-2022-donemi-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2022 07:34:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hibe]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum için Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum İçin Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum için Destek Vakfı, yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri destekleyeceği Her Yaşta Fonu 2022 Dönemi başvurularını almaya başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/09/stdv-her-yasta-fonu-2022-donemi-basvurulari-acildi/">STDV &#8216;Her Yaşta Fonu&#8217; 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="text-align-justify">Yapılan başvuruların odağında, yaşlılık ve yaşlanma alanlarını desteklemeye yönelik aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması bekleniyor.</p>
<ul>
<li class="text-align-justify">Hizmetlere erişim çerçevesinde teknoloji, finans, vb. alanlarda üretilen ürün ve hizmetlerden eşit yurttaşlık temelinde yararlanılmasını sağlamaya yönelik savunuculuk, işbirliği ve uygulama projeleri,</li>
<li class="text-align-justify">Yaşlıların günlük hayatta karşılaştığı izolasyon, ayrımcılık ve istihdam gibi temel konularda yaşanılan problemlerin çözümlerini teşvik eden, uygulayan ve model haline getirme potansiyeli bulunan çalışmalar,</li>
<li class="text-align-justify">Yaşlılara ve yaşlılığa dair ayrımcı yaklaşımları değiştirmeyi hedefleyen çalışmalar ve kampanyalar,</li>
<li class="text-align-justify">Yaşlılara yönelik oluşturulan dil temelli ayrımcılıkla mücadele eden projeler,</li>
<li class="text-align-justify">Sivil toplum, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği kapsamında kurumların yaşlıların lehine ortak ve kalıcı çözümler üretmelerini destekleyen faaliyetler,</li>
<li class="text-align-justify">Kamusal hayata katılımı geliştirme temelinde yaşlıları güçlendiren projeler,</li>
<li class="text-align-justify">Yaşlılık alanıyla sivil toplumun toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, engellilik, gençlik gibi diğer alanlarının diyaloğunu ve işbirliğini sağlayarak sivil alan paydaşlarının arasındaki sinerjiyi geliştirme ve yaşlılık alanını genişletme perspektifiyle uygulanan diyalog ve işbirliği projeleri,</li>
<li class="text-align-justify">Yaş dostu şehirler başta olmak üzere yaşlılarla yaşam alanlarının bağını güçlendirme odaklı çalışmalar,</li>
<li class="text-align-justify">Daha iyi yaşlanma konusunu gündem haline getirecek, başta üst orta yaş grubu (ve onların kadınlar, engelliler gibi alt kırılımında yer alan gruplar) olmak üzere toplumun diğer kesimlerinin yaşlılığa hazırlanmasını ve yaşlanma perspektifini desteklemeye yönelik çalışmalar,</li>
<li class="text-align-justify">Yaşlı yoksulluğu konusuna odaklanan çalışmalar,</li>
<li class="text-align-justify">Türkiye’deki yaşlı haklarını geliştirici politikaların ve yasal altyapının oluşması ve gelişmesine yönelik yapılacak savunuculuk faaliyetleri.</li>
</ul>
<p class="text-align-justify">Her Yaşta Fonu 2022 dönemi kapsamında STÖ’lere dağıtılacak hibenin toplam tutarı en fazla 300.000 TL’dir. Başvuru yapan STÖ hibe programından en fazla 150.000 TL talep edebilir.</p>
<p class="text-align-justify">Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 31 Ağustos 2022 Çarşamba günü saat 18:00’a kadar göndermeleri gerekir.</p>
<p class="text-align-justify">Her Yaşta Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna <a href="https://siviltoplumdestek.org/her-yasta-fonu/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/09/stdv-her-yasta-fonu-2022-donemi-basvurulari-acildi/">STDV &#8216;Her Yaşta Fonu&#8217; 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Yaşta Fonu Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/27/her-yasta-fonu-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 May 2021 08:49:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum için Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum İçin Destek Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum İçin Destek Vakfı, yaşlanma ve yaşlılıkla ilişkili sağlık, eğitim, istihdam gibi alanlarda faaliyet gösteren STK’ların çalışmalarının desteklemek amacıyla Her Yaşta Fonu'nu hayata geçirdi. Son başvuru tarihi: 21 Haziran, 18:00. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/27/her-yasta-fonu-basvurulari-acildi/">Her Yaşta Fonu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5>Her Yaşta Fonu Nedir?</h5>
<ul>
<li>Her Yaşta Fonu, Türkiye’de yaşlanma ve yaşlılıkla ilişkili konulardaki (sağlık, eğitim, istihdam, yaşam alanı vb. gibi) sivil toplum çalışmalarını desteklemek amacıyla kuruldu.</li>
<li>Fon kapsamında bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmaları desteklenerek yaşlanma ve yaşlılıkla ilgili çalışma yöntemlerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına katkıda bulunulması hedefleniyor.</li>
<li>Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın koordinasyonunda; <a href="https://avivasa.com.tr/hakkimizda/kurumsal-sosyal-sorumluluk/her-yasta-kurumsal-sosyal-sorumluluk-projesi" target="_blank" rel="noopener">AvivaSA</a>’nın mali desteği ve işbirliğiyle kuruldu.</li>
</ul>
<h5><strong>Fon STK’ları Nasıl Destekliyor?</strong></h5>
<ul>
<li>Açık çağrılarla alınan başvurular sonucu belirlenen kuruluşlar destekleniyor.</li>
<li>Programdan yararlanacak her STK’nın bugüne kadar biriktirdiği deneyim çerçevesinde uygulamak istediği çalışmaları, bir proje formatında en fazla 12 ay sürecek bir hibe programıyla desteklenecek.</li>
</ul>
<h5>Fonun Büyüklüğü Nedir?</h5>
<ul>
<li>2021’de faydalanıcı bir kuruma <em><strong>en fazla 120.000 TL</strong></em> tutarında hibe desteği sağlanacak.</li>
<li>Fon kapsamında <em><strong>toplam 200.000 TL</strong></em> hibe dağıtılacak.</li>
<li>Başvuruların en fazla 12 ay süreyle hazırlanmış şekilde yapılması beklenir.</li>
<li>Ancak başvuran kuruluşların mevcut fikirlerini büyütmekle ilgili bir vizyonları ve bu vizyonu hayata geçirmek için ek kaynak ihtiyaçları da olursa başvuruda ayrıca belirtmeleri beklenir.</li>
</ul>
<h5>Fondan Kimler Yararlanabilir?</h5>
<p>En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,</p>
<ul>
<li>Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezleri ve diğer kar amacı gütmeyen,</li>
<li>2020 gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan (Senelik geliri 30.000 TL’sının altında olan kuruluşların yaşlılık alanında yapmış olduğu çalışmalar bir referans olarak kabul edilebilir, bu yüzden gelirleri 30.000 TL’sının altında olabilir. Ayrıca kurumun kullandığı hibelerin kuralı gereği harcamaların hibe veren kuruluş tarafından yapıldığı ve başvurucu kurumun kasasına girmediği durumlarda da 30.000 TL’sının altında gelirler kabul edilebilir.),</li>
<li>Geçmişinde yaşlılık alanında çalışmalar yapmış olan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim, yoksulluk, vb. alanlarında biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi planlayan kadın, eğitim, engelli, vb. hakları alanlarında çalışan kuruluşlar.</li>
</ul>
<p><strong>Ek Not:</strong> Bir akademisyen topluluğu gibi tüzel yapıya sahip olmayan birlikteliklerin başvurularını, tüzel kişiliğe sahip bir ev sahibi kuruluş aracılığıyla yapmaları gerekir. Bu durumda da ev sahibi kuruluşun başvuru kriterlerini karşılıyor olması gerekir.</p>
<h5>Başvuru</h5>
<ul>
<li>Son başvuru tarihi: 21 Haziran, saat 18:00</li>
<li>Fon başvurusunun detaylarına <a href="http://siviltoplumdestek.org/her-yasta-fonu-2021-cagrisi" target="_blank" rel="noopener">buradan,</a> <a href="http://siviltoplumdestek.org/basvuru-formlari/" target="_blank" rel="noopener">başvuru formuna</a> ise bağlantıdan ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/27/her-yasta-fonu-basvurulari-acildi/">Her Yaşta Fonu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kapsayıcı, Sürdürülebilir Yaşlanma ve Yaşlılık Ajandası Gerekli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/kapsayici-surdurulebilir-yaslanma-ve-yaslilik-ajandasi-gerekli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veli Özkurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2021 08:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Senex: Yaşlanma Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin acilen kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaşlanma ve yaşlılık ajandası oluşturması gerekir. Ancak kalkınma planlarına bakıldığında yaşlanmaya yönelik bütüncül yaklaşımların izlerine rastlayamıyoruz. Konu yüzeysel birkaç maddeye sıkıştırılmış durumda. Yaşlı bireyleri, yaşlı Türkiye’yi ve daha da yaşlanacak olan Türkiye’yi reddetmeden sosyal, kültürel, ekonomik ve politik alanlardaki kapsayıcı ve sürdürülebilir mekanizmalar evvela bugünün yaşlıları için hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/kapsayici-surdurulebilir-yaslanma-ve-yaslilik-ajandasi-gerekli/">&#8220;Kapsayıcı, Sürdürülebilir Yaşlanma ve Yaşlılık Ajandası Gerekli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar her zaman daha uzun yaşamanın ama diğer yandan da genç kalmanın hayalini kurar. Hal böyleyken yaşlanma ve yaşlılık olguları insanların yaygın olarak görmezden geldiği, yok saydığı veya kaçınmak zorunda hissettiği konular arasında kendine yer buluyor. İyi ama bu ne yaman bir çelişki! Daha uzun yaşayacağız ama yaşlanmayacağız… İmkânsızları zorlamak yerine gerçekleri kabul etmeliyiz. Zira yaşayan her canlı her an yaşlanmaya devam eder, ancak bazıları yaşlılık dönemine erişebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlanma, 1950’lerden günümüze küresel düzeydeki en çarpıcı toplumsal değişimlerden birisi olmuştur. Özellikle refah toplumlarında olmak üzere dünya nüfusu hızla yaşlanmaya başlamıştır. Bu demografik dönüşümün ardındaki en önemli faktörler ölüm oranlarının azalması ve doğum oranlarının azalmasıdır. Peki dünya yaşlanırken Türkiye’de ne oldu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya yaşlanırken Türkiye elbette yerinde saymadı. Refah ülkelerine kıyasla kendini daha geç gösterse de Türkiye de yaşlanmaktadır. Öyle ki Türkiye dünyanın en hızlı yaşlanan ülkelerinden biridir. Kimi ülkelerin neredeyse bir asırda yaşadığı yaşlanma sürecini Türkiye’nin 15-20 yıl gibi çok kısa bir sürede yaşaması bekleniyor. Nitekim bu kısacık süreci tamamlamak üzereyiz. Aslında bugün Türkiye’de yaşayan insanlar olarak tarihi bir demografik dönüşüme tanıklık ediyoruz. Buna karşın toplumun her kademesinde ciddi bir kesim hâlâ Türkiye’nin genç bir ülke olduğunu ve yaşlanan Avrupa’ya bizim gençlerimizin bakacağı safsatasına inanıyor. Oysa gerçek senaryo bambaşka!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İstatistik Kurumu’nun güncel verilerine göre 1935 yılında %3,9 olan yaşlı oranı 2020 yılı itibariyle %9,5’e ulaşmış durumda (TÜİK, 2021).</span> <span style="font-weight: 400;">Yapılan sınıflamaya göre yaşlı nüfus oranı %7-10 arasında olan toplumlar </span><i><span style="font-weight: 400;">“yaşlı toplum”</span></i><span style="font-weight: 400;">, %10’dan fazla olanlar ise </span><i><span style="font-weight: 400;">“çok yaşlı toplum”</span></i><span style="font-weight: 400;"> kabul edilir. Yani sanılanın aksine </span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye yaşlı bir toplumdur</span></i><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">2025</span><span style="font-weight: 400;"> yılında ise </span><span style="font-weight: 400;">%11</span><span style="font-weight: 400;">’lik yaşlı oranıyla çok yaşlı toplum kategorisine girmesi beklenmektedir. Sonraki süreçte de yaşlanmaya devam edeceğiz. Nüfus projeksiyonları 2040 yılında %16,3, 2060 yılında %22,6 ve 2080 yılında %25,6’lık bir yaşlı oranına sahip olacağımıza işaret ediyor </span><span style="font-weight: 400;">(TÜİK, 2021).</span><span style="font-weight: 400;"> Yani yarım asır sonra sokaktaki her 4 kişiden birisi yaşlı olacak. Birleşmiş Milletler’in raporuna göre 2018 yılında tarihte ilk kez yaşlı nüfus 0-4 yaş nüfusundan daha fazla oldu. Hatta önümüzdeki 20-25 yıl içerisinde yaşlı nüfusu 0-14 yaş grubundakilerin sayısını da aşacak. Yaş yapısındaki bu değişim sosyal, politik ve ekonomik birtakım gerekçelerle hükümetler açısından riskli bir konu ve sorun olarak kabul edilmektedir. Tehdit olarak görülen </span><i><span style="font-weight: 400;">‘yaşlanma sorunu!’</span></i><span style="font-weight: 400;">nu ortadan kaldırmak için ise doğumları teşvik etmek gibi öneriler ortaya koyulur. Öyle ya, gençlerin sayısı ne kadar çoksa yaşlılar o kadar az göze batar. Ne yazık ki yeni doğumlar mevcut yaşlıları görünmez kıl(a)mamaktadır, onlar hâlâ oradadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demografik dönüşümlerle birlikte başta hükümetler olmak üzere toplumun geneli </span><i><span style="font-weight: 400;">“yaşlanma bir sorun mudur?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sorusuna yanıt arar ve genellikle sığ fikirlerden hareketle yaşlanmanın sorun olduğu sonucuna varılır. Oysa yaygın kanının aksine toplumsal yaşlanma bir sorun değildir! Nitekim dünyanın en yaşlı ülkelerine bakıldığında bu ülkelerin refah seviyesi yüksek toplumlar olduğu dikkati çekmektedir. Esas sorun yaşlanan bireyleri görmezden gelmek, yok saymak ve bu kesime özgü sosyal, psikolojik, ekonomik, politik ve hak temelli yaşam ortamı yaratamamaktır. Özetle sorun, yaşlanma yönündeki demografik dönüşüm değil, toplumların yaşlanmaya uygun dönüşememesidir.</span></p>
<figure id="attachment_67436" aria-describedby="caption-attachment-67436" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-67436 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiye-nufus-pramidi-1-640x210.jpg" alt="türkiye nüfus pramidi" width="640" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiye-nufus-pramidi-1-640x210.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiye-nufus-pramidi-1.jpg 752w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-67436" class="wp-caption-text">Grafik: Türkiye Nüfus Piramidi, 1935-1975-2020 Kaynak: TÜİK, 2021</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki çarpıcı demografik dönüşüme rağmen yaşlılık ve yaşlanma; üzerinde pek konuşulmayan, düşünülmeyen, tartışılmayan, araştırılmayan konulardandır. Yaşlanma sosyopolitik alanda olduğu gibi sivil toplum ve akademik alan içerisinde de hak ettiği ilgiyi görmemektedir. Yapılan girişimler ve çalışmalar ise hem nitelik hem nicelik açısından sınırlı kalmaktadır. Arun’un 2018 yılındaki çalışmasına göre 2012-2017 yılları arasında Türkiye’de sosyal bilimler alanında yaşlılık ve yaşlanmayı konu alan 231 bilimsel çalışma bulunmaktadır. Çalışmaya göre 6 yıllık süreç içerisinde her geçen yıl çalışmaların niceliksel olarak nispeten arttığı görülse de içerik anlamında dar bir perspektife sıkışıp kaldığı dikkat çekmektedir. Yaşlılık ve yaşlanma alanında en çok çalışılan konuların başında toplumsal yaşlanma, demografi, bakım ve emeklilik çalışmaları gelmektedir. Yoksulluk, toplumsal cinsiyet, göç, yerinde yaşlanma, bilgi iletişim teknolojileri ve yaş ayrımcılığı gibi uluslararası yazında kendisine sıkça yer bulan tematik alanların ise Türkiye’de neredeyse hiç çalışılmadığı dikkat çekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlanma başlı başına bir sorun olmamakla birlikte refah seviyesine ulaşamadan yaşlanmak gelecekte yaşanacak sorunların habercisi niteliğindedir. Bu denli hızlı yaşlanmamıza rağmen konunun Türkiye gündeminde henüz yeterli değeri görmemesi sorunların önümüzdeki yıllara ötelenmesi mahiyetini taşımaktadır. Dolayısıyla yaşlanma ve yaşlılık alanında radikal girişimler ve değişimlere ihtiyaç vardır. Bunları birkaç başlıkta ele alabiliriz: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşlılık algısı negatif! Yaşama Dair Vakfı tarafından 2019 yılında 12 ilde Türkiye temsili 2400 katılımcı ile yapılan Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması’nın sonuçları tam olarak buna işaret ediyor. Yaşlılık korkulan, kaçınılması gereken ve olumsuzluklarla örülü bir dönem olarak görülmektedir. Bunun önemli nedenlerinden birisinin toplumda, medyada hatta çocuk kitaplarında bile sıklıkla yaşlılığın negatif temsillerine vurgu yapılması olduğu söylenebilir. Dolayısıyla yaşlılıkla ilgili önyargılar içselleştirilmektedir. Bu nedenle insanlar ancak kendisi yaşlandığında ve sümenaltı ettiği yaşlılığın olumsuz yönleriyle yüzleşmeye başladığında yaşlanmayı gündemine almaktadır. Yaşlanma ve yaşlılıkla ilgili negatif algıyı kırmak için gençliğin kutsanıp yaşlılığın yerildiği anlayıştan kaçınmak iyi bir başlangıç olabilir. Geç, hiçten iyidir!</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İkinci olarak yaşlanma ve yaşlılık konuları birinci maddenin de beslediği bir arka plandan hareketle sağlık ve bakım ekseninde kendini tekrarlayan bir konuma pozisyonlanmış durumdadır. Yaşlıların “hasta, engelli veya bakıma ihtiyacı olan kişiler” olduğu algısı yaşlılığın tıbbileştirilerek hastalık-sağlık ikilemi üzerinde tartışılmasına zemin hazırlamaktadır. Oysa her yaşlı hasta, engelli veya bakıma ihtiyaç duyan kişiler değildir. Yaşlıları homojenize eden, tek tipleştiren böylesi bir ön kabulü kırmak Türkiye’deki yaşlanma ve yaşlılık çalışmaları için en kritik adımlardan birisi olacaktır. Zira diğer yaş gruplarında olduğu gibi yaşlılar arasında da çeşitlilik ihtiva eden bir görünüm hakimdir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Üçüncü olarak </span><i><span style="font-weight: 400;">yaşlılık çalışmaları</span></i><span style="font-weight: 400;"> yanında yaşam döngüsü (life course) perspektifinden yola çıkan </span><i><span style="font-weight: 400;">yaşlanma çalışmalarına</span></i><span style="font-weight: 400;"> ağırlık vermek gerekir. Türkiye’deki akademik çalışmaların önemli bir kesimi, yaşlılığın başlangıcı olarak kabul edilen yaş sınırının üzerindeki bireylerle yapılan çalışmalarla yaşlılığı ve yaşlıların özelliklerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Ancak böylesi bir yaklaşım mevcut durumu ortaya koysa da yanılgılı sonuçları da içerebilir. Örneğin 65+ bir grupla anket yapıldığında “yaşlıların eğitimsiz veya düşük eğitimli bireyler” olduğu sonucuna varılabilir. Oysa bu kişiler geride kalan 64 yılını okuma-yazma bilerek geçirip 65 yaşına girdiği gün birden bire eğitimsizleşmedi! Yaşam döngüsü perspektifinin hâkim olduğu yaşlanma çalışmalarında böylesi yanılgılı sonuçlar bertaraf edilerek, mevcut durumu doğuran arka plandaki yaşam koşulları daha gerçekçi bir biçimde ortaya koyulabilir. Yaşlanma ve yaşlılık konusunda geleceğini acilen tasarlamaya ve organize etmeye ihtiyaç duyan Türkiye’nin boylamsal çalışmalara ve bu yolla elde edilen bulguya dayalı verilere ihtiyacı vardır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Dördüncü olarak hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve akademinin yaşlıların heterojen bir grubu temsil ettiği gerçeği üzerine kurgulanmış sosyopolitik girişimlerde bulunması gerekmektedir. Yaşlılığın sadece biyolojik/fizyolojik değişimlerden ibaret olmayan; sosyal, psikolojik, ekonomik ve hukuki birçok konuyu bünyesinde barındıran bir yaşam dönemi olduğu kabullenilmelidir. Bu bağlamda sorun odaklı belirli birkaç tematik alan dışında yaşlılığın pozitif temsillerine ve göz ardı edilen diğer alanlarına ağırlık verilmelidir. Örneğin önümüzdeki yıllarda Türkiye’de daha çok çalışılmaya muhtaç konu başlıklarını şöyle sıralayabiliriz: toplumsal cinsiyet, yoksulluk, göç, yaş ayrımcılığı, ihmal, bilgi iletişim teknolojileri, dijitalleşme, geronteknoloji, tasarım, çevre, cinsellik, LGBT…</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Beşinci olarak yaşlanma ve yaşlılığın olumsuz yönleriyle yüzleşme ihtimali en yüksek olan bireyler genellikle alt sınıflara mensup, yoksul ve dezavantajlı gruptaki kişilerdir. Bu, dezavantajlı bireylerin dezavantajlarının sürmesine, hatta katlanarak artmasına neden olmaktadır. İmtiyazlı gruplar için ise durum biraz daha kolay… Hal böyleyken hak ve eşitlik temelli sosyopolitik kararlar ortaya koymak yaşlanan Türkiye için kritik bir öneme sahiptir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Altıncı olarak Türkiye’nin acilen kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaşlanma ve yaşlılık ajandası oluşturması gerekir. Ancak kalkınma planlarına bakıldığında yaşlanmaya yönelik bütüncül yaklaşımların izlerine rastlayamıyoruz. Konu yüzeysel birkaç maddeye sıkıştırılmış durumda. Yaşlı bireyleri, yaşlı Türkiye’yi ve daha da yaşlanacak olan Türkiye’yi reddetmeden sosyal, kültürel, ekonomik ve politik alanlardaki kapsayıcı ve sürdürülebilir mekanizmalar evvela bugünün yaşlıları için hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir. Fakat bunu yaparken geleceği de unutmamak gerekir. Örneğin TÜİK verilerine göre her dört çocuktan birisi yoksuldur. Bu durum, günümüzdeki çocukların eşitsiz yaşlanacağına ve bunu yaşlılık dönemine aktaracağına işaret etmektedir. Dolayısıyla bugünün yaşlılığı dışında geleceğin yaşlılığını da tasarlamak önemlidir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlı Türkiye henüz yaşlılığa hazır değil! Türkiye’nin yaş yapısındaki değişim ve yaşlanma konusundaki karnesine baktığımızda sınıfta kaldığımız söylenebilir. Kırıkları düzeltmek içinse çok fazla vakit kalmadı. Bir an evvel hem bireysel hem toplumsal olarak gerçeğin farkına varıp yukarıdaki ana başlıklar etrafında adımlar atmalıyız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/kapsayici-surdurulebilir-yaslanma-ve-yaslilik-ajandasi-gerekli/">&#8220;Kapsayıcı, Sürdürülebilir Yaşlanma ve Yaşlılık Ajandası Gerekli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hikayelerle Yaşlılık Halleri&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/18/hikayelerle-yaslilik-halleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2021 10:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayelerle Yaşlılık Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal hizmet uzmanı Şadiye Dönümcü, Hikayelerle Yaşlılık Halleri çalışmasında yaşlılığa dair teorik bilgi ve kahramanları yaşlı insanlar olan -portre- hikayelerine yer veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/18/hikayelerle-yaslilik-halleri/">&#8220;Hikayelerle Yaşlılık Halleri&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hikayelerini Şadiye Dönümcü’nün  yazdığı, tiyatro sanatçısı Hülya Savaş’ın seslendirdiği, yönetmenliğini Ebru Baran’ın yaptığı  “Hikayelerle Yaşlılık Halleri” çalışması, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı (4. Dönem) desteğiyle hayata geçti. Ve çalışma Dönümcü’nün, yine Sivil Düşün Programı (3. Dönem) desteğiyle hayata geçirdiği “<a href="https://www.yasliyimhakliyim.com/" target="_blank" rel="noopener">yaşlıyımhaklıyım</a>” web sitesinde yayımlanıyor. </span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-65791 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/sadiye-donumcu.jpg" alt="Şadiye Dönümdü" width="368" height="189" />13 videodan oluşan çalışmada Şadiye Dönümcü, hayatında tanıdığı, gözlemlediği <span style="font-weight: 400;">insanlardan esinlenerek veya kurgulayarak, didaktiklikten kaçınarak mesaj veren sade, kolay anlaşılır bir dille ve genellikle “ben” diliyle yazdığı ve yaşlılığı anlattığı hikayelere yer veriyor. Dönümcü, bu portre hikayelerle huzurevinde kalan, evinde yalnız yahut çocuklarıyla yaşayan, bakım, fiziksel, sosyal yahut psikolojik sorunları olan, yakınlarıyla yahut bakım verenleriyle problem yaşayan yaşlıların hikayeleriyle; akranlarının ve yaşlanmakta olanların yaşamına dokunabileceğini, yaşlıların yakınlarına, bakım verenlerine ve hizmet edenlerine ayrıca bu döneme dair bilgilenmek isteyenlere yardımcı olabileceğini düşünüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Yaşlılığa dair rehber nitelikli bu çalışmanın, yaşlıların dijital (bilgi-kültür) haklarını kullanarak internet yoluyla gelişme hakkını kullanmasına da katkı sağlayacağını düşünüyorum“ diyor ve ekliyor Dönümcü: “Bir nebze de olsa ‘</span><span style="font-weight: 400;">yüreği darda, gönlü bozgunda’</span><span style="font-weight: 400;"> olan yaşlıların kısık olan sesini duyurmaya, yaşam alanlarını genişletmeye, yaşlı hakları konusunda</span> <span style="font-weight: 400;">farkındalık çalışmalarına katkı vermeye yararı olacağını düşünüyorum.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Videolara ve detaylara </span><a href="https://www.yasliyimhakliyim.com"><span style="font-weight: 400;">www.yasliyimhakliyim.com</span></a><span style="font-weight: 400;"> web sitesinden,</span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.youtube.com/playlist?list=PLzH1HV4WtWMCsp06VEDlZK51OomUFZDkm" target="_blank" rel="noopener"> Youtube kanalından</a> ulaşmak mümkün.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/18/hikayelerle-yaslilik-halleri/">&#8220;Hikayelerle Yaşlılık Halleri&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Yaşlılar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avivasa’nın kurumsal sosyal sorumluluk projesi Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa kapsamında açılan heryasta.org portalının hedefi, Türkiye’deki mevcut negatif yaşlılık algısını değiştirmek ve orta yaşın yaşlılığa bugünden hazırlanmasına yardımcı olmak…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi,  yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Proje kapsamında, Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğiyle yapılan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasıyla  bugünün ve geleceğin yaşlılarındaki yaşlılık algısı, yaşlılık beklentileri ve planları ortaya çıkarıldı. Toplumdaki negatif yaşlılık algısının önemli bir sonuç olarak ortaya çıktığı araştırmanın bilgilerinin yaygınlaması ve negatif algının değişmesi için de <a href="https://www.heryasta.org/" target="_blank" rel="noopener">heryasta.org</a> portalı hayata geçirildi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-42788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/heryasta-logo-1-640x138.png" alt="" width="329" height="71" />Ana kategorilerinde, &#8220;Güncel&#8221;, &#8220;Yaşa&#8221;, &#8220;Araştır&#8221;, &#8220;Keşfet&#8221;, &#8220;İzle&#8221; ve &#8220;Hakkımızda&#8221; yer alan heryasta.org’un manifestosu ise şöyle:</p>
<p><strong>Yaşlılık artık bildiğimiz gibi değil.</strong></p>
<p>50’sinde “yaşlanıyorum” denirdi eskiden. 60’ında da “yaşlandım artık”.</p>
<p>Bugün 90 yaşında üretmeye, gülümsemeye devam eden insanlarla doldu dünya. Hatta yaşlanmanın yaş ile bağlantısı azaldı. Orta yaşın üst sınırı aldı başını gitti.</p>
<p>Yaşlanmak aslında herhangi bir yaşta değil doğumla birlikte başlayan bir süreç. Yeter ki süreç doğru yönetilsin, eski klişeler gözden geçirilsin.</p>
<p>Hürmet ve saygı klişeleri: Hürmet ve saygı bu hayatta herkesin birbirine göstermesi gereken şeylerdir. Bütünüyle biyolojik bir olaydan dolayı insanlığın bir kısmı niye daha saygın olsun ki? Birisine sadece yaşından dolayı fazladan hürmet göstermek o birisini başka bir yere konumlamak, uzaklaştırmak anlamına gelebilir.</p>
<p>Huzur ve bakım evleri: Huzurevi, bakımevi gibi projeler yaşlıları aktif hayattan uzaklaştırma, “kenara alma” riskini taşır. “Yaşını almış insanlar yaşını almış insanlarla beraber olmak ister” inancı bütünüyle yanlıştır. Yaşını almış insanlar da herkes gibi diğer insanlarla birlikte olmak ister.</p>
<p>İkinci bahar edebiyatı: Yaşlanmak bir süreçtir ve insan yaşlanınca başka birisi haline gelmez, başka bir hayata geçmez.</p>
<p>Yaşlılığın reddi: İhtiyar delikanlılar, her zaman genç kalanlar, ruhu gençler… Buna benzer sözler, tıpkı genç görünme çabaları gibi işlevsizdir. İnsanın asla geri dönemeyeceği gençlik günlerine sürekli referans vermesinin, o günlere öykünmesinin, gençmiş gibi davranmasının kozmetik dünyası dışında kimseye bir faydası yoktur.</p>
<p>Yaşlılığın “zorlukları”: Bazı “yaşlılar” anlatırken tekrara düşebilir, sıkıcı oldukları düşünülebilir, genç kuşağa kıymet vermeyebilir. Yahut nostalji düşkünüdür. Bunun temel sebebi bazı yaşlıların on yıllar önce çeşitli ve haksız şekillerde “kenara atılmış”, ayrımcılığa uğramış olmasıdır. Yıllar boyu kendisine ve çevresine faydası olmadan yaşayan birisinin eğlenceli birisi olarak kalabilmesi zordur.</p>
<p>…</p>
<p>Kaçınılacak değil tadı çıkarılacak bir keyif devri olmalı yaşlılık: Genç görünmeye değil sağlıklı, sosyal ve aktif yaş almaya, “yaşlanma sanatına” odaklanmalı.</p>
<p>Heryaşta.org’da yaşlanırken kazandıklarımız, öğrendiklerimiz ve bunların sağlayacağı konfor üzerine yoğunlaşıyoruz. Yaş almaktan korkmanın, yaşlanmayı inkar etmenin, nostaljilere kapılmanın ya da ikinci baharlar hayal etmenin faydası yok, zararı ise çok. Bunun yerine yaşlanmayı, öğrenmeye devam ettiğimiz, günlük hayatımızı yavaşlattığımız, tadını çıkardığımız bir süreç olarak görmemiz çok daha yaratıcı sonuçlara yol açabilir. Bu sayede yaş alma sürecini fani hazlardan, kariyer heveslerinden, telaştan ve yarıştan uzakta, dengeyle ve memnuniyetle yaşayabiliriz.</p>
<p>Neticede zaman bütünüyle algısaldır. Biz hayatımızı yavaşlattıkça önümüzdeki zaman uzar ve keyfi artar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıktan Kaçış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AvivaSa’nın desteği ile Yaşama Dair Vakıf, ilk Türkiye temsili yaşlılık araştırmasını tamamladı. Araştırmanın net bir bulgusu var: Türkiye yaşlanmaya hazır değil!.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun da çok temel iki nedeni var. Birincisi yaşlılar ve yaşlılık hakkındaki yargılar oldukça negatif. İkincisi de yaşlanma yok sayılan, reddedilen bir konu olduğu için yaşlılık yıllarına yönelik hem kişisel, hem toplumsal, hem de politika düzeyinde hazırlıklar yetersiz. Peki Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmaması neden bir sorun ve şimdinin konusu. Bir kere sadece Türkiye değil dünya yaşlanıyor; yani nüfus dağılımında yaşlı oranları artıyor. Bu kötü bir şey değil ve esasen insan ömrü uzaması, nüfus artışı düşmesi gibi olumlu gelişmelerin sonucu. Dolayısıyla sorun olan şey toplumların yaşlanması değil, buna uygun dönüşümleri geçirmemesi. Türkiye’nin durumu ise daha çetrefilli. Öncelikle Türkiye hızlı yaşlandı ve yaşlanmaya devam ediyor. Bu ne demek? Yaşlı oranının nüfus içinde oranları birden arttı. Başka ülkelerin 50 yılda, hatta kimilerinin 100 yılın üstünde geçirdi bu demografik dönüşümü Türkiye 20-25 yılda tamamlıyor. Bu da yaşlı toplum haline gelmeyi sindirememeye neden oluyor. İkincisi yaşlı toplumlara baktığımızda refah seviyesi yüksek olan toplumlar olduğunu görüyoruz. Türkiye böyle değil. Hatta bu araştırma gösterdi ki mevcut yaşlı kuşak da gelir seviyesi oldukça düşük bir kesim. Üçüncüsü de Türkiye bir hızlı dönüşümü de kentlileşmede yaşadı. Çok hızla nüfus kentlere geldi. En son da yaşlılar gelmeye başladı. Dolayısıyla kentte yaşayan kırsal yaşam alışkanlıkları olan geniş bir yaşlı nüfusumuz var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu olgulara rağmen yaşlılık Türkiye’de önemsenen bir mesele değil. Oysa yaşlılık ve yaşlanma neredeyse herkesin bir şekilde ilgi gösterdiği kavramlardan; herkesin hayatının bir parçası, herkesin bu konuda bir fikri ve tecrübesi var. Zira herkesin ailesinde yaşlısı var ve herkes yaşlanıyor. Öte yandan yaşlılık gün geçtikçe daha güncel ve popüler bir konu haline de geliyor. Henüz yaşlılıkla ilgili konular arasında sağlıkla ilgili olanlar ve fizyolojik değişiklikler ön planda. Yaşlanınca fiziksel görünüşümüz nasıl olacak en popüler konu örneğin. Son zamanlarda sosyal medyada yaygınlaşan yaşlandırma aracı yoğun ilgi gördü. Korku ve kaygıyla baktı bir çok kişi, gelecekteki görüntüsüne yönelik simülasyona. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılar, yaşlılık, yaşlanma kavramları sevilmeyen, pek iyi hisler uyandırmayan, kaygı yüklü kavramlar. Bu kavramlarla ilgili algı, bize bu araştırma da gösterdi ki net bir biçimde negatif. Durum şu: kimse yaşlanmak istemiyor, kimse yaşlılarla vakit geçirmek istemiyor, ama hem yaşlı yakınları olduğu için hem de bir gün kendisi de yaşlanacağı için herkes yaşlılara hürmet ediyor. Geçmişten gelen, geleneksel olarak bir saygınlık statüsü var yaşlıların; ama bu değerini ve etkisini oldukça kaybetmiş durumda. Böyle olunca da atsan atılmaz satsan satılmaz bir konu oluyor. Yaşlı yakınlarının yaşlıları hakkındaki hisleri, zıt hisler. Bir yandan bağlılar, seviyorlar, geleneksel bir değer; diğer yandan bir yük olarak görüyorlar. Bu yükle mücadelede ise, yaşlıları için bakım ve/veya kurumsal destek hizmetlerinden faydalanmayı, kültürel olarak kendilerine, ailelerine konduramadıkları için reddediyorlar, “el alem ne der” kaygıları hakim oluyor. Bakıma muhtaç bir yaşlı yakını sahibi olmak da en fenası olarak görülüyor. Tüm bunlar yaşlılarla yakınları arasında zıt hislerle kurulan sağlıksız bir ilişki meydana getiriyor. İstenilmediğini bilen yaşlılar fırsatı ve imkanı varsa yalnız yaşamayı tercih ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişe göre yaşlısı aynı evde olan ya da yakınında yaşayan ailelerin oranı düşüyor. Tabi bunun başka sosyo-ekonomik nedenleri de var elbette. Fakat kültürel değişimler de yaşlıları genç yakınlarından ayrı ve bağımsız yaşamaya yönlendiriyor. Bunu olumsuz bir gelişme olarak değil de bir olgusal dönüşüm olarak ele almak ve bağımsız bir yaşam sürdürmeyi tercih eden ya da buna mecbur kalan yaşlıların hayatlarını kolaylaştıracak sosyal politikalar geliştirmek daha anlamlı olur. Bu durumun aynı hanede yaşama göre daha zorlukları olduğu açık. Ek olarak, ilk bakışta aile bağlarının zayıflaması gibi bir olumsuz sonucu da akla getiriyor; fakat karşılıklı bağımlılık ilişkisinin azalması ile aile içindeki sorunların azalmasına da yol açabildiğini de gözetmekte fayda var. Ayrıca bağımsız yaşam, yaşlıların bireysel tercihlerini daha özgürce yaşamaları ve yaşlılık hayallerini gerçekleştirmeleri için de bir fırsat olarak görülebilir. Ek olarak, bu durum, günümüzde genellikle bir kendini gerçekleştirme tercihinden ziyade, genellikle zorunlu veya belli olumsuzluklardan kaynaklı bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Hakim olan ve değişmeyen şey ise, yakınları ile birlikte de yaşasa da, ayrı da yaşasa, yaşlıların pek ayak altında görülmemesinin istenmesi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam beklentisi algısı, ömür ortalamalarındaki uzamaya paralel biçimde değişmiş değil. Bir uzun yaşama beklentisi ya da tahayyülü oluşmuş değil. Bu konuda tanık olunan emsaller de sınırlı. Bugünün orta kuşaklarının önünde izleyip karşılaştıracakları yaşlanma tecrübeleri az, yalnızca yaşlılık görgüleri var ki onlar hakkındaki algının da pek muteber olmadığından bahsettik. Bilinen ve hatırlanan yaşlılıklar ise pek iyi veya güzel şeyler değil. Yeti ve statü kayıpları, sorunlar ve bağımlılık akla geliyor. Bir başka deyişle yapılamayanların arttığı, özgürlüklerin azaldığı, davranışın kısıtlandığı bir kaybetme hali olarak resmediliyor yaşlılık. Kimse kaybetmek istemez. Ama kaçınılmaz olduğu halde bu kaybetme halini düşünmemek, doğal bir refleks oluyor. Hal böyle olunca da yaşlanma da yaşlılık da bir türlü normalleşemiyor. Her normal dışı görülen kesim gibi yaşlılar da toplumun çoğunluğunun eğilimlerinin dışına itiliyor. Eğlenme, hatta dışarıda vakit geçirme, dilediğince giyinme, flört etme, gezme, teknolojik aletleri kullanma, oyun oynama, dans etme, vb. gençlere yakıştırılan özellikler ve aktiviteler, yaşlılar sözkonusu olunca toplum algısında eğreti duyuyor. “Bu yaşta…” diye başlıyor ileri yaştaki bireylere eleştiriler, “Bu yaşta ne işin var…”, “bu yaştan sonra hiç yakıştı mı…”, “yaşına bakmadan…” vb. kalıplarla devam ediyor. Aksine bazı tuhaf, eksik ya da yetersiz davranışlar da yaşlılara yakıştırılıyor ve şöyle tarif ediliyor: “bunlar hep yaşlanma belirtisi”. Örneğin alzeimer, demans gibi ilgili bir hastalığı olmadığı halde bir unutkanlık tecrübe edildiğinde “yaşlandın sen” denebiliyor. Bunların aksine “gençliğine doyamadan” tabirinin “yaşlığına doyamadan” şeklinde bir versiyonu yok.  Oysa “her yaşın ayrı bir güzelliği vardır” gibi klişe de olsa başka bir doğrusu var toplumun. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. Son yıllarda hızla yaşanan bir toplum olduğumuz gerçeği ile ilgili farkındalığın artmış olması, bir nebze kıpırdanma yaratmış durumda. Ancak Türkiye yaşlanma hızına paralel bir hazırlık içerisinden değil. Ayrıca, yaşlanmaya hazırlanmayı bakım ve sağlık hizmetleri ile sınırlı görmeyen, kültürel ve sosyal olarak yaşlı bir toplum olma özelliğine hazır hale gelme perspektifindeki gibi bir bakışın henüz uzağındayız. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Velhasıl yaşlı bir toplum olmaya ve yaşlanmaya hazırlanmak için bir değişim gerektiği açık. Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. Türkiye’de toplumun genelinde zaten bireylerin pek az meşgalesi var. En büyük meşgaleler zorunlu olarak hayatımıza girmiş olanlar: eğitim, iş, eş ve çocuklar. Bunlar da hayatından çıkınca boşluğa düşen çok kişi oluyor. Örneğin erkekler, çalışma yaşamında daha yüksek oranlarda ve sürelerde bulunduğu ve iş dışı meşgaleleri kadınlara göre daha az olduğu için (kadınların da fazla sayılmaz ama ev içi sorumluluk ve yüklerinden gelen zaruri meşgaleleri daha fazla) çalışma yaşamından sonra genellikle bir boşluğa düşüyor. Kim bilir belki bu farkın kadınların erkeklere göre daha uzun yaşamasında bir etkisi vardır. Sonuç olarak yaşlandığında insanlar, yaşamlarında yer kaplayan, sorumluluklarından kaynaklanan meşgaleler azaldığı ve bunları yenileri ile dolduramadığı için de izole oluyor. Buna toplumsal ve kültürel izolasyon da eklenince, yani normal olana yaşlıların dahiliyeti yakışıkalır görünmeyince, yaşlılık doğallığında olmasa da bir sosyal ürün olarak negatif bir vakaya dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer önemli bir ihtiyaç da bir yaşlılık kadar yaşlanma nosyonun da geliştirilmesi. Emekli olmak, çocukları evlendirmek, bazı fizyolojik sorunları başlaması, görünüşte değişiklik vb. momentlerle birden hayata giren yaşlılık karşısında aşırı hazırlıksız olunca yine negatif bir ürün olarak yaşlılık kabullenilmiş bir çaresizlik olarak yaşanıyor. Mevcut durumda ise yaşlılar açısından durumu gönüllü izolasyon olarak tarif edebiliriz. Tabi bu toplumdan soyutlanma gönlünden geçen şey değil belki. Ama kendini dahil olma durumunda huzursuz hissettiği ve kimi zaman da zarar gördüğü için gönüllü olarak izole olma eğiliminde oluyor; bir anlamda el ayak altından çekiliyor ve ölümü bekliyor. Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 12:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Kuruca]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Taşlıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42338</guid>

					<description><![CDATA[<p>AvivaSA’nın, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projesinin ilk adımı olan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasının sonuçları paylaşıldı. Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye temsili araştırmada, “Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmadığı” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahip olunduğu” sonuçları dikkat çekti. “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” KSS projesinin; yine aynı isimde bir portalının hayata geçirildiği vurgulandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Araştırmada Elde Edilen Bazı Sonuçlar Şöyle:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye hızla yaşlanıyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye yaşlanmaya hazır değil, yaşlılık algımız negatif ve yaşlanma fikrinden kaçıyoruz</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlanmaktan korkuyoruz ve gelecek kaygımız yüksek</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılar, kendilerine yönelik negatif algıyı içselleştirmiş durumda</li>
<li style="font-weight: 400;">Emekliliğe de hazır değiliz</li>
<li style="font-weight: 400;">Erkekler yalnız kalmaktan, kadınlara nazaran daha çok korkuyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Kadınlar burada da dezavantajlı… Yaşlılık kadınlar için iki kat ayrımcılık demek…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilikte geçim derdi endişe yaratıyor…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilerin %71’i çalışmayı tamamen bırakmış… Emekliliğe de hazır değiliz, tahayyüllerimiz sınırlı…</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen roller oldukça sınırlı</li>
</ul>
<p>Sabancı Holding ve 300 yıllık dünya sigorta devi Aviva iştiraki olan sektör lideri AvivaSA, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği KSS projesini ülkemizde bir ilk olan, “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Praktikleri” araştırmasıyla başlattı.</p>
<p>Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğinde ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Arun danışmanlığında gerçekleştirilen ve bir basın toplantısıyla sonuçları kamuoyuna duyurulan araştırmada, son derece önemli sonuçlar ortaya çıktı. Türkiye temsili, 12 ilde, yarısı 65 yaş altı, yarısı 65 yaş üstü toplam 2400 kişiyle yüz yüze anket ve 60 kişiyle derinlemesine görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada ortaya çıkan çarpıcı gerçekler ise şöyle özetlenebilir: “Türkiye yaşlanmaya hazır değil” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahibiz”.</p>
<p><b>İnsanımızın Yaşlılık Ve Yaşlı Algısı Negatif</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif. Katılımcıların yaşlılık ve yaşlı dendiğinde aklına gelen kavramları sıraladığında  ortaya çıkan kavramların yarısından fazlası negatif. Yaşlanma için ortaya çıkan kavramların %25’i pozitif, %23’ü nötrken, yaşlı için %27’si pozitif, %21’i nötr. Katılımcıların yaşlanma ve yaşlı kelimelerinin çağrışımlarına açık uçlu olarak verdiği yanıtlara göre ise, bu kavramların negatif çağrışımları genelde, hastalık, sağlık sorunları, ölüm, biyolojik kayıplar, ekonomik zorluklar ve başkalarına bağımlı olmak gibi kavramlar olduğu ifade edildi. Pozitif çağrışımların ise, sakinlik, aile, hayaller, mutlu olmak, saygınlık, deneyim, torun, uğraşlarına zaman ayırmak gibi kavramlar olduğu belirtildi. Ayrıca, araştırmadan çıkan sonuçlara göre katılımcıların, “ortalama 52 yaş üzeri biri için artık genç demeyeceğini” ve “64 yaş üzeri biri için artık yaşlanmış diyeceğini” belirtmesi dikkat çekti. </span></p>
<p><b>Yaşlılara Toplum Tarafından Çizilen Roller Oldukça Sınırlı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen rollere bakıldığında ise sonuçlar şu şekilde: “Yaşlı bir erkek veya kadın için hangileri uygun değildir” diye sorulduğunda, özellikle tam zamanlı bir işte çalışmak, üniversite eğitimine başlamak ve siyasete atılmak, hem yaşlı kadınlar için hem de erkekler için </span>uygun görülmüyor. 35-49 yaş grubunun, yaşlıları en çok tam zamanlı bir işte çalışmak için uygun görmediği ortaya çıkıyor. Bu yaş grubu diğer konularda, 50-65+<span style="font-weight: 400;"> gruplarına göre, yaşlıların bu tür işleri yapabileceği konusunda daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. 50 ve üzeri yaş grupları, yaşlıların bu tür işlerde yer alması konusunda daha katı. Yaşlı kadınların özellikle kurslara, sertifika programlarına katılması ve bir iş kurmaları erkeklere göre daha uygun bulunurken; tam zamanlı bir işte çalışmaları, üniversite eğitimine başlamaları ve siyasete atılmaları uygun bulunmuyor. Araştırma sonuçlarında, yaşlılara toplum tarafından çizilen rollerin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. </span></p>
<p><b>Yaşlılar Kendilerine Yönelik Negatif Algıyı İçselleştirmiş Durumda</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcıların yaşlarından dolayı bir ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını anlamak için sorulan soru da ise, “ayrımcılığa ya da kötü muameleye maruz kaldım” ve “maruz kaldığım ayrımcılıktan dolayı işi bırakmak zorunda kaldım” ifadelerine, </span>65 yaş ve üstü, 50-64 yaşa göre daha fazla “Evet” yanıtını veriyor. 65<span style="font-weight: 400;"> yaş ve üzeri grup, fırsat verilse de eskisi kadar üretken olabileceğine katılmıyor ve imkan sağlansa da çalışmak istemiyor. Bu bulgu uzmanlar tarafından, yaşlıların aslında uğradıkları ayrımcılığın farkında olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Yaşlıların, yapamadıkları şeylerin toplum tarafından dışlanmışlıktan kaynaklandığını fark etmeksizin; yaşlı bireyler olarak hayata katılmalarının düşük olmasını normalleştirdikleri vurgulanıyor.</span></p>
<p><b>Bireysel Faydadan Toplumsal Faydaya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, öncelikle neden böyle bir KSS projesine ve araştırmaya ihtiyaç duyduklarına değinen </span>AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca,<span style="font-weight: 400;"> “Hem bireysel emeklilik hem de hayat sigortası alanlarında geliştirdiğimiz ürünlerle müşterilerimizin yarınlarını şimdiden güzelleştirerek, anı yaşamalarını sağlamak en önemli amaçlarımızdan birisidir. Ama AvivaSA olarak, sadece işimizi yapmakla hiçbir zaman yetinmedik. Ürün ve hizmetlerimizle sağlamaya çalıştığımız bireysel ve toplumsal fayda anlayışını, </span>«Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa»<span style="font-weight: 400;"> projemiz ile birlikte, daha büyük ve geniş bir toplumsal faydaya taşımayı amaçlıyoruz.” dedi. </span></p>
<p><b>Türkiye Hızla Yaşlanıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA olarak, Türkiye nüfusundaki değişimleri de yakından takip ettiklerini vurgulayan </span>Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de genç nüfus azalıyor, yani Türkiye yaşlanıyor. Araştırmalar 2057’de Türkiye yetişkin nüfusunun yüzde 40’ının yaşlı nüfus olacağını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda emeklilik sayısı da artıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye’deki düşük istihdam devletten gelir elde edilememesine, nüfusun bir kısmının gelir eksikliği ise, yeterli oranlarda</span> <span style="font-weight: 400;">tasarruf edilememesine neden oluyor. 2016’da, global hissedarımız Aviva ile, Türkiye dahil Avrupa ülkeleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz </span>Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı<span style="font-weight: 400;"> araştırmasında, Türkiye’nin yıllık emeklilik tasarrufu açığının </span>125,2 milyar Euro<span style="font-weight: 400;"> olduğunu görmüştük. Bu rakamın GSYİH oranlamasında </span>yüzde 19 <span style="font-weight: 400;">ile açığı en yüksek ülke çıkmıştık. Bu açık ürünlerimizin önemini, bireylere ve topluma sağladığı faydayı bir kez daha ortaya koyuyor.” </span></p>
<p><b>“Türkiye Yaşlanmaya Hazır Hissetmiyor!”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmanın sonuçlarını da kısaca değerlendiren</span> Kuruca; <span style="font-weight: 400;">“Araştırmamızın en yüksek sesle söylediği gerçek, </span>“Türkiye yaşlanmaya hazır hissetmiyor!”<span style="font-weight: 400;"> olarak özetlenebilir. Tüm yaş gruplarında genel olarak yaşlanma ile ilgili kaygıların yüksek olduğu ve yaşlanmaya hazır olunmadığı görüldü. Yaşlanma konusunda bilgili olduğuna ve ‘yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna’ en çok katılan grup,</span> 65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üstü.</span> <span style="font-weight: 400;">Yaşlılığa en uzak grubun ise, yaşlanma konusunda bilgisi en az grup olan </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığı olduğunu; yani yaşlılığa dair bir hazırlığı olmadığını bulguladık. Ve eş zamanlı olarak tüm yaş gruplarının yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna çok katılmadığını gözlemledik. Diğer yandan, ‘kendimi bu toplumda yaşımdan dolayı değersiz hissediyorum’ ifadesine en çok katılan grup da </span>65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üzeri çıktı. Ayrıca tüm yaş gruplarının ‘olduğumdan daha genç olmayı isterdim’ ifadesine katıldığı görüldü.” dedi.</span></p>
<p><b>Araştırma, Projenin İlk Adımı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de, yaşlılarla ilgili lokal düzeyde gerçekleştirilmiş araştırmalar olsa da, ulusal düzeyde planlanmış ve hayata geçirilmiş bir yaşlanma araştırması olmadığını da vurgulayan </span>Fırat Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye için yaşlanma gündemi belirleyebilecek, bilgi üretilmesine ışık tutacak ulusal düzeyde bir araştırmaya duyulan ihtiyaç bu günlerde kendini gösteriyordu. Biz de bu bilgi açığını kapatmak, akademik bilgi üreterek araştırmadan elde ettiğimiz bulguları paylaşmak ve mevcut durumu ortaya koymak istedik. Ayrıca, orta yaşın beklentileri ve kaygıları, yaşlanma sürecine dair bilgi ve hazırlığının olup olmadığı ve yaşlıların potansiyellerini ne kadar hayata geçirdikleri bilinmiyordu. Ve yaşlı ayrımcılığı üzerine algı ile olgusal durum arasındaki ilişkiye dair veri de yoktu. Kısacası, yaşlanma doğumdan ölüme kadar giden bir süreç fakat bu süreç hakkında hiç birimiz yeterince bilgi sahibi değiliz. Geleceğin yaşlılarının bugünden yaşlılıkla ilgili yaptıklarını, yaşlılık algılarını ve planlarını karşılaştırmalı olarak resmetme hedefiyle, özgün ve yenilikçi Türkiye temsili bir araştırma yaparak projemizin ilk adımını attık. </span></p>
<p><b>Yaşlılık, Pasif Bir Zaman Dilimi Değildir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asla unutulmamalı: Yaşlılık ve emeklilik dönemi, pasif bir zaman dilimi değildir, sadece yaşam akışının yeni bir dönemine geçiştir. İyi yaşlanma ve emeklilik sonrası iyi yaşam için, en küçüğünden en büyüğüne, “yaş alma” kavramına dair olumsuz algıları değiştirmek için sorumluluk alınmalı. “Yaş alma”, bilinçli ve bilinçdışı yaptığımız ayrımcı algılamaların tam aksine; yaşamımıza birçok alanda değer katan bir tecrübedir.”</span></p>
<p><b>Yaşlanmaktan Korkuyoruz Ve Gelecek Kaygımız Yüksek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA’nın projede işbirliği yaptığı </span>Yaşama Dair Vakıf<span style="font-weight: 400;"> (YADA)’ın kurucu üyesi </span>Ulaş Tol<span style="font-weight: 400;"> ise, araştırma sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiler vererek şöyle konuştu: “Araştırmada yaşlılık ve </span>korku-kaygı<span style="font-weight: 400;"> ilişkisini de ele aldık. </span>‘Yaşlanmaktan korkuyorum’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine en çok katılan grubun, yaşlılığa en uzak grup olan </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş aralığı olduğunu gözlemledik. Bu da yine bize orta yaşın yaşlılıktan korktuğunu, kendisini yaşlanmaya hazır hissetmediğini anlatıyor. Yaş aldıkça bu korkunun azaldığını görüyoruz. En çok öne çıkan kaygılara baktığımızda, özellikle orta yaş grubunun </span>çocuklarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için endişe duyduğunu, yaşlı nüfusun da buna paralel olarak </span>torunlarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için kaygı duyduğunu gözlemledik. Yine benzer şekilde </span>‘çocuklarıma iyi eğitim sağlayamamaktan endişe duyuyorum’ <span style="font-weight: 400;">ifadesine katılımın, </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunda oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki aile yapılarına baktığımızda, şu anda </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığındaki çocuklu nüfusun çocukları üzerine daha fazla eğilme hali var. Bu da tabi gelecekle ilgili kaygıları da beraberinde getiriyor. Ayrıca, sağlık, bakım ve gelecek konularından sonra, tüm yaş gruplarının eşit derecede, </span>ekonomik özgürlüğe sahip olamamaktan endişe duyduğu<span style="font-weight: 400;"> tespit edildi. </span>Yalnız kalma ve şiddetle karşılaşma<span style="font-weight: 400;"> endişelerinde ise, yaşlılığı tecrübe etmeye başlayan grubun yalnız kalmaktan en çok endişe eden grup olduğu ortaya çıktı. Bakıma muhtaç kalmak tüm yaş gruplarının ortak endişesi. Herkesin kendi ailesinde ya da çevresinde mutlaka  bir yaşlı var. Yine burada da kaygıların oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.”</span></p>
<p><b>Emeklilerin %71’i Çalışmayı Tamamen Bırakmış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında “emeklilik” ile ilgili bulgular da elde ettiklerini ifade eden </span>Tol, <span style="font-weight: 400;">sözlerini şöyle tamamladı:</span> “<span style="font-weight: 400;">Öncelikle katılımcıların yaş grupları dağılımına göre emeklilik oranlarına dair verileri, Türkiye istatistiklerine göre ağırlıklandırdığımızda, Türkiye’nin emeklilik tablosunun da ortaya çıktığını vurgulamak istiyorum. </span>65 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> katılımcıların dörtte üçünden fazlasının emekli olduğunu görüyoruz. </span>50-64<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunun ise neredeyse yarısı emeklilerden oluşuyor. Diğer taraftan emeklilerin yarısından çoğu 65 yaş altında. Bir başka deyişle, güncel tanımlamayla ‘</span>erken emekli olanlar’<span style="font-weight: 400;"> hala emeklilerin çoğunluğunu oluşturuyor. Bu arada, emeklilerin yüzde </span>71<span style="font-weight: 400;">’inin çalışmayı tamamen bırakmış olması araştırmamızın önemli bulgularından birisi. Emeklilik sonrasında aktif iş yaşamına katılım oranı çok düşük. Bu da hala potansiyeli olan bir kesimin iş yaşamına katılmadığı için, bu potansiyelin atıl kaldığını gösteriyor. Türkiye nüfusuna bakıldığında </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun yüzde </span>33<span style="font-weight: 400;">’ünün emeklilerden oluştuğunu görüyoruz. </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun </span>üçte birinden<span style="font-weight: 400;"> fazlasısının  emeklilerden oluşması; bu kesimin ne kadar önem verilmesi gereken bir kesim olduğunu işaret ediyor. Emeklilikle ilgili önemli bir diğer bulgumuz ise; herkesin bir an önce emekli olmak istediği ancak emeklilikle ilgili tahayyüllerinin sınırlı olduğu gerçeği. Emekli olabilecek yaştakilerin emekli olmaktan mutluluk duyacakları, emekli olma düşüncesinden heyecanlandıkları ve emeklilik yaşamında yeni şeyler öğrenmeyi planladıkları ancak hayallerinin sınırlı olduğu tespit edildi.. Örneğin derinlemesine görüşmelerde verilen yanıtlarda, bu planların çok fazla düşünülmemiş olduğu, </span>‘yeni şeyler arzusunun’<span style="font-weight: 400;"> olduğu, ancak bu ‘yeni şeylerin’, “</span>vakit sahibi olmak”<span style="font-weight: 400;"> dışında tanımsız olduğu gözlemlendi. Bu ifadeye kadın-erkek kırılımında baktığımızda kadın ve erkeklerin emeklilikte yeni şeyler öğrenme arzusunun yakın olduğunu bulgulandı. Emekli olabilecek yaştakiler emekli olduğunda </span>yeni şeyler öğrenmeyi planlıyorum<span style="font-weight: 400;"> dese de; </span>‘emeklilik yaşamımda zaman geçirmekte zorlanırım’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine katılma oranlarına bakıldığında, kararsız kaldıkları ve zorlanacakları gözlemlendi.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma raporunda ayrıca, cinsiyet farklılıkları, çocuklu olma-olmama, teknoloji kullanımı, sağlık, sosyal hayat ve ayrımcılık gibi konulara ilişkin de önemli sonuçlar var. Örneğin erkeklerin kadınlara göre emeklilik yaşamında zaman geçirmekte daha çok zorlandığı belirtiliyor. 65 yaş ve üstü kadınların yüze 81’i nadiren evden çıkıyor. Toplumun hassas gruplarından olan kadınların, yaşlılıklarında daha çok eve kapandığı, dezavantajlılık durumunun yaşlandıkça arttığı ortaya çıkmış. 50 yaş ve üzerinin bilgisayara çok adapte olamadığı ancak akıllı telefon kullanımının fazla olduğu görülüyor. Araştırma kapsamında sağlıkla ilgili de önemli bulgular var. Katılımcıların vücut kitle endeksine bakıldığında yaş ilerledikçe kilolu olma oranının arttığı tespit edilmiş</span></p>
<p><b>“HER YAŞTA Dolu Dolu Yaşa” Portalı Ve Gelecek Projeksiyonu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın toplantısında, projeyle ilgili hayata geçirilen portal ve ileriki süreçle ilgili bilgiler veren </span>AvivaSA Pazarlama ve Transformasyon Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Taşlıoğlu<span style="font-weight: 400;"> ise, </span>“HER YAŞTA dolu dolu yaşa”<span style="font-weight: 400;"> projesinin içeriğinden, bu yıl ve önümüzdeki yıllarda hangi hedeflerle ne gibi çalışmalar yapmayı planladıklarından bahsederek şunları söyledi: “Bu yıl ilk adımlarını attığımız KSS projemizin ismini, hem orta yaşa hem de yaşlı nüfusa hitap edeceğimiz için «Her Yaşta» olarak belirledik. Proje ile, yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Bu sene, konuyu sahiplenme yönünde çalışacağız ve yaptığımız araştırmadan ürettiğimiz bilgileri paylaşarak yaygınlaştıracağız. Toplumun yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumdaki negatif algıyı pozitife çevirmek amacıyla </span>«<a href="http://www.heryasta.org" target="_blank" rel="noopener">HER YAŞTA dolu dolu yaşa</a>»<span style="font-weight: 400;"> portalını hayata geçirdik</span><span style="font-weight: 400;">. Portalda araştırmadan edindiğimiz bilgiyi yaygınlaştırmaya, konuyu sahiplenmeye devam edeceğiz. Yaşlılarla değil yaşlılıkla ve hayatla ilgili konuşacağız. Bu portalı proje kapsamında üretilecek bütün iletişimin sunulacağı ve yayılacağı mecra olarak konumlandırdık. Kişilik testlerinin, anketlerin, listelerin, haberlerin bulunduğu bir bilgi ve tecrübe paylaşım ortamı olmasını amaçladığımız portal ile yaşlanmaya hazırlık, hayata katılım, yaşlı ayrımcılığı gibi meselelerde farkındalık yaratmayı, toplumun ve kamunun yaşlanmayı bir mesele olarak ele almasını sağlamayı hedefliyoruz.. Yaşlanmaya hazırlık, yaşlıların sosyal hayata katılımı gibi meselelerle ilgili algının pozitif yönde şekillenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Portalımızın ana kategorilerini, </span>«Güncel»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Yaşa»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Araştır»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Keşfet»<span style="font-weight: 400;">, </span>«İzle»<span style="font-weight: 400;"> ve </span>«Hakkımızda»<span style="font-weight: 400;"> olarak belirledik. </span>&#8216;Güncel&#8217;<span style="font-weight: 400;">, adından da anlaşılacağı gibi, haberler, röportajlar ve diğer kategorilerde bulunmayan güncel her konu ve proje haberlerini içeriyor. </span>&#8216;Yaşa&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi,  sağlık, spor, beslenme konularıyla ilgili bilgiler veriyor. </span>&#8216;Araştır&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde ise, yaşlanma, emeklilik, yasal haklar ve hayat döngüsüyle ilgili her türlü bilimsel araştırma, makale ve uzman yazıları yer alıyor. </span>&#8216;Keşfet‘<span style="font-weight: 400;">, sanat, kitap, gezi ve etkinlikleri ve </span>&#8216;İzle&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi ise  video içeriklerini kapsıyor. Manifesto, künye ve diğer kimlik bilgilerimiz ise </span>&#8216;Hakkımızda&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde yer alıyor. Portalın yanısıra, yaşlanma ve yaşlılık konusunda bilgi açığını kapatmak ve bu alanda yapılacak araştırmalara ışık tutmak amacıyla, araştırmamızı kitap haline getiriyoruz. Araştırma sonuçlarının yanı sıra uzman görüşlerinin de yer alacağı bu kitabın akademik ve toplumsal alanda yapılacak çalışmalarda bir rehber olmasını amaçlıyoruz. Uzun vadede tüm bu süreçte edindiğimiz bilgi ve tecrübeleri, düzenleyeceğimiz saha aktiviteleri ve etkinliklerle de desteklemeyi planlıyoruz.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
