<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivil toplumda çalışan hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-calisan-haklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-calisan-haklari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2021 17:24:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sivil toplumda çalışan hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-calisan-haklari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (4)  ‘Sivil Alana Özgü Bir Profesyonelleşme Olmalı Mı?’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-4-sivil-alana-ozgu-bir-profesyonellesme-olmali-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 13:59:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Devrim Zümrütaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Kentel]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Ataman]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve üçüncü sektör]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda çalışan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda profesyonelleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sivil Toplum Çalışanı Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sivil toplum çalışanı olmayı, “sektör” ve “profesyonelleşme” kavramları üzerinden ele almak amacıyla sosyolog Ferhat Kentel, insan hakları savunucusu Hakan Ataman ve stratejik danışman Devrim Zümrütkaya ile konuştuk. Her üç uzman sivil alanın kamu ve özel sektörden farklı ve özgün niteliğine dikkat çekiyor ancak STK’larda profesyonelleşmenin gerekliliği ve niteliği konusunda farklı görüşlere sahipler.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-4-sivil-alana-ozgu-bir-profesyonellesme-olmali-mi/">Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (4) &lt;br&gt; ‘Sivil Alana Özgü Bir Profesyonelleşme Olmalı Mı?’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sivil toplumun giderek daraldığı Türkiye’de, STK’ların hem finansal sürdürülebilirlikleri hem de etki alanlarını koruma konusunda büyük sorunlar yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu koşullarda, ‘Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak’ başlığıyla hazırladığımız dosyanın bu bölümünde, sivil toplumda ‘profesyonelleşme’ konusunu ve bunun çalışanlar üzerindeki etkisini ele alıyoruz.</p>
<p>Sivil toplum çalışanlarının hak ve mağduriyetleri sivil alanın “sektör” ve “profesyonellik” tartışmaları ekseninde nasıl ele alınabilir?  Bir sivil toplum örgütüyle bir şirketi ayıran nedir?  Sivil toplumun ‘üçüncü sektör’ olarak tarif edilmesi ne anlama geliyor? Sivil toplum aktörleri gönüllülükle mi, profesyonellikle mi çalışmalı? Profesyonellik sivil toplumun ruhunu öldürüyor mu?</p>
<p>Bu soruları, sivil alanda pek çok STK’da faaliyette bulunan sosyolog Ferhat Kentel, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği gibi birçok STK’da aktif olarak olarak çalışan bir insan hakları savunucusu Hakan Ataman ve TÜSEV gibi çeşitli STK’lar ile özel sektöre stratejik danışmalık hizmeti sunan Devrim Zümrütkaya’ya yöneltiyoruz.</p>
<h5><strong>Sivil Toplumun Özgün Yapısında Nasıl Bir Profesyonelleşme? </strong></h5>
<p>Öncelikle sivil toplumda “profesyonelleşmenin” ve “sektör” kavramlarının ne ifade ettiğini açıklamak gerekiyor. Sivil toplumun kamu ve özel sektörden farkı, sıklıkla ‘üçüncü sektör’ kavramı ile karşılık buluyor. Kimileri sivil alanı sektör (üçüncü sektör) olarak tanımlarken, diğerleri sektör yaklaşımına karşı çıkıyor. Her üç uzman sivil toplumdaki anlamıyla profesyonelleşmenin özel ve kamu sektöründen farkına vurgu yapıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72992 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumda-professyonellesme-640x426.jpg" alt="‘Sivil Alana Özgü Bir Profesyonelleşme Olmalı Mı?’" width="342" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumda-professyonellesme-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumda-professyonellesme.jpg 1024w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" />Ferhat Kentel ve Devrim Zümrütkaya, sektör yaklaşımı ile sivil toplumu değerlendirmeyi doğru bulmayanlardan. Zümrütkaya’ya göre, varlık sebebini esas aldığımızda, sivil toplumun kurumsal bir şirketle benzeşen yönü bulunmuyor. Bu nedenle sivil alanda, özel sektörden farklı bir yapılanma (profesyonelleşme) olması gerektiğini düşünen Zümrütkaya, hibrit bir model ile bir yandan STK’ların “kâr amacı güder gibi” hedef bazlı faaliyet yürütmelerini; diğer yandan da kurumsal şirketler gibi baskıcı olmamalarını mümkün görüyor.</p>
<h5><strong>‘Profesyonelleşme Zorunlu’</strong></h5>
<p>Hakan Ataman ise hak temelli çalışan STÖ’lere referans vererek, araştırma ve savunuculuk gibi düzenli bilgi gerektiren alanlarda, profesyonelleşmenin zorunlu olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Sivil toplumda profesyonelleşmeyi proje üretme, hukuki destek, lobicilik, psikolojik destek, rapor yazma gibi pek çok boyutu içeren bir boyutta ele alan Ataman ayrıca kaynak yaratmak, proje yazmak, yabancı dil sorununu aşmak ve yardım toplama gibi pek çok başlığın da profesyonellik gerektirdiğini kaydediyor.</p>
<p>Diğer bir deyişle, sivil toplumda faaliyetlerin sürmesi, düzenli izleme yapılması, verilerin toplanması, yapılan araştırmaların usulüne uygun raporlanması gibi pek çok başlığın profesyonel bir çalışma gerektirdiğini vurgulayan Ataman, “Kariyer amacıyla değil çalıştığı konulara hâkim kişilerin STÖ’lerde çalışması; yani çalışanların profesyonel olması gerektiğini düşünüyorum.” diyor.  Söz konusu gerekçelerle, sivil toplumun gelişiminde profesyonelliği önemli bir aşama olarak değerlendiren Ataman, bazı faaliyetlerin gönüllüler eliyle yapılamayacağına da dikkat çekiyor.</p>
<h5><strong>‘Profesyonelleşme, Sivil Alanın Güçsüzlüğünün Belirtisi’</strong></h5>
<p>Ataman’dan farklı olarak Ferhat Kentel sivil toplumda profesyonelleşmeye çeşitli nedenlerle karşı: sivil toplum faaliyetlerinin STK’lar eliyle “profesyonel” olarak ele alınmasını ve bunun yaygınlaşmasını sivil alan için sakıncalı buluyor. Özel sektör için yüceltilen profesyonelleşmenin, sivil toplumda yarattığı sorunlara işaret eden Kentel’e göre, profesyonelleşen STK’larda, bir süre sonra o kurumdaki kişiler ve yapılan işler birbiriyle özdeşleşiyor. Bu da STK’larda kemikleşmeyi beraberinde getiriyor. Nihayetinde profesyonelleşen STK’lar, kendileri dışındakileri duymamaya ve çalıştıkları hak alanından kopmaya başlıyor. Yani, profesyonelleşme ile gelen kemikleşme, o kurumlara dahil olmak isteyen yeni kişilerin dışlanmasına, mevcut sorunların görünmemesine neden olabiliyor. Sivil alandaki bu tür bir profesyonelleşme, sonuç olarak toplumsal ihtiyaçların göz ardı edilmesine neden olabiliyor.</p>
<blockquote><p>Sivil alandaki bu tür bir profesyonelleşme, sonuç olarak toplumsal ihtiyaçların göz ardı edilmesine neden olabiliyor.</p></blockquote>
<p>Kentel’in sivil alandaki profesyonelleşmenin sakıncalarına dair dikkat çektiği diğer husus, STK’ların fon kullanımı ve bunun sakıncaları konusunda. Dışarıdan alınan kaynakla STK’ların faaliyetlerini sürdürmesinin temelde hem STK’ların hem de hak mücadelesi veren çalışanların kendi enerjilerinin (duygusal, entelektüel, finansal) yetersizliğini ve güçsüzlüklerini gösterdiğini savunuyor.</p>
<p>Kentel, her ne kadar sivil alandaki bu güçsüzlüğün, Türkiye’de demokratik sistemin ve toplumsal hareketlerin zayıflığından kaynaklandığını belirtse de birbirinden kopuk olarak çeşitli hak alanlarında farklı STK’lar tarafından verilen mücadelelerin genel olarak sivil toplumda güçsüzlük yarattığını kaydediyor. Ona göre, bu süreç sonunda sivil alanda “profesyonelleşmiş bir ilişki” yarattı.  Bu profesyonellik de aslında “sivil toplumun güçsüzlüğünün belirtisi; STK’ların çok daha geniş kitlelere ulaşamamasının ve kendi kaynaklarını kendilerinin yaratamamasının sonucu.”</p>
<blockquote><p>STK’larda özgün ve hibrit bir yapılanma olmalı!</p></blockquote>
<p>Profesyonelleşme konusunda özel sektör ile sivil alandaki farklılığa dikkat çeken Zümrütkaya  sivil alanda özel sektöre benzer bir profesyonelleşme olmaması gerektiğini belirtiyor. Halihazırda, STK’ların çoğunda iş yapış şekilleri ve insan kaynağı gibi konularda şirketlerdeki profesyonel yapının bulunmadığının altını çizen Zümrütkaya, buna karşın büyük ölçekli STK’larda çalışanların çalıştıkları kurumları “şirketten farkı olmadığı” yönünde eleştirdiğini söylüyor; sivil alanda özgün ve hibrit bir yapılanmanın gereğine dikkat çekiyor.</p>
<h5><strong>‘Sivil Toplumda Profesyonelleşme Çok Önemli Ama İstenen Seviyede Değil’ </strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72991 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumda-profesyonellesme.jpg" alt="‘Sivil Alana Özgü Bir Profesyonelleşme Olmalı Mı?’" width="362" height="259" />Kentel ve Zümrütkaya’nın yaklaşımından farklı olarak Hakan Ataman, STÖ’lerin belli bazı faaliyetleri yerine getirmesi ve sürdürülebilir olması için profesyonelliğin şart olduğunu yineliyor. Buna karşın, Türkiye’de sivil toplumda profesyonelleşmeden bahsetmenin güç olduğunu da belirten Ataman, STÖ’lerin sürdürülebilir kaynaklarının olmamasının bu sonucu doğurduğunu kaydediyor. “Kendine kendine yeten, kendi kaynağını yaratan çok az STÖ olması nedeniyle hem örgütler proje bağımlısı oluyor hem sivil toplum çalışanlarının bir kısmı yarı gönüllü gibi çalışıyor.” diyen Ataman, bunun sonucundan da STÖ’lerin çalışanlarına asgari düzeyde ücret verebildiğini söylüyor.</p>
<p>Tüm bu sebeplerle, “Türkiye’de sivil toplumda profesyonelleşme seviyesinin istenen seviyeye ulaşmadı” diyen Ataman, bu tespitini “hak temelli çalışan, belli bir siyasi hareket ya da gruba angaje olmayan, kaynakları şeffaf olan” STK’lar üzerinden yapıyor. Ataman’ın dikkat çektiği bir diğer nokta, son dönemde Türkiye’de insani yardım alanındaki artan istihdamın “devasa bir büyüme ve profesyonelleşme” olarak karşımıza çıktığı tespiti. “Bu alandaki profesyonelleşmenin, Suriye&#8217;de yaşanan krizinin ardından normalleşme sürecine girildiğinde sürdürülebilirliği konusunda şüphelerim var.”</p>
<h5><strong>‘Sivil Toplumda Bireyleri Özgürleştiren ve Haklarını Savunan Yapılar Çoğalmalı’</strong></h5>
<p>Sivil toplumda sektör ve profesyonelleşme tartışmalarına dair bu tespitleri yapan üç uzman, dile getirdikleri sorunlar çerçevesinde, sivil alanda çalışanların hakları ve mağduriyetlerine ilişkin de  farklı görüşleri dile getiriyorlar.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak&#8221; adlı dosyanın <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/" target="_blank" rel="noopener">önceki yazılarında</a> da bahsi geçen, STK’larda çalışan haklarına dair mağduriyetlere değinen Ferhat Kentel, STK’ları “yeni modern zamanların yeni cemaatleşme tarzları” olarak nitelendiriyor. “Kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışının sivil toplumda da bulunduğunu söyleyen Kentel, toplumdaki, içe kapanma ve kutuplaşma gibi tüm sorunların sivil alanda da mevcut olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Sivil toplum çalışanlarının hak ihlalleri yaşamaması için STK’ların kendi etik kodlarını hazırlayıp, diğer STK’lara duyurması ve onların da kendilerini izlemesini teşvik etmenin önemli bir başlangıç olacağını düşünen Kentel, sivil toplumda baskıcı ve homojenleştirici yapı yerine, bireylerin özgürleşmesini esas alan ve haklarını savunan yapıların çoğalması gerektiğini kaydediyor. Bu sayede “sivil alandaki kastlaşmayı” ortadan kaldırmanın ve STK’ların alana örnek oluşturarak ciddi ilerleme sağlamanın mümkün olacağını belirtken Kentel, en nihayetinde sivil toplumun “bir şekilde çekim merkezi” haline gelebileceğini inanıyor.</p>
<p>Hakan Ataman, STÖ’lerin şirket olmadığını, dolayısıyla sivil toplum çalışanlarının hak ve mağduriyeti gibi konularda sivil alana özgü dinamikleri hesaba katmayı uygun görüyor. <strong>“</strong>İnsanın olduğu her yerde her şeyle karşılaşmak mümkün” diyen Ataman, küresel düzeyde, hatta  <a href="https://m.bianet.org/bianet/siyaset/196181-insani-cokus-ustune-ihh-ornegi" target="_blank" rel="noopener">insani yardım örgütlerinin karıştığı ve/veya neden olduğu skandallar</a>ı hatırlatarak, bu tür durumların yasal düzenlemeler ya da kurumsal metinler ile engellenemeyeceği tespitini yapıyor. Ataman’a göre, sivil toplum çalışanlarının mağduriyet yaşamaması bir kültür ve farkındalık gerektiriyor.</p>
<p>Bu nedenle, “sivil topluma güvensizliğin bu kadar yüksek olduğu Türkiye’de, sivil topluma karşı önyargıları pekiştirmeyecek şekilde, ‘STÖ çalışanlarının durumu nasıl yorumlamalı?’ bunu dikkatle düşünmek gerekir.” diyen Ataman, “Türkiye’de Avrupa’daki gibi cebinde 1 milyar avro olan STÖ” olmadığını hatırlatıyor.</p>
<p>Devrim Zümrütkaya ise sivil toplumda ücretli çalışanların hakları ve mağduriyetleri konusuna Kentel ve Ataman’dan farklı yaklaşıyor. Sivil alanda mağduriyet yaşanmadığını düşünen Zümrütkaya’ya göre, herkes kendi seçimiyle bu alanda çalışmaya karar veriyor.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak&#8221; adlı dosyanın diğer yazılarına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-4-sivil-alana-ozgu-bir-profesyonellesme-olmali-mi/">Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (4) &lt;br&gt; ‘Sivil Alana Özgü Bir Profesyonelleşme Olmalı Mı?’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 10:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Akyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Çalışanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda çalışan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sivil Toplum Çalışanı Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63326</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak” dosyasına 1993 yılından bu yana insan hakları ve ekoloji alanında pek çok sivil toplum örgütü ile sosyal hareket içinde yer alan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Alper Akyüz ile devam ediyoruz. Sivil toplum çalışanlarının kendilerini “işçi” olarak görmeme ve haklarını kullanmama eğilimine dikkat çeken Akyüz, bunun emekçilerin gönüllü fedakârlıkları ile sahip oldukları haklar arasında sürekli bir gerilime neden olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/">“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir akademisyen olarak, kendinizi sivil toplumda nasıl konumlandırıyorsunuz? Sizin için “sivil toplum” ve “sivil toplum çalışanı -sivil toplum gönüllüsü” kavramları ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Farklı kimliklerin kolaylıkla birbirinden ayrılamayacağını düşünsem de kendimi öncelikle sivil toplumun içinde bir aktivist olarak tanımlıyorum; ancak akademi içindeki konumum da bundan ayrı değerlendirilemez. 1993 yılından bu yana insan hakları ve ekoloji alanındaki sosyal hareketlerin, kampanyaların, sivil toplum gönüllülerinin, çalışanlarının ve STK’ların her zaman bir parçası oldum.</p>
<h5><strong>“Sivil Toplumda Ücretli Çalışma 1990’lardan İtibaren Arttı ve Yaygınlaştı” </strong></h5>
<p>Sosyal bilimler alanına geçişim de 2003 yılında <a href="https://www.bilgi.edu.tr/tr/akademik/kadro/ali-alper-akyuz/">İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin</a> Sivil Toplum Kuruluşları Eğitim ve Araştırma Birimi&#8217;nin kurucu kadrosunda yer almamla birlikte, aynı üniversitede Organizasyon/Yönetim alanında doktoraya başlamama denk gelir. Bir yandan STK’lara yönelik oldukça yoğun kapasite geliştirme eğitimleri yürütür ve yayınlar oluştururken, diğer yandan doktora tez çalışmamı sivil toplum kuruluşlarının ücretli çalışanlarının işleriyle ilgili anlamlandırma ve işverenleri olan STK yönetimleriyle ilişkilerinde kurdukları emek süreçleri ve örgütlenme pratikleri üzerine yaptım.</p>
<blockquote><p>Günümüzde iktidarların ve muktedirlerin hakikati kendi çıkarlarına eğip büktüğü ve göz göre göre yalan bilgiyi yaydığı bir ortamda, halen bir bilgi aktivisti olarak yer almaya çalışıyorum.</p></blockquote>
<p>“Sivil toplum” kavramı günümüzde 1990’lar ve 2000’lerdeki anlamından oldukça farklı olarak anlaşılıyor ve algılanıyor. O dönemlerde kendiliğinden olumlu ve iyi bir kavram olarak algılanıp farklı aktörlerce çekiştirilirken, bugün daraltılma yolunda önemli bir baskı altında. Daraltılan alan “sivil toplum” olarak adlandırılsa da aslında, özgürlüklerimiz ve haklarımız ile sivil toplum arasına sokulmaya çalışılan mesafeye sivil toplum aktörleri etkili bir itiraz geliştirebilir.</p>
<p>Sivil toplum da sonuçta insanlardan oluşuyor; insanların devletin ve iktidarların müdahalesinden arınmış bir ortamda şiddetsizlik kaydıyla istedikleri şekilde örgütlenebilmeleri ve kendilerini ifade edebilmelerini öngörüyor. Temeli maddi karşılık beklemeden bu alanda etkinlik göstermeye, yani özgür iradeyle gönüllülüğe dayalı olsa da toplumsal sorun ve konuların karmaşıklığı ve sivil toplum içindeki örgütlenmelerden beklenen etki kapasitesi sonuçta ücretli uzman ve profesyonellerin de bulunmasını gerektirebiliyor. Bu yeni olmasa da özellikle 1990’lardan itibaren artan ve yaygınlaşan bir durum. Ancak ücretli çalışanlarda gönüllülük boyutunun olmadığını da iddia edemeyiz. Çoğunlukla ücretli çalışanlar da gönüllülükten geçiş yaparlar, kendileri için anlamlı bir iş yapma arayışında bu alanı bilinçli olarak seçerler; hatta ücret ve çalışma saatleri ve koşullarında bir fedakârlık içine girerler. İşte bu gönüllü fedakarlıklar ile çalışan olarak hakları arasında süregelen bir gerilim var.</p>
<h5><strong>“Kendilerini İşçi Olarak Algılamıyor, Haklarını Talep Etmiyorlar”</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’de sivil toplum çalışanlarının ne tür hakları var? STK çalışanlarının hakları ile diğer sektör çalışanlarının hakları arasında bir fark var mı?</strong></p>
<p>Hukuken bir fark yok, ücretli çalışan herkes İş Kanunu’na tabi ve işçi statüsünde. Ücret rejiminden izinlere, çalışma saatlerinden iş sağlığı ve güvenliğine ve sendikal haklara kadar bütün haklar kendileri için de geçerli. Belki serbest çalışanlar ve sosyal girişimcilerin kendileri biraz ayrışabilir, ancak onlar da kişileri istihdam ettiğinde kendileri işveren, çalışanları işçi haline geliyor.</p>
<p>Uluslararası boyutta da ekonomik ve sosyal haklarla ilgili sözleşmeler, Avrupa Sosyal Şartı ve Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri gibi bağlayıcı metinlerin kapsamında oldukları söylenebilir. Sivil toplum kuruluşlarının Eğitim ve Büro Çalışanları işkolunda yer aldığı değerlendiriliyor ve bu alanda örgütlenmiş DİSK bünyesindeki Sosyal-İş, Türk-İş bünyesindeki TezKoop-İş veya Koop-İş gibi sendikalara üye olabiliyor; bunun örnekleri de var. Burada fark hukuktan değil, çalışanların kendileriyle ilgili algısından kaynaklanıyor.</p>
<p>Bir yandan örgütlenme becerilerini, hak anlayış ve algılarını düşündüğünüzde, sivil toplum içinde çalışan haklarına da özen gösterildiğini düşünebilirsiniz ya da özen gösterilmesini bekleyebilirsiniz. Ancak pratikte çalışanlar bu haklarını kullanmama, örneğin mesai saatleri dışında ek ücretsiz çalışma, izin kullanmama, düşük ücretlere ve zamlara tabi olma yönünde bir rızayı kendi kendilerine veya yöneticilerinin isteği doğrultusunda geliştirebiliyor. Bunu sivil toplumda çalışıyor olmakla, kuruluşun finansal kaynaklarının sınırlılığıyla, anlamlı bir iş yapıyor olmakla, iş saatlerinin işin doğası gereği belirsiz olmasıyla, haklarını talep etmesi durumunda kuruluşa veya hedef grubun ihtiyaçlarına ihanet etmiş gibi hissetmekle vs. gerekçelendirebiliyorlar.</p>
<p>Bir yandan da kendisini işçi olarak görmediği için, sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme yapmak gibi haklarının farkında bile olmayabiliyor. Bu, sivil toplum ve haklar alanında ciddiyetle ele alınması gereken bir içsel çelişkiye işaret ediyor.</p>
<h5><strong>“Çalışanların Haklarını Kullanması Teşvik Edilmeli”</strong></h5>
<p><strong>Sivil toplumda Mavi Kalem Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi gibi örnekleri nasıl değerlendirirsiniz? Bu örnekler dışında, sizin bilgi sahibi olduğunuz hak ihlalleri yaşanan STK’lar var mı?</strong></p>
<p>Öncelikle her iki örneği de ancak medya ve sosyal medyaya yansıdığı kadarıyla biliyorum. Her iki örnekte de taraflar, ama özellikle de yönetici konumunda olanlar, yaşananlarla ilgili yeterince açık bir bilgi paylaşımında bulunmadılar. Yeterince açık olmayan iddialara karşı yine yeterince açık olmayan yanıtları gördük. Mavi Kalem Derneği örneğinde, iddiaların çekirdeğinde çalışanların sendikal örgütlenmede toplu iş sözleşmesi yetkisi kazanmalarına rağmen, Derneğin çalışanları işten çıkardığı ve yetkiye yargı yoluyla itiraz ettiği iddiası dile getirildi. Dernek tarafından yapılan açıklama sert olsa da bu iddia reddedilmedi. Eğer doğru ise haklar temelli çalıştığını iddia eden bir kuruluş, çalışanlarının, sivil toplumun da temelini oluşturan, örgütlenme haklarını kullanmasına karşı çıkıyor;  kısıtlayıcılığı ve yetersizliği uluslararası kuruluşlarca da sıkça dile getirilen bir mevzuata dayanarak  yargı yoluna gidiyor.</p>
<p>Bu “sendikal yetki itirazı davalarına” özel sektörde sıkça rastlarız ve işveren tarafı, sırf süreci uzatmak için gerçekdışı iddialarda bulunur, bilirkişi atanır, rapor hazırlanır, taraflar temyize başvurur vs. derken yıllara uzanan bir süreç yaşanır. Bu arada da istenmeyen kişiler, işten çıkarılarak sendikal örgütlenme çökertilmeye çalışılır.</p>
<blockquote><p>Hak temelli örgütlerden, hakları bizzat ihlal eden vahşi kapitalist ve patriyarkal patronlarla aynı konuma düşmemeleri beklenir.</p></blockquote>
<p>Haklar temelli çalışan örgütlerden haklar anlayışıyla tutarlı olmak adına beklenen, Türkiye’deki mevzuatın kısıtlayıcı çerçevesinin ötesine geçerek, çalışan haklarının kullanılmasını teşvik etmeleri ve hatta ek mekanizmaları oluşturmalarıdır. Bu örgütlerden, yasallık gerekçesinin arkasına sığınıp bu hakları bizzat ihlal eden vahşi kapitalist ve patriyarkal patronlarla aynı konuma düşmeleri beklenmez.</p>
<p>Filmmor ile ilgili iddialar ise çalışma ortamında mobbinge varan baskılar olduğu ve çalışan için güvenli olma özelliğinin de ortadan kalktığı yönünde. Filmmor yetkilileri tarafından verilen yanıt da iddialara açık bir yanıt vermiyordu ve kim olduğunu veya nedenlerini anlayamadığımız kişi ve aktörler tarafından gelen nefret dolu saldırılara dikkat çekiyordu. Filmmor özelinde aynı nitelikteki iddialar başka çalışan ve gönüllüler tarafından birkaç yıl önce de ortaya atılmıştı, dolayısıyla kişileri bir yana bırakırsak, örgütsel yapıda sistematik hale gelen, zamanında giderilmemiş ve sonunda örgütü sona erdiren bir sorun olduğu söylenebilir.</p>
<blockquote><p>Çatışma yaşanan veya anlaşmazlık sonucu iş ilişkisinin sonlandırıldığı her durumun da hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmem gerekir.</p></blockquote>
<p>Farklı STK’larda da çeşitli ihlaller yaşandığını bire bir görüşmelerimde öğrendiğim çok oldu. Kamuoyuna yansımadığı için isim vermem doğru olmaz, ancak ihlallerin fazla mesailerin izin yoluyla bile telafi edilmemesinden, gerekçesiz işten çıkarmalara ve sendika yetkisinin alınmaması için işkolu değiştirilmesine kadar oldukça geniş bir spektrumda olduğunu söyleyebilirim. Son olarak yanlış anlaşılmamak adına, çatışma yaşanan veya anlaşmazlık sonucu iş ilişkisinin sonlandırıldığı her durumun da hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmem gerekir.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum çalışanlarının işlerine adanmışlığının özel sektöre göre daha yüksek olduğunu, bu adanmışlık ve aidiyet hissinin sonradan üretilmiş değil, kendiliğinden oluşmuş olduğunu gördüm.</p></blockquote>
<p><strong>Sivil toplumun daha da daraldığı bir dönemde çalışan ve gönüllü haklarının sorunlarını konuşmak bir “lüks” mü?</strong></p>
<p>Belki de konuşmaya, hiçbir hakkın lüks, diğerlerinden ayrıştırılıp daha alt bir konuma yerleştirilebilir veya vazgeçilebilir olmadığını kabul ederek başlayabiliriz. Sivil toplum daralıyorsa buna karşı mücadeleye nereden başlanır?  Daralmayı gerekçe haline getirip, örgüt içindeki sivil toplumu daraltarak mı başlanır?  Yoksa tam aksine, her alanda hakların yaşama geçirilerek örgüt içi örnekler ve itibarı yüksek, baskılara ve krizlere dayanıklı bir sivil toplum oluşturarak mı?</p>
<p>Doktora çalışmamda ve daha sonra izlediğim çeşitli örneklerde sivil toplum çalışanlarının işlerine adanmışlığının özel sektöre göre daha yüksek olduğunu, bu adanmışlık ve aidiyet hissinin sonradan üretilmiş değil, kendiliğinden oluşmuş olduğunu ve bu nedenlerle çalışanı oldukları kuruluşa zor zamanlarında sahip çıkmak için yapılması gerekenleri bizzat kendilerinin önerdiğini gözleyebildim.</p>
<h5><strong>“Hak İhlallerinin Önüne Geçmek İçin Örgüt İçi Güvenli Alanlar Yaratılmalı”</strong></h5>
<p><strong>Fillmor örneğindeki gibi, hak ihlalleri yaşandığında, önce kurum içinde bir uzlaşı aranması, bu uzlaşının sonuçsuz kalması üzerine yargı sürecine gitmek yerine, sosyal medyada ifşa yolunun seçilmesini nasıl yorumlarsınız? </strong></p>
<p>Öncelikle bunlar birbirini dışlayan yöntemler olmadığı gibi eldeki yöntemler bunlarla sınırlı değil. Yargı sürecinin de ifşa yönteminin de sorunlu ve yetersiz yanları var. Yargıya gittiğinizde eldeki sorunlu ve sınırlı mevzuat ile kendinizi sınırlamış oluyorsunuz; süreç oldukça uzun sürüyor. Sosyal medyada ifşanın amacı, bir tür intikam almak ve ifşa edilenin itibarını geri dönülemez şekilde yerle bir etmek ise bunu sivillik çerçevesinde konuşamayız.</p>
<p>Eğer amaç bir kazanım elde etmek ve durumu kendiniz ve/veya aynı konumda olan başkaları için iyileştirmek ise verdiğiniz bilgilerde açık olmanız ve taleplerinizi net bir şekilde dile getirerek karşı tarafa veya mesajı almasını istediklerinize hareket imkânı vermeniz gerekir. Ancak asıl olan bu noktaya gelinmemesini sağlamak ve bunun için örgüt içi güvenli alanlar ve diyalog, arabuluculuk ve güven oluşturma çabaları ve mekanizmaları kurmak.</p>
<p><strong>Sivil toplum çalışanları ve gönüllülerine ilişkin bir düzenleme ya da uygulamaya ihtiyaç var mı? </strong></p>
<p>Çalışan haklarıyla ilgili olarak, sivil toplumun hukuk sisteminde bir farklılığı olmadığı için, öncelikle iyi örnekleri kendi bünyesinde yaşama geçirmek, bu örnekleri olumlu sonuçlarıyla birlikte kamuoyuna duyurmak, sendikalarla birlikte çalışmak gibi yollarla bütün çalışanlar için kazanım elde edilebilir.</p>
<p>Gönüllülükle ilgili ise bir mevzuat yok ve gönüllü çalışmanın tanınması ve gönüllülerin haklarının gönüllü statüsü saklı kalacak şekilde korunması için mevzuat oluşturulması yönünde bir tartışma sürüyor. Burada önemli olan yasayla düzenlenmenin sınırlarına dikkat etmek; gönüllünün olası istismara veya sorunlara karşı korunması güvenceye alınmalı, ancak aşırı bir düzenleme devletin müdahalesi için yeni yollar oluşturacak ve sivil toplumun daha da daraltılması için yeni bir imkân sunabilecektir.</p>
<h5><strong>Mevzuatta ve Fon Veren</strong><strong> Kurumların Koşullarında Değişikliğe İhtiyaç Var!</strong></h5>
<p><strong>Universus tarafından oluşturulan Sivil Alan Dayanışma Ağı gibi yapıların oluşması ve yaygınlaşması, STK’larda çalışan ve gönüllülerin dayanışma pratiklerinin artmasını ve yeni ihlallerin önüne geçilmesi mümkün olabilir mi? </strong></p>
<p>Çalışan haklarıyla ilgili işyeri düzeyinde yasal olarak yetki kazanabilen tek örgütlenme biçimi sendikalaşma olduğu için, bunun atlanmaması gerekir. Sendikaların kendisine getirilen haklı eleştiriler ikincildir ancak içinde yer alarak, uzun soluklu bir mücadele yoluyla dönüştürülebilir. Sendikaların ötesine geçen informal bir dayanışma ve iletişim ağı da iktidar ilişkilerinden ve hiyerarşilerden bağımsız bir platform olarak, üyelerine destek ve dirençlilik sağladığı ve kolektif bilgi üretebildiği sürece, yararlı olacaktır.</p>
<blockquote><p>Sorunlardan bazıları, projelere fon veren kuruluşların prosedürleri ve koşullarından kaynaklanıyor</p></blockquote>
<p>Konuyu tartışırken STK’ları, yöneticileri, çalışanları ve gönüllüleri ile aradaki çalışma ve iş yapma ilişkilerinin bir vakum içinde olduğu gibi bir yanılgıya düşmemek gerek. Sorunlardan bazıları, projelere fon veren kuruluşların prosedürleri ve koşullarından kaynaklanıyor. Örneğin proje çalışanları için bütçeye koyabildiğiniz miktar içinde kıdem tazminatı ya da yan haklar çoğunlukla bulunmuyor; dolayısıyla proje ve fon kaynağı bittiğinde STK çalışanın hak ettiği kıdem tazminatını ödeyemez duruma gelebiliyor.</p>
<p>Kâr amacı gütmeyen kuruluşların yeterli serbest kaynağı olmadığı sürece, bu miktarı şeffaf bir şekilde belgeleyerek bir araya getirmesi çok zor, Türkiye gibi bağış kültürünün sınırlı olduğu ortamlarda bu daha da zor.</p>
<p>İş Kanunu da bu konuda kâr amacı güden ya da gütmeyen kuruluş ayrımında bulunmuyor. Bu tür zorluklarla her bir STK ya da çalışan tek başına mücadele edemez. Yasada ya da fon verenlerin kurallarında değişikliği amaçlayan kolektif bir girişime ihtiyaç var.  Ancak bu da STK yönetimlerinin kendi özel çalışma alanlarının dışında olduğu için, şu anda öncelikleri değil. Belki uzmanlaşmış sendikalar, yetkili sendikalar içindeki uzmanlar ya da yukarıda değinilen türden dayanışma ağ ve platformları bu mücadeleye ön ayak olabilir.</p>
<p>Dosyanın ilk bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/">“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Universus &#8220;Sivil Toplumda Çalışan Hakları&#8221; Araştırmasına Katkı Sunmaya Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/universus-sivil-toplumda-calisan-haklari-arastirmasina-katki-sunmaya-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 11:57:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA["Sivil Toplumda Çalışan Hakları" Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda çalışan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Universus Sosyal Araştırma Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin “Türkiye’de Hak Temelli Sivil Toplum Örgütlerinde Ücretli Çalışan Haklarının Mevcut Durumu ve Örgütsel İşleyişi” başlıklı araştırması, sivil toplum emekçilerinin katkılarını bekliyor. Sivil Alan Dayanışması kapsamında yapılan araştırmaya dilerseniz siz de destek verebilirsiniz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/universus-sivil-toplumda-calisan-haklari-arastirmasina-katki-sunmaya-davet-ediyor/">Universus &#8220;Sivil Toplumda Çalışan Hakları&#8221; Araştırmasına Katkı Sunmaya Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Universus bünyesinde ve çeşitli sivil toplum çalışanlarının gönüllü olarak bir araya gelmesi ile oluşan Sivil Alan Dayanışması tarafından yürütülecek olan çalışmaya ilişkin ayrıntıları aşağıda bulabilirsiniz:</p>
<p>“Sivil Alan Dayanışması (S.A.D), sivil toplum örgütlerindeki çalışanların ve gönüllülerin dayanışma platformu olarak 2020 yılında örgütlenmeye başladı. Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi çatısı altında kurulan S.A.D, sivil alanda ücretli çalışanların emek süreçlerini örgütlenme kültürü üzerine çalışıyoruz. Çalışan &amp; gönüllü haklarının korunması ve STÖ’lerde daha katılımcı, eşitlikçi işleyişin oluşması için sivil alanın emekçileri olarak dayanışmamızın sivil toplumu da güçlendireceğini düşünüyoruz. Sivil toplum çalışanlarının haklarının korunması, izlenmesi, geliştirilmesi için sivil topluma emek verenlerin mevcut durumu ortaya koyması açısından da dayanışma kültürüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu amaçla, 2020 Aralık ayında <a href="https://uni-versus.org/2020/12/04/turkiye-sivil-toplumunda-gonullu-ve-ucretli-calisan-haklarinin-gozlem-raporu-yayinda/" target="_blank" rel="noopener">“Türkiye’de Sivil Toplum Örgütlerinde Gönüllü ve Ücretli Çalışan Hakları İzleme Raporu”</a><strong> </strong>nu yayınlamıştık.</p>
<p>Şimdi ise çabamızı, hak temelli STÖ’lerde çalışma koşulları, ayrımcılık ve iç işleyişe odaklanan bir araştırma ve çalıştaylar serisi ile geliştirmek için çalışmalara başladık. Sivil alan dayanışması üyelerinin kolektif çalışmasıyla yürütülen bu araştırma ile, sivil toplumun örgütlenme ihtiyacına katkı sağlayacağını inanıyoruz. Araştırma verileri anonimleştirilerek SAD kapsamında yalnızca araştırmayı yürüten ve araştırmanın değerlendirme sürecinde görev alacak SAD üyeleri ile paylaşılacaktır. Bunun için Türkiye’nin farklı bölgelerinde -LGBTİ+, kadın, engelli, gençlik, çocuk, mülteci ve göçmen hakları, insan hakları ve demokrasi, kültürel haklar, çevre ve kültür gibi alanlarda- hak temelli çalışma yürüten STÖ’lerde ücretli çalışanlarla iletişime geçmek ve dayanışmak istiyoruz. İlgilenenler ile derinlemesine görüşmeler ve odak grup toplantıları yapmayı planlıyoruz.&#8221;</p>
<h5><strong>Araştırmaya Katılım</strong></h5>
<p>Derinlemesine Görüşme ve Odak Grup Çalışmalarına katkı sunmak için buradaki<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdunqiiiaM8pTxbv1rSms3ZRl9pg2LztSUFvTJLTEQZ9N_nhw/viewform" target="_blank" rel="noopener"> bu link üzerinden</a> Katlım Formuna ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Türkiye’de Hak Temelli Sivil Toplum Örgütlerinde Ücretli Çalışan Haklarının Mevcut Durumu ve Örgütsel İşleyişi Anket Sorularına <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScZajfHMyqKglYUFZAH6-KPAmQHx6I_0qrSglsOzqGFwW_IUw/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><a href="https://uni-versus.org/wp-content/uploads/2021/03/universus-kvkk_SAD.pdf" target="_blank" rel="noopener">KVKK Aydınlatma Metni</a></p>
<p>Araştırma ve S.A.D. hakkında daha detaylı bilgi edinmek için <a href="mailto:sivildayanisma@uni-versus.org">sivildayanisma@uni-versus.org</a> adresinden iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/universus-sivil-toplumda-calisan-haklari-arastirmasina-katki-sunmaya-davet-ediyor/">Universus &#8220;Sivil Toplumda Çalışan Hakları&#8221; Araştırmasına Katkı Sunmaya Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
