<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Itır Erhart arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/itir-erhart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/itir-erhart/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Nov 2024 10:24:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Itır Erhart arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/itir-erhart/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 10:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ajan]]></category>
		<category><![CDATA[etki ajanı]]></category>
		<category><![CDATA[Etki Ajanı Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Kentel]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ancak bu süreci sadece Türkiye’ye özgü bir durum olarak düşünmemek gerekiyor. Gürcistan gibi örneklerin yanı sıra başka ülkelerde de “yabancılık”, “ihanet” gibi söylemleri sık sık kullanan popülist partilerin ve devlet zihniyetinin varlığı göz önünde tutulursa, çok daha büyük bir operasyonun tezahürlerini gördüğümüzü söyleyebiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/">&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ekim&#8217;de sivil toplumun çağrısıyla başlayan imza kampanyasının <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/31/sivil-toplum-kuruluslarindan-etki-ajani-yasasina-karsi-milletvekillerine-ret-oyu-cagrisi/">haberini</a> yapmıştık.</p>
<p>Sivil toplumun farklı kesimlerinden bu düzenlemeye yönelik tepkiler büyüyor. Kadın hakları ve yasanın kesişiminde olası senaryoya dair Jin Dergi&#8217;de yayınlanan kapsayıcı içeriği <a href="https://jindergi.com/yazi/etki-ajanligi-yasasinin-kabulunun-kadina-ve-topluma-etkisi/">linkte</a> bulabilirsiniz.</p>
<p>Biz de Sivil Sayfalar olarak etki alanında çalışan uzmanlara konuya ilişkin fikirlerini sorduk. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart, sosyolog Ferhat Kentel, YADA Vakfı Araştırma Direktörü Rümeysa Çamdereli sorularımızı yanıtladı:</p>
<div><strong>Sizce neden &#8220;etki ajanı yasası&#8221; gibi bir teklif önerisi gündemde? Bu değişiklik önerisinin çıkış noktası nedir?</strong></div>
<div></div>
<div>
<p><em><strong><img decoding="async" class=" wp-image-87174 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-640x640.jpg" alt="" width="200" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF.jpg 750w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" />Ferhat Kentel: </strong></em>Türkiye’nin “modernleşme” tarihinde devletin makbul vatandaş yapma niyeti hiç bitmedi. Türkiye’de toplumsal değişimin aldığı istikameti az veya çok takip etmek yerine, devlet eliyle topluma yön vermek çok daha başat bir yöntem oldu. Bunda kendine ve kendi dışındakilere karşı güvensiz, cemaatleşerek var olabilen geniş toplumsal kesimler üzerinde yükselen bir devlet mantığı hâkim oldu. Devlet, travmalarıyla var olan bir toplumun güvensizliği üzerinde kendini yeniden üretirken, aynı devlet aygıtının çeşitli mekanizmalarına dâhil olan ve kendi sınıfsal-kültürel çıkarlarını hem güvence almayı hem de maksimize etmeyi arzulayan “güce aç” kesimler de kendi rejimlerini sağlamlaştırmak için sürekli bir çaba içinde oldular.Şimdiki dönemde iktidardan pay alan kesimler de kabaca “devrim” olarak gördükleri bir süreçte, bir türlü kontrol altına alamadıkları muhalif güçler karşısında, garantili görmedikleri iktidarlarını korumak için yeni çabalara girişiyorlar. &#8220;Etki ajanı yasası&#8221; da “yerlilik ve millilik” görünümü altında, tüm toplumu kontrol altına almanın, ikna ederek sağlanamayan “total” bir toplumu, “yasal” görünüm altında baskı altına almanın bir çabası olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Ancak bu süreci sadece Türkiye’ye özgü bir durum olarak düşünmemek gerekiyor. Gürcistan gibi örneklerin yanı sıra başka ülkelerde de “yabancılık”, “ihanet” gibi söylemleri sık sık kullanan popülist partilerin ve devlet zihniyetinin varlığı göz önünde tutulursa, çok daha büyük bir operasyonun tezahürlerini gördüğümüzü söyleyebiliriz. Çok kabaca söylersek, sermaye hareketlerinin özgür olduğu (Türk şirketlerinin İsrail’e yaptıkları ihracat gibi) ya da ulusal çıkarlar adı altında devletlerin ve şirketlerin her türlü “uluslararası işi” yapabildiği bir dünyadayız. Buna karşılık, bu tür yasalar, demokrasiden çıkarı olan yerli toplumsal kesimlerin uluslararası dayanışma yapma imkânlarını baltalamayı amaçlıyor. Sonuç olarak bu tür yasalar sadece tekil “milliyetçi” bir devletin yaptığı iş değil; tam tersine bu devletlerin de taşeronluk yaptığı neo-liberal kapitalist yapıların dikensiz bir uluslararası piyasa yaratma çabalarının bir uzantısıdır.</p>
</div>
<div></div>
<div><em><strong>Itır Erhart:</strong> </em>&#8220;Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk”  başlığı altında  “Devletin güvenliği ve siyasal yararları aleyhine suç işleme” olarak ifade edilen yeni bir suç eklenmesini gündeme geldi biliyorsunuz. Bunun nedeni casusluk kavramının teknolojik gelişmelerle birlikte yeniden tanımlanması gerektiğine dair bir iradenin oluşması sanırım. Günümüzde &#8220;casuslar&#8221; filmlerdeki gibi kılık değiştirerek organizasyonların içine sızmıyor artık; verileri ele geçirmeye çalışıyor. Suç tanımına kimlik ve veri hırsızlığını dahil etmek istemiş olduklarını düşünüyorum.</div>
<div></div>
<div></div>
<div><em><strong>Rümeysa Çamdereli: </strong></em>Bu değişiklik önerisi aslında uzunca bir süredir yaşadığımız sürecin sonuçlarından bir tanesi. Gezi olayları ve 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında farklı argümanlarla meşrulaştırılarak iktidar tarafından Türkiye&#8217;nin her yerinde sivil toplum faaliyetlerinin kısıtlanmasına yönelik birçok yaptırım uygulanıyor. &#8220;Türkiye&#8217;nin doğusunda&#8221; içselleştirilmiş kayyumlar, dernek kapatmalar, artık tüm Türkiye&#8217;nin gündeminde. Bu yasa da kurumsal seviyede gerçekleşen bu korku iklimini kişisel olarak da bize yaşatmanın bir yolu olarak araçsallaştırılıyor. Türkiye&#8217;nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı, demokrasi ve hukukun her geçen gün anlamını yitirdiği uygulamalar bu şekilde gündemlerle bir nebze gölgeleniyor. Hayvan haklarına yönelik &#8220;katliam yasası&#8221;nın meclisten geçiş sürecinde de benzer bir süreç yaşamıştık. Bu suni gündemlerle aktivistlerin halihazırda zihnini kaplayan sayısız gündeme bir yenisi ekleniyor, bu şekilde sivil toplum hareketlerinin pasifleştirileceği düşünülüyor. Olan da Türkiye&#8217;deki tüm canlılara, özelde de bu alanda çalışan aktivistlerin değişime yönelik umutlarına oluyor.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><strong>Bu yasanın geçmesi durumunda bizi sizce neler bekliyor? Yasa değişikliğine karşı ve eğer olumsuz senaryoda yasa değişikliği gerçekleşirse sivil toplumun nasıl adımlar atması gerekir?</strong></div>
<div></div>
<div><em><strong><img decoding="async" class=" wp-image-87175 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/575x510-itir-erhart.jpeg" alt="" width="205" height="182" />Itır Erhart:</strong> </em>Yasanın içinde oldukça muğlak ifadeler yer alıyor: &#8220;Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen fiiller&#8221;</div>
<div></div>
<div>Özellikle insan hakları alanında çalışan dernek ve vakıfların projelerini hayata geçirmelerinin önünde bir engel oluşturma potansiyeli çok yüksek.</div>
<div></div>
<div>Uluslararası bir kurum tarafından fonlanan bir projenin etkinliğinde (panel/söyleşi/sergi&#8230;) devletin resmi ideolojisine ters düşen bir konuşma yapılması bile söz konusu sivil toplum kuruluşunu riskli bir noktaya taşıyabilir.</div>
<div></div>
<div>Eğer yasa teklifi onaylanırsa sivil toplum kuruluşlarının ortak akılla bir doküman hazırlayıp ifade özgürlüğü, haber alma özgürlüğü, bilgiye erişim hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin ihlaline gidebilecek bu durumla ilgili tepkilerini ilgili kurumlara ve mercilere iletmesi gerekiyor. Yasada yer alan kavramların ve ifadelerin netleştirilmesini talep etmek de gerekiyor.</div>
<div></div>
<div>
<p><em><strong>Ferhat Kentel: </strong></em>Bu yasanın geçmesi durumunda, kuşkusuz, şimdikine kıyasla daha da kısıtlanmış, yukarıdan aşağı tanımlanmış bir “yasal çerçeve” bizi bekliyor. Muhtemelen, devletin görünen kumandasındaki aktörler, “yabancılık,” “ihanet”, “dış güçler”, “ajanlar” gibi ideolojik dağarcıklarında zaten bulunan manipülasyon araçlarını bol bol kullanacaklar. Şimdiye kadar “terör” ile özdeşleştirilen bütün hareketler ve aktörler bundan sonra, bu yasanın sağladığı kolaylık sayesinde, bir de “ajanlık” mertebesine çıkacaklar. Bu yasa geçtiği takdirde, Türkiye’nin iyileşmeyen yaraları muhtemelen daha da acımaya devam eder. Ancak toplumsal hayat, toplumsal hareketler ve toplumsal değişim yasalarla ortaya çıkmaz. Yasalar, toplumun hareketini tabii ki eğip, bükebilir. Beklenmeyen yönlere itebilir ama sona erdiremez. Öte yandan, Türkiye toplumu bütün sorunlarına, kutuplaşmalarına, cemaatleşmelerine rağmen, hayatta kalma konusunda son derecede direngen bir yapıya sahip görünüyor. Bu da muhtemelen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan çok önceye giden Anadolu tarihinde biriken korkular, güvensizlikler, sürgünler, isyanlar, itaatler, saklanmalar ve mücadelelerle oluşan bir tecrübeye dayanıyor. Bir teorinin reçetesine sokulamayacak kadar karmaşık olan bu süreçte toplum kendisine dayatılan “teorik” ya da “ideolojik” kalıpları tersyüz etmenin, çarpıtmanın yollarını üretebiliyor.Böyle bir toplumsal altyapıda sivil toplumun ise etkili yaratıcı yöntemler düşünmesi gerekiyor. Bu yöntemleri bir reçeteye sokmak mümkün değildir, ancak en azından mizahı ve sivil itaatsizliği akılda tutmak ve söz konusu yasayı çıkaranların bizzat kendi “etki ajanlıklarının” altını çok iyi çizmek gerekiyor kanımca.</p>
</div>
<p><em><strong><img decoding="async" class="wp-image-87176 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-640x853.jpg" alt="" width="183" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-1280x1707.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 183px) 100vw, 183px" /></strong></em></p>
<p><em><strong>Rümeysa Çamdereli: </strong></em>Türkiye&#8217;de sivil toplum tüm koşullarda varlığını devam ettirme konusunda inanılmaz sınavlar verdi. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yürürlükten kaldırılması sonrasında örneğin kadın hareketi hiç hız kesmeden faaliyetlerine devam etti. Hayvan hakları aktivistleri yine yürürlüğe giren &#8220;katliam yasası&#8221; sonrasında faaliyetlerine hiç ara vermeden devam ediyor. Ancak bu yasa özelinde sivil toplumun geneline konuşan, sivil toplumun sadece sivil toplum olduğu için yaşadığı zorlukları işaret eden ve kapsayıcı bir dil üreten kurumların sayısı oldukça sınırlı. Bu konunun &#8220;sahipsiz&#8221; kalma riski var. &#8220;Özgür Sivil Toplum&#8221; imza kampanyası bu anlamda çok özgün bir adım oldu. Bundan sonrası için de eğer değişiklik bahsedildiği şekilde gerçekleşirse ortak hareket etmeye ihtiyaç var. Burada da sivil toplumu herhangi bir tematik alan, arka plan, coğrafya gözetmeksizin kapsayıcı bir şekilde ele alan bir süreç için emek vermek gerekecek. Umarım biz de, özellikle YADA Vakfı olarak böyle bir sürecin etkin bir parçası olmayı başarabiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/">&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medya Engelliyi &#8216;Hakkıyla&#8217; Görmüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/05/medya-engelliyi-hakkiyla-gormuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2022 07:43:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği Sivil Toplum Destek Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği Sivil Toplum Destek Programı - III hibesiyle Engelli Kadın Derneği ve Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL) tarafından medya temsilcilerine yönelik engellilerin medyadaki temsili ve bağımsız yaşam hakkı üzerine bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı katılımcılarından Prof. Dr. Itır Erhart, ülkemizde ve dünyada halen engellilerin “yardıma ihtiyacı olan, cinsiyetsiz, normal olmayan, tanrının sevgili kulu ya da tam tersine günahkâr” kişiler olarak yansıtıldığını ve eşit yurttaş olarak görülmediğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/05/medya-engelliyi-hakkiyla-gormuyor/">Medya Engelliyi &#8216;Hakkıyla&#8217; Görmüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-80065 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/04/pakt-toplanti.jpg" alt="PAKT toplantı" width="195" height="393" />Toplantı Nisan 2021 tarihinden beri sürdürülen Engellilerin Bağımsız Yaşamı ve Toplumsal Katılımı İçin Kilit Bir Araç Olarak Kişisel Asistanlık (PAKT) Projesi kapsamında düzenlendi. Konuşmacı konuklar Bilgi Üniversitesi&#8217;nden Prof Dr. Itır Erhart, ENG-KAD&#8217;dan engelli aktivisti ve Klinik Psikolog Dr. Beyza Ünal ve ENIL eski direktörü Zara Todd medyada engelli temsilinin sorunlu örneklerine ve hak temelli bir dilin kullanımının önemine dikkat çektiler.</p>
<p>Tam 1 yıldır sürdürülen PAKT Projesi, Türkiye&#8217;nin de dahil olduğu BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme&#8217;nin 19. Maddesinin doğrudan kapsadığı ve Türkiye&#8217;de neredeyse hiç konuşulmayan Bağımsız Yaşam Hakkı üzerine daha fazla farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Projenin asıl odak noktası ise engellilerin bağımsız yaşaması için en güçlendirici hizmetlerden biri olan kişisel asistanlığın Türkiye&#8217;de tanıtılması ve uygulanabilir bir model oluşturulması. Bu kapsamda basın mensuplarının hak temelli bir şekilde engellilerin meselelerini ele almalarını desteklemek için bir medya toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Prof. Dr. Itır Erhart ülkemizde ve dünyada halen engellilerin “yardıma ihtiyacı olan, cinsiyetsiz, normal olmayan, tanrının sevgili kulu ya da tam tersine günahkâr” kişiler olarak yansıtıldığını ve eşit yurttaş olarak görülmediğini spor haberleri, yardım kampanyaları gibi örnekler üzerinden açıkladı. &#8220;Engelliler muhtaç ve ben ona yardım edeceğim&#8221;, “Hepimiz bir engelli adayıyız” gibi söylemlerin sakıncalı noktalarına dikkat çekti.</p>
<p>Kendisi de kişisel kaynaklarıyla kişisel asistan kullanan, bu sistemle PAKT Projesi&#8217;nin fikir annesi Dr. Beyza Ünal ise konuşmasında bağımsız yaşam hakkına vurgu yaptı: “Türkiye’de bağımsız yaşam dendiği zaman engelli kişinin her şeyini kendi yapabilmesi algılanırdı. Ama örneğin benim durumumda bu mümkün olan bir şey değil. Ama bu, benim bağımsız yaşamama bir engel oluşturmak durumunda da değil.”. Beyza Ünal kişisel asistan tecrübesini şöyle açıklıyor: &#8220;ne istiyorum?’ diye kendime dönüp sorabildiğim ve kendi kararlarımı alabildiğim bir ortamı bana sağlaması açısından benim için açımdan çok farklı bir yerdeydi. Neye ihtiyacım var, ne istiyorum, soruları birey olmakta ve bağımsız olmakta oldukça önemli.”</p>
<p>Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL) eski başkanı Zara Todd ise engellilerin temsilinde medyanın büyük bir rol üstlendiğinden, bazı medya kuruluşlarının engellileri uzaylı gibi gösterdiğinden, hatta hayatlarındaki her şeyi bilmek isteyerek engellilere &#8220;kamu malı&#8221; gibi muamele ettiğinden bahsetti. Kendisi de aktif olarak medya alanında çalışan Todd &#8220;Medyada hikayeler düzenlenirken şuna dikkat edilmesi gerekiyor. Kimin sesini dinliyorum, buradaki hikâyenin özünü kim oluşturuyor acaba? Önemli olan engellinin kendi tecrübelerinin kendi ağzından paylaşılması&#8230;&#8221; dedi.</p>
<p>Medya toplantısının düzenlendiği PAKT Projesine ilişkin ayrıntılara<a href="http://engellikadin.org.tr/projelerimiz/pakt/" target="_blank" rel="noopener"> buradaki linkten</a>, sorularınız, katkılarınız gibi konular için Engelli Kadın Derneği’ne engellikadindernegi@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/05/medya-engelliyi-hakkiyla-gormuyor/">Medya Engelliyi &#8216;Hakkıyla&#8217; Görmüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STGM&#8217;nin STÖ’ler için Kaynak Geliştirme Seminerleri Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/27/stgmnin-stoler-icin-kaynak-gelistirme-seminerleri-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2020 13:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[STGM]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Açık Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak geliştirme seminerleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve STGM'nin yürütücüsü olduğu STÖ Kaynak Merkezi Projesi kapsamında, sivil toplum örgütlerinin kaynak geliştirmelerine destek olmak amacıyla "STÖ’ler için Kaynak Geliştirme Seminerleri" başlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/27/stgmnin-stoler-icin-kaynak-gelistirme-seminerleri-basliyor/">STGM&#8217;nin STÖ’ler için Kaynak Geliştirme Seminerleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Sivil toplum örgütlerine kaynak geliştirme platformlarının tanıtılacağı çevrimiçi seminerlerinin ilki <strong>29 Nisan 2020 Çarşamba</strong> günü saat <strong>15.00-15.45</strong> arasında Açık Açık Platformu ile gerçekleştirilecek.</div>
<div></div>
<div>Açık Açık Platformu&#8217;nun kurucularından ve yönetim kurulu üyesi Itır Erhart’ın katılımıyla düzenlenecek seminerde Açık Açık Platformu tanınacak ve sivil toplum örgütlerinin Platformdan nasıl yararlanabileceklerini konuşulacak.</div>
<div></div>
<div>*Seminerde işaret dili tercümesi yapılacaktır.</div>
<div>
<div>
<div>
<div></div>
<div><strong>Webinara nasıl katılabilirsiniz?</strong></div>
<div></div>
<div>Webinar 29 Nisan 2020 Çarşamba günü Türkiye saatiyle 15.00’te başlayacak. Katılmak isteyenler oturum başlama saatine kadar sisteme kaydolabilirler. Aynı anda 300 kişinin katılabildiği webinara, herhangi bir eleme olmadan, ilk bağlanan 300 katılımcının erişimi sağlanacak.</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div>Kayıt olmak için lütfen <a href="https://techsoupglobal.zoom.us/meeting/register/tJElce2urjwrHdc5caw2aurzB3XJPLv-CbBB%20" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></div>
<div></div>
<div>
<div>
<div><strong>Webinara kayıt olmadan önce lütfen dikkatlice okuyunuz.</strong></div>
<div>
<ul>
<li>Kayıt bağlantısında yer alan First Name (ad), Last Name (soyad), E-Mail Address (E-posta Adresi) bölümleri ile altında bulunan diğer soruları lütfen doldurun ve en aşağıda bulunan “Register” bağlantısına tıklayarak kaydınızı tamamlayın.</li>
<li>Seminer günü webinara bağlanabileceğiniz adres e-postanıza gönderilecektir. E-posta adresinize ulaştığında “Click Here to Join” bağlantısına tıklayınız. Bu işlem sonrasında Zoom yazılımı otomatik olarak yüklenecektir. Yüklemeden sonra webinar gün ve saatinde eğitime katılım gösterebilirsiniz. Uygulamayı indirdiğiniz halde webinar’a otomatik olarak yönlendirilmediğiniz takdirde Meeting ID kısmına <strong>958-6460-7173</strong> kodunu girerek toplantıya giriş yapabilirsiniz.</li>
<li>Kullanılan cihaz ve yazılımlardaki farklı saat dilimlerine bağlı olarak otomatik uyarı servisleri zaman zaman doğru çalışmayabiliyor. Bu nedenle webinarın Türkiye saatiyle 15.00’da başlayacağını lütfen unutmayın.</li>
</ul>
<p>Sorularınız için<strong> desteknoktasi@stgm.org.tr</strong> adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/27/stgmnin-stoler-icin-kaynak-gelistirme-seminerleri-basliyor/">STGM&#8217;nin STÖ’ler için Kaynak Geliştirme Seminerleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İz Bırakmadan Eğlenmeyi Vaat Eden Festival: Festtogether</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/iz-birakmadan-eglenmeyi-vaat-eden-festival-festtogether/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 07:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Festtogether]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilet gelirinin bir kısmının destek veren STK’lar arasında paylaştırılacağı Festtogerher Festivali'ni organizasyonun hareket partneri  Adım Adım’ın eş kurucusu Itır Erhart ile konuştuk. Erhart, birlikte koşmak, atölyelere- panellere katılmak, eğlenirken gezegenin iyiliğini düşünerek hareket etmek ve pek çok ilki deneyimleme fırsatını yakalayabilmek için herkesi Festtogether’a davet ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/iz-birakmadan-eglenmeyi-vaat-eden-festival-festtogether/">İz Bırakmadan Eğlenmeyi Vaat Eden Festival: Festtogether</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Müziğin birleştirici gücünü kullanarak ekolojik bilinci yükseltmeyi hedefleyen Festtogether,  pek çok ilki barındırıyor: Türkiye’nin ilk sıfır atık temasıyla düzenlenen, eğlenirken gezegeni de düşünen, sürdürülebilirliğe dikkat çeken Festivale ebeveynleri ile birlikte çocuklar da katılabilir; e-atıklarını getiren katılımcılar hem geri dönüşüme hem otizmli çocukların eğitimine destek olabilirler. </span></p>
<p><b>Festtogether festivali hakkında bize kısaca bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-42688 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/ıtır-erhart.jpg" alt="" width="225" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/ıtır-erhart.jpg 225w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/ıtır-erhart-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" />Projenin çıkış noktası Mert Fırat’ın bundan 2 yıl önce Troya Kültür Rotası’nı gezerken bu bölgede, 2-3 günlük içinde müzik, spor, sosyal sorumluluk barındıran ve 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’na dikkat çeken bir festival hayal etmesi aslında. Sonrasında çok sayıda STK, kurum, paydaş bu hayale ortak oldu. Hep birlikte kurguladık Festtogether’ı. Bir bakıma 17. amaç olan “sürdürebilirlik için ortaklıklar” etrafında toplandık. Festivalin ilk ayağının İstanbul’da yapılmasına karar verdik. Seneye farklı şehirlerde de organize etmeyi planlıyoruz. </span></p>
<p><b>Festtogether müzik festivalinin çıkış amacı neydi?  Siz Adım Adım olarak festivale nasıl bir katkı sağlıyorsunuz ?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivaller, grupların, organizasyonların, sivil toplum kuruluşlarının kitlelere ulaşıp, sosyal meseleleri gündeme getirme, farkındalık yaratma ve kitlelerin düşünce ve davranış biçimlerini sorgulatma araçlarından biri. Değişim yaratma güçleri var. Bir nedeni bu.  </span><span style="font-weight: 400;">Diğeri ise festivallerin çok fazla atık üretmesi ve bu atığın geri dönüşüme kazandırılmaması. Festivaller her yıl toplam 20 bin ton atık üretiyor. Kişi başına düşen rakam 2,8 kg. Biz eğlenirken iz bırakmamamın mümkün olduğunu göstermek istiyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adım Adım Festival’in hareket partneri. Toplumun gelişmesi, toplumsal sorunların çözülmesi için mutlaka bireylerin harekete geçmesi gerektiği hedefiyle kurduk Adım Adım’ı. </span>Bireyler sorunlar karşısında tepkisiz kalmak yerine fiziksel olarak harekete geçiyor: koşuyor, bağış topluyor ve farkındalık yaratıyor.  Festtogether’ın misyonu ile çok örtüşüyor bu aslında<span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>Paydaş ve destekçileriniz kimler? Kamu sektöründen paydaş ya da destekçileriniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42689 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/festtogether-1024x565-640x353.jpg" alt="" width="422" height="233" />Çok sayıda paydaşımız var. TİDER, UNDP, TOG, Vegan Derneği Türkiye, Adım Adım, TEGV, WWF, TEMA, Puduhepa ve Kız Kardeşleri, İhtiyaç Haritası, TOYİ, KAFA Çocuk ve Bilim Dergisi paydaşlardan bazıları. Belediyelerle de, özellikle atık yönetimi konusunda, birlikte çalışıyoruz. </span></p>
<p><b>Festival programı neleri kapsıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivalin ikinci ayağı olan 28 Eylül’de güne Maçka Parkı’nda plogging (koşarken çöp toplama) ile başlayacağız. Oradan tüm diğer aktivitelerin yapılacağı KüçükÇiftlik Park’a geçeceğiz. Yoga yapacağız hep birlikte. Vegan kahvaltı vereceğiz. 12.00-16.00 arasında sürdürülebilirlik  üzerine paneller ve atölyeler olacak. 16.00’dan sonra da konserler&#8230;</span></p>
<p><b>Festivali proje olarak mı kurguladınız? Festivali kalıcı- geleneksel hale getirmek gibi bir amacınız var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu Festival’i bir kez yapıp rafa kaldıracağımız bir proje olarak düşünmedik hiç. Festival’in hemen sonrasında farkındalık artırıcı atölyeler ve toplantılar başlayacak. Şimdiden başka şehirlerde neler yapabileceğimiz üzerinde düşünmeye başladık. Festival, seneye 3-4 farklı mekânda yapılacak büyük ihtimalle. Bunlardan biri Festival’e ilham veren Çanakkale olacak. Yurt dışında düzenlemek ile ilgili adımlar da atılmaya başlandı. </span></p>
<p><b>UNDP Türkiye de size sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda destek veriyor. Sürdürülebilirlik kavramını bize en sade ve yalın haliyle nasıl tanımlarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın tanımı bence çok sade ve yalın: “İnsanların daha iyi koşullarda, insan onuruna yakışır yaşamlar sürmesi ve gezegenimizin korunması.  En dezavantajlı bireylere odaklanarak kimseyi geride bırakmamak.” Biz de Festtogether’da buna dikkat çekmeye çalışıyoruz.  </span></p>
<p><b>Bu  festivali, bildiğimiz anlamdaki müzik festivallerden ayrıştıran özellikler neler olabilir?  Sıralayabilir misiniz?  </b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Tüm yiyecekler vegan olacak. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Atıklar ayrıştırılıp geri ya da ileri dönüştürülecek</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Tek kullanımlık plastik şişe, pipet olmayacak</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Katılımcılara “mataranla gel” çağrısı yapıldı. Matara getirmeyenler için kapıda depozitolu mataralar verilecek. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İsteyenler gelirken kitap ve müzik aleti getirecek. Müzik aletleri Onaranlar Kulübü tarafından tamir edilip kitaplarla birlikte İhtiyaç Haritası aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar yalnızca eğlenmeyecek, ,isterlerse çocukları ile birlikte, sürdürülebilirlik üzerine atölyelere ve panellere katılacak…</span></li>
</ul>
<p><b>Festivale katılamayacak olanlar, Festival’e nasıl destek verebilirler?  </b></p>
<p>Sosyal medya üzerinden destek verebilirler, mesajlarımızı paylaşabilirler. Festival sonrasında düzenleyeceğimiz etkinliklere katılabilirler.</p>
<p><b>Biletler pahalı mı? Mesela, bir öğrenci için fiyatlar makul mü? Askıda Bilet seçeneği düşünülebilir mi?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğrenciler için indirimli biletler var. Askıda Bilet seçeneği yoktu bu sene. Sponsorlarımız “bir alana bir bedava” gibi kampanyalar aracılığı ile çok sayıda bilet verdi; aynı şekilde bazı sponsorlar öğrenciler için bilet satın aldı. Seneye Askıda Bilet uygulaması da düşünülebilir tabii. </span></p>
<p><b>Hedef kitleniz kimlerden oluşuyor? Daha çok gençleri mi görmek istersiniz festivalde</b><span style="font-weight: 400;">?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle gençler ve gündüz aktiviteleri için, aynı zamanda, çocuklar. </span></p>
<p><b>Bu festival, sürdürülebilir kalkınma amaçlarına nasıl hizmet edebilir? </b></p>
<p>Öncelikle sürdürülebilir kalkınma amaçlarıyla ilgili farkındalık yaratacaktır.  “Neden vegan?”, “neden plastik yok?” sorularının sorulması bile çok değerli bence. Bir başlangıç…</p>
<p><b>Sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ve iklim krizine dair farkındalığın ve eylem gücünün artmasını hedefleyen, bu festival dışında yeni girişimleriniz, projeleriniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">65, 000 Adım Adım koşucusu, spor aracılığı ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu için farkındalık ve kaynak yaratıyor. Bu sivil toplum kuruluşlarının hepsinin misyonu en az bir kalkınma amacı ile örtüşüyor.  Aslında her Adım Adım koşucusu bu hedefler için harekete geçmiş durumda. </span><span style="font-weight: 400;">Festival sayesinde tanıştığım muhteşem STK’lar ve insanlarla çok sayıda proje hayal ediyoruz. Bunları sırayla hayata geçireceğiz ve duyuracağız. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de bu tür yeni- özgün festivallerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir kılınması güç mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle. Ben 28 Eylül sonrasında başka paydaşların da bize katılacağına ve birlikte çok daha kapsamlı festivaller, projeler yapabileceğimize tüm kalbimle inanıyorum. </span></p>
<p><b>Son olarak ne söylemek istersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi gelin, birlikte koşalım, yoga yapalım, vegan kahvaltı edelim, atölyelere, panellere katılalım, sonra da ATHENA, UNKLE, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Kimbra, </span><span style="font-weight: 400;">Son Feci Bisiklet ile birlikte eğlenelim. Tüm bunları yaparken de</span><b>, </b>aklımızın bir köşesinde,  gezegenin iyiliği, tüm insanların insanlık onuruna yakışır bir biçimde yaşama hakkı olsun. <span style="font-weight: 400;">Bekliyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/iz-birakmadan-eglenmeyi-vaat-eden-festival-festtogether/">İz Bırakmadan Eğlenmeyi Vaat Eden Festival: Festtogether</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2019 10:59:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Organizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplumda koşan kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun son yıllarda hem farkındalık hem de bireysel bağış konusundaki önemli girişimlerinden biri koşular… Türkiye'de dayanıklılılık artırıcı sporlar aracılığı ile sivil toplum için bağış ve farkındalık yaratmayı hedefleyen Adım Adım Organizasyonu; kadın koşucular için açtığı alan sebebiyle de bu konuda önemi vurgulanması gereken bir kurum. Sivil toplum ve akademi alanındaki kadın koşuculardan Itır Erhart, Betül Selcen Özer ve Mine Kılıç ile kendi bireysel yolculuklarından yola çıkarak, kadınların koşu dünyasında yaşadıklarını ve gözlemlerini konuştuk…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/">Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Üniversitesi ve Adım Adım Organizasyonu’ndan Itır Erhart; ilk koşusunu Chicago Maratonu’nda Lösemi ve Lenfoma Derneği takımının yararına  yapmış.</p>
<p>Üç kez İstanbul Maratonu’nda koşan Erhart’ın katıldığı diğer koşulardan bazıları ise; Roma Maratonu, İznik Ultra, Run Fire Salt Lake Ultra Trail (42km), Likya Yolu Ultra Maratonu (4K).</p>
<figure id="attachment_37668" aria-describedby="caption-attachment-37668" style="width: 198px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37668" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Itir.9-320x480.jpg" alt="" width="198" height="297" /><figcaption id="caption-attachment-37668" class="wp-caption-text">Itır Ethart</figcaption></figure>
<p>Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer ilk koşusunu ‘yürüyüş’ olarak tanımlayarak, “Koşuyla ilk defa 2011 yılında Antalya’da yapılan ve artık ismi Runatolia olan Runtalya Maratonu ile tanıştım. O güne kadar bu tarz sportif bir etkinliğe hiç dahil olmamıştım. Maraton nedir? Göğüs numarası nedir? Çip nedir? İnanın hiçbir şey bilmiyordum. O dönem Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda çalışıyordum ve ilk 10 km’lik yürüyüşümü  Runtalya 2011’de gerçekleştirdim. Bu etkinlik benim için bir dönüm noktasıydı…Açıkçası o güne kadar hiç koşmayı düşünmemiştim. Koşan insanları da anlayamıyordum çünkü benim için bırakın 42 KM’yi 10 metre bile koşmak imkansızdı. Sonra her şeyin insanın beyninde olduğunu anladım. Sınırları koyan da kaldıranlar da bizlerdik. 10 metre, 100 metre, 10 kilometre derken koşabildiğimi gördüm. O gün bugündür hiç aksatmadan hem Runatolia hem de İstanbul Maratonlarına düzenli olarak katılıyorum. Bunların dışında Macera Akademisi’nin düzenlediği yarışları da heyecanla takip ediyorum. Geyik Koşularına ve İznik Ultra Maratonu’na katılma ve o harika parkurları deneyimleme şansına sahip oldum.” diye anlatıyor.</p>
<p>Sosyal Dayanışma Ağı’ndan (SODA) Mine Kılıç koşmaya 39 yaşından sonra başlamış, ilham kaynağı ise Pekin Olimpiyatları’nda rekor kıran Usain Bolt olmuş. İk ay sonra İstanbul Maratonu’nda 15 km’lik parkuru koşan Kılıç, Türkiye’nin ilk ultra maratoncusu Bakiye Duran’la tanıştıktan sonra uzun mesafe koşucusu olmaya karar vermiş. Kılıç, 11 yılda Türkiye’de ve yurtdışında 30’a yakın maraton (42.2km) ve yurt içinde 20 kadar ultra maratonda koşmuş ve 10km ve 21.1km’lik yarı maratonlara katılıyor.</p>
<p><strong> Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bu Alanda da Var</strong></p>
<figure id="attachment_37669" aria-describedby="caption-attachment-37669" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37669" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/FB_IMG_1555354358564-640x640.jpg" alt="" width="360" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37669" class="wp-caption-text">Mine Kılıç</figcaption></figure>
<p>Diğer spor dallarında olduğu gibi koşu alanına toplumsal cinsiyet eşitliği alanından bakıldığında manzara iç açıcı değil. Mine Kılıç’ın çıkardığı panaroma şöyle; “Türkiye’de, atletizmdeki lisanslı kadın sporcuların oranı yalnızca yüzde 37. (Spor Genel Müdürlüğü, 2017) Uzun mesafe koşularına baktığımızda, ‘yarış listelerinden hareketle’ bazı tahminlerde bulunmak mümkün. Türkiye’nin en büyük maratonu “İstanbul”u baz alırsak, Türkiye’den katılan sporcular arasında kadın sporcu oranının yüzde 10’u bulmadığını görüyoruz. Türkiye’de düzenlenen 5km, 10km, 15km ve 21.1km yarışlarına baktığımızda ise 21.1’de oran yüzde 10-20 arasında değişirken, mesafe azaldıkça daha fazla kadının katılımcı olduğunu söylemek mümkün. 42.2km üzerindeki ultra maraton yarışlarında da kadın katılımcı son derece az. Bu mesafelere ilgi duyan kadın sayısı 50 bile değil.”</p>
<p>Kadın koşucu sayısının azlığının sebebini Itır Erhart, “Kadınların çoğu 15 km ya da 10 km yarışında. Kadınlar hem kalıp yargılar  ‘kadınlar maraton koşamaz’, ‘dayanıklı değildir’ hem de evdeki iş bölümü ‘antrenman için zaman bulamamak, ev işlerinin çoğunun onların üzerinde olması’ nedeniyle uzun mesafe koşmuyor pek. Sayı artıyor ama çok yavaş&#8230;” şeklinde özetliyor. Mine Kılıç’ın bu konudaki değerlendirmeleri ise şöyle; “Uzun mesafe koşularına hazırlanmak erkek ya da kadın herkes için zor olsa da kadınlar için çok daha zor. Antrenmanlara uzun saatler ayırmanın gerekliliği, dağda, bayırda koşma zorunluluğu, antrenman alanlarının sınırlı ya da bu alanlara ulaşımın zor olması, evdeki işlerin, çocuk bakımının paylaşılmaması, güvenlik endişesi, taciz korkusu, kadınları uzun mesafe koşularından ‘uzak’ tutan temel sorunlar. Start ve finiş alanlarında kadınlara yönelik kullanılan ayrımcı dil ve davranışları (kadınlara ısrarla bayan demek, taciz, küçümseme vb) ise genel olarak tüm yarışlarda görebiliyoruz. Bunlar çözülmedikçe “sahalarda” daha fazla kadın görmemiz de mümkün olmayacak.”</p>
<figure id="attachment_37670" aria-describedby="caption-attachment-37670" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37670" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/betülselcenözerSON1-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" /><figcaption id="caption-attachment-37670" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer</figcaption></figure>
<p>Kadın koşucuların bu alanda yaşadıkları sorunlar ve gözlemler de neredeyse aynı… Koşu sırasında çevredekilerin sözlü tacizleri, alandaki ‘erkek hakimiyetinin oluşturduğu ayrımcı bakış sıkça rastlanan durumlardan. Betül Selcen Özer, sorunun ilkokul çağlarından itibaren dayatılan roller olduğunu belirterek, “Ben hayat bilgisi kitaplarımızın içerisinde hiç koşan, spor yapan kadınlar hatırlamıyorum. Bu şekilde büyüyünce de bu konuda ilk adımı atmanız zor oluyor. Ben o adımı ancak 37 yaşında atabildim ve halen çok geç olduğunu düşünüyorum. Keşke daha önce atabilseydim. Ayrımcılık az önce de belirttiğim gibi çocukluk çağlarımızda başlıyor ve şekilleniyor. Çevrenizde koşan arkadaşlarınız, tanıdığınız koşu grupları yoksa ya da ucundan kıyısından herhangi bir koşuya yürüyerek bile olsa katılmadıysanız bu tanışma maalesef gerçekleşemiyor. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim koşu gruplarının içerisindeki eşitlikçi ortamı çok seviyorum. Koşuya herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan başlamak için harika bir ortam sunuyor.” Diyor. Mine Kılıç’ın vurguladığı ayrımcılık konularından biri de; ileri yaşta kadınlar için yarış kategorisi açılmayışı:  “Koşu yarışlarında master atletlerin ödülleri yaş gruplarına göre veriliyor. Erkeklerde neredeyse 90 yaşına kadar para ödülü konuluyor (çünkü koşan atlet var). Ancak kadınlarda tek tük ileri yaşta kadın olsa da ayrı bir grup açılmıyor. Bu nedenle örneğin 70 yaşındaki koşucu bir kadın “50 yaş üzeri” kategoride yer alıyor ve ödül alamıyor.  “</p>
<p><strong>Dayanışma Çabalarına Bakış…</strong></p>
<figure id="attachment_37671" aria-describedby="caption-attachment-37671" style="width: 239px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37671" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/45876413_10156067551548562_1712484360919187456_n.jpg" alt="" width="239" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37671" class="wp-caption-text">Itır Erhart</figcaption></figure>
<p>Kadınlar diğer alanlarda da olduğu gibi koşu alanında yaşanılan sorunlara karşı dayanışma çabalarına giriyor. Bu amaçla ağlar oluşturan kadınlar birbirlerine destek de oluyor. Itır Erhart, Adım Adım, Bi Koşu Adana, İstRunBul gibi gruplarda kadın dayanışmasının güçlü olduğunu vurguluyor.  Mine Kılıç bu çabaların genel bir dayanışma olduğunu şöyle anlatıyor: “Yalnızca kadınların olduğu gruplarda ise daha çok sorun paylaşımı oluyor ama ‘örgütlü’ bir tepki ortaya konulmuyor. Ayrımcılığa karşı mücadele daha çok ‘bireysel’ yürütülüyor. Spor kulüplerinin de bu konuda çaba gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak spor kulüplerinde feminist bakış açısına sahip çok fazla kadın yok. Bu nedenle haksızlıklar fark edilmiyor ve sessiz kalınıyor.” Betül Selcen Özer ise kadınların bir araya geldiğini ancak bunun birbirleriyle çalışma ve konusunda yeterli bir aşama olmadığını belirterek, “Bazen çok küçük nüanslara takıldıklarını, birbirlerini dinlemediklerini ve ilerleyemediklerini gözlemliyorum.” saptamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>Adım Adım’ın Koşu Kültüründe Önemi Büyük</strong></p>
<p>Sivil toplum ve koşu alanı deyince ilk akla gelen oluşumlardan biri Adım Adım Organizasyonu. Erhart, Adım Adım’ın Türkiye&#8217;de dayanıklılılık artırıcı sporlar aracılığı ile sivil toplum için bağış ve farkındalık yaratmayı hedefleyen bir oluşum olduğunu belirterek, “ 2008 yılına Runatolia Maratonu kapsamında ilk yardımseverlik koşumuzu yaptık. Bugün 60,000 koşucu 75 STK için koşuyor. Bugüne kadar toplanan bağış 52 milyon TL “ bilgisini veriyor. Mine Kılıç da Adım Adım’ın Türkiye’nin koşu kültürüne devrimsel bir katkı sağladığını belirtiyor. Özellikle kadın koşucuların artmasında Adım Adım’ın çok etkili olduğunu belirten Kılıç, “Sivil toplum kuruluşlarında çalışan kadınların spora başlaması da Adım Adım sayesindedir. Bir yandan projeler için para toplanırken, öte yandan bu işin mutfağındaki insanlar da parkurlarda destekçilerle birlikte koşuyor. Bu çok değerli ve önemli.” diyor.</p>
<figure id="attachment_37673" aria-describedby="caption-attachment-37673" style="width: 320px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37673 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Bet%C3%BClSelcen%C3%96zerKO%C5%9EU1-320x433.jpg" alt="" width="320" height="433" /><figcaption id="caption-attachment-37673" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer</figcaption></figure>
<p>Betül Selcen Özer’in koşuyla yolunun kesişmesi de Adım Adım sayesinde olmuş. Adım Adım yönetiminde yer alan Şener Kurtuluş’un emeğinin büyük olduğunu vurgulayan Özer, “Adım Adım’ın ve yardımseverlik koşularının sivil toplumda bireysel bağışçılık alanında büyük fark yarattığına inanıyorum. Tabi sadece bağış ekseninde de düşünmemek lazım. Bugün bir çok STK’yı yardımseverlik koşuları sayesinde tanıdık, hangi alanlarda çalıştıklarını öğrendik ve hiç bilmediğimiz alanlara dair farkındalığımız arttı. Bir sivil toplum çalışanı olarak koşmaktan ve bunu kendi çalıştığım sivil toplum kuruluşu için faydaya dönüştürmekten büyük onur duyuyorum. “ diye anlatıyor. Özer’in koşu alanındaki en mutlu olduğu gelişmelerden biri de 15 yaşındaki kızı Azra’nın  Runatolia 2019’da Tohum Otizm Vakfı’nda eğitim gören akranları için adım atması olmuş.</p>
<p><strong>Güçlü ve Kendinden Emin Kadınlar</strong></p>
<p>Koşmanın kadınları güçlü ve kendinden emin hale getirdiğini belirten Itır Erhart, koşunun, sınırları (fiziksel ve psikolojik) zorlayan bir spor olarak, hem bireysel hem toplumsal olarak güçlenmeye kartı sağladığını belirtiyor.  Erhart, koşunun kendi bireysel hayatına çok katkı ve gelişme sağladığını belirterek, “Aynı etkiyi koşan tüm kadınlarda da gözlemledim. Hızlı koşmalarına, maraton koşmalarına gerek yok (isterlerse sonra bunları da denerler) ama mutlaka koşsunlar” tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_37672" aria-describedby="caption-attachment-37672" style="width: 238px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37672" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/FB_IMG_1555354168775-640x967.jpg" alt="" width="238" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37672" class="wp-caption-text">Mine Kılıç</figcaption></figure>
<p>Koşan ve koşmak isteyen kadınların özellikle manevi desteğe, bilgiye ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Mine Kılıç’ın alandan gözlemleri şunlar; “Zaman zaman grup olarak koşsanız da genel olarak koşu “yalnız” yapılan bir spor. Bu durum diğer kadınlarla iletişimde olmayı gerektiren nedenlerden biri. Koşan kadınlar, koştukları için aydınlanma yaşayıp, konuya ideolojik bakmıyorlar. Bunu bir özgürlük ya da eşitlik alanı olarak değil “hobi” olarak görüyorlar. Bu nedenle taciz, başarısızlık, sakatlanma, küçümsenme olduğunda kolayca vazgeçebiliyorlar. İş ya da normal hayatta olduğu gibi “diğer” kadını kendilerine rakip görüp, kıskanıldıklarını düşünebiliyorlar. “Genel” olarak ise (adı konulmasa da) birbirlerine destek olduklarını, olmaya çalıştıklarını söyleyebilirim. Ama bu “talep” üzerine şekilleniyor.”  Kılıç’ın koşmak isteyen kadınlara tavsiyesinde ise ‘özgürlük ve keşif’ vurguları göze çarpıyor: “Spor yalnızca sağlık değil özgürlük de getiriyor. Yeni yerler görmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yeni bakış açıları kazanmayı sağlıyor. Zihnen ve bedenen insanı besleyen mutlu ve özgür kılan bir eylem. İnsanı farklılaştırıyor, sıradanlıktan uzaklaştırıyor, kendine güveni arttırıyor. Toplum kadınlara, sürekli başkalarını düşünüp, başkaları için yaşamalarını, fedakarlık yapmalarını söylüyor. Spor sayesinde öncelikle kendilerini sevecek, yatırım yapacak ve ne kadar değerli olduklarını hissedecekler.”</p>
<p>Kadınların  ‘Ben yapamam’ fikrini kafadan çıkartarak harekete geçmelerinin hem koşu hem de hayatın her alanı için geçerli olduğunu belirten Betül Selcen Özer, “Kimse sizden bir anda bir koşuyu tamamlamanızı, hiç durmadan 10 km koşmanızı beklemiyor. Bir koşu etkinliğine yürüyerek daha olsa katılmanız, belki ilk etkinliğinizde 100 metre koşmanız, sahilde yürürken ilerideki bankı hedefleyerek kısa bile olsa adımlarınızı hızlandırmanız yepyeni bir başlangıç yapmanızı sağlayabilir. Yeter ki isteyin ve inanın… Kadınların istediği zaman yapamayacağı, başaramayacağı hiçbir şey yok.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/">Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
