<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın cinayetleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Jan 2022 08:13:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kadın cinayetleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 08:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[6284]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şüpheli kadın ölümleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu'nu yayınladı. Rapora göre, 2021'de 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2021 yılında şüpheli kadın ölümleri arttı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu&#8217;nda önce çıkan bulgulardan biri, 2021&#8217;de ş</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">üpheli kadın ölümlerinin artması. </span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">İşlenen </span><span class="r-18u37iz">280 kadın cinayeti</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">nde, öldürülen kadınların 33’ünün daha önceden polis ya da savcılığa şikayette bulunduğu ya da koruma kararı olduğu ortaya çıktı. 33 kadın, yetkililerin görevini yerine getirmemesi sonucu öldürüldü.</span></p>
<p>2021&#8217;de öne çıkan diğer konu, kadınların yakınlarıyla birlikte öldürülmesiydi. Rapora göre, erkek şiddeti sadece kadınları değil, kadınların yakınlarını da hedef almış durumda: &#8220;Faillere bu cesareti veren de önleyici politikalar uygulamayan yetkililerdir.&#8221;</p>
<blockquote><p>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.</p></blockquote>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77509 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti-1.jpg" alt="" width="636" height="286" /></p>
<p>Rapordan öne çıkan bazı tespitiler;</p>
<ul>
<li>Bu yıl yaşanan önemli gelişmelerden biri tüm kadınların, çocukların, LGBTİQ+ların hayatını ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede imzanın geri çekilmesiydi.</li>
<li>Şüpheli kadın ölümleri artıyor. Kadın cinayetlerini artık meşrulaştıramayacağının farkında olan failler, kadın cinayetlerinin üstünü kapatmaya çalışıyor. Şüpheli bırakılan kadın cinayetleriyle ilgili etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci yürütülmüyor. Yetkililerin görevlerini yerine getirmediğinin farkında olan failler, kadın cinayetlerini şüpheli hale getirmeye başvuruyor.</li>
<li>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Takipçisi olduğumuz, eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürülen Serpil Erfındık davasında AYM, yeterli önleyici koruyucu tedbirleri almayan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Bu karar, kadın kurtuluş mücadelesinde alınan emsal kararlardan biridir.</li>
<li>Bu yıl, hayatta kalmak için evli olduğu erkeği öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan’ın cezası onandı. Çilem 15 yıl hapis cezası aldı. Yine aynı dönemde hepimizin aklına “Ölmek istemiyorum” cümlesiyle kazınan Emine Bulut davasında Bölge Adliye Mahkemesi savcısının fail hakkında iyi hal ve tahrik indirimi istediği ortaya çıktı.</li>
<li>Cinsel istismar ve kasten öldürme gibi suçlarda tutuklama için somut delil şartı TBMM’de kabul edildi. Ortada deliller mevcutken failler tutuklanmıyor, yasalar uygulanmıyor.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında öldürülen 280 kadının 124’ü evli olduğu erkek, 37’si birlikte olduğu erkek, 24’ü tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 16’sı akrabası, 13’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 13’ü babası, 11’i oğlu, 6’sı kardeşi, 3’ü tanımadığı birisi, 1’i kendisini bir süredir takip eden erkek tarafından öldürüldü. 11 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu tespit edilemedi.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar çoğunlukla evlerinde öldürüldü.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü.</li>
</ul>
<p dir="ltr">Raporun tümüne <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/3003/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2021-yillik-veri-raporu" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2021 10:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadincinayetleri.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76285</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Kadınlar, kadın oldukları için öldürülüyor.' 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde açıklanan veriler, hem bu iddiayı doğruluyor hem de kadın cinayetlerinin yıllar içinde artan vahim boyutunu ortaya koyuyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/">&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5>&#8216;Kadın cinayetleri 10 Yılda En Az % 25 Arttı!&#8217;</h5>
<p><a href="http://kadincinayetleri.org/" target="_blank" rel="noopener">kadincinayetleri.org</a> adlı web sitesinin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yayınladığı kadın cinayetlerinin 10 yıllık tablosuna göre;</p>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;de 10 yılda en az 2534 kadın öldürüldü.</li>
<li>Cinayetlerin yarısı, kadınların en fazla öldürüldüğü 10 ilde: İstanbul-İzmir-Ankara-Adana-Antalya-Gaziantep-Bursa-Mersin-Konya-Kocaeli</li>
<li>Kadın cinayetleri 10 yılda en az yüzde 25 arttı.</li>
<li>Kadın cinayetleri il düzeyinde en çok İstanbul’da, ilçe düzeyinde ise Seyhan’da (Adana) yaşandı.</li>
<li>Kadın cinayetlerinin bir numaralı faili koca.</li>
<li>Her 5 kadın cinayetinden 1’i boşanma/ ayrılık aşamasında gerçekleşti.</li>
<li>Öldürülen her 5 kadından 1’i şiddet/ taciz mağduruydu.</li>
<li>Şiddet gören her 10 kadından 6’sı güvenlik amaçlı korunma başvurusunda bulunmuştu.</li>
<li>Kadın cinayetleri en çok evde ve ateşli silahla işlendi.</li>
</ul>
<h5>&#8216;Bu Yılın 326 gününde, Erkekler En Az 285 Kadını Öldürdü&#8217;</h5>
<p style="font-weight: 400;">bianet&#8217;in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği ve düzenli olarak tuttuğu Erkek Şiddeti Çetelesi&#8217;ne göre, Türkiye’nin birçok ilinde, bu yılın 326 gününde, erkekler en az 285 kadını öldürdü.</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan üçü trans kadındı.</li>
<li style="font-weight: 400;">Erkeklerin öldürdüğü kadınlar arasında, iki Afganistanlı, bir Faslı, bir Suriyeli, bir Ukraynalı, bir Ezidi, bir Azerbaycanlı, bir Rusyalı, bir de Kırgızistanlı göçmen kadın vardı.</li>
<li style="font-weight: 400;">1 Ocak 2021- 23 Kasım 2021 dönemindeki 326 günde en az 193 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.</li>
<li style="font-weight: 400;">bianet&#8217;in hazırladığı tüm erkek şiddeti çetelelerine<a href="http://bianet.org/kadin/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://bianet.org/kadin/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor&amp;source=gmail&amp;ust=1637917838909000&amp;usg=AOvVaw321yd3Y9D27qNz2ps47NHx"> buradan </a>ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<h5><strong><img decoding="async" class="size-medium wp-image-76290 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez-640x469.jpg" alt="" width="640" height="469" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez-640x469.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez.jpg 738w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></h5>
<h5><strong>&#8216;Vicdanın Yetmez!&#8217;</strong></h5>
<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yayınladığı <a href="https://twitter.com/KadinCinayeti/status/1463478496588713984?s=20" target="_blank" rel="noopener">mesajda</a>, &#8220;İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiler, vicdanla kadın cinayetlerini durduracaklarını söylediler. Vicdanın yetmez. Yasayı, sözleşmeyi uygula!&#8221; çağrısı yaptı ve <a href="http://xn--vicdannyetmez-89b.com/" target="_blank" rel="noopener">vicdaninyetmez</a> adlı web sitesini tanıttı.</p>
<p>Sitede &#8220;İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, kadınların yaşam hakkı vicdanlara bırakıldı. Peki vicdanın yeter mi?&#8221; sorusuyla açılan bir test kutusu yer alıyor.</p>
<p>Açılan sayfada katledilen kadınların görsellerin yer aldığı videonun sonunda &#8221; İstanbul Sözleşmesi gereklidir; karar vericilere bunu birlikte gösterelim.&#8221; çağrısı yapılıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/">&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Kadınlar Ataerkil Medyanın Elinde İkinci Kez Ölüyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/11/kadinlar-ataerkil-medyanin-elinde-ikinci-kez-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 07:21:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Azra Gülendam Haytaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim Kepenek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Selin Nakıpoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73370</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Cinsiyet eşitsizliğini ve kadına karşı şiddeti örtük ya da açık olarak aklayan, müdahale etmeyen, susan herkes bu suça iştirak eder.” Avukat Selin Nakıpoğlu, bu sözleriyle Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde, haberleri cinsiyetçi dille hazırlayan ataerkil medyanın da suça ortak olduğuna dikkat çekiyor. Bianet editörü Evrim Kepenek ise 'tık' derdiyle hazırlanan haberlerde, fail erkeklerin aklanıp kadınların suçlu duruma düşürüldüğünü vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/11/kadinlar-ataerkil-medyanin-elinde-ikinci-kez-oluyor/">‘Kadınlar Ataerkil Medyanın Elinde İkinci Kez Ölüyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçen hafta </span><span style="font-weight: 400;">Azra Gülendam Haytaoğlu’nun bir erkek tarafından vahşice öldürülmesi, Türkiye’de medyada kadın temsilinin yine ağırlıklı olarak cinsiyetçi bir dille haberleştirilmesinin son örneği idi. Özellikle </span><a href="https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/azrayi-vahsice-katleden-sapik-katil-mustafa-murat-ayhanin-ifadesi-ortaya-cikti-6572018/"><span style="font-weight: 400;">erkek gazeteciler</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından hazırlanan haberlerde, yine mağdur kadının hakları hiçe sayılarak ve hatta fail erkeğe hak verilmesine olanak veren bir dil hakimdi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilerin kadın cinayetlerine dair haberleri hazırlarken cinsiyet eşitlikçi bir dil kullanmaları zorunludur.</span></p></blockquote>
<p><a href="https://twitter.com/TGCTr/status/1423199396942995456?s=20" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kadın Gazeteciler Komisyonu</span></a><span style="font-weight: 400;"> da artan kadın cinayetlerine ve medyada kadın cinayeti haberlerinde kullanılan yazım dilindeki sorunlara dikkat çeken bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazetecilerin kadın cinayetlerine dair haberleri hazırlarken cinsiyet eşitlikçi bir dil kullanmaları zorunludur” deniliyor ve gazeteciler “söz konusu haberlerle ilgili fikri takip yapılırken, caydırıcı ceza uygulanıp uygulanmadığının da takipçisi olmaya, kadın-erkek demeden tüm basın çalışanlarını kadına yönelik şiddetin önlenmesi için görevini yapmaya” davet ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı </span><a href="https://twitter.com/ZehraCelenk/status/1422873142050140161" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">kadın yazarlar</span></a><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> katilin “yalan-yanlış ifadelerinin ballandırarak aktarıldığı, cinayeti katilin ağzından yazıp yol gösteren” ve Azra’nın fotoğraflarının katil ile birlikte servis eden bu haberlere tepki gösterdi. </span></p>
<p><a href="https://farukbildirici.com/azra-nin-oldurulmesini-kanli-bir-pornografiye-cevirdiler/"><span style="font-weight: 400;">Faruk Bildirici</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi bazı erkek gazeteciler de medyanın kadına yönelik şiddet ve cinayet haberlerinde yaptığı en büyük yanlışın “kanlı bir pornografiye çevirmek” olduğuna dikkat çekti. Bildirici&#8217;ye göre, kadın cinayetini ayrıntılarla, pornografik bir dille haberleştirmek, asıl üzerinde durulması gereken şiddeti ve kanlı vahşeti görünmez kılıyor; potansiyel saldırganlara yol-yöntem gösterilmiş oluyor. Bu tür haberleri okuyan sağlıklı insanlarda ve genç kadınlarda yaratacağı travmatik etki de göz ardı ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Azra Gülendam Haytaoğlu cinayeti üzerinden, </span><span style="font-weight: 400;">kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin medyada şiddeti yayacak ve mağdurun hukuki haklarını ihlal edecek şekilde yer bulmasının nedenleri ile okuyucuların buna karşı nasıl bir tavır alması gerektiğini avukat Selin Nakıpoğlu ve </span><span style="font-weight: 400;">Bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü Evrim Kepenek ile konuştuk. </span></p>
<h5><b>‘Kadına Karşı Şiddeti Aklayan ve Susan Herkes Bu Suça İştirak Eder’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-73384 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/selin-nakipoglu-640x640.jpg" alt="selin nakıpoğlu" width="267" height="267" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/selin-nakipoglu-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/selin-nakipoglu-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/selin-nakipoglu.jpg 768w" sizes="(max-width: 267px) 100vw, 267px" />Kadın cinayetlerinin medyada haberleştirilmesini, hukuki boyutu ile değerlendiren Selin Nakıpoğlu, öncelikle </span><span style="font-weight: 400;">sistematik şiddetin bir öznesi olduğu için “kadına yönelik erkek şiddeti” ifadesini kullanmayı tercih ettiğini not ediyor. Yazılı ve görsel medyada kadına yönelik erkek şiddetinin ve özellikle cinayetlerin %60’ının “3. Sayfa Haberi” olduğunu hatırlatan Nakıpoğlu, bunlarda da toplumsal cinsiyet boyutunun ele alınmadan “adli olay” olarak haberleştirilmesine dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Azra örneğinde olduğu gibi “katil erkeğin adının baş harfleriyle verilmesi, katilin ‘alkol almıştık’ </span><span style="font-weight: 400;">ifadesinin ısrarla yayınlanması oldukça alışık olduğumuz bir haberleştirme tarzı” diyen Nakıpoğlu’na göre, “henüz iddianame hazırlanmadan adeta katiller için indirim sebepleri, bazen de haksız tahrik sebeplerinin altı fosforlu kalem ile çiziliyor. Esasen bu yargıya müdahaledir.” </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik erkek şiddeti sistematiktir ve esasen birçok kurum ve kesimin açık veya örtük onayıyla işlenen örgütlü bir suçtur.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Nakıoğlu konunun hukuki boyutunu şu sözlerle özetliyor: “Kadına yönelik erkek şiddeti sistematiktir ve esasen birçok kurum ve kesimin açık veya örtük onayıyla işlenen örgütlü bir suçtur!</span> <span style="font-weight: 400;">Sadece katil değil cinsiyet eşitsizliğini ve şiddeti örtük ya da açık olarak aklayan, müdahale etmeyen, susan herkes bu suça iştirak eder.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın cinayeti haberlerinde mağdur kadının özel hayatının haberleştirilmesinin mağdurun haklarını ihlal edip etmediği ve hayatta olmayan mağdurun haklarının nasıl korunacağı sorumuza Nakıpoğlu şu yanıtı veriyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Haberler genellikle cinayet-olay odaklı, adliye tutanakları ve faillerin ifadelerine dayandırılıyor. Kadın maktul olsa da olmasa da ceza yargılaması boyunca ikincil mağduriyete uğratılıyor. Bu da şayet kadın hayattaysa özel hayata saygı hakkinin ihlalidir, hayatta değilse de ölünün manevi şahsiyetine hakaret etmek suçudur. Ve mahkemeler pervasızca o erkek sanıkların yargılama boyunca kadına hakaret etmesini, kadının yargılama boyunca özel hayatına yapılan saygı ihlaline ses çıkarmamaktadırlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, geçtiğimiz mayıs ayında erkek cinsel şiddetine maruz kalmış bir başvurucunun ikincil mağduriyetten korunmasına ilişkin önemli bir karar verdi. </span></p>
<h5><b>‘Dil, Cinsiyetçi İdeolojiyi Taşıyan Temel Unsurlardan Biri’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İsmail Saymaz gibi deneyimli erkek gazetecilerin dahi mağdur kadınların haklarının ihlal edilmesinin medyada bu denli yangın olmasını ise Nakıpoğlu, “</span><span style="font-weight: 400;">cinsiyetçi zihniyetin hayatın her alanında bir kamu politikası olarak yeniden üretilmesine” bir örnek olarak nitelendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle gazetecilerin haberde genellikle “erkek şiddeti” nitelendirmesini kullanmadığını çünkü kadınların “kadın olduğu için öldürüldüğünü” reddederek, kadın cinayetlerinin münferit olarak ele aldıklarını kaydeden Nakıpoğlu, dilin önemine dikkat çekiyor: “Dil, kadına yönelik erkek şiddetinin kaynağındaki cinsiyetçi ideolojiyi taşıyan temel unsurlardan olduğu için, dile dikkat etmeyen, kullandığı kelime, deyim ve ifadelerle bu dili yeniden üreten herkes bu suçun ortağıdır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinde medyanın rolünü bir hukukçu olarak değerlendiren Selin Nakıpoğlu, </span><span style="font-weight: 400;">muhabirlerin kadın cinayetlerle ilgili kamuoyunu bilgilendirmek ve hukuki süreci takip ederek gerektiğinde sürecin toplumsal cinsiyet eşitsizliği boyutunu ortaya çıkarmaları ve süreç sonuçlanıncaya dek takibi sürdürmelerini tavsiye ediyor.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciler, erkek şiddetini melodrama dönüştürmek yerine, sayfalarını farkındalık yaratmak ve cinsiyetçi hukuk sistemini sorgulamak için kullanmalılar; çünkü kadınlar ataerkil bir medyanın elinde ikinci kez ölüyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Erkek şiddetine maruz kalmış kadınların fotoğraflarla metalaştırılması ve haklarındaki tüm detayların ifşa edilmesinin sona erdirilmesinde sadece medya mensuplarının değil tüm toplumun sorumlu olduğunun altını çizen Nakıpoğlu, “kadına yönelik erkek şiddetinin haberleştirilmesinde şiddetin pornografisinin yapılmasından vazgeçmeyen her basın mensubu suç </span><span style="font-weight: 400;">işlemektedir.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, </span><span style="font-weight: 400;">Birgün, Bianet gibi yayın organlarının erkek şiddetine yönelik haberlerini başarılı bulduğunu belirten Nakıpoğlu, erkek şiddetine dair veri toplanmayan Türkiye’de Bianet’in erkek şiddetin bir dökümünü yapmasını da çok önemli bir hizmet olarak nitelendirdi. </span></p>
<h5><b>‘Kadın Cinayeti Haberleri ‘Bu Kadın da Bunu Hak Etmiş” Duygusunu Geçiriyor!’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu’nun kadına yönelik erkek şiddetini ve kadın cinayetlerini hukuki boyutuyla değerlendirmesinin ardından, konuyu gazeteci bakışıyla ele alan</span><span style="font-weight: 400;"> Bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü Evrim Kepenek, medyanın “tık” derdine düştüğüne ve yapılan haberlerle “Bu kadın da bunu hak etmiş” duygusunu geçirdiklerini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Azra Gülendam cinayetinin medyada haber yapılma şeklinin, okuyucuda “Ah bu kızları aileleri ne biçim büyütmüş” noktasına getirdiğini; fail erkeğin bu haberlerde aklandığına, kadının ise suçlu gibi gösterildiğine dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73383 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/evrim-kepenek-640x427.jpeg" alt="evrim kepenek" width="366" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/evrim-kepenek-640x427.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/evrim-kepenek.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 366px) 100vw, 366px" />Kadın cinayeti haberlerinde tüm detayların ve mağdur kadının özel hayatının yer almasının kamuoyunun ilgisini daha çok çekip çekmediği sorumuza Kepenek şu yanıtı veriyor: “Daha çok okunuyor gibi bir düşünceye girmeden bu haberleri yazmak gerekiyor. Yani haber yazarken kendinize iki soru sorun: “Bu haber kimin yararına?” “Ben bu haberde kadını, çocuğu tekrar mağdur ediyor muyum?” İşte o zaman “okunuyor”, “okunmuyor” kaygısına düşmeden haberleri yazarsanız.”</span></p>
<h5><b>‘Fail Erkek Aklanıyor, Mağdur Kadın Suçlu Oluyor’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle erkek gazetecilerin sanık yerine mağdur kadınların fotoğrafları, özel hayatları ve cinayetin detayları ile haberlerini şekillendirmeyi tercih etmelerinin nedeninin bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını çünkü bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğunu vurguluyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gerçekten “Bu haber kimin yararına?” “Ben bu haberde kadını ya da çocuğu tekrar mağdur ediyor muyum?”. Bu soruların peşinden giderseniz, bir şekilde de doğru bilgiye ulaşırsınız. Bu konuda sayısız kaynak var. “Neden” sorusunu böylesi haberlere imza atan erkek gazeteciler daha iyi yanıtlayabilir sanırım. Biliyorsunuz her konuda uzmanlar!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kepenek, gazetecilik etiğine ve toplumsal cinsiyet eşitliği normlarına uygun şekilde kadın cinayetlerinin haberleştirilmesi için basın mensuplarına, </span><a href="https://www.stgm.org.tr/sites/default/files/2020-09/turkiye-gazeteciler-sendikasindan-etik-gazetecilik-icin-cinsiyet-esitligi-rehberi_0.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Etik Gazetecilik İçin Cinsiyet Eşitliği Rehberi” </span></a><span style="font-weight: 400;">, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin </span><a href="https://www.tgc.org.tr/images/kadin_ve_medya_kilavuz.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Cinsiyet Eşitlikçi Haber Kılavuzu</span></a><span style="font-weight: 400;"> ve Bianet’in toplumsal cinsiyet kütüphanesi ile </span><a href="https://bianet.org/files/static/bia_kitaplar/Toplumsal_Cinsiyet_Odakli_Habercilik_El_Kitabi_TR.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik El Kitab</span></a><span style="font-weight: 400;">ı’na başvurmalarını tavsiye ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haber dilinin toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde hazırlanması için okurlara önerilerini sorduğumuz Kepenek, kadına ve çocuğa zarar veren haberleri yapan kurumlara bu durumu bildirmeleri ve sosyal medyada da bu uyarıların paylaşılması gerektiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evrim Kepenek, bianet&#8217;in </span><a href="https://m.bianet.org/bianet/medya/248197-bianet-in-141-haberine-erisim-engeli" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">‘</span><span style="font-weight: 400;">Erkek şiddeti çetelesi’ dahil 141 haberine erişim engeli</span></a><span style="font-weight: 400;"> getirildiğini hatırlatarak, sadece bu örneğin bile içinde olduğumuz koşulları ve kadına bakışı iyi yansıttığını belirtiyor ve her şeye rağmen “kadınlarla kadınlar için yazmaya, okumaya devam” mesajı veriyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/11/kadinlar-ataerkil-medyanin-elinde-ikinci-kez-oluyor/">‘Kadınlar Ataerkil Medyanın Elinde İkinci Kez Ölüyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üretim Biçiminin Toplumsal İlişkilerdeki Belirleyiciliği Kadına Şiddeti Arttırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/uretim-biciminin-toplumsal-iliskilerdeki-belirleyiciligi-kadina-siddeti-arttiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 10:41:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Aydınlanma Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin "bir cinsi diğerine muhtaç yapan bağları kırma, cinsiyetler arasındaki eşitsizliğinin ve kadına yönelik şiddetin maddi koşullarını yok ederek kadınlar için eşit, özgür ve şiddetsiz yeni bir dünya hedefiyle” hazırladığı “Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler" raporuna göre, üretim biçiminin toplumsal ilişkiler üzerindeki belirleyiciliği kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin temel nedenini oluşturuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/uretim-biciminin-toplumsal-iliskilerdeki-belirleyiciligi-kadina-siddeti-arttiriyor/">Üretim Biçiminin Toplumsal İlişkilerdeki Belirleyiciliği Kadına Şiddeti Arttırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporun bulguları şu tespit üzerinden şekilleniyor:  </strong></p>
<p><strong>&#8220;kadın-erkek eşitsizliği sınıflı toplumlarda ortaya çıkmış, üretim biçimindeki değişime ve hatta dönemsel olarak egemen sınıfların özgün ihtiyaçlarına göre farklı şekillerde, daha dar veya daha geniş sınırlar içerisinde yeniden ve yeniden üretilmiştir&#8230; </strong>Bu nedenle günümüz Türkiye’sinde dramatik bir artış gösteren kadın cinayetleri, burjuvazinin dönemsel ihtiyaçlarından ve bu ihtiyaçların giderilmesine yönelik toplumsal müdahalelerinden bağımsız okunamaz.&#8221;</p>
<p><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-bankasi-kadin-cinayetleri-verileri.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-67509" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-bankasi-kadin-cinayetleri-verileri.jpg" alt="Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” " width="386" height="272" /></a></strong>Çalışmada kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin en karakteristik özelliklerinden birinin şiddetin uygulayıcısının çoğu zaman kadının bir yakını olmasından hareketle, yoksulluğun kadının hem şiddet ortamından uzaklaşamaması hem de ölümcül şiddete maruz kalması ihtimalini artıran bir diğer etken olduğu kaydediliyor. Buna göre, yoksulluğun en önemli kaynağı olan işsizliğin kadın cinayeti failleri arasındaki en önemli demografik etken olduğunu saptayan araştırmalara referansla, yapılan çalışmaların çoğunda failin düzensiz bir işe sahip olması kadına yönelik şiddette belirleyici bir faktör olduğu hatırlatılıyor.</p>
<p>Bilim ve Aydınlanma Akademisi tarafından hazırlanan raporda, iki temel nokta öne çıkıyor:</p>
<ul>
<li>“Kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması ve güvencesiz esnek çalışma rejimlerinin artması ile birlikte son yıllarda derinleşen ekonomik kriz kadına yönelik şiddetin daha sık ve ağır bir niteliğe bürünmesine neden olmaktadır.</li>
<li>Bir diğer önemli nokta, kadınların kendi istekleri doğrultusunda kararlar almaları durumunda daha fazla şiddete uğramaları ihtimalinin belirmesidir. Cinayet işleme nedeni olarak kadının boşanma/ayrılma isteğinin öne çıkması bunu doğrular niteliktedir.”</li>
</ul>
<p>Bu çerçevede “ekonomik ve sosyal olarak daha bağımsız hareket edebilme eğilimi gösteren kadın, şiddete maruz kaldığında buna son verme kararı alabilmekte, ancak bu karar ölümcül bir şiddetle sonlanabilmektedir.”</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiyede-kadin-cinayet-vakalari.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-67510" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiyede-kadin-cinayet-vakalari.jpg" alt="Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” " width="404" height="257" /></a>Çalışma buradan hareketle, çalışma hayatına katılımın kadına yönelik şiddet karşısında koruyucu bir faktör olduğu tezine karşı çıkıyor. Çalışan kadınların daha fazla şiddet gördüğünü ve bir işe sahip olmanın evde daha fazla söz sahibi olmak anlamına gelmediğini gösteren araştırmalar da bulunduğunu; kadının daha fazla kazandığı ilişkilerde erkeğin ilişkideki belirleyiciliği azaldıkça şiddet eğiliminin arttığı yönündeki çalışmaları ekliyor.</p>
<p>Kısaca rapora göre, “kapitalizm de iş sahibi ve/veya eğitimli olmak kadınları şiddetten korumaya yetmemektedir” çünkü “tıpkı devlet aygıtı gibi burjuvazinin kendi yararına olan düzeni koruma ve yeniden tesis etmesinde kadın-erkek eşitsizliği de önemli işlevlere sahiptir.”  Rapor, temel olan konunun kadın-erkek eşitsizliğinin toplumun maddi işleyişi tarafından kendiliğinden değil, esasen egemen ideolojinin müdahaleleri ile sağlandığı tespitini yapıyor.</p>
<p>Cinsiyetler arası ilişkilerin niteliğinin biyolojik olarak değil, üretim biçiminin toplumsal ilişkiler üzerindeki belirleyiciliği ile şekillendiği ana fikrinden hareketle hazırlanan raporda tartışmaya açılan öneriler şunlar:</p>
<ul>
<li>Laiklik güvence altına alınmalı, gericilik bertaraf edilmelidir.</li>
<li>Dayanışma evleri kurulmalı, şiddetin uygulayıcısı fail tecrit edilmelidir.</li>
<li>Eşler arası mülkiyet ilişkileri ve miras hukuku lağvedilmelidir.</li>
<li>Yeniden üretimde ve ebeveynlikte cinsiyetçi adaletsizlik sonlandırılmalıdır.</li>
<li>Kadına yönelik şiddet önleyici sağlık hizmetleri kapsamında takibe alınmalıdır.</li>
<li>Kadın ile erkeğin eşit olmadığı ve kadının erkeğe tabi olduğu fikrini yaygınlaştıran söylemler nefret suçu kapsamında değerlendirilmelidir.</li>
<li>Çocuk yaşta evlilikler tümüyle yasaklanmalıdır.</li>
<li>Bireysel silahlanma yasaklanmalıdır.</li>
<li>Göçmen kadınların hakları geliştirilmelidir.</li>
<li>Toplumsal örgütlenme güçlenmelidir.</li>
</ul>
<p>“Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” adlı çalışmanın tümüne <a href="http://bilimveaydinlanma.org/turkiyede-kadin-cinayetlerinin-nedenleri-ve-oneriler/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/uretim-biciminin-toplumsal-iliskilerdeki-belirleyiciligi-kadina-siddeti-arttiriyor/">Üretim Biçiminin Toplumsal İlişkilerdeki Belirleyiciliği Kadına Şiddeti Arttırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 10:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Saldırılar ve Çocuk İstismarı Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Tığlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46728</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Necati Tığlı, 2016 ile 2019 yılları arasını kapsayan “Kadın Cinayetleri, Cinsel Saldırılar ve Çocuk İstismarı Raporu” hazırladı. Tığlı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun sınırlı kaldığını, kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, Meclis'te bulunmayan diğer partiler ve meslek odalarıyla ortak akıl yürütülmesi gerektiğini savunuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/">‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Milletvekili ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Necati Tığlı&#8217;nın</span><span style="font-weight: 400;"> kadın örgütlerinin raporları ve haberlerini derleyerek hazırladığı rapora göre; 4 yılda bin 652 kadın öldürüldü, en az 166 kadın cinsel saldırıya uğradı ve en az 96 çocuk istismar edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 471 artış olduğuna dikkat çeken Tığlı, 2003 yılında 83 kadının öldürüldüğünü hatırlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2016’da 329 kadın öldürüldü, 110 kadın cinsel saldırıya uğradı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2017’de 409 kadın öldürüldü, 320 kadın cinsel şiddete, 154 kadın tecavüze maruz kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2018’de 440 kadın öldürüldü, 296 kadın cinsel şiddete, 140 kadın cinsel saldırıya uğradı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019’da 474 kadın öldürüldü, 166 kadın cinsel saldırıya uğradı, 96 çocuk istismar edildi.</span></p>
<p><strong>‘Devletin Görevi 6284 Ve İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni Uygulamaktır&#8217; </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46730 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/necati-t%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1.jpg" alt="" width="302" height="302" />Rapora ilişkin Sivil Sayfalar&#8217;a konuşan Tığlı, “Her geçen gün kadın cinayetleri ciddi bir şekilde artmakta. Burada tabii ki kadınlara yönelik baskının sebepleri var. Yargı ve adliyenin hukuksuzluğu, mahkemenin iyi hal indirimi, toplumsal cinsiyetin dayattığı roller şiddeti arttırıyor. Bu şiddeti önlemek de devletin, iktidarın en asli görevidir.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Necati Tığlı, kadına karşı şiddetle ilgili dünyanın en önemli sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ülke Türkiye olmasına rağmen sözleşmenin uygulanmadığına dikkat çekerek, “Kadın cinayetlerini, istismar ve tacizleri önlemeye yönelik ciddi çalışmalar yapılmıyor” dedi. Tığlı, “En önemlisi 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanun çok ciddi anlamda uygulanmadı. İlk Avrupa sözleşmesi niteliği taşıyan İstanbul Sözleşmesinin tam olarak uygulanması lazım. Çünkü 6284 sayılı kanuna göre en kapsamlı korumanın sağlanması için tanık korunma programın devreye konulacağı ve yüz değişikliği yapılacağına kadar birçok nokta çok açık bir şekilde düzenlenmişti. Yani burada devletin en asli görevi imzaladığımız İstanbul Sözleşmesini ciddi anlamda uygulamalı” diye konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8216;STK&#8217;larla Ortak Akıl Yürütülmeli&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“TBMM’de ben de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddet, istismar, tecavüz ve cinayetlerin önlenmesine ilişkin başka komisyonların kurulması gerektiği düşüncesinde olduğunu belirten Tığlı, “Bir de bu siyaset üstünde bir konu olduğu için bu TBMM’de temsili olan tüm siyasi partilerin, bu ülkedeki tüm sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, meslek odaları ile birlikte ortak akıl ile birlikte bir çözüm bulması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Bu çağrının Meclis tarafından yapılması gerektiğini savunan Tığlı, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kadın cinayetlerini takip eden dernekler gibi binlerce sivil toplum örgütleri, tüm siyasi partiler, hatta mecliste grubu bulunmayan tüm siyasi partilerin de ortak akılla çözüm üreteceği bir dayanışma içerisine girmek lazım. Bu olay malumunuz siyaset üstü bir şey. Yani buradaki şiddette uğrayan kadının hangi siyasi partinin görüşe sahip olup olmadığının bir önemi yok. Bunun için buradaki sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, meslek odalarının düşüncelerini, değerlendirmelerini bu komisyona hızlı bir şekilde aktarmaları gerektiği kanaatindeyim.” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonun iyi niyetli olduğunu ancak sınırlı kaldığını da belirten Tığlı, komisyonun sivil toplum kuruluşları, kadın dernekleri ile işbirliği yaparak daha etkin ve çözüm odaklı çalışabileceğini dile getirdi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/">‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Yardım Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KADES]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44838</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde, nafaka, af ve kadınların kazanımlarından kayıp tartışmaları sürerken, Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 15 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da 13. kez toplandı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı (TKDF) Canan Güllü ile toplantıya dair görüşlerini, konuyla ilgili STK’lar ile diğer kadın örgütleri arasında görüş farklılıkları olup olmadığını ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününü ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl katılımcı çeşitliliğini artıran komitede, bu yıl ilk kez 4 sendika temsilcisi, 75 kamu kurumu, 21 STK, 9 uluslararası kuruluş temsilcisi ve 15 akademisyen ile birlikte yer aldı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, AÇSHB, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından oluşturulan yeni eylem grubu, 75 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık oldu. Söz konusu yol haritası, 25 Kasım 2019’da düzenlenecek özel bir programda açıklanacak. Ardından, AÇSHB, İçişleri, Adalet, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katılımıyla bir protokol imzalanacak ve yol haritasına ilişkin sivil toplumdan görüş alınacak. </span></p>
<p><b>TKDF Başkanı olarak Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısı katılımcıları arasındaydınız. Toplantıya ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44840 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Canan-G%C3%BCll%C3%BC.jpg" alt="" width="361" height="203" />Açıkçası 13. kez toplanan Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi’nde “havanda su dövmeye devam edildi” tabirini kullanmakta bir beis görmüyorum. Şahsen 12. kez katılımcısı olduğum bir toplantıya 3 Bakanın katılması iyi ancak yarım güne sıkıştırılmış bir program olması; Bakanların icraatlarını dinlemekle heba edilen zaman dilimi ve katılımcı sayısının fazlalığı ile konunun spesifik olma durumundan uzaklaşması çok üzücü. Ülke gündemimizde erken yaş evliliklerine getirilecek af, nafaka ve İstanbul Sözleşmesi’ne şerh maddeleri konuşulurken 3 bakanın bu konularda ağız birliği etmişçesine sessizlikleri dikkatimizden kaçmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın söz konusu başlıkların kenarından bile dolaşmamış olması, bize bu konularda siyasi bir çekince olduğunu düşündürdü. Kanaatimce, bu Komite’nin toplanma amacı “toplanmış olmaya” endekslenmistir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın kadın cinayetlerine dair verdiği rakamlar tanıdık gelmedi; bizim rakamlarımız çok farklı.  İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu, STK’ları İçişleri Bakanlığı’nın uygulaması olan KADES’in tanıtımını yapmamakla suçladı. Benim kaldığım süre içinde  konuşulanlar, kurumların kendilerine ayrılan sürede sadece çalışmalarını tanıtmakla sınırlıydı. </span></p>
<p><b>Bakanlıkların ortak çalışması ile hayata geçirilmesi planlanan yeni Eylem Planı içeriği hakkında malumatınız var mı?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberimiz  yok çünkü toplantılara çağrılmıyoruz. Sahada en çok bulunan kurum olarak TKDF’nin pek çok kurumdan müteşekkil Koordinasyon Kurulları var. Bizim TKDF olarak, kolluk güçleri, yerel yönetimler, barolar, STK’lar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi pek çok birimlerle işbirliğimiz var. Biz, oluşturduğumuz Whatsapp gururlarımızla, bizlere ulaşan sorunları gece gündüz demeden çözüyoruz. Yani aslında kadına yönelik şiddetin çözümüne dair heybemizde kelimelerimiz var. Ayrıca, Acil Yardım Hattı işletiyoruz. Biz, ülkemizin içinde bulunduğu  sorunun birebir tanığıyız. Bizi arayan mağdurla direkt görüşüyoruz. Özeli bizde, çözümü de bizde… Hükümet işlevsel davranamadığı için figüran konumunda… Açıkçası bizden faydalanılması işlerine ve memleket hayrına olurdu.</span></p>
<p><b>Toplantıda sizin açınızdan “yeni” ortaya konan bir öneri ya da bilgi oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası yok. Sadece, Bakanlıkların sahada dönüşü olmayan çalışmalarına dair reklam izledik.</span></p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesinde kurum olarak sizin pozisyonunuzu, önerileriniz ve ilettiğiniz görüşleri bizimle paylaşır mısınız</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda biz aşağıdaki cümlelere yanıt bekledik ve şunları dile getirdik: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitimden kaynaklı sorunlar yaşadığımız için Milli Eğitim Bakanlığı’nın olması gerektiğini, hatta geçmiş yıllarda Sağlık Bakanının da Komite toplantılarında olduğunu hatırlatmak, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yanlış anlaşıldığınI, doğrusunun ifade edilmesi gerektiğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti davalarında STK’ların  müdahilliğinin kabul görülmemesinin İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının yetersizliğini ve kadın cinayetleri davalarını takipte sıkıntı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin aldığı tedbir kararlarının 10 güne indiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadınlarla ilgili yasal değişikliklerin tartışıldığı bir ortamda sessiz kalmasının rahatsızlık yarattığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-“Israrlı takip” konusunda failin cezasız kalmasına neden olan (suçun karşılığında) “cezasızlık” durumunun yarattığı sorunları,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Elektronik kelepçe konusunda denetimin arttırılması gerekliliğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-STK  ve baroların deneyimlerinden yararlanılması gerekliliğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Nafaka konusunda yasal değişikliğe gitmek yerine, araştırma yapılarak sorunların yönetmelikle düzenlenmesi; asıl olarak tahsil edilemeyen nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerektiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-18 yaş altı evliliğin suç olmasına karşın TBMM’de erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olmasının sakıncalarını ve affa karşı olduğumuzu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Duruşmalarda görev alan masa hâkimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bilgisinden yoksun olmalarının yarattığı sorunları ve davaların bundan etkilenmesini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Acil yardım hattımıza gelen ihbarlar konusunda bazı ASPB birim ve yetkilileri ile sorun yaşadığımızı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesinin ve Aile arabuluculuk sistemlerinin yanlışlığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın Bakanlığı kurulması gerekliliği taleplerimizi ilettik. </span></p>
<p><b>TKDF, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda ne tür çalışmalar yürütüyor? </b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Federasyonumuzun işlettiği bir acil yardım hattı var. Yasa yapım sürecinde bulunduğumuz için,  sahada işlemeyen mekanizmalar konusunda bilgimiz var. Bu nedenle, örneğin yeni ve güçlü bir enstrüman olarak gördüğümüz Uluslararası İstanbul Sözleşmesi konusunu barolarla çalışıyor ve illerde Koordinasyon kurulları kuruyoruz. Sözleşme’nin uygulanması açısından karşılaşılan sorunların giderilmesine katkı koyuyoruz. “Değişim yarat” adlı çalışmayla toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yerelde toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışıyoruz. Siyasette kadınların daha fazla yer alması adına, yerelde “Kadın Politikaları” adlı çalışmayı belediyelerle yürütüyoruz. Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eğitimleri çerçevesinde çalışmaları, barolarla işbirliği yaparak destekliyoruz. Yerel yönetimlerle protokoller imzalayarak şehirleri sorunsuz hale getirmeye çalışıyoruz. “İş Dünyası Şiddete Karşı Projesi” ile mavi ve beyaz yakalara toplumsal cinsiyet eğitimleri ve yasal haklarını öğretiyoruz. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de kadın örgütleri arasında özellikle kadına yönelik artan şiddetin önlenmesine  ilişkin fikir birliği var mı? Aranızda fikir ayrılıkları var diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben olmadığı kadar güçlü bir birliktelik olduğuna inanlardanım. Bir yılda 377 kadının öldürüldüğü durumda, bunun tersi düşünülemez. Şimdi “birlikte güçlüyüz” sloganı zamanı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>25 Kasım sizin için ne ifade ediyor</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında acıyı hatırlatıyor. Düzenin ve zihniyetin değişip dönüşmediğini  bir kez daha hatırlatıyor.  Biz yıl içinde kesintisiz çalışmalar yürüttüğümüz için, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi tek bir güne indiremiyoruz. Artan kadın cinayeti ve çocuk istismarını konuşuyor ve hükümetin bunları önlemeye dair kadın politikasızlığına tanıklık ediyorsak eğer, mesajlar ve sayılardan ziyade, 25 Kasım’da eylemselliğe dönüşen politikalar beklediğimizi söylememiz gerek.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylenecek çok şey var, gündemimiz çok ağır… Erken yaş evlilikler konusunda TBMM’de af getirileceği söylemlerinin gölgesinde, tüm siyasilerden bu tecavüzlere onay vermemelerini bekliyoruz. Nafakada kazanılmış haklardan taviz verilirse kadınların ikincillestirilmesine yol açılacağını söylüyoruz. Nafaka ile ilgili geniş bir araştırma yapılması gerektiğini ve iktidarın şerhsiz-çekincesiz imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin mekanizmalarını hayata geçirmesini talep ediyoruz. Biz mücadeleden vazgeçmeyiz. Çünkü biliyoruz ki mücadele kazandırır!</span></p>
<p><b>Resmi veriler ne söylüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi sırasında Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin</span> <span style="font-weight: 400;">açıklanan resmi verilerin bazıları şu şekilde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><span style="font-weight: 400;">118 bin polis, 12 bine yakın jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine olmak üzere, toplam 300 bini aşkın kamu görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-ACSHB, 100 bini aşkın kadına şiddet davasına müdahil oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadına Destek Uygulaması’nı (KADES) indiren kişi sayısı yaklaşık 350 bin; gelen ihbar sayısı 16 bin 51, ihbarlarda gerçeklik oranı yaklaşık yüzde 50. Uygulamanın başladığı 24 Mart 2018’den itibaren, 8 bin kadın polisin müdahalesiyle kurtarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin en çok işlendiği mekân yüzde 72.8’lik oranla kadının evi; faili meçhul bir kadın cinayeti söz konusu değil. Suçluların yüzde 82.4’ü yakalandı, yüzde 16.2’si ise olayı müteakip intihar etti. Faillerin yüzde 86,5&#8217;inin cinayet öncesi  sabıka kaydı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti işleyenlerin yüzde 69’u ilk ve ortaokul mezunu: eğitim durumu yükseldikçe kadın cinayetine karışma oranı azalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de 2016-2019 Ağustos ayları arasında öldürülen kadın sayısı bin 167: bunlardan sadece 76 tanesi hakkında koruma kararı verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Faillerin yüzde 63.5’inin eş veya partner, yüzde 32’si ise akraba.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 yılında 174 bin 958 kişi hakkında, 509 bin 172 farklı tedbir kararı alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kişi başına düşen kadın cinayeti sayısı bakımından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkeler 1.8-2 bandında iken Türkiye bu sıralamada 2019 verilerine göre 3.6 bandında yer. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke yüzde 52 ile Danimarka.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 11:41:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kadın Meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın cinayetlerini durdurmak ve kadına yönelik şiddeti her alanda önlemek için kadınların mücadelesi devam ediyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü öncesinde İstanbul Kadın Meclisleri 24 Kasım Pazar günü saat 15.00’de Kadıköy'de buluşuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/">Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddete karşı dayanışma eylemi 24 Kasım Pazar günü Kadıköy’de Beşiktaş İskelesinin önünde gerçekleştirilecek. Eyleme katılan kadınlar 6284 Sayılı </span><span style="font-weight: 400;">Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına dikkat çekecekler. Buluşmaya öldürülen kadınların aileleri ve yakınları da destek verecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılının ilk on ayında erkekler tarafından 390 kadın öldürüldü. Eylül ayı 2019 yılının en çok kadın cinayeti işlenen ayı olmakla birlikte, 53 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi etkin ve bütünlüklü bir şekilde uygulansaydı öldürülen kadınların her biri aramızda olabilirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadınlar özgürce yaşasın, öldürülmesin ve asla yalnız yürümesin diye&#8230;” 24 Kasım’da Kadıköy’de kadınlar seslerini yükseltmek için bir araya geliyor ve desteklerinizi bekliyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/">Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 08:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeyyen Boylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi, boşanmaya çalıştığı eşi tarafından öldürülen Avukat Müzeyyen Boylu cinayetiyle ilgili 9 Eylül'de görülecek dava için katılım ve destek çağrısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/">Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi&#8217;nden yapılan açıklamada, Avukat Müzeyyen Boylu&#8217;nun, 19 Mayıs 2019 tarihinde, boşanmaya çalıştığı Mesut Issı tarafından 11 kurşun ile öldürüldüğü hatırlatıldı.  Müzeyyen Boylu&#8217;nun talebine rağmen koruma mekanizmaları işletilmediği belirtilen açıklamada, &#8220;Cinayeti planlayarak ve canavarca hisle serinkanlı bir şekilde işleyen fail, hemen sonrasında emniyet güçlerine teslim oldu. İlk ifadesinde Müzeyyen’i bir ilişki yaşadığı için öldürdüğünü söyledi; ceza indiriminden faydalanmak için yalana, iftiraya başvuran pek çok kadın katili gibi.  Yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan iddianameye göre, fail, eşe karşı tasarlayarak ve canavarca hisle insan öldürme suçundan yargılanacak. Bizler, Diyarbakır Barosu’na üye avukatlar olarak, failin hak ettiği cezayı alması için elimizden geleni yapacak, yargılama boyunca Müzeyyen için adalet aramaya devam edeceğiz.  Failin yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Eylül günü saat 09.30’da Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Sizleri, kadın cinayetlerine ve kadınlara yönelik her türlü şiddete hep beraber dur diyebilmek için duruşmada yanımızda olmaya davet ediyoruz.&#8221; çağrısına yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/">Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 10:23:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel adalet arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, taciz, cinsel saldırı ve çocuk istismarında ailelerin ve mağdurların bireysel adalet arayışlarının adresi artık sosyal medya. Türk Psikologlar Derneği Üyesi ve Yaşam Psikoterapi Derneği’nin kurucusu Uzman Psikolog Umut Yılmaz ile sosyal medyada bireysel adalet arayışının insan psikolojisini nasıl etkilediği üzerine konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/">Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet konusunda uzun bir zamandır hak mücadelesi sosyal medyada, çoğunlukla da Twitter üzerinden yürütülüyor. Mücadelenin sosyal medya üzerinden yürütülmesinin insan psikolojisi üzerinde nasıl bir etkisi var? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39538 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-640x640.jpg" alt="" width="332" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Saydığınız tüm olumsuzlukların önde gelen faili erkekler… Havaların ısınmasıyla birlikte sıklıkla tanıklık etmeye başladığım “sünnet konvoyları”ından ve “sünnet düğünleri”nden söz etmek isterim. Önde uzun bir eğlence aracıyla çocuklar taşınır, arabada aynı zamanda ya davul-zurna-klarnet ekibi ya da yüksek sesle müzik çalınan bir hoparlör seti bulunur.  “Sünnet” edilen veya edilecek erkek çocuk da ya eğlence aracının içinde arkadaşlarıyla birliktedir ya da eğlence aracının hemen arkasında daha özel bir şekilde hazırlanmış, kimi zaman üstü açık bir arabada, özel kostümü ve elinde asasıyla sokaklardan kornalar eşliğinde geçerek çevredekileri selamlar… Çoğunlukla önceden “sünnet” ettirilmiş ve kendisine bir “erkeklik sertifikası” sunulmuştur. Çocuk, artık bir “erkek”tir ve kültürel kalıpların, törelerin ve geleneklerin bütün yükü-onuru-gururu-namusu, olumlu-olumsuz tüm taraflarıyla onun üzerindedir. Böylesi bir kutsanmışlıkla büyüyen ve kadın-erkek ayrımı olmaksızın ciddi bir kitleyle de ittifak kurabilen “erkek” için her şey mubah hale gelir. Kimi zaman bu yükün altında ezilse de göstermesi gereken bir kimliği vardır artık. Kendisi ön planda olmalıdır, her şey onun için yapılmalı, sözünün üstüne söz söylenmemeli, kendisine yeri geldiğinde “biat” edilmelidir. Bu yapıyla çevrili olarak büyüyen kişi kadına şiddet uyguladığında, taciz, tecavüz ettiğinde ya da kadını öldürdüğünde küçüklüğünden itibaren özenle örülen bilinç harekete geçecektir ve eylemini meşrulaştıran çeşitli cümlelerle toplumun karşısına çıkacak ve o toplum içinde geçmişten itibaren kurduğu ittifaklar sayesinde failliğini hafifletebilecektir. Dolayısıyla kadın ya da türlü olumsuzluklara maruz kalan çocuk için sesini yükseltebileceği ve haklılığını ifade edip failin karşısına güçlü bir şekilde çıkabileceği önemli bir alan olarak sosyal medya devreye girecektir. Olumsuzluklara maruz kalınan çevrede kendileriyle ittifak kurabilecek, anlayabilecek, dinleyebilecek, yardım edebilecek bir yapı bulmakta zorluk çeken birey, sosyal medyada bunu daha kolay ve etkili bir şekilde yapabilecektir</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın geldiği nokta, yaygınlığı, tepkinin oluşturulma hızı, kimi kullanıcıların oluşturdukları dayanışma ağı gibi kolaylaştırıcılar, geçmişten itibaren oluşturulan “erkek erkinin” karşısına cesurca çıkabilmekte ve sonuç alıcı trend topicler yaratabilmektedir.</span></p>
<p><b>Adalet ile medyaya olan inanç ve güvenin azalmasının da bunda etkisi var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddete duyarlı bir danışanım başına gelen şöyle bir durumdan söz etmişti. Oturduğu apartmanda komşusu olan kadına eşi tarafından mütemadiyen şiddet uygulanmakta imiş. Bir gece dayanamadığını ve polisi aradığını ifade etti. Polisin verdiği karşılık, “bu kişiler karı-koca mı, size yönelik bir tehdit var mı, yatın uyuyun” şeklinde olmuş. Danışanım biraz sert ve kararlı konuşup kontrol edilmesini talep edince ekip yollanacağı söylenmiş ve konuşma sonlandırılmış. Ve danışanım uzun süre beklemesine rağmen herhangi bir polis ekibinin gelmediğinden yakınmıştı. Tek başına bu örnek dahi insanların benzer durumlarda nasıl davranacaklarını belirleyebiliyor. Defalarca şiddete maruz kalıp polise sığınan ama kendisine şiddet uygulayan erkekle “barıştırılıp” eve yollanan kişilerin çokluğu elbette adalete olan inancı sarsmaktadır. Yine ana akım-alternatif medya ayrımı olmaksızın medyada şiddet haberlerinin sunuluş biçimi mağduru haksızmış gibi gösteren başlıkları ve içerikleriyle medyanın da güven konusunda geride kalmalarına yol açmaktadır. Geriye kendinizi ifade edebileceğiniz, çığlığınızın duyulması olasılığını arttıran yegâne unsur olarak sosyal medya kalmaktadır.</span></p>
<p><b>Sosyal medyanın insanı yalnızlaştırdığı ifade edilirken mağduriyetin karşısındaki yalnızlık duygusuyla adalet arayışını sosyal medyaya yansıtmak bu ikisi arasındaki çelişki nasıl açıklanabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın kullanım biçimlerindeki değişikliklere bakmak gerekiyor. Bundan on yıl öncesinde Twitter, Facebook, Instagram gibi mecralar ya yoktu ya da yeni yeni yaygınlaşmaya başlıyordu. “İlkokul arkadaşını” aramak sosyal medyada insanların öncelikleri arasındaydı. Yıllar içinde özellikle toplumsal eylemlerde sosyal medyanın eylemin duyurulmasında ve yönlendirilmesinde ne kadar etkili olabileceği keşfedildi. Ve günümüze geldiğimizde hem iktidar hem muhalefetin siyasal iletişim ve propaganda için kullandıkları en önemli mecra, sosyal medya haline geldi. Yaşadığınız bölgedeki herhangi bir aksaklığı, örneğin belediyeye gidip çözmeniz daha uzun bir zaman dilimini alırken, özellikle büyükşehir belediyelerinin Twitter hesaplarına herkesin görebileceği şekilde yazılan mesajlar anında yanıtlanabilmektedir. Yanıtlanmadığında daha fazla sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından söz konusu şikâyet ilgili yerlere aktarılabilmekte ve bu şekilde gündemde tutulması sağlanabilmektedir. Evet, sosyal medya bir zamanlar yalnızlık deneyimi yaşatıyor olabilir insanlara ama şu an ulaştığı nokta tam aksi bir istikamette insanların kalabalık olma deneyimi yaşadıkları bir alan görümündedir. Gün geçtikçe de o kalabalıklar örgütlenmekte ve kendi gündemlerini oluşturabilmektedirler. Yani, sosyal medya artık sadece yalnızlığı temsil etmemektedir; eksiklerine rağmen, birbirini tanımayan kalabalıkların, fiziksel olarak bir araya gelmeksizin, “tweetlerle, retweetlerle, likelarla ve menşınlarla” ortak bir mücadele hattında buluşabildikleri etkili bir mecradır. Herhangi bir sokak eylemi için çağrıda bulunulduğunda elli-yüz kişi bir araya gelemezken aynı konuda açılan bir hastag kısa sürede binlerce kişi tarafından paylaşılmakta ve gündeme getirilebilmektedir. Belki de gücü bu özelliğinden gelmektedir. Ama tabi ki sosyal medyanın pürüzsüz bir alan olduğu iddiasında bulunamayız.</span></p>
<p><b>Sosyal medya üzerindeki desteğin gerçek hayattaki karşılığı aynı oranda olmuyor çoğu zaman. Bu da bir hayal kırıklığına neden olmuyor mu? Ya da öz saygıyı nasıl etkiliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın pürüzsüz bir alan olmadığını daha iyi açabileceğimiz bir soru bu. Elbette gündelik yaşantılarımızda olduğu gibi, sosyal medyada da bir takım ittifaklar kurma gereği ortaya çıkıyor. İttifak kurduğunuz kişilerin, grupların, kurumların etki gücü ölçüsünde siz de sesinizi daha fazla duyurabiliyorsunuz. Kadına yönelik şiddet, taciz, istismar bağlamında değerlendirdiğimizde, bu konulara duyarlı kullanıcıların ortak tepki örgütleme seviyesi bir hayli yüksek olabilirken, bu duyarlı kullanıcıların bir zamanlar ittifak kurdukları ya da hali hazırda ittifak halinde oldukları kimi kişilerin bu türden bir saldırının faili olmaları halinde, failin sessiz kalınarak korunduğu bir tabloyla karşılaşabiliyoruz. Sonuç olarak böylesi bir durumla karşılaşan bireyin yaşadığı suçluluk, utanç gibi duyguların daha yüksek düzeylere çıktığını klinik ortamlarda gözlemleyebiliyoruz. Maruz kaldığı duruma ilişkin anlattıklarına sessiz kalınması, mağdurun da giderek sessizleşmesini ve kendini suçlama eğilimlerinin artmasını beraberinde getirmektedir. Mağdurun yalnız olduğuna ilişkin algısının elbette onun ruh halini olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz. Gerçek yaşamda yalnız olduğunu düşündüğü için sosyal medya üzerinden mağduriyetini duyurmak isteyen birey, orada da yardım arayışına yanıt bulamadığında travma sonrası etkiler daha yoğun bir şekilde hissedilebiliyor. </span><span style="font-weight: 400;">Adalet arayışı karşılık bulmayan birey depresyondan intihara pek olumsuzlukla yüz yüze kalmış oluyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu duruma yol açmamak adına, saldırıya uğrayan hayatta kalan kişinin psikolojik durumunun daha fazla ön plana çıkarılıp gündemde kalmasının sağlanması kişiye yarar sağlayacaktır.</span></p>
<p><b>Sosyal medyanın yanı sıra güvenlik güçlerinin yapması gerekeni Müge Anlı gibi televizyon programcılarının yaptığını da görüyoruz. Çoğunlukla bu programlara mağdurların yanı sıra failler de çıkıyor. Bunun bilinçle nasıl bir ilişkisi var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faillerin dahi bir sakınca görmeksizin televizyon programlarına çıkıp kendilerini ifade etmeye çalışmalarının, kültürel kodlardaki çarpıklığın medyada görünür hale gelmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Kadını “namus” için öldürdüğüne inanan fail, bu çarpık kültürel kodla bağlantılı olarak ekranlara çıkıp bunu meşrulaştırma çabasına girebilmektedir. İşin trajikomik tarafı buna kimi durumlarda adalet mekanizması da ortak olmakta ve “ağır tahrik” unsuru sayılarak failin aldığı cezada indirime gidilebilmektedir. İyi tarafından bakıldığında bu tarz programlar, failin yapıp ettiklerinin kötücüllüğüne ilişkin kamuoyu oluşturmakta ve adalet mekanizmasının daha hızlı çalışmasına vesile olabilmektedir.</span></p>
<p><b>Bazen özellikle Twitter’da intihar duyurularını bile okuyabiliyoruz. Ölümü seçerken bunu sosyal medyada duyurmak nasıl açıklanabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İntihar, dünyada ölüm nedenleri arasında savaşlardan daha fazla can kaybına yol açan yakıcı bir sorun. Ölümle sonuçlanan vakaların yanında intihar girişimleri de bir hayli fazladır. Kimi bireyler, intiharı zihinlerinde romantize edip intihardan sonra çevreyi görmeye devam edeceklerine ve ölümlerinin diğerleri üzerindeki etkilerini izleyebileceklerine inanırlar. Ölümü gerçekçi bir bağlamda değerlendirme yetileri yeterince gelişmemiş olabilir. Duygu dalgalanmaları fazla ve risk algıları düşüktür. Yapılan araştırmalar, intihara yönelen bireylerin büyük bir çoğunluğunda psikiyatrik bir rahatsızlığın varlığına işaret etmektedir. Bu bağlamda sosyal medya üzerinden intiharını canlı yayınlayan kişileri de bu şekilde değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Elbette pek çok gerekçe öne sürebilmektedirler; ancak, unutmamak gerekir ki intihar işlevsiz bir yöntemdir.</span></p>
<p><b>Son olarak sivil toplum, ailelerin yargı ve ‘güçlü failler’ karşısındaki yalnızlığını nasıl giderebilir, mücadelesine nasıl destek olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, taciz, tecavüz gibi durumlarda, mağdurun sesini duyurabilmesinde ve failin mahkeme karşısında cezaya çarptırılmasında, sivil toplumun çok önemli bir işlevi var. Sosyal medya üzerinden olaya ilişkin yayılan videoların, mağdur kişinin anlatımlarının yaygınlaştırılmasının karar verici yargı mercii üzerinde doğrudan etkide bulunduğunu gündelik yaşamımızda görebilmemiz mümkün. Şiddete maruz kalan mağdurun şikâyeti üzerine gözaltına alınıp ifadesi sonrası serbest bırakılan failler, sosyal medyanın ve sivil toplum örgütlerinin konuyu gündemde tutmaları sayesinde tekrar gözaltına alınarak tutuklanabilmekte ve failin hüküm giymesi daha mümkün hale gelebilmektedir. Hem sivil toplum örgütlerinin hem de sosyal medya kullanıcılarının bu konudaki etki güçlerinin daha fazla farkında olması, faillerin daha kolay bir şekilde bulunup yargı önüne çıkarılmasını ve ceza almalarını kolaylaştıracaktır.</span></p>
<p>İlginizi çekebilir: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/04/sosyal-medya-bireysel-adalet-arayisinda-etkin-bir-arac/" target="_blank" rel="noopener">Sosyal Medya Bireysel Adalet Arayışında Etkin Bir Araç</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/">Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
