<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>slow food arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/slow-food/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/slow-food/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Oct 2025 13:46:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>slow food arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/slow-food/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 13:46:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Anatolivar - Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin Tehdit Altındaki, Nadir Zeytin Çeşitlerinden Sarı Ulak İçin Hasat Zamanı Tarsus’da Büyük Buluşma: 3-5 Ekim Tarihleri Arasındaki Buluşmada İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Bir Aradaydı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/">İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Proje Evi Kooperatifi tarafından A</strong><strong>vrupa Birliği’nin desteği, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ve Slow Food ortaklığıyla yürütülen “Anatolivar &#8211; Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında 3 Ekim’de Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası’nda bir eğitim gerçekleştirildi. Zeytincilik sektörünün tüm paydaşlarının, STKların, kamu kurumlarının ve tarım lisesi öğrencilerinin katıldığı eğitimde akademisyenler ve uzmanlar ile iklim krizi çağında doğa dostu zeytinciliğin nasıl mümkün olabileceği Sarı Ulak odağında konuşuldu, kapsamlı bilgi alışverişi yapıldı. Eğitim 3-5 Ekim tarihlerinde Tarsus Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Sarı Ulak Şenliği programının ilk günü gerçekleşti. Şenliğin diğer bir önemli parçası oluşturan Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı 3 güç boyunca doğa dostu üreticilerle tüketicileri bir araya getirdi.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Şenliğin ilk gününde gerçekleşen ve sektörün geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturma yolunda önemli bir adım olan eğitime üreticiler, ilgili sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve tarım öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Eğitim programının ilk kısmında Proje Evi Kooperatifi tarafından Anatolivar Projesiyle amaçlananlar özetlendi; iklim krizi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde zeytincilik sektörünün mevcut durumunun bir analizi paylaşıldı. Ayrıca iklim değişikliğine karşı dirençli bir zeytincilik için biyoçeşitliliğin korunmasının önemi aktarıldı. Eğitime Ticaret Bakanlığı adına katılan bir yetkili ise Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’de zeytincilik sektörüne etkileri hakkında bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Programın ikinci bölümünde iklim krizi çağında yerel çeşitlerin korunmasının önemi, iklime dirençli, doğa dostu, sürdürülebilir zeytincilik yöntemleri ve organik tarım uygulamaları<strong>, </strong>toprak koruma yöntemleri<strong>, </strong>sıfır atık ve döngüsel ekonomi gibi konular ele alındı. Uzmanlar ve akademisyenler bu konularda zengin içerikli sunumlar gerçekleştirdiler, katılımcılarla görüş alışverişinde bulundular. Ayrıca biyoçeşitliliğin korunması ve agroekolojik zeytin yetiştiriciliğinin teşvik edilmesinde üreticilerin ve toplulukların rolü Slow Food temsilcisi tarafından İtalya’dan yaşayan bir örnek ile anlatıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şenlik boyunca “İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik” Eğitiminin yanı sıra herkesin keyifle katılabileceği, bölgede zeytinin tarihinden onarıcı tarıma çeşitli konularda konuşmalar, şef atölyesi, sofralık zeytin yapımı, sabun yapımı gibi atölyeler, Sarı Ulak ağaçlarının yoğun bulunduğu Kösebalcı köylerinin zeytinliklerini ziyaret gibi etkinlikler yer aldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şenliğin açılışında konuşan <strong>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç</strong> Sarı Ulak’ın sadece bir tarım ürünü değil, Tarsus’un kültürel kimliği ve hafızası olduğunu vurguladı: “Sarı Ulak zeytini, sofralarımıza lezzet katan bir ürün olmanın çok ötesinde; bu toprakların hafızası, üreticimizin alın teri ve Tarsus’un kültürel kimliğinin en güçlü simgelerinden biridir. Zeytin yalnızca Tarsus’un değil, insanlığın ortak mirasıdır. Kur’an-ı Kerim’de bereketin kaynağı, Tevrat’ta barışın ve umudun müjdecisi, İncil’de kutsallığın mekânı olarak anılır. Bu yönüyle Sarı Ulak, insanlığın belleğinde barışı, bereketi ve ışığı temsil eden kadim bir değerdir. Bu festival, üreticilerimizin emeğini görünür kılmak; köylümüzün sabrını, toprağımızın bereketini ve emeğin kutsallığını yüceltmek için vardır. Sarı Ulak’ın her tanesi, aslında bu topraklarda yeşeren umudun sembolüdür. Birlikte attığımız her adım, Tarsus’un geleceğini daha güçlü, daha bereketli ve daha görünür kılacaktır.”</p>
<p style="font-weight: 400;">3 gün süren Şenlik boyunca açık kalan Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı ise üreticilerini destekleyerek çeşitliliğin korunmasına özel önem veriyor. Pazarda başta sarı ulak zeytini ve zeytinyağı olmak üzere doğa dostu zehirsiz yöntemlerle üretilmiş yerel ürünlerin satışı ile üreticilere ekonomik destek sağlandı, aynı zamanda tüketicilere güvenle tüketebilecekleri organik, doğal ve zehirsiz ürünler sunuldu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Slow Food Türkiye Ulusal Koordinatörü Yasmina Lokmanoğlu</strong> etkinliğin önemine dair bir açıklama yaptı: “3–5 Ekim tarihleri arasında Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası ile Tarsus Ticaret Borsası iş birliğinde düzenlenen Anatolivar ve Slow Food etkinliği, büyük bir başarıyla tamamlandı. Etkinliğin başarısında en önemli etken, çiftçilerle birebir iletişim kurularak onların deneyimlerinin dinlenmesi ve sürece aktif katılımlarının sağlanması oldu. Bu yaklaşım, üreticiler üzerinde güçlü bir motivasyon ve güven etkisi yarattı. Ayrıca, Sarı Ulak zeytin çeşidinin “Presidia”* sürecine aday olması yönünde önemli bir zemin oluşturularak, bu yerel çeşidin uluslararası ölçekte tanıtılması için yeni bir aşamaya geçildi.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Slow Food Aşçı Dayanışması’nın Koordinatörü şef Gökhan Çilak</strong> Tarsus’da hissettiklerini şu şekilde ifade etti: “2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği benim için, toprağın sesini yeniden duymak ve üretimle mutfak arasındaki bağı güçlendirmek adına çok değerli bir deneyim oldu. Zeytinin yalnızca bir gıda ürünü değil, bir kültürün ve yaşam biçiminin taşıyıcısı olduğunu bir kez daha hissettim. Etkinlik boyunca yapılan paylaşımlar, teknik geziler ve atölyeler; doğayla uyumlu üretimin, yerel çeşitlerin korunmasının ve üreticinin emeğine saygının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Titizlikle hazırlanan bu buluşma, bana hem bir şef hem de bir Slow Food üyesi olarak sürdürülebilir gastronominin geleceğine dair ilham verdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son olarak<strong> Proje Evi Kooperatifi Anatolivar Projesi Koordinatörü Alen Mevlat</strong> 3 günlük programı ve eğitimi şu sözlerle değerlendirdi: “2016 yılındaki ilk Slow Olive sürecinden beri Türkiye&#8217;nin tehdit altındaki, nadir zeytin çeşitlerini korumak üzerine çalışmalar yürütmekteyiz. Bu çeşitlerden biri de Mersin ilinde, özellikle Tarsus ve civarında yayılış gösteren Sarı Ulak zeytin çeşidi. Nuh’un Ambarı (Ark of Taste) ürün envanterine (<a href="https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/&amp;source=gmail&amp;ust=1760012504003000&amp;usg=AOvVaw2PH19JmXSK4YmuRbIcqxx0">https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/</a>) kayıtlı Sarı Ulak, özellikle Tarsus Belediyesi, Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası, Tarsus Ticaret Borsası ve Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı üreticilerinin farkındalık çalışmalarıyla aranan, talep edilen ve böylece korunması sağlanan bir ürün haline geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin nadir zeytin çeşitlerinin envanter çalışmasını yaptığımız Anatolivar Projesi için de Sarı Ulak başarılı koruma çalışmalarıyla önemli bir yerde duruyor. Anatolivar ekibi olarak bu 3 gün süren festivalde, iklime dirençli ve doğa dostu zeytincilik konularında eğitimler düzenleyerek biz de koruma sürecine katkı verdik. Zeytincilik sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren benzer etkinliklerin farklı bölgelerde diğer zeytin çeşitlerimiz için de düzenlemesini bu çeşitlerin korunması için önemli buluyoruz.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>*<u>Presidia</u></strong><u>:</u><em> Slow Food’un uluslararası düzeyde yürüttüğü bir koruma ve destek inisiyatifi olup, yok olma tehlikesi altındaki yerel gıda ürünlerini, üretim yöntemlerini ve topluluklarını korumayı amaçlar.</em></p>
<p><strong>Daha fazla bilgi için</strong><span style="font-weight: 400;">:        Ceren Üzel  &#8211; </span><span style="font-weight: 400;"><a href="http://www.proje.info/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://www.proje.info&amp;source=gmail&amp;ust=1760012504003000&amp;usg=AOvVaw3dXw793SIWbAY3lImYGtcz">www.proje.info</a></span><span style="font-weight: 400;"> / E-posta: </span><span style="font-weight: 400;"><a href="mailto:ceren@proje.info.tr">ceren@proje.info.tr</a></span><span style="font-weight: 400;"><br />
Tel: 0 216 338 26 65 &#8211; 0 532 493 72 88</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/">İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANATOLiVAR &#8211; Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi başladı  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/03/anatolivar-anadoluda-zeytin-ureticisi-topluluklarin-guclendirilmesi-projesi-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 09:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ANATOLiVAR]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Evi Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Proje Evi Kooperatifi, UZZK ve Slow Food ortaklığındaki, zeytin üreticilerini sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla güçlendirmeyi amaçlayan ANATOLiVAR projesi başladı. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından desteklenen proje, Türkiye'deki zeytincilik sektöründe sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve Yeşil Mutabakat hedeflerine uygun politikaların teşvik edilmesini hedefliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/03/anatolivar-anadoluda-zeytin-ureticisi-topluluklarin-guclendirilmesi-projesi-basladi/">ANATOLiVAR &#8211; Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi başladı  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Proje kapsamında, çeşitli etkinlikler düzenlenecek, küçük ve orta ölçekli üreticilere eğitim ve teknik destek sağlanacak ve ilgili sivil toplum kuruluşları, işletmeler ve bireylerin bilgi ve farkındalıkları artırılacak. Üreticilere yönelik sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçiş, pazara erişim ve geçim kaynaklarının iyileştirilmesi için eğitimler ve teknik destek de sağlanacak.</p>
<p>Ayrıca, ilgili sivil toplum kuruluşları, zeytin üreticileri ve ilgili devlet kurumları arasında iş birliklerinin ve ağların güçlendirilmesine destek olunacak. Proje, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ve Slow Food işbirliğiyle Marmara, Kuzey Ege, Orta Ege, Güney Ege, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinde 3 yıl boyunca yürütülecek.</p>
<p>Proje süresince çeşitli analizler ve saha çalışmaları gerçekleştirilerek, zeytin çeşitleri ve zeytin üreticilerini kapsayan güvenilir bir envanter veritabanı ve bir rehber kitap oluşturulacak. Üreticilere yönelik eğitimler, atölye çalışmaları, webinarlar, deneyim paylaşımları, teknik destek çalışmaları ve ağ oluşturma etkinlikleri düzenlenecek.</p>
<p>Ayrıca, iletişim araçları kullanılarak zeytin konusunda farkındalık oluşturma amacıyla film, video, sosyal medya gibi çeşitli iletişim araçları da kullanılacak.</p>
<p>Proje ile ilgili detaylı bilgiye <a href="https://www.proje.info/">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/03/anatolivar-anadoluda-zeytin-ureticisi-topluluklarin-guclendirilmesi-projesi-basladi/">ANATOLiVAR &#8211; Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi başladı  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarı Buğdayın Peşinde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/sari-bugdayin-pesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Tolga Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 12:44:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Atadan Öteden Sarı Buğday]]></category>
		<category><![CDATA[Caretta Ekolojik Ahval]]></category>
		<category><![CDATA[sarı buğday]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Caretta Ekolojik Ahval’de bu hafta Tarsus Slow Food Yeryüzü Pazarı’ndan Yasmina Lokmanoğlu ve Can Gatenyo ile birlikte Sarı Buğday’ın peşinde bir yolculuğa çıkıyoruz. 10 Aralık Terra Madre (Toprak Ana) Günü’nde Kültürhane Mersin çok özel bir belgeselin dünya prömiyerine ev sahipliği yaptı. Melike Selin Durmaz Ekenler’in yönettiği, Kültürhane’nin Friedrich Ebert Stiftung Derneği'nin desteğiyle hayata geçirdiği 'Atadan Öteden Sarı Buğday' belgeselinin ilk gösteriminin ardından hem sarı buğdayın hem de belgeselin hikayesini konuşma imkanı bulacağız bu hafta.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/sari-bugdayin-pesinde/">Sarı Buğdayın Peşinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hikaye 2019’da Tarsus Slow Food ekibinin yerel türleri araştırma maksadıyla dört komisyon kurması ile başlıyor. Buğday, Üzüm, Zeytin, Sut ve Süt Ürünleri komisyonlarının buğday ekibine dahil oluyor Yasmina Lokmanoğlu ile Can Gatenyo.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversiteleri, araştırma enstitülerini ziyaret ederek atalık buğday türleri hakkında bilgi almak istiyorlar. Atalık tohumun artık bulunmadığı yönündeki yanıtlara karşın araştırma devam ediyor. Sarı Buğday&#8217;a dair ilk ipucu Konya’dan, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarı Buğday&#8217;ın bulunduğunu öngördükleri Silifke’de gerçekleştirdikleri üretici ziyaretlerinden bir sonuç alamayınca Mersin’in en uzak ilçelerinden, merkeze 2,5 saat uzaklıktaki Gülnar’ın bir köyünde sarı buğday ile buluşuyor Tarsus Slow Food Buğday Komisyonu üyeleri. “Sarı Buğdaydan başkasını ekmeyiz” diyen Dayıcık Köyü’nün eski muhtarı Mustafa Sumak ile tanışıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarı Buğdayı Mersinliler ile buluşturma işinde Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi devreye giriyor. Belediye bir süre için Sarı Buğdayı TMO’nun (Toprak Mahsülleri Ofisi) belirlediği fiyatın üzerinden satın alma garantisi veriyor, Sarı Buğdayla ilgili tanıtım çalışmaları yürütüp Mersinlileri bilgilendiriyor. Mersin&#8217;den Kadın Kooperatifi ile Tarsus Slow Food Yeryüzü Pazarı ise sarı buğdaydan meydana gelmiş ürünleri tüketiciler ile buluşturuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada devreye Can Gatenyo’nun da önerisi ile Kültürhane giriyor. Friedrich Ebert Stiftung Derneği’nin desteği ile bu ilham verici öyküyü Türkiye ve Dünya çapında festivaller üzerinden insanlarla paylaşma gayesi ile “Atadan Öteden Sarı Buğday” belgeseli ortaya çıkıyor. Belgeselin ilk gösterimi hikayenin başında da aktardığımız gibi 10 Aralık 2021 Cuma günü 19:00’da Kültürhane’nin terasında bir avuç izleyici ile buluştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Atadan Öteden Sarı Buğday” belgeseli üzerinden sarı buğdayı konuştuğumuz konuklardan Yasmina Lokmanoğlu ile Tarsus Slow Food Yeryüzü Pazarı’nı hikayesini konuşup Sivil Sayfalar’da yer vermiştik. İlgili haberimize </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/13/turkiyenin-4-yeryuzu-pazari-tarsusta-aciliyor/" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantı üzerinden</a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Sarı Buğdayın Peşinde" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/3TgB46U8ncmzPIdstrVJY4?si=6bf057c073594048&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/sari-bugdayin-pesinde/">Sarı Buğdayın Peşinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutfak Dostları Derneği Gastronominin İyileştirici Gücüne Güveniyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/mutfak-dostlari-dernegi-gastronominin-iyilestirici-gucune-guveniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 10:32:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Mutfak Dostları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Lezzet Envanteri]]></category>
		<category><![CDATA[ESSEDRA]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[MDD]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Kakınç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gastronominin toplumsal bir harekete dönüşerek güvenli bir gıda geleceğine imkân vermesini sağlayan “sosyal gastronomi” kavramını, süreci yakından izleyen Mutfak Dostları Derneği başkanı Zeynep Kakınç ile konuştuk. Kakınç MDD’nin kuruluş amacını; bilimsel araştırmalar yaparak veya yaptırarak mutfak zenginliklerimizi, yeme-içme ve sunma adabını bütün özellikleriyle ortaya çıkarmak, geliştirmek; yurt içinde ve yurtdışında tanıtılmasını sağlamak olarak belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/mutfak-dostlari-dernegi-gastronominin-iyilestirici-gucune-guveniyor/">Mutfak Dostları Derneği Gastronominin İyileştirici Gücüne Güveniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhaba Zeynep Hanım, Mutfak Dostları Derneği ne zaman ve hangi amaçlar doğrultusunda kuruldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-42137 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/Ekran-Alıntısı-13.jpg" alt="" width="318" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/Ekran-Alıntısı-13.jpg 491w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/Ekran-Alıntısı-13-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />1991 yılında aralarında Tuğrul Şavkay gibi Türk gastronomisine büyük emekleri geçmiş önemli isimlerin arasında yer aldığı bir grup tarafından kurulan MDD, ülkemizin gastronomi alanındaki en eski sivil toplum örgütüdür. MDD’nin kuruluş amacı; bilimsel araştırmalar yaparak veya yaptırarak mutfak zenginliklerimizi, yeme-içme ve sunma adabını bütün özellikleriyle ortaya çıkarmak, geliştirmek; yurt içinde ve yurtdışında mutfağımızın tanıtılmasını sağlamak; bu alanda eğitim yapmak ve eğitim yapan kuruluşlara yardımcı olmak; yiyecek ve içeceğin insanın sağlıklı beslenmesindeki yerinin ve öneminin belirlenmesine bilimsel olarak katkıda bulunmak; yurt içinde ve yurt dışında yeme-içme konularıyla ilgili gelişmeleri izlemek; bu tür çalışmaları özendirmek, yaymak ve sevdirmektir.</span></p>
<p><b>En çok ses getiren projeniz hangisiydi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz coğrafi işaretleme alanında seminerler, gastronomi destinasyonlarına yönelik konsept geziler gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteriyor. En önemli projelerimiz arasında ise ESSEDRA projesi yer alıyor. MDD olarak 2012 &#8211; 2016 yılları arasında, sürdürülebilir kırsal kalkınma ve çevre konusunda faaliyet gösteren Balkan ülkelerinden diğer STK&#8217;lar tarafından ortaklaşa yürütülen ESSEDRA projesinde Slow Food’un Türkiye ortağı olduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-42136 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-6.jpg" alt="" width="389" height="112" />Projenin ilk iki yılında, MDD, Türkiye’den nesli tükenmekte olan geleneksel ürünleri belirlemek için bunları Slow Food’ın Nuh&#8217;un Ambarı (Ark of Taste) listesine kaydetmek için bir saha araştırması yaptı. Başlangıçta, Türkiye&#8217;den sadece 4 Ark of Taste ürünü vardı. Bu alan araştırması sonucunda bu sayı 59 ürüne yükselmiştir. Proje boyunca, yeni pazar fırsatları yaratmak, ürünlerini doğru değerde satmalarını sağlamak ve yerel üreticilerin geleceğini korumak amacıyla küçük ölçekli zanaatkar üreticilerin kooperatif altında örgütlenmesini sağlayan “Presidia” faaliyetleri gerçekleştirildi.Dünyada, 249&#8217;u İtalya&#8217;dan olmak üzere toplam 442 Presidia ürünü bulunmaktadır. Şu anda Türkiye&#8217;den “Kastamonu İhsangazi Siyez Bulguru Presidia&#8217;sı” ve “Karaman Divle Obruk Peyniri Presidia&#8217;sı” ve “Kars Boğatepe Gravyeri Presida&#8217;sı” olmak üzere 3 adet Presidia ürünü bulunmaktadır. MDD&#8217;nin ESSEDRA projesi kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetler sonucunda bu listeye “Karaman Divle Obruk Peyniri Presidia&#8217;sı” ve “Kars Boğatepe Gravyer Peyniri Presidası&#8217;sı” dahil edilmiştir. Projenin son iki yılında, faaliyetler peynir/süt ürünleri üzerine yoğunlaştırılmıştır ve bu faaliyetler, üreticilerin bu alanda yaşadıkları yasal zorluklarla ilgili ve diğer proje ortaklarıyla birlikte yürütülen savunuculuk kampanyasına katkıda bulunmuştur. Ayrıca, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, ürün kalitesini ve üretim kapasitesini arttırmak amacıyla çeşitli cihazların satın alınmasına yönelik Kars Boğatepe Gravyeri Presida&#8217;sı faaliyetleri kapsamında MDD tarafından finansal olarak desteklenmiştir. ESSEDRA projesinin bir başka uzantısı devam ettirilen Anadolu Lezzet Envanteri&#8217;nde (ALE), Anadolu&#8217;dan 59 tehlike altındaki geleneksel gıda ürünü listelenmiş ve bu sayının yakın gelecekte artması planlanmıştır. (Detaylı bilgi için<a href="http://www.mutfakdostlari.org.tr/wp-content/uploads/2016/12/ESSEDRA-brosur-2016-SON.pdf" target="_blank" rel="noopener"> bu linke</a> tıklayabilirsiniz.)</span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-42138 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-5.jpg" alt="" width="428" height="282" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-5.jpg 592w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-5-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 428px) 100vw, 428px" />Son dönemde “sosyal gastronomi” hareketi giderek yaygınlaşıyor. Siz bu hareketin neresinde duruyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gastronominin iyileştirici gücü”ne dikkat çeken sosyal gastronomi kavramı sivil topluma çok şey kazandıracak bir hareket. Gıdanın dönüştürücü gücünü en iyi şekilde insanımıza faydalı hale getirmenin yolu eğitimden geçiyor. Gelir düzeyi düşük insanlarımızın hayatlarında gastronominin iyileştirici gücü ile sürdürülebilir ekonomiler oluşturmak mümkün. Sosyal gastronominin gücü ile ihtiyaç sahibi kişiler hayata güvenle katılabiliyor. Biz de MDD olarak bu tarz girişimlerin daima arkasında duruyor ve destekliyoruz.</span></p>
<p><b>Türkiye’nin gastronomi turizmini iyileştirmek adına attığı adımları nasıl değerlendiriyorsunuz</b><span style="font-weight: 400;">?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gastronomi alanında ülkemizde yaşanan gelişmeler umut verici. Özellikle İstanbul bir dünya gastronomi kenti olma yolunda hızla ilerliyor. Kongre turizmi, kültür turizmi, is turizmine ek olarak özellikle Orta Doğu ülkelerinden yaşanan yabancı ziyaretçi akını, İstanbul’da her statüden kesime hitap edecek konaklama ve yeme-içme mekânlarının sayısını da arttırdı. Türkiye’nin en varlıklı alt sınıflarının yaşadığı İstanbul’da yüksek gelirli yerli-yabancı beyaz yakalı sınıfın Batılılaşan tüketim alışkanlıkları, yeme-içme mekânlarına olan talebe ayrı bir ivme kazandırdı. Son dönemde Mikla’nın dünyanın en iyi restoranları listesinde yer alması, dünyaca ünlü Massimo Bottura, Jamie Oliver gibi isimlerin işletmelerini İstanbul’a taşımaları, Gaziantep’in ve Hatay’ın UNESCO tarafından Gastronomi alanında Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edilmesi, uluslararası yarışmalardan ödül alan Türk zeytinyağları, şarapları, Türkiye gastronomi değerlerine uluslararası önemi organizasyonlarda yer verilmesi gibi sayısız güzel gelişme yaşıyoruz. Öte yandan toplum da bilinçlendi; artık insanlar gittikleri restoranlarda yemeği, malzemeyi sorgular oldular. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gastronomi eğitimi veren üniversiteler ve eğitim kurumlarının çoğalması ve bu kurumlara talebin artmasıyla birlikte sektörü dünya standartlarına taşıyacak pırıl pırıl, donanımlı, hem yereli hem de dünyayı yakından takip eden bir nesil yetişiyor. Tüm bu gelişmeler gayet olumlu ancak gastronomimizin hak ettiği yere gelebilmesi için devlet ve yerel yönetimlerin de desteği ile STK’lar, şefler, üreticiler vb. tüm paydaşların bir arada oluşturduğu geniş ve kapsamlı bir stratejik planlamaya ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Tüm bunların kalıcı ve sürdürülebilir şekilde uygulanması için bu çalışmaların bir devlet stratejisi olarak belirli prensipler çerçevesinde planlanması; özel sektörün, küçük ölçekli üreticilerin, şeflerin, eğitim kurumlarının ve STK’ların işbirliğinde bir çalışma düzenine geçilmesi gerekli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki İtalya, ABD, İspanya, Fransa gibi gastronomi sektörünün ciddi boyutlara ulaştığı örneklere baktığımızda bu konseptteki bir çalışmanın özel olarak kurulan enstitü, vakıf ya da dernek aracılığıyla yürütüldüğünü görüyoruz, biz de bu metodu örnek almalıyız. Ayrıca bu çalışmalar kültürü, doğal zenginlikleri ve gastronomiyi bir arada buluşturan festivaller ve etkinliklerle desteklenmeli, kimlikli kentler yaratılmalı. Böylelikle deniz, kum, güneş gibi sığ bir konseptle 3 ayla sınırlı kalmadan, gastronomi turizmi sayesinde ülkemizin sahip olduğu değerleri tüm yıla yayılan bir turizm talebi ile dünyaya açabiliriz diye düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Söyleşimiz sona ererken, dikkat çekmek istediğiniz bir nokta var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadolu’nun belki de dünyada çok az coğrafyada bulunan bu gastronomik zenginliğinin dünya pazarına açılması adına artizan gıda ürünlerimizin uluslararası prestijli gastronomi etkinliklerinde daha sık yer alması gerekli. Yerel değerlerimiz yozlaşmadan öne çıkarılmalı, mevcut geleneksel mutfak bilgimiz özü korunarak ancak günümüz şartlarına adapte edilerek geleceğe aktarılmalı. Tüm bunların kalıcı ve sürdürülebilir şekilde uygulanması için bu çalışmaların bir devlet stratejisi olarak belirli prensipler çerçevesinde planlanması; özel sektörün, küçük ölçekli üreticilerin, şeflerin, eğitim kurumlarının ve STK’ların işbirliğinde bir çalışma düzenine geçilmesi gerekli diye düşünüyorum.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/mutfak-dostlari-dernegi-gastronominin-iyilestirici-gucune-guveniyor/">Mutfak Dostları Derneği Gastronominin İyileştirici Gücüne Güveniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Slow Food, Egeli Üreticileri ve Biyolojik Çeşitliliği Destekleyen Kadim Üretim Havzaları’nı Koruyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/slow-food-egeli-ureticileri-ve-biyolojik-cesitliligi-destekleyen-kadim-uretim-havzalarini-koruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 08:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadim Üretim Havzaları]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada iyi, temiz ve adil gıda için çalışmalar yürüten Slow Food, Ege’nin Kadim Üretim Havzaları’nı korumak için Natürel Sızma Zeytinyağı (E.V.O.) Koruma Grupları’nı kurdu. Koruma Grupları, Slow Food Mahal ve Doga Derneği'nin dört yıl boyunca, Türkiye'de Ege bölgesindeki zeytin ormanlarını ve bu alanların biyolojik çeşitliliğini koruma çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Slow Food Mahal ve Doğa Derneği, bir Kadim Üretim Havzası olan Ege’nin zeytin ormanlarının ve bu bölgedeki zeytinyağı kültürünün özelliklerini ortaya koyan kriterler belirledi. Yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucunda bölgedeki üreticilerin ürettiği Örfene isimli zeytinyağı “presidium” olarak tescillendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/slow-food-egeli-ureticileri-ve-biyolojik-cesitliligi-destekleyen-kadim-uretim-havzalarini-koruyor/">Slow Food, Egeli Üreticileri ve Biyolojik Çeşitliliği Destekleyen Kadim Üretim Havzaları’nı Koruyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Presidium Nedir?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39276 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1559112273_4_1-640x888.jpg" alt="" width="264" height="366" />Presidium, Slow Food Biyokçeşitlilik Vakfı tarafından küçük üreticileri ve kaliteli doğa dostu üretimleri korumak için geliştirilmiş bir ürün tescil modeli. Bu modelle dünya üzerinde tek bir bölgeye özgü olan ve orada yok olmak üzere olan gıda ürünlerinin korunması hedefleniyor. Günümüzde 500’ün üzerinde presidium olarak tescillenmiş ürün sayesinde Slow Food, 13 binin üzerinde üreticinin ve binlerce canlının yaşamına dokunuyor. Presidiumlar sayesinde üreticileri buluşturan bir ağ kuruluyor, üreticiler ürünleri için yeni pazar fırsatları yakalıyor ve biyolojik çeşitliği koruyan yerel ürünler destekleniyor. Slow Food tarafından presidium olarak tescillenen ve biyolojik çeşitliliği destekleyen zeytin ormanlarında üretilen Örfene Zeytinyağı <a href="https://www.yavasdukkan.net/urun/orfenepresidium/" target="_blank" rel="noopener">bu adres</a> üzerinden satışa sunuluyor.</p>
<p><strong>Kadim Üretim Havzaları hangi alanları kapsıyor?</strong></p>
<p>Doğa Derneği’nin çalışmaları sonucunda, Anadolu’nun ve dünyanın farklı bölgelerinde insanların doğayla uyumlu bir şekilde sürdürdüğü biyolojik çeşitliliği destekleyen yaşam alanları Kadim Üretim Havzaları olarak tanımlanıyor. Örfene Zeytinyağı’nın üretildiği Ege’nin zeytin ormanları, Türkiye’deki Kadim Üretim Havzaları arasında yer alıyor. Bu alanlar bir tarım alanı olmanın yanı sıra bölgedeki canlılar için bir yaşam alanı olma özelliği taşıyor. Ege’nin zeytin ormanları yabani zeytin deliceye aşılanan, bölgeye özgü yerli zeytin ırklarından oluşuyor. Bu alanlarda iklim dostu yağmura dayalı üretim pratikleri uygulanıyor. Aynı zamanda birer mera olan zeytin ormanlarında hayvanlar otluyor. Bu sayede kimyasal gübrelemenin yapılmadığı zeytin ormanlarında, tarım zehirleri kullanılmıyor. Bu özellikleriyle biyolojik çeşitliliği destekleyen yaşam alanları olan Ege’nin zeytin ormanları, bir ekosistem olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39277 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1559112313_10-640x427.jpg" alt="" width="384" height="256" />Ege’nin zeytin ormanları tehlike altında!</strong></p>
<p>Ege’nin zeytin ormanları da tehlike altında olan doğal alanlar arasında yer alıyor. Sahil kesimi ve iç bölgelerindeki artan kentleşme baskısı, hala geleneksel yöntemlerle devam eden zeytinyağı kültürünü olumsuz etkiliyor. Bunun yanı sıra bölgenin iklimsel ve coğrafi yapısına uygun olmayan ve hastalıklara dirençsiz yabancı zeytin ırklarının bölgeye girmesi, zeytin ormanlarının karşı karşıya olduğu sorunlar arasında yer alıyor. Anadolu’da bereket anlayışıyla devam eden yaşam kültürünün, yerini verimi en üst düzeye çıkarmaya yönelik ürün odaklı tarımsal pratiklere bırakması, Ege’nin zeytin ormanları gibi doğal yaşam alanlarının karşı karşıya olduğu tehditler arasında yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39278 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1559112308_7-640x427.jpg" alt="" width="348" height="232" />Bu nedenle Slow Food, “Kadim Üretim Havzaları’nı Koru” kampanyasıyla Ege’nin zeytin ormanlarını havza ölçeğinde korumak için Doğa Derneği ve Slow Food Mahal’le birlikte bir dizi çalışmalar ve ortaklıklar başlatmış bulunuyor. Bu çalışmalar kapsamında, Ege’nin zeytin ormanlarındaki biyolojik çeşitliliği destekleyen üretim biçimleri korunurken, Örfene Zeytinyağı presidium olarak dünyaya açılıyor. Yapılan çalışmalar, Ege bölgesinde Menteşe Dağları ve etrafında Kızılgüney, Kızıldağ ve etrafında Orhanlı vadisindeki yaklaşık otuz üreticiyle hayata geçirilmiş durumda. Biyolojik çeşitliliği koruyan kaliteli zeytinyağı üretimini desteklemek, Kadim Üretim Havzaları’nı ve bu bölgedeki zeytinyağı kültürünü yaşatmak amacıyla oluşturulan E.V.O Koruma Grupları’nın, Türkiye&#8217;de ve Yunanistan&#8217;da aynı özellikleri taşıyan diğer Kadim Üretim Havzaları’nı kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Fotoğraflar: </strong>Doğa Derneği Arşivi</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/slow-food-egeli-ureticileri-ve-biyolojik-cesitliligi-destekleyen-kadim-uretim-havzalarini-koruyor/">Slow Food, Egeli Üreticileri ve Biyolojik Çeşitliliği Destekleyen Kadim Üretim Havzaları’nı Koruyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğulcan Bakiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 10:05:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Germiyan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk “slow food” (yavaş yemek) köyü olan ve geçimini zeytincilikten sağlayan Germiyan’da yaşayanların gündemi yine köyün çevresindeki taş ocakları. Ocağa Valiliğin dördüncü kez verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararını da mahkeme 30 Aralık’ta iptal etti. Köylüler yargı kararının uygulanmasını isterken, avukatları Şehrazat Mercan ‘Zeytinlik Kanunu’nun bağlayıcılığına dikkat çekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/">Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Germiyan’da ne yaşanıyor?</b></p>
<p><b>Şehrazat Mercan: </b><span style="font-weight: 400;">Germiyan, Alaçatı’ya bağlı bir köy. Turistik ve son derece rantı yüksek bir bölge. Germiyan Köyü’nün etrafında dört tane taş ocağı ve kırma eleme tesisi var. 10 yıldır bunlarla boğuşup duruyoruz. Özellikle dördüncü kez ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilen bir taş ocağına açtığımız bir dava var. Yani birincide, ikincide, üçüncüde iptal -ki üçüncü seferde zeytincilik kanununa aykırı olduğu belirtilerek iptal edilmiş olduğu halde- tekrar dördüncü kez ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verdiler. Bu ÇED kararlarını İzmir Valiliği veriyor. Dokuz yıldır sürüyor davalar. Biz davaları kazanıyoruz, kararı 30 gün içinde uygulayın, mühürleyin diye dilekçe yazıyoruz, görevliler de mühürlüyor ama bir bakıyoruz, proje dosyasında yapılan bir değişiklikle çabucak açılıveriyor tesisler. Bu değişikliklerin hiçbiri o zararı ortadan kaldıran değişiklikler değil.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33812" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Bu ocakların nasıl zararları var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köydeki tarımda çok büyük gerileme yaşanıyor. Ocak sadece kendi başına çalışmasıyla bir ekonomik getiri sağlamıyor. Patlatarak elde ettiğiniz taşı sürekli kırıp elemeli ve stoklamalısınız ki ekonomik getirisi olsun. Onun nakliyesi sırasında da stok sahalarından kalkan toz bütün tarım alanlarını bitirmiş durumda. Zeytine büyük zararı var. ‘Furma’ (hurma) zeytini kalmadı artık. Yöresel bir zeytin türü ancak artık olmuyor. İklim değişiyor, onun gelişimini de engelliyor. Tarım burada bitince neyi pazarlayacaksınız? Tarım ayakta olmalı ki kırsal turizm devam etsin. Köyler giderek fakirleşecek. Bu toz yüzünden sağlıkları da bozulabilir, akciğer kanseri yaygın köyde.</span></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=SfvYFkNKr48&#038;feature=youtu.be</p>
<p><b>Şimdiki adımınız ne olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu davanın sonucunda da yürütmeyi durdurma kararı aldığımızda artık İzmir Valiliği’ne, bu kararların arkasından dolanıp önüne geçerek yeni kararlar vermeniz suç oluşturmaya başladı, biz sizi şikayet edeceğiz, diyeceğiz. Bunu köylülerle kararlaştırdık. Hem bir köye ‘slowfood köyü’ diyorsunuz… O köyde yaşayanlar da kırsal turizmle kalkınmaya çaba gösterirken, sizin etrafında dört tane taş ocağını mahkeme kararlarına rağmen çalıştırmaya devam ettirmeniz büyük çelişki.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33813" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Verilen ÇED kararları Zeytinlik Yönetmeliği’ne aykırılık taşımıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam bir garabetle karşı karşıyayız. Yönetmeliğe eklenen geçici bir maddeyle oluyor bu. Yönetmeliğin yayınladığı tarihten (1996) önceki tesis ve işletmeleri müktesep (kazanılmış hak) sayıyorlar. Buradaki tesisi de o zamanki kapasitesiyle kapsam dışı kabul ederek çalışmasına izin veriliyor. Zeytin kanunu çok önemli bir kanun. Üç kilometre mesafede toz, duman çıkaran, kimyevi atık bırakan bir tesis yapamazsınız, diyor. Projede herhangi bir değişiklik yaparak bu kanunun arkasından dolaşamazsınız, kesin bir kanun. Biz ÇED kapsam dışı kararı verilen bu yerde bütün Türkiye’ye emsal olacak bir kararı da aldık zaten. Danıştay’ın 14. Dairesi diyor ki, bir yerde Zeytin Kanunu sebebiyle ‘ÇED olumlu’ veya &#8216;gerekli değildir’ kararı mahkeme yoluyla iptal edilmişse yani artık orada zeytinliklerin varlığı ve göreceği zarar mahkeme yoluyla tespit edilmişse, tekrar tekrar ÇED süreci başlatılması, yürütülmesi hukuka aykırıdır. Dolayısıyla burada Danıştay kararına uyulmalıdır. İdarenin hiçbir işlemi kanunun üstünde, kanuna rağmen olmamalı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33814" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Köylülerin 10 yıldır devam eden davalara tepkisi nasıl gelişiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık köylerde şöyle bir durum var: köye gidince yalnız elinde elinde çapasıyla tipik bir köylü beklemeyelim; okumuş etmiş, ardından kendi doğduğu köye, köy yaşamına dönen entelektüel bir kesim de var. Bilirkişi incelemesinin olacağı gün simgesel olarak hepsi ağızlarına enfeksiyon kapmamak ve toz yutmamak için kullanılan tıbbi maskelerden takmışlar. Onlar da keşfe katıldı. Bu eylemden benim de haberim yoktu. Keşfe hazırlanmıştım yalnızca, çok duygulandım bunu görünce. O taş ocağı ve kırma eleme tesisinin ne kadar çağdışı bir yöntem olduğunu göstermeye çalıştılar. Bu köy Alaçatı’ya bağlı. Deniyor ki Alaçatı uçtu, gitti. Ama Çeşme’de insanların nefes alabileceği bu iki köy kaldı. Bunlara gözümüz gibi bakmamız lazım.</span></p>
<p>Fotoğraflar: Şehrazat Mercan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/">Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
