<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/istanbul-sozlesmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/istanbul-sozlesmesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 May 2023 13:16:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İstanbul Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/istanbul-sozlesmesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK]]></category>
		<category><![CDATA[eşit temsil]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gülnur Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu'ndan Gülnur Aksop ile faaliyetleri ve seçim sürecine dair konuştuk. Eşit temsil üzerinden kampanya yürütmeye devam edeceklerini belirten Aksop, yeni dönemden beklentilerinin İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden hayata geçmesi, demokratik işleyiş, şeffaflık ve eşit temsiliyet olduğunu söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/">&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kurumunuzun güncel faaliyetleri nelerdir? Özellikle son dönemde odaklandığınız çalışma alanını nasıl anlatırsınız?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-83948 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/esitlik-icin-kadin-platformu.jpg" alt="Eşitlik İçin Kadın Platformu" width="295" height="165" />İstanbul Sözleşmesi ağırlıklı çalışıyoruz, kazanılmış haklara karşı topyekün cevap vermek için kurulduk. Her kesimden partiden katılım var, şu anki cumhur ittifakından hariç. Kadın düşmanlığı üzerinden bir araya gelinmesinin ikinci yılı oldu. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Eşit Temsil Üzerinden Kampanya Yürütmeye Devam Edeceğiz.&#8217;</strong></h5>
<p><b>Seçim sürecine yaklaşırken faaliyetlerinizde bir değişiklik oldu mu? Kurumunuzun faaliyetleri nasıl etkilendi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her partiden kadın var, onların da çeşitli adaylıkları var. H</span><span style="font-weight: 400;">erkes kendi partisine ya da yakın gördüğü kadınları destekleyecek. K</span><span style="font-weight: 400;">adınların eşit temsili konusu üzerinden çalışmaya başladık</span><span style="font-weight: 400;">. S</span><span style="font-weight: 400;">iyasi partiler ve seçim yasasının aksaklıklarını gösteren açıklamaları da ekleyerek eşit temsilin önemini vurgulayan bir basın açıklaması yapmaya başladık</span><span style="font-weight: 400;">. &#8216;N</span><span style="font-weight: 400;">asıl aday istiyoruz, nasıl aday istemiyoruz&#8217; gündemde. </span><span style="font-weight: 400;">EŞİK&#8217;in yaptığı meclis izlemesi var, </span><span style="font-weight: 400;">Sözleşme sürecinden her kentten tüm vekilleri izlediler. B</span><span style="font-weight: 400;">unun üzerinden tam teşekküllü 10 tane &#8216;<a href="https://esikplatform.net/meclis-izleme/" target="_blank" rel="noopener">Mecliste Gözümüz Üzerinde</a>&#8216; başlıklı rapor çıkardık. Bunun yanında </span><span style="font-weight: 400;">eşit temsil üzerinden kampanya yürütmeye devam edeceğiz. K</span><span style="font-weight: 400;">endiliğinden aday olan tüm kadınları hangi partiden olursa olsun seçilebilir yerlerden olmalarını destekleyeceğiz. </span></p>
<p><b>Seçim sürecine özgü tasarladığınız bir faaliyet var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnız bu değil 5 </span><span style="font-weight: 400;">acil talebi sürekli ve düzenli yinelemeye devam ediyoruz. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (CEDAW) 37 no&#8217;lu tavsiye kararı, iklim krizi ve afet durumunda, </span><span style="font-weight: 400;">kadına değen her konuyu gündeme getireceğiz. </span></p>
<p><b>Seçim sürecine özgü, sivil toplumda ve/veya kendi çalışma alanınızda nasıl adımlar atılıyor, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi alanımızda tüm kadın hareketlerinde eşit temsil gündeme gelecek. Ekoloji ve feminizm odağında CEDAW 37&#8217;yi vurguluyoruz. K</span><span style="font-weight: 400;">adına dair seçim taleplerini gündeme getirecekler. G</span><span style="font-weight: 400;">enel olarak sivil toplumda medya nedeniyle herkesi hemen göremiyoruz, herkes kendi yerinden işçi sendikası gibi bir hareketlenme gözlemliyorum. Seçim sırasında söz söylenmiyorsa ne zaman? </span></p>
<p><b>Bu süreçte neler eksik kalıyor</b><b>, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odak meselesi eksik, her şeyi istiyoruz ama her şeyi isteyince kayboluyor. B</span><span style="font-weight: 400;">ir konuya odaklanıp herkesin bir yerden söz söylemesi çok önemli. </span><span style="font-weight: 400;">EŞİK kendi konusunda odaklı ki en önemli başarısı bu. </span></p>
<p><b>Seçim sürecinden beklentiniz nedir</b><b>? Bu süreçte siyasetten nasıl adımlar atmasını beklersiniz? Özellikle kendi çalışma alanınızda nasıl bir gelişme olsun isterdiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Süreçle ilgili beklentimiz, CHP’nin kendi içinde </span><span style="font-weight: 400;">demokratlaşması, şeffaflaşması lazım, eşit temsili tüzüklerine geçirmesi lazım.</span><span style="font-weight: 400;"> L</span><span style="font-weight: 400;">gbti+ların </span><span style="font-weight: 400;">seçim listelerini çok özenli hazırlamaları lazım. B</span><span style="font-weight: 400;">u seçimde çok ittifak olduğu için, adaylık taleplerine cevap vermek tüm partileri çok sıkıştıran bir şey. Kadınların gözden kaçmasını gerektirmez</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><b>Seçim sürecinden bireysel olarak beklentiniz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim güvenliğinden endişeliyim. G</span><span style="font-weight: 400;">eçen seçimde sandık kurulundaydım, ilçe seçim kuruluna gitmeden ortalık kazandık diye doldurulmuştu. G</span><span style="font-weight: 400;">üvenlikli bir seçim olması beklentim var. K</span><span style="font-weight: 400;">ontrollerin sağlanması lazım, kapılarına asılan belgeleri korumak lazım.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Özgür Basını, Gelir Adaletinin Yükselmesini Bekliyoruz.&#8217;</strong></h5>
<p><b>Seçim </b><b>sonrası süreçle ilgili kurumsal beklentiniz/öngörünüz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yeniden hayata geçmesi için her şeyi yapmaya, bunun mücadelesini sürdürmeye devam edeceğim. S</span><span style="font-weight: 400;">özleşme TCE’nin kurulması demek, adım adım eğitim, sağlık, istihdam gibi tüm konularda sözleşmenin içerdiği alanlara ağırlık vereceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EŞİK adına biz sesimizi duyuracağımız daha özgür bir hayat bekliyoruz; sansürsüz</span><span style="font-weight: 400;">, sihirli değnekle cinskırım var, ekokırım var, yoksulluk var, baskı var, şiddet var, her şey var. B</span><span style="font-weight: 400;">unların yok olmasını öngörüyor ve bekliyoruz. Aynı şekilde, </span><span style="font-weight: 400;">özgür basını, gelir adaletinin yükselmesini bekliyoruz. D</span><span style="font-weight: 400;">emokrasi anlamında biraz daha iyi olacağını öngörüyoruz. B</span><span style="font-weight: 400;">ir paylaşımdan insanların hapse girmeyeceğini öngörüyoruz. </span></p>
<p><b>Seçim </b><b>sonrası süreçle ilgili kurumsal olarak atmayı</b><b> düşündüğünüz bir adım var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi </span><span style="font-weight: 400;">partiler açısından bakınca iktidardaki partilere demokratik işleyiş öneriyoruz. E</span><span style="font-weight: 400;">rkek egemenliğin reddine bunu programlarıyla zenginleştirmelerini bekleriz.</span><span style="font-weight: 400;"> P</span><span style="font-weight: 400;">artilerin kadın örgütlerini süs olarak değil kadınların sözlerini dikkate almalarını, eşit temsil, rotasyon bekliyoruz.</span></p>
<p><b>Seçim sonrası süreçte kendi çalışma alanınızla ilgili en ivedikle değiştirilmesi/dönüştürülmesi gereken hususun</b><b> ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yeni yönetimden ne talebiniz var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284&#8217;ün ciddiye alınması, TCK madde 103 ve nafaka hakkı düzenlemeleri, yerel yönetimlerin bu konuya bütçe ayırması</span><span style="font-weight: 400;">, </span><span style="font-weight: 400;">kadına yönelik şiddete karşı anında müdahale, emniyetin, yargının, herkesin bu konuda eğitimden geçirilmesi taleplerimiz arasında.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="147" height="84" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/">&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşik Platformu: &#8216;1000’den Fazla Avukatla İstanbul Sözleşmesi’ni Savunuyoruz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/27/1000den-fazla-avukatla-istanbul-sozlesmesini-savunuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 10:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80666</guid>

					<description><![CDATA[<p>EŞİK- Eşitlik İçin Kadın Platformu, yaptıkları çağrı üzerine Türkiye’nin her köşesindeki 73 Barodan kadın avukatların katılımı ile 28 Nisan Perşembe günü İstanbul Sözleşmesi’ni savunduklarını açıkladı. EŞİK başvuru formunu doldurarak yetki veren 810 kadın avukat ve diğer çağrılara katılanlarla birlikte 1000’i aşkın avukatla, hukuksuzluğa dur demek için Ankara’da buluşacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/27/1000den-fazla-avukatla-istanbul-sozlesmesini-savunuyoruz/">Eşik Platformu: &#8216;1000’den Fazla Avukatla İstanbul Sözleşmesi’ni Savunuyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="detail__spot">Eşitlik İçin Kadın Platformu&#8217;nun çağrısı şu şekilde:</p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Eril şiddet her gün en az 3 kadını yaşamdan koparır, her gün en az üç şüpheli kadın ölümünün üstü örtülürken, 20 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi hakkında hukuka aykırı bir kararla “fesih” bildirimi yayınlandı. Oysa şiddet gittikçe yükseliyor, şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesi’nin önemi ve etkin uygulanması zorunluluğu her geçen gün biraz daha artıyordu. Danıştay, fesih kararının hemen ardından açılan yürütmeyi durdurma davalarını dikkate alıp bu hukuksuz kararı iptal ederek fesih kararından cesaretlenen kaç kadın katilini fiilinden caydırmış olacaktı asla bilemeyeceğiz. Ancak şunu biliyoruz; kadınların eşit ve şiddetsiz bir hayat sürmeleri için İstanbul Sözleşmesi elzemdir. Bu yüzden Sözleşme’den asla vazgeçmeyeceğiz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fesih kararına ilişkin yürütmenin durdurulması ve kararın iptali talebiyle, pek çok kadının, kadın örgütünün, baroların, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların ve siyasi partilerin açtıkları 200’ü aşkın davadan duruşma tarihi belirlenenler, 28 Nisan Perşembe günü esastan görüşülecek. Verilecek karar, sadece İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının hukuksuzluğuna ve buna yönelik iptal taleplerimize ilişkin olmayacak. </span>Aynı zamanda, hukukun ayaklar altına alındığı mevcut bağlamda, Türkiye’nin geleceği ve hukukun üstünlüğü adına belirleyici olacak.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">EŞİK Platformu’nun kuruluş tarihi olan 1 Ağustos 2020’den bu yana sürdürdüğümüz mücadelenin her aşamasında vurguladığımız üzere; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek Anayasa’daki eşitlik ilkesinden, şiddeti önlemek ve maruz bırakılanları korumakla ilişkili diğer yasalardan vazgeçildiğinin, devletin kadın erkek eşitliği ve kadına karşı şiddeti önleme politikasını terk ettiğinin tüm dünyaya ilan edilmesidir. TBMM’de yasayla kabul edilen uluslararası bir sözleşmeden tek kişilik kararla çıkılması Sözleşme’nin kendisinin önemini de aşan bir önemi vardır. Bu karar </span><a href="https://esikplatform.net/kategori/istanbul-sozlesmesi-basin-aciklamalari/71858/istanbul-sozlesmesi-nden-cekilmek-kadina-karsi-siddeti-onleme-gorevini-terk-etmektir" target="_blank" rel="noopener"><b>sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm temel insan hakları belgelerinden de çekilebileceği anlamına gelmektedir.</b></a> <span style="font-weight: 400;">Bu sebeple, İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak</span> <span style="font-weight: 400;">sadece kadınların değil, demokratik bir ülkede adaletli ve insanca yaşamdan yana olan herkesin sorumluluğudur. </span></p>
<p>Tüm kadınları, kadın ve LGBTİ+ örgütlerini, baroları, emek ve meslek örgütlerini ve siyasi partileri; eşit ve şiddetsiz bir yaşam isteyen herkesi hep birlikte hukuka ve İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırıyoruz.</p></blockquote>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/27/1000den-fazla-avukatla-istanbul-sozlesmesini-savunuyoruz/">Eşik Platformu: &#8216;1000’den Fazla Avukatla İstanbul Sözleşmesi’ni Savunuyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2022 14:20:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi hal indirimi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına karşı şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet ayrımcılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına karşı şiddet ve sağlıkta şiddetle mücadele kapsamında yapılması öngörülen değişiklikleri içeren kanun teklifi 16 Mart 2022’de TBMM’ye sunuldu. Teklif akademiden sivil topluma pek çok kesim tarafından farklı gerekçelerle eleştirildi. İktidar kanadı ise bu değişikliklerin kadına ve sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçların önlenmesinde ve faillerin cezalandırılmasında son derece etkili olacağı kanaatinde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/">Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sunulan teklifi özellikle kadına yönelik şiddet perspektifinden irdelemeye çalışacağız.</span></p>
<h5><b>İyi Hal İndirimi Muamması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM&#8217;ye sunulan teklife göre TCK m. 62&#8217;de yani halk arasında ‘iyi hal indirimi’ olarak bilinen maddede değişiklik yapılması öngörülmektedir. Buna göre kanun metnine koyu yazılan kısımlar ekleniyor: “…yargılama sürecindeki </span><b>pişmanlığını gösteren</b><span style="font-weight: 400;"> davranışları veya</span> <span style="font-weight: 400;">cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. </span><b>Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. </b><span style="font-weight: 400;">Takdiri indirim nedenleri kararda </span><b>gerekçeleriyle</b><span style="font-weight: 400;"> gösterilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Kravat indirimi kalkıyor’ şeklinde oluşan algıya karşı açık bir şekilde söylemek gerekir ki bu hüküm pratikte bir sonuç doğurmayacaktır. Çünkü kamuoyundaki algının aksine failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları zaten takdiri bir indirim nedeni değildi. İyi hal indirimiyle ilgili yaşanan sorun mahkemelerin genelde sanık hakkındaki gerçek indirim gerekçelerini değerlendirip yazmak yerine, şablon olarak hazırladıkları indirim gerekçelerini karara kopyalayıp yapıştırmasının bir sonucu. Genelde iyi hal indirimine değinilen şablon kararlarda “sanığın duruşmalardaki saygılı tutumu” şeklinde bir ibare yer alır. Mahkemeler kararının haklılığını ortaya koyabilmek için onlarca gerekçe sayarlar. Duruşmalardaki saygılı tutum olayı da aslında bu gereksiz gerekçe yazımından kaynaklanıyor. Ayrıca bu durum aslında tüm suç tiplerinde karşımıza çıkıyor. Yani aslında sorun kanun metninden çok uygulayıcı konumundaki mahkemelerde. Değişiklik salt kadına karşı şiddet suçlarında değil, tüm suçlar yönünden getirildiği unutulmamalıdır. Bu bağlamda yapılacak değişikliğin gereksiz yere hakimin takdir hakkını kısıtlayacağını da söylemek gerekir. Konuyla ilgili çözüm mevzuat değişikliğinden ziyade Yargıtay’ın kadına karşı şiddet içeren eylemlerde takdiri indirim konusunu içtihatlarıyla somutlaştırmasında yatıyor. Bu madde bağlamında ortaya çıkan uygulama hatalarını düzeltmek yerine, yerinde olan kanuni düzenleme hatalı hale dönüşüyor. Sorunun çözümü yanlış yerde aranıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca belirtmek gerekir ki özellikle toplum vicdanını yaralayan, katillerin düşük ceza almasına sebep olan en önemli husus iyi hal indiriminden daha çok ‘haksız tahrik’ indirimidir. Bu hususun gözden kaçtığını vurgulamak gerekir. Şöyle örnekleyecek olursak;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kasten adam öldürme suçunu işleyen bir sanık, bunu eş veya boşandığı eşe karşı işlediğinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılıyor. İyi hal indirimi uygulandığında ise bir dilim altı yani müebbet hapis cezası ile cezalandırılıyor. Sanık suçu sanık ‘haksız tahrik’ altında işlemişse müebbet yerine 12-18 yıl arası hapis ile cezalandırılıyor. Diğer suçlarda ise iyi hal indirimi 1/6 oranına kadar yapılabilirken, haksız tahrik indiriminde dilim 1/4 ila 3/4 arasında değişiyor. Yargıtay’ın ‘eşlik görevini yerine getirmemesi’, ‘aldatması’, ‘giyimi’ gibi gerekçelerle katiller hakkında haksız tahrik indirimi uygulaması vicdanları yaralayan esas sorun. [1] Sorunun çözümü de yine mevzuatta değil içtihatta yani Yargıtay’da yatıyor. Çünkü her somut olayın oluş biçimi farklı olması nedeniyle olayı yorumlamak ve nitelendirmek hakimin takdirindedir ve olmalıdır ancak vicdanları yaralayan bu kararlar yönünden yargının daha özenle inceleme yapması ve içtihatlarını bu doğrultuda oluşturması elzemdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TCK’nın 62. Maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe göre takdiri indirim nedenlerinin kararda </span><b>gerekçeleriyle</b><span style="font-weight: 400;"> gösterilmesi gerekiyor. Bu durum malumun ilanıdır. Zaten Anayasa’nın 141. Maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği tüm kararlar gerekçeli olmak durumundadır. Temel cezanın belirlenmesi, artırım ve indirim gerekçeleri, tutuklama, tahliye kararları gibi aklımıza gelecek tüm kararlar açısından bu geçerli. Ne yazık ki bu hükmün pratiğe hiçbir faydası yoktur.</span></p>
<h5><b>Israrlı Takip Suçu Düzenleniyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM’ye getirilen teklife göre ısrarlı takip, “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” suçundan (TCK madde 123) sonra gelmek üzere, ayrı bir suç olarak düzenlenecek. GREVIO 2018 tarihli raporunda, Türkiye’ye tek taraflı ısrarlı takibi ve dijital ortamdaki olası yansımalarını da göz önünde bulundurarak ayrı bir suç olarak tanımaya, etkili ve caydırıcı bir ceza ile cezalandırmaya ısrarla teşvik etmişti. [2] Bu tavsiyenin dikkate alındığını görmek ve pek çok suç unsurunu barındırmasına karşın ceza yargılamasına konu edilmeyen ısrarlı takip suçunun yasal zemine kavuşması sevindiricidir [3] ancak suçun ‘kişilerin huzur ve sükûnunu bozma’ gibi daha basit mahiyetteki bir suçun alt başlığında düzenlenmesi ve öngörülen ceza süreleri suçun niteliği ve sosyal etkileri açısından doğru olmamıştır. Çünkü bir kısım kadın örgütlerinin de belirttiği üzere ısrarlı takip suçu huzur ve sükunun bozulmasının, hürriyetin kısıtlanmasının da ötesinde ciddi can güvenliği endişeleri yaratan, kalıcı psikolojik travmalara neden olan ve bazen de cinayet ile sonuçlanan sistematik ve ağır bir suçtur. [4] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre bir fiilin ısrarlı takip suçu sayılabilmesi için &#8220;ısrarlı şekilde fiziken takip etmek, haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak&#8221; fiillerinin,</span> <span style="font-weight: 400;">&#8220;mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması&#8221; gerekmektedir. Ayrıca ısrarlı takip suçunun çocuğa, ayrılık kararı alınan ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, işini, konutunu bırakmasına neden olması, tedbir kararı bulunan fail tarafından işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Nitelikli halde dahi öngörülen ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Yani bu cezanın da fiilen infaz edilmeyeceği, cezasızlıkla sonuçlanacağı açıktır.</span></p>
<h5><b>Bazı Suçların Kadına Karşı İşlenmesi Nitelikli Hal Sayılıyor, Alt Sınırlar Artıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre TCK’da yer alan kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence, eziyet gibi çeşitli suçların ’kadına karşı işlenmesi’ cezayı ağırlaştıran nitelikli hal olacaktır ancak düzenleme kendi içinde sorunlar barındırmaktadır. Kadınları erkek şiddetinden koruduğu iddia edilen bir düzenleme aslında kadınları kadınlardan da koruyor(!). Ceza artırımı için herhangi bir değerlendirme koşulu getirmiyor. Mağdurun salt kadın olması yeterli görülüyor. Yani bir kadın kadına karşı yaralama, tehdit gibi bir suç işlediğinde de aynı cezalar geçerli olacak. Bu durumun Anayasa m.10 eşitlik ilkesine uyarlı olup olmayacağı da tartışmalıdır. Çünkü bu düzenlemeye göre erkek şiddetine maruz kalan kadınlardan ziyade tüm kadınlara yönelik bir lehe hüküm doğuruyor. Esasında 6284 Sayılı Kanun’da kadına karşı şiddet kavramının net tanımı yapılarak bu kapsamda gerçekleşen kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence, eziyet vb. suçlarında belli bir oranda artırım öngörmek daha sağlıklı olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suç işlendikten sonra failin etkili bir ceza yaptırımıyla karşılaşması caydırıcılık açısından tabii ki önemlidir ancak mevcut uygulamalarla kadına karşı şiddet eylemleri cezasızlıkla sonuçlanıyor, bu nedenle cezaların sembolik miktarlarda artması pratikte bir etki doğurmayacaktır. Çünkü hükmün açıklanmasının geri bırakılması, infaz indirimleri, ceza ertelemeleri gibi uygulamalar, gerçekte faillerin cezaevine gitmesinin önüne geçiyor, sadece adli sicilde bir hatıra mahiyetinde kalıyor. Özellikle pandemi süreciyle birlikte yapılan infaz kanunu değişikliği nedeniyle (aslında üstü kapalı bir af) 6 yıla kadar olan suçlarda fiili anlamda cezaevinin yolu kapandı. 10 yıl ceza alan bir hükümlü aslında 1 yıl kapalı cezaevinde yatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erkek şiddetinin önüne geçebilmek için bu cezaların artırılmasından ziyade öncelikle kadınların güvenliğinin tesis edildiği bir ortam yaratmak ve bunun sürekliliğini sağlamak gereklidir. İşte İstanbul Sözleşmesi’nin önemi de burada yatıyor. İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin önüne geçmek amacıyla devletlere pek çok yükümlülük yüklüyor, mekanizmalar öneriyor ve sivil katılımla sürecin takipçisi oluyordu. Eğer kadına karşı şiddetle etkili mücadele edilmek isteniyor ve bu konuda samimi olduğu gösterilmek isteniyorsa İstanbul Sözleşmesi’ne acilen dönülmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre kadına karşı işlenen kasten yaralama suçunun katalog suçlar kapsamına alınması yani tutuklama sebebi sayılması öngörülüyor. Dönüp dolaşıp konu aynı yere geliyor: Cezasızlık. Bu düzenleme ile hakimlere tutuklama için yetki verildiği ve teşvik edildiği iddia edilecek ancak kanunda öngörülen cezalara göre fiili olarak infazı yapılmayacak bir suç için tutuklama yapılması pek mantıklı değil. Çünkü tutuklama ‘istisnai’ nitelikte bir tedbirdir. Son çare olarak başvurulabilir. Bu nedenle düzenlemenin ölçülülük ilkesinden uzak olduğunu söylemek gerekir.</span></p>
<h5><b>Sivil Katılımın Önü Açılmalı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği süreciyle ilgili getirilmesi gereken bir konu da hazırlık sürecine sivil toplum örgütlerinin dahil edilmemesidir. Türkiye’nin kadın hakları alanında önde gelen STÖ’leri bu teklif sürecinde görüşlerinin alınmadığını ve davet edilmediklerini ifade ettiler. [5] Oysa yasama ve yargı süreçlerine sivil katılım demokrasinin gerçekten uygulanması açısından önemlidir. Kadına ve çocuklara karşı şiddet davalarına, toplumsal cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan şiddet davalarına sivil toplum örgütlerinin müdahillik talepleri mahkemeler tarafından kabul edilmiyor, aksine bu süreçler zorlaştırılıyor. Getirilen kanun teklifinde bu konunun da ele alınması yararlı olurdu.</span></p>
<p><b>Sonuç olarak</b><span style="font-weight: 400;"> düzenlemenin pratikte çok yarar sağlamayacaktır, teknik anlamda bazı eksiklikleri de vardır. Bununla beraber ısrarlı takip suçunun düzenlenmesi olumlu, ancak ceza miktarı yeterli değil. Sorun kanunda değil cezasızlıktadır, kanunun etkili uygulanmaması, devletin şiddetin önüne geçememesidir. Çözüm İstanbul Sözleşmesi ve öngördüğü denetim mekanizmalarındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Bazı örnekler: “…sanığın anne ve babasının anlatımına göre Sezen Alkan&#8217;ın eşine sürekli sinkaflı sözler sarf etmesi ve sanığın maktulün kendisini aldattığına yönelik kendi iç dünyasındaki kurgusunun bu sinkaflı sözlerin tesiriyle birleşmesi neticesinde sanığın maktule yönelik eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından haksız tahrik uygulanması…” </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/393155/hamile-esini-olduren-erkek-icin-erkek-mahkeme-baskani-haksiz-tahrik-indirimi-istedi"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/393155/hamile-esini-olduren-erkek-icin-erkek-mahkeme-baskani-haksiz-tahrik-indirimi-istedi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“…sanığın, evlilik birliği devam ederken ve boşanma sürecinde, maktulün kendisine karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair anlatımlarda bulunduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi: “Sanığın savunması karşısında, boşanma davası dosyasına yansıyan ve maktul tarafından fiilen kullanılan cep telefonuna ait HTS raporunun incelenmesinde, sanığın beyanını doğrulayacak şekilde maktulün sadakat yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde, bahsi geçen erkek şahısla evlilik birliğinin devam ettiği süreçte ve boşanma aşamasında çok sayıda karşılıklı arama kaydının ve mesajlaşmasının bulunduğu, bu iletişimlerin gece geç saatlerde yoğunlaştığı dikkate alındığında, sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediği yönündeki beyanına itibar edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir…” </span><a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/skandal-mutalaa-esini-satirla-olduren-katile-tahrik-indirimi-istendi"><span style="font-weight: 400;">https://www.cnnturk.com/turkiye/skandal-mutalaa-esini-satirla-olduren-katile-tahrik-indirimi-istendi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[2] GREVIO Baseline Evaluation Report Turkey, s.76.  </span><a href="https://rm.coe.int/eng-grevio-report-turquie/16808e5283"><span style="font-weight: 400;">https://rm.coe.int/eng-grevio-report-turquie/16808e5283</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[3] GREVIO’ya göre ısrarlı takipte (stalking) suçu şu iki unsuru içerir: </span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">a) failin, mağdurda güvenliğine yönelik korku duygusu aşılama yönündeki niyeti ve buna eşlik eden </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">b) tekrarlayan tehdit edici bir davranış aracılığıyla bu korkuyu aşılamanın etkisi.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">[4] </span><a href="https://esikplatform.net/kategori/ceza-yasasi-raporlar-arastirmalar/73813/yasalara-dokunma-uygula/"><span style="font-weight: 400;">https://esikplatform.net/kategori/ceza-yasasi-raporlar-arastirmalar/73813/yasalara-dokunma-uygula/</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] Mor Çatı, EŞİK, Kadının İnsan Hakları &#8211; Yeni Çözümler Derneği gibi pek çok kurum kanun teklifinin sivil katılım olmaksızın hazırlandığını ifade ettiler. </span><a href="https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/kadina-karsi-siddet-ve-saglikta-siddetle-mucadele-kapsaminda-yapilmasi-ongorulen-degisiklikler-hakkinda-kanun-teklifine-dair-mor-cati-bilgi-notu/"><span style="font-weight: 400;">https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/kadina-karsi-siddet-ve-saglikta-siddetle-mucadele-kapsaminda-yapilmasi-ongorulen-degisiklikler-hakkinda-kanun-teklifine-dair-mor-cati-bilgi-notu/</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/">Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 12:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın örgütleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının açıklandığı 20 Mart 2021’in üstünden geçen bir yılda yaşanan gelişmeleri özetledi ve kararın 'hukuksuz ve hükümsüz' olduğunu yineledi. EŞİK Platformu, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararına karşı politik mücadelenin yanı sıra hukuki mücadeleyi de sürdüreceğini açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/">&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EŞİK, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilme kararına karşı yürütmenin durdurulması ve kararın iptali talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. EŞİK tarafından paylaşılan basın açıklamasında 20 Mart 2021&#8217;de başlayan hukuki mücadelede &#8220;umudu artıran gelişmeler&#8221; olarak sıralanan ve öne çıkan hususlar şunlar:</p>
<h5> &#8216;Hukuksuzca ve Anayasa’ya Aykırı Şekilde&#8217; İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Çekilmeyi Öngören Karar</h5>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanı’nın tek başına aldığı (19/03/2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağına dair Karar’ın ardından, 30 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ikinci bir Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin 1 Temmuz 2021 tarihi itibarıyla Sözleşme’nin tarafı olmaktan çıkacağı ilan edildi.</li>
<li>Söz konusu Karar metninde Karar’ın “9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereğince” alındığı belirtildi. 19 Mart 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’nda dayanak gösterilen bu hüküm; bu Karar’ın duyurulmasıyla İstanbul Sözleşmesi özelinde başlayan hukuk mücadelesi için de ayrıca kritik bir önem taşıyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>Pandemiye rağmen milyonlarca insan hem sokaklarda hem sosyal medya üzerinden “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dedi.</p></blockquote>
<ul>
<li>Karar sonrası; başta kadın ve LGBTİ örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinin, baroların, yerel yönetimlerin, muhalefet partilerinin, hatta özel sektörün ve sanatçıların da dahil olduğu çok çeşitli eylemler gerçekleştirildi.</li>
<li>Pandemiye rağmen milyonlarca insan hem sokaklarda hem sosyal medya üzerinden “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dedi. Bu direngen tavır, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca ve Anayasa’ya aykırı bir şekilde çekilmeyi öngören Karar’a karşı sergilenen hukuki mücadelede de sürdü.</li>
</ul>
<blockquote><p>Kadınlar, kadın örgütleri, barolar ve muhalefet partileri temsilcileri tarafından Danıştay’a 200’e yakın dava açıldı.</p></blockquote>
<ul>
<li>EŞİK Platformu, Avrupa Konseyi’ne, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişiminin iç hukuk sistemine aykırı olduğunu belirterek, yapılan bildiriminin yasallığını ve uluslararası hukuk açısından etkilerini incelemesi için çağrıda bulundu.</li>
<li>Takip eden günlerde tek tek kadınlar, kadın örgütleri, barolar ve muhalefet partileri temsilcileri tarafından Danıştay’a 200’e yakın dava açıldı. Açılan davalarda iki talep bir arada yer almaktaydı; Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve bu Karar’ın yürütülmesinin durdurulması.</li>
<li>Türkiye’nin Sözleşmeden çekilmesinin kesinleşeceği 1 Temmuz 2021 tarihine kadar tüm Türkiye’de eylemler ve protestolar sürdü. 19 Haziran 2021’de EŞİK’in çağrıcısı olduğu mitinge, Türkiye’nin pek çok kentinden kadınlar ve LGBTİ+lar gelip “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dediler.</li>
<li>Bu eylemler sürerken açılan davalardan 1 Temmuz tarihine yaklaşılmış olmasına rağmen henüz bir sonuç çıkmamış olması üzerine,  24 Haziran 2021 tarihinde Danıştay’ın sessizliğini protesto etmek için Danıştay binasının önünde buluşan EŞİK gönüllülerinin basın açıklaması yapması polis tarafından engellendi ancak yürütmenin durdurulması ve kararın iptal edilmesi için Danıştay 10. Dairesi’ne ek bir dilekçe verilmesi sağlandı.</li>
<li>Danıştay’a açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi’nden ilk karar 29 Haziran 2021 tarihinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından yapılan başvuru hakkında verildi. Yürütmeyi durdurma talebi Danıştay 10&#8217;uncu Dairesi tarafından üçe iki oyla reddedildi.</li>
<li>Bu karardan bir gün sonra, 1 Temmuz 2021 tarihinde; son güne kadar süren geniş katılımlı eylem ve protestolara rağmen Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş oldu.</li>
<li>Takip eden günlerde yürütmenin durdurulması talepleri Danıştay 10. Dairesi tarafından aynı gerekçelerle ve yine üçe iki oyla reddedilmeye devam edildi.</li>
<li>Talepleri reddedilen başvuruculardan red kararına itiraz edenler oldu. Ancak bu itirazı değerlendiren İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK)  da itirazları 5’e karşı 8 oyla reddetti.</li>
</ul>
<h5 class="mor"><b>&#8216;Danıştay Savcısı: &#8216;İstanbul Sözleşmesinin Sonlandırılması, TBMM Kararıyla Mümkün&#8217;</b></h5>
<ul>
<li>Yürütmeyi durdurma taleplerinin reddi sonrasında Karar’ın iptali taleplerinin değerlendirilmesine yani davaların esasına geçildi ve Danıştay savcılarından ilk mütalaalar gelmeye başladı.</li>
<li>Aydın Kuşadası’nda yaşayan avukat Lalezar Nergiz ve 12 kadın adına açılan davada, Danıştay Savcısı Elmas Mucukgil Cumhurbaşkanı&#8217;nın sözleşmeden çekilme Kararı’nın hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği yönünde bir görüş bildirdi.</li>
</ul>
<p>Elmas Mucukgil verdiği görüşte 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın, metninde tam da bu karara dayanak olarak verilen 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereğince hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Savcı Mucukgil, “Uygulamasını durdurma ve sona erdirme” kısmından önce kullanılan “bunların” sözcüğü ile “uygulama alanının değiştiği tespit edilen anlaşmaların kastedildiğini” vurgulayarak, cumhurbaşkanına belli durumlarda, kısıtlı yetki verildiğine işaret etti.</p>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanı Kararı’nda “hukuka uyarlık bulunmamaktadır” şeklinde mütalaa veren Danıştay savcılarından bir diğeri de Aytaç Kurt oldu.  Kurt, “TBMM’nin onayına bağlı uluslararası sözleşmenin kaldırılması, yine TBMM’nin tasarrufuyla mümkündür. Anayasaya göre, İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanması ve tatbikinin durdurulması veya sonlandırılması, TBMM kararıyla mümkündür” dedi.</li>
<li>Aynı yöndeki görüşlerden bir diğeri de Danıştay Savcısı Nazlı Yanıkdemir tarafından verildi.  Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından açılan davada Savcı Yanıkdemir, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemeyeceğini ifade etti.</li>
</ul>
<h5>İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin Kaderini Danıştay Belirleyecek!</h5>
<ul>
<li>EŞİK&#8217;in açıklamasında &#8220;Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptal edilmesi gerektiğini belirten Danıştay savcılarının görüşlerinin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin &#8216;feshinin&#8217; hukuksuz olduğuna dair iddiaları açıklamaların teyiti&#8221; olarak değerlendiriliyor.</li>
<li>Sürecin devamında, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin fesih kararının iptaline ilişkin 200&#8217;a yakın dava gerekçeleri ile ayrı ayrı değerlendirilecek. Bu değerlendirme yapılırken, Karar’ın iptali yönündeki savcı görüşleri de dava dosyalarına eklenecek.</li>
<li>Sonrasında dosyalar, Danıştay 10. Dairesi yargıçları tarafından değerlendirilecek ve esastan kararlar verilecek.</li>
</ul>
<p>EŞİK tarafından yapılan basın açıklamasının sonunda &#8220;İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam haklarının teminatıdır.<br />
İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin önlenmesinin yol haritasıdır. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden vazgeçmiyoruz; hukuk mücadelemiz sürecek&#8221; deniyor ve Anayasa’nın emredici hükmü gereği Danıştay yargıçlarına &#8220;önlerindeki iptal davalarında hukuka ve vicdan özgürlüklerine sahip çıkacak şekilde&#8221; karar verme çağrısı yapılıyor.</p>
<p class="mor">Açıklamanın tümüne <a href="https://esikplatform.net/kategori/basin-aciklamalari/73812/istanbul-sozlesmesi-nden-vazgecmedik-vazgecmiyoruz" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/">&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 11:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayla Sevand]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Mentorluk Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79054</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Farklı ortamlardan gelen, farklı birikimleri olan kadınların birbirlerinin sesini duyması kadın kimliğini çoğaltıyor, büyütüyor.' SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği bu yıl üçüncü kez Kadın Mentorluk Yürüyüşü düzenliyor ve daha önce hiç karşılaşmamış kadınları, Dünya Kadınlar Günü’nde 2 saat süren bir yolculuğa çıkarıyor. Yürüyüş Koordinatörü Ayla Sevand, yürüyüşle farklı birikimleri olan kadınların tanışmasının dayanışmayı büyüttüğünü ve ötekileştirmeden uzaklaştırdığını söylüyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/">Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sesdernegi.org/ses-kadin-mentorluk-yuruyusu-basvuru-formu/" target="_blank" rel="noopener">SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin Kadın Mentörlük Yürüyüşü</a> 6 Mart 2022 Pazar günü İstanbul’un Şişli ve Ataşehir ilçelerinde gerçekleştirilecek. Yürüyüş, kadınlar arasında dayanışmayı geliştirmeyi ve kadınları ilham alacakları, ilham verecekleri kadınlar ile tanıştırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Yürüyüşte, yaşamın farklı kademelerinde, farklı deneyimlerde, farklı yetkinliklerde, farklı yaşlarda olan kadınlar bir araya gelip eşleşiyor. Bu organizasyon ile kadınların birlikte yan yana yürüdükleri, birbirlerinin tecrübelerinden öğrendikleri, iki kadın arasında etkinlik süresince devam eden veya karşılıklı arzuya göre sonrasında da devam edecek olan mentor-menti ilişkisi kuruluyor.</p>
<p>Etkinliğin kadın dayanışmasına katkısını Kadın Mentorluk Yürüyüşü Koordinatörü Ayla Sevand ile konuştuk.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-79057 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-1.jpg" alt="" width="302" height="269" />Kadın Mentorluk Yürüyüşü’yle kadınlara ne vaat ediyorsunuz? Neden katılsınlar yürüyüşe? </strong></p>
<p>Bu çağrıyı kadınlar arasında dayanışmayı geliştirmek amacıyla yapıyoruz. Kadınları ilham alacakları, ilham verecekleri kadınlar ile tanışmaya davet ediyoruz. Başvuru formunu kadınları ortak konular üzerinden daha iyi eşleştirmek üzere tasarlıyoruz. Bu beraberlikte kadınlar kendi seslerini duyurabildikleri gibi bir diğer kadının da sesini duyabiliyorlar. Birbirlerinden güç alıyorlar. Farklılıklarımız içinde beraber oldukça farklı olanı ötekileştirme duygusundan uzaklaşıyoruz.</p>
<blockquote><p>Geçen yıl etkinlik sonrasında online yapılan ankette, kadınlar bu buluşmanın beklentilerini karşıladığını (%97) belirtti.</p></blockquote>
<p><strong>Daha önce yaptığınız iki yürüyüşe katılan kadınlardan size gelen geri dönüşler nasıl? </strong></p>
<p>Çok olumlu geri bildirimler aldık. İlk yıl etkinlik ertesinde yaptığımız ankete gelen cevaplarda yürüyüşün kendisine faydalı olduğunu (%89), konuşmayı istedikleri konuları aktarabildiklerini (%88), daha sonra yapılacak benzer bir etkinliğe katılmayı düşündüklerini (%93) belirttiler.</p>
<p>Geçen yıl etkinlik sonrasında online yapılan ankette bu buluşmanın beklentilerini karşıladığını (%97), bugün başlayan dayanışmayı sürdürmek istediklerini (%99), yeni bir perspektif kazandıklarını ya da yeni bir şey öğrendiklerini (%97) belirttiler.</p>
<h5><strong>&#8216;Farklı Birikimleri Olan Kadınların Birbirlerinin Sesini Duyması Kadın Kimliğini Büyütüyor&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Bu sene etkinliğinizde farklı olan ne-neler var? </strong></p>
<p>Bu yıl tekrar sokaktayız. Uzun pandemi döneminden sonra hepimiz açık havada birlikte olmayı özledik. İlk yıl Şişli ilçesinde buluşmuştuk, bu yıl ise hem Şişli, hem de Ataşehir olmak üzere 2 farklı ilçede buluşuyoruz.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79060 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-3.jpg" alt="" width="359" height="271" />Pandemi sürecini de dahil ederek, gerçekleştirdiğiniz iki yürüyüşten, kurumsal ve bireysel olarak, nasıl bir deneyim elde ettiniz? Gözlemleriniz neler?  </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha yaşadık. Duyguların, düşüncelerin, beklentilerin paylaşımının, iki kişinin birbirine ses olmasının ve iki kişi arasında sağlanan dayanışmanın güç verdiğini gördük. Birlikte olduğun kişinin seni can kulağıyla dinlemesi senin de paylaşmak istediklerini filtresiz aktarabilmeni beraberinde getiriyor. Farklı ortamlardan gelen, farklı birikimleri olan kadınların birbirlerinin sesini duyması kadın kimliğini çoğaltıyor, büyütüyor.</p>
<blockquote><p>Hem mesleki anlamda hem kadın olarak ortak bir paydada ortak mücadele için uğraşıyormuşuz. Bireysel mücadeleyi nasıl ortak hale getirebiliriz, bunu konuştuk.</p></blockquote>
<p><strong>Yürüyüşe katılan kadınlardan, elde ettikleri deneyim ve kazanımlara dair bizimle paylaşabileceğiniz örnekler var mı? </strong></p>
<p>Geçen yıl etkinlik sonrasında aldığımız video kayıtlarından örnekler veriyorum:</p>
<ul>
<li>Farklı sektörden biriyle konuşmak ufkumu açtı.</li>
<li>Benim mesleğe ilk başladığın zamanki duygularımı, heyecanlarımı şimdi onda görüyorum. Çok başarılı bir eşleşmeydi. Çok güzel şeyler paylaştık.</li>
<li>Farklı güçlü yanlarımızı birbirimize ilettik. Ben çok şey öğrendim.</li>
<li>Hem mesleki anlamda, hem kadın olarak ortak bir paydada ortak mücadele için uğraşıyormuşuz. Bireysel mücadeleyi nasıl ortak hale getirebiliriz. Biraz bunu konuştuk.</li>
<li>Birbirimize evimizin içini açtık.</li>
<li>Bir o kadar aynıydık, bir o kadar da farklıydık. Bir puzzle parçaları gibi tamamladık birbirimizi.</li>
<li>Bir arada olmamız, ses çıkarmamız ve dayanışarak var olmamız çok kıymetli.</li>
<li>Çok şey öğrendim, umutlandım ve gurur duydum.</li>
</ul>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79058 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2-640x445.jpeg" alt="" width="340" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2-640x445.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2.jpeg 960w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" />Anadolu kentlerine ve diğer büyükşehirlere de Kadın mentörlük yürüyüşleri yayılabilir mi? Kadın örgütleri ve kadınlar, SES Derneği ile bu konuda temasa geçiyor mu? Ortak faaliyetler yürütme konusunda bir gündeminiz var mı?  </strong></p>
<p>Geçen yıl Zoom ortamında buluştuğumuz için farklı kentlerden, farklı ülkelerden katılanlar oldu. Bu yıl 5 farklı şehirde yapmayı planlamıştık ancak koşullar elvermedi. Evet, kadın örgütleri ile görüşüyoruz. Gelecek yıl farklı kentlerde birlikte yürütmeyi hedefliyoruz.</p>
<h5><strong>&#8216;Kadınlar Her Zaman Her Yerde Sürekli Yeni-Özgün Mücadele Pratikleri Geliştirdiler!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği ve Medeni Kanun gibi çeşitli düzenlemelerde “kadınların mevcut haklarının korunması için mücadele ve destek” çağrısı yapan kadın örgütlerinin durumu da dikkate alındığında, daha fazla ve bundan öncekilerden farklı olarak ne yapılabilir sizce? </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasını güçlendirmeliyiz. Sesimizi daha iyi duyurabilmeliyiz. Kısaca İstanbul Sözleşmesi dediğimiz &#8216;Kadına Karşı Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi&#8217; Sözleşmesinden çekilmenin sonuçlarını ve Medeni Kanun’da yapılmak istenen değişikliklerin toplumsal sonuçlarını çok iyi anlatmalıyız. Bu değişikliklerin yalnız kadınların sorunu olmadığını, aile başta olmak üzere tüm toplumu ilgilendirdiğini, demokrasi ve insan haklarının ihlali olduğunu her yerde, farklı şekillerde duyurmalıyız. Kadınlar her zaman her yerde sürekli yeni-özgün mücadele pratikleri geliştirdiler. Bu konularda da farkındalık yaratacak pratikler geliştirilecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/">Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Transları Tanımak; Hak İhlallerini Fark Etmek ve Eşitlik Taleplerine Destek Olmak!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 10:55:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[trans cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[trans cinayetleri politiktir]]></category>
		<category><![CDATA[trans hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Trans intiharları]]></category>
		<category><![CDATA[transfobi]]></category>
		<category><![CDATA[translar ve feministler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78299</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Türkiye’de ve dünyada trans olmak, hiç durmadan bir mücadeleyi sürdürmek demek.' Avrupa’da en çok trans cinayeti işlenen ülkelerden biri olan Türkiye’de transların mevcut durumunu konuştuğumuz Kaos GL Derneği’nden Defne Güzel, 'biz translar, herkesin hayatında bir biçimde varız' diyor ve ekliyor 'hepimiz ayrımcı tutum ve düşüncelerimizi gözden geçirmeliyiz.'</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak/">Transları Tanımak; Hak İhlallerini Fark Etmek ve Eşitlik Taleplerine Destek Olmak!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ILGA-Europe&#8217;un Gökkuşağı Endeksi (Rainbow Index) raporlarına göre, 2020 yılında Türkiye <a href="https://www.dogrulukpayi.com/bulten/lgbti-olmak-icin-avrupa-nin-en-kotu-ikinci-ulkesi-turkiye" target="_blank" rel="noopener">LGBTİ+ olmak için Avrupa’nın en kötü ikinci ülkesi</a>; Transgender Europe&#8217;ın (TGEU) 2008&#8217;den bu yana yürüttüğü Trans Cinayetleri İzleme verilerine göre ise en fazla trans cinayeti işlenen ülkelerden biri. Ayrıca, Türkiye&#8217;de son yıllarda artan LGBTİ+’lara yönelik hedef gösterme, nefret söylemleri ve özellikle trans kadınlara yapılan saldırılar ve bu saldırıların cezasız kalması failleri cesaretlendiriyor.</p>
<p>LGBTİ+&#8217;lara yönelik homofobik, transfobik söylemler ve ayrımcılık nefret suçları, translar söz konusu olduğunda daha vahim hal alabiliyor. Trans cinayetlerinin yanında, transların intihar haberlerinde de sıklıkla şahit oluyoruz. Birkaç gün önce İstanbul&#8217;da <a href="https://twitter.com/pembehayat_lgbt/status/1488858908940771333?s=20&amp;t=ERDF_i6EGNNx3aZXYj3SWg" target="_blank" rel="noopener">trans kadın Zirve Soylu</a> evinde yaşamına son verdi. Çünkü &#8220;<a href="https://twitter.com/bahadir_ozgr/status/1489353004729917443?s=20&amp;t=rNy69mp9EUYKh4x87p9RUg" target="_blank" rel="noopener">Evinden kovuldu; fuhuş çetesinin eline düştü</a>. Sokakta defalarca dövüldü. Pitbulla parçalattılar. Dişleri kırıldı, ayağı sakatlandı. Mahkeme canilere iyi hal indirimi sağladı. Hayatta her yol tıkandı, o da hayatına son verdi.&#8221; Sadece bu örnek bile LGBTİ+&#8217;lara yönelik homofobik, transfobik söylemlerin ve ayrımcılığın intihara sürüklediğinin bir göstergesi. Translara yönelik nefret saldırıları ve cinayetlerinin <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/lgbti-dernekleri-trans-cinayetleri-onlenebilir/" target="_blank" rel="noopener">toplumsal ve politik olduğu</a> inkâr edilemez. Yakın zamanda “trans çocuk” olup olmadığı tartışmaları da konunun bir başka boyutunu gündeme getirdi.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta LGBTİ+’ların maruz kaldıkları hak mağduriyetlerine karşı farkındalık yaratmak ve eşit yurttaşlık taleplerini kamuoyunun gündemine getirmek için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/20/turkiye-lgbtilara-hazir-turkiye-buna-hazir-kampanyasi-basladi/" target="_blank" rel="noopener">SPoD “Türkiye Buna Hazır!”</a> kampanyasını başlattı. Bu kampanyayla LGBTİ+’ları kapsayan bir anayasa hedefi ortaya kondu.</p>
<p>Biz de transları, hikayeleri ve maruz kaldıkları hak ihlalleriyle anlamak, mevcut durumu değerlendirmek üzere Kaos GL Derneği&#8217;nde insan hakları uzmanı olarak çalışan, aynı zamanda 17 Mayıs Derneği, Özgür Renkler Derneği, Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Derneği’nin yönetim kurullarında yer alan Defne Güzel ile konuştuk.</p>
<h5>‘Trans Kavramı ve Trans Kimlikler Geniş Bir Çeşitlilik İçeriyor’</h5>
<p><strong>Trans ne demek? Bu toplumda transları, var olan tüm çeşitlilikleri ile en geniş şekilde, nasıl tanımlarsınız? Transları tanımlarken, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim arasındaki farkı nasıl izah edersiniz? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78306 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/defne-guzel.jpg" alt="" width="257" height="402" />Trans aslında bir şemsiye tabir. En genel anlamıyla sahip olduğu cinsiyet kimliği doğumda kendilerine atanan cinsiyetten farklı olan kişiler için kullanılıyor. Yani ailenin, tıbbın ya da devletin kişilerin genitaline bakarak kişilere cinsiyet ataması her zaman için kişinin kendi cinsiyetiyle uyumlu olmuyor. Bu atamayla birlikte kendisine atanan cinsiyetle kendi cinsiyeti farklı olan kişiler ayrımcılıklara, damgalamalara maruz kalabiliyorlar.</p>
<p>Trans kavramının şemsiye bir tabir olması tam da bahsettiğin çeşitlilikleri içeriyor. Trans kadın ve trans erkek, en bilindik kimlikler olmakla birlikte trans şemsiyesinin altında non-binary, trans maskülen, trans feminen ya da genderqueer gibi terimler de mevcut. Bu terimleri kendilerini ifade etmek için kullanan insanlar kendilerini her zaman için trans şemsiyesinin altında tanımlamayabilir de.</p>
<p>Bunları konuşurken önümüze çıkan kavramlardan biri de senin sorunda da bahsettiğin üzere cinsiyet kimliği kavramı. Cinsiyet kimliği, kişilerin kendilerini ait hissettikleri ve özdeşim kurdukları cinsiyetlerini ifade eden bir tanım. Cinsiyet kimliği dışardan bakılarak anlaşılamaz ve sadece bedenle ilgili de değildir. Kişilerin öz belirlenim hakkıyla, kendi bedenleri üzerindeki tasarruflarında özgür olabilmeleriyle, toplumsal yaşama eşit ve özgür katılabilmeleriyle de ilişkili ve sosyal ya da psikolojik yönleri de olan bir kavram.</p>
<blockquote><p>Translar da eşcinsel ya da biseksüel olabilirler.</p></blockquote>
<p>Cinsel yönelim ise belli bir cinsiyetteki kişiye ya da kişilere karşı süregelen duygusal, romantik ve/veya cinsel çekimi ifade ediyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği arasında doğrudan bir bağlantı yok. Sıklıkla örneğin trans kadınların ve trans erkeklerin heteroseksüel olabileceği varsayılıyor. Halbuki translar da eşcinsel ya da biseksüel olabilirler. Ya da cinsel yönelimlerini başka bir şekilde ifade edebilirler. Bize transların heteroseksüel olması gerektiğini düşündürten şeylerden biri ise heteroseksizm oluyor. Heteroseksizm, heteroseksüelliği bir zorunluluk olarak ve tek var oluş biçimi olarak dayatan bir ayrımcılık ideolojisi. Bir benzeri de cisseksizm için geçerli. Cisseksizm, trans olmayan insanların üstünlüğüne, trans olmayan insanların cinsiyetlerinin translardan ve herkesten daha doğru ya da doğal olduğunu varsayan ayrımcılık ideolojisi. Bu ayrımcı ideolojiler birçok ayrımcılık örneğiyle kendisini gösteriyor.</p>
<p>Bu anlamda trans kavramı ve trans kimlikler geniş bir çeşitlilik içeriyor. Nitekim iki cinsiyet rejimi dediğimiz bir kavram var. Cinsiyetlerin yalnızca kadın ve erkek olabileceğini var sayan bir rejim bu. Fakat non-binaryler kendilerini geleneksel kadın ve erkek tanımının içinde tanımlamazlar örneğin. Bu ikiliğin dışında, arasında olduğunu belirten ya da kendisini cinsiyetsiz olarak, akışkan olarak tanımlayan kişiler var. Dolayısıyla translar, trans şemsiye tabiri ve bu şemsiye altındaki diğer tabirler ve kişiler bu bahsettiğimiz çeşitliliğin önemli bir parçası.</p>
<h5><strong>Transfobi: Transların Eşit Haklardan Faydalanmasının, Bilerek ve İstenerek Önüne </strong><strong>Geçilmesi!</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’de trans olmayı, diğer kırılgan ve dezavantajlı grupları ve onların maruz kaldıkları ayrımcılığı da göz önüne alarak, nasıl tarif edersiniz? Hayatında hiç trans bir bireyle karşılaşmamış ve hak mağduriyetleri hakkında hiçbir fikri olmayan birine, “trans olmak” nasıl bir hissiyat içinde olma sonucunu doğuruyor?  Nasıl anlatırsınız ? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78308 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-2-640x360.png" alt="" width="382" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-2-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-2-1024x576.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-2.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 382px) 100vw, 382px" />Türkiye’de ve dünyada trans olmak bence hiç durmadan bir mücadeleyi sürdürmek demek. Translar belki de en başta nefret cinayetlerine kurban gidiyor. Maalesef Türkiye’de transların yaşam hakkı gibi en temel hakları güvence altında değil. Önce bunu hafızalarımızda tutmamız gerekiyor. Örneğin İzmir’de geçtiğimiz üç ayda iki trans kadının öldürüldüğü, iki trans kadının ise ağır yaralandığı peş peşe nefret saldırıları gerçekleşti.</p>
<p>Transfobi dediğimiz bir kavram var. Translara dönük önyargı ve nefreti tabir etmek için kullanılıyor. Bu ayrımcı ve nefret tutumlarını, “ayıp, günah, hastalık” gibi kavramlar ve patriyarka besliyor. Translara hakaret etmek amacıyla lakaplar takılıyor, transların eğitim ve çalışma hakkı engelleniyor. Transların eşit haklardan faydalanmasının, bilerek ve istenerek önüne geçiliyor. Translar hizmet alımında ayrımcılıkla karşılaşıyor.</p>
<p>Medya da transların maruz bırakıldıkları bu ihlalleri, ayrımcılıkları göstermek yerine, transları öcüleştiriyor. Dolayısıyla translar tek başlarına bırakılarak bireysel baş etme metotlarına terk ediliyor. Mücadele dediğim yer böyle bir yer. Translar en başta yaşamlarını ve yaşam haklarını koruyabilmek için ister istemez bir mücadele alanının içindeler.</p>
<p>Türkiye’de translar elbette örgütleniyorlar. Bir trans öz örgütü olarak Pembe Hayat, diğer LGBTİ+ dernekleri ve trans meselesini dert edinen örgütler ve aktivistler transların haklarını gündeme getiriyor. Fakat transların haklarına ve eşitlik talebine saldırılarda bulunan ideolojiler ve örgütler de var.</p>
<p>Bütün bunlar yaşanırken Türkiye’de transların durumu dediğimizde Hande Kader’i, Eylül Cansın’ı, Hande Buse Şeker’i ve daha nicelerini, trans cinayetlerini, trans intiharlarını akılda tutmak ve buna karşı ses çıkarmak gerekiyor. Kendi deneyimlerim ve bilgim doğrusunda, her ne kadar çoğunlukla trans kadınlardan bahsedecek olsam da trans erkeklerin yaşadıkları hak ihlallerini ve ayrımcılıkları da görünür kılmak, Ayaz Utku Karakulak’ın, Okyanus Efe’nin ve daha nice trans erkeğin intiharına ve maruz bırakıldıkları hak ihlallerine toplumun, ailenin, devletin sebep olduğunu belirtmek istiyorum.</p>
<blockquote><p>Herkes gibi, birilerinin ailesi, çocuğu, kardeşi ve arkadaşıyız. Bir yandan da örgütleniyoruz ve toplumda bir bilinç yaratmak için çaba gösteriyoruz.</p></blockquote>
<p><strong>Geçmiş yıllara göre toplumda translara karşı farkındalığın arttığı söylenebilir mi? Transların talepleri neler? </strong></p>
<p>Bence hak bilinci arttı. Geçmiş yıllarda transların yaşam hakları için söz üretilirken bugün transların yaşam haklarıyla birlikte temel insan hakları ve eşitliği için de söz üretiliyor. Translar anlatıldığı üzere sadece gettolarda, sokak aralarında değiller. Hayatın içindeyiz. Bir şekilde mücadele vererek çalışma hayatına katılıyoruz. Eğitimde yaşanan ayrımcılıklara rağmen öğrenim hayatımızı sürdürüyoruz.</p>
<p>Kendi piyasamızı yaratıyoruz, kendi markalarımızı oluşturuyoruz. Herkes gibi aslında. Birilerinin ailesi, çocuğu, kardeşi ve arkadaşıyız. Bir yandan da örgütleniyoruz ve toplumda bir bilinç yaratmak için çaba gösteriyoruz. Bu çabalar elbette etkisini gösteriyor. Yaşam koşullarıyla birlikte algımız da değişiyor. Güncel teknolojik ilerleme trans görünürlüğünü de arttırıyor. Elbette bizler hayatın içinde ve görünür oldukça farkındalık da artıyor. Sosyal koşullar bu farkındalığın değişmesinde çok önemli bir etkiye sahip. Bu gerçek sosyal koşullar karşısında trans karşıtı ideolojilerin de trendi düşüyor.</p>
<blockquote><p>Transların hikâyeleri, yetenekleri, başarıları var. Bu özelliklerin ve hikâyelerin görünür olmasını istiyor.</p></blockquote>
<p>Bu anlattıklarıma rağmen bir yandan da halen transların hakları sistematik olarak ihlal ediliyor. Translar en başta yaşam hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı gibi temel insan haklarının ihlal edilmemesini istiyor. Barınma ve hizmet alma koşullarında eşitlik istiyor. Sosyal hayatın içinde ayrımcılığa uğramamayı, güvenli alanları istiyor.</p>
<p>Transların hikâyeleri, yetenekleri, başarıları var. Bu özelliklerin ve hikâyelerin görünür olmasını istiyor. Elbette haklar ve talepler genişletilebilir, geliştirilebilir. Bu temel hakları konuşurken, kurum politikalarımızı konuşurken, yasaları konuşurken bütün bunları translar açısından yeniden değerlendirmek gerekiyor.</p>
<h5>‘Türkiye’de, Kendine Benzemeyenin Haklarını Savunma, Trans Mücadelesiyle Güçlendi’</h5>
<p><strong>Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin translar özelinde hayata geçirdiği ve sosyal etki yaratan, kamuoyunda hak ihlallerinin giderilmesinde farkındalığın artmasına katkı sunan faaliyetlerine dair ne söylersiniz? Çalışmalar yeterli mi? STK’lar daha fazla ne yapabilir?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78309 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/FFNEa7UXMAU7xi7-640x400.jpg" alt="" width="365" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/FFNEa7UXMAU7xi7-640x400.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/FFNEa7UXMAU7xi7.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" />Burada LGBTİ+ dernekleri üzerinden bir yanıt verebilirim. Örneğin yakın zamanda SPoD “Türkiye Buna Hazır!” kampanyasını başlattı ve bu kampanyayla LGBTİ+’ları kapsayan bir anayasa amacıyla hedeflerini anlattı. Kaos GL uzun süredir düzenli olarak yayınladığı insan hakları raporları, nefret suçları raporları ve kamu-özel sektör raporlarıyla birlikte kaosgl.org üzerinden gerçekleştirdiği yayıncılıkla hak ihlallerini görünür kılmaya devam ediyor.</p>
<p>Özgür Renkler Derneği ise yakın zamanda Bursa’da LGBTİ+’lara dönük psiko-sosyal ve hukuki danışmanlık hizmetlerini sistemli bir şekilde gerçekleştirmeye ve Bursa’da yaşanan hak ihlalleriyle birlikte Bursa yerel medyasını izlemeye başladı. Derneklerin yanı sıra inisiyatifler ve öğrenci toplulukları da bir mücadele çabasının içindeler. Boğaziçi protestoları sırasında Boğaziçi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün kapatılması aslında baskının büyüklüğünü gösteriyor.</p>
<p>Bu verdiğim örnekler ilk aklıma gelenler. Türkiye’de LGBTİ+ sivil toplumunun kaynaklara erişiminin kısıtlı olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Bir yandan da diğer sivil toplum örgütlerinin LGBTİ+’lara dönük kısıtlı hizmet verdiğini de akılda tutmak gerekiyor. Mevcut anti LGBTİ+ kampanyalarının iktidar gibi güçlü yerlerden yapıldığı göz önüne alındığında da elbette sivil toplumun bu alana dair yaptığı ve yapabildiği faaliyetler sınırlı ve çalışmalar bu sebeple maalesef yeterli değil.</p>
<p>Translar özelinde sosyal etki yaratan bir iki hadise aklıma geliyor. Eryaman’da başlayan ve Esat’a sıçrayan geçmişte bir takım nefret saldırıları yaşandı. Kolluk, çeteler ve müteahhitler el birliğiyle nefret saldırılarıyla transları Eryaman’dan sürdü. Translar, bu duruma karşı mumlu ve kefenli eylemler gerçekleştirdi. Bu eylemlerle sivil toplumun, insan hakları aktivistlerinin ve feministlerin süreci sahiplenmesi sağlandı. Aynı zamanda failler ifşa edilerek savcılığın ve emniyetin dikkati çekildi. Bu süreç, insan hakları hareketi içerisinde, translara dönük nefret cinayetlerini gündemleştirdi. Transların mücadelesi insan hakları hareketinin “mağdurlarla” kurduğu ilişkiyi de sorgulamasını sağladı. Türkiye’de, kendine benzemeyenin insan haklarını savunma hali, trans mücadelesiyle güçlendi.</p>
<p>Pembe Hayat aynı zamanda 3 Mart Seks İşçileri Günü’nde yaptığı etkinlikle sendikal hareket ve LGBTİ+ hareketi içerisinde seks işçilerinin sorunlarının gündemleşmesini sağladı. Kabahatler Kanunu’nun bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına karşı hukuki sürecin artmasını teşvik eden bir çalışma oldu bu.</p>
<blockquote><p>Erkek adalet ve erkek şiddeti, transfobik suçlarını gizlemek için bu anlamda medyayı bir maşa olarak kullanıyor ve transları şiddete maruz bırakıp suçundan sıyrılmaya devam ediyor.</p></blockquote>
<p><strong>Transların hakları, uğradıkları ayrımcılık ve nefret suçları yargıya ne ölçüde yansıyor? Yargı kararları transların hak mağduriyetlerini gidermede ne ölçüde etkili?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78310 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/trans-cinayetleri-640x640.jpg" alt="" width="355" height="355" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/trans-cinayetleri-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/trans-cinayetleri-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/trans-cinayetleri.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 355px) 100vw, 355px" />Nefret cinayetlerinden bahsettiğim için burada başka örnekler vererek bu duruma açıklık getirmeye çalışacağım. 2021 yılında 17 yaşında olan Suriyeli mülteci trans kadın Asya’nın yüzüne kezzap atıldı ve saldırıda Asya iki gözünde de görme yetisini yitirdi. Her ne kadar haksız tahrik indirimi kararı bozulmuş olsa da ilk olarak fail Emre Bozkurt’un aldığı ceza 9 yıldan 6 yıla düşürülmüştü. Yine 2021 yılında Harun isimli erkek trans kadın Asel’i silahla tehdit etti ve cinsel saldırıda bulundu. Mahkeme faili adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.</p>
<p>Bu gibi örnekleri daima hatırlamak gerek. Verdiğim örnekler transların öcüleştirilirken aslında nasıl bir şiddete maruz bırakıldığını özetliyor. Erkek adalet ve erkek şiddeti, transfobik suçlarını gizlemek için bu anlamda medyayı bir maşa olarak kullanıyor ve transları şiddete maruz bırakıp suçundan sıyrılmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı sonrası ve arttığı söylenen kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet translara nasıl yansıyor? </strong></p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çekilmesine neden olarak “eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesimi” gösterildi. Kadınları, çocukları, LGBTİ+’ları güvence altına alan bir politikadan geri çekilme yaşandı. Bu soruyu biraz önce bahsettiğim İzmir’de yaşanan nefret saldırıları üzerinden değerlendirebilirim.</p>
<p>COVID-19 salgınının başından bu yana LGBTİ+’lara dönük hedef göstermeler artarak devam etti. Bu hedef göstermeler “LGBT yok öyle bir şey”, “LGBT sapkını” gibi ifadelerle kimi zaman devlet nezdinde yapıldı. Elbette İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ve bu hedef göstermelerin toplumda bir yansıması oluyor.</p>
<p>Genç LGBTİ+ Derneği İzmir’de artan nefret saldırılarına ilişkin bir açıklama yayınladı ve bu açıklamada 20 Kasım 2021’den bu yana dört ayrı nefret saldırısı olduğunu belirtti ve bu nefret saldırılarının artışının altında açıkça hedef göstermeler ve kamplaşma siyasetinin yattığını vurguladı. Transların destek mekanizmalarından yoksun bırakıldığının ve kadına yönelik suçların cezasız kaldığının da altını çizdi.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin öncesinde de elbette LGBTİ+’lara dönük uygulanan nefret saldırılarında cezasızlık ve failin sırtını sıvazlamak gündemdeydi. Örneğin Hande Buse Şeker cinayeti: 2019 yılında İzmir’de polis memuru olan müşterisi tarafından evinde öldürüldü. Görülen davada yargılanan fail Volkan Hicret, müebbet hapis cezasının yanı sıra toplamda 42 yıl hapis cezası ile cezalandırıldı.</p>
<p>Mahkeme, sanığa nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi talebini kabul etmedi. Fail Volkan Hicretin avukatı mahkemede “zaten öldürülen kişi kadın değil erkek” yalanına sığındı. Ya da Eryaman-Esat olaylarının akabinde pompalı tüfekle öldürülen Dilek İnce’nin, şiddet uygulandıktan sonra yakılarak katledilen Hande Kader’in katillerinin kimliği halen tespit edilmedi.</p>
<h5>‘Trans İntiharları ve Trans Cinayetleri Sebebiyle Bugün Yaşlanabilen Trans Sayısı Oldukça Az’</h5>
<p><strong>Translar, LGBTİ+’lar içinde kendine umduğu ölçüde yer bulabiliyor mu? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78311 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-3.jpg" alt="" width="367" height="275" />Kaos GL’nin çalışanı, 17 Mayıs Derneği’nin, Özgür Renkler Derneği’nin, Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Derneği’nin yönetim kurullarında yer alan biri olarak şunu ifade edebilirim: Elbette LGBTİ+’lar, LGBTİ+ hareketi ya da LGBTİ+ sivil toplum örgütleri trans politikaları üzerine daha fazla söz üretmeli. Zorunlu seks işçiliği, transların hormona erişimi, uyum süreci, medikal süreçler gibi LGBTİ+ toplumu olarak üzerine daha çok söz üretmemiz gereken konular mevcut.</p>
<p>Trans intiharları ve trans cinayetleri sebebiyle bugün yaşlanabilen trans sayısı oldukça az. LGBTİ+ toplumunun yaşlı transların taleplerine ve ihtiyaçlarına daha fazla odaklanması gerekiyor. Transların yaşamları hasbelkader devam ederken bununla birlikte barınma hakkı, sağlığa erişim hakkı, çalışma hakkı ve eğitim hakkı özelinde translar açısından ayrıca çözümler düşünmek ve üretmek gerekiyor.</p>
<p>LGBTİ+ toplumu sistematik olarak nefret söylemine, nefret suçuna ve nefret saldırısına maruz bırakılıyor. LGBTİ+’ların görünürlüğünün ve LGBTİ+’ların söz üretmesinin önüne geçecek ideolojiler ortaya konuluyor. LGBTİ+’ların örgütlenmesinin önüne geçecek politikalar yürürlüğe sokuluyor. Bu durumda sadece translar değil bütün LGBTİ+’lar güçsüzleştiriliyor. Dolayısıyla dayanışmak, örgütlenmek ve birlikte çözüm üretmek fazlasıyla önem taşıyor.</p>
<p>LGBTİ+’ların haklarıyla birlikte odaklanabileceğimiz çok çeşitli alanlar bulunuyor. Örneğin biraz önce bahsettiğim yaşlı LGBTİ+’lar üzerine 17 Mayıs Derneği çalışmalar gerçekleştiriyor ve yaşlı LGBTİ+’ların sorunlarına odaklanıyor. Dernek çatısı altında örgütlenen 40+ Lubunya çalışma grubu hem raporlama çalışmaları hem de sosyalleşme etkinlikleri gerçekleştiriyor.</p>
<h5>‘Patriyarkanın Hedef Tahtasında Olan ve İlk Gözden Çıkarılan Kesimlerden Biri Translar’</h5>
<p><strong>Kadın hakları alanında çalışan STK’lar, genel olarak translar ile ne seviyede iletişim kuruyor? Translar kadın hareketi içinde kendine ne ölçüde destek buluyor?</strong></p>
<p>Elbette LGBTİ+ alanına dair söz üreten, queer politikaları benimseyen ya da trans feminist olduğunu deklare eden örgütler mevcut. Bununla birlikte her sivil toplum örgütü elbette transları içerici politikalara sahip değil. Hatta trans karşıtı politikalar öne süren örgütler de mevcut.</p>
<p>Olumlu anlamda, örneğin Kadının İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği, Kaos GL ile iki yıldır ortak panel düzenliyor. Bu paneller Feminizmden Queer Teoriye Toplumsal Cinsiyet ve Dayanışma Sınır Tanımaz başlıklarıyla oluşturuldu. Panellerde her yıl LGBTİ+’ların hakları, transfeminizm, queer teori gibi konular ele alınıyor. Ya da Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği gerçekleştirdiği podcast yayınlarında transfeminizm, ikili cinsiyet, kesişimsellik gibi konuları ele alıyor. Yani destek bulmanın ötesinde kimi sivil toplum örgütleri doğrudan translara dönük faaliyetler ve politikalar gerçekleştiriyor.</p>
<blockquote><p>Trans hakları, trans politikaları, transların deneyimleri feminizmden azade değil.</p></blockquote>
<p>Bahsettiğim örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Fakat burada belki de trans haklarının, trans politikalarının, transların deneyimlerinin feminizmden azade olmadığını ve en basit tabiriyle trans kadınların kadın olduğunu belirtmem gerekiyor. Patriyarkanın hedef tahtasında olan ve ilk gözden çıkarılan kesimlerden biri translar. Patriyarkaya karşı mücadele veriyorlar. Bu anlamda LGBTİ+’larla dayanışma alanlarının çoğaltılması, mücadele alanlarının ortaklaştırılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Nefret suçu, ayrımcılık, ötekileştirme ile nasıl mücadele edilebilir? Translar özelinde, siyasilerin ve kamu görevlilerin yapması gerekenler neler?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78313 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak-6.jpg" alt="" width="322" height="280" />Bence bunlar için önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Hiçbirimiz ayrımcı tutum ve düşüncelerden muaf değiliz. Kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Transların hak mücadelesinin önemini, translara dönük gerçekleştirilen hak ihlallerinin trans olsun olmasın herkesi olumsuz etkileyeceğini idrak etmek gerekiyor. Transların maruz bırakıldığı ayrımcılık trans olmayanları etkilese de etkilemese de trans haklarının önemine dair bir bilinç oluşturmamız gerekiyor.</p>
<p>Trans mücadelesini, transların maruz bırakıldığı hak ihlallerini ve trans kapsayıcı politikaları görünür kılmamız gerekiyor. Transların haklarına dair söz üretmemiz ve ürettiğimiz sözleri yaygınlaştırmamız gerekiyor. Aslında özüyle, transları ve transların haklarını desteklememiz gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Hiçbirimiz ayrımcı tutum ve düşüncelerden muaf değiliz. Kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.</p></blockquote>
<p>Elbette transların ve bütün LGBTİ+’ların haklarına dair siyasilerin ve kamu görevlilerinin yapması gereken de birçok şey var. Öncelikle yerel yönetimlerin translar için güvenli kentler ve güvenli alanlar oluşturması gerekiyor. LGBTİ+’ların kent yönetimine ve kent politikalarına katılımını teşvik etmesi gerekiyor. LGBTİ+’lara dönük başta psiko-sosyal ve hukuki danışmanlık olmak üzere istihdam faaliyetlerini hayata geçirmesi gerekiyor.</p>
<p>Siyasilerin meclise transların gündemini ve taleplerini taşıması gerekiyor. Yasa yapıcıların ve devlet yetkililerinin transları içerici yasa ve politikaları gündemine alması gerekiyor. Kamu görevlilerinin ise iş tanımları içerisinde ortaya koyduğu çalışmaları translar ve trans hakları özelinde yeniden şekillendirmesi gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Transların maruz bırakıldığı hak ihlallerini ve eşitlik taleplerini göz önünde bulundurarak gözden geçirmeliyiz ve transların hikâyelerine alan açmalıyız.</p></blockquote>
<p><strong>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?</strong></p>
<p>Gerçekleştirdiğimiz söyleşinin translar özelinde olduğunu düşündüğümde faydalı olabileceğini düşündüğüm birkaç okuma önerisinde bulunmak istiyorum. Pembe Hayat’ın bu anlamda çok bilgilendirici yayınları mevcut. 18 Haziran Eşitlik Manifestosu, Dünya Ne Diyor Sen Ne Dersen De, Ne Kadar da Trans Bir Erkek, Dönmelere Doyamadık yayınlarını tavsiye edebilirim.</p>
<p>Kaos GL’nin ise Patikalar, Sıkça Sorulan Sorular ve Çeviri Sözlüğü yayınlarını tavsiye edebilirim. 17 Mayıs Derneği’nin bahsettiğim yaşlı LGBTİ+’larla ilgili raporları da dernek sitesinde mevcut.</p>
<p>Son olarak biz transların, herkesin hayatında bir biçimde var olduğumuzu söylemek isterim. Öyle uzaklarda, ulaşılamaz yerlerde ya da bir bilinmezlik içerisinde değiliz. Birbirimiz için ve kendimiz için kurmak istediğimiz özgür ve eşit yaşamı düşünüp benimserken ya da buna dair adımlar atarken bu aşamaların her birini transların maruz bırakıldığı hak ihlallerini ve eşitlik taleplerini göz önünde bulundurarak gözden geçirmeliyiz ve transların hikâyelerine alan açmalıyız. Benim için çok keyifli bir söyleşi gerçekleşti. Teşekkür ederim.</p>
<p>Defne Güzel’in önerdiği kaynakların linkleri şunlar:</p>
<p><a href="https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1641/18-haziran-esitlik-manifestosu">https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1641/18-haziran-esitlik-manifestosu</a></p>
<p><a href="https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1595/dunya-donuyor-sen-ne-dersen-de">https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1595/dunya-donuyor-sen-ne-dersen-de</a></p>
<p><a href="https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1510/ne-kadar-da-trans-bir-erkek">https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1510/ne-kadar-da-trans-bir-erkek</a></p>
<p><a href="https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1153/donmelere-doyamadik-trans-kadinlar-anlatiyor-hayat-iste-bacim">https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1153/donmelere-doyamadik-trans-kadinlar-anlatiyor-hayat-iste-bacim</a></p>
<p><a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/2019patikalarweb.pdf">https://kaosgldernegi.org/images/library/2019patikalarweb.pdf</a></p>
<p><a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/2020sss10x14-web.pdf">https://kaosgldernegi.org/images/library/2020sss10x14-web.pdf</a></p>
<p><a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/cevirisozlugu2020.pdf">https://kaosgldernegi.org/images/library/cevirisozlugu2020.pdf</a></p>
<p><a href="https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-lar-covid-19-27-09-2021.pdf">https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-lar-covid-19-27-09-2021.pdf</a></p>
<p><a href="https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-larin-haklari-ve-sorunlari-ile-dunyadan-ornekler-15-02-2021.pdf">https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-larin-haklari-ve-sorunlari-ile-dunyadan-ornekler-15-02-2021.pdf</a></p>
<p><a href="https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-lar-dunyada-ve-turkiye-de-durum-15-02-2021.pdf">https://www.17mayis.org/images/publish/pdf/yasli-lgbti-lar-dunyada-ve-turkiye-de-durum-15-02-2021.pdf</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/translari-tanimak-hak-ihlallerini-fark-etmek-ve-esitlik-taleplerine-destek-olmak/">Transları Tanımak; Hak İhlallerini Fark Etmek ve Eşitlik Taleplerine Destek Olmak!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 07:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye 2021 Olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de İnsan Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77643</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) 'Türkiye 2021 Olayları' başlıklı yıllık raporuna göre, 'otoriter ve merkezileşmiş cumhurbaşkanlığı hükümeti', siyasi muhalifleri hedef aldı; yargı bağımsızlığını baltaladı ve demokratik kurumların içini boşalttı. Rapor, 'Türkiye’nin insan hakları karnesinin onlarca yıl geriye gittiği' tespitini yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/">&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2021 Türkiye raporu, İfade, Örgütlenme Ve Toplanma Özgürlüğü, Kadın ve LGBT Haklarındaki Gerilemeler, İnsan Hakları Savunucuları, Polis Gözetiminde İşkence, Kötü Muamele ve Zorla Kaybetme Vakaları, Kürt İhtilafı ve Muhalefete Yönelik Baskılar, Mülteciler, Sığınmacılar ve Göçmenler ile Önemli Uluslararası Aktörler başlıklarından oluşuyor.</p>
<p>Raporda öne çıkan başlıklar şunlar:</p>
<h5><strong>İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü</strong></h5>
<ul>
<li>Haber kuruluşlarının çoğu hükümetle yakın bağlantıları olan şirketlere ait olsa da, Türkiye&#8217;deki bağımsız medya esas olarak çevrim içi platformlar aracılığıyla faaliyet gösteriyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;nin son derece kısıtlayıcı Terörle Mücadele Yasası kapsamında bir suç teşkil ettiği düşünülen yazı ve haberler nedeniyle kovuşturmalara maruz kalıyor.</li>
<li>Kasım ayında, Türkiye&#8217;nin en yüksek idare mahkemesi olan Danıştay, İçişleri Bakanlığı&#8217;nın Nisan ayında yayınladığı, vatandaşların ve gazetecilerin görev başındaki polis memurlarının video ve fotoğraflarını çekmelerini yasaklayan bir genelgenin yürütmesini, haber alma hakkını ve medya özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle durdurdu.</li>
<li>YouTube, Facebook ve Twitter gibi büyük sosyal medya platformları, Türkiye&#8217;de ofis kurmalarını gerektiren 2020 tarihli bir yasa değişikliğine uydular.</li>
<li>Valilikler, Covid-19&#8217;u seçici bir şekilde bahane olarak kullanarak, öğrenciler, işçiler, siyasi muhalefet partileri ve kadın ile lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) insan hakları aktivistlerinin barışçıl protestolarını yasakladılar.</li>
</ul>
<h5><strong>Kadın ve LGBT Haklarındaki Gerilemeler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilen ilk ülke oldu. Mart ayında yapılan bu hamle, uluslararası düzeyde yaygın bir şekilde eleştirildi ve kadın hakları savunucularının protestolarına sahne oldu. Söz konusu hamle, Türkiye&#8217;de toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele etme ve kadın haklarını geliştirme çabalarında büyük bir gerilemeye işaret ediyor.</li>
<li>Hükümet yetkilileri sözleşmenin “eşcinselliği normalleştirdiği” gibi yanıltıcı bir iddia ile muhafazakar seçmenleri cezbetmeyi denediler ve sözleşmeden geri çekilmelerini bu şekilde haklı göstermeye çalıştılar.</li>
<li>Türkiye&#8217;de her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor ve kayıtlara geçen aile içi şiddet vakalarının sayıları hala yüksek.</li>
<li>Hükümet, İstanbul&#8217;da her yıl düzenlenen LGBT Onur Yürüyüşü’nü art arda yedinci kez yasakladı. Polis protestocuları şiddet kullanarak dağıttı ve gözaltına aldı. Üst düzey hükümet yetkilileri, siyasi konuşmalarında birçok kez LGBT bireylere saldırdı ve onlara karşı ayrımcılığı teşvik etti.</li>
</ul>
<h5><strong>İnsan Hakları Savunucuları</strong></h5>
<ul>
<li>Sivil toplumun önde gelen isimlerinden Osman Kavala&#8217;nın dört yıldır süren tutukluluğu ve  davası, hükümeti eleştiren insan hakları grupları ve diğer sivil toplum örgütleri (STÖ&#8217;ler) üzerindeki muazzam baskının bir simgesiydi.  Kavala, 2013 Gezi Parkı protestoları ve Temmuz 2016&#8217;daki başarısız darbe girişimi gibiasılsız suçlamalarla yargılanıyor.</li>
<li>Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını hükmeden kararını hiçe saydı.</li>
<li>Yetkililer, hak savunucuları üzerinde baskı oluşturmak ve onların toplanma özgürlüklerini ihlal etmek için terör ve hakaret suçlamalarını kullanmayı sürdürdü.</li>
<li>Ocak ayında Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girdi.  Her ne kadar Türkiye, yasanın terörizmin finansmanını ve silahlanmayı önlemeye yönelik bağlayıcı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyum amacıyla çıkartılmış olduğunu iddia etse de, yasa aslen İçişleri Bakanlığı&#8217;nın STÖ&#8217;lerin meşru ve yasal faaliyetleri ile bunların üyelerinin örgütlenme özgürlüğünü hedef almasına olanak veren yetkilerini artırıyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Polis Gözetiminde İşkence, Kötü Muamele ve Zorla Kaybetme Vakaları</strong></h5>
<ul>
<li>Son beş yılda artan polis gözetiminde ve hapishanelerde işkence ve kötü muamele iddialarına yönelik açılan savcılık soruşturmalarında ilerleme kaydedildiğini gösteren emare oldukça az sayıdadır. Bu tür iddiaların çok azı güvenlik güçlerinin yargılanmasıyla sonuçlanıyor ve yaygın bir cezasızlık kültürü hüküm sürmeye devam ediyor.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi, Mayıs 2021 tarihinde verdiği iki kararında kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ve 2016 yılında yapılan ve o sırada savcılıkların takipsizlik kararı verdiği iki suç duyurusu hakkında yeni soruşturma açılmasına hükmetti.</li>
<li>Kaçırma ve zorla kaybetme vakalarına ilişkin haberler gelmeye devam ettiği gibi, bu vakalar gerektiği şekilde soruşturulmuyor da.</li>
<li>Türkiye makamları, Gülen hareketi destekçisi olduğu iddia edilen ve çoğu öğretmen olan kişilerin iadesini dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden talep etmeyi sürdürdü. Türkiye&#8217;nin iade taleplerine uyan bazı ülkeler, yasal prosedürleri ve yargı denetimini devre dışı bırakarak, kaçırma, zorla kaybetme ve kişilerin yasa dışı nakli gibi suçlara ortak oldular.</li>
</ul>
<h5><strong>Kürt İhtilafı ve Muhalefete Yönelik Baskılar</strong></h5>
<ul>
<li>Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar koalisyonu, 2018 genel seçimlerinde oyların yüzde 11,7&#8217;sini kazanan muhalefetteki Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin (HDP) meşru siyasi faaliyetlerini kriminalize etmek için sürdürdüğü kampanyayı 2021’de daha da yoğunlaştırdı. Hükümet, HDP ile PKK arasında bir ayrım yapmayı reddediyor. HDP binalarına fiziksel saldırılar yapıldı. Bunlardan en dikkat çekeni Haziran ayında İzmir’deki HDP il binasına silahlı bir kişi tarafından yapılan saldırıydı. Parti üyesi Deniz Poyraz bu saldırıda vurularak öldürüldü.</li>
<li>Başta belediye başkanları olmak üzere HDP’li çok sayıda eski siyasetçi, şiddet içermeyen meşru siyasi faaliyetleri, konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör suçlarından hükümlü veya tutuklu olarak hapiste bulunuyor.</li>
<li>Haziran ayında Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın HDP&#8217;yi süresiz olarak kapatmak ve 451 siyasetçiyi ve parti yetkilisini 5 yıl süreyle siyasi faaliyetlerden men etmek talebiyle sunduğu iddianameyi kabul etti.</li>
</ul>
<h5><strong>Mülteciler, Sığınmacılar ve Göçmenler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, geçici koruma statüsü verilen Suriye&#8217;den yaklaşık 3,7 milyon ve Türkiye yasalarına göre tam olarak mülteci olarak kabul edilemeyen Afganistan, Irak ve diğer Avrupa dışı ülkelerden gelen 400.000&#8217;den fazla sığınmacı ile dünyanın en fazla sayıda mültecisine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</li>
<li>Daha fazla sığınmacı ve göçmenin girişine karşı sınırlarını güvence altına alma politikasını sürdüren Türkiye, 2021&#8217;de İran ile doğu sınırı boyunca bir duvar inşa etmeyi sürdürdü ve sınırı geçmeye çalışırken yakalanan Afganistanlı ve diğer ülkelerden gelen sığınmacıları, sorgusuz sualsiz geri itti.</li>
</ul>
<h5><strong>Önemli Uluslararası Aktörler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği (AB) ile, göç gibi bazı sorun alanlarında karşılıklı çıkarlar sayesinde yumuşayan, sorunlu bir siyasi ilişkisi var. Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye üyelik süreci hali hazırda durma noktasında. AB, mülteci ve göçmenlerin AB’ye girişine yönelik kısıtlamalar karşılığında Türkiye&#8217;ye mali destek sağlıyor.  Avrupa Konseyi Haziran ayında Türkiye&#8217;de hukukun üstünlüğü ve temel hakların durumu konusundaki endişelerini yineledi, ancak Türkiye ile ilişkilerinde insan haklarına öncelik vermedi.</li>
<li>Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, BM insan hakları özel raportörleri ve BM İnsan Hakları Ofisi, Türkiye&#8217;yi İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilmesi nedeniyle eleştirdi.</li>
<li>Türkiye Ekim ayında, Aralık 2015&#8217;te Paris&#8217;te kabul edilen iklim değişikliğine ilişkin uluslararası Paris Anlaşması&#8217;nı onayladı ve aynı zamanda 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt etti. Dünyanın en çok sera gazı salan 20 ülkesinden biri olan Türkiye, tüm dünyada insan haklarını giderek artan bir şekilde etkileyen iklim krizine katkı yapıyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>Tutuklanma ve vurulma riskine rağmen farklı ülkelerde sokaklara çıkanlar demokrasinin hala güçlü bir cazibesi olduğunu gösteriyor.</p></blockquote>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nün 2022 Dünya Raporu&#8217;nda 100&#8217;den fazla ülkede insan haklarının mevcut durumu ele alınıyor. Örgütün Direktör Kenneth Roth tarafından kaleme alınan metinde otokrasinin yükselişte olduğuna dair yaygın kanının aksine,  farklı ülkelerde pek çok kişinin tutuklanma ya da vurulma riskine rağmen sokaklara çıkmasının &#8220;demokrasinin güçlü cazibeye sahip olduğunu&#8221; gösterdiği tespiti yapılıyor.</p>
<p>Raporun Türkçe özetine <a href="https://www.hrw.org/tr/world-report/2022/country-chapters/380772">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>HRW&#8217;nin insan haklarını küresel düzeyde ele alan 2022 yılı Dünya Raporu&#8217;nun İngilizcesine ise <a href="https://www.hrw.org/world-report/2022" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıdan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/">&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 08:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[6284]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şüpheli kadın ölümleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu'nu yayınladı. Rapora göre, 2021'de 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2021 yılında şüpheli kadın ölümleri arttı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu&#8217;nda önce çıkan bulgulardan biri, 2021&#8217;de ş</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">üpheli kadın ölümlerinin artması. </span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">İşlenen </span><span class="r-18u37iz">280 kadın cinayeti</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">nde, öldürülen kadınların 33’ünün daha önceden polis ya da savcılığa şikayette bulunduğu ya da koruma kararı olduğu ortaya çıktı. 33 kadın, yetkililerin görevini yerine getirmemesi sonucu öldürüldü.</span></p>
<p>2021&#8217;de öne çıkan diğer konu, kadınların yakınlarıyla birlikte öldürülmesiydi. Rapora göre, erkek şiddeti sadece kadınları değil, kadınların yakınlarını da hedef almış durumda: &#8220;Faillere bu cesareti veren de önleyici politikalar uygulamayan yetkililerdir.&#8221;</p>
<blockquote><p>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77509 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti-1.jpg" alt="" width="636" height="286" /></p>
<p>Rapordan öne çıkan bazı tespitiler;</p>
<ul>
<li>Bu yıl yaşanan önemli gelişmelerden biri tüm kadınların, çocukların, LGBTİQ+ların hayatını ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede imzanın geri çekilmesiydi.</li>
<li>Şüpheli kadın ölümleri artıyor. Kadın cinayetlerini artık meşrulaştıramayacağının farkında olan failler, kadın cinayetlerinin üstünü kapatmaya çalışıyor. Şüpheli bırakılan kadın cinayetleriyle ilgili etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci yürütülmüyor. Yetkililerin görevlerini yerine getirmediğinin farkında olan failler, kadın cinayetlerini şüpheli hale getirmeye başvuruyor.</li>
<li>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Takipçisi olduğumuz, eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürülen Serpil Erfındık davasında AYM, yeterli önleyici koruyucu tedbirleri almayan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Bu karar, kadın kurtuluş mücadelesinde alınan emsal kararlardan biridir.</li>
<li>Bu yıl, hayatta kalmak için evli olduğu erkeği öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan’ın cezası onandı. Çilem 15 yıl hapis cezası aldı. Yine aynı dönemde hepimizin aklına “Ölmek istemiyorum” cümlesiyle kazınan Emine Bulut davasında Bölge Adliye Mahkemesi savcısının fail hakkında iyi hal ve tahrik indirimi istediği ortaya çıktı.</li>
<li>Cinsel istismar ve kasten öldürme gibi suçlarda tutuklama için somut delil şartı TBMM’de kabul edildi. Ortada deliller mevcutken failler tutuklanmıyor, yasalar uygulanmıyor.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında öldürülen 280 kadının 124’ü evli olduğu erkek, 37’si birlikte olduğu erkek, 24’ü tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 16’sı akrabası, 13’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 13’ü babası, 11’i oğlu, 6’sı kardeşi, 3’ü tanımadığı birisi, 1’i kendisini bir süredir takip eden erkek tarafından öldürüldü. 11 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu tespit edilemedi.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar çoğunlukla evlerinde öldürüldü.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü.</li>
</ul>
<p dir="ltr">Raporun tümüne <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/3003/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2021-yillik-veri-raporu" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Change.org 2021&#8217;de 198 Kampanyada Başarıya Ulaştı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/change-org-2021de-198-kampanyada-basariya-ulasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 11:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[change.org]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal değişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77153</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 milyondan fazla kullanıcısı olan Türkiye’nin sosyal değişim platformu Change.org, 2021 verilerini paylaştı. Türkiye’de 2021 yılında toplam 26 bin 781 kampanya başlatıldı ve 13 milyon 153 bin 590 imza atıldı.  Başlatılan 198 kampanya 1 milyon 12 bin 287 imza ile başarıya ulaştı. 2 yıl üst üste en fazla imzalanan kampanya ise “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/change-org-2021de-198-kampanyada-basariya-ulasti/">Change.org 2021&#8217;de 198 Kampanyada Başarıya Ulaştı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Change.org Türkiye’nin 2021 yılı Değişim Raporu’nda, 2021 yılında en fazla hangi kampanyaların imzalandığı, başarıya ulaşan ve etkili olan kampanyalar, kampanyaların mücadele alanlarına göre dağılımı gibi, halkın değişim taleplerini anlamaya yönelik bilgiler yer alıyor. Verilen bilgilere göre, Change.org Türkiye’de 2021 yılında toplam 26 bin 781 kampanya başlatıldı ve 13 milyon 153 bin 590 imza atıldı.</p>
<h5><strong>En Fazla İmzalanan Kampanya: “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” </strong></h5>
<p>Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nin, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için başlattığı kampanya, hem 2020, hem de 2021’in en fazla imzalanan kampanyası oldu. “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz, Vazgeçmeyeceğiz!” adlı kampanya, Change.org Türkiye’de 1 milyon imzayı geçen 3. Kampanya oldu ve sözleşmenin yeniden yürürlüğe girmesi talebiyle devam ediyor.</p>
<h5><strong>En Fazla Değişim Talebi “Eğitim” Alanında </strong></h5>
<p>Change.org Türkiye 2021 Raporu’na göre bu yıl en fazla kampanya eğitim alanında başlatıldı. Bu alanda başlatılan 2 bin 938 kampanyayı 1 milyon 596 bin 551 kişi imzaladı. Eğitim aynı zamanda en fazla başarının elde edildiği mücadele alanı oldu. En fazla kampanya başlatılan mücadele alanlarında eğitim konusunu sırasıyla sağlık, hayvan hakları ve ekonomik adalet alanları izledi.</p>
<p><strong>En fazla imza ise, hayvan hakları alanı</strong>nda başlatılan kampanyalara atıldı. Hayvanlara şiddet uygulayanların cezalandırılması ve hayvanat bahçelerinin kapatılması gibi konular, yılın önce çıkan hayvan hakları kampanyaları arasında yer aldı. Hayvan hakları için yıl boyunca <strong>1.842 kampanya </strong>yürütüldü ve<strong> </strong>toplam <strong>3 milyon 380 bin 160 imza</strong> atıldı.</p>
<h5><strong>Z Kuşağının İklim Krizi için Mücadelesi Ön Planda </strong></h5>
<p>2021 Değişim Raporu’na göre bu yıl iklim krizi ile mücadele için değişim yaratmak isteyen kişilerin ve sivil oluşumların, özellikle genç iklim aktivistlerinin kampanyalarının sayısı arttı. İnsanlar, iklim krizinin etkilerine karşı tepki göstermek ve çözüm talep etmek için, Change.org Türkiye’yi aktif bir şekilde kullandı. Bu alanda, Z kuşağının Paris Anlaşması’nın TBMM tarafından onaylanması için başlattığı kampanyanın başarıyla sonuçlanması önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.</p>
<h5><strong>Veriler</strong></h5>
<ul>
<li>Change.org Türkiye toplam kullanıcı sayısı: 20.800.119</li>
<li>2021’de Change.org’a katılan yeni kullanıcı sayısı: 2.315.351</li>
<li>Başlatılan kampanya sayısı: 26.781</li>
<li>Başarı ilan edilen kampanya sayısı: 198</li>
<li>En fazla imza toplanan mücadele alanı: Hayvan Hakları- 3 milyon 380 bin 160 imza</li>
<li>Kampanyalara atılan toplam imza sayısı: 13.153.590</li>
<li>İmza atan kişi sayısı: 2.807.119</li>
</ul>
<h5><strong>Mücadele Alanlarına Göre Başlatılan Kampanya Sayısında İlk 10</strong></h5>
<ul>
<li>Eğitim: 2.938</li>
<li>Sağlık: 1.991</li>
<li>Hayvan Hakları: 1.842</li>
<li>Ekonomik Adalet: 1.463</li>
<li>İnsan Hakları / İfade Özgürlüğü: 1.446</li>
<li>Çevre: 1.427</li>
<li>Yerel Kampanyalar: 765</li>
<li>Ceza Adaleti: 736</li>
<li>Kadın Hakları: 557</li>
<li>İklim Krizi: 191</li>
</ul>
<p>Change.org Türkiye 2021 Değişim Raporu’nun tamamına <a href="https://www.change.org/l/tr/change-org-turkiye-2021-degisim-raporu">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Videoyu ise <a href="https://www.youtube.com/watch?v=_dgm9AoF2cw">bu bağlantıdan</a> izleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/change-org-2021de-198-kampanyada-basariya-ulasti/">Change.org 2021&#8217;de 198 Kampanyada Başarıya Ulaştı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
