<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mardin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mardin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mardin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Nov 2024 17:07:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mardin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mardin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geleceğe Adımlar Derneği 2000&#8217;den Fazla Çocuğun Psikososyal Gelişimine Katkı Sağlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/gelecege-adimlar-dernegi-2000den-fazla-cocugun-psikososyal-gelisimine-katki-sagliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 17:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşit fırsatlarla büyüme imkanı bulamayan çocukların psikososyal gelişimine katkı sağlamak ve farkındalıklarını artırmak amacıyla kurulan Geleceğe Adımlar Derneği, bugüne kadar Mardin, Ordu, İstanbul, Kars, Urfa, Hatay, Kırşehir, Ağrı ve Ankara gibi şehirlerde 18 saha çalışması yaparak 2 binden fazla çocuğa ulaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/gelecege-adimlar-dernegi-2000den-fazla-cocugun-psikososyal-gelisimine-katki-sagliyor/">Geleceğe Adımlar Derneği 2000&#8217;den Fazla Çocuğun Psikososyal Gelişimine Katkı Sağlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eşit fırsatlarla büyüme imkanı bulamayan çocukların psikososyal gelişimine katkı sağlamak ve farkındalıklarını artırmak amacıyla kurulan Geleceğe Adımlar Derneği, bugüne kadar Mardin, Ordu, İstanbul, Kars, Urfa, Hatay, Kırşehir, Ağrı ve Ankara gibi şehirlerde 18 saha çalışması yaparak 2 binden fazla çocuğa ulaştı.</strong></p>
<p>Sosyo-ekonomik koşulları nedeniyle akranlarıyla eşit fırsatlara ulaşmakta güçlük çeken çocukların farkındalıklarını artırmayı, sosyal ve psikolojik gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan Geleceğe Adımlar Derneği, son saha çalışmasını Şanlıurfa&#8217;da gerçekleştirdi.</p>
<p>Şanlıurfa&#8217;nın Bozova ilçesinde bulunan Yaylak Ortaokulu&#8217;nda eğitim gören yaklaşık 150 ortaokul öğrencisine psikososyal eğitim müfredatı uygulandı. Müfredat kapsamında “Duyguları tanıma” ve  “ifade etme”, “Empati”, “Şiddetsiz İletişim”, “Özdenetim, Problem Çözme Becerileri” ve “Aktif Başa Çıkma”, “Stresle Başa Çıkma”, “Psikolojik Dayanıklılık”, “Eleştirel Düşünme”, “Ekoloji”, “Uzamsal Düşünme”, “Meslekler” ve “Bilinçli Farkındalık” konuları işlendi. Dernek gönüllülerinin gerçekleştirdiği etkinlikler  drama, resim-kolaj, yaratıcı yazarlık atölyeleri ile desteklendi. Çalışmalar kapsamında öğrencilerin farklı iletişim yöntemleriyle kendilerini farklı ve kendilerine en uygun şekilde ifade etmeleri hedefleniyor.</p>
<p>2020 yılında kurulan ve 2022 yılında dernek statüsünde faaliyetlerine başlayan ve yaklaşık 100 gönüllüyü bünyesinde barındıran Geleceğe Adımlar Derneği; Türkiye&#8217;nin farklı illerinde akranlarıyla eşit fırsatlara ulaşmakta güçlük çeken ortaokul çağındaki çocukların bulunduğu okullara ulaşarak, bilimsel yöntemlerle oluşturulan programları uyguluyor. Dernek, ilk eğitimine Mardin&#8217;in Midyat ilçesindeki Sivrice Köyü&#8217;nde başladı. Sonrasında Ordu, Kars, Hatay, Kırşehir, Ağrı, İstanbul, Ankara, Sakarya ve Şanlıurfa&#8217;da 18 saha çalışması yaparak 2 binden fazla çocuğa ulaştı.</p>
<p><strong>“Amacımız, çocukların psikososyal eğitimlerine destek olmak”</strong><br />
<strong>Geleceğe Adımlar Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Elif Görgülü</strong>, dernek ve son saha çalışması hakkında şunları söyledi: “Geleceğe adımlar, dezavantajlı bölgelerdeki özellikle ortaokul çocuklarının akranlarıyla eşit fırsatlarda olmasını amaçlayan, bu misyonla yola çıkmış gönüllülerin oluşturduğu bir dernek. Temel amacımız, çocukların psikososyal eğitimlerine destek olmak. Bugüne kadar 18 adım/proje gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz sahalarda temel amaçlarımız psikososyal müfredatı olabildiğince efektif bir şekilde işlemek, kendilerini yeteneklerini keşfetme süreçlerinde kapıları aralamak, daha uzun vadede kullanabilecekleri beceriler kazandırmak, çocukların motivasyonlarını artırarak ve hayal kurmalarını sağlayarak geleceğe sağlam adımlar atmalarını sağlamak ve nihai olarak sağlam, özgüveni, özdenetimi, özyeterliliği gelişmiş bireyleri toplumumuza kazandırmak. Bu doğrultuda bundan sonra da daha fazla şehirde, daha fazla çocuğa ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz.”</p>
<p><strong>Eğitmen Geliştirme Departman Direktörü Umut Azak</strong>, “Geleceğe Adımlar Derneği&#8217;nin misyon ve vizyonu çerçevesinde çabalayan paydaşlardan biri olarak, bu derneğin gideceği yüzlerce yeni çocuğun, onlarla buluşabileceğimiz şehirlerin bizdeki motivasyonu çok başka…” diyerek şunları ekledi: “Bir gönüllü perspektifinden anlatmamı isterseniz, biz duygularımızı, problem çözmeyi, şiddetsiz iletişimi, empati yapmayı biraz yaş aldıkça; hayat bizim için ilerledikçe deneyimleme fırsatı bulduk. Aslında hepimiz kendi içimizde keşfedilmeye hazır birer hazineyiz. Biz çocuklara böyle bakıyoruz. Biz Urfa&#8217;ya giderken de diğer sahaları planlarken de bu misyonu Türkiye&#8217;nin her yerine yaymayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><em><strong>Geleceğe Adımlar Hakkında:</strong></em><br />
<em>Geleceğe Adımlar, sosyo-ekonomik koşulları nedeniyle akranlarıyla eşit fırsatlara ulaşmakta güçlük çeken çocukların farkındalıklarını arttırmayı, sosyal ve psikolojik gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan gönüllüler grubudur.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/gelecege-adimlar-dernegi-2000den-fazla-cocugun-psikososyal-gelisimine-katki-sagliyor/">Geleceğe Adımlar Derneği 2000&#8217;den Fazla Çocuğun Psikososyal Gelişimine Katkı Sağlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar için Çatışma Dönüşümü ve Barış İnşası Eğitimleri Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/09/kadinlar-icin-catisma-donusumu-ve-baris-insasi-egitimleri-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 2021 08:41:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Büyükelçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[barış inşası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar için Çatışma Dönüşümü ve Barış İnşası Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76718</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Büyükelçiliği desteğiyle uygulanan 'Kadınlar için Çatışma Dönüşümü ve Barış İnşası Eğitimleri' 14 Ocak 2022'de Mardin, Adana ve İzmir'de başlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/09/kadinlar-icin-catisma-donusumu-ve-baris-insasi-egitimleri-basliyor/">Kadınlar için Çatışma Dönüşümü ve Barış İnşası Eğitimleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimlerin başlıca amacı, Adana, İzmir ve Mardin kentlerinde yaşayan kadınların, barış inşası ve çatışma dönüşümü konularında bilgi ve beceri kazanımlarını desteklemek ve kendi aralarında diyalog geliştirme süreçlerini kolaylaştırmak.</p>
<h5><strong>Proje Hakkında</strong></h5>
<p><strong>Kadınlar Toplumsal Barışı Anlatıyor Projesi,</strong> eğitimler ve podcastler aracılığıyla, kadınların çatışma dönüşümü ve barış inşası perspektifinden desteklenmesini; bu süreçlerin kendi aralarındaki birlikte yaşam ve diyalog geliştirme süreçlerini güçlendirmelerinde katkı sağlamayı hedefler. Bunu yaparken, <strong>barış inşası ve çatışma çözümü eğitimlerinin</strong> yanı sıra oluşturacağı <strong>podcast serisi</strong> ile Türkiye’den ve dünyadan örneklerle kadın arabulucuların deneyimlerinden, hikayelerinden yararlanmayı ve farklı dillerde ulaşılabilir kılmayı amaçlar. Uzun zamandır bu alanda emek veren kadınların hikayelerinin bilinirliğinin artırılması konusunda küçük bir katkı sunmayı amaçlayan projenin uzun vadede toplumsal barış ve diyalog süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p><strong>Proje ekibi</strong>, <strong>Dilan Kaya</strong> (İçerik Geliştirme &amp; Podcast Süreci Koordinatörü), <strong>Dilara Gök</strong> (Proje Koordinatörü &amp; Eğitmen), <strong>Pınar Çetin</strong> (İzleme &amp; Değerlendirme Uzmanı) ve <strong>Tunç Karaçay</strong> (Eğitmen &amp; İçerik Geliştirme)’dan oluşuyor.</p>
<p>Ekip, Türkiye’de uzun zamandır farklı kurumlar bünyesinde çatışma çözümü, barış inşası, kadın hakları ve katılımı alanlarında çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>Bu kapsamda, uzun vadede toplumsal çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesi konularında, farklı gruplarla, güçlendirme ve farkındalık çalışmaları üzerine çalışmakta, eğitimler geliştirip uyguluyor.</p>
<h5><strong>Eğitim Konuları</strong></h5>
<ul>
<li>Kavramsal Olarak Çatışma, Uzlaşı,</li>
<li>Barış ve Barış Türleri, Sürdürülebilir Barış için Çatışma Analizi Metotları,</li>
<li>Barış İnşası Süreçleri ve Çatışma Dönüşümü,</li>
<li>Barış İnşası Süreçleri ve Kadınların Katılımı,</li>
<li>Kadınların Barış İnşası Süreçlerine Katılımlarının Önündeki Engeller ve Bu Engellerle Başa Çıkma Yolları</li>
</ul>
<p>Bu konular teorik anlatımla birlikte simülasyon oyunlar ve yaratıcı drama yöntemiyle de ele alınacaktır. Dolayısıyla katılımcılar bu süreçte kendilerini deneyimsel yöntemler eşliğinde özgün bir şekilde ifade etme fırsatı da elde edecektir.</p>
<p><strong>Eğitimler, aşağıda belirtilen tarihlerde, 2,5 gün sürecek şekilde uygulanacak:</strong></p>
<ol>
<li><strong>Grup: Mardin</strong> / 14-15-16 Ocak 2022:</li>
<li><strong>Grup: Adana</strong> / 21-22-23 Ocak 2022:</li>
<li><strong>Grup: İzmir</strong> / 28-29-30 Ocak 2022</li>
</ol>
<p>*Eğitimler Cuma Günü 14:00 itibariyle başlayacak olup, Pazar akşamı 17:30’da sona erecektir. Detaylı program eğitime katılacak kişilerle paylaşılacaktır.</p>
<h5><strong>Katılımcılar ve Başvuru Süreci</strong></h5>
<ul>
<li>Bu eğitimler, barış inşası ve çatışma dönüşümü konularına ilgili, tercihen sivil toplum çalışmaları tecrübesi olan, yukarıda belirtilen kentlerde yaşayan kadınların katılımına açıktır.</li>
<li><strong>Katılımcı seçimlerinde</strong> motivasyon, kurum temsiliyeti, çeşitliliği vb. kriterler değerlendirilecektir.</li>
<li><strong>Her eğitimin kontenjanı 25 kişiliktir. </strong></li>
<li><strong>NOT:</strong> Eğitimlere tam katılım zorunludur. Başvuru yapacak kişilerin bunu göz önünde bulundurarak başvuru yapması beklenmektedir.</li>
<li>Ayrıca, eğitimlerde yol ve konaklama desteği sağlanmamakta ve yalnızca yukarıda belirtilen kentlerden kadınların başvuruları bekleniyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru</strong></h5>
<p>Eğitime başvurmak için <a href="https://www.kadinlarbarisianlatiyor.com/egitim-basvuru-formu/" target="_blank" rel="noopener">tıklayın</a></p>
<h5><strong>Son Başvuru Tarihleri</strong></h5>
<ul>
<li><u> Mardin Eğitimi için son başvuru tarihi 03 Ocak 2022 Pzt Günü ;</u></li>
<li><u> Adana ve İzmir Eğitimleri için son başvuru tarihi 10 Ocak 2022’dir.</u></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/09/kadinlar-icin-catisma-donusumu-ve-baris-insasi-egitimleri-basliyor/">Kadınlar için Çatışma Dönüşümü ve Barış İnşası Eğitimleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 08:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze Varol]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Akdeniz Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[THH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kömürlü termik santrallerde filtre sistemleri için gerekli yatırımların ertelenmesini içeren 50. maddenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edilmesi beklenmeyen bir karardı ve yankıları büyük oldu. Konunun detaylarını Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı ve Türk Tabipler Birliği Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol ile görüştük. Atlı, insanın havasız yalnızca altı dakika yaşadığını hatırlatarak, temiz havanın önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Temiz hava soluma hakkını korumak için çevre ve sağlık alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek kurduğu Temiz Hava Hakkı Platformu (THH) 2015 yılından beri çalışmalar yürütüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46089 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/buket-atl%C4%B1-640x945.jpg" alt="" width="240" height="354" />Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, &#8220;İnsan açlığa altı hafta, susuzluğa altı gün dayanabilirken; havasız ancak altı dakika yaşayabilir&#8221; diyerek, temiz havanın önemine vurgu yaparak başlıyor sözlerine. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Platform olarak kapasitemizi daha ziyade yeni kömürlü santrallerin engellenmesi konusunda odaklayarak çalışıyoruz. Fakat 2013 yılından beri özelleştirilen ve çalışmakta olan kömürlü termik santrallere verilecek teşviklerin tekrar uzatılması söz konusu olunca, yeni santraller için de cezbedici olacağından bu konuyu da  takip etmeye başladık&#8221; diyor. </span></p>
<p><b>2013&#8217;ten Bugüne 50. Maddeye Giden Yolun Detayları</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, termik santrallere baca filtresi takmaları için verilen süreleri ve sonrasındaki gelişmeleri detaylarıyla, madde madde anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;30 yaşın üstünde olan ve özelleştirilen kömürlü termik santraller, 2013 yılından bu yana; baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre ve halk sağlığının korunması için gerekli yatırımları yapmamaktadır. Türkiye’nin en kirli en az 15 termik santralinin havayı kirletmemesi için yapmaları gereken yatırımlar için şirketlere daha önce defalarca süre tanındı. 2013’ten bu yana 6 yıllık süre içinde; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2014 yılında, Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 56. Maddesi olan ‘sağlıklı çevrede yaşama hakkı’ uyarınca, bu santrallerin kirlilik saçmasını anayasaya aykırı buldu ve 2021 yılına kadar verilen izni iptal etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2015 yılında yapılan yeni yasal düzenleme bu santrallere son olarak 31 Aralık 2019 sonuna kadar süre tanındı. Anayasa Mahkemesi 2017 tarihli kararında, bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmalarını zorunlu tuttu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 Şubat ayında, Maden Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Hakkında Kanun Teklifi’ne, Madde 45 adı ile bilinen düzenleme geldi ve kamuoyunun tepkisi sonucu; 14 Şubat 2019 tarihli meclis genel kurulunda, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin ortak kararı ile düzenleme geri çekildi. Tüm siyasi partilerin temsilcileri, ‘bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmaları gerektiğini’ savundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-1 Kasım 2019’da yapılan plan bütçe komisyonunda alınan kararla, Madde 50 adıyla yeni bir Torba Yasa maddesi kirli santrallere verilen ayrıcalıkları Haziran 2022 sonuna kadar 2,5 yıl uzatmak üzere 4. Kez çevre yatırımlarından muafiyet önerisini Meclis’e taşıdı. 21 Kasım 2019 tarihli TBMM Genel Kurulunda Madde 50; mecliste 217’ye karşı 36 oyla kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada Atlı, beklenmedik bir şekilde gelen vetoya getiriyor sözü: &#8220;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan termik santrallerin çevre muafiyetini 2,5 yıl daha uzatan maddeyi &#8220;Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir” diyerek veto etti ve tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderdi. Madde 50 çıkarılarak Torba Yasa tekrar kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Toplanan 100 Bin İmza Etkili Oldu&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46090 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/termiksantral.jpg" alt="" width="320" height="213" />Platform tüm bu süreçlerde bir kamuoyu yaratmak için çalışmalarını sürdürdü. Bir yıla yakın süredir sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile toplanan 100 bin imza; bütün partilerden milletvekilleri ile özellikle santrallerin olduğu Çanakkale, Kahramanmaraş, Muğla, Manisa, Zonguldak, Sivas ve Kütahya gibi illerimizde yaşayan vatandaşların ziyaret, telefon ve sosyal medyadan irtibata geçerek temiz hava solumak istiyoruz demeleri ve maruz kaldıkları havanın fotoğraflarını göstermeleri oldukça etkili oldu tabii. Hem yerel, hem ulusal hem de uluslararası olarak çalışan sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların temiz hava soluma talebinin tüm karar vericiler tarafından duyulduğunu görmüş olduk böylece.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madde 50’nin veto edilmesinin ardından; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aralık ayında santrallerin denetlenerek eksiklerinin tespit edileceği ve 1 Ocak 2020 itibariyle de çevre mevzuatına uymayanlara kapatmaya varan cezaların uygulanacağını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Atlı, bundan sonraki sürecin takibini yapabilmek için ellerinde yeterli veri bulunmadığını söylüyor: &#8220;Sivil toplum kuruluşları olarak daha önce santrallerin çevre mevzuatına uymak için yapmaları gereken baca gazı filtreleri veya kül barajı gibi yatırımlarda ne durumlarda oldukları ile ilgili yaptığımız bilgi edinme başvurularına şirketlere sormamız gerektiği şeklinde bir cevap geldi. Bu sebeple elimizde bu sürecin takibini yapacak yeterli veri bulunmuyor. Bakanlık tarafından yapılacak olan denetlemelerin sonuçlarının şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz ve kesilen cezaların da takibini yapmaya devam edeceğiz.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Firmalara Çevreyi Kirletme Özgürlüğü Tanındı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vetonun, yeni açılacak termik santralleri nasıl etkileyeceği, bundan sonrasında bir emsal olup olmayacağını sorduğumuz Atlı, yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlendiğini ifade ediyor: &#8220;Hava kirliliği yaratan tesislerin kurulması ve işletilmesine yönelik kriterleri ve yetkili mercilerden alınması gereken izinleri belirleyen Sanayi Kaynaklı Hava Kirliğinin Kontrolu Yönetmeliği (SKHKKY)’dir. TMMOB Makina Mühendisi, MMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Orhan Aytaç tarafından yazılan bir makalede, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) uygulanan yönetmelikleri karşılaştırmaktadır. Yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlenmiştir. Aytaç’ın da belirttiği gibi Türkiye’de, özelleştirmeler nedeniyle yapılan yasal düzenlemelere ilişkin işlemlerin uzunca bir zamana yayılması ve ardından çevre mevzuatına uyum için süre tanınması; kamu elindeki veya özelleştirilmiş santrallerde 31.12.2019 tarihine kadar çevre koruyucu önlemler alınmadan, hatta var olan çevre koruyucu tesisleri (ESF, BGKA vb) bile çalıştırılmadan üretim yapılmasının önünü açmıştır. Bir diğer ifade ile santralleri devralan firmalara uzunca bir süre için “çevreyi kirletme” özgürlüğü tanımıştır.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Dünya Fosil Yakıtlardan Enerji Üretmeyi Terk Etmeli&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, filtrelerin hiçbirisi tamamıyla çıkan gazları ve kirliliği tutmamakta ve sera gazı salımını engellemediğinin altını çiziyor ve &#8220;hiçbir şekilde temiz kömür teknolojisi olması mümkün değildir, iklim krizinin de tüm dünya için oluşturduğu tehdidin boyutu düşünülürse artık fosil yakıtlardan elektrik üretmek terk edilmesi gereken bir teknolojidir&#8221; diyor. Atlı, vetonun olumlu bir karar olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu santrallerin kapatılması ve adil bir şekilde başka enerji ve istihdam kaynaklarının yaratılması planlarının  da başlamasını umduklarını söylüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı&#8217;nın aktardığı verilere göre Türkiye&#8217;deki termik santral dışındaki diğer hava kirleticilerde de durum iç açıcı değil: &#8220;Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurduğu istasyonlarda yapılan hava kirliliği ölçümleri <a href="http://www.havaizleme.gov.tr" target="_blank" rel="noopener">web sitesi</a> </span><span style="font-weight: 400;">üzerinden ve Türkiye dahil tüm dünyadaki ölçümleri ise <a href="http://aqicn.org/">buradaki</a> </span><span style="font-weight: 400;">sitesinden anlık olarak takip edilebilirsiniz. Ülkemizde diğer kirleticiler olan PM10 ve SO2 için yasal mevzuat ile belirlenen sınır değerler Avrupa Birliği ile uyumlanmış olsa da sağlık açısından DSÖ’nün önerdiği kılavuz değerlerin üzerindedir. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Kara Rapor’daki resmi ölçüm verileri kullanılarak yapılan analizler, Türkiye’de 2018 yılında yeterli ölçüm yapılan 163 istasyonun yüzde 96,3’ünde yıllık PM10 ortalamasının DSÖ limitlerinin üzerinde kirli olduğunu gösteriyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, &#8220;Aynı rapora göre Türkiye’de hava kirliliği 2017 yılında DSÖ’nün önerdiği seviyelere indirilseydi 30 yaş üzerinde yaklaşık 52.000 kişinin hayatını kaybetmesi yani trafik kazalarının 7 katı kadar ölüm önlenebilirdi&#8221; diyerek durumun vehametini ortaya koyuyor.  </span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Bir Halk Sağlığı Sorunudur&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46091 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/gamze-varol-640x427.jpg" alt="" width="320" height="213" />Tasarı meclisten geçtiğinde Türk Tabipler Birliği, “Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı. Türk Tabipler Birliği </span><span style="font-weight: 400;">Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bizler yemin etmiş bir mesleğin üyeleri ve bu üyelerin temsilcisi bir meslek örgütü olarak bilimsel kanıtlar ışığında yaşamı savunmuş, yeminiyle ters düşen, hekimlik meslek etiği kurallarına uymayan, iyi hekimlik uygulamalarından uzaklaşarak her ortamda sağlığı, sağlık hakkını savunması gerekirken Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırmıştık. Bu noktada tabip odalarından destek yanıtları ve olumlu mesajlar geldi. Biz de TTB Merkez Konseyi olarak odalarımızın girişimlerini destekliyoruz&#8221; diyerek anlatıyor bu süreci. </span></p>
<p><b>&#8220;Türkiye&#8217;de Hava Kirliliği Sorunu Vahim Noktada&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol&#8217;a göre hava kirliliği tüm dünyada önemli bir sorun ancak Türkiye’de durum sorun olmasının ötesinde vahim bir aşamada: &#8220;Dünya Sağlık Örgütü sınır değerleri göz önüne alındığında ülke nüfusunun %96’sı kirli hava solumaktadır. Kaldı ki ülkemizin kendi hava kalitesi indeks değerlerine göre bile havası kirlidir. 2018 yılında hava kalitesi en kötü olan ilimiz, Afşin &#8211; Elbistan ilçesinde işletmede olan 2 tane kömürlü termik santrali ve yeni santral planları ile gündeme gelen Kahramanmaraş’tır. Son 3 yıldır 16 ilde -Afyon, Ankara, Burdur, Bursa, Çorum, Denizli, Erzincan, Mersin, Kahramanmaraş, Manisa, Mardin, Muğla, Niğde, Osmaniye, Sakarya ve Sivas-  hava kalitesinde hiçbir iyileşme olmamakta ve ciddi hava kirliliği yaşanmaktadır.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hava kirliliğinin başlıca kaynaklarından birisi olan kömürlü termik santrallerin sağlık etkileri ile ilgili olarak Greenpeace Akdeniz Ofisi tarafından yapılmış olan çalışmanın verilerini aktaran Varol, &#8220;Filtresiz çalışan termik 10 santralin (Yatağan, Kemerköy, Yeniköy, Afşin A, Seyitömer, Tunçbilek, Kangal, Çatalağzı B. ve Soma A) sağlık etkileri hesaplandı. Hesaba göre; 10 tane kömürlü termik santral 2,5 yıl daha çevre mevzuatına uymak için gerekli baca gazı yatırımlarını yapmadığı sürece Haziran 2020’ye kadar “2 bin 860 erken ölüm, 1 milyon 50 kayıp iş günü, 7 milyon 390 hastalık izni, 3 bin 690 hastaneye yatış, 17 bin 400 çocuklarda bronşit, 2 bin 20 yetişkinlerde bronşit, 156 bin çocuklarda astım ve bronşit vakası” görülebilir&#8221; diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, vetonun santrallerin etkisini birden yok etmeyeceğini ya da anlamlı şekilde azaltmayacağını vurguluyor: &#8220;Madde 50 kapsamında en az 15 kömürlü termik santrale muafiyet verilmesinin talep edildiği düşünüldüğünde bu rakamların çok daha fazla olacağını kolaylıkla öngörebiliriz. Şu anki durumda ise filtrelerin yapılması için gereken girişimlerin başlatılma zorunluluğu gene erken ölümlerin olmayacağı veya santrallerden kaynaklı sera gazı salımı sebebiyle iklim değişikliğine sebep olmaya devam etmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla santraller gene halk sağlığını olumsuz yönde etkilemeye devam edecekler. Çünkü biraz önce bahsettiğim gibi havamız, suyumuz, toprağımız zaten kirli ve bu kirliliğin bir </span><span style="font-weight: 400;">neden olduğu bir hastalık yükü var. Temiz Hava Hakkı Platformunun 2019 yılında  çıkarttığı Kara Rapora göre Türkiye’de 2017 yılında meydana gelmiş olan 30 yaş üstü (kazalar/dışsal yaralanmalar haricindeki) toplam 399.025 ölüm içerisinde hava kirliliğine atfedilen ölüm sayısı, ortalama 51.574 olarak hesaplanmıştır. 2017 yılında hava kirliliği nedeniyle yaşanan ölümlerin yüzde olarak en fazla olduğu iller ise sırasıyla Iğdır, Kahramanmaraş ve Afyon olmuştur. </span><span style="font-weight: 400;">Özetle ülkemizin artık gram kirliliğe tahammülü yoktur.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Anne Karnındaki Bebeği Bile Etkilemektedir&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, hava kirliliğinin hızla mücadele edilmesi gereken bir halk sağlığı sorunu olduğunu söylüyor: &#8220;Termik santraller başta hava olmak üzere su ve toprağı zehirli maddeler ile kirletmektedir. Bu zehirli maddeler solunumla olduğu kadar, cilt ve/veya besin zinciri yoluyla yani yiyeceklerimizle vücudumuza girmektedir. Bu durum başta vücutta biriken ağır metaller aracılığıyla akut ya da kronik zehirlenmelere yol açmakta; solunum sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, beyin ve sinir sistemi hatta üreme sistemini etkileyerek ciddi hastalıklara yol açmaktadır. Anne karnındaki bebeği bile etkilemektedir. Bu kirleticilerin bir kısmının kanserojen maddeler olduğunu yani kansere yol açtığını da biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), 2013’de yapılan bilimsel çalışmalarda üretilen kanıtlarla dış ortam hava kirliliğinin akciğer kanserine yol açtığının ve mesane kanserine yakalanma riskini arttırdığını ortaya konulduğunu; bu nedenle hava kirliliğinin, kanser yapıcı etkenler Grup I (Kesin karsinojen) listesine alındığını duyurmuştur.&#8221; (Tablo-1)</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-46092 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-20-640x473.jpg" alt="" width="640" height="473" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gamze Varol son olarak, Türk Tabipler Birliği&#8217;nin</span><span style="font-weight: 400;"> gündem başlıklarını sıralıyor: &#8220;Kaz dağları, Altın madenciliği, depremlerde, sel ve olağan dışı durumlarda sağlık hizmetleri, savaş ve göç, Akkuyu Nükleer güç santralleri raporu, Hopa Raporu, Çernobil Raporu, Dilovası Raporu, Enerjide toplumsal maliyet ve yenilenebilir enerji kaynakları raporları, bu çalışma başlıkları ve ilgili raporlardan bazılarıdır. Son dönemlerde Kara Rapor başta olmak üzere Temiz Hava Hakkı Platformu kapsamında yayınlanan çok sayıda çalışmayı da burada saymak gereklidir. TTB son olarak 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında Tiflis/Gürcistan’da Dünya Tabipleri Birliği Genel Kurulu&#8217;nda “Gelecek Nesillerin Sağlıklı Çevrede Yaşam Haklarının Korunması ve iklim değişikliğini destekleyen politikaların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) insanlığa karşı suç kapsamına alınması” başlıklı politika önerisi sunmuştur. Politika önerisinde bağlayıcı yaptırım mekanizması olarak UCM&#8217;nin iklim değişikliğine neden olma suçunu insanlığa karşı suç olarak yargılaması talep edildi. Ayrıca Genel Kurul’da ortak bir kararla “İklim Krizi Acil Bildirgesi” ile hekimlere, çevre krizinin yaşamı tehdit eden etkilerini önleme konusunda baskı yapılması çağrısında bulunuldu. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgilere TTB’nin kurumsal web sitesinden de ulaşmak olanaklıdır.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mardin’de Türkiyeli ve Suriyeli Kadınlar Birlikte Sabun Üretiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/28/mardinde-turkiyeli-ve-suriyeli-kadinlar-birlikte-sabun-uretiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 21:21:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Rengin Amakyılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Topraktan Tabağa Kooperatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şükran Ekonomik ve Tarımsal Kalkınmayı, Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü desteğiyle Mardin’de Suriyeli ve Türkiyeli kadınlar için sabun üretimi kursları düzenliyor. Kurslara katılan kadınlar Topraktan Tabağa Kooperatifi işbirliğiyle istihdam imkanı da buluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/28/mardinde-turkiyeli-ve-suriyeli-kadinlar-birlikte-sabun-uretiyor/">Mardin’de Türkiyeli ve Suriyeli Kadınlar Birlikte Sabun Üretiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükran Ekonomik ve Tarımsal Kalkınmayı, Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği’nden Aylin Karahan, dernek bünyesinde istiridye mantarı, Mardin’e has Sorgül buğdayı üretimleri ve arıcılık gibi tarım projeleriyle kadınlar için istihdam oluşturmaya çalıştıklarını belirtiyor.</p>
<p>Ziraat Mühendisi Rengin Amakyılmaz da dernek bünyesinde yürüttükleri Ev Sahibi Topluluklar ve Suriyeli Mültecilerin Tarım Bilgilerinin Arttırılması ve İstihdama Katılması projesi kapsamında Mardinli kadınlarla Suriyeli kadınların birlikte Halep sabunu ürettiklerini ifade etti. Halep sabunu üretimi projesiyle kadınlar için istihdamın yanı sıra Suriyelilerin ülkelerine döndüklerinde savaş sebebiyle duran üretimi yeniden canlandırabilmesini hedeflediklerini belirten Amakyılmaz, projenin ikinci fazında 30 kursiyere sabun üretimi eğitimi verileceğini anlatıyor. Sabun üretiminde Derik zeytinyağı, bıttım yağı ve Hatay’dan getirilen defne yağı kullandıklarını, katkı maddeleri olmadan organik yöntemlerle sabunların üretildiğini belirten Amakyılmaz, üretilen sabunların Topraktan Tabağa Kooperatifi aracılığıyla satışa sunulduğunu ve böylece kadınlara istihdam imkanı sunulduğunu ifade ediyor. Şükran Derneği’nin eski bir Mardin evini restore ettirerek yaptığı atölyede; kadınlar teorik eğitimin ardından birlikte sabun üretimine başlıyor. Üretilen sabunlar, kuruduktan sonra paketlenip satışa sunuluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/28/mardinde-turkiyeli-ve-suriyeli-kadinlar-birlikte-sabun-uretiyor/">Mardin’de Türkiyeli ve Suriyeli Kadınlar Birlikte Sabun Üretiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürel Mirasın Korunması İçin Sürdürülebilir Projeler ve Eğitim Şart</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/kulturel-mirasin-korunmasi-icin-surdurulebilir-projeler-ve-egitim-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 12:56:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültürel Mirası Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39510</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültürel Mirası Koruma Derneği ile Türkiye'de kültürel mirasa verilen değer, sponsor bulma zorlukları ve projelerin sürdürülebilirliği üzerine konuştuk. Dernek çalışanları farkındalık konusunda henüz yeterli düzeye ulaşılmasa da projelerin çeşitlenmesi ve kültürel mirasla temas eden herkesin eğitim olanaklarına ulaşmasıyla birlikte kültürel bilincin de artacağına inanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/kulturel-mirasin-korunmasi-icin-surdurulebilir-projeler-ve-egitim-sart/">Kültürel Mirasın Korunması İçin Sürdürülebilir Projeler ve Eğitim Şart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kültürel Mirası Koruma Derneği (KMKD) kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve kapasite gelişimi alanlarında faaliyet gösteriyor. Dernek şu günlerde Mardin ve Antakya&#8217;da sürdürülen ve kısaca KORU adı verilen Kültürel Mirasın Korunması İçin Kapasite Geliştirme Projesi üzerine yoğunlaşmış olsa da Türkiye&#8217;nin hemen her yerinde kültürel mirası koruma ve geliştirme adına projeler üretiyor. Derneğin misyonu ve projeleri hakkında </span><span style="font-weight: 400;">Kültürel Miras ve Kapasite Geliştirme Yöneticisi</span> <span style="font-weight: 400;">Dr</span><span style="font-weight: 400;">.</span><span style="font-weight: 400;"> Banu Pekol,</span><span style="font-weight: 400;"> Proje Yöneticisi </span><span style="font-weight: 400;">Ça</span><span style="font-weight: 400;">ğla Parlak ve Pr</span><span style="font-weight: 400;">oje Koordinatörü</span> <span style="font-weight: 400;">Başak Emir</span><span style="font-weight: 400;"> ile görüştük. </span></p>
<p><b>Kültürel Miras</b><b>ı Koruma Derneği, 2014 yılından beri faaliyette. Derneğin çalışma alanlarını ve misyonunu öğrenebilir miyiz? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39513 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/WhatsApp-Image-2019-06-04-at-18.03.33-640x360.jpeg" alt="" width="375" height="211" />Ça</b><b>ğla Parlak:</b><span style="font-weight: 400;"> Genç ve dinamik bir derneğiz öncelikle. Kültürel mirası koruma anlayışının yeni yerleştiği bir coğrafyada, bir sivil toplum kuruluşu olarak beş yılda birçok projeyi hayata geçirebilmek önemli. KMKD olarak ilk olarak mimari mirasın korunmasındaki eksikliklerden hareketle yola çıktık. Genel manada kullanılmayan ve risk altında olan anıtların korunması ve restore edilirken doğru uygulamalara işaret etmek ve bunları savunmak ama</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ıyla kuruldu derneğimiz. Üye profilimizde mimarlar ve sanat tarihçileri ağırlıklı olmakla birlikte birçok farklı disiplinden ve branştan kişiler bulunuyor. Mimari mirasla birlikte bu </span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">oğrafyada bulunan bütün kültürel miras unsurlarını korumayı kendimize hedef edinen bir derneğiz. </span></p>
<p><b>Banu Pekol:</b><span style="font-weight: 400;"> Çal</span><span style="font-weight: 400;">ışma ve uzmanlık alanlarımızı; kapasite geliştirme, mimari mirasın belgelenmesi ve korunması, somut olmayan kültürel miras ve taşınabilir kültür varlıkları şeklinde maddeleyebiliriz.</span></p>
<p><b>Üzerinde çal</b><b>ışa</b><span style="font-weight: 400;">c</span><b>ağınız projeleri nasıl belirliyorsunuz?</b></p>
<p><b>Banu Pekol:</b><span style="font-weight: 400;"> Yeni projenin belirlenmesi k</span><span style="font-weight: 400;">ısmı, işin zor yanlarından biri. Sivil toplum kuruluşu olun</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">a ya devamlı bir sponsorunuz olmalı ya da birtakım fonların peşinden gitmeniz gerekiyor. Fon çağrıları bizim için çok önemli, bizim için proje fırsatı doğuruyorlar. Tabii bu her fona uygun düşe</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ek bir proje yazma çabası içinde olduğumuz anlamına gelmiyor. Halihazırda üzerinde çalışmak istediğimiz projelerle ilgileniyoruz.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" title="KORU Yetişkin Eğitimleri / Adult Trainings, Antakya 2019" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/ZWKxRHDQrUE?list=PLrdtmupiGAou78GeK_BLgDXXpOogKRrii" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Çal</b><b>ışmalarınızda kimlerle işbirliği yapıyorsunuz, paydaşlarınız kimler oluyor? </b></p>
<p><b>Başak Emir:</b><span style="font-weight: 400;"> Hemen hemen herkes diyebiliriz. Kültürel miras çok paydaşlı bir alan. Bu nedenle yerel halktan devlet kademesindeki yetkiliye, sivil toplum kuruluşlarından akademisyenlere herkesle birlikte çalışmaya, fikir alışverişinde bulunmaya, projeler üretmeye gayret gösteriyoruz. Yerel ve özel kurumlar da işbirliği içerisinde olduğumuz yerler. </span></p>
<p><b>Banu Pekol:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu noktada özellikle yerel paydaşları çok önemsiyoruz. Çünkü proje faal anlamda sonlandıktan sonra da devam etmeli. Bunu sağlayabilmenin en doğru yolu da yerel paydaşlardan geçiyor. Projenin sürdürülebilirliği fon veren için en önemli şeydir. Yaptığımız iş tamamlandıktan sonra da nasıl devam ede</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">eğinin proje daha tasarlanırken bilinmesi gerekir. Örneğin Antakya ve Mardin’de kapasite geliştirme kapsamında yerel yönetim mensuplarına eğitimler veriyoruz, aynı şekilde Mardin’de restore ettiğimiz yapıyı proje bitince Mardin müzesi işletecek. Çünkü projenin kalı</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ı olması bu yereldeki paydaşların çabalarıyla mümkün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yak</span><span style="font-weight: 400;">ın zamanda gerçekleşmiş güzel bir örnek vermek istiyorum. Mayıs ayında, Başak’ın koordine ettiği proje kapsamında uluslararası bir akademik çalıştay gerçekleştirdik. </span><span style="font-weight: 400;">Süryanilerin önemli temsilcilerinden biri olan </span><span style="font-weight: 400;">Mardin Metropoliti, gelip çalıştaya katıldı, bu da bizim için çok değerli bir katkı. </span></p>
<p><b>Şu an gündeminizde olan KORU projesinin detaylarını öğrenebilir miyiz?</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39511 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/5_5-640x428.jpg" alt="" width="357" height="239" />Ça</b><b>ğla Parlak:</b><span style="font-weight: 400;"> Kültürel Mirasın Korunması İçin Kapasite Geliştirme Projesi (KORU), kültürel miras bilincinin arttırılması ve kültürel mirası korumak için doğru yöntemlerin teorik ve pratik olarak benimsenmesini amaçlıyor. Projenin faaliyetlerinden bahsedersek; yetişkin eğitimleri, koruma güz kampları, yapı analiz programı (YAP), Bilgi Bankası da dediğimiz definecilikten, kültürel miras haberciliğine, restorasyonlar için hibe bulma rehberine kadar farklı temalarda hazırladığımız yayın ve broşürler ve Tamirevi adını verdiğimiz tarihi konutlar için örnek restorasyon uygulamasından bahsedebiliriz. KORU projesini Edinburgh World Heritage ile beraber yürütüyoruz, British Council Kültürel Koruma Fonu kapsamında destekliyor. 2017 yılında başladık, 2020’de son bulacak. Mardin ve Antakya merkezli sürdürüyoruz projeyi. Geçtiğimiz sene Mardin’de düzenlediğimiz gençlik kampı ve yetişkin eğitimlerine katılan ve bu eğitimlerde öğrendiklerini pratikte de yaygınlaştıran katılımcılara yönelik olarak Edinburgh’ta Kültürel Miras Liderlik Eğitimi düzenledik. Bunu bu sene de Antakya’daki eğitim ve güz kampına katılan kişiler için de gerçekleştire</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">eğiz. Mardin’de eğitime katılan taş ustaları için de Edinburgh’da bir eğitim yapıldı. Türkiye’de taş ustalığı hak ettiği kadar değer gören bir meslek değil.  Avrupa’da saygın meslekler arasında. Edinburgh’ta ustalar kendi meslektaşlarına ne kadar saygı duyulduğunu görmüş oldular. Aynı zamanda da kendi mesleklerinin önemini, neyi koruduklarını öğrendiler. Temmuz ayında Edinburgh’da taş ustalarına yönelik eğitimin ikin</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">isi düzenlene</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ek. </span></p>
<p><b>Banu Pekol:</b><span style="font-weight: 400;"> Ek olarak, </span><span style="font-weight: 400;">İngiltere’deki iş güvenliği standartlarının ne denli yüksek olduğunu gördüler. Biz iş güvenliğine çok önem veriyoruz. Şantiyemizde çalışan tüm ustalara iş güvenliği eğitimi de aldırtıyoruz ama bazen yine de bir direnç oluyor. İngiltere’de, İskoçya’da bu güvenlik önemleri öyle yüksek ki taş ustaları neredeyse astronot gibi giyiniyorlar. Oradaki standartları görünce ustalarımız bizim iş güvenliğini neden bu kadar önemsediğimizi anladılar. Ayrıca, Tamirevi şantiyesi alışılmış şantiyeler gibi halka kapalı değil, halka açık –çocuklar ve yetişkinlere farklı anlatımlar içeren- şantiye turlarımız var. Bu turlara katılanların güvenlik teçhizatını da biz sağlıyoruz.  </span></p>
<p><b>&#8220;Türkiye’deki İlk Enerji Verimli Restorasyon Projesini Uyguladık&#8221;</b></p>
<p><b>Kültürel miras</b><b>ın korunması için sürdürülebilirlik kadar bilinç de gerekiyor. Siz belli bir bilinç ve farkındalık oluşması için çok çeşitli eğitimler düzenliyorsunuz. Bu bağlamda eğitim alanında yaptığınız faaliyetlerden de bahseder misiniz? </b></p>
<p><b>Banu Pekol: </b><span style="font-weight: 400;">Kültürel mirasa yönelik bilin</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">in artt</span><span style="font-weight: 400;">ırılması en çok önemsediğimiz amaçlarımız arasında geliyor. Verdiğimiz eğitimler akademik olarak bu alanda eğitim almayanlar için tasarlandı, yani bizim hedefimiz toplum düzeyinde bilinin arttırılmasına yönelik. KORU Projesi kapsamındaki eğitim başlıklarının altında yetişkin eğitimlerimiz var. Bugüne kadar Mardin, Antakya ve İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlerde öğretmenlere, tur rehberlerine, gazete</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ilere, anıt bakıcılarına, yerel yönetim mensuplarına, taş ustalarına, ahşap ustalarına eğitimler yapıyoruz. Tarihi ev maliklerine, yani tarihi evlerde yaşayan ya da böyle evlerde işletmesi olan kişilere bu yapılara nasıl baka</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">akları, dikkat etmeleri gereken hususları, restorasyon için mevcut hibe ve fonlar gibi konuların yanı sıra temel pratik tamiratları içeren eğitimlerimiz oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KORU projesi kapsam</span><span style="font-weight: 400;">ında örnek restorasyon projesi olarak kurguladığımız tarihi bir ev var, ismine Tamirevi dedik. Pek çok eğitimin yolu Tamirevi’nden geçiyor. Hatta eğitimlerimize katılan taş ve ahşap ustalarımız Tamirevi’nin restorasyonunda çalışan ustalarımız oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 y</span><span style="font-weight: 400;">ılında</span> Mardin’de <span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğren</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ilerine yönelik bir kültürel miras koruma kampı yaptık. Bir grup kültürel mirası yorumlama, bir grup taşınabilir varlıkları koruma, bir diğer grup da mimari koruma üzerine çalıştı. Hatta daha önce eğitimimize katılan ve halihazırda şantiyemizde çalışan ustalar, kamptaki öğren</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ilere mentorluk yaptı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarihi yap</span><span style="font-weight: 400;">ılarda enerji verimliliği çok önemli ancak ülkemizde az bilinen ve hiç pratik uygulaması yapılmamış bir konu. Bu konuda da eğitimler veriyoruz ve 2019 sonbaharında bu konuda akademik bir çalıştayımız olacak. Aynı zamanda Tamirevi Türkiye’deki ilk enerji verimli restorasyon projesi. Türkiye kadar mimari miras açısından zengin olup, tarihi yapılarda enerji verimliliği uygulamalarını kullanmayan bir ülke için örnek bir proje olmasını umuyoruz.  İlk olduğu için bütün sorunları da ilk biz yaşadık diyebiliriz. Çalıştığımız mühendisler yeni inşa edilen veya betonarme yapılarda enerji verimliliği konusunda tecrübeliler ama tarihi evlerle ilgili daha öne hiç çalışmamışlar. Mantolama yapılmaması veya mekanların özgünlüğüne dokunulmaması gerektiğini söylediğimizde ilk başta anlamıyorlar, onlara derdimizi söyleyip, ikna edip kısıtlarımızı kabul ettirmemiz gerekiyor. Aynı durum malzeme tedarikçileri için de geçerli tabii. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte verdi</span><span style="font-weight: 400;">ğimiz eğitimlerle ilgili ilginç taleplerle karşılaştık. Koruma alanında eğitim gören yüksek lisans ve doktora öğren</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ileri arayıp eğitimlerimize katılmak istediklerini söylüyor, “Sizin verdiğiniz eğitimi biz üniversitede almıyoruz” diyorlar. Biz maalesef onların hedef kitlemizin dışında olduklarını söyleyip reddediyoruz, ancak bu durum da ciddi bir akademik bir eksiğe dikkatimizi çekti.</span></p>
<p><b>KORU projesiyle eşzamanlı sürdürdüğünüz diğer projeleriniz nelerdir? </b></p>
<p><b>Başak Emir:</b><span style="font-weight: 400;"> Güney Marmara Adaları projemiz kapsamında, buralardaki anıtsal ve sivil mimari eserlerin yerinde belgelenmesi, korunmalarına yönelik önceliklerin saptanması üzerine çalışıyoruz. Bu projede, ayrıca, risk altındaki miras değerleri üzerine de yoğunlaşıyoruz. Mirasın bütüncül olarak korunmasında değerlerin hafızalarda kalması, beraber yaşanması için de çalışmalar yapıyoruz. Hafızalarda bu miraslar ne kadar ve ne ölçüde kalıyor, bunu da değerlendiriyoruz, bir değer/risk analizi yapıyoruz. Sadece dokunabildiğimiz yapının gördüğü zararı değil, taşıdığı anlamın da ne durumda olduğunu analizlerimize ekliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir di</span><span style="font-weight: 400;">ğer projemiz de Mardin’deki Somut Olmayan Süryani Kültürel Mirasının Belgelenmesi ve Yaygınlaştırılması projesi. ABD Büyükelçileri Kültürel Mirası Koruma Fonuyla sürdürdüğümüz bir proje bu. Tur Abdin olarak anılan Mardin, Midyat ve Nusaybin’i kapsıyor. Tur Abdin, Mardin’in eski adı zaten, Süryanice “Tanrı hizmetkarlarının dağı” demek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde Mardin ve Midyat’taki Süryani popülasyonu çok düşük ne yazık ki. Süryanilere ait mimari mirasın çoğu zarar görmüş durumda. Bu eserlerin risk değerlendirmesini yapıyoruz. Koruma Mimarları, Tarihçiler, Arkeologlar, Süryani dili uzmanları ve sanat tarihçilerinden oluşan bir uzman ekibimiz var. Bu yapılara ulaşmak da çok kolay olmuyor. Yolun bir kısmını arabayla gidiyoruz, sonra traktöre biniyoruz, sonra yürüyoruz. Süryani Somut olmayan mirası da projemizin ana odağı. Bu konuda üç kitapçığımız var. Somut olmayan mirasın korunması üzerine bir yol haritası çıkartmak için çalışmalarımız sürüyor. Süryani kültürünün tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması projenin bir diğer ayağı. Risk raporlarımız ve üç kitapçığımızın yanında bir de çocuk kitabımız var. 10-12 yaş arası çocuklara yönelik bir kitap hazırlanıyor. Süryanice ve Türkçe olarak yayınlanacak. Bir de web sitemiz olacak. Belgeleme yaptığımız yapıların hepsinin 360 derece görüntülerini aldık. Yapının ses peyzajını (soundscape) da kaydediyoruz. VR gözlükle, oradaymış hissiyle gezilebilecek, bir nevi online müze olacak bir internet sitesi düşünüyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prince Claus Fonu (Hollanda) ile yürüttü</span><span style="font-weight: 400;">ğümüz Süryani Elyazmaları ve Basılı Eserler Mirası Projemiz de yine bu bölgedeki bir diğer çalışmamız. Bu proje Mardin’de Süryani Katolik Meryem Ana Kilisesi arşivlerinde bulunan el yazması ve matbu eserlerin korunmasını ve bölgedeki benzer arşivlere sahip kurum ve bireyler için kapasite geliştirmeyi içeriyor. Mardin Müzesi’nin hemen yanındaki Süryani Katolik Meryem Ana Kilisesi, altyapı çalışmalarında bir su baskını yaşamış ve bünyesindeki el yazmaları ve matbu eserlerin büyük bir kısmı zarar görmüş. El yazmaları dijital olarak kaydedilecek ve erişime açılacak. Ayrıca bu durum bağlamında bölgedeki diğer arşiv sahiplerine de önleyici koruma tedbirleri eğitimleri verilecek. </span></p>
<p><b>Deneyimlerinize göre Türkiye’de kültürel miras</b><b>ı koruma alanında yaşanan en büyük sıkıntılar neler? </b></p>
<p><b>Banu Pekol:</b><span style="font-weight: 400;"> Türkiye’de kültürel miras ad</span><span style="font-weight: 400;">ına kaynak geliştirme meselesi en büyük eksiklerden biri. Sponsorlar bu konuya öncelik vermiyor. Belki de farkında değiller, belki de bu bizler gibi kişilerin üzerine daha düşmesi ve çalışması gereken bir durum. </span></p>
<p><b>Ça</b><b>ğla Parlak:</b><span style="font-weight: 400;"> Kültürel miras, Türkiye’de halen insanın hayatına doğrudan dokunan, etki eden bir alan gibi algılanmıyor. Aslında böyle olmamalı. Çünkü insanların doğuşundan itibaren kendisini çevreleyen mimariyle ve kültürle ilgili bir şey bu. Geçen yıl tamamladığımız Tatavla’dan Kurtuluş’a projesinden örnek vermek istiyorum. 70 TK: Tatavla’dan Kurtuluş’a projesinde tarihsel süreç içerisinde değişen mahalleleri, mimari yapıyı, evleri, demografik ve dolayısıyla kültürel örüntüleri belgeledik. Projenin çıktılarını paylaştığımız sergiyle birlikte insanlar aslında çok insani, onların hayatının doğrudan içerisinden bir şeyler yaptığımızı anladılar. 30 yıldır aynı mahallede yaşayan insanlar oradaki dönüşümün, o cumbalı evin artık neden sokaklarında olmadığına dair sergi ile birlikte bir farkındalık ve duyarlılık geliştirdiler. Yani insanlarda farkındalık, duyarlılık geliştirmek mümkün, sadece onlara ulaşmayı başarabilmek gerekiyor. Bu da çok farklı araçları kullanmayı beraberinde getiriyor. </span></p>
<p><b>Başak Emir:</b><span style="font-weight: 400;"> Kültürel mirasın hepimizin mirası olduğuna dair yeterli farkındalığın olmaması…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/kulturel-mirasin-korunmasi-icin-surdurulebilir-projeler-ve-egitim-sart/">Kültürel Mirasın Korunması İçin Sürdürülebilir Projeler ve Eğitim Şart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 10:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[gastro kentler]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Gürkan Boztepe]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[türk mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe , Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek,  insan için temel bir ihtiyaç olmanın ötesinde toplumsal ilişkilerde kurucu bir rol oynuyor. Gıdaların üretimi, dağıtımı, taşınması, depolanması, tüketimi gibi süreçler topluluklara göre farklılaşabiliyor. Kültürün, toplumsal belleğin, inanç sistemlerinin beslenme konusundaki etkisini bu açıdan kavrayabiliriz. İnsan beslenmesini ilgilendiren her alanda yapılan çalışmalar gastronomi bilimiyle ilişkili. Son dönemde mutfak kültürü ve kökenlerinin turizmle birleşmesi sonucu gastronomi turizmi terimi öne çıkıyor. Yemek üzerinden yeni bir turizm pazarı oluşturmanın, turizm gelirlerinin arttırılacağı düşünülüyor.  Gastronomi turizmiyle ilgili güncel durumu değerlendiren Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe&#8217;ye göre, <span style="font-weight: 400;">gastronominin turizmle ilişkilenmesinin temelinde  iletişim teknolojilerindeki gelişim yatıyor. Özellikle sosyal ağların kullanımının yaygınlaşmasıyla insanlar bilgiye kolay ve hızlıca erişebiliyor. Bu durumun insanlarda yeni meraklar uyandırdığını öne süren Boztepe, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu söyledi. Gastronomi turizminin ülkeler için güçlü bir gelir kapısı olduğunu ifade eden Boztepe;  GTD’nin kendi yaptırdığı araştırmada, gastronomi amaçlı seyahat yapan turistlerin diğer turizm türlerine göre bir buçuk kat daha fazla para harcadığının tespit edildiğini belirtti. Boztepe, kurum ve kuruluşların bu gerçeği göz önüne alarak gastronomi odaklı tanıtım faaliyetlerine yatırım yaptığını vurguladı.</span></p>
<figure id="attachment_35562" aria-describedby="caption-attachment-35562" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-35562 size-full" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/ftm_2017-1_188_0-e1550827492848.jpg" alt="" width="275" height="249" /><figcaption id="caption-attachment-35562" class="wp-caption-text">Gürkan Boztepe</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Gastronomi Turizm Derneği’nin en temel amacı; Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak. Dernek ünlü şeflerden, gazetecilere, akademisyenlerden, acentelere, restoran ve otel sahiplerinden, taksicilere kadar pek çok farklı alandan gelen bireysel ve kurumsal üyelere sahip.  “Lezzet mirası Türk mutfak kültürünün zengin içeriği, pişirme geleneği, sunuş tarzını korumak ve kollamak gerektiğinin bilincinde olan, yemeklerin ve içeceklerin var oluş hikâyelerine ilgi duyan, nesilden nesile aktarılması gerektiğine inanan, dünyaya tanıtılması için çaba göstermek isteyen herkes GTD’nin üyesi olabilir” diye ekliyor Boztepe.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin faaliyetleri iki ana başlıktan oluşuyor. İlki, gastronomi turizmi ile ilgili fuar, konferans ve benzeri etkinliklere çeşitli kurum ve kuruluşlarla birlikte içerik sağlamak. İkincisi ise duruşu ile birlikte sektörün etkili referans ve kanaat grubu olarak devlet kurumları, bakanlıklar ve sivil kuruluş ve inisiyatiflere görüş, proje ve öneriler sunmak. İkincisi ise mutfak kültürü, tarihi, lezzet mirası hakkında yurt içinde farkındalık ve bilinç oluşturmak. Bu amaçla, örgütsel yapısını yurt sathında yaygın temsilcilik ağı ile genişletmek. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin Lezzet Rotaları</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Malatya-kayısısı.jpg" alt="" width="203" height="360" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boztepe, Türkiye’nin başta gelen lezzet rotaları için UNESCO tarafından tescillenmiş gastro kentler Gaziantep’i ve Hatay’ı işaret ediyor. Ona göre aslında  yedi bölgenin her bir kenti, her kentin pek çok yöresi için bile bir lezzet rotası oluşturmak mümkün. Bir sıralama yapmak pek mümkün olmasa da aklına ilk gelen gastrokentler Elazığ, Mardin, Urfa, Adana, Bursa, Artvin, Kayseri, Konya, Manisa, otları ve balığı ile İzmir, Alaçatı, Cunda olarak sıralanıyor.  Bu kentlerin gastronomi destinasyonu olarak tanımlanması için yöredeki resmi kurumların, sivil toplum kuruluşlarıyla daha sıcak temaslar geliştirmesi gerektiğini belirten Boztepe, destinasyonun özelliklerine uygun bir yönetim yapısının kurulması, yerel lezzetleri oluşturan tüm unsurların kollanması, geliştirilmesi, hijyen koşullarının sağlanarak sunulmasında standartların belirlenmesi, denetimi, sonra da tanıtım ve pazarlama süreçlerinin işletilmesi gerektiğini de özellikle vurguluyor. GTD olarak  İstanbul’da İstiklal Caddesi’ndeki “içli köfteci”den Kars’ta yöresel peynir üreticisi GTD üyesi İlhan Koçulu’ya kadar işbirliği içinde olduklarını belirten Boztepe, lezzet haritası oluşturmak için, sokak lezzetlerinden en rafine restoranlara bir ağ oluşturmak istediklerini ekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İçinde yaşadığımız topraklar sayısız medeniyete ev sahipliği yaptığı için, bu medeniyetlerin ayrıştığı ve iç içe geçtiği noktalar mutfağa da yansımış” diye devam ediyor Boztepe. Ona göre  Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve kimlik zenginliği sayesinde bu kadar çok yöresel lezzet var ve bu da onun dünyanın diğer mutfakları gibi parlayabileceğini gösteriyor. </span></p>
<p><b>Gastro Rotalar’a Bir Kala</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35559" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-1024x684.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Boztepe, Gastronomi Turizmi Derneği’nin Karadeniz’den Ege’ye, Güneydoğu’dan Marmara’ya kadar pek çok bölgede yeni “gastro kentler” ve gastro rotalar, gastro acenteler ve gastro rehberler oluşturmak üzere ilgili taraflarla görüşmelerini sürdürdüğünü bildiriyor. Bunun dışında Türkiye’nin lezzet haritalarının oluşturulması sürecinde “gastronomi köyü” için arazi ve işletmecisi belirlendiğini de vurguluyor. Derneğin bir başka aktivitesi ise Gastronomi Tırı. Boztepe, yurt içindeki illerde Türk mutfak kültürünü tanıtmak, ülke içinde “gastronomi bilinci”  yaratmak için yerli ve yabancı turistlere yönelik “Gastronomi Tırı”konseptini geliştirmekte olduklarını belirtiyor. Boztepe, Türkiye’ye özgü ve sağlığın timsali yoğurdun başka ülkeler tarafından sahiplenilmeye başlaması üzerine harekete geçen GTD’nin, 2019 yılının Mayıs ayında Dünya Yoğurt Konferansı düzenlemek niyetinde olduğunu sözlerine ekledi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34741</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2018 yılı içerisindeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere dair rapor yayınladı. "Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz” başlığıyla sunulan rapora göre 1923 işçi geçtiğimiz yıl içerisinde yaşamını yitirdi. Ölümlü kazaların büyük çoğunluğu inşaat ve tarım sektöründe yaşanırken, ölümlerin yüzde 98 oranında sigortasız işçilerde yaşanması dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2018 yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı.</p>
<p>Ulusal ve Yerel Basın Organları, işçilerin mesai arkadaşları, işçi aileleri, iş güvenliği uzmanları ve sendikalardan gelen bilgilerin derlenmesi ile oluşturulduğu belirtilen 2018 İş Cinayetleri Raporu; &#8220;Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz&#8221; başlığı ile yayınlandı.</p>
<p><strong>Tarım ve İnşaat Sektörü Ölüm Yaşanan İş Kolları.</strong></p>
<p>İSİG&#8217;in hazırladığı rapordaki bilgilere göre; yıl boyunca toplam 1923 işçi yaşamının kaybederken,  yaz mevsiminde kayıpların daha çok olduğu görüldü, en çok ölüm vakası ise Temmuz ayında (201 ölüm vakası) yaşandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34750" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ölümlerin en çok yaşandığı iş kolları Yüzde 24&#8217;lük oranla tarım ve orman işleri oldu.  Yüzde 23&#8217;lük oran ile inşaat ve yol işleri ikinci sırada yer aldı.  Yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız çalışan işçiler olduğu dikkat çekti ki bu oran yüzde 98 civarında.</p>
<p>2018 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:</p>
<ul>
<li>Trafik, Servis Kazası nedeniyle 408 işçi;</li>
<li>Ezilme, Göçük nedeniyle 379 işçi;</li>
<li>Yüksekten Düşme nedeniyle 325 işçi;</li>
<li>Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 200 işçi;</li>
<li>Elektrik Çarpması nedeniyle 113 işçi;</li>
<li>Şiddet nedeniyle 112 işçi;</li>
<li>Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 82 işçi;</li>
<li>İntihar nedeniyle 73 işçi; Patlama,</li>
<li>Yanma nedeniyle 50 işçi;</li>
<li>Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;</li>
<li>Kesilme, Kopma nedeniyle 24 işçi;</li>
<li>Diğer nedenlerden dolayı 117 işçi yaşamını yitirdi.</li>
</ul>
<p><strong>67 Çocuk İşçi Yaşamını Yitirdi</strong><br />
Raporda yer alan verilere göre 14 yaş ve altı 23, 15- 17 yaş aralığında 44 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 65 yaş üstünde çalışan 98 işçi iş cinayetine uğrarken 28-50 yaş aralığındaki işçilerde %49 çoğunlukla ölüm oranı gözlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34745" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cinsiyetlere göre dağılımda ise 199 kadın işçi yaşamını yitirirken, 1804 erkek işçi yaşamını kaybetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34744" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Mülteci İşçiler de Raporda Yer Aldı</strong><br />
Mülteci işçilerden 110 kişi yaşamını yitirirken, ölümlerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve Afganistan’lı işçilerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34746" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>İstanbul İş Cinayetlerinin En Çok Yaşandığı İl</strong></p>
<p>Rapora göre:</p>
<ul>
<li>226 ölüm İstanbul’da;</li>
<li>81 ölüm Kocaeli’nde;</li>
<li>70 ölüm Manisa’da;</li>
<li>69 ölüm Bursa’da; 68 ölüm</li>
<li>Antalya’da; 66 ölüm</li>
<li>İzmir’de; 56’şar ölüm Ankara ve Aydın’da;</li>
<li>50 ölüm Gaziantep’te;</li>
<li>48 ölüm Adana’da;</li>
<li>45 ölüm Denizli’de;</li>
<li>43’er ölüm Konya ve Şanlıurfa’da;</li>
<li>39 ölüm Samsun’da;</li>
<li>35’er ölüm Mersin ve Sakarya’da;</li>
<li>33’er ölüm Balıkesir ve Tekirdağ’da;</li>
<li>31 ölüm Zonguldak’ta;</li>
<li>29’ar ölüm Hatay ve Muğla’da;</li>
<li>27 ölüm Çorum’da;</li>
<li>25’er ölüm Kütahya ve Trabzon’da;</li>
<li>23’er ölüm Adıyaman, Elazığ ve Sivas’ta;</li>
<li>22’şer ölüm Bolu ve Kastamonu’da;</li>
<li>21 ölüm Kahramanmaraş’ta;</li>
<li>20’şer ölüm Karabük ve Mardin’de;</li>
<li>19’ar ölüm Diyarbakır ve Kayseri’de;</li>
<li>18’er ölüm Eskişehir ve Osmaniye’de;</li>
<li>17 ölüm Ordu’da;</li>
<li>16’şar ölüm Çanakkale, Düzce ve Malatya’da;</li>
<li>15 ölüm Isparta’da; 14’er ölüm Burdur, Niğde ve Şırnak’ta;</li>
<li>13 ölüm Aksaray’da;</li>
<li>11’er ölüm Afyon, Artvin, Bartın, Giresun ve Rize’de; 10 ölüm Bitlis’te;</li>
<li>9’ar ölüm Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Siirt, Uşak, Tokat ve Van’da;</li>
<li>8’er ölüm Edirne ve Kırşehir’de;</li>
<li>7’şer ölüm Bilecik, Iğdır, Kırıkkale ve Kırklareli’de;</li>
<li>6’şar ölüm Amasya, Ardahan, Karaman ve Sinop’ta; 5’er ölüm Batman, Gümüşhane ve Nevşehir’de;</li>
<li>4’er ölüm Yalova ve Yozgat’ta;</li>
<li>3’er ölüm Ağrı, Bingöl, Çankırı, Muş ve Tunceli’de;</li>
<li>1’er ölüm Bayburt ve Kilis’te;</li>
<li>33 ölüm ise Yurtdışında gerçekleşti.”</li>
</ul>
<p><strong>İSİG’in Acil Talepleri</strong></p>
<p>İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan İSİG Meclisi acil olarak gerçekleşmesi gereken taleplerine rapor sonunda yer verdi.</p>
<p>1- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>3- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri &#8217;24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor&#8217;. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>4- ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>5- Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>6- Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>7- İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>8- Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>9- Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir&#8230;</p>
<p>10- Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır&#8230;</p>
<p>11- Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır&#8230;”</p>
<p><strong>Raporun Tamamına Ulaşmak İçin : <a href="http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923">http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923</a></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg" alt="" width="640" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x1448.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34748" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg" alt="" width="640" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x486.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34747" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34743" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34742" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TCK 103 Kadın Platformu &#8216;Çocuk İstismarcısına Evlilik Affı&#8217;na Karşı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/tck-103-kadin-platformu-cocuk-istismarcisina-evlilik-affina-karsi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 13:29:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara cinsel istismar]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[TCK 103 Kadın Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34497</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK 103 Kadın Platformu, çocuklara cinsel istismar suçlarında fail ve mağdurun evlenmesi halinde cezasızlık öngören kanun önergesinin yeniden gündeme getirilmesi üzerine bir açıklama yaptı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/tck-103-kadin-platformu-cocuk-istismarcisina-evlilik-affina-karsi/">TCK 103 Kadın Platformu &#8216;Çocuk İstismarcısına Evlilik Affı&#8217;na Karşı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TCK 103 Kadın Platformu üyeleri yaptıkları basın açıklaması ile  Medyaya “çocuk istismarcısına evlilik affı” başlığıyla yansıyan af teklifinin yasalaşması durumunda cezaevinde bulunan 10.000 kişinin tahliye edileceği iddialarına dikkat çekti ve &#8220;Cinsel istismardan hüküm giymiş faillere af getiren bu tür düzenlemeler cinsel istismar suçlarını aklayarak, çocuk istismarını meşrulaştırmayı hedefliyor&#8221; dedi.</p>
<p>TCK 103 Kadın Platformu&#8217;nun açıklamasında &#8220;TCK 103 Kadın Platformu olarak 2016 yılında belirttiğimiz gibi tecavüzü, erken ve zorla evlilikleri meşrulaştıracak hiçbir yasal değişikliği kabul etmiyoruz. Yerel seçimler öncesi oy kaygısıyla 3 yıl sonra yeniden gündeme getirilen tasarıya itiraz ediyoruz.&#8221; denildi.</p>
<p>&#8220;Erken yaşta ve zorla evlendirme Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmelidir&#8221; denilen açıklamada &#8221; Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin 37. Maddesi gereği erken yaşta ve zorla evlendirmelerin suç olarak düzenlenmesi zorunludur. Sözleşme, yetişkin bir kişinin veya çocuğun evlenmeye zorlanmasının suç olarak düzenlenmesi yükümlülüğünü getirmektedir. Getirilmek istenen affın “cebir ve şiddetin olmadığı haller için geçerli” olacağı belirtilmektedir. 15 yaşın altındaki çocuğun rızası hukuken geçersiz olup; cebir, şiddet, hile olsun ya da olmasın bu yaş çocuklara yönelik işlenen cinsel istismar şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur ve koşulları varsa ceza davası açılır ve mahkûmiyet kararı verilir. Suçun işlenmesinden sonra mağdur ve şüpheli/sanığın evlenmesi bir cezasızlık sebebi değildir. Bu nedenle, yapılmak istenen değişiklik çocuklara yönelik cebir ve şiddeti, evlilik görüntüsü verilmiş cinsel istismarı teşvik etmektedir. Bu yaklaşım ulusal ve uluslararası yasal mevzuat bakımından yasa eliyle kız ve oğlan çocukların haklarına doğrudan bir saldırıyı ve ihlali ifade etmektedir. Erken yaşta ve zorla evlendirme suçu, aileleri ve bu törenlere katılan kamu görevlileri de dahil herkesi kapsayacak şekilde düzenlenmelidir&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>&#8220;Çocuk istismarının affının ve tecavüz faili ile evliliğin tekrar gündeme getirilmesi, başta kadınlar olmak üzere toplumda da büyük bir infial yaratmıştır. Bu nedenle, başta siyasi iktidar olmak üzere, TBMM’deki tüm partilerin yetkili organlarından, böyle bir girişimi tekrar Türkiye’nin gündemine getirmeyeceklerine dair acilen bağlayıcı bir açıklama yapmalarını bekliyoruz&#8221; cümleri ile biten açıklamada şu imzalar yer alıyor:</p>
<p>1.Adalar Vakfı Kadın Çalışma Grubu</p>
<p>2.Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi</p>
<p>3.Adıyaman Anadolu İş Kadınları Derneği</p>
<p>4.Aka-Der Kadın Faaliyeti</p>
<p>5.Akdam &#8211; Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği</p>
<p>6.Almanya Göçmen Kadınlar Birliği</p>
<p>7.Altınoluk Demokrasi Platformu Kadınları</p>
<p>8.Ankara Feminist Kolektif</p>
<p>9.Ankara Kadın Platformu</p>
<p>10.Antalya Feminist Kolektif</p>
<p>11.Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği</p>
<p>12.Antalya Kadın Platformu</p>
<p>13.Avrupa Kadın Lobisi Türkiye</p>
<p>14.Aydın Kadın Efeler Derneği</p>
<p>15.Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi</p>
<p>16.Bağımsız Kadın Derneği Mersin</p>
<p>17.Bilgi Kadın</p>
<p>18.Bodrum Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>19.BPW Türkiye &#8211; İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Federasyonu</p>
<p>20.Buca Evka-1 Kadın Kültür Ve Dayanışma (Bekev)</p>
<p>21.CEİD – Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği</p>
<p>22.Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği</p>
<p>23.Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışma Grubu</p>
<p>24.Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Ve Kadın Danışma Merkezi -Elder</p>
<p>25.Çiğli Evka-2 Kadın Kültür Derneği (Çekev)</p>
<p>26.Datça Kadın Girişimi</p>
<p>27.Demir Leblebi Fanzin</p>
<p>28.Demir Leblebi Kadın Derneği</p>
<p>29.Demokratik Kadın Hareketi</p>
<p>30.Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>31.Disk Kadın Komisyonu</p>
<p>32.Diyarbakır İş Kadınları Derneği</p>
<p>33.Edirne Çocuk Hakları Derneği</p>
<p>34.Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (Ekamader)</p>
<p>35.Edremit Demokrasi Platformu Kadınları</p>
<p>36.Ege Kadın Buluşması Platformu</p>
<p>37.Ekmek ve Gül</p>
<p>38.Elektrik Mühendisleri Odası Kadın Komisyonu</p>
<p>39.Engelli Kadın Derneği – Enkad</p>
<p>40.Erktolia</p>
<p>41.Erzincan Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği</p>
<p>42.Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>43.Eşit Yaşam Derneği</p>
<p>44.EŞİTİZ &#8211; Eşitlik İzleme Kadın Grubu</p>
<p>45.Eşitlik Koalisyonu Kadın Grubu</p>
<p>46.Eşitlik ve Adalet İçin Kadın Grubu</p>
<p>47.Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu</p>
<p>48.EVKAD Adana</p>
<p>49.FeminAmfi</p>
<p>50.Femin Art Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneği</p>
<p>51.Fethiye Kadın Platformu</p>
<p>52.Filmmor Kadın Kooperatifi</p>
<p>53.FKF’li Kadınlar</p>
<p>54.Foça Barış Kadınları</p>
<p>55.GEN-DER Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi</p>
<p>56.Giresun Cumhuriyet Kadınları Derneği</p>
<p>57.Giresun Kadın ve LGBTI Platformu</p>
<p>58.Göz Altında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu</p>
<p>59.Göztepe Dayanışması L&#8217;animo Kadın Grubu</p>
<p>60.Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi Derneği</p>
<p>61.Günebakan Kadın Derneği</p>
<p>62.Halkevci Kadınlar</p>
<p>63.Hevi LGBTİ Derneği</p>
<p>64.IAW – International Alliance of Women</p>
<p>65.İHD Ankara Şube Kadın Komisyonu</p>
<p>66.İlerici Kadın Derneği, Antalya</p>
<p>67.İlerici Kadınlar Meclisi</p>
<p>68.İmece Ev İşçileri Sendikası</p>
<p>69.İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği</p>
<p>70.İzmir Amargi</p>
<p>71.İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi</p>
<p>72.İzmir İnsan Hakları Derneği Kadın Komisyonu</p>
<p>73.İzmir Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>74.İzmir Kadın Kuruluşları Birliği</p>
<p>75.İzmir Kadın Platformu</p>
<p>76.Kadav &#8211; Kadınlarla Dayanışma Vakfı</p>
<p>77.Ka-Der &#8211; Kadın Adayları Destekleme Derneği</p>
<p>78.Ka-Der &#8211; Kadın Adayları Destekleme Derneği Ankara Şubesi</p>
<p>79.Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu</p>
<p>80.Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu</p>
<p>81.Kadın Meclisleri</p>
<p>82.Kadın Çalışmaları Derneği</p>
<p>83.Kadın Dayanışma Vakfı</p>
<p>84.Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG)</p>
<p>85.Kadın Emeği Derneği</p>
<p>86.Kadın Emeği Kolektifi</p>
<p>87.Kadın Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanlığı</p>
<p>88.Kadın Koalisyonu</p>
<p>89.Kadın Meclisleri</p>
<p>90.Kadın Özgürlük Meclisi</p>
<p>91.Kadın Savunma Ağı</p>
<p>92.Kadın Yazarlar Derneği</p>
<p>93.Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği</p>
<p>94.Kagider – Türkiye Kadın Girişimciler Derneği</p>
<p>95.Kahdem – Kadınlara Hukuki Destek Merkezi</p>
<p>96.Kampüs Cadıları</p>
<p>97.KAOS GL Derneği</p>
<p>98.Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>99.Kapatılan VAKAD’ın Emekçileri</p>
<p>100.Karadeniz İlleri Kadın Platformu Trabzon Derneği</p>
<p>101.Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>102.Karya Kadın Derneği</p>
<p>103.Kayseri Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>104.Kazdağlı Kadınlar</p>
<p>105.Kazete Bağımsız Kadın Gazetesi</p>
<p>106.Kazeteder – Kadın Erkek Eşitliği Derneği</p>
<p>107.KEFA – Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Grubu</p>
<p>108.KESK Kadın Meclisi</p>
<p>109.Keskesor LGBT</p>
<p>110.Kırkyama Kadın Dayanışması</p>
<p>111.Kırmızı Biber Derneği</p>
<p>112.Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği</p>
<p>113.Kocaeli Kadın Platformu</p>
<p>114.Koza Kadın Derneği</p>
<p>115.Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması</p>
<p>116.Lambda İstanbul</p>
<p>117.Lezbiyen Biseksüel Feministler</p>
<p>118.Mardin Ortak Kadın ve İşbirliği Derneği</p>
<p>119.Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi</p>
<p>120.Mersin 7 Renk LGBT Derneği</p>
<p>121.Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı</p>
<p>122.Mor Çetele</p>
<p>123.Mor Dayanışma</p>
<p>124.Mor Pusula</p>
<p>125.Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>126.Muamma LGBTI+ Derneği</p>
<p>127.Muğla Emek Benim Kadın Derneği</p>
<p>128.Muğla Kadın Dayanışma Grubu</p>
<p>129.Nar Kadın Dayanışması</p>
<p>130.Ordu Kadını Güçlendirme Derneği</p>
<p>131.Özgür Genç Kadın</p>
<p>132.Özgür Renkler Derneği</p>
<p>133.Pembe Hayat LGBTT Derneği</p>
<p>134.Sacayak Sosyal Eşitlik Derneği</p>
<p>135.Samandağ Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>136.SODA – Sosyal Dayanışma Ağı</p>
<p>137.Sosyalist Kadın Meclisleri</p>
<p>138.SPOD &#8211; Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği</p>
<p>139.Şiddetsizlik Merkezi’nden Kadınlar</p>
<p>140.TJA &#8211; Tevgera Jinen Azad- Kadın Özgürlük Hareketi</p>
<p>141.TMMOB İstanbul Kadın Komisyonu</p>
<p>142.TMMOB İzmir İKK Kadın Çalışma Grubu</p>
<p>143.TODAP – Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Kadın Komisyonu</p>
<p>144.Toplumcu Kadın Psikologlar</p>
<p>145.Trabzon Demokratik Kadın Platformu</p>
<p>146.TTB Kadın Hekimlik Kadın ve Sağlığı Kolu</p>
<p>147.Türk Kadınlar Birliği</p>
<p>148.Türk Kadınlar Konseyi</p>
<p>149.Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği</p>
<p>150.Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı</p>
<p>151.Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu</p>
<p>152.Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu</p>
<p>153.Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği</p>
<p>154.Uçan Süpürge</p>
<p>155.Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği</p>
<p>156.Ulusötesi Kadın Konuları Merkezi Derneği</p>
<p>157.Umutlu Kadınlar</p>
<p>158.Üniversiteli Kadın Kolektifi</p>
<p>159.Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>160.Yeni Demokrat Kadın</p>
<p>161.Yeniyol’dan Kadınlar</p>
<p>162.Yeryüzü Kadınları</p>
<p>163.Yeşil Feministler</p>
<p>164.Yoğurtçu Kadın Forumu</p>
<p>165.17+ Alevi Kadınlar</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/tck-103-kadin-platformu-cocuk-istismarcisina-evlilik-affina-karsi/">TCK 103 Kadın Platformu &#8216;Çocuk İstismarcısına Evlilik Affı&#8217;na Karşı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 09:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Serkan Denli]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla yeni bir diyalog ve müzakere modelini hayata geçirmek üzere konuşmak için YaDa Derneği ve Sivil Sayfalar’ın düzenleyeceği Meydan Buluşmaları’nın ikincisi, 13 Kasım’da mülteciler ve bir arada yaşamı konuşmak için Ankara’da yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Göç ve mültecilik alanında çalışmaya başlayan ilk sivil toplum örgütlerinden olan Hayata Destek Derneği Savunuculuk ve Koordinasyon Yöneticisi Serkan Denli ile hem bu dönemde yaptıkları çalışmaları hem de, gündem önerilerini konuştuk. Denli: “Toplumsal alanda ise ayrımcı söylemle önce kendi dilimizden başlayarak mücadele etmemiz ve birlikte bir yaşam dilini kurmamız gerekiyor. Medya ve kanaat önderlerine bu noktada büyük görev düşüyor. Bir diğer hayati önemdeki konu da çocuklar. Geleceği inşa edecek bireyler olarak çocukların güçlendirilmesi ve eğitime erişimi tüm ilgili paydaşların önceliği olmalı.” diyor.</p>
<p dir="ltr">Türkiye’nin meseleleri  üzerine konuşmak ve müzakere etmek için STK Temsilcileri, konu hakkında çalışan akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Meydan Buluşmaları serisinin ikinci etkinliğinde “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” sorusuna yanıt aranıyor.</p>
<p dir="ltr">Katılımcı kuruluşların birbiriyle tanışmalarına da vesile olan bu buluşma serisi, bir arada yaşam tahayyüllerini konuşmak için alan açıyor. Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından Hayat Destek Derneği Savunuculuk ve Koordinasyon Yöneticisi Serkan Denli ile buluşmadan hemen önce,  gündemlerini konuştuk.</p>
<p dir="ltr"><strong>Mültecilerle ilgili çalışan en eski STK&#8217;lardan birisiniz. Yürüttüğünüz Mülteci Destek Programını biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<p dir="ltr">Hayata Destek Derneği olarak insani yardım alanında 2005’den bu yana çalışmaktayız. Mülteci Destek Programımız altında ise özellikle Suriyeli mültecilerin temel hak ve ihtiyaçlarına erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Mültecilere yönelik toplum temelli koruma çalışmalarının yürütüldüğü toplum merkezlerimizde bireyin güçlendirilmesi ve sosyal uyuma katkı sunmak amaçlanırken bireysel koruma faaliyetlerimizde mültecilere temel hak ve hizmetlere erişimlerinde birebir destek ve bilgilendirme hizmeti sağlamaya çalışıyoruz. Mülteci nüfusun ihtiyaçlarına uzun erimli ve kalıcı çözüm üretebilme amacıyla hayata geçirilen geçim kaynağını destekleme projelerimiz kapsamında ise mesleki kurslar, istihdama katkı ve çalışma izni edinme sürecinde destek sağlama gibi faaliyetler yürütüyoruz. .</p>
<p dir="ltr">Toplum temelli koruma çalışmaları Hayata Destek Evi adı verilen toplum merkezlerinde, bireysel koruma çalışmaları ise Hayata Destek Noktası adı verilen merkezler aracılığıyla Türkiye’nin 8 ilinde (İstanbul, Hatay, Adana, Mersin, Diyarbakır, Mardin, Batman Şanlıurfa) yürütüyoruz.</p>
<p dir="ltr"><strong>Çalışmalarınızı yaparken zorluk yaşadığınız alanlar neler?</strong></p>
<p dir="ltr">Suriye Savaşı, 2. Dünya Savaşından sonra insanlığın tanık olduğu en büyük insani krize yol açtı. Bir ülke nüfusunun yarısı savaş yüzünden yerinden edildi. Bu krize ne sivil toplum kuruluşları ne de ülkeler hazırdı. Türkiye bugün resmi verilere göre 3,5 milyonun üzerinde mülteciyi ağırlıyor. Bazı şehirlerimiz kendi nüfusları kadar, hatta daha büyük oranda mülteci nüfusunun yaşam mücadelesine tanıklık ediyor. Kentler bu nüfusu barındırmakta, altyapı sağlamakta zorlanıyor. Temel ihtiyaçlara ve hizmetlere erişimde kapasite eksiklikleri en büyük engellerden biri oluyor.</p>
<p dir="ltr">Zorluklar, birlikte yaşamak durumunda olan toplulukların birbirlerine tahammülünü de azaltmaya başlıyor. Mevcut ekonomik sıkıntılar, yeni gelen nüfusun da istihdam ihtiyacıyla derinleşiyor. Özellikle hayatı idam ettirmek için gerekli geçim kaynağı imkânlarının kısıtlılığı, ev sahibi toplum ile mülteci nüfus arasında sosyal uyumun kurulmasının önünde engel teşkil edebiliyor. “Birlikte bir gelecek” sloganıyla çalışma yürüttüğümüz bölgelerde gözlediğimiz önemli sorunlardan biri ekonomik sıkıntıların toplulukların arasındaki diyaloğa bu olumsuz yansıması. Ancak elbette bu, aşılamaz bir sorun değil.</p>
<p dir="ltr">Mottomuzdan da anlaşılacağı gibi biz “birlikte bir gelecek” inşasına katkı hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu idealin temelleri sağlam şekilde hayata geçirilebilmesi için sosyal, politik ve ekonomik düzeyde atılması gereken adımlar var. Süreci düzgün yürütebilmek içinse hem sivil toplumun hem de kamunun birbiriyle konuşan, belirsizliklerden uzak, uyuma yönelik politika ve uygulamaları içeren kapsamlı bir göç yönetimine ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz.</p>
<p dir="ltr">“ANKARA’DA OFİS AÇACAĞIZ”</p>
<p dir="ltr"><strong>İşbirliklerine açık bir yapılanmanız olduğunu söyleyebilir misiniz?</strong></p>
<p dir="ltr">Hayata Destek Derneği olarak bizim çalışma pratiğimizde işbirlikleri bir öncelik olarak şekilleniyor. Çünkü etkin bir sivil toplumun ancak iş bölümü ve bilgi paylaşımının verimli şekilde yapılabildiği bir ortamda işleyebileceğine inanıyoruz. Elbette bu işbirliğinin bir sacayağı var: sivil toplum, kamu ve özel sektör. Tüm çalışmalarımızda ilgili kurumlarla kurduğumuz işbirliği ve ortaklıklar daha fazla hayata, daha etkili biçimde destek olabilmemizi sağlıyor.</p>
<p dir="ltr">Hayata Destek, yerelliğinden güç alan, saha deneyimi yüksek bir insani yardım kuruluşu. Bu deneyimi artırmak ve paylaşmak da ancak yerel ve ulusal ölçekte ilgili kurumlarla dirsek teması içindeyken mümkün. Tam da bu nedenle çalışma sahalarımızın haricinde Ankara’da bir ofis açarak, yeni dönemde burada koordinasyon çalışmalarını yerinden yürütmeye başlayacağız.</p>
<p dir="ltr">“BU KRİZE HERKES HAZIRLIKSIZ YAKALANDI”</p>
<p dir="ltr"><strong>Genel anlamda sivil toplumun &#8220;Bir arada Yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr">Daha önce de belirttiğim gibi bizim kurum olarak mottomuz “birlikte bir gelecek.” Bu ideale erişmek için önce bir arada yaşamayı başarmak gerekiyor elbette. Dezavantajlı kesimlerin yer aldığı toplumsal yapılarda bir arada yaşam kültürünün güçlenebilmesi ihtiyaç duyulanlar aslında oldukça belli; fırsat eşitliği içinde temel hak ve hizmetlere erişimin mümkün olduğu, kişilerin kendi ayakları üzerinde onurlu bir yaşam kurabilmelerine destek mekanizmalarının işlediği bir çerçevenin oluşturulması. Bu krize sivil toplumun ve aslında ulusal ya da uluslararası tüm ilgili paydaşların hazırlıksız yakalandığını önce kabul edelim. Ancak hak temelli belirlenen ihtiyaçlara cevap verebilmek için bir destek kuvvet olarak sivil toplum bu gibi süreçlerde etkin rol oynar, Türkiye’de de resim farklı değil. Temas içinde olduğumuz tüm sivil toplum paydaşlarımızın gündeminde uyuma katkı sağlayacak proje ve etkinliklerin yer alması da tam olarak bu motivasyonun göstergesi. Ancak gidilecek daha çok yolumuz var.</p>
<p dir="ltr"><strong>Konu, sizce STK&#8217;larla çözülebilir mi yoksa STK&#8217;ların devletleri de harekete geçirmesi mi gerekir? Mülteciler günümüzde bir devlet politikasına da işaret ettiğini görüyoruz.</strong></p>
<p dir="ltr">Bir insani yardım kuruluşu olarak Hayata Destek, insani krizlere müdahalede hak temelli ihtiyaç belirlemeyi ve insani yardım ilkeleri çerçevesinde krize cevap vermeyi bir çalışma pratiği olarak sahipleniyor. Bugünün ihtiyacı olarak önümüze çıkan uzun erimli iyileştirme faaliyetlerine ağırlık vermek. Tabi yürütülen faaliyetlerin kalıcı çözümlere katkı sağlayabilmesi için yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilgili tüm kurumların kendi yükümlülük alanlarında benzer şekilde ihtiyaç analizleri çerçevesinde hareket etmesi gerekiyor. Öncelikle sosyal uyum odaklı, kapsayıcı ve dinamik bir göç yönetim politikasına ihtiyacımız var. Örneğin geçici bir çözüm olarak görülmesi gereken mülteci kamplarının kapatılması yönünde alınan karar önemli bir adım. Uzun erimli planlama ihtiyacına öncelik verildiğinin bir göstergesi.</p>
<p dir="ltr">İyileştirmeler yapılıyor ancak resmin değişebilmesi için hala hayati bir ihtiyaç olarak servis sağlayıcılarının kapasitelerinin artırılması gerekiyor. Toplumsal alanda ise ayrımcı söylemle önce kendi dilimizden başlayarak mücadele etmemiz ve birlikte bir yaşam dilini kurmamız gerekiyor. Medya ve kanaat önderlerine bu noktada büyük görev düşüyor. Bir diğer hayati önemdeki konu da çocuklar. Geleceği inşa edecek bireyler olarak çocukların güçlendirilmesi ve eğitime erişimi tüm ilgili paydaşların önceliği olmalı.</p>
<p dir="ltr"><strong>Siz de Meydan toplantısına katılacak isimlerdensiniz. Ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr">Meydan buluşmasında, yukarıda bahsettiğimiz sorun alanları ve çözüm önerileri ışığında “birlikte bir gelecek” için yaptıklarımızı ve yapmayı planladıklarımızı, mevcut sosyal, politik ve ekonomik koşullar içinde değerlendirebilmeyi diliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
