<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kentsel dönüşüm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kentsel-donusum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kentsel-donusum/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:14:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kentsel dönüşüm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kentsel-donusum/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 08:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yarımburgaz Mahallesi Koruma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Bayat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarımburgaz Mahallesi imar sorunlarının ardından bu kez de Kanal İstanbul projesiyle karşı karşıya kaldı. Kentsel dönüşüm sorunlarına karşı mahallelinin bir araya gelerek kurduğu Yarımburgaz Mahallesi Koruma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve gönüllülerinden Ferhat Bayat ile çalışmalarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/">Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Kuruluş Amacımız Baki Ancak Mahallenin Diğer Sorunları Da Önceliğimiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46424 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Ferhat-Bayat-640x613.jpg" alt="" width="299" height="286" />İmar sorununa karşı &#8216;kendi geleceğimizi kendimiz kuralım&#8217; diyerek bir araya geldiklerini belirten Bayat, derneğin dayanışma temelinde kurulduğunu ifade ediyor. Bayat, “Kanal İstanbul projesinin yapılacağı çevre mahallelerden birinde yaşıyoruz. Kanal İstanbul’dan önce de mahalleli olarak devam eden kentsel dönüşüm ile ilgili problemlerimiz vardı. İmar sorunu çözülmüyor, belediye sürekli bakanlığa devrediyor. Bundan önce AK Parti belediyesi vardı şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi. Onlar da aynı şeyi söylüyorlar. Değişen bir şey yok yani. Derneğin kuruluş amacı baki. Yaşadığımız mahallenin hak gaspına uğramaması, toplanıp dilekçe yazılması ve yasal çerçeve doğrultusunda hareket edilmesi başlıca amaçlarımızdı. Daha sonra çocuklarla, gençlerle, mültecilerle dayanışmalar yaptık. Derneğin şu an iki amacı var diyebilirim; devam eden kentsel dönüşüm meselesi ile ilgili çalışmalar ve mahallenin  sosyo kültürel eksikleri ile ilgili çalışmalar yapmak.&#8221; diyor.</span></p>
<p><b>“Burası İç Göç İle Gelen Aileler İle Suriyeli Ailelerin Yaşadığı Bir Yer”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıllık zaman diliminde mahallenin tansiyonunun her zaman aynı olmadığını söyleyen Bayat, “Bazen bir açıklama oluyor, bir torba yasa geçiyor bunun içinde kentsel dönüşüm oluyor ve insanlar heyecanlanıyor, derneğe akın ediyorlar. Mahallenin genelinde aslında kabul gören işler yaptık. Futbol turnuvaları düzenledik, madde bağımlılığıyla ilgili toplantılar yaptık, film gösterimleri yapıyoruz. Çocukları kültür sanat aktivitelerine götürüyoruz. Buradaki birçok çocuk deniz görmemiş, müze görmemiş çocuklar. Bu mahallede göçmen ailelerin çocukları ve iç göçle gelen ailelerin çocukları beraber yaşıyor. İşçi çocuklar var, okuma yazma bilmiyorlar. Bu çocuklar daha çok mülteci çocuklardan oluşuyor. Okuma yazma, öz savunma çalışan gruplarımız var.&#8221; diye devam ediyor.</span></p>
<p><b>“Bizim İçin Sürdürülebilirlik Önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46425 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/FB_IMG_1577783899819-640x480.jpg" alt="" width="377" height="283" />Dayanışma amacının önemli olduğunu vurgulayan Bayat, derneğin kirasını mahalledeki ailelerin, faturalarını da esnafın karşılandığını belirterek şunları söylüyor: “Sosyal aktiviteler daha çok bağışlarla dönüyor ama fon almıyoruz. Bir yerden projelendirilmiş, şekillendirilmiş bir şeyi bu zamana kadar kabul etmedik. Proje teklifi yapanlar oldu ve malzeme olarak ufak hibeler aldık. Boks için boks malzemeleri, iftar için malzemeleri kabul ettik. Eğer içeriğini biz belirleyeceksek, özerkliğimizi koruyabileceksek olumlu bakabiliriz ancak direkt göbekten projeci, sadece proje ile başlayan proje ile biten ve proje bitince kimsenin kimseyi sormadığı çalışmaları doğru bulmuyoruz. Çünkü biz buradaki aileler ve onların çocuklarının her türlü sorunla ilgileniyoruz. Proje bazlı çalışmaların bazı açmazları oluyor. Mesela bir sene sürüyor o bir senede çocuklarla müzik çalıştım diyelim ve bir senenin sonunda o enstrümanlar, hoca olmazsa ya da o ortamın kirası ödenmezse bu bir enkaza dönüşür.&#8221;</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir olmalı ve bu maddi bir kaynakla değil, gönüllülerin öz gücü ile yürütülmeli.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların, çocukların, işçilerin Türkiye’deki mevcut koşullardan ciddi anlamda etkilendiği ifade eden Bayat, “Devletin bu konularda yetmediği ortada. Klasik olarak devletin yetmediği yerde biz yaparız bakış açılı sivil toplumculuk yerine kurduğumuz dil daha eleştirel. Buradaki tüm atölyelerde çocuklar çalıştırılıyor ve herhangi bir denetim olmuyor. Herkes bu durumu biliyor. Mültecilerin de sürekli dışlandığı bir durum var. Kumar oynatılan yerleri polis biliyor, bir şey yapmıyor. Kamunun durumu da yetersiz yani.” diyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/">Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2019 14:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentsel dönüşümle ilgili kanunların afet değil, deprem odaklı olduğunu söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu;  "Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz, halk afet yönetimi konusunda bilgilendirilmeli" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle sizin, &#8220;Binalar tüm afetlere hazırlıklı olmalı&#8221; şeklinde bir söyleminiz var. Türkiye, özellikle de İstanbul&#8217;da kentsel dönüşüm yıllardır sürüyor. Sizce bugüne dek bu düşünce dikkate alındı mı? </b></p>
<figure id="attachment_37633" aria-describedby="caption-attachment-37633" style="width: 329px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-37633" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/m.kadioglu.havaforum.com_.jpg" alt="" width="329" height="181" /><figcaption id="caption-attachment-37633" class="wp-caption-text">Mikdat Kadıoğlu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef Türkiye’de ‘tüm afetler’ şeklinde afetlere bütünleşik bir bakış acısı yok. Kurumlar, kanun ve yönetmelikler ile birlikte uygulamalar genellikle deprem gibi tek bir afete yönelik olmakta. Bu nedenle şu an ülkemizde ‘Binalar tüm doğa kaynaklı afetlere hazırlanmıyor’. Bu yanlış bakış acısı yakın zamanda düzelecek gibi de görünmüyor. 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve yeni hazırlanan bunun uygulama yönetmeliğinin başlığında her ne kadar ‘afet’ yazıyorsa da içeriği maalesef tamamen deprem odaklıdır. Bunun nedeni uzman ve uygulamacılar arasında disiplinler arası bir çalışma kültürü olmaması. Bir kaç kişi ya da aynı uzmanlıktan gelen kişiler kendi kısıtlı bilgi ve görgülerine göre bir şeyler yapmaya çalıştığı sürece olaylara bir bütün olarak bakamıyoruz.</span></p>
<p><b>‘Çürük Binaları Teşvik Eden İmar Barışı’ndan Vazgeçilmeli’</b></p>
<p><b>Doğal afetlere hazırlıklı bina, tam olarak ne demek? Detaylandırabilir misiniz? Sizce Türkiye&#8217;de, özellikle de İstanbul&#8217;da, binaların yüzde kaçı, en azından depreme dayanıklıdır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa, insan ya da teknoloji kaynaklı afetlere hazırlıklı bina demek daha doğru olur. Afetleri zaten ‘doğal’ olarak adlandırmak da doğru değil. Doğal kelimesini millet ‘normal, vb.’ olarak yanlış algılıyor. Doğa ya da başka kaynaklı olsun, tüm afetler can ve mal kaybına neden oluyor. Bu nedenle, binalarımızda zarar ve kayıplara neden olabilecek her şeyi ayırım filan yapmadan, afetlere at gözlüğüyle bakmadan dikkate almak zorundayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca ve özellikle çürük binaları yasallaştırıp meşrulaştıran ve teşvik eden İmar Barışı vb. uygulamalardan tümüyle vazgeçilmelidir. Gerçek anlamda Kentsel Dönüşümü ve binaların yenilenmesini teşvik eden uygulamalara öncelik verilmelidir. Sadece binasını yeni yönetmeliklere göre sağlamlaştıranlarla barış yapılması gerekir. Bu da kentsel dönüşümü teşvik eden çok daha doğru bir uygulama olacaktır.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm sürecinde, yanlış uygulamalar var mı? Neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında ülkemizde adı her ne kadar ‘kentsel dönüşümse’ de uygulama sadece ‘bina yenileme’ şeklinde olmaktadır. Gerçekte kentsel dönüşümün ekonomik, kültürel, vb. yönleri de vardır.  Yanlışların en başında bu çalışmanın sadece deprem odaklı olması geliyor. Yani, 6306 sayılı kanun başlığındaki afet uygulamada sadece depremdir. Keşke kanun adına afet yerine deprem yazılarak böyle bir büyük kavramsal hata yapılmasaydı. Bu durumda örneğin bir dere yatağındaki çürük bina yıkılıp depreme dayanıklı yapılırken sel tehlikesi tamamen göz ardı ediliyor. İleriki yıllarda da sel, heyelan, vb. afetlerin de her birine odaklı başka kentsel dönüşüm uygulamaları mı yapacağız? Bu bilimsel bir bakış ve yaklaşım değildir. Yeniden yapılan binalar, sadece deprem değil mevcutsa sel, heyelan vb. riskleri de dikkate alınarak inşa edilmelidir. Hatta yangın gibi doğa kaynaklı olmayan afetler de dikkate alınmalı ve artık evlere de yangın duman detektörü konulması zorunlu hale getirilmelidir.</span></p>
<p><b>Yerel seçimleri gerçekleştirdik. Yeni belediye yönetimlerinin bugünden itibaren adım atması gereken konular bu anlamda nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle belediyelerimizin 5353 Sayılı Belediye Kanunu’nun 53. maddesine göre, şu çalışmaları yapması gerekmektedir:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Halkın, depreme hazırlık ve temel afet bilinci, güvenli yaşam, vb. konularda (CD, kitap, seminer, söyleşi, tiyatro, vb. ile) sürekli eğitilerek halkın bilinçlendirilmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle, sokak, site ve kurum-kuruluş bazında Yerel Afet Gönüllüleri (YAG) şeklinde birimler oluşturularak halkın ilk yardım, yangın söndürme ve hafif arama kurtarma konusunda beceri sahibi olmasını sağlamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle bazında yaralı toplama, ilk yardım, sahra hastanesi, aş evi, barınma, toplanma, haberleşme, bağış dağıtımı, vb. acil durum yolları ve alt yapısı olan toplanma alanlarını oluşturmak.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yılda en az 2 kez mahalle bazında haberli, kurumlar bazında ise haberli ve habersiz tatbikatlar yapmak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet sırasında kullanılabilecek okul, spor salonu vb. gibi sağlamlığından ve güvenliğinden şüphe edilmeyecek sağlam binalar belirlenerek, bu alanlarda ve parklarda acil durumlarda kullanılacak her türlü malzemeyi depolamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tehlikeli binaların neden olabileceği can ve mal kaybı risklerini halka iyi anlatmak ve tüm afetlere yönelik kentsel dönüşümle yapısal riskler mümkün olduğunca çok, yaygın ve çabuk azaltılmak. Yapı denetim sistemine ilave olarak belediye kontrollerinin de devam etmesi gerekiyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet öncesi ve sonrasında, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, STK gibi birimlerle Beykoz’daki afet yönetimi çalışmalarını koordine edebilecek birimin kapasitesini geliştirmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;">İlçe halkı için yapılan çalışmaları, toplum tabanlı yapmak ve halkı bu çalışmalardan otobüs duraklarında, muhtarlıklarda, apartmanların girişlerinde, okul ve konutlarda birebir ve toplantılar düzenleyerek bilgilendirilmek.</li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Uluslararası standartlara (ISO22301) ve yeni yönetmeliklerimize uygun Afet Acil Yardım Planı yapmak. </span></li>
</ol>
<p><b>&#8220;Marmara Bölgesi’nde Büyük Kıyameti Bekliyoruz&#8221;</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığımızda, 99 yılındaki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? O dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü arasında fark var mı? Varsa rakam ya da yüzde verebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul gibi hızla büyüyen, gelişen mega kentler, yüzlerce kişinin çalıştığı büyük sanayi tesisleri ve tesislerde kullanılan karmaşık teknolojiler, bu tesislerde çalışanlar ve çevresinde oturanlar için çok yüksek kaza, vb. riskleri doğurmuştur. Son yıllarda hızlı bir kentleşme ve sanayileşme yaşanan İstanbul’un çok yoğun bir kentsel ve sanayi yerleşmeleri yükünü taşıyor olması, Boğaz gibi uluslararası bir su yolunun kentin ortasından geçmesi ve kentin aynı zamanda deprem riski yüksek bir bölgede yerleşmiş olması, deprem ve olası büyük kazalar sonucu ortaya çıkması muhtemel zarar riskini her alanda çok yükseltmektedir. Ayrıca üç tarafı denizle çevrilmiş olan İstanbul su havzalarının kısıtlı olmasına rağmen şehirde artan nüfus ve sanayinin yüksek talebi ile birlikte küresel iklim değişimi ve kuraklık ile de tehdit edilmektedir. Böylece, günümüzde doğal, teknolojik ya da insan kaynaklı afetler sonucunda İstanbul’da ortaya çıkabilecek zararların, insan hayatı, mal-mülk ve çevre açısından çok büyük boyutlarda olabileceği aşikârdır. Özetle İstanbul kenti 99 yılındaki risklerle karşılaştırılamaz kadar çok büyük bir tehlike havuzudur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle 10 Eylül 1509 İstanbul depremi o zaman “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılmıştı. Şimdi ülke olarak Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz.</span></p>
<p><b>‘34 Bin Çürük Bina Kentsel Dönüşümle Yenilenemez’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümde, her binayı yıkıp yeniden yapmak yerine, uygun olan binaları güçlendirme yoluna gitmek hakkında ne düşünürsünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her binayı yıkmak hem mümkün değil, hem de doğru değil. Özellikle tarihi binaları yıkıp yeniden yapamayız. Bazı binaların da değişen imar vb. planlardan dolayı yıkılsa yeniden aynı büyüklükte ya da yerde yapılması mümkün olamayabilir. Genellikle güçlendirme, masrafının yıkıp yeniden yapmak masrafının yüzde 40’ını geçmediği durumlarda öneriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an İstanbul’da, en iyimser senaryoya göre ağır hasar görmesi beklenen bina sayısının 34 bin adet olduğu söyleniyor. Bu kadar çok sayıdaki bina beklendiği gibi deprem olup hasar görünce, ortaya çıkacak olan afet yönetilemez. Diğer bir deyişle, 34 bin binanın başına 20’şer kişiden oluşan 34 bin arama kurtarma ekibi bulup koymak mümkün değil. Afet yönetimi, aslında ülkemizde sanıldığı gibi bir arama kurtarma, vb. problemi değildir. Afet yönetimi 34 bin çürük binayı 34 adete indirgemektir. Şu anki ekonomik, vb. durum 34 bin binanın yakın bir zamanda kentsel dönüşümle yenilenemeyeceğini göstermektedir. Beklenen deprem ise her an oluşabilir. Bu nedenle, 34 bin binanın bir an önce, çok acilen depremde ağır hasar görmeyecek ve yassı kadayıf bir şekil almayacak şekilde güçlendirilmesi gerekir.</span></p>
<p><b>‘Afetlere Bütünleşik Yaklaşılmalı’</b></p>
<p><b>Afet deyince, en acı tecrübeleri yaşadığımız depremler akla geliyor. Oysa yakın zamanda bir sel felaketi yaşandı. Yaklaşık 2 yıl önce, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, ağaçları yerinden söken bir fırtına gerçekleşti. Yangınlar hala canımızı yakan bir felaket. Bu konularda, yerel yönetimlerin ya da merkezi yönetimin ne gibi tedbirleri olabilir? Vatandaşlar bu konularda ne gibi tedbirler alabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet yönetiminin temel ilkelerinden biri afetlere bütünleşik yaklaşmaktır. Yani en büyük risk, bazı riskleri dikkate almamaktır. Vatandaşlar öncelikle kendi can ve mal güvenliklerinden en çok kendileri sorumlu olduğunu anlamalıdır. ‘Devlet baba’ mantığı afetlerde öldürür. Diğer bir deyişle, afetlerde insanları en çok kendi bilgisi ve hazırlığı korur. Bu yüzden afetlerin ilk 3 günü, yani altın saatler denilen ilk 72 saat için herkesin, her kurum ve kuruluşun hazır olması gerekir. Ayrıca vatandaşlar mutlaka belediyesinden Belediye Kanu’nun 53. maddesi gereği, görevini yapıp yapmadığını sorgulamalı. Vatandaşın gündeminde olmayan bir konu yerel idarecilerin de gündeminde olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlkokuldan liseye kadar hayat bilgisi, vb. hiç bir ders kitabında sel, hortum, dolu, yıldırım vb. konuda eğitim verilmemektedir. Bu nedenle Afet Affetmez kitabını halkın bu tür afetlerden korunması için yayınladım. Ayrıca </span><a href="http://www.guvenliyasam.org"><span style="font-weight: 400;">www.guvenliyasam.org</span></a><span style="font-weight: 400;"> web sitesinde bulunan kitapların da halk tarafından mutlaka okunması ve gereklerinin yapılması önemlidir.</span></p>
<p><b>Binaların Sağlamlığı ve Eşyaların Sabitlenmesi Önemli&#8230;</b></p>
<p><b>Deprem toplanma alanlarının son durumuyla ilgili elinizde güncel bilgiler varsa paylaşabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem, daha doğrusu afet toplanma alanları Türkiye’de çok yanlış algılanmaktadır. Bu kadar çok çürük bina olan ve eşyaların hiç sabitlenmediği bir kentin yarısı park, bahçe gibi toplanma alanı olsa ne yazar? Öncelikle binaların sağlam olması, bina içindeki eşya-teçhizatın sabitlenmesi, herkesin afet anında nasıl davranacağını bilmesi, ilk yardım ve yangın söndürme konusunda beceri sahibi olması şart. Bunların olmadığı bir yerde boş arazi, çıplak park ve bahçelerin hiç bir anlamı ve yararı olmaz. Ayrıca afet yönetiminde afet toplanma alanları okul, spor salonları gibi kapalı yerlerdir; park ve bahçeler asla değildir. Soğuk bir kış günü ya da fırtınalı bir havada deprem olduğunda park ve bahçeler kullanılamaz. Güneşli yaz günlerinde de park ve bahçeleri kullanmamız zordur; çünkü hiç birinde foseptik çukur, su, vb. altyapı mevcut değildir. Toplanma alanları afet zurnasının son deliğidir. Binalarımız yassı kadayıf olmamalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2019 09:01:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[DEGÜDER]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Türkkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37619</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Sinan Türkkan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un “Yenilenmesi gereken 6.7 milyon konutumuzu da inşallah 20 yıl içerisinde dönüştürmek suretiyle Türkiye'de artık bir riskli bina olsun istemiyoruz” sözlerine karşılık şu uyarıda bulundu: “Depreme karşı can güvenliği sağlanmış binaları oluşturmak için 20 yılımız olmayabilir. Mevcut binaları yıkmadan uygun binalar için güçlendirme modelinin de devlet kurumlarınca desteklenmesini istiyoruz. Güçlendirme bir yöntem olarak benimsenirse, 20 yılda bitecek olan kentsel dönüşüm çok daha kısa sürede biter. Güçlendirme maliyetleri ‘yık-yap’ modelinin çok altında.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/">Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">DEGÜDER Başkanı Sinan Türkkan’la kentsel dönüşümün aksayan noktalarını, bina güçlendirme seçeneğinin hem kentsel dönüşüm, hem de zaman ve maliyet açısından avantajlarını konuştuk. </span></p>
<p><b>Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, ‘’Yılda 300 bin, 5 yılda ise 1,5 milyon konutu dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yenilenmesi gereken 6,7 milyon konutumuzu da inşallah 20 yıl içerisinde dönüştürmek suretiyle Türkiye&#8217;de artık bir riskli bina olsun istemiyoruz. Toplu Konut İdaresi eliyle yapacağımız 40 bin konutun haricinde, İller Bankası kanalıyla 4 milyar liralık bir kredi kaynağını da belediyelerimize vermek suretiyle kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmış olacağız. Burada yüzde 50&#8217;ye kadar kredi faizinde hibe desteği vererek kentsel dönüşüm için önemli bir süreci de başlatmış olacağız’’ diyor. Bu hedefler ve verilen destekler hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<figure id="attachment_37620" aria-describedby="caption-attachment-37620" style="width: 331px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37620" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-640x426.jpg" alt="" width="331" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-1280x851.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-1024x681.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" /><figcaption id="caption-attachment-37620" class="wp-caption-text">Sinan Türkkan</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın geçmişte, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) gibi yetkili kurumların yaptıkları açıklamalara göre İstanbul&#8217;da, Marmara Denizi&#8217;nde meydana gelmesi mümkün 7,5 büyüklüğündeki bir deprem sonucu 40 binin üzerinde binanın yıkılması ve ağır hasar alan binalar sebebiyle 2 milyonun üzerinde insanın açıkta kalmasının olası olduğu belirtilmişti. Bu depremin İstanbul&#8217;u vurmasına ne kadar zaman var, tam olarak bilinmemekle birlikte, çok vaktimizin kalmadığı da yetkili bilim insanları arasında konuşulmakta. Dolayısı ile depreme karşı can güvenliği sağlanmış binaları oluşturmak için 20 yılımız olmayabilir. İller Bankası&#8217;nın kentsel dönüşüm için vereceği finansmanı ciddiye alıyor, ancak kaynakların miktarının artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece yeni bina yapmak için değil, aynı zamanda mevcut binaları yıkmadan güçlendirme modelinin de devlet kurumlarınca desteklenmesini istiyoruz. Zira mevcut binaların güçlendirilmesi, kentsel dönüşümde finansal kaynakların ekonomik olarak kullanılması ve deprem İstanbul&#8217;u vurmadan önce daha fazla sayıda binayı güvenli hale getirilmesinde etkin bir yöntemdir. Güçlendirme bir yöntem olarak benimsenirse, 20 yılda bitecek olan kentsel dönüşüm çok daha kısa sürede biter.</span></p>
<p><b>İstanbul özelinde bakarsak, riskli binaların kaçta kaçı dönüştü? Tamamının dönüşümü ne kadar sürecek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef, beklenen yıkıcı İstanbul depreminde vatandaşın can güvenliğini sağlaması muhtemel olmayan binaların önemli bir kısmı kentsel dönüşüme giremedi. Sadece belli semtlerde müteahhitlerin gelir beklentilerine göre mahalli dönüşümler gerçekleşti. Hâlbuki, İstanbul Valiliği&#8217;ne bağlı İPKB (İstanbul Proje Koordinasyon Birimi) 1999 öncesinde yapılan okul binalarının yüzde 85’inde yapısal dönüşüm gerçekleştirdi. 700’ün üzerinde devlet okulu, 40’ın üzerinde sağlık binasını yıkılıp yeniden yapılmak yerine, depreme karşı güçlendirildi. Bu örnek, bize kentsel dönüşümün kamu gözetimi olmadan müteahhitlere bırakıldığında etkin olmadığını gösteriyor. Kentsel dönüşümün mutlaka İPKP vb.  kurumların gözetiminde ve DEGÜDER (Deprem Güçlendirme Derneği) gibi konuya hâkim mesleki sivil toplum kuruluşları danışmanlığında yeniden ele alınması şarttır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Değil, Risk Odaklı Olmalı’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm sürecinde dikkat edilmesi gerekenler neler, sizce dikkat ediliyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle, depreme karşı güçlendirilebilecek yapılar yıkılıp yeniden yapılmamalı; çünkü güçlendirme maliyetleri çoğu zaman yeni bina yapımına göre daha ekonomik olmaktadır. Devletimizin, yaşadıkları evleri depreme karşı güvenli hale getirmek isteyen vatandaşlarımıza, geri ödemesi uzun ve ucuz finans desteği sağlaması, güçlendirme ruhsatı alınırken belediyelerin kolaylık sağlaması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm rant odaklı değil, depremsel risk odaklı olmalı, dönüşüm sadece yık-yap modeli ile değil, yerinde güçlendirme yöntemi ile birlikte gerçekleştirilmelidir. Vatandaşlara gerek kamu spotları, gerekse de basın yoluyla depreme karşı kentsel dönüşümün gerekliliği anlatılmalı ve bu konudaki farkındalık artırılmalıdır.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm çalışmalarında, çevreye, kente uyum önemseniyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentsel dönüşümde, yerinde dönüşüm şimdiye kadar ekseriyetle bina parseli bazında gerçekleşti. Halbuki, ada bazında daha büyük alanlarda toplu anlaşma yoluyla yapılabilecek dönüşümler, hem şehirlere yeni yeşil alanlar, hem de kapalı otopark alanları kazandırabilir. O yüzden karbon salınımını azaltmaya yönelik inşai yöntemler ile ada bazında kentsel dönüşümü ve mevcut kaynakları daha etkin kullandığı için depreme karşı yapısal güçlendirmenin kentsel dönüşümde çevremize ve kentimize daha uygun etkiler yaratacağını düşünüyoruz.</span></p>
<p><b>‘Mevzuattaki Sıkıntılar Giderilmeli’</b></p>
<p><b>Binasını dönüştürmek isteyen bir vatandaş için süreç nasıl işliyor? Bu süreçle ilgili sıkıntı yaşanan bölgeler var. Bu bölgeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu sıkıntılar neler? Çözüm nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli yapı tespiti için ilgili bakanlıktan lisanslı kuruluşlarla anlaşma yapılıp gerekli bina etüdü yapılarak deprem risk raporu hazırlanır. Bu raporun sadece Riskli Yapı Yönetmeliği&#8217;ne göre değil, ayrıca Türk Bina Deprem Yönetmeliği&#8217;ne göre de hazırlanmasını öneriyoruz. 6306 Sayılı mevzuattaki haliyle riskli yapı tespiti yapıldıktan sonra, yıkım süreci için kat maliklerinin 2/3 oranında çoğunluğu aranıyorken, güçlendirme için aynı kanuna göre 4/5 oranı aranmaktadır. Buna ek olarak, güçlendirme çalışmalarının tümüyle tamamlanıp güçlendirme ruhsatının alınması için, yıkım için maliklere 90 gün gibi kısa bir süre verilmesi, caydırıcılığı maalesef artırmaktadır. Bu süre uzatılmalıdır. Belediyeler imara aykırılık olduğu için binaların bir kısmına güçlendirme ruhsatı bile veremez haldedir. Dediğiniz gibi bazı bölgelerde gerek zamanında yapılmış, ancak şimdi kaçak durumdaki katlar, uygulama imar planında değişmiş kat yükseklikleri, yoldan çekme mesafeleri sebebiyle vatandaş hem mevzuat, hem de belediyeler tarafından depreme karşı güçlendirme konusunda ruhsat alamamakta ve sıkıntıya girmektedir. İmar barışı ile kentsel dönüşüm birlikte çalıştırılırsa, hem kaçak yapılaşma kayıtlı hale gelecek, devletin vergi geliri artacak, hem de yapı stoku ruhsatlı şekilde yapılarak dönüşümle depreme karşı güvenli hale gelecektir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Sizce uygulama anlamında, kentsel dönüşümde öncelik ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentsel dönüşümde öncelik ekonomik ve hızlı şekilde başta İstanbul olmak üzere tüm ülke genelinde riskli yapı stokunun deprem güvenliğinin artırılması olmalıdır. Amaç rant odaklı ilerleyerek, bazı lüks semtlerde bina yıkıp yapmak suretiyle vakit kaybetmek olmamalı, tam aksine az önce bahsettiğim gibi, tecrübeli kamu kurumları ve STK’lar gözetiminde hem yeniden yapım, hem de mevcut binaların yerinde güçlendirilmesi yöntemlerini içine alarak süreci yönetmek olmalıdır.</span></p>
<p><b>İmar Barışı İle Kentsel Dönüşüm Birlikte Çalışmalı</b></p>
<p><b>Yerel seçimleri geride bıraktık. Yeni belediye yönetimlerinden kentsel dönüşüm konusuyla ilgili somut beklentileriniz nelerdir? İstanbul&#8217;da bugüne dek kentsel dönüşüm, daha çok hangi ilçelerde başarılı oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeler imara aykırılık olduğu için binaların çoğuna güçlendirme ruhsatı bile veremez haldedir. İmar barışı ile kentsel dönüşüm birlikte çalıştırılmalıdır. Gerek zamanında yapılmış, ancak şimdi kaçak durumdaki katlar, uygulama imar planında değişmiş kat yükseklikleri, yoldan çekme mesafeleri sebebiyle vatandaş, gerek mevzuat, gerekse de belediyeler tarafından depreme karşı güçlendirme konusu sıkıntıya girmektedir. Belediyelerimizden bu konuda vatandaşlarımıza daha anlayışlı olmalarını bekliyoruz. Herhangi bir destek görmeden sadece öz kaynaklarıyla oturdukları binaları depreme karşı güvenli hale getirmek isteyen insanların önüne mevzuatı bahane edip engeller çıkarmak yerine, inisiyatif kullanıp insan odaklı yerel idarecilik örneğini sergilemelerini bekliyoruz. Açıkçası Fikirtepe bölgesi dışındaki semtlerde kentsel dönüşüm yaygın şekilde yapılamadı. Fikirtepe örneği bile maalesef çevre ve altyapı göz önünde bulundurulmadan kontrolsüzce yapıldı, diyebiliriz.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığınızda, 99 depremindeki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? Örneğin İstanbul’da o dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü riskli bina sayısı arasında fark var mı? Varsa rakam verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1999 İzmit depremi 17 binin üzerinde insanımızın canını aldı, maalesef. AFAD gibi yetkili kuruluşlar, beklenen İstanbul depreminde bu sayının iki katına çıkmasını bekliyor. 2 milyonun üzerinde vatandaşımız ağır/orta hasarlı binalar sebebiyle açıkta kalabilir. Aynı zamanda Marmara Denizi&#8217;ndeki fay,1999&#8217;dan beri daha dikkatli şekilde inceleniyor ve görülüyor ki; bu fayın Richter ölçeğinde 7,5 büyüklüğündeki bir deprem yaratma kapasitesi var. Dolayısıyla, farkına vardığımız deprem riskinin arttığını söyleyebiliriz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum&#8217;un da dediği gibi 6 milyonun üzerinde yıkılıp yeniden yapılması veya güçlendirilmesi gereken yapı stokumuz bulunmakta. Ancak rakamlar verip önümüzdeki işin zorluğundan çekinmek yerine, mühendislik ve modern finans enstrümanlarını, idari kadronun desteğiyle birleştirip işe hızlıca koyulmak en iyisi.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Kentsel Dönüşüm Yerel Müteahhitlerin İnsafına Bırakılmamalı’</b></p>
<p><b>Sizce kentsel dönüşüm çalışmalarında eksik ya da yanlış uygulamalar var mı? Varsa nedir bunlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşa, deprem riskine karşı harekete geçmesine yönelik kamu spotları ya da yazılı ve görsel basın yoluyla farkındalık mesajları verilmelidir. Şimdiye kadar yapıldığının aksine, kentsel dönüşüm gibi mega bir proje, yerel müteahhitlerin insafına bırakılmamalıdır. Ada bazında kentsel dönüşümün gerçekleşmesi için belediye temsilcileri, arabulucu avukatlar, bakanlıktan lisanslı statik proje ofisleri, kat malikleri ile belediye ve hatta gerekirse mahalle bazında toplantılar düzenlemelidir. Vatandaşa deprem riski konusunda bilgilendirilmelidir. Çünkü farkındalık önlem almanın ön şartıdır. Her şeyden önce depreme karşı güçlendirilmesi ekonomik ve teknik kriterler bakımından mümkün olan yapılar, yıkılıp yeniden yapılarak kaynaklar israf edilmemelidir. Kentsel dönüşümün gerçekleştiği yerdeki altyapılar düşünülmeden çok katlı yapılar yapılması halinde, ortaya çıkacak yapı stoku yine sorunlu olacaktır. İnsanlar güçlendirme konusunu yavaş yavaş öğrenmeye başladı. Vatandaş eskiden tek seçeneğinin yıkmak olduğunu sanıyordu. Vatandaşa ‘yık-yap’ modeline alternatif, daha hızlı, daha ekonomik ve aynı deprem performansı sağlayan yöntemlerin olduğu açıklanmalı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Kentsel dönüşümde, yıkıp yeniden yapmak yerine, uygun olan binaları güçlendirmek, zaman ve maliyet açısından nasıl bir kazanım sağlıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güçlendirilen yapının, yeni yapılan yapı kadar sağlam olabileceği fikri yaygın değil henüz. Halbuki ikisi de beklenen İstanbul depreminde can güvenliğini sağlayacak şekilde yapılıyor. Daha önce bahsettiğimiz gibi İPKB gibi İstanbul Valiliği’ne bağlı kurumlar, yıkıp yeniden yaptıklarından daha çok sayıda okul ve hastaneyi güçlendirdiler. Yani vatandaşımız, depreme karşı güçlendirme metoduna inansınlar. Oturdukları daireler küçülmeden, 5-6 ayda biten kaba güçlendirme işleri insanları oturdukları evlerine daha kısa sürede geri getiriyor. Genelde güçlendirme maliyetleri ‘yık-yap’ maliyetlerinin çok altında, ancak bina yaşı arttıkça ya da bina yapım kalitesi düştükçe güçlendirme maliyeti biraz artabiliyor. Depreme karşı kentsel dönüşüm, rantı yüksek bölgelerde başladığı için buralarda daire metrekareleri rant nedeniyle düştü ve daire sahipleri bu nedenle mağdur oldular. Türkiye genelindeki hasarlı bir binanın tamamının yıkılıp yeniden yapılması kabaca 2 yıl sürüyor. Ayrıca Marmara Üniversitesi Başıbüyük Hastanesi&#8217;ndeki gibi sismik izolatörler yardımıyla  binaların güçlendirilmesi yapılarak, bina içinde kapsamlı bir yıkım işi yapmadan da binayı depreme dayanıklı hale getirmenin mümkün.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/">Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirtepe]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Leke Fikirtepe Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, Türkiye’de her an büyük bir deprem olabileceği, İstanbul’da ise yakın zamanda deprem olma olasılığının yüzde 45 olduğu konusunu sıkça gündeme getirerek, kentsel dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla düzenlenmesi ve hızlandırılması gerektiği uyarısında bulunuyor.  “Deprem ve Kentsel Dönüşüm” dosyamızda akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle, kentsel dönüşümde atılması gereken adımları merceğe alıyoruz… </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Deprem Ve Kentsel Dönüşüm&#8221; dosyamız kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış yaklaşan depremi, afet yönetimi konusunda kamu ve sivil toplum nezdinde yapılması gereken çalışmaları anlattı.</p>
<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı ve inşaat mühendisi Sinan Türkkan ise, kentsel dönüşümün hızlandırılması için güçlendirme seçeneğinin nasıl ele alınması gerektiğini paylaştı.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da vatandaşların afet yönetimi konusunda eğitilmesinin önemini, nasıl eğitileceğini ve mevzuatta afet yönetimiyle ilgili belediyelerin yürütmekle görevli olduğu konuları aktardı.</p>
<p>Kentsel dönüşümün sorunlu bölgelerinden İstanbul Fikirtepe’deki süreci, Leke Fikirtepe Platformu sözcüsü Engin Adıgüzel’den öğrendik.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi, Kocaeli-Gölcük merkezli olmak üzere Richter ölçeğine göre 7,5 şiddetindeydi. Tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara ve İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 17 Ağustos depreminde resmi verilere göre 18 bin 373, resmi olmayan verilere göre 50 bin kişi hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı felakette, 505 kişi de sakat kaldı. 133 bin 683 binanın çökmesiyle, 600 bin kişi evinden oldu. Bugün İstanbul’da 400 bin riskli binadan bahsediliyor ve kentte 2020 yılına kadar 7,5 ve üzeri deprem olasılığı istatistiksel olarak yüzde 45. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksek. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</p>
<p>17 Ağustos depreminde bu yana gündemimizde olan ve yıllardır süregelen kentsel dönüşüm çalışmaları, Türkiye’nin en önemli konularının başında geliyor. Ancak kentsel dönüşüm, işleyişi bakımından yıllardır sorunlarıyla birlikte yürütülmekte. İstanbul’da metrekare değeri yüksek bölgelerde, bina bazında gerçekleşen dönüşüm afet ve özellikle deprem konusunda önlem almaktan çok, evlerin küçültülerek yenilenmesi şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Yeni yapılar depreme dayanıklı inşa edilse de, mahalle ve ilçe bazında bütünleşik bir kentsel dönüşüm çalışmasının benimsenmemesi,  olası bir depremde meydana gelecek felaketleri önlemeye yetmiyor. Bununla birlikte, mülk sahiplerinin müteahhit firmalarla anlaşması üzerinden ilerleyen sistem, kentsel dönüşümü afet değil, rant odaklı hale getiriyor.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm İçin 20 Yılımız Olmayabilir</strong></p>
<p>Uzmanlar, kentsel dönüşümün bina bazında değil, ada bazında yapılarak bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunurken, tüm binaları yıkıp yeniden yapmanın 20 yıl süreceğini, bu kadar vaktimiz olmadığını söylüyor. Uygun olan binaların güçlendirilmesiyle hem zaman, hem de maliyet açısından avantaj yaşanabilir. Böylece, kentsel dönüşümün müteahhitlerin insafına bırakılmasının da önüne geçecek bir adım atılabilir. Kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem özelinde gerçekleşmesi de sıkıntı yaratıyor. Fırtına, sel, yangın gibi afetlerin de kentsel dönüşüm çalışmalarına dâhil edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, belediyelerin afet yönetimi konusunda daha aktif rol alması gerektiğin ifade ederek, halkın yoğun olarak bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Her Belediye, Kendi Kentsel Dönüşüm Planını Hazırlayacak</strong></p>
<p>İstanbul Kartal’da 6 Şubat günü çöken ve 21 kişinin hayatını kaybettiği Yeşilyurt Apartmanı, kentsel dönüşüm sürecine ve riskli binalara bir kez daha dikkat çekmişti.  Olay sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yayınladığı strateji belgesi kapsamında 81 ilin valiliğine bir genelge yollayarak, illerdeki en riskli yapıların sayısının belirlenmesini istemişti.  Genelgeye ilk yanıt İstanbul Valiliği’nden gelmiş, Valilik tarafından bir süre önce büyükşehir ve 39 ilçe belediyesine gönderilen yazıyla, en riskli yapıların tespitlerinin yapılması istenmişti. 3 ay içerisinde binaların tespit edilmesi ve daha önceki çalışmaların aksine, her belediyenin kendi kentsel dönüşüm planını hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunması planlanıyor. Bakanlığın onayı ve çeşitli finansman desteklerinin de devreye alınmasıyla çalışmalara başlanacak. 20 Mayıs’tan sonra her kent, kendine özgü kentsel dönüşüm planlamasını yaptığı bir Strateji Belgesini hazırlayarak Bakanlığın onayına sunacak. Kentsel dönüşümle ilgili yeni hedefler kapsamında müteahhitlerden yapım bedelinin yüzde 10&#8217;unu teminat olarak göstermeleri zorunlu tutulacak. İnşaatın ilerleme seviyesine göre bakanlık tarafından satışlara izin verilecek.</p>
<p><strong>400 Bin Riskli Binanın 30 Bini Olası İstanbul Depreminde Yıkılabilir</strong></p>
<p>Valiliğin belediyelere gönderdiği yazı ile yeni kentsel dönüşüm sürecinin başlatıldığı İstanbul&#8217;da, 400 bin bina riskli bina olduğu belirtiliyor. Bu rakam, Türkiye genelinde dönüşmesi gereken 6,7 milyon konutun yaklaşık yüzde 10&#8217;una denk geliyor. 2035&#8217;e kadar beklenen olası bir İstanbul depreminde ise bu yapılarının 30 binin yıkılabileceği tahmin ediliyor. İstanbul genelinde yıkım tehlikesi bulunan riskli yapıların tespiti, bunların yıkılması ve yeniden yapılması amacıyla 2012&#8217;de çıkarılan kentsel dönüşüm yasası kapsamında, bugüne dek kentte 66 bin binanın risk tespiti yapıldı ve 325 bin hane evlerini kentsel dönüşüme dâhil etti.</p>
<p><strong>Fikirtepe’de Kentsel Dönüşüm Çilesi</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün uygulanması noktasında sıkıntıları ise, bölgelere göre farklılık gösteriyor. Müteahhit firmaların kâr edememesi nedeniyle, hak sahiplerine kira yardımında bulunmaması, dönüşüm sürecinin bitmemesi, kamu tarafında da kentsel dönüşüm çalışmalarının henüz oturmamış olması nedeniyle, Fikirtepe’de 65 bin hak sahibi mağdur.  Kentsel dönüşümün kördüğüme döndüğü Fikirtepe bölgesinde ise, bu yılın başında ‘Leke Fikirtepe’ kampanyasını hayata geçiren mağdurlar, ‘Sessizliği bozmak için çivi çak ve paylaş!’ sloganı ile hazırladıkları enstalasyon üzerine,  bölgedeki mağdur 65 bin kişiyi temsilen, enstalasyon üzerine 65 bin çivi çakmayı hedefliyor Kentsel dönüşümde 2005 yılında pilot bölge seçilen Fikirtepe’de evi yıkılan ve kira ödeyecek geliri olmayan vatandaşlar akrabalarının yanında, sokakta ve çadırda kalıyor. Bölgede faaliyet gösteren inşaat şirketleri iflas etti. Change.org üzerinden de sorunlarının çözümü için bir kampanya yürüten ve çözümün adresi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı gören Fikirtepeli mağdurlar, çözüm bekliyor.  Fikirtepe’de toplam proje alanı 916 bin 381, kamuya terk edilen alan ise 302 bin 406 metrekare. Tüm projelerin tamamlanması halinde, Fikirtepe’den kentsel dönüşümle ilgili kamunun elde edebileceği kar ise 16 milyar 230 milyon 19 bin 956 lira. Bölgede 15 proje bitti. 3’ünde iskan var, diğerlerinde tapu sorunu sürüyor. 5 yapı adasında firmalar işleri tamamen bıraktı. Toplam sorunlu yapı adası sayısı ise 41. Bunların kiminde yıkım yıllar önce yapıldı ama inşaat başlamadı. Kiminde ağır ilerliyor, kiminde birden fazla firma işin içinde diye süreç kilitlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirazlıtepeliler Asbest Tehlikesine Karşı Eylemlerini Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/15/kirazlitepe-mahallesi-sakinleri-asbest-tehlikesine-karsi-eylemlerini-surduruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2019 10:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Asbest Envanter Değerlendirme Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıltepe]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35345</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’un Üsküdar ilçesinde bulunan Kirazlıtepe Mahallesi sakinleri, kentsel dönüşüm sürecinde gündeme gelen asbest tehlikesine karşı eylemlerini 4 haftadır sürdürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/15/kirazlitepe-mahallesi-sakinleri-asbest-tehlikesine-karsi-eylemlerini-surduruyor/">Kirazlıtepeliler Asbest Tehlikesine Karşı Eylemlerini Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Belediyenin kentsel dönüşüm adı altında sunduğu teklifleri kabul etmeyen ve evlerini terk etmek istemeyen mahalleli, Üsküdar Belediyesi önünde her perşembe 11.30’da eylem yapıyor ve yıkılan evlerden salınan asbest gazı tehlikesine karşı seslerini duyurmaya çalışıyor. Üsküdar Belediyesi önünde dün yine aynı saatte eylem yapan Kirazlıtepe Mahallesi sakinleri, &#8216;Ciğerlerimiz asbest soluyor&#8217;, &#8216;Kirazlıtepe bunu hak etmiyor, molozları kaldırın&#8217;, &#8216;Bizim burada yaşam hakkımız yok mu?&#8217;, &#8216;Ranta teslim olmayacağız&#8217;, &#8216;Kirazlıtepe döküm alanı değildir&#8217; ve &#8216;Kanser olmak istemiyoruz&#8217; pankartları açtı. Eyleme katılan mahalleliler, 24 Haziran&#8217;dan bu yana hukuksuz ve denetimsiz olduğunu belirttikleri yıkıma, tehditlere ve şafak baskınlarına direnmeye devam edeceklerini dile getirdiler. Kirazlıtepe Mahallesi’nde 796 tane tabu sahibi, 1525 tane konut ve 33 tane bağımsız birim bulunuyor. 328 tapu sahibi belediyenin muvafaknamesini imzaladı.  658 dairede 2 binden fazla insan ise hâlâ mahallede  yaşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili Sivil Sayfalar’a açıklama yapan, Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneği yöneticisi Yakup Örs, Kirazlıtepe Mahallesi’nin iki yıldır &#8216;rantsal dönüşüm&#8217; ile mücadele ettiğini ve bu mücadeleye devam edeceklerini söyledi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto-640x360.jpeg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto-1024x576.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üsküdar Belediyesi’nin gerçekleştirildiği yıkımlar sonrası mahallede bırakılan molozların, mahallede yaşayan tüm canlıların sağlığını tehdit ettiği vurgulayan vurgu yapan Örs, “Anlaşma yapılan evleri yıkıp burada molozları bırakıyor. TMMOB’nin raporunda asbest tespit edilmesine ve hayati risk taşımasına rağmen hala bir çözüm bulunmadı. Mahallemizdeki çöp konteynerleri toplandı, bazı sokak lambaları zaman zaman yanmıyor. İşletmelerin ruhsatları belediyece iptal edildi. Belediyeden telefonlarımıza mesajlar gönderiliyor. Belirledikleri tarihe kadar imzalamazsak haklarımızın yarı yarıya düşeceği yönünde tehdit mesajları alıyoruz.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyenin camiyi herkes uykusundayken yıktığını da hatırlatan Örs, “O cami kırk beş yıldır o mahallenin camisiydi. İmar barışından faydalanmış bir cami olmasına rağmen sabaha karşı saat 04.00’te, içindeki eşyaları dahi boşaltmadan, biber gazlarıyla müdahale ederek yıktılar.” dedi. </span><span style="font-weight: 400;">Kirazlıtepe Mahallesi’nin riskli alan ilan edildiğini söyleyen Örs, “Normal şartlarda zemin etüdü yapılarak riskli olup olmadığı belli olur. Halkın sürekli kazandığı davalardan rahatsız olan birileri var. Bu yüzden 6306 sayılı yasaya ek bir b maddesi eklediler. Bu maddeye göre; bir bölgenin % 65’i kaçak ise o bölge riskli alan ilan edilebiliyor. Yani zemine dayalı değil, yapıya dayalı olarak bir düzenleme getirdiler. </span><span style="font-weight: 400;">Cizre’de yaşanan olaylardan sonra, devletin bekası başlığı altına bu yasayı da koydular.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8220;Kirazlıtepe Üzerinde Büyük Rant Dönüyor&#8221;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35348" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto_2-640x360.jpeg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto_2-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto_2-1024x576.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/haber_ici_foto_2.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Kirazlıtepe Mahallesi olarak 4 haftadır eylemlerine devam ettiklerini belirten Örs, “Her perşembe Üsküdar Belediyesi önünde eylem yapıyoruz. Buna rağmen hala molozlar getirilip dökülüyor, çöpler getirilip dökülüyor mahallemize. Bunlar hakkında raporumuzu da aldık ilerleyen süreçte suç duyurusunda bulunacağız.” dedi.  <span style="font-weight: 400;">Kentsel dönüşüm bahanesiyle Kirazlıtepe üzerinde çok büyük bir rantın döndüğünü savunan Örs, “Kirazlıtepe 3 boğazı görüyor ve çok kıymetli bir yer. Yeni yapılan caminin çevresini düzenleme kapsamında kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Dönüşümün rıza ile yapılması kanun ile sabit iken, bunlardan sonuç alamayan belediye bize sopa göstererek, riskli alan ilan etti. 1999 depreminden sonra risk alanları devlet eliyle belirlenmiş ve Kirazlıtepe bu risk alanlarının hiçbirinde yer almamaktadır. ” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneği, Üsküdar Belediyesi tarafından gerçekleştirilen yıkımlar sonrada mahallede bırakılan molozlar için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu&#8217;ndan inceleme istedi. Teknik heyet, 19 Ocak 2019 tarihinde Kirazlıtepe Mahallesi’nde incelemelerde bulunarak 7 Şubat 2019 tarihinde bir değerlendirme raporu hazırladı. Farklı sokaklardaki yıkılan evlerden alınan 12 ayrı moloz numunesinin incelendiği ve asbest tespit edildiği belirtilen Asbest Envanter Değerlendirme </span><a href="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/kirazlitepe_raporu_.pdf"><span style="font-weight: 400;">Raporu&#8217;na ulaşmak için tıklayınız&#8230;</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/15/kirazlitepe-mahallesi-sakinleri-asbest-tehlikesine-karsi-eylemlerini-surduruyor/">Kirazlıtepeliler Asbest Tehlikesine Karşı Eylemlerini Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHD Sur Gözlem Raporunu Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/20/ihd-sur-gozlem-raporunu-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Oct 2017 12:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Sur]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15599</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD, 31 Mayıs tarihinde oluşturduğu bir heyetle Sur ilçesinin Lalebey ve Alipaşa mahallelerinde yaptıkları ‘Gözlem Raporunu’ kamuoyu ile paylaştı. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi (İHD), Sur ilçesine bağlı Alipaşa ve Lalebey Mahalleleri Gözlem Raporu’nu yayınladı. 31 Mayıs tarihinde İHD tarafından oluşturulan bir heyet mahallelerde hak ihlallerine ilişkin gözlemde bulundu. Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde, “kentsel dönüşüm” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/20/ihd-sur-gozlem-raporunu-yayinladi/">İHD Sur Gözlem Raporunu Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHD, 31 Mayıs tarihinde oluşturduğu bir heyetle Sur ilçesinin Lalebey ve Alipaşa mahallelerinde yaptıkları ‘Gözlem Raporunu’ kamuoyu ile paylaştı.<span id="more-15599"></span></p>
<p>İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi (İHD), Sur ilçesine bağlı Alipaşa ve Lalebey Mahalleleri Gözlem Raporu’nu yayınladı. 31 Mayıs tarihinde İHD tarafından oluşturulan bir heyet mahallelerde hak ihlallerine ilişkin gözlemde bulundu. Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde, “kentsel dönüşüm” kapsamında tescilli yapılar dışında kalan 850’yi aşkın yapının yıkılmasının kararlaştırıldığı kaydedildi.</p>
<p><strong>İHD tarafından yayınlanan rapor şu şekilde:</strong></p>
<p>“31 Mayıs 2017 tarihinde Saat 10.30 sularında Diyarbakır ili Sur ilçesi Alipaşa ve Lalebey mahallelerine giden heyet, mahalle sakinleri ve mahalle muhtarı ile görüşmelerde bulunmuştur. Yapılan görüşmelerde 2012 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, TOKİ ve Çevre Şehircilik Bakanlığı arasında oluşturulan protokole dayanılarak bahsi geçen yerleşim birimlerinin kamulaştırıldığı bilgisi edinilmiştir. Yine Diyarbakır Valiliği tarafından da mahalle sakinlerine 2 hafta süre verildiği ve bu süre sonrasında evlerini tahliye etmeleri istenmiştir. Valilik tarafından bu süre içerisinde boşaltma işlemini gerçekleştiren mahalle sakinlerine eşyalarını nakletmek için ve 6 aylık kira yardımında bulunulacağı heyete aktarılan bilgiler arasında yer almıştır.</p>
<p><strong>Su ve elektrikler kesik</strong></p>
<p>Her iki mahallede boşaltılmış evlerin yıkım işleminin iş makinalarıyla sürdürüldüğü heyet tarafından gözlenmiştir. Diyarbakır Valiliği tarafından evleri istimlak edilen hak sahiplerinin evlerin boşaltmaları ve mahalleden ayrılmaları amacıyla 9 gündür (22 Mayıs tarihi itibariyle) okul, cami gibi kamusal hizmet yerleri de dâhil olmak üzere tüm yaşam ve barınma alanlarının içme ve kullanma suyu şebekelerinin kesildiği heyetimiz tarafımızdan görülmüştür.</p>
<p>Mahalle muhtarlarıyla yapılan görüşmelerden edinilen bilgilere göre her iki mahallede tahmin edilen binlerce insan yaşamaktadır. Su şebekelerinin kesik olması nedeniyle bidon, tanker, kap-kacak gibi taşıma araçlarıyla su sevkiyatının yapıldığı ve su ihtiyacının bu şekilde karşılanmaya çalışıldığı heyete iletilmiştir. Yine elektrik şebekelerinin kesik olduğu ve enerji ihtiyacının karşılanmasında zorluklar yaşandığı, akşam ve gece saatlerinde mum gibi ilkel araçlarla aydınlatma ihtiyaçlarını karşıladıkları bilgisi heyet ile paylaşılmıştır.</p>
<p><strong>Polisler tarafından tehdit, baskı, taciz</strong></p>
<p>Mahalle sakinlerinin ile yapılan görüşmelerde ise; yıkım işlemleri sırasında güvenlik gerekçesiyle mahallede bulunan kolluk kuvvetleri tarafından mahalle sakinlerinin tehdit, baskı, taciz edildikleri, ve yine hakaretlere maruz kaldıkları iddiası heyete aktarılmıştır. Mahalleye tankerle taşınan içme ve kullanma suyu nedeniyle özellik çocuk ve yaşlı kesimde ishal vakalarının arttığı bilgisi heyet ile paylaşılmıştır. Alipaşa Mahallesi’nde KOAH ve astım hastalıkları bulunan yaşlı bir kişinin akşam saatlerinde gelişen nefes darlığı rahatsızlığına evde bulunan nebül cihazı ile müdahale edilemediği ve elektrik kesintileri olması nedeniyle kronik hastalığa sahip, sürekli ilaç kullanmakta olan hastaların ilaçların bozulduğu ve bundan kaynaklı mağduriyet yaşadıkları bilgisi heyet ile paylaşılmıştır.”</p>
<p><strong>Heyet tarafından yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar:</strong></p>
<p>“Acele kamulaştırılan taşınmaz malların mülk sahipleri tarafından boşaltılması istenmektedir. Boşaltılan evlerin de yıkım işlemleri devam ettiği görülmüştür. Haklarında verilen “boşaltma ve yıkım kararı” nedeniyle mahalle sakinlerinin de hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilememesi gerekçesiyle evlerini terk etmek istemedikleri anlaşılmıştır. Yetkililer tarafından, hak sahiplerinin mağduriyete ilişkin itirazlarının görmezden gelinerek değerlendirilmediği, aksine yıkım kararının uygulanabilmesi için hak sahiplerinin mahalleden zorla çıkarılmasına dair bir takım tebdirler alındığı tespitine varılmıştır. Alınan tedbirlerin, yurttaşların yaşamsal nitelikle ihtiyaçlarının engellemesi şeklinde oluşturulduğu ve hayata geçirildiği, bu durumun da insan hakları ihlallerine yol açtığı kanaatine varılmıştır.”</p>
<p><strong>Raporda son olarak şu talep ve önerilere yer verildi:</strong></p>
<p>“* Mahalle sakinlerinin talepleri dikkate alınmalıdır.</p>
<p>* Mahalle sakinleri, temel kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmamalı ve bir an önce içme ve kullanma suyu ile elektrik hizmeti sağlanmalıdır.</p>
<p>* Yetkililer ve hak sahipleri arasında sorunun çözümü konusunda diyalog sağlanmalı, Sur’un tarihi dokusu ve demografik yapısı korunarak yaşanan soruna acil olarak çözüm üretilmelidir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/20/ihd-sur-gozlem-raporunu-yayinladi/">İHD Sur Gözlem Raporunu Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’un tarihini silen düzenleme</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2017 11:57:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Acele Kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[afet yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Ayaklı Minare]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kurşunlu Camii]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhmus diken]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<category><![CDATA[TOKİ]]></category>
		<category><![CDATA[urp Giragos Kilisesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl “afet yasası” kapsamında kamulaştırılan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde &#8220;acele kamulaştırma kararına&#8221; istinaden çatışmalardan fiziksel olarak etkilenmeyen Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde de yıkım işlemleri başlıyor. Geçen hafta cami hoparlörlerinden yapılan anonslarda mahalle sakinlerinin 1 Mayıs Pazartesi gününe kadar evlerini boşaltmaları istenirken, mahalle sakinlerinden bazıları evlerini boşaltmayarak karara direniyor.  2010’da Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerini de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/">Sur’un tarihini silen düzenleme</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Geçen yıl “afet yasası” kapsamında kamulaştırılan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde &#8220;acele kamulaştırma kararına&#8221; istinaden çatışmalardan fiziksel olarak etkilenmeyen Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde de yıkım işlemleri başlıyor. Geçen hafta cami hoparlörlerinden yapılan anonslarda mahalle sakinlerinin 1 Mayıs Pazartesi gününe kadar evlerini boşaltmaları istenirken, mahalle sakinlerinden bazıları evlerini boşaltmayarak karara direniyor.</strong></h3>
<p><strong> </strong>2010’da Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerini de kapsayan kentsel dönüşüm Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile TOKİ ve Çevre Bakanlığı iş birliği ile başlamış, 850 civarında ev bu proje kapsamında yıkılırken mahallelinin tepkisini çeken yıkımlar belediye tarafından 2013’ün sonuna doğru durdurulmuştu. Ancak şehrin tarihi mahallelerinde yaşanan çatışmaların ardından, Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” ile kamulaştırıldı. 50 bin kişiyi etkileyen 6642 parsellik bu kamulaştırmak kararına ilçe sakinleri ile sivil toplum örgütleri tepki gösterirken Diyarbakır Barosu kamulaştırma kararına karşı Danıştay’a yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Ancak bugüne kadar yapılan hukuki başvuruların hepsi sonuçsuz kaldı.</p>
<h4><strong>“Bu yıkımı anlatacak gücüm yok, mahv-û perişan oldum, hayal gücüm bunu anlatacak genişlikte değil”</strong></h4>
<p>1 Mayıs tarihine kadar evlerin boşaltılması için yapılan anonslar karşısında tepki gösteren bazı mahalleliler, &#8220;Evlerimize 20-30 bin verip TOKİ binaları için 100 milyar istiyorlar. Bizim nakliye paramız bile yok, biz bu parayı nasıl ödeyelim&#8221; diyerek boşaltmayacaklarını söylüyor ve karara direniyorlar. Ancak evlerini terk etmeyenler ise ‘elektrik ve suyun kesileceği’ tehdidiyle boşaltmaya zorlanıyorlar.</p>
<p>Öte yandan Suriçi’nde bir sokağa ismi de verilmiş olan ve geçtiğimiz hafta Diyarbakır’a geldiğinde ‘Gâvur Mahallesi’ diye bilinen mahallesinin yıkılmış fotoğraflarına bakınca “Suriçi’ni köşe bucak bilirim, neresinde ne var hepsini bilirdim ama buralarda kaybolurum” diyen Margosyan, duygularını “bu yıkımı anlatacak gücüm yok, mahv-û perişan oldum, hayal gücüm bunu anlatacak genişlikte değil” diyerek dile getiriyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe&#8221;</strong></h4>
<figure id="attachment_14302" aria-describedby="caption-attachment-14302" style="width: 391px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic.jpg" alt="Çatışmalarında ardından Suriçi'nden geriye kalan yapılar." width="391" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic.jpg 736w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-14302" class="wp-caption-text">Çatışmalarında ardından Suriçi&#8217;nden geriye kalan yapılar.</figcaption></figure>
<p>Suriçi’nde 27 sahabe kabristanıyla birlikte, ismini Diyarbekir’in İslam ordusu tarafından alınmasını komuta etmiş Süleyman bin Halid bin Velid’den alan Hz. Süleyman Camii’nin etrafı, çatışmalardan önce kentsel dönüşüm projesi kapsamında boşaltılmıştı. Bu alan şimdi bir rekreasyon alanı yapılmak üzere düzenlenmiş, yeşillendirilmiş. Suriçi’nin bu bölgesinde surlar iki farklı dünyayı birbirinden ayırıyor. Surların üzerine çıktığınızda bir yanınızda yeşillendirilmiş, süslenmiş, görenlerin beğeneceği bir manzara var, öbür yanınızda Kızlar Burcu’na kadar neredeyse tamamen yıkılmış bir alan.</p>
<p>Kurşunlu Camii, Arap Şeyh Camii’nin küçük bir kısmı, küçük yeşil-beyaz bir ziyaret, yerden iki metre kadar yükseklikte küçük eski bir mezarlık ve çatışmanın izlerini taşıyan Süleyman Nazif Okulu dışında Surp Giragos Kilisesi ve Dört Ayaklı Minare’ye doğru neredeyse tamamen yıkılmış. Sırtını viraneye verip güzelliği en geniş açıyla çekmek isteyen birini göstererek &#8220;<em>Bu güzel manzarayı çekmek için sırtınızı bir yıkıma dönmeniz gerek’&#8221;</em>diyor bir genç.</p>
<figure id="attachment_14301" aria-describedby="caption-attachment-14301" style="width: 800px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14301 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1.jpg" alt="" width="800" height="445" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-640x356.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-610x339.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-320x178.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-14301" class="wp-caption-text">Kaynak: Gazete Sujin</figcaption></figure>
<p>Az ileride yıkıma bakan beş kişi var. Solda yere çökmüş anne ile kız, başlarında baba: &#8220;<em>Şu mezarlığın az ilerisi, ziyaretin az arkası, Arap Şeyh Camii’ni gördün mü, hah onun yıkılmış tarafı.&#8221; </em>Evlerinin yerini öğrenmeye çalışıyorlar, en az elli yıl geçirdikleri mahalle bir moloz tarlası şimdi. Anne bu yıkımı ilk kez görmüş, &#8220;<em>47 yaşındayım, çocukluğum bu mahallede geçti&#8221;</em> dedikten sonra uzun bir iç çekip susuyor. &#8220;<em>Bu tarafa bakıyoruz ağlıyoruz, arka tarafa bakıyoruz gülüyoruz, bilmiyorum gülelim mi ağlayalım mı halimize&#8221;</em> diyor, yüzünü yıkılmış taraftan ayıramayan evin babası.</p>
<p>Sağımdaki iki gençten biri &#8220;<em>Burada hep iç içe yaşıyorduk, güvercin besliyorduk, ikindi oldu mu çayımızı alıp surun gölgesinde oturuyorduk. Akşamları damda üç dört, ev gece yarısına kadar sohbet muhabbet ediyorduk. Şimdi hepsi yıkıldı gitti. Bu tarafa bakıyorum herkesin keyfi yerinde, çimlere uzanmışlar, rahatına bakıyorlar, ne kadar neşeliler. Sur’un öbür tarafına bakıyorum yıkılmış, bu surların taşlarında kim bilir kaç insanın kan izi var, evlerimiz dümdüz edilmiş. İnsan bakınca kahroluyor.&#8221;</em></p>
<p>Kurşunlu Camii ve Paşa Hamamı restore ediliyor. Surlardan Dabaoğlu Mahallesi’ne doğru ilerledikçe tek tük evler görülüyor, yıkımın sınırı Dabanoğlu’nun da birazını içine alıyor. Solda, surların dibinde bütün boşluklar beton perdelerle kapatılmış, az ileride yeni bir inşaatın kabası görülüyor. Suriçi’nin yeni projesinde yer alacak olan konutların bir örneği olduğunu görünüyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Düzenleme Şehrin Hikayesini Taşımıyor&#8221;</strong></h4>
<figure id="attachment_14305" aria-describedby="caption-attachment-14305" style="width: 364px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14305" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3.jpg" alt="" width="364" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3-320x179.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" /><figcaption id="caption-attachment-14305" class="wp-caption-text">Şeyhmus Diken.</figcaption></figure>
<p>Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz yazar Şeyhmus Diken, 20 kadar mekânın ihalesinin tamamlanıp firmalara teslim edildiğini ve bir ‘model konut’ yapıldığını da doğruluyor: &#8220;<em>İki katlı, her katında ikişer daire olan ve dört dairenin ortak kullanacağı kare avlulu evler inşa ediliyor ve bu evler bazı ailelere gösterilerek teklif edilmiş. Ailelere kendi evlerinin tutarı kadarı düşülerek geri kalanı için borçlanacakları bir teklif yapılmış. Aileler hem ödeme hem de evlerin şekli sebebiyle teklifi kabul etmemişler. Eskiden ‘mazgana’ evler vardı. Tek bir avluya bakan yan yana on tane oda olurdu ve her bir odada bir aile kalırdı. Avlu hepsinin ortak kullanım alanı idi. Avluda biri yemek pişirse bütün evlere koku girer, çamaşır yıkansa herkes görürdü. Bu önerilen evler bir çeşit modern mazgana evler. Öyle yapıldığı için de insanlar kabul etmiyorlar.&#8221;</em></p>
<figure id="attachment_14304" aria-describedby="caption-attachment-14304" style="width: 716px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1.jpg" alt="" width="716" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1-320x156.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 716px) 100vw, 716px" /><figcaption id="caption-attachment-14304" class="wp-caption-text">Sur&#8217;da yapılan &#8220;model konutlar&#8221;.</figcaption></figure>
<p>Hz. Süleyman Camii etrafının düzenlemesi ile yıkımdan sonrasının nasıl olması gerektiğini de anlatan Şeyhmus Diken şöyle devam ediyor: &#8220;<em>O mekanların düzenlenmesi güzel ama kentin sosyal, simgesel alanlarını parka dönüştürmek olmaz. Örneğin Suriçi’nin tarihini, hikâyesini taşıyan Küpeli ve Dıngılava havuzlarını park yapıp parkın içine iki tane anlamsız havuz yapmak doğru değil. Orada şehrin hikayesini taşıyan birkaç mekânın korunarak öyle düzenleme yapılması lazım. Bu haliyle dümdüz, yeşil alan olmuş, hikayeyi taşımıyor. Savaş benmerkezci yürütülebilir, kimseyi dinlemeyebilirsiniz ama bittikten sonra şehri imar edecekseniz bunu kentle barışacak bir usulle yapmanız lazım. Suriçi’nde hayat nasıldı, bunu bizler biliriz ama devlet bilmez. Halkın, sivil toplumun, kanaat önderlerinin düşüncesini almadan doğru bildiğini yapıyor ve mağdurlardan, halktan buna onay vermesini istiyor. Bu son derece yanlış bir mantık&#8221;</em></p>
<h6><strong>Ana görsel Gazete Sujin&#8217;e aittir.</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/">Sur’un tarihini silen düzenleme</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kent ve Dönüşüm Paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/22/kent-donusum-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2017 14:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[BERN Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Küyerel Düşünce Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11587</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Kent ve Dönüşüm Nedir?&#8217; basit bir soru ile başlayan sorgulama sürecinin bizi nereye götürdüğünü görmek için 23.2.2017 günü Bilgi Üniversitesi&#8217;nde okul kulüplerinden BERN Kulübü, Küyerel Düşünce Enstitüsü ve Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği olarak ‘Kent ve Dönüşüm Paneli’ne davetlisiniz.  Katılım herkese açıktır. Adres: İstanbul Bilgi University &#8211; Santralistanbul Kazım Karabekir Cad. No: 2/13 Eyüp, 34060 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/22/kent-donusum-paneli/">Kent ve Dönüşüm Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Kent ve Dönüşüm Nedir?&#8217; basit bir soru ile başlayan sorgulama sürecinin bizi nereye götürdüğünü görmek için 23.2.2017 günü Bilgi Üniversitesi&#8217;nde okul kulüplerinden BERN Kulübü, Küyerel Düşünce Enstitüsü ve Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği olarak ‘Kent ve Dönüşüm Paneli’ne davetlisiniz.  Katılım herkese açıktır.</p>
<h4>Adres:</h4>
<p>İstanbul Bilgi University &#8211; Santralistanbul</p>
<p>Kazım Karabekir Cad. No: 2/13 Eyüp, 34060 İstanbul</p>
<h4>Program:</h4>
<p>1.Oturum</p>
<p>Kent ve Dönüşüm Nedir?</p>
<p>Kent ve Kentleşme: Ayrışma Mekanından Farklılık Mekanına</p>
<p>Yrd.Doç.Dr. Emrah Altınok &#8211; İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi</p>
<p>12:30-13:10</p>
<p>Kent Hakkı ve Konut Hakkı</p>
<p>Cihan Uzunçarşılı Baysal &#8211; İKS Üyesi, KOS üyesi, Kentin Tozu yapımcısı ve sunucusu</p>
<p>13:10-13:50</p>
<p>2.Oturum</p>
<p>Kent Dönüşüm, Hukuk ve Ekonomi</p>
<p>Kent, Dönüşüm ve Ekonomi</p>
<p>Dr. Gaye Yılmaz &#8211; Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi</p>
<p>14:50-15:30</p>
<p>Kent ve Hukuk</p>
<p>Avukat Can Atalay &#8211; Sosyal Haklar Derneği</p>
<p>15:30-16:10</p>
<p>Türkiye&#8217;de Kent ve Dönüşüm Politikaları</p>
<p>Mücella Yapıcı &#8211; Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri</p>
<p>16:30-17:20</p>
<p>İstanbul&#8217;da Kent ve Dönüşüm Süreci</p>
<p>Ayşe Yıkıcı &#8211; Yüksek Şehir Plancısı &#8211; ŞPO YK Üyesi</p>
<p>17:20-18:00</p>
<p>Mega Projeler</p>
<p>Doç.Dr. Gül Köksal &#8211; Mimar, Koruma Uzmanı, Kocaeli Dayanışma Akademisi- Haliç Dayanışması</p>
<p>18:00-18:40</p>
<p>18:40-19:00 Kapanış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Facebook Etkinlik sayfası: <a href="https://www.facebook.com/events/203295636812289/" target="_blank">facebook.com/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/22/kent-donusum-paneli/">Kent ve Dönüşüm Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neşe Karahan: Yaylalar imara açılınca nefes alacak yerimiz kalmayacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/nese-karahan-yaylalar-imara-acilinca-nefes-alacak-yerimiz-kalmayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2017 13:12:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Ayder Yaylası]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Sistem]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[neşe karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil artvin derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rize&#8217;nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı olan Ayder Yaylası imara açılıyor. &#8220;Kentsel gelişim ve dönüşüm&#8221; projesiyle 110 hektarlık alanın imara açılması hakkında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan&#8217;ın yorumlarını aldık. Ayder Yaylası ilk olarak 1987&#8217;de Turizm Merkezi ilan edilmiş, 1994 yılına gelindiğinde Milli Park, 1998&#8217;de ise Doğal Sit alanı olmuş ve koruma altına alınmıştı. Ayder, Karadeniz&#8217;in en [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/nese-karahan-yaylalar-imara-acilinca-nefes-alacak-yerimiz-kalmayacak/">Neşe Karahan: Yaylalar imara açılınca nefes alacak yerimiz kalmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="b-article__lead"><strong>Rize&#8217;nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı olan Ayder Yaylası imara açılıyor. &#8220;Kentsel gelişim ve dönüşüm&#8221; projesiyle 110 hektarlık alanın imara açılması hakkında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan&#8217;ın yorumlarını aldık.</strong><span id="more-17642"></span></p>
<p>Ayder Yaylası ilk olarak 1987&#8217;de Turizm Merkezi ilan edilmiş, 1994 yılına gelindiğinde Milli Park, 1998&#8217;de ise Doğal Sit alanı olmuş ve koruma altına alınmıştı. Ayder, Karadeniz&#8217;in en bilinen yaylası son olarak 2006&#8217;da Bakanlar Kurulu Kararı ile &#8216;Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi&#8217; ilan edilmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/nese-karahan.jpg" alt="" width="800" height="531" /></p>
<p>Bugün imara açılması hakkında Neşe Karahan &#8220;Rant için imara açıldığını düşünüyoruz. Olacak iş değil. Zaten yaylanın alt kesimlerinde yapılaşma var, yapılaşmayı bir de bu alanlara, dağlara taşırsak nefes alacak yer kalmaz.&#8221; dedi.</p>
<p>Rize ve Artvin&#8217;deki ormanlık alanların özelliğine dikkat çeken Karahan &#8220;Korunması gereken bölgeler bunlar. Rize ve Artvin dağlarında Doğu Karadeniz&#8217;e özel bir ekosistem var. Buradaki doğal yaşlı ormanlar tahrip edilirse bu ekosistem yok olacak&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11301" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/ayder-yaylasi-1024x768-e1486472554480.jpg" alt="" width="900" height="675" /></p>
<h4>Böyle bir adım bölgenin bütün &#8220;turistik&#8221; unsurlarını yok edecek</h4>
<p>&#8220;Bindiğimiz dalı kesiyoruz bir an önce buna bir dur demek lazım. Orman sadece ağaç demek değil. Yayladaki otlağıyla, bitki örtüsüyle, hayvanıyla ormandır. Dağlarda zaten ağaç yok fakat dipteki bitki örtüsünü de yok ederlerse bölgedeki doğal yaşama ciddi ölçüde zarar vermiş olurlar. Dağ diplerindeki bitki örtüsü orman için bir ihtiyaç&#8221;</p>
<p>Neşe Karahan imar sebebi hakkında da yorum yaptı &#8220;Dağcılık yapan veya bu bölgeleri turistik amaçlarla ziyaret edenlerin talebi karşılığında bölgenin imara açıldığı söyleniyor ama bu akıl alır şey değil. Böyle bir adım bölgenin bütün &#8220;turistik&#8221; unsurlarını yok edecek.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/nese-karahan-yaylalar-imara-acilinca-nefes-alacak-yerimiz-kalmayacak/">Neşe Karahan: Yaylalar imara açılınca nefes alacak yerimiz kalmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
