<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hak ihlali arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-ihlali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-ihlali/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Mar 2023 08:35:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>hak ihlali arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-ihlali/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Deprem Nedeniyle Yerinden Edilenlerin Oy Kullanmasının Önündeki Her Türlü Engel ve Külfet Kaldırılmalıdır&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/23/deprem-nedeniyle-yerinden-edilenlerin-oy-kullanmasinin-onundeki-her-turlu-engel-ve-kulfet-kaldirilmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[oy kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), deprem nedeniyle başka yerlere göç etmek zorunda kalan insanların bulundukları yerlerde oy kullanmalarının önündeki her türlü engelin kaldırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, 'Olağanüstü bir travmaya ve pek çok hak ihlaline maruz kalan, tamamlan(a)mayan bir yas süreci yaşayan, yerinden edilmeye zorlanmış insanların halen bulundukları yerde oy kullanamıyor olmaları, yurttaşlığı ellerinden almaktan başka bir şey değildir' denildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/23/deprem-nedeniyle-yerinden-edilenlerin-oy-kullanmasinin-onundeki-her-turlu-engel-ve-kulfet-kaldirilmalidir/">&#8216;Deprem Nedeniyle Yerinden Edilenlerin Oy Kullanmasının Önündeki Her Türlü Engel ve Külfet Kaldırılmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan TİHV, “depremler nedeniyle milyonlarca yerinden edilmeye zorlanmış insandan sadece 345 bin 97 kişinin bulunduğu yerleşim biriminde oy kullanabilecek olması yurttaşlık haklarının kullanımı bakımından kaygı vericidir” değerlendirmesi yaptı.</p>
<p>Bu durumda sayısı bilinmemekle birlikte büyük bir seçmen nüfusun, oy hakkını kullanmak için yaşadıkları ağır travmatik sürece rağmen deprem bölgesindeki seçim çevresine gitmek zorunda kalacağına dikkat çekilen açıklama şunlar ifade edildi: “Olağanüstü bir travmaya ve pek çok hak ihlaline maruz kalmış ve tamamlan(a)mayan bir yas süreci yaşayan bu insanlara oy haklarını kullanabilmeleri için gerçekleşmesi çok zor ve külfetli ‘tekliflerde/önerilerde’ bulunmak, yurttaşlığı ellerinden almaktan başka bir şey değildir. Oy hakkı, yurttaşlara kamusal alana müdahil olabilmelerini, karar vericilerin icraatlarını eleştirebilmeyi, onların hesap verebilirliklerini ve maruz kalınan adaletsizliklerin bir daha tekrar etmemesini sağlayacak en önemli demokratik imkândır. Bu imkânın tüm yurttaşlar için eşitlik ilkesine uygun olarak tesis edilmesi ise demokrasi ve insan hakları değerlerini referans alan devletlerin yükümlülüğüdür. Bu nedenle de oy hakkının kullanılabilmesi için güncellenen seçmen kütüklerinin güvenliği ile seçmen listelerinin doğru bir şekilde düzenlenmesi yükümlülüğü arasındaki dengenin ön koşulu insan hakları ilke ve değerlerine dayalı yaklaşımdır.”</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in<a href="https://www.esithaklar.org/wp-content/uploads/2022/02/ESHID_BM_Secimler-ve-Insan-Haklari-TR_20220222.pdf" target="_blank" rel="noopener"> Seçimlere İlişkin İnsan Hakları Standartları Rehberi</a>’ne göre, “seçmen kaydının önündeki diğer makul olmayan engellerin de ortadan kaldırılması”nın devletlerin sorumluluğunda olduğuna dikkat çeken TİHV, yerinden edilmeye zorlanmış yurttaşların haklarını kullanabilmeleri için halen bulundukları yerleşim yerlerinde oy verebilmelerinin önündeki her türlü engel ve külfetin kaldırılmasına yönelik kolaylaştırıcı yöntem ve tedbirlerin derhal alınması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Açıklamanın tamamına <a href="https://tihv.org.tr/basin-aciklamalari/deprem-nedeniyle-yerinden-edilenlerin-oy-kullanmasinin-onundeki-her-turlu-engel-ve-kulfet-kaldirilmalidir/#ftn3" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/23/deprem-nedeniyle-yerinden-edilenlerin-oy-kullanmasinin-onundeki-her-turlu-engel-ve-kulfet-kaldirilmalidir/">&#8216;Deprem Nedeniyle Yerinden Edilenlerin Oy Kullanmasının Önündeki Her Türlü Engel ve Külfet Kaldırılmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Hak İhlali Yaşayan Gençler için İzleme Çalışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/21/deprem-bolgesinde-hak-ihlali-yasayan-gencler-icin-izleme-calismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 09:30:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[PAY Gençlik Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83003</guid>

					<description><![CDATA[<p>PAY Gençlik Derneği, deprem bölgesinde hak ihlali yaşayan gençler için izleme çalışması gerçekleştiriyor. Dernek, bu izleme çalışmasıyla oluşturulan ekip ile beraber izleme çalışmasının kapsayıcılığını arttırmak istiyor ve herkese ulaşıp deprem bölgesinde gördükleri ya da yaşadıkları hak ihlallerine ulaşmak istiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/21/deprem-bolgesinde-hak-ihlali-yasayan-gencler-icin-izleme-calismasi/">Deprem Bölgesinde Hak İhlali Yaşayan Gençler için İzleme Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Siz de PAY’ınıza Düşeni YAParak sosyal medya üzerinde gördüğünüz veya doğrudan yaşadığınız/şahidi olduğunuz ve doğrudan gençleri etkileyen durumları/iletileri paylaşabilirsiniz. </span></p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfzU07D1Am6bt7evWR1OrHGRXHBzI6-64PcyNePc5v5aDuvjg/viewform" target="_blank" rel="noopener">İhlal formuna buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/21/deprem-bolgesinde-hak-ihlali-yasayan-gencler-icin-izleme-calismasi/">Deprem Bölgesinde Hak İhlali Yaşayan Gençler için İzleme Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mücadeleye Karşı Direncimiz Hiçbir Zaman Yok Olmayacak!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/10/mucadeleye-karsi-direncimiz-hicbir-zaman-yok-olmayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 11:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76764</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Aralık İnsan Hakları Günü için İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD) Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Özlem Yılmaz ile insan haklarının kavramsal olarak nasıl tanımlanması, hak ihlali denilince nelerin üzerinde durulması gerektiği ve mücadele yol ve yöntemleri üzerine konuştuk. Yılmaz, insan hakları mücadelesinin hep zor olduğunu ve olacağını ancak kendilerinin bu mücadeleye karşı dirençlerinin hiçbir zaman yok olmayacağını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/10/mucadeleye-karsi-direncimiz-hicbir-zaman-yok-olmayacak/">&#8216;Mücadeleye Karşı Direncimiz Hiçbir Zaman Yok Olmayacak!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD) hakkında kısaca bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-76766 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ozlem-yilmaz-640x853.jpeg" alt="Özlem Yılmaz" width="242" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ozlem-yilmaz-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ozlem-yilmaz-1024x1365.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ozlem-yilmaz.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" />2003 yılında İzmir’de kurulan İHGD, ulusal ve uluslararası alanda faaliyet göstermek üzere, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen insan hakları savunucularının katılımı ile insan haklarının her türlü siyasi ideoloji ve dünya görüşünün üzerinde bir değer olduğunu kabul etmekte, hakların ilerletilmesinin ancak sorunların kaynağına ilişkin gerçek bir kavrayışın geliştirilmesi ve somut çözüm önerilerinin uygun taktik ve stratejiler kullanılarak hayata geçirilmesiyle mümkün olabileceğine inanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her türlü şiddeti kategorik olarak reddeden derneğimiz, hak ihlallerinin temel failinin devletler olduğunun bilincinde olmakla birlikte, silahlı muhalif gruplar tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine de eşit derecede karşı durmaktadır. Failini ya da mağdurunu dikkate almaksızın tüm hak ihlallerini hedef alan İHGD, bağımsız ve tarafsız duruşuyla kamu vicdanını hak ihlallerine duyarlı kılacak, toplumun örnek alabileceği bir model oluşturmayı amaçlamaktadır.</span></p>
<p><b>Temel insan hakları tanımını nasıl yapıyorsunuz, hakların ilerletilmesi konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel insan haklarını tanımlamak biraz zor onun yerine neler insan haklarına dairdir, onu açıklamak gerekir, hatta insan hakları kavramının gelişimi ile beraber bu soruyu yanıtlamak daha doğru olur. İnsan hakları mücadelesi aslında demokratik haklar ve yurttaşlıkla bağlantılı olarak başlayıp sonrasında evrilen bir mücadele o yüzden ilk kişisel, medeni haklar üzerinden başlıyor yani kişi özgürlüğü, ifade özgürlüğü, işkence görmeme özgürlüğü, yaşam hakkı gibi haklarla temelleniyor. Uluslararası sözleşmelere dökülmesi İkinci Dünya Savaşı sonrasına denk geliyor ama ondan önce Fransız Devrimi, İngiliz Bildirgeleri ile bu haklar yavaş yavaş belgelere taşınmaya başlıyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden sonra, 1950’lerde ona eş bütün dünyayı kapsayan değil ama Avrupa sisteminin de bir insan hakları mahkemesi oluşturuldu. 1960’ların sonlarına doğru ekonomik, sosyal  ve kültürel haklar da insan hakları kavramı içerisinde tanımlanmaya başladı. İnsan hakları kavramsal anlamda genişlemeye başlıyor ve sonraki dönemde çevre hakkı, dayanışma hakkı, barış hakkı gibi haklar devreye giriyor. Aslında haklar, sürekli böyle bir değişim içinde. Günümüzde bir yandan ifade özgürlüğünün fikri ve sınai haklar ile bağlantılandırılması var, öte yandan pandeminin yarattığı sağlık hakkına erişim konusunda hakların ilerletilmesi gerekliliği var, bir yandan küreselleşme ile ilgili olarak dünyanın farklı yerlerinde gelir durumu çok farklı olan insanların yaşadığı derin yoksulluk durumu var. Eskiden çevre hakkı olarak tanımladığımız hakları da artık küresel iklim krizine bağlıyoruz ve daha farklı tanım getiriyoruz yani haklara ilişkin mücadeleler de değişmeye başladı. </span></p>
<p><b>Hak ihlallerinin faillerini nasıl tanımlıyorsunuz ve İHGD olarak hak ihlallerine karşı ne şekilde müdahil oluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan haklarının ilerletilmesi konusunda teorilerde de değişiklikler oluyor zaman zaman artık silahlı grupların da hakları ihlal ettiği ileri sürülebiliyor, özellikle çatışma bölgelerinde çocukların savaşa katılması açısından değerlendirilen bir şey bu. Zaman zaman kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devlet, yargı olarak ya da müdahale edebileceği halde müdahale etmeyerek, örneğin bir erkeğin bir kadını öldürmesinde kadını koruma konusundaki pozitif yükümlülüğünü yerine getirmeyerek de insan haklarını ihlal etmiş olur. Yalnızca devletin birisini öldürmesi, işkence yapması, birisini uzun süre tutuklu tutması değildir ihlal, kırılgan grupların mağduriyeti halinde de adaletin yerini bulmasını sağlamak, zararını telafi etme ve bunun için adaletin yerini bulmasını sağlamak gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlallerine ilişkin müdahillikte biz İnsan Hakları Derneği gibi bireysel başvurulara cevap verebilecek kadar üyesi çok olan bir dernek değiliz ama şunu yapıyoruz ağırlıklı olarak uzun yıllar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası sözleşmelerin iç hukukta uygulanmasını çalıştık. Bu anlamda çok sayıda avukatla çok sayıda eğitim yaptık. Bu dönemde bazı toplumsal davalarda müdahil olduk, örneğin, Büyükada davasında müdahil olduk çünkü üyelerimizden ikisi tutuklanmıştı, Tahir Elçi davasına müdahil olduk çünkü Tahir Elçi öldürüldüğünde bizim üyemizdi, onun dışında örneğin HDP’ye saldırı ve Deniz Poyraz davasında aktif görev alacağız,  zaman zaman travestilere, transseksüellere olan saldırılarda Genç LGBTİ+ gruplarla  dayanışmamız oluyor; bazen dava izleme şeklinde bazen de aktif şekilde davanın avukatlarına destek vererek oluyor. Her mağdurun bireysel başvurusunu alabilecek kadar kapasitede bir dernek değiliz ancak dayanışmanın geliştirilmesini çok önemsiyor ve bunun çerçevesini İzmir&#8217;de oluşturabilmek için de çaba sarf ediyoruz. Mesela, kadın dernekleri, LGBTİ+ dernekleri, engelli derneklerinin içinde yer aldığı bir ayrımcılık ağımız var bu şekilde dayanışmayı geliştirebiliyoruz. Farklı haklara ilişkin olarak ihlallerde, farklı grupların birbiriyle dayanışması çok önemli.</span></p>
<p><b>Türkiye’ de insan hakları alanında yürütülen çalışmalar ve karşılaşılan zorluklar, başa çıkma yöntemleri hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Somut anlamda insan hakları mücadelesi 1980&#8217;li yıllarda başlıyor; İnsan Hakları Derneği 1986&#8217;da kuruldu ve özellikle Güneydoğu&#8217;daki faili meçhul cinayetler, köy yakmalar gibi ağır ihlallere odaklı çalışmalarla başladı ve yine işkencenin yoğun olduğu dönemlerde 80&#8217;lerden kalma tabip odalarının bazı çalışmaları vardı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı kuruldu; TİHV işkence mağdurlarına hem rehabilitasyon desteği hem de ihlallerin raporlamalarını yapıyor. Bu iki örgüt, temel çalışmalarda aktif rol alan örgütler. Onların dışında hukukçu kuruluşları var; Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği’ni örnek verebiliriz bu dernekler daha çok yargılamalarda ki ihlaller üzerine çalışıyorlar ve pratik olarak dava takibi yapıyorlar. Hakikat Merkezi, Eşit Haklar Derneği de önemli çalışmalar yapıyor. Aslında Hrant Dink Dink Vakfı da çok önemli işler yapıyor. Onun dışında çok iyi çalışmalar yapan feminist örgütleri var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak savunuculuğu sadece dernek ya da örgütler üzerinden olmak zorunda değil; bireysel anlamda da aktivist olan ve insan hakları çalışmalarına çok ciddi katkısı olan insanlar var ama son dönemde insan hakları savunuculuğu zorlaşmaya başladı; bunu 15 Temmuz sonrasında daha yakıcı olarak hissettik; üzerimizdeki baskı giderek artmaya başladı. Darbe sonrası mesela çocuk hakları ile ilgili çalışmalar yürüten Gündem Çocuk Derneği kapatıldı, insan hakları savunuculuğu yapan insanların bir kısmı yine kanun hükmünde kararnamelerle görevlerinden ihraç edildi, bir kısmı tutuklandı bir kısmı gözaltına alındı. Özgür Gündem Gazetesi&#8217;nin macerasını biliyorsunuz, sadece basın organında nöbet tutan insan hakları savunucuları yargılandılar; bunlar arasında olanlardan biri de şu an Türkiye Tabipler Birliği Başkanı olan Şebnem Korur Fincancı. Yani bir yandan temel yargılama, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasıyla düşüncenizi ifade etmekten korkmaya başlamanız ve sonra tutuklanma korkusu yaşanmaya başladı. Ayrıca insan hakları hareketine pandemi döneminde sağlık gerekçesi ile kısıtlamalar yapıldı ancak bunun halk sağlığı tedbirleri kapsamında olduğunu düşünülmesine engel olan parti kongrelerinin yapılmasına, oralarda insanların dip dibe olmasına izin verildiğine şahit olduk. Bizler bu dönemde çevrimiçi programlar yapmaya başladık, şimdi de hibrit modeller uygulayacağız, katılımcılarımız, imkanlarının elvermesi durumunda yüz yüze katılım sağlarken bir kısmı da çevrimiçi katılım sağlayabilecekler. Ama elbette bir arada olmanın çok daha etkili, dayanışmayı destekleyici olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptığımız çalışmaların, özellikle eğitim çalışmalarının etkilerini ölçmek için değerlendirme formları kullanıyoruz ve eğitim verdiğimiz katılımcılarla yeniden bir araya gelebileceğimiz çalışmalar planlıyoruz bu şekilde kurduğumuz bağları geliştirmeye gayret ediyoruz. </span></p>
<p><b>İnsan haklarının ihlallerinin önlenmesine ilişkin neler yapılabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları krizini çözmeye yönelik bir dizi toplantı, Ege İnsan Hakları Okulu&#8217;nda gerçekleşmişti, zaman zaman ihraç edilen akademisyenlerle bir araya geldik, öncelikle hukuk fetişizminden çıkmak gerekir, hukuk sadece kanunların uygulanması demek değil; kanunlar tamamen bizim aleyhimize olabilir. Hukuk dışındaki başka disiplinlerle insan hakları alanında çalışmak gerekebilir; psikoloji, sosyoloji, felsefe, siyaset bilimi olabilir. Bu alanı geliştirmekte örgüt içi demokrasiyi geliştirmek de çok önemli; </span><span style="font-weight: 400;">insan haklarına ilişkin çalışan örgütlerde bile zaman zaman demokrasinin tam olarak geçerli olmaması durumu ile karşılaşabiliyoruz</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka önemli bir konu olan küresel iklim krizine de dikkat çekmek gerekiyor. Yani dünyayı kurtarmak için artık demokrasi yeterli olmayacak, başka bir model tasarlamak gerekiyor. Farklı yöntemler kullanılmadan derin yoksulluk, suyun azalması, salgın hastalıkların olması farklı mültecilik durumları yaratacak; bu nedenlerle 1960’ların gençleri gibi dünyayı değiştirme hedefine doğru dönüp başka şeyler tartışmamız gerekiyor. Tabii şu da var gündem o kadar yoğun ki insan hakları savunucuları her konuya yetişmekte zorlanabiliyorlar, eskiden bu kadar çok şeyden haberdar olmuyorduk belki şimdiki kadar çalışıyorduk ama bu kadar çok ihlalden aynı anda haberdar olmadığımız için daha farklı çalışmalar yürütebiliyorduk. Bu durumun baş edilmesi zor bir durum olduğunu kabul ediyorum ancak alternatif yöntemlerin geliştirilmesiyle mesajımızın daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum mesela</span><span style="font-weight: 400;"> okullarda Vatandaşlık Dersine ek olarak İnsan Hakları Dersi olacakmış; biz geçmişte sendikalarla işbirliği yaparak insan hakları dersi verecek öğretmenlere yönelik atölye çalışmaları yapmıştık. Bazen çalışmalar tıkanabiliyor; bunu ancak sahada olarak, dayanışmayı güçlendirerek, sözümüzün daha geniş kitlelere ulaşmasına gayret ederek aşabiliriz. Bunun için yerel yönetimlerle, belediyelerle daha yoğun çalışmalar planlamanın ve gençlere ulaşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. </span><span style="font-weight: 400;">Bu mücadele hep zor oldu, hep zor olacak ama bizim de bu mücadeleye karşı direncimiz hiçbir zaman yok olmayacak!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/10/mucadeleye-karsi-direncimiz-hicbir-zaman-yok-olmayacak/">&#8216;Mücadeleye Karşı Direncimiz Hiçbir Zaman Yok Olmayacak!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2021 13:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Gülizar Biçer Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73443</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Temmuz darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanlığı'nın çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname’ler (KHK) ile yaşanan hak ihlallerinin tespit ve ihlallerin önlenmesi için CHP 35 ili kapsayan toplantılara İzmir’den başladı. Ziyaretlerde ihraç edilen KHK’lılarla bir araya gelerek taleplerinin dinlenerek bir rapor olarak hazırlanması planlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/">&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz sonrası Olağanüstü Hal’in (OHAL) verdiği yetkilerle Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan KHK’lar ile on binlerce kişi görevinden ihraç edilmiş, pasaportu iptal edilmiş, gözaltına alınmış yahut tutuklanmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise KHK sonucu yaşanan hak ihlallerini 15 Temmuz 2016’dan hemen sonra CHP Genel Merkezi&#8217;nde bir komisyon kurarak KHK’lıların mağduriyetini gündeme taşımıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aradan geçen 5 yılın ardından, CHP, KHK’lar nedeniyle yaşanan hak ihlallerini tespit etmek ve ihlallerin önlenmesi için 35 ili kapsayan toplantı serisine başladı. İlk olarak İzmir’de yapılan ziyaretlerde ihraç edilen KHK’lılarla bir araya gelecek olan CHP’li vekiller, mağdurların taleplerinin dinleyecek ve bu çalışmanın bir rapor hazırlayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışma Türkiye genelinde CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın koordinasyonunda gerçekleştirilecek. </span></p>
<p><strong>CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve Gülizar Biçer Karaca yürütülen çalışma hakkında Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtladı.</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-73457 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya-640x320.jpg" alt="Yıldırım Kaya" width="380" height="190" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya.jpg 670w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" />Yıldırım Kaya<span style="font-weight: 400;">, 15 Temmuz 2016’dan hemen sonra CHP Genel Merkezi&#8217;nde bir komisyon kurarak KHK’lıların mağduriyetini parti olarak gündeme taşıdıklarını, yaşanan mağduriyetleri çok yakından takip ettiklerini ve çözümü konusunda büyük çaba harcadıklarını belirtti. </span>Kaya<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> söz konusu komisyonda görev alan biri olarak, 25 bin kişiyle yüz yüze CHP Merkezi&#8217;nde görüştüğünü ve 70 binin üzerindeki müracaat dosyasını Meclis’e ve ilgili Bakanlıklara ilettiklerini kaydetti. Bu çalışmaların bir devamı olarak KHK’lılarla Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Kayseri, Aydın, Denizli, Trabzon, Samsun, Diyarbakır, Adıyaman ve Van olmak üzere 35 ilde toplantılar düzenleyeceklerini söyleyen Yıldırım ayrıca, CHP iktidarında KHK’lıların yeniden adil yargılanmasının sağlanarak mağduriyetlerin giderileceğini belirtti. </span></p>
<h5><b>‘Temel Sorun Yargısız İnfaz’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK buluşmalarındaki gözlemlerini de </span>paylaşan Kaya<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> temel sorunun yargısız infaz olduğunu düşünüyor. Kaya’ya göre, adil bir yargılama yapılmadığından gerçek suçluların elini kolunu sallayarak kaçtığını ya da kurulan FETÖ borsasıyla “aklandığını” gördüklerini, ancak darbeyle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin büyük bir mağduriyet yaşadığına tanıklık ettiklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’lıların iş bulma haklarının ellerinden alınmış, toplumdan dışlanıp, izole bir hayat yaşayıp, fişlendikleri için iş bulamadıklarını söyleyen Yıldırım Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimse onları işe almak istemiyor, çalıştırmak isteyen de korkudan çalıştıramıyor. ‘Ağaç kabuğu yesin.’ diyenler, dediklerini yapmış ve bu insanları gerçekten açlığa mahkûm etmişler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma sonunda çıkacak olan raporu her platforma taşıyacaklarını belirten Kaya, canlı tanıkların delil ve beyanlarından oluşan bu rapor ile KHK mağdurlarının haklarının iade edilmesi için diğer delillerin yanında yeni yazılı bir belge olacağını sözlerine ekledi.  </span></p>
<h5><b>‘OHAL Komisyonu Oyalama Komisyonu’na Dönüştü’ </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-73458 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gulizazr-bicer-kaya.jpeg" alt="gülizar biçer kaya" width="389" height="203" />KHK mağduriyetlerinin giderilmesi için sürdürülen çalışma hakkında görüşlerini paylaşan CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise her bireyin özgürce yaşayabileceği, düşüncelerini özgürce ifade edebileceği, hakların evrensel ilkeler ışığında teslim edileceği demokratik Türkiye mücadelesi vermek zorunda olduklarını belirtti. </span></p>
<p>Karaca<b>, </b><span style="font-weight: 400;">“Yeni bir toplum ve rejim inşasına girişerek hak ihlallerini inanılmaz boyuta taşıyan 19 yıllık AKP iktidarının; 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, CHP olarak 20 Temmuz sivil darbesi olarak tanımladığımız süreçte ilan ettiği OHAL, çoklu hak ihlallerini beraberinde getirmiştir” dedi. KHK’larla bir gecede işinden edilen, kamu görevinden ihraç edilen, KHK’lıların hukuksuz bir biçimde kurulan ve varlığını sürdüren OHAL Komisyonu’nda dosyalarının yıllardır bekletildiğini söyleyen Karaca, yaşanan hak ihlallerinin önlenmesinin Türkiye’de insan hakları ve demokrasi açısından elzem olduğuna vurgu yaptı.</span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülizar Biçer Karaca, çalışma hakkından, eğitim hakkına, sağlık hakkından barınma hakkına yaşadıklarını zulüm olarak nitelendiren ve seslerini duyurmaya çalışan KHK’lıların yaşadığı mağduriyetlerin hak ihlalleri açısından değerlendirilmesinin çözüm bekleyen sorun alanlarından olduğunun altını çizdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu’nun Oyalama Komisyonu’na dönüştüğüne ve lağvedilmesi gerektiğine dikkat çeken </span>Gülizar Biçer Karaca,<span style="font-weight: 400;"> ayrımcılığa, ötekileştirmeye, mobbinge, dışlanmaya, yoksulluk ve yoksunlukla sınanmaya terk edilen KHK’lı bireylerin, yaşadıkları mağduriyetlerin “sivil ölüm” olarak tanımlanması gerektiğinin altını çizdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karaca, ayrıca ayrıştırma, kutuplaştırma, ötekileştirme iklimini yaratarak bu hukuksuzluk ve adaletsizlikten beslenen bir iktidarın, OHAL Komisyonu keyfiyeti ile adil yargılanma hakkının önüne set çektiğini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hem evrensel normlar hem de anayasamız açısından baktığımızda; bu ülkede yaşayan bireylerin her bir birey gibi lekelenmeme hakkı, yurttaşların adil yargılanma hakkı vardır.&#8221; diyen Karaca, çıkan yasaların, geçmişe dönük uygulanamayacağını belirtirken, sadece KHK’lıların değil akrabaları, çocukları ve ailelerinin de cezalandırılmakta olduğunu söyledi: &#8220;Sistematik bir düşmanlaştırmaya maruz bırakılan ve haklarını arayan KHK’lıların adil yargılanma taleplerinin karşılanmaması, yasaların geriye dönük işletilemezliği, kesinleşmiş yargı kararı olsa dahi işlerine iade edilmemesi, noterde şahitliklerinin dahi sayılmaması, intiharla sonuçlanan yaşam hakkı ihlalleri gibi örneklerle de insan hakları ihlalleri katlanarak artarak devam etmektedir”.  </span></p>
<h5><b>&#8216;1959-2020 Yılları Arasında Türkiye En Çok Adil Yargılanma Hakkını İhlal Etti!&#8217;</b></h5>
<p>Gülizar Biçer Karaca, görüşmemizde Türkiye’nin insan hakları karnesini de rakamlarla hatırlattı. Buna göre, <span style="font-weight: 400;">2020 yılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istatistiklerine göre, Türkiye’nin en çok ihlal ettiği haklar arasında adil yargılanma hakkı yer alıyor.  2020’de en çok ihlal edilen 3 hak; 31 ihlal ile ifade özgürlüğü, 21 ihlal ile adil yargılanma hakkı ve 16 ihlal ile özgürlük ve güvenlik hakkı oldu. Bir başka istatistiğe göre, 1959-2020 yılları arasında 3 bin 309 hak ihlali ile Türkiye en fazla hak ihlali yaşanan ülke oldu ve bu süre içerisinde en çok ihlal edilen hak, 953 ihlal ile adil yargılanma hakkı oldu.</span></p>
<p>“Adil yargılanma hakkını; bir bireyin bir suçlama veya yasal bir anlaşmazlık ile karşılaşması durumunda; davanın makul bir süre içerisinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, hakkaniyete uygun bir biçimde ve kamuya açık olarak görülmesi şeklinde” tanımlayan Karaca, adil yargılanma hakkının davanın makul bir sürede görülmesi, bağımsız ve tarafsız mahkemeler, yargılamanın hakkaniyete uygun olarak yapılması ve yine yargılamanın açık ve aleni olması şeklinde 4 kriterini olduğunu belirtti.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP olarak neden ihraç edilenlerin veya hakkı ihlal edilenlerin adil yargılanma hakkını savunduklarına açıklık getiren Karaca, suç isnadı ve yargılamanın bir süreç olduğunu; ceza yargılamasının temelinin suç ve cezanın şahsiliği ilkesine dayandığını vurguladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında 20 Temmuz sivil darbesi ile OHAL dönemine giren Türkiye’de KHK’lar ile birçok hak ihlaline imza atıldı. Kurunun yanında yaş da yandı. Birçok insan sebepsiz yere FETÖ’cü suçlaması ile karşılaştı. “Babanın telefonu baz istasyonundan sinyal almış. Sen de FETÖ’cüsün o zaman”, &#8220;kızın cemaat okullarına gitmiş suçlusun&#8221; deniyor. Ama kişi hiç evlenmemiş, çocuğu yok. Yargılanmadığı için suçsuzluğunu kanıtlayamıyor. Bunlar gibi suçlamalar ile karşılaşıldı. Bizim adil yargılanma ısrarımız buradan gelmekte.”</span></p>
<h5><b>‘Hak Mücadelesinin Ne Olduğunu Yaşadığım Hukuksuzluklarla Öğrendim’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık, aleni ve hakkaniyete uygun bir biçimde, bağımsız mahkemelerde yargıçların delilleri incelenmesi ve suç ve cezanın şahsiliği dikkate alınarak gerçekten suçlu olanların  cezalandırılması gerektiğini altını çizen Karaca, “iktidar ve medyasının gerçek suçluların ve siyasi ayağın ortaya çıkmasından korktuğunu” söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’lıların yaşadığı hak ihlallerinin çok boyutlu olduğuna da dikkat çeken söyleyen </span>Gülizar Biçer Karaca<b>;</b><span style="font-weight: 400;"> söz konusu boyutları şu şekilde sıraladı: Kanser vakaları, kronik hastalıklar, psikolojik ve fizyolojik sorunlar, öldükten sonra göreve iadeler, intiharlar ile baş başa bırakılmaları; komşularının, mahalledeki esnafın, okuldaki öğretmen arkadaşlarının, işyerindeki mesai arkadaşlarının selam vermekten dahi çekinir hale gelmesiyle yaşanan hayal kırıklığı…</span></p>
<p>Karaca’nın<span style="font-weight: 400;"> dikkat çektiği bir diğer önemli husus, mağduriyetlerin giderilmesi için yürüttükleri çalışmalar kapsamında, “hak mücadelesinin ne olduğunu yaşadığımız hukuksuzluklarla öğrendim” diyen çok çeşitli gruplardan kişilerle bir araya geldiklerini söylemesi idi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Farklı illerden, mesleklerden farklı insanların yaşadığı o kadar ortak acı var ki, bu toplantılarda çok çarpıcı örnekleri sadece bizler değil birbirleri de duyarak yalnızlaştırmaya karşı dayanışmayı güçlendirmeye yaradığını düşünüyorum.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantılara katılamayanların talep ve önerilerini CHP kurumsal mail adresine ( khklilarkonusuyor@chp.org.tr) iletilen maillerle kendilerine ulaştırmayı sürdürdüklerini söyleyen Karaca, barış akademisyenlerinden, KESK üyelerine, askeri öğrenci ailelerinden cezaevlerindeki yurttaşlar ve yakınlarına kadar çok sayıda ve farklı kesimden telefon mail ve mektup aldıklarını sözlerine ekledi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/">&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2021 14:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK-Basın-İş]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[protesto hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı ve gösteri düzenleme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72138</guid>

					<description><![CDATA[<p>26 Haziran 2021’de Taksim’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nü takip eden AFP Muhabiri Bülent Kılıç’ın kolluk güçleri tarafından boğazına basılarak nefessiz bırakılması ve ardından gözaltına alınması, basın emekçilerini harekete geçirdi. “Gazeteciliği Boğamayacaksınız” diyen 15 basın örgütü gazetecilere yönelik hak ihlallerini İstanbul, Ankara ve İzmir’de protesto ederek, sorumluların hesap vermesini talep etti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önünden İstanbul Valiliği’ne yürüyen pek çok basın mensubu, polis şiddetine karşı “dur” demek ve meslektaşlarına destek vermek için toplandı. </span></p>
<h5><strong>‘Bu Mesleki Bir Sorun, Ötesi Berisi Yok!’</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72139 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="370" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" />Eylemde ilk söz alan Bülent Kılıç, kendisine olayın başından bu yana destek veren basın mensuplarına ve meslek örgütlerine teşekkür ederken; şiddete maruz kalan bir gazeteciye meslektaşlarının sahip çıkmasının önemine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç konuşmasında, “1 dakikalık bir süre idi sanırım.  Nefesimin kesilmeye çalışılması kadar vahşi bir durum yok. Maalesef gazeteci olarak buna şahitlik ettim. Görüntü o kadar vahşi imiş ki ben de videoyu izleyince anladım.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek çok gazetecinin kendisini arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmelerine karşın, kurumlarında konuyu haberleştirmeyen bazı gazete ve TV organlarının bu tutumundaki vahamete dikkat çeken Kılıç, gazetecilerin kamu görevi yapmakta olduğunun altını çizdi: “Polisin de bunu bilmesi lazım. Bunu çok iyi bildikleri halde bilmezden gelmeye başladılar. Bu mesleki bir sorun, bunun ötesi berisi yok. Burası Bab-ı Ali, Türkiye’nin ilk basın kurumları burada bir araya geldi. Bugün burada bu kadar gazetecinin bir araya gelmesi çok anlamlı.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boynuna basan polisin hala görevde olduğunu hatırlatan Kılıç, “Tüm basın emekçilerinin güvende olması için cezasızlık durumunun bir yerde bitmesi gerekiyor. Bu ülkede hukukun ve basının olduğuna inandırılmamız gerekiyor.” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı. </span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Nefessiz Bırakılan Sadece Gazeteciler Değil Halkın Haber Alma Hakkı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72135 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="381" height="177" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" />Eylemde daha sonra Gazete Duvar’dan Filiz Gazi 15 basın örgütünün basın açıklamasını okudu. Aralarında Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Disk Basın-İş ve Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşların imza verdiği “Gazeteciliği Boğamayacaksınız!” başlıklı açıklamada şu ifadeler öne çıkıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkı fiilen yasaklanmış durumda. Hakkını aramak için sokağa çıkan bu yurttaşları haberleştirmek gazetecinin kamusal görevidir. Ancak meslektaşlarımız toplum adına görevlerini yürütürken ağır şiddetle karşı karşıya kalıyor. İçişleri Bakanlığı’nın gösteriler sırasında polislerin görüntülerinin alınamayacağına yönelik yasadışı genelgesinin ardından, bu şiddet çok daha tehlikeli bir hâl almış durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72136 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="386" height="179" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 386px) 100vw, 386px" />26 Haziran Cumartesi günü LGBTİ+ bireylerin ve onlara destek veren yurttaşların düzenlemek istediği Onur Yürüyüşü’ne müdahale eden güvenlik görevlileri, uygulanan şiddeti kayda almak isteyen AFP Foto Muhabiri Bülent Kılıç’ı yere yatırıp boyuna bastırarak nefessiz bırakmak istedi. Güçlükle “Nefes alamıyorum” diyebilen Bülent Kılıç ölümden döndü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı gün başka meslektaşlarımızın da işlerini yapmaları engellendi. Darp edilen, taciz edilen, çektikleri görüntüleri silmek zorunda bırakılan meslektaşlarımız oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk güçleri bu kanun tanımaz uygulamaları ile halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemektedir. Nefessiz bıraktıkları yalnız meslektaşımız değil, halkın haber alma hakkıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilik suç değildir ve bizler gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilere şiddet uygulanmasını kanıksamayacağız, asla kabul etmeyeceğiz! </span><span style="font-weight: 400;">Bu insanlık dışı yöntemlerde ısrar etmeyi düşünen memurları da uyarıyoruz: Cezasızlık zırhına güvenmeyin! Size bu kanunsuz emri verenlerle birlikte mutlaka yargılanırsınız! </span><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz!”</span></p>
<h5><b>Ne Olmuştu? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72137 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="319" height="198" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-1024x637.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1.jpg 1072w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Bülent Kılıç’ın Onur Yürüyüşü sırasında görevini ifa ederken polis tarafından yere yatırılarak nefessiz bırakıldığı anın fotoğrafları, Türkiye’de basın mensuplarına polisin sert müdahalelerinin en yakın örneklerinden biri. Bülent Kılıç, serbest kalmasının ardından </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409161368360603649" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Twitter hesabından</span></a> <span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Lütfen bakılsın, sırtıma mı basmış, yoksa boynuma mı basmış, dün benim nefesim alenen kesilmeye çalışıldı” açıklaması yapmış ve </span><span style="font-weight: 400;">“Bütün gazetecilik meslek örgütlerine çağrı yapıyorum, ortada bir can güvenliği sorunu var maalesef, ortak bir tavır alınmalı.” </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409085746271621120" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">çağrısı</span></a><span style="font-weight: 400;">nda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç’ın maruz kaldığı şiddetin medyada geniş yer bulması üzerine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kılıç’ın basın mensubu olduğunun gözaltı işlemi sırasında anlaşıldığını açıklamıştı. Açıklamada, &#8220;Planlanan</span><span style="font-weight: 400;"> yasa dışı gösteri ve yürüyüşle ilgili olarak Beyoğlu Kaymakamlığı&#8217;nca (1) günlük yasaklama kararına rağmen ‘yasadışı gösterinin engellenmesi esnasında mukavemet gösteren’ grupla birlikte yakalanan 46 kişi arasında maalesef basın mensubu Bülent Kılıç’ın da bulunduğu tespit edilmiş ve ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır” dendi. </span></p>
<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57636637?at_medium=custom7&amp;at_custom3=BBC+Turkce&amp;at_custom2=twitter&amp;at_custom1=%5Bpost+type%5D&amp;at_campaign=64&amp;at_custom4=355B5CFC-D81E-11EB-9BFC-BF9A96E8478F" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Sahada görev alan basın mensupları</span></a><span style="font-weight: 400;"> ise özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 30 Nisan 2021’de yayınlanan genelgenin ardından gazetecilere yönelik kolluk güçlerinin uyguladığı engelleme ve şiddetin arttığını ifade ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Kürt Yayıncılığının Ahvali: İki İleri Bir Geri </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/turkiyede-kurt-yayinciliginin-ahvali-iki-ileri-bir-geri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 10:55:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Avesta Yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[kürt yayıncılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt yayıncılığının bugün Kürtlerin ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak bir sektöre dönüştüğünü söylemek mümkün. Ancak bu yolculuğun, çoğu kendilerinin dışında olan etkilerle kesintiler yaşadığını, ilerleyişin “iki ileri bir geri” şeklinde olduğunu da söyleyebiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/turkiyede-kurt-yayinciliginin-ahvali-iki-ileri-bir-geri/">Türkiye’de Kürt Yayıncılığının Ahvali: İki İleri Bir Geri </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2013-15 yılları arasında devam eden Çözüm Süreci, Kürtçe&#8217;nin kamusal alanını genişletmiş böylece dilin öğrenilmesi ve kullanılmasında da etkili olmuştu. Kürtçe ya da Kürtlere ilginin arttığı süreçte, Kürt kültürel yayıncılığı da görece iyi bir dönem geçirmişti. Ancak Çözüm Süreci&#8217;nin sona ermesi ve çatışmaların -bu kez şehirlerde- başlamasıyla birlikte büyük zorluklar yaşanmaya başladı. Kürt yayıncılığı için durum 90’lı yılları sık sık hatırlatır oldu. Türkiye’de Kürt meselesinin inişli çıkışlı serüveninden etkilenen dil ve kültür yayıncılığı, 2016’dan bu yana çeşitli zorluklar yaşıyor ve hak ihlallerine maruz kalıyor. Kürt Çalışmaları Merkezi’nin hazırladığı “Kürt Kültürel Yayıncılığının Maruz Kaldığı Hak İhlallerinin İzlenmesi Raporu” Kürt kültürel yayıncılığının yaşadığı sorunlara ve maruz kaldığı hak ihlallerine odaklanıyor.</p>
<p>Raporda izleme sonucunda ortaya çıkan hak ihlalleri şu başlıklar altında tasnifleniyor:</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-69238 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/iki-ileri-bir-geri-640x582.jpeg" alt="iki ileri bir geri" width="325" height="296" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/iki-ileri-bir-geri-640x582.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/iki-ileri-bir-geri.jpeg 1000w" sizes="auto, (max-width: 325px) 100vw, 325px" />Basım ve dağıtım alanında yaşanan ayrımcılık ve ihlaller, </strong>Kürt yayıncılığının süregelen sorunu olarak öne çıkıyor. Dağıtım şirketleri, büyük kitap zincirleri ve sanal kitap satış sitelerinin tutumu bu yayınevlerinin eserlerini “öne çıkarmamak” şeklinde ortaklaşıyor. PTT ile gönderilen ürünlerin büyük ölçüde geri dönüyor olması 90’lı yıllardan bugüne devam eden bir sorun olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>KHK’lar ve belediyelere kayyım atanmasının,</strong> Kürt yayıncılığını çeşitli biçimlerde olumsuz etkilediği görülüyor. Belediyeler tarafından düzenlenen kitap fuarlarına Kürt yayınevlerinin katılmasının zorlaşması, Kürtçe kitapların belediye kütüphanelerinden kaldırılması, Kürtçe kreşlerin kapatılması gibi uygulamalar dilin görünürlüğünü azaltırken KHK ile ihraç edilen kamu personellerinin çoğunlukla bu alanın tüketicisi olmaları sebebiyle yayıncılığın bu yönden de olumsuz etkilendiği anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Kitap fuarlarına katılmada yaşanan sorun ve ihlaller, </strong>Kürt yayınevlerinin zayıflamasına etki eden başka bir alan olarak beliriyor. Bu dönemde ekonomik olarak güçsüzleşen yayınevlerinin fuarlara davet edilmemesi, katılma başvuruların kabul edilmemesi yahut kabul edilmişse bile son anda iptal edilmesi veya yerlerinin değiştirilmesi sektörün dezavantajlı durumunu pekiştiriyor.</p>
<p><strong>Kültür Bakanlığı&#8217;nın desteklerinde yaşanan ayrımcılık, </strong>“ilk eser” gibi desteklerde eserin dilinin Türkçe olması sebebiyle Kürt yazarları dışarıda bırakmakla başlıyor. Ayrıca bakanlığa bağlı kütüphanelere yapılan kitap alımlarında Kürt yayınevlerinden kitap alınmaması da bu alanın dezavantajları olarak öne çıkıyor. Bakanlık bugüne kadar Avesta’dan toplam 4 kitap alırken bunların sadece bir tanesinin Kürtçe olduğu anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Kitapların yasaklanması ve toplatılması, </strong>Kürt yayınevlerinin en mustarip olduğu konuların başında geliyor. İzleme kapsamında yayınevlerinden elde edilen bilgilere göre 2009 yılından bugüne kadar Kürt yayınevlerinden çıkan en az 117 kitap yasaklanmış. 102’si Aram, 15’i de Avesta yayınlarından çıkan bu kitapların 100’den fazlasının, çözüm sürecinin bitmesinden sonra yasaklandığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Cezaevlerine gönderilen kitapların mahpuslara verilmemesi, </strong>hem yayınevleri hem de mahpuslar açısından bir hak ihlali olarak beliriyor. Görüşülen yayınevi temsilcileri el konulan ve yasaklanan kitapların tamamına yakınının ev baskınlarında ismiyle, kapağıyla vs. polisin dikkatini çektiği için alınan yahut cezaevine gönderilip mahkumlara verilmeyen kitaplar olduğunu paylaşıyorlar. Yayıncılar sayfa sayısı yüksek olan birçok kitabın Emniyet’e bildirildikten sonra 24 saat içinde yasaklandığını, bu kadar kısa süre içinde bu kitapların okunup değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, “kitapların Kürt yayınevlerinden çıkmış olduğu ve Kürdistan gibi ifadeler içermesi sebebiyle hızlıca yasaklandıklarını” paylaşıyor.</p>
<p><strong>Yayıncılara yönelik yasal baskı </strong>da Kürt yayıncılığını olumsuz etkileyen bir ihlal alanı olarak öne çıkıyor. Kürt yayıncılığına yönelik ayrımcılık, baskı ve ihlaller yukarıda sayılan başlıkların yanında doğrudan yazarlar ve yayınevi yöneticilerini de hedef alıyor. Yayıncılara yönelik gözaltı, tutuklama gibi uygulamalar da yine çözüm sürecinin sona erip çatışmaların başlamasından sonra oluşan atmosferin etkisiyle yürütülüyor. Avesta Yayınevi&#8217;nin imtiyaz sahibi Abdullah Keskin ile J&amp;J Yayınları yöneticisi Azad Zal böyle bir atmosfer sonucunda yasal süreçlerden geçirildiler.</p>
<h5><strong>Keyfiyete ‘Propaganda’ Kılıfı</strong></h5>
<blockquote><p>Kürt yayıncılığının kendi halinde ilerlemesi için siyasete, sivil topluma, Kürt okur-yazarlara düşen sorumluklar bulunuyor.</p></blockquote>
<p>Kürt yayıncılığı alanında yürütülen soruşturma, kovuşturma ve kitap yasaklama kararlarının birçoğu “terör örgütü propagandası yapma suçu” sebebiyle veriliyor.  Bu madde bugün Türkiye’de sivil toplum, siyaset ve medya gibi alanlardan geniş bir kesimin ifade özgürlüğünü sınırlayan ve onları cezalandıran bir araç haline gelmiş durumda. Ancak hak ihlali bununla sınırlı kalmıyor, örneğin PKK kurulmadan önce yazılmış kitapların bile PKK lehine “örgüt propagandası” olarak değerlendirilmesi bu yöntemin kullanılma biçiminin keyfi olmasına dair önemli bir gösterge oluyor.</p>
<p>Raporda Kürt yayıncılığının yaşadığı sorunların çözümü için önerilere de yer veriliyor. Sorunun çözümündeki en önemli adımın Kürtçe’nin resmî olarak kabul edilmesi olduğu belirtilen rapora göre bu durum, eşitliğin toplumsal ve yasal düzeyde sağlanması anlamına gelecek. Okullardaki seçmeli derslerin ve Kürdoloji Enstitülerinin canlandırılması, devlet kurumları başta olmak üzere ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılması, Kültür Bakanlığı ve bağlı kuruluşların Kürtçe kitapları alıp kütüphanelerine koymaları, Kürt yayınevlerinin çalışmalarını da engelleyen tartışmalı “terör propagandası” yaklaşımının ifade özgürlüğü lehine değişmesi, çok dilli eğitimin desteklenmesi belirtilen diğer çözüm önerileri…</p>
<p>Sonuç olarak; sadece ihtiyaca cevap vermeyi değil, talebi oluşturma yükünü de taşıyan Kürt yayıncılığının bugün Kürtlerin ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak bir sektöre dönüştüğünü söylemek mümkün. Ancak bu yolculuğun, çoğu kendilerinin dışında olan etkilerle kesintiler yaşadığını, ilerleyişin “iki ileri bir geri” şeklinde olduğunu da söyleyebiliriz. Kürt yayıncılığının kendi halinde ilerlemesi için siyasete, sivil topluma, Kürt okur-yazarlara düşen sorumluklar bulunuyor.</p>
<p>Raporun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/kurt-calismalari-merkezi-iki-ileri-bir-geri-kurt-kulturel-yayinciliginin-maruz-kaldigi-hak-ihlalleri-raporu/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/turkiyede-kurt-yayinciliginin-ahvali-iki-ileri-bir-geri/">Türkiye’de Kürt Yayıncılığının Ahvali: İki İleri Bir Geri </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avukatlardan Ruhsat İptaline Karşı Platform&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/05/avukatlardan-ruhsat-iptaline-karsi-platform/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 10:10:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Barışık]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsat iptali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruhsat mağduru avukatların durumunu konuştuğumuz Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon'dan Barış Barışık; koordinasyonun, hak ihlallerinin önüne geçmek ve avukat adaylarının ruhsatlarını alabilmesi için kurulduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/05/avukatlardan-ruhsat-iptaline-karsi-platform/">Avukatlardan Ruhsat İptaline Karşı Platform&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-68085 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/baris-barisik-640x853.jpg" alt="Barış Barışık" width="224" height="299" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/baris-barisik-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/baris-barisik.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 224px) 100vw, 224px" />Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2017 yılında mezun oldum. Üniversite yıllarımdan beri çeşitli alanlarda hak mücadeleleri vermekteyim. Bu sebeple, başta ifade özgürlüğü, toplantı özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü haklarımı kullandığım için hakkımda birçok ceza davaları açıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkımda siyasi nedenlerle açılan bu davalar gerekçe gösterilerek, önce TBB tarafından ruhsatım gasp edildi. TBB&#8217;nin geri adım atmasıyla ruhsatımı aldıktan sonra, Adalet Bakanlığı’nın açmış olduğu dava ile avukatlık ruhsatım tekrar gasp edildi. Yaklaşık 3 yıldır, avukatlık mesleğini yapma kriterlerini sağlamama rağmen avukatlık ruhsatım gasp edilmektedir. </span></p>
<p><b>&#8220;Ruhsat gaspı&#8221; kavramını biraz açıklar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruhsat gaspı aslında hukuki bir kavram değil. Hukuki karşılığı Baro levhasına yazılmamadır. Avukatlık mesleğine ilişkin düzenlemeler 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmektedir. Avukatlık mesleğini yapmak için Türkiye’deki bir baroya kayıtlı bir şekilde stajı yapmak ve bitirmek gereklidir. Stajını tamamlayan avukatlar, başvurdukları baroların levhasına yazılarak mesleğini icra etmeye başlarlar. Ülkemizde birçok avukat adayının hukuka aykırı gerekçelerle baro levhasına yazılma talebi ya TBB tarafından ya da Adalet Bakanlığı tarafından kabul görmüyor. Avukat adaylarının hukuka aykırı bir şekilde baro levhasına yazılma taleplerinin reddedilerek ruhsatlarının alınmaması durumunu “ruhsat gaspı” olarak değerlendiriyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlığa kabulle ilişkin düzenlemeler Avukatlık Kanunu 5. maddesinde düzenlenmektedir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise hakkında davası olan avukat adaylarının baro levhasına yazılması davaların bitmesine kadar bekletilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme istisnai bir hüküm olup, 1986 yılından OHAL’in ilan edilmesine kadar uygulanmayan bir düzenlenmeydi. Ülkemizde muhaliflere yönelik olarak sayısız davalar açılmaktadır. Ayrıca hukuka aykırı bir şekilde açılan bu davalar makul sürede bitirilmemekte olup uzun yıllarca sürmektedir. Bu şekilde avukat adayı belirsiz bir süre boyunca avukatlık mesleğini yapması engellenmektedir.   </span></p>
<p><b>Hukukçuların avukatlık stajı ve ruhsat alma işlemleri sırasında Adalet Bakanlığı tarafından stajın durdurulması veya ruhsatın iptaline dair idare mahkemesine açılan davaların hukuki gerekçesi nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Bakanlığı kişi hakkında siyasi sebeplerle açılan davaları ve soruşturmaları gerekçe gösterilerek ruhsatının verilmemesini talep ediyor. Başka hukuki hiç gerekçe sunulmaktadır. İdare mahkemeleri ise Adalet Bakanlığı’nın talepleri doğrultusunda, birkaç dava haricinde avukat adaylarının aleyhine kararlar vermektedir. Mahkemeler söz konusu kararlarında maalesef gerekçe göstermiyorlar. Mahkemeler, kararlarında sadece ilgili mevcut düzenlemeyi yazarak matbu kalıplaşmış birkaç cümle yazmaktadır. Mahkemelerde avukat adaylarının beyanları hiçbir şekilde dikkate alınmıyor kararda avukat adaylarının beyanları değerlendirilmeye dahi tutulmuyor. </span></p>
<p><b>Avukatlık Kanunu madde 5/3 hükmünü masumiyet karinesi ve savunma hakkı çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsettiğim gibi avukatlığa kabulü düzenleyen 5. maddenin 1. fıkrasında ilgili suçlardan kişinin mahkûm olması durumunda avukat olamayacağı düzenlenmiştir. 3. fıkrası ise eğer kişinin hakkında davası varsa ruhsatının verilmeyebileceği şeklinde düzenlemeyle idareye takdir yetkisi verilmiş. Söz konusu takdir yetkisi onlarca yıldır kullanılmış olup OHAL ilan edildikten sonra uygulanmaya başladı. Söz konusu düzenleme mahiyeti gereğince masumiyet karinesine aykırıdır. Kişinin yargılaması olsa bile kişi hakkında ceza verilip bu ceza kesinleşmediği takdirde kişi masum olarak sayılır. Bu temel ilkedir. Söz konusu istisnai olarak düzenlenen ve idareye takdir yetkisi veren bu hukuka aykırı bir düzenleme genel kural şeklinde uygulanmaktadır. Söz konusu istisnai hükmün genel kural olarak uygulanmasıyla masumiyet karinesi ilkesinin hiçbir şekilde önemli olmadığını görülmektedir. </span></p>
<p><b>Barolar bu konuda nasıl bir duruş sergiliyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baroların geneli bu konuda açıkça üç maymunu oynamaktadır. Barolar, avukat adaylarının ruhsatlarını onayladıktan sonra bütün sorumluluklarının bittiklerini düşünüyorlar. Söz konusu hukuka aykırı duruma ilişkin herhangi bir tepki verilmemekte, ruhsatı gasp edilen avukat adaylarıyla herhangi bir dayanışma gösterilmektedir. Mesela, ruhsatımın gasp edilmesi üzerine açılan davada müdahil olması yönünde talepte bulunmama rağmen Ankara Barosu gerekçesiz bir şekilde reddetti. </span></p>
<p><b>Avukatlık yapamamak, adalet duygunuzu zedeliyor mu? Telafisi imkansız zararı karşılamak mümkün mü? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası adalet duygumu zedelemiyor. Bu ülkede yıllardır hak mücadelesi yürütüyorum. İktidara muhalif olmam sebebiyle hakkımda birçok ceza davası ve soruşturması açıldı veya çeşitli baskılara maruz kaldım. Örneğin en son Ankara’da Barolar tarafından düzenlen savunma eylemlerine katıldığım için hakkımda savcılık tarafından ceza soruşturması açıldı ve hala devam etmekte. Bu ülkede şu an var olan adalete inancım zaten yok. Hep beraber kuracağımız adalete inancım ve umudum var. </span></p>
<p><b>Sosyal hayatınızda etkisini nasıl yaşıyorsunuz bu kararın?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda her ne kadar avukatlık yapamazsam da mesleki pratikten uzaklaşmamaya çalışıyorum. Beraber mücadele ettiğim ve yol aldığım avukat arkadaşlarımla beraber bu süreci dayanışma içinde ilerletiyoruz. </span></p>
<p><b>Bu içinde bulunduğunuz durum ‘sivil ölüm’ diye tanımlanıyor, ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Az önce bahsettiğim gibi ruhsatı gasp edilen birçok avukat adayına göre durumum biraz daha iyi. Diğer avukat adayı arkadaşlarım için sivil ölüm kavramını açıklamak isterim. Hukuk fakültesi mezunu ve stajını tamamlamış bir avukat adayının ruhsatının bekletilmesi, avukatlık mesleği dışındaki başka iş başvurularında şüphe uyandırmakta ve kişinin dava dosyalarından bahsetmesi zorunluluğunu doğurmaktadır. Bu durum ruhsatı gasp edilen avukat adayı hem iş alanında hem de özel alanında kriminalize olmasına sebep olmaktadır. Herkesin yargılanmaktan ve yargılanandan bu kadar çok korktuğu dönemde dosyalar dolaylı olarak herkesin bilgisine sunulmaktadır. Yani avukat adayının sadece avukatlık mesleğini yapması engellendiği gibi başka işlerde çalışması engellenmekte ve sosyal hayatta kriminalize edilmektedir. Bu sebeple maalesef avukat adayları, ruhsatlarının gasp edilmesiyle, sivil ölüme mahkum edilmektedir. </span></p>
<p><b>Hak örgütleri ile hukukçular bir araya gelerek ruhsatları gasp edilen avukatlar olarak &#8220;Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon&#8221; kurduğunuzu ilan ettiniz. Nasıl bir mücadele nasıl bir yol izliyorsunuz? Çözüm konusunda karşılaştığınız en büyük engel nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruhsatları gasp edilen yüzlerce avukatın olduğunu biliyoruz. Söz konusu ruhsat gaspları hala artarak devam etmekte. Söz konusu hak ihlalinin önüne geçmek ve avukat adaylarının ruhsatlarının alabilmesi üzerine kurulmuş bir koordinasyonuz. Maalesef ruhsat gaspları ülkemizde çok fazla gündem olamıyor hukuk kurumları dahil olmak üzere özellikle Barolar tarafından bu konu dikkate alınmaktadır. Bu yıl 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü ruhsatları gasp edilen Azerbaycanlı avukatlara adandı. Ruhsatları gasp edilen Azerbaycanlı avukatlar için yapılan etkinlik ve eylemliliklerde dahi Türkiye’deki ruhsat gaspları barolar tarafından hiç gündem yapılmadı.  Ruhsat koordinasyonu olarak Ruhsat gasplarına karşı verilen mücadeleyi büyütmek ve başta barolar olmak üzere bu konudaki dayanışmayı arttırmak için çeşitli çalışmalar yapmaktayız. Bu mücadelede en çok zorluk çektiğimiz nokta ruhsatı var olan avukat meslektaşlarımız yeteri kadar dikkate alınmamakta. Ama bu mücadele onları da kapsayan mücadele çünkü, söz konusu ruhsat gaspları avukatlık mesleğine, savunmaya yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmeli. Eğer şu an avukat adaylarının ruhsatlarının gasp edilmesini durduramazsak maalesef şu an avukat olan meslektaşlarının ruhsatları da tehlikeye girecektir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/05/avukatlardan-ruhsat-iptaline-karsi-platform/">Avukatlardan Ruhsat İptaline Karşı Platform&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medya ve Mülteci Hakları Derneği Kuruldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/07/medya-ve-multeci-haklari-dernegi-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 09:51:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Mülteci Hakları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcı uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Dilan Taşdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Öykü Başkaya]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Somer]]></category>
		<category><![CDATA[Metehan Ud]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğkan Gündoğdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44164</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de aralarında gazeteci, mülteci hakları aktivisti, avukat, sivil toplum çalışanı ve mültecilerin bulunduğu bir grup yakın zamanda Medya ve Mülteci Hakları Derneği’ni kurdu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/07/medya-ve-multeci-haklari-dernegi-kuruldu/">Medya ve Mülteci Hakları Derneği Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kuruluş amacı, mültecilerin haber alma ve düşünce ve ifade özgürlüklerine erişim için alan sağlayabilmek ve toplumsal barış için nefretsiz bir medya oluşturmak olan derneğin kurucu üyeleri arasında, gazeteci Metehan Ud, mülteci hakları aktivisti Dilan Taşdemir, İrem Somer, Tuğkan Gündoğdu ve avukat Gizem Öykü Başkaya bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44166 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Medya-ve-M%C3%BClteci-Haklar%C4%B1_Logo.png" alt="" width="240" height="197" />Dernek çalışmalarını mülteci haklarının ülke gündeminde daimî yer tutması, geleneksel ve dijital medyada mülteci hakları odaklı bir perspektifin oturması, nefret söylemi üreten ve arttıran içeriklerin azalması için çaba sarf etme ve mültecilerin medya araçları ile kendilerine dair içeriği yine kendilerinin üretebilmesine zemin oluşturma etrafında yapacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek tarafından yapılan yazılı açıklamada mültecilerin medyadaki temsilinin halkın mültecilere yönelik bakış açısını etkilediği vurgulanarak, “Mültecilerin medyada yer aldığı haberler mülteciler hakkında ön yargı yaratırken, bir arada yaşamın önünde büyük bir engel oluşturdu. Buna karşın, mülteci haklarını ve hak taleplerini ele alan içerikler ise medyada sınırlı yer buldu. Mültecilerle ilgili ayrımcılık karşıtı tutumların aktarıldığı medya içerikleri, mülteciler ile Türkiyelilerin bir arada yaşaması açısından önem taşıyor” denildi. </span></p>
<p><b>Medyadaki Hak İhlalleri Raporlanacak</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44167 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/medya_ve_multeci_haklari_acilis.jpg" alt="" width="334" height="334" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/11/medya_ve_multeci_haklari_acilis.jpg 530w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/11/medya_ve_multeci_haklari_acilis-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 334px) 100vw, 334px" />Geleneksel ve dijital medyada mültecilerle ilgili çıkan haberleri takip edecek olan Medya ve Mülteci Hakları Derneği hak ihlali, nefret söylemi, ayrımcı uygulama ve yanlış bilgi içeren haberleri haftalık  raporlarla kamuoyu ile paylaşacak. Bu haberlerin analizi yapılacak ve mülteci odaklı hak haberciliği terminolojisine göre düzenlenip yeniden paylaşıma sokulacak. Mülteci odaklı hak haberciliğinin geliştirilmesi için söyleşiler, paneller, çalıştaylar ve atölyeler düzenleyecek olan dernek akademisyenler ve mülteci odaklı çalışma yapan sivil toplum kuruluşları ile birlikte gazetecilerin ve iletişim fakültesi öğrencilerinin faydalanabileceği mülteci odaklı hak haberciliği kılavuzu da hazırlayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek, açılışını 7 Kasım Çarşamba günü <a href="https://twitter.com/medyavemulteci/status/1191716642767679489?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1191716642767679489&amp;ref_url=http%3A%2F%2Fbianet.org%2Fbianet%2Fmedya%2F215465-medya-ve-multeci-haklari-dernegi-acildi">gerçekleştirecek</a>. (Derneğin adresi: Alsancak Mahallesi Kıbrıs Şehitleri Caddesi No 134/1 Kenet Sitesi D 704 Konak İzmir) </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin çalışmaları <a href="http://www.medyavemultecihaklari.org" target="_blank" rel="noopener">web sitesi</a></span><span style="font-weight: 400;">, <a href="https://www.facebook.com/medyavemulteci/">Facebook</a></span>, <a href="https://twitter.com/medyavemulteci"> Twitter</a><a href="https://twitter.com/medyavemulteci"> </a>ve<a href="https://www.instagram.com/medyavemultecihaklari/"> Instgram</a> sayfalarından takip edilebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/07/medya-ve-multeci-haklari-dernegi-kuruldu/">Medya ve Mülteci Hakları Derneği Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri İle İlgili Ortak Basın Açıklaması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/18/cezaevlerinde-yasanan-hak-ihlalleri-ile-ilgili-ortak-basin-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Evrensel Bildirisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası ve HAK İnisiyatifi cezaevlerinde yaşanan hak İhlalleriyle ilgili ortak basın açıklamasında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/18/cezaevlerinde-yasanan-hak-ihlalleri-ile-ilgili-ortak-basin-aciklamasi/">Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri İle İlgili Ortak Basın Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Basın Emekçileri;</p>
<p>Bilindiği üzere, ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 5. maddesi ve ‘Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 7. maddesi, hiç kimsenin işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılmayacağını öngörmektedir. Ancak, Türkiye hapishaneleri, kapalı mekânlar olması nedeniyle hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı mekânlardandırlar. Türkiye hapishaneleri, başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere her türlü insanlık dışı ve onur kırıcı muamelenin yapıldığı birer işkence mekânları haline gelmişlerdir. Sivil toplum örgütlerinin, ihlallerin tespitine dair raporlama çalışmaları ve bu ihlalleri kamuoyu ile paylaşımına rağmen, hapishanelerin bu gerçekliği değişmemiştir. Türkiye Hapishanelerinde, halen yoğun olarak ölümler, sevk ve sürgünler, işkence ve kötü muamele, tecrit ve izolâsyon, ailelerle görüş engelleri, haberleşme haklarının engellenmesi, disiplin soruşturmaları gibi çok sayıda hak ihlali yaşanmaktadır.</p>
<p>Ceza infaz Kurumlarında yaşanan hak ihlalleri;<br />
Sağlık Hakkına Erişimin Engellenmesi ilişkin ihlaller, Savunma Hakkının Engellenmesine ilişkin ihlaller, Cezaevlerinin Fiziki Şartlarından ve Cezaevi İdaresinden Kaynaklanan İhlaller, Dilekçe, İletişim ve Haberleşme Hakkına İlişkin İhlaller, Kötü Muamele, İşkence ve Diğer Konulara İlişkin İhlaller, Mahpus Yakınlarının Yaşadığı İhlaller, Çocuk Mahpusların ve Cezaevinde Ebeveynleriyle Kalan Çocukların yaşadığı hak İhlalleri gibi başlıklar altında ele alınabilir.</p>
<p>Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve haberin devamı için <a href="http://hakinisiyatifi.org/2018/12/12/cezaevlerinde-yasanan-hak-ihlalleri-ile-ilgili-ortak-basin-aciklamasi/?fbclid=IwAR0JCBbWRHSF4wZY-Ss1NZ2FdHiR3ULiYLCa2BmrT2YFMzioeOBWY-TbTpc" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/18/cezaevlerinde-yasanan-hak-ihlalleri-ile-ilgili-ortak-basin-aciklamasi/">Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri İle İlgili Ortak Basın Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
