<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kuraklık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuraklik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuraklik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Mar 2023 08:36:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kuraklık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuraklik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 08:36:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[dünya su günü]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[su kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa Derneği, her yıl 22 Mart’ta su kaynaklarının korunması amacıyla 1993 yılından bu yana kutlanan Dünya Su Günü için bir bilgi notu hazırladı. Bilgi notu, suyun her ne kadar yaşamın döngüsünün temeli olduğu bilinse de su kullanımındaki yanlış uygulamaların suyun varlığını tehlikeye attığını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/">&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Su Günü her yıl 22 Mart’ta <span class="s2">su kaynaklarının korunması amacıyla 1993 yılından bu yana kutlanıyor. </span>Suyun, her ne kadar yaşamın döngüsünün temeli olduğunu bilsek de su kullanımındaki yanlış uygulamalar suyun varlığını tehlikeye atıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i tarımda kullanılıyor.</p>
<p class="p1">Sulak alan ekosistemleri yeryüzünün en üretken ve zengin sistemleri. Aynı zamanda en hızlı zarar gören ve yok edilen yaşam alanları. Türkiye sulak alan çeşitliliği ve sayısı açısından zengin bir coğrafya. Türkiye’deki sulak alanların büyük çoğunluğu uluslararası öneme sahip Önemli Doğa Alanı (ÖDA) statüsünde.</p>
<p class="p2">Bugüne kadar Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bu alanların 14’ü Ramsar Alanı (Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar), 59’u Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan ve 32’si Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan statüsüyle koruma altına alındı. Bu alanlar hem üreme döneminde hem de göç döneminde kuşlar için hayati önem taşıyor. Yıl boyunca su kuşlarının güvenli bir şekilde üremesi, beslenmesi ve yeniden göç etmesi bu ekosistemlerin var olmasına ve korunmasına bağlı.</p>
<h5 class="p2"><strong>&#8216;1970’ten Bu Yana Dünyadaki Omurgalı Nüfusu Yüzde 69 Azaldı&#8217;</strong></h5>
<p class="p2">Son altmış yılda kaybedilen sulak alanların yüzölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Biyoçeşitliliğin hızla yok olmakta olduğunu gösteren raporlarsa birbirini takip ediyor. 1970’ten bu yana dünyadaki omurgalı nüfusu yüzde 69 azaldı. Bu sayı tatlı su türleri için ise yüzde 83’e ulaşmış durumda ve bu durum sulak alanların ciddi ölçüde tahrip edildiğinin de bir göstergesi.</p>
<p class="p2">Türkiye yanlış politikaların da etkisiyle iklim değişikliğinden yüksek derecede etkilenecek ülkeler arasında. Kuraklığın etkilerinin arttığı ülkemizde son 22 yılın en kurak ocak ayı yaşandı. Hem kuraklıkta hem de sel olaylarının şiddetinde artış var. Hava olaylarındaki değişimlere adapte olabilmek için ilk olarak sulak alan ekosistemlerinin restore edilmesi gerekiyor. Sulak alanlar iklim değişikliğinden kaynaklı fırtına, sel ve kıyı şeridi erozyonunun etkilerini azaltıyor. Ayrıca yeraltı suyu depolarını doldurması ve suyu doğal olarak filtre etmesi özellikleri nedeniyle kritik öneme sahip.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-83488 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu-640x427.jpg" alt="Dünya Su Günü" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5 class="p2"><strong>&#8216;Türkiye’de Yıllık Su Tüketimi 54 Milyar Metreküp&#8217;</strong></h5>
<p class="p2">Suyun, her ne kadar yaşamın döngüsünde kilit rol oynadığını bilsek de su kullanımındaki yanlış uygulamalar suyun varlığını tehlikeye atıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i tarımda kullanılıyor.</p>
<p class="p2">Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2019-2023 dönemi için hazırlanan Ulusal Su Planı’na göre, Türkiye’de yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp civarında. Bunun 40 milyar metreküpü (yüzde 74) sulamada, 7 milyar metreküpü (yüzde 13) içme-kullanmada ve 7 milyar metreküpü (yüzde 13) sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılıyor.</p>
<h5 class="p3"><strong>&#8216;Yanlış Su ve Tarım Politikalarının Değişmesi Gerekiyor&#8217;</strong></h5>
<p class="p3">Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “Anadolu’nun sulak alanları yarım asırdır yanlış su ve tarım politikalarıyla yok ediliyor. Ulusal Su Planı verilerine göre su kaynaklarımızın %74’ü tarımsal sulamada kullanılıyor. Dolayısıyla suyun döngüsünün ve sulak alan ekosistemlerinin yaşaması için ilk değişim tarım politikalarıyla başlamalı. Sulak alanların var olması ve suyun döngüsünün korunması Anayasal güvence altına alınmalı. Aksi halde hem ekolojik hem de ekonomik olarak pek çok kayıp vereceğiz.” dedi.</p>
<h6 class="p1"><strong><em>Doğa Derneği&#8217;nin 22 Mart Dünya Su Günü Kuraklık Bilgi Notu için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/doga-dernegi-22-mart-dunya-su-gunu-kuraklik-bilgi-notu/" target="_blank" rel="noopener">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</em></strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/">&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2022 08:04:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, gelecek dönemde en önemli iki sorunun iklim krizi ve buna bağlı olarak yaşanacak kuraklıkların olacağını vurgulayan TEMA Vakfı, kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/">Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, bu yıl kuraklık sorununa karşı hep birlikte eyleme geçilerek önlem alınması gerektiği vurgulanıyor. Gelecek dönemde en önemli iki sorunun iklim krizi ve buna bağlı olarak yaşanacak kuraklıkların olacağını vurgulayan TEMA Vakfı ise, kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Tarımsal Üretimi Etkileyen Kuraklık Son 20 Yılda %29 Arttı&#8217;</strong></h5>
<p>Kuraklığın dünyanın her yerinde iklim tipine bağlı olmaksızın görülen bir doğa olayı olduğunu hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “1970-2019 yılları arasında oluşan doğal felaketlerin %50’sini kuraklık oluşturmaktadır. Kuraklık nedeniyle aynı dönemde 650 milyon insan yaşamını yitirmiştir ve bunun %90’ı iklimin kurak ve yarı kurak olduğu gelişmekte olan ülkelerdir. İklim krizi nedeniyle kuraklığın sayısı ve şiddeti artmaktadır. Kuraklıktaki artış oranı son 20 yılda %29 olmuştur. IPCC Raporlarına göre küresel ısınma 1.5°C’de dahi her 10 yılda bir kuraklık oluşma sıklığı %50, 2°C’ye ulaşması halinde ise %70 oranında artacaktır. Su sıkıntısı çeken insan sayısının 2040 yılında 5.7 milyara ulaşabileceği ve her dört çocuktan birinin çok kuvvetli derecede su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı tahmin edilmektedir. Üretilen gıdanın %80’i yalnızca yağmur suyuna dayalı üretimin yapıldığı kuru tarım arazilerinden gelmektedir. Bu nedenle kuraklık tarımsal üretimi etkilemekte, kuraklığa bağlı olarak önemli ölçüde verim kayıpları oluşabilmektedir. Geçen yıl 65 ilimizde kuraklık nedeniyle verim kayıpları olduğu, bazı yerlerde ürün kayıplarının %70’e ulaştığı bildirilmiştir” dedi.</p>
<p>TEMA Vakfı tarafından Türkçeleştirilen <a href="/Users/teams/Downloads/IPCCIklimDegisikligiveArazizelRaporu_GenelIcerikveBlmAmaclari_SPManamesajlar_MuratTrkes.pdf" target="_blank" rel="noopener">IPPC İklim Değişikliği ve Arazi Raporu Yönetici Özeti</a>’ne de atıfta bulunan Ataç; “Raporda ifade edildiği gibi iklim değişikliğinin sonucu yüksek hava sıcaklıklarının görülme sıklığı artmış, bu durum gıda güvenliği ve karasal ekosistemleri olumsuz yönde etkilemiş, birçok bölgede çölleşmeye ve arazi bozulumuna neden olmuştur. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Çanağı, iklim krizinin en olumsuz etkilerinin görüleceği bölgeler arasında gösterilmektedir. Akdeniz Çanağı’nda yüksek hava sıcaklıklarının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artmaya devam edeceği, yağışların azalacağı, orman yangınlarında %50 artış olacağı, tarımsal ürün ve hayvancılık verimliliğinin ve bitki biyolojik çeşitliliğinin azalacağı öngörülmektedir. Kısacası gelecekte en önemli sorunlarımız, yanan orman alanlarında artış, su kıtlığı ve tarımsal üretimde azalış, buna bağlı olarak kırsal alanların sosyo-ekonomik olarak etkilenmeleri olacaktır” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Kuraklığın Etkileri, Alınacak Aktif Önlemlerle Azaltılabilir&#8217;</strong></h5>
<p>Kuraklık oluştuktan sonra alınacak önlemlerin geç olacağını vurgulayan Ataç; “Böyle bir yaklaşım kuraklık yönetimi değil, ancak kriz yönetimi olur. Kuraklığın, daima karşılaşılma olasılığı yüksek, üstelik yaşanan iklim krizi ile daha da şiddetlenmesi beklenen doğal bir felaket olacağını kabul ederek, hazırlıklı olacak ve etkilerini azaltacak tedbirleri içeren planlar hazırlamak gerekir. Bu kapsamda 25 su havzamızın 13’ünde kuraklık yönetim planlarının hazırlanması önemli bir adımdır. Kalan havzalar için de bu çalışmalar tamamlanmalı, kuraklık riski yüksek ve etkilenebilir nüfusun yüksek olduğu bölgeler önceliklendirilerek hazırlanan planlar ivedilikle uygulamaya konulmalıdır. Kuraklık artışında ana nedenin insan olduğu dikkate alınarak tahrip olan arazilerde restorasyon çalışmaları yapılmalı, arazi tahribatı engellenmelidir. Vakıf olarak bizim de katılım sağladığımız Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 15. Taraflar Toplantısı’nda, Arazi restorasyonlarıyla ilgili ‘2022-2024 için Hükümetlerarası Kuraklık Çalışma Grubu Oluşturma’ taahhüdü verilmesi bu konuda önemli bir adım olmuştur” diyerek 2030 yılına kadar 1 milyar hektar bozulmuş arazi restorasyonunu hızlandırma taahhüdünü mutlulukla karşıladıklarını ifade etti.</p>
<p>Su Kanunu’nun gerekliliğinin de altını çizen Ataç; “Kıt olan su varlığımızı koruyan, etkili bir su yönetimi sağlayan ve kurak dönemlerde su tahsisini düzenleyen bir kanun hazırlanarak yürürlüğe konulmalıdır. Türkiye’de kuraklık riski çok yüksek olmasına ve  tarımsal üretim ve gıda temini ile birlikte ekonomik, çevresel ve sosyolojik birçok etkisi olmasına rağmen, 7269 sayılı Umumi Afetler Kanunu’na göre afet sayılmamakta ve afet istatistiklerinde hiç yer almamaktadır. Oysa dünyada, etkili olan 31 çeşit doğal afet arasında ilk sırada yer almaktadır” diyerek kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/">Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TBMM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu: &#8216;İklim Değişikliği Kanunu ve Su Kanunu Çıkarılmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/24/tbmm-iklim-degisikligi-arastirma-komisyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2021 08:25:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Çölleşme]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76226</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu, 729 sayfadan oluşan raporunu yayımladı. Rapora göre, Türkiye genelinde ortalama sıcaklık 2100 yılına dek, yıllık 1 ila 6 derece artacak. Yağışlar, ülke düzeyinde azalacak. Rapor, sulamada seferberliğe gidilmesini, İklim Değişikliği Kanunu ve Su Kanunu çıkarılmasını öneriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/24/tbmm-iklim-degisikligi-arastirma-komisyonu/">TBMM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu: &#8216;İklim Değişikliği Kanunu ve Su Kanunu Çıkarılmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TBMM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu, 4 ay süren ve alanda ilgili uzman ve bazı STK&#8217;ların da katkı sunduğu çalışmalarını tamamlayarak 729 sayfalık rapor hazırladı. Raporda sorunlar ve çözüm önerileri yer alıyor.</p>
<p>Komisyon Başkanı Veysel Eroğlu, raporu Meclis Başkanlığına sunarken yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin en çok kuraklığı etkileyeceğini, sulamada az su ile çok alanı sulayan sistemlere geçilmesi için bir seferberlik yapılması ve bu konuda bütçenin arttırılmasını teklif ettiklerini belirtti.</p>
<h5><strong>Öne çıkan başlıklar:</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye genelinde ortalama sıcaklık 2021-2099 döneminde yıllık 1- 6 derece artacak. İlerleyen dönemlerde, değişim artış yönünde olacak.</li>
<li>Yağışlar, bu yüzyılın sonlarında yurt genelinde daha da azalacak.</li>
<li>İklim değişikliği sonucu sellere yol açan şiddetli yağışlar artacak.</li>
<li>Ankara ve İstanbul için hazırlanan &#8220;çok şiddetli yağış&#8221; projeksiyonlarına göre; Ankara&#8217;da çok şiddetli yağışlı gün sayısı, 2021-2099 döneminde 6-10 gün aralığında artacak.</li>
<li>İstanbul&#8217;da da aynı dönemde &#8220;çok şiddetli yağışlı gün&#8221; sayısı 18- 25 gün aralığında artacak.</li>
</ul>
<h5>İklim Değişikliğinden Akdeniz ve İç Anadolu Daha Çok Etkilenecek</h5>
<ul>
<li>Türkiye, kuraklığın sürekli olarak tehdit oluşturduğu yarı kurak iklim kuşağında ve Küresel ısınmanın muhtemel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında yer alıyor.</li>
<li>2021-2098 döneminde kuraklık şiddet yüzdelikleri bir üst kuraklık sınıfına doğru kayma eğilimi gösterecek ve bu bazı bölgelerde daha fazla hissedilecek.</li>
<li>Özellikle Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri iklim değişikliğinden daha çok etkilenecek.</li>
</ul>
<h5><strong>Çölleşme ve Erozyon Tehditti Artacak</strong></h5>
<ul>
<li>Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritası&#8217;nda,  Türkiye&#8217;nin önemli bir bölümü &#8220;çölleşme konusunda hassas&#8221; konumda. Türkiye&#8217;nin yüzde 65&#8217;i kurak ve yarı kurak özelliklere sahip.</li>
<li>Türkiye topraklarının yüzde 86&#8217;sının erozyon tehdidi altında olması, erozyonu çölleşmenin en önemli nedeni yapıyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;de gerçek çöl bulunmamasına karşın topraklarının üçte ikisine yakın bölümü kurak-yarı kurak alanlardan oluşuyor.</li>
</ul>
<h5><strong>İklim Değişikliği Kanunu ve Su Kanunu Çıkarılmalı </strong></h5>
<p>Raporda, yasal ve kurumsal düzeyde düzenleme yapılması konular 96 ana başlıkta ele alınıyor.</p>
<ul>
<li>Suların korunması ve yönetimine ilişkin Su Kanunu çıkarılmalı.</li>
<li>İklim değişikliğiyle mücadelede sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum için gerekli hukuki ve kurumsal çerçevenin oluşturulması için İklim Değişikliği Kanunu çıkarılmalı.</li>
<li>Türkiye&#8217;ye muhtemel iklim göçü senaryoları araştırılmalı, bu kapsamda riskler belirlenmeli ve gerekli politikalar düzenlenmeli.</li>
<li>Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1996’da taraf olan Türkiye’de, biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla ilgili bir kanunun bulunmadığından, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu çıkarılmalı.</li>
<li>Türkiye’de iklim değişikliği modellerinin geliştirilmesi ve araştırmaların yapılması için Ulusal İklim Değişikliği Araştırma Merkezi kurulmalı.</li>
<li>Türkiye’de suyun yüzde 77’sinin sulamalarda kullanılması nedeniyle ülke genelinde “damla sulama seferberliği” başlatılmalı.</li>
<li>Çiftçilerin, sulama suyu ihtiyaçlarının karşılanması için “çiftlik rezervuarları” kurarak alternatif su kaynakları geliştirmeye yönlendirilmeli.</li>
<li>İklim değişikliğiyle mücadelenin adil yönetilmesi için “ulusal adil geçiş mekanizması” kurulmalı.</li>
<li> İklim değişikliğinin etkilerine karşı 2050’ye kadar ‘iklim dirençli toplum olma’ hedefi koyulmalı.</li>
<li>11. Kalkınma Planı, düşük karbonlu ve iklim dirençli hedefiyle hazırlanmalı.</li>
<li>Elektrikli araç kullanımı teşvik edilmeli.</li>
<li>Kargo taşımacılığında çevre dostu araçlar (bisiklet, elektrikli araçlar) yaygınlaştırılmalı.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/24/tbmm-iklim-degisikligi-arastirma-komisyonu/">TBMM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu: &#8216;İklim Değişikliği Kanunu ve Su Kanunu Çıkarılmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2021 06:44:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Flamingo Ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Kapalı Havzası]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Sulak Alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Gölü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tuz Gölü'nde yaşanan flamingo ölümlerine ilişkin basın açıklaması yapan 51 STK, yanlış su ve tarım politikaları ile uygulamaları sonucu 3 bin ila 5 bin arasında yavru flamingonun öldüğünü kaydederek, Su Kanunu hazırlanması çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/">&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında Doğa Derneği, WWF Türkiye ve Doğa Araştırmaları Derneği’nin bulunduğu 51 STK’nın ortak açıklamasında: son 70 yılda ülkemizdeki sulak alanların yüzde 60’ından fazlasını geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedildiği;  geriye kalanların da yanlış tarım politikaları sonucunda su rejimine yapılan müdahaleler ve kirlilik nedeniyle ciddi zarar görmekte olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Buna göre, Tuz Gölü, Seyfe Gölü, Ereğli Sazlığı, Sultan Sazlığı, Karapınar Ovası, Gediz Deltası, Acıgöl’de üreyen flamingolar, bu alanlara yapılan müdahaleler sonucunda artık sadece Gediz Deltası ve Tuz Gölü’nde üreyebiliyor.</p>
<p>Konya Kapalı Havzası Avrupa çapında önemli bir sulak alanlar cenneti iken; havzada toplam alanı 350 bin hektarı bulan yirmiye yakın sulak alan bulunuyordu. Hotamış Sazlığı, Arap Çayırı, Yarma Bataklığı, Eşmekaya Sazlığı, Karapınar Ovası, Tersakan Gölü, Suğla Gölü, Hamidiye Gölü, Samsam Gölü ve dünyanın nazar boncuğu olarak tanımlanan Meke Gölü tamamen kurutuldu. Kulu Gölü, Bolluk Gölü ise can çekişiyor. 21 bin hektarlık Ereğli Sazlıkları’ndan geriye 150-250 hektarlık bir alan kaldı.</p>
<p>Konya Kapalı Havzası ülkemizin en az yağış alan bölgelerinden biri. Bölge su ihtiyacının büyük bir kısmını yeraltı sularından karşılıyor. Ancak yeraltı suları da aşırı kullanım nedeniyle hızla azalıyor. DSİ verilerine göre 1980’li yıllarda yeraltı su seviyesindeki düşüş 1 m civarında iken günümüzde yıllık ortalama düşüş 2 metrenin üzerine çıkmış durumda.</p>
<p><strong>‘Suyumuz İçin Seferberlik Zamanı!’</strong></p>
<p>Söz konusu tespitlerden hareketle, 51 STK tarafından yapılan ortak açıklamada karar alıcıların atması gereken şu adımlar sıralanıyor;</p>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;nin son kalan sulak alanları koruma önceliğimiz olmalıdır<strong>.</strong> Aksi halde on binlerce canlısıyla birlikte Tuz Gölü’nü de diğer önemli alanlarımızı da kaybetmemiz kaçınılmaz. 60&#8217;lardan bu yana uygulanan yanlış tarım politikalarının değişmesi ve küresel iklim krizine de uyum sağlayacak şekilde uygulamaya geçmesi gerekiyor.</li>
<li>Su yaşamın en temel gereksinimidir. Kuruyan sulak alanları ilk terk edenler kuşlar oluyor.  Maalesef terk edemeyenler bugün yaşandığı gibi ölüyor.</li>
<li>Şimdi, suyumuz için seferberlik zamanı!</li>
<li>Ekolojik işlevini yitirmiş sulak alanlarımızı yeniden sağlığına kavuşturacak ekosistem hizmetleri restorasyonu önceliklendirilmeli;</li>
<li>insan ve doğanın su ihtiyacını bütünsel bir yaklaşımla ele alacak bir Su Kanunu hazırlanmalı ve bir an önce hayata geçirilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/">&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Su Politiktir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2021 07:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[küresel su politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekosistemde her canlının geleceği birbirine bağlı olduğuna göre yerel ve küresel su politikaları da birbirine bağlıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/">&#8220;Su Politiktir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşan Sevgililer Günü&#8217;nde elinizdeki gülle susuzluğu düşünün!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni yılın ilk günlerinde susuzluk haberlerini ciddiye almamız gerektiğini anladık. Türkiye’nin en büyük buzullarından Hakkari Cilo dağlarında bulunan 2 milyon yıllık buzul da küresel ısınmadan nasibini almaya başladı.  NASA iklim verileri, Türkiye’nin bu yaz ciddi bir kuraklıkla yüz yüze olduğu <a href="https://earthobservatory.nasa.gov/images/147811/turkey-experiences-intense-drought?fbclid=IwAR1qPXFdo5TqsFKwL9F2pqr-BwzxMaz-JxsSRX394bY8Jm1PE-3EvgM_ujM" target="_blank" rel="noopener">haberini veriyor.</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyu yerel olduğu kadar küresel gerçeklikle de ele almamız gerekiyor. Geçenlerde<a href="https://www.publitory.com/e_books/2599-baska-bir-dunya-mumkun-mu-kanli?fbclid=IwAR2szrQDjOcKSsxX9DR-4BXZasZB2bKzZEQYwsPTaHtogMPzyC6t3B14sFI" target="_blank" rel="noopener"> Serap Çakalır’ın  </a></span><a href="https://www.publitory.com/e_books/2599-baska-bir-dunya-mumkun-mu-kanli?fbclid=IwAR2szrQDjOcKSsxX9DR-4BXZasZB2bKzZEQYwsPTaHtogMPzyC6t3B14sFI"><i><span style="font-weight: 400;">Başka Dünya Mümkün Mü?</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> kitabındaki Kenya’da yetiştirilen gül ve yaklaşan Sevgililer Günü metaforlarını birleştirmek istedim. Sevgililer günü  küresel düzeyde ticari günlerden biri. Ancak  sevginin ifadesi olarak görülen gülün değişik anlamları mevcut. Sapının uzun ya da kısa olması, rengi ve sunuş biçimi vb anlamları kültürden kültüre değişebiliyor. Örneğin Ek</span><i><span style="font-weight: 400;">mek ve Gül</span></i><span style="font-weight: 400;"> emeği ve işçi sınıfı odaklı bir mücadeleyi çağrıştırırken, dikenli kırmızı gül fransız devrimini anımsatıyor. Şimdi biz gülümüzün suyu nereden geliyor derdindeyiz. </span></p>
<h5><b>Kenya’nın Gülü ve Suyu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenya’dan Türkiye’ye çiçek  ithalatı olduğunu biliyor muydunuz? Kenya tarımsal ürün olarak bahçe bitkileri üretimine önem vermiş. Bu bitkilerin sulanması özellikle yazın ülkenin en önemli içme suyu ihtiyacı karşılanan bir gölden sağlanıyormuş. Kısacası sevgilinizin size aldığı gülün nereden geldiğini ve nasıl yetiştirildiğini soruverin bakalım. Burada yalnızca eril kişiye değil sorum, hepimize.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Başka Dünya Mümkün Mü?&#8217; kitabının girişinden bir alıntıyla devam edersek, Süs Bitkileri İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Türkiye’deki çiçek üretimini Kenya’nınkiyle karşılaştırarak, “Türkiye’nin çiçek ihracatında rakibi Kenya ile beş yıl önce aynı seviyede idik. Kenya’nın şimdi 1 milyar dolarlık çiçek ihracatı var. Kenya devleti gerekli teşvikleri vermiş. Süs bitkileri sektörü az yatırımla çok işçi çalıştırabiliyor.” diyor. Bu demektir ki bize göre daha uzuz iş gücü ve hammadde kaynağı olan Kenya’ya gitmeyi tercih etmiş hükümetimiz. Oysa o gülün kokusunu içimize çekerken ve estetiğini seyrederken Kenyalı kaç kişinin  içme suyunu çalmalarına alet olduğumuzu fark ediyor muyuz? Kısacası bir mamul maddenin/ bitkinin elimize ulaşana kadarki çabanın (ki buna gömülü enerji diyoruz) etiği, ekolojik ayak izinde en önemli noktayı teşkil etmelidir. Ekolojik ayak izi genel anlamıyla belirli bir nüfusun üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu doğa üzerinde bıraktığı yükü hesaplamak ve ekosisteme ne kadar geri kazandırması gerektiğini belirleyebilmek için geliştirilmiş bir yöntemdir. Ancak yukarıda belirttiğimiz Kenyalı çocuğun içme suyunu neden çaldığımızı sorgulatmaz. Her şey bir enerji ve su mamülü olduğuna göre kullandıklarımızı ve yediğimiz içtiğimizin etik olması yurttaşlık bilinci gereği sorumluluğumuzdur. </span></p>
<h5><b>Suyu Kullanmak Varlığımızın Yansıması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Su konusu 20 yılı aşan ekolojik uğraşlarımın odak noktasını oluşturuyor diyebilirim. Yaşadığım başka ülkelerde de özellikle yapılı alanlara su gözüyle bakmaya çalıştım. Kurak alan bitki ve ağaçlarına tutkum olduğu kadar, arazi bazlı su tutma ve yağmur suyu hasadı uygulamalarına da tutkuluyum. Çünkü suyu nasıl kullandığımız ona nasıl davrandığımız varlığımızın yansımasıdır… Suyun hafızası olduğuna inanıyorum. O hafıza da insanların yaşadığı alanlara yansıyor zaten&#8230; Bu gidişle dünyada öngördüğümüz ‘su savaşları’ çok daha erken başlayabilir. Sizi yeraltı su tabakasının akiferi nasıl besleyebileceğimizi olabildiğince detaylı kafa yormaya davet ediyorum. Çünkü hayat orada.  </span></p>
<h5><b>Akiferi Beslemek</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">NASA’nın uzaydan aldığı verilere göre, akiferin sadece seviyesinin düşmesi önem taşımıyor. Aynı zamanda yerçekim nedeniyle üstteki tabakaların kuruluğuna da dikkat çekiliyor [</span><a href="https://gracefo.jpl.nasa.gov/"><span style="font-weight: 400;">Gravity Recovery and Climate Experiment Follow On</span></a><span style="font-weight: 400;"> (GRACE-FO)].  2019 yılında Avustralya’da aylarca söndürülemeyen yangınları anımsayalım. O sırada Avustralya’da yangınların ortasında idim diyebilirim. Bir dizi korku hikayeleri duydum ve yaşadım. Ekonomisi madenciliğe dayalı ‘gelişmiş’ bir ülkenin vehametini aylarca yaşadık. İklim değişimine uygun stratejiler geliştirmeyen hükümet politikalarını eleştirdiğim bir yazı da kaleme almıştım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağustos 2020’de yayınlanan bir BBC Türkçe haberine göre, sondaj yaparak yeraltı sularına yönelinmesi sonucu toplam alanı Van Gölü&#8217;nün üç katı büyüklüğünde 60 göl kurutuldu. Diğer kalan göller de kuruma tehlikesi altında. Madencilik ise yeraltı suyunu en fazla çeken endüstri olarak biliniyor. Türkiye’de alınan binlerce ruhsata ek olarak korona dönemindeki şeffaf olmayan yapılar ve belirsizlik döneminde daha kaç yeni madene izin verildi tam olarak biliyor muyuz?  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılı çevre dediğimiz insan yerleşimlerinin olacağı yerlerde ilk su konusu göz önünde bulundurulmalı. Oysa Türkiye’de karayollarının  geçtiği her yer yapılaşmaya, bir başka deyişle betonlaşmaya açılmış görünüyor.  Betonların suyu çekip akifere ulaştıramadığı ortada. Tam aksine toprağın kirliliği filtre etmesi  sağlanmadığından kimyasal ve zehirleri içeren su denizlere ve okyanuslara ulaşıyor. Bu da denizlerdeki asit oranının artması ve biyoçeşitliliğin katli demek anlamına geliyor. Elbette bu noktada endüstri kirliliği yanında tarım ve hayvancılıkta kullanılan kimyasallar ve zehirleri de göz önünde bulundurmalıyız. İşte Avustralya’da dünyanın sekizinci harikası olarak bilinen </span><i><span style="font-weight: 400;">Great Barrıer Rif</span></i><span style="font-weight: 400;"> böyle can çekişir hale getirildi. Bizde ise Tuz gölü, Beyşehir gölü vb&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın en güzel su depoları dağlardır. Yalnızca ormanlık alanlar olarak yağmuru daha çok çekmesi itibariyle değil. Aynı zamanda biriken kar yavaş yavaş erir. Bitkilerin kökleri vasıtasıyla yerin değişik katmanlarında su depolanır</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Akıllıca yerel  uygulamalarla ekosistemin onarımını sağlamak mümkün. Bunlardan biri beton yüzeyleri olabildiğince azaltıp geçirimli yüzeyler yapmak. ABD’nin bir dizi eyaletinde yağmur suyu hasadı yapana teşvik olduğu gibi kamusal alanlardaki betonlar sökülerek geçirimli yüzeyler yapılmaya 2009’dan itibaren başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişimiyle artan kuraklık ve su kıtlığı nedeniyle dünyanın en kurak çöllerinde dahi çiğ hasadı yapılabilen geleneksel yöntemler var. Biyomimikri dediğimiz doğal canlı yapıların ilmeyiş biçimlerinden esinlenilerek su hasadı yapma ve suyu sistemde birkaç kez döndürmek de mümkün.</span></p>
<h5><b>Yağmur Suyu Hasadı ve Yerel Yönetimler</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağmur suyu hasadı hakkında Çaycuma ve Ankara belediyelerin ciddi adım attığı haberlerini aldık. Ancak bu durum tarım ve hayvancılıkta ve en önemlisi endüstride ciddi tedbir olarak göz önüne alındığında etkili olabilir. Hatta endüstrinin kirletici ve zehirleriyle toprağın tuzlanmasını da önleyecek yöntemlere hemen başlanmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olası bir yerleşim yeri planlarken ilk kriterin su gözüyle bakmak olduğunu bir kez daha tekrarlayalım. Çünkü su olmadan hayat olmuyor. Ancak eski uygarlıkların doğa şekillerine göre havza modeliyle su ve gıda gereksinimlerini karşıladıklarını görüyoruz. Kariya, Likya Mezapotamya medeniyetlerini göz önüne alalım&#8230;  100km ötedeki suya göz dikenler oluş mu? O zaman teknoloji bu denli gelişmiş olsaydı yine de göz dikerler miydi orası elbette insan merkezli mantık çerçevesinde tartışılabilir. Ancak şu bir gerçek ki yereli canlandırabildiğimiz sürece var olabileceğiz ortada.  Kaliforniya’nın Santa Kuruz kasabası neredeyse çöl iklimine sahiptir. Ancak su  konusuna kafa yoran ekolojistler yerel yönetimle birlikte çalışarak yağmur suyu hasadıyla suyu alanda emdirip gezdirerek suya doygun hale getiren bir örnek yarattılar. Brad Lancester bu konunun<a href="https://desertharvesters.org/" target="_blank" rel="noopener"> liderlerinden</a>. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasankeyf ve Nil nehri kenarında kurulan  uygarlıklar o nehrin o dağ ve vadilerin şekline göre şekillendirilmiş&#8230; Kısacası insanı doğaya uydurmaya çalışmışlar. Doğayı insana göre şekillendirmemişler. Ancak günümüzün doğaya nesne gözüyle bakan insan merkezli yaşamı böyle değil. Örneğin Bodrum’daki yarı kurak Akdeniz ikliminde golf sahasının ne işi var?  O golf sahasının yanındaki köyler, yeraltı sularının seviyesinin hızla azalmaya başladığını belirtiyor.  Sonra Datça gibi en kuru bir yarımadada akiferi besleyen dere yatakları, vadiler sulak alanlar gibi su yutaklarının yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi lazım. Çünkü oralar aynı zaman da biyoçeşitliliğin habitatlarıdır. Ekolojistler korona virüs gibi hastalıkların en temelde biyoçeşitlilik azaltılmasından kaynaklandığı üzerinde durmakta iken, bu gerçeği görmemek aptallık olacaktır. </span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Temiz suya ulaşma her canlının hakkıdır. Suyu metalaştıran kapitalist sistem neredeyse  havayı da tüplerde satma pazarlarını hazırlamış durumda. Derelere vadilere sulak alanlara yapılan evlerin pazarlanmasıyla manzara değil ekosistem hırsızlığı pazarlanıyor. O ev sahiplerine de yaramayacak bir hırsızlık bu. Oysa su en önemli müşterektir</span><b>.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyleyse konuya yerel olduğu kadar küresel etik çerçevesinde bakmamız gerektiği açıktır. Çünkü küresel iklim değişimi gerçeği aynı gökyüzü  altında olduğumuzu kuraklığıyla, sel baskınlarıyla, kıtlıkla tekrar tekrar anımsatıyor. İnsan merkezli düşünce ve sosyal sistemler, ekosistem yıkımlarının ve dolayısıyla biyoçeşitlilik kaybının sorumlusudur. Ekosistemde her canlının geleceği birbirine bağlı olduğuna göre yerel ve küresel su politikaları da birbirine bağlıdır. Su politiktir!</span> <span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Kapak görseli: Perry Tse</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/">&#8220;Su Politiktir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2018 11:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[New South Wales]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avustralya’nın en büyük nüfusa sahip eyaleti New South Wales’in tamamında kuraklık yaşandığı belirtildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/">İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney yarımküredeki ülkede yağışsız geçen kış ayları, Doğu Avustralya’da bu zamana dek görülen en kötü kuraklığa neden oldu.</p>
<p>New South Wales, ülkenin tarımsal üretiminin dörtte birini karşılıyor.</p>
<p>Eyaletin tamamında resmen kuraklık bölgesi ilan edildi.</p>
<p>Temmuz’da New South Wales eyaletinin bazı kesimlerine 10 milimetreden az yağış düştüğü belirtildi. Önümüzdeki aylarda da normalden az yağış alınacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Komşu Queensland eyaletinin yarısından fazlası ve Victoria eyaletiyle ülkenin güneyinde de kuraklık görüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Başbakan Malcolm Turnbull iki gün önceki açıklamasında ülkenin “bir kuraklık diyarı” olduğunu söylemişti.</p>
<p>Eyalet yönetimi ve federal hükümet acil yardım için 430 milyon dolarlık fon sağladı.</p>
<p>Paranın, ürün yetiştiremeyen çiftçilere yardım, su sıkıntılarının giderilmesi ve hayvan yemi maliyetlerinin karşılanmasında kullanılması planlanıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29536" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1.jpg" alt="" width="620" height="414" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1-320x214.jpg 320w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Dünyada birçok farklı bölge aşırı iklim olayları ile yüz yüze…</p>
<p>İklim değişikliği ile aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığının artması arasında ilişkiyi gösteren de birçok bilimsel araştırma bulunuyor.</p>
<p>Fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkileriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı iklim değişikliğine yol açıyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/">İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel İklim Değişikliği Ren Nehri’nde Binlerce Balığın Ölümüne Neden Oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/kuresel-iklim-degisikligi-ren-nehrinde-binlerce-baligin-olumune-neden-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2018 08:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[ren nehri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel iklim değişikliğinin ölümcül etkileri Avrupa’da da etkisini göstermeye devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/kuresel-iklim-degisikligi-ren-nehrinde-binlerce-baligin-olumune-neden-oldu/">Küresel İklim Değişikliği Ren Nehri’nde Binlerce Balığın Ölümüne Neden Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçreli yetkililer Ren Nehri’nin İsviçre kıyısında bir ton ölü balık topladıklarını, geride kalan balıkları kurtarmak için acil önlem alınacağını açıkladı.</p>
<p>Serin sularda yaşamaya alışkın olan balıklar sıcaklığın 23 dereceye yükselmesinden etkileniyorlar.</p>
<p>Bölgede 25 derecenin üzerine çıkan sıcaklık ve düşen su seviyesi nedeniyle binlerce balığın öldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Yetkililer önlem olarak nehir boyunca balıkların rahatlayabileceği serin bu su havuzları kurdu.</p>
<p>2003 yılında, Ren Nehri’nde su sıcaklığının 26 dereceye yükselmesi nedeniyle 50 bin gölgebalığı ölmüştü.</p>
<p>Almanya’nın kuzetindeki Hamburg kentindeki Alster Nehri’nde de sıcaklığın 27 dereceye ulaşması nedeniyle balık ölümlerinin yaşandığı belirtiliyor.</p>
<p>Birleşik Krallık Çevre Ajansı son haftalardaki aşırı sıcaklar nedeniyle Essex, Norfolk ve Suffolk’ta 6 bin balığın öldüğünü açıkladı.</p>
<p>Fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkileriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı iklim değişikliğine yol açıyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/08/kuresel-iklim-degisikligi-ren-nehrinde-binlerce-baligin-olumune-neden-oldu/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/kuresel-iklim-degisikligi-ren-nehrinde-binlerce-baligin-olumune-neden-oldu/">Küresel İklim Değişikliği Ren Nehri’nde Binlerce Balığın Ölümüne Neden Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya İklim Değişiminde &#8216;Geri Dönüşü Olmayan Yola Girebilir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/07/dunya-iklim-degisiminde-geri-donusu-olmayan-yola-girebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2018 11:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Sera Dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulağa düşük bütçeli bir bilim kurgu filminin senaryosu gibi gelebilir, ancak uzmanlara göre 'Sera Dünya' çok ciddi bir olasılık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/07/dunya-iklim-degisiminde-geri-donusu-olmayan-yola-girebilir/">Dünya İklim Değişiminde &#8216;Geri Dönüşü Olmayan Yola Girebilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, çok yakında gelecek yüzyıllarda yüksek sıcaklıklara ve deniz seviyelerinin yükselmesine yol açacak eşiği aşabileceğimize inanıyor.</p>
<p>Ülkeler, karbon salımında kesinti hedeflerini tuttursalar bile &#8220;geri dönüşü olmayan bir yola&#8221; girmiş olabiliriz.</p>
<p>Uluslararası bir ekibin araştınmasına göre bu senaryo küresel ortalama sıcaklıkların 2 derece artmasıyla yaşanabilir.</p>
<p>Bir bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, önümüzdeki 10 ila 20 yıl içinde gerçekleşecek ısınma, şu anda bizi koruyan dünyanın bazı doğal güçlerini düşmanımız haline getirebilir.</p>
<p>Her yıl, dünyanın ormanları, okyanusları ve kara kütleleri, normalde atmosfere karışıp sıcaklıkları daha arttıracak 4,5 milyar ton karbon emiyor.</p>
<figure id="attachment_29492" aria-describedby="caption-attachment-29492" style="width: 624px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-29492" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102850989_pic2.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102850989_pic2.jpg 624w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102850989_pic2-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102850989_pic2-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /><figcaption id="caption-attachment-29492" class="wp-caption-text">Uzmanların bahsettiği senaryo gerçekleşirse, dünyanın pek çok yeri olumsuz etkilenecek.</figcaption></figure>
<p>Ancak dünya ısındıkça, bu karbon kuyuları karbon kaynaklarına dönüşüp, iklim değişikliği sorununu çok daha kötüleştirebilir.</p>
<p>Yani, sanayi devrimi öncesi seviyelere kıyasla iki derecelik sıcaklık artışı yaşanırsa, emdiklerinden çok karbonu atmosfere salabilirler.</p>
<p>2015&#8217;te çeşitli ülkeler, sıcaklık artışını iki derecenin altında tutma taahüdü vermiş ve 1,5 derecenin altında tutmak için uğraşacaklarını söylemişlerdi.</p>
<p>Ancak araştırmacılara mevcuk karbon kesintileri yeterli olmayabilir.</p>
<p>Stockholm Direnç Merkezi&#8217;nden Prof. Johan Rockström BBC&#8217;ye yaptığı açıklamada &#8220;Söylediğimiz şu, iki derecelik ısınma noktasına gelirsek, kontrol mekanizmasını dünyanın kendisine vermiş oluruz. Şu anda kontrol bizde ama iki dereceyi geçersek, dünyanın çeşitli sistemlerinin dosttan düşmana dönüştüklerini görürüz. Kaderimizi dengesini kaybetmiş bir dünya sistemine teslim ederiz&#8221; dedi.</p>
<figure id="attachment_29493" aria-describedby="caption-attachment-29493" style="width: 624px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-29493" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851130_pic4.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851130_pic4.jpg 624w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851130_pic4-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851130_pic4-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /><figcaption id="caption-attachment-29493" class="wp-caption-text">Kuzey kutbundaki buzulların erimesi, uzaya geri yansıyan güneş ışığı miktarını azaltacak.</figcaption></figure>
<p>Şu anda küresel sıcaklıklar, sanayi devrimi öncesi seviyelere göre bir derece artmış durumda ve her on yılda bir 0,17 derece daha artıyor.</p>
<p>Çalışmada uzmanlar 10 farklı doğal sistemi inceledi.</p>
<p>Şu anda bu sistemler insanlığın karbon salımı ve sıcaklık artışlarının en kötü etkilerinden kaçırmasını sağlıyor. Bunlar arasında ormanlar, kuzey kutup bölgesindeki buzullar ve okyanus yüzeyindeki metan hidratlar bulunuyor.</p>
<p>Kaygı, bu sistemlerden birinin dengesinin botulup atmosfere büyük miktarlarda karbon salması ve diğerlerinin domino etkisiyle bunu takip etmesi.</p>
<h3 class="story-body__crosshead">Sera dünya senaryosu tam olarak ne?</h3>
<p>Kısaca, iyi bir şey değil.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29494" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851125_pic5.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851125_pic5.jpg 624w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851125_pic5-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/102851125_pic5-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>Araştırmaya göre, Sera Dünya dönemine geçiş, dünyada küresel sıcaklıkların son 1,2 milyon yılda görülmedik derecede artması demek.</p>
<p>Sıcaklık artışı sanayi devrimi öncesine göre 4 ila 5 derece olabilir. Buzulların erimesi nedeniyle deniz seviyeleri şimdikinden 10 ila 60 derece yüksek olabilir.</p>
<p>Bu durum da dünyanın bazı kesimlerinin yaşanamaz hale gelmesi demek.</p>
<p>Tek iyi yanı ise, ki buna iyi bir yan denilebilirse, en kötü etkilerin birkaç yüz daha görülmeyecek olması. Kötü tarafı ise, başladığı takdirde artık yapacak hiçbir şeyimizin olmaması.</p>
<h3 class="story-body__crosshead">Daha önce bu riskler bilinmiyor muydu?</h3>
<p>Uzmanlar şu ana dek doğal sistemlerin gücünü ve hassasiyetini hafife aldığımızı söylüyor.</p>
<p>İnsanlar, sıcaklıkların bu yüzyılın sonuna dek 3 ila 4 derece artmasının bir acil durum olacağını düşünüyordu. Ancak bu araştırma 2 derecelik artışın, şu anda ısınmayı önleyen doğal sistemlerin bizi &#8220;geri dönülemez bir yola sokacak&#8221; büyük karbon kaynakları olacağını belirtiyor.</p>
<p>Kaynak<a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45092435" target="_blank" rel="noopener">: BBC</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/07/dunya-iklim-degisiminde-geri-donusu-olmayan-yola-girebilir/">Dünya İklim Değişiminde &#8216;Geri Dönüşü Olmayan Yola Girebilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jul 2018 11:43:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[meteoroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya’da ve Türkiye’de iklim değişikliği ile afetler arasındaki tartışmaya dair durumu veriler ile ortaya koyan çalışma kapsamında dört temel soruya cevap arandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/">Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Analizin son kısmında ise son yıllarda ülkemizde giderek artan afetler de derlendi. Bu önemli hasarlara ve sosyal ve ekonomik sorunlara yol açan afetlerde iklim değişikliğinin parmağının olması muhtemel görünüyor.</p>
<p><strong>İklim Değişikliği ile Meteorolojik Afetler Arasında İlişki Var mı?</strong></p>
<p><em><strong>İklim değişikliği ile sel, kuraklık ve benzeri aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığının artması arasında ilişkiyi gösteren birçok bilimsel araştırma bulunuyor</strong>.</em></p>
<p>IPCC, WMO, NASA ve birçok bilimsel kuruluş, iklim değişikliği yüzünden <a href="https://earthobservatory.nasa.gov/Features/RisingCost/rising_cost5.php" target="_blank" rel="noopener">küresel ortalama sıcaklıkların artacağını</a> <a href="http://www.ssec.wisc.edu/~kossin/articles/Chapter_2.pdf" target="_blank" rel="noopener">ve bunun da kuraklık riskini</a>, <a href="http://www.mdpi.com/1660-4601/15/3/538/pdf" target="_blank" rel="noopener">düzensiz ve aşırı yağış sıklığı</a> ve miktarını ve <a href="https://www.wmo.int/pages/prog/dra/vcp/documents/7607_Climate-Change-DRR.pdf" target="_blank" rel="noopener">fırtına gibi aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetini yükseltebileceğini</a> ortaya koyuyor. Son yıllarda sayıları hızla artan atıf çalışmaları sayesinde insan kaynaklı iklim değişikliği ve aşırı hava olayları arasındaki bağlantılara dair ispatlar ve olay bazlı kanıtlar da giderek çoğalıyor.</p>
<ul>
<li>Bilim insanları, Haiyan Tayfunu’ndan Kaliforniya’daki kuraklığa kadar hava olaylarını inceledikleri 140’dan fazla çalışma yayımladılar.</li>
<li>Bu çalışmalara dair yapılan bir analiz, bu afetlerin %63’ünde iklim değişikliğinin parmağı olduğunu ve bu afetlerin daha şiddetli yaşanmasına neden olduğunu ortaya koyuyor. Sıcak hava dalgaları bu tür olayların yaklaşık yarısını temsil ederken (%46), kuraklık %21’ini, şiddetli yağışlar veya seller ise %14’ünü oluşturuyor.</li>
<li>Şu anda Güney Asya ise giderek şiddetlenen Maria kasırgası nedeniyle tetikte. Rüzgar hızı şimdiden 140 km’yi aşan Maria Kasırgası, Çin, Japonya ve Filipinler’i tehdit ediyor. Süper tayfun kategorisine giren bu kasırganın olduğu bölgede de iklim değişikliğinin bu afetlerde parmağı olduğunu gösteren çalışmalar bulunuyor.</li>
</ul>
<p><strong>Türkiye’de Hava Durumu Nasıl? Sıcaklıklar Artıyor mu?</strong></p>
<p><strong><em>Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de ortalama sıcaklıkların giderek arttığını, ortalama yağışların azalma eğilimi gösterdiğini, ortalama nemin azaldığını ve buharlaşmanın ise arttığını gözler önüne seriyor.</em></strong></p>
<p>2017 yılında, Türkiye’de ortalama sıcaklık 1970 yılına göre 1,5 derece artarak <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017SicaklikveYagisDegerlendirmesi.pdf">14.2</a> derece olarak gerçekleşti. 1981-2010 ortalamasının 13,5 derece olduğunu göz önüne alırsak ortalama artış 0.7 derece oluyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, “Türkiye ortalama sıcaklıklarında 1998 yılından bu yana (2011 yılı hariç) süreklilik arz eden bir artış”olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>İklim değişikliği konusunda sıkça irdelenen diğer bir başka konu da yağış miktarı ve sıklığıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, “2017 yılı, Türkiye yıllık alansal ortalama toplam yağışı 506.6 mm ile 1981-2010 normalinin (574 mm) %12 altında gerçekleşti.” Kurumun, “2017 Yılı Sıcaklık ve Yağış Değerlendirmesi”ne göre 1990 yılından günümüze kadar yağış miktarında azalma eğilimi bulunurken, “2017 yılında, 1990 yılından günümüze kadar görülen azalmaların üçüncüsü gerçekleşti”.</p>
<p>Bu veriler Türkiye’de sıcaklıkların artarken, yağışların ise azalmakta olduğunu ortaya koyuyor. İklim bilimi ve iklim değişikliği ile meteorolojik hava olayları arasındaki ilişki açısından önem arz eden diğer veriler ise nem ve buharlaşma verileridir. Nem ve buharlaşma verileri bir yandan uzun vadeli kuraklık gibi afetler ile ilişkiliyken diğer bir yandan ise aşırı yağışlar ve fırtınalar gibi kısa vadeli meteorolojik afetler ile doğrudan ilişkilidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri 1970’e göre günümüzde Türkiye’de ortalama nemin azaldığını işaret ederken buharlaşmanın ise azalma eğilimi gösterdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>İklim değişikliğinin aşırı (ekstrem) sıcaklıkları da etkilediğine dair birçok bilimsel çalışma bulunuyor. Türkiye’de yaz ayları maksimum sıcaklık ortalamaları artarken, kış ayları minimum sıcaklık ortalamaları düşme eğilimi gösteriyor. Türkiye’nin daha sıcak, daha az yağış alan ve daha yüksek buharlaşmanın olduğu bir iklim ile karşı karşıya olduğunu ifade edebiliriz.</p>
<p><strong>Türkiye’de Afet Sayıları ve İstatistikleri Neler Söylüyor?</strong></p>
<p><strong><em>Çalışmalar Türkiye’de afetlerin, başta fırtına, sel ve don olmak üzere giderek arttığını ve aynı zamanda giderek şiddetlendiğini de ortaya koyuyor. Diğer bir yandan ise uzun vadeli veriler, Türkiye’nin genel ikliminde sıcaklık artışları yaşandığını, yağışların ve nemin düştüğünü, buharlaşmanın ise arttığını gösteriyor. Bütün bu gözlemler Türkiye’de beklenen iklim değişikliği etkileri ile de bire bir uyumlu görünüyor.</em></strong></p>
<p>Türkiye’de 2017 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017AfetDegerlendirme.pdf" target="_blank" rel="noopener">598</a>, 2016 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitaplar/dogalafet-2016.pdf" target="_blank" rel="noopener">654</a>, 2015 yılında ise <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2016/2015afet.pdf" target="_blank" rel="noopener">731</a> meteorolojik afet gözlemlendi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre de bahsi geçen bu üç yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak ön plana çıkıyor. Bu afetlere dair diğer bir çarpıcı veri ise karakteristikleri konusundadır. Son üç yılda Türkiye’deki afetlerin ortalama %80’inden fazlası fırtına, şiddetli yağış/sel ve dolu afeti olarak gerçekleşti.</p>
<ul>
<li>2017 yılında gözlenen meteorolojik karakterli doğal afetler içinde fırtına (%36), şiddetli yağış/sel (%31) ve dolu afeti (%16) ile ilk sıralarda yer alıyor.</li>
<li>2016 yılı içerisinde ülkemizde meydana gelen meteorolojik karakterli doğal afetlerin yarısına yakınını fırtınalar (%45) oluşturdu. İkinci sırada kuvvetli yağış ve sel olayları (%20) yer alırken bunu %15’lik dilim ile dolu olayları takip ediyor.</li>
<li>2015 yılında gözlenen meteorolojik karakterli doğal afetler içinde fırtına-hortum (%31), şiddetli yağış ve sel (%31) ve dolu afeti (%15) ilk sıralarda yer alıyor.</li>
</ul>
<p>Meteorolojik gözlemler Türkiye’de fırtına ve sel/aşırı yağış ile don sayısının giderek arttığını gözler önüne seriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2016 yılındaki bir değerlendirmesine göre, “2000 yılından sonraki yıllarda sel olaylarında ciddi artışlar olmuştur. Son 10 yılda hemen hemen 50 ve daha fazla sayıda sel olayı gerçekleşti”. 2015, 2016, 2017 yılları son 20 yılda en çok dolu afetinin yaşandığı beş yıldan üçü olarak da ön plana çıkıyor. Ülkemizde, 2015 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2016/2015afet.pdf" target="_blank" rel="noopener">226</a>, 2016’da <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitaplar/dogalafet-2016.pdf" target="_blank" rel="noopener">292</a>, 2017 yılında ise <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017AfetDegerlendirme.pdf" target="_blank" rel="noopener">215</a> fırtına/hortum olayı gerçekleşti. “Uzun yıllar fırtına afeti sayılarına bakıldığında, son 10 yıl içerisinde fırtına afet sayısının önceki yıllara göre daha fazla yaşandığı görülüyor”. 2016 yılı, aynı zamanda, “Son 10 yılda yaşanan afetler arasında ise en fazla sel afet yaşanan yıl olarak kayıtlara geçmişti”.</p>
<p><strong>Bu Konuda Toplum Ne Diyor?</strong></p>
<p><strong><em>Türkiye’de insanlar sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi afetlerin giderken arttığını düşünüyor.</em></strong></p>
<p>Bu konuda halkın ne düşündüğünü ortaya koyan en son çalışma, İklim Haber ve KONDA Araştırma ile beraber yapıldı. Seçimlerin başarılı anket şirketlerinden KONDA Araştırma’nın Türkiye’de yürüttüğü saha çalışmasında, “Türkiye’de sel, fırtına, aşırı sıcaklık, kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttı mı, azaldı mı?” sorusu toplam 2595 kişiye soruldu. Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye toplumu da meteorolojik afetlerin sayısının arttığını gözlemliyor. Ankete katılanların %76,3’ü bu soruya “arttı” diye cevap verirken, sadece %6,5’lik bir kesim “azaldı” diye <a href="https://www.iklimhaber.org/iklimarastirmasi2018/" target="_blank" rel="noopener">cevap veriyor.</a>Araştırma aynı zamanda Türkiye’nin %87’sinin “iklim değişikliği var” dediğini de gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Afetler ile İklim Değişikliği Konusunda Türkiye’de Durum Ne?</strong></p>
<p><strong><em>Bilim çevreleri ve kamu kuruluşları, Türkiye’de de, küresel iklim değişikliğinin benzer bir biçimde meteorolojik doğal afetlerin hem sıklığını hem de etkisini artırma riski olduğunu belirtiyor.</em></strong></p>
<p>Mikdat Kadıoğlu, IPCC’nin Küresel İklim Modelleri ile yaptığı projeksiyonlara göre 2030 yılında Türkiye’nin de büyük bir kısmının oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girebileceğini ve sıcaklıkların kışın 2 derece, yazın ise 2 ila 3 derece artabileceğini söylüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ise bir yandan dünya genelinde “küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle, meteorolojik, iklimsel ve hidrolojik afetlerin oluşum sayılarında ciddi artışlar olduğunu” ifade ederken, Türkiye’nin 6. Ulusal İklim Değişikliği Bildirimi’nde ise tüm Türkiye’de sıcaklıkların yükselmekte, yaz günleri ve sıcak gün sayısının artmakta ve tüm meteorolojik istasyonlarda toplam yağışlarda azalma olduğu ortaya konuluyor.</p>
<p>Türkiye’de artan aşırı hava olayları ile iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaya neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu konuda ender çalışmalardan biri 29 Aralık 2016’da Mersin’de gerçekleşen sele dair yapıldı., “29 Aralık 2016 Mersin Selinin Meteorolojik Analizi ve İklim Değişikliği Bağlantısı” adlı çalışma, Kimya Y. Müh. Ömer Erdal Bilici ve Prof. Dr. Ayşe Everest tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>2018 Yılı Afet Günlüğü:</strong></p>
<ul>
<li>Ocak ve Şubat ayında Türkiye’nin birçok yerinden fırtına ve aşırı yağış haberleri geldi: <a href="https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/yahyaliyi-sel-ve-heyelan-vurdu-2318026/" target="_blank" rel="noopener">Kayseri’yi</a>, <a href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yasam/547112.aspx" target="_blank" rel="noopener">Aydın’ı</a> fırtına vurdu, Şanlıurfa’nın ilçesi <a href="https://tr.sputniknews.com/turkiye/201801271031992910-sanliurfa-siverek-sel-aldi/" target="_blank" rel="noopener">Siverek’i</a> sel aldı. <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/meteorolojiden-mersin-icin-kuvvetli-yagis-uyarisi-2991948" target="_blank" rel="noopener">Antalya ve Mersin’de</a> aşırı yağışlardan dolayı okullar tatil edildi, eğitim sekteye uğradı. <a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/firtina-ve-hortum-kemeri-yikti-gecti" target="_blank" rel="noopener">Fırtına</a> Antalya’nın Kemer ilçesinde etkili oldu. İzmir’deki <a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/izmirde-firtina-deniz-tasti-isyerlerini-su-basti,tPZaCCY-ikqsVUZ9E2MVnA" target="_blank" rel="noopener">fırtınada</a>, deniz taştı, iş yerlerini su bastı.</li>
<li>Mart ayının özellikle son haftasında Türkiye’nin dört bir yanında aşırı yağışlar görüldü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, <a href="https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/meteorolojiden-butun-yurda-son-dakika-saganak-yagis-uyarisi-2316610/" target="_blank" rel="noopener">bütün yurtta</a> aşırı yağış uyarısı verdi. <a href="http://www.haberantalya.com/siddetli-yagmur-devam-edecek-sel-ve-hortum-uyarisi-antalya-hava-durumu/428295/" target="_blank" rel="noopener">Antalya’da</a> metre kareye 149 kg yağış düştü. <a href="https://www.takvim.com.tr/guncel/2018/03/03/firtina-istanbulu-vurdu-yagmur-doluya-dondu" target="_blank" rel="noopener">İstanbul’da</a> sel ve dolu hayatı felç etti. <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/edirnede-nehirlerde-kirmizi-taskin-alarmi-su-daha-da-yukselecek-40786844" target="_blank" rel="noopener">Edirne’de</a> aşırı yağışlar Tunca ve Meriç nehirlerinin taşmasına neden oldu.</li>
<li>Nisan ayında <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/sel-sulari-can-aldi-40849801" target="_blank" rel="noopener">Bursa</a>, <a href="http://www.mynet.com/haber/guncel/dha-yurt-hatayda-saganak-yagis-sele-donustu-4056678-1" target="_blank" rel="noopener">Hatay</a> ve Şanlıurfa’nın <a href="http://www.ensonhaber.com/sele-kapilan-cocugun-kurtarilma-ani-kamerada.html" target="_blank" rel="noopener">Birecik</a> ilçesi sel ile mücadele etmek zorunda kalırken, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/zarar-buyuk-agaclari-kokunden-soken-firtina-40803357" target="_blank" rel="noopener">Adana’da</a> fırtına ağaçları kökünden söktü. Mayıs ayında ise <a href="http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/ankara-da-saganak-yagis-metro-merdivenlerini-selaleye-cevirdi-535252.html" target="_blank" rel="noopener">Ankara’da</a> sel felaketi kent yaşamını sekteye uğrattı. Yetkililerce “500 yılda olabilecek bir afet” olarak adlandırılan <a href="https://onedio.com/haber/ankara-da-10-dakikalik-yagis-sele-donustu-araclar-suruklendi-6-kisi-yaralandi-821116" target="_blank" rel="noopener">sel</a>, 6 kişiyi yaraladı.</li>
<li>Haziran ayı da afetsiz geçmedi. <a href="https://www.cnnturk.com/video/turkiye/ankara-kirikkonaklarda-siddetli-yagis-sele-dondu">Ankara’yı</a> yine sel vurdu, <a href="https://www.milligazete.com.tr/haber/1613491/istanbulda-siddetli-yagis-ucaklar-inemedi-su-baskinlari-oldu" target="_blank" rel="noopener">İstanbul’da</a> şiddetli yağıştan uçaklar inemedi, su baskınları oldu. <a href="http://www.haberturk.com/tv/burasi-turkiye/video/kahramanmarasta-sel-felaketi-3-kisi-hayatini-kaybetti/499258" target="_blank" rel="noopener">Kahramanmaraş’ta</a> sel felaketinden 3 kişi hayatını kaybederken, <a href="https://www.ntv.com.tr/video/turkiye/konyada-saganak-yagmur-sele-donustu,djxs3rtqeEOuSaB-NfZENw" target="_blank" rel="noopener">Konya’da</a> sağanak yağmur sele dönüştü.</li>
</ul>
<p>Kaynak: <a href="https://www.iklimhaber.org/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/" target="_blank" rel="noopener">İklim haber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/">Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
