<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şeffaflık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/seffaflik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seffaflik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2024 13:13:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>şeffaflık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seffaflik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 14:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Araçları Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86662</guid>

					<description><![CDATA[<p>STK’ların %64’ü faaliyet raporlarını kamuoyuyla paylaşırken, finansal rapor paylaşma oranı %47’ye düşüyor. Bağış almayan STK'ları (%22) dışarıda bırakırsak, bağış alan STK'ların %55'i bağışçıları SMS, e-posta gibi araçlarla bilgilendiriyor. STK’ların şeffaflık endeks skoru ortama olarak 56.6 olarak puanlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yürütülen <a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a> araştırması sonucu ortaya çıkan gelişim endeksi, halihazırda Türkiye ve sivil topluma yönelik üretilen verilerden birkaç yöntemsel ve yaklaşımsal farkla ayrışıyor.  Bu doğrultuda araştırma, Türkiye’de sivil toplumun gelişimini, sivil toplum kuruluşlarının tecrübelerinden hareketle anlayacak şekilde, Türkiye temsili bir örneklemle yapılan saha çalışmalarıyla açıklıyor. Rapor hem sivil toplum kuruluşlarıyla hem de yurttaşlarla yapılan kapsamlı bir anket çalışmasıyla elde edilen doğrudan Türkiye temsili verileri içeriyor.  </strong></p>
<p>“Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi” yazı dizisinin bu üçüncü yazısında ortaya çıkan endekslerden; <strong>&#8220;Şeffaflık&#8221;</strong> ile <strong>&#8220;İletişim Araçları Kullanımı&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların %33&#8217;ü öz denetim mekanizmasına sahip.&#8221;</strong></em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-86663 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-640x640.jpg" alt="" width="467" height="467" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 467px) 100vw, 467px" /></p>
<p><strong>Şeffaflık Sonuçlar:</strong> Şeffaflık ve hesap verilebilirlik, organizasyonların yapısına göre çeşitli göstergelere sahip olabilir. İç ve dış denetim mekanizmalarına sahip olmak, faaliyet ve finansal raporları kamuoyuyla paylaşmak bu göstergeler arasında en yaygın olanları. Türkiye&#8217;deki STK&#8217;ları öz denetim mekanizması açısından incelediğimizde, yalnızca %33&#8217;ünün öz denetim mekanizmasına sahip olduğunu görüyoruz. Kamuoyuyla bilgi paylaşımına baktığımızda, STK’ların %64’ü faaliyet raporlarını kamuoyuyla paylaşırken, finansal rapor paylaşma oranı %47’ye düşüyor. Bağış almayan STK&#8217;ları (%22) dışarıda bırakırsak, bağış alan STK&#8217;ların %55&#8217;i bağışçıları SMS, e-posta gibi araçlarla bilgilendiriyor. STK’ların şeffaflık endeks skoru ortama olarak 56.6 olarak puanlanıyor.</p>
<p><strong>Şeffaflık Öneriler: </strong>Şeffaflık endeksi sonuçlarına göre, STK&#8217;ların iç denetim mekanizmalarını daha etkin hale getirmesine ve şeffaflık standartlarına daha sıkı bir şekilde uymalarına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Buna göre, iç denetim süreçleri daha şeffaf ve anlaşılır bir hale getirilmeli. Bununla birlikte, STK&#8217;lar, faaliyet ve finansal raporlarını da düzenli olarak yayınlayarak kamuoyuyla şeffaf bir iletişim kurmalı. Raporlar, kurumsal web siteleri, sosyal medya ve diğer erişilebilir platformlar aracılığıyla hedef gruplarına rahatlıkla ulaştırılabilir.</p>
<p>Bağışçıları bilgilendirme konusunun da daha sistematik ve standart olunması gerekiyor. Bunun için STK’lar, teknolojik araçlar kullanılarak, bağışçılara ve kamuoyuna daha hızlı ve etkili bir şekilde bilgi paylaşımını sağlayacak inovatif yöntemler geliştirilebilir. SMS, e-posta gibi araçlar daha etkin bir şekilde kullanılabilir.</p>
<p>Kamu idaresi de STK&#8217;ların şeffaflık endeksini değerlendirebilir ve bu değerlendirmeleri açık bir şekilde paylaşarak daha yüksek şeffaflığı teşvik edebilir. Ayrıca, STK’lara kaynak sağlayan kuruluşlar, eğitim programları ve kaynaklar aracılığıyla STK&#8217;ları iç denetim konusunda güçlendirecek projelere finansal destek sunabilir.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların %55,2&#8217;si yalnızca 1 iletişim kanalı kullanıyor.&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>İletişim Araçları Kullanımı Sonuçlar:</strong> STK&#8217;ların iletişim stratejilerinde dijital medyanın önemli bir yeri var. STK&#8217;lar en çok sosyal medya aracılığıyla hedef kitlelerine ulaşıyor. Bunu %23,3 ile görsel medya ve TV programları, %21,8 ile yazılı basın (gazeteler, dergiler) takip ediyor. Bu durum, STK&#8217;ların iletişim kanallarının çeşitliliğinin oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor. STK&#8217;ların %5,8&#8217;i hiçbir iletişim kanalına sahip değilken, %55,2&#8217;si yalnızca 1 iletişim kanalı kullanıyor. İki ila beş kanal kullananların oranı %32 iken, altı ve daha fazla iletişim kanalı kullananların oranı %7. Sosyal medya platformlarının kullanımına bakıldığında, en aktif kullanılan platformlar Facebook (%41,8) ve Instagram (%34,7). En az kullanılan platform ise LinkedIn: STK&#8217;ların %82,2&#8217;sinin LinkedIn hesabı yok. STK&#8217;ların medya araçları kullanımı ortalama 40,6 puan alıyor. Medyan skoru 36,0 olarak belirlenirken, bu değer Türkiye&#8217;deki STK&#8217;ların iletişim ve medya araçları kullanımındaki kapasite sınırlılığını gösteriyor.</p>
<p><strong>İletişim Araçları Kullanımı Öneriler: </strong>STK’ların iletişim araçları kullanımı ve araç çeşitliliğinin bu kadar kısıtlı olması yalnızca STK’ların çabalarının yetersizliğiyle açıklanamaz. İletişim ve görünürlük, STK’lar için hem mesele savunuculuğunda hem de bağışlar yoluyla kaynak edinmede çok önemli. Çoğu STK bunun farkında ancak kısıtlı insan kaynağı ve finansal kaynaklarla çalışan STK’lar iletişim konusuna yeterince kaynak ayıramıyor. Sivil toplum kısıtlı kaynaklarıyla ürettiği değerli bilgiyi ya da savunuculukla ilgili adımlarını yaygınlaştırmaya çalışıyor. Bu konuda kamu idaresinin desteği kritik önem arz ediyor. TRT ve Basın İlan Kurumu bu anlamda sivil toplumun etkisini artıracak iki önemli kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Burada yine şeffaf, erişilebilir bir şekilde bu kurumlara yönelik sivil toplum erişiminin teşvikini içeren bir mevzuat geliştirilmesi önemli ve aciliyetli. Bununla birlikte, kamu spotları gibi kaynaklar başta olmak üzere devlet elindeki tüm yaygınlaştırma kaynaklarının da sivil toplum tarafından kullanılmasının teşvik edilmesine ihtiyaç var. Bu süreçlerin de yine şeffaf ve erişilebilir olması elzem.</p>
<p>STK’ların çoğunluğunun dijital medya kullanmasının da tek başına bir sivil toplum sorunu olduğunu söyleyemeyiz. Yine bu noktada, medyanın bağımsızlığı ve tarafsızlığının da sağlanarak, STK’ların adil ve eşit bir şekilde kitlesel medya araçlarında görünürlüğünün artması mümkün olabilir. Öte yandan, STK’lar da LinkedIn gibi profesyonel ağlarda hesap açarak, iş dünyası ve profesyonellerle etkileşim kurabilirler. İş dünyası odaklı içeriklerle bu platformlarda varlık göstererek, potansiyel destekçiler ve iş birlikleri için olanaklar yaratabilirler. STK&#8217;lar ayrıca medya ile daha sıkı ilişkiler kurarak haber değeri taşıyan içeriklerle basında daha fazla yer almaya çalışabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi için Mecburi Adım: Etkili Sivil Toplum</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/11/demokrasi-icin-mecburi-adim-etkili-sivil-toplum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 12:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[görünürlük]]></category>
		<category><![CDATA[iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcı Demokrasi için Etkili Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[özdenetim]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun karar mekanizmalarına katılımını güçlendirmek için etki ve diyaloğu merkeze alarak farklı çalışmalar yapan YADA Vakfı, Türkiye sivil toplumunun tecrübe ettiği ortak sorunları ve bunlara ürettiği çözüm önerilerini 10 başlıkta bir araya getirdi. Sivil toplumun değişim talep ettiği; özgürlük, itibar, akreditasyon, kaynak, katılım ve iş birliği, standardizasyon, şeffaflık, görünürlük, özdenetim ve gönüllülük konularını içeren sorunlar ve çözüm önerilerinin siyasilere aktarılması hedefleniyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/11/demokrasi-icin-mecburi-adim-etkili-sivil-toplum/">Demokrasi için Mecburi Adım: Etkili Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-84009 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/yada-vakfi-640x291.jpg" alt="YADA Vakfı" width="332" height="151" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/yada-vakfi-640x291.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/yada-vakfi.jpg 700w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" />YADA Vakfı, Türkiye’de gerçekleşen değişim ve dönüşüm sonrasında gelinen noktada tüm siyasi aktörlere seslenen, sivil toplumun kendine özgü ve temalardan azade dertlerini konuşan bir alanın eksikliğinden yola çıkarak </span><b>Katılımcı Demokrasi için Etkili Sivil Toplum</b> <span style="font-weight: 400;">projesini hayata geçirdi. Buradan hareketle YADA, akademi ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturdu ve grupta yer alan uzmanlarla birlikte etkili bir sivil toplumun inşası için çeşitli çalışmalar yürüttü. Bu çalışmalar kapsamında YADA ve çalışma grubu, Türkiye’nin farklı illerinden 100’e yakın sivil toplum temsilcisiyle bir araya geldi. </span><span style="font-weight: 400;">YADA’nın organize ettiği Katılımcı Demokrasi için Etkili Sivil Toplum çağrılı </span><b>Meydan</b><span style="font-weight: 400;"> buluşmalarında, sivil toplumun yaşadığı mevcut sorunlar ve sorunların çözümlerine yönelik adımlar üzerine tartışıldı. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da çeşitli alanlarda çalışan ve farklı arka planlara sahip 100’e yakın sivil toplum temsilcisiyle yüz yüze gerçekleştirilen toplantılar sonrası, sorunlar ve sorunların çözümlerine yönelik öneriler 10 başlık altında toplandı. </span><span style="font-weight: 400;">Buradan elde edilen çıktılar önümüzdeki aylarda ilgili siyasi aktörlere ve kamu kurumlarına ulaştırılacak. </span></p>
<h5><b>Etkili Bir Sivil Toplum için Atılması Gereken Öncelikli 10 Adım</b></h5>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-84012 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-1-640x640.jpg" alt="" width="324" height="324" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" />1. Özgürlük: </b><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun etkisinin artırılmasında başat konu olarak ifade ve toplanma özgürlüğüne yönelik kapsayıcı düzenlemeler yapılmalı.</span></p>
<p><b>2. İtibar: </b><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun itibar iadesine ihtiyacı var. Siyasetin, sivil toplumu araçsallaştırmadan, sivil toplumun sivilliğine vurgu yaparak ilişkilenmesi ve mesafesini ifade etmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b>3. Akreditasyon: </b><span style="font-weight: 400;">&#8220;Kime sivil toplum diyoruz?&#8221; sorusunun yanıtındaki muğlaklık giderilmeli. Kurumların değerlendirmelerinde bağımsız, etki odaklı bir akreditasyon sistemi oluşturulmalı. </span></p>
<p><b>4. Kaynak: </b><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, vergi yükü gibi mevcut yasal bağlayıcılıklar nedeniyle kurumsal varlığının başlangıcından itibaren finansal bir yük altında. </span><span style="font-weight: 400;"> Sivil toplumun bağış toplamasındaki ve kaynak yönetmesindeki zorlu bürokratik süreçlerin kolaylaştırılması gerekiyor.</span></p>
<p><b>5. Katılım ve iş birliği: </b><span style="font-weight: 400;">Karar vericilerin, politika hazırlarken sivil toplumu ve önerilerini kapsayıcı bir şekilde dikkate alması gerekiyor. Bununla ilgili prosedürlerin şeffaf olması, farklı politik yaklaşımlara sahip olma ve farklı yerellerde faaliyet gösterme gibi özelliklerin gözetilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84011 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-640x640.jpg" alt="etkili sivil toplum için 10 adım" width="318" height="318" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/sivil-toplum-icin-10-adim.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />6. Standardizasyon: </b><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumlarının, özelde de Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün sivil topluma yönelik aldığı tutum ve yaklaşım her ilde farklılık gösteriyor. Kamu-sivil toplum arasındaki ilişki ve işleyişin standart hale gelmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b>7. Şeffaflık:</b><span style="font-weight: 400;"> Devletin her türlü tematik alanda attığı adımları ve tasarruflarını raporladığı, özelde de sahada topladığı verileri sivil toplumla, sivil toplumun özgürce tüm faaliyetlerini şeffaf bir şekilde toplumla paylaşacağı bir ortam yaratılması gerekiyor. </span></p>
<p><b>8. Görünürlük</b><span style="font-weight: 400;">: Kamu spotları gibi kaynaklar başta olmak üzere tüm devlet elindeki yaygınlaştırma kaynaklarının sivil toplum tarafından kullanılmasının teşvik edilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b>9. Özdenetim:</b><span style="font-weight: 400;"> Sivil toplum devleti kendisini denetleyen bir kurum olarak görüyor. Halbuki denetim özdenetim olmalı, sivil toplum kendi denetiminde sorumlu ve söz hakkı sahibi olmalı.</span></p>
<p><b>10. Gönüllülük:</b><span style="font-weight: 400;"> Sivil toplumun gönüllülere ihtiyacı var. Bunun için de hem sivil toplumun itibarının iadesi hem de aktif yurttaşlığın desteklenmesi gerekiyor.</span></p>
<p><em><b>YADA Vakfı Hakkında:</b></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">2004 yılında kurulan YADA Vakfı (Yaşama Dair Vakıf), sivil toplumun; yurttaşların kanaatlerini, hükümetlerin, siyasetin, kamu yönetiminin ve özel sektörün kararlarını etkileyen kuruluşlar olmasına katkıda bulunmaya çalışıyor. YADA uzun yıllardır, müzakere edilebilir bir sivil toplum anlayışının gerekliliğine inanıyor ve toplumsal grupların diğerleri ve karşıtlarıyla iletişim kurabileceği, müzakere edebileceği, iş birliği yapabileceği bir kamusal hayatın inşası için düşünüyor, tasarlıyor ve üretiyor. Bunun için sivil toplum dünyasını bir araştırma ve uygulama alanı olarak ele alıyor, sivil toplum ve STK’lar üzerine araştırmalar yaparak bilgi üretiyor, üretilen bilgiyi STK’lar için kullanışlı hale getiriyor. Bir yandan toplumsal tecrübenin bilgisini üretirken diğer yandan sivil toplumu, yurttaşlar ve karar vericiler için daha görünür ve etkili kılacak araçlar, modeller tasarlıyor, yeni diyalog, müzakere ve iş birliği modellerini hayata geçirebilmek için çalışıyor.</span></em></p>
<p><strong><em>Meydan Buluşmaları Hakkında:</em></strong></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">YADA vakfı, Meydan buluşmalarını uzun yıllar yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucunda tespit ettiği sivil toplumun kendi içine kapanma halini aşmak için ortak paylaşım ve çalışma alanları yaratarak diyalog ve müzakere zemini hazırlamak amacıyla geliştirdi. Türkiye sivil toplumunun kutuplaşmanın yansıması olan bu sorunun üstesinden gelmek için geliştirilen Meydan buluşmalarıyla; Türkiye sivil toplumunun kutuplaşmaya verdiği katkı ile yüzleşmesini sağlayacak, diğerinden daha fazla hak iddia etmeden ve diğerini kendine benzetmeye çalışmadan konuşabileceği, demokratik bir müzakere ortamını yaratmak hedefleniyor. </span></em></p>
<p><em><a href="http://www.meydanda.org"><span style="font-weight: 400;">www.meydanda.org</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="155" height="89" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/11/demokrasi-icin-mecburi-adim-etkili-sivil-toplum/">Demokrasi için Mecburi Adım: Etkili Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 11:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzluk Algıları Endeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79401</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 2021 Yolsuzluk Algıları Endeksi'ni yayınlandı. Endeksin 2021 sonuçlarına göre, Türkiye 38 puanla 180 ülke arasında 96. sırada yer alırken, 2013'ten bu yana 12 puan kaybetti ve sıralamada 43 basamak geriledi. Sonuçlar, Türkiye'nin son 10 yılda en çok puan kaybeden ülkeler arasında zirvede yer aldığını gösterdi. 1 milyon üzeri nüfuslu ülkeler arasında en büyük düşüş Türkiye’de yaşandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin puanı Avrupa Birliği&#8217;nin tüm üye ülkelerinden daha düşük. Bulgaristan gibi pek de temiz bir sicile sahip olmayan ülkeler dahil olmak üzere üyelerin tamamı Türkiye’nin önünde bulunuyor. Türkiye ayrıca 38 OECD ülkesi arasında 37. sırada yer alıyor. Türkiye, yer aldığı Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri bölgesinde, 22 ülke arasında Gürcistan, Ermenistan, Karadağ, Belarus, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’ın ardından 8. sırada bulunuyor. 2013 yılında bu bölgede zirvede yer alan Türkiye yolsuzluk konusunda en temiz algıya sahipti. 2013-2022 arasında Türkiye bu bölgede <a href="https://seffaflik.org/2021-yolsuzluk-algi-endeksi-aciklandi/" target="_blank" rel="noopener">endekste</a> en çok gerileyen ülke oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde sırasıyla 17-25 Aralık dosyalarının kapatılması, soruşturma açılan siyasilerin kamu görevlerine devam edebilmesi, seçim kampanya ve güvenliği konusunda yolsuzluk ve ihlallerin normlaşması, OHAL ve sonrası dönemde yargı ve bürokraside rüşvetin yaygınlaşması, mafyanın güvenlik güçleri ve siyasilerle temas ve ilişkilerinin giderek derinleşmesi, bakanların mafyayla aynı kareye girmesi ve mafya tarafından açıkça tehdit edilmesi, Türkiye’nin uluslararası savaşçı ve uyuşturucu trafiği konusunda bir “hub point” olarak suç ve yolsuzluk konusunda güven kaybetmesi, nepotizmin giderek aşikar hale gelmesi, aynı zamanda otoriterleşme ile birlikte hesap verilebilirlik, şeffaflık ve denetleme ilkelerinin neredeyse tamamen aşınması Türkiye’nin kısa sürede Doğu Avrupa ülkelerinin gerisine düşmesine ve otoriterlik, yolsuzluk ve iç karışıklıklarla anılan Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerinin seviyesine inmesine yol açtı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye aynı zamanda 17-25 Aralık’tan bu yana otoriterleşme ve yolsuzluğu eş zamanlı olarak hızlandıran birçok gelişmeye sahne oldu. 2007’den itibaren yargı, bürokrasi ve orduda birlikte alan genişleten AK Parti ve Gülencilerin kendi aralarında yaşadığı çatışma Türkiye’ye 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi ile son bulan derin bir yıkım yaşattı. Erdoğan bu süreçte yeni ortak olarak milliyetçilere yakınlaşırken, Çözüm sürecini sona erdirdi ve Kürt siyasetini gayrimeşru ilan ederek 1990’lı yılların güvenlikçi anlayışına geri döndü. Darbe sonrasında OHAL döneminde 2 milyona yakın kişiye terör soruşturması açılırken, toplam 100 milyar dolara yaklaşan değerde mülke el konuldu. 100 binden fazla memur devletten atıldı. HDP’li belediyelere kayyum atandı, HDP’li vekiller ve parti üyeleri tutuklandı. Bu süreçte KHK ve başkanlık sistemiyle inşa edilen ara rejimde hukuksuzluk normlaşırken, yolsuzluk sıradanlaştı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-79406 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg" alt="civil liberties" width="640" height="399" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties.jpg 710w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada sivil özgürlükler ve yolsuzlukla mücadelede başarı arasında pozitif bir ilişki gözlemleniyor. Grafikte gözlemlendiği üzere, sivil özgürlükler puanı ve yolsuzluk sicil puanı birlikte artış eğilimi gösteriyor. Türkiye, sivil özgürlüklerin neredeyse minimum düzeye indiği bir ülke olarak yolsuzlukta da dünya ortalamasının gerisinde kalıyor. Sonuç olarak, 2021 yılında yaşananlar ve bu yılın küresel yolsuzluk algısı raporu, Türkiye’nin demokratikleşen ülkeler arasından, yolsuz ve otoriter ülkeler arasında geçiş yaptığını belgelemiş oldu.</span></p>
<h5><b>Gri Liste</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 Ekim’de Türkiye’nin yaşadığı bu hızlı ve karanlık yolculuğu belgeleyen önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Ürdün ve Mali’yle birlikte kara para aklama ve terörizmin finansmanının engellenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle, 1989 yılında G-7 Paris Zirvesi sonrası kurulan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından gri listeye alındı. Merkezi Paris’te bulunan ve 39 ülkenin üye olduğu kurumun, biri kara diğeri gri olmak üzere iki listesi var.  Kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yer aldığı “kara liste”de İran ve Kuzey Kore yer alırken Türkiye’nin bu yıl eklendiği yükümlülükleri eksik yerine getirilenlerin yer aldığı “Gri listede” Pakistan, Suriye, Arnavutluk, Myanmar, Yemen, Güney Sudan, Uganda, Senegal, Burkina Faso, Zimbabve, Nikaragua, Filipinler, Kamboçya, Haiti, Cayman Adaları ve Barbados bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı <a href="https://open.spotify.com/episode/7h59CWuDEvZHvmKq5Atsun?si=2cad0bd5e75a49ec&amp;nd=1" target="_blank" rel="noopener">Oya Özarslan, gerçekleştirdiğimiz mülakatta,</a> Türkiye’nin artık itibar kaybı ve AB rotasından uzaklaşmanın ötesinde lig düştüğünü, Güney Sudan ve Myanmar gibi yolsuzluğun norma dönüştüğü, etnik çatışmaların hakim olduğu ülkelerle aynı grupta yer aldığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, Türkiye yolsuzluk konusunda uçuruma yuvarlanmış ve gri listeye düşmüş durumda. Nitekim bu ülkeleri yöneten idareler “korsan devlet” olarak görülüyor. Bu ülkeler diktatörlerin kara para cennetleri olarak tanımlanıyor. Gelinen noktada Türkiye’yi yöneten elitler halkına ve dünyaya yaşattığı güven kaybıyla, Türkiye’nin ekonomik yaptırımlar ile uluslararası yatırım ve kredi konularında artık çok daha zorlanmasına neden oluyor ve olmaya deva edecekler. Bu durum sadece hükümet için değil, belediyeler ve özel sektör için de geçerli ve bir zamanlar AB ve demokrasi yolunda olan 85 milyonluk büyük bir ülke bu karanlık tablodan olumsuz etkilenmeye devam ediyor.</span></p>
<p><em>Görsel: Ellice Weaver </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem İttifakı Doğal Bir Diyalog ve Müzakere Alanı Oluşturacak&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ittifaki-dogal-bir-diyalog-ve-muzakere-alani-olusturacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 14:02:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[denetleme]]></category>
		<category><![CDATA[Hatem Ete]]></category>
		<category><![CDATA[Millet İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Enstitüsü’nden siyaset bilimci Hatem Ete, güçlendirilmiş parlamenter sistem için oluşturulan ittifakın çoğulculuk ve kutuplaşmanın aşılması açısından önemli olduğunu belirterek, 'Muhalefeti oluşturan yapının çoğulcu olması, herhangi bir aktörün tek başına sistemi domine etme imkanı olmayışı sistemi daha demokratik bir hale getirecektir.' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ittifaki-dogal-bir-diyalog-ve-muzakere-alani-olusturacak/">&#8216;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem İttifakı Doğal Bir Diyalog ve Müzakere Alanı Oluşturacak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&#039;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem İttifakı Doğal Bir Diyalog ve Müzakere Alanı Oluşturacak&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/ZcsXKanxTGg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="font-weight: 400;">Ankara’da bugün altı siyasi parti başkanının katılımıyla imzalanan parlamenter sisteme dönüş mutabakatını Sivil Sayfalar’a değerlendiren siyaset bilimci Hatem Ete, sistemlerden önce demokratik arka planın önemine işaret etti. Mevcut durumda başkanlık sisteminin merkeziyetçi, tek adam etrafından güç birikmesine yol açtığını belirten Ete, “Bu durum ittifak içi ya da parti içi ilişkilerin şeffaf olmadığı, kapalı kapılar ardında bir sürü kararların alındığı, cumhurbaşkanının tek başına yasama, yürütme ve yargı organlarını kendi elinde bulundurduğu, denetleme organlarının tamamen ortadan kalktığı bir tablo ortaya koydu. Parlamenter sisteme dönüş öncelikle bu unsurların yıkılıp yerine yeni bir yapı inşa edilmesinin yolunu açacak” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">6 partinin ittifakıyla oluşturulacak parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığının, denetleme ve şeffaflığın daha iyi kurgulanacağını ve hiçbir aktörün tek başına sistemi yürütemeyeceği için doğal bir diyalog ve müzakere alanı oluşacağını savunan Ete, “Muhalefeti oluşturan yapının çoğulcu olması herhangi bir aktörün sistemi tek başına domine etme imkanı olmayışı sistemi daha demokratik bir hale getirecektir” dedi. Ete, iki sistem tecrübelerinin de gözden geçirilip oluşturulacak güçlendirilmiş parlamenter sistem inşasında kullanılmasının önemine de vurgu yaptı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Partilerin bir araya gelmesinin bu güne kadar Millet İttifakı’nın kullanılamayan potansiyelini gerçekleştirmesine yardımcı olacağını belirten Hatem Ete, “Bu aynı zamanda Millet İttifakı’na yöneltilen endişelerin ortadan kaldırılmasına da hizmet edebilir.&#8221; dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ittifaki-dogal-bir-diyalog-ve-muzakere-alani-olusturacak/">&#8216;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem İttifakı Doğal Bir Diyalog ve Müzakere Alanı Oluşturacak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Ortak Amaç&#8217;ın Sivil Etki Gücü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/08/ortak-amacin-sivil-etki-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Veli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2021 10:45:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Etki Girişimciliği]]></category>
		<category><![CDATA[kültür değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil etki]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal etki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76640</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Etki Girişimciliği'nin gündem olduğu günümüzde insanları yeniden düşünmeye, ilişkilerini sorgulamaya başlayacak sivil bir etki üretilmelidir. Çünkü, 'kurumlar ellerinden gelenin en iyisini yapmaya devam etse de' yıkıma uğramaktan kurtulamayacaklar. Üstelik 'sadece büyümeye ve kar üretmeye yönelik anlayışın artık sürdürülebilir olmadığı' ortadadır. Bu açmazdan çıkış için sadece kârla alakalı olan mantığı bir kenara bırakmalı, sosyal etkiye odaklanmalıyız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/08/ortak-amacin-sivil-etki-gucu/">&#8216;Ortak Amaç&#8217;ın Sivil Etki Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">KalDer’in düzenlediği 30. Kalite Kongresi’nde, yaşanan sorunlara yönelik çözüm önerileri &#8216;sivil rol&#8217;ün önemini bir kez daha göstermiştir. Bilim, akademi, medya ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerini buluşturan etkinlik, &#8216;Ortak Amacın Gücü&#8217;ne vurgu yaparak sivil etkiyi tescillemiştir. Peki, &#8216;hissedar kapitalizminden paydaş kapitalizmine geçiş’ sürecinde sivil etki ne şekilde sergilenecektir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beklenen sivil etki; &#8216;ekonomik büyümeyi birlikte büyümeye çevirmeyi, tüm paydaşları büyütmeyi&#8217; hedeflemelidir. Bu açıdan &#8216;yasak savan değil, konuyu dert eden ekipler&#8217;in gerekliliği açıktır. Böylelikle &#8216;topluma, çalışanlara, müşterilere değer katan&#8217; ve &#8216;şirketlerin büyümesi kadar, yoksullukla da mücadele eden&#8217; anlayış sergilenebilir. İnsan odaklı düşünmek ve daha iyi bir gelecek için ellerimizi taşın altına koyma dönemi şimdi değilse ne zaman? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte sivil etki sergilenmediği taktirde &#8216;gelir dağılımında eşitsizliği; popülist milliyetçi duyguları körükleyen, sosyal hoşnutsuzluğu ve politik riskleri artıran&#8217; tepkisel bir dönem yaşanacak! Az sayıda insanın tüm gelirlerin çok büyük kısmına sahip olduğu, &#8216;orta sınıfın eriyip alım gücünün azaldığı&#8217; şartlar başlayacak! Ve insanlığın yaşadığı sorunlar, pandemi sonrasında bir ‘endemi’ye dönüşerek ekonomik ve sosyal olumsuzluklar derinleşecek! Artan ekonomik ve sosyal uçurum, tüm kesimler ‘kölelik düzenine hayır’ ekseninde toplayacak! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Hiçbir şeyin bu sistemde uzun süre ayakta kalamayacağına şahit olduğumuz böylesi bir duraklama dönemi&#8217;nde sivil inisiyatif sergilemek için köprüden önceki son çıkışa doğru ilerlemekteyiz. &#8216;Ortak Amacın Gücü&#8217;ne muhtaç olduğumuzu bir kez daha hissediyoruz. &#8216;Adil, hesap verebiliyor, çevreye ve çalışanlara şeffaf ve sorumlu&#8217; kurumlar eliyle bir kültür değişimine kapı aralamak istiyoruz. Organizasyonlar yeniden yapılandıran ve temeli güvene dayalı ilişkiler kurarak gerçek çözümlere adım atmak zorundayız. Kısacası “toparlanın, gitmiyoruz” gibi bir çağrı sonrasında girdileri değiştirerek yeni çıktılara ulaşmalıyız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/08/ortak-amacin-sivil-etki-gucu/">&#8216;Ortak Amaç&#8217;ın Sivil Etki Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Şeffaflık Yaz Okulu Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/dijital-seffaflik-yaz-okulu-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 12:10:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Şeffaflık Yaz Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Derneği Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzlukla Mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Derneği Türkiye Şubesi'nin 3-5 Eylül 2021 tarihlerinde çevrim içi ortamda düzenleyeceği 2021 Dijital Şeffaflık Yaz Okulu başvuruları açıldı. Son başvuru tarihi 19 Ağustos 2021.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/dijital-seffaflik-yaz-okulu-basvurulari-acildi/">Dijital Şeffaflık Yaz Okulu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital Şeffaflık Yaz Okulu&#8217;nda farklı kentlerden ve disiplinlerden üniversite öğrencilerinin katılımıyla; şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık kavramlarını, yine farklı saha ve disiplinlerdeki izdüşümleriyle tartışılacak.</p>
<p>Yolsuzlukla mücadele odaklı bu iyi yönetişim okulunda; etik, siyasetin finansmanı, araştırmacı gazetecilik, özel sektörde yolsuzlukla mücadele, uyum politikaları ve temel veri eğitimi konulu eğitim seminerlerine katılma imkânı bulabilirsiniz.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Ne zaman?</strong></p>
<p>Program <strong>31 Ağustos – 5 Eylül tarihleri arasında internet üzerinden</strong> gerçekleştirilecektir.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Nerede?</strong></p>
<p>Eğitim programımızın gerçekleştirileceği online platform, ilerleyen günlerde katılımcılarla paylaşılacaktır.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Kimler başvurabilir?</strong></p>
<p>Başvuru yapmak için lisans öğrencisi olmanız yeterli.</p>
<p>2020-2021 eğitim yılında mezun olmuş veya olacak lisans öğrencileri de başvuru yapabilir ancak program yüksek lisans ve doktora öğrencilerine açık değildir.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Nasıl başvurulur?</strong></p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScC_ZRTQvWNofuOjq_VlVQIo9cbGW28y2439OnKRO7c9NI6tA/viewform?usp=sf_link" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Buraya tıklayarak</a> açılan bağlantıdaki formda istenen bilgileri doldurmanız yeterlidir.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Son Başvuru Tarihi</strong></p>
<p>Son başvuru tarihi <strong>19 Ağustos Perşembe 2020 (23:59)</strong> olarak belirlenmiştir.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Program Ücretli mi?</strong></p>
<p>Şeffaflık Yaz Okulu için herhangi bir katılım ücreti alınmıyor.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Kontenjan</strong></p>
<p>Programa <strong>80 öğrenci</strong> kabul edilecek.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Sonuçların Açıklanması</strong></p>
<p>Değerlendirme süreci olumlu sonuçlanan kişilerle e-posta yoluyla iletişime geçilecek.</p>
<p data-fontsize="18" data-lineheight="27"><strong>Katılım Belgesi</strong></p>
<p>Programa eksiksiz olarak katılan öğrencilere Şeffaflık Yaz Okulu katılım belgesi verilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/dijital-seffaflik-yaz-okulu-basvurulari-acildi/">Dijital Şeffaflık Yaz Okulu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 14:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Chrest Vafkı]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Yabancı Fon]]></category>
		<category><![CDATA[STÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun fon kullanmasına ilişkin tartışmalar sürüyor. Görüşlerine başvurduğumuz uzmanlardan ilki olan sivil toplum alanında deneyimli isim Sunay Demircan, STÖ’lerin fon kullanma konusunu “hainlik” paranoyasından kurtularak, çok boyutlu haliyle görüp, değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Demircan’a göre, Türkiye’de sivil toplumun gelişmesinde ve hakların elde edilmesinde lokomotif görevi gören fonların şeffaf şekilde kullanılmasında etik bir sorun yok.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/">&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son birkaç gündür Türkiye gündeminin üst sıralarında, bazı basın yayın kuruluşlarının ABD merkezli Chrest Vafkı’ından aldığı hibenin “</span><span style="font-weight: 400;">fondaş medya” olarak haberleştirilmesi,</span><span style="font-weight: 400;"> ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un medyada yeni bir düzenleme yapılacağına ilişkin açıklamaları yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı Erdoğan verdiği röportajda “yalan haberi terörizmle eş düzeyde ve demokrasiye açık bir tehdit olarak gördüğünü” ifade ederek, Ekim ayında Meclisin açılmasıyla yürürlükte olan Sosyal Medya Yasası’na ek olarak geleneksel ve sosyal medyayı içeren yeni bir çalışma yapılacağını açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan’ın açıklamalarına ek olarak Fahrettin Altun, </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade” etmeyeceklerini söyledi ve &#8220;yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı” olduğunu kaydetti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıklamanın ardından, medyada yabancı fon tartışmalarına cevaben </span><a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/rtuk-yerli-ve-milli-medyamiz-yalniz-ve-sahipsiz-degildir"><span style="font-weight: 400;">RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu)</span></a><span style="font-weight: 400;"> ise yabancı kurum ve kuruluşların fonlarıyla Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren medya organları ile ilgili olarak “düzenleme ve denetleme faaliyetlerinin titizlikle yürütüldüğünü” belirterek, &#8220;Yerli ve milli medyamız yalnız ve sahipsiz değildir&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medya üzerinden yoğunlaşan bu tartışmalar, sivil topluma da yansıdı. Türkiye’de sivil toplumda özellikle Batı kaynaklı yabancı fon kullanan STK’lara yönelik 1990’lı yıllardan bu yana “casusluk ve vatan hainliği” gibi suçlamalar zaman zaman gündemde yerini alıyor. Medyascope ve medya üzerinden başlayan Batı kaynaklı fon kullanan kuruluşlara yönelik güncel tartışmada ise bazı yayın organları  “</span><a href="https://www.karar.com/gorusler/yabanci-vakiflar-ve-yerli-milli-hayirseverlerimiz-1625941"><span style="font-weight: 400;">Katar veya İslam Kalkınma Bankası fonlarının desteği ile faaliyetlerini sürdüren bazı STK projeleri ile haber-yorum sitelerini</span></a><span style="font-weight: 400;">”  hatırlatarak, “yabancı fon” polemiğinin gündeme getirilmesindeki samimiyeti sorguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alanda yerli ve yabancı fon kullanımını, bunun sivil toplumun sivilliğine olan etkilerini, Batı ve Doğu kaynaklı fon ayrımını ve dahasını Sunay Demircan ile konuştuk.   </span></p>
<p><b>STK’ların, yabancı ülke menşeli kuruluşlardan fon almasında, sivil toplumun sivilliği ve bağımsızlığı açısından bir sakınca var mı? Fon kullanmak sivil toplumun “sivilliğine” zarar verir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72931 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/civil-society.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="346" height="232" />“Sivillik ve sivil toplumun bağımsızlığından ne anlamalıyız?”  önce bunu açıklamak isterim. Öncelikle sivil toplum kavramını kısaca tanımlamamız gerekiyor.  Kavram, yani sivillik bize Roma’dan geliyor.  Temelleri Roma’da atılan insanın akıl, irade ve haklar gibi kavramların yeniden yorumlanmasıyla, yasanın birey – devlet ikiliğinde, bireyin haklarını gözetmesi ve hukukun gündelik yaşamın içine girmesi, özel mekanın da yasayla kamusal alandan ayrılan bir kategoriye kavuşmasıyla, sivil toplum bir medeniyet ve ilişkiler bütünü olarak oluşmaya başlıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alandaki örgütlü yapılara da biz STÖ, yani sivil toplum örgütü diyoruz. STÖ’lerin bağımsızlığı ve sivilliği için de belli kriterler var, nedir, toplum devletten ve piyasa dediğimiz özel sektörden bağımsız olacak, özerk, demokratik olacak, şeffaf olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlar kuşkusuz uluslararası ölçekte bilinen kavramlar; bence sivil toplum, değerler ve değerlerin ürettiği bağlar yani ilişkiler üzerine kurulan anlam düzlemi ile var oluyor. Bu anlamı taşıyan dil de önemli elbet.  </span></p>
<p>Bana göre tüm dünyada, günümüzde sivil toplumun yaşadığı temel sorun değerlerin zaman içinde aşınmasıyla, bağların kopuşu; bağlar ve değerler üzerine kurulu anlam düzleminin çökmeye başlaması. İnsanlar köşe bucak anlam arıyorlar ama bulamıyorlar. Düşünsenize, insan insana muhtaç lakin bu muhtaçlık halimizi unuttuk. Bir boşluğa doğru sürükleniyoruz ve sonuç olarak bu halimizi de son derece gergin, öfkeli, iteleyen ve öteleyen bir dille ifade ediyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemen etiket hazır, “vatan haini”. Bunu söylemek bu kadar kolay olmamalı değil mi? Adı sanı belli, şeffaf bir biçimde belirtilmiş, gizlisi saklısı da yok; kalk “desteklemiyorum” de, “katılmıyorum” de, “kınıyorum” de, ama “hain” de deme yani. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç itibarıyla  “fon kullanmak sivil toplumun &#8216;sivilliğine&#8217; zarar verir mi?” sorusuna yanıtım şu:</span> <span style="font-weight: 400;">bu bıçak sırtı bir durum. Alan ve veren arasındaki ilişki şeffaf ve denetlenebilir ise, mevcut yasalara da uygunsa, kurumların temel ilkeleri ve vizyonları ile de örtüşüyorsa ve yukarıdaki tanımlar çerçevesinde de sivillik kriterlerine göre yönetiliyorsa, “verir” demek doğru değil. Ama bunlara uymuyorsa ki, bunun örnekleri de çok, o zaman elbette verir. </span></p>
<h5><b>‘Kaynak Sadece Para Değildir’</b></h5>
<p><b>Kaynağı- fonu nasıl değerlendirmemiz gerekiyor?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynak sadece para değildir. Hatta para kaynağın sadece az bir bölümüdür. Soyut, somut, doğrudan, dolaylı, küçük ve büyük tüm değerler bence STÖ için kaynaktır. Örgütün ismi, logosu, ürettiği ve paylaştığı bilgiler, deneyimleri, uzmanları da kaynaktır.  Dolayısıyla bir sivil örgütün varlığı başlı başına kaynaktır, buradan hareketle bence bir örgütün gelecek hayali de kaynağa dönüşmek olmalıdır.  Yani, bu kaynak eşittir fon, fon eşittir para denkleminden çıkmak lazım, bu içine kapalı bir döngü. </span></p>
<p><b>STK’lar fon olarak sadece finansal destek mi alıyor? Bir örnek üzerinden gidersek, bir sivil örgütün yabancı ya da yerli kaynaktan fon alması sürecini ve bunun bağımsızlığı üzerindeki etkisini nasıl anlatırsınız?   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir STÖ, ilkeleri, varoluş amaçları ve ihtiyaçları çerçevesinde kaynak ile arasındaki ilişkiyi kurgular. Kaynak arayışında bağımsızlığına, sivilliğine tehdit oluşturmayan “kaynak yönetimi” ilkelerinin olması önemli.  Hele bu devirde, kaynağın çok daha titiz sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Sadece menşei itibarıyla değil, ihtiyacın gerçekliği, uygunluğu itibarıyla da.  </span></p>
<p><b>Yabancı kuruluşlar, fon dışında kaynak da sağlıyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette, bir örnek vereyim hemen, iyi oldu bu soru, hem şu &#8216;yabancı ile ilişki kuran haindir&#8217; konusuna da açıklık getirebilir. 90’lı yıllar, ulusal ölçekte çalışan, çok aktif bir doğa koruma örgütünde (dernek) çalışıyordum, devlet Fırtına Deresi üzerine baraj yapmaya kalktı ve işi de bir şirkete verdi. Biz de “bu baraj yapılmasın, fırtına korunsun” diye kampanya yaptık. Bir gün kapımız çalındı, baktık bir beyefendi, barajı yapacak şirketin sahibiymiş, bize işbirliği öneriyor, proje yapın, biz de parasal destek verelim diyor, ciddi de bir para öneriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, ama demiyor ki, “bu parayı alınca şu baraj itirazınıza da son verirsiniz”. </span><span style="font-weight: 400;">Ne yapacaksınız? Kaynak yerli mi? Yerli. Yasal mı? Yasal. Bağımsızlığıma müdahale ediyor mu? Hayır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama bir şey var ki, olmuyor, o da “etik kural”; yani örgütün vicdanı sana “dur” diyor. Almadık tabii, teşekkür edip gönderdik, sonra dava açtık ama mahkeme için de bilimsel rapor lazım, o zamanlarda da nehir tipi akışkan santrallere dair Türkiye’de uzman bulamadık, İngiltere’den bu gibi konularda fon sağlayan bir kurulaş başvurduk ve bize İngiltere’den konunun uzmanı bir hidrolog gönderildi. Bakın para yok ortada, sadece uzmanın masraflarını karşıladılar, geldi, çalıştı, raporunu hazırladı, o raporu taraflara sunduk, kampanya başarılı oldu ve zamanın yöneticileri “Fırtına korunacak, barajlar iptal” dediler. </span></p>
<p>Şimdi, duruma nereden baktığına bağlı değişiyor iş, “o baraj yapılmalıydı, İngiliz’in parasıyla geldin başımıza iş açtın hain” diyen çıkabilir (ama çıkmasın lütfen); &#8220;el değmemiş bir nehir kalsın şu ülkede, Allah razı olsun&#8221; diyen de çıkabilir.</p>
<p><b>Yani, yabancı destek olmasından çok, desteğin sizin ilkelerinizle ve ihtiyaçlarınızla örtüşüyor olması önemli diyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette… “Yabancının kendisini de parasını da istemiyoruz” demek her yere yapıştırılacak cümle değil. Yeri geliyor o sevilmeyen yabancı ,senin ülkene senden çok katkı sağlıyor.  Bakın, 1960’larda Davis diye bir İngiliz gelmiş Türkiye’ye, kendi kaynağını da bulmuş, yıllar boyu kalıp, Türkiye’nin florasını çıkartmış. 10 cilt ve sekiz bin küsur tür.  Adam gitti, biz ardından bir cilt ekleyebildik daha. Sonra İngiltere’de vakıf kurdu bu gibi çalışmaları desteklemek için.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eee… Arkeoloji de böyle değil mi? Ülkenin neredeyse tüm tarihi değerlerini onlar çıkarttılar, Göbeklitepe’den Çatalhöyük’e, Efes’den Troya’ya kadar.  Hala da bildiğim kadarıyla 30 küsur alanı yabancı fonlarla, yabancı ekipler kazıyor. Ne diyeceğiz şimdi? “Hırsız onlar gitsinler” mi? Bakın, şu meşhur Salda Gölü’nün kumullarının değerini bile NASA’dan öğrendik. “Aman yabancılar olmasa bittik, yandık, iyi ki varlar” demiyorum elbet, sadece her alanda iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu ve iş birliği yapanları da pür telaş hain ilan etmenin anlamsızlığını belirtmek istiyorum.</span></p>
<h5><b>&#8216;Yerli yada Yabancı Fon Kullanmak İlke ve Değerlere Aykırı Değilse Sivil Toplumun Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</b></h5>
<p><b>Yani, “yerli ya da yabancı fon-kaynak kullanmak, ilke ve değerlerine aykırı değilse, sivil toplumun sivilliğine zarar vermez” mi diyoruz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzin verelim de o örgütün sivilliğine üyeleri, yöneticileri karar versin biraz da. Yargılamaya ve infaza bayılıyoruz.  Mesela AB (Avrupa Birliği) fonları.  Kullananlar çok, o fonlar sayesinde son derece önemli işler de yapıldı, yapılıyor da. Türkiye’de pek çok konuda özgürlüklerin önünü açmış, lokomotif işlevi görmüştür AB destekleri.  Örneğin toplumsal cinsiyet eşitliği konularında yol alındıysa, bunda AB fonlarının ve kadın örgütlerinin çok büyük emeği ve etkisi vardır. Keza engelli haklarında da öyle. AB fonları sayesinde Türkiye’deki pek çok sivil toplum örgütü birbirinden haberdar oldu, kampanya yapmayı, yeni işbirlikleri oluşturmayı deneyimlediler. </span></p>
<blockquote><p>AB fonları Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin önünün açılmasında önemli işlev gördü.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de anayasa ve yasalarda yapılan önemli değişiklikler, AB uyum sürecinde elde edilen kazanımlar ve STÖ’lerin mücadeleleri sonucunda elde edildi. Bu nedenle “vatanı sattı” demek çok yanlış. Fon alırken titiz ve şeffaf davranılıyorsa, STÖ aldığı fonun hesabını üyelerine ve destekçilerine veriyor, yasalara uyuyor, etik titizlik gösteriyorsa bir sorun olmamalı. </span></p>
<p><b>Fon alan ve veren ilişkisine dair ne söylersiniz? Fon alan, fon verenin tahakkümüne mi giriyor? Fon alınca ne oluyor? Fon mantığını anlatır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/eu-fund.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="284" height="232" /></span>Ortada fon alan, fon veren ve denetleyen olmak üzere üç taraf var. Kaynak ayni veya finansal olabilir. Bu üç tarafın da kendilerince ilkeleri ve mevzuatları var. Veren taraf “sen şu koşullarda harcayabilirsin ve sonuçları bana raporlayacaksın, ben de seni verdiğim desteğin o yönde kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili denetleyeceğim” diyor. Ama “senin tüm işlerini denetleyeceğim, yönetimine müdahale edeceğim” demiyor. Derse zaten o zaman ortada kurumun bağımsızlığı kalmıyor. Desteği veren taraf, alana desteği nasıl kullanacağına dair bir yönerge iletir. Bu yönergede destek veren kurumun koşulları belirtilir, bunlar fon veren her kurum için değişebilir, bu normal çünkü o kurum da kendi varoluş ilkeleri çerçevesinde destekler veriyor. Şayet, desteği verenin yönergesiyle belirlediği talepler alan tarafın ilkeleri ve değerleri ile örtüşmüyorsa, bunları kabul etmez ve fonu kullanmaz. Buna rağmen kabul ediyorsa, bu kuşkusuz pürüzlü bir durumdur, &#8220;para olsun da nasıl olursa olsun&#8221; sivil alanın prestijine de leke düşürür ki her alanda olduğu gibi sivil alanda da pürüzlerin olması doğaldır.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada esas denetleyen taraf mevcut yasalar üzerinden kamu otoritesi ve o desteğin kullanımıyla ilgili kamu oyudur. Diyelim ki bir dernek hibe aldı ve bir kampanya için kullandı, kampanyanın ilgilendiği sorunun tarafları bu süreci denetlemeli, işin parçası olmalı, aktif katılmalı. Yoksa dernek aldı desteği, İstanbul’dan geldi, iki gün kalıp işi bitirip geri döndü, yereldekilerin de katılımı biraz göstermelik kaldı, bu gibi durumlar da oluyor elbet, işte bunu o sürecin parçası kılınan taraflar denetleyip, sorgulamalı, “arkadaş sen bu işi yapıyorsun da bizim haberimiz neden yok?&#8221; demeli. Sivillik sadece örgütün işi değil, paydaşlarının da sivil aklın ve çözümlerin parçası olması lazım ki, toplumun sivilliğinden söz edelim. </span></p>
<h5><b>‘Fonların Sivil Toplumu İşlevsizleştirecek Yönü de Var</b><b>!’</b></h5>
<p><b>Fonların kullanılması, şeffaflık ve hesap verilebilirlik konusunda Türkiye’de sivil toplumu düzenleyen mevzuat yeterli mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil alanda örgütlenmeye dair  ciddi problemler var. Bu problemlerin bazıları kamu otoritesi ile sivil toplum arasındaki sorunlardan kaynaklanıyor. Mevzuattan kaynaklanan sınırlamalar, uygulamada yaşanan sorunlar gibi.  Zaten biliyoruz, çünkü sivil alanın gündelik telaşında karşılaşılıyor bunlarla. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi burada ilgilendiren STÖ’lerin kendi içlerinki problemler. Yani biz STÖ’ler olarak biraz da kendimize bakmalıyız, hatta örgütlerin ötesine geçip toplumun sivilleşme talebine bakılmalı. Bu talebin evrimi ne alemde? “Fırsat vermiyorlar ki” diyerek uzaklaşmamak lazım, durumumuz her haliyle analize muhtaç. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela, fon önemli işleve sahip dedik ama, diğer yandan da STÖ’leri işlevsizleştirecek yönü de var. Fona bağımlılık diye bir durum söz konusu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllü katılım gittikçe azalıyor, aslında tüm Dünya’da bireylerin örgütlere katılımı düşüyor, bu düşüş Türkiye’de daha dramatik yaşanıyor. Yani, sivil alanda bir daralma varsa, bunun bazı nedenlerinin de bu tarafta aranması lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fon almak için STÖ proje yazmaya ve kaynak aramaya başlayınca işin rengi değişiyor. Finansal kaynak bulmak için proje yazmak gerekiyor. Bu da teknik bir donanım, kapasite gerektiriyor, kapasiten yoksa, iyi proje yazamıyorsan, sahada ne kadar iyi olursan ol destek alamıyorsun. Buyur işte, çıktı mı bir mesele? Diyelim ki yazdın projeyi aldın desteği, proje başladı, bunun o kadar prosedürü var ki, raporları, izlemeleri, sizi o bilgisayarın başına çakıp bırakır. Bir bakmışsın son geliyor, e o kadar insan proje için işe girmiş, ne olacak? İşten çıkartsan olmaz, ee ofis kirası, elektrik su parası, bir proje daha yazalım en iyisi… Buyurun işte döngüye girildi. Bu döngü örgütü sahadan çekiyor, sahadan çekilmek ne demek? Uğruna mücadele ettiğin çözüm ve soruna dair güncel veri elde edemiyorsun, işbirliklerini canlı tutamıyorsun, oradaki hayatın sürekli içinde kalamıyorsun. Bu da örgütü zaman içinde sentetik bir sürecin parçası kılıyor. Büyük risk.  Sivilleşmenin önünde tehdit aranıyorsa, bence en büyük tehdit budur.  </span></p>
<p><b>Türkiye’de STÖ’lerin fon bağımlılığı ne seviyede?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de STÖ’lerin çoğu bu durumda değil. Türkiye’de sivil toplumun kaynak bulması çok zor. AB fonları dışında fon yok zaten. Kamu, sadece kendi siyasi düşüncesi doğrultusunda olan STÖ’lere destek verdiğinden ve onun dışındakilerin varlığını yok saydığından, o zaman STÖ’ler de AB’nin kapsını çalıyor tabii. </span></p>
<h5><b>‘Türkiye’de Filantropi Alanında Çoğulcu Örgütlü Yapılar Yok!’</b></h5>
<p><b>Türkiye’de kaynak meselesi konusuna filantropiyi nasıl dahil edebiliriz? Hayırseverlik kaynak sorununu çözebilecek potansiyele sahip mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filantropiyi hayırseverlik olarak düşünürsek, Türkiye’de hayırseverlik hala çok güçlü ama onun da kendine özgü dinamikleri var. Mesela hayır öncelikle kendinden olana yapılıyor. Yani, kendi gibi olana gidip hayır yapıyor; kendi dininden, kendi mahallesinden, kendi kentinden veya etnik kökeninden olana.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de bağışçı dediğimiz kişi bunu bireysel olarak yapmayı tercih ediyor. Bir yere bağış yapacaksa, bunu aile ya da bir kuruma kendisi yapmayı tercih ediyor. Yani bir STÖ üzerinden bunu yapmıyor (gerçi yapanlar var, özellikle İslami vakıfların uluslararası yardımlarında ciddi örgütlü faaliyetler görüyoruz). Bu nedenle, Türkiye’de filantropi alanında herkese açık, çoğulcu, şeffaf ve geniş yelpazede çalışabilen örgütlü yapılar oluşamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnız, bir konu var ki, hemşehri örgütlerinin öneminin burada vurgulanması gerekiyor. Bu örgütler, sivil alanda ve yerelde çalışan, deneyim sahibi kurumlar, hemşehri örgütleri, basit dayanışma dernekleri gibi küçümseniyor ve sivil alanda yok sayılıyorlar. Bu ciddi bir zaaf ve körleşme hali. Bu dernekler de hak üzerinden hareket ediyorlar; geniş ağlar kuruyorlar ve ciddi kapsayıcılıkları var, “biz hak savunucusuyuz” diyen o büyük örgütlerden çok daha etkili bir kapsayıcılıktan söz ediyorum. Kendi içinde dayanışma geleneği, kuralları, yönetim yapısı, gönüllü hizmet mantığı, kaynak oluşturma teknikleri olan sivil yapılar bunlar. On binlerce var ve çoğu tahminlerin ötesinde aktifler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemşehri derneklerinin çalışmalarında anahtar kelime dayanışma. Bu çok önemli; biz dayanışmayı kaybediyoruz. Bu örgütler ise dayanışma ile yürüyor. Projeyi gömülenler diyalog için proje yapıyor ama yan masadaki arkadaşının çocuğunun adını bilmiyor mesela. Sentetikleşmeden biraz da bunu kast etmiştim. </span></p>
<h5><b>‘Demokratikleşme ve Sivilleşme istiyorsak, Kaynağı Batıdan Alacağız</b><b>’</b></h5>
<p><b>Kamuoyunda hep Batı kaynaklı fonlar konuşuluyor ve tartışılıyor. Katar, Çin ve Rusya’dan da bazı STÖ’lerin fon aldığını biliyoruz ama verilere çok hâkim değiliz. Kaynak konusunda Batı &#8211; Doğu vs ayrımı var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72933 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/turkiyede-ab-fonlu-projeler.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="290" height="131" />Evet kaynak konusunda Batı ve Doğu ayrımı var. Eğer örgütünüz, demokratikleşme ve ayrımcılığa karşı hak mücadelesi veriyorsa, bunlar için siz ancak Batıdan kaynak alabilirsiniz. Çünkü bu değerler Batının değerleri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğuda Çin’e mi gideceksiniz? Rusya mı?  Körfez ülkeleri mi? Bu ülkeler, insan hakları, çevre ve cinsiyet ayrımcılığı konusunda zaten  sorunlu ülkeler.  Ama doğudan fon gelmiyor demek değil bu söylediklerim tabii. Bu ülkelerden gelen fonlar da var, özellikle mülteciler, göç gibi konularda destekler geliyor. Bu da başka bir sorunlu alan, şimdi girmeyelim isterseniz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Herkes birbirini tanımamayı marifet belledi. Bu kopukluk sivil alana da yansıdı.</span></p></blockquote>
<p><b>Sivil alandaki temel problem sizce biraz önce söylediğiniz “projecilik” konusu mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayır, o konu aslında bir sonuç, biraz sebeplere bakmak gerekiyor ki, sebepler alanı çok boyutlu ve karmaşık oldukça. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence en temelde içinde bulunduğumuz paradoksun uçları açıldı. Ne demek istiyorum? Şöyle, işin özü- öleceğini bildiğin bir hayatın içine doğuyorsun ve ölmeyecekmişsin gibi yarışın içinde çalışıyorsun. İnsan, sürekli bu paradoksun içinde yaşıyor. Eskiden bu paradoksun uçları yakındı; paradoksun ucu arasındaki mesafenin kısalığı diyalog ve iş birliğini, karşılıklı anlamayı sağlıyordu. Şimdi paradoksun uçları çok açıldı. Dolayısıyla, bu paradoksun uçlarındakiler birbirini tanımıyor. Tanımanın da ötesinde varlığını kabul etmeme durumu var. “Ben onu tanımıyorum; varlığını da kabul etmiyorum.” Tanımamayı ikinci anlamıyla değerlendirirsek, onunla ilgili bilgiye sahip değil onu bilmiyor, anlamıyor ve tanımıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan insana muhtaç olduğunu unuttu ve birbirinden koptu. Bu paradoksun uçları birbirinden iyice uzaklaştı; herkes birbirini tanımamayı marifet belledi. Bu kopukluk sivil alana da yansıdı. Sonuç da dilde somutlaştı. Buyurun işte, bir anda birbirimize “vatan haini” diyoruz. Aslında birbirimizi tanımıyoruz. Sonuç olarak gerilim büyüyor. Sivil alanda da gerilim büyüdü. Ne yazık ki devlet de piyasa aktörleri de bu gerilimi kendi çıkarları için kullanıyor ve kışkırtıyor. Ve gerilim bir türlü sönmüyor. </span></p>
<h5><b>‘Diğerini Anlamanın Yegâne Yolu Muhabbet’</b></h5>
<p><b>İçinde bulunduğumuz koşullarda, kaynak sorunu yaşayan STÖ’ler, somut olarak ne yapsınlar? Ne öneriyorsunuz. </b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhabbet; birbirlerini ziyaret etsinler. Çalıştıkları konu dışında, birbirine hayatlarını, gündelik meslelerini anlatsınlar. Tanışsınlar. Kimse kimseyi tanımıyor. Kendimizi diğerine anlatamıyoruz; diğerini de anlamıyoruz. Evde bile aile bireyleri birbirlerini tanımaz oldular, kapı komşusunu tanıyan kalmadı memlekette, hale bak. Hızla unutuyoruz bunu, sivil toplumun özü ilişkilere dayanır, üzerinde kendimizi var ettiğimiz anlam düzlemini ilişkiler ve değerler tutuyor, o ilişkiler kopunca ne olacak? Bilgisayar başında nereye kadar gidebiliriz ki? </span></p>
<p><b>Bu koşullarda ve kutuplaşma ortamında muhabbet edebilmek ne kadar mümkün?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlerde bu potansiyel var. Bizim nesil, sürekli bölünerek kendimizi parçanın detaylında tanımlamayı öğrendi. Ama yeni nesil, tersini başarabiliyor. Yeni nesil karşıdakinin ideolojisine bakmıyor. Gençlere bu fırsatı vermek lazım. Biz karşıdakini kendimiz gibi tasarlamak istiyoruz. Bu hastalık hali; bundan kopmamız lazım. Sivillik karşıdakini formatlamadan, onu kendin gibi yapmaya çabalamadan, saygıyla kabul etme erdemini gösterebilmek olmalıdır. Dinlemeyi bilmektir, bakın dinlemeye tahammül demiyorum, ne kadar terbiyesizce bir şey değil mi şu tahammül sözü, oysa biz tahammül bile edemiyoruz. “Onun burada ne işi var?” bitti. Çünkü sen doğrusun, sivilsin, güzelsin… Bu riya ile bir yere gidilir de o gidilen yerden çıkma çıkılmaz.  </span></p>
<h5><b>‘Ayrışmayı ve Parçalanmayı Kışkırtan Dille Sivillikle Olmaz’</b></h5>
<p><b>Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun fon alması konusu çok boyutlu bir konu; neresinden çekerseniz oradan uzar. Uzattığınız yerden konuya bakarsanız, yanıt odur diyebilirsiniz ama bu şekilde peşin hükümlere varmamamız gerekiyor. Tüm boyutları görüp, o boyutlar içindeki karmaşık yapıyı anlamak lazım.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/">&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bireyi Kutsal Gören Anlayış Yerleşmedikçe Devlet Tüm İktidarları Kendine Benzetir”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/bireyi-kutsal-goren-anlayis-yerlesmedikce-devlet-tum-iktidarlari-kendine-benzetir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2021 08:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçer Tahincioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[mafya]]></category>
		<category><![CDATA[Sedat Peker]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[temiz toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazeteci-Yazar Gökçer Tahincioğlu, derin devlet ve mafya örgütlenmeleriyle gerçek anlamda mücadele edilmeyişinin sebebinin devleti kutsallaştırma pratiği ve cezasızlık kültürü olduğunu vurgulayarak, "Bireyi kutsal gören anlayış yerleşmedikçe, devlet tüm iktidarları da kendine benzetir. Bir noktadan sonra sürekli aynı sözleri duymamızın nedeni de bu. Gerçek anlamda bir demokratikleşme ise sorunları çözme iradesi ve toplum desteği ile mümkün.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/bireyi-kutsal-goren-anlayis-yerlesmedikce-devlet-tum-iktidarlari-kendine-benzetir/">“Bireyi Kutsal Gören Anlayış Yerleşmedikçe Devlet Tüm İktidarları Kendine Benzetir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sedat Peker’in birbiri ardına yayınladığı videoların büyük ilgi görmesi, ancak ortaya attığı iddialarla ilgili henüz yargı mekanizmalarının devreye sokulmaması gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlar, videoların milyonlar tarafından izlenmesinin sebebinin sosyal medya gerçekliğini göz önüne alarak üretim yapılması olduğunu belirtiyor. İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından yapılan <a href="https://www.turkiyeraporu.com/arastirma/sedat-peker-videolarini-takip-ediyor-musunuz-4744/" target="_blank" rel="noopener">araştırmaya göre</a>, videoları izleyenlerin arasında yüzde 24&#8217;lük bir kesim, Peker&#8217;in anlattıklarını &#8220;önemli ve doğru&#8221; buluyor.</p>
<p>Sivil Sayfalar&#8217;a değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Yazar Gökçer Tahincioğlu, söz konusu videoların şeffaflık ve hesap verebilir bir devlet yapısının önemini ortaya koyduğunu belirtiyor. Peker’in videolarının iki konuyu aşikar kıldığını kaydeden Tahincioğlu, bunlardan birincisinin, Susurluk&#8217;un bitmeyip, çizgisel bir hatta, yol ve yöntem değiştirerek devam etmesi, ikincisinin ise, ‘henüz gerekçelerini öğrenemediğimiz, bu nedenle kimilerinin dudak büktüğü videoların ortaya çıkmasına neden olan büyük’ bir meselenin varlığı olduğunu kaydediyor.  Şeffaf, hesap verebilir, denetlenebilir bir devlet yapısında bu sorulara yanıt bulunabilmesi gerektiğine dikkat çeken Tahincioğlu, “Bu yüzden sadece Peker değil, bütün aktörlerin daha fazla konuşması, daha fazla belge ve bilginin ortaya saçılması böyle dönemlerde önemlidir. Elbette bilmediğimiz, henüz öğrenemediğimiz hesapların yanında bu ortamdan medet uman farklı yapılar da var. Şeffaflık ve hesap verebilirlik bu nedenle önemli zaten. Bu yapılara fırsat vermeden, meselelerin gerçek nedenini öğrenebileceğimiz soruşturmaların açılması yönündeki ısrarın nedeni bu.” Diyor.</p>
<blockquote><p>Ne uluslararası yapıların piyonu haline gelmiş grupların ve aktörlerin ne de bugünkü tabloyu oluşturan grupların temizliğe yönelik söz söyleme hakkı yok.</p></blockquote>
<h5><strong>&#8220;Devletin ve İktidarın Koruyucu Refleksi Sürüyor&#8221;</strong></h5>
<p>Susurluk’tan bu yana; halen aynı aktörlerden, çözülmemiş cinayetlerden söz edildiğini, adalet arayışının sürdüğünü kaydeden Tahincioğlu, iki dönem arasındaki farkın ise iktidarın yapısı olduğuna işaret ediyor. Susurluk’un, koalisyon döneminde, kırılgan hükümetler döneminde yaşandığını hatırlatan Tahincioğlu, “Askeri vesayetin güçlü olduğu bir dönemdi. Bu nedenle, belli siyasi gruplar meselenin çözümü yönünde irade gösterse de çözülmesi mümkün olamazdı ve olmadı. Ancak askeri vesayet artık o güçte olmamasına rağmen yine devletin ve iktidarın koruyucu refleksi sürüyor. Bundan medet uman başka yapılar hevesle bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sürecin uluslararası alandaki yankılarını da değerlendiren Gökçer Tahincioğlu, meselenin bu alandan bağımsız ele alınması gerektiğini vurguluyor. “Mülteciler konusundaki iki yüzlülük, pazarlıklar, insan kaçakçılarına zemin kazandıran uygulamalar, ölen insanlar, desteklenen kirli gruplar bugünkü tablonun uluslararası bir yapının eseri olduğunu ortaya koyuyor. Daha az sorumluluğu olanlar ise Türkiye açısından ancak &#8216;kaygılıyız&#8217; açıklaması yapabilirler.” diyen Tahincioğlu’na göre, “Ne uluslararası yapıların piyonu haline gelmiş grupların ve aktörlerin ne de bugünkü tabloyu oluşturan grupların temizliğe yönelik söz söyleme hakkı yok.”  Meselenin Türkiye toplumu tarafından çözülmesi gerektiğini de kaydeden Tahincioğlu, “Böyle olmadığı için aynı sorunları konuşup duruyoruz. İktidar için de aslında bu bir fırsat ancak maalesef bunu göremiyorlar.&#8221; değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<h5><strong>&#8220;Gelecek Kuşaklar İçin Vahim Bir Tablo&#8221;</strong></h5>
<p>Yargı mekanizmalarının işletilmeyişinin toplum olarak hepimize kayıplar getireceğini vurgulayan Gökçer Tahincioğlu, “Mesele Peker ve iddiaları ile sınırlı değil. Neden çete hükümlüsü isimlerin devlet katında muteber olduğunu, neden mafya gruplarına hoş bakıldığını, neden birilerinin durmadan ihanetle suçlandığını, tüm bunların neden olduğunu, gerçek nedenlerini bilmeliyiz. Elbette fikirlerimiz ve sözlerimiz var. Ancak somut olayları öğrenebilmemiz, bunların soruşturulması gerekli. Yoksa gelecek kuşaklar için daha da vahim bir tablo doğacaktır.” Dedi.</p>
<blockquote><p>Sivil toplumun bir yandan dava ve soruşturmalarla sindirildiği, diğer yandan bu grupların tehditlerine maruz kaldığı bir manzara söz konusu. Bir tarafta da darbe tehdidi yaşamış, bunu atlatmış ancak sonrasında oluşan ortamdan dolayı yeniden mağduriyet yaşamış bir toplum var. Devletin, mevcut kodlarını değiştirmeden bunları aşabilmesi, sivil toplumun alanının genişlemesi maalesef bana çok mümkün görünmüyor.</p></blockquote>
<p>Devleti kutsallaştırma pratiği ve cezasızlık kültürünün gerçek anlamda bir yüzleşme ve hesaplaşma yaşanmasına engel olduğunu vurgulayan Tahincioğlu, “Sanılıyor ki suç işleyenler, işkence yapanlar, bu gruplarla içli dışlı olanlar deşifre edildiğinde devlet zor duruma düşecek. Sanılıyor ki polis, jandarma, bürokrasi güç kaybedecek. Hayır, binlerce insan, etik değerlere ve kanunlara uygun biçimde emeğiyle çalışıyor. Devletlerin, dünya genelinde zaafları var. Devlet görevlilerinin kendini devlet sanması bunlardan biri. Bireyi kutsal gören anlayış yerleşmedikçe, devlet tüm iktidarları da kendine benzetir. Bir noktadan sonra sürekli aynı sözleri duymamızın nedeni de bu. Gerçek anlamda bir demokratikleşme ise sorunları çözme iradesi ve toplum desteği ile mümkün. Toplumun alışması ve kayıtsız kaldığı bir ortamda hiçbir iktidarın bu adımları atabileceği inancında değilim.” Diyor.</p>
<h5>&#8220;Devletin Mevcut Kodlarını Değiştirmeden Bunları Aşabilmesi Mümkün Değil&#8221;</h5>
<p>Meselenin sivil alana olan etkisi de değerlendiren Tahincioğlu, “Sivil alanın alabildiğine daraltıldığı, nefesinin kesildiği dönemlerin kendine özgü özellikleri var. Biri de korkutucu grupların ortaya çıkması. Paramiliter gruplar da olabilir bunlar mafya grupları da. Yakın dönemde gördüğümüz manzaralar, bu sorunun yanıtını veriyor bize. Sivil toplumun bir yandan dava ve soruşturmalarla sindirildiği, diğer yandan bu grupların tehditlerine maruz kaldığı bir manzara söz konusu. Bir tarafta da darbe tehdidi yaşamış, bunu atlatmış ancak sonrasında oluşan ortamdan dolayı yeniden mağduriyet yaşamış bir toplum var. Devletin, mevcut kodlarını değiştirmeden bunları aşabilmesi, sivil toplumun alanının genişlemesi maalesef bana çok mümkün görünmüyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/bireyi-kutsal-goren-anlayis-yerlesmedikce-devlet-tum-iktidarlari-kendine-benzetir/">“Bireyi Kutsal Gören Anlayış Yerleşmedikçe Devlet Tüm İktidarları Kendine Benzetir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı Katılımcılarını Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/is-dunyasi-seffaflik-sistemi-analizi-kapanis-konferansi-katilimcilarini-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2017 13:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Dürüstlük]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[özel sektör]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Derneği, ‘İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı’ 14 Mart 2017 Salı Günü, 9.30-17.30 saatleri arasında, Hilton İstanbul’da gerçekleştirilecek. Katılım için info@seffaflik.org ve  i.borsuk@seffaflik.org adreslerine email atabilir; 0 212 240 5281 numaralı telefondan derneğe ulaşabilirsiniz. Yayınlanan duyuru metnini aşağıda bulabilirsiniz. “Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin yolsuzlukla mücadelede önleyici bir araç olan şeffaflık ilkesini yaygınlaştırma ve etik bir iş anlayışını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/is-dunyasi-seffaflik-sistemi-analizi-kapanis-konferansi-katilimcilarini-bekliyor/">İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı Katılımcılarını Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Derneği, ‘İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı’ <strong>14 Mart 2017 Salı Günü</strong>, 9.30-17.30 saatleri arasında, Hilton İstanbul’da gerçekleştirilecek. Katılım için <strong>info@seffaflik.org</strong> ve  <strong>i.borsuk@seffaflik.org</strong> adreslerine email atabilir; 0 212 240 5281 numaralı telefondan derneğe ulaşabilirsiniz. Yayınlanan duyuru metnini aşağıda bulabilirsiniz.</p>
<p>“Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin yolsuzlukla mücadelede önleyici bir araç olan şeffaflık ilkesini yaygınlaştırma ve etik bir iş anlayışını egemen kılma hedeflerine uygun olarak gerçekleştirilen İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi – Türkiye çalışması; şeffaflık sisteminin başlıca üç paydaşı olan kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplumun şeffaflık, hesap verebilirlik ve dürüstlük politikalarını karşılıklı etkileşim ve iletişim içinde ele almakta ve yasaları, kurumların uygulamalarını ve kapasitelerini incelemektedir.</p>
<p>Raporumuzun lansmanının da yapılacağı kapanış konferansında iş dünyasının ve sivil toplumun önde gelen temsilcileri değerli katkılarıyla aramızda olacaktır.</p>
<p>Takviminize lütfen not edin! Sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyacağız.<br />
İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi – Türkiye çalışmasına vereceğiniz destek bizleri onurlandıracaktır.”</p>
<p><strong>Etkinlik Başlangıç Tarihi</strong> : 14/03/2017</p>
<p><strong>Etkinlik Bitiş Tarihi</strong>:  14/03/2017</p>
<p><strong>Adres</strong>: Harbiye Mahallesi Cumhuriyet Cd. 50 D. 34367 Şişli İstanbul Türkiye</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/is-dunyasi-seffaflik-sistemi-analizi-kapanis-konferansi-katilimcilarini-bekliyor/">İş Dünyası Şeffaflık Sistemi Analizi Kapanış Konferansı Katılımcılarını Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
