<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şiddet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/siddet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/siddet/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2021 14:52:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>şiddet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/siddet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Engelli Çocuk Hakları Ağı Anket Çalışması Katkılarınızı Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/engelli-cocuk-haklari-agi-anket-calismasi-katkilarinizi-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2021 14:52:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli Çocuk Hakları Ağı (EÇHA)]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli Çocuk Hakları Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar ve İhmalden Korunma Çalışma Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[unicef]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Engelli Çocuk Hakları Ağı (EÇHA) şiddete, istismara, ayrımcılığa uğrayan 0-18 yaş arası engelli çocuklara ilişkin hazırladığı anket çalışmasına katılımınızı bekliyor. Ankete katılım için son tarih 9 Temmuz 2021 Cuma 17.00.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/engelli-cocuk-haklari-agi-anket-calismasi-katkilarinizi-bekliyor/">Engelli Çocuk Hakları Ağı Anket Çalışması Katkılarınızı Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Engelli Çocuk Hakları Ağı&#8217;nın (EÇHA) bünyesinde kurulan ve 9 STÖ&#8217;nün işbirliği içerisinde olduğu <b>Şiddet, İstismar ve İhmalden Korunma Çalışma Grubu</b>, şiddete, istismara, ayrımcılığa uğrayan 0-18 yaş arası engelli çocuklara yönelik bir anket çalışması gerçekleştirecek.</li>
<li>Anket, engelli çocukların refakatçileri veya kendileri aracılığıyla yaşanan istismar, ayrımcılık olaylarını istatistiksel olarak gün ışığına çıkarmayı hedefliyor.</li>
<li>Anonim bir şekilde sadece yaşa, cinsiyete ve olayın türüne göre elde edilecek verilerle bir rapor hazırlanacak.</li>
</ul>
<h5><strong>Engelli Çocuk Hakları Ağı</strong></h5>
<p>Engelli Çocuk Hakları Ağı (EÇHA) 2016 yılında UNICEF’in desteğiyle kurulan ve şu anda 84 STÖ’den oluşan bir ağ.  EÇHA’nın amacı, üye sivil toplum örgütleri ile engelli çocukların haklarını görünür kılmak, bu hakları korumada, engelli çocuğa her türlü şiddeti, ihmali, ayrımcılığı ve engelli çocuğun istismarını, mevzuattan kaynaklı yoksunlukları ve hak ihlallerini tespit etmede ve önlemede gösterge temelli ve kanıta dayalı izleme ve savunu rolünü güçlendirmek yani savunu, lobicilik, takip ve farkındalık çalışmaları yapmak, iyi uygulama örneklerini paylaşmak ve çözüm önerileri geliştirmek.</p>
<h5><strong>Katılım Linki </strong></h5>
<p>Ankete <a href="https://forms.gle/CGqPEgpkKrhYUxyx5" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> katılabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/engelli-cocuk-haklari-agi-anket-calismasi-katkilarinizi-bekliyor/">Engelli Çocuk Hakları Ağı Anket Çalışması Katkılarınızı Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>142 Milyon Çocuk Savaş Ortamında Yaşıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/142-milyon-cocuk-savas-ortaminda-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 08:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Save the Children]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Save The Children’ın yayımladığı son rapora göre, 142 milyon çocuk hâlâ savaş ortamında yaşıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/142-milyon-cocuk-savas-ortaminda-yasiyor/">142 Milyon Çocuk Savaş Ortamında Yaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-42162 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/suriyede-cocuk-olmak-ya-savas-ya-iskencepl_Yv6AQm0e9mf3niQ_X6g-640x448.jpg" alt="" width="323" height="226" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mağdur çocukları hayata kazandırmak için 120 ülkede faaliyet yürüten Save The Children’ın yayımladığı son raporda, savaş ve çatışma ortamlarının çocukların hayatına olan etkilerine dikkat çekiliyor. Sahadan çocukların anlatımlarının yer aldığı rapora göre, çocuklar savaş ortamından kurtulsa bile travmanın etkisinden uzun süre çıkamıyor. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/save-the-children-road-to-recovery/" target="_blank" rel="noopener">Raporda</a> yer alan 12 yaşındaki Sammy, Irak’ta maruz kaldığı şiddet ortamını şöyle tarif ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Her </span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ey talan edildi. Ne zaman bir uçak görsem bizi vuraca</span><span style="font-weight: 400;">ğı</span><span style="font-weight: 400;">n</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> dü</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ünüyordum. Gerçekten çok korktum. Kalbim çok korktu.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mynmarlı 16 yaşındaki Alia ise, &#8220;Burada ya</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">am çok zor. Köyümüzden kaçt</span><span style="font-weight: 400;">ığı</span><span style="font-weight: 400;">m</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">z gün tan</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">k oldu</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span><span style="font-weight: 400;">um </span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">eylere ili</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">kin bir sürü kabus gör</span><span style="font-weight: 400;">ü</span><span style="font-weight: 400;">yorum” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 yaşındaki Suriyeli Safaa’nın anlattıkları ise şöyle; &#8220;I</span><span style="font-weight: 400;">ŞİD</span><span style="font-weight: 400;"> köyümüzü ele geçirdi</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span><span style="font-weight: 400;">inde sava</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;"> daha da kötü oldu. Çok yorgun ve stresli hissettim. Sava</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;"> yüzünden oldu</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span><span style="font-weight: 400;">umdan daha ya</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">l</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> hissediyorum. 16 ya</span><span style="font-weight: 400;">şı</span><span style="font-weight: 400;">mda olmama ra</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span><span style="font-weight: 400;">men ya</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">l</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> bir kad</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">n gibi hissediyorum.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brishna da 11 yaşında ve Afganistanlı; &#8220;Sadece duvarlar</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> ve çat</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">s</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> olan bo</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;"> kiral</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">k bir evde ya</span><span style="font-weight: 400;">şı</span><span style="font-weight: 400;">yoruz. Ba</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ka hiçbir </span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ey yok. Günler mutsuz ve karanl</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">k. Sava</span><span style="font-weight: 400;">şı</span><span style="font-weight: 400;">n an</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">lar</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;"> günlerimizi ve gecelerimize musallat oldu, pe</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">imizi b</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">rakm</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">yor. Save the Childrens çocuk dostu bir alan ve bana umut </span><span style="font-weight: 400;">ışığı</span><span style="font-weight: 400;"> oldu.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-42163 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/pg-16-save-children-reuters-640x450.jpg" alt="" width="402" height="283" />Save The Children ile tanışan çocuklar umutlu olduklarını da dile getiriyor; </span><span style="font-weight: 400;">14 yaşındaki Suriyeli Sara, “Bu çocuk dostu alana geldi</span><span style="font-weight: 400;">ğim i</span><span style="font-weight: 400;">çin çok mutlu hissediyorum. Bana daha az yaln</span><span style="font-weight: 400;">ız ve daha az korkmuş hissettiriyor. Bir geleceğim olduğunu ve arkadaşlarım olduğunu hissettiriyor” diyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Uykusund</b><b>a Titriyordu&#8230;&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda 10 yaşındaki Mohammed’in hayatına da dikkat çekiliyor. </span><span style="font-weight: 400;">Mohammed Arab, Mymmar&#8217;dan mülteci olarak gelen 10 ya</span><span style="font-weight: 400;">şı</span><span style="font-weight: 400;">ndaki bir çocuk ve şu anda nenesiyle beraber</span><span style="font-weight: 400;"> Bangladeş’te bir kampta yaşıyor. Annesi Sara ona olanları ş</span><span style="font-weight: 400;">öyle anlat</span><span style="font-weight: 400;">ıyor: “Ordu grupları k</span><span style="font-weight: 400;">öyümüze geldi</span><span style="font-weight: 400;">ğinde bir</span><span style="font-weight: 400;">çok evi yakt</span><span style="font-weight: 400;">ılar ve bir s</span><span style="font-weight: 400;">ürü k</span><span style="font-weight: 400;">ız </span><span style="font-weight: 400;">çocu</span><span style="font-weight: 400;">ğuna tecav</span><span style="font-weight: 400;">üz ettiler. Ailemizle ve kom</span><span style="font-weight: 400;">şularımızla ka</span><span style="font-weight: 400;">çt</span><span style="font-weight: 400;">ık. Mymmar ve Bagladeş arasındaki nehrin kıyısına gelmek 5 g</span><span style="font-weight: 400;">ünümüzü ald</span><span style="font-weight: 400;">ı. Ve beş g</span><span style="font-weight: 400;">ün daha o nehrin k</span><span style="font-weight: 400;">ıyısında kaldık. Bu durum Mohhammed&#8217;i </span><span style="font-weight: 400;">çok kötü etkiledi. Travmalar ya</span><span style="font-weight: 400;">şadı. Uyuduğunda irkiliyordu. Kabuslar g</span><span style="font-weight: 400;">örmeye devam ediyor. Doktorlar çok korktu</span><span style="font-weight: 400;">ğu i</span><span style="font-weight: 400;">çin kalbinin çok h</span><span style="font-weight: 400;">ızlı attığını s</span><span style="font-weight: 400;">öyledi. Terliyordu ve çok fazla bay</span><span style="font-weight: 400;">ılıyordu. Sakinleşmesi </span><span style="font-weight: 400;">çok uzun zaman ald</span><span style="font-weight: 400;">ı. Bangladeş’e vardığımızda onu sakinleştirmek i</span><span style="font-weight: 400;">çin doktora gittik ve baz</span><span style="font-weight: 400;">ı ila</span><span style="font-weight: 400;">çlar ald</span><span style="font-weight: 400;">ık. Şimdi eskisi kadar bayılmıyor ve doktor daha iyi olduğunu s</span><span style="font-weight: 400;">öyledi. Mohammed Mymmar’da resim çizmeyi ö</span><span style="font-weight: 400;">ğrenmişti ama orada </span><span style="font-weight: 400;">çok fazla çizmemi</span><span style="font-weight: 400;">şti. Burada </span><span style="font-weight: 400;">çok fazla çiziyor, evde oldu</span><span style="font-weight: 400;">ğunda b</span><span style="font-weight: 400;">ütün gün resim çiziyor. Çizmeyi sevdi</span><span style="font-weight: 400;">ği ve bunu yapmak ona daha iyi hissettirdiği i</span><span style="font-weight: 400;">çin resim çizdi</span><span style="font-weight: 400;">ğini d</span><span style="font-weight: 400;">ü</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ünüyorum.” </span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-42164 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/thumbs_b_c_a5bf54604033fd690d8e208e481d6285-640x360.jpg" alt="" width="343" height="193" />Savaşta Çocuklar&#8230; </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda bahsi geçen çocuklardan biri de Mangen. O da annesiyle beraber iki y</span><span style="font-weight: 400;">ıldır Uganda’da yaşıyor. Kongo&#8217;da ailesi bir d</span><span style="font-weight: 400;">ükkan işletiyorken hayatlar</span><span style="font-weight: 400;">ı g</span><span style="font-weight: 400;">üzelmiş. Ancak sonrasında savaş başlayınca </span><span style="font-weight: 400;">askerler evlerine gelmiş. Askerler Mangen’in annesini darp ederken Mangen’ı babasıyla beraber ormana götürmüş ve </span><span style="font-weight: 400;">onun gözü önünde babas</span><span style="font-weight: 400;">ını vurmuşlar. Sonra Mangen’in g</span><span style="font-weight: 400;">özlerini ba</span><span style="font-weight: 400;">ğlayıp kampa g</span><span style="font-weight: 400;">öt</span><span style="font-weight: 400;">ürmüşler. B</span><span style="font-weight: 400;">unlar ya</span><span style="font-weight: 400;">şanırken o henüz 11 yaşındaymış. Mangen bir yıl boyunca her g</span><span style="font-weight: 400;">ün askerler için temizlik ve yemek yapmak zorunda kalmış. Sürekli şiddet görüyormuş. Bir gün fırsatını bulunca kaçmış, kaçarken birçok cesetle karşılaşmış. </span><span style="font-weight: 400;">Bir şekilde annesine kavuşan Mangen, daha sonra şiddet ortamından uzaklaşmak </span><span style="font-weight: 400;">için annesiyle Uganda’ya gitmeye çalışmış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda bir m</span><span style="font-weight: 400;">ülteci kamp</span><span style="font-weight: 400;">ında yaşıyor Mangen. Bu şekilde de Save the Children ile tanışıyor. Mangen’de savaşın fiziksel ve mental izleri hala devam ediyor. Askerlerin yaptığı işkencelerin travmalarından kurtulmak i</span><span style="font-weight: 400;">çin de mücadele ediyor bir yandan. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42165 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/suriyede-cocuk-olmak-ya-savas-ya-iskenceB-wnwzAXLk2m3Jk6nZzm8A-640x426.jpg" alt="" width="373" height="248" />Şiddet Yüzde 174 Arttı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların hikayelerini ve savaştan nasıl etkilendiklerini paylaşan Save The Children’ın verileri de korkunç tabloyu ortaya koyuyor. Rapora göre </span><span style="font-weight: 400;">142 milyon çocuk hala sava</span><span style="font-weight: 400;">ş ortamında yaşıyor. Milyonlarcası da m</span><span style="font-weight: 400;">ülteci olarak ba</span><span style="font-weight: 400;">şka </span><span style="font-weight: 400;">ülkelere kaçmak zorunda kal</span><span style="font-weight: 400;">ıyor. Son dokuz yıldır </span><span style="font-weight: 400;">çat</span><span style="font-weight: 400;">ışma b</span><span style="font-weight: 400;">ölgelerinde ya</span><span style="font-weight: 400;">şayan </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ın oranı da y</span><span style="font-weight: 400;">üzde 37 artt</span><span style="font-weight: 400;">ı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaş sebebiyle çocukları öldürme, sakatlama sava</span><span style="font-weight: 400;">şa katılmaya zorlama ve cinsel şiddet artışı ise y</span><span style="font-weight: 400;">üzde 174</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılında 24 milyon çocuk çat</span><span style="font-weight: 400;">ışma ortamında yaşıyor ve çocuklar travmaları çok uzun süre atlatamıyor. </span></p>
<p><b>Savaş Çocuklarda Travma Yaratıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların sağlıklı bir psikolojik desteğe ihtiyaç duyduklarının altını çizen Save The Children, </span><span style="font-weight: 400;">7 milyon </span><span style="font-weight: 400;">çocuğun da psikolojik rahatsızlıkların riski altında olduğunu söylüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bu şiddetin </span><span style="font-weight: 400;">çocuklarda anksiyete, travma, toksik strese sebep olduğunu belirten STC, bu durumun çocukların gelişimini de etkilediğini ifade ediyor. Save The Children raporuna göre: “Çocukların güvende hissetmeye ve temel ihtiyaçlar</span><span style="font-weight: 400;">ını karşılamaya ihtiya</span><span style="font-weight: 400;">çlar</span><span style="font-weight: 400;">ı var. Aileleri tarafından bakıma ve toplum tarafından da (eğitim gibi) desteklenmeye ihtiya</span><span style="font-weight: 400;">çlar</span><span style="font-weight: 400;">ı var. Çatışma bölgelerindeki çocuklar </span><span style="font-weight: 400;">yeterlilik ve güvenli hissetme konusunda engelleniyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bu şiddete ve savaşa direkt tanık olan </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar Birleşmiş Milletler’in tespitlerine göre sadece fiziksel olarak yaralanma de</span><span style="font-weight: 400;">ğil </span><span style="font-weight: 400;">çok yo</span><span style="font-weight: 400;">ğun bir şiddete maruz kaldıkları için ruhsal sorunlarda yaşıyorlar.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42166 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/suriye-ic-savasi-cocuk-640x360.jpg" alt="" width="345" height="194" />Çocuklar İçin Savaş Son Bulmalı…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017&#8217;de </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar için koruma oran</span><span style="font-weight: 400;">ının y</span><span style="font-weight: 400;">üzde 0.5, çocukların e</span><span style="font-weight: 400;">ğitimden yararlanma oranlarının ise sadece y</span><span style="font-weight: 400;">üzde 2 olduğu belirtilen raporda,  Save the Children, buna kar</span><span style="font-weight: 400;">şın çocuklar için savaşın son bulması, </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ın korunması i</span><span style="font-weight: 400;">çin uluslararas</span><span style="font-weight: 400;">ı s</span><span style="font-weight: 400;">özle</span><span style="font-weight: 400;">şmelerin ve plan stratejilerinin uygulanmasını söylüyor ve bunun için çalışmalar yapıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Çocuklara kar</span><span style="font-weight: 400;">şı şiddet su</span><span style="font-weight: 400;">çu i</span><span style="font-weight: 400;">şleyenlerin tutuklanmadığına da dikkat çeken Save The Children, buna karşı savaş b</span><span style="font-weight: 400;">ölgesinde ya</span><span style="font-weight: 400;">şayan </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ın mental olarak sağlığını korumak adına kuralların ve yasaların ona g</span><span style="font-weight: 400;">öre düzenlenmesi için çabal</span><span style="font-weight: 400;">ıyor. Ayrıca savaş mağduru çocukların sağlık problemlerini teşhis ederken tedavisini de destekliyor. </span></p>
<p><b>K</b><b>ız Ve Erkek Ç</b><b>ocuklar Sava</b><b>şı Farklı Deneyimliyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsiyet normlar</span><span style="font-weight: 400;">ından </span><span style="font-weight: 400;">ötürü k</span><span style="font-weight: 400;">ız </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ı ve erkek </span><span style="font-weight: 400;">çocuklarının savaşı farklı deneyimlediğini ifade eden Save The Children, savaş ortamlarında kız çocuklarının cinsel şiddet riski yüzünden erkeklere göre eğitimden daha az yararlandığını söylüyor. Örneğin, </span><span style="font-weight: 400;">Yemen&#8217;de ilkokul yaş grubundaki kız </span><span style="font-weight: 400;">çocukları okula gitme konusunda daha çok yoksun kal</span><span style="font-weight: 400;">ıyorlar. Cinsiyete dayalı şiddet riski sebebiyle okula giderken daha g</span><span style="font-weight: 400;">üvensiz hissediyorlar</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Nijerya’da da Boko Haram özellikle k</span><span style="font-weight: 400;">ız </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ının okula erişimini engellemeyi ama</span><span style="font-weight: 400;">çl</span><span style="font-weight: 400;">ıyor. Rapora göre G</span><span style="font-weight: 400;">üney Sudan’da ise kad</span><span style="font-weight: 400;">ın ve kız </span><span style="font-weight: 400;">çocuklar</span><span style="font-weight: 400;">ının y</span><span style="font-weight: 400;">üzde 65’i cinsel </span><span style="font-weight: 400;">şiddet yaşadı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/142-milyon-cocuk-savas-ortaminda-yasiyor/">142 Milyon Çocuk Savaş Ortamında Yaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 09:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Gire]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Nadide Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[PEP]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şiddet türü olan mobbing daha çok çalışma yaşamında karşımıza çıkıyor. İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak değerlendirilen mobbing, günümüzde oldukça sık karşılaşılan, ancak ne olduğu pek bilinmeyen bir kavram.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu yüzden mobbinge dair ayrıntılara dikkat çekelim:</span></p>
<p><b>Mobbing Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40148 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG.jpeg" alt="" width="323" height="215" />Mobbing; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması olarak tanımlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak dikkat edilmesi gerekilen bir nokta var. Sendika Uzmanı Onur Bakır’a göre; bir işyerinde çalışan kişilerin sinirlendiği, kavga ettiği, tartıştığı her olayı mobbing olarak nitelendirmek mümkün değil. Mobbing olabilmesi için bir anlık bir eylem ya da davranıştan ziyade sistematik bir hareket gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca mobbing, sistematik olarak bireyin iş yaşamında psikolojik tacize uğraması ve davranışın kaynağının bir olaya değil, bir kişiye odaklanmış olması gerekmektedir. </span>Mobbingin en belirgin özellikleri ise şunlar;<b> </b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kasıtlı olarak yapılması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sistematik olarak tekrarlanması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Uzun bir zamandan beri devam ediyor olması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışanı işyerinden uzaklaştırmayı amaç edinmesi.</span></li>
</ul>
<p><b>Mobbinge Kimler Maruz Kalır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40149 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG-640x427.jpg" alt="" width="403" height="269" />Mağdur; ekonomik, kültürel, fiziksel veya herhangi yönden daha zayıf olan çalışandır ve psikolojik tacizi yapan ise bazen işveren, bazen amir bazen de başka bir işçi olmaktadır. Örneğin; bir iş yerinde uzun süredir çalışan işçi, işe yeni başlayan bir çalışanı mobbinge maruz bırakabiliyor. Aynı zamanda mobbing, cinsiyet ve hiyerarşi farkı gözetmeksizin, tüm kültürlerde ve tüm işyerlerinde gerçekleşen bir olgu olabiliyor, mobbinge maruz kalma riski, herkes için var. Herhangi biri mobbing mağduru olabilir. Genelde ise mobbing işverenlerce, İş Kanunu’nun işçiyi koruyan ve tazminat yükümlülüğü doğuran hükümlerinden kurtulmak için yıldırma amaçlı olarak kullanılıyor. </span></p>
<p><b>Mobbing Nedenleri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı örgütsel ve yönetsel nedenler de mobbinge sebep olabileceği gibi, işyerindeki bazı mevkilerin elde edilebilmesi için yaşanan rekabet gibi nedenler de sebep olabiliyor. Nedenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz: </span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Psikolojik tacizin, disiplinin ve verimin artırılmasında araç olarak kullanılması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İnsan kaynakları masraflarının düşürülmek istenmesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hiyerarşik yapı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İletişim kanallarının zayıflığı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sorunları çözme ya da yönetmedeki yetersizlikler</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Şikâyet prosedürünün işletilememesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Liderlik vasıflarında zayıflık,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Birini suçlama ve suçlu bulmaya dair toplumsal alışkanlıklar,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Takım çalışması anlayışının olmaması ya da düşük olması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Örgüt içi eğitimlerin önemsenmemesi. </span></li>
</ul>
<p><b>Bir Kadının Ameliyatına İzin Verilmedi, Sürgün Edildi, Yüzde 42 Sağlık Kaybı Yaşadı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40153 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP.jpg" alt="" width="352" height="228" />Mobbing, emekçilerin hayatını kabusa çeviren şiddet türlerinden biri ancak bu şiddete karşı mücadele de var.  Mobbinge karşı mücadele eden örgütlerden biri olan Plaza Eylem Platformu, geçtiğimiz günlerde “Yılın Mobbingci Şirketi” adlı bir kampanya başlatarak işçilerle anketler yapıp yılın Mobbingci şirketlerini kamuoyuna sunmaya başladı. Yapı kredi çalışanı Nadide Kısa’nın mobbing sonucu strese bağlı beyin kanaması yaşadığı iddiası sonrası mobbinge karşı mücadeleyi sık sık gündeme getiren PEP ile mobbing üzeirne konuştuk. PEP’ten Ahmet Gire mobbinge oldukça fazla maruz kalan bir kesim olan bir beyaz yakalı aynı zamanda. Özellikle beyaz yakalı çalışanların yaşadıkları mobbingi konuşmak istiyoruz ancak sohbetimizde görüyoruz ki, mobbingin biçimi, amacı her işkolunda aynı görünüyor. “Yaptığın işin beğenilmemesi, takdir görmemesi, azarlanmak, ufak ufak hissettiğin ve sistematik olan canını sıkan şeyler” diye mobbingi tanımalamaya başlayan Gire, kendilerine sürgün, tecrit, zam verilmemesi, kıdem düşürülmesi, çalışanların sözlü sistematik şiddete maruz kalması, çalışanın kendisini değersiz hissettirilmesi üzerine çokça şikayet geldiğini ifade ediyor. Ve kısa zaman önce bir banka çalışanın yaşadığı soruna dikkat çekiyor; “Bir banka çalışanı kadının işler yoğun diye ameliyatına izin verilmedi, performans baskısı yapıldı, sürgün edildi. Sonrasında o kişi işten çıktığından yüzde 42 sağlık kaybı yaşadı ve engelli raporu aldı. Ameliyatına izin verilmemiş, hastalığı ilerlememişti.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40151 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/2.DOSYA-MOBBİNG-640x421.jpg" alt="" width="369" height="243" />‘Mobbing Kalıcı Hasarlar Bırakabiliyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapitalizmde korkunç baskıların çalışanların hayatında kalıcı hasarlar bıraktığına dikkat çeken Gire, mobbingin de bunun unsurlarından biri olduğunun altını çizdi: “Mobbing, çalışan için her gün ağır ağır, ‘mevzu değilmiş gibi görünen’ ama sonunda kalıcı hasarlar veren bir yapıdır. Senin hiçbir işin takdir görmezse, fazla mesaiye kalmak zorundaymış gibi hissediyorsun. Çalışırken orada tutunmak için mobbinge boyun eğmek zorunda kalıyorsun. Normalde beyaz yakalıların hayatı dışarıdan güzel görünür ama bu insanlar haftanın 50 saati çalışan insanlar. Fazla mesai en büyük sorun. Beyaz yakada fazla mesai ödenen bir mesai değildir. Karşılığı olmadan daha fazla çalışırsın. Bu kadar çalışma süresi olunca öyle renkli bir hayat yaşayacak fırsatın olmuyor. Mobbinge uğrayan insan yalnızlaşıyor. Arkadaş, aile çevresinden uzaklaşmaya başlıyor, çünkü sürekli işteki konumunu, başarısız olduğunu düşünüyorsun ve bu özgüven kaybı da getiriyor. Antidepresan kullanımı mesela çok yaygın. Bir hocam vardı, belli bir eczanede antidepresan kullanımının çok yaygınlaştığını fark ettiler. Sonra araştırınca çok yakınında bir çağrı merkezinin açıldığını gördüler. Elbette sorun antidepresan kullanımı değil işçinin bununla yaşamak zorunda bırakılması ve başa çıkacak tek yolu burada görmesi.”</span></p>
<p><b>Mobbing Nadide Kısa&#8217;nın Hayatına Mal Oldu </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40152 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP_NADİDE-_KISA-640x355.jpg" alt="" width="384" height="213" />Sonra mobbingin bedelini hayatıyla ödeyen Nadide Kısa’yı hatırlatıyor Gire, “Nadide Kısa da mobbing sonrası bir beyin kanaması yaşamıştı, “Nadide, fazla performans baskısıyla bunu yaşadı. Aynı mobbingci müdür, Kadıköy’de çalışırken bir kadın çalışanın bayılmasına sebep oldu. Bizim tepkilerimiz sonucunda işten çıkarıldığına dair duyum aldık ama bu sadece duyum. Bankadan hiçbir açıklama yok, arama motorunda bile aramalardan düşürüyorlar konuyu. Bankların ört bas etme özelliği var, kimse ‘benim yüzümden oluyor’ demiyor zaten. Nadide Kısa’da iş yükünden dolayı, daha fazla çalıştırıldığı, daha fazla stres altında olduğu bunu yaşadığı görülüyor. Her yıl Nadide’nin ölüm yıl dönümünde yılın mobbingci şirketini seçeceğiz. Bu yılda yaptığımız anketler sonucunda mobbingci şirket Yapı kredi seçildi.”</span></p>
<p><b>Çalışan Yaşadığı Mobbingi Fark Edemiyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, mobbing bu kadar can yakıcı bir halken, buna karşı nasıl bir mücadele gerekiyor? Mobbing kendiliğinden yok olacak değil ya&#8230; PEP’in mobbinge karşı nasıl çalışmalar yaptığını konuşmaya devam ediyoruz Gire ile&#8230; Gire, mobbingin işçiler açısından anlaşılmasının ve fark edilmesinin çok güç olduğunu asıl olarak neyin mobbing olduğunun fark edilmesi için eğitim çalışmaları yaptıklarını, bir farkındalık oluşturmaya çabaladıklarını ifade ediyor. “Mobbing genelde iş işten geçince anlaşılıyor. O yüzden ilk önce mobbingin anlaşılabilir olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun sonrasında iş yerinde mobbinge karşı mücadele, sağlıklı çalışma ortamının sağlanması gerekiyor.  Hukuki yasalarla çözümler sağlanması da önemli, yasalar sen güçsüz olduğunda kendiliğinden çıkmıyor. O yüzden bunun başında PEP de bu mücadelenin daha görünür olması, daha yüksek sesle ifade edilmesi, mobbinge karşı neler yapılmalı konusunda tartışmalarla örgütlü mücadele sağlamaya çalışıyor. Ne kadar örgütlü mücadele sağlanırsa o kadar değişim getirebiliriz.”</span></p>
<p><b>Mobbing Mağduru Ne Yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge maruz kalan çalışanlara da şöyle tavsiyelerde bulunuyor Gire, “Kişi mobbingi kanıtlamak için her gün günlük tutabilir. maillerinde, dökümanlarında mobbinge dair kanıt varsa onları mahkemeye sunabilir ve Adli Tıp raporu alabilir. Şahit bulmak da çok önemli. Şirkette çalışanlar bir arkadaşları mobbinge uğradığında, şahit olmalı, ses çıkarmalı ama bu ideal davranış genelde olmuyor. Çünkü işsizlik gibi kaygılar buna engel oluyor. Mobbing, iş yaşamındaki bir suçtur buna göre cezai yaptırımların yapılması, hak kayıplarının giderilmesi lazım. İş yerinde çalışanların da dahil olduğu denetim mekanizmaları olmalı. Bunlar şeffaf ve herkesin müracaat edeceği yerler olmalı” diyerek neler yapılması gerektiğine dair önerilerde bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge karşı sunumlar, çalışmalar, söyleşiler yapan PEP aynı zamanda beyaz yakalıları mobbinge karşı mücadeleye de çağırıyor: “Bu hayır işi değil, hepimizin sorumluluğu olan bir sorun. Kendi hayatlarımızı iyileştirmek için mücadeleyi ne kadar hızlı ve geniş yürütürsek o kadar hızlı sonuç alırız.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Trafikte Bisikletli Kadın” atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/trafikte-bisikletli-kadin-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Dec 2017 14:27:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletli Kadın İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bisikletli Kadın İnisiyatifi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği 16 Aralık 2017 Cumartesi günü “Trafikte Bisikletli Kadın” atölyesi düzenliyor. Tüm kadınların davet edildiği etkinliğin çağrısı şöyle: Hepimiz trafikte, sokakta, yolda bisiklet sürerken sözlü veya fiziki şiddetle karşılaşıyoruz. Bu gibi vakalarla karşılaşınca ne yapacağımızı biliyor muyuz? Bu yaşadıklarımız bir cinsel şiddet türü mü? Bu gibi durumlarda yaklaşımımız [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/trafikte-bisikletli-kadin-atolyesi/">“Trafikte Bisikletli Kadın” atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bisikletli Kadın İnisiyatifi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği<strong> 16 Aralık 2017 Cumartesi</strong> günü “Trafikte Bisikletli Kadın” atölyesi düzenliyor. Tüm kadınların davet edildiği etkinliğin çağrısı şöyle:</p>
<p>Hepimiz trafikte, sokakta, yolda bisiklet sürerken sözlü veya fiziki şiddetle karşılaşıyoruz. Bu gibi vakalarla karşılaşınca ne yapacağımızı biliyor muyuz? Bu yaşadıklarımız bir cinsel şiddet türü mü? Bu gibi durumlarda yaklaşımımız nasıl olmalı?</p>
<p>Bisikletli Kadın İnisiyatifi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği 16 Aralık 2017 Cumartesi günü Kadıköy Mecra’da hem toplumsal cinsiyet temelli şiddetin ne olduğunu hem de bu gibi durumlarda neler yapılabileceğimizin tartışılacağı bir atölye düzenliyoruz. Tüm gün sürecek atölyede Uzman Psikolog Merve Karabulut ve Görsel İletişimci Hilal Esmer cinsel şiddetin tanımı, temeli, türleri, mitleri ve gerçekleri konusunda farkındalık eğitimi verecek.</p>
<p>Bu alandaki tartışmaları takip etmek, deneyimini paylaşmak, kadın dayanışmasından güç almak ve atölyeye katılmak isteyen kadınlar, <a href="mailto:bisikletlikadininisiyatifi@gmail.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bisikletlikadininisiyatifi@gmail.com</a> adresine e-posta gönderebilirler.*<br />
*Atölye 20 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. Bir gün sürecek atölyede katılımcılar yemek ihtiyaçlarını kendileri karşılayacaktır.</p>
<p>Detaylı bilgi için<a href="https://www.facebook.com/events/136420593733804/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayın.</a></p>
<p><strong>Adres: </strong>Kadıköy Mecra &#8211; Caferağa Mahallesi, Dumlupınar Sk. No:5, 34710 Kadıköy/İstanbul</p>
<p><strong>PROGRAM</strong></p>
<p>10:30 &#8211; 11:00 Tanışma ve Güvenli Ortam Oluşturma<br />
11:00 &#8211; 11:30 Toplumsal Cinsiyet: Tanımı, Sosyal İnşa Süreci ve Yaşama Yansımaları<br />
11:30 &#8211; 12:00 Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet &#8211; Şiddet Türleri<br />
12:00 &#8211; 12:15 Ara<br />
12:15 &#8211; 13:00 Cinsel Şiddet: Tanımı ve Biçimleri<br />
13:00 &#8211; 13:30 Cinsel Şiddetle İlgili Yaygın Mitler ve Gerçekler<br />
13:30 &#8211; 14:30 Yemek Arası<br />
14:30 &#8211; 14:45 Canlandırıcı<br />
14:45 &#8211; 15:15 Trafikte Bisikletli Kadın Olmak &#8211; Deneyim Paylaşımı<br />
15:15 &#8211; 15:30 Ara<br />
15:30 &#8211; 16:30 Değerlendirme</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20832 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/12/WhatsApp-Image-2017-12-13-at-22.31.12.jpeg" alt="" width="325" height="440" /><br />
<strong>Bisikletli Kadın İnisiyatifi kimdir?</strong></p>
<p>Bisikletli Kadın İnisiyatifi, gündelik hayatta bisiklet süren veya sürmek isteyen kadınların oluşturduğu bir topluluk olup, sadece kadınlara özel bir Facebook grubu üzerinden koordinasyonunu sağlar. Hem sosyal medya üzerinden bir dayanışma ortamı yaratmak hem de &#8216;Bilmeyenlere Bisiklet Eğitimi&#8217;, &#8216;Trafikte Sürüş&#8217;, &#8216;İş Çıkışı Sürüş&#8217;, &#8216;Tamir Atölyesi&#8217; gibi farklı etkinlikler düzenleyerek, kadınları bisiklet kullanımı konusunda teşvik etmeyi hedefler. Grup sadece bisiklet süren kadınlara açık olmayıp, &#8220;Ah keşke bisiklet sürmeyi öğrensem!&#8221;, &#8220;Trafiğe çıkmaya korkuyorum&#8221; diyen kadınları da kucaklar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/trafikte-bisikletli-kadin-atolyesi/">“Trafikte Bisikletli Kadın” atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden “Ne Var Ne Yok?!” Eğitici Eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/cinsel-siddetle-mucadele-derneginden-ne-var-ne-yok-egitici-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 05:46:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[akran şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Var Ne Yok?!]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20743</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği&#8216;nin geçen yıl uygulamaya başladığı gençlik projesi &#8216;Ne Var Ne Yok?!&#8217; bu yıl eğitici eğitimi ile devam ediyor. Liselerde görev yapan psikolojik danışmanların ve rehber öğretmenlerin akran ve flört şiddetini tanıma, önleme ve şiddete müdahaleye yönelik mesleki kapasitelerini geliştirmek ve okul ortamında gençlerle koruyucu-önleyici çalışmalar yapmalarını desteklemek amacıyla yürüttüğümüz proje; eğitim, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/cinsel-siddetle-mucadele-derneginden-ne-var-ne-yok-egitici-egitimi/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden “Ne Var Ne Yok?!” Eğitici Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği</a>&#8216;nin geçen yıl uygulamaya başladığı gençlik projesi &#8216;Ne Var Ne Yok?!&#8217; bu yıl eğitici eğitimi ile devam ediyor. Liselerde görev yapan psikolojik danışmanların ve rehber öğretmenlerin akran ve flört şiddetini tanıma, önleme ve şiddete müdahaleye yönelik mesleki kapasitelerini geliştirmek ve okul ortamında gençlerle koruyucu-önleyici çalışmalar yapmalarını desteklemek amacıyla yürüttüğümüz proje; eğitim, uygulama ve süpervizyon aşamalarından oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.sabancivakfi.org/tr/sosyal-degisim/devam-eden-projeler" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sabancı Vakfı Hibe Programı</a> desteğiyle yürütülen projenin sonunda, bu alanda çalışan diğer uzmanların da faydalanması üzere <em>“Gençlerle Akran Şiddeti Üzerine Çalışmak: Soru-Cevap Kitapçığı”</em> ve ‘<em>Eğitimde Flört Şiddeti Araştırması: Sorunlar ve Çözüm Önerileri’</em> başlıklı bir rapor hazırlanacak.</p>
<p><strong>Kadıköy ve çevre ilçelerde görev yapan</strong> lise psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerine yönelik düzenlenecek beş günlük eğitici eğitimine katılmak için öncelikle <a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2017/12/NEVARNEYOK-EEP.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>proje tanıtım metni</strong></a>ni okumanız ve uygun kriterlere sahipseniz <a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2017/12/NVNY-EEP-Ba%C5%9Fvuru-formu.doc" target="_blank" rel="noopener noreferrer">başvuru formunu</a> indirdikten sonra, doldurduğunuz  formu <a href="mailto:projenevarneyok@gmail.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>projenevarneyok@gmail.com</strong></a> adresine göndermeniz bekleniyor.</p>
<p><strong>Son başvuru:</strong> 13 Aralık 2017 // 17.00</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için <a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/2017/12/01/ne-var-ne-yok-egitici-egitimi-basliyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız</a>.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://siviltoplum.la/cinsel-siddetle-mucadele-derneginden-ne-var-ne-yok-egitici-egitimi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">siviltoplum.la</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/cinsel-siddetle-mucadele-derneginden-ne-var-ne-yok-egitici-egitimi/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden “Ne Var Ne Yok?!” Eğitici Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Dec 2017 10:57:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[16 Gün Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Pervin Eviz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[STL]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20702</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki: “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu.&#8221; Hayata Destek ile üç yıl önce çalışmaya başladığım günden bu yana yer aldığım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/">Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki: “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu.&#8221;</strong><span id="more-21495"></span></p>
<p>Hayata Destek ile üç yıl önce çalışmaya başladığım günden bu yana yer aldığım faaliyetlerin odağında kadınlar yer alıyor.<strong>*</strong> Diyarbakır Fidanlık Kampı’nda 13-16, 17-25 ve 25 yaş üstü olmak üzere üç farklı yaş grubundan kadınlara yönelik psikososyal destek çalışmaları yürüterek başladım. Ezidi kadınlar ağır bir savaş travmasıyla buraya gelmişti. Şiddetin en sert haline tanıklık etmişlerdi, kimi bu şiddete birebir maruz kalmıştı, kimi acı şekilde kayıp vermenin derin bir yasını yaşıyordu. Öte yandan gündelik hayat devam ediyordu ve kamp koşullarında bu rutini sürdürmeye çalışıyorlardı. Etkinliklerimize kayıt almak için kamp alanına yaptığımız ilk ziyaretlerde özellikle 25 yaş üstü kadınların mesafeli duruşuyla karşılaştık. Bu mesafeyi aşmak zorlu bir süreç oldu. Fakat başardık. Giderek artan sayıda kadının katılımıyla etkinliklerimizi sürdürdük. En büyük uğraşımız kadınların yaşadıkları travmayı aşmalarına destek olabilmek, tuttukları yası hafifletebilmekti. Atölyelerimizi oluştururken içerikleri kadınlarla beraber belirledik. Kültürel değerlere ve kadınların geleneksel ilgi alanlarına öncelik verdik. Bu ilk dönemde hem bir sosyolog hem de bir kadın olarak algılarımı açık tutmaya özen gösterdim. Etkinliklerimizde kadınların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat sağlamayı hedefledik. El işi, dikiş nakış kursları, resim atölyeleri ve özellikle de takı atölyesi eğlenerek beceri geliştirdiğimiz atölyelerden bazılarıydı. Takı atölyesinde kadınlar adeta üzerilerine düşen karanlık gölgeyi renkli boncuklarla süsledikleri el emeği üretimleriyle dağıtıyordu. Bu atölyede sevgiliye bileklik mi işlenmedi, kızına gökkuşağı kemer mi ya da komşu kadına kolye mi… Boyna, bileğe, saça takıldı takılar; hediye gitti bir başkasına. Sonra bu takılar kampın kadınlarının arasında kurulan diyaloğun bir aracı haline geldi. Çadırından kafasını uzatmayan kadınlar aramıza katıldılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3216 aligncenter" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-1024x576.jpg" sizes="auto, (max-width: 724px) 100vw, 724px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-1024x576.jpg 1024w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-300x169.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-768x432.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1.jpg 1600w" alt="pervin-1" width="724" height="407" /></p>
<p>Unutamadığım bir an var ki atölyeye takılan kadınların yaş ortalamasının yükselmesinde de çok etkili olmuştur. Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki; “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu. Yaş ortalaması yükseldikçe anlatılan hikayeler de arttı. Yaşamaktan keyif almaktan utanır olan Ezidi kadınların dili, bu atölyede açıldı. Birbirlerine yaşamlarını anlattılar; sevdiklerini, hayallerini, kayıplarını anlattılar. Yaşadıkları şiddet, birbirleriyle paylaştıkça aşıldı. Atölyenin kapısı kapandığında artık mülteci kampında değildik, olmak istediğimiz yerdeydik. O yer bazen memleketleri Şengal oluyordu, bazen de kaçanların bir kısmının sığındıkları Almanya.</p>
<p>Fidanlık kampındaki çalışmalarımız sona erdikten sonra bu defa bireysel koruma faaliyetlerimiz kapsamında kadınlarla çalışmaya başladım. Bireylere birebir destek sağlarken çok sayıda kadının maruz kaldığı şiddet olaylarını dinledim. Yine çalışma odağımı kadınlar olarak belirledim. Bugün kadınlara destek sağlamak, ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmak benim için sadece mesleki bir yükümlülük değil, kadın olmanın getirdiği bir sorumluluk.</p>
<p>Kadına yönelik şiddet gözdeki morluk, koldaki alçıdan ibaret değil; kadının dilindeki sessizlik, ruhundaki huzursuzluk, vücudundaki kirli eller. Beni en çok sarsan çocuk yaşta evlendirmeler. Daha 15 yaşında bir adama eş olan, 16’sında çocuk doğuranlar… O kadınların ruhlarına, bedenlerine daha büyük bir şiddet uygulanamaz. En çok içimi burkan ise şiddetin türlü yüzüyle karşılaşan bir annenin kendi kızının tehlikede olduğunu hissettiği anda onu korumak için güçle ayağa kalkabildiğini görmek oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3218 aligncenter" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-1024x576.jpg" sizes="auto, (max-width: 718px) 100vw, 718px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-1024x576.jpg 1024w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-300x169.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-768x432.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2.jpg 1600w" alt="pervin-2" width="718" height="404" /></p>
<p>Şiddete maruz kalan kadınlarda suskunluk, kabullenmişlik, tepkisizlik, korku yaygın şekilde gözleniyor. Oysa bu tavır şiddetin önünün alınmasını imkansız hale getiriyor.  Birçok kadın sahip olduğu haklardan haberdar değil. Düzenlediğimiz farkındalık artırma oturumlarında haklarından haberdar olmaları kadınlara kendilerini daha güçlü hissettiriyor, şiddete karşı mücadele etme konusunda onları cesaretlendiriyor. Ancak şiddet çok boyutlu. Olamaz dediğimiz şeyler oluyor. Mesela eşi tarafından sandalyeye bağlanıp vücuduna elektrik verilen bir kadının evi terk etmesi üzerine henüz 2.5 yaşında olan çocuğuna hasret kalışını gördüm. Üstelik ikinci çocuğuna hamileydi. Eşinden gördüğü bu şiddet üzerine bir de ailesi tarafından baskı altına alınarak yeniden şiddete maruz kalmıştı. Psikolojik destek, meslek edindirme kursları, kadının yalnız olmadığını hissetmesi, kendi ayakları üzerinde durabileceğine inancı maruz kaldığı şiddetle ve bu şiddetin yarattığı hasarla başa çıkmasında etkili oldu. Ancak şiddeti uygulayanlara hiçbir şey olmadı. Şiddete maruz kalan kadınlar kadar şiddeti uygulayanlara yönelik de caydırıcı önlem, bilinçlendirici müdahalelere ihtiyaç var.</p>
<p>Kadınlar yan yanayken, yalnız yürümediklerini hissederken çok daha kolay kendilerini güçlendiriyorlar. Ezidi Kampı’ndaki deneyimlerim de bugün saha çalışmalarında karşılaştıklarım da bana bu mesajı veriyor. Ancak şiddetle mücadele kadar şiddetin ortaya çıkmasını engellemek de önem taşıyor. Ezidilerin deyimiyle “güneşi doğuran kadınlardır”, aydınlığımıza şiddetin gölgesinin düşmediği yarınlar için emek vermeye devam edeceğiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_3222" aria-describedby="caption-attachment-3222" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3222 size-medium" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-300x300.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-300x300.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-150x150.jpg 150w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-768x768.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-189x189.jpg 189w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-85x85.jpg 85w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878.jpg 1000w" alt="img_9878" width="300" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-3222" class="wp-caption-text">Pervin Eviz &#8211; Hayata Destek Derneği Diyarbakır Saha Çalışanı</figcaption></figure>
<p><strong>*</strong>Hayata Destek, <strong>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü</strong> vesilesiyle düzenlenen #16GünKampanyası’na, faaliyet yürüttüğü sahalarda “kadının güçlendirilmesi” hedefiyle çalışmalar yapan kadın çalışanlarının seslerini yükselterek destek veriyor. Beş şehir ve çevresinde, mülteciler başta olmak üzere ihtiyaç sahibi kadınların hayatına destek olmak için emek sarf eden arkadaşlarımız, tanıklıklarını kendi kelimeleriyle dile getiriyor. Beşinci blog yazısı Hayata Destek Derneği  Diyarbakır Saha Çalışanı Pervin Eviz imzasıyla&#8230;&#8217;Blog’da yer alan diğer yazılar için <a href="http://www.hayatadestek.org/blog/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/">Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvana şiddet, toplumsal bir mesele mi değil mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/hayvana-siddet-toplumsal-bir-mesele-mi-degil-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Dec 2017 08:53:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Orduevi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan eziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[KİHAYKO Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20663</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Asker olan fail, kediye büyük bir nefret ve öfkeyle saldırırken, orduevi nizamiyesindeki nöbetçi askerlerin faili engellememesi, işkenceyi seyretmesi de toplum olarak şiddeti ne kadar kanıksadığımızı gösteriyor. Şiddeti o kadar kanıksadık ki sokak ortasında şiddete maruz bırakılan ve çeşitli silahlarla öldürülen kadınları öldüren erkeklere bile müdahale etmez hale geldik.&#8221; Bu hafta, Erzincan Orduevi’nde yaşanan kediye işkence [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/hayvana-siddet-toplumsal-bir-mesele-mi-degil-mi/">Hayvana şiddet, toplumsal bir mesele mi değil mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Asker olan fail, kediye büyük bir nefret ve öfkeyle saldırırken, orduevi nizamiyesindeki nöbetçi askerlerin faili engellememesi, işkenceyi seyretmesi de toplum olarak şiddeti ne kadar kanıksadığımızı gösteriyor. Şiddeti o kadar kanıksadık ki sokak ortasında şiddete maruz bırakılan ve çeşitli silahlarla öldürülen kadınları öldüren erkeklere bile müdahale etmez hale geldik.&#8221;</strong><span id="more-21486"></span></p>
<p>Bu hafta, Erzincan Orduevi’nde yaşanan kediye işkence vakası tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Konu ne sosyal medyanın ne de basının gündeminden düştü. Orduevi kapısında yakaladığı yavru kediyi hunharca darp eden ve ölümüne sebep olan asker gözaltına alındı ve adlî kontrol kararı ile serbest bırakıldı çünkü yasalar böyle diyor&#8230; Basın aracılığıyla haberdar olduğumuz her işkence vakasından sonra, toplumsal tepki hemen kendiliğinden örgütleniyor ve toplum, kendi talebini yineliyor: Hayvana yönelik her türlü işkenceye caydırıcı hapis cezaları verilsin! Hayvan hakları savunucuları olarak, şiddetsiz bir toplum talebi bulunan tüm insanlarla, <strong>10 Aralık Pazar günü, saat 13.30’da Taksim’deki Galatasaray Lisesi önünde</strong> buluşuyoruz. Kendinizden başkalarının hakları, yaşamı sizin için değerliyse lütfen siz de gelin.</p>
<p>Sadece bu hafta yaşanan, hayvanlara yönelen şiddet haberlerini sıralayıp içinizi karartmak istemiyorum ama aldığımız korkunç haberlerin ardı arkası kesilmek bilmiyor. Hem Türkiye gündeminin sürekli değişken olması hem de bu toplumsal tepkinin oldukça uçucu olması nedeniyle, hükümet hayvana olan işkencenin, tecavüzün ve hayvan cinayetlerinin önlenmesi için toplumsal talepleri görüp bunu karşılamak için adım atmamakta direniyor. Hayvanlara karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu kapsamına alınmasını talep eden iki ayrı grup var ve sayıları milyonları buluyor. Birinci grup, yani biz hayvan hakları savunucuları, hissedebilen, duyarlı olan, kısacası bizlerden hiçbir farkı olmayan hayvanlara hiçbir şekilde kötü muamele edilmesini istemiyoruz. Artış gösteren toplumsal şiddet, en savunmasız durumda olan ve yaşam hakları yasa ile güvence altına ısrarla alınmak istenmeyen hayvanları birincil derecede hedef alıyor. İkinci grup ise, “bugün hayvana bunu yapan, yarın insana yapacaktır” argümanı ile yola çıkıp tecavüzcüler, işkenceciler, en ufak bir olayda dahi tepkisini şiddet olarak dışavuran kişilerle yaşamak istemediklerini söylüyor ve haklılar da.</p>
<p>Peki, milyonlarca vatandaşın böyle bir talebi varken ve her gün akla hayale sığmayacak korkunç hayvan hakları ihlâlleri yaşanırken hükûmet neden bunu görmezden geliyor? En son Erzincan’da, işkenceci failin “<em>nişanlımdan ayrıldım, alkol almıştım, yaptıklarımı hatırlamıyorum, ben de hayvanseverim</em>” şeklinde ifadesi ile daha da öfkelendiğimiz kedi cinayeti vakası, Türkiye’nin nasıl bir cinnet toplumuna dönüştüğünün bir kanıtı bence. Asker olan fail, kediye büyük bir nefret ve öfkeyle saldırırken, orduevi nizamiyesindeki nöbetçi askerlerin faili engellememesi, işkenceyi seyretmesi de toplum olarak şiddeti ne kadar kanıksadığımızı gösteriyor. Şiddeti o kadar kanıksadık ki sokak ortasında şiddete maruz bırakılan ve çeşitli silahlarla öldürülen kadınları öldüren erkeklere bile müdahale etmez hale geldik.</p>
<h4>&#8220;Ülke şiddetten, öfkeden, nefretten kırılırken, insanlar birbirini sudan sebepler ile öldürürken, minicik bir yavru kediye “stres topu” muamelesi yapılıp türlü işkenceler yapılırken parlamentonun, “torba yasa” kapsamında Yunus Emre Vakfı’nın mütevelli heyetinde ya da bir üniversitenin isminin değişikliğini tartışması gibi bir lüksü olamaz, olmamalı.&#8221;</h4>
<p><strong>Ülke şiddetten, öfkeden, nefretten kırılırken TBMM’nin gündemi: Yunus Emre Vakfı’nın mütevelli heyetinde değişiklik yapılması&#8230;</strong></p>
<p>Milyonlarca insan, sosyal medya aracılığı ile, parlamenterlere, bakanlara, başbakana, cumhurbaşkanına yazdıkları mektuplar, gönderdikleri e-postalar ile, “şiddetsiz toplum” talebini dile getirirken yasa koyucular, parlamento ne yapıyor peki? Parlamento, birkaç gün önce yeni bir kanun teklifini müzakere etti ve kabul ederek yasalaşmasını sağladı. Parlamento tabii ki yasa tekliflerini görüşecek ve kabul edecek. Ancak TBMM, öylesine toplumdan kopuk bir duruma gelmiş durumda ki toplumsal talepleri kolayca yok sayıyor; bu toplumsal talepleri dillendirmeye çalışan muhalefet ise sanki yok hükmünde&#8230; Ülke şiddetten, öfkeden, nefretten kırılırken, insanlar birbirini sudan sebepler ile öldürürken, minicik bir yavru kediye “stres topu” muamelesi yapılıp türlü işkenceler yapılırken parlamentonun, “torba yasa” kapsamında Yunus Emre Vakfı’nın mütevelli heyetinde ya da bir üniversitenin isminin değişikliğini tartışması gibi bir lüksü olamaz, olmamalı&#8230;</p>
<p>Ama uyarayım; toplum olarak içinde bulunduğumuz durumu analiz etmek için uzman olmanıza gerek yok: Bu şiddet sarmalı, toplumsal şiddet, önlem alınmazsa tüm Türkiye’yi yutacak. Bu tespitimizi açık bir çağrı ile siyasî parti fark etmeksizin tüm parlamenterlere de yaptık. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak yaptığımız açık çağrıda parlamenterlere şunu dedik: <em>Artık &#8220;yarın çok geç olmadan önlem alın&#8221; diyemiyoruz çünkü artık çok geç oldu! Biz bu cinnet hâlinden endişeleniyoruz, siz de endişelenin!</em> Bu gidişattan endişelenmeyen parlamenter, ya bu ülkede yaşamıyordur ya da cinnet toplumunda her gün yaşadığımız toplumsal şiddeti zerre kadar önemsemiyordur. Bir takım parlamenterlerler, imkânlarıyla, toplumdan kopuk yaşantıları, alakasız gündemleri ile kendilerini “gerçek hayat”tan soyutlayabilir ancak bu toplumda yaşayan her birey, bu şiddet sarmalından fazlasıyla nasibini alıyor. Ülkemizde “yan baktın” cinayetleri işlenirken parlamenterler neyi bekliyor? Şiddetin doğrudan mağduru olmayı mı?..</p>
<h4> &#8220;Sokak ortasında oynayan bir çocuğun kaçırılması ile yıllardır bizimle aynı sokakta yaşayan sokak köpeğinin kuytu bir köşede uyurken belediye ekiplerince üstüne çullanılarak kaçırılması, yerlerde sürüklenmesinin arasında hiçbir fark yok. &#8220;</h4>
<p><strong>Binlerce hayvan işkence gördü ama 2016’da sadece 229 kişiye ceza kesildi</strong></p>
<p>Herkese çok basit bir soru sormak istiyorum: <strong>Canı yanan bir canlıya işkence ya da tecavüz etmenin bedeli 546 TL olabilir mi?</strong> Öyle bir noktadayız ki hayvanlara hunharca işkence eden, tecavüz eden kişilerle her gün aynı ortamlarda bulunuyoruz. Hayvana kötü muamele ettikleri gerekçesiyle 2016’da kimlikleri tespit edilerek idarî para cezası kesilen şahıs sayısı sadece 229. Bu sistemde failler tespit dahi edilemiyor. Böyle bir toplumda yaşamak istiyor musunuz? Ben istemiyorum!</p>
<p>Öte yandan, toplumsal şiddet ve istismar örneklerinde, özneler değişiyor ancak yaşanan acı, çaresizlik, hak gasbı değişmiyor. Sokak ortasında oynayan bir çocuğun kaçırılması ile yıllardır bizimle aynı sokakta yaşayan sokak köpeğinin kuytu bir köşede uyurken belediye ekiplerince üstüne çullanılarak kaçırılması, yerlerde sürüklenmesinin arasında hiçbir fark yok. Antalya’da bir huzurevindeki yaşlıların, hastaların bakımlarının ihmal edilmesi, bedenlerinin canlı canlı karıncalar tarafından yenilmesine izin verilmesi ile belediyenin hayvan toplama kamplarında, “hasta hayvan” ihbarı ile sokaktan alınıp kuytu bir köşede, kutunun içinde hayvanların ölüme terk edilmesinin arasında hiçbir fark yok. Bunları çok normalleştirdiysek ya da kapalı kapılar ardındaki hak ihlâlleri bizi ilgilendirmiyorsa toplumda da ciddi bir problem var demektir. Ayrıca bu olup bitenlere vatandaş olarak müdahil olamıyorsak, “adlî ve idarî soruşturma başlatıldı” denilip vakaların üstü hemen kapatılıyorsa ve biz bunların akıbetini öğrenemiyorsak devletin işleyişinde de bir sıkıntı var demektir ve bu anlayışın ne insanı ne hayvanı ne de ağacı yaşatamayacağı çok açık!</p>
<p>Bir kez daha söylüyorum: Rahatsız olun, endişelenin. Hiçbir şeyden habersiz, savunmasız, sokakta binbir zorlukla yemek bulabilmek için yaşam savaşı veren minicik yavru kedinin işkence ile öldürülmesi sizi rahatsız etsin. Toplumsal taleplerimize kulak tıkayan, taleplerimizden uzak ve hayvanların aleyhinde bir yasa tasarısı hazırlayıp hayvana şiddetin etkin bir şekilde önlenmesi konusunda biz STK’leri altı senedir oyalayan parlamenterlerin vurdumduymazlığı sizin de sorununuz olsun. Çünkü sadece bizlerin, hayvan hakları savunucularının değil, farklı toplumsal mücadelelerin de talepleri dikkate alınmıyor. Yaşadığımız toplumsal travmalar, her gün tanık olduğumuz toplumsal şiddet dikkate alınmak zorunda, önlem alınmaması hâlinde toplumdaki kutuplaşma, nefret ve linç kültürünün önü de alınamayacak. Devlet ve hükûmet görmemekte ısrarcı olsa da toplumsal bir çöküş yaşadığımız ortada.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20664" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/siide.png" alt="" width="1024" height="512" /></p>
<h4>&#8220;Şimdi bir kez daha, bunun, son eylemimiz olması umudu ile tekrar bir araya geliyoruz. <strong>10 Aralık</strong> Dünya Hayvan Hakları Günü’nde, <strong>Pazar günü, saat 13.30’da Taksim’deki Galatasaray Lisesi önünde </strong>buluşup toplumun en savunmasızı olan, doğuştan gelen hakları ısrarla kabul edilmeyen hayvanlar için tepkimizi bir kez dile getiriyor, failler arasında vatandaş-belediye başkanı, görevlisi ayrımı yapılmadan ertelemesiz hapis cezası talebimizi yineliyoruz.&#8221;</h4>
<p><strong>Ertelemesiz hapis cezası talebimizi yineleyeceğiz</strong></p>
<p>Hayvan hakları savunucuları olarak, milletvekilleri, bakanlar, başbakan ile defalarca görüştük; sayısız eylem yaptık, denemediğimiz yöntem kalmadı, parlamentoda ve bürokrasi düzeyinde defalarca toplantı yaptık. Her defasında vaatler verilip içinde olduğumuz yasama döneminde, hayvanları gerçekten koruyacak bir yasa tasarısının kabul edileceği bizlere söylendi ama Türkiye’de standart olan o politikacı tavrı hiç değişmedi. Bu kadar çabaya, tepkiye karşı, karşınızda taş olsa taş çatlar. Karşımızda sanki bir duvar var. Şimdi bir kez daha, bunun, son eylemimiz olması umudu ile tekrar bir araya geliyoruz. <strong>10 Aralık</strong> Dünya Hayvan Hakları Günü’nde, <strong>Pazar günü, saat 13.30’da Taksim’deki Galatasaray Lisesi önünde </strong>buluşup toplumun en savunmasızı olan, doğuştan gelen hakları ısrarla kabul edilmeyen hayvanlar için tepkimizi bir kez dile getiriyor, failler arasında vatandaş-belediye başkanı, görevlisi ayrımı yapılmadan ertelemesiz hapis cezası talebimizi yineliyoruz.</p>
<h4>&#8220;Eyleme müdahale olabileceği endişesiyle gelmemezlik etmeyin çünkü KİHAYKO Derneği eyleme dair gerekli izni aldı.&#8221;</h4>
<p><strong>Şiddetsiz bir toplumda yaşamak istiyorsanız eyleme siz de gelin</strong></p>
<p>Hayvan hakları ile ilgilenmeyebilirsiniz, ancak şiddetsiz bir toplum hayaliniz, arzunuz var ise düzenleyeceğimiz eyleme siz de gelin. Eyleme müdahale olabileceği endişesiyle gelmemezlik etmeyin çünkü KİHAYKO Derneği eyleme dair gerekli izni aldı.</p>
<p>Erzincan’da gözaltına alındıktan sonra yasalar gereği salıverilmek zorunda kalınan işkencecinin katlettiği yavru kediyi unutmamak, unutturmamak ve bu yavru kedi gibi her gün yüzlercesi, gözden ırak yerlerde, öfke patlaması yaşayan insanlar tarafından öldürülen, belediyelerce zehirlenen ve ölüme mahkûm edilen, çaresiz hayvanları gerçekten koruyacak bir yasa ve şiddetsiz bir toplumda yaşama talebimizi hep birlikte haykıralım. Bu şiddet sarmalında, cinnet toplumunda yaşamak zorunda değiliz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/hayvana-siddet-toplumsal-bir-mesele-mi-degil-mi/">Hayvana şiddet, toplumsal bir mesele mi değil mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suskunlukla Büyüyen Bir Sorun: Kadına Yönelik Şiddet</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/suskunlukla-buyuyen-bir-sorun-kadina-yonelik-siddet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Dec 2017 08:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[16 Gün Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hicran Kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[STL]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20659</guid>

					<description><![CDATA[<p>"...erkeklik kodlarının “erk” üzerinden üretilmesi ve iktidar talepleri, kadınlara yönelik şiddetin ortaya çıkmasına neden oluyor. Kadına yönelik şiddet girişiminde bulunan kişinin, otoritesini kullanarak zarar verme eğilimiyle, kadını belli görevlerle eve bağlayıp sosyal hayattan uzaklaştırdığını ve kendisine bağımlı hale getirdiğini de görüyoruz."</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/suskunlukla-buyuyen-bir-sorun-kadina-yonelik-siddet/">Suskunlukla Büyüyen Bir Sorun: Kadına Yönelik Şiddet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şiddet, her toplumda, her dönemde var olan ve bugün de olagelen bir sosyal olgu. Tanımlamaya kalktığımızda ilk aklımıza gelen fiziksel olsa da, şiddetin psikolojik, ekonomik, cinsel, sözel gibi pek çok değişik türü var.<strong>*</strong></p>
<p>Şiddet vakalarının birçoğunda şiddeti uygulayanın, şiddete uğrayanın yakın çevresinden olduğu görülüyor. Kadına yönelik şiddete bakacak olursak, saha çalışmalarında, genellikle karşı cinsin kadına uyguladığı şiddet vakalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Genellikle bahanesi, şiddeti uygulayan kişinin kendi içinde dizginleyemediği yoğun duygular olarak dile geliyor. Şiddet uygulayan birey, öfke duygusuyla baş edemediği, bunu sağlıklı şekilde dışa vuramadığı için şiddetin değişik türlerine başvuruyor. Bu kişiler bazen eş, bazen baba, kardeş ya da yakın akraba olabiliyor. Toplumsal cinsiyet kodları, erkeklik kodlarının “erk” üzerinden üretilmesi ve iktidar talepleri, kadınlara yönelik şiddetin ortaya çıkmasına neden oluyor. Kadına yönelik şiddet girişiminde bulunan kişinin, otoritesini kullanarak zarar verme eğilimiyle, kadını belli görevlerle eve bağlayıp sosyal hayattan uzaklaştırdığını ve kendisine bağımlı hale getirdiğini de görüyoruz.</p>
<p><strong>Karanlıkta Işığı Arayanlar İçin</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3142 alignleft" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-2-300x225.jpg" sizes="auto, (max-width: 464px) 100vw, 464px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-2-300x225.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-2-768x576.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-2.jpg 1024w" alt="hicran-2" width="385" height="289" />Ben, Sosyal Hizmetler Bölümü mezunuyum. Bu dalı ilk seçtiğimde, insanların ihtiyaçlarını gidermek, hayatın hiçbir zaman çaresiz ve çözümsüz olmadığını elimden geldiğince göstermek isteği beni motive etmişti. Destek verdiğimiz kişiler; çok zorluk çekmiş, hayata dair umutlarını kaybetmeye yüz tutmuş ama bir yandan da karanlığın içinde ışık aramakta inatçı insanlar. Bazen, hiçbir şey yapmadan onları sadece dinlemek bile, kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayabiliyor.</p>
<p>Yaptığımız işin hem güzel, hem de zor yönleri var. İnsanlara ulaşmak ve ihtiyaçlarını giderebilmek manevi olarak bizi güçlendirse de, karşılaştığımız bazı olayların duygusal yükünü taşımak çok zor gelebiliyor. Örneğin, şiddet vakaları karşısında aynı anda bu iki duyguyu  yaşayabiliyorum. Kadınlar, şiddete maruz kalmayı çoğunlukla utanılacak ve küçük düşürücü bir olay olarak gördükleri için dile getirmekten çekiniyor, sonrasında olacaklar konusunda kendilerini güvensiz ve kaygılı hissettikleri için de sessiz kalıyorlar. Harekete geçmek onlar için çok zor. Bazen de sadece paylaşmak ve sırtlarında taşıdıkları yükü hafifletmek için yaşadıklarını dile getiriyorlar. Benim için bu kadınların yanında olabilmek mutluluk verici, öte yandan şiddet sonrası yaşanan duyguları gözlemlemek, hikayelere tanıklık etmek gerçek bir dirayet gerektiriyor.</p>
<p>Bizler, Hayata Destek Bireysel Koruma ekibi olarak, mülteci kadınlara yönelik yürütülen faaliyetlerde çoğunlukla sağlık durumuyla ilgili vakalarda görev alıyoruz. Buna ek olarak, farkındalık oturumları düzenliyor, kadınlara yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanarak kendi ayaklarının üzerinde güçlü bir şekilde durabilmesini, kimseye bağlı kalmadan yaşayabilmesini sağlamak adına da kadınlara yönelik mesleki kursları içeren “Hayata Destek Geçim Kaynakları Projesi”ni yürütüyoruz. Böylece kadınları bilgilendiriyor, hayatlarıyla ilgili alacakları kararlara ışık tutmaya çabalıyoruz; aynı zamanda hayatlarını kazanabilecekleri, kendilerine geçim kaynağı sağlayabilecekleri fırsatları yakalamaları için kanallar açmaya çalışıyoruz. Destek verdiğimiz  kadınların hepsini çalışma hayatına dahil edemesek de, onlara aşılamaya çalıştığımız “ne olursa olsun kendine güven” fikriyle, hayatlarının her alanında başarılı olabilmelerine ve kendilerine inanmalarına katkı yapmayı amaçlıyoruz.</p>
<p><strong>Dile Getirilmeyen Şiddetin Sıradanlaşması</strong></p>
<p>Zor hikayeler her zaman var. Tanık olduğum ve halen takip ettiğim bir vakadan bahsetmek istiyorum. Danışanımız 30 yaşında evli bir kadın. Ofise ilk gelip destek istediğinde, rahminde yaşadığı şiddetli ağrılar ve kanamalardan bahsetmişti. İlk görüşmemizde durumu hakkında detaylı bilgi vermedi ancak ambulansla hastaneye götürdüğümüz sırada, ağrı ve kanamaların sebebinin eşinden gördüğü şiddet olduğunu ifade etti. Anlatmaya başladı. Kendisi 12 yaşındayken bir akrabasıyla zorla evlendirilmiş, 13 yaşında ilk bebeğini dünyaya getirmiş. Evliliğinin ilk gününden itibaren şiddetin her türlüsüne maruz kalmış. Önceleri gördüğü sözel ve psikolojik şiddet, zaman içinde fiziksel bir boyuta evrilmiş. Fiziksel şiddetin yoğunluğu da günden güne artmış. Yaşadığı olayları anlatırken, kimi zaman eşinin sırf vurmak istediği için, adeta keyif için kendisine şiddet uyguladığı belirtti. Öfkeliydi, korkuyordu, endişeliydi, ama bir yandan da yaşadıklarını ve hissettiklerini anlattığı için rahatlamıştı. Harekete geçmemesindeki en büyük etken çocuklarıydı. Şiddete uğrayan birçok annenin de yaşadığı ve hissettiği gibi…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3140 alignleft" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-1-225x300.jpg" sizes="auto, (max-width: 260px) 100vw, 260px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-1-225x300.jpg 225w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-1.jpg 747w" alt="hicran-1" width="260" height="347" />Hastanede yaptığımız görüşme sonrasında süreci takip için ikinci adım olan ev ziyaretini yaptık. Bu defa danışanımız konuyu kesinlikle açmadı, sadece yaşadığı sağlık sorunları hakkında konuşmak istedi. Hikayeyi dinlemişken bu tavır ile karşılaşmak benim için çok zorlayıcı oldu. Oysa, danışanımız yaşadığı sağlık sorunlarının gördüğü şiddetten kaynaklandığının farkındaydı. Şiddet uygulayan eşinin eve gelmesiyle kadının farkında olmadan gösterdiği tepkiler gözüme çarptı sonra. Eşi, bizleri güler yüzle karşıladı ancak ortada bir gerilim olmamasına karşın danışanımız ellerini ovuşturmaya başlamıştı, ara ara kollarını sıkıyordu, konuşurken sesi titriyordu. Görüşmemizi hızla sonlandırarak evden ayrıldık. Bir kadının çocukları için böylesine bir muameleye sessiz kalması sık duyduğumuz bir durum olsa da, buna birebir tanıklık etmek beni çok etkiledi. Süreci takip etme kararındaydım. Danışanımız kadınla tekrar görüşme planlayıp merkezimize davet ettim ve bu defa baş başa görüştüm. Sınırlarımız biraz daha genişti. Konuşmamızın sonunda, danışanım, eşi için herhangi bir şikâyette bulunmayacağını ve herhangi bir işlem yapılmasını istemediğini belirtti. Sosyal çevresinden ve akrabalarından çekindiğini, bu durumun ortaya çıkmasının kendisine ve çocuklarına zarar verebileceğini düşündüğünü, yuvasının yıkılmasını istemediğini söyledi. Derin bir çelişkinin ortasında hissettim kendimi. Kadınları hakları konusunda bilgilendiriyor, şiddetle mücadele yollarını paylaşıyorduk ancak atacakları adımlara kadınların kendilerinin karar vermesini gerekiyordu ve kadınlar kimi zaman, anlattığım bu hikayede olduğu gibi aldıkları kararla önümüze set çekiyordu.</p>
<p>Bu vaka, şiddete uğrayan bir kadının karşılaşabileceği pek çok olumsuz durumun gözle görülebilir bir örneği. Umarım, en kısa sürede kadınlarımızın kendilerini daha güvende hissedeceği çözümler bulunur, yaşadığımız toplumda ve dünyada kadına yönelik şiddet ‘sıra dışı’ nitelik kazanır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_3138" aria-describedby="caption-attachment-3138" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3138 size-medium" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-300x297.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-300x297.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-150x150.jpg 150w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-768x760.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-1024x1014.jpg 1024w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/11/hicran-4-e1512047314328-85x85.jpg 85w" alt="hicran-4" width="300" height="297" /><figcaption id="caption-attachment-3138" class="wp-caption-text">Hicran Kırmızı &#8211; Hayata Destek İstanbul Saha Çalışanı</figcaption></figure>
<p><strong>*</strong>Hayata Destek, <strong>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü</strong> vesilesiyle düzenlenen #16GünKampanyası’na, faaliyet yürüttüğü sahalarda “kadının güçlendirilmesi” hedefiyle çalışmalar yapan kadın çalışanlarının seslerini yükselterek destek veriyor. Beş şehir ve çevresinde, mülteciler başta olmak üzere ihtiyaç sahibi kadınların hayatına destek olmak için emek sarf eden arkadaşlarımız, tanıklıklarını kendi kelimeleriyle dile getiriyor. Dördüncü blog yazısı Hayata Destek Derneği  İstanbul Saha Çalışanı Hicran Kırmızı imzasıyla…Blog’da yer alan diğer yazılar için <a href="http://www.hayatadestek.org/blog/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/suskunlukla-buyuyen-bir-sorun-kadina-yonelik-siddet/">Suskunlukla Büyüyen Bir Sorun: Kadına Yönelik Şiddet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKF&#8217;de bugün: İletişimde Şiddetsizlik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/ykfde-bugun-iletisimde-siddetsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2017 08:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[İletişimde Şiddetsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetsizlik merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğurtçu Kadın Forumu (YKF)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoğurtçu Kadın Forumu (YKF) bugün  saat 19:30&#8217;da başylacağı etkinlikte Şiddetsizlik Merkezi&#8217;nden Umut ve Birsen ile İletişimde Şiddetsizliği konuşuyor, bu soruların cevaplarını birlikte araştırıyor. YKF&#8217;nin çağrısı şöyle: Konuşmak, söylemek, anlatmak, duymak, dinlemek, anlamak&#8230; Soru sormak, cevap vermek&#8230; Kendimizi ifade edebiliyor muyuz? Alışkanlıklarımız iletişimimizi destekliyor mu yoksa ket mi vuruyor? Kendimizi duyurmayı dert edindiğimiz kadar başkasını duymayı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/ykfde-bugun-iletisimde-siddetsizlik/">YKF&#8217;de bugün: İletişimde Şiddetsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoğurtçu Kadın Forumu</strong> (YKF) bugün  saat 19:30&#8217;da başylacağı etkinlikte Şiddetsizlik Merkezi&#8217;nden Umut ve Birsen ile İletişimde Şiddetsizliği konuşuyor, bu soruların cevaplarını birlikte araştırıyor. YKF&#8217;nin çağrısı şöyle:</p>
<p>Konuşmak, söylemek, anlatmak, duymak, dinlemek, anlamak&#8230;<br />
Soru sormak, cevap vermek&#8230;</p>
<p>Kendimizi ifade edebiliyor muyuz?<br />
Alışkanlıklarımız iletişimimizi destekliyor mu yoksa ket mi vuruyor?<br />
Kendimizi duyurmayı dert edindiğimiz kadar başkasını duymayı dert ediniyor muyuz?<br />
Konuşmak neden bazen çözümsüzlüğü büyütüyor?<br />
Kendimizi tanımlanmış, tercüme edilmiş ya da yargılanmış bulduğumuz bir iletişimin eşit tarafı olmak mümkün mü?<br />
Duygularımıza bakmak ve onları olduğu gibi tanımlamak çok güç mü?<br />
Olumsuz duygular ve ifadeleri, bize sorunu gösterecek işaretler olarak kullanabilir miyiz?<br />
politik gruplarımızda iletişimi şiddetsiz kurmak, politik hedeflerimizden olmalı mıdır?<br />
iletişimde şiddetsizlik feminizme içkin mi<span class="text_exposed_show">dir?<br />
ve en önemlisi:<br />
İletişimi mümkün kılan, iletişimi şiddetsiz kurmak mıdır?</span></p>
<p><span class="text_exposed_show"><strong>Saat:</strong> 8 Kasım Çarşamba 19:30- 22:30<br />
<strong>Adres:</strong> <a id="u_0_1h" class="_5xhk" href="https://www.facebook.com/sodid/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-hovercard="/ajax/hovercard/page.php?id=217209461622709" data-hovercard-prefer-more-content-show="1">SODİD</a> : </span>Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok. No:15, Kat:2, İstanbul</p>
<p>Duyurunun Facebook sayfası için <a href="https://www.facebook.com/events/106857810087189/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/ykfde-bugun-iletisimde-siddetsizlik/">YKF&#8217;de bugün: İletişimde Şiddetsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
