<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ihraç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihrac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihrac/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:07:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ihraç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihrac/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TÜSİAD: Son KHK’nın düzeltilmesini ve OHAL şartlarının geride kalmasını temenni ediyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/25/tusiad-son-khknin-duzeltilmesini-ve-ohal-sartlarinin-geride-kalmasini-temenni-ediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2017 14:25:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[tüsiad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=21865</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Olağanüstü Hal’ uygulaması kapsamında hazırlanan 695 ve 696 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete’de yayımlandı. Kamu kurumlarından toplam 2 bin 756 kişi ihraç edildi. Daha önce ihraç edilen 115 kişi ise görevlerine iade edildi. Yayımlanan KHK’da tek tip kıyafet ve resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/25/tusiad-son-khknin-duzeltilmesini-ve-ohal-sartlarinin-geride-kalmasini-temenni-ediyoruz/">TÜSİAD: Son KHK’nın düzeltilmesini ve OHAL şartlarının geride kalmasını temenni ediyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Olağanüstü Hal’ uygulaması kapsamında hazırlanan 695 ve 696 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete’de yayımlandı. Kamu kurumlarından toplam 2 bin 756 kişi ihraç edildi. Daha önce ihraç edilen 115 kişi ise görevlerine iade edildi.</p>
<p>Yayımlanan KHK’da tek tip kıyafet ve resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişilerin fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğunun olmayacağına ilişkin maddeler gündem oldu. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) yayımlanan son KHK ile ilgili açıklama yaptı. TÜSİAD&#8217;ın, 24 Aralık tarihli KHK ile ilgili yaptığı açıklama şöyle:<br />
“Son KHK’nın konusu olan düzenlemeler, toplumun geniş kesimlerini ilgilendirmektedir. Yeni KHK’nın içeriğinde yer alan ucu açık düzenlemeler, hukuk devleti ilkelerine uygun olmayacak neticelere sebep olabilir. Çünkü başka niyetle kullanılmaya elverişli bu düzenlemeler toplumun huzurunu etkileyecek birçok sıkıntıya neden olabilir.</p>
<p>Kuşkusuz, terörle mücadele mutlak bir kararlılıkla devam etmelidir. Ancak bu yönde başarılı bir politikanın temelinde, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması da yer almalıdır. 15 Temmuz hain darbe teşebbüssü sonrasında, ülkemizin artık hızla OHAL şartlarını geride bırakması gerekir. Bu ilerleme demokratik değerlerimiz, güvenlik ortamımız, uluslararası etki alanımız ve ekonomik rekabet gücümüz açısından elzemdir.</p>
<p>Dünya zor bir dönemden geçiyor. Bugün ülkemizin demokrasisi ve geleceğini ilgilendiren temel alanlarda milli uzlaşma ortamının tesisi daha da önem kazanmıştır. Dünya Değerler Araştırması’na göre Türkiye, vatandaşları arasında karşılıklı güvenin en zayıf olduğu ülkelerden biridir. Birçok ülkede yüzde 60’ın üzerinde olan birbirine güven oranı, ülkemizde maalesef yüzde 12’dir. Endişemiz, son KHK ile toplumumuzdaki bölünme ve güvensizlik ortamının daha da derinleşmesidir. Bu düzenlemeler Türkiye’de demokrasi, güvenlik ve hukuk devleti görünümüne zarar verebilir.</p>
<p>Son KHK’nın amacının bu yönde olmadığı resmi yetkililerce de açıklanmıştır. Buna uygun olan gerekli düzeltmelerin yapılmasını ve OHAL ortamının geride kalmasını temenni ediyoruz. Hep ifade ettiğimiz gibi, şimdi daha güçlü Türkiye için toplumsal dayanışma içerisinde olmanın ve vakit kaybetmeden geleceğe bakmanın zamanıdır.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/12/25/tusiad-son-khknin-duzeltilmesini-istiyoruz/" target="_blank" rel="noopener">GazeteDuvar</a>, <a href="https://www.ntv.com.tr/ekonomi/tusiad-son-khk-duzeltilmeli,EEbCiaiWkUm7cbGtFcOmhg" target="_blank" rel="noopener">NTV</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/25/tusiad-son-khknin-duzeltilmesini-ve-ohal-sartlarinin-geride-kalmasini-temenni-ediyoruz/">TÜSİAD: Son KHK’nın düzeltilmesini ve OHAL şartlarının geride kalmasını temenni ediyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHOP Raporladı: 28 KHK’yla Türkiye’de OHAL Düzeni</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/ihop-raporladi-28-khkyla-turkiyede-ohal-duzeni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2017 08:48:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararname]]></category>
		<category><![CDATA[kayyum]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18521</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), 31 Ağustos 2017 itibariyle OHAL düzenlemeleriyle ilgili hazırladığı durum raporunu yayımladı. Beş kere üç aylık olmak üzere uzatılan olağanüstü halde en sonuncusu 25 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanan 28  kanun hükmünde kararname (KHK) yayımlandı. Bu KHK’larla herhangi bir yargı kararı aranmaksızın kamu görevinde çalışanlara, sivil toplum örgütlerine, gazetecilere, yazılı ve görsel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/ihop-raporladi-28-khkyla-turkiyede-ohal-duzeni/">İHOP Raporladı: 28 KHK’yla Türkiye’de OHAL Düzeni</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), 31 Ağustos 2017 itibariyle OHAL düzenlemeleriyle ilgili hazırladığı durum raporunu yayımladı.</strong></p>
<p>Beş kere üç aylık olmak üzere uzatılan olağanüstü halde en sonuncusu 25 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanan 28  kanun hükmünde kararname (KHK) yayımlandı. Bu KHK’larla herhangi bir yargı kararı aranmaksızın kamu görevinde çalışanlara, sivil toplum örgütlerine, gazetecilere, yazılı ve görsel medya organlarına, şirketlere ve belediyelere yönelik ihraç, kapatma ve kayyım atama gibi yöntemler içeren tedbirler uygulandı. Bu tedbirlerin yanı sıra, Olağanüstü Hal Kararnameleri ile bir dizi mevzuatta kalıcı değişiklikler yapıldı.<span id="more-19052"></span></p>
<p>Rapora göre  olağanüstü halin ilan edildiği 20 Temmuz 2016 tarihinden 31 Ağustos 2017 tarihine kadar 28 adet kanun hükmünde kararname yayınlandı. Bu kararnamelerin sadece 5’i TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kanunlaştırıldı.</p>
<p>Raporda yayımlanan 28 KHK’nın Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi ve Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp görüşülmediğine ilişkin bilgiler de yer alıyor.</p>
<p>Raporda yer alan verilerden bazıları şöyle:</p>
<p>*OHAL’de gözaltına alınanların sayısı en az 110 bin kişiyi buldu.</p>
<p>*“Terör örgütleriyle irtibatı olduğu değerlendirilen” 50 bin 587 kişi hakkında gözaltı işlemi uygulandı. Gözaltına alınanların yüzde 57’si (28 bin 803 kişi) “FETÖ/PDY”, yüzde 40’ı (17 bin 196 kişi) “PKK/PYD” ve yüzde 7,9’u (4 bin16 kişi) “DAEŞ” ve yüzde 1,1’i (572 kişi) “sol örgütler” ile ilişkili olarak nitelendirildi.</p>
<div id="photoholder1" class="photoholder no-display appear"><img decoding="async" class="no-display appear" src="http://admin.agos.com.tr/Upload/Agos/Images/2017/09/Screen%20shot%202017-09-19%20at%2010.49.59.png" alt="" width="600" /></div>
<p>*28 KHK’yla toplam 113 bin 440 kişi görevinden ihraç edildi.</p>
<p>*Toplam 48 sağlık kuruluşu, 2325 özel öğretim kuruluşu, 15 vakıf yükseköğretim kurumu, 19 sendika ve konfederasyon kapatıldı.</p>
<p>*969 şirkete kayyum atandı.</p>
<p>*KHK’lar kapsamında toplam 6 haber ajansı, 65 gazete, 20 dergi, 34 radyo kanalı, 31 televizyon kanalı ve 29 yayınevi/dağıtım şirketi kapatıldı.</p>
<div id="photoholder2" class="photoholder no-display appear"><img decoding="async" class="no-display appear" src="http://admin.agos.com.tr/Upload/Agos/Images/2017/09/Screen%20shot%202017-09-19%20at%2010.55.33.png" alt="" width="600" /></div>
<p>*Rapora göre 31 Ağuatos 2017 itibariyle kapatılan dernek sayısı 1412, vakıf sayısı da 139.</p>
<div id="photoholder3" class="photoholder no-display appear"><img decoding="async" class="no-display appear" src="http://admin.agos.com.tr/Upload/Agos/Images/2017/09/Screen%20shot%202017-09-19%20at%2010.59.56.png" alt="" width="600" /></div>
<p>*İHOP’un raporunda kayyum atanana belediyeler de yer aldı. Buna göre, 1’i MHP ve 4’ü AKP olmak üzere 94 belediyeye kayyum atandı. Atanan belediyelerin geri kalanı DBP’ye aitti.</p>
<p><strong><a href="http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/09/Ola%C4%9Fan%C3%BCst%C3%BC-Hal-Tedbir-ve-D%C3%BCzenlemeleri-31-A%C4%9Fustos-2017.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Raporun tamamını okumak için tıklayın. </a></strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.agos.com.tr/tr/yazi/19349/ihop-raporladi-28-khkyla-turkiyede-ohal-duzeni" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Agos</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/19/ihop-raporladi-28-khkyla-turkiyede-ohal-duzeni/">İHOP Raporladı: 28 KHK’yla Türkiye’de OHAL Düzeni</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2017 05:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağdurları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18293</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAMER araştırma merkezinin yaptığı İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasına göre, haklarında bir suçlama ve karar bulunmayan insanların ihracı ve bu konuda hukuk yollarının kapalı olması; toplumsal yarayı derinleştiriyor. Araştırmanın yürütücülerinden Serhat Temel, mağdurlarının büyük çoğunluğunun yaşanan durumu ‘zulüm’ kelimesiyle nitelendirdiğini belirtiyor. SAMER’i  Diyarbakır’da böyle bir araştırma yapmaya sevk eden sebeplerle başlayalım… Diyarbakır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/">Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAMER araştırma merkezinin yaptığı İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasına göre, haklarında bir suçlama ve karar bulunmayan insanların ihracı ve bu konuda hukuk yollarının kapalı olması; toplumsal yarayı derinleştiriyor. Araştırmanın yürütücülerinden Serhat Temel, mağdurlarının büyük çoğunluğunun yaşanan durumu ‘zulüm’ kelimesiyle nitelendirdiğini belirtiyor.</strong><span id="more-19015"></span></p>
<p><strong>SAMER’i  Diyarbakır’da böyle bir araştırma yapmaya sevk eden sebeplerle başlayalım…</strong></p>
<p>Diyarbakır merkezli bir şirket olduğumuz için daha çok Diyarbakır özelinden başlayıp bölgeye doğru bu çalışmaları yapıyoruz. Bu şehirde, bu bölgede yaşıyoruz ihraçların yarattığı toplumsal kırılmaları, travmaları bire bir görüyoruz. Bunu sokakta ya da oturup çay içtiğiniz bir mekânda görmek gayet mümkün. Ve buradan yola çıkarak bir çalışma yapmaya karar verdik. kendi gözlemlerimizin dışında veriler olarak ne toplayabiliriz ne elde edebiliriz böyle bir çalışma başlatmaya kara verdik. Bu çalışmanın gerçekten de bizim de beklemediğimiz sonuçları çıktı. Görmek, duymak ve  insanlara oturup bire bir konuşmak arasındaki o muazzam farkı yeniden gördük. Zaten raporun içeriğine bakıldığında bu durum görülecektir. <img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-18294 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/Serhat-Temel-1-256x300.jpeg" alt="" width="256" height="300" /></p>
<p><strong>İhraç edilenlerin bir çoğu Resmi Gazete’de ismi geçtiğinde öğrendiler. Bunun dışında farklı yaşayanlar veya duyanlar olmuş mu?</strong></p>
<p>Söylediğiniz gibi, görüşmecilerin büyük çoğunluğu ihraç edildiklerinin kendilerine haber verilmediğini, Resmi Gazete’den öğrendiklerini belirtiyorlar. Örneğin biri, tanıdığı veya arkadaşı listede var mı diye bakarken kendi ismiyle karşılaşmış. Görüştüğümüz bir hemşire çalıştığı hastaneye gidiyor kartını okutuyor kapı açılmıyor. Sonrasında hastanenin güvenlikçisi geliyor. Hemşireye ‘muhtemelen ihraç olmuşsun hemşire hanım’ diyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rapordaki vurgulardan biri ihraç edilenlerin sebebini bilmedikleriyle ilgili.</strong></p>
<p>Evet. Hiçbiri neden ihraç edildiğini bilmiyor. FETÖ’yle hiçbir ilişkisi olmayan özellikle KESK’e bağlı sendikalardan ihraç edilenlerin hiç biri neden ihraç edildiğini bilmiyor. Hatta bununla ilgili savcılığa gidip başvuru yapanlara, kendi kurumlarındaki amirleri ile görüşenlerin hiçbirine bir cevap verilmemiş. İhraç sebebi bildirilmiyor. Neden ihraç edildiğini bilmediği için bu durumu nereye koyacağını bilmiyor. Bir görüşmeci şunu söylüyor; “Neden ihraç edildiğimi bilsem, bana söylense ve yaptığım bir şeyse ‘bunu yaptım, karşılığı buymuş’ diyeyim. Yapmadığım bir şeyse de bunu ispatlayayım, işime geri döneyim.”</p>
<p>Böyle bir imkân, olanak yok. Bununla birlikte sendikalar üzerinden bölge idare mahkemelerine başvurular oluyor. Başvuruların tamamı gerekçesiz ret ediliyor.  OHAL komisyonuna başvuru yapmadan mahkemeye gelemiyorsunuz. Bu şekil ciddi bir kırılma ve güvensizlik var. Görüşmelerde en çok kullanılan sözcük ‘zulüm’ sözcüğüydü. ‘Bu durumla ilgili ne hissediyorsunuz” diye sorduğumuz çok kişi ‘Bize zulüm edildiğini düşünüyoruz’ dediler. Bir çok  görüşmeci aynı görüşme içerisinde birden fazla bu sözcüğü kullandı. Cinsiyet, yaş, meslek fark etmeksizin.</p>
<p><strong>Araştırmada kaç kişiyle görüşme yaptınız? Cinsiyet veya meslek grupları üzerinden bir ayrım yapıldı mı ?</strong></p>
<p>22 kadın 18  erkek 40 kişi ile görüştük. Milli eğitim, sağlık ve büro emekçileri ile görüştük. Bir tek meslek değil genel itibariyle farklı meslekteki ihraçlara ulaşmaya çalıştık.</p>
<p><strong>İhraç sayılarıyla ilgili verilere ulaşabildiniz mi?</strong></p>
<p>Türkiye’de KHK’larla ihraç edilenlerin  toplam sayısı 142 bin civarı. Bölgedeki ihraçlar 16 bin 413 kişi. Ama bu sayıya, belediye personelleri yani sözleşmesi bitip ve yenilenmeyen 36.madde ile ihraç edilenler ya da kayyumlar atandıktan sonra işten çıkarılanlar ekli değil. Bu sayı, sadece Resmi Gazete’de ismi geçenler. Diğerleriyle birlikte bölgede 20 bin kişiyi buluyor. Türkiye geneline baktığımızda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi dışındaki belediyelerden çok fazla işten çıkarılmalar yok. Bu yüzden bölgede 5-6 bin civarı belediye personelinin bu şekilde işten çıkarıldığını tahmin ediyoruz. Türkiye genelinde bu sayı en faza bin ya da iki bin artar.</p>
<p><strong>Bu verinin Diyarbakır’ın gündelik hayatına ve psikolojisine etkisini sorsam…</strong></p>
<p>Görüşmecilerin nerdeyse tamamı bir şok yaşadıklarını ifade ettiler. İhraç edilenlerin büyük kısmı büyük bir yıkım yaşarken küçük bir kısım da zaten ‘malumun ilanı’ olarak görüyorlar. Büyük bir kısmı bankalara kredi borçları olanlar. İhraç edilen bir öğretmen şunu anlattı. İhraç edildikten bir gün sonra banka arayıp ‘taksidinizi ödeyin diyor’ Kredi çekenlerin çoğu ev almak için kredi çekmişler ve evi ipotek ettrimişler. Krediyi ödeyemediği takdirde evine el konacak. Bu ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Çocuğunun eğitimi kesintiye uğrayanlar var. Bir anda sıfıra düşen bir gelir. Üst üste birikmiş borçlar. İnsanlarda derin bir depresyon süreci yaratmış durumda. Görüşürken gözleri dolan, ağlayan insanlar oldu. Görüştüğümüz eczacı arkadaşlarımız anti depresan satışlarının yükseldiğini söylüyor. İnsanlar bir kapana kısılmış gibi hissediyor kendini. İhraçlardan sonra alternatif çalışmalarla, girişimlerle hayata devam etmeye çalışan insanlar var. Ama aynı zamanda şöyle bir sorun var; açılan işletmenin müşterisi olabilecek herkes ihraç edilmiş durumda.</p>
<p><strong>Kadın görüşmeci sayısının daha çok olmasının sebebi nedir?</strong></p>
<p>Aslında cinsiyetleri eşit tutmaya çalıştık 20 kadın 20 erkek üzerine niyetlenmiştik. Amâ görüşmeye başladıktan sonra ihraçların kadın boyutu ortaya çıkmaya başladı. İhraç edilen kadınlar yeniden eve kapatılmaya ve yeniden o klasik rollerini üstlenmeye zorlanıyorlar. İkincisi özellikle evli olan kadınlarda eş baskısı hissediliyor. Görüşmelerde buna denk geldiğimiz için kadın görüşmecilere daha fazla ağırlık verdik. İhraç kaygısı yaşayan ama bu konudaki görüşme talebimizi geri çeviren bir kadın personel; ‘Umarım ihraç olmam, olursam işsizlikten değil babamın öfkesinden korkuyorum”</p>
<p><strong>Görüşmecilerden kaçı iş bulabilmiş? Bir veri var mı elinizde?</strong></p>
<p>Görüşmecilerden 40 kişiden sadece 12 kişi iş bulabilmiş. Bu 12 kişiden sadece 4’ü kendi alanında iş bulabilmiş.</p>
<p>İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği araştırmasının tamamı için <a href="http://www.ssamer.com/Haber_Detay-%C4%B0HRA%C3%87LAR_VE_%C4%B0HRA%C3%87LA_YA%C5%9EAMA_DENEY%C4%B0MLER%C4%B0_D%C4%B0YARBAKIR_%C3%96RNE%C4%9E%C4%B0-1046.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/diyarbakirda-khkli-donem-arastirmasi-ihraclar-ve-hukuki-yollarin-kapanmasi-toplumsal-yarayi-derinlestiriyor/">Diyarbakır’da KHK’lı Dönem Araştırması;  ‘İhraçlar ve Hukuki Yolların Kapanması Toplumsal Yarayı Derinleştiriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2017 10:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da da yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da da yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı Kültürhane’yi kurucularından dinledik.</h3>
<p><strong>Bir araya gelerek Kültürhane’yi açma fikri nasıl gelişti?</strong></p>
<figure id="attachment_18041" aria-describedby="caption-attachment-18041" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-18041 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18041" class="wp-caption-text">Kültürhane&#8217;nin kurucuları Nalan Turgutlu Bilgen Ayşegül Yılgör Deniz Altınay Ulaş Bayraktar</figcaption></figure>
<p><strong>Ayşegül Yılgör:</strong> Mersin Üniversitesi’nde imza sürecinden sonra aşamalı aşamalı arkadaşlarımızın sözleşmesi yenilenmediği için onları kaybetmeye başlamıştık. Yani bizim rektör için öncelikli olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent ve uzman arkadaşlarımızın sözleşmelerini yenilemiyordu. Dolayısıyla biz kanun hükmünde kararnameden önce kayıpları yaşamaya başlamıştık. Bu arkadaşlarımız akademiyi terk etmek zorunda kaldılar. Bir kısmı çeşitli burslarla yurt dışına gitti. Ama sonuçta bizim elimizde çok zengin bir sosyal bilimler kütüphanesi kaldı. Hepimiz farklı farklı alanlardayız. İşte siyaset bilimciler, iktisatçılar, iletişimciler, sosyologlar, güzel sanatlar gibi…  Çok zengin bir sosyal bilimler literatürüyle baş başa bulduk kendimizi. Bu kitaplarımızı nasıl değerlendiririz, bunları hala okuma yazma faaliyetini sürdürebilecek bir noktaya nasıl dönüştürürüz diye aslında KHK’dan önce düşünmeye başlamıştık. Geçen nisan ayında bildiğiniz gibi KHK 22 Barış Akademisyeni’ni işinden etti, uzaklaştırılmasına sebep oldu. Bazılarımız zaten işten atılmıştı ama bir kez daha atıldı. O zamanda bizim için kitapları nasıl değerlendiririz sorusu bir başka soruyla bütünleşti. Bizim madem üniversitede üretim yapmamızın olanakları ortadan kaldırılıyor, üretimimizi nasıl devam ettirebiliriz yani mekânsal olarak kaybettiğimiz üniversiteyi acaba, bir başka yere dönüştürebilir miyiz diye düşünmeye başladık.  Kültürhane fikri kitaplarımızı da değerlendirebileceğimiz, bunu bütün kamucuların faydasına sunabileceğimiz bir yere dönüştürmekti. İkincisi de karşılıklı etkileşimle bilimsel üretim yapabileceğimiz, sanatsal üretim yapabileceğimiz bir mekanı buluşturma ihtiyacından kaynaklandı diyebiliriz.</p>
<p><strong>Buraya gelen insanları ne bekliyor, nasıl faydalanabilecekler?</strong></p>
<p><strong>Galip Deniz Altınay: </strong>Her şeyden önce buranın bir kamusal alan olması bizim açımızdan önemli. Dolayısıyla bizlerde bu kentte yaşayan insanlarız. Bu kentte yıllardan beri eksikliğini çektiğimiz farklı farklı şeyler de var. Kültürel ve sanatsal anlamda bir takım etkinlikler anlamında eksikliğini çektiğimiz şeyler de var. Dolayısıyla aslında bunlara da bir elimizden geldiğince bir karşılık sunmak, bir şekilde imkân yaratmak. Kamusal alan dediğimiz şeyde buraya kentin içinden farklı kesimlerin gelmesi, bu etkinlikleri bir şekilde paylaşması. O etkinliklere belirli açılardan kendileri ilerleyen zamanlarda önermeleri. Onları bir şekilde beraber kullanmaları üzerinden bu mekan bir anlam kazanacak. Dolayısıyla buradan ne şekilde yararlanılacak sorusunun cevabı, her şeyden öce ortaya koyduğumuz bir kütüphanemiz var. Elimizde olan kitaplar, önemli ağırlık olarak sosyal bilimler alanı olmak üzere ciddi bir sayıya ulaşmış durumda.  İlerleyen süreçte daha da zenginleştirmek de istiyoruz. Dolayısıyla bu alanlardan gelip bir şekilde kaynağa ulaşmak isteyen insanların çok rahatlıkla yaralanabilecekleri, üniversite öğrencileri olabilir, başka alanlarda, kentten farklı alanlarda çalışan insanlar olabilir gelip rahatlıkla oturup çalışabilecekleri, belli alanlarda yoğunlaşa bilecekleri bir alan olarak kullanılabilecek. Yüksek lisans, doktora yapan öğrenciler açısından bu anlamda önemli bir alan, bir biraya gelme, bir arada belki bir ortak çalışmalarını konuşup tartışabilecekleri bir yer.  Hem bizler elimizden geldiğince bu anlamda onlarla beraber olup, paylaşımlarımızı sürdürmeye çalışacağız. Hem de onlar kendi aralarında böyle temasları artırarak birbirlerini zenginleştirip, birikimlerini artırabilirler. Diğer kısmına baktığımız zaman uzun zamandan beri kentte eksikliğini çektiğimiz pek çok farklı etkinliği kurgulamak istiyoruz. Dolayısıyla buraya gelen arkadaşlarımızda aynı zamanda bu etkinliklerinde bir parçası olarak bu mekânla iletişime geçmiş olacaklar. Dolayısıyla bunlar olduğu zamanda burası kamusal alan haline gelmiş olacak.</p>
<p><strong>Yılgör</strong>: Biz  sohbeti kahve eşliğinde yapmayı seviyoruz ya, kafe bölümümüzde bir kahvenin sohbetini paylaşacağız, bir çayın eşlik ettiği o tartışmaları yapacağız. Burası bir tür sosyalleşme mekânı olarak düşünebiliriz. Bir tür birbirimizi dinlediğimizde içimizin açılacağı bir mekân diyebiliriz, yüzümüzü güldürecek bir mekân, içimizi ferahlatacak bir mekân yani yine yan yana duracağımız bir yer olacak.<img decoding="async" class="alignright wp-image-18042 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-6-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Nalan Turgutlu Bilgen:</strong> Benim için mesela sokakta aktivizm yapan, feminizm aktivizmi yapan birisi olarak yıllardır özel sektörde çalışıp dahil olamadığım işte Ayşegül’ün mesela feminist iktisat derslerine buradan da dahil olabileceğim. Bizim üstteki teyzelerin ablaların da gelip rahatlıkla bu paylaşımları aktif bir şekilde yapabileceğimiz bir mecra bu. Aynı zamanda kentteki işçisi olsun, ekolojisti olsun her türlü kesimlerden insanların başka dünyaların mümkün olup olmadığını deneyebileceğimiz bir mecra gibi geliyor bana. Kendimize ayna tutacağımız, illa ki düşe kalka öğreneceğimiz bir yolculuğa çıktık gibi görünüyor. Bir anlamda ya hep beraber ya hiç birimizin karşılığı.</p>
<p><strong> </strong><strong>Henüz yeni fakat bu mekânın açıldığını duyan, gelen insanların tepkileri nasıl?</strong></p>
<p><strong>Bilgen:</strong>  Son iki gündür bayağı yoğun bir ilgi var. İlgi çok yüksek, duyurusu yapıldığından beri biz ufak ufak başlayalım derken birden bire ilgi doğdu. Dünden beri Ulaş’ın telefonları susmuyor. Herkesin böyle bir umuda ihtiyacı varmış gibi. Bu da tabi ayrı bir sorumluluk da getiriyor tabi. Çünkü burası başka bir misyon edinmiş oluyor bir noktada. Bizler de bunu yaşaması yeşermesi için gerçekten fazlasıyla gönüllü olarak buradayız. Bir takım gazetelerden haber yapmak için arayanlar var ama önceliğimizi biraz yerele verelim dedik. Şunu görüyoruz: Umut da bulaşıcı bir şey.</p>
<p><strong>Akademide ilk önce çalışma arkadaşlarıydınız, barış imzacısı olmanız ve ardından da ihraç edilmeniz bu ortak yanlarınızı farklı şekillerde çoğalttı, şimdi de bir mekan üzerinden bir ortaklığınız olmuş oldu.</strong></p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bilimsel çalışmada kolektif yapılan bir şey. Ya da biz en azından işin bu yanı akademide bulunduğumuz zamanda da önemsemiştik. Burada da başka bir mecrada, aynı mantıkla devam edeceğiz. Hatta belki de bize yeni bir üretim olanağı oluştuğu için bizim içinde ilginç bir deneyim olacak.</p>
<p><strong>Ulaş Bayraktar:</strong> Daha önce akademide meslektaş olduğum arkadaşlarla iş ortağı olmak yeni bir tecrübe gerçekten. Fakat bu birlikteliğin arkasında sadece imzacı ya da ihraç edilmiş olmak yatmıyor. Neticede biz bu işe birlikte girebileceğimizi düşündüğümüz kişiler olarak bir aradayız. Bu birlikteliğin zevkini ve zorluklarını keşfediyoruz. Şimdiye kadar bizi hayal kırıklığına uğratacak birliktelik zorlukları yaşamadık, bundan sonra da yaşamamayı umuyoruz.  Bunu becerebilirsek Kültürhane belki kendi başına bir kolektif emek ürünü olarak örnek olacaktır.</p>
<p><strong>Bilgen: </strong> Benim dışarıdan gözlemlediğim özgürleştirici de bir yanı da var. Size verilen alanın sizde yarattığı bir olanakta var. Tabi ki farklı yerlerde emekliyoruz daha sonuçta. Ama şu da kesin herkes bu süreçte heyecanlı, ilk kez gördüğümüz, tabii heyecanlı olduğu kısmı kadar acaba denilen, kaygıda vardır ama. O yüzden oraya bağlı olmamak dışarıya çıkmış olmak biraz daha özgürleştirici diyebiliriz.</p>
<p><strong>Kolektif olarak üretilen ürünler de Kültürhane’de var olacak sanırım. Hopa Kooperatif çayı ve Ovacık Belediyesi&#8217;nin ürettiği nohut, fasulye gibi&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bayraktar: </strong>Kooperatif ürünlerine dair olarak, ben son zamanlarda müşterekler üzerine epey düşünüyorum, yazıyorum. Haliyle Kültürhane’nin de bu ilginin izlerini taşıması kaçınılmazdı. Yerel ve kolektif ürünleri azami kullanmaya ve sunmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ulaşabileceğimiz, edinebileceğimiz böylesi tüm çabalara Kültürhane&#8217;de yer vermeyi ve daha nicelerin ortaya çıkması için elimizden gelenleri yapmaya kararlıyız. Bu amaçla böylesi çabaları tanıtan, tartışan çalışmalar yapmayı ve benzeri faaliyetleri yapmak için gereken bilgi ve becerileri edinmeyi kolaylaştıran faaliyetler yapma arzusundayız. Gazozdan, çaydan yana şikâyetimiz yok. Kaçak çay kooperatifi kurulmadığı sürece kaçak çay vermeyeceğiz. Kooperatif kursunlar canımızı yesinler.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Üniversite içerisinde de aslında belirli açılardan konuştuğumuz meselelerdi bunlar. İşte bir bostan başladığında da, bunun daha farklı yerlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde de örneği vardı. Bunun bir şekilde üretimin kooperatif üzerinden gerçekleştirme çabalarının bir şekilde parçası olmaya çalışan arkadaşlarımız vardı. Dolayısıyla o anlamda devam ettirdiğimiz bir şey. Bu bir hayal ettiğimiz mekâna dönüşüyor. Bu mekânın istediğimiz, merak ettiğimiz, bizde bir parçası olabilsek dediğimiz şeylerin bu anlamda somuta dönüşmesi. Buna olumlu bakılacağı ve teşvik edeceğini düşünüyorum. <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-18044 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?</strong></p>
<p><strong>Bilgen: </strong>Mekânsal açıdan ziyaretçileri bekleyen burada cevaplar yok, burada soruları birlikte soracağız, birlikte cevap arayacağız. Buranın yaşayan bir yer olması adına çok önemli.  Bunun içinde fazlasıyla enerjimiz ve umudumuz var. Belki bunu daha da birlikte büyütebiliriz diye düşünüyorum. Burası özellikle Kültürhane’yle birlikte fikirhane de olduğunu belirtmek lazım. Söyleşiler, sinema atölyeleri, feminist iktisat dersleri kendi içeriğini oluşturacak bir mecra yaratmaya çalışıyoruz. Benim bir derdim var, meramım var, bunu nasıl yapabiliriz diyen herkese sağlayacağı katkı beklentimiz o yönde.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Bu bir hayal ama bu hayal paylaşıldıkça daha anlam kazanacak bir şey. O yüzden bizimki sadece bir ilk adımı atmak gibi bir şey. Dolayısıyla ne kadar fazla arkadaşımızı yanımızda görürsek, ne kadar fazla arkadaşımızı ortak adımlar atmaya başlarsak daha keyifli, daha güzel bir yer olacaktır. Hayal gerçeğe dönüşecektir diye umuyorum.</p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bende hayale inat ve umut diyorum. Burası bizim için bir yerde inat, bir yerde umut. Umarız herkese de umut olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür-Der Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerindeki öğretmen sürgünlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada sürgün cezasının aileleri de mağdur ettiği belirtilirken, soruşturmaların bile tamamlanmadığına dikkat çekildi. Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan imzasıyla yayınlanan basın açıklaması şöyle: Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir? 15 Temmuz sonrası sürdürülen soruşturmaların geldiği nokta artık keyfiliğe doğru [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/">Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerindeki öğretmen sürgünlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada sürgün cezasının aileleri de mağdur ettiği belirtilirken, soruşturmaların bile tamamlanmadığına dikkat çekildi. Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan imzasıyla yayınlanan basın açıklaması şöyle:</p>
<p><strong>Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir?</strong></p>
<p>15 Temmuz sonrası sürdürülen soruşturmaların geldiği nokta artık keyfiliğe doğru gitmekte ve yeni mağduriyetler üretmeye devam etmektedir. Özellikle FETÖ operasyonlarında şahit olduğumuz bazı keyfi uygulamalar artık genel bir teamül olma izlenimini vermektedir. Daha önce FETÖ ile bağlantısı olmayan kişilerin kamu görevlerinden ihraç edilmesiyle ilgili yaptığımız açıklamalarda bunun kabul edilemez olduğunu ve bu soruşturmaların adil bir şekilde yapılması gerektiğini; hem sorumluluk mevkinde bulunan siyasilere, hem de kamuoyuna ilan etmiştik. Ancak gelinen süreçte yeni KHK’larla hak ihlallerinin devam ettiğini ve birçok yeni mağduriyetin ortaya çıktığını görüyoruz. Siyasilerin “OHAL, devlete karşı ilan edilmiştir ve vatandaş mağdur olmayacak” söylemi maalesef geldiğimiz noktada geçerliliğini yitirmiştir.</p>
<p>Son aylarda bölgemizde şahit olduğumuz uygulamalar kapsamında Diyarbakır&#8217;da KHK’la daha önce açığa alınan yaklaşık 4 bin 400 öğretmenden 180&#8217;i meslekten ihraç edilmiş, diğerleri ise görevlerine iade edilmişti. Ancak soruşturmaların devam ettiği belirtilmişti. Şimdi ise; soruşturmaları devam eden Eğitim-sen üyesi 264 öğretmenin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zorunlu yer değişikliği nedeniyle il dışına gönderildiği belirtiliyor.</p>
<p>İsim listeleri henüz açıklanmazken, Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi, sosyal medya hesabından yer değiştirmenin yapıldığını duyurdu. Bununla birlikte bölge illerinden de yer değiştirme haberlerinin geldiği belirtiliyor.</p>
<p>Eğitim Sen, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Tunceli’de 744 öğretmenin kurban bayramına ve okulların açılmasına sayılı günler kala sürgün edildiğini belirtti. Eğitim Sen&#8217;den yapılan açıklamada, “Edindiğimiz bilgilere göre Şanlıurfa’da 367, Diyarbakır’da 264, Gaziantep’te ise 51 üyemiz, il dışına sürgün edilmiştir. Üstelik benzer sürgün kararlarının hukuksuzluğu defalarca AİHM, yüksek yargı ve mahkemeler tarafından tespit edilmiş ve kimi zaman da üyelerimize tazminat ödenmesine hükmeden kararlar verilmiştir&#8221; dendi.</p>
<p>Üzülerek ifade etmek istiyoruz ki, bu uygulamalar sadece şahsi mağduriyetler üretmeyecektir. Bununla birlikte aileler ve çocuklar da mağdur olacaktır. Sürgün edilen kamu görevlilerinin yeni yer bulup iskân edinmesinden tutun da çocuklarının eğitimiyle de ilgili mağduriyetler ortaya çıkaracaktır. Bu gibi durumların ötesinde insanların adalete olan güven duygusu ve aidiyet bilinci de sarsılacaktır. Dolayısıyla birçok yönden sıkıntılı neticeler ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Madem soruşturmalar devam ediyor. O halde soruşturmaların neticelenmesini beklemek ve sonrasında ortaya çıkacak duruma göre davranmak daha adil ve tutarlı bir tutum değil midir?</p>
<p>Bizce adalet zamana ve zemine göre değişime uğratılacak, ertelenecek ve uygulanacak bir mefhum değildir. Onun için derhal bu ve benzeri uygulamalardan vazgeçilmeli ve yürütülen soruşturmaların adilce neticelenmesi beklenmelidir.</p>
<p>SÜLEYMAN NAZLICAN</p>
<p><strong>ÖZGÜR-DER DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKANI</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.yonelishaber.com/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir-87781hd.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yonelishaber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/">Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KHK ile ihracın ardından tarıma yönelen tekniker Rozerin Çatak: Kapitalist sistemden kurtuldum</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/khk-ile-ihracin-ardindan-tarima-yonelen-tekniker-rozerin-catak-kapitalist-sistemden-kurtuldum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jul 2017 10:15:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Rozerin Çatak]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16485</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde radyoterapi teknikerliği görevinden KHK ile ihraç edilmesinin ardından organik tarıma başlayan Rozerin Çatak, “Kapitalist sistemin amacı insanların doğa ile bağını koparmak. Toprakla bağını koparırsan kişiyi teslim alırsın.  Ben de bu noktada toprak ile o bağı tekrar kurup, kendimi kapitalist sistemden kurtardım diyebilirim” diyor. 675 sayılı KHK ile ihraç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/khk-ile-ihracin-ardindan-tarima-yonelen-tekniker-rozerin-catak-kapitalist-sistemden-kurtuldum/">KHK ile ihracın ardından tarıma yönelen tekniker Rozerin Çatak: Kapitalist sistemden kurtuldum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde radyoterapi teknikerliği görevinden KHK ile ihraç edilmesinin ardından organik tarıma başlayan Rozerin Çatak, “Kapitalist sistemin amacı insanların doğa ile bağını koparmak. Toprakla bağını koparırsan kişiyi teslim alırsın.  Ben de bu noktada toprak ile o bağı tekrar kurup, kendimi kapitalist sistemden kurtardım diyebilirim” diyor.</strong></p>
<p>675 sayılı KHK ile ihraç edildikten sonra Diyarbakır&#8217;ın Yenişehir ilçesine bağlı Başil köyündeki bir dönümlük arazide organik tarım yapmaya başlayan radyoterapi teknikeri Rozerin Çatak, orta sınıfın ilk kez bu kadar sert bir müdahaleye maruz kaldığını dile getiriyor. İhraç kararıyla ilk anda kendisini ‘sudan çıkmış balık gibi’ hissettiğini belirten Çatak, daha sonra arkadaşlarıyla bir araya gelip bundan sonra ne yapacaklarıyla ilgili arayışlara yöneldiklerini ifade etti.</p>
<p>İhraç edimesinin ardından akrabası ve köylülerin verdikleri arazide ekolojik tarıma başlayan Rozerin Çatak, sebzenin yanı sıra yine kendisi gibi KHK ile işten çıkarılan arkadaşının açtığı kafede servis edilen şerbet için reyhan da yetiştiriyor. Tarım yaptığı köylülerle kurduğu bağın hastanede çalıştığı yıllarda oluştuğunu anlatan Çatak, onların da bu süreçte kendisine destek verdiğini dile getiriyor. Tarımla uğraşmaya başladığında gündelik hayatı ve sistemle kurulan ilişkiyi daha farklı bir şekilde değerlendirmeye başladığını belirten Çatak, “ Ciddi bir tüketim halindeymişiz. Memur zihniyetinin verdiği o bankalardaki krediler gibi gereksiz şeyler bunlar, hepsi ortadan kalktı. Şimdi hiç bankaya gitmek gibi bir derdim yok. Kredi kartları zihniyetten kurtuldum. Şimdi fark ediyorum da hayatlarımızı tamamen ipoteklemişiz. İlk başta neye uğradığımı şaşırdım ama oturup sağlıklı düşününce kendi adıma ihracı olumlu da karşılayabiliyorum. Çok anlamlı mesela eve gidiyorum iki saat sonra bahçemi özlüyorum. Genelde çok mutlu olmazdım. Şu an inanılmaz mutlu oluyorum. Hele de tarlayı çapa yaptıktan sonra suyu çekiyor ya o an çok keyif alıyorum” diye konuşuyor. Mahsullerini pazarda değil ihraç edilen arkadaşlarının kurduğu yemek fabrikasına vereceğini belirten Çatak, “Tamamen kolektif bir çalışma olacak. Kâra bulaşmadan komünle bir ağ kurmaya çalışıyoruz. Hedefimiz biraz daha büyütmek. Bu hasadı topladıktan sonra kışlık sebzeler ekmeyi düşünüyoruz. Kışın daha büyük bir arazide çalışmayı planlıyoruz. Bunları da ürettikten sonra kendi içimizde dönüştüreceğiz” şeklinde anlatıyor.</p>
<p>KHK ile ihraçlarının siyasi bir karar olduğunu ve bir gün mutlaka işlerine döneceklerine inandığını da belirten Rozerin Çatak, “Bizim bir mücadelemiz var; anadilde ulaşılabilir nitelikli sağlık hizmeti sunmak. İhraç edilmiş olabiliriz ama nihayetinde hâlâ sağlıkçı kimliğimiz var. Döndüğümüzde kaldığımız yerden bu mücadelemizi tekrar sürdüreceğiz. Ama bu tarım faaliyetlerini işimize döndüğümüz zaman da sürdürmeyi hedefliyoruz&#8221; diyor.</p>
<p>Özellikle kadınların mücadeleyi bırakmaması gerektiğini belirten Çatak, bir arada daha güçlü olunacağını hatırlatarak, “Kadınlar, <em>KHK ile ihraçlara ve diğer baskılara karşı öz gücünün farkına varıp komünal ağın bir parçası olmalı. Örgütlü gücümüzü ne kadar korursak o kadar güçleniriz. Bu süreç geçecek. Ama geçtikten sonra geride bir enkazın kalmaması gerekiyor. Tam tersine daha güçlü daha iradeli ve örgütlü bit kitle oluşmalı. Temel çağrımız örgütlüğümüzü birleştirip bu mücadelemizi daha da yükseltmek’’ diyor.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/khk-ile-ihracin-ardindan-tarima-yonelen-tekniker-rozerin-catak-kapitalist-sistemden-kurtuldum/">KHK ile ihracın ardından tarıma yönelen tekniker Rozerin Çatak: Kapitalist sistemden kurtuldum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Af Örgütü: &#8220;Darbe girişimi sonrası en az 100 bin kamu çalışanının geleceği karanlık.&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/22/uluslararasi-af-orgutu-darbe-girisimi-sonrasi-en-az-100-bin-kamu-calisaninin-gelecegi-karanlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2017 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Amnesty]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[tasfiye]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası af örgütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14883</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Gelecek Karanlık: Türkiye&#8217;de ihraç edilen kamu çalışanlarına yönelik sonu gelmeyen baskılar” başlıklı rapor, aralarında doktorlar, polis memurları, öğretmenler, akademisyenler ve askerlerin de bulunduğu on binlerce kişinin “terörist” olarak yaftalanarak kamu görevinden ihraç edilmesi sonucu, yaşamlarını sürdürmekte büyük zorluklar yaşadığını ortaya koyuyor. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner raporla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de darbe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/22/uluslararasi-af-orgutu-darbe-girisimi-sonrasi-en-az-100-bin-kamu-calisaninin-gelecegi-karanlik/">Uluslararası Af Örgütü: &#8220;Darbe girişimi sonrası en az 100 bin kamu çalışanının geleceği karanlık.&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em> </em><strong><em><a href="https://www.amnesty.org.tr/public/uploads/files/GelecekKaranlikTRAmnesty%281%29.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">“Gelecek Karanlık: Türkiye&#8217;de ihraç edilen kamu çalışanlarına yönelik sonu gelmeyen baskılar”</a> </em></strong>başlıklı rapor, aralarında doktorlar, polis memurları, öğretmenler, akademisyenler ve askerlerin de bulunduğu on binlerce kişinin “terörist” olarak yaftalanarak kamu görevinden ihraç edilmesi sonucu, yaşamlarını sürdürmekte büyük zorluklar yaşadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner raporla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de darbe girişimi sonrası uygulanan baskının yol açtığı sarsıntılar, sadece işlerini kaybetmekle kalmayan, aynı zamanda mesleki ve aile hayatları da paramparça olan on binlerce kişinin hayatını tahrip etmeyi sürdürüyor.”</p>
<p>Gardner, “‘Terörist’ olarak yaftalanan ve geçim kaynakları ellerinden alınan pek çok kişi kariyerlerini devam ettiremezken, alternatif çalışma imkânları da engellenmiş durumda” dedi.</p>
<p>Ankara, Diyarbakır ve İstanbul’da ihraç edilen kişiler, devlet yetkilileri, sivil toplum ve meslek kuruluşları temsilcileri ile yapılan 61 görüşmeyi temel alan rapora göre, bir zamanlar kamu sektöründe güvenli bir işe sahip olan çalışanlar, durumlarının düzeltilmesini sağlayacak tüm imkânlarından mahrum bırakıldıkları için çok güç bir durumla karşı karşıyalar. Uluslararası Af Örgütü ile mülakatlarında sosyal sigorta yardımları dâhil olmak üzere herhangi bir destekten yoksun durumda olduklarını söyleyen ihraç edilmiş kamu çalışanları, birikimlerini kullanarak, aileleri veya dostlarından yardım alarak, düzensiz çalışmak zorunda kalarak ya da sendikalarından sağlanan az miktarda dayanışma katkılarıyla zar zor geçinebildiklerini anlattı.</p>
<p>Avukatlık ve öğretmenlik gibi devletin düzenleme alanında olan mesleklerden ihraç edilen çalışanların büyük bölümünün özel sektörde de çalışması engelleniyor. Benzer biçimde, kanun hükmünde kararnamelerle, görevlerine son verilen polis ve askerlerin de özel sektörde benzer işlerde çalışmaları yasaklanıyor. Sağlık uzmanları gibi mesleklerini özel sektörde sürdürmelerine izin verilen az sayıda ihraç edilen kamu çalışanı da iş bulmakta ya zorlanıyorlar ya da bulabildikleri işlerde sunulan maaşlar daha önce aldıklarına kıyasla çok daha düşük oluyor.</p>
<p>İhraç edilen kamu çalışanlarının yurt dışında çalışabilme olanakları da pasaportlarının iptal edilmesi sonucu ortadan kaldırılmış oluyor ve böylelikle iş bulma imkânları da ciddi ölçüde kısıtlanıyor. Cumhurbaşkanlığı’ndaki üst düzey görevinden ihraç edilen bir kadın çalışan bu durumu “Ülke dışına çıkmamıza izin vermiyorlar, çalışmamıza izin vermiyorlar&#8230; Benden ne yapmamı bekliyorlar ki?” diye sorarak ifade ediyor.</p>
<p>Darbe girişimine katılan askerler örneğinde olduğu gibi, bu ihraçların bazılarına meşru bir gerekçe getirilebilse de, yetkililerin hangi kıstaslara göre ihraç ettiklerine dair bir açıklamada bulunmaması ya da yöneltilen suçlara dair bireysel kanıtlar sunmaması, bu ihraçların “terörle mücadele” kapsamında gerekli oldukları iddiasını çürütüyor. Aksine, kanıtlar ihraçların sebeplerinin arkasında gücün kötüye kullanımı ve ayrımcılığın yaygın olduğuna işaret ediyor. İhraç edilen bir yerel hükümet yetkilisi, Uluslararası Af Örgütü ile görüşmesinde şu ifadeleri kullandı: “Eğer birileri sizi kurumdan silmek istiyorsa, adınızı Gülenci olarak vermeleri yeterli.”</p>
<p>İhraçların kamuoyuna açık bir biçimde gerçekleşmesi ihraç edilenlerin hayatlarında büyük zorluklara yol açıyor. Darbe girişimi düzenlendiğinde Hakkâri’de görev yapan bir asker, Uluslararası Af Örgütü’ne yaşadıklarını “Önceden toplum tarafından bir kahraman olarak değerlendiriliyordum. Fakat şimdi bir terörist ve bir hain olarak görülüyorum.” şeklinde anlattı. 2016 yılının Ağustos ayında ihraç edilen bir akademisyen ise şöyle konuştu: “Oğlum okula gitmek istemedi. Diğer çocuklar ona sataşıp, annesinin terörist ve hain olduğunu söylemişler.”</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14884" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/100binihraçinfo-1.jpg" alt="" width="1200" height="1200" /></strong></p>
<p><strong>‘Muhalif sesler kamudan uzaklaştırılıyor’</strong></p>
<h4>&#8220;OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu hemen çalışmaya başlasa, hatta komisyona destek olacak bir sekretarya kurulsa bile süreç, basit bir matematiksel hesapla, ihraç edilenler neredeyse emekli olana kadar sonuçlanacak gibi görünmüyor&#8221;</h4>
<p>Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü kişilerden hiçbirine, ihraç edilmeleriyle ilgili “terör örgütleri ile bağlantısı bulunmak” gibi genel iddialar dışında ihraç sebeplerine dair herhangi bir açıklamada bulunulmadı. Ayrıca, ihraçların keyfi niteliği son derece açık olmasına rağmen, kamu çalışanlarının bu kararlara karşı itiraz etmek için başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmuyor. Ocak ayında ihraç vakalarını değerlendirmek amacıyla kurulması önerilen komisyon, itiraz prosedürlerinin etkin olmasını sağlayacak bağımsızlığa ve kapasiteye sahip olmamakla beraber, henüz başvuruları değerlendirmeye başlamadı.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, “OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu hemen çalışmaya başlasa, hatta komisyona destek olacak bir sekretarya kurulsa bile süreç, basit bir matematiksel hesapla, ihraç edilenler neredeyse emekli olana kadar sonuçlanacak gibi görünmüyor. Bu tasfiyeler muhalif sesleri kamudan uzaklaştırmakla kalmıyor, bu kişilerin mesleki kariyerlerini de katlediyor” dedi.</p>
<p>İhraçlarını kamuoyu önünde protesto eden az sayıda kamu çalışanı ise polis baskısına uğradı, hatta gözaltına alınarak kötü muameleye maruz kaldı. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ihraçlarını protesto etmek için başlattıkları açlık grevi 75’inci gününe girdi.</p>
<p>Andrew Gardner açıklamasında şöyle dedi: “100 bin kişinin çalışma hakkına erişimini engellemek, insanların mesleki yaşantısı açısından kitlesel çapta bir kıyım uygulamak anlamını taşıyor ve bunun da siyasi muhaliflere veya siyasi muhalif olarak algılanan kişilere yönelik daha geniş kapsamlı bir siyasi tasfiyenin parçası olduğu açık.”</p>
<p>İdil Eser ise açıklamasında “İnsanlara ‘ya muhalif kimliğini bırak, geçmişini inkâr et ve sus, ya da görevinden ol, işsiz güçsüz hayatını sürdürmeye çalış’ seçenekleri sunuluyor ki, buna da seçim denemez. Ayrıca her insanın temel hakkı olan eğitim ve sağlık gibi hizmetlerde nitelikli personelin topyekûn ihraç edilmesi ciddi bir deneyim kaybına da yol açıyor. Bunun uzun vadede Türkiye’nin gelişimi üzerinde de etkisi olacağı aşikâr” dedi.</p>
<p>Gardner, Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Hükümeti’ne talebini şöyle ifade etti: “Yetkililer bu keyfi ihraçlara hemen son vermeli ve herhangi bir suç işlemediği tespit edilen herkesi görevlerine iade etmelidir. İhraç edilenlere, adlarını temize çıkarabilmeleri, zararlarının tazmin edilebilmesi ve görevlerine iade edilebilmeleri için hızlı ve etkili bir hukuk yoluna erişim hakkı sunulmalıdır.”</p>
<p>İdil Eser ise etkili bir hukuk mekanizmasının derhal işletilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Yetkililerin ihraç edilenlerin hızlı ve etkili bir hukuk mekanizmasına erişim hakkını tanımamaları durumunda, toplumun adalet ve hukuka olan inançları daha da zayıflayacaktır. İfade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda ne ekonomik, ne insani gelişim sağlanabilir, bütün vatandaşların daha iyi bir hayat sürme hayalleri de berhava olur” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/22/uluslararasi-af-orgutu-darbe-girisimi-sonrasi-en-az-100-bin-kamu-calisaninin-gelecegi-karanlik/">Uluslararası Af Örgütü: &#8220;Darbe girişimi sonrası en az 100 bin kamu çalışanının geleceği karanlık.&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAK İnisiyatifi bileşenleri MAZLUMDER&#8217;den ayrıldığını açıkladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/20/hak-inisiyatifi-bilesenleri-mazlumderden-ayrildigini-acikladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2017 07:40:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Yönetim Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Genel Kurul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13555</guid>

					<description><![CDATA[<p>BASINA VE KAMUOYUNA HAK İNİSİYATİFİ DEKLARASYONU: Kamuoyunun malumu olduğu üzere, MAZLUMDER, 19 Mart 2017 tarihinde bir Olağanüstü Genel Kurul (OÜGK) yaşamıştır. Bizler bu hukuksuz ve keyfi OÜGK’ye katılmayacağımızı daha önce ilan etmiştik. Zira bu OÜGK’de oy kullanacak genel kurul delegeleri, ağırlıklı olarak Mazlumder İstanbul Şubesi’nin 2015 tarihli genel kurulunda, seçilme yeterliliği taşımadığı halde seçilmiş şaibeli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/20/hak-inisiyatifi-bilesenleri-mazlumderden-ayrildigini-acikladi/">HAK İnisiyatifi bileşenleri MAZLUMDER&#8217;den ayrıldığını açıkladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BASINA VE KAMUOYUNA</strong><br />
<strong>HAK İNİSİYATİFİ DEKLARASYONU:</strong><br />
Kamuoyunun malumu olduğu üzere, MAZLUMDER, 19 Mart 2017 tarihinde bir Olağanüstü Genel Kurul (OÜGK) yaşamıştır.<span class="text_exposed_show"> Bizler bu hukuksuz ve keyfi OÜGK’ye katılmayacağımızı daha önce ilan etmiştik. Zira bu OÜGK’de oy kullanacak genel kurul delegeleri, ağırlıklı olarak Mazlumder İstanbul Şubesi’nin 2015 tarihli genel kurulunda, seçilme yeterliliği taşımadığı halde seçilmiş şaibeli genel kurul delegeleriydi. Vesayet kurma amacı taşıyan bu OÜGK’de, ne yazık ki insan hakları mücadelesinin lafzı ve ruhuyla bağdaşmayan bir takım hukuksuz ve keyfi kararlar alınmıştır. OÜGK’ye, faaliyet göstermeyen ve neredeyse sadece tabeladan ibaret olan 5 şubenin de içinde olduğu toplam 10 adet MAZLUMDER Şubesinden katılım olmuştur. İşte bu şubeler, OÜGK’ye ilişkin dava süreci henüz kesinleşmeden gerçekleştirdikleri hukuksuz OÜGK’de, hiçbir savunma hakkı tanımaksızın ve genel kurul çağrısını sadece seçimli genel kurul olarak yaptıkları, kapatma ve ihraç başlığıyla bir toplantı gündemi de ilan edilmediği halde 16 MAZLUMDER Şubesi hakkında kapatma kararı almışlar ve bu 16 Şubedeki binlerce MAZLUMDER üyesini de temel insan hakları prensiplerini çiğneyerek MAZLUMDER’den ihraç etmişlerdir. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Bahsettiğimiz bu aşamaya gelinceye kadar İstanbul Şubesi’nin başını çektiği, OÜGK’de, kapatma ve ihraç kararlarını alan bu grup, çeşitli iftira, karalama, hedef gösterme ve hukuksuzluklara imza atarak meseleyi ‘hukuki anlaşmazlık’ noktasının çok ötesine, geri dönülemez bir noktaya kasten ve planlı olarak taşımıştır. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Kapatma ve ihraç kararlarını alan bu grup, Genel Yönetim Kurulu toplantılarında, MAZLUMDER’in kendi iç barışını, uyumunu gerçekleştirebilmesi, ilke ve organizasyon çerçevesindeki sorunlarını aşabilmesi için Genel Başkan ve tüm Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin değiştirilmesi önerisi dahil olmak üzere yapılan bütün uzlaşma tekliflerimize sırt çevirmiştir. Aynı grup mensupları tarafından, tam olarak son 1 yıldır Genel Merkez internet sitesine ve şifrelerine keyfi bir şekilde el konulmuş, Genel Merkez sosyal medya hesapları yalan beyanlarla ele geçirilmiş, şubelerinde kendileriyle hemfikir olmayan yöneticiler, savunmaları alınmadan üyelikten çıkarılmışlardır. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Bir insan hakları örgütü olarak Kürtlere yönelik hak ihlallerinden, Gezi olaylarına, Soma raporundan, Suriye iç savaşına değin farklı alanlarda çalışmalarımız, raporlarımız oldu. Bu çalışmalarımızda temel hareket noktamız ve hassasiyetimiz somut olarak hak ihlallerinin olup olmadığını tespit etmekti. Ancak aralarında bazı güç dengelerini gözetme hassasiyeti taşıyan Mazlumder içinden bir grubun da yer aldığı kimi çevreler için bu ilkesel durma çabamız taşınamaz bir yük ve kabul edilemez bir duruş olarak kabul edildi. Özetle izah etmeye çalıştığımız ve içinden geçtiğimiz bu süreç, sonuç olarak ilkesel bir duruş ortaya koymak ve koyamamak şeklinde ifade edebileceğimiz bir ayrışmayı beraberinde getirdi.</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">MAZLUMDER’de yaşanan ve tasvir etmeye çalıştığımız bu ayrışma iki grup arasındadır. Birinci grup : Hakim siyasi rüzgarın sertliğinden zatürre olmuş, arkadaşlarını, OHAL KHK’sına ihtiyaç bırakmayacak bir gözü kararmışlık ile tasfiye etmeye teşebbüs eden konjonktür grubudur. Diğer grup yani bizler ise insan hakları meselesine 26 yıllık MAZLUMDER geleneğinin iz düşümünden yaklaşan, yanlış yaptığında düzeltmekten çekinmeyen, hakkı ihlal eden iktidar odağı kim olursa olsun ondan çekinmeyen, bunun sonucu olarak hem yaşanan çatışmanın tarafları yani devlet ve devlet dışı örgütlerce hem de konjonktür grubu tarafından hedef gösterilmiş, ilkeli bir hak mücadelesini savunan gruptur. Tarihe not düşmek adına, insan hakları mücadelesinin onur ve haysiyeti gereği, bu iddiamızı, davamızı yüksek sesle ifade etmek, vurgulamak isteriz.<br />
Bizler, insan haklarının ve hak mücadelesinin, tüm iktidar hesaplarının, her türlü partizanlığın ve yandaşlıkların üzerinde, özgür ve bağımsız bir karakteri olduğuna inanıyoruz. Duruşumuzu sadece ve sadece bu ölçüye göre belirlemeyi amaçlıyoruz. Bize kapatma ve ihraç muamelesini layık görenlerin ise neyi ölçü aldıklarını izah etmeye gerek duymuyoruz. Manzara nettir. Geldiğimiz bu kırılma noktasında, zor koşullarda emek sarf eden, mücadele veren çalışma arkadaşlarını hedef gösteren bu grup, bütün bu yaptıklarıyla yürüttükleri sürecin bir ‘operasyon’ olduğuna dair şüphelerimizi ne yazık ki doğrulamıştır. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Tüm bu belirttiğimiz ve kamuoyunu daha fazla meşgul etmemek adına ayrıntısına girmediğimiz sair hususlar bize göstermektedir ki, devam etmekte olan hukuki süreçler, kimin lehine neticelenirse neticelensin; hukuksuzluk ve keyfiliği bir yöntem olarak benimsemiş, bu güç ve vesayet düşkünü, operasyonel kadro ile birlikte herhangi bir yol yürümenin imkânları tükenmiştir. İçinden geçmekte olduğumuz bu acı, yıpratıcı ve bir o kadar öğretici tecrübenin bir ayrılığı dayattığı ve getirdiği artık tartışılmaz bir gerçekliktir. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Bugün, MAZLUMDER’den ayrılmaya icbar edilen Genel Yönetim Kurulu üyeleri ve Şubeler olarak bir istişare sürecine girmiş ve yeni bir &#8216;İnsan Hakları Hareketi’nin çalışmalarına başlamış bulunuyoruz. Hukuki süreç nasıl neticelenirse neticelensin, bugünden itibaren MAZLUMDER ile yollarımızı kesin olarak ayırdığımızı ilan ediyoruz. MAZLUMDER emektarları olarak, bugüne kadar MAZLUMDER çatısı altında yapıp ettiğimiz her işin sorumluluğunu, bedelini ve bu tecrübenin bize kattığı değer ve birikimleri, göğsümüze birer şeref madalyası olarak takıp yeni bir yola giriyoruz. MAZLUMDER’den bize tevarüs eden bütün pozitif değerleri geliştirerek, kurumsallaşmamızı geniş katılımlı bir istişareler zinciriyle tamamlamak ve bu hukuksuz, keyfi sürecin ardından, İnsan Hakları mücadelesi lehine doğacak hayra şahitlik etmek niyet ve azmindeyiz.</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">MAZLUMDER’den, yol arkadaşı bildiğimiz mezkûr grup tarafından keyfi ve hukuksuz yöntemlerle ayrılmak durumunda kalan bizler, insan hakları savunucuları olarak, bu güç düşkünü operasyoncu kadroyu, çağırdıkları kendi kaderleriyle baş başa bırakıyoruz. Bizi bir ‘siyasi operasyon’ marifetiyle kapı dışında bırakıp cezalandırdığını düşünenler, esasen MAZLUMDER’e ve kendilerine ceza vermişlerdir. Bu tablo karşısında, vicdanımız rahat değil, üzgünüz. Ancak bu hususta artık elimizden gelen bir şey yok. Kısır çekişmelerle vaktimizi harcama lüksümüz de yok. Yüzümüzü yarınlara dönmek, haksızlığa uğrayanlar ve ezilenler için yeni bir yol inşa etmek, geldiğimiz aşama itibariyle en doğru seçimdir. Türkiye kamuoyuna ve insan hakları camiasına, bugünden itibaren MAZLUMDER ve MAZLUMDER adını suistimal eden malum çevreler ile bir bağımızın kalmadığını, MAZLUMDER ismini kullanmayacağımızı, istişare ve hazırlık süreci tamamlanıp kuruluşumuzu ilan edeceğimiz güne kadar çalışmalarımızı, HAK İnisiyatifi adı altında sürdüreceğimizi saygı ile arz ederiz.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>HAK İnisiyatifi bileşenleri :</p>
</div>
<ol>
<li>MAZLUMDER Genel Merkezi</li>
<li>MAZLUMDER Antakya Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Batman Şubesi (Bir grup üye)</li>
<li>MAZLUMDER Bitlis Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Bursa Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Gaziantep Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Hakkari Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER İzmir Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Kocaeli Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Mersin Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Muş Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Sakarya Şubesi (bir grup üye)</li>
<li>MAZLUMDER Şırnak Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Urfa Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Van Şubesi</li>
<li>MAZLUMDER Ankara Şubesi (bir grup üye)</li>
<li>MAZLUMDER İstanbul Şubesi (bir grup üye)</li>
<li>19. MAZLUMDER Adıyaman Şubesi (bir grup üye)</li>
<li>MAZLUMDER Mardin Şubesi (bir grup üye)</li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/20/hak-inisiyatifi-bilesenleri-mazlumderden-ayrildigini-acikladi/">HAK İnisiyatifi bileşenleri MAZLUMDER&#8217;den ayrıldığını açıkladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2017 11:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Bir Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[memur sen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık emekçileri ve sosyal hizmetler sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk. Eğitim Sen 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk.</strong><span id="more-17651"></span></p>
<p><strong>Eğitim Sen</strong> 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya Eğitim Sen&#8217;in KHK kapsamında işten çıkarılan üyelerine maddi ve hukuki destek sağlayıp sağlamadıklarını sorduk. Aydoğdu &#8220;Bu hafta yayınlanan KHK hariç akademisyenlerle birlikte toplamda 856 arkadaşımız işlerinden olmuştu. Hepsinin hukuki takibini ve tüm masraflarını sendika genel merkezi, avukatlarımız ile üstlendi. Sendika aidatlarımızı binde 5&#8217;ten binde 8&#8217;e yükselttik. Dayanışma etkinlikleri (konser-tiyatro-sinema-çeşitli ürün satışları) yapıyoruz, gelirleri sendika genel merkezindeki dayanışma fonuna aktarıyoruz.&#8221; dedi. Destekte bulunurken hangi kriterleri aradıklarını sorduğumuzda ise &#8220;Bize çeşitli iddialarla işten çıkarılmış üyelerimizin başuruları oldu. Biz üyelerimizin dini inacını veya etnik kimliğini sorgulamayız, aradığımız tek şart işten çıkarıldıkları sırada sendikamızda üye olmaları. Aynı şekilde maddi destek isteyen üyelerimizde de bir muhtaç-ihtiyaç kriteri aramıyoruz. Maaş isteyen arkadaşlarımızın sahip olması gereken tek kriter sendika üyesi olmaları ve bu maaşı talep etmeleri. Maaşlarını her ayın 15 &#8216;inde 2000tl olarak yatırıyoruz.</p>
<p><strong>Eğitim Bir Sen</strong> Genel Merkezi Hukuk Sekreterliği&#8217;ne sorduğumuzda &#8220;Biz bu konuda herhangi bir talimat almadık&#8221; şeklinde cevap aldık. Hukuk Birimi tarafından yönlendirdirildiğimiz sendika teşkilatı ise sorularımızı cevapsız bıraktı.</p>
<p><strong>Kamu Emekçileri Sendikası</strong> sorularımızı &#8220;KESK&#8217;e dahil olan çeşitli iş kollarından sendikalar KHK kapsamında görevlerine son verilen üyelerine hukuki ve finansal destek veriyor. Biz konfederasyon olarak bunu takip ediyoruz.&#8221; diyerek yanıtladı.</p>
<p><strong>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)</strong> Eşbaşkanı İbrahim Kara 3 adımdan oluşan bir destek ağı ördüklerini söyledi. &#8220;İhraç edilmiş arkadaşlarımıza hukuki destek veriyoruz. İdare Mahkemesi&#8217;ndeki davalarımızı açtık ve uluslararası yargı kanallarını da zorlayacağız. İhraç edilenlerle görüşmeler yaparak ihtiyacı olan arkadaşlarımızı belirleyerek kendisine aylık 1500 liralık ödemeler yapıyoruz. Maddi dayanışmaya katkı sağlamak isteyen insanlar için bir destek hesabı açtık. Ayrıca basın açıklamaları ve eylemlerimizde ihraç edilen arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Hep beraber sözümüzü sokağa taşıyoruz. Özetle hukuki destek, maddi destek ve sokak eylemleri bu arkadaşlarımızla dayanışmanın üç önemli yolu.&#8221; İbrahim Kara ihraçlara olan tepkisini de &#8220;Kendileri gibi düşünmeyenleri parayla terbiye etmeye çalışıyorlar. Arkadaşlarımızı darbeci olarak lanse ediyorlar&#8221; diyerek gösterdi.</p>
<p><strong>Memur Sen</strong> ise sorularımıza cevap alamadığımız bir diğer sendika oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
