<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kahramanmaraş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kahramanmaras/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kahramanmaras/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2023 19:38:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kahramanmaraş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kahramanmaras/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2023 11:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahbap]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[sivil afet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremin neden olduğu büyük yıkıma karşın, umudumuzu yeşerten muazzam bir dayanışma da var. Öte yandan siyasi kutuplaşma ve ayrışma, kaçınılmaz olarak sivil alana da yansıyor. Sivil toplumun duayen isimlerinden Sunay Demircan, 1999 depremlerinden farklı olarak Türkiye’nin bugün iki farklı depremi birlikte yaşadığını söylüyor: “Biri doğal afet, diğeri ise toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet.” Demircan, AFAD- Ahbap ayrışmasında ise; ''Sorun kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algı” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Biz toplum olarak şu an ne yaşıyoruz? 1999 depreminden farklı olan ne? Benzerlikler var mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-53115 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg" alt="Sunay Demircan" width="222" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg 388w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan-160x160.jpeg 160w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" />1999 yılında, kamu otoritesi ve kurumların (ordu hariç) geç uyanmasına karşılık, seri hareket ederek, olağanüstü bir toplumsal dayanışma sergileyen, eşgüdümlü sayılabilecek yurttaş hareketi vardı. Bugün de yurttaş hareketi var, dayanışma da var ama ortada gözümüze ve gönlümüze saplanmış, sürekli büyüyen kocaman bir başka fay hattı var. Bence mesele de burada. </span></p>
<p><b>Ne kast ediyorsunuz bu ‘başka’ fay hattından?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin şu anda iki farklı depremi birlikte yaşadığını düşünüyorum. Biri, yer kabuğunun hareketlerine bağlı olan doğal afet; diğeri ise </span><b>toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem gibi ortaklaşa yaşanan acıların sivil toplumun kendi içinde ve devletle ilişkisinde, dayanışma temelli iş birliğini güçlendirmesi beklenir; böyle zamanlarda halkın moral desteğine çok ihtiyacı olur ve bu morali oluşturan da tüm tarafların dayanışma temelli bir araya gelmeleridir. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Kriz İçinden Kriz Doğuran Kriz Halimiz&#8217;</strong></h5>
<p><b>Bir araya gelmiyorlar mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu depremde gözlediğim üç önemli nokta var. </span><b>Birincisi</b><span style="font-weight: 400;">, canını dişine takmış, gece gündüz tükenmeyen bir umutla çalışan </span><b>gönüllülerin de içinde olduğu bir arama kurtarma, dayanışma seferberliği. Evet, bu açıdan bakınca bir araya gelen büyük bir halk kitlesi var.  </b></p>
<p><b>İkincisi</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>bir türlü beceremediğimiz yerel ve ulusal ölçekteki koordinasyon meselemiz</b><span style="font-weight: 400;">. Olmuyor işte, hala ‘Sistematik nedir, plan ne işe yarar?’ sorularının zihnimizde karşılığı yok. </span></p>
<p><b>Üçüncüsü ise, kriz içinden kriz doğuran kriz halimiz</b><span style="font-weight: 400;">. Nasıl anlatayım, matruşka gibi. Tarafların keskinliklerinden zerre ödün vermedikleri, parçalayıcı dil ve dışlayıcı tavırla, öfke nöbetlerini dalga dalga toplumun üzerine sererek huzur duydukları, nevrotik bir hal bu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda artan siyasi, ekonomik fay hatlarındaki çatlaklar bu felaketle de birleşince, zaten süreç oluşturup yönetme kapasitesinin düştüğü bir dönemde, gidiş ciddi ve kalıcı kayıplara neden olabilir ki</span> söz konusu vatandır; aklımızı başımıza almamız lazım.</p>
<h5><b>Devlet Kurumlarına Güvensizlik, İktidarın Siyasi ve Beşeri Uzantısı  ‘Sivil’ Yapılar</b></h5>
<p><b> “Sivil afet” tespitinizi hangi faktörlerle açıklarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şimdinin meselesi değil ki tarihi, kültürel, ideolojik temelleri, geçmişten birikimi olan bir meseleyi, şurada şıpınişi cümle içine sıkıştırıp, ‘ahan da budur’ demek sadece spekülasyon olur. </span><span style="font-weight: 400;">Ortada ciddi bir güven sorunu var. Yurttaşların önemli bölümü devletin kurumlarına, yetkililerine güvenmiyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılay gibi bu işin zirvesinde olması gereken kuruluşlar da ne yazık ki son yıllarda kendilerine olan güveni sarsmak için epey çaba harcadılar. Bu güvensizlik, kutuplaşmayla el ele vererek, sivil alanda da kendine yer edindi. Hal böyle olunca da </span><span style="font-weight: 400;">her taraf kendi kurtarıcı kahramanını seçmeye başladı</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sivil alandaki fay hatlarının derinleşmesinde, kamu otoritesinin geçmişe göre çok daha etkili rolü olduğunu düşünüyorum. Daha yeni AFAD’ın <a href="https://www.aa.com.tr/tr/asrin-felaketi/stkler-depremzedelerin-yaralarini-sarmak-icin-tek-yurek-oldu/2814985#" target="_blank" rel="noopener">‘tek yürek STK’lar’</a> diyerek, Anadolu Ajansı üzerinden duyurduğu infografikte gördük bunu. Sadece iktidarın siyasi ve beşeri uzantısı olarak kurgulanmış ‘sivil’ yapılardan bir ‘tek yürek’ oluşturulmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiç olmazsa şu günlerde, bunu bağırarak duyurmayaydınız. Duyurmalarının da bir sebebi var tabii, kazanamazsa kaybedeceğinden korkuyor. Mesele var oluş, yok oluş ikilemine gelip dayandı, çok tehlikeli, bu nedenle de duramıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela, </span><span style="font-weight: 400;">bu katılaşma halini 1999 depreminde görmemiştik mesela</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>&#8216;Faylar İçine Sıkışmış Haldeyiz&#8217;</b></h5>
<p><b>Sivil toplum deprem bölgesinde ne yapıyor şu an?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum dediğimiz aslında halk, güruh değil ama, halk. Yani kültür bağlarıyla, ortak değerleriyle bir arada durarak, ortaklaşa medeniyet teşkil etmiş insan grubu. Bu bağlar sivil alanın bin bir emek inşa ettiği ritüelik bağlarıdır,</span> <span style="font-weight: 400;">düğündür, bayramdır, sofradır, yastır…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha durun, sivil toplum olarak acımızı yaşamadık ki, şu telaş bitsin gidenleri uğurlayalım, yasımızı yaşayalım, kalanlarla kucaklaşalım, el birliği yıkılanı inşa edelim… Değil mi? Anadolu’da böyle bir sivil medeniyet oluşturmuştuk. Her türlü iktidar zorbalığına rağmen ayakta kalabilen bir halk medeniyetiydi bu. Ne oldu şimdi? </span></p>
<blockquote><p>Nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda, ya da el birliği ile çıkacağız.</p></blockquote>
<p><b>Ne oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem işte;  faylar içine sıkışmış haldeyiz. Yarığı derinleştirip, bizi birbirimize bağlayan bağları kopartırcasına çekiştiriyoruz, hele de onlara şiddetle ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde. Bu gerilimde elbette iktidarın rolü var ama şuracıkta birilerini suçlu ilan edip, infaza durmak gibi bir niyetimiz de yok, nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda ya da el birliği ile çıkacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soruya dönecek olursam, Türkiye’de özellikle son on yıldır, Suriye ağırlıklı mülteci sorunları nedeniyle, insani yardım konularında ciddi bir sivil deneyim oluştu. Bu deneyime sahip kuruluşlar da zaten şu anda sahada var güçleriyle çalışıyorlar.  Onun dışında da teker teker saymayayım ama pek çok kurum sahada, aktifler, tüm güçleriyle çalışıyorlar, ama dediğim gibi</span><b> mesele tepeden başlayarak ülke sathına yayılmış olan şu ayrışma meselesi.  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Manzaraya bak, </span><b>yardım yapacağın kurumu, sahadaki becerisi ve deneyimine göre değil, siyasi duruşu ve popülerliğine göre seçiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. Daha dur, bunun orta ve uzun vadede yapılacak işleri var, milyonlarca insan, yeni bir hayatın inşası… Hiç kolay değil, daha ilk günde ayrışarak işe başlayacaksak, vah halimize! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Unutmadan şunu da söyleyeyim, 1999 depreminde olmayan bir şey de sosyal medyaydı; sosyal medyanın oluşturduğu bir habitat ve onunla gelenler var. </span></p>
<h5><b>&#8216;En Küçük Hata Sadece Ahbap’a Değil Sivil Alana Zarar Verir&#8217;</b></h5>
<p><b>Ahbap-AFAD tartışmalarını nasıl değerlendirirsiniz? Spesifik olarak Ahbap’ı ve Haluk Levent’i sivil toplum içinde nasıl konumlandırırsınız? Ahbap Türkiye’de sivil toplum aktörlerinin yapamadığı neyi yapıyor? Başarısı, sivil toplum aktörlerine nasıl yansımalı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın bir sivil toplum örgütü olup olmadığını tartışmıyorum. Haluk Levent’in popüler ve sevilen kimliğinde vücut bulmuş, kişisel / kitlesel yardım ihtiyaçlarında, çağrılara koşarak yardım götüren, dernek statüsünde, işlevsel bir mekanizmadır. Üyelerinin özgür iradesiyle seçilen bir yönetim yapıları var mıdır? Olmak zorunda. Sivil alanda faaliyet yürütüp, etki oluşturuyor mu? Evet, o halde konu kapanmıştır. İlle tartışılacaksa, burada Ahbap üzerinden asıl tartışılması gereken konu başkadır. </span></p>
<blockquote><p>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz.</p></blockquote>
<p><b>Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorun Ahbap değil, Ahbap’ı bugün, bu kadar ön plana çıkmasını sağlayan durumun kendisidir. Yani, bir kuş havada kanadı kırılmış, düşüyor, düşerken de konacak, güvenebileceği bir dal arıyor. Mesele budur, anlatabiliyor muyum?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar bu çöküş halinde, güvenip, tutunacakları dala muhtaçlar. Sormuyorlar ki Ahbap bu boyutta kaç tane kamp alanı kurdu? Kaç kere bu kadar karmaşık insani yardım programı kurgulayıp yürüttü? Bu kadar büyük bütçeyi yönetebilecek kapasitesi var mı? </span><b>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>Sorunlu durum budur, insanların güvenecekleri dalı olmaması. Kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algısıdır</b><span style="font-weight: 400;">. Bu güvensizlik sivil örgütlere yönelik de var tabii, sadece kamu otoritesi değil. Maalesef, ülkenin uluslararası görünüm itibarıyla da durum böyle. Kişiler ve kurumlar yapacakları yardımın akıbetinden o kadar kuşkulular ki, “bunlar ne yapacaklarını bilmeseler de hiç değilse dürüstler” deniyor. </span></p>
<p><b>Ahbap bu durumda ne yapmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın kısa vadede yönetmesi gereken riskleri var. Tahmininin üzerinde kaynak akışı oluyor, buna uygun süreç planlayıp yönetebilmesi ve bu sırada da hiçbir suistimal olmadan, her kuruşunun hesabını vererek bunu yapabilmesi önemli. Şimdi Haluk Levent açıklama yaptı, dernek bütçesinin bağımsız denetçiler tarafından denetlenerek, raporlanacağını söyledi, önemli bu.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelen saldırılardaki dile dikkat ederseniz, “Bunlara bu parayı yedirmemek lazım” diyen bir dili kıpırdatan akıldan konuşuyoruz. </span><b>Meselenin yemek / yiyememek meselesine kadar indirgendiği politik zeminde, Ahbap’ın titiz ötesi titiz olması gerekiyor</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde, bu ayrışma ortamında olabilecekleri tahmin edebiliyorum. </span><b>Olabilecek en küçük bir istismar ya da hata sadece Ahbap’a değil, Türkiye’de sivil alanda bunca yıldır inşa edilmiş olan ilişkilere ve güvene de tesir eder. </b></p>
<blockquote><p>Ahbap olarak iki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek.</p></blockquote>
<p><b>Kapasite derken, neyi kast ediyorsunuz? </b></p>
<p><b>Kurumsal kapasite tabii, konunun kişiyi aşmış olması lazım artık, kurumun teknik, finansal ve idari olarak bu işi yönetecek kapasiteye ulaşmış olması önemli</b><span style="font-weight: 400;">. Diyebilirsin ki, “Nereden biliyorsun o kapasitede olmadığını?” Benimki sadece deneyimlerden hareketle üretilmiş temenni cümleleri; </span><b>bir haftada yağan bu kadar büyük kaynak ve iş yükünü yönetmek hiç kolay değil</b><span style="font-weight: 400;">, umarım vardır, söyledikleri gibi de işleri yoluna koyarlar.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece finans yönetimi ile bitmiyor ki iş. Yapılanları izleme ve değerlendirme, denetleme başka kapasite istiyor; bunları kamuoyu ve destekçilere raporlama başka kapasite… Acil bir iletişim planı lazım, bunu hazırlayıp yürütmek de kapasite. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşleri zor, morallerini bozmak istemem ama dilerim bu durumun onlar da farkındadırlar.  İki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek, bak bu da kapasite. Ne diyeyim işleri zor, </span><b>bu gibi durumlarda yardım edenin umulandan öteye yardım ihtiyacı olabiliyor, anlamaya çalışmalıyız. </b></p>
<h5><b>‘Çok Kritik Bir Andayız ’</b></h5>
<p><b>“Muhafazakâr STK&#8217;lar sahada değiller&#8221; çıkışına ve tespitlerine yorumunuz olur mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kim diyor bunu? Bal gibi sahadalar, İHH başta, hepsi sahada! Benim bildiğim bu ama yanılıyor da olabilirim, yorum yapmam doğru değil.</span></p>
<p><b>Bu koşullarda ve bu iklimde, sivil toplum aktörleri ne yapabilirler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esas iş bundan sonra başlıyor. Sivil toplum için uzun ve zor bir yol var önümüzde, restorasyon, rehabilitasyon, yeni yerleşimlerin kurulması, değişen demografiler, tüm bunlar olurken seçim ve ekonomik krizin etkileri, dibimizde ne olacağı belli olmayan savaş gerilimi… </span><b>Soğukkanlı olmalıyız, zor günleri ancak dayanışmayla atlatabiliriz. Kritik, çok kritik bir anda olduğumuzu idrak ederek adım atalım lütfen. </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 09:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[KOAH]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu, ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’u yayınladı. Rapor, hava kirliliğinden kaynaklanan önlenebilir can kayıplarına odaklanan ilk çalışma. Rapora göre; 81 ilin yarısından fazlası kirli hava soludu. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerleri karşılayan tek il Ardahan. Bununla birlikte kirli hava 52 bin kişinin erken ölümüne neden oldu. Bu, Türkiye'de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin yedi katı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve çevre alanında faaliyet gösteren 17 kurumun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, 2016 – 2018 yılları arasında Türkiye’deki hava kirliliğini ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdiği çalışmasını paylaştı. 7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde yayınlanan ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’, Türkiye’de hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği seviyelere indirilmesiyle önlenebilecek can kayıplarına odaklanıyor. Çalışma, bu yönüyle Türkiye’de bir ilk.</p>
<p>Araştırmaya göre, 2017’de yaşanan 30 yaş üstü toplam 399 bin 25 ölümün (kazalar/dışsal yaralanmalar hariç) 51 bin 574’ü hava kirliliğinden kaynaklandı. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı “Türkiye’de 2017’de hava kirliliği, trafik kazalarının yedi katı can aldı. Rapor, hava kirliliğinin DSÖ’nün kılavuz değerlere indirilmesi durumunda, ölümlerin yüzde 12,9&#8217;unun önlenebileceğini gösteriyor” dedi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38357 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1557199838_Kara_Rapor___Can_Kay__plar__-1-640x640.jpg" alt="" width="640" height="640" /></p>
<p><strong>En Fazla Ölüm İstanbul&#8217;da<br />
</strong>Hava kirliliği nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı ilk üç il İstanbul (5.851), Bursa (3.098) ve Ankara (2.139) oldu. Bunları sırasıyla İzmir (2.518), Konya (2.082), Manisa (1.957), Mersin (1.628), Balıkesir (1.452), Adana (1.417) ve Antalya (1.226) takip etti.</p>
<p>Platform bileşenlerinden Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, 2017’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin tüm ölümlere oranla en fazla olduğu illerin Iğdır (yüzde 25,5), Kahramanmaraş (yüzde 25,1) ve Afyon (yüzde 23,7) olduğunu belirtti. Raporda, bu illerdeki sanayi tesisleri, kömürlü termik santraller ve evsel ısınma amaçlı kömür kullanımının, özellikle coğrafi koşullar dikkate alındığına kirliliğin ana sebebi olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>En Kötü Kahramanmaraş, En İyi Ardahan<br />
</strong>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan ölçümlerdeki veriler yetersiz olduğu için, 2018’de sekiz ildeki (Bolu, Eskişehir, Kastamonu, Kırıkkale, Kütahya, Muş, Şırnak, Uşak) hava kalitesine dair hesaplama yapılamadı. 73 ildeki hava kalitesi, ulusal mevzuattaki sınır değerlere göre değerlendirildiğinde ise 44 ilde kirli hava solunduğu ortaya kondu.</p>
<p>Platform bileşenlerinden TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Özlem Katısöz, “Havası kirli olan Kahramanmaraş, Manisa ve Muğla’da kömürlü termik santraller işletiliyor. 2018 yılında havası en kirli şehir olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, halihazırda faal durumdaki iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor. Planlanan santraller yapılırsa şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek” diye konuştu.</p>
<p>2018 yılında DSÖ’nün önerdiği hava kirliliği limit değerlerini karşılayan tek il ise Ardahan. Son üç yılda hava kalitesi iyi düzeyde olan, yani DSÖ sınır değerlerine çok yakın olup ulusal sınır değerleri karşılayan iller ise Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli.</p>
<p><strong>Koah ve Kısırlık Üst Sıralarda<br />
</strong>Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’da hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarına da dikkat çekildi. Çocukların hava kirliliğinden yetişkinlere göre daha fazla etkilendiğini söyleyen Platform bileşenlerinden Türk Tabipler Birliği temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol, hava kirliliğinin bebeklerde düşük doğum ağırlığı, otizm, diyabet (Tip 1), ani bebek ölümü sendromu, astım, KOAH, bronşiolit ve bronşit, zatürre ve zeka geriliği görülme riskini artırdığının altını çizdi.</p>
<p>Hava kirliliğinden kaynaklanan hastalıklar arasında en sık görülenleri alt solunum yolu enfeksiyonları ve KOAH. Tüm alt solunum yolu enfeksiyonları ölümlerinin yüzde 27.5’ini ve tüm KOAH ölümlerinin yüzde 26.8’ine hava kirliliğine bağlı. Ayrıca doğurganlığı etkiliyor, düşük, kısırlık ve sperm kalitesinin düşmesi gibi sorunlara sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Temiz Hava İçin Temiz Hava Hakkı Platformu&#8217;nun Önerileri:<br />
</strong>Hava kalitesi ölçümlerinin iyileştirilmesi, güncel verilerin halka sunulması, yeni istasyonlar için yer seçiminin modellemeler kullanılarak yapılması.</p>
<ul>
<li>Hava kirliliği için ulusal sınır değerlerin DSÖ sınır değerleri ile uyumlu hale getirilmesi, ölçümünün yaygınlaştırılması.</li>
<li>Temiz Hava Eylem Planları’nın sağlık ve çevre alanında çalışan STK’ların katılımıyla her il için hazırlanması ve acilen uygulamaya konulması.</li>
<li>Hava kirletici etkisi yüksek tesislerin izin süreçlerinde sağlık etki değerlendirmesi yapılmasının zorunlu hale getirilmesi.</li>
<li>Çevresel etki değerlendirme süreçlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje sahiplerinden hava kirliliğinin uzun mesafeli ve kümülatif etkilerini hesaba katan güncel modelleme programları kullanılarak hesaplama yapılmasının istenmesi.</li>
<li>Başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara teşviklerin kaldırılması, fosil yakıt alternatifi enerji kaynaklarını önceliklendirecek politika ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi.</li>
<li>Kentlerde toplu taşıma ve bisikletli ulaşımın teşvik edilmesi, motorlu araç trafiğine kapalı alanlar yaratılması, ormanların korunması ve artırılması, araçlardan kaynaklanan kirletici emisyonları azaltacak yasal değişiklikler yapılması ve evsel ısınma için kömürün yerine alternatif kaynakların yaygınlaştırılması vb.</li>
<li>Hava kirliliğinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi ve kirliliğin azaltılması ile ilgili politika geliştirilmesinde, Sağlık Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hem birbirleri hem de ilgili meslek örgütleri/sivil toplum kuruluşları ile iş birliği ve iletişim içinde çalışmaları.</li>
</ul>
<p>Raporu <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/temiz-hava-hakki-platformu-hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor/">buradan</a> indirebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mor Sertifika Programı Mezun Öğretmenler Buluşmaları Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/mor-sertifika-programi-mezun-ogretmenler-bulusmalari-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 10:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SU Gender]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOÇA]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[MSP]]></category>
		<category><![CDATA[Oyunlarla Toplumsal Cinsiyet Atölyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabancı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı’nın desteğiyle Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi işbirliğiyle düzenlenen Oyunlarla Toplumsal Cinsiyet Atölyelerinde kutu oyunları aktivitesi  Adana’da gerçekleştirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/mor-sertifika-programi-mezun-ogretmenler-bulusmalari-suruyor/">Mor Sertifika Programı Mezun Öğretmenler Buluşmaları Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı’nın desteğiyle Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) tarafından yürütülen, Mor Sertifika Programı (MSP Mezun Öğretmenler Buluşmaları, Kahramanmaraş’ta 35 katılımcı ile 17 Ocak 2019 ve Şanlıurfa’da 20 katılımcı ile 18 Ocak 2019 tarihlerinde gerçekleştirildi.</p>
<p>MSP Mezun Öğretmenler Buluşmalarında On Yılın Hikayesi belgesel gösterimi ve Mor Sertifika Programı’na daha önce katılmış öğretmenler tarafından deneyim aktarımı sunumları da yapıldı.</p>
<p><strong>Oyunlarla Toplumsal Cinsiyet Atölyeleri</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34779" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__.jpg 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Adana’da ise Sabancı İlkokulu&#8217;nda 60 ilkokul 4. sınıf öğrencisi ile 15 Ocak 2019 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA) ile işbirliği halinde Oyunlarla Toplumsal Cinsiyet Atölyeleri “kutu oyunları” aktivitesi düzenlendi. Aynı tarihte, Adana&#8217;daki sivil toplum kuruluşları temsilcileri davet edilerek, 15 kişinin katılımıyla kutu oyunları ve toplumsal cinsiyet temel kavramlar atölyesi düzenlendi.</p>
<p><strong>11. yılında Mor Sertifika</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34781" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-1-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548883633_MARA__-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi’nin 2007 yılında hayata geçirdiği Mor Sertifika Programı, eğitim sisteminin farklı kademelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalarına devam ediyor. 2007-2018 yılları arasında düzenlenen eğitim seminerleriyle 3500 öğretmene ve 120 eğitim fakültesi öğrencisine ulaşan program bu yıl 11. yılını tamamlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/mor-sertifika-programi-mezun-ogretmenler-bulusmalari-suruyor/">Mor Sertifika Programı Mezun Öğretmenler Buluşmaları Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34741</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2018 yılı içerisindeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere dair rapor yayınladı. "Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz” başlığıyla sunulan rapora göre 1923 işçi geçtiğimiz yıl içerisinde yaşamını yitirdi. Ölümlü kazaların büyük çoğunluğu inşaat ve tarım sektöründe yaşanırken, ölümlerin yüzde 98 oranında sigortasız işçilerde yaşanması dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2018 yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı.</p>
<p>Ulusal ve Yerel Basın Organları, işçilerin mesai arkadaşları, işçi aileleri, iş güvenliği uzmanları ve sendikalardan gelen bilgilerin derlenmesi ile oluşturulduğu belirtilen 2018 İş Cinayetleri Raporu; &#8220;Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz&#8221; başlığı ile yayınlandı.</p>
<p><strong>Tarım ve İnşaat Sektörü Ölüm Yaşanan İş Kolları.</strong></p>
<p>İSİG&#8217;in hazırladığı rapordaki bilgilere göre; yıl boyunca toplam 1923 işçi yaşamının kaybederken,  yaz mevsiminde kayıpların daha çok olduğu görüldü, en çok ölüm vakası ise Temmuz ayında (201 ölüm vakası) yaşandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34750" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ölümlerin en çok yaşandığı iş kolları Yüzde 24&#8217;lük oranla tarım ve orman işleri oldu.  Yüzde 23&#8217;lük oran ile inşaat ve yol işleri ikinci sırada yer aldı.  Yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız çalışan işçiler olduğu dikkat çekti ki bu oran yüzde 98 civarında.</p>
<p>2018 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:</p>
<ul>
<li>Trafik, Servis Kazası nedeniyle 408 işçi;</li>
<li>Ezilme, Göçük nedeniyle 379 işçi;</li>
<li>Yüksekten Düşme nedeniyle 325 işçi;</li>
<li>Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 200 işçi;</li>
<li>Elektrik Çarpması nedeniyle 113 işçi;</li>
<li>Şiddet nedeniyle 112 işçi;</li>
<li>Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 82 işçi;</li>
<li>İntihar nedeniyle 73 işçi; Patlama,</li>
<li>Yanma nedeniyle 50 işçi;</li>
<li>Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;</li>
<li>Kesilme, Kopma nedeniyle 24 işçi;</li>
<li>Diğer nedenlerden dolayı 117 işçi yaşamını yitirdi.</li>
</ul>
<p><strong>67 Çocuk İşçi Yaşamını Yitirdi</strong><br />
Raporda yer alan verilere göre 14 yaş ve altı 23, 15- 17 yaş aralığında 44 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 65 yaş üstünde çalışan 98 işçi iş cinayetine uğrarken 28-50 yaş aralığındaki işçilerde %49 çoğunlukla ölüm oranı gözlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34745" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cinsiyetlere göre dağılımda ise 199 kadın işçi yaşamını yitirirken, 1804 erkek işçi yaşamını kaybetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34744" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Mülteci İşçiler de Raporda Yer Aldı</strong><br />
Mülteci işçilerden 110 kişi yaşamını yitirirken, ölümlerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve Afganistan’lı işçilerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34746" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>İstanbul İş Cinayetlerinin En Çok Yaşandığı İl</strong></p>
<p>Rapora göre:</p>
<ul>
<li>226 ölüm İstanbul’da;</li>
<li>81 ölüm Kocaeli’nde;</li>
<li>70 ölüm Manisa’da;</li>
<li>69 ölüm Bursa’da; 68 ölüm</li>
<li>Antalya’da; 66 ölüm</li>
<li>İzmir’de; 56’şar ölüm Ankara ve Aydın’da;</li>
<li>50 ölüm Gaziantep’te;</li>
<li>48 ölüm Adana’da;</li>
<li>45 ölüm Denizli’de;</li>
<li>43’er ölüm Konya ve Şanlıurfa’da;</li>
<li>39 ölüm Samsun’da;</li>
<li>35’er ölüm Mersin ve Sakarya’da;</li>
<li>33’er ölüm Balıkesir ve Tekirdağ’da;</li>
<li>31 ölüm Zonguldak’ta;</li>
<li>29’ar ölüm Hatay ve Muğla’da;</li>
<li>27 ölüm Çorum’da;</li>
<li>25’er ölüm Kütahya ve Trabzon’da;</li>
<li>23’er ölüm Adıyaman, Elazığ ve Sivas’ta;</li>
<li>22’şer ölüm Bolu ve Kastamonu’da;</li>
<li>21 ölüm Kahramanmaraş’ta;</li>
<li>20’şer ölüm Karabük ve Mardin’de;</li>
<li>19’ar ölüm Diyarbakır ve Kayseri’de;</li>
<li>18’er ölüm Eskişehir ve Osmaniye’de;</li>
<li>17 ölüm Ordu’da;</li>
<li>16’şar ölüm Çanakkale, Düzce ve Malatya’da;</li>
<li>15 ölüm Isparta’da; 14’er ölüm Burdur, Niğde ve Şırnak’ta;</li>
<li>13 ölüm Aksaray’da;</li>
<li>11’er ölüm Afyon, Artvin, Bartın, Giresun ve Rize’de; 10 ölüm Bitlis’te;</li>
<li>9’ar ölüm Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Siirt, Uşak, Tokat ve Van’da;</li>
<li>8’er ölüm Edirne ve Kırşehir’de;</li>
<li>7’şer ölüm Bilecik, Iğdır, Kırıkkale ve Kırklareli’de;</li>
<li>6’şar ölüm Amasya, Ardahan, Karaman ve Sinop’ta; 5’er ölüm Batman, Gümüşhane ve Nevşehir’de;</li>
<li>4’er ölüm Yalova ve Yozgat’ta;</li>
<li>3’er ölüm Ağrı, Bingöl, Çankırı, Muş ve Tunceli’de;</li>
<li>1’er ölüm Bayburt ve Kilis’te;</li>
<li>33 ölüm ise Yurtdışında gerçekleşti.”</li>
</ul>
<p><strong>İSİG’in Acil Talepleri</strong></p>
<p>İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan İSİG Meclisi acil olarak gerçekleşmesi gereken taleplerine rapor sonunda yer verdi.</p>
<p>1- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>3- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri &#8217;24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor&#8217;. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>4- ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>5- Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>6- Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>7- İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>8- Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>9- Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir&#8230;</p>
<p>10- Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır&#8230;</p>
<p>11- Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır&#8230;”</p>
<p><strong>Raporun Tamamına Ulaşmak İçin : <a href="http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923">http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923</a></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg" alt="" width="640" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x1448.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34748" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg" alt="" width="640" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x486.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34747" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34743" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34742" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Sep 2018 12:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Sağlığı Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ormancılar Derneği 26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü nedeniyle hazırladığı raporda kirlilik ve talana karşı acil önlem çağrısı yaparken,  5 yıl sonra su kıtlığı ile kirli havadan kaynaklı ölümler yaşanacağını söyledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Birgün</strong></em>&#8216;den <strong><em>Uğur Şahin</em></strong>&#8216;in <a href="https://www.birgun.net/haber-detay/kirlilik-surerse-toplu-olumler-kapida-231637.html" target="_blank" rel="noopener">haberine</a> göre, Türkiye Ormancılar Derneği, hazırladığı raporla alarm verdi. Raporda, orman alanlarının ranta açılması nedeniyle 81 ilin 75’inde öldürücü hava kirliliği yaşandığı vurgulanarak, su kaynaklarının kirlendiği, denizlerin lağım çukuruna dönüştüğü ve kanser ile salgın hastalıklarda anormal artışlar gözlendiği aktarıldı.</p>
<div class="content-wrapper">
<div class="inner">
<div class="post-entry bottom40">
<p>Raporda kirliliğin ortaya çıkardığı tablo şöyle özetlendi;</p>
<p><strong>27.5 milyon ailenin oksijeni kesildi</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde 550 bin hektarlık orman arazisi maden ve turizm tahsisleri gibi kullanımlar nedeniyle yok edildi. Bu alan, İstanbul’un yüzölçümünden fazla. Yok edilen ağaç sayısı ise 55 milyonun üzerinde. İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeni kesildi.</p>
<p><strong>2023&#8217;te su kıtlığı yaşanacak</strong></p>
<p>Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye artık su fakiri bir ülke konumuna gelmiş durumda. 2023’te su kıtlığı baş gösterecek.</p>
<p><strong>Yurdun dört yanı HES’lerle çevrili</strong></p>
<p>En temiz su havzaları HES projeleri ile yok ediliyor. DSİ verilerine göre 2018’de 595 HES faaliyette. 83’ü inşa halinde olmak üzere 639 HES bulunuyor.</p>
<p><strong>80 milyonun hayatı tehdit altında</strong></p>
<p>Türkiye nüfusunun yarısı, Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine göre havası kirli ortamda yaşıyor. Büyük kentlerde yaşayanlar yılda 250 gün ölümcül kirli hava solumakta. Önlem alınmaz ve orman talanı sürerse İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütahya, Sakarya, Kırklareli, İçel ve Samsun’da salgın hastalıklar ortaya çıkacak, solunum yolu enfeksiyonu, kanser, erken bebek ölümleri ve sakat doğumlarda artış olacak, hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacak.</p>
<p><strong>İstanbul zehir soluyor</strong></p>
<p>Dev inşaat projeleri, hafriyat kamyonları, 3 milyon 571 bin araçtan çıkan egzoz gazı, İstanbul halkına adeta zehir soluttu. Kanser vakalarında yükseliş gözleniyor.</p>
<p><strong>Kirli su denize dökülüyor</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre atık suyun yüzde 40’ı denize, yüzde 48’i akarsuya, yüzde 3’ünü baraja, yüzde 2’sini göl ve göletlere boşaltılıyor. Üstelik bu suların ancak yüzde 45’i gelişmiş arıtmaya tabi tutuluyor.</p>
<p>Dernek hazırladığı raporda kirlilik için çözüm önerilerini de şöyle sıraladı;</p>
<ul>
<li>Ormanları ranta açılması derhal durdurulmalı.</li>
<li>İnşaat halindeki HES projeleri bir an önce durdurulmalı, planlanan HES projeleri iptal edilmeli, ekosistem duyarlı yeni bir enerji politikası geliştirilmeli.</li>
<li>Şehir merkezlerindeki inşaat ve kentsel dönüşüm projeleri gözden geçirilmeli, çevre sağlığını tehdit edenler durdurulmalı ya da yıkılmalı.</li>
<li>Şehirlerdeki kamyon, kamyonet ve iş makinalarına yeni bir trafik düzeni ve emisyon standardı getirilmelidir.</li>
<li>Yoksul halka kalitesiz kömür dağıtımından derhal vazgeçilmeli, gerekiyorsa doğalgaz yardımı yapılmalı.</li>
</ul>
<p>Kaynak: <a href="http://stgm.org.tr/tr/manset/detay/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DDA “İl Koordinatörleri Kapasite Geliştirme Eğitimi” Gerçekleştirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dda-il-koordinatorleri-kapasite-gelistirme-egitimi-gerceklestirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2018 09:14:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Denetleme]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerelleşme, Denge ve Denetleme toplulukları oluşturma çalışmalarının bir parçası olarak, Denge ve Denetleme Ağı'nın bölge merkezlerinde bütün çalışmalarını yürütecek, aktörleri arasındaki iletişimi sağlayacak gönüllü il koordinatörlerinin kapasitelerini geliştirmek ve bilgilerini eşitlemek amacıyla kapasite geliştirme eğitimi düzenlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dda-il-koordinatorleri-kapasite-gelistirme-egitimi-gerceklestirdi/">DDA “İl Koordinatörleri Kapasite Geliştirme Eğitimi” Gerçekleştirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;">Denge Denetleme Ağı(DDA) 21-22-23 Eylül 2018 tarihlerinde “İl Koordinatörleri Kapasite Geliştirme Eğitimi” gerçekleştirdi. Ankara Kavaklıdere&#8217;de bulunan Holiday Inn Hotel&#8217;de yapılan eğitime, Türkiye’nin 10 ilinden; Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Ordu, Batman, Mardin , Denge Denetleme Ağı üyesi sivil toplum kuruluşları katıldı. Programın eğitmenliğini ve moderasyonunu, alanında uzman eğitmen Evren Sener Ünal yürüttü.</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.295; margin-top: 0pt; margin-bottom: 8pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;">Yerelleşme, Denge ve Denetleme toplulukları oluşturma çalışmalarının bir parçası olarak, Denge ve Denetleme Ağı&#8217;nın bölge merkezlerinde bütün çalışmalarını yürütecek, aktörleri arasındaki iletişimi sağlayacak gönüllü il koordinatörlerinin kapasitelerini geliştirmek ve bilgilerini eşitlemek amacıyla organize edilen etkinliğin ilk gününde, Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinden, İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. E. Fuat Keyman ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Ersoy Kontacı, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı sistemini kapsamlı bir şekilde ele aldılar.</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.295; margin-top: 0pt; margin-bottom: 8pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;">Eğitimin ikinci gününde, Evren Sener Ünal’ın moderasyonunda DDA’nın sivil toplumdaki yeri, Denge Denetleme ve gündelik hayat pratikleri, topluluk oluşturma temelleri, örgüt içi iletişim gibi konular öğretici yaygın eğitim modülleri ile ele alındı. Etkinliğin son gününde, “Karar Vericiler, Medya ve STK İlişkileri” başlıklı panelde; Ankara Barosu Gelincik Merkezi&#8217;nden Av. Aslı Koçak Arıhan, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Kamu Politikaları Stratejik Araştırmaları Merkezi(KAPSAM) Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, 19 Eylül Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erdoğan Erişen ve TBMM’de danışmanlık yapan Ömer Ak iş dünyası, meslek odaları, medya ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkileri ayrıntılı bir şekilde dile getirdiler.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;">DDA sekreteryası tarafından organize edilen, dolu dolu bir programla 3 gün süren ve değerlendirme çalışmalarıyla son bulan eğitim programına katılım ve ilgi oldukça yüksekti. DDA İl koordinatörleri, eğitim sonunda eğitimden oldukça memnun kaldıklarını dile getirdiler. Önümüzdeki dönemde DDA&#8217;nın eğitim ve topluluk oluşturma çalışmaları hız kesmeden devam edecek.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dda-il-koordinatorleri-kapasite-gelistirme-egitimi-gerceklestirdi/">DDA “İl Koordinatörleri Kapasite Geliştirme Eğitimi” Gerçekleştirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jul 2018 11:43:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[meteoroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya’da ve Türkiye’de iklim değişikliği ile afetler arasındaki tartışmaya dair durumu veriler ile ortaya koyan çalışma kapsamında dört temel soruya cevap arandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/">Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Analizin son kısmında ise son yıllarda ülkemizde giderek artan afetler de derlendi. Bu önemli hasarlara ve sosyal ve ekonomik sorunlara yol açan afetlerde iklim değişikliğinin parmağının olması muhtemel görünüyor.</p>
<p><strong>İklim Değişikliği ile Meteorolojik Afetler Arasında İlişki Var mı?</strong></p>
<p><em><strong>İklim değişikliği ile sel, kuraklık ve benzeri aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığının artması arasında ilişkiyi gösteren birçok bilimsel araştırma bulunuyor</strong>.</em></p>
<p>IPCC, WMO, NASA ve birçok bilimsel kuruluş, iklim değişikliği yüzünden <a href="https://earthobservatory.nasa.gov/Features/RisingCost/rising_cost5.php" target="_blank" rel="noopener">küresel ortalama sıcaklıkların artacağını</a> <a href="http://www.ssec.wisc.edu/~kossin/articles/Chapter_2.pdf" target="_blank" rel="noopener">ve bunun da kuraklık riskini</a>, <a href="http://www.mdpi.com/1660-4601/15/3/538/pdf" target="_blank" rel="noopener">düzensiz ve aşırı yağış sıklığı</a> ve miktarını ve <a href="https://www.wmo.int/pages/prog/dra/vcp/documents/7607_Climate-Change-DRR.pdf" target="_blank" rel="noopener">fırtına gibi aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetini yükseltebileceğini</a> ortaya koyuyor. Son yıllarda sayıları hızla artan atıf çalışmaları sayesinde insan kaynaklı iklim değişikliği ve aşırı hava olayları arasındaki bağlantılara dair ispatlar ve olay bazlı kanıtlar da giderek çoğalıyor.</p>
<ul>
<li>Bilim insanları, Haiyan Tayfunu’ndan Kaliforniya’daki kuraklığa kadar hava olaylarını inceledikleri 140’dan fazla çalışma yayımladılar.</li>
<li>Bu çalışmalara dair yapılan bir analiz, bu afetlerin %63’ünde iklim değişikliğinin parmağı olduğunu ve bu afetlerin daha şiddetli yaşanmasına neden olduğunu ortaya koyuyor. Sıcak hava dalgaları bu tür olayların yaklaşık yarısını temsil ederken (%46), kuraklık %21’ini, şiddetli yağışlar veya seller ise %14’ünü oluşturuyor.</li>
<li>Şu anda Güney Asya ise giderek şiddetlenen Maria kasırgası nedeniyle tetikte. Rüzgar hızı şimdiden 140 km’yi aşan Maria Kasırgası, Çin, Japonya ve Filipinler’i tehdit ediyor. Süper tayfun kategorisine giren bu kasırganın olduğu bölgede de iklim değişikliğinin bu afetlerde parmağı olduğunu gösteren çalışmalar bulunuyor.</li>
</ul>
<p><strong>Türkiye’de Hava Durumu Nasıl? Sıcaklıklar Artıyor mu?</strong></p>
<p><strong><em>Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de ortalama sıcaklıkların giderek arttığını, ortalama yağışların azalma eğilimi gösterdiğini, ortalama nemin azaldığını ve buharlaşmanın ise arttığını gözler önüne seriyor.</em></strong></p>
<p>2017 yılında, Türkiye’de ortalama sıcaklık 1970 yılına göre 1,5 derece artarak <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017SicaklikveYagisDegerlendirmesi.pdf">14.2</a> derece olarak gerçekleşti. 1981-2010 ortalamasının 13,5 derece olduğunu göz önüne alırsak ortalama artış 0.7 derece oluyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, “Türkiye ortalama sıcaklıklarında 1998 yılından bu yana (2011 yılı hariç) süreklilik arz eden bir artış”olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>İklim değişikliği konusunda sıkça irdelenen diğer bir başka konu da yağış miktarı ve sıklığıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, “2017 yılı, Türkiye yıllık alansal ortalama toplam yağışı 506.6 mm ile 1981-2010 normalinin (574 mm) %12 altında gerçekleşti.” Kurumun, “2017 Yılı Sıcaklık ve Yağış Değerlendirmesi”ne göre 1990 yılından günümüze kadar yağış miktarında azalma eğilimi bulunurken, “2017 yılında, 1990 yılından günümüze kadar görülen azalmaların üçüncüsü gerçekleşti”.</p>
<p>Bu veriler Türkiye’de sıcaklıkların artarken, yağışların ise azalmakta olduğunu ortaya koyuyor. İklim bilimi ve iklim değişikliği ile meteorolojik hava olayları arasındaki ilişki açısından önem arz eden diğer veriler ise nem ve buharlaşma verileridir. Nem ve buharlaşma verileri bir yandan uzun vadeli kuraklık gibi afetler ile ilişkiliyken diğer bir yandan ise aşırı yağışlar ve fırtınalar gibi kısa vadeli meteorolojik afetler ile doğrudan ilişkilidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri 1970’e göre günümüzde Türkiye’de ortalama nemin azaldığını işaret ederken buharlaşmanın ise azalma eğilimi gösterdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>İklim değişikliğinin aşırı (ekstrem) sıcaklıkları da etkilediğine dair birçok bilimsel çalışma bulunuyor. Türkiye’de yaz ayları maksimum sıcaklık ortalamaları artarken, kış ayları minimum sıcaklık ortalamaları düşme eğilimi gösteriyor. Türkiye’nin daha sıcak, daha az yağış alan ve daha yüksek buharlaşmanın olduğu bir iklim ile karşı karşıya olduğunu ifade edebiliriz.</p>
<p><strong>Türkiye’de Afet Sayıları ve İstatistikleri Neler Söylüyor?</strong></p>
<p><strong><em>Çalışmalar Türkiye’de afetlerin, başta fırtına, sel ve don olmak üzere giderek arttığını ve aynı zamanda giderek şiddetlendiğini de ortaya koyuyor. Diğer bir yandan ise uzun vadeli veriler, Türkiye’nin genel ikliminde sıcaklık artışları yaşandığını, yağışların ve nemin düştüğünü, buharlaşmanın ise arttığını gösteriyor. Bütün bu gözlemler Türkiye’de beklenen iklim değişikliği etkileri ile de bire bir uyumlu görünüyor.</em></strong></p>
<p>Türkiye’de 2017 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017AfetDegerlendirme.pdf" target="_blank" rel="noopener">598</a>, 2016 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitaplar/dogalafet-2016.pdf" target="_blank" rel="noopener">654</a>, 2015 yılında ise <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2016/2015afet.pdf" target="_blank" rel="noopener">731</a> meteorolojik afet gözlemlendi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre de bahsi geçen bu üç yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak ön plana çıkıyor. Bu afetlere dair diğer bir çarpıcı veri ise karakteristikleri konusundadır. Son üç yılda Türkiye’deki afetlerin ortalama %80’inden fazlası fırtına, şiddetli yağış/sel ve dolu afeti olarak gerçekleşti.</p>
<ul>
<li>2017 yılında gözlenen meteorolojik karakterli doğal afetler içinde fırtına (%36), şiddetli yağış/sel (%31) ve dolu afeti (%16) ile ilk sıralarda yer alıyor.</li>
<li>2016 yılı içerisinde ülkemizde meydana gelen meteorolojik karakterli doğal afetlerin yarısına yakınını fırtınalar (%45) oluşturdu. İkinci sırada kuvvetli yağış ve sel olayları (%20) yer alırken bunu %15’lik dilim ile dolu olayları takip ediyor.</li>
<li>2015 yılında gözlenen meteorolojik karakterli doğal afetler içinde fırtına-hortum (%31), şiddetli yağış ve sel (%31) ve dolu afeti (%15) ilk sıralarda yer alıyor.</li>
</ul>
<p>Meteorolojik gözlemler Türkiye’de fırtına ve sel/aşırı yağış ile don sayısının giderek arttığını gözler önüne seriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2016 yılındaki bir değerlendirmesine göre, “2000 yılından sonraki yıllarda sel olaylarında ciddi artışlar olmuştur. Son 10 yılda hemen hemen 50 ve daha fazla sayıda sel olayı gerçekleşti”. 2015, 2016, 2017 yılları son 20 yılda en çok dolu afetinin yaşandığı beş yıldan üçü olarak da ön plana çıkıyor. Ülkemizde, 2015 yılında <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2016/2015afet.pdf" target="_blank" rel="noopener">226</a>, 2016’da <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitaplar/dogalafet-2016.pdf" target="_blank" rel="noopener">292</a>, 2017 yılında ise <a href="https://www.mgm.gov.tr/FILES/Haberler/2018/2017AfetDegerlendirme.pdf" target="_blank" rel="noopener">215</a> fırtına/hortum olayı gerçekleşti. “Uzun yıllar fırtına afeti sayılarına bakıldığında, son 10 yıl içerisinde fırtına afet sayısının önceki yıllara göre daha fazla yaşandığı görülüyor”. 2016 yılı, aynı zamanda, “Son 10 yılda yaşanan afetler arasında ise en fazla sel afet yaşanan yıl olarak kayıtlara geçmişti”.</p>
<p><strong>Bu Konuda Toplum Ne Diyor?</strong></p>
<p><strong><em>Türkiye’de insanlar sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi afetlerin giderken arttığını düşünüyor.</em></strong></p>
<p>Bu konuda halkın ne düşündüğünü ortaya koyan en son çalışma, İklim Haber ve KONDA Araştırma ile beraber yapıldı. Seçimlerin başarılı anket şirketlerinden KONDA Araştırma’nın Türkiye’de yürüttüğü saha çalışmasında, “Türkiye’de sel, fırtına, aşırı sıcaklık, kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttı mı, azaldı mı?” sorusu toplam 2595 kişiye soruldu. Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye toplumu da meteorolojik afetlerin sayısının arttığını gözlemliyor. Ankete katılanların %76,3’ü bu soruya “arttı” diye cevap verirken, sadece %6,5’lik bir kesim “azaldı” diye <a href="https://www.iklimhaber.org/iklimarastirmasi2018/" target="_blank" rel="noopener">cevap veriyor.</a>Araştırma aynı zamanda Türkiye’nin %87’sinin “iklim değişikliği var” dediğini de gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Afetler ile İklim Değişikliği Konusunda Türkiye’de Durum Ne?</strong></p>
<p><strong><em>Bilim çevreleri ve kamu kuruluşları, Türkiye’de de, küresel iklim değişikliğinin benzer bir biçimde meteorolojik doğal afetlerin hem sıklığını hem de etkisini artırma riski olduğunu belirtiyor.</em></strong></p>
<p>Mikdat Kadıoğlu, IPCC’nin Küresel İklim Modelleri ile yaptığı projeksiyonlara göre 2030 yılında Türkiye’nin de büyük bir kısmının oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girebileceğini ve sıcaklıkların kışın 2 derece, yazın ise 2 ila 3 derece artabileceğini söylüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ise bir yandan dünya genelinde “küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle, meteorolojik, iklimsel ve hidrolojik afetlerin oluşum sayılarında ciddi artışlar olduğunu” ifade ederken, Türkiye’nin 6. Ulusal İklim Değişikliği Bildirimi’nde ise tüm Türkiye’de sıcaklıkların yükselmekte, yaz günleri ve sıcak gün sayısının artmakta ve tüm meteorolojik istasyonlarda toplam yağışlarda azalma olduğu ortaya konuluyor.</p>
<p>Türkiye’de artan aşırı hava olayları ile iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaya neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu konuda ender çalışmalardan biri 29 Aralık 2016’da Mersin’de gerçekleşen sele dair yapıldı., “29 Aralık 2016 Mersin Selinin Meteorolojik Analizi ve İklim Değişikliği Bağlantısı” adlı çalışma, Kimya Y. Müh. Ömer Erdal Bilici ve Prof. Dr. Ayşe Everest tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>2018 Yılı Afet Günlüğü:</strong></p>
<ul>
<li>Ocak ve Şubat ayında Türkiye’nin birçok yerinden fırtına ve aşırı yağış haberleri geldi: <a href="https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/yahyaliyi-sel-ve-heyelan-vurdu-2318026/" target="_blank" rel="noopener">Kayseri’yi</a>, <a href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yasam/547112.aspx" target="_blank" rel="noopener">Aydın’ı</a> fırtına vurdu, Şanlıurfa’nın ilçesi <a href="https://tr.sputniknews.com/turkiye/201801271031992910-sanliurfa-siverek-sel-aldi/" target="_blank" rel="noopener">Siverek’i</a> sel aldı. <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/meteorolojiden-mersin-icin-kuvvetli-yagis-uyarisi-2991948" target="_blank" rel="noopener">Antalya ve Mersin’de</a> aşırı yağışlardan dolayı okullar tatil edildi, eğitim sekteye uğradı. <a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/firtina-ve-hortum-kemeri-yikti-gecti" target="_blank" rel="noopener">Fırtına</a> Antalya’nın Kemer ilçesinde etkili oldu. İzmir’deki <a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/izmirde-firtina-deniz-tasti-isyerlerini-su-basti,tPZaCCY-ikqsVUZ9E2MVnA" target="_blank" rel="noopener">fırtınada</a>, deniz taştı, iş yerlerini su bastı.</li>
<li>Mart ayının özellikle son haftasında Türkiye’nin dört bir yanında aşırı yağışlar görüldü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, <a href="https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/meteorolojiden-butun-yurda-son-dakika-saganak-yagis-uyarisi-2316610/" target="_blank" rel="noopener">bütün yurtta</a> aşırı yağış uyarısı verdi. <a href="http://www.haberantalya.com/siddetli-yagmur-devam-edecek-sel-ve-hortum-uyarisi-antalya-hava-durumu/428295/" target="_blank" rel="noopener">Antalya’da</a> metre kareye 149 kg yağış düştü. <a href="https://www.takvim.com.tr/guncel/2018/03/03/firtina-istanbulu-vurdu-yagmur-doluya-dondu" target="_blank" rel="noopener">İstanbul’da</a> sel ve dolu hayatı felç etti. <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/edirnede-nehirlerde-kirmizi-taskin-alarmi-su-daha-da-yukselecek-40786844" target="_blank" rel="noopener">Edirne’de</a> aşırı yağışlar Tunca ve Meriç nehirlerinin taşmasına neden oldu.</li>
<li>Nisan ayında <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/sel-sulari-can-aldi-40849801" target="_blank" rel="noopener">Bursa</a>, <a href="http://www.mynet.com/haber/guncel/dha-yurt-hatayda-saganak-yagis-sele-donustu-4056678-1" target="_blank" rel="noopener">Hatay</a> ve Şanlıurfa’nın <a href="http://www.ensonhaber.com/sele-kapilan-cocugun-kurtarilma-ani-kamerada.html" target="_blank" rel="noopener">Birecik</a> ilçesi sel ile mücadele etmek zorunda kalırken, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/zarar-buyuk-agaclari-kokunden-soken-firtina-40803357" target="_blank" rel="noopener">Adana’da</a> fırtına ağaçları kökünden söktü. Mayıs ayında ise <a href="http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/ankara-da-saganak-yagis-metro-merdivenlerini-selaleye-cevirdi-535252.html" target="_blank" rel="noopener">Ankara’da</a> sel felaketi kent yaşamını sekteye uğrattı. Yetkililerce “500 yılda olabilecek bir afet” olarak adlandırılan <a href="https://onedio.com/haber/ankara-da-10-dakikalik-yagis-sele-donustu-araclar-suruklendi-6-kisi-yaralandi-821116" target="_blank" rel="noopener">sel</a>, 6 kişiyi yaraladı.</li>
<li>Haziran ayı da afetsiz geçmedi. <a href="https://www.cnnturk.com/video/turkiye/ankara-kirikkonaklarda-siddetli-yagis-sele-dondu">Ankara’yı</a> yine sel vurdu, <a href="https://www.milligazete.com.tr/haber/1613491/istanbulda-siddetli-yagis-ucaklar-inemedi-su-baskinlari-oldu" target="_blank" rel="noopener">İstanbul’da</a> şiddetli yağıştan uçaklar inemedi, su baskınları oldu. <a href="http://www.haberturk.com/tv/burasi-turkiye/video/kahramanmarasta-sel-felaketi-3-kisi-hayatini-kaybetti/499258" target="_blank" rel="noopener">Kahramanmaraş’ta</a> sel felaketinden 3 kişi hayatını kaybederken, <a href="https://www.ntv.com.tr/video/turkiye/konyada-saganak-yagmur-sele-donustu,djxs3rtqeEOuSaB-NfZENw" target="_blank" rel="noopener">Konya’da</a> sağanak yağmur sele dönüştü.</li>
</ul>
<p>Kaynak: <a href="https://www.iklimhaber.org/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/" target="_blank" rel="noopener">İklim haber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/09/turkiyede-iklim-afetler-artiyor-ve-bunun-farkindayiz/">Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra Atalay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2018 10:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik tarım işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun  (TÜİK) “Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı, 2017” raporun açıklandı. Rapora göre Türkiye’de mevsimlik tarım işçilerinin ortalama günlük ücretleri %12,7 arttı.  Mevsimlik kadın işçilerin günlük ücretleri %14 artarak 60 TL erkek işçilerin ücretleri ise %12 artarak 73 TL oldu. Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık ile görüştük ve TÜİK’in raporunu değerlendirdik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/">Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu ücretler TÜİK tarafından nasıl hesaplanıyor? </strong></p>
<p>Bu hesaplamalar TÜİK tarafından geliştirilen ve detaylı açıklamaları web sitelerinde yer alan bir çerçeveye göre hesaplanmaktadır. Bunun için geliştirilen Tarımsal İşletmelerde (Hanehalkı) Ücret Yapısı Anketi kullanılmaktadır. Web sitesinden anladığımız kadarıyla bu anket için, 2006 Tarımsal İşletme (Çiftlik) Yapı Araştırması kapsamında yer alan tüm işletmelerden, 2006 üretim yılında en az 5 mevsimlik veya en az bir sürekli tarım işçisi çalıştırdığını beyan eden tüm işletmeler, her köyde en az 8 işletme olacak şekilde gruplanmış ve bu kriteri sağlayan köy statüsündeki yerleşim yerlerindeki işletme sayıları tespit edilmiştir. Önceki yıllarda kapsama alınan iller için de tahmin verebilmek amacıyla en küçük örnek hacmine sahip ilin örnek sayısı dikkate alınarak kapsama alınacak iller belirlenmiştir. İşin en yoğun olduğu dönemde en az beş mevsimlik ya da bir sürekli tarım işçisi çalıştıran tarım işletmeleri anket birimi olarak kapsanmıştır. Veriler doğrudan tarım işletmelerinden alınmaktadır. Yüz yüze görüşme yöntemiyle veriler derlenmektedir.</p>
<p>Nasıl hesaplanmasına dair net bir fikrimiz yok. Bu konuda uzman bir kuruluş da değiliz. Çünkü bunun ne Türkiye’de ne de dünyada bir standardı olmadığını sanıyoruz. Bu konuda model geliştirmeye dair çalışmalar yapılmamış durumda. Tarımda ürüne, coğrafyaya, zamana, talebe göre çok farklı işçilik biçimleri söz konusu. Özellikle günlük yevmiye, alan ve miktara bağlı ücretlendirme, yarıcılık, ortakçılık gibi çok çeşitli ücretlendirme tipleri söz konusudur. Bir de yasal olarak 50 ve daha az işçi istihdam eden tarımsal işletmeler iş kanunu kapsamında değildir. 51 ve üstü işçi çalıştıranların da iş kanununu uyguladıkları pek görülmemiştir. Kurumsal olan birkaç işletme dışında.</p>
<blockquote><p><strong>Aslında tarım işçisinin gelir vergisi, sağlık giderleri gibi konular hiç gündeme gelmemektedir. Bu nedenle tarım işçileri eğer kendileri primlerini ödemediği taktirde emekli hakları hiç olmamaktadır.</strong></p></blockquote>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Peki, nasıl hesaplanmalı? Bu hesaplamalarda neler göz ardı ediliyor?</strong></p>
<p>Aylık ücretlerin nasıl hesapladıklarını çok net bilmiyoruz. TÜİK tarafından hesaplanan bu işçilik ücretlerin işçiye veya tarımsal çalışmalara da pek olumlu veya olumsuz bir katkısı bulunmamakta. Yalnızca istatistiki olarak derlenmektedir. Çünkü açıklanan rakamlar çok genel ve hemen hemen her türlü tarım işçiliğini kapsıyor ve ücret ortalamasını veriyor. Budama, sulama, çapalama, ilaçlama, ot alma, hasat gibi farklı zamanlarda farklı ücretlendirme tiplerine ve ücret düzeyleri içeriğine sahip tarımsal üretime odaklanmıyor. Yani kimlere, kaç kişiye, nasıl bir ücretlendirme olduğu bilinmiyor. İşçilikler de sürekli, mahalli, gezici, yabancı göçmen işçiler olarak da ayrılmaktadır. Gezici ve göçmenler genellikle hasat süreçlerinde daha aktif bulunuyorlar. Bazı ürünlerde birim alan üzerinden ücretlendirme yapılır. Örneğin bir dekar şekerpancarı arazisinde ot çapası veya haşhaşın hasadının birim alan ücreti. Pamukta, soğanda olduğu gibi bir kg pamuğun toplanması veya bir çuval soğanın hasadının birim ücreti olduğu gibi. Burada kimin, kaç saat çalıştığı veya kaç kişi çalıştığı önemli değildir. Esas olan toplam iştir ve toplam ücrettir.</p>
<p>Göz ardı edilen konu hangi işçilikte hangi ücret tiplerinde, kaç saat çalışma karşılığı bu ücretlerin verildiği bilinmemektedir. Bir de aylık ücret hesaplanırken 30 gün mü, yoksa 26 gün mü dikkate alınmakta, bu da bilinmemektedir. Bir de işçiye verilen net ücretler üzerinden hesap yapılmaktadır. Aslında işçinin gelir vergisi, sağlık giderleri gibi konular hiç gündeme gelmemektedir. Bu nedenle tarım işçileri eğer kendileri primlerini ödemediği taktirde emekli hakları hiç olmamaktadır.</p>
<p style="text-align: left; padding-left: 30px;"><strong>TÜİK’in raporunda iş türlerine göre de bir ayrım yok.</strong></p>
<p><strong>Bu artış mevsimlik tarım işçilerinin hayat standardına etki ediyor mu?</strong></p>
<p>Şimdi esas orada şöyle bir sorun var. Mevsimlik tarım işçisi tanımıyla ilgili bir sorunumuz var. Türkiye’de mevsimlik tarım işçileri temel olarak ikiye ayrılıyor. Bunlardan biri tam zamanlı, yani sürekli çalışan, aylık maaşlı. Bunlar genellikle bir çiftlikte yani her ay maaş alanlar şeklinde. Biz onlara daimi işçi diyoruz. Diğerleri ise mevsimlik işçi. Bu tarım işçileri de ikiye ayrılıyor. Bunlardan bir grubu sabah işe gidiyor, akşam evine dönüyor. Diğerleri ise gezici… Evinden çıkıyor iş bulduğu yerleri dolaşıyor. Bu ayrım TÜİK’İn bu araştırmasında yok. Bu ayrım olmadığı için bizim orada gördüğümüz şey şu: TÜİK’in raporunda iş türlerine, ürünlere ve il değil coğrafyaya göre de bir ayrım yok. Örneğin zeytin hasadında çalışanlar, elma budamasında çalışanlar, kimyasal ilaç atanlar, gübre atanlar, sulama yapanlar, hasat edenler… yani işlere göre de bir ayrım yok. O yüzden bu ücretler genelin ortalaması niteliğinde. Bu bir. Yani herkesten aldığı ücreti daha önce bahsettiğim bir örneklem hacmiyle Türkiye’nin değişik illerinden belirledikleri işletmelerden ve işletme sahibinden aldıkları bilgilerle bu ücretleri belirliyorlar. Bu yüzden bu ücretler, esas bizi çok ilgilendiren mevsimlik gezici tarım işçileri ile çok ilişkili değil.</p>
<p>İkincisi, birçok ücret tipi var. Bu ücret tiplerinden bir kısmı günlük yevmiye olduğu kadar, bir kısmı topladığınız miktar kadar ücret alıyorsunuz. Örneğin pamuk… Örneğin haşhaşta topladığınız alan kadar ücret alıyorsunuz. Örneğin soğanda topladığınız çuval kadar ücret alıyorsunuz. O yüzden bunlar hesaplanırken ne saat, ne ücret tipi, ne çalışan sayısı, hiçbiri hesaplanmıyor. Şimdi böyle bir muğlaklık var. Tarımdaki ücret hesaplanması için benim söylediğim bu çerçeveye uyan bir ücret hesaplama sistemi de yok.</p>
<p><strong>Tarlada 6 yaşındaki çocuk çuval taşıyor, kova taşıyor, kardeşlerine bakıyor. Kadın çalışıyor, yaşlı çalışıyor, herkes çalışıyor. Bunlar genellikle alan veya miktar üzerinden yapılan ücretlendirme tipinde çalışıyor.</strong></p>
<p>Genelde yevmiye dışındaki bütün çalışmalarda ailenin çalışabilecek bütün fertleri çalışma sürecine katılır. Sabahın çok erken saatinde çalışmaya başlıyorlar akşam çok geç saatte işten dönüyorlar. Örneğin zaman zaman günde 12 saat veya 14 saat çalışıyorlar. Bu tür ücret tiplerinde çocuklar 6 yaşından itibaren çalışmaya başlıyorlar… Orada esas olan şey kişinin bir günde kazandığı değil ailenin bir günde kazandığıdır. Şöyle diyelim, kuru soğan hasadında aile günde 100 çuval hasat ettiği zaman 450 lira kazanır. Ama orda kaç kişi çalışıyor bilmiyoruz. Örneğin 6 yaşındaki çocuk çuval taşıyor, kova taşıyor, kardeşlerine bakıyor. Kadın çalışıyor, yaşlı çalışıyor, ailede hemen hemen herkes çalışıyor. Bir de en son yarıcılık ve ortakçılık var. Üretim girdilerini nasıl paylaşacaklarına dair aralarında sözlü bir anlaşma yaparlar ve genellikle ürünün yarısını, üçtebirini alırlar. Bu yüzden TÜİK’in ücret hesaplamasında bu tür ücret tiplerinin hangi düzeyde neyi dikkate alındığına dair biz derinlemesine bilgi sahibi değiliz.</p>
<p>Pratik olarak açıklanan ortalama ücretler bir işe yaramıyor. Ücretler arttı veya artmadının ötesine geçmiyor… Çukurova’da narenciye hasadı geçen sene kaç liraydı, bu sene kaç lira. Biz bu durma bakıyoruz. Kayısı hasadına bakıyoruz… Antep fıstığına, pamuk toplama ücretine bakıyoruz.. O yüzden TÜİK’in düzenli olarak yayınladığı bu veriler pratik olarak pek işe yaramıyor. Çünkü ücret belirleme sistemleri bile Türkiye’de yöreden yöreye farklılık gösteriyor. Orada detaylarını bilmiyoruz özellikle mevsimlik gezici işçilerin aylık ücretlerini hesaplanırken. Günlük ücreti 30’la mı çarpıyorlar, yoksa iş kanununda yer alan günde 8 saat, haftada 45 saat çalışma saati hesabı üzerinden mi yapıyorlar, bilmiyoruz.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Medyanın bütün işi TÜİK’İn yayınladığı bültenleri adeta hiç sorgulamadan bir basın bültenini gibi yayınlamak.</strong></p>
<p><strong>Aslında maaş artışı olduğu haberi mevsimlik gezici işçilerin hayat standardını artırıyor gibi bir sonuca varamıyoruz.</strong></p>
<p>Varamıyoruz. Bu bizim söylediğimiz şeyi kimse sorgulamıyor. Medyanın bütün işi TÜİK’İn bültenlerini hiç sorgulamadan adeta bir resmi basın bültenini gibi yayınlamak. Geçen senenin verileriyle de karşılaştırdığı için artışa odaklanıyorlar… Ama bu ücret nedir, nasıl hesaplanıyor, kimleri kapsıyor, ücret alan farklı kesimler kimlerdir gibi farklılıkları hiç düşünmüyorlar. Akademisyenler de öyle. Türkiye’de tarımda ücret kapsamında çalışan bir akademisyen bile yok, biliyor musunuz? Biz ilk kez tarımda ücret tipleri ve çocuk işçiliği arasındaki ilişkiyi ortaya koyan 6 ilde yaptığımız bir araştırma var. Çok detaylı bir araştırma değil, daha ileri analizlerin de yapılması lazım. Yakında bulguları yayınlayacağız. Tarımda ücret tipleri ve bu işlerin insan haklarına uygun olup olmadığı hakkında insani boyutuyla ilgili hiç kimse ilgilenmiyor ve çalışmıyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Eşit işe eşit ücret mekanizması tarımda işlemiyor.</strong></p>
<p><strong>Tarımsal işletmelerde çalışan mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri arasında cinsiyete dayalı ayırım devam ediyor. Kadın emeğinin yoğun olduğu bu sektörde kadınların günlük ücretleri erkeklerden düşük. Bu ne tür sorunlara yol açıyor? Bu fark adil bir gerekçeye dayanıyor mu? Kadın ve erkekler tarımda birbirinden çok farklı işler yapıyorlar mı?</strong></p>
<p>Böyle bir rapordan bunu çıkarmak mümkün değil, o ürüne bakmanız lazım. Örneğin fındık hasadında kadın erkek işçi ücretinde ayrım yok. Bunu Çukurova’da narenciyede de görmüyoruz. Özellikle hasatta göremiyoruz. Ama zeytinde görüyoruz. Kadınların zeytin toplama yevmiyesiyle erkeklerin zeytin hasadı yevmiyesi farklı, toplama yevmiyesinden bahsetmiyorum, bu farklı. Bu bir parça kabul edilebilir bir şey. Biri makine kullanıyor. Örneğin Ege’de çapa da kadın erkek yevmiyesi farklı görünüyor. Onu da işveren verimlilikle ilişkilendiriyor. Bir dekar araziyi bir erkek kaç saatte çapalar bir erkek kaç saatte çapalar üzerinden kurguluyor. Ve orada öyle bir denge tutturuyor. Eşit işe eşit ücret mekanizması tarımda işlemiyor. Çünkü iş eşit değil o yüzden ücret de eşit değil. Ama biraz önce söylediğim gibi bunların hepsine ürün ürün bakmak ve bunların adil olup olmadığına öyle değerlendirme gerek. Kimse bu konuda araştırma yapmadığı, çalışmadığı için benim söyleyeceğim herhangi bir yargı çok doğru olmayabilir.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Coğrafya, ürün ve nitelik ücretleri belirliyor.</strong></p>
<p><strong>Rapora göre diğer illerle karşılaştırıldığında kadın mevsimlik tarım işçileri en çok Ordu’da (79 TL) erkek işçiler ise Ardahan’da (104 TL) kazanıyor gibi görünüyor. Bu fark ne anlama geliyor? Bu illerde yapılan tarımsal faaliyetler neler ve bu faaliyetler ücretleri nasıl belirliyor?</strong></p>
<p>Ardahan’da erkekler genellikle ot biçiyorlar. Ot biçme genellikle Azeri işçiler tarafından yapılıyor. Onların günlük yevmiyesi Türkiye ortalamasına göre yüksek. En yüksek ücret çay hasadındadır. 2017 yılında çay hasadında günlük yevmiye net 125 liraydı. Onun üzerine işçinin ulaşımı, öğle yemeği ve diğer talepleri eklerseniz bu günlük ücret 150 TL’nin züerine de çıkıyor. Ardahan’da da ot biçme diğer ücretlere göre, kayısıya, narenciye hasadına göre daha pahalıdır. Oraya da Azeriler ve Gürcüler gider çoğunlukla, yerli insanlar da vardır. Ot biçmeye günlük yaklaşık 120 lira yevmiye gelir. Bunu Adana’daki biber toplama işiyle karşılaştırırsanız 2-2,5 kat fazla demektir. Adana’da 2017 yılında ortalama ücret ortalama günlük 50 liradır. Fındıkta günlük bahçe sahibi işçi yemeğini vermiyorsa günlük ücret 66 lira, veriyorsa 60 liradır. Bir de tabi budama daha çok uzmanlık gerektirdiği için ücreti hasada göre daha yüksektir. Günlük 200 lira budama yevmiyesi olan yerler var. Haliyle öyle ortalamasını alırsanız Ardahan’da tabi ot biçme çok belirleyici ve ot biçen insan sayısı diğer tarımsal işlerden fazla olduğu için ortalamayı onlar yükseltiyor. Halbuki coğrafya, ürün ve nitelik ücretleri belirliyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Suriyeliler düşük ücretle çalışır</strong></p>
<p><strong>Hem erkek hem kadın mevsimlik tarım işçileri en az Hatay’da kazanıyor. Bunun nedenleri nelerdir? Suriyeli mülteciler bu meselenin neresinde?</strong></p>
<p>Muhtemelen Hatay’da Suriyeli mülteciler tarımsal üretimde işçi olarak çok hâkimler. Hatay’daki çalışan Suriyeli işçilerin toplam içindeki payını çok iyi bilmiyorum ama Adana Ovası’nda yaptığımız araştırmada Adana Ovası’nda çadırda yaşayanların yüzde 82’si Suriyeliydi. Hangi ürünlerde çalıştıklarını çok iyi bilmiyorum ama Hatay’da genellikle sebze üretimi, Antep fıstığı, zeytin işlerinde Suriyeliler düşük ücretle çalışır. Bu nedenle işçi ücretleri ortalamasını bu nedenle düşürüyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Kalkınma Atölyesi’nin Tarımsal üretimde ücret tipleri ile çocuk işçiliği arasındaki ilişkiye baktıkları raporun 1-2 ay içerisinde yayınlanması öngörülüyor.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fotoğraf: <a href="https://pixabay.com/tr/i%C5%9F%C3%A7iler-t%C3%BCrk-i%C5%9F-tar%C4%B1m-grup-627783/">https://pixabay.com/tr/i%C5%9F%C3%A7iler-t%C3%BCrk-i%C5%9F-tar%C4%B1m-grup-627783/</a></p>
<p>Derlenen haberler:</p>
<ol>
<li><a href="https://www.ozgidais.org.tr/haber/877/tarim-iscisinin-gunluk-ucreti-artti#.Wqtq_rMNpbM.facebook">https://www.ozgidais.org.tr/haber/877/tarim-iscisinin-gunluk-ucreti-artti#.Wqtq_rMNpbM.facebook</a></li>
<li><a href="http://www.hatayhaber.com/hatay-gundemi/turkiyede-en-dusuk-mevsimlik-tarim-isciligi-ucreti-hatayda/1722">http://www.hatayhaber.com/hatay-gundemi/turkiyede-en-dusuk-mevsimlik-tarim-isciligi-ucreti-hatayda/1722</a></li>
<li><a href="http://marasposta.com/tr-TR/haberler/11617/kadin-mevsimlik-iscinin-ucreti-54-tl">http://marasposta.com/tr-TR/haberler/11617/kadin-mevsimlik-iscinin-ucreti-54-tl</a></li>
<li><a href="http://www.maraspusula.com/kahramanmaras/kahramanmarasta-kadin-mevsimlik-iscilerin-ortalama-gunluk-ucreti-h37827.html">http://www.maraspusula.com/kahramanmaras/kahramanmarasta-kadin-mevsimlik-iscilerin-ortalama-gunluk-ucreti-h37827.html</a></li>
<li><a href="https://ekmekvegul.net/gundem/uzun-guvencesiz-insafsizca-tarim-iscisi-kadinlarin-hali-budur">https://ekmekvegul.net/gundem/uzun-guvencesiz-insafsizca-tarim-iscisi-kadinlarin-hali-budur</a></li>
<li><a href="http://www.konyayenigun.com/guncel/tarim-iscilerine-odenenucretler-yuzde-122-artti-h174835.html">http://www.konyayenigun.com/guncel/tarim-iscilerine-odenenucretler-yuzde-122-artti-h174835.html</a></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/">Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Destek Programı 2017 yılı Proje Teklif Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/27/11824-2/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/27/11824-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 10:59:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[DAP illeri]]></category>
		<category><![CDATA[GAP]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[SODES]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Destek Program]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beşeri sermayenin geliştirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasını amaçlayan Sosyal Destek Programı&#8217;nın (SODES) 2017 yılı uygulamaları başlamıştır. GAP ve DAP illeri, Adana, Aksaray, Bayburt, Gümüşhane, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin, Niğde, Osmaniye, Sivas ve Yozgat illerinde uygulanacak olan SODES programının başvuru süreci aşağıdaki gibidir: Proje teklifleri internet sitemizden erişime açılacak olan SODES Bilgi Sistemi (SODES-BİS) aracılığıyla, 23 Şubat–16 Mart 2017 tarihleri arasında başvuru [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/27/11824-2/">Sosyal Destek Programı 2017 yılı Proje Teklif Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beşeri sermayenin geliştirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasını amaçlayan Sosyal Destek Programı&#8217;nın (SODES) 2017 yılı uygulamaları başlamıştır. GAP ve DAP illeri, Adana, Aksaray, Bayburt, Gümüşhane, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin, Niğde, Osmaniye, Sivas ve Yozgat illerinde uygulanacak olan SODES programının başvuru süreci aşağıdaki gibidir:</p>
<ul>
<li>Proje teklifleri internet sitemizden erişime açılacak olan SODES Bilgi Sistemi (SODES-BİS) aracılığıyla, <strong>23 Şubat–16 Mart 2017 </strong>tarihleri arasında başvuru sahipleri tarafından valiliklere; <strong>17 Nisan 2017</strong> tarihine kadar ise Valilik Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra valilikler tarafından Bakanlığa gönderilecektir.</li>
<li>2017 yılında gerçekleştirilecek olan SODES uygulamalarında <a href="http://www.sodes.gov.tr" target="_blank"><strong>sodes.gov.tr</strong> </a>adresinde yer alan <strong>2017 Yılı SODES Uygulama Usul ve Esasları ile ekleri</strong> esas alınacaktır.</li>
<li>Valilik Değerlendirme Komisyonu, kendilerine sunulan projeleri; SODES tanımındaki amaçlara uygunluk, sürdürülebilirlik, projenin amacı, faaliyetleri ile bütçesi arasındaki tutarlılık, projeyi öneren kuruluşun proje yürütme kapasitesi, projenin hedef gruplar üzerinde yaratacağı etkiler, proje hedef kitlesinin genişliği ve ilin önceliklerini göz önünde bulundurarak değerlendirecek ve uygun gördükleri proje tekliflerini hem SODES-BİS aracılığıyla hem de resmi yazıyla Bakanlığa göndereceklerdir.</li>
<li>Valiliklerden Bakanlığa bildirilen proje teklifleri, değerlendirildikten sonra desteklenecek projeler ve ödenek miktarları tespit edilecektir. Desteklenecek projeler Bakanlık tarafından hem SODES-BİS aracılığıyla hem de resmi yazıyla Valiliğe bildirilecek ve Bakanlık internet sitesinden kamuoyuna duyurulacaktır.</li>
</ul>
<h4><strong>SODES BAŞVURU SÜRECİ</strong></h4>
<p>1- Başvuru Formu SODES-BİS aracılığıyla doldurulur, sisteme yüklenir ve çıktısı alınır.</p>
<ul>
<li>SODES-BİS&#8217;ten başvuru formu PDF olarak indirilir ve bilgisayarınızda kaydedilir.</li>
<li>Başvuru formu tamamlanana kadar indirilen form üzerinde her türlü değişiklik yapılabilir, bilgisayarınızda kayıtlı olarak tutulabilir, ancak çıktı alınamaz.</li>
<li>Formdaki gerekli tüm alanlar doldurularak başvuru formunun en altında yer alan kontrol et düğmesine tıklanır.</li>
<li>İlgili düğme tıklandığında gerekli tüm alanlar doldurulmuşsa başvuru formunu gönderebilirsiniz ifadesi ortaya çıkar. Gerekli tüm alanlar doldurulmamış ise formun tamamlanmamış olduğuna dair ikaz ortaya çıkar.</li>
<li>Tamamen doldurulmuş başvuru formu kaydedilir ve SODES-BİS&#8217;te yer alan Başvuru Formu Gönder ekranı kullanılarak sisteme yüklenir.</li>
<li>Sisteme yüklenen başvuru formu SODES-BİS&#8217;te yer alan Başvurularım ekranından görüntülenebilmektedir. İlgili formun üzerinde sağ tıklanarak form açılır ve çıktısı alınabilir.2- Çıktısı alınan başvuru formu gerekli imzalar ve belgeler (STK&#8217;ların ilgili ilde en az bir yıldır faaliyet gösterdiğine ilişkin belge; kamu görevlilerine projeden ödeme yapılması öngörülmesi halinde buna izin veren kanun yönetmelik vs. mevzuat; valiliğin isteyeceği ilave belgeler) temin edilerek iki nüsha halinde valilik SODES birimine iletilir.<br />
3- Valiliklerin iletişim bilgilerine İletişim Bilgileri bölümünden ulaşılabilir. Başvuru sürecinde karşılaşılan sorunlar için lütfen ilgili valilikle iletişim kurunuz.4- Valilik kendisine ait kullanıcı ekranını kullanarak çıktısı alınan ve kendisine iletilen başvuru formu ile SODES-BİS&#8217;te yer alan başvuru formunu ilgili kodlarına bakmak suretiyle karşılaştırır.5- Böylece başvuru süreci tamamlanmış olur.</p>
<p>6- Çıktısı alınıp gerekli imzalar ve belgelerle valiliğe iletilmeyen herhangi bir başvuru formu resmi hüviyet kazanmamaktadır. Bunlar 15 Haziran 2017 tarihinden sonra sistemden silinecektir.</p>
<p>7- Bir kişi birden fazla başvuru formu hazırlayıp gönderebilir. Başvurularda sisteme giriş yapan kişi değil başvuru formunda imzası olan başvuru sahibi kuruluşun yasal temsilcisi  sorumludur.<strong>2017 SODES Uygulama Usul ve Esasları için <a href="http://www.sodes.gov.tr/PortalDesign/PortalControls/WebIcerikGosterim.aspx?Enc=83D5A6FF03C7B4FCEE5708C85592E555CBECD5B8457DC1E2D651558B35F11DCC">tıklayınız&#8230;</a></strong></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/27/11824-2/">Sosyal Destek Programı 2017 yılı Proje Teklif Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/27/11824-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
