<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pınar Gürer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-gurer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-gurer/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Mar 2024 09:54:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Pınar Gürer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-gurer/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 09:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[sivil diyalog atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43225</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, sivil toplumun kamu ve özel sektörle olan diyaloğunu güçlendirme amacıyla yürüttüğü Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında, STK’ların kendi aralarında ve diğer paydaşlarla arasındaki diyaloğa, ilişki biçimlerine dair yapacağı haritalama çalışması için Sivil Diyalog Atölyesi düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-43228 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-40-640x480.jpg" alt="" width="261" height="196" />YADA Vakfı’nın Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında düzenlediği Sivil Diyalog Atölyesi’nde; farklı sivil toplum kuruluşlarından temsilciler; sivil toplum çalışmaları, diyalog ve  birlikte üretme konularında görüş alışverişinde bulundular. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra, akademi ve kamudan katılımcıların da yer aldığı toplantının açılışında, YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer projeyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Toplantının tanışma bölümünde katılımcılar kendilerini ve kurumlarını, ‘etkili, etkisiz’ hissettikleri anlarla birlikte tanıttılar. Tanışmanın ardından YADA Vakfı kurucularından araştırmacı Ulaş Tol’un moderatörlüğünde; sivil toplumun çalışmaları, bu çalışmalardaki güçlü ve eksik yönler katılımcılar tarafından değerlendirildi. Atölyenin öğleden sonraki bölümünde ise üç gruba ayrılan katılımcılar, sivil toplumdaki diyalog ve birlikte üretme biçimleriyle ilgili geniş değerlendirmelerde bulundular. Bu bölümün sonunda grupların diyalogla ilgili ortaklaştığı değerlendirmelerden bazıları şunlar oldu:</p>
<p style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43227 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-39-640x480.jpg" alt="" width="327" height="245" />Dili kullanma biçimi kurgusu, siyasi kültür, dönemin iklimi diyaloğu olumlu ya da olumsuz etkiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İletişimsizlik farklı seslerin bir araya gelememesi,  pozisyonların ve farklılıkların tektipleşmesi diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyalog modellerinin araçlarının, bilgisinin, zeminlerinin, rol modellerinin eksikliği diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kamu STK’lara sorun yaratan yapılar olarak bakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Fonlar kurumların hem bir araya gelmesini birbirini tanımasını sağlıyor hem de rekabet yaratarak diyalog imkanını azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumsal kutuplaşma STK’ların gruplaşmasına ön yargılara sebep oluyor. Önyargılar ilişki kurmamaya, sadece benzerlerle tanışıklığa ve diyalogsuzluğa sebep oluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 06:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41846</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yönetim döneminde  bazı STK’larla yapılan protokolleri iptal etmesi, sivil toplum-yerel yönetim işbirliğinin boyutlarını yeniden gündeme getirdi.  YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer, sivil toplumun yerel yönetimlerle kurduğu ilişkileri 'nasıl daha adil, şeffaf ve farklılıkların katılımına açık hale getiririz' sorusunun yanıtını aramadan, bu soruyu tartışmaya açmadan, STK'ları hedef göstererek ‘iptal’ iletişimi yapılmasının, sivil toplumu itibarsızlaştırma riski taşıdığını ve sivil toplum açısından negatif etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel de Türkiye’nin siyasi ve ideolojik gündemi her zaman değişebileceğini ama kurumların ideolojik ve rövanşişt tavırlar takınmadan bütün toplumsal kesimlere ve dezavantajlı gruplara hizmet eden STK’lar ile işbirliklerini sürdürmesinin önemini vurguluyor. Muhafazakar STK’ların misyon ve vizyon sorunu yaşadığını belirten Gazeteci Yazar Kemal Öztürk iptal kararını ‘dejavu’ olarak değerlendirirken, yönetimlerin kendine yakın sivil toplum örgütlerine yer verip, onları güçlendirdiğini diğerlerini ise dışladığını hatırlatıyor. Sosyolog Yazar Erol Erdoğan da kararın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasının ruhuna uymadığını vurgulayarak, iptal kararlarının hukuka, şeffaflığa dayanması gerektiğinin altını çiziyor</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/">İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta İBB tarafından yapılan açıklamada, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla dernek ve vakıfların İBB ile olan çalışmaları üzerine inceleme başlatıldığı ve ilk incelemelerin ardından aralarında Ensar Vakfı, TÜRGEV, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, TÜGVA, Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı bulunan vakıflarla arasındaki protokolü fesh etme kararı alındığı ve protokollerin iptal edildiği belirtildi. Açıklama, sivil toplum camiasında sessizlikle karşılanırken sosyal medyada büyük ilgi gördü. Protokolü iptal edilen kurumlar, kararı ‘siyasi’ olarak değerlendirirken; kamuoyu da politik görüşlere göre kararı farklı karşıladı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-41847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/ko123456.jpg" alt="" width="360" height="192" />Gazeteci Yazar Kemal Öztürk, konuyu sivil toplum-yerel yönetimler ilişkisinin nasıl olması gerektiği üzerinden tartışmaya açarken; muhafazakar STK’ların vizyon ve misyon sorunu yaşadığını da dile getirdi. Yaşananları dejavu olarak değerlendiren Öztürk,<strong> “</strong>Yani bundan önce başka belediyeler el değiştirdiğinde aşağı yukarı aynı şeyler oluyor. Herkes kendi  desteklediği sivil toplum örgütüne yer veriyor, hizmet veriyor ve onları güçlendiriyor. Sonra belediye el değiştirdiğinde aynı şeyler yaşanıyor bu Türkiye’nin her tarafında, her siyasi partide başımıza geliyor. O zaman sorunu daha genel bir şekilde tartışmak ve çözmek lazım.“ diyor. STK-kamu ilişkilerinde problemler olduğunu belirten Öztürk. “Sivil toplum örgütüyle, belediyeler birlikte ortak projeler üretebilir. Ancak sivil toplum örgütünün bana göre belediyeden bir yer almaması, ücretsiz hizmet almaması gerekiyor. Bu sivil toplum örgütünün ruhuna aykırı bir kere. İngilizce’deki deyimiyle ‘non goverment organization’ yani devlet dışı organizasyon.. Anlamı budur. Yani devletten hiç faydalanmadan artı değer üretebilmek.. Peki siz sivil toplum örgütü olarak yerinizi belediyeden alırsanız, suyunuzu belediyeden bedava alırsanız, yemeği ücretsiz olarak alırsanız, personelizi orada çalıştırırsanız nasıl devlet dışı bir katma değer üreteceksiniz.?” sorularını yöneltiyor.</p>
<p>Belediyenin protokolleri iptaliyle İstanbul’daki çoğu sivil toplum kuruluşunun sıkıntı yaşayacağını vurgulayan Öztürk, “Uzun yıllar sivil toplum örgütlerinde çalıştım. Kiminde üye oldum, kiminde başkanlık yaptım. Dolayısıyla muhafazakar camianın sivil toplum geleneğini biliyorum, gözlemliyorum ve tecrübesini de yaşadım. Çok ciddi bir biçimde söylüyorum. Muhafazakar STK’ların misyon, vizyon, hedef sorunu var. İnsan kaynakları, finansal kaynaklar sorunu var. Bunları belediyelerle, bakanlıklarla ilişkiler kurarak çözmeye çalışıyorlar. Yanlış. Osmanlı imparatorluğundan beri bizim vakıf geleneğimiz, sivil toplum geleneğimiz böyle değildi. Devletin dışında, devletten beslenmeden hatta yardım ederek, toplumun içinden toplum için katma değer üreterek gelen, bir sivil toplum geleneğimiz vardır ama bugün öyle değil. Devlete bağımlılık sivil toplum tabanını sıvılaştır ve güçsüz bir hale getirir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İLKE Vakfı’nın geçtiğimiz yıllarda yaptığı  <a href="https://ilke.org.tr/turkiyede-islami-stklarin-kurumsal-yapi-ve-faaliyetlerinin-degisimi">Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı Faaliyetleri’nin Değişimi</a> raporunu hatırlatan Öztürk, “İLKE Vakfı’nın sivil toplum örgütlerinin, kamuyla ilişkileri, vizyon misyon sorunlarıyla ilgili çalışmaları önemli. Bu çalışmaların yaygınlaşmasını ve  sivil toplum kuruluşlarının kendi sorunlarını bir an evvel çözmesini ümit ediyorum” dedi.</p>
<h4><strong>İLKE Vakfı’nın hazırladığı raporla ilgili, İslami STK’ların süreçlerine dair gözlem ve değerlendirmelerini konuştuğumuz <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/19/islami-stklarin-donusumu-2/">dosyamız için tıklayınız.</a></strong></h4>
<p><strong>‘Sivil Toplumu İtibarsızlaştırma İşlevi Görebilir’</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-37998" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Alıntısı-15.jpg" alt="" width="360" height="232" /></p>
<p>YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer de sivil toplumun, kamu, yerel yönetim ya da özel sektörle işbirliği yapabileceğini, bu desteklerin alınmasının meşru olduğunu belirterek, “Burada meşru olmayan bunu alış biçimi ve şeffaf olmayan süreç. Haklara, kaynaklara hangi konuda çalışırsa çalışsın bütün sivil toplum kuruluşlarının eşit katılımı, erişimi o kaynağı talep etme hakkı var mı? Yoksa bu bir takım arka ilişkilerle, siyasi bağlantılarla mı yürüyor? Protokol iptallerinden önce atılması gereken hamle, bu sürecin yeniden tasarlanması olmalıydı. Sivil toplum yerel yönetim ilişkisi nasıl şeffaflaştırılır, STK’ların eşit derece katılımı nasıl sağlanır ve herkesin hak ve işbirliği talep etmesi nasıl sağlanır gibi konularda yapılacakların ortaya konması gerekiyor” dedi.</p>
<p>Olayın yandaşlık ve politik duruşlar üzerinden değerlendirilmesinin sivil toplumun itibarını zedeleyici, sivil toplum kuruluşlarıyla, çalışanlarına zarar verebilecek negatif boyutları olabileceği uyarısında bulunan Gürer, “Günün birinde başka bir sivil toplum kuruluşu belediyelerden kaynak aldığında bu kez onun için de ‘dünya ve siyasi görüşüne yakınlık’ değerlendirmesi yapılacak. Bir başka deyimle o sivil toplum kuruluşu için fişleme yapılacak. Dolayısıyla sürecin yeniden tasarlanmasına ait hiçbir tartışmanın açılmamasını, sadece politik dünya görüşü düzeyine çekilmesini tedirgin edici buluyorum. Önceki süreçler şeffaf değildi, yerel yönetimlerin sivil topluma kaynak açma biçimleri eşit değil ve biz bu alanı daha eşit, daha adil bir şekilde yürüteceğiz ve yeniden tasarlayacağız diyecek bir hamle gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Seçim Kampanyasına Uyumlu Değil’</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-38859 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/05/Erol-ARGETUS-640x477.jpg" alt="" width="360" height="268" /></p>
<p>Sosyolog Yazar Erol Erdoğan da, protokol iptalinin Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasına uymayan bir tasarruf olarak değerlendirerek, “Şimdi şu soru gündeme gelmeli: İBB herkesi nasıl kucaklayacak, her seçmene nasıl ulaşacak, STK’ları toptancı yaklaşımlarla dışlayarak herkese ulaşmak ne oranda mümkün olacak?” diye konuştu.</p>
<p>STK protokollerinin iptal edilmesi sürecinin STK-yerel yönetim ilişkisine uygun yürütülmediğini belirten Erdoğan, “ İptal kararının  tek yönlü yapılması, iptalin kamuoyu ile paylaşımında kullanılan dil, iptal sürecinin denetim kararı veya yargı kararlarına dayanmaması, sürecin tamamen politik üslupla yürütülmesi, 1970&#8217;lerden sonra dünya genelinde, Türkiye&#8217;de ise 2000&#8217;li yılların ardından yoğunlaşan ve tarihimizde de geleneği olan devlet-hayırsever işbirliği kültürüne uygun gözükmüyor. Oysa yerel yönetimler paydaşlıkların, koalisyonların, işbirliklerin korunması, çeşitlenmesi ve çoğaltılması için çalışmalıdır. İptal olacaksa bile bunun denetime, hukuka, şeffaflığa dayanması gerekirdi. “ dedi.</p>
<p>STK-yerel yönetim işbirliğinin önemine ve devam etmesinin gerekliliğine işaret eden Erdoğan da Pınar Gürer gibi ‘şeffaflık’ vurgusu yapıyor.  Belediyelerin STK’lara desteğinin adalet prensibiyle olması gerektiğini de belirten Erdoğan, “Belediyeler, ideolojik olarak kendilerine uzak bile olsa, desteği yerinde kullanmak ve denetime açık olmak şartıyla, mevzuat ve bütçe elverdiği ölçüde, şehrindeki tüm STK’lara destek vermeli, onlarla işbirliğine gitmeli, ortak işler yapmalıdır. STK’larla işbirliğinin sona erdirilmesi veya desteğin azaltılması, protokole aykırı davranışın teftiş veya yargı tarafından tespitiyle yapılmalıdır, keyfi davranışlara müsaade edilmemeli, kategorik dışlama ve rövanşist tutumlardan uzak durulmalıdır.  STK’lar, prensip olarak, belediye veya hükümet desteklerini, yıllık bütçeleri içinde sınırlandırmalı, bağışçıları ve öz kaynaklarını artırmaya çalışmalıdır. Devlet kuruluşları, fonlar veya belediyelerden destek almasa bile varlık amacına uygun faaliyetleri yapabilecek güçte olmalıdır.” uyarılarında bulunuyor.</p>
<p><strong>‘Kurumlar İdeolojik Davranmamalı’</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise, STK’lar’ın ‘devlet/hükümet dışı’ örgütlenmeler olarak değerlendirilse de kamu kurumlarıyla ortak projeler yapabileceğini belirterek, “Devlet imkanlarının yetersiz kaldığı durumlarda, STK’lar devreye girerek kamusal hizmetlere destek olabilirler. İstanbul’daki 50’den fazla üniversitede 1 milyondan fazla öğrenci var. KYK yurtlarının bu kadar büyük bir kapasitesi yok. Bu yüzden devreye ticari amaçlı özel yurtlar ve vakıf yurtları giriyor. Ayrıca her yurdun konumu ve sunduğu hizmetler aynı değil.  İstanbul’da eğitim öğretim alanındaki vakıf ve derneklerin, kamusal hizmet veren bir kurum olan İBB ile işbirliği yapmaları da son derece doğaldır. Sonuçta STK’lar bir kişi veya kurumun menfaatlerine hasredilemeyen, tüm topluma hizmet etmeyi amaçlayan kurumlardır. İdeolojik olarak eleştirenler tabi ki olabilir ancak bu vakıf ve dernekler sonuçta binlerce öğrencinin barınma (yurt) ve yemek gibi en temel ihtiyaçlarını karşılıyorlar.” Dedi.  Türkiye’nin siyasi ve ideolojik gündemi değiştiğini her zaman değişebilir. Ama İBB (veya başka kamusal hizmet veren kurum ve kuruluşlar), ideolojik bir saplantıya düşmeden, rövanşist bir tavır takınmadan, bütün toplumsal kesimlere ve dezavantajlı gruplara hizmet eden STK’lar ile işbirliğini sürdürmeli. “ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/">İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 12:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37484</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı'nın düzenlediği ‘Meydan Buluşmaları’nın arama toplantısı olan ‘Meydan Atölyesi’nde sivil toplum temsilcileri, eğitimi ve STK’lar arası iş birliğinin olanaklarını konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/">Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><span class="s1">Yaşama Dair Vakıf’ın (YADA) geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ‘Meydan Buluşmaları’ ve ‘Meydan Atölyeleri’ farklı temalarda sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmeye ve bu kuruluşların yeni bir diyalog ve müzakere modelini hayata geçirmeleri için çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyor. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meydan Buluşmaları’nın ilki ‘Hepimize ait şehirleri hep birlikte konuşmak için’ çağrısıyla İstanbul’da, ikincisi ise Ankara’da “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” başlığıyla gerçekleşmişti. Eğitim temasıyla gerçekleşecek bir sonraki ‘Meydan Buluşmaları’nın arama çalışması olarak gerçekleşen atölye geçtiğimiz hafta yapıldı. STK&#8217;ların eğitim alanındaki gündemleri, eğitimde problem alanlarının neler olduğu, bu sorunların çözümü noktasında kamunun dikkatini çekecek çözüm önerilerinin ya da modellerin nasıl geliştirileceği ve STK’ların eğitim konusunda iş birliğinin nasıl sağlanacağı sorularına yanıt arandığı atölyeye eğitim alanında çalışan STK temsilcileri katıldı. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Toplum Birbirini Müzakere Edilemez Görüyor&#8221;</b></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37246 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6112-640x472.jpg" alt="" width="360" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-640x472.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-1280x944.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-1024x755.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meydan Buluşmaları fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatan YADA Vakfı Yöneticisi Pınar Gürer, “2014 yılında kamu yönetimi, yurttaşlar ve sivil toplumun gözünden sivil toplum nasıl görülüyor bunu resmetmek üzere bir araştırma gerçekleştirdik. ‘Sivil Toplumun İtibarı’ dediğimiz bu araştırma sonucunda bizi bugüne getiren dört önemli bulgu saptadık. Bunlardan bir tanesi kamu yönetimi ve yurttaşlar, sivil toplum kuruluşlarını çatışmacı ve müzakere edilemez, etkisiz, iş birliksiz buluyor ayrıca kendi konularına çok kapalı görüyor. Bu konularda STK’lar da hemfikir. Sivil toplum kendi dışındaki sivil toplumu &#8216;etkisiz, çatışmacı, müzakere edilemez ve iş birliksiz&#8217; görüyor. Bir iş birliği var ama bu iş birliği birbirine benzeyenlerin bir arada olduğu bir işbirliği hatta bunu raporda güç birliği olarak tarif etmiştik” dedi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“İşbirliği STK’ları Daha Etkili Kılıyor&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Birbirine benzemeyen STK’ların bir arada bulunmadıklarının yanında birbirlerini görmediklerine vurgu yapan Gürer, aynı zamanda birbirlerine her anlamda kapalı oldukları için müzakereden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca STK’ların kendi ilgilendikleri meseleye fazlasıyla kapalı olmaları nedeniyle kendi meselelerini tam olarak göremediklerini belirten Gürer, “Mesela mülteci meselesiyle ana meselesi mülteciler olan sivil toplum kuruluşları ilgileniyor. Halbuki birçok alanda çalışan sivil toplum kuruluşunun bu konuda elini taşın altına koyması gerekir. Eğitim de herkesi ilgilendiren konulardan bir tanesi. Biz de bu bulgulardan yola çıkarak iki model tasarladık. Sivil Sayfalar ve Meydan Buluşmaları. Sivil toplum kuruluşlarını nasıl etkili hale getiririz? STK’lar toplumun kararlarını, kanaatlerini ve karar vericileri nasıl daha fazla etkilerler? Bu etkiyi nasıl arttırırız, işbirliğini nasıl arttırırız, daha müzakere edebilir bir sivil toplum anlayışının inşasına nasıl katkıda bulunabiliriz? YADA olarak dertlerimiz bunların etrafında dönüyor. Sivil Sayfalar bunun online bir mecrası. Meydan Buluşmalarıyla da Sivil Sayfalar’ın fiziki versiyonunu yapmaya çalışıyoruz. Meydan’ın bir sahibi yok. Meydan eşitlerin bir arada olduğu bir yer.  YADA olarak Meydan’da çalıştığımız konuların temsilcisi değiliz. Mesela eğitim bizim bir konumuz değil. Bu konunun konuşulması için sivil toplum dünyasının buluşma alanı Meydan. Çünkü işbirliğini sağlayacak şeylerden bir tanesi STK’ların kendi ontolojisini bir kenara bırakıp sadece çalıştığı meselenin sınırlarında kalarak, işbirliğine imkan yaratmak. İşbirliği de çok önemsediğimiz bir şey çünkü işbirliği, STK’ları kararları ve kanaatleri etkileme noktasında daha etkili kılıyor” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8220;Otizmli Bireylerin Uğradığı Ayrımcılık Daha Derin&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_37252" aria-describedby="caption-attachment-37252" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37252" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6179-640x524.jpg" alt="" width="360" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-640x524.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-1280x1049.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-1024x839.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37252" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer / Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p>STK’lar arası işbirliğinin olumlu sonuçlar doğuracağı yönünde kanaat bildirilen atölyede, Tohum Otizm Vakfının da içinde bulunduğu otizm alanında çalışan 22 STK iki sene süren bir çalışmadan sonra Türkiye&#8217;de otizm konusunda yapılması gerekenleri nasıl bir eylem planı haline geldiği konuşuldu. Hazırlanan ‘Otizm Eylem Planı’ çerçevesinde devlet tarafında gerçekleşen müzakereler neticesinde, devletin artık bir ‘Otizm Eylem Planı’ olduğunu dile getiren Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer, “Çalışmalarımız devlet tarafında kabul gördü. Otizm Eylem Planı çalışmalarını yaparken otizm alanında çalışan STK’larla bir iç tartışma yaptık. Şimdi düşününce bir dış çembere daha gitmemiş olmamızı önemli bir eksiklik olarak görüyorum.  Otizm alanında çalışan ve farklı görüşlerden STK’lar olarak hepimiz aynı noktaya odaklandık ama farklı alanlarda çalışan diğer STK’ları da işin içine dahil etseydik farklı bir perspektif, farklı bir çalışma ortaya çıkabilirdi” şeklinde konuştu. Engellilik alanında otizmli bireylerin başka bir ayrımcılığa maruz kaldığına dikkat çeken Özer, “Sınıfta imza toplanıp görme yada bedensel engelli bir öğrencinin çıkarıldığına şahit oldunuz mu? Oysa ki otizmli bireyler için durum çok farklı…Veliler çok kolay imza toplayıp otizmli bir çocuğun eğitim hakkında engel olabiliyor. Engelli alanını düşündüğümüzde otizmli bireylerin uğradığı ayrımcılık çok daha kesin ve derin…Bizim de temel derdimiz bu aslında” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Grupların Kendi Gençliğine Ulaşma Oranları % 10 Bile Değil&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_37253" aria-describedby="caption-attachment-37253" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37253" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6142-640x368.jpg" alt="" width="360" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-1280x735.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-1024x588.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37253" class="wp-caption-text">Erol Erdoğan / İstanbul Düşünce Vakfı</figcaption></figure>
<p>Atölye kapsamında STK temsilcileri Türkiye’de eğitim alanındaki sorunlara telefonlarıyla katıldıkları interaktif bir ortamda başlıklar açtılar. Ortaya çıkan başlıklar üzerinden bir değerlendirme yapan İstanbul Düşünce Vakfı&#8217;ndan Erol Erdoğan ortaya çıkan başlıkların büyük  çoğunluğunun eğitim felsefesiyle ilgili olduğuna dikkat çekti. Eğitimin &#8216;makbul vatandaş&#8217; yetiştirme yönüyle ilgili başlığını değerlendiren Erol Erdoğan, “Bir okuldaki eğitimi devletten özgürleştirip, bağımsızlaştırıp mesela okul aile birliğine versek, nasıl bir eğitim ortaya çıkar? Daha iyi bir eğitim ortaya çıkmaz. Veya bir sivil toplum kuruluşları birliğine eğitim işini versek, daha tehlikeli bir eğitim anlayışı da çıkabilir. Dolayısıyla buradaki sorun; bireylerin, toplumun, devletin eğitime nasıl bir anlam yüklediğine yani eğitim felsefesine bakmamız gerekiyor. Eğitimin birincil amaçları ve ikincil amaçları diye bir ayrım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğitimin birincil amaçları; soran, araştıran, konuşan, bakan gören, tartışmayı ve aramayı bilen, bulmayı bilen, merak duygusunun peşinde koşan bir insan yetiştirmektir. Türkiye’de hem devlet hem STK’lar eğitimin ikincil amaçlarına yönelmiş durumdayız. Dindarlar dindar nesil yetiştirmenin, Kemalistler de kemalist nesil yetiştirmenin derdine düşmüş durumda. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’deki ideolojik grupların kendi gençliğine ulaşma oranları % 10 bile değil. Biz devlet, toplum, birey ve STK’lar olarak eğitimin birincil amacına odaklanmalıyız. Onu başarmadan ikincil amaç olan &#8216;iyi insan&#8217; veya yeteneğinin gereğini yapan insan yetiştiremeyiz. Bunun için eğitimi yeniden tanımlamak ve yeniden felsefesini konuşmak durumundayız” şeklinde konuştu.</p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Toplum Haberciliği Yapıyoruz”</b></span></p>
<figure id="attachment_37249" aria-describedby="caption-attachment-37249" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37249" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6116-640x551.jpg" alt="" width="360" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-640x551.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-1280x1102.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-1024x882.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37249" class="wp-caption-text">Emine Uçak / Sivil Sayfalar Yayın Danışmanı</figcaption></figure>
<p class="p2"><span class="s1">Sivil toplum dünyasının içe kapanma halinin aşılması için Sivil Sayfalar’ın önemli bir mecra olduğuna dikkat çeken Sivil Sayfalar Yayın Danışmanı Emine Uçak, “Sivil toplum dünyası toplumun sorunlarını bilgisi, tecrübesi ve birikimi sayesinde çok iyi tespit ediyor. Ama bunu kamuya ulaştırmada, etki yaratma meselesinde ve topluma anlatma konusunda sorunlar yaşıyor. Sivil toplumun etkisini, gücünü artırmak ve tecrübesini görünür kılması gereken bir zamandayız. Sivil toplumun ortaya koyduğu raporlar ve araştırmalar var. Ama artık insanların değil rapor haber okumaya bile tahammülleri yok. Bu yüzden de içeriklerin daha anlaşılır, hikayesi olan bir forma dönüşmesi noktasında Sivil Sayfalar var. STK’ların çalışma takvimlerine, etkinliklerine ve duyurularına yer verdiğimiz Sivil Takvim bölümümüz var. Sivil Sayfalar’da sivil toplum haberciliği yapıyoruz. Yurttaş gazeteciliği, hak gazeteciliği konuşulan alanlar ama sivil toplum haberciliği Türkiye’de yeni yeni konuşulan bir alan. Bunu Türkiye’de kavramsallaştırmaya çalışıyoruz.” dedi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Sayfalar, Sivil Toplumun Veri Bankası&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Eğitimle ilgili haber yaparken eğitim konusunda çalışan STK’ların birbirlerinden ve çalışmalarından haberdar olmalarını sağlayacak içerikler oluşturmaya çalıştıklarını belirten Uçak, “Sivil Sayfalar haberciliğinin öğretici bir yanı var. Aynı meseleler etrafındayız ama birbirimizden ve çalışmalarımızdan haberimiz yok. Bu yüzden içeriklerimizin özgün, farklı perspektif ve  kurumları bir araya getiren çoğunlukçu bir yapıda olmasına özen gösteriyoruz. Sivil Sayfalar farklı illerde bir muhabir ağı da örgütlemeye çalışıyor. STK’ların sadece duyuru ve bilgilerinin dışında sivil toplumun da içerik üretmesini ve köşe yazılarıyla destek vermesini de önemsiyoruz. Gündeminize aldığınız konunun tartışılması, dosya haberinin yapılması ya da analizinin yapılmasını istediğiniz konuları bize ulaştırmanız bu anlamda çok önemli. STK’ların yetişmiş ve uzmanlaşmış aktörlerinin görünür olmasını istiyoruz. Sivil Sayfalar’da bunu yapıyoruz. Yaklaşık 5 bin özgün içeriği olan online haber ağımızda STK başlığımız var ve sivil toplum dünyasını ilgilendiren haberlere oradan ulaşabiliyorsunuz. Bu anlamda Sivil Sayfalar’a sivil toplum dünyasının veri bankası diyebiliriz” şeklinde konuştu.</span></p>
<figure id="attachment_37250" aria-describedby="caption-attachment-37250" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37250" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6153-640x416.jpg" alt="" width="360" height="234" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-640x416.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-1280x831.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-1024x665.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37250" class="wp-caption-text">Mehmet Ali Çalışkan / YADA Vakfı Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p2"><span class="s1">Türkiye sivil toplum dünyasının, siyasetin dayattığı kutuplaşmayı kabul etmeyen, müzakere kültürünü ortaya koyan bir perspektife ihtiyacı olduğu söyleyen YADA Vakfı Kurucusu Mehmet Ali Çalışkan, “STK&#8217;ların rolleri nedir, toplumsal ve kamusal hayattaki faydaları nerededir? Bu soruları sorduğumuzda kimliğinden ve konusundan bağımsız STK’ların üzerinde anlaştığı bazı kavramlar var. Bir tanesi keşfetme becerisi. Toplumsal ve çevresel sorunları sivil toplum kuruluşları keşfediyor. Kız çocuklarının okula erişim konusunu, inancı nedeniyle eğitime erişememe konusunu ve engellilerin kente erişim konusunu STK&#8217;lar keşfediyor ve kamu yönetiminin önüne çözülecek problemler olarak koyuyorlar. Yani bir grup engelli ortaya çıkıp kendilerinin şehre erişemediğini bize söylemeseler, biz onu bir sorun olarak alıp çözülecek bir konu haline getirmeyiz. Kamu yönetimi de getirmez, getirmiyordu nitekim” diyerek devam etti.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“STK’lar Birbirlerine Karşı Yüksek Duvarlar Örüyor&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Türkiye’de sivil toplum dünyasının sorunları keşfetme konusunda çok becerikli olduğuna dikkat çeken Çalışkan, “STK’lar Türkiye’nin neredeyse bütün konularında ortaya bilgi koyuyor ve sorunu keşfediyor. Bundan sonraki aşama sivil toplum dünyasının keşfettiği sorunu görünür kılmakla ilgili. Bir meseleyi görünür kıldığımızda o meselenin çözümü için sorumluları harekete geçirebiliyoruz. Keşfettik, görünür kıldık ve harekete geçirmeyi sağladığımızda kamu yönetimi ile toplumla bağımızı kurmayı başardığımızda, kamu yönetimi ve toplumdan ‘Peki ne yapılmalı?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Burada da sivil toplumun üçüncü rolü ortaya çıkıyor. Bir politika önerme ve model geliştirme. Esas mesele aslında burada başlıyor. Çünkü politika önermek bir model önermek konusu kamu yönetiminin gündemine girmek ve kamunun gündeminde konuyu öncelikli sıralara taşımakla ilgili. Kamu yönetiminin gündemine girme konusunda da sivil toplumun bir kesimi öbür kesiminden daha başarılı oluyor. Sivil toplum burada işlevsizleşiyor ve felce uğruyor. Sivil toplum dünyası olarak kendi aramızda müzakereci ve demokratik bir kültürü geliştiremediğimiz için felce uğruyoruz. Bunun sebebi de içe kapanma ve konuya kapanmadır. Bir kimliğe kendini yakın hisseden STK’lar kendi dünyalarını oluşturuyorlar ve diğerlerine karşı yüksek duvarlar örüyor ve geçişkenliği kaybediyorlar&#8221; dedi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37251 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6106-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Karşılaşmayı Tanışmaya Çevirmeye İhtiyacımız Var.&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Kimliğe kapanma konusu için de aynı sorunların söz konusu olduğunu belirten Çalışkan, “Mesela Aleviler kendi kimliklerini kapanıyorlar ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi talebinde bulunuyorlar. Alevi olmayanlar onların bu talebini görmüyorlar çünkü orada bir temas yok. Oysa ibadethane ve ibadet özgürlüğü talep etmek, Türkiye’de vaktiyle Sünni Müslüman kimliğinin çok tecrübe ettiği bir şeydi. Alevilerin şehirde ibadethane talep etmesi ile engellilerin şehirde engelliler için yol talep etmesi arasında hiçbir talep farkı yok. İki farklı yurttaş iki farklı talep dile getiriyor ve bu ikisi arasında bir ilişki var. Ama biz bir ilişki yokmuş gibi davranıyoruz&#8221; dedi. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Sivil toplum dünyası olarak içe ve kimliğe kapanmanın önüne geçmek için konu olarak ve kimlik olarak birbirine benzemeyenlerin karşılaşmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Çalışkan, “Karşılaşmayı tanışmaya çevirmeye ihtiyacımız var. Bunu bir konuşma haline getirmeye, bir tartışma kültürü çıkarmaya ve işbirliği kültürünü ihtiyacımız var. Burada bir araya gelenlerin bir kısmının birbiriyle bir iş kültürü henüz gelişmiş değil. Birbirine benzeyenlerin yaptığı bir güç birliğinden bahsetmiyorum, benzemeyenlerin arasında bir konu etrafında yürüttükleri bir işbirliği girişimlerinden söz ediyorum. Bizim bugün burada toplanma kriterimiz şu olsun; kendimi ifade etmekten ve ötekini dinlemekten öteye geçmeyen bir tutum ortaya koyalım. Yani kendi pozisyonumuzu fikrimizi ortaya koyalım, ötekini dinleyelim. Çünkü bize benzemeyenlerin söylediklerini sindirmeye oturup onun hakkında düşünmeye ihtiyacımız var. Sivil toplum dünyasının birbiriyle işbirliğinin imkanlarını konuşalım” şeklinde konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/">Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 14:25:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[hasan deniz]]></category>
		<category><![CDATA[HEMZEMiN]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[Myra Ajans]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Kösemen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33456</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Başarısızlıklar’ temasıyla gerçekleşen, Uluslararası Sosyal Fayda İletişimi Konferansı Hemzemin 2018’de, sivil toplum dünyası kendi başarısızlıklarını konuştu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/">Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">‘Sosyal Fayda İletişimi’ni odağına alan 4. Uluslararası Sosyal Fayda İletişimi Konferansı Hemzemin, önceki gün Pera Müzesi’nde gerçekleşti. ‘Başarısızlıklardan Öğrenmek: Nasihate Dönüşen Musibetler’ başlığıyla ortaya çıkan konferansa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve iletişimciler katılım sağladı. 17 konuşmacının başarısızlık hikayeleri ekseninde, sosyal fayda iletişimi deneyimlerini paylaştıkları programın moderatörlüğünü ise Bizimkiler dizisi ile ünlenen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Atılay Uluışık yaptı. Müzisyen Barış Demirel&#8217;in trompet performansı ile programa renk kattı.</span></p>
<figure id="attachment_37996" aria-describedby="caption-attachment-37996" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37996" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/q.jpg" alt="" width="620" height="387" /><figcaption id="caption-attachment-37996" class="wp-caption-text">Rauf Kösemen / Myra Ajans Başkanı</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Rauf Kösemen: STK bir rekabet alanı değil</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Konferansı düzenleyen Myra Ajans Başkanı Rauf Kösemen, ‘Bir başarısızlık var başarıdan içeri’ başlıklı açılış konuşmasında, tasarlanmış başarısızlıklar üzerine bir sunum yaptı. Sunumu sonrasında Sivil Sayfalara’a konuşan Kösemen şunları söyledi: “Sosyal fayda iletişimi alanında daha önce hiç işlenmeyen bir konu olarak ‘başarısızlıklar’ üzerine yoğunlaştık. Yaşanmış başarısızlık hikayelerini kamuoyunun gündemine çıkararak, başarısızlık kavramına olumlu bir bakış açısı kazandırmayı umuyoruz. Bunun yanında STK’ların başarıya ulaşması için bir meselenin varlığını toplumun gündemine getirebilme kapasitesi ölçü olarak alınabilir. STK’lar sosyal fayda sağlamak adına kendi çizdikleri yol haritaları kapsamında gündem oluşturuyorlarsa bu onlar için başarı kriteri olabilir lakin STK’lar için başarı ya da başarısızlık kriteri koymak bana doğru gelmiyor. STK’lar için gündem oluşturabilme kriteri önemli bu konferansta. Kazanma ya da kaybetme durumu rekabet ortamı için geçerli bir kriter, STK için kazanç söz konusu değildir. Çünkü STK bir rekabet alanı değil.” <span class="Apple-converted-space">   </span></span></p>
<figure id="attachment_37997" aria-describedby="caption-attachment-37997" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37997" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/d.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37997" class="wp-caption-text">Mehmet Ali Çalışkan / YADA Vakfı Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>&#8220;Osman Kavala&#8217;nın ve Yiğit Aksakoğlu&#8217;nın aramızda olmayışı ortak başarısızlığımız&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Başarısızız Öyleyse Varız!’ başlığını seçen Yaşama Dair Vakfı (YADA) temsilcisi Mehmet Ali Çalışkan ise sivil toplum için başarısızlıkların başarıya dönüşme kriterlerini ele aldı. STK’ların içine kapanık yapısına eleştiriler getiren Çalışkan, “Gerçekten sivil topluma ait bir başarısızlıktan söz edeceksek; Osman Kavala’nın ve Yiğit Aksakoğlu’nun bugün aramızda olamaması hepimizin ortak başarısızlığıdır. Bütün bu başarısızlık hikayesinin üzerine kurabileceğimiz tek şey başarısız da olsak yaptığımız şeyi yapmaya devam etmek. Çünkü biz yaptığımız şeyi yapmayı bıraktığımızda o zaman onlara karşı sorumluluğumuzu hiç yerine getirmemiş olacağız. ”dedi.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>&#8220;Sivil toplum kuruluşları gerçekten ne iş yapar?&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplum kuruluşları gerçekten ne işe yaradığı sorusunu irdeleyen Çalışkan, “Sivil toplum bir şirketten, akademik bir çalışmadan ve siyasetin performansından farklı olarak ‘keşfeder’. Bildiğimiz sorunların hepsini, bir sivil toplum kuruluşu keşfettiği ve bizim gündemimize soktuğu için varlar. Eğer birileri bu sorunları bizim önümüze getirmemiş olsaydı, bu sorunlar olmazdı ve siyasetin gündemine girmezdi. Çünkü siyaset, toplumdan bir soruna dair baskı aldığı zaman o sorunu çözer. O zaman sivil toplum dünyasının en önemli işlerinden bir tanesi keşfetmek. Biz bu noktada akademiden biraz rol çalıyoruz. Akademi de aslında ürettiği bilgiyi keşfetmek üzerine üretiyor. Ama biz keşfetmekle kalmamalıyız, keşfettiğimiz bilgiyi bırakamayız. Keşfetme konusunda iyiyiz ama keşfettiğimiz konuyu gündemleştirme noktasında o kadar iyi değiliz.” diyerek konuşmalarına devam etti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Sivil toplum dünyasının 3 başarısızlığı </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplum dünyasının, keşfettikten sonra kenara çekilmesini birinci başarısızlık olarak değerlendiren Çalışkan, “Sivil toplum dünyasında okuduğunuz herhangi bir raporu düşünün akademik bir rapordan çok farklı olmuyor. Bir bilgi koyuyor önümüze. Oysa STK’ların ürettiği bilgi, akademik bilgiden fazlasını koymalı, bir politika koymalı, politikayı etkileyecek bir şey koymalı, mesela ayrımcılıkla mücadele edecek bir araç koymalı. Aslında keşfetmenin yanında ikinci aşama olarak sivil toplum dünyası sorunu başkalarının gündeme taşır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Bir sorunu gündemleştirdikten siyasetin rolünü çalarak, sorunu çözmeye çalışıyoruz.” Diyen Çalışkan konuşmasına şöyle devam etti: “Bu bizim ikinci başarısızlığımız. Biz Türkiye’deki 4 milyon mültecinin Türkiye toplumuna entegrasyonu sorunu nasıl çözebiliriz ki? Çözemeyiz; kapasitemiz, insan ve finans kaynaklarımız buna yetmez. Ama o sorunu nasıl çözeceğimize dair fikirler, öneriler, modeller geliştirebiliriz. Dolayısıyla biz sorunun öznesi değil, biz nasıl çözüleceğinin bulmasının öznesiyiz.” </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplumun kendi içlerinde konuşamama ve kendi öz eleştirisini yapmama halinin, üçüncü başarısızlık olduğunu söyleyen Çalışkan, “Türkiye sivil toplum dünyası keşfettiği meseleleri başkalarının gündemine sokmadıkça başarılı olamayacak. Bir meseleyi mesele yapan şey; o meseleyi keşfedenin onu kendine benzemeyenin gündemine sokmayı başardığı zamandır aslında. Yani bugün Cemevi için talepte bulunan alevilerin, ibadet hakkının savunuculuğunu sadece Aleviler yaptığı zaman mesele çözülmüyor. Aleviler gündemini Alevi olmayanların gündemine soktuğu zaman konu gündemleşmiş ve çözülme aşamasına gelmiş oluyor.</span></p>
<figure id="attachment_37998" aria-describedby="caption-attachment-37998" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37998" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Alıntısı-15.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37998" class="wp-caption-text">Pınar Gürer / YADA Vakfı Yöneticisi</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“8 Mart&#8217;tan daha önemli bir gün daha var hayatımızda, 9 Mart&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Başarmak ya da başaramamak ya da başarmış gibi yapmak’ başlıklı konuşma yapan YADA temsilcisi Pınar Gürer, özel sektörün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapılan güzellemelerinin 9 Mart’ta son bulma başarısızlığını irdeledi. Büyük markaların, 8 Mart’ta bir rekabete dönüşen reklam kampanyalarının 9 Mart’ta etkisini yitirişinin ironikliğine vurgu yapan Gürer şöyle konuştu: “Büyük şirketler 8 Mart’ta bize duygulara dokunan, izlediğimizde kendimizi iyi hissettiren, toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu yapan reklamlar izletti. Her şey ‘-e rağmen’ başarmış, tüm engelleri aşmış, içindeki gücü keşfetmiş kadınların başarı hikayelerini izledik. Bence 8 Mart’ta daha önemli birgün var hayatımızda o da 9 Mart. Birgün önce toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili dilimizi söyleyen aynı şirketler karşımıza ‘Hanım ütülü gömleğim nerde? sorusunu soran bir makine reklamıyla ya da evdeki tek ebeveyn anneymiş gibi çocuğun yemeğini yediren ve altını değiştiren kadınların reklamları tekrar karşımıza çıkıyor. 8 Mart ile 9 Mart arasında bir mesafe var bu da özel sektörün samimiyetini, iletişimdeki ölçüsüzlüğünü ve sorumluluklarını sorgulatıyor.”</span></p>
<figure id="attachment_37999" aria-describedby="caption-attachment-37999" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37999" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/r.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37999" class="wp-caption-text">Hasan Deniz / AÇEV Direktörü</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Babalık kahramanlaştırıldığı için başarısızlıktır&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Kollektif Başarısızlığımız: Babalık’ başlığıyla programda yer alan Anne Çocuk Vakfı (AÇEV) temsilcisi Hasan Deniz’in başarısızlık kadrajında babalar vardı. Babalığa yücelten değerler atfedildikçe başarısızlık tohumlarının ekildiğine vurgu yapan Deniz, “Babalık toplum tarafından kahramanlaştırıldığı için başarısızlıktır. Yazılan şiirler, baba temalı filmler, baba siyasetçiler gibi örnekler üzerinden babalık yüceltildikçe erişilmez oluyor. Böylece baba ile çocuk arasındaki bağ zayıflıyor.” diyerek devam etti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Otuz yıl önce yapılan araştırmalarda erkeklerin büyük bir çoğunluğunun, soyunu devam ettirmek için çocuk sahibi olduklarını belirten Deniz, “AÇEV olarak 2015-2017 yılları arasında bir babalık araştırması yaptık. Soru sorduğumuz babaların %92’si, çocukları sevdiği için çocuk yaptıklarını söyledi. Bu da başarısızlığın başka bir ifadesi oluyor. Ama aynı babalara ‘Çocuğa bakmak kimin görevi? diye sorduğumuzda, annelerin cevabını aldık.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Babaları eğitimle değiştireceğimizi sandık&#8221; </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çocuklarıyla bağ kuramayan, ilgisiz babalar sorununa panzehir olarak ortaya koydukları projenin başarısızlıklarını anlatan Deniz, “Babaların çocukların bakımında ve gelişiminde sorumluluk üstlenmesi, karşılıklı ve yakın ilişiki kurması, birlikte oynaması, masal anlatması kısacası çocuğuyla birlikte büyümesine biz ‘İlgili Babalık’ diyoruz. Birçok STK kendi alanında ilk müdahelenin eğitim olduğunu düşündü biz de aynı hataya düştük. Babaları eğitimle değiştireceğimizi sandık. Babalık sadece babaları eğiterek değişemez ve dönüştürülemez. Bu başarısızlıktan ders çıkarmaya çalıştık ve kampanyalar yapmaya başladık. Türkiye’de babaların tutum ve davranışlarını üzerinde etkisi olan her türlü aktörü değiştirecek, belediyelere, reklamlara ve özel sektöre müdahelelerde bulunduk. Bir bebek bezi yapan firmayı, sadece anneye yönelik reklam yapmasın diye uyaran çalışmalar düzenledik.” dedi.</span></p>
<figure id="attachment_38000" aria-describedby="caption-attachment-38000" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-38000" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/g.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-38000" class="wp-caption-text">Barış Demirel / Müzisyen</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Başarısızlık temalı Hemzemin 2018’deki Konuşmacılar ve Konu Başlıkları: </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kösemen &#8211; Bir Başarısızlık Var Başarıdan İçeri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Mehmet Ali Çalışkan &#8211; Başarısızız Öyleyse Varız!</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ali Erhan Nalbant &#8211; Kim Derdi ki Hepimiz Bir Gün Başaramayacağız</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sait Fehmi Asduk &#8211; Hepimiz Ayrı Telden</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Batuhan Aydagül &#8211; Deneme Yanılma Yöntemiyle Öğrenmemek</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şule Yücebıyık &#8211; Virüslerden Öğrenmek</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pınar Gürer &#8211; Başarmak ya da Başaramamak yada Başarmış Gibi Yapmak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Steve Connor &#8211; Açık Kalp Kampanyası</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Christophe Konninckx &#8211; Başarısız Bir Proje Nasıl Daha İyisine Yol Açar? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Barış Demirel &#8211; Fail Play </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hasan Deniz &#8211; Sizin Hiç Babanız Oldu mu? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tanzer Kantık &#8211; İki Teker Bir Ülke </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sibel Bülay &#8211; Ve Teker Dönmedi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Güneşin Aydemir &#8211; Bak Bir Varmış Bir Yokmuş</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnanç Mısırlıoğlu &#8211; Bizim Derin Sessizliğimiz</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aleksander Deliyannis &#8211; Anlarsa Halkım Anlar</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Güven Força &#8211; İleri Dönüşüm Kutusu Fazla mı İleriydi? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bastyen Vandrille &#8211; O, ‘Gösterişli Anlatı’nın Peşinde</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/">Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2018 11:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[#ReklamlardaCinsiyetEşitliğiDosyası]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Reklamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Nas]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25122</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla şirketler, "günün anlam ve önemine" işaret eden reklamlar yayınlamak konusunda bir yarışa girdiler. Bu yarış görüntüsünün hem olumlu hem olumsuz yanlarına dair tartışmalar da oldukça yaygın bir şekilde yürütülüyor. Biz de geçtiğimiz hafta yayınlanan reklamları derledik ve akademisyen Alparslan Nas, yazar Berrin Sönmez ve Yaşama Dair Vakıf'tan Pınar Gürer'e bu reklamlara dair görüşlerini sorduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/">8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alparslan Nas:</strong> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-24424 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390.png" alt="" width="304" height="307" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390.png 386w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390-320x323.png 320w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></p>
<div>
<div>Bu seneki 8 Mart&#8217;ta kadınlara yönelik reklamlarda adeta bir patlama yaşandığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz yıllarda da şirketler 8 Mart&#8217;a özel, kadınların sorunlarına işaret ettikleri reklamlar yayınlıyorlardı ancak bu sene pek çok şirketten bunu görmüş olduk. Geçtiğimiz yıllarda pek çok şirketin 8 Mart&#8217;ı kadınlara yönelik ürünlerin promosyonu için kullandığını görmekteydik. Bu durumda 8 Mart ticari amaçlar için araçsallaştırılıyor, aynı zamanda kadınlara yönelik cinsiyetçi kalıplar yeniden üretiliyordu. Bu seneki reklamlarda 8 Mart&#8217;ı ticari bir fırsat olarak görmek yerine, kadınların sorunları hakkında bir şeyler söyleme imkanı olarak değerlendirdiklerini görüyoruz. Kadınların ekonomik açıdan güçlenmesi ve erkek egemen kültürün eleştirilmesi gibi motifler ön plana çıkıyor. Açıkçası bu görünürlüğün önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu anlatıları kapitalizm ile ilişkilendirerek şüpheci yaklaşmak yerine, anlatının kendisine odaklanmak ve bu görünürlüğün sağladığı avantajlara dikkat çekmeyi tercih ediyorum.</div>
</div>
<blockquote>
<div>8 Mart reklamlarında öne çıkan motif, şirketlerin önemli bir kısmının reklamlarıyla cinsiyet eşitliği için sürdürdükleri faaliyetleri aktarmış olması. Sadece 8 Mart&#8217;ta bir reklam yapmış olmak için değil; geçmişten gelen bir takım projelerin kadınların hayatlarına yaptığı katkıları anlatıyor bize bu şirketler. Hatta bazı reklamlarda cinsiyet eşitliğinin şirket politikası olarak uygulamaya konduğunu duyuyoruz. Ayrıca, bu seneki 8 Mart reklamlarında dikkatimi çeken bir diğer unsur da reklam anlatılarında temsil edilen kadınların çeşitliliği. Çeşitli sosyo-ekonomik sınıflardan, yaşlardan ve kimliklerden kadınların reklamlar aracılığıyla görünürlük kazandığını gözlemliyorum. Buradaki çeşitlilik, genel reklam diline kıyasla başarılı ancak daha da geliştirilebilir. Genel olarak reklamlarda kullanılan dilin, yılın geri kalanında yayınlanan reklamlara göre oldukça olumlu olduğunu ve cinsiyetçiliğe karşı önemli meydan okumalar sergilediğini söyleyebilirim.</div>
</blockquote>
<div>
<div>Bu reklamlar olmasa özellikle televizyonlarda 8 Mart ile ilgili bir anlatıyla karşılaşmak neredeyse imkansız. 8 Mart ile ilgili konular genelde haber formatında işleniyor. Kaldı ki bu haberler, izleyiciler için reklamlar kadar akılda kalıcı olamıyor, reklamların anlaşılması çok daha kolay oluyor. Reklamlar retorik açıdan son derece güçlü araçlar olarak bize dair, erkekliğe, kadınlığa dair meseleleri bize aktarıyor. Toplumu ve bireyliğimizi tarif ediyor. Bu tanımlar izleyicilerde son derece etkin oluyor. Dolayısıyla reklamlarla kadın hakları ve cinsiyet eşitliği hakkında kazandırılan görünürlükleri çok önemsiyorum. Günümüzde markalar artık tüketicilerine değer verdiklerini hissettirmek, onların yaşamlarında olumlu değişimleri sağlamak istediklerini belirtmek ve bunu samimi bir biçimde yapmak zorundalar. 8 Mart reklamları da bunun bir göstergesi oldu. Elbette şunu da belirtmek gerekir; samimiyetlerini korumak için bu şirketlerin yılın geri kalanında yayınlamış oldukları reklamlarda da cinsiyetçilikten kaçınmaları gerekiyor. 8 Mart reklamları pek çok açıdan önemli artılar içeriyor ancak benim için erkekliği sorgulayan Axe reklamı (kırdıysak özür dileriz), dildeki cinsiyetçiliği sorgulayan Vodafone &#8220;kırmızı çizgi&#8221; kampanyası, erkek egemen bir alan olarak algılanan otomotiv sektöründe kadınların gücüne dikkat çeken Ford ve Lassa reklamları ve medyada kadınların temsilini ustaca bir dille eleştiren Koç Holding reklamının öne çıktığını söyleyebilirim.</div>
</div>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11419 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-640x495.jpg" alt="" width="304" height="235" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-640x495.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-1280x990.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-1024x792.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-610x472.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-320x247.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027.jpg 1300w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" />Berrin Sönmez</strong></p>
<p>Reklam filmlerinin teker teker analize girişmeyi hak etmeyecek kadar sıradan ve birbirine benzer bulduğumu söyleyerek başlayabilirim.</p>
<p>Özel sektörün kadın farkındalığı işine girmesi iyi bir şey. Ancak iyi birşey yapmak isterken ayrımcılığı ve kadına rol biçip yönlendirme üstenciliğini görmek üzücü.</p>
<p>Her şeyden önce yaratılan başarı illüzyonuyla insanı, ancak başkalarıyla yarıştığı ve üste çıktığı takdirde değerli kılan, değerini galebe etmekle ölçen eril zihniyetin pekiştirildiğini düşünüyorum. Genel olarak insanlık için vahim hatalardan başarı illüzyonu. Kadınları bu şekilde yönlendirmek ayrımcılıkla mücadele değil. Tersine futbolcu kızlar örneğinde olduğu gibi kadınların birbiriyle yarıştırılmasıyla değerli ve önemli kılınması, kadın bakış açısından, kadın ikincilleştirmenin bir başka versiyonu. Feminist perspektiften bakabilen filme rastlamadım yazık ki. Sadece Boyner filmi kadın çocuk vurgusu yaptığı için ters düşmüyor ama o da bence sıradan bir yaklaşım ve herhangi bir politik mesaj içermediğinden pek kıymeti yok.</p>
<blockquote><p>Başarı illüzyonunun yanı sıra filmlerde genellikle gerçek insanların değil dayatılmış estekik ölçülerle manken görünümündeki genç güzel kadınların kullanılması bir başka çarpıklık. Mükemmelin ölçütü güzellik ve başarı olarak sunulup, kadınlara ancak böyle mükemmel olunduğunda değerli sayılacakları mesajı veriliyor.</p></blockquote>
<p>Böyle bir mesajın toplumdaki karşılığı yazık ki eşitlik kavramının yerleşmesi olamaz. Filli Boya reklam filminde gerçek insanların kullanılması güzel. Üstelik sadece kadınların değil erkeklerin de konuya dahil edilmesi yerinde. Ancak şiddeti uzay boşluğunda bilinmez bir yerlerden gelmiş gibi sunan gerçek dışılık da can yakıcı riyakarlığın filmi gibi, bana göre.</p>
<p>Özel sektör keşke 8 Mart&#8217;a daha uygun filmler yaparak kadın çalışanlar için iş yerini ve hayatı kolalaştırmak için neler yaptıklarına, yapacaklarına ilişkin tanıtımlara girişse. Mesela iş sözleşmelerinde evlilik ve çocuk sahibi olmayı kısıtlayan hükümleri kaldırdıklarını söyleseler keşke. Doğum sonrası işe geri dönüşlerin imkansız kılınması engellense ve bunun tanıtımını yapsa.</p>
<p>Filmlerde hayatın gerçeklerine ve temel kadın sorunlarına hiç değinilmeden 8 Mart&#8217;ın çicek böcek günlerine dönüştürülmesi de rahatsız edici. Ama tabi ekonomik özgürlük ve kendi hayatına dair karar verilmesi vurguları önemli, kıymetli. Sadece bir tanesinde istediği şeyi yapmaktan söz ediliyorudu. Bence bu iyi bir şey.</p>
<p><strong>Pınar Gürer &#8211; Yaşama Dair Vakıf<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-23051 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-640x596.jpg" alt="" width="356" height="331" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-640x596.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-1024x954.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-610x568.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-320x298.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39.jpg 1196w" sizes="auto, (max-width: 356px) 100vw, 356px" /></strong></p>
<blockquote><p>En mühim sıkıntılardan biri, bu tür duygusal arka planı kuvvetli reklamların, şirket dünyasının kadın meselesindeki rolünü gölgelemesi. Yani şirket bize kadın meselesine dair bir şeyler anlatıyor, bizi “bilinçlendirmeye” çalışıyor, lakin bir yandan kendi şirketinde ve tedarik ağında işler vahim, ürünlerinin reklamı, ambalajı cinsiyetçi vs. Bu tabii büyük bir tutarsızlık. Yapılan edileni de dünyalar kadar anlatma alışkanlığı var şirketlerin malum, onun da ölçüsünü kaçırıyorlar.</p></blockquote>
<p>Reklamlarda genel olarak bu “tuttuğunu kopardı, tüm zorluklara rağmen başardı, kendine inandı, içindeki gücü fark etti” gibi “insan üstü” özellikleri görmek istemiyorum ben. Yani koşulları konuşmuyoruz, koşulların değişimini konuşmuyoruz, güçlükleri konuşmuyoruz, güçlükleri zayıflatmayı konuşmuyoruz, tüm bunları aşan, yenen, kazanan o süper kadınları konuşuyoruz. Neden kadından gördüğümüz bu çabayla tatmin oluyoruz ki? Kadının önünde duranların, etrafını yamacını saranların oradan çekilmesi için gösterilen bir çabayı görmek isterim ben reklamlarda. Erkeklerin, babaların, abilerin, devletlerin, şirketlerin verdiği çabayı. Bunu da 8 Mart reklamlarında değil, ürün reklamlarında ve şirket politikalarında görmek isterim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/">8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
