<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Van arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/van/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/van/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Oct 2021 10:57:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Van arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/van/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şenol Ballı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 10:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eylem yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Van'da 2016 yılında ilan edilen etkinlik yasağı devam ederken, yurttaşlar, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları sokağa çıkıp kentin sorunlarına ilişkin görüş ifade edemediklerini veya faaliyet yürütemediklerini belirtiyor. Bu yasakları bütün yönleriyle kentteki sivil toplum örgütleri ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/">&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de 2018 yılında OHAL&#8217;in kalkmasına rağmen, Van’da Kasım 2016’da ilan edilen etkinlik yasağı hâlâ devam ediyor. O tarihten bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak. Yasaklamalar gerekçe gösterilerek kentte görev yapan gazeteciler görüntü çekmeleri engellenerek darp ediliyor veya gözaltına alınıyor. Bununla ilgili olarak kentteki birçok yurttaş, STK temsilcisi ve gazeteci 2911 sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanunu&#8217;na muhalefet suçlamasıyla yargılanıyor. Van Barosu tarafından kararın iptaline dönük açılan 15 ayrı dava sonuçsuz bırakılırken kentteki kurum veya dernek temsilcileri yasakların antidemokratik olduğunu ve bir an evvel sonlandırılması gerektiğini söylüyor.</span></p>
<figure id="attachment_75369" aria-describedby="caption-attachment-75369" style="width: 330px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-75369 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2-640x427.jpg" alt="Kasım 2016'dan bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak" width="330" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2.jpg 900w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /><figcaption id="caption-attachment-75369" class="wp-caption-text">Kasım 2016&#8217;dan bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak.</figcaption></figure>
<h5><b>Van Barosu:  Yasaklar &#8216;Herkesin&#8217; Anayasal Hakkını Elinden Almakta</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Nazan Özgökçe kentte yaşamı zorlaştıran bu yasaklara ilişkin şunları  söyleyerek  başlıyor konuşmasına: “Beş yıldır iki haftada bir yenilenen bu sistematik yasaklamalar, 2911 sayılı kanununu hükümleri çerçevesindeki tüm gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarını kapsayacak şekilde yine aynı kanunun ilgili maddesi uyarınca uygulanmakta. Bu oldukça geniş yorumlanabilecek ifade karşısında, her türlü sebep bahane edilerek yasaklama yapılabilmekte. 21 kasım 2016 tarihinden bu yana uygulanan bu yasaklamaların hukuken izahı pek mümkün değil. Mevzuatta valiliğin kamu güvenliği açısından gerekli gördüğü hallerde 15 günü geçmemek kaydıyla böyle yasaklamaları koyma yetkisi vardır ancak belirli eylem ve etkinlikler yasaklanabilir. Sistematik hale gelen bu yasaklar açıkça anayasada geçen biçimiyle “herkesin” anayasal hakkını elinden almaktadır. Bu yasaklamalar genelde vatandaşın, özelde Van halkının Anayasal bir hakkı olan gösteri ve yürütüş düzenleme hakkını kısıtlamakta. Zira anayasal haklar, herkes kelimesiyle başlar. Herkes kelimesi tüm vatandaşlar için geçerli olduğu anlamına gelir.”</span></p>
<figure id="attachment_75370" aria-describedby="caption-attachment-75370" style="width: 342px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-75370 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce-640x359.jpg" alt="Nazan Özgökçe" width="342" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce.jpg 700w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" /><figcaption id="caption-attachment-75370" class="wp-caption-text">Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Nazan Özgökçe</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Yasakların İptali İçin Açılan 15 Dava Sonuçsuz Kaldı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Van’da yaşayan her bir yurttaşın yasaklamalardan doğrudan etkilendiği için dava açma hakkının olduğunu söyleyen Özgökçe, bu kapsamda Van Barosunun kurduğu heyet tarafından 15 dava açıldığını söyledi: &#8220;Bu açılan davaların tamamı sonuçsuz kaldı. Tamamen hukuka aykırı biçimlerde gerekçeler gösterildi üstelik. Bütün vatandaşlar bu yasaklamaların mağdurudurlar, bu sebeple bütün toplum nezdinde herkesin dava açma hakkı bulunmaktadır. Biz de baro olarak dava açmak isteyen her türlü dernek, STK ve vatandaşlara bu konuda destek olacağımızı hatırlatalım.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Kentteki Birçok STK Temsilcisi ve Gazeteci Hakkında Dava Açıldı&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_75371" aria-describedby="caption-attachment-75371" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="size-full wp-image-75371" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/ali-kalcik.jpg" alt="Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık" width="300" height="200" /><figcaption id="caption-attachment-75371" class="wp-caption-text">Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasaklarla geçen bu süre zarfında kentteki birçok kurum temsilci ve gazeteci hakkında 2911 sayılı Yürüyüş ve Gösteri Kanunu&#8217;na muhalefet suçlamasıyla dava açıldı. Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık da bunlardan biri, hakkında şimdiye kadar dört ayrı dava açılmış. Kalçık; siyasi rakibine yaşam şansı vermemenin faşizan bir tercih olduğunu söylüyor: &#8220;Biz çevreciyiz. Siyasi söylemelerden uzak dururuz. Genelde çevre sorunlarına ilişkin taleplerle sokağı kullanmaya çalışıyoruz. Ama sokağı kullanmamız yasakları ihlal ettiğimiz şeklinde değerlendiriliyor. Bu kapsamda şu ana kadar sadece bana dört tane dava açılmış. Dördü de 2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet suçlamasından. Havayı, suyu kirletmeyelim dediğimiz için bu davalar açılıyor bir bakıma.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin şiddetli bir biçimde hissedildiği dönemde çevre adına istedikleri çalışmaları yapamadıklarını kaydeden Kalçık, şu sözlerle devam ediyor konuşmasına; &#8221;İnsanın kendisini ifade etmesi, düşüncesini yaymak istemesi insani ve anayasal bir haktır. Burada vatandaşın bu hakkını ortadan kaldırmaya kimsenin hakkı yoktur. İklim krizi bu yıl çok şiddetli hissedildi. Van Gölü&#8217;ndeki çekilme rekor yaptı. Kentte birçok göl ve akarsu bu yıl tamamen kurudu. Yine sel ve yangınlar oldu bölgede. Bunların yaşandığı dönemde bile bu felaketlere dair bir çalışma yapamadık. 5 Haziran Dünya Çevre Günü&#8217;nde Erciş ilçesindeki Zilan çayında yaşanan kirliliğe dikkat çekmek adına bir çalışma yapmak istedik, bu bile engellendi.&#8221; diyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Afganistan Göçü Zirve Yaptı Ancak Biz Alanda Çalışma Yapamadık&#8217; </b></h5>
<figure id="attachment_75372" aria-describedby="caption-attachment-75372" style="width: 332px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-75372" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel-640x480.jpeg" alt="Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel" width="332" height="249" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel.jpeg 800w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /><figcaption id="caption-attachment-75372" class="wp-caption-text">Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak konuşan Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel de Kalçık ile benzer ifadeler kullanıyor. Güzel, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin (ABD) Afganistan&#8217;dan çekilmesi ve Taliban&#8217;ın ülkedeki kontrolü eline almasıyla ülkeden Türkiye&#8217;ye yapılan kitlesel göçe dikkat çekiyor ve şöyle konuşuyor; &#8221;Bilindiği üzere Afganistan&#8217;dan ülkeye yaz boyunca on binleri bulan bir düzensiz göçmen girişi oldu. Kamuoyunda da çok tartışıldı. Kentimiz sınırında gerçekleşen bu göçü ve göç esnasında mültecilerin yaşadığı ihlallere ilişkin kamuoyunu bilgilendirecek çalışmalar yapamadık maalesef. Bu yasaklar kentteki yurttaşlar, kurum ve derneklerin çalışmalarını sınırlıyor. Bir an evvel son bulması lazım. Bahsettiğim göç azalarak da olsa devam ediyor. Kış şartlarının hakim olduğu bu dönemde kamuoyunun dikkatini göçmenlerin yaşadığı trajedilere çekmek istiyoruz.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/">&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van’da Sivil Toplum: OHAL ve Pandemi STK&#8217;ları Olumsuz Etkiledi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/vanda-sivil-toplum-ohal-ve-pandemi-stklari-olumsuz-etkiledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 07:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Toplumsal Araştırmalar ve Kültürel Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Haberciliği Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın European Endowment for Democracy desteği ile düzenlediği Sivil Toplum Haberciliği Eğitimlerinin dördüncü durağı Van idi. Eğitime katılan STK temsilcileri ve yerel gazeteciler, Afgan ve İranlı mültecilerden, kentin çevre sorunlarına ve kadınların maruz kaldıkları hak ihlallerine dek geniş bir yelpazede sorunlara ve yürüttükleri faaliyetlere değindiler. Bunun yanında sivil toplumun kentte OHAL sürecinden ve pandemiden olumsuz etkilendiği vurgusu öne çıktı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/vanda-sivil-toplum-ohal-ve-pandemi-stklari-olumsuz-etkiledi/">Van’da Sivil Toplum: OHAL ve Pandemi STK&#8217;ları Olumsuz Etkiledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Toplum Haberciliği eğitimlerinin Van’daki ayağı KESK Van şubesinde 24 Eylül 2021 tarihinde yapıldı. Van son zamanlarda “Afgan göçmenlerin yoğun akınına uğradığı” haberleriyle gündeme gelse de medyada yer bulan bu bilginin doğru olmadığı, aksine eskiye oranla artan bir Afgan göçmen kitlesinden söz edilemeyeceği eğitim katılımcıları tarafından aktarıldı.</p>
<p>Eğitime katılan sivil toplum temsilcilerinin yanında STK’larla bağı olan yerel gazeteciler de kentin ve STK’ların sorunlarına değindi. Katılımcılar arasında çevre, kadın, engelli ve sanat alanında faaliyet yürüten STK temsilcileri ağırlıkta idi.</p>
<p>Eğitim katılımcıların paylaştığı hususlar şunlardı:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-74802 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-egitim-2.jpg" alt="" width="633" height="408" /></p>
<p>Van Kadın Platformu’ndan Asya Kaçar, Platform olarak kentteki tüm STK’ların kadın birimleriyle ortaklaşarak faaliyet yürütmeye gayret ettiklerini ifade etti: “Adli olaylarda, özellikle gazetecilerden beklentimiz, kadın hakları perspektifinden haber içeriklerin hazırlamaları. Ama bu pek mümkün olmuyor. Bu nedenle, STK temsilcilerinin de hukuk bilgisi bu konuda yeterli olmayabileceğinden, avukatların haber içeriklerini hazırlaması daha doğru olabilir. Avukatlar kendi takip ettikleri kadın davalarının haberlerini hazırlasa, belki daha doğru ve net bilgiler kamuoyu ile paylaşılır.”</p>
<blockquote><p>Türkiye’de genel olarak kadınların yaşadığı sorunlara ek olarak burada, Kürt kimliğinin yansımasını görüyoruz.</p></blockquote>
<p>Van Star Kadın Derneği’nden Avukat Dilan Kunt Ayan, bölgede kadınların durumuna dair tespitlerde bulundu: “Burada, bölgenin durumundan dolayı erkek şiddeti yanında kadına yönelik kamu görevlilerinin şiddeti de söz konusu. Basında toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi ile habercilik yapılmıyor. Kadınlarla ilgili tüm duruşmalara gazetecilerin katılması gerekir, çünkü duruşmada olan her şey zapta geçmiyor. Basının kadın davalarını takip etmesi gerekir. Türkiye’de genel olarak kadınların yaşadığı sorunlara ek olarak burada, Kürt kimliğinin yansımasını görüyoruz; kadınlara şiddeti, işkence, kötü muamele sık karşılaştığımız adli vakalar oluyor.”</p>
<p>Eğitime ev sahipliği yapan Van KESK Şubesi&#8217;nin temsilcisi Figen Çolakoğlu, kentte yaşanan sorunların yerel ve ulusal medyada haberleştirilmesi için sivil toplum aktörlerinin bilgi seviyesinin artmasının önemine değindi. Çolakoğlu, sivil toplum aktörlerinin yaratacakları sosyal etkiyi hesaba katmaları ve bunu yapmadıkları taktirde misyonlarını tam olarak yerine getiremeyeceklerini kaydetti.</p>
<p>Eğitime Hakkari’den katılan Mektebim Mesleki Eğitim Kültür ve Sanat Derneği adına katılan Ayfer Önal, kadın sığınmaevinde kalan ve çocuk yaşta evlendirilen kişilere destek vermeye çalıştıklarını aktardı.</p>
<h5><strong>‘Van Gölü En Büyük Değerimiz, Gölü Korumak için Çalışmalar Yapıyoruz’ </strong></h5>
<p>Eğitime katılan çevre alanında çalışan STK’lardan biri Van Çevre Derneği (ÇEV-DER) idi. ÇEV-DER’den Ali Kalçık, kentte çevre alanında yürüttükleri faaliyetleri belirtti: “Kentte çevre konusunda ön plana çıkan sorunların çözümü için ÇEV-DER olarak ilgili ve yetkilerle görüşmeler yaparak, sonuç almaya çalışıyoruz. Van Gölü en büyük değerimiz, Gölü korumak için çalışmalar yapıyoruz.  Van’ın diğer çevre sorunları ile ilgili olarak da toplantılar düzenliyoruz ve raporlar hazırlıyoruz. Özellikle Van Gölü’ndeki çevre kirliliğine dikkat çekmek için hazırladığımız 60 sayfalık “Van&#8217;ın Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” adlı kapsamlı rapor ile sorunların ciddi boyutta olduğunu göstermeye çalıştık. Bu sorunlara çözüm bulunması yönünde siyasi partilerle görüşmeler yaptık. ÇEV-DER&#8217;in 2014 yılında başlattığı imza kampanyasında 3 gün boyunca 14 bine yakın imza topladık.</p>
<p>Eğitime Batman’dan katılan Batman Çevre Gönüllüleri Derneği’nden İzzettin Ete, Batman’da yaşanan çevre sorunlarına ve yürüttükleri faaliyetlere değindi: “Sason-Kulp arasında bulunan Zore Çayı üzerinde, yöre sakinlerinin tüm tepkilerine rağmen vazgeçilmeyen Hidro Elektrik Santrali (HES) Projesine karşı “Zore Vadisine Kıymayın” diye kampanya yürütmeye çalışıyoruz. Zore Vadisi’nde çevreye zarar verilecek. Doğa, çevre ve ekolojiye büyük darbe olacağı aşikar olan bir proje. Çevre mücadelesinde hukuki süreçlerin iyi bilinmesi gerekiyor. Batman’da çevre mücadelesi alanında bir platform oluşturma çalışmalarımız var.&#8221;</p>
<p>TEMA Vakfı’nın Van Edremit İlçesi sorumlusu Bahise Erdem, Van’da TEMA olarak yürüttükleri çalışmaları ve eğitimleri aktardı.</p>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-74804 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-egitim-3.jpg" alt="" width="622" height="286" /></strong></h5>
<h5><strong>‘Van’da Transit Olma Durumu Nedeniyle, İnsan Kaçakçılığı Yüksek’</strong></h5>
<p>ORTAKÇA (Ortak Toplumsal Araştırmalar ve Kültürel Çalışmalar) Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi Hayrettin Alan kentin pek çok sorununa değindi: “ORTAKÇA olarak, Van’da kültürel ve sanatsal faaliyetleri öncelikle hayata geçirmeye çalışıyoruz. Hem OHAL hem pandemi bizi etkiliyor. Çabamız var istediğimiz yerde değiliz. OHAL sürecinin olumsuz etkilerini aşmaya ve duyarlılık yaratmaya gayret ediyoruz. Son yıllarda bir kımıldama var.</p>
<p>Van, İran sınırında olmasından dolayı, uzun yıllardır göçmen alıyor. Son birkaç yıla dek burada BM ofisi vardı ancak Türkiye’ye devredilmesi bazı mağduriyetler doğurdu. Çünkü İran’dan kaçan ve kendini ülkelerinde siyasi olarak baskıya maruz kalan insanların durumunu bu durum zorlaştırdı.  Van, düzensiz göçmenlerle gündeme geliyor ama aslında Van’da mülteciler sorun yaratmıyor çünkü burada kalmıyorlar. Van’ın transit olma durumu nedeniyle, kentte insan kaçakçılığı yüksek.</p>
<p>Van’ı OHAL ve pandemi süreci olumsuz etkiledi. OHAL’de kentte kapatılan pek çok STK oldu şimdi yeniden canlanmaya çalışıyorlar. Ancak yine de demokratik kitle örgütlerinin yokluğunu hissediyoruz. Meslek örgütleri var ama hak temelli STK’lar eksikliği var. İnisiyatifler var ama mesela işçi dernekleri ve sahada aktif olan mülteci dayanışma dernekleri yeterli sayıda yok.”</p>
<blockquote><p>Çevre meselesinde, Van’a da iktidarın genel politikalarını yansımasını görüyoruz; 20 yılda 30’dan fazla hidroelektriktik santral (HES) yapıldı.  Van Gölü alarm veriyor. Kentin kanalizasyonu, artırmasız olarak doğrudan Van Gölü’ne boşaltılıyor. Su bilinçli tüketilmiyor.</p></blockquote>
<p>Erciş İşitme Engelliler Derneği’nden katılan Hülya Bozkayar ve yine aynı dernekten eğitime katılan İnan Bozkayar, engelliler alanındaki çalışmalarından söz ettiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/vanda-sivil-toplum-ohal-ve-pandemi-stklari-olumsuz-etkiledi/">Van’da Sivil Toplum: OHAL ve Pandemi STK&#8217;ları Olumsuz Etkiledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Mültecilerin Yaşamlarını Yitirdiği Yönünde Somut Bir Bilgi yok&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/11/multecilerin-yasamlarini-yitirdigi-yonunde-somut-bir-bilgi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2020 10:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Melet]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47738</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD Van Şube Başkanı Murat Melet, Çaldıran ilçesinde kaçak yollarla Türkiye’ye giren 13 mültecinin donarak yaşamını kaybettiği yönündeki haberlerle ilgili, hava koşulları nedeniyle söz konusu alana ulaşılmadığını söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/11/multecilerin-yasamlarini-yitirdigi-yonunde-somut-bir-bilgi-yok/">&#8221;Mültecilerin Yaşamlarını Yitirdiği Yönünde Somut Bir Bilgi yok&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hava sıcaklığının eksi 25 dereceye kadar düştüğü Van&#8217;ın Çaldıran ilçesinde, İran&#8217;dan kaçak yollarla Türkiye&#8217;ye giren 13 mültecinin dağlık alanda tipiye yakalanarak öldüğü iddia edilmişti. Basına da yansıyan olayda Jandarma ve AFAD ekiplerinin, yoğun kar ve tipi nedeniyle bölgeye gidemediği öğrenilmişti. Sivil Sayfalar’a konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Murat Melet, göçmen ailelerden birinin başvurusuyla olaydan haberdar olduklarını aktardı. Melet, “Bu insanların yaşamlarını yitirip yitirmediğini net olarak bilmiyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47739 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/VAN-%C4%B0HD-640x427.jpg" alt="" width="327" height="218" />Bölgedeki olumsuz hava koşullarının söz konusu yere ulaşımı aksattığını belirten Melet, “Çaldıran’da hem kaymakam Bey ile hem de Çaldıran ilçe jandarma komutanıyla görüştük. Onlara bir ihbar yapılmış, bize yapılan ise bir başvuru. Hava koşulları el vermiyor. 10 dakika dışarıda kalınamayacak bir hava var. Fırtına ve tipi el vermiyor. Bu insanların yaşamlarını yitirip yitirmediğini net olarak bilmiyoruz. Somut bir şey yok. Ekipler gitmişler ama havanın düzelmesi bekleniyor. Hava iyi olduğunda UMKE, AFAD ve asker sınır bölgesine gidecekler, böyle bir şey varsa cenazeleri alınacak. Bir iki gün havanın düzelmesi beklenecek. Bize Şanlıurfa’daki akrabaları ulaştı. Ailenin şöyle bir beyanı var: burada insanların yaşamlarını yitirdiği, karın altında oldukları yönünde bilgi var. Fakat adresleri ve bilgilerini belirtmemişler. Mevki olarak Çaldıran’ın Sarıçimen Köyü belirtilmiş. Bu kişiler Kuzey Irak’ta Erbil kentinde yaşıyorlarmış. Oradan İran ve Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçmeyi planlamışlar. Aileye son görüntüleri İran’dan atılmış. Türkiye sınırına gelince aile bir daha haber alamamış. 13 kişilik bir grup oldukları 3’ünün Suriye vatandaşı geri kalan 10 kişinin de Afgan olduğu söylenmiş aileye. Perşembe gününden beri haber alınamamış.” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya ülkelerinin mülteci, sığınmacı sorunun çözmesi gerektiğini kaydeden Melet, &#8220;Türkiye’de bir geçiş noktası. Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmek istiyorlar. Sınırlardaki yoğun güvenlik önlemleri, bu insanların kimliksiz, pasaportsuz olmaları, kış koşulları gibi nedenlerle yaşamlarını yitirebiliyorlar. Bu insanların onursal kimliklerini zedeleyici davranışlar söz konusu oluyor. Kaçakçı ve insan tacirlerinin yeterli cezayı almadıklarını düşünüyoruz. Eğitilmesi gereken, rehabilite edilmesi gerek bu insan tacirleridir. Bu coğrafyayı, bu koşulları bile bile insanları oraya sürüklemişlerse asıl mücadelenin kimlere karşı verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.” dedi.</span></p>
<p><b>“Herkesin Göçmen Olabileceğini Unutmamak Lazım”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHD olarak, tüm ülkelerin hazırlayacakları ortak bir yasa ya da mutabakatla bundan sonraki olaylarda yaşanabilecek üzücü olayların önüne geçilebileceğini savunduklarını ifade eden Melet, her yıl bahar aylarında özellikle sınırlarda insan cenazeleriyle karşılaşmamak için mülteci sorunuyla tüm ülkelerin yakından ilgilenmesi gerektiğini dile getirdi. Melet şunları kaydetti: “Tüm devlet politikalarında insana değer veren, insani değer ölçülerini esas alan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. Aksi takdirde bu durumlar devam ederse daha fazla insanın hayatını kaybedeceği aşikardır. 2019 yılında karların eridiği aylar olan Nisan ve Mayıs aylarında Başkale, Özalp, Çaldıran gibi sınır ilçelerinde insan cenazelerine denk geldik. Tek Van için değil tüm sınırlar için geçerlidir. Böylesi bir durumda bütün insanlığın ortak bir ses olması lazım. Bu konunun üzerinde çok durmamızın nedeni de bir daha bahar olduğunda aynı cenazelere denk gelmek istemiyoruz. Coğrafyanın bir kader olmadığını, bütün insanların ortak yaşam haklarının olduğunu ve yaşam hakkının kutsal olduğunu belirtiyoruz. Kimin nerede, ne zaman, nasıl mülteci olacağı bilinmez, bu konuya herkesin sahip çıkmasını istiyoruz ve herkesin sorumluluğunu yerine getirmesi lazım diyoruz. Eğer insanlar kendi yurtlarını terk ediyorlarsa bütün ülkeler bu insanlara sahip çıkmalı. Bu dünyada herkesin mülteci olabileceğini, göçmen olabileceğini ve bu dünyadan göçeceğini unutmamak lazım.”  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/11/multecilerin-yasamlarini-yitirdigi-yonunde-somut-bir-bilgi-yok/">&#8221;Mültecilerin Yaşamlarını Yitirdiği Yönünde Somut Bir Bilgi yok&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van&#8217;da Kurtarma Ekipleri Çığ Altında Kaldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/vanda-kurtarma-ekipleri-cig-altinda-kaldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Feb 2020 15:26:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[çığ]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) yapılan açıklamada Van'ın Bahçesaray ve Çatak ilçeleri arasında yaşanan çığ felaketinde 33 kişinin hayatını kaybettiği 53 kişinin de yaralandığı bildirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/vanda-kurtarma-ekipleri-cig-altinda-kaldi/">Van&#8217;da Kurtarma Ekipleri Çığ Altında Kaldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Van Bahçesaray ve Çatak ilçeleri arasındaki karayoluna, 4 Şubat 2020 17.45’te çığ düşmüştü. AFAD Van koordinasyonundaki arama kurtarma ekipleri, çığ altında kalan minibüs ve iş makinesinden 8’i sağ olmak üzere 13 kişiyi çıkarmıştı. Ulaşılamadığı değerlendirilen 2 kişi için AFAD Van ve koordinasyonundaki Jandarma, UMKE, 112 Acil Sağlık, Karayolları, Büyükşehir Belediyesi ile itfaiye ekiplerinin çalışmaları sürerken 12.00 sularında ikinci çığ düştü. Alanda çalışan ekiplerden bir kısmı çığ altında kaldı. AFAD&#8217;dan yapılan açıklamada bugün yaşanan ikinci çığda, aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu, toplam 33 kişinin hayatını kaybettiği; 53 kişinin ise yaralandığı kaydedildi. Çığ altında kalan AFAD Van İl Müdürü ile Birlik Müdürü&#8217;nün  hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, müdahale için bölgedeki AFAD il müdürlüklerinden 67 arama kurtarma uzmanının alana sevk edildiği ifade edildi. Bölgeye 75 kişilik Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve 10 kişilik AFAD arama kurtarma ekibi de Ankara&#8217;dan uçakla gönderildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/vanda-kurtarma-ekipleri-cig-altinda-kaldi/">Van&#8217;da Kurtarma Ekipleri Çığ Altında Kaldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Başarının Öyküsü: İnci Kefali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/bir-basarinin-oykusu-inci-kefali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2019 08:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Gözcüleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnci Kefali]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Akkuş]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa Gözcüleri Derneği Başkan Yardımcısı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akkuş’la İnci Kefali’ni, derneğin balıkla ilgili çalışmalarını ve koruma yöntemlerini konuştuk. Akkuş, yaptıkları çalışmalar sonucunda kaçak avlanma sayısının bin kilogramın altına düştüğünü ve halkta bilinçlenmenin arttığını söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/bir-basarinin-oykusu-inci-kefali/">Bir Başarının Öyküsü: İnci Kefali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sizi ve derneğinizi tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2006 yılından beri derneğe üyeyim ve şu an başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Dernek 2000’li yıllarda Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından başta Van Gölü İnci Kefali&#8217;nin neslini devam ettirmesi amacıyla kuruldu. Uluslararası 10’a yakın proje yürüttü ve bu projelerin hepsi çevre, doğayla ilgili yani Van Gölü havzası ve İnci Kefali’yle ilgili. Derneğimiz ülkemizdeki çevreyle ilgili konulara da müdahil olarak faaliyetlerini yürütüyor. </span></p>
<p><strong>İnci Kefali balığını ve onun yaşadığı Van Gölü’nü tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45773 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/c3895bbe-21f2-48ff-8f61-c00605f3615f-640x426.jpg" alt="" width="343" height="228" />İnci Kefali dünyadaki en özel balık türlerinden birisi. Neden özel olduğuna bakmamız için yaşadığı ortama yani Van Gölü’ne bakmamız lazım. Van Gölü tam 600 bin yaşında. Dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölü. 3 bin 712 kilometrelik yüzey alanıyla beraber Marmara denizinin 3’te 1’i büyüklüğünde, yüzey rakımı bin 650 metre devasa bir göl, bölgedeki insanların deyimiyle de deniz. Geçmiş uygarlıklar gölü yukarı deniz olarak adlandırmış, öyle görmüşler. Oluşum itibariyle tatlı su gölü yani 600 bin yıl önce göl kenarına geldiğiniz zaman pırıl pırıl bir su ile karşılaşıyorsunuz fakat bu süreç içerisinde gölün etrafında bulunan volkanik dağların etkisiyle beraber suyu sodalı ve tuzlu bir hale gelmiştir. PH değeri 9,5 kimi yerlerde ise 10’a kadar çıkabiliyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Normalde balıklar PH 8,5’e kadar yaşarlar fakat İnci Kefali Van Gölü’nde adeta bir mucizeyi başarıyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Gölün tuzluluğu binde 21 yani Karadeniz’den daha tuzlu. Zor bir habitatta yaşadığı için İnci Kefali özel bir tür. İnci Kefali 600 bin yıldır Van Gölü’nde yaşamını sürdürüyor. Kış aylarında Van Gölü’ne dağılıyor, üreme dönemi geldiği zaman tatlı sulara ihtiyaç duyuyor. Oluşum itibariyle İnci Kefali tatlı su balığı. Nisan ve Mayıs aylarına gelindiği zaman göl etrafında bir şenlik havası hakim oluyor. Bugün Van Gölü’ne dökülen 150’den fazla dere var. Yaz aylarında buradaki derelere gittiğiniz zaman su yerine balık aktığını görüyorsunuz. Milyarlarca balık üremek, neslini devam ettirmek için derelere giriyor. Buralara yumurtalarını bırakarak tekrar göle dönüş yapıyorlar. Bu kutsal göç birçok tarih kitaplarına girmiş ve buralara gelen seyyahların kayıtları arasına girmiş. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sini okursanız; her yıl balıklar derelerin yukarısındaki Bendi Mahi Sultan’ı ziyaret etmek için derelerin yukarılarına çıkarlar işte bu kutsal göçten dolayı insanlar İnci Kefali’ni avlamazlar yalnızca dönüş yolculuğunda avcılık yaparlar. </span></p>
<p><strong>“İnci Kefali Ülkemizin Doğusunda Bir Başarının Öyküsünü Barındırıyor”</strong></p>
<p><strong>İnci Kefali ne zaman yok olma tehlikesiyle karşılaştı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük Ağacın Eğitimi kitabında yabancı kime derler diye bir soru var. Doğmadığı yere gidenlere yabancı derler. Buraların da asıl sahibi İnci Kefali. Biz yabancıyız, hepimiz bir yerlerden geldik ama İnci Kefali 600 bin yıldır burada yaşıyor. 600 bin yıldır buradan gelip geçen uygarlıkların adını bile bilmiyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">600 bin yıldır buralarda yaşayan uygarlıkların hiçbir İnci Kefali’ni yok etmemiş fakat bizler yok eden bir nesiliz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İnci Kefali 1995-2000’li yıllara geldiğimiz zaman yok olma noktasına gelmiş bir balık türü. Bizim ekolojiyle ilgili hikayelerimiz 1950’lili yıllardan sonra hep kötü sonla biter çünkü teknolojinin de vermiş olduğu güçle birlikte insan ekoloji üzerinde büyük bir hakimiyet kurmuş durumda yani denizdeki yüzen balıkları para olarak görüyoruz, dağlardaki odunları ne kadar kereste eder diye görüyoruz. </span></p>
<p><strong>Her Şeye Para Hırsıyla Saldırdığımız Zaman Dünya’da Her 13 Dakikada Bir, Bir Canlı Türü Yok Oluyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">50 yıl önce ülkemizde var olup da şuan var olmayan bir sürü kuş ve balık türü var. İnci Kefali aslında ülkemizin doğusunda bir başarının öyküsünü barındırıyor. 2000’li yıllarda İnci Kefali yok olma noktasında geldi. Para hırsıyla beraber o kadar çok avlamaya başladık ki Trabzon’dan büyük tekneleri getirdik ve bıkana kadar avladık ne oldu? 600 bin yıldır yok olmayan balık 2000’li yıllarda yok olma noktasına geldi. Bu noktada Prof. Dr. Mustafa Sarı hocadan bahsetmemiz gerekiyor şimdiki Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanından. 1990 yılında geldiğinde Van’daki manzara korkunç manzara. Gölde bir balık yaşıyor bu balık yaz aylarında göç ediyor ve korkunç bir avcılığa maruz kalıyor. Mustafa Sarı bakıyor olaya ve bu böyle gitmez diyor. 600 bin yıllık balık türü yok olmaya doğru gidiyor. 2000’li yıllara doğru kendi imkanlarıyla çalışmalara başlıyor. Balığın önemini anlatıyor. Kaçak balıkçıları ikna etmeye çalışıyor, jandarmayı harekete geçiriyor. Suyun analizini yapıyor ve yönetim planını hazırlıyor. Burada anlattığım olay tam 20-25 yıllık bir çalışma. 2000 yılında artık derelere göç eden bir balık türü kalmıyor. İnci Kefali tamamen yok olma noktasına geliyor fakat bu 20 yılın sonunda yaz aylarında derelerin kenarına gittiğimiz zaman milyarlarca balık görüyoruz. </span></p>
<p><strong>“İnsanlar Kutsal Göçü ve Balığı Görmeye Geliyorlar”</strong></p>
<p><strong>20 yıl sonra nasıl bir değişim oldu?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 yıl sonra baktığımız zaman 2000 yılında bin kişi geçimini sağlarken bugün 15 bin kişi geçimini sağlıyor. İnci Kefaliyle beraber artık festivaller yapılıyor. Yolunuz eğer Erciş’e düşerse oradaki festival alanını ziyaret edin. Bu güzelliğin 2000’li yıllardaki haline baktığımız zaman kaçak avlanma vardı ve her türlü yasal olmayan iş orada dönüyordu fakat 2011 yılında bir festival başladı. Prof. Mustafa Sarı projesini yaptı. 2011 yılında gündüz bile girmeye korktuğumuz alan bugün 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde 110 bin kişinin ziyaret ettiği bir alan haline geldi. İnsanlar oraya kutsal göçü ve balığı görmeye geliyorlar. Doğal kaynakları korursak bize nasıl geri dönüş sağlar korumazsak neler olacağının açık göstergesi. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ni okuduğumuz zaman bize Van Gölü’nün etrafındaki büyük ormanlardan bahseder fakat o ormanlardan hiçbir eser yoktur. İşte Prof. Sarı olmasaydı bu ormanları nasıl hayal gibi anlatıyorsak İnci Kefali’ni de böyle anlatacaktık. Van Gölü’nde eskiden bir balık varmış gibi anlatırdık.</span></p>
<p><strong>İnci Kefali nasıl korunuyor?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaz ayları geldiği zaman İnci Kefalleri dere kenarlarında toplanmaya başlıyor. Dere ağızlarında jandarma, merkezlerde polis ve zabıta ekipleri inanılmaz muhafaza ediyorlar. Dernek olarak hazırlamış olduğumuz kitapçıklarımız var. İnci Kefali nedir? Van Gölü nedir? Bölge için değeri nedir? Ekoloji için, eko turizm için değeri nedir? Bu doğrultuda kitaplarımız ve eğitim setlerimiz var. Dernek olarak her yıl Ocak ayından itibaren Van Gölü etrafındaki bütün karakolları, jandarma-polis karakolları ve zabıta ekiplerini gezerek bu eğitimleri veriyoruz. Üreme döneminde 90 gün boyunca her gün akşam 5’ten sabah 5’ kadar sahadayız, gönüllülerimiz var. Kaçak avlanma olduğu zaman hemen jandarmaya haber veriyoruz. Merkezde balık mı satılıyor? Hemen merkezde tur atan arkadaşlarımız bilgi veriyorlar. İnci Kefali’yle ilgili olarak da yanlış olan bir şey olursa bilimsel çalışmalara yöneliyoruz. Her yıl 10 bin ton avlanıyor. 15 bin insan geçimini sağlıyor. En önemli özelliğimiz kaçak avlanmanın önüne geçmek. Her yıl artık farklı sorunlar ortaya çıkıyor. Küresel ısınmayla beraber akarsu debileri düşüyor, haliyle Van Gölü’ne dökülen akarsuların da debileri düşüyor. Akarsuların debilerini takip ediyoruz.  Bu durumda derhal müdahil oluyoruz ve suyun akarsu yatağına verilmesini sağlıyoruz. Bir diğer sorun ise kum ocakları. Konuyla ilgili İl Jandarma Komutanlığı’yla iletişim halindeyiz. Kum ocağı, dere yatağını yasal olmayan bir şekilde işgal etmişse derhal haber veriyoruz ve o yanlışın düzeltilmesini sağlamış oluyoruz. Bine yakın gönüllümüz var. Ortaya çıkabilecek bir olumsuz durumda özellikle üreme döneminde bir sorun varsa dernek olarak bunun çalışmasına giriyoruz. Bir de alınması gereken tedbirler var bunların büyük çoğunluğunu biz belirliyoruz. Her yıl bir rapor hazırlıyoruz. Neleri iyi yaptık neleri iyi yapamadık? Her yıl farklı yöntemlere başvuruyoruz. Korumadaki en büyük yardımcımız İl Jandarma Komutanlığı, öncelikle balığı derede yakalatmamaya çalışıyoruz. Olur ki yakalanırsa balığın taşınmasını önleyeceğiz. Bunun için bizim yol kontrol noktalarımız var. Olur ki balık taşındı, merkeze taşıyacak, taşımaması lazım, olur ki sattı bunu alacak olan kişiye ulaşıp almamasına sağlamaya çalışıyoruz. Her bir safhayla ilgilenen ekiplerimiz farklı. Hepsi sahada faal çalışan gönüllü arkadaşlarımız. </span></p>
<p><strong>Kaçak avlanma azaldı mı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’li yıllarda 20 kaçak balıkçılık yapan köyden bu sayı yalnızca 2’ye düştü. Bu köyler yapılan eğitimlerle birlikte kaçak avcılığı tamamen bırakmış durumda. 2000 yılında 15 bin ton avlanıyordu bunun 5 bin tonu kaçak avlanıyordu. 2019 yılı itibariyle kaçak avlanan İnci Kefali sayısı 878 kilograma yani bin tonun altına düştü. Yüzde 80’lik bir başarı söz konusu. Her yıl ne kadar avlandı ve ne kadarı kaçak avlandı? diye yıl yıl kayıtlarını tutarız. Her bir İnci Kefali ortalama 10 bin tane (en yüksek 16 bin) yumurta taşıyor. Üreme döneminde avlanan bir balık aslında bir balık değil. O balığın bıraktığı yumurtalardan belki yüzlerce balık olacak. Hedefimiz tek bir tane dahi kaçak İnci Kefali avlanmasını engellemek ve sorunu sıfıra indirgemek. </span></p>
<p><strong>“Balığı Çocuklara Sahiplendiriyoruz”</strong></p>
<p><strong>Korumanın devamı için nasıl projeler ve yöntemler geliştiriyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl bir slogan belirliyoruz. Geçen yıl ‘Avlamayalım, Sattırmayalım’ sloganı üzerinden çalışmalarımızı yaptık. 2020 yılında yeni bir slogan bulacağız. Her yıl üreme döneminde büyük afişleri Van il merkezi başta olmak üzere bütün ilçelerde astırıyoruz. 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında avlamayalım diye. İlkokullarda yarışmalar yapıyoruz. En güzel İnci Kefali şiiri, öyküsü, resmini yapan kişiyi gönüllümüz yapıyoruz. Birinciler seçip onları o köyden, bölgeden sorumlu kişi yapıyoruz. Çocuklara sahiplendiriyoruz. Çünkü bir gün biz buradan gideceğiz ama bu çocuklar bu bilinçte yetişirse balığa sahip çıkarlar. İl merkezinde akan Akköprü deresine geçmiş yıllarda akın akın balıklar girerdi. Son yıllarda hiç girmez oldu. Giren balıklar kirlilikten yukarı çıkamıyordu ve aşırı bir avcılık oluyordu. Son 2 senede buraya ekip kurduk, jandarma da özel tedbirler aldı. Derede temizlik yapıldı ve 2 yılın sonunda balıkların geri geldiğini gördük. Dünyada bir şehir düşünün içinde balıklar göç ediyor. Böyle bir şehir yok. Bunları devam ettirmemiz lazım, ekoloji durmayı kabul etmez, hemen negatif bir etki gösterir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/bir-basarinin-oykusu-inci-kefali/">Bir Başarının Öyküsü: İnci Kefali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı-Van Sosyal Girişimcilik Eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/turkiye-sosyal-girisimcilik-agi-van-sosyal-girisimcilik-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 10:52:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ashoka Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Sektörü Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Program]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal girişimcilik eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal İnovasyon İnisiyatifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilikçi Çözümler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TED Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı; Van ve çevre illerdeki sosyal girişimcileri, sosyal girişimcilik alanına ilgi duyan aktif vatandaşları ve sivil toplum alanından temsilcileri sosyal girişimcilik eğitimine davet ediyor!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/turkiye-sosyal-girisimcilik-agi-van-sosyal-girisimcilik-egitimi/">Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı-Van Sosyal Girişimcilik Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Toplum Sektörü Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında desteklenen, Vehbi Koç Vakfı liderliğinde; Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu, Ashoka Türkiye, Sosyal İnovasyon İnisiyatifi Derneği, Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilikçi Çözümler Derneği, TED Üniversitesi, Mozaik Foundation (Bosna Hersek) ve Social Entreprise UK (İngiltere) ortaklığı ile yürütülen proje kapsamında Türkiye’de sosyal girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Yerelde yürütülecek çalışmalarda Abdullah Gül Üniversitesi, Ankara Kalkınma Ajansı, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı, İpekyolu Kalkınma Ajansı, Nilüfer Belediyesi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği; iştirakçi ortaklar olarak projeye destek vermektedir.</p>
<p>Başvuruların değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulacak kriterler şöyle:</p>
<p>&#8211; Başvuru sahibinin Van ve çevre illerinde ikamet etmesi veya çalışmalar yapması<br />
&#8211; Sosyal girişimcilik ile ilgili deneyim sahibi olması ya da motivasyonunun olması<br />
&#8211; Yaklaşımı ve tecrübesiyle sosyal girişimcilik sektörünün gelişmesini destekleyebilecek niteliklere sahip olması<br />
&#8211; 30 Kasım-1 Aralık 2019 tarihlerinde Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı&#8217;nda (DAKA) gerçekleştirilecek eğitime tam katılım sağlaması</p>
<p>Başvuru formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdyWuO2lO1jVJaXJo2ks0rJbKR5-4iZCUEixyQtkAM5Sogz-A/viewform">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Tarih:</strong> 30 Kasım-1 Aralık 2019</p>
<p><strong>Yer:</strong> Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Van</p>
<p><strong>Son başvuru tarihi:</strong> 8 Kasım 2019</p>
<p><strong>Not:</strong> Van dışından katılmak isteyenlerin ulaşım ve konaklama masrafları karşılanmayacaktır.</p>
<p>Sorularınız için <a href="mailto:hulya.eski@daka.org.tr">hulya.eski@daka.org.tr</a> adresine yazabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/turkiye-sosyal-girisimcilik-agi-van-sosyal-girisimcilik-egitimi/">Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı-Van Sosyal Girişimcilik Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Gölü Aktivistleri Derneği:  Van Gölü Havzası Tüm İnsanlığın Ortak Değeri, Sahip Çıkalım </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/16/van-golu-aktivistleri-dernegi-van-golu-havzasi-tum-insanligin-ortak-degeri-sahip-cikalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 08:07:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gölü Aktivistleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gölü Aktivistleri Derneği’]]></category>
		<category><![CDATA[Van Ticaret ve Sanayi Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Van’da Van Gölü Aktivistleri Derneği Başkanı Erdoğan Özel ile Van Gölü havzasının korunması ve yaptıkları çalışmaları konuştuk. Özel, Van Gölü’nün sadece yöre halkının değil tüm insanlığın ortak değeri olduğunu belirterek her yıl çok sayıda farkındalık etkinliği ile binlerce yeni gönüllüye ulaştıklarını söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/16/van-golu-aktivistleri-dernegi-van-golu-havzasi-tum-insanligin-ortak-degeri-sahip-cikalim/">Van Gölü Aktivistleri Derneği: &lt;br&gt; Van Gölü Havzası Tüm İnsanlığın Ortak Değeri, Sahip Çıkalım </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Van Gölü Aktivistleri Derneği’ni tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Gölü şiarı etrafında bir araya geldiğimiz, yüzlerce üyesi binlerce de gönüllüsü olan resmi bir derneğiz. Van Gölü&#8217;nü dert edinen büyük bir aileyiz. Dünya’da soda yönüyle dördüncü büyük, ülkemizde de en büyük göl. Van Gölü ve gölün kirlenmesi konularına odaklanıyoruz ağırlıklı olarak. Bunun yanında benzer farklı etkinlikleri de gölümüzle bağlantılı yaparak dikkat çekiyoruz. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü 450 km’lik çevresi, bir il 6 ilçe, 140 köy ve sanayi kuruluşu yer almaktadır. 1650 metre yüksekliğinde olan bir denizdir aslında. İçinde endemik türler olan Van balığı (İnci Kefali) ve etrafında kuş cenneti olarak tanımlayacağımız Türkiye’de 450 kuş türünden yaklaşık 250’si Van Gölü havzasında yaşıyor, burası aslında bir kuş cenneti. Bitki örtüsü olarak da endemik türler var. Yayla muzu dediğimiz uçkun, çiçek anlamında floral olarak bazı zenginlikler ilk bakışta göze çarpıyor. Kelebek türü anlamında, tarihi anlamda birçok zenginlik bulunmakta. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 1 milyon nüfus Van Gölü kıyısında yaşıyor. Son yıllarda göl çevresinde nüfus oldukça arttı. Bunun sonucunda göl ve çevresi ekolojik bozulmaya doğru gidiyor. Toplum olarak ve bireysel olarak bilinçsizce bu doğa harikası yaşam kaynağımızı kirletiyor ve kirletmeye devam ediyoruz. İnsanoğlu doğayı maalesef çok kötü kullanıyor. Van Gölü kapalı bir havza olduğundan herhangi bir akıntısının olmaması daha çabuk kirlenmesine neden oluyor. Buranın korunması, tanıtılması, kazanılması anlamında etkinlikler yapan, farkındalıklar oluşturan bir gönüllü oluşumuz. “Van Gölü Kirlenmesin Temiz Kalsın” ve “Sen de El Ver Van Gölü Hepimizin&#8221;</span></p>
<p><b>Nasıl bir araya geldiniz? Kuruluş aşamanızı anlatır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıl önce Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin (YYÜ) desteğiyle 50 kişilik bir öğrenci grubu ve hocalarımızla 2 gün süren bir kıyı temizliği yaptık. Van Gölü’nün kıyılarını temizledik, müzik etkinliği ve resim yapan arkadaşlar oldu. Gölün durumunun iyi olmadığını gözlemledik ve bir el atılması gerektiğini düşündük. Bir sivil inisiyatifin farklılık oluşturması gerektiği düşüncesiyle yola çıktık. Aslında hepimiz bu gölün çocuklarıyız. Kirlenme nedenlerini araştırdık, halkın da bilinçsiz olduğunu görünce farkındalıklar oluşturmak istedik. Kıyı temizlikleri, yazın yüzme etkinlikleri yaptık. Van Gölü’nde bulunan 4 adamızdan 2 tanesinin bulunduğu alanda yüzdük. Bu adalarda tarihi eserler, manastırlar, kiliseler var. Örneğin Akdamar Adası&#8217;na bu yıl 200 bin ziyaretçi gelmiş, turistik anlamda bölgemiz için çok önemli. Bu turizmi diğer adalara da yaymak için etkinlikler yapıyoruz.</span></p>
<p><b>Dernek olarak Van Gölü’nün kirliliğini neye bağlıyorsunuz? Çözüm önerileriniz var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Gölü kirliliğine üç ana neden olduğunu saptadık ve bu nedenlere şu örnekleri ve önerileri sunuyoruz; birinci, Van Gölü kıyısında yaşayan 1 milyon insanın bilinçsizce kirletmesi. Örneğin; Van Gölü sahilini özellikle yaz aylarında kullanan birçok vatandaşlarımızın (piknik, yüzme vb.) çöplerini orada bırakmaları. Önerimiz, bu konuda bilinçlendirme yapmak ve STK’lar ilgili kurum kuruluşların halkın çok kullandığı yerlere yeteri kadar çöp konteynırı ve yazılı levhalar bırakmaları bu tür alanların kirletilmemesine katkı sağlayacaktır. İkinci olarak, Van Gölü havzasında bulunan yerleşim yerlerindeki il, ilçe ve köylerin atık suları, sanayi ve hayvancılıktan gelen kirlenme. Örnek olarak, özellikle evsel atıklar, kanalizasyon, sanayi ve hayvancılıktan meydana gelen kirlenme verilebilir. Önerimiz bu konuda yeni ve geri dönüşüm çöplük alanları oluşturmak, sanayi atıkları için ayrıca bir depolama yapmak, kanalizasyon ve atık sular için yeteri kapasitede arıtma tesislerinin kurulması gerektiğidir. Üçüncü olarak ise, Van Gölüne akan derelerden meydana gelen kirlenme olarak gruplandırabiliriz. Göle akan derelerden poşet, çocuk bezi, plastik su şişesi ev eşyası vb birçok atığın olduğu gözlemlendi. Göle akan derelerin ıslah edilmesi gerektiği de bunun önerisidir.</span></p>
<p><b>Van Gölü’nün Tanıtılması ve Korunması Noktasında Ne Tür Etkinlikler Yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Gölü etrafında bisiklet turu yaptık, Van Denizini (Deniz demeyi tercih ediyorlar) pedal pedal çevirdik, yüzdük. Mavi bayraklı bir plajın olduğu tek göl Van Gölü’nde 26 Ocak’ta havanın soğuk ve eksilerde olduğu bir dönemde yüzdük. Dünyada 7 denizde bu anlamda yüzme etkinlikleri yapılıyor. Bu anlamda biz de Van Gölü’nde bunu yaptık. Bu yıl yine yapacağız, terapi olarak da insan sağlığına önemli faydaları bilinmekte. Van Gölü balığı olarak bilinen İnci kefaline yönelik festival yapıyoruz. Ayranaşıyla birlikte binlerce insana dağıtıyoruz, özel mangalarda sadece bu festivali için yapıyoruz. Fuar ve festivallerde de başka şehirlere giderek bu zenginliği oralarda da tanıtmaya çalışıyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Nasıl ki Norveç Balığı değerli ve biliniyor Van Gölü balığının da öyle olmasını istiyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">14 bin insanımız her yıl bu inci kefali balığından ekmek yiyor. Burayı bacasız bir fabrikaya dönüştürmek istiyoruz. Nemrut dağına yönelik de tanıtımlar yapıyoruz. Van Gölü’nün bir diğer yakasında bulunuyor ve Dünya’nın en büyük ikinci krater gölü. Farklı bir güzelliği ve doğası var. Yanı başında Türkiye’nin en büyük 3. dağı olan Süphan Dağı’na (4058 m) tur düzenliyoruz. Okullarda öğrencilere yönelik çalışmalarımız oluyor. Özellikle göl kenarındaki okulları ziyaret ediyoruz ve nelere sahip olduğumuzu anlatıyoruz. Seminerler düzenliyoruz. “Van Gölü’ne Bir Adım da Sen At” etkinliğiyle 400 kilometreyi onlarca kişiyle adım adım yürüdük, Van Gölü’ne dikkat çekmek için 11 gün boyunca gölün tamamını yürüdük. Salon toplantıları yaptık 12 hafta boyunca. “Van İçin Çay Vakti” adıyla yaptık. Keşiş gölümüz var Urartular döneminden kalan bir yer ve içme suyu ile tarım suyu olarak kullanılmış. Doğu Anadolu&#8217;nun en dikkat çekici ve gizemli yerleşmelerinden biri Zernaki Tepe’de farkındalık etkinliği yaptık. Muradiye Şelalesi’nin dışında o bölgede bilinmeyen bir şelale vardı, onun turizme kazandırılmasını ve adının Yaşar Kemal Şelalesi olmasını talep ettik. 3 bin yıllık 51 kilometrelik Şamran Kanalımız var burayı da pedalladık. Kırmızı benekli alabalığımız var endemik olarak bölgede hakikaten zenginiz. Dini turizm anlamında da Akdamar Kilisesi öne çıkıyor.</span></p>
<p><b>Göle Sahip Çıkılması Konusundaki Çağrınız Nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Gölü bir bütün. İçindeki balığı, çevresini ayrı bırakamayız. &#8216;Biz Van Gölülüyüz&#8217; diyoruz. Bu değer sadece bizim değil önce ülkemizin ve tüm insanlığın mirasıdır. Yeterli tanıtım olursa da hak ettiği konuma kavuşacaktır. 100 bin dolayında sosyal medya takipçilerimiz var. Yılda binlerce yeni insana ulaşabiliyoruz. Çevreci kavramını biz kendimize yakıştırmıyoruz. Çevre hepimizindir. Sadece birkaç STK ve bakanlıklar sahiplenmemeli. Bazı kuruluşların tek olması durumunda yetersiz kalır. Son zamanlarda deprem toplanma alanları konuşuluyor. Müteahhit, mühendis, kişi tüm muhataplar birlikte sahiplendiği zaman bunlara gerek kalmayacak ve gerekli yeşil alan ile toplanma alanları konuşulmayacaktı.</span></p>
<p><b>Bu doğrultuda işbirliği yapıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız bir sivil toplum kuruluşuyuz. Belediyeler, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA), Van AB Bilgi Merkezi, Van Ticaret ve Sanayi Odası (VANTSO) ile zaman zaman ortak etkinlikler ve projeler yapıyoruz.</span></p>
<p><b>Eklemek İstedikleriniz…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkesi buradaki eşsiz güzellikleri görmeye bekliyoruz. Binlerce yıllık tarihi ve kendine has özellikleriyle dikkat çeken kentimizi görmeye bekliyoruz. Koruma kapsamını meclise de taşıdık. İnşallah bir koruma kanunu çıkar Van Gölü için. Van Gölü havzası bir bütündür. Bitlis’i, Van’ı bir bütün değerlendiriyoruz. Van ve Bitlis’in ilçelerinde etkinliklerimizi yapmaya devam edeceğiz. Van Gölü hepimizindir ve hep birlikte korumamız gerekiyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/16/van-golu-aktivistleri-dernegi-van-golu-havzasi-tum-insanligin-ortak-degeri-sahip-cikalim/">Van Gölü Aktivistleri Derneği: &lt;br&gt; Van Gölü Havzası Tüm İnsanlığın Ortak Değeri, Sahip Çıkalım </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van 2. Üvercinka Tiyatro Festivali 10 Mayıs&#8217;ta Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/van-2-uvercinka-tiyatro-festivali-10-mayista-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 11:22:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Süreyya]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Taşdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Üvercinka Kültür Sanat Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38472</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsmini Cemal Süreya’nın ilk şiir kitabından alan Üvercinka Kültür Sanat Topluluğu'nun düzenlediği 2. Üvercinka Tiyatro Festivali  10/19 Mayıs tarihleri arasında Van'da yapılacak. Topluluğun yönetim kurulu başkanı olan ve aynı zamanda organizasyonun merkezinde bulunan Fatih Taşdemir ile Üvercinka Tiyatro Festivali'ni konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/van-2-uvercinka-tiyatro-festivali-10-mayista-basliyor/">Van 2. Üvercinka Tiyatro Festivali 10 Mayıs&#8217;ta Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Festivalde Kürtçe ve Türkçe’nin yanı sıra son yıllarda Van’da hatırı sayılır bir nüfus oranına ulaşan İranlıların da faydalanabilmesi için Farsça oyunlar da bulunuyor. Yurdaer Okur, Haldun Dormen, Deniz Çakır, Derya Alabora gibi isimlerin de katılacağı festivalle ilgili ayrıntıları Üvercinka Kültür Sanat Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Taşdemir ile konuştuk. </span></p>
<p><b>Üvercinka Kültür Sanat Topluluğu ve çalışmalarıyla başlayalım&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38475 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/yyyy_ec522c03920ddf103f51.jpg" alt="" width="367" height="237" />Topluluğumuz Üvercinka adıyla profesyonel olarak 2016 yılında Van merkezli kurulan bağımsız bir kuruluş. O günden bugüne aralıksız bir şekilde kültürel ve sanatsal işler yapıyoruz. Tiyatro, konser, halk oyunları, gezi turları gibi birçok alanda hizmet veriyoruz. Sadece organizasyon değil aynı zamanda bu etkinliklerin yapımıyla da biz ilgileniyoruz. Bize bağlı tiyatro oyuncuları var. Onlarla birlikte çalışıp Van dışındaki şehirlerde de etkinlikler düzenliyor, oyunlar oynuyoruz. Yeni tiyatrocuların yetişmesine, yeni oyunların yapılmasına vesile oluyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor. Bu sene Irak’tan da bir teklif aldık. Duhok Tiyatro Festivaline davet edildik. Bu teklifi değerlendirme aşamasındayız. Muhtemelen orada da yer alacağız. Biz bir açığı kapatmak için çıkmadık. İnsanlar olarak doğarız, büyürüz ve hacmimiz kadar yer tutarız. Biz kültür-sanat alanındaki boşlukta da sadece hacmimiz kadar yer tutuyoruz. </span></p>
<p><b>Festival içeriğiyle ilgili neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu festivalde toplamda 9 oyun, bir konser, bir resim sergisi, beş de atölye olacak. Seçtiğimiz oyunlar gerçekten kaliteli oyunlar. Hem tiyatro eleştirmenleri tarafından hem de seyirciler tarafından oylama yapılan sayfalar içerisinde en yüksek puan alan tiyatro oyunlarını bu festival için seçtik. Ve tabi oyunları seçerken Van’ın sosyolojik yapısına da uygun oyunlar seçmeye gayret ettik. Sadece Türkçe oyunlar değil Farsça ve Kürtçe oyunlar da mevcut.</span></p>
<p><b>Festivalde sergilenecek oyunları seçerken kriterleriniz neler oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oyunların seçiminde puanlamanın dışında kendi içinde tutarlı farklı bir seçme kriterimiz de vardı. Sanat dünyanın her yerinde özü itibariyle muhaliftir. Var olan bir aksaklık varsa onun çözümüne yönelik pratikler sunar. Toplumu daha iyiye, daha refaha taşımaya çalışır. Klasik bir cümle olacak ama tiyatro zaten insanı insana insanca anlatma sanatıdır. Yine tabii ülkenin içinde olduğu ekonomik ve sosyal olarak sıkıntılı durum herkesin malumu. İnsanların biraz gülmeye ihtiyacı var. Bu nedenle oyunların çoğu komedi türünde. Oyunlarımızın içeriği itibariyle de kendi içinde bu anlamda bir konu bütünlüğü var diyebiliriz.</span></p>
<p><b>Bu sene yapılacak olan festival sizin yaptıklarınızın ikincisi olacak. Van’da Festivale olan ilgi nasıl? Geçen dönem nasıl geri dönüşler almıştınız? Bu sene ile ilgili öngörüleriniz neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başlangıçta insanların bu tarz etkinliklere çok fazla rağbet etmeyeceklerini ve etkinliğin başarısızlıkla sonuçlanacağını düşünenlerin sayısı fazlaydı. Çünkü üst üste 10 gün boyunca tiyatro mu izlenir? Algısı vardı. Biz geçen sene ilk festivalimizi yaparak bu algıyı kırdık. 10 günde 13 oyun yaptık. Ve toplamda yaklaşık 5000 izleyiciye ulaştık. Festivalin ilk olması hasebiyle 5000 seyirciye ulaşmış olmak bizim için muhteşemdi. Bu seneki gösterimlerimiz daha fazla olacak. Direkt etkileşim sayısının 6000-7000’i bulmasını bekliyoruz. Gönül ister ki çok daha fazla çok daha uzun olsun.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, dolu dolu bir festival olacak. Final oyunumuzun oyuncularından Levent Ülgen yakın zamanda Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde komedi dalında en iyi oyuncu ödülü aldı. Bu oyunla final yapacağız. Ne kadar insan gelirse amacımıza o kadar yaklaşmış olacağız. Her şeyin kısıtlı olduğu bir coğrafyada birçok şeyi kendi imkanlarımızla başarmış olduğumuzu göstermiş olacağız. Bütün Van halkını bekliyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/van-2-uvercinka-tiyatro-festivali-10-mayista-basliyor/">Van 2. Üvercinka Tiyatro Festivali 10 Mayıs&#8217;ta Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jul 2017 10:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kayyum]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Rojin Kadın Yaşam Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sığınma evi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[van büyükşehir belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayyum atanan belediyelerde gerçekleşen değişimlerin başında kadın kurumlarının kapatılması geliyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasının üzerinden de çok geçmeden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin faaliyetlerine son verildi. Bölgedeki kadın kurumlarının misyonuna önemli bir örnek teşkil eden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin hikâyesi ise şöyle: 2013 yılı sonlarında Van Belediyesi kadınlara hizmet etmesi amacı ile temelden bina yaptı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/">Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Kayyum atanan belediyelerde gerçekleşen değişimlerin başında kadın kurumlarının kapatılması geliyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasının üzerinden de çok geçmeden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin faaliyetlerine son verildi. </strong></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgedeki kadın kurumlarının misyonuna önemli bir örnek teşkil eden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin hikâyesi ise şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılı sonlarında Van Belediyesi kadınlara hizmet etmesi amacı ile temelden bina yaptı. 03.01.2014 yılında ise Van Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde Rojin Kadın Yaşam Merkezi’ni aktifleştirdi. İlk etapta 30 personel istihdam ediyordu. Alanların büyütülmesi ve ihtiyaç olması doğrultusunda (yeni atölyelerin ve sığınma evinin kurulması ile birlikte) son olarak 50 personel istihdam ediliyordu. Rojin Kadın Yaşam Merkezi 3 müdürlük bünyesinde faaliyet sürdürüyordu. Bu müdürlükler Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü, Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü’ydü. 2014 yerel seçimlerinden sonra Van Belediyesinin Büyükşehir statüsü kazanmasıyla birlikte ise Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı kuruldu. Bu durumdan sonra Rojin Kadın Yaşam Merkezi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu merkezde, Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü’ ne bağlı tekstil, kilim dokuma, el sanatları, seramik, gümüş işlemeciliği gibi üretim esaslı meslek edindirmeye yönelik çalışmalar yürüten atölyeler bulunuyordu. Tekstil atölyesinde bulunan 42 adet dikiş makinesi yurt dışıyla ortaklaşa yapılan bir proje sonucu hibe olarak alınmıştı. Tekstil atölyesi kursiyerleri için İŞKUR ile ortaklaşa çalışılmış, kursiyerlerin sigortalı çalışmaları ve belirli bir ücret almaları İŞKUR tarafından sağlanmış, kullanılan malzemeler (kumaş, iplik, iğne vb.) ise belediye tarafından temin edilmişti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-16389 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1.jpg" alt="" width="468" height="312" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1.jpg 468w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 468px) 100vw, 468px" />Tekstil atölyesi kursları 4 ay sürüyor ve kursiyerler dördüncü ayın sonunda sertifika alıyordu. Sertifika verildikten birkaç gün sonra yeni kursiyerler alınarak yeni bir dört aylık kurs süreci başlıyordu. Sonrasında, çözüm sürecinin sekteye uğramasıyla belediyeler de olumsuz yönde etkilendi ve 07.12.2015 tarihinden itibaren İŞKUR belediye ile olan ortaklaşa çalışma sözleşmesini bozdu. Sözleşmenin bozulması sonucu kursiyerlerin iş sigortası yapılamadı ve ücret verilemedi. Buna rağmen kadınlar kurslara gelmeye devam etti. Tekstil atölyesinde Van’da belediyeye ait konteynerlerde yaşayan Kobanili ailelerin çocuklarına da bayram sebebiyle kültürel değerlerine uygun kıyafetler dikildi. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü’ne bağlı bulunan bütün atölyelerin malzemeleri belediye bütçesi ile alınıyordu. Kurum turizm ve ticaret fuarlarına katılarak atölyelerde üretilen ürünleri satıyor, bu satışlardan elde edilen gelirlerin malzeme bedeli alındıktan sonra (tekrar malzeme almak amaçlı) kalan ücret kursiyerlere veriliyordu. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü atölyeler dışında KOSGEB ile ortaklaşarak kadınların Girişimcilik eğitimi almasını ve eğitimler sonucu sertifika alarak gerekli hibe desteklerinden yararlanmalarını sağladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü’ne bağlı Eğitim Birimi ise belirli aralıklarla Van ilinde ve tüm ilçelerde “Toplumsal Cinsiyet Rolleri”, “Kadın Erkek Eşitliği”, “Kadının İnsan Hakları ve Üreme Sağlığı” konuları üzerine özgün ve karma olmak üzere eğitim programları düzenliyordu. Aynı zamanda neredeyse bütün büyükşehir belediyesi personellerine de toplumsal cinsiyet rolleri üzerine eğitimler verildi. Birim tarafından 8 Mart, 25 Kasım gibi anlamlı günlerde çeşitli paneller ve programlar düzenleniyordu. Atölyelere gelen kursiyerlere de Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Kadının İnsan Hakları ve Üreme Sağlığı üzerine eğitim programları da düzenleniyordu. Birimde kadınlara okuma-yazma kursu da veriliyor, toplumsal cinsiyet alanında farkındalık yaratmak amaçlı belirli aralıklarla film gösterimi ve söyleşi programları da yapılıyordu. Yapılan eğitimler basında yankı bulduğu için Van’daki yarı açık cezaevi yöneticileri Eğitim ve Araştırma Birimi’ni arayarak erkek mahkûmlara toplumsal cinsiyet rolleri üzerine eğitim talebinde bulundu. Talep doğrultusunda Cezaevindeki erkek mahkûmlara farkındalık yaratma amaçlı bir günlük eğitim verildi. Kurumun içinde Eğitim ve Araştırma Birimi’ne bağlı çocuk oyun alanı, kütüphane, spor salonu, resim atölyesi ve konferans salonu bulunuyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak ise Danışma Merkezi ile Sığınma Evi bulunuyordu. Kayyum atanmadan önce müdürlük bünyesinde Van merkezinde, Geçiş İstasyonu ile Erciş ilçesinde danışmanlık merkezleri kurulum aşamasındaydı. Kayyum atandıktan sonra iki yerde aktifleştirilmeden kapatıldı. Müdürlük bünyesindeki Danışma Merkezi’nde psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi meslek elemanları çalışıyordu. Başvuruculara (şiddet ve istismar üzerine) yasal hakları ve sunulabilecek destekler belirtildikten sonra, talepleri doğrultusunda çalışılıyordu. Temel ilke olarak gizlilik esaslı olma belirlenmişti ve kadının can güvenliğini riske atmadan hareket edilmekteydi. Acil durumlarda şiddete maruz kalan kadın ve kız çocuklarına mesai dışında da hizmet veriliyordu. Hafta sonları, geceleri ve resmi tatillerde de danışma merkezi nöbetleşe şekilde çalışıyordu. Danışma Merkezi başvuruculara hukuki, barınma, ekonomik, psikolojik, sağlık ve sosyal alanda destekler sunuyordu. Başvuru alma dışında ildeki şiddet durumunu ve kadınların beklentilerini tespit amaçlı il genelinde anket çalışmaları yapıyordu. 25 Kasım, 8 Mart gibi önemli günlerde Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü ile ortaklaşarak panel, tiyatro gösterimi, yürüyüş gibi etkinlikler de yapıyordu. 2015 yılında Van ilinde kadın ve kız çocuğu intihar vakalarının yoğun bir şekilde olması üzerine intihar eden kişilerin aileleriyle derinlemesine görüşmeler yapılmış, adli tıp uzmanlarından otopsi raporu alınarak intihar olup olmadığı araştırılmış, görüşmeler sonucu genel bir rapor elde edilmişti. Rapordan sonra intihar vakalarının önüne geçebilmek için çeşitli kampanya ve eğitimler yapıldı. Aynı zamanda ilde katledilen kadınların dava durumları takip ediliyordu</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h4><b>Kayyum sonrası süreç</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeye atanan kayyumun ilk icraatı eski yönetimin belirlemiş olduğu daire başkanları ile müdürleri değiştirmek oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı’na erkek bir daire başkanı getirildi. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü ile Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü’ne ise 15 yılı aşkındır belediyede çalışan memurlar getirildi. Erkek daire başkanı kurum personeli ile yaptığı ilk toplantıda Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü görevini ‘</span><b>alanın zor olduğu gerekçesi!</b><span style="font-weight: 400;">’ ile -hiçbir memur bu gerekçeyi kabul etmese de- sonlandırdı. Sığınma evinin ise yapının uygun olmadığı gerekçesi ile kapatıldığını aktardı. Oysa ki sığınma evi Valilik ile ASPB İl Müdürlüğü’ nün izni ve denetimi çerçevesinde açılmıştı. Bir yılı aşkındır aktif olan ve 44 kadın ile beraberindeki 39 çocuğu barındıran binanın uygun olmadığının farkına yeni varıldı! Şiddetle Mücadele birimi ile sığınma evi kapatıldıktan sonra bu alanlarda çalışan yirmiye yakın personele erkek Daire Başkanı ‘sabah akşam gidip gelin kuruma, sadece yoklama kâğıdına imza atın, maaşınızı almaya bakın’ dedi. Oysaki bu 20 personelin çoğunluğu meslek elemanıydı. (sosyolog, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişim uzmanı vb.) bu alandaki personeller başka alana geçerek aktif şekilde çalışmak istediklerini defalarca Daire Başkanına aktarmalarına rağmen ‘ yerinizde oturun, kime ne olacağı belli değil’ cevabı ile karşılaştılar. Üç aya yakın bir süre zarfında Şiddetle Mücadele Birimi personelleri çalışabilecekleri alana yönlendirilmeyerek, her an işten çıkarılacakmış hissi ile psikolojik şiddete maruz bırakıldılar. Bu psikolojik şiddet yalnızca bu birim personellerine değil tüm belediye personellerine yaşatıldı. Belediye bütçesi inceleniyor bahanesi ile belediyenin tüm işleyişi durduruldu. Bu durumdan en çok Rojin Kadın Yaşam Merkezi kursiyerleri etkilendi. İnceleme gerekçesi ile atölye malzemeleri alımları durduruldu. Kursa gelenler malzeme olmadığı için tekrar eve dönmek zorunda kalıyordu. Malzemelerin olmamasından kaynaklı kursiyerler gelmemeye başlayınca Rojin Kadın Yaşam Merkezi hayalet bir alana dönüştü. Oysa ki Rojin Kadın Yaşam Merkezi yoğun göç alan ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantaja sahip olan bir mahallede bilinçli bir şekilde kurulmuş, üç yılı aşkın bir sürede binlerce kadının evden çıkarak sosyalleşmesine, ailesine ekonomik katkıda bulunmasına ve toplumsal alanda yer edinmesine katıda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rojin Kadın Yaşam Merkezi personellerinin bağlı bulunduğu ihale “</span><b>Şiddetle Mücadele Birimi’nin yeterli hizmet sunmadığı, sığınma evinin yapısının uygun olmadığı, diğer atölyelerde de kursiyer olmadığı yapılan gözlemler sonucu tespit edilerek kurumun beklenilen hizmeti sunmadığı, belediyeye ciddi külfet olduğu”</b><span style="font-weight: 400;">, sebebiyle feshedilerek kurumun kapatılması kararı alındı. Rojin Kadın Yaşam Merkezi personelleri 3 yıllık süre zarfında 3 ihale süreci yaşamış, ilk ihale personeller iş başı yaptıktan 6 ay sonra yapılmış, ilk ihale ile ikinci ihale arasında 3 ay, ikinci ihale ile üçüncü ihale arasında da bir aylık bir boşluk oluştu. Rojin Kadın Yaşam Merkezi personelleri bu boşluk süreçlerinde( toplam 10 ay) halka sunulan hizmetin aksamaması için gönüllülük esaslı (hiçbir ücret almadan) çalışmaya devam etti. İşlerine bu kadar bağlı olup da özveriyle çalışan personellerin hiçbir iş yapmadığı gerekçesi ile işten çıkarılması çok daha yıkıcı oldu. 10.03.2017 tarihinde Rojin Kadın Yaşam Merkezi kapatılıp, 50 personel hiçbir açıklama yapılmadan işten çıkarıldı. Kurumun kapatılması üzerine Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı da kaldırıldı. Birkaç gün sonra kurum Halk Eğitim Merkezine devredildi. Atölyeler için Halk Eğitim Merkezi’nden hocalar getirildi. Kayyumdan önceki dönemlerde Belediyenin farklı alanlarında yaptığı birçok proje valilik tarafından onaylanmamıştı. Ancak kayyum atandıktan sonra eski yönetime ait projeler onaylanarak faaliyete geçirilmeye başlandı. Kayyumlar şu an halkta eski belediye yönetiminin çalışmadığı izlenimi yaratmaya çalışarak meşruluk kazanma arayışındalar.</span></p>
<ol>
<li>
<h6><em>Şiddetle Mücadele biriminin dosyalama sistemi vardı. 3 yıl içinde sadece bu birimin aldığı başvurucu sayısı 500’ ün üzerindeydi. Tekstil atölyesi 40 kişilik kapasitede kurs açıyordu. 4 dönem kurs sonucunda 160 kursiyeri vardı. Kilim atölyesi kapasitesi bir kursta 25 kişiydi. Yaklaşık 4 ya da 5 dönem kurs verdi.  Bütün kursiyerlere ait resmi başvuru ve kayıt formları vardı, ancak yeni atanan kayyum hepsini imha ettiği için sayıyı tam olarak bilmek mümkün değil. Yine de yaklaşık olarak 500 kişiden fazla kursiyer, 500 başvuru şiddet birimine toplam 1000 kişiden fazla kişiye doğrudan hizmet sunulduğu söylenebilir. Eğitim araştırma birimi ise her eğitimde en az elli kişiye ulaşıyordu ve yüzlerce eğitim verdiler. O birim de 1000’den fazla kişiye ulaşmıştır. Kurumun kişi sayısı ile derdi olmadığı için net bir sayı elde yok. Sadece kaliteli bir hizmet sunma hedefli çalışıldığı söylenebilir.</em></h6>
</li>
</ol>
<p>Yazar: Gülten Ceylan</p>
<p><i>Bu yazı Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında yazılmış ve yayına alınmıştır. </i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/">Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
