<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Paris Anlaşması arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/paris-anlasmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/paris-anlasmasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:31:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Paris Anlaşması arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/paris-anlasmasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 08:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yeşil Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yeşil Düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat Eylem Planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa'da Yeşil Yeni Mutabakat adı altında adil bir geçişten (Just Transition) söz ediliyor. Bu kapsamda sözde sıfır atıktan döngüsel ekonomiye kadar kentler ve yaşam alanları yeniden planlanmaya başlandı.  Aslında Avrupa Birliği (AB) 11 Aralık 2019 tarihinde 'Avrupa Yeşil Mutabakatı' ile ekonomisinin dönüşümünü sağlayacak yeni bir büyüme stratejisi üzerinde duruyor. Bunun açık adı yeşil kapitalizm.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/">İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2021 yılını geride bırakırken ekonomik olarak oldukça zorlandığımız günler yaşıyoruz. Bu durum ülkenin ekonomik politikasının yanında küresel iklim değişimiyle de ilgili. </span><span style="font-weight: 400;">Parçası olduğumuz yaşam alanlarının yok edilmesi yalnızca karbon emisyonları ve ekonomiyle ilgili değil elbette… Koronayla birlikte tüm dünyada yeşil dönüşüm daha belirgin konuşulur hale geldi. Bu sağlık krizi karbon emisyonları ve doğal yaşam alanlarının yağmasıyla direk olarak ilişkili durumda. Konu samimiyetle ele alınsa dahi küresel iklim değişimi konusu önümüzde bir dizi kuşak boyunca ekolojik ve ekonomik olarak ana eksen olarak duracak. </span></p>
<h5><b>Kapitalizm Gölgesini Satamadığı Ağacı Yaşatmaz </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğimiz gibi tüketim ve yağma üzerine kurulu kapitalist sistem ‘Ya büyü ya öl’ düsturuyla çalışır. Küçük ve kendine yeter, çevresine zarar vermeyen üretimin kapitalist büyüme ekonomisinde yeri yoktur. Özellikle son 2 yıldır Amerika&#8217;da Joe Biden yönetimiyle </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeni Yeşil Düzen</span></i><span style="font-weight: 400;"> (Green New Deal)’e yönelik yatırımlar yapılmaya başlandı.  Ancak bu yatırımları yapanlar örneğin, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ABD&#8217;de Chevron, British Petrol vb fosil yakıt baronları tarafından yapılıyor. Daima merkeziyetçilikten ve militarizmden yana olan bu şirketlerin ulusal ve uluslararası ekonomide bu sözde çevreci kurallara göre düzenlenmesi ne kadar gezegenin yararına olabilir?  Bir de bazı çevreciler daha adaletli bir kapitalizm arayışında. Oysa biz biliyoruz ki kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı yaşatmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda Avrupa&#8217;da ise </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeşil Yeni Mutabakat</span></i><span style="font-weight: 400;"> adı altında adil bir geçişten (Just Transition) söz ediliyor. Bu kapsamda sözde sıfır atıktan döngüsel ekonomiye kadar kentler ve yaşam alanları yeniden planlanmaya başlandı.  Aslında Avrupa Birliği’nin (AB) 11 Aralık 2019 tarihinde “Avrupa Yeşil Mutabakatı” ile ekonomisinin dönüşümünü sağlayacak yeni bir büyüme stratejisi üzerinde duruyor. Bunun açık adı yeşil kapitalizm.  </span></p>
<h5><b>Adaletli Geçiş Ne Demek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adaletli geçiş, üretim ve tüketimin atık olmaksızın sağlanması konusuna nasıl ulaşılacağı şeklinde özetlenebilir. Çünkü geleceği onarmak karbon emisyonlarını azaltmak buradan geçiyor. Ancak özellikle toplumda görünmez kılınan engelliler, kadınlar, göçmenler, sığınmacılar, farklı etnik gruplar, farklı cinsel yönelimi olanlar, çocuklar, gençler yaşlılar vb grupların kendi geleceklerine ilişkin doğrudan söz söyleme hakları var mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki adaletli geçişte bizim gibi ülkeler daha az adalete mi razı olsak? </span><span style="font-weight: 400;">Küresel güneyin iklim krizinden en çok etkilenen ama karbon emisyonu yok denecek kadar az olan Afrikalı ya da Asyalı insanlar ne olacak? </span><span style="font-weight: 400;">Ekim ayında Türkiye Paris Anlaşması’na onay vermesiyle birlikte Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın ismi &#8216;Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#8217; olarak değiştirildi. Uluslararası anlamda ticaret yapmak için de yeni karbon hesaplamaları gündeme geldi. Bu doğrultuda Yeşil Mutabakat Eylem Planı hazırlanıyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Ancak geçmişte Küresel Kuzeyin bacasız sanayi denilen servis ve turizm endüstrisine geçip küresel güneye de yabancı yatırımları teşvik adı altında dayatılan madencilik gibi faaliyetlerle doğa talanına yol açtığını sanırım özellikle son 20 yıldır ülkemizde de görüyoruz. Elbette her şeyi küreselliğe bağlamak doğru değil. </span><span style="font-weight: 400;">Merkezi ve y</span><span style="font-weight: 400;">erel hükümetlerin de bunda payı fazla. Şimdi bu yağmalanan doğal yaşam alanları Yeşil Mutabakattan nasıl pay alacak? Faaliyetler durdurulup restorasyona gidilecek mi? Daha geçen hafta Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Topçam köyünde </span><span style="font-weight: 400;">Maden ocağına direnen Coşkun ailesine yapılan silahlı saldırı hala gündemimizde. Doğa savunucuları ikinci bir Büyüknohutçu felaketi olmasın diye çaba sarf ediyor. Antalya&#8217;da taş ocağına direnen bir çift madencilerin kiralık katili tarafından öldürüldüğü öne sürülüyor. Anadolu&#8217;da böylesine canı pahasına yaşam alanlarını savunmaya çalışan insanların yaşamında nefes alma yaratılacak mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yoksa madenlerde montaj sanayiyle  parsellenmiş, betonlaşma ve inşaat sektörüyle verimli topraklarda besin değeri uygun gıda yetiştirmek yerine beton binaların ‘yetiştiği’ alanlar çoğalacak mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel Avrupa kömürden vazgeçmişken bizde hala termik santraller inşa ediliyor. Muğla&#8217;da olanlar gibi var olanların ömrü 25 yıl daha uzatılsın diye yatırımlar yapılıyor. Bu demektir ki daha fazla hava kirliliği, daha fazla karbon emisyonu ve daha fazla yaşam alanlarına saldırı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası Yeşil Mutabakata uyma yeni bir çifte standart olmaması için uyanık olmalıyız.</span></p>
<p><em>Görsel: dane_mark/Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/">İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 STK’dan Ortak Açıklama: ‘Onay Yetmez; Emisyon Azaltım Hedefi Belirlenmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/07/15-stkdan-ortak-aciklama-onay-yetmez-emisyon-azaltim-hedefi-belirlenmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2021 08:05:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim konusunda çalışan STK'lar]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye 6 yıl sonunda Paris Anlaşması’nı resmen onayladı. TBMM'de anlaşmanın onaylanmasının ardından iklim alanında çalışan 15 STK ortak açıklama yaptı: 'Türkiye’nin 2053 net sıfır taahhüdünü gerçekleştirebilmesi için kısa vadeli iklim ve iddialı emisyon azaltım hedefleri belirlemesi gerekiyor.'</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/07/15-stkdan-ortak-aciklama-onay-yetmez-emisyon-azaltim-hedefi-belirlenmeli/">15 STK’dan Ortak Açıklama: ‘Onay Yetmez; Emisyon Azaltım Hedefi Belirlenmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, iklim değişikliği ile mücadele amacıyla ülkelerin ortak hareket etmelerini hedefleyen Paris Anlaşması’nı 6 Ekim 2021 akşamı TBMM’de onayladı. 191 ülkenin taraf olduğu Anlaşma; küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmayı, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı ve bu doğrultuda, 2050 yılına dek sera gazı emisyonlarının sıfırlanması için ülkelerin ortak çalışmasını teşvik ediyor.</p>
<h5><strong>Türkiye’nin İklim Politikasında Yeni Bir Dönem Başladı</strong></h5>
<p>Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylamasının ardından iklim değişikliği alanında çalışan 15 STK’nın yaptığı ortak açıklamaya göre, Türkiye’nin 2053 net sıfır taahhüdünü gerçekleştirmek için iddialı emisyon azaltım hedefleri koyması gerekiyor. Bu hedefe yönelik ilk adım ise kömürden ve kömüre dayalı enerji politikalarından çıkmak.</p>
<p>İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.</p>
<p>TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Yatırım, üretim, istihdam politikalarımızda köklü değişikliğe yol açacak bu süreci, 2053 vizyonumuzun ana unsurlarından biri olarak kabul ediyoruz” açıklamasını yapmıştı. Bu taahhüde ve 2053 hedefine ulaşmak için ise Türkiye’nin kısa vadede emisyon azaltım hedeflerini belirlemesi ve enerji başta olmak üzere sanayi, ulaştırma, bina, tarım, atık ve doğal varlıkların kullanımı konularında yeni eylem planları hazırlaması gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.</p></blockquote>
<p>Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında <a href="https://ecf.apms5.com/anywhere/m?s=ecf&amp;m=s_5960a691-03ec-41a4-95b9-686a480342ee&amp;u=e1jq4wvfdtfm6da289232d1t5n144h265mu34d245mw3je1n5mum8hhh6mr30dhq6rv44&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewq7ewk95tqq4ttfd5q76ub7d1u76bv9dtu6awk1cdu6jxk55nhpgrbjegpq6u3fextjurv8c5q6etbk5nvpywkcchtjux3fe0pk2c1dcnppjx3mcnt76&amp;n=1">16. sırada</a> ve kişi başı emisyonları her gün artıyor<strong>.</strong> Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören <a href="https://ecf.apms5.com/anywhere/m?s=ecf&amp;m=s_5960a691-03ec-41a4-95b9-686a480342ee&amp;u=e1jq4wvfdtfm6da289232d1t5n144h265mu34d245mw3je1n5mum8hhh6mr30dhq6rv44&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewu2wxbecthp6rted5q78bvkd5u6awtfedup4vb9edtpjvveecqmjkj48cqn0xb2dhmq6u35cgjk4c24dxhqavb5dtu76bument6ptbt5wrjyn38cnfmjkj48dfpytjzahan4ju5b5fqcbhh6mq32e9e6cr2ww34cr&amp;n=2">Ulusal Katkı Beyanı</a>’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor.</p>
<h5><strong>Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımı İçin Kilit Sektör: Enerji </strong></h5>
<p>Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin, geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “<a href="https://ecf.apms5.com/anywhere/m?s=ecf&amp;m=s_5960a691-03ec-41a4-95b9-686a480342ee&amp;u=e1jq4wvfdtfm6da289232d1t5n144h265mu34d245mw3je1n5mum8hhh6mr30dhq6rv44&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewq6jx3fd1gp4tbj5thpyv9fd1gp4tbj5xj7avktc4qk4c9r6mwk0bvtcnq6jqvbdxpqawjzedgpwx3jc5p6jqvtdxnnywvff9p6awvdcntpjqved5q5yt3nf5uq4xbkenfpetbjcdjppv35edu6jwk9dhj6jbk8ehppr&amp;n=4" target="_blank" rel="noopener">Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi</a>” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.</p></blockquote>
<p>Türkiye’nin fosil yakıtlardan uzaklaşmasına ek olarak, iklim değişikliğiyle mücadele için atacağı her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getirecek. Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.</p>
<h5><strong>Ortak Açıklama Yapan STK’lar </strong></h5>
<ul>
<li>350.org</li>
<li>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği</li>
<li>CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı)</li>
<li>Doğa Derneği</li>
<li>Doğa Koruma Merkezi</li>
<li>Ege Orman Vakfı</li>
<li>Genç Düşünce Enstitüsü</li>
<li>Greenpeace Akdeniz</li>
<li>İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD)</li>
<li>Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal)</li>
<li>Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)</li>
<li>TEMA Vakfı</li>
<li>WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)</li>
<li>Yeşil Düşünce Derneği</li>
<li>Yuva Derneği</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/07/15-stkdan-ortak-aciklama-onay-yetmez-emisyon-azaltim-hedefi-belirlenmeli/">15 STK’dan Ortak Açıklama: ‘Onay Yetmez; Emisyon Azaltım Hedefi Belirlenmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği: Yeni Bir Süreç İhtimali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/iklim-degisikligi-yeni-bir-surec-ihtimali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2021 11:59:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Birpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve iklim]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Eroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70899</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesinde yeni bir dönem ihtimali belirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/iklim-degisikligi-yeni-bir-surec-ihtimali/">İklim Değişikliği: Yeni Bir Süreç İhtimali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği, Avrupa&#8217;nın 2050’de atmosferdeki karbon emisyonunu net sıfır seviyesine indirme hedefini gerçekleştirmek için hızla çalışıyor. Mayıs ayı ortasında İspanya, AB hedeflerine uyumlu olarak, 2050’de karbon nötr olmayı hedefleyen ve 2040’da fosil yakıtlı araçların satışını yasaklayan <a href="https://www.iklimhaber.org/ispanya-temiz-enerji-yasasini-onayladi/" target="_blank" rel="noopener">temiz enerji yasasını onayladı</a>. Hedef, Avrupa’nın dünyanın tamamen karbon nötr ilk büyük ekonomisi olması.</p>
<p>Bu sırada Türkiye, özellikle son yıllarda, iklim kaynaklı afetlerle yüzleşiyor. Bugünlerde özellikle Marmara Denizi’nde oluşan müsilaj (deniz salyası) tartışılıyor. Tartışmanın bir boyutu da elbette sorunun ne kadarının iklim değişikliğinden kaynaklandığı.</p>
<p>Tartışmalar devam ederken, 31 Mart’ta çalışmalara başlayan TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu, toplantılarını sivil toplum temsilcilerinin katılımı ile sürdürüyor. Görev süresi 3 ay olan TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu’nun kurulması, Türkiye’nin Paris İklim Antlaşması’nı onaylayarak iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir sürece girmesini sağlayabilir. Türkiye’de iklim kriziyle mücadele ve uyum sürecinde atılacak yeni adımların da habercisi olabilir.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı ve Türkiye’nin İklim Değişikliği Başmüzakerecisi <a href="https://twitter.com/Mbirpinar/status/1392517611162935297" target="_blank" rel="noopener">Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar</a> Komisyon’da yaptığı sunumda, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Türkiye&#8217;de yedi coğrafi bölgenin her biri için ayrı ayrı Bölgesel İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlandığını ve bu planların Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile eşgüdümlü olarak yapıldığını paylaştı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-70901 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/turkiye-sera-gazi-emisyonu.jpg" alt="İklim Değişikliği: Yeni Bir Süreç İhtimali" width="643" height="341" />Prof. Birpınar geçtiğimiz hafta sosyal medya hesabından da Türkiye’nin iklim değişikliği konusunda “tarihsel sorumluluğunun yok denecek kadar az olmasına rağmen etkin mücadelesini sürdürdüğünü” söylemişti. Buna göre, Türkiye’de iklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyon oranları azalmaya devam ediyor. 2018 yılında bir önceki yıla göre 3,1 milyon ton; 2019 yılında bir önceki yıla göre 14,8 milyon ton azaltım sağlandı. Diğer bir deyişle, sera gazı envanteri sonuçlarına göre, 2019 yılı toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre %3,1 azalarak 506,1 milyon ton CO<sub>2 </sub>eşdeğeri olarak <a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Sera-Gazi-Emisyon-Istatistikleri-1990-2019-37196" target="_blank" rel="noopener">hesaplandı.</a> Birpınar’ın açıklamalarına göre, Türkiye’nin 2030 yılı için sera gazı azaltım hedefi ise 246 milyon ton. Bu da, 2019 ulusal emisyonların yarısına tekabül ediyor.</p>
<h5><strong>Komisyon Çalışmalarında Sivil Toplum </strong></h5>
<p>Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede izlediği politikaları değerlendiren çevre ve iklim alanında çalışan pek çok sivil toplum kuruluşu, Türkiye’nin şu ana kadar gösterdiği performansı yeterli bulmuyor. Ülkenin iklim değişikliği ile etkin şekilde mücadele etmediğini ve Paris Anlaşması’nı çoktan onaylamış olması gerektiğini belirtiyorlar.</p>
<p>Nitekim Şubat ayında 37 sivil toplum örgütü, küresel sıcaklık artışını iki derecenin altında tutmayı amaçlayan Paris Anlaşması’nı Türkiye’nin onaylamasını talep eden <a href="https://www.change.org/p/acil-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1m%C4%B1zd%C4%B1r-tbmmresmi-t%C3%BCrkiye-paris-anla%C5%9Fmas%C4%B1-n%C4%B1-onaylas%C4%B1n-parisiklimanlasmasi-mustafasentop-sdbilgic32-haydarakar-celal-adan?utm_source=share_petition&amp;utm_medium=custom_url&amp;recruited_by_id=88c403a0-76ce-11eb-8183-b3f0d6d0e454" target="_blank" rel="noopener">bir imza kampanyası başlattı</a>. Anlaşma’nın onaylanması, iklim kriziyle mücadele ve uyum politikalarının ‘karbon nötr hedefi’ ile şekillenmekte olan yeni küresel düzende Türkiye’nin yerini alması için <a href="https://www.evrensel.net/haber/426753/paris-iklim-anlasmasinin-turkiyede-onaylanmasi-icin-imza-kampanyasi-baslatildi" target="_blank" rel="noopener">ilk adım olarak görülüyor. </a></p>
<p>Sivil toplumun çağrılarına destek veren akademisyenler de Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması konusunda görüş beyan ediyor. Küresel İklim Değişikliği Komisyonu’na davet edilen akademisyenlerden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi <a href="https://meclishaber.tbmm.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=151086" target="_blank" rel="noopener">Prof. Dr. Ebru Voyvoda</a>, siyasilerin iklim değişikliği konusunda sorumluluğun düşük olduğu tespitlerinin aksine, Türkiye ekonomisi ile kirletici faktörler arasındaki ilişkinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Konuşmasında Türkiye&#8217;nin Paris İklim Anlaşması&#8217;nın dışında kalmasının önemli riskler barındırdığını belirten Voyvoda, anlaşma ile öngörülen çeşitli uluslararası iş birlikleri, uluslararası fonlar ve yeni piyasa mekanizmalarının dışında kalmanın önemli kayıplara neden olacağına işaret etti.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-70902 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/tuik-sektorlere-gore-sera-gazi-640x244.jpg" alt="İklim Değişikliği: Yeni Bir Süreç İhtimali" width="679" height="259" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/tuik-sektorlere-gore-sera-gazi-640x244.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/tuik-sektorlere-gore-sera-gazi.jpg 693w" sizes="(max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
<p>TBMM&#8217;deki İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu&#8217;na davet edilen uzmanlardan bir diğeri İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Koordinatörü<a href="https://yesilgazete.org/iklim-degisikligi-arastirma-komisyonu-umit-sahin-turkiye-gec-kaliyor-iklim-politikasinda-acil-reforma-ihtiyac-var/" target="_blank" rel="noopener"> Ümit Şahin</a>, Meclis’in iklim politikalarının şekillenmesindeki hayati önemine dikkat çekerek, Türkiye&#8217;nin vakit kaybetmeden Paris Anlaşması&#8217;nı onaylaması ve 1.5 derece ile karbonsuzlaşma hedeflerini hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Şahin, Türkiye’nin kümülatif emisyonların dikkate alındığı “tarihsel sorumluluk” açısından 197 ülke arasında 26’ncı sırada yer aldığını paylaştı. Yıllık karbon emisyonlarındaki payı %1,2 olan Türkiye, dünyada 15’inci, Avrupa ülkeleri arasında ise Almanya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor.</p>
<p>Bu ayın sonunda temelinin atılacağı söylenen Kanal İstanbul projesi ise sivil toplumun <a href="https://yesilgazete.org/iklim-politikalari-acisindan-kanal-istanbul-yangina-korukle-gitmek/" target="_blank" rel="noopener">iklim değişikliği üzerindeki olası etkileri</a> konusunda uyarılarda bulunduğu ve projenin hayata geçirilmemesi için <a href="https://www.greenpeace.org/turkey/blog/kanal-istanbul-projesinin-imar-ve-cevre-duzeni-planlarina-nasil-itiraz-ederim/" target="_blank" rel="noopener">kampanya yürüttüğü</a> başlıklardan biri olmasına rağmen Komisyon gündeminde görüşülen konular arasında yer almıyor. Hatırlanacağı gibi, “çılgın projenin” duyurulmasından bu yana ekosistem üzerinden yaratacağı etkileri paylaşan ve hayata geçirilmemesi için hukuki süreç başlatan pek çok STK, son olarak Kanal İstanbul projesinin imar planlarına karşı yurttaşları 24 Nisan 2021 tarihine dek <a href="https://twitter.com/yakanal_yaist?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Eauthor">itiraz etmeye</a> çağırmıştı.</p>
<p>Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan Kanal İstanbul konusunu, Komisyon üyesi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun gündeme alma çabası Komisyon Başkanı Veysel Eroğlu tarafından, “Kanal İstanbul’un Küresel İklim Değişikliği Komisyonu’nun gündemi olmadığı” gerekçesiyle <a href="https://yesilgazete.org/iklim-degisikligi-komisyonunda-dsinin-kanal-istanbul-raporu-yok-sayildi/" target="_blank" rel="noopener">reddedildi.</a> Hâlihazırda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)Afyon milletvekili olan Eroğlu, eski Orman ve Su İşleri Bakanı ve geçmişinde DSI ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İşleri yöneticilikleri olan bir siyasetçi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/iklim-degisikligi-yeni-bir-surec-ihtimali/">İklim Değişikliği: Yeni Bir Süreç İhtimali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nobel Ödülü Sahiplerinin İklim Zirvesi&#8217;ne katılan Liderlere Mektubu:   Fosil Yakıt Kullanımını Durdurun</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/21/nobel-odulu-sahiplerinin-iklim-zirvesine-katilan-liderlere-mektubu-fosil-yakit-kullanimini-durdurun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2021 14:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[fosil yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Nobel Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nobel Ödülü Sahipleri ABD’de Joe Biden ev sahipliğinde gerçekleşecek iklim zirvesine katılacak liderlere bir mektup gönderdi. Tıp, Fizik, Kimya, Barış Ödülü gibi kategorilerde ödül almış çok sayıda imzacı, liderlere fosil yakıt kullanımını durdurma çağrısında bulunuyor: “Çözüm basit: Fosil yakıtlar yerin altında bırakılmalı"</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/21/nobel-odulu-sahiplerinin-iklim-zirvesine-katilan-liderlere-mektubu-fosil-yakit-kullanimini-durdurun/">Nobel Ödülü Sahiplerinin İklim Zirvesi&#8217;ne katılan Liderlere Mektubu:  &lt;br&gt; Fosil Yakıt Kullanımını Durdurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a da özel olarak mektup gönderen Nobel Ödülü sahiplerinin bahsi geçen mektubunu şöyle:</p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Barış, edebiyat, tıp, fizik, kimya ve iktisadi bilimlerde Nobel ödülü sahipleri olarak dünyadaki pek çok kişi gibi bizler de zamanımızın büyük ahlaki meselesiyle ilgiliyiz: İklim krizi ve bununla bağlantılı olarak doğanın yok edilmesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği yüzlerce milyon hayatı ve her kıtada insanların ekmeğini tehdit ediyor ve binlerce türün varoluşunu tehlikeye atıyor. Kömür, petrol ve gaz yakılması, yani fosil yakıt kullanımı iklim değişikliğine açık ara en fazla sebep olan faktör.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 Dünya Günü ve Başkan Biden tarafından ev sahipliği yapılan Liderlerin İklim Zirvesi&#8217;nin arefesinde sizleri petrol, gaz ve kömür kullanımının artışını durdurmaya ve iklim felaketini önlemek için harekete geçmeye teşvik ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkan Biden ve ABD hükümetinin kararnamesinde yer alan &#8220;Birlikte bilime kulak verip anı göğüslemeliyiz.&#8221; şeklindeki ifadeyi destekliyoruz. Gerçekten de bu anı nasıl karşılayacağımız, iklim krizine verdiğimiz tepkilerle şekillenecektir ve bu da geride bırakılan mirası belirleyecektir. Tarihin doğru tarafında yer almak için şartlar net.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok uzun bir süredir hükümetler, bilimin gereği olan ve gücünü insanlardan alan toplumsal hareketin bildiği gerçeğin gerisinde kaldı: Fosil yakıtların tüketiminin artmasının sona erdirilmesi, mevcut üretimin kademeli olarak sonlandırılması ve yenilenebilir enerjilere yatırım yapılması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fosil kaynakların yakılması sanayi devriminden bu yana gerçekleşen karbondioksit salımlarının neredeyse %80&#8217;ine sebep oldu. Salımların temel kaynağı olmanın yanı sıra fosil yakıtların çıkarılması, işlenmesi, ulaştırılması ve yakılması hem yerel kirlilik yaratmakta hem de çevre ve sağlık bedelleri ödenmesine yol açmaktadır. Bu bedeller de çoğu zaman yerli halklar ve dışlanan topluluklar tarafından ödenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu korkunç sanayi uygulamaları insan hakları ihlallerine yol açmış ve dünya çapında milyarlarca insanı haysiyetli bir yaşam sürmek için gerekli enerjiden mahrum bırakmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hem insanlar hem de gezegen için iklim değişikliği ile mücadeleye Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve onun Paris Anlaşması altında kesintisiz destek verilmelidir. Paris Anlaşması&#8217;nda geçen 1.5°C sıcaklık hedefi tutturulamazsa dünyanın küresel ısınma felaketine sürüklenme riski büyüktür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak, Paris Anlaşması&#8217;nda petrol, gaz ve kömürün adı geçmemektedir. Bu esnada, fosil yakıt sanayi yeni projeler tasarlamaya devam etmektedir. Bankalar da bu projeleri fonlamayı sürdürmektedir. Son Birleşmiş Milletler Çevre Programı Raporu&#8217;na göre 2030 yılı itibariyle, ısınmayı 1.5°C&#8217;a sınırlama hedefinin gerektirdiği miktarın yaklaşık %120&#8217;si daha fazla kömür, petrol ve gaz üretilecektir. Arz böyle artmaya devam ederse Paris Anlaşması hedefini tutturmak ve fosil yakıtlara olan talebi azaltmak mümkün olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözüm basit: Fosil yakıtlar yerin altında bırakılmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu krizin gereğini yapmak için gerekli güç ve cesur adımlar atmak için gerekli ahlaki sorumluluk sanayide değil liderlerde bulunuyor. Dünya liderlerini uluslararası işbirliği ruhu içinde aşağıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz:</span></p>
<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından çerçevesi çizilen son bilimsel veriler ışığında petrol, gaz ve kömür üretiminin artışının durdurulması;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut petrol, gaz ve kömür üretiminin iklim değişikliğine yol açan ülkelerin sorumluluğu, fosil yakıtlara bağımlılık derecesi ve dönüşüm kapasitesi ile uyumlu olarak adil ve eşitlikçi bir şekilde sona erdirilmesi;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel olarak yenilenebilir enerjiye %100 erişim, bağımlı ekonomilerin fosil yakıtlardan uzaklaşmasının desteklenmesi ve insan ve toplulukların küresel bir adil geçiş ile gelişmesini sağlayacak dönüşümsel bir plana yatırım yapılması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fosil yakıtlar iklim değişikliğinin en büyük sebebidir. Bu sanayinin fütursuzca genişlemesine göz yummak vicdana aykırıdır. Fosil yakıt sistemi küresel olduğu için küresel bir çözüm gerektirmektedir &#8211; Liderlerin İklim Zirvesi bu çözüm için çalışmalıdır. Bunun da ilk adımı fosil yakıtları yerin altında tutmaktır.</span></p></blockquote>
<h5><b>İmzacılar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">14. Dalai Lama Hazretleri, Nobel Barış Ödülü, 1989</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jody Williams, Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya, Nobel Barış Ödülü, 1997</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Juan Manuel Santos, Kolombiya Eski Başkanı, Nobel Barış Ödülü, 2016</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tawakkol Karman, Zincirsiz Kadın Gazeteciler, Nobel Barış Ödülü, 2011</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mairead Corrigan-Maguire, Northern Ireland Peace Movement, Nobel Barış Ödülü, 1976</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adolfo Pérez Esquivel, Arjantin İnsan Hakları Lideri, Nobel Barış Ödülü, 1980</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rigoberta Menchú Tum, K’iche’ Guatemala İnsan Hakları aktivisti, Nobel Barış Ödülü, 1992</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">José Manuel Ramos-Horta, Doğu Timor Eski Başkanı, Nobel Barış Ödülü, 1996</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Carlos Filipe Ximenes Belo, Doğu Timorlu Katolik Rahip, Nobel Barış Ödülü, 1996</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Shirin Ebadi, İran&#8217;ın ilk kadın hakimi, Nobel Barış Ödülü, 2003</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Leymah Roberta Gbowee, Liberyalı Kadınlar Kitlesel Barış Eylemi, Nobel Barış Ödülü, 2011</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kailash Satyarthi, Bachpan Bachao Andolan, Nobel Barış Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Denis Mukwege, Panzi Hastanesi Kurucusu, Bukavu, Nobel Barış Ödülü, 2018</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhammad Yunus, Grameen Bankası Kurucusu, Nobel Barış Ödülü, 2006</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paul Berg, Nobel Kimya Ödülü, 1980</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Thomas R. Cech, Nobel Kimya Ödülü, 1989</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Martin Chalfie, Nobel Kimya Ödülü, 2008</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aaron Ciechanover, Nobel Kimya Ödülü, 2004</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Richard R. Ernst, Nobel Kimya Ödülü, 1991</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Joachim Frank, Nobel Kimya Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Walter Gilbert, Nobel Kimya Ödülü, 1980</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Richard Henderson, Nobel Kimya Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dudley R. Herschbach, Nobel Kimya Ödülü, 1986</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avram Hershko, Nobel Kimya Ödülü, 2004</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roald Hoffmann, Nobel Kimya Ödülü, 1981</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brian K. Kobilka, Nobel Kimya Ödülü, 2012</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roger D. Kornberg, Nobel Kimya Ödülü, 2006</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yuan T. Lee, Nobel Kimya Ödülü, 1986</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Robert J. Lefkowitz, Nobel Kimya Ödülü, 2012</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Michael Levitt, Nobel Kimya Ödülü, 2013</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rudolph A. Marcus, Nobel Kimya Ödülü, 1992</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hartmut Michel, Nobel Kimya Ödülü, 1988</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">George P. Smith, Nobel Kimya Ödülü, 2018</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sir James Fraser Stoddart, Nobel Kimya Ödülü, 2016</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Frances H. Arnold, Nobel Kimya Ödülü, 2018</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Johann Deisenhofer, Nobel Kimya Ödülü, 1988</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roderick MacKinnon, Nobel Kimya Ödülü, 2003</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">William E. Moerner, Nobel Kimya Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Richard R. Schrock, Nobel Kimya Ödülü, 2005</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sir John E. Walker, Nobel Kimya Ödülü, 1997</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurt Wüthrich, Nobel Kimya Ödülü, 2002</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oliver Hart, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2016</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eric S. Maskin, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2007</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Edmund S. Phelps, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2006</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Robert F. Engle III, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2003</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paul R. Milgrom, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2020</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Christopher A. Pissarides, Nobel İktisadi Bilimler Ödülü, 2010</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Wole Soyinka, Nobel Edebiyat Ödülü, 1986</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elfriede Jelinek, Nobel Edebiyat Ödülü, 2005</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harvey J. Alter, Nobel Tıp Ödülü, 2020</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elizabeth H. Blackburn, Nobel Tıp Ödülü, 2009</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mario R. Capecchi, Nobel Tıp Ödülü, 2007</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peter C. Doherty, Nobel Tıp Ödülü, 1996</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Andrew Z. Fire, Nobel Tıp Ödülü, 2006</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Carol W. Greider, Nobel Tıp Ödülü, 2009</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jeffrey Connor Hall, Nobel Tıp Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Leland H. Hartwell, Nobel Tıp Ödülü, 2001</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tim Hunt, Nobel Tıp Ödülü, 2001</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Louis J. Ignarro, Nobel Tıp Ödülü, 1998</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sir Richard J. Roberts, Nobel Tıp Ödülü, 1993</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gregg L. Semenza, Nobel Tıp Ödülü, 2019</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Thomas C. Sudhof, Nobel Tıp Ödülü, 2013</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jack W. Szostak, Nobel Tıp Ödülü, 2009</span></p>
<p>1.Robin Warren, Nobel Tıp Ödülü, 2005</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Torsten N. Wiesel, Nobel Tıp Ödülü, 1981</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">William C. Campbell, Nobel Tıp Ödülü, 2015</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harald zur Hausen, Nobel Tıp Ödülü, 2008</span></p>
<p>1.Robert Horvitz, Nobel Tıp Ödülü, 2002</p>
<p><span style="font-weight: 400;">William G. Kaelin Jr., Nobel Tıp Ödülü, 2019</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eric R. Kandel, Nobel Tıp Ödülü, 2000</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Edvard Moser, Nobel Tıp Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">May-Britt Moser, Nobel Tıp Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">John O&#8217;Keefe, Nobel Tıp Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yoshinori Ohsumi, Nobel Tıp Ödülü, 2016</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Charles M. Rice, Nobel Tıp Ödülü, 2020</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hamilton O. Smith, Nobel Tıp Ödülü, 1978</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susumu Tonegawa, Nobel Tıp Ödülü, 1987</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harold E. Varmus, Nobel Tıp Ödülü, 1989</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Michael W. Young, Nobel Tıp Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serge Haroche, Nobel Fizik Ödülü, 2012</span></p>
<p>1.Michael Kosterlitz, Nobel Fizik Ödülü, 2016</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anthony J. Leggett, Nobel Fizik Ödülü, 2013</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Shuji Nakamura, Nobel Fizik Ödülü, 2014</span></p>
<p>1.David Politzer, Nobel Fizik Ödülü, 2004</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rainer Weiss, Nobel Fizik Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Robert Woodrow Wilson, Nobel Fizik Ödülü, 1978</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">David J. Wineland, Nobel Fizik Ödülü, 2012</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiroshi Amano, Nobel Fizik Ödülü, 2014</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barry Clark Barish, Nobel Fizik Ödülü, 2017</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jerome I. Friedman, Nobel Fizik Ödülü, 1990</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sheldon Glashow, Nobel Fizik Ödülü, 1979</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brian D. Josephson, Nobel Fizik Ödülü, 1973</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Takaaki Kajita, Nobel Fizik Ödülü, 2015</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Wolfgang Ketterle, Nobel Fizik Ödülü, 2001</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">John C. Mather, Nobel Fizik Ödülü, 2006</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Michel Mayor, Nobel Fizik Ödülü, 2019</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arthur B. McDonald, Nobel Fizik Ödülü, 2015</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arno Penzias, Nobel Fizik Ödülü, 1978</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Horst L. Stormer, Nobel Fizik Ödülü, 1998</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Joseph H. Taylor Jr., Nobel Fizik Ödülü, 1993</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Carl E. Wieman, Nobel Fizik Ödülü, 2001</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/21/nobel-odulu-sahiplerinin-iklim-zirvesine-katilan-liderlere-mektubu-fosil-yakit-kullanimini-durdurun/">Nobel Ödülü Sahiplerinin İklim Zirvesi&#8217;ne katılan Liderlere Mektubu:  &lt;br&gt; Fosil Yakıt Kullanımını Durdurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Türkiye’yi Küresel İklim Politikalarında Söz Sahibi Olmaya Çağırıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/19/sivil-toplum-turkiyeyi-kuresel-iklim-politikalarinda-soz-sahibi-olmaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2021 12:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[350.0rg]]></category>
		<category><![CDATA[Can Europe]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68787</guid>

					<description><![CDATA[<p> 22-23 Nisan 2021’de çevrim içi gerçekleşecek olan İklim Zirvesi’nden önce, sivil toplum Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylaması ve bu sayede küresel iklim politikalarında söz sahibi olabilmesi çağrısında bulunuyor. 47 STK’nın Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması için başlattığı imza kampanyası desteklerinizi bekliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/19/sivil-toplum-turkiyeyi-kuresel-iklim-politikalarinda-soz-sahibi-olmaya-cagiriyor/">Sivil Toplum Türkiye’yi Küresel İklim Politikalarında Söz Sahibi Olmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Paris Anlaşması’na bugüne kadar 197 ülke imza attı, bunların 191’i anlaşmaya taraf olarak süreci tamamladı. Türkiye ise Eritre, Libya, Irak, İran, Yemen ile birlikte dünyada anlaşmaya taraf olmayan altı ülkeden biri. <strong><a href="http://350.org/" target="_blank" rel="noopener">350.org</a>, </strong>CAN Europe, Change.org, Doğa Derneği, SEFIA, TEMA Vakfı, WWF-Türkiye, Yuva Derneği ve Greenpeace Akdeniz’den oluşan STK’lar Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylaması çağrısı yapan bir metin hazırladı.</p>
<p>Metinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın, 22 Nisan’da başlayacak ve çevrim içi gerçekleştirilecek iklim zirvesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olduğu 40 ülke liderini davet ettiği; ABD’nin zirve sırasında Paris İklim Anlaşması altında iddialı bir emisyon azaltım hedefi açıklayacağını ve davet edilen diğer dünya liderlerinin de zirvede daha iddialı iklim hedeflerini açıklamalarının beklendiği kaydediliyor.</p>
<p>Çağrıyı yapan STK’lar, Paris İklim Anlaşması hakkında doğru bilinen yanlışları da ortaya koyma amacıyla, <strong>“</strong><a href="https://www.wwf.org.tr/yayinlarimiz/raporlarimiz/?10741/10-Soruda-Paris-Anlasmasi" target="_blank" rel="noopener"><strong>10 Soruda Paris Anlaşması</strong></a><strong>”</strong> isimli bir broşür hazırlayan kuruluşlar, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı neden onaylaması gerektiğini detaylı olarak bu broşürde ele alıyor.</p>
<p>Zirveye davet edilen 40 ülke arasında Paris İklim Anlaşması’na taraf olmayan tek ülke Türkiye. Türkiye’nin küresel iklim müzakerelerinde söz sahibi olabilmesi için 22 Nisan’da gerçekleşecek İklim Zirvesi’ne katılımı önem taşıyor. Bu nedenle STK’lar, Türkiye’nin zirve öncesinde Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olacağını duyurarak, küresel iklim politikalarının şekillenmesinde liderliğe aday olmasını ve en az diğer dünya liderleri kadar karar verici konumda olmasını talep ediyor.</p>
<p>Küresel sıcaklık artışını iki derecenin altında tutmayı amaçlayan Paris Anlaşması’nı Türkiye’nin de onaylaması için, TBMM’ye iletilecek bir imza kampanyası başlatan 47 STK’nın imza metnine <strong><a href="Change.org/ParisiOnayla" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> ulaşabilir, siz de kampanyaya katkı sunabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/19/sivil-toplum-turkiyeyi-kuresel-iklim-politikalarinda-soz-sahibi-olmaya-cagiriyor/">Sivil Toplum Türkiye’yi Küresel İklim Politikalarında Söz Sahibi Olmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>37 STK Paris Anlaşması’nın Onaylanması İçin İmza Kampanyası Başlattı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/25/37-stk-paris-anlasmasinin-onaylanmasi-icin-imza-kampanyasi-baslatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2021 11:38:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[küresel sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66168</guid>

					<description><![CDATA[<p>37 sivil toplum kuruluşu, küresel sıcaklık artışını iki derecenin altında tutmayı ve daha fazla çaba sarf ederek 1,5 derecede sınırlamayı amaçlayan Paris Anlaşması’nı Türkiye’nin de onaylaması için TBMM’ye iletilecek bir imza kampanyası başlattı. Paris Anlaşması’na bugüne kadar 197 ülke imza attı, bunların 191’i anlaşmaya taraf olarak süreci tamamladı. Türkiye ise anlaşmaya taraf olmayan altı ülkeden biri.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/25/37-stk-paris-anlasmasinin-onaylanmasi-icin-imza-kampanyasi-baslatti/">37 STK Paris Anlaşması’nın Onaylanması İçin İmza Kampanyası Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz iklim krizini durdurmayı, dünyanın ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı iki derecenin olabildiğince altında tutmayı ve daha fazla çaba sarf ederek 1,5 derecede sınırlandırmayı amaçlayan Paris Anlaşması’na Türkiye’nin de katılmasını isteyen sivil toplum kuruluşları bir imza kampanyası başlattı. İmza kampanyasını destekleyen kuruluşlar, Paris Anlaşması’nın ilk imzacılarından Türkiye’nin, süreci tamamlayarak anlaşmaya taraf olmasını istiyor. Bunun için de söz konusu anlaşmanın TBMM’de onaylanması gerekiyor. Onaylama sürecini tamamlamayan ülkeler Eritre, İran, Irak, Libya, Yemen ve Türkiye. Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek G20 ülkesi.</p>
<p>Dünyanın geri kalanı ise iklim politikaları açısından iddialı bir döneme girdi. Avrupa Birliği 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı ve 2050 yılına kadar da karbon nötr olmayı hedefliyor. Çin, 2060 için karbon nötr olma hedefini; Japonya, Güney Kore, Güney Afrika ve Kanada ise sıfır emisyon planlarını açıkladı. ABD ise Paris Anlaşması’na geri döndü.</p>
<p>Anlaşma’ya taraf ülkeler, “ulusal katkı beyanı” adı verilen ve ülkelerin kendi şartları doğrultusunda hazırladığı bir plan çerçevesinde iklim krizine yol açan sera gazı emisyonlarını nasıl sınırlayacaklarını ya da azaltacaklarını belirtiyor. Paris Anlaşması, ülkelere bir azaltım hedefi koymazken, taraf ülkelerin kendi iradeleriyle belirlediği ulusal katkı beyanlarının küresel ısınmayı iki derecenin altında kalacak şekilde iyileştirilmesi için müzakere edilmesini öngörüyor. Gelişen ülkelere ise gelişmiş ülkelerce teknolojik ve mali destek sağlaması isteniyor.</p>
<p>İmza kampanyasına bugüne kadar çevreyle ilgili çalışmalar yürüten 37 sivil toplum kuruluşu destek verdi. Toplanan imzalar, Paris Anlaşması’nın onay sürecinin tamamlanacağı TBMM Başkanlığı’na teslim edilecek. İmza kampanyasını başlatan kuruluşlar, Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmaması halinde uluslararası iklim müzakereleri sürecinin büyük oranda dışında kalacağını da belirtiyor.</p>
<p>Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan, Türkiye&#8217;nin bir an önce Paris Anlaşmasını onaylaması ve en kısa sürede de karbon nötr bir ülke olması gerektiğini belirtirken, &#8220;Bu amaca ulaşmak için hedeflerini belirleyerek, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak somut adımları atmalıdır. Paris Anlaşması&#8217;nı sürecin ilk adımı olarak kabul ediyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz ise karbonsuz bir düzen kurulduğunu ancak Türkiye&#8217;nin bu düzenin dışında kaldığını belirtti. En çok sera gazı emisyonu üreten 20 ülkeden biri olan Türkiye&#8217;nin hemen harekete geçmesi gerektiğinin altını çizen Gürbüz, &#8220;Kimse Türkiye’den tek başına dünyayı kurtarmasını beklemiyor ama evinin önünü süpürmesini istiyor. Türkiye petrol ve doğalgazda zaten dışa bağımlı, tükettiği kömürün de yüzde 60’ı ithal. Dolayısıyla, fosil yakıtlardan kademeli bir şekilde çıkıp yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine geçmek zaten her açıdan Türkiye’nin lehine” diye konuştu.</p>
<p>TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Ceren Pınar Gayretli, Güney Sudan’ın da anlaşmaya taraf olması ile Türkiye&#8217;nin, Paris Anlaşmasını onaylayarak yürürlüğe koymayan 6 ülkeden biri olduğu hatırlatmasını yaptı. Türkiye&#8217;nin sera gazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi ve sözleşmeye taraf olan diğer 191 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması gerektiğini söyleyen Gayretli, &#8220;Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylamamaya devam ettiği takdirde, geleceğin siyasetinin, ticaretinin ve ekonomisinin çerçevesini çizen ülkelerin dışında kalacak, yön veren değil, izleyen olacak. Türkiye&#8217;nin bir an önce Paris İklim Anlaşması&#8217;nı onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel çalışmaların liderleri arasında yer almasını talep ediyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli ise Türkiye&#8217;nin, kuraklık başta olmak üzere iklim krizinin etkilerini en ciddi ölçüde yaşaması beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığını belirtip, &#8220;Bu nedenle, dünyanın geri kalanından ayrı hareket etmesi düşünülemez. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelede sorumluluğunu yerine getirmek için acilen Paris Anlaşması’na taraf olacağını ve ivedilikle ulusal katkı hedeflerini iyileştireceğini umuyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>İmza kampanyasına<a href="https://www.change.org/p/tbmm-t%C3%BCrkiye-paris-anla%C5%9Fmas%C4%B1-n%C4%B1-onaylas%C4%B1n?utm_source=share_petition&amp;utm_medium=custom_url&amp;recruited_by_id=88c403a0-76ce-11eb-8183-b3f0d6d0e454" target="_blank" rel="noopener"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/25/37-stk-paris-anlasmasinin-onaylanmasi-icin-imza-kampanyasi-baslatti/">37 STK Paris Anlaşması’nın Onaylanması İçin İmza Kampanyası Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM&#8217;den İklim Göçü İçin Emsal Karar: &#8216;İklim Göçmenleri Geri Gönderilmeye Zorlanamaz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/bmden-iklim-gocu-icin-emsal-karar-iklim-gocmenleri-geri-gonderilmeye-zorlanamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jan 2020 09:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ethemcan Turhan]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Ioane Teitiota]]></category>
		<category><![CDATA[John Knox]]></category>
		<category><![CDATA[Nansen Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[UNHRC]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, hükümetlerin iklim krizi nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanları geri göndermeye zorlayamayacağıyla ilişkin bir karar aldı.  Söz konusu karar bir ilk niteliğinde ve küresel ısınma nedeniyle hayatları tehdit altında olan insanların iltica talepleri için aynı zamanda bir “giriş kapısı” olabilme özelliğini taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/bmden-iklim-gocu-icin-emsal-karar-iklim-gocmenleri-geri-gonderilmeye-zorlanamaz/">BM&#8217;den İklim Göçü İçin Emsal Karar: &lt;br&gt;&#8216;İklim Göçmenleri Geri Gönderilmeye Zorlanamaz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BM kararının arka planında Pasifik’teki adalar topluluğu Kribati’de yaşayan Ioane Teitiota isimli bir vatandaşın 2013 yılında Yeni Zelanda’ya yaptığı iltica başvurusu yatıyor. Kiribati&#8217;deki evi değişen iklim koşulları ve yükselen deniz seviyesi nedeniyle tehdit altında olan Teitiota, 2013&#8217;te Yeni Zelanda&#8217;dan sığınma talep etmiş ve söz konusu talep Yeni Zelanda yargısı tarafından reddedilmişti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi de Teitiota’nın acil bir tehlike ile karşı karşıya olmadığını ifade ederek başvurusunu reddetti fakat kararında aynı zamanda iklim değişikliği nedeniyle hayatları risk altında olan insanların sığınma hakkı bulunduğunu ve geri gönderilmeye zorlanamayacağını ifade etti. BM böylece uluslararası mülteci hukuku çerçevesinde, devletlerin mültecilerini herhangi bir şekilde yaşam ve özgürlüklerinin tehdit altında olabileceği ülkelere ya da sınırlara geri gönderilmesini yasaklayan “geri-göndermeme” (non-refoulement) ilkesini iklim değişimi nezdinde yeniden yorumlamış oldu. BM’nin kararının üye devletler açısından bir bağlayıcılığı bulunmasa da iltica talebindeki sığınmacıları geri göndermeyi düşünen ülkelere yönelik bir uyarı niteliği taşımakta.</p>
<p><strong>Ioane Teitiota Kararı bir “Kırılma Noktası” Niteliğinde</strong></p>
<p>BM İnsan Hakları ve Çevre Raportörü John Knox ise komite’nin ifadesinin dikkatli okunması gerektiğinin altını çiziyor. Knox’a göre İnsan Hakları Komitesi’nin kararı önemli fakat medyanın geri göndermeme ilkesine ilişkin yorumları için henüz erken. Komite kararı ile ilgili “iklim mültecileri” ifadesinin kullanılmaması konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Knox, uluslararası hukukta “mülteci” tanımı iklimin etkilerinden kaçanları içermeyecek kadar dar olduğuna dikkat çekiyor. Bunun yanında Knox’a göre “Komite iklim krizi nedeniyle göç etmek zorunda kalanların yurtlarına geri dönmeye zorlanamayacaklarını kabul etmedi hatta Teitiota’nın ülkesi Kribati’ye geri gönderilmesi gerektiğini kaydetti. Komite Teitiota’nın ülkesinin 10-15 yıl içinde deniz seviyesinin altında kalabileceği ve yaşanmaz hale gelebileceğine ilişkin iddiasını kabul etti. Bunun yanında Komite ayrıca devletlerin yaşama hakkına saygı gösterme yükümlülüğünün çevresel tehditleri de içerecek şekilde genişletebileceğini de hatırlattı. Bu yönüyle Komite kararının sonuçlarının uzun vadede etkili olacağını ve önümüzdeki yıllarda iklim krizleri derinleşmeye devam ederse benzer vakalarla çok farklı sonuçla da karşılaşacağımızı öngörmek mümkün.</p>
<p><strong>İklim Değişikliği ve Göç İlişkisi</strong></p>
<p>İklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki on yıl içinde on milyonlarca insanın yer değiştirmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHRC) verilerine göre 2008 yılından günümüze her yıl ortalama 21,5 milyon insan sel ve kuraklık gibi afetlerden dolayı göç etmek zorunda kalıyor. 2018 yılında Dünya Bankası tarafından yayımlanan rapora göre ise 2050 yılına kadar iklim değişimi nedeniyle yaklaşık 140 milyon insanın yer değiştirme ihtimali bulunmakta.</p>
<p>Dünya Bankası’na göre sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik çabalar ve devlet düzeyinde sürdürülebilir kalkınma planlarının mümkün kılınmasıyla 140 milyonluk “en kötü” göç senaryosu ancak 100 milyon insana kadar düşürülebilecek. 2018 yılında yayımlanan rapora göre iklim koşulları ile ilgili acil bir eylem planı uygulamaya geçirilmezse su kıtlığı, mahsul yetmezliği, deniz seviyesinin yükselmesi ve fırtına dalgaları gibi giderek büyüyen risk faktörleri nedeniyle özellikle Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika coğrafyalarında milyonlarca iklim göçmeni ile yüz yüze geleceğiz.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47300 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/d.jpg" alt="" width="370" height="405" /></p>
<p><strong>Paris Anlaşması Göç ve İklim İlişkisini Yeni </strong><strong>Bir Boyuta Taşıdı</strong></p>
<p>İklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyoekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini hedefleyen Paris Anlaşması 2016 yılında yürürlüğe girdi. Anlaşmayla aynı zamanda tarihte ilk kez iklim nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanlar resmi olarak uluslararası bir çevre sözleşmesinde tanınmış oldular. Bunun yanında anlaşma göçmen sayısının iklim değişikliği ile artacağına ilişkin kaygıların siyasi karar alıcılara da taşınmasını sağladı.</p>
<p>Fakat İklim ve Göç Uzmanı Ethemcan Turhan’ın altını çizdiği üzere iklim krizi ve tetiklenen göç dalgalarına karşı örülen savunmacı duvarlar da krizi teknokratlara havale etmek isteyen “güvenlikleştirilmiş” bir dünyanın yolunu hazırlıyor. Turhan’a göre, “iklim değişikliği ile ilgili her ne kadar ortalıkta bolca spekülasyon ve ampirik kaynağı olmayan sansasyonel rakamlar dolaşsa da, iklim değişikliği-göç bağlamındaki tartışmalarda farklı yaklaşımlardan bahsetmek mümkün. İklim değişikliği konusunda daha  gerçekçi analizler göçün iklim değişikliğine uyum sağlamaktaki en temel yöntemlerden biri olduğu noktasında uzlaşıyor. Netice itibariyle insan toplulukları tarih boyunca hem göçer olmuş hem de değişen iklim şartları, sosyal, kültürel, politik ve ekonomik dönüşümlere uyum sağlamışlar.”</p>
<p>Bu noktada Turkan, iklim değişikliği bağlamında göçü “idare edilmesi gereken” bir mesele olmaktansa küresel ölçekte göçmenler ve mülteciler arasında ulus aşırı bağlar kuran dönüştürücü bir fırsat olarak ele almanın faydalı olacağını vurguluyor. Bu bağlamamda her ne kadar Yeni Zelanda dünyanın ilk iklim mültecisi Ioane Teitioa’nın açtığı davayı esastan reddederek Kiribati vatandaşını sınır dışı etmiş ve BM’de bu kararı teyit etmiş olsa da, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin iklim krizi nedeniyle göç etmek zorunda olan insanların tekrar ülkesine geri gönderilmeye zorlanamayacağını kayda geçmesi iklim göçü açısından kayda değer bir gelişme.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47301 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-14.jpg" alt="" width="456" height="288" /></p>
<p><strong>Avustralya’daki Yangınlar ve Seller Ne Söylüyor?</strong></p>
<p>BM’nin Teitioa kararı tartışıladururken ünlü iklimbilimci Michael Mann küresel sıcaklıklar arttıkça daha da sıcak ve kuru hale gelen Avusturalya’nın vatandaşlarının ilk iklim değişikliği göçmeni olabileceğini vurguluyor. Avustralya’da Eylül 2019’da başlayan ve yaklaşık 4 aydır ülkedeki ormanlık arazileri etkisi altına alan yangınların ardından ülke 2020 yılının ilk ayında bu kez de sel felaketleri ile gündeme geldi.</p>
<p>Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ise milyonlarca vatandaşı çevre felaketleri ve iklim değişikliği nedeniyle ülke sınırları içinde göç etmek zorunda kalan Avustralya’nın “iklim göçmenleri”nin korunması konusunda öncü rol oynayabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>“Nansen Girişimi” İklim Göçünde Dikkate Değer bir Organizasyondu!</strong></p>
<p>IOM’a göre bu noktada geçim kaynakları yükselen deniz seviyeleri ve iklim felaketleri nedeniyle tehdit edilen insanlara yardım etmek için 2012 yılında kurulan Nansen Girişimi (Nansen Initiative) dikkate değer bir örnek niteliğindeydi. Nansen Girişimi, doğal afetler ve iklim değişimi sonucunda devletlerinin sınır ötesine göç etmek zorunda kalan insanların ihtiyaçlarını ele alan bir koruma gündemi üzerine fikir birliğine varmak için devletler liderliğinde yürütülen istişare sürecini ifade etmekteydi. Son aylarda iklim değişiminden doğrudan etkilenen ülkelerden biri olan Avustralya da 2015 yılında son toplantısını gerçekleştiren organizasyonun üye ülkelerinden biriydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-47302" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/n.jpg" alt="" width="615" height="184" /></p>
<p>İsviçre ve Norveç tarafından finanse edilen Nansen Girişimi, her yıl milyonlarca insan doğal afetler ve iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kalırken ulusal ve uluslararası insan hakları hukuku alanında göç hareketlerine ilişkin büyük bir boşluğun bulunduğunu ifade etmekteydi. Zorunlu göç ve gönüllü göç hareketlerini ayırt etmek için gerekli olan kriterlerin henüz detaylandırılmamış olduğunu vurgulayan Nansen Girişimi, afetler ve iklim değişikliğinin insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için sınır ötesi yer değiştirmenin zorluklarının ele alındığı hükümetler arası bir süreci organize etmekteydi.</p>
<p>Girişim 2012 ve 2015 yılları arasında hükümetler arası işbirliğini sağlamak ve sürece sivil toplum örgütlerini de dahil etmek için Pasifik’te (Cook Adaları ve Fiji), Orta Amerika’da (Kosta Rika ve Guatemala), Afrika’da (Kenya) ve güneydoğu Asya’da (Filipinler ve Tayland) sürekli olarak toplantılar düzenlemiş ve göçmenler için devletler arasında temel ilkelerin ve de bir koruma gündeminin unsurlarının belirlenmesi konusunda fikir birliği oluşturmaya çalışmıştı.</p>
<p>Küresel Güney ve Küresel Kuzey’i temsilen dengeli olarak belirlenmiş dokuz devlet (İsviçre ve Norveç başkanlığında; Avustralya, Bangladeş, Kosta Rika, Almanya, Kenya, Meksika ve Filipinler) koordinasyonu ve yönlendirmeyi sağlarken, koruma sürecinin ele alınması için  BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Göç Örgütü gibi uluslararası organizasyonların yanı sıra akademik uzmanlar, sivil toplum ve etkilenen kişiler de bu süreçte aktif olarak yer almıştı.</p>
<p><strong>İklim Değişimi Göçmenleri Hakkında</strong></p>
<p>İklim değişimi göçmenleri, küresel iklim değişimi sonucunda zorlaşan iklim koşulları nedeniyle anavatanlarını terk etmek zorunda kalan insanlar için ifade edilen bir kavram. Söz konusu kavramın gelecek on yıllarda örnek vakaların giderek çoğalmasıyla siyasi gündemde ve uluslararası göç hukuku literatüründe yoğun bir şekilde tartışılması bekleniyor. Her ne kadar BM, iklim krizi nedeniyle göç etmek zorunda olan insanların tekrar ülkesine geri gönderilmeye zorlanamayacağını vurgulasa da bu durumdaki insanlar için ülkeleri zorlayıcı yasal bir koruma bulunmuyor. Nansen Girişimi söz konusu yasal boşluğu siyasi karar alıcıları organize ederek aşmaya çalışan dikkate değer bir platformdu.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>The Guardian</p>
<p>BBC English</p>
<p>World Bank GroundsWell</p>
<p>UNDP | Overseas Development Institute</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/bmden-iklim-gocu-icin-emsal-karar-iklim-gocmenleri-geri-gonderilmeye-zorlanamaz/">BM&#8217;den İklim Göçü İçin Emsal Karar: &lt;br&gt;&#8216;İklim Göçmenleri Geri Gönderilmeye Zorlanamaz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğduğunuz Yer Doğduğunuz Günden Bu Yana Ne Kadar Isındı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/03/dogdugunuz-yer-dogdugunuz-gunden-bu-yana-ne-kadar-isindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2019 10:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Climate Impact Lab]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[The New York Times]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya büyük bir iklim krizinin eşiğinde. Artık gelmiş geçmiş en sıcak günler de aşırı iklim olayları da sıklıkla yaşanıyor. Zira dünya ısınıyor ve iklim değişiyor. Peki, doğdunuz yer doğduğunuz günden bu güne ne kadar ısındı?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/03/dogdugunuz-yer-dogdugunuz-gunden-bu-yana-ne-kadar-isindi/">Doğduğunuz Yer Doğduğunuz Günden Bu Yana Ne Kadar Isındı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sorunun cevabı Chicago, Rutgers ve California üniversitelerinden bilim insanlarının bir araya geldiği uluslararası bir oluşum olan Climate Impact Lab ve The New York Times&#8217;ın birlikte oluşturduğu bu simülatörde.</p>
<p>Bu simülatör aracılığıyla  doğduğunuz yerin, doğduğunuz günden bu yana ne kadar ısındığını öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken şey ise çok basit. İlgili yerlere doğduğunuz kenti ve doğduğunuz yılı yazmak. Ardından her yıl kaç günün 32 derece ve üstü sıcaklıklarda geçtiğini göreceksiniz. Ayrıca gelecekte bu sıcaklıklarda olması beklenen gün sayısını da bulacaksınız. Doğduğunuz yerin, doğduğunuz günden bu yana ne kadar ısındığını görmek için <a href="https://www.nytimes.com/interactive/2018/08/30/climate/how-much-hotter-is-your-hometown.html?module=inline" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>Simülatör önümüzdeki günlerde insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle pek çoğumuzun 32 derecenin üzerinde sıcaklıkları daha fazla göreceğini ortaya koyarken Simülatörün öngörüleri 2015 yılında Paris Anlaşması’nda ülkeler tarafından üzerinde anlaşılan kirletici emisyonların azaltılmasını da dikkate alıyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="http://stgm.org.tr/tr/manset/detay/dogdugunuz-yer-dogdugunuz-gunden-bu-yana-ne-kadar-isindi" target="_blank" rel="noopener"> STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/03/dogdugunuz-yer-dogdugunuz-gunden-bu-yana-ne-kadar-isindi/">Doğduğunuz Yer Doğduğunuz Günden Bu Yana Ne Kadar Isındı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği mi, İklim Krizi mi? Bu Mesele Bize Kutup Ayıları Kadar Uzak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/22/iklim-degisikligi-mi-iklim-krizi-mi-bu-mesele-bize-kutup-ayilari-kadar-uzak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2018 12:12:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cansın Leylim]]></category>
		<category><![CDATA[COP24]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[IPCC]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Gürbüz]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Semra Cerit]]></category>
		<category><![CDATA[Sibel Sezer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen panelde, iklim değişikliği ve medyanın rolü hakkında konuşan gazeteci Melis Alphan, “İklim haberlerinin yanına bir kutup ayısı yerleştirmekten öteye geçmeyen bir habercilik algısı hakim. Sanki iklim krizi sadece buzullarda yaşanıyor ve bize kutup ayıları kadar uzakmış gibi veriliyor.” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/22/iklim-degisikligi-mi-iklim-krizi-mi-bu-mesele-bize-kutup-ayilari-kadar-uzak/">İklim Değişikliği mi, İklim Krizi mi? Bu Mesele Bize Kutup Ayıları Kadar Uzak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33567" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/ULAS5798-640x392.jpg" alt="" width="640" height="392" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/ULAS5798-640x392.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/ULAS5798-1024x627.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/ULAS5798.jpg 1096w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1">Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’ne (COP24) katılan sivil toplum ve medya temsilcileri, dün Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen ’Uluslararası İklim Değişikliği Müzakerelerinde Sivil Toplum ve Medyanın Rolü’ başlıklı panelde bir araya geldi. Moderatörlüğünü Dr. Sibel Sezer’in yaptığı panelde, gazeteci Melis Alphan, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Cerit Mazlum, Enerji Analisti Özgür Gürbüz ve Küresel Projeler Yöneticisi Cansın Leylim iklim değişikliği sorunuyla ilgili bilgi ve deneyimlerini aktardı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İklim değişikliğinin ciddi bir tehdit oluşturduğu günümüzde, uluslararası ölçekte riskleri azaltmak ve iklim krizini yavaşlatmak için atılması gereken adımların konuşulduğu panelde, Türkiye’nin müzakerelerde nasıl bir yol izlediği, başta bilim insanları ve akademisyenler olmak üzere, Türkiye’den toplantılara katılan sivil toplum kuruluşları ve medyanın<span class="Apple-converted-space">  </span>nasıl bir katkı sağladığı konuları üzerinde duruldu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_33564" aria-describedby="caption-attachment-33564" style="width: 347px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-33564 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/melis.jpg" alt="" width="347" height="347" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/melis.jpg 347w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/melis-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /><figcaption id="caption-attachment-33564" class="wp-caption-text">Melis Alphan / Gazeteci</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Melis Alphan: “İklim değişikliği demek yanlış, ortada bir iklim krizi var” </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Düzenli olarak COP24&#8217;e katılan ve oradaki izlenimlerini aktaran gazeteci Melis Alphan panelde, iklim değişikliği meselesinin Türkiye medyasına yansımaları üzerine eleştirilerde bulundu. Yıllarca ana akım medyada çalışmış bir gazeteci olarak iklim değişikliği konusunun Türkiye’de medyanın ilgi alanına girmediğine dikkat çeken Alphan, “Gazeteciler bu anlamda hem ilgisiz hem bilgisiz. İkisi de birbirini tetikliyor. İlgi olmayınca kimse bilgi de edinmiyor. Bunu kırmak için hiçbir çaba yok. İklim haberlerinin yanına bir kutup ayısı yerleştirmekten öteye geçmeyen bir habercilik algısı hakim. Sanki iklim krizi sadece buzullarda yaşanıyor ve bize kutup ayıları kadar uzakmış gibi veriliyor. Tüm dünyayı etkileyen bu soruna ‘iklim değişikliği’ demek yanlış, ortada bir iklim krizi var.” dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Türkiye’de kamu gazeteciliği yapılmıyor</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Basın ve medyanın bilgilenmesi konusunda, STK’lar, akademisyenler ve bilim insanlarına büyük iş düştüğünü söyleyen Alphan, “İklim ve çevre duyarlılığı konularında terminolojinin daha basitleştirilmesi gerekiyor. Gazeteci anlamayınca, okura da anlatamıyor. Ama yine de en suçlu olarak gördüğüm kesim medya. Çünkü bu bir kamu hizmeti ve eğer gazeteciysen bunu benimseyip bilgi vermelisin. Türkiye’de kamu gazeteciliği yapılmıyor.” şeklinde konuşmalarına devam etti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İklim değişikliği meselesinin neden medyanın gündemine gelmediği konusuna detaylı bir açıklama getiren Alphan şöyle konuştu; &#8220;Temel sorunlarını çözememiş bir ülke olduğumuz için medya patronları iklim krizi konusunu toplumun dert etmediğini düşünüyor. Toplumun gündeminde yoksa gazetenin de gündeminde olmasına gerek. Hatta duyarlılıkla Bilinçli duyarlılıkla yaptığın çevre haberlerini küçümsüyorlar. Ayrıca medyanın gözünde haber değeri açısından her şey iklim krizinden daha önemli görülüyor. Savaş, terör, ekonomi. İklim haberinden bir son dakika haberi çıkmıyor.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33569" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0607-640x534.jpg" alt="" width="640" height="534" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0607-640x534.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0607-1024x854.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0607.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Kırsaldakinin sorunu kentliye uzak</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çevre ve enerji konularında habercilik yapma konusunda önemli bir birikime sahip olan gazeteci ve enerji analisti Özgür Gürbüz konuşmasında, Uluslararası iklim değişimi müzakereleri, iklim değişikliği raporları ve yakın gelecekte dünyayı bekleyen tehlikeler gibi konular üzerinde durdu.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İklim konusunun birçok endüstriyi etkileyen bir sorun olduğunu belirten Gürbüz, “İklim krizinin sorumlusu olan petrol, demir, doğal gaz, otomotiv sektörü ve ulaşım gibi bu işin parçası. O çok övündüğümüz hava yolu ulaşımı sera gazı emisyonunu arttırıyor dediğim anda gazetelerin, medyanın, hatta herkesin hayatını etkilemeye başlıyor. Bu haber yapmayı ve sivil toplumun haklılaşmasını da zorlaştırıyor.” dedi.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Dünya 1,5°C daha ısınırsa ne olacak?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">2100 yılına gelindiğinde felaketin boyutlarının çoktan yaşanmaya başlamış olacağına dikkat çeken Gürbüz gelecekte yaşayacağımız dünyayı şöyle özetledi: “Bilim insanları her sene ‘Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde (IPCC) toplanıyor ve bir rapor yayınlıyor. Bu rapor devletlerin kabul ettiği hem bilimsel hem de politik geçerliliği olan bir rapor. Bu sene COP24’ten önce yayınlanan IPCC raporuna göre; Dünya, sanayi öncesi ortalamalara göre 1.5 derece daha ısınırsa geri dönüşü mümkün olmayan bir yıkımla karşı karşıya kalacağız. 2100’ler felaketin yaşanacağı yıllar olacak. Dünya bir kriz içinde. Dolular, seller ve kuraklıklarla bunu görüyoruz. 12 yıl sonra dünyayı kurtaramayacağımız bir noktaya geçeceğiz.”</span></p>
<figure id="attachment_33571" aria-describedby="caption-attachment-33571" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-33571 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0594-640x651.jpg" alt="" width="640" height="651" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0594-640x651.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0594-1024x1042.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0594.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33571" class="wp-caption-text">Semra Cerit / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Paris Anlaşması ile dünya düzeni değişti</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">2016’da imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın dünya siyasetine yansımaları üzerine kapsamlı bir konuşma yapan Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Cerit Mazlum, Paris Anlaşması ile dünya düzeninin değiştiğine vurgu yaptı. </span><span class="s1">Çerçeve sözleşmede ve Kyoto Protokolü’nde bu denli hissedilmeyen değişimin Paris İklim Anlaşması ile ne denli hissedildiğini Cerit şöyle özetledi: “Yeni bir dünya kuruluyor. İlk defa uluslararası bir anlaşma ile dünya üzerindeki ekonomik, toplumsal ve siyasal sistem değişiyor. Devlet iklim değişikliğini nasıl görüyorsa, nasıl iletişiyorsa toplumla, medya da onu takip ediyor. Biz biraz halk istemiyor modundayız ama dünya piyasasında var olabilmek için bu iklim değişikliği müzakerelerine ayak uydurmak zorundayız.” </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’nin iklim müzakerelerde nasıl bir yol izlediğine de değinen Cerit, “Türkiye’nin uluslararası anlamda bir hedef ilan etme niyeti göstermesini çok önemsedik. Şimdiye kadar ne ulusal he de uluslararası düzeyde böyle bir hedefimiz yoktu. Paris Anlaşması ekillenirken bir siyasi irade göstermiş olması biçimsel olarak önemli. Ama Türkiye daha Paris Anlaşması’na taraf olmadı. Bu konuyu dert edinen insanların bunu toplumsal bir talep haline getirmesi ve bu anlaşmanın ulusal katkısının gözden geçirilmesi sağlanabilir.&#8221; dedi. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span class="s1"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33565" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0597-640x612.jpg" alt="" width="640" height="612" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0597-640x612.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0597-1024x979.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-0597.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></strong></p>
<p><strong><span class="s1">Bildirimiz uluslararası basında yer buldu</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplumun iklim değişikliği müzakere sürecine katkısından bahseden Küresel Projeler Yöneticisi Cansın Leylim, “Sivil toplum dünyası COP’lar gerçekleşmeden önce etkileşime geçip, gündem oluşturmalı. Türkiye’den 26 sivil toplum kuruluşu bir bildiri hazırladı. Bu bildiri COP’un başladığı gün Türkiye basınına servis edildi. Bildirimiz uluslararası basında, &#8220;Türkiye sadece iklim finansmanına erişimden bahsederken, Türkiyeli sivil toplum kuruluşları önce fosil yakıtlardan vazgeçmesi gerektiğini söylüyor” içeriğiyle yer buldu. Dolayısıyla COP sürecini etkilemek istiyorsak çok öncesinde çalışmalara başlamamız yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde bir etki yakalamamız gerekiyor.” şeklinde konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/22/iklim-degisikligi-mi-iklim-krizi-mi-bu-mesele-bize-kutup-ayilari-kadar-uzak/">İklim Değişikliği mi, İklim Krizi mi? Bu Mesele Bize Kutup Ayıları Kadar Uzak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
