<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilke derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilke-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilke-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Feb 2024 10:02:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ilke derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilke-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İLKE Gündem Konuşmaları: Türkiye’de Sivil Eğitim</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/ilke-gundem-konusmalari-turkiyede-sivil-egitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2019 14:17:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Hakan Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Sivil Eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37965</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türkiye’de Sivil Eğitim: Korkuyla Ümit Arasında”, 2 Mayıs 2019 saat 18.00’da İLKE Derneği’nde müzakere edilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/ilke-gundem-konusmalari-turkiyede-sivil-egitim/">İLKE Gündem Konuşmaları: Türkiye’de Sivil Eğitim</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği, çeşitli alanlarda Türkiye ve dünya meselelerine dair bütünlüklü, odaklı, uygulanabilir politika önerileri içeren yayın serisinin yanısıra Takip Raporları yayınlamaya başladı. Takip Raporları, Geleceğin Türkiyesi Projesi kapsamında yayınlanan raporlarda ele alınan konuları daha derinlikli ve odak biçimde incelemek için hazırlanmakta. Bu bağlamda yayınlanan takip raporlarının ilki İbrahim Hakan Karataş tarafından hazırlanan “Türkiye’de Sivil Eğitim: Korkuyla Ümit Arasında” oldu.</p>
<p>Takip Raporu’nda, sivil eğitim eğitim kavramı incelenerek, meselenin Türkiye’de ele alınış biçimlerine ve yönelimlerine yer veriliyor. Araştırmada sivil eğitimin kapsamı, gelişimi, kuramsal temelleri, güncel durumu ve geleceğe yönelik öngörüler doğrultusunda analizi yapılıyor. Sivil eğitimin, modern eğitim sistemine gerçek bir alternatif olup olmadığı ve hükümetlerin sivil eğitime dair tereddütlerini anlamaya yarayacak ipuçları sunması amaçlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/ilke-gundem-konusmalari-turkiyede-sivil-egitim/">İLKE Gündem Konuşmaları: Türkiye’de Sivil Eğitim</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 14:02:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nihat Erdoğmuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37556</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği’nin "Geleceğin Türkiyesi" Projesi kapsamındaki üçüncü çalışma olan "Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi" raporu kamuoyuna sunuldu. İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş törende yaptığı konuşmada, “Raporun ortaya koyduğu ‘erdemli bir toplum için adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi’ vizyonu çerçevesinde ekonominin farklı alanları veriye dayalı olarak analiz edilmekte ve yeni bir ekonomik çerçeve oluşturmak adına yapıcı öneriler geliştirilmektedir." Dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/">“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Grand Cevahir Otel’de düzenlenen toplantının açılış konuşmasını yapan İLKE Derneği Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Lütfi Sunar, ekonomi alanındaki politikaların uzun vadeli olmadığını, kısa vadeli ve günü kurtarma niteliğinde tedbirler alındığına üzülerek şahit olduklarını söyledi. Sunar, İLKE Derneği olarak geleceğe bakan, gelecek vizyonu çizen uzun vadeli işler yapma gayreti içerisinde olmaya gayret ettiklerini belirterek, Geleceğin Türkiyesi projesinin de böyle bir çabanın ürünü olduğunu kaydetti.</p>
<p>İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş da konuşmasında; sivil toplumun karar alma mekanizmaları üzerindeki rolüne değindi. Dernek olarak faaliyetlerini karar alıcılar ile toplum arasında bir köprü vazifesi icra edecek şekilde biçimlendirmeye çalıştıklarını belirten Erdoğmuş, uygulamaya yönelik çözüm önerileri içeren politika notları ve araştırma raporları hazırladıklarını vurguladı. Prof. Erdoğmuş, Geleceğin Türkiyesi raporlarının da bu çerçevede hazırlandığını ve daha önceki raporlara gösterilen ilginin geleceğin Türkiyesi’ni inşa etme noktasında kendilerini ümitlendiğini de belirterek, “Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi  başlıklı üçüncü raporumuzu paylaşmanın mutluluğu içerisindeyiz. Raporun ortaya koyduğu ‘erdemli bir toplum için adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi’  vizyonu çerçevesinde ekonominin farklı alanları veriye dayalı olarak analiz edilmekte ve yeni bir ekonomik çerçeve oluşturmak adına yapıcı öneriler geliştirilmektedir.&#8221; Diye konuştu.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-37558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv-640x898.jpg" alt="" width="321" height="450" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv-640x898.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv.jpg 855w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" />&#8220;Ekonomik Büyüme Ve Sürdürülebilirlik Birbirine Alternatif Değil&#8221;</strong></p>
<p>Törende, raporu hazırlayan  İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Taşdemir de bir sunum yaptı.  Raporun temel motivasyonunu “Geleceğin Türkiyesi’nde nasıl bir ekonomide yaşamak istiyoruz?” sorusunun oluşturduğunu belirten Taşdemir, &#8220;bir ekonomi vizyonu ortaya koymak, bu vizyon doğrultusunda odaklanılması gereken hususlara dikkat çekerek temel bir çerçeve sunmak&#8221; amacıyla bu raporu hazırladıklarını belirtti. Çalışmanın farkının sosyal adalet, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirliği birbirlerinin alternatifleri olarak değil, birbirlerini tamamlayan olgular olarak görmesi olduğunu belirten Taşdemir, iyi bir ekonomi için uzun vadeli hedeflere odaklanılmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/ilke-dernegi-gelecegin-turkiyesinde-ekonomi/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/">“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediyelerin Eğitimde Daha Etkin Olması Mümkün Mü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/belediyelerin-egitimde-daha-etkin-olmasi-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Mar 2019 10:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[batuhan aydagül]]></category>
		<category><![CDATA[DİERG]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetimlerin eğitim alanında meslek ve beceri kurslarının dışında neler yapabileceklerini konuştuğumuz STK temsilcileri, belediyelerin eğitimde yeterince rolü olamadığını belirtiyor. Peki ‘kapsayıcı eğitimi’ savunan ve gerçekleştiren belediyecilik uzak ihtimal mi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/belediyelerin-egitimde-daha-etkin-olmasi-mumkun-mu/">Belediyelerin Eğitimde Daha Etkin Olması Mümkün Mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“Nasıl Bir Yerel Yönetim” dosyamızın; eğitim başlığında değerlendirmelerde bulunan Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktörü Batuhan Aydagül, Türkiye’de mevcut kanunlar çerçevesinde belediyelerin eğitimde fazla rolü olmadığının altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-36057 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/183154-640x320.jpg" alt="" width="384" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/183154-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/183154.jpg 880w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘’Yerel yönetimlerin, kendi sınırlarında bulunan okulların yapımı, tadilatı, temizliği ve güvenliğinin sağlanması noktasında çok daha fazla rol alması gerektiğini düşünüyorum. Belki dezavantajları da olabilir ama tartışılmalı’’ diyen Aydagül, bu yolla okul-mahalle, okul-ilçe arasındaki bağların güçleneceğini savunuyor. Aydagül’e göre fiziksel ihtiyaçların belediyeler tarafından görülmesinin, vatandaşın hesap soracağı bir mekanizma oluşturmak adına önemi var. ‘’Çünkü vatandaş devletten hesap soramıyor. Ama belediye başkanı vatandaşı memnun etmediği zaman aynı partiden olsa bile seçilme ihtimali azalabiliyor’’ diyen ERG direktörü, belediyelerin ayrıca ders dışı etkinlik ve eğitimlerde de ciddi rol alabileceğini hatırlatıyor ve ekliyor: ‘’Ders dışı etkinliklerde ve kulüplerde, yetenek ve beceri odaklı eğitimlerde belediyeler çok ciddi rol oynayabilir, katma değer sağlayabilirler. Mesela, belediyelerin spor için yaptığı yatırımlarla okulların ihtiyaçlarını karşılaması ya da okuldaki spor mekanının ilçede mahallede yaşayan gençler ihtiyaçlarını karşılamasının konuşulması lazım.’’</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-36056 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/okullarda-ders-disi-etkinliklerin-islevleri-640x350.png" alt="" width="426" height="233" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/okullarda-ders-disi-etkinliklerin-islevleri-640x350.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/okullarda-ders-disi-etkinliklerin-islevleri.png 1000w" sizes="(max-width: 426px) 100vw, 426px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İLKE Derneği’nden Hamit Kardaş da benzer görüşte. ‘’Eğitimin belediyelere bakan yönünün yani mesleki eğitim veya kişisel eğitim gibi hizmetlerin daha sistematik ve ulaşılabilir olması gerekiyor’’ diye konuşan Kardaş, eğitimin temel sorunlarının her şehirde aynı olduğunu hatırlatıyor.</span></p>
<p><b>STK-Belediye İşbirliği Ne Kadar Mümkün? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişimi Direktörü Batuhan Aydagül, sınırları içinde bulundukları Beyoğlu Belediyesi’nin çalışmaları hakkında şunları söylüyor: ‘’Beyoğlu Belediyesi ile kurum olarak bir ilişkimiz yok. Hiç ilişki kurmayı denemedik. Yapmış oldukları iki projeden haberdarım. Birincisi her belediyenin çalışma faaliyetleri arasında olan; genç ve yetişkin nüfusa yönelik meslek edindirme kursları olan İSMEK’ler. Diğeri ise Beyoğlu Belediyesi ile Bernard Van Leer Vakfı’nın ortaklaşa hayata geçirdiği ‘Bilinçli Aile Sağlıklı Nesiller’ projesi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İLKE Derneği’nden Hamit Kardaş ise sınırları dahilinde bulundukları Üsküdar Belediyesi ile işbirliği içerisinde olmadıklarını ancak bilgi alışverişi amaçlı ziyaretlerde olumlu karşılandıklarını, 2019 yılı için belediyeyle işbirliği içinde olmayı planladıklarını kaydediyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36054 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/headline-640x320.jpg" alt="" width="440" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/headline-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/headline.jpg 660w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı soruyu yönelttiğimiz Başka Bir Okul Mümkün Derneği Ayvalık’taki durum hakkında pek iç açıcı konuşmuyor: ‘’Belediye ile yaptığımız görüşmeler, yaptığımız işin çok değerli olduğu, çocuk hakları ve eğitime belediye olarak büyük önem verdikleri, talep ve önerilerimizi samimiyetle değerlendireceklerini söyleyen fakat bir çoğu hiç gerçekleşmeyen sözlerle dolu görüşmeler olarak sürmekte.’’</span></p>
<p><b> ‘’Seçmenler Doğru Kararı Verebilmeli’’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG), erken dönem çocukluk eğitiminden yaşam boyu öğrenmeye dek eğitim öğretimin her kademesiyle, kanıta dayalı veriler ışığında ilgilenen, aynı zamanda öğretmenlerin yaşadıkları atama süreçlerini de takip eden bir sivil toplum kuruluşu. Merkezi Diyarbakır’da bulunan DİERG Direktörü Aziz Yağan, Diyarbakır Belediyesi’nin eğitim alanında yaptığı çalışmalardan Sümerpark, Cegerxwin Kültür Merkezi ve Aram Tigran Konservatuarı’nda yurttaşlara onlarca yıldır eğitimler verdiğinden söz ediyor. ‘’Bu eğitimlere epey bir rağbet olduğunu biliyoruz ancak eğitimlerdeki faaliyetlerin türü, çeşitliliği, katılımcı sayısı, eğitmenlerin sayısı ve niteliği, hizmetlerin verimliliği ile ilgili verilere sahip değiliz’’ diyen Yağan, yaklaşan yerel seçimleri anımsatarak ‘’Seçmenler eğitim hizmetlerini zenginleştirecek, yaygınlaştıracak, sürekli güncelleyecek eğitim politikalarına göre de başkan adaylarını ve ekiplerini ciddiyetle değerlendirmelidir’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağan, Diyarbakır’daki ilçe belediyelerinin eğitim alanındaki çalışmalarını şöyle anlatıyor: ‘’Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar belediyelerinin web sayfalarını incelediğinizde yapılan ya da planlanan faaliyetler hakkında bilgilere, dökümlere rastlanmıyor ancak etkinlikler sayfalarından izlenebildiği kadarıyla sosyal projeler, öğrencilere okul sonrası ders desteği, spor, kültür ve sanat içerikli kurs ve etkinlikler devam ediyor. Henüz objektif olarak bu faaliyetleri izlemeye, değerlendirmeye başlamadık.’’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlere bir önerisi de olan Yağan, ‘’Aileler mevcut yerel yönetimlerin ve yönetime aday olanların eğitim, sosyal, kültürel ve sportif hizmetlerini, projelerini seçmen olmayan çocuklarıyla tartışmalı. Onların beklentilerini, görüşlerini, eleştirilerini duymalı. Oylarını kullanırken tercih edecekleri adayın çocuklarının gelişimine uygun vaatlerde bulunması gibi kriterlere sahip olmalı’’ diyor.</span></p>
<p><b>‘’Belediyeler Çocuk Odaklı Düşünmüyor’’</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36053 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/doga_kesfi-640x427.jpg" alt="" width="411" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/doga_kesfi-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/doga_kesfi-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/doga_kesfi-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/doga_kesfi.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM’dan Levent Kahraman’a göre ‘’Yapılabilecek birçok proje, çalışma ve işbirliği fırsatı bulunmasına rağmen gerçekleşemiyor.’’ Belediyelerin çocuk odaklı bir yönetim anlayışına sahip olmadığını kaydeden Kahraman, ‘’Türkiye’nin en büyük tabiat parkına sahip kentimizde çocukların doğada olabilecekleri, eğitimlerini doğada yapabilecekleri bir alan bulunmamakta. Betonlar içinde sıkıştırılmış çocukların doğadan öğrenmeye ihtiyaçları var’’ diye konuşuyor. Yerel yönetimden beklentilerini sıralayan Kahraman, ‘’Alternatif ve eğitim dostu bir belediyenin öncelikle bu alanda yer alan eğitimci ve çocukları dinlemesi, talep ve önerilerine kulak vermesi gerekir’’ diyor ve ekliyor: ‘’Belediye sınırları içinde eğitim için ayrılmış alanların bulunması ve bunların kamuya açık ücretsiz bir şekilde kullandırılması gerekir.’’</span></p>
<p><b>Umut Vaat Eden Yerel Yönetim Örnekleri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM’dan Levent Kahraman eğitim alanında yenilikçi hizmetler sunmaya çalışan yerel yönetim örneklerini şöyle aktarıyor: ‘’Seferihisar Belediyesinin kurduğu Çocuk Meclisi ve Doğa Okulu, Tarsus Büyükşehir Belediyesinin kurduğu Tarsus Orman Okulu, Kocaeli Belediyesi’nin kurduğu Ormanya Doğa Okulu ve Eskişehir Tepebaşı Belediyesinin kurduğu Yaşam Köyü projesinin diğer belediyeler için örnek teşkil etmesinin diliyoruz.’’</span></p>
<p><b>Eğitim Uzmanları Başkan Olursa…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeyi kurum olarak siz yönetiyor olsaydınız nasıl bir başkanlık performansı sergilerdiniz diye sorduğumuz STK temsilcileri farklı noktalara değiniyor. Aydagül bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ‘’Temel hedef olarak eğitimi odağımıza koyar ve iyileştirilmesi için çalışma disiplinleri geliştirirdik. Katılımcılığı en üst seviyelerde tutardık. Yapılan her şeyde çevrenin ve vatandaşın korunmasını ve iyiliğini ön planda tutardık. Son olarak estetiğin önemini ekleyebilirim.’’ Kahraman ise ‘’BBOM ekibi belediye başkanı olsaydı öncelikle kent ile ilgili alınacak kararları çocukların da dahil olduğu katılımcı, barışçıl ve uzlaşmacı yönetişim sistemleri kurardı. Bu sayede daha yaşanabilir ve mutlu kentler yaratmaya başlardık’’ diye konuşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sosyal Kooperatifçilik” alanında farkındalığı arttırmak için çalışan BBOM Derneği’ne göre yerel yönetimlerle sivil toplum arasındaki bağın gelişmesi için yapılabilecekler şunlar: ‘’Her belediyede sivil toplum ile ilişkiler bölümlerinin kurulması, STK’ların belediyeler ile ortak projelerde yer almasının teşvik edilmesi, sivil toplum örgütlerinin kapasitelerinin ve etkilerinin artırılması için proje, fon ve eğitim desteklerinin bulunması, bu konuda her belediyede bir kuluçka merkezi veya benzeri bir yapı kurulması, iyi örneklerin ve uygulamaların paylaşılması, Belediye çalışanlarının özellikle de başkan ve başkan yardımcılarının STK temsilcileri ile düzenli buluşmalar yapması ilk etapta düşünülebilecek yenilikler olabilir.’’ </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/belediyelerin-egitimde-daha-etkin-olmasi-mumkun-mu/">Belediyelerin Eğitimde Daha Etkin Olması Mümkün Mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin Türkiye&#8217;sinde Yükseköğretim Raporu Açıklanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/gelecegin-turkiyesinde-yuksekogretim-raporu-aciklaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Feb 2019 13:56:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin türkiyesi yükseköğretim raporu]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34827</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlke Derneği Geleceğin Türkiye'sinde Yükseköğretim raporunu 12 Şubat 2019 Salı günü açıklıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/gelecegin-turkiyesinde-yuksekogretim-raporu-aciklaniyor/">Geleceğin Türkiye&#8217;sinde Yükseköğretim Raporu Açıklanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 300;">Bir kurum olarak üniversite, merak, arayış, varoluş, bilgi, evren, anlamlandırma, eleştiri, özerklik ve sorumluluk kavramları etrafında şekillenen uzun bir geçmişe ve köklü bir geleneğe sahiptir. Bu geçmiş ve gelenek üniversitenin hem en güçlü hem de en zayıf yönünü oluşturmaktadır. Uzun yıllar içinde oluşmuş derin, sistematik ve güvenilir bilgi üniversiteye güç katarken; sahip olduğu bu özgüven ve gelenek aynı zamanda değişime direnç ya da geç cevap verme ile sonuçlanmaktadır. Üniversitenin kurumsal düzeyde değişime açık olması ve kendi iç dinamikleriyle değişimi gerçekleştirmesi büyük önem arzetmektedir. Bu bağlamda raporun amacı, stratejik bir yaklaşımla yükseköğretim sistemininde değişimi yönetimi modeli önermek ve yükseköğretimde gelecek vizyonu ortaya koymak olarak ifade edilebilir.</p>
<p style="font-weight: 300;">Bu rapor yükseköğretimde değişim ihtiyacı ve yükseköğretim vizyonu olmak üzere iki temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yükseköğretimde geleceğe hazırlık ve değişim ihtiyacı ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise yükseköğretim vizyonu ortaya konulmaktadır. İkinci bölümde yükseköğretim vizyonu on iki tematik başlıktan oluşmaktadır. Raporun vizyon bölümünde önem, öncelik ve zincirleme etkisi gözetilerek yükseköğretimde değişim ve yeniden yapılanma temaları öncelikle ele alınmıştır. Daha sonra öğrencileri merkeze alan yükseköğretime erişim, eğitim ortamı, kariyer ve istihdam becerileri gibi öğrenciye değer katacak temaları içeren vizyon ortaya konulmuştur. Bu temaları akademisyenler, araştırma ve bilgi üretimine yönelik temalar izlemiştir. Raporun ilerleyen bölümlerinde sosyal ve ekonomik katkı, uluslararasılaşma ve finansman temaları ele alınmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/gelecegin-turkiyesinde-yuksekogretim-raporu-aciklaniyor/">Geleceğin Türkiye&#8217;sinde Yükseköğretim Raporu Açıklanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşılaştırmalı Bir Perspektiften Türkiye&#8217;de Aile Politikaları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/07/karsilastirmali-bir-perspektiften-turkiyede-aile-politikalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Sep 2018 09:28:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İLKE Gündem Konuşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[YEKDER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30256</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE Gündem Konuşmaları etkinliklerinin sekizincisi 8 Eylül 2018 Cumartesi günü 17.00’de İLKE Derneği Teras Salonu’nda yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/07/karsilastirmali-bir-perspektiften-turkiyede-aile-politikalari/">Karşılaştırmalı Bir Perspektiften Türkiye&#8217;de Aile Politikaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Programda, YEKDER Yönetim Kurulu Üyesi ve İLKE Araştırmacısı Merve Akkuş Güvendi tarafından kaleme alınan “Karşılaştırmalı Bir Perspektiften Türkiye’de Aile Politikaları” başlıklı Politika Notu sunulacak.</p>
<p>İLKE Politika Notları, metinlerin yazarları ve ilgili kişilerin katılımıyla düzenlenen İLKE Gündem Konuşmaları etkinliklerinde müzakere edilmektedir. Politika Notları serisinin sekizincisi olan “Karşılaştırmalı Bir Perspektiften Türkiye’de Aile Politikaları” çalışmasında ailenin sosyal refahını arttırma amacı taşıyan politikaların refah rejimlerinde nasıl olduğu, hangi bileşenlerle birlikte değerlendirildiği ve uygulama sonuçlarının yansımalarının neler olduğu incelenmektedir.</p>
<p>Türkiye’deki aile politikalarının farklı refah rejimlerinden seçilen ülkelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirildiği ve diğer refah devletleri ile benzeşen, ayrışan ve yetersiz kalan yönlerine bakılarak Türkiye’nin içerisinde bulunduğu konumu analiz eden Politika Notu, yazarı Merve Akkuş Güvendi ile uzmanların ve ilgililerinin katılımıyla değerlendirilecektir. Toplantıya katılımınızı bekleriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/07/karsilastirmali-bir-perspektiften-turkiyede-aile-politikalari/">Karşılaştırmalı Bir Perspektiften Türkiye&#8217;de Aile Politikaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslami STK&#8217;lar geleneksellikten kurumsallığa geçiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/islami-stklar-geleneksellikten-kurumsalliga-geciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 07:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Davut Şanver]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Kültür ve Eğitim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[islami stk]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal yönetim akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Sunar]]></category>
		<category><![CDATA[Turgay Aldemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşları (STK) üzerine araştırmalar ve kapasitelerini artırma çalışmaları uzun yıllardır yapılıyor. Bu çalışmalar genellikle kuruluşlarda çalışan profesyonel ya da gönüllülerin proje yazma, fon geliştirme gibi becerilerini artırmaya dönük yapılıyor ve sürekliliği olmayan projeler ekseninde gerçekleştiriyor. Öte yandan hem araştırma hem kapasite artırma projelerinin çoğu seküler STK&#8217;ları daha çok kapsıyor. Geçen cumartesi akşamı, Üsküdar&#8217;da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/islami-stklar-geleneksellikten-kurumsalliga-geciyor/">İslami STK&#8217;lar geleneksellikten kurumsallığa geçiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşları (STK) üzerine araştırmalar ve kapasitelerini artırma çalışmaları uzun yıllardır yapılıyor. Bu çalışmalar genellikle kuruluşlarda çalışan profesyonel ya da gönüllülerin proje yazma, fon geliştirme gibi becerilerini artırmaya dönük yapılıyor ve sürekliliği olmayan projeler ekseninde gerçekleştiriyor. Öte yandan hem araştırma hem kapasite artırma projelerinin çoğu seküler STK&#8217;ları daha çok kapsıyor. Geçen cumartesi akşamı, Üsküdar&#8217;da tanıtımı yapılan <a href="http://ilke.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İLKE Derneğ</a>i&#8217;nin (İlim Kültür ve Eğitim Derneği)  kurduğu &#8216;Kurumsal Yönetim Akademisi&#8217; ise yeni bir girişim olarak karşımıza çıktı. Hem islami STK&#8217;lar üzerine araştırmalar gerçekleştiriyor hem de çoğunluğunu islami kesimin oluşturduğu kuruluşlara kapasite geliştirme hizmeti veriyor.</p>
<p>İLKE Derneği&#8217;nin &#8216;Kurumsal Yönetim Akademisi&#8217;ni tanıttığı toplantıya Üsküdar Belediye Başkanı, kaymakamı, Şehir Üniversitesi ve Medeniyet Üniversitesi rektörleri, çok sayıda akademisyen ve STK yöneticisi katıldı. STK&#8217;ların “geleceğe hazırlanma”, “strateji geliştirme”, “organizasyonel yapılanma”, “yönetim becerileri” ve “insan istihdamı” gibi yönetsel konularda daha sistemli ve verimli çalışmaları için çeşitli eğitim, araştırma, uygulama, yayın ve akademik çalışmalar yapmayı planlayan &#8216;Kurumsal Yönetim Akademisi&#8217; tanıtım toplantısında “Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” araştırmasının sonuçları da açıklandı.</p>
<p><strong>İslami STK&#8217;ların eriştiği imkanlar genişliyor ancak yeni konulara ve alanlara a</strong><strong>ç</strong><strong>ılamıyor</strong></p>
<p>Toplantı Mütevelli Heyet Başkanı  Davut Şanver&#8217;in açılış konuşmasıyla başladı. Şanver konuşmasında araştırmaya atıfla islami STK&#8217;ların önemli gelişmeler kaydettiğini, toplumla, devletle ve siyasetle ilişkilerinin hayli değiştiğini ancak pek çok gelişmeye rağmen işlerin pek de iyi gitmediğini ve STK&#8217;ların bu durumu artık sorgulamaya başladığını söyledi. Söz konusu araştırmanın da bu sorgulamaya katkı sağlayabilecek önemli bir girdi olduğunun altını çizdi. Daha sonra selamlama konuşmaları yapan konuşmacılar da islami STK&#8217;ların içinde bulunduğu durumun, özellikle devletle ilişkiler, yeni alanlara ve konulara açılma konusunda gelişme sağlanamayışı, finansal kaynaklarla mesafenin kaybolması gibi konularda yaşanan sorunların altını çizdi. Üsküdar&#8217;ın gerek hemşehri gerekse de hizmet ve fikir alanında pek çok kuruluşa ev sahipliği yapan bir STK&#8217;lar cenneti olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, yerel yönetimlerle STK&#8217;lar arasında kuvvetli ilişkiler olduğunu, STK&#8217;ların yerel yönetimler için çok önemli bir iş birliği kanalı olduğunu ifade etti. Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek yaptığı konuşmada STK&#8217;ların şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda iyi bir performans sergilemediklerini, bu nedenle bağış yapmak isteyen vatandaşların nereye bağış yapabileceklerini kendilerine sorduğunu ifade etti.</p>
<p>Selamlama konuşması yapan Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, islami kesimin STK&#8217;larının eğitim, hayırseverlik, yardım gibi alanlara sıkıştığını, çevre, ekoloji, kadın, çocuk, sinema gibi alanlara genişleyemediğini, acıların yaralarını sarmak kadar diğer alanlarda da etkili olmaları gerektiğini vurguladı. Aldemir, Bunun için her kesimin kendi birikimi ve bulunduğu alana uygun katkı yapması gerektiğini ifade etti. Söz gelimi Suriyelilere yardım için harekete geçen bir üniversitenin işinin, un ve ekmek yardımı yapmak olmadığını, eğitimler, sempozyumlar, bilgi üretimi gibi kendilerine uygun faaliyetler geliştirmeleri gerektiğini ifade etti. Aldemir STK&#8217;ların devletleşmeye, devletin de sivilleşmeye başladığı tespitini yaptı ve farklılıkları zenginlik olarak gören bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğine işaret etti. Medeniyet Üniversitesi Rektörü İhsan Karaman da konuşmasında islami STK&#8217;ların ya kaynak küçük olsun sahih olsun anlayışında olduklarını ve ilerleme kaydedemediklerini ya da sırtlarını bir şirkete, cemaate ve devlete dayadıklarını ve sivillikten uzaklaştıklarını dile getirerek, İslami STK&#8217;ların kaynak için &#8216;hizmeti götürmek istediği millete başvurmaları&#8217; gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Kurumsal Yönetim Akademisi Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş akademiyi tanıttığı “Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim, Süreklilik ve Kurumsallaşma” konulu konuşmasında STK&#8217;ların niceliksel olarak büyüme ve genişleme yaşadıklarını, buna niteliksel değişimin de eşlik etmesi gerektiğinin altını çizdi. Gönüllü kuruluşlar için genel geçer ve tek bir çözümün olmadığını söyleyen Erdoğmuş, yeni bir kurumsal yönetim anlayışına ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Bir elin verdiğini diğerinin görmediği bir değerin, STK&#8217;ların şeffaflığının önünde bir engel oluşturmaması gerektiğini, STK&#8217;ların amaçlarını belirleme, kaynak ve kapasitelerini yorumlama, kararlarına uygun stratejiler oluşturma ve faaliyetler geliştirme, nitelikli ve gönüllü insan kaynağı temin etme, finansal kaynaklar bulma ve geliştirme gibi yeni gündemleri olduğunu ifade eden Erdoğmuş, STK&#8217;ların zamana uygun bir liderlik anlayışına ihtiyacı olduğunu tek kişilik liderlikten kolektif liderliğe geçiş döneminde olduklarını da sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Devletle barışık, değiştirmekten ziyade uyumlulaştırmayı hedefleyen, Batılı STK modeli ortaya </strong><strong>ç</strong><strong>ıkıyor</strong></p>
<p>Toplantının son ve en kapsamlı konuşmasını yapan Doç. Dr. Lütfi Sunar, üç yıldır sürdürdükleri “Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Sunar yaşı 20&#8217;nin üzerinde olan STK&#8217;lardan 40 üst düzey yönetici ile yapılan mülakatlara dayanan araştırmanın başlığındaki islami tanımlamasının normatif değil, betimleyici bir karakteri olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Sunar, Osmanlı döneminin büyük kısmında sosyal hareketliliğe imkan veren medreseler ile refahın yeniden dağıtımında rol üstlenen vakıfların Osmanlı Devleti&#8217;nin siyasal modeli olan adalet merkezli adem-i merkeziyetçi yapısını mümkün kılan sivil unsurlar olduğunu dile getirdi. Ancak son 200 yıldaki modernleşme sürecinde adem-i merkezi yapı yerini merkeziyetçi sisteme bıraktığından bu modelin bozulduğunu, bunun da devlet ile sivil alan arasında bir gerilim ürettiğini ifade etti. Cumhuriyet döneminde ise islami sivil toplumun dört ana döneminden bahsedilebileceğini dile getiren Sunar, 1924-50 arasının &#8220;kurumsal olmayan sivil gruplar&#8221; dönemi, 50-80 arasının islami aktörlerin kamusal alana döndüğü ve dayanışmadan kurumsallığa geçişin yaşandığı &#8220;cemaatsel oluşumlar ve temsil mekanizmaları&#8221; dönemi, 1980-2000 arasının &#8220;girişimci sivil kuruluşlar dönemi&#8221; ve 2000 sonrasının önce 28 Şubat etkisiyle siyasallıktan sivilliğe kaçış, daha sonra da siyasal kutuplaşma, devletle barışma ve siyasete entegrasyon ile karakterize olan &#8220;kurumsallaşma ve profesyonelleşme dönemi&#8221; olarak adlandırılabileceğini ifade etti.</p>
<p>Lütfi Sunar, son dönemin dönüşümüne odaklanan araştırmanın öne çıkan sonuçlarının ise şunlar olduğunu söyledi:</p>
<ul>
<li>İslami STK&#8217;lar geleneksel cemaat yapılarından yeni kurumsallaşmış yapılara dönüşü, bu süreçte enformellik yerini formelliğe bırakırken kurumsallaşmada başarılı örneklerin taklit edildiği izomorfik bir değişim gözleniyor.</li>
<li>İçe dönük bilinçlendirme faaliyetlerinden dışa dönük bilgilendirme faaliyetlerine geçiş, islami bilinçlendirme araçları katılımcılarına formel beceri ve birikim kazandırmaya dönüşürken, geleneksel sohbetler yerini formel eğitimlere bırakıyor. Bu durum, düzenle, uyumsuzluktan ve dönüştürücülükten ziyade uyumlulaştırma karakteri gösteriyor.</li>
<li>İnternetin yaygınlaşması ve sosyal medyanın, iletişimi yeniden şekillendirmesi ile islami aktörler de yeni kamusal temsil biçimlerine geçiyor. Bu geçiş protest radikal dilin yerini kamusal temsilli dindarlığa bırakıyor.</li>
<li>Küreselleşme, uluslararasılaşma, devletin dış dünyaya açılımı gibi faktörlerle yerel toplumsal ilişkilerden uluslararası ilişki ağlarına geçiş yaşanıyor.</li>
<li>Zekat, infak, bağış gibi geleneksel hayırseverlik ve dini dayanışma duygularına dayanan mali kaynakların yerini yeni dışsal fonlara bıraktığı gözleniyor.</li>
<li>Adanmış insandan eğitimli insana geçiş yaşanıyor. Yeni kurumsallık, yeni tür faaliyetleri gerçekleştirebilecek bir donanım gerektiriyor ve yeni eğitimli insan tipolojisi öne çıkıyor.</li>
<li>Uzmanlaşma ve odak alanlarda çalışma profesyonelleşmeyi getiriyor. Kuruluşlar toplumsal hizmetten profesyonelleşmiş uzman kuruluşlara dönüşü</li>
<li>Kadınlar kenardan merkeze hareketleniyor, yönetimlerde daha faza yer buluyor ve görünür hale geliyor.</li>
<li>Kapalı mekanlardan açık kamusal mekanlara geçiliyor. Tabelalar büyüyor, ilgi çekici hale geliyor, ana güzergahlara taşınılıyor ve iç tasarım modernleşiyor.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lütfi Sunar araştırma sunumunu, dönüşümün esas olarak toplumsal alanın değişimi ile paralel olduğunu, islami STK&#8217;ların eğitimsiz yoksullardan eğitimli orta sınıfın hakimiyetine geçtiğini, devletle daha barışık bir yapının ve batılı bir STK modelinin ortaya çıkmakta olduğunu tespit ederek bitirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/islami-stklar-geleneksellikten-kurumsalliga-geciyor/">İslami STK&#8217;lar geleneksellikten kurumsallığa geçiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK’larda Gönüllü ve Profesyonel Çalışan İstihdamının Geliştirilmesi Çalıştayı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/stklarda-gonullu-profesyonel-calisan-istihdaminin-gelistirilmesi-calistayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2017 10:59:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal yönetim akademisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14139</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademisi&#8217;nde bu hafta STK’larda Gönüllü ve Profesyonel Çalışan İstihdamının Geliştirilmesi Çalıştayı&#8217;nı düzenliyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarından dernek yöneticilerinin ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşecek çalıştay 6 Mayıs&#8217;ta</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/stklarda-gonullu-profesyonel-calisan-istihdaminin-gelistirilmesi-calistayi/">STK’larda Gönüllü ve Profesyonel Çalışan İstihdamının Geliştirilmesi Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademisi&#8217;nde bu hafta STK’larda Gönüllü ve Profesyonel Çalışan İstihdamının Geliştirilmesi Çalıştayı&#8217;nı düzenliyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarından dernek yöneticilerinin ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşecek çalıştay 6 Mayıs&#8217;ta</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14141" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ilke-der-calistay-ss-e1493722687777.png" alt="" width="627" height="631" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/stklarda-gonullu-profesyonel-calisan-istihdaminin-gelistirilmesi-calistayi/">STK’larda Gönüllü ve Profesyonel Çalışan İstihdamının Geliştirilmesi Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademi&#8217;sinde &#8220;İletişim ve İkna&#8221; eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/ilke-dernegi-kurumsal-yonetim-akademisinde-iletisim-ikna-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2017 10:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal yönetim akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Profesyonel Gelişim Seminerleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13851</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademi’sinin 2017 yılı faaliyetleri “Profesyonel Gelişim Seminerleri” dizisinin ikinci eğitimi, yönetim psikolojisi uzmanı İbrahim Zeyd Gerçik’in “İletişim ve İkna”eğitimi ile devam ediyor. 29 Nisan 2017 Cumartesi tarihinde İLKE Derneği&#8217;nde 16.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek etkinliğe katılım ücretsiz olacak. Eğitim STK’larda profesyonel ve gönüllü çalışanlara açıktır. İletişim ve İkna başlıklı eğitimde İbrahim Zeyd [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/ilke-dernegi-kurumsal-yonetim-akademisinde-iletisim-ikna-egitimi/">İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademi&#8217;sinde &#8220;İletişim ve İkna&#8221; eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademi’sinin 2017 yılı faaliyetleri “Profesyonel Gelişim Seminerleri” dizisinin ikinci eğitimi, yönetim psikolojisi uzmanı İbrahim Zeyd Gerçik’in “İletişim ve İkna”eğitimi ile devam ediyor.</h3>
<p>29 Nisan 2017 Cumartesi tarihinde İLKE Derneği&#8217;nde 16.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek etkinliğe katılım ücretsiz olacak. Eğitim STK’larda profesyonel ve gönüllü çalışanlara açıktır.<br />
İletişim ve İkna başlıklı eğitimde İbrahim Zeyd Gerçik şu konular üzerinde duracak:</p>
<p>• Liderliğin Omurgası: Güven İnşası<br />
• İnsanı Harekete Geçirme: Sevgi İnşası<br />
• İknanın Ahlaki İlkeleri</p>
<p>Başvurmak için <a href="https://docs.google.com/forms/d/16eA-xTeji8xyqIN48JWbUWWa_s16PAqSxCUhHcfBuRE/edit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/ilke-dernegi-kurumsal-yonetim-akademisinde-iletisim-ikna-egitimi/">İLKE Derneği Kurumsal Yönetim Akademi&#8217;sinde &#8220;İletişim ve İkna&#8221; eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Muhafazakâr kadınlar Instagram&#8217;da paylaşım yaparken mahremiyetlerini ihlal ettiklerini düşünüyorlar&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/01/muhafazakar-kadinlar-instagramda-paylasim-yaparken-mahremiyetlerini-ihlal-ettiklerini-dusunuyorlar/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/01/muhafazakar-kadinlar-instagramda-paylasim-yaparken-mahremiyetlerini-ihlal-ettiklerini-dusunuyorlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2017 14:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Hafsa Nur Aslanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Instagram]]></category>
		<category><![CDATA[muhafazakar genç kuşak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&#8217;nde Felsefe Tarihi yüksek lisans eğitimi gören Hafsa Nur Aslanoğlu İLKE (İlim Kültür Eğitim) Derneği&#8217;nin Yüksek Lisans Destekleme Programı için bir çalışma hazırladı. &#8220;Muhafazakâr Genç Kuşağın Instagram Profilleri&#8221; başlıklı bu çalışma hakkında Aslanoğlu&#8217;yla sohbet ettik. Aslanoğlu muhafazakâr kadınlar özelinde yaptığı bu çalışma sırasındaki gözlemlerini bizimle paylaştı. &#8220;Instagram&#8217;ı seçme sebebim son dönemde en [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/01/muhafazakar-kadinlar-instagramda-paylasim-yaparken-mahremiyetlerini-ihlal-ettiklerini-dusunuyorlar/">&#8220;Muhafazakâr kadınlar Instagram&#8217;da paylaşım yaparken mahremiyetlerini ihlal ettiklerini düşünüyorlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&#8217;nde Felsefe Tarihi yüksek lisans eğitimi gören Hafsa Nur Aslanoğlu İLKE (İlim Kültür Eğitim) Derneği&#8217;nin Yüksek Lisans Destekleme Programı için bir çalışma hazırladı. &#8220;Muhafazakâr Genç Kuşağın Instagram Profilleri&#8221; başlıklı bu çalışma hakkında Aslanoğlu&#8217;yla sohbet ettik. Aslanoğlu muhafazakâr kadınlar özelinde yaptığı bu çalışma sırasındaki gözlemlerini bizimle paylaştı.</strong><span id="more-17725"></span></p>
<h4>&#8220;Instagram&#8217;ı seçme sebebim son dönemde en popüler uygulama olması&#8221;</h4>
<p><strong>-Bu konuyu neden seçtiniz?</strong></p>
<p>Hepimizin içinde olduğu bir konu. Sosyal medya çoğumuzun her an içerisinde yaşadığımız bir ağ. Instagram&#8217;ı seçme sebebimse son dönemde en popüler uygulama olması. Facebook ve Twitter&#8217;a kıyasla Instagram daha çok görsel odaklıydı ve özel alan ifşasına yatkındı. Yakın çevremdeki Instagram kullanıcılarını gözlemliyordum ve onların bu uygulamayı ne kadar sık kullandıklarını görüyordum. Bu bende bir ilgi uyandırdı. Bu şekilde karar verdim.</p>
<h4>&#8220;İnsanlar fotoğrafları paylaşıyorlar fakat daha sonra paylaşımlardan pişmanlık duyuyorlar&#8221;</h4>
<p><strong>-Muhafazakâr kadınların Instagram kullanımına yönelik çalışmadan önceki izlenimleriniz neydi?</strong></p>
<p>İzlenimlerimi sürekli kıyaslama üzerinden yaptım. Annemi ve annemin yaş grubundaki insanlarla kendi yaş grubumdaki insanlar arasında bir kıyaslamaydı bu. Sürekli fotoğrafını çekeceksin ve bunları insanlarla paylaşacaksın. Onlar için muhtemelen anlaşılmaz olan bu durum bizim neslimizin gerçekliği oldu. Şu çok fazla dikkatimi çekti; insanlar fotoğrafları paylaşıyorlar fakat daha sonra paylaşımlardan pişmanlık duyuyorlar. Yani o süreçteki sıkıntı dikkatimi çekti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12001" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/muhafazakar-kadin.png" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>-Bu pişmanlık hissetme duygusu belli bir topluluğa mı ait yoksa genel Instagram kullanıcılarının kapıldığı bir his mi?</strong></p>
<p>Tamamen belli bir gruba ait. Ben bunu muhafazakâr dediğimiz kitle için söylüyorum.</p>
<p><strong>-Peki muhafazakâr kadınlar neden pişmanlık duyuyorlar?</strong></p>
<p>Çünkü alışık olmadıkları bir şey ve mahremiyetlerini ihlal ettiklerini düşünüyorlar. Paylaşımını yapıyor ve bir sürü insan o paylaşıma bakıyor, etkileşim veriyor. Yüzünün göründüğü fotoğrafı yabancı bir erkek beğendiğinde bir iç çatışmaya giriyor kendisiyle. Profilde manzara fotoğrafları da var, onlar beğenilince bir sorun olmuyor ama yüzünün belli olduğu fotoğraflar beğenildiği zaman bir çatışma yaşamaya başlıyor.</p>
<p><strong>-Neden &#8220;muhafazakâr&#8221; kadınlar? Neden Müslüman kadınlar veya dindar kadınlar değil de muhafazakâr demeyi seçtiniz?</strong></p>
<p>Aslında bu biraz karşı söylemin tanımı, tamamen bize ait bir tanım değil. Çoğu insan kendini muhafazakâr değil de Müslüman olarak tanımlıyor. Fakat muhafazakârlık dediğimiz bir hal var ve bu muhafazakârlık hali Türkiye&#8217;deki muhafazakârlık tanımıyla tam örtüşmüyor. Muhafazakâr belli değerleri koruyan insana denir, fakat şu an ülkemizde Müslümanlar için muhafazakâr denilmeye başlandı ve bu da son zamanlarda gerçekleşen bir şey. Müslümanların markalaşmaya başladığı dönemde başladı sanırım bu tanımlama.</p>
<h4>&#8220;Son zamanlarda yaşam şekli görselleştirilen ve değer atfedilen bir şey haline geldi&#8221;</h4>
<p><strong>-Müslümanların markalaşmasından kastınız ne?</strong></p>
<p>Daha çok görselleştiği aslında. Markalaşmaktan kastım Müslümanların zenginliği sergilemeleri, giydikleri markayla önem kazanmaları ve sahnede daha fazla yer almaları. Belki hep marka giyiniliyordu fakat son yıllarda bunu daha fazla görmeye başladık. Örneğin benim üniversite yıllarımdan bu yana bir arkadaşım var. Biz onunla 5 sene önce tanışmıştık, fakat ben kendisinin zengin olduğunu şu son bir buçuk sene içerisinde öğrendim. Normalde o aynı hayatı yaşamaya devam ediyordu fakat Instagram gibi uygulamaların yaygınlaşmasıyla ben onun aslında çok zengin olduğunu öğrendim. Şu anda da 30-40 bin civarı takipçisi var.</p>
<p>Toparlarsam; son zamanlarda yaşam şekli görselleştirilen ve değer atfedilen bir şey haline geldi. Fakat benim çalışma yaptığım grup bu kadar fazla takipçisi olan kişilerden oluşmuyor. Daha az takipçileri var. Instagram&#8217;ı daha sınırlı kullanan, belli sınırlara dikkat eden ve sınırı aştığını düşünebilen, pişmanlık hisseden insanlar.</p>
<p>Müslüman demememin sebebi aslında şu; bizden önceki nesle kıyasla daha farklı bir yaşam şeklini yaşayan kadınlar var ve bu kadınlar İslam’ın çatışma yaşadığı noktaları içinde bulundukları çağın getirilerine uydurma çabası içerisindeler. Daha sekülerleşmiş, seküler yaşam biçimine neredeyse tamamen uyum sağlamış başını örten kadınlar olarak tasvir edebiliriz muhafazakâr kadınları. Namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar, vakti geldiğinde Hacca, umreye gidiyorlar&#8230; Bunlar hep korumaya devam ettikleri bir değer olduğunu gösteriyor. Korudukları bazı değerler var, fakat yaşam şekli itibariyle de seküler hayata uyum sağlama çabaları her geçen gün artarak devam ediyor. Bu sebeple muhafazakâr tanımını kullanmayı tercih ettim.</p>
<h4>&#8220;Erkekler muhafazakâr kadınların paylaşımlarında süs eşyası&#8221;</h4>
<p><strong>-Peki neden kadınlarla çalışmaya karar verdiniz?</strong></p>
<p>Aslında bu çalışmanın bir ayağı da erkeklerle yapılmalı ve onlarla farklı bir çalışma yürütülmeli. Kadınların profillerini incelediğimde fark ettiğim şey şu; erkekler bu kadınların fotoğraf karelerinde nesne konumundalar. Yani kadınlar fotoğrafın odak noktası, erkekler de oradaki tamamlayıcı bir süs eşyası. Direkt özne olarak var olmuyorlar.</p>
<h4>&#8220;Örtü, kadınların kamusal alanda görünebilmeleri için var zaten ama Müslümanların zihnindeki kamusallıkta bir sıkıntı var&#8221;</h4>
<p><strong>-Kadınlar mahremi ifşa ettiklerini düşündükleri için pişmanlık duyuyorlar demiştiniz. Sizce erkekler de mahremin ifşasından dolayı bir pişmanlık hissine kapılıyorlar mı? Yoksa bu pişmanlık kadınlara mı özgü?</strong></p>
<p>Müslümanlar arasında erkeğin dışa dönük bir yeri var. Kadınınsa yeri sanki hep evin içi. Bu algı birçok sorunun kaynağı. Geçenlerde başörtülü bir kadının pilot olmasıyla ilgili haberlere denk gelmişsinizdir siz de. İnsanların şaşkın tepkilerine kızan bir Twitter kullanıcısı &#8220;Zaten başörtüsü, onu örten kadın doktor olsun, pilot olsun, sokağa çıksın, dışa dönsün diye var. Eğer bunları yapamayacaksa başörtüsünün ne anlamı var, gider evinde oturur&#8221; gibisinden şeyler demişti. Örtü, kadınların kamusal alanda görünebilmeleri için var zaten ama Müslümanların zihnindeki kamusallıkta bir sıkıntı var. Kadınların kamusal alanda var olması uzun zaman çok mümkün olamadı, son 10 yıldır belli sancılarla mümkün olabiliyor. Erkeklere ise kamusal alan hep açıktı zaten. Bu yüzden hiçbir erkek mahremini ifşa ettiği hissine kapılmıyor. Bu yüzden erkeklerin pişmanlık duyduğunu da pek sanmıyorum. Kadınlarsa yeni kamusallaşan ve özel alanlarından çıkan, çıkmak isteyen figürler.</p>
<p><strong>-Kadınların hem kamusal alanda var olmak istediklerini söylüyorsunuz hem de bunu yapma biçimlerinden pişmanlık duyduklarını. Bir çelişki içerisindeler mi?</strong></p>
<p>Aslında tamamen dengeyi kuramamalarından kaynaklanıyor, en azından böyle hissediyorlar. Kadınların kamusal alanda var olmaları gerekli bir durum elbette, ama bunu yapma yöntemleri sonrasında onlarda sıkıntı uyandırıyor. O an o fotoğrafı bir şeyden bahsetmek için değil de kendini güzel bulduğu için paylaşıyorsa sonrasında neden paylaştığı konusunda bir iç muhasebeye giriyor, pişman oluyor ama fotoğrafı da kaldırmıyor. Buradaki pişmanlık unsuru sadece fotoğraf da değil, örneğin içini döküyor uzun uzun ve sonra &#8220;Bunu neden paylaştım tanımadığım bu kadar insanla?&#8221; diyerek duygularını ifşa ettiği için rahatsızlık duyuyor.</p>
<p><strong>-Muhafazakâr kadınlar Instagram&#8217;da en çok neleri paylaşıyor?</strong></p>
<p>Kendi fotoğraflarını paylaşıyorlar. Eğer nişanlı, sözlü ya da evlilerse medeni durumlarını öne çıkaran paylaşımlar yapıyorlar. Bu medeni haller birden bire tüm fotoğraflarda baskın hale geliyor. Nişanlılık öncesi ve sonrası arasındaki farklar bariz olarak görülebiliyor. Benim katılımcı kitlem markaları çok fazla öne çıkaran bir kitle değildi. Daha çok günlük hayatından kareleri paylaşmayı seviyorlar. Okuduğu kitabı, oturduğu kafeyi, gezdiği yeri paylaşan bu kişiler ortalama muhafazakâr kadınlar.</p>
<h4>&#8220;Ben aslında orta sınıfın iç çatışmasını gözlemlemek istedim&#8221;</h4>
<p><strong>-Katılımcı kitlenizi seçerken nelere dikkat ettiniz?</strong></p>
<p>Sınıfsal ayrışmanın son zamanlarda iyice belirginleştiğini düşünüyorum. Müslüman toplumlarda bu kadar belirgin olmaması gereken bu ayrım muhafazakâr camiada da mevcut. Alt tabaka var, orta sınıf var ve üst sınıf var. Burada benim esas aldığım kesim orta sınıf oldu. Üst sınıf uç bir örnek olabilirdi. Ben aslında orta sınıfın iç çatışmasını gözlemlemek istedim. Gerçekten bu çatışma var mı yoksa bu bizim iddia ettiğimiz bir şey mi onu merak ettim ve çalışmaya başladığımda bu çatışmanın var olduğunu gördüm. Beni bu çalışmaya teşvik eden şeylerden biri de üst sınıfın çok görünür olması oldu. Üst sınıftan kastım 30-40 bin takipçisi olan &#8220;yeşil sosyete&#8221; diyebileceğimiz bir topluluğa dâhil kadınlar. Bu Instagram kullanıcıları Müslüman kadınların hayat tarzlarının temsilcisi gibi görülmeye başlanmıştı. Bu yüzden orta sınıf muhafazakâr kadınlara da ışık tutmak gerektiğini düşündüm. 20-25 yaş aralığında, üniversite öğrencisi ya da yeni mezun olmuş, bekarın da evlinin de olduğu orta sınıf bir katılımcı kitlem oldu.</p>
<p><strong>-Maddi durum Instagram kullanımını ne şekilde etkiliyor?</strong></p>
<p>Üst sınıf kullanıcılar giydikleri markalarla, seyahat ettikleri mekânlarla ve göz alıcı yaşam tarzlarıyla Instagram&#8217;da belli bir ağırlığı oluşturuyorlar. Alt sınıftan gelen kullanıcılar eğer çok takipçisi olsun istiyorsa o markaları giyemese bile o göz alıcı yaşamı taklit etmek ve o görünümü sağlamak zorunda kalıyor. Takipçi edinme yolunu üst sınıftan gelen Instagram kullanıcıları belirliyor.</p>
<p><strong>-Yani belli bir görselliği sağlamak gerekli?</strong></p>
<p>Evet. Benim katılımcılarla konuştuğum konulardan biri de buydu. Hepsi eğer daha fazla takipçiye ulaşmak istiyorlarsa mahremiyeti bir kenara bırakmaları gerektiğini düşünüyorlardı. Çünkü sınıf yok, zaten profiliniz 30 bin insan tarafından takip ediliyor ve siz o sayıda takipçiye sürekli çay bardağı, çay tabağı kombini paylaşarak sahip olmuyorsunuz. Nişanlanıyorsunuz, sizin nişan yemeğini sunduğunuz tabağı görmek istiyorlar. O tabağı görmesi gerekiyor. Paylaşıyorsunuz ve takipçi tatmin oluyor. Yani bu karşılıklı bir durum, takipçinin isteklerini görmezden gelerek var olmak pek mümkün değil.</p>
<h4>&#8220;Instagram&#8217;ı hayatına ciddi ölçüde dâhil etmiş insanlar için artık fotoğraf çekmek anı yaşamaya engel değil&#8221;</h4>
<p><strong>-Peki konuştuğunuz katılımcı kitlesi fotoğraf paylaşırken &#8220;anı kaçırma&#8221; kaygısı duyuyor mu? Bu sizin kitlenize sorduğunuz sorulardan biriydi. Nasıl cevaplar aldınız?</strong></p>
<p>Bu sorunun cevabını çok merak ediyordum. Bu kadar sık fotoğraf paylaştıklarına göre anı yaşamaları pek mümkün değil gibi görünüyor dışarıdan. Fakat bu kitle için fotoğraf çekmek çok da anı yaşamaya engel olan bir durum değil. Aslında anın içinde olan bir şey, artık böyle bir noktada. Yani fazladan bir aktivite değil, artık günlük aktiviteye dâhil olmuş durumda. Bir mekâna gidiliyor, fotoğraf çekiliyor, o çekim yapıldıktan ve paylaşıldıktan sonra sohbete geçiliyor. O fotoğraf çekiminin bir vakti var. Aklımdaki sorulardan biri şuydu çalışma sırasında; fotoğrafı sosyal medyada paylaşmak için mi çekiyorlar yoksa hatıra olsun diye çekilen fotoğrafı mı paylaşıyorlar? Cevap birincisiymiş. Sosyal medyada paylaşılacağı için çekiliyormuş. Fakat ben artık kafamızda oluşan &#8220;anı yaşamaya engel&#8221; yargısından çıktığımı düşünüyorum. Instagram&#8217;ı hayatına ciddi ölçüde dâhil etmiş insanlar için artık fotoğraf çekmek anı yaşamaya engel değil.</p>
<p><strong>-Katılımcı kitlenize sorduğunuz diğer sorular nelerdi?</strong></p>
<p>Mahremin sınırlarını sordum. Bu mahremin sınırlarını Instagram&#8217;da nasıl ihlal ettiklerini düşündüklerini sordum. Pişmanlık duyup duymadıklarını öğrenmek istedim. Mahremiyetlerini koruyarak Instagram&#8217;da ya da sosyal medyada var olup olamadıklarını sordum. Medeni durumla ilgili paylaşımları nasıl karşıladıklarını ve evin mahrem bir alan olup olmadığını sordum. Çoğu katılımcım evin mahrem bir alan olduğunu ve paylaşılmaması gerektiğini düşündüğünü söyledi.</p>
<p><strong>-Evin paylaşılmasından kastınız ne?</strong></p>
<p>Evi görselleştirerek yani evi ön plana çıkararak yapılan paylaşımlar. &#8220;Pijamamla dolaştığım, mahremimi yaşadığım evim burası&#8221; mesajını veren paylaşımlar. Bir de gerçekten görselde neyin ön plana çıkarılmak istendiğini anlamak mümkün. Fotoğraf metin görevi görüyor.</p>
<h4>&#8220;Muhafazakâr kadın mahremiyeti ihlal ederek kamusal alanda var olmaya başladı&#8221;</h4>
<p><strong>-Mahremiyet hassasiyeti muhafazakâr kadına mı özel?</strong></p>
<p>Hayır kesinlikle değil. Tanıdığım birçok seküler kadın mahremiyet konusunda oldukça hassas. Burada başladığımız yere dönüyoruz. Müslüman kadının kamusal alanda var olma problemi var. Muhafazakâr kadın mahremiyeti ihlal ederek kamusal alanda var olmaya başladı.</p>
<p><strong>-Bunun sebebi nasıl var olacağı hakkında kafasının karışık olması mı?</strong></p>
<p>Ben böyle düşünüyorum. Bir kafa karışıklığı var çünkü hala bir erkek Instagram&#8217;da başörtülü bir kadının fotoğrafını beğenir fakat okulda karşılaştığında selam vermeden geçip gider. Bu bize ciddi bir kafa karışıklığının söz konusu olduğunu gösteriyor. Sosyal medya da kamusal bir alan. Orada fotoğrafımı beğenebiliyorsan kampüste gördüğünde de selam verebilirsin. Buradan şunu çıkarıyorum; kamusal alan algımızda bir sıkıntı var.</p>
<p><strong>-Muhafazakâr kadınlar Instagram paylaşımlarına ne gibi yorumlar alıyor? Eleştirel yorumlar mahremiyeti aşma pişmanlıklarını besleyebiliyor mu?</strong></p>
<p>Daha iki gün önce bir arkadaşımın paylaşımına denk geldim. Kendisi benim katılımcı kitlemden değil ama bu profile uyan biri. Biri Instagram&#8217;ın mesaj kısmından yazarak ona nasihat veriyor &#8220;Kardeşim niye böyle yapıyorsun? Kendini bu kadar ortaya koyma, paylaşma. Günaha giriyorsun, biraz geri planda dur&#8221; gibisinden bir şeyler yazmış. Arkadaşımsa bu mesajın görüntüsünü alıp &#8220;Kendilerini ahlak bekçisi sananlar var&#8221; diyerek paylaşıyor. Bu genelde böyle oluyor. &#8220;Uyarılan&#8221; kadın sert bir tepki veriyor bu tür uyarılara. Uyarı biçimi de çok etkili tabii, onu göz ardı edemeyiz.</p>
<h4>&#8220;Başını örten bir kadının üstlendiği rol tüm kamusal alanlarda geçerli&#8221;</h4>
<p><strong>-Son olarak şunu sorayım; kamusal alan algısındaki sıkıntı neden kaynaklanıyor?</strong></p>
<p>İlahiyat kökenim de olduğu için çok sık karşılaştığım bir gerilim var. Erkekler ve kızlar kantinlerde karışık mı otursun, ayrı mı otursun? Erkekler sınıflarda öne mi otursun, arkaya mı otursun? gibi. İki kişilik sırada karşı cinsle beraber oturmak istemeyen kız veya erkek öğrenci, toplu taşımada yanına karşı cinsten biri oturunca aynı ısrarı göstermiyor, kabulleniyor. Benzeri bir durum sosyal medyada da var. Sınıfta bir erkek bir kızın yüzüne kolay kolay iltifat edemez fakat Instagram&#8217;da paylaştığı fotoğrafı &#8220;beğenebiliyor&#8221; Sosyal medya kamusal alana dâhil değilmiş gibi bir algı var. Oysa kadınların şunu anlamaları gerekiyor; başörtü zaten kamusal alan için. Bunu erkeklerin de anlaması gerekiyor. Başını örten bir kadının üstlendiği rol tüm kamusal alanlarda geçerli. Buna toplu taşıma da dâhil, sosyal medya da.</p>
<h6>Çalışmanın metnine ulaşmak için <a href="http://www.ilem.org.tr/blog/wp-content/uploads/2016/09/Muhafazakâr-Genç-Kuşağın-Instagram-Profilleri.pdf" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/01/muhafazakar-kadinlar-instagramda-paylasim-yaparken-mahremiyetlerini-ihlal-ettiklerini-dusunuyorlar/">&#8220;Muhafazakâr kadınlar Instagram&#8217;da paylaşım yaparken mahremiyetlerini ihlal ettiklerini düşünüyorlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/01/muhafazakar-kadinlar-instagramda-paylasim-yaparken-mahremiyetlerini-ihlal-ettiklerini-dusunuyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
