<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nafaka arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/nafaka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nafaka/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Feb 2022 09:07:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>nafaka arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nafaka/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Tartışılması Gereken Nafaka Değil, Derinleşen Kadın Yoksulluğu&#8217; </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/10/tartisilmasi-gereken-nafaka-degil-derinlesen-kadin-yoksullugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2022 09:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma ve Nafaka Hakkı için Feministler]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlandırılmış boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma ve Nafaka Hakkı için Feministler, gündemdeki 'hızlandırılımış boşanma' ve nafaka tartışmalarına dair basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, "asıl sorun kadın yoksulluğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik haklarına erişememesi iken kadınların nafaka hakkına dokunmayın!" deniliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/10/tartisilmasi-gereken-nafaka-degil-derinlesen-kadin-yoksullugu/">&#8216;Tartışılması Gereken Nafaka Değil, Derinleşen Kadın Yoksulluğu&#8217; </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Boşanma ve Nafaka Hakkı için Feministler&#8221; ismiyle bir araya gelen kadın örgütleri &#8220;Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Karşı Bir İktidarın Boşanma ve Nafaka Konularındaki Düzenlemeleri Kadınların Lehine Olamaz!&#8221; başlıklı bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, Adalet Bakanlığı&#8217;nın gündemindeki düzenlemenin &#8220;boşanma davalarının hızlandırılması&#8221; adı altında nafaka, velayet, tazminat konularının boşanma sonrasına bırakıldığı kaydediliyor. Söz konusu düzenleme ile kadınların haklarını temin etmeden boşanmaların hızlandırılmasının amaçlandığı belirtilen açıklamada, kadınların hakları temin edilmeden boşanmaların sonuçlandırılamayacağı vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Kadınların Hakları Temin Edilmeden Boşanmalar Sonuçlandırılamaz!&#8217;</strong></h5>
<p>&#8220;Türkiye’de boşanma davalarının diğer tüm davalar gibi uzun sürmesi tarafların, özellikle de kadınların haklarına kavuşması bakımından büyük bir sorun. Boşanma davalarının uzun sürmesinin önüne geçilmek isteniyorsa, öncelikle yargıda buna sebebiyet veren idari ve teknik sorunların kaynağı tespit edilmeli ve açıklanacak veriler üzerinden çözümleri üretilmeli.&#8221; denilen açıklamada, iktidar tarafından önerilen ve Adalet Bakanlığı tarafından önerilen yöntemin kadınlar ve çocuklar için birçok hak kaybının önünü açacağı; düzenlemenin hayata geçmesi durumunda özellikle kadınların boşanmalarının önünü büyük oranda tıkayacağı vurgulanıyor:</p>
<p>&#8220;Zira Türkiye’de boşanmış kadın olmanın zorluğu, kadın istihdamının, kadınların mal varlığının ve gelirlerinin düşüklüğü ve giderek artan kadın yoksulluğu ortada iken nafaka, velayet, tazminat gibi talepler karara bağlanmadan boşanmak kadınlar için büyük bir belirsizlik ve güvencesizlik demek.&#8221;</p>
<p>Açıklamada dikkat çekilen bir diğer husus,  önerilen &#8220;hızlandırılmış boşanma&#8221; sonrası diğer konuların karara bağlanması için zorunlu arabuluculuğa başvurulması durumunda, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç dengelerinin kadınları tekrar şiddete açık hale getireceği, manipülasyon, baskı ve telkin riski ile karşı karşıya bırakacağı; bunun da kadınların haklarından feragat etmesi riskini taşıdığı.</p>
<p>&#8220;Boşanma davalarının çoğunluğu erkek şiddeti sebebiyle açılıyorken yapılması gereken, boşanma ve boşanmaya bağlı sonuçların birlikte değerlendirileceği şekilde yargılamanın hızlandırılmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır.&#8221;</p>
<h5><strong>Tartışılması Gereken Asıl Sorun: Derinleşen Kadın Yoksulluğu </strong></h5>
<p>Basın açıklamasında özetle, tartışılması gereken asıl sorunun kadın yoksulluğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik haklarına erişememek olduğu hatırlatılıyor ve &#8220;kadınların nafaka hakkına dokunmayın!&#8221; deniliyor:</p>
<p>&#8220;Nafaka meselesinde esas tartışılması gereken, gerek baroların gerekse bağımsız kadın örgütlerinin araştırmalarında ortaya koyduğu üzere giderek derinleşen kadın yoksulluğudur. Kadınların boşanma sonucu yoksullaşacağı apaçıkken yoksulluk nafakası bağlamaktan imtina eden hakimlerin tutumlarıdır. Erkeklerin nafaka ödememek için binbir oyunla gelirlerini saklamalarıdır.&#8221;</p>
<blockquote><p>Devletin görevi, nafakayı sınırlandırarak kadınların haklarını gasp etmek değil.</p></blockquote>
<p>Önerilen düzenlemede nafakayı devletin ödemesinin öngörülmesi konusunda da şu tespitlere yer veriliyor:</p>
<p>&#8220;Devletin nafaka ödemesini önermek, nafaka yükümlülüğünü kadınları evlilik içinde yıllarca şiddet sarmalıyla çevreleyen, kadınların eğitim ve istihdama katılımını engelleyen, ev içi ve bakım emeğini görünmez hale getirerek kadınları yoksullaştıran erkeklerin üzerinden almak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Devletin görevi, nafakayı sınırlandırarak kadınların haklarını gasp etmek değil, kadınların işgücü piyasasına katılabilmeleri için kamu hizmeti olarak ücretsiz, çalışma saatleri ile uyumlu, nitelikli ve erişilebilir bakımevleri ve kreşleri açmak, kadınların eğitime katılmaları önündeki engelleri kaldırmaktır.&#8221;</p>
<blockquote><p>Kamu kaynakları toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderecek şekilde kullanılsın.</p></blockquote>
<p>Boşanma ve Nafaka Hakkı için Feministler tarafından yapılan açıklamanın sonunda, nafaka hakkı sorununa çözüm olarak; kamu kaynaklarının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderecek, kadınların ev ve aile içindeki konumlarını güçlendirerek onların evliliğe, aileye, erkek şiddetine mahkum olmamalarının önünü açacak şekilde kullanılması talep ediliyor.</p>
<p>Ayrıca, kamu kaynaklarının ücretli ve güvenceli işlere kadınların katılımlarını kolaylaştırarak ekonomik bağımsızlıklarını kazandıracak ve erkeklerle eşit ve nitelikli bir eğitim alabilmelerini sağlayacak politikalara ayrılması, ve eşitsizliklerin giderilerek olanak ve hakların genişletilmesi için önlemler alınması isteniyor.</p>
<p>Basın açıklamasının tümüne <a href="https://kadinininsanhaklari.org/wp-content/uploads/2022/02/Bos%CC%A7anma-ve-nafaka-du%CC%88zenlemelerine-dair.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/10/tartisilmasi-gereken-nafaka-degil-derinlesen-kadin-yoksullugu/">&#8216;Tartışılması Gereken Nafaka Değil, Derinleşen Kadın Yoksulluğu&#8217; </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kadınların Nafakasına Dokunmayın&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/kadinlarin-nafakasina-dokunmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 08:05:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Uygula]]></category>
		<category><![CDATA[Yasalara Dokunma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77688</guid>

					<description><![CDATA[<p>EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu, yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeye karşı, ilgilileri kamuoyuna net açıklamalar yapmaya ve herkesi kadın hareketinin yanında yer almaya çağırıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/kadinlarin-nafakasina-dokunmayin/">&#8216;Kadınların Nafakasına Dokunmayın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">EŞİK, boşanan kadınlara bağlanan </span><span class="r-18u37iz">yoksulluk nafakası</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0"> dahil olmak üzere </span><span class="r-18u37iz">Medeni Kanun&#8217;</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">da yapılmak istenen değişikliğe tepki göstererek muhalefet parti genel başkanlarına ve TBMM’deki tüm vekillere mektup gönderdi.</span></p>
<p>Mektupta şu ifadeler yer alıyor:</p>
<ul>
<li>EŞİK Platformu olarak <strong>“Yasalara Dokunma, Uygula”</strong> Tüm devlet otoritelerini, milletvekillerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz.</li>
<li>Özellikle muhalefet partilerini iktidarın nafaka hakkı başta olmak üzere Medeni Yasa ile oynama girişimlerine karşı çıkmaya çağırıyoruz.</li>
<li>Herkesi, milyonlarca kadını ve çocuğu ilgilendiren bu yaşamsal konuda kamuoyuna net açıklamalar yapmaya, kadın hareketinin yanında yer almaya çağırıyoruz.</li>
</ul>
<p>Nafaka ile ilgili araştırmalara ve baroların konu hakkındaki görüşlerine <a href="https://esikplatform.net/kategori/nafaka-raporlar-arastirmalar/" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıdan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/kadinlarin-nafakasina-dokunmayin/">&#8216;Kadınların Nafakasına Dokunmayın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Yardım Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KADES]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44838</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde, nafaka, af ve kadınların kazanımlarından kayıp tartışmaları sürerken, Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 15 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da 13. kez toplandı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı (TKDF) Canan Güllü ile toplantıya dair görüşlerini, konuyla ilgili STK’lar ile diğer kadın örgütleri arasında görüş farklılıkları olup olmadığını ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününü ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl katılımcı çeşitliliğini artıran komitede, bu yıl ilk kez 4 sendika temsilcisi, 75 kamu kurumu, 21 STK, 9 uluslararası kuruluş temsilcisi ve 15 akademisyen ile birlikte yer aldı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, AÇSHB, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından oluşturulan yeni eylem grubu, 75 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık oldu. Söz konusu yol haritası, 25 Kasım 2019’da düzenlenecek özel bir programda açıklanacak. Ardından, AÇSHB, İçişleri, Adalet, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katılımıyla bir protokol imzalanacak ve yol haritasına ilişkin sivil toplumdan görüş alınacak. </span></p>
<p><b>TKDF Başkanı olarak Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısı katılımcıları arasındaydınız. Toplantıya ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44840 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Canan-G%C3%BCll%C3%BC.jpg" alt="" width="361" height="203" />Açıkçası 13. kez toplanan Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi’nde “havanda su dövmeye devam edildi” tabirini kullanmakta bir beis görmüyorum. Şahsen 12. kez katılımcısı olduğum bir toplantıya 3 Bakanın katılması iyi ancak yarım güne sıkıştırılmış bir program olması; Bakanların icraatlarını dinlemekle heba edilen zaman dilimi ve katılımcı sayısının fazlalığı ile konunun spesifik olma durumundan uzaklaşması çok üzücü. Ülke gündemimizde erken yaş evliliklerine getirilecek af, nafaka ve İstanbul Sözleşmesi’ne şerh maddeleri konuşulurken 3 bakanın bu konularda ağız birliği etmişçesine sessizlikleri dikkatimizden kaçmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın söz konusu başlıkların kenarından bile dolaşmamış olması, bize bu konularda siyasi bir çekince olduğunu düşündürdü. Kanaatimce, bu Komite’nin toplanma amacı “toplanmış olmaya” endekslenmistir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın kadın cinayetlerine dair verdiği rakamlar tanıdık gelmedi; bizim rakamlarımız çok farklı.  İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu, STK’ları İçişleri Bakanlığı’nın uygulaması olan KADES’in tanıtımını yapmamakla suçladı. Benim kaldığım süre içinde  konuşulanlar, kurumların kendilerine ayrılan sürede sadece çalışmalarını tanıtmakla sınırlıydı. </span></p>
<p><b>Bakanlıkların ortak çalışması ile hayata geçirilmesi planlanan yeni Eylem Planı içeriği hakkında malumatınız var mı?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberimiz  yok çünkü toplantılara çağrılmıyoruz. Sahada en çok bulunan kurum olarak TKDF’nin pek çok kurumdan müteşekkil Koordinasyon Kurulları var. Bizim TKDF olarak, kolluk güçleri, yerel yönetimler, barolar, STK’lar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi pek çok birimlerle işbirliğimiz var. Biz, oluşturduğumuz Whatsapp gururlarımızla, bizlere ulaşan sorunları gece gündüz demeden çözüyoruz. Yani aslında kadına yönelik şiddetin çözümüne dair heybemizde kelimelerimiz var. Ayrıca, Acil Yardım Hattı işletiyoruz. Biz, ülkemizin içinde bulunduğu  sorunun birebir tanığıyız. Bizi arayan mağdurla direkt görüşüyoruz. Özeli bizde, çözümü de bizde… Hükümet işlevsel davranamadığı için figüran konumunda… Açıkçası bizden faydalanılması işlerine ve memleket hayrına olurdu.</span></p>
<p><b>Toplantıda sizin açınızdan “yeni” ortaya konan bir öneri ya da bilgi oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası yok. Sadece, Bakanlıkların sahada dönüşü olmayan çalışmalarına dair reklam izledik.</span></p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesinde kurum olarak sizin pozisyonunuzu, önerileriniz ve ilettiğiniz görüşleri bizimle paylaşır mısınız</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda biz aşağıdaki cümlelere yanıt bekledik ve şunları dile getirdik: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitimden kaynaklı sorunlar yaşadığımız için Milli Eğitim Bakanlığı’nın olması gerektiğini, hatta geçmiş yıllarda Sağlık Bakanının da Komite toplantılarında olduğunu hatırlatmak, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yanlış anlaşıldığınI, doğrusunun ifade edilmesi gerektiğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti davalarında STK’ların  müdahilliğinin kabul görülmemesinin İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının yetersizliğini ve kadın cinayetleri davalarını takipte sıkıntı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin aldığı tedbir kararlarının 10 güne indiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadınlarla ilgili yasal değişikliklerin tartışıldığı bir ortamda sessiz kalmasının rahatsızlık yarattığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-“Israrlı takip” konusunda failin cezasız kalmasına neden olan (suçun karşılığında) “cezasızlık” durumunun yarattığı sorunları,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Elektronik kelepçe konusunda denetimin arttırılması gerekliliğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-STK  ve baroların deneyimlerinden yararlanılması gerekliliğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Nafaka konusunda yasal değişikliğe gitmek yerine, araştırma yapılarak sorunların yönetmelikle düzenlenmesi; asıl olarak tahsil edilemeyen nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerektiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-18 yaş altı evliliğin suç olmasına karşın TBMM’de erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olmasının sakıncalarını ve affa karşı olduğumuzu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Duruşmalarda görev alan masa hâkimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bilgisinden yoksun olmalarının yarattığı sorunları ve davaların bundan etkilenmesini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Acil yardım hattımıza gelen ihbarlar konusunda bazı ASPB birim ve yetkilileri ile sorun yaşadığımızı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesinin ve Aile arabuluculuk sistemlerinin yanlışlığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın Bakanlığı kurulması gerekliliği taleplerimizi ilettik. </span></p>
<p><b>TKDF, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda ne tür çalışmalar yürütüyor? </b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Federasyonumuzun işlettiği bir acil yardım hattı var. Yasa yapım sürecinde bulunduğumuz için,  sahada işlemeyen mekanizmalar konusunda bilgimiz var. Bu nedenle, örneğin yeni ve güçlü bir enstrüman olarak gördüğümüz Uluslararası İstanbul Sözleşmesi konusunu barolarla çalışıyor ve illerde Koordinasyon kurulları kuruyoruz. Sözleşme’nin uygulanması açısından karşılaşılan sorunların giderilmesine katkı koyuyoruz. “Değişim yarat” adlı çalışmayla toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yerelde toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışıyoruz. Siyasette kadınların daha fazla yer alması adına, yerelde “Kadın Politikaları” adlı çalışmayı belediyelerle yürütüyoruz. Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eğitimleri çerçevesinde çalışmaları, barolarla işbirliği yaparak destekliyoruz. Yerel yönetimlerle protokoller imzalayarak şehirleri sorunsuz hale getirmeye çalışıyoruz. “İş Dünyası Şiddete Karşı Projesi” ile mavi ve beyaz yakalara toplumsal cinsiyet eğitimleri ve yasal haklarını öğretiyoruz. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de kadın örgütleri arasında özellikle kadına yönelik artan şiddetin önlenmesine  ilişkin fikir birliği var mı? Aranızda fikir ayrılıkları var diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben olmadığı kadar güçlü bir birliktelik olduğuna inanlardanım. Bir yılda 377 kadının öldürüldüğü durumda, bunun tersi düşünülemez. Şimdi “birlikte güçlüyüz” sloganı zamanı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>25 Kasım sizin için ne ifade ediyor</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında acıyı hatırlatıyor. Düzenin ve zihniyetin değişip dönüşmediğini  bir kez daha hatırlatıyor.  Biz yıl içinde kesintisiz çalışmalar yürüttüğümüz için, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi tek bir güne indiremiyoruz. Artan kadın cinayeti ve çocuk istismarını konuşuyor ve hükümetin bunları önlemeye dair kadın politikasızlığına tanıklık ediyorsak eğer, mesajlar ve sayılardan ziyade, 25 Kasım’da eylemselliğe dönüşen politikalar beklediğimizi söylememiz gerek.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylenecek çok şey var, gündemimiz çok ağır… Erken yaş evlilikler konusunda TBMM’de af getirileceği söylemlerinin gölgesinde, tüm siyasilerden bu tecavüzlere onay vermemelerini bekliyoruz. Nafakada kazanılmış haklardan taviz verilirse kadınların ikincillestirilmesine yol açılacağını söylüyoruz. Nafaka ile ilgili geniş bir araştırma yapılması gerektiğini ve iktidarın şerhsiz-çekincesiz imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin mekanizmalarını hayata geçirmesini talep ediyoruz. Biz mücadeleden vazgeçmeyiz. Çünkü biliyoruz ki mücadele kazandırır!</span></p>
<p><b>Resmi veriler ne söylüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi sırasında Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin</span> <span style="font-weight: 400;">açıklanan resmi verilerin bazıları şu şekilde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><span style="font-weight: 400;">118 bin polis, 12 bine yakın jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine olmak üzere, toplam 300 bini aşkın kamu görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-ACSHB, 100 bini aşkın kadına şiddet davasına müdahil oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadına Destek Uygulaması’nı (KADES) indiren kişi sayısı yaklaşık 350 bin; gelen ihbar sayısı 16 bin 51, ihbarlarda gerçeklik oranı yaklaşık yüzde 50. Uygulamanın başladığı 24 Mart 2018’den itibaren, 8 bin kadın polisin müdahalesiyle kurtarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin en çok işlendiği mekân yüzde 72.8’lik oranla kadının evi; faili meçhul bir kadın cinayeti söz konusu değil. Suçluların yüzde 82.4’ü yakalandı, yüzde 16.2’si ise olayı müteakip intihar etti. Faillerin yüzde 86,5&#8217;inin cinayet öncesi  sabıka kaydı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti işleyenlerin yüzde 69’u ilk ve ortaokul mezunu: eğitim durumu yükseldikçe kadın cinayetine karışma oranı azalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de 2016-2019 Ağustos ayları arasında öldürülen kadın sayısı bin 167: bunlardan sadece 76 tanesi hakkında koruma kararı verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Faillerin yüzde 63.5’inin eş veya partner, yüzde 32’si ise akraba.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 yılında 174 bin 958 kişi hakkında, 509 bin 172 farklı tedbir kararı alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kişi başına düşen kadın cinayeti sayısı bakımından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkeler 1.8-2 bandında iken Türkiye bu sıralamada 2019 verilerine göre 3.6 bandında yer. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke yüzde 52 ile Danimarka.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortalaması 370 Lira Olan Nafakanın Yüzde 50&#8217;si Ödenmiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/ortalamasi-370-lira-olan-nafakanin-yuzde-50si-odenmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 10:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Dayanışma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dayanışma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Dayanışma Vakfı, nafaka tartışmalarına katkı yapacak "Yoksulluk Nafakası Araştırması" raporundaki verileri düzenlediği bir toplantıyla milletvekilleri, kamu temsilcileri ve kadın örgütlerine aktardı. Yakın zamanda yayınlanacak olan rapora göre, kadınların yüzde 50'ine mahkeme kararıyla almaya hak kazandıkları ve ortalamasının 370 lira olduğu nafaka tutarı ödenmiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/ortalamasi-370-lira-olan-nafakanin-yuzde-50si-odenmiyor/">Ortalaması 370 Lira Olan Nafakanın Yüzde 50&#8217;si Ödenmiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Dayanışma Vakfı araştırma ile yoksulluk nafakası konusunda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olup olmadığı, uygulamada karşılaşılan sorunların neler olduğunun ve nafaka talepli davalarda kadına yönelik şiddetin de incelendiğini belirtti.</p>
<p>11 şehir ve 15 yıllık bir araştırma neticesinde 140 nafaka/boşanma dava dosyası incelenirken boşanma ve nafaka davaları ile cinsiyete dayalı şiddet arasında önemli bir ilişki tespit edildi. Dosyaların yüzde 82,9&#8217;unda kadına yönelik şiddet iddiası mevcut. Şiddet gördüğü için boşanma davası açan kadınlar eşlerinden bir an önce boşanmak, can güvenliklerini sağlamak ve tehditlerden sakınabilmek için nafaka istemiyor, nafaka taleplerini geri çekiyor, maddi ve manevi tazminat taleplerinde de bulunmuyor.</p>
<p>Nafaka tutarlarının asgari ücret, açlık ve yoksulluk sınırı gibi genel ekonomik veriler çerçevesinde ele alındığında sanıldığından çok daha düşük olduğunun altının çizildiği raporda, nafaka ödemeyen kesimin yüzde 40’ının gerekçe olarak “Ödemek istemiyorum” dediği belirtiliyor. Hükmedilen nafakanın %66,4’ü 0-500 TL arasında olup ortalaması 262 TL iken mahkemelerce verilen tüm nafaka miktarlarının ortalaması sadece 370 TL.</p>
<p>Araştırmada tespit edilen en önemli sorun nafakaların ödenmemesi. İncelenen dosyalarda, hükmedilen nafakaların yalnızca %20,7’sinin ödendiği, söz konusu nafakaların %0,7’sinin kısmen ödendiği; %50,7’sinin ise hiç ödenmediği görüldü.</p>
<p>İncelenen dosyaların avukatları, son dönem dosyalarında nafaka yükümlülerinin yoksulluk nafakasında yeni düzenleme yapılması beklentisiyle nafaka ödemelerini yapmaktan imtina ettiklerini, yeni nafaka düzenlemesini bir nevi &#8220;nafaka borcu affı&#8221; olarak algıladıklarını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/ortalamasi-370-lira-olan-nafakanin-yuzde-50si-odenmiyor/">Ortalaması 370 Lira Olan Nafakanın Yüzde 50&#8217;si Ödenmiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100 Tanınmış Kadın Nafaka Hakkının Kısıtlanmaması Gerektiğiyle İlgili Bir Metin Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/13/100-taninmis-kadin-nafaka-hakkinin-kisitlanmamasi-gerektigiyle-ilgili-bir-metin-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 09:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın, nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/13/100-taninmis-kadin-nafaka-hakkinin-kisitlanmamasi-gerektigiyle-ilgili-bir-metin-yayinladi/">100 Tanınmış Kadın Nafaka Hakkının Kısıtlanmaması Gerektiğiyle İlgili Bir Metin Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında Ümit Boyner, Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladılar. Sadece nafaka hakkının değil, kadınların boşanma ve miras hakkı dahil olmak üzere tüm kazanılmış haklarının da tehlike altında olduğunun vurgulandığı metin, toplumun tüm kesimlerinden kadınları haklarına sahip çıkmaya çağırıyor. Nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik adımların, kadınları güçsüzleştireceğinin altını çizen imzacılar, tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyorlar.</p>
<p>Nafaka Hakkı Kadın Platformu&#8217;nun başlattığı kampanyaya gelen ilk imzalar genişleyerek sürüyor. Platform, tüm kadınları bu metni imzalamaya ve haklarına sahip çıkmaya çağırıyor. <a href="http://bit.ly/2X7NCUe" target="_blank" rel="noopener">Bu bağlantıdaki </a>form üzerinden, <a href="mailto:nafakahakkinadokunma@gmail.com" target="_blank" rel="noopener">nafakahakkinadokunma@gmail.com</a> mail adresinden ya da <a href="https://twitter.com/nafakaimza" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://twitter.com/nafakaimza&amp;source=gmail&amp;ust=1560494692014000&amp;usg=AFQjCNEwihV0wW45MxjWv7PSjPEQ2KTUqQ">@nafakaimza</a> isimli twitter adresinden yeni imzaları bekliyorlar.<u></u><u></u></p>
<blockquote><p><strong>Kadınların Nafaka Hakkına Dokunmayın! <u></u></strong></p>
<p>Kadına ödenen yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi ve çeşitli kriterlerle sınırlanmasına yönelik taleplerin yükselişini büyük bir kaygıyla takip etmekteyiz.<u></u><u></u></p>
<p>Nafaka yerine kadının iş bulup çalışması ya da nafakanın devlet tarafından ödenmesi talep edilmektedir. Oysa ki, TÜİK 2018 verilerine göre Türkiye’de kadınların istihdam oranı yalnızca %29’dur ve bu rakam gerçekte çok daha düşüktür. Eğitim ve istihdam konusunda erkeklerle eşitsiz durumda olan kadınlardan asıl olarak ev kadını ve anne olmaları istenmektedir. “Ev kadını” olarak evlilik yaşamı boyunca eş, çocuk, hasta ve yaşlıların bakımı ile uğraşmak durumunda bırakılan bu kadınlardan, boşandıkları anda mucizevi bir şekilde geçinmelerine yetecek ücretlerde işler bulmaları beklenmektedir. Devletin ücretsiz, kaliteli ve güvenilir kreş hizmetleri sağlamadığı koşullarda, çocuklara kimin bakacağından, bakıcının ya da kreşin ücretini kimin ödeyeceğinden kimse söz etmemektedir.<u></u><u></u></p>
<p>Hacettepe Üniversitesi’nin 2014 tarihli “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması”, boşanmış ya da eşinden ayrı yaşayan kadınların %75’inin fiziksel ya da cinsel şiddete, %80’inin ise duygusal şiddet/istismara maruz kaldığını göstermektedir. Kadınlar açısından tablonun bu kadar vahim olduğu bu koşullarda kazanılmış yasal bir hak olan Nafaka Hakkı’nın geri alınması, değiştirilmesi veya sınırlandırılması kadınları güçlendirecek bir adım olamaz. Aksine, evlilik sırasında ve sonrasında başta ekonomik şiddet olmak üzere, tüm şiddet ve ayrımcılık biçimlerini pekiştirip, kadınları daha da güçsüzleştirecektir.<u></u><u></u></p>
<p>Biz aşağıda imzası olanlar, nafaka hakkına itiraz edenlerin; ayrıca çocukların velayeti, yasal mal rejimi, kadının boşanma ve miras hakkı, kadını şiddetten koruyan 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yürüttükleri kampanyaları da kaygı ile izliyoruz.<u></u><u></u></p>
<p>Tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz. Özellikle tek seçenek olarak evlilik sunulduğu için meslek sahibi olamamış veya meslek sahibi olsa dahi çalışmasına izin verilmediği ve/veya evin tüm yükü üzerine bırakıldığı için mesleğini icra edememiş kadınların bir nebze de olsa hayata tutunmasına olanak veren yoksulluk nafakasını şu ya da bu biçimde sınırlama girişimlerinden uzak durmaya çağırıyoruz.<u></u><u></u></p></blockquote>
<p><strong>İmzacılar:</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39598" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/Ekran-Alıntısı-5.jpg" alt="" width="547" height="426" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39597" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/d.jpg" alt="" width="584" height="505" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39601" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/gg.jpg" alt="" width="571" height="490" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39600" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/rr.jpg" alt="" width="545" height="483" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39602" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/tt.jpg" alt="" width="552" height="210" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/13/100-taninmis-kadin-nafaka-hakkinin-kisitlanmamasi-gerektigiyle-ilgili-bir-metin-yayinladi/">100 Tanınmış Kadın Nafaka Hakkının Kısıtlanmaması Gerektiğiyle İlgili Bir Metin Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2018 11:29:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadın Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki 10 Ekim 2018 Çarşamba günü, Ankara’da gerçekleşti. Buluşmaların konusu Medeni Kanunun nafakayı tanımlayan maddeleri idi. Nafaka tartışması dosyasında konuyla ilgili çeşitli görüşleri ve sahada çalışan uzmanların görüşlerini dinledik. Şimdi ise çalıştay katılımcılarından bazılarının buluşmaya dair izlenimlerine yer veriyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı adına katılan avukat Selin Nakıpoğlu, açılış konuşmalarından anladıkları kadarıyla çalıştayın gerekçesi olarak nafaka ödemekte olan ve ödemek istemeyen erkeklerin şikâyetlerinin esas alındığını belirtiyor. Organizasyona ev sahipliği yapan iki bakanlığın konu hakkında istatistikî veri sunmadıklarını ve bahsedilen erkek şikâyetleri dışında bir hazırlıkları olmadığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Stk’lar, avukatlar, hâkimler, yüksek yargı bürokratları ve hukuk akademisyenlerinden oluşan yaklaşık 60 kişiye beşer dakika konuşma süresi verildi. Katılımcılar arasındaki fark dikkat çekiciydi. Bu fark; alanda çalışan, mevzuata hâkim ve objektif olanlar ile hukuki metin dışında ilerlemek isteyen, medeni kanunun ruhuna aykırı, hangi veriye dayandığı belli olmayan söylemlerde bulunanlar şeklinde açıklanabilir” diyen Nakıpoğlu hukuki kavramlarla oynamamın gerektiğini, özellikle yüksek yargı mensupları tarafından buna cevaz verildiğini görmenin üzücü olduğunu söylüyor ve ekliyor:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayın kazanımı kadın dayanışmasını bir kere daha görmek oldu. Farklı siyasi düşüncelerden olsak da, farklı yaşam biçimlerinden gelsek de kadınlar olarak hayatlarımıza yapılmaya çalışılan tüm müdahalelere karşı bir arada duruyoruz. Bunu daha önce müftülük nikâhı özelinde de gördük. Bu çalıştayda da bu sonucu gördüm: Kadın dayanışmasının paha biçilmez değeri. Bu devam ettiği sürece kazanılmış haklarımızdan geri düşmeyeceğimizi düşünüyorum. Hep birlikte göreceğiz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent Kadın Platformu adına çalıştayda bulunan Berrin Sönmez ise çalıştayın düzenlenme gerekçeleri ve içeriğini şu şekilde değerlendiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Nafaka konusu, 2016 yılının ilk yarısında, dört ay süreyle çalışan ve ‘aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi’ amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu taslak raporu ile toplum gündemine girmişti. Komisyonun başkanı Düzce milletvekili Ayşe Keşir, çalıştayda kendisine ilk konuşmacı olarak tanınan on dakikalık sürede doyurucu bir açıklama yapmadı. Bakanlık sunuşları da net bilgi vermekten uzaktı. Kesinlikle hiçbir veri, doküman sunulmadı. Israrlı sorulara rağmen mevcut nafaka sisteminde sorun olduğunu gösterecek verilere sahip olunmadığını kamu adına katılanlar da farklı ifadelerle dile getirdi. Kamunun ve yargı sisteminin topluma sunmadığı bilgilerin, veri ve dokümanların katılımcıların elinde bulunamayacağı açıktır. Ancak sivil toplum temsilcileri kendi çalışma alanlarında konuya ilişkin edindikleri deneyim ve bilgileri, hâkim ve avukat katılımcılar ellerindeki dava dosyalarına ilişkin genel bilgileri paylaşarak, bu konuda çalıştayı düzenleyen iki bakanlık mensuplarından daha donanımlı olduklarını ortaya koydular. ‘Yoksulluk nafakası için yeni yasal düzenleme yapılmalı mı’ sorusu temel konuydu.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nden katılan akademik hukukçuların bir kısmının yoksulluk nafakasına 1-5 yıllık alt-üst sınır düzenlemesi getirilmesi görüşünde olduğunu ifade ediyor. Sönmez’in izlenimlerine göre katılımcılardan BİAPLATFORM ve Aile Akademisi bu hukukçularla aynı görüşte: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayda ilk konuşmacı olan Düzce milletvekili Ayşe Keşir ünlü Boşanma Komisyonu sonuçlarından çıkardığı üç noktaya dikkat çekmişti. Fiili birliktelik gerçekleşmeyen evlilikler, altı aydan kısa evlilikler ve eşit kusur hali. Bu üç durum için yasanın değişmesi fikrini beyan etti&#8221; diyen Sönmez ‘nafaka konusunda adaletli düzenleme’ vaat eden maddenin eylem planına giriş sebebinin, yoksulluk nafakasını bir toplumsal sorunmuş gibi gündeme taşıyarak medeni kanuna müdahale için geçerli bahane yaratmak olduğunu ifade ediyor. Buna ek olarak, çalıştayda hiç dile getirilmediği halde, kapanışta bakanlıklar adına yapılan konuşmalarda, İstanbul Sözleşmesinin boşanmalarda arabuluculuk sistemine engel olduğunun belirtilmesi ve psikolojik, ekonomik şiddet kavramlarına karşı çıkılmasını çalıştaya dair en kötü izlenimleri arasında sayıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’in dikkat çektiği bir başka husus ise çalıştaya katılımda yaşanan sorunlar:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Başkent Kadın Platformunun çalıştaya davet edilmeyişi, çalıştayın sadece dindar seküler karşıtlığı üzerine oturtulmak amacına dayanıyordu muhtemelen. Karşıtlık ekseninden yararlanarak çalıştay sonuçlarını gönüllerince değiştirmeleri daha kolaydı. Ancak dindar kadınlar da yoksulluk nafakasını kadın yoksulluğuyla ilişkilendirerek değerlendirdikleri için sonuç umdukları gibi olmadı. Fakat bu onları durdurmadı da. Özenli ve kapsayıcı yaklaşımla tüm kadın örgütlerinin dayanışmasına en çok ihtiyaç bulunan bir sürece girdiğimiz çok açık. Krizi ekonomiden çok medeni kanunu korumak alanında yaşayacağımızı söyleyebilirim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’e göre siyasi görüşü ve hayat tarzı birbirinden farklı kadınların yoksulluk nafakası ile kadın yoksulluğu ve ekonomik eşitsizlik arasında ilişki kurması ve bunun kadınları bir birine hayli yaklaştırması çalıştayın önemli bir kazanımı:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadın örgütü temsilcileri, yasal değişikliğe ve süre sınırına kesinlikle itiraz ettiler. İktidara yakın kadın katılımcılar ise yasal düzenlemeyi kadının yoksulluktan kurtulması için gerekli düzenlemelerin yapılıp, istihdam ve kreş gibi temel ihtiyaçların karşılanmasından sonraya ötelenmesini önerdiğini ifade etti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın düzenlenmesine temel oluşturan şikâyetçileri sosyal medya üzerinden bir araya getiren BİA Platformu kurucu başkanı İlknur Birsel ise çalıştay gündemini:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hukukçu akademisyenler, avukatlar, kadın dernekleri temsilcileri, stk&#8217;lar, aile mahkemesi hâkimleri, milletvekilleri gibi çok çeşitli grupların katılımıyla gerçekleşen çalıştayda dört görüş ortaya çıktı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu akademisyenlerin, avukatların ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri yasadaki ‘süresiz’ ibaresinin kalkması yönündeydi. Bu noktada 1-5 yıllık alt- üst sınır önerisi ön plana çıktı. Süreli olup alt ve üst sınırların belirlenmemesi ve hâkim takdirine bırakılması ise bir başka görüştü. Bir kısım katılımcının görüşü de “süresiz” ifadesi kalsın zaten şu andaki haliyle hâkim süreye karar verebilir, yasayla oyamaya gerek yok, iştihad ile halledilebilir doğrultusunda şekillendi. Dördüncü görüş ise nafakanın kazanılmış hak olduğu ve süresiz olması gerektiği yönündeydi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömür boyu bir hak ancak emeklilik olabilir diye düşünüyorum. Mevcut yasada yoksulluk nafakası süresiz ve 1988’den bu yana, yani 30 yıldır zaten uygulanıyor. Çalıştay katılımcıları arasında yer alan Yargıtay 2.hukuk dairesi başkanı Ömer Uğur Gençcan nafakanın 1-5 yıl arası sınırlandırılması ve süre sonunda desteği sosyal devletin üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bizim de platform olarak talebimiz bu şekilde. Buna ek olarak nafaka başlangıç tarihinin dava açılma tarihi olması gerektiğini dile getirdik. Anladığım kadarıyla kadın dernekleri şiddet gören kadınlarla ilgileniyor. Şiddet gören kadın çocuğuna bile nafaka istemeye cesaret edemiyor. Onlara sahip çıkılmalı. Biz kimsenin mağdur olmadığı, insan odaklı bir öneride bulunuyoruz” şeklinde değerlendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Türk Kadın Dernekleri Federasyonu adına çalıştayda bulunan Canan Güllü, çalıştayın, nafaka  konusu Cumhurbaşkanlığı’nın yeni hükümet sisteminin 100 günlük eylem planının içinde yer aldığı için, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak düzenlendiğini ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Malum Başbakanlık sisteminin kalkması ve hükümetin Cumhurbaşkanlığına bağlanması nedeniyle oluşan yeni bir sistem hayata geçmişti 24 Haziran sonrası. Hükümetin başı sıfatıyla da Sn. Cumhurbaşkanı 100 gün içinde ne yapılması gerekli acil sorun maddelerini açıklayan bir toplantı düzenlemişti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlığın elinde nafakanın sorun olduğuna ve bu sorundan mağdurlar olduğuna dair bir araştırma, analiz veya rapor olmadığını belirten Güllü bunu bizatihi Adalet bakanı bürokratının kendisinin söylediğine dikkat çekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O zaman aklımızı kurcalayan şu sorular önem kazanıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafakanın büyük bir sorun olduğunu söyleyerek Cumhurbaşkanının 100 günlük eylem planına maddeyi yerleştiren kimler ve neden yapılıyor bu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan yola çıkarak, bu konu hakkında iki önemli bakanlık neye dayanarak çalıştay düzenliyor? Sormuyorlar mı bu teklifi yapan bürokratlarına ‘elimizde araştırma raporu var mı’ diye? Ya da ters mantıkla, bürokrata talimat verince, bakanlık bürokratı ‘efendim rapor olmadan böyle bir çalıştay olmaz, bu ülkenin kadın STK’ları çok güçlü bize sorarlar, cevap veremez isek mahcup oluruz’ demiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bu durum, toplantı başlamadan evvel sunumunu beklediğimiz bir araştırmanın olmayışı ile anlamını yitiren ya da zorlama unsuru ile yapılan bir çalışma ile karşı karşıya kaldığımızı ortaya çıkarmış oluyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın istatistikî ve verisel hazırlığına ilişkin kadın STK’larının sahada edindikleri mücadelenin birikimleri ile her cephede hazır olduğunu söyleyen Güllü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplantı öncesi siyasi olarak farklı düşünen arkadaşlarla da kısa bir görüş alışverişinden sonra aynı pencereden bakmanın mutluluğunu yaşadık. Bu toplantıdan çıktı olarak elimizde kalan en büyük kazanım” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güllü çalıştay sonuçlarını ve sonrası olasılıkları:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Özellikle Akademisyen gurubunun sahadan haberi olmadığını çok üzülerek fark ettik. Çünkü tezlerini Avrupa ülkelerinin düzenlemelerine dayandırmışlardı. Ancak Türkiye 2017 Dünya Ekonomik formu raporuna göre 144 ülke arasında 131.sırada. Verilere göre bu durumda olmamıza rağmen akademisyenlerin konuyu bu sıralamada ilk 10 sırada yer alan ülkeleri temel almaları gerçekten üzücü bir durum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılan bir Yargıtay mensubunun uygulamadaki hatayı düzenlemek için uygulamaya yönelik değişimler önermesi yerine yasa değiştirme girişimlerini tercih etmesi de popülist bir yaklaşım olarak değerlendirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma olmadan sorunun büyüklüğünü anlayamayacağımız, özellikle bu ülkedeki şiddet, kadın istihdamı, erken yaş evliliği, istismar gibi sorunların giderilmesine yönelik çalışmalar olmadan nafakaya odaklanmasının yanlışlığına dikkat çekildi. Yasal değişim yerine uygulama açısından düzenleme yapılması ve zihniyet dönüşümü vurgulanarak, konunun daha geniş zaman dilimlerinde enine boyuna tartışılması adına toplantı kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben, olmayan sorun hakkında sorun varmış gibi davranan bir hükümetin iki bakanlığına tanıklık ettim. Bu olumsuzluklara rağmen kadın dayanışmasını görmek muhteşemdi. Bence hükümet sürecin devamında, olmayan bir sorun için yasa değişim maddesi hazırlayıp meclise sunacak ve seçim öncesi seçim yatırımı yapacak. Mesele bununla da kalmayarak Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin bazı maddelerine çekince koyma hazırlığını da yasal surece taşıyacak derim” şeklinde aktarıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2018 13:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KADAV]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİTİZ]]></category>
		<category><![CDATA[Filmmor Kadın Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[KAHDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakalığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki bugün gerçekleşiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Buluşmalarda Medeni Hukuk’un 175 ve 176. maddeleri ile tanımlanan nafaka hususunda çeşitli katılımcılar önerilerini ve itirazlarını sunacak, nafakaya ilişkin bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun nasıl biçimleneceği irdelenecek. Dosyamızın ilk iki haberinde Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu’nun toplantıda sunacağı önerilerden bahsetmiş ve bunları konunun uzmanları ile tartışmıştık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri dışında, buluşmaya dair kadın örgütleri de ortak bir bildiri yayınladı. Bildiri EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu), Filmmor Kadın Kooperatifi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı – KADAV, KAHDEM (Kadınlara Hukuk Destek Merkez Derneği) ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından ortak hazırlanmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılım konusunda ciddi sorunlar olduğunu ifade eden kadınlar, Türk Kadınlar Birliği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu dışında kalan, alanda yıllardır çalışan bağımsız kadın örgütlerine davet gelmemesini eleştiriyorlar. Davet gönderilmediği halde Çalıştay’a katılmak istediklerini telefon ve e-mail gibi çeşitli iletişim araçları üzerinden belirten bağımsız kadın örgütlerinin ısrarlı talepleri sonucu ancak bir kadın örgütünün (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı) daha Çalıştay’a davet edilmesinin mümkün olduğunu ifade ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiriyi hazırlayan kadın örgütleri “Çocukların ve yaşlıların bakımı dahil, ev içinde ücretsiz emek sarf etmiş, bu sebeple çalışma hayatına hiç katılamamış, katılması engellenmiş veya ev içindeki bakım emeği yükü nedeniyle iş hayatından ayrılmak zorunda kalmış, yeniden çalışma hayatına katılması önünde bir dizi bariyer bulunan kadınların nafaka hakkına sınırlama getirmenin Türkiye’de giderek artan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceğini biliyoruz” diyor ve “Devletin görevi kadınları daha da güçsüzleştirecek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirecek ve toplumsal cinsiyete duyarsız düzenlemeler yapmak değil; aksine, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten sosyal politikalar üretmek ve ücretsiz, kaliteli bakım hizmetlerini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktır. Kadınların iş gücü piyasasına katılabilmeleri için ücretsiz, kaliteli bakım evleri ve kreşlerin açılması, kadınların eğitime katılmaları önündeki engellerin kaldırılması, yüksek öğrenim görememiş kadınların da en azından temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri ücretli işlerde çalışmalarını sağlayacak kaliteli eğitim ve iş fırsatlarının yaratılması gerekmektedir” şeklinde önerilerini sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantı katılımcılarıyla gerçekleştireceğimiz görüşmeler doğrultusunda tartışmalara ve kararlara ilişkin verileri dosyanın devamında paylaşmaya devam edeceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2018 08:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Süresiz nafaka tartışmalarını mercek altına aldığımız dosyamızın bugünkü kısmında Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakanın kısıtlanmasına paralel olarak önerdiği sosyal devlet destekleri konusunu konuşacağız. Avukat Selin Nakıpoğlu ve ekonomist Prof. Dr. Şemsa Özar ile konu üzerine konuşmaya devam edeceğiz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoksulluğa düşen kadına devletin destek olması mümkün mü?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun sınırsız nafakanın süre kısıtlamasıyla düzenlenmesi durumunda kadına ne olacağına dair önerileri sosyal devlet politikaları kapsamında şekilleniyor. İnsanı ve herkese adil yaklaşımı odaklarına aldıklarını ifade eden İlknur Birsel, “Eski eşlerin çocuk yoksa en fazla 1 yıl, çocuk varsa en fazla 5 yıl yoksulluk nafakası vermesi ve sonrasında devletin oluşturacağı bir fondan kadının desteklenmesini istiyoruz. Kadının desteksiz, ortada kalmasını savunmuyoruz. Ayrıca boşanan kadınlara mesleki eğitim, iş kazandırmada öncelik gibi uygulamalar da öneriyoruz” diyor. Kadınların özellikle de çocukla iş bulmasının ve çalışmasının zorluklarını çok iyi bildiğini ifade eden Birsel, bu durumun başka bir mağduriyeti yok saymasına karşı olduklarını söylüyor. Platform, kanunun dünya örnekleri üzerinden incelenmesini ve sosyal devlet politikası bağlamında çözülmesini öneriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu öneriler hakkında hukuki görüşünü ifade eden Selin Nakıpoğlu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Lütfen kadın hareketinin senelerdir dillendirdiği taleplere, kadının görünmeyen emeği, calışma hayatına katılamama sebepleri uzerine yaptığı çalışmalara bakılsın. Bir kadın şiddet gördüğü, yüzünü bile görmek istemediği eski eşi ile nafaka üzerinden de olsa bağını neden sürdürmek istesin? ‘Kurtulayım da nafakasını istemem’ diyerek boşanma protokolünü imzalıyor kadınlar, yani boşanmaları engelleyici bir baskı unsuru aslında nafaka. Devletin, daha önce sebeplerden dolayı senelerce evde kalmak zorunda kalan kadının iş bulması için oluşturulmuş mekanizmaları yok. Hadi güvencesiz de olsa bir iş buldu diyelim, çocuğunu bırakacağı ücretsiz kreş yok, yani herhangi bir alt yapı calışması yok ortada ama ilk iş nafakanın kesilmesi talebi oluyor. Üstelik bu kadının güçlenmesi adı altında yapılıyor. Bu düzenlemenin sakıncalarını önyargıyla değil, tamemen tecrübe ve verilere dayanarak söylüyoruz. Bu kadın dostu bir politika değildir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de boşanan kadının durumunun kanun düzenlemesi için incelenecek ülkelerden çok farklı olduğuna dikkat çeken Özar ise böyle bir düzenlemenin sosyal koşullarının incelikle düşünülerek her durum için farklı kategoriler belirlenerek oluşturulmasının ve düzenlemeden önce altyapısının hazırlanmasının önemini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nakıpoğlu Almanya’da boşanma sonrası desteğin devlet tarafından yürütüldüğünü ifade ediyor. “Bu destek azami koşullarda barınma, geçim ve varsa çocuk bakımını kapsıyor. Yani kadının hayatını idame ettirmesi güvenceye alınıyor” diyor ve bunlara paralel olarak meslek kazandırma ve iş bulma desteği olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Boşanma sonrası eski eş yerine sosyal devletin araya girmesinin kadına daha güvenceli bir destek sağlayacağını ve eski eşle bağın kopmasının da tercih sebebi olacağını düşünüyorum fakat altyapıyı kurmadan kadınları mevcut destekten mahrum bırakmanın yoksulluğu arttırıp kadınları şiddet yaşadıkları evlere mahkum kılacağını da biliyoruz.”</span></p>
<p><b>Devlet desteği daha önce gündeme geldi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanma sonrası sosyal devlet desteğinin dünyada birçok örnekte başarıyla uygulandığını belirten Şemsa Özar bu örneklerde kadına çocukların bakım ve eğitimi, barınma, iş edindirme gibi temel ihtiyaçlara yönelik desteklerin detaylı bir şekilde tespit edildiğini ve karşılandığını ifade ediyor. “Tekrar etmek gerekirse bağlamı düşünmeden kanun değişikliği çalışması yapılmamalı” diyen Özar, </span><span style="font-weight: 400;">Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2012 yılında kendilerinden bir araştırma talep ettiğini ve araştırma ekibi olarak eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, eşinden ayrı yaşayan ve eşi cezaevinde olan kadınların karşı karşıya kaldıkları sosyal ve ekonomik sorunları bir bütün olarak politika yapıcıların dikkatine sunduklarını ifade ediyor. Sonuçta ortaya çıkan programın “Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Sosyal Yardım Programı” olduğunu ve boşanmış kadınların devlet tarafından destek kapsamına alınmadığını, ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Özar, kendi isteğiyle aile kurumundan ayrılan kadını yoksulluğunu veriler ortada olmasına rağmen görmezden gelmiş </span><span style="font-weight: 400;">bir devletin sözüne güvenerek yasadaki sınırsız ibaresini kaldırmanın kadınları çok daha büyük bir yoksulluğa ve güvencesizliğe iteceğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Arastirilmasi ve Aile Kurumunun Guclendirilmesi Icin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Icin Meclis Komisyonu’nun </span></i><span style="font-weight: 400;">2016 tarihinde kurulduğunu ve davet edilmedikleri için durumdan katılmak isteyen kadın örgütlerinin oturumlara alınmamasıyla ancak haberdar olduklarını söylüyor. Komisyonun 2016’da yayınlanan raporunun kadınlar ve çocuklar açısından zaten kısıtlı olan pek çok kazanılmış hakkın yasal düzlemde ortadan kaldırmayı önerdiğini belirtiyor. Nafakanın süreye bağlanması ise en çok tartışılan konu olmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu başkanı İlknur Birsel üyelerinin mağduriyetini gidermek için çalışırken bir çok örnek inceleyerek kimsenin mağdur olmayacağı bir model önermek istediklerini, bu yüzden sadace nafaka süresi kısıtlaması değil buna paralel olarak sosyal devlet destek fonu gibi başlıkları da kapsayan bir öneri oluşturduklarını ifade ediyor.  Kendisi sadece süre kısıtlaması tekliflerinin değil sosyal devlet düzenlemelerinin de arkasında olacağını ifade ediyor. </span></p>
<p><b>Kapsamlı konularda sivil toplum ve uzmanların önemi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka kadar kapsamlı bir konuda, konu üzerine çalışan bütün sivil toplum oluşumlarının bir araya geldiği, saha bilgisine sahip uzmanların görüş ve uyarılarının göz ardı edilmediği ve düzenlemelerin altyapısının, uygulanabilirliğinin incelikle tartışıldığı bir süreç işletilmesi gerektiği görülüyor. Başka ülkelerden örnekler incelenirken geliştirdikleri modelleri nasıl tartıştıkları, nasıl altyapı oluşturdukları ve uygulamaya hangi süreçlerden geçerek ulaştıklarına bakmak da önemli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği Gündem Buluşmaları’nın ilki, 10 Ekim 2018, Çarşamba günü nafaka gündemiyle yapılacak.. Çalıştay katılımcıları henüz belli değil. Haberin devamında bu çalıştaya kimler dahil edildi, neler konuşuldu ve nasıl bir yol haritası çıktı sorularını değerlendireceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 09:48:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde boşanma sonrası sınırsız yoksulluk nafakası kavramı çok tartışılan bir konu haline geldi. Boşanma sonrası nafaka, Medeni Kanunun 175 ve 176. Maddeleri ile tanımlanmış. Özetle boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek tarafın desteklenmesi yönünde bir düzenleme. Sınırsız ibaresi kanunun üst çerçevesini oluşturuyor ve 176.maddede nafakanın iptal edilebileceği durumlar yer alıyor. Yoksulluğa düşen tarafın gelir durumunun değişmesi de iptal için aranan koşullardan biri. İtirazlar bu “sınırsız” çerçevesine yöneltiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hazırladığımız dosyada konuyu süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesini talep eden sivil toplum kuruluşları ve uzmanların konu hakkında görüşleri çerçevesinde tartışacağız. Dosyanın ilk bölümünde süresiz yoksulluk nafakasına dair dile getirilen mağduriyetler ile bağlantılı olarak konunun sosyolojik ve ekonomik boyutu üzerine konuşacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci bölümde ise sosyal devlet çerçevesinde önerileri ve bu önerilerin uygulanabilirliğini tartışacağız. Öncelikle süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesi taleplerinin ardında yata nedenleri dinleyeceğiz. Ardından avukat <strong>Diren Cevahir Şen</strong>, avukat <strong>Selin Nakipoğlu</strong> ve ekonomist <strong>Prof.Dr. Şemsa Özar</strong>’ın konuyla ilgili değerlendirmelerine yer vereceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu</strong> bu düzenlemelerin yarattığı mağduriyetleri gündeme taşımak için bir araya gelmiş. Platformun kurucu başkanı<strong> İlknur Birsel,</strong> ailesinde yaşadığı bir deneyim sonrasında konuyu araştırmaya başladığını ve adil olmayan bir durum gördüğünü belirtiyor. 2014 yılında kurduğu sosyal medya platformu vasıtasıyla benzer deneyimleri olan insanları bir araya getirdiklerini ve sürecin sonunda bir talep listesine ulaştıklarını ifade ediyor. Sınırsız nafakanın ömür boyu bir borca dönüştüğünü ve bunun boşanan kişiler arasındaki ilişkinin kopması önünde de engel teşkil etiğini söyleyen Birsel, özellikle kısa süreli evlilikler sonucunda uzun yıllar nafaka ödenmesinden doğan mağduriyetler olduğunu ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üyeleri arasında bir haftalık evlilik sonucunda 28 senedir nafaka ödeyenlerin olduğunu söyleyen Birsel, işsiz kalma, geçinememe durumlarında nafakanın ödenememesinin hapisle sonuçlanmasını eleştirirken nafakaya itiraz hakkının kanunda olmasına rağmen karar aldırmanın çok zor olduğunu ekliyor. Müşterek çocukların bakımını kapsayan iştirak nafakasıyla ilgilenmediklerini ifade eden Birsel boşanma olsa da çocukların ebeveynlere bağımlılığının sürdüğünü vurguluyor. Ayrıca nafakanın kaldırılması koşulları arasında bulunan evlilik dışı birlikte yaşamak ve haysiyetsiz yaşamak gibi durumları kanıtlama gerekliliğinin eski eşleri birbirlerinin hayatına olumsuz bir biçimde dahil ettiğini belirtiyor. Birsel yoksulluk nafakasının devlet fonundan karşılanacağı bir durumda bunun da önüne geçileceğini savunuyor ve nafaka yükümlüsünün borcunu ödeyemediği durumlarda eski eş yerine devlete borçlanmasını öneren platform bu şekilde hem alacaklının mağdur olmayacağını hem de kişisel husumetlerin önüne geçileceğini ekliyor. Süresiz nafakanın yarattığı bir diğer sonun ise ikinci evliliklerde ortaya çıktığını belirten Birsel nafaka ödeyen erkeklerin ikinci evliliklerinde ekonomik sorunlar yaşandığını söylüyor. </span></p>
<p><b>Kanunda cinsiyet belirtilmemesine rağmen nafaka neden kadına verilen bir para olarak gündemde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen hukukta kuralın dezavantajlı grupları dikkate alarak belirlendiğini ve istisnaların eklendiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ise bu soruyu <em>“Bu soruyu sosyolojik açıdan bakmadan cevaplamak eksik hatta yanlış olacaktır. Çünkü toplumsal cinsiyet ve cinsiyete dayalı iş bölümünün bu kadar keskin hatlarla çizilmiş olduğu bizim gibi toplumlarda kadınların işgücüne katılım oranı oldukça düşüktür. </em></span><em><span style="font-weight: 400;">Nafaka, zaruret halindeki kişileri kapsar. Medeni Kanun der ki, nafaka boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenir. </span></em><span style="font-weight: 400;"><em>Bu ülkede kadınların istihdam oranının %28 olduğunu ve çoğunlukla sosyal güvenlikten yoksun işlerde çalıştıklarını düşününce boşanma halinde neden kadınların yoksulluğa düştüklerini de anlayabiliriz”</em> şeklinde yanıtlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklu boşanmalarda ise kadının yoksulluğa düşme oranının arttığını söyleyen Nakıpoğlu <em>“Kadınlar mevcut hükümetin çocuk sayısının artmasına ilişkin politikası ile daha çok güvencesiz ve yari zamanlı işlerde çalışmaya mecbur bırakıldılar. Çünkü özellikle kentsel alanda çocuklu olmak ve çocuk sayısı işgücüne katilimi azaltan etkenlerdendir”</em> diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise her konuda olduğu gibi nafaka tartışmasında da koşulları hesaba katmadan düşünmenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Türkiye’de kadını etkileyen üç ana başlığı ‘devlet, piyasa ve aile’ olarak sıralayan Özar, cinsiyetçi iş bölümünde ev işleri ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin, yani ailede bakıma muhtaç olanların sorumluluğunun devlet ve aile tarafından kadınların sırtına yüklendiğini belirtiyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Devletin maddi açıdan ulaşılabilir ve kaliteli kreş sağlamadığını, çoğu çalışan kadının gelirinin mevcut kreşlerin ücretini karşılamaya yetmediğini ve piyasanın beklediği çalışma saatlerinin kreş saat aralıklarıyla uyuşmadığını hatırlatıyor. Kadınların iş beğenmediğine dair söylemin temelsiz olduğunu söyleyen Özar, saha çalışmalarında, küçük çocuklarıyla yalnız yaşayan birçok boşanmış kadının evden uzağa gitmeleri mümkün olmadığı için oturdukları sokaktaki evlerin merdivenlerini temizleyerek geçinmeye ve çocuklarına bakmaya çalıştıklarını saptadıklarını anlatıyor. Çoğu zaman bu kadınlar küçük çocuklarını evde tek başlarına zorunda kalıyor ve gelirleri de ayda 100-200 lira arasında değişiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özar’a göre ele alınması gereken bir başka husus ise aile. Özar sahada çalışmanın önemini tekrar vurgulayarak birçok kadının kazancına evlilik süresince eşleri ve eşlerinin aileleri, boşanma sonrasında ise kendi aileleri tarafından el koyulduğunu gördüklerini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri arasında kadının eski eşten alacağı nafakaya sunulan alternatiflerden biri olan alt/ üst soy yardımının ekonomi bilimi açısından çok sorgulanabilir bir öneri olduğunu ifade eden Özar, çocukların kendi geçimlerini sağlamalarının zor olduğu ülke koşullarında annelerine bakmalarını beklemek doğru değil diyor. Sahada görüştükleri birçok kadının zorla evlendirilme ya da kaçarak evlenme nedeniyle boşanma sonrasında aile tarafından kabul edilmeme durumu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bireyler kadına nafaka verecekse ve bu sosyal devlet kanalıyla olmayacaksa neden yıllardır iş bölümü içinde emek verdiği ailedeki erkek yerine alt/ üst soydan bunu bekleyelim?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadının yıllar boyunca maaş ve sosyal güvence ile karşılığını alamadığı bir ‘evi çekip çevirme ve bakım emeği’ verdiklerinin altını çizen Özar, devletin kadın istihdamı açısından attığı adımların ise sahadaki gerçeklikle kıyaslandığında çok yetersiz olduğunu belirtiyor. Özar’a göre şu ana kadar atılan somut adımlar, bir kaç haftalık eğitimle meslek kazandırma iddiasına dayanan kadın girişimci destekleme projeleri ve işe kadın alan işverenlere ilk 5 yıl sigorta primini ödemekten öteye gitmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise durumu “Kadınların nafaka ile geçinmesi söylemi gerçeklerle uyuşmuyor. Nafaka miktarları bir insanın geçinmesine yetmekten çok uzak. Bu yüzden “nafaka alabilmek için çalışmayan kadın” tanımlaması hem nafaka verileriyle uyuşmuyor hem de istihdamdaki büyük toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görmezden geliniyor. Ayrıca kadının evlilik içerisinde yaşadığı ekonomik şiddet de çoğu zaman konuşulmuyor. Genelde medyatik insanlarla gündem olan çok istisnai yüksek rakamlar ise yasa belirlemek için uygun bir kıstas değil” diye açıklıyor. </span></p>
<p><b>“Kısa süreli evliliklerin oluşturduğu mağduriyet” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlknur Birsel, platformlarına başvuran yaklaşık iki milyon mağdur olduğunu belirtirken bunların yoğun olarak bir seneden kısa süren  çocuksuz evliliklerden kaynaklı olduğunu ifade ediyor. Uzayan boşanma süreçlerinde de tedbir nafakasının devreye girdiğini ve bunun da bir şikayet konusu olduğunu ekliyor. Kendi ailesinde yaşadığı deneyimde 4 aylık, eşit kusurla sonuçlanan bir evliliğin yıllardır nafaka borcuna dönüştüğünü ifade eden Birsel bu konunun daha detaylı bir düzenleme ile çözülmesi gerektiğini vurguluyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise uzun süreli evlilik oranlarının çok daha yüksek olduğunu ( %51.2 6 yıl ve üzeri, %3.2 1 yıldan az) bu yüzden kanun çerçevesinin bunu dikkate aldığını ifade ediyor. “Düşük oranda da olsa mağduriyet yaratan durumlar için yeni düzenlemeler üzerine çalışılmalı fakat bu zaten dezavantajlı olan gruplar için daha olumsuz sonuçlar oluşturmayacak şekilde yapılmalı” diyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Nakıpoğlu “</span><span style="font-weight: 400;">Bir seneden az süren evlilikler hukuken anlaşmalı boşanma ile sonuçlanamaz, çekişmeli dava açılmalı. Erkeğin kusuru var ki bu davada davalı ve tazminat\ nafakaya hükmetmiş mahkeme. ‘Bir gün evli kaldık senelerdir nafaka ödüyorum’ söyleminin arkasında böyle bir hukuki süreç vardır, bu süreci eksik aktarmamak gerekir. Unutmayalım, boşanma nafaka hukukunda hakimin geniş takdir yetkisi var. Her dosya kendine özgüdür ve tarafların durumuna göre karara bağlanır” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise “kısa süreli” ifadesinin yanıltıcı olduğunu, sürenin kısa olmasının kadının fiziksel, psikolojik ya da ekonomik şiddet görmemiş olacağı anlamına gelmeyeceğini belirtiyor ve 1 gün süren evliliklerde dahi böyle durumlarla karşılaştıklarını, hakimlerin boşanma davalarında kanunda belirtilen kıstasları incelediğini ekliyor. Şen hakimin uygun gördüğü bir sebeple ayrı evde yaşama durumu varsa yine yoksulluğa düşen tarafa tedbir nafakası verildiğini, boşanma gerçekleştiğinde bunun yoksulluk nafakasına çevrildiğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka hakkında yapılacak düzenlemelerin detaylı ve kapsamlı tartışmalar sonucunda şekillenmesi elzem görünüyor. Konunun uzmanlarının dinlenmesi ve mağduriyetler giderilirken yeni mağduriyetler oluşmamasının sağlanması önemli. Platform başkanı Birsel önerecekleri düzenlemenin kadınlar için olumsuz bir sonuç içermemesine özen gösterdiklerini ifade ederken uzmanlar süresiz nafakanın kısıtlanmasının mevcut koşullarda sorunlara yol açacağı konusunda uyarılar yapıyor. Dosyanın yarın yayınlanacak kısmında, boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakaya alternatif olarak sundukları sosyal devlet uygulamalarını ve bu uygulamaların farklı boyutlarını konuşacağız. </span></p>
<p><b>Konuyla ilgili görüşler: </b></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg"><span style="font-weight: 400;">https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg</span></a></p>
<p><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/</span></a></p>
<p><a href="https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
