<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eşitsizlik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/esitsizlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/esitsizlik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:35:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Eşitsizlik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/esitsizlik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 13:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda, Türkiye&#8217;deki merkezi karar vericiler, yerel yönetimler ve siyasetçiler yoksullukla ilgili daha çok demeç veriyor ancak uzun süredir devam eden yoksulluğu sadece söylem düzeyinde ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Kalıcı ve derin yoksulluk sorunu, ancak bunun bir insan hakları ihlali olduğu kabul edilerek ve buna yönelik politikalar geliştirilirken hak temelli bir yaklaşım benimsenerek ele alındığında çözülebilir. Bunun için yoksulluğun, ekonomik koşulların ötesinde, sistematik olarak ayrımcılığa ve sosyal dışlanmaya maruz bırakılan toplumun farklı kesimlerinin yaşam boyu yaşadıkları bir deneyim olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu nedenle uzun süredir devam eden yoksulluğun ortadan kaldırılması veya azaltılması ancak herkesin insan haklarına erişimini ve kaynakların toplumun tüm paydaşları arasında adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayacak politikalarla mümkün. </span></p>
<h5><b>&#8216;Birçok Araştırma, Derin ve Kalıcı Yoksulluğun Arkasındaki Sistematik Ayrımcılığa İşaret Ediyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor. Örneğin, ailedeki anne babanın yoksulluğunun, onların temel haklarının kaybına neden olduğu gibi, o ailedeki çocukları da haklarının kaybına maruz bırakıyor. Bu da yoksul çocukların, eğitim, barınma, beslenme, enerji gibi temel haklardan doğrudan etkilenmesi anlamına geliyor. Derin ve kalıcı yoksulluk, sistemin en acımasız koşullarında yaşayan bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde ailelerinden miras aldıkları yoksulluğu gelecek nesillere aktarmaları anlamına geliyor ve bu zincirin parçaları birbirine eklenerek devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar, LGBTQI+ bireyler, çocuklar, yaşlılar, mülteciler, engelliler, Kürtler, mevsimlik işçiler, gençler ve Roman toplulukları gibi kırılgan grupların, ayrımcılık ve insan hakları şiddetinin neden olduğu yoksullukla karşı karşıya kaldığını gösteren birçok araştırma var. Örneğin; Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı)&#8217;ın 2019’da yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-yaslilik-tahayyulleri-ve-pratikleri-arastirmasi/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUtt9VM0s11qduQgH2m02-KheDUc19-aJGHXXtMZ0yso-DwyEUL3acgaAkPbEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">”, Türkiye&#8217;deki “Eşitsiz Yaşlanma” kavramına değiniyor. Araştırmada, Doç. Dr. Özgür Arun’un kaleme aldığı bölümde, eşitsiz yaşlanmanın, kişinin tüm yaşam döngüsüne ilişkin bir sürecin yansıması olduğu belirtiliyor. Türkiye’de en yoksul kuşaklardan birisinin çocuklar olduğu, yoksulluk riskinde ikinci sırada yaşlıların olduğu belirtiliyor. O dönemki verilere göre, Türkiye’de çocuk yoksulluğu %25 seviyesindeyken, yaşlıların da %17’sinin yoksul olduğu görülüyor. Bu bakımdan değerlendirildiğinde, genç kuşaklar arasındaki yüksek eşitsizlik riskinin gelecek elli yıl içinde de eşitsiz yaşlanmaya neden olacağı anlaşılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürt Çalışmaları Merkezi, Rawest Araştırma ve YADA Vakfı&#8217;nın birlikte yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Kürt Gençler’20 Benzerlikler, Farklar, Değişimler A</a>raştırması&#8217;na</span><span style="font-weight: 400;"> göre Kürt gençlerinin en büyük sorunu işsizlik ve ayrımcılık. Bulgular ayrıca Kürt gençlerine yönelik ayrımcılığın eğitime erişim ve diğer temel hakların ihlaline neden olduğunu da gösteriyor. Yine YADA&#8217;nın &#8220;<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-ne-egitimde-ne-istihdamda-neet-genclerin-ihtiyaclari-problemleri-gelecekten-beklentileri/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUuVnkXn46U8GFcGPchU-sq80EStovqBzoN6GhMc2myImWmWyoP-CV8aAsVWEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;deki Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET) Gençlerin İhtiyaçları, Problemleri, Gelecekten Beklentileri</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; adlı yakın zamanlı bir araştırmasının bulguları da kadınların, 25-29 yaş grubunun, düşük veya orta gelirlilerin, sağlık sorunları olanların ve Türk olmayan (Kürt ve mülteciler) gençlerin daha çok istihdam ve eğitim dışında kaldığını yani NEET grubunda olduğunu gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Bankası&#8217;nın Şubat 2022&#8217;de yayınladığı “Türkiye Ekonomi Monitörü: Akıntıya Karşı Kürek Çekmek</span><span style="font-weight: 400;">” raporunda, Covid-19 salgınının Türkiye’de mevcut gelir ve işgücü eşitsizliklerini artırdığı belirtiliyor. Rapordaki verilere göre; genel olarak, Türkiye&#8217;deki tüm yoksul insanların yarısı Doğu bölgelerinde bulunuyor. Veriler, Covid-19 pandemisinin bölgeler arası eşitsizlik bağlamındaki etkilerinin özellikle Türkiye’nin Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlar üzerinde yoğun olduğunu söylüyor ve bu durumun halihazırda yaşanan cinsiyet eşitsizliğini de artırdığı görülüyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık Derneği&#8217;nin ortaklaşa yürüttüğü &#8220;<a href="https://sodev.org.tr/sodev-turkiyede-roman-topluluklari-ve-yoksulluk-arastirmasi/" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; sonuçlarına göre, Roman yurttaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ayrımcılık. Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. En çok gündelik hayatta her gün ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Romanlar, ikinci sırada en fazla ayrımcılığa devlet daireleri ve hastanelerde maruz kaldığını belirtiyor. Araştırmada belediyelerden beklentileri de sorulan katılımcıların çok büyük bir bölümü sosyal yardımların artırılmasını istiyor. Devletten beklenti konusunda da sosyal yardımlar ilk sırada yer alırken, ayrımcılık yapılmaması ve iş imkânı istekleri de öne çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin Yoksulluk Ağı Türkiye tarafından hazırlanan “<a href="https://derinyoksullukagi.org/hikayenin-yok-hali/" target="_blank" rel="noopener">Hikâyenin Yok Hali</a></span><span style="font-weight: 400;">” adlı bir diğer yakın tarihli çalışmada, Türkiye&#8217;de yoksulluk ve ayrımcılıktan mustarip birçok insanın hikayesi var. Bu hikayelerde, ayrımcılık ve yoksulluk hikayelerinin çoğunun çocuklar, gençler, kadınlar ve LGBTQI+ bireyler tarafından deneyimlendiği görülüyor. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Büyüyen İklim Krizinin Yaratacağı Derin Yoksulluk Üzerine de Bir An Önce Çalışılmasına İhtiyaç Var&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, iklim krizinin yoksul nüfus üzerindeki olumsuz etkisinin toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla olduğunu gösteren birçok çalışma var. Öte yandan, iklim krizi nedeniyle toplumun önemli bir kısmının yoksullaşacağından da bahsetmek mümkün. Bu nedenle, büyüyen iklim krizinin yaratacağı derin yoksulluk üzerine de bir an önce çalışılmasına ihtiyaç var. Bu noktada yaşanacak olan gıda krizi ve eşitsizlik, Türkiye&#8217;deki karar vericilerin çözüm üretmek için çalışacakları en önemli konulardan biri olacak.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada sivil toplum yapıları, karar vericilerle müzakerelerde aktif rol almak ve pandemi sonrası dönemde derinleşen meseleler üzerine yeni politika oluşturma süreçlerine katılmak için önemli aktörler. Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek. Bu noktada, farklı arka planlara sahip ve kırılgan gruplar, iklim krizi, ayrımcılık gibi kesişen meseleler üzerine çalışan sivil toplum yapıları, bir insan hakları ihlali olarak yoksulluk konusunda birlikte politikalar geliştirebilir ve bu paydaşların birlikte üreteceği politika önerileri karar vericilere ulaştırılabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitsizlik Bülteni, Eşitsizliği Görünür ve Tartışılır Kılmayı Hedefliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/esitsizlik-bulteni-esitsizligi-gorunur-ve-tartisilir-kilmayi-hedefliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 08:39:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik Bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[İllerde Yaşam Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de eşitsizliğe maruz kalmış şehirleri merkezine alan Eşitsizlik Bülteni, her ay yayınlayacağı bültenlerde farklı kategorilerde eşitsizliği sorgulayacak. Projenin 21 Ocak’ta yayınlanacak ilk bültenin teması 'Eğitim' olarak belirlendi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/esitsizlik-bulteni-esitsizligi-gorunur-ve-tartisilir-kilmayi-hedefliyor/">Eşitsizlik Bülteni, Eşitsizliği Görünür ve Tartışılır Kılmayı Hedefliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir grup bağımsız araştırmacı ve sivil toplum gönüllüsünün işbirliğiyle başlatılan Eşitsizlik Bülteni projesi, bir yıla yayılacak 12 farklı kategoride Türkiye’de belirli bölgelerde toplanmış eşitsizliğe odaklanıyor. Eşitsizlik Bülteni ekibinden Reha Ruhavioğlu ile projenin amacını ve yöntemini konuştuk. Ruhavioğlu; “Eşitsizliği kabaca refahın bireyler arasındaki dağılımındaki farklılık olarak tanımlıyoruz. Bu farklılık ne kadar fazlaysa eşitsizlik o kadar yüksektir. Refahı belirleyen birçok faktörden bir düzinesini bu çalışma kapsamında yakından inceliyoruz” diyor.</span></p>
<p><b>Eşitsizlik Bülteni ne zaman faaliyetine başladı? Projenin misyonundan, işleyiş yapısından ve şu ana dek yapılan çalışmalardan biraz bahseder misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77849 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/reha-ruhavioglu-640x403.jpg" alt="Reha Ruhavioğlu" width="357" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/reha-ruhavioglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/reha-ruhavioglu.jpg 700w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" />Eşitsizlik Bülteni, Türkiye haritasına bakıldığında sürekli eşitsizliğe maruz kalmış bir bölgenin bu durumuna odaklanıyor. Eşitsizliğin tesadüfi olmadığını ve farklı kademe ve kategorilerde yaşandığını daha yakından göstermek istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fikrin ortaya çıkması ve hazırlık çalışmaları altı aydan fazladır sürüyor ancak Eşitsizlik Bülteni faaliyetlerine fiilen yeni başlıyor. 21 Ocak 2022’de bültenin ilk sayısı abonelere gönderilecek ve tam anlamıyla o zaman başlamış olacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne dek metodolojinin belirlenmesi, veri tarama, kazıma, bülten taslaklarının oluşturulması gibi süreçleri tamamladık.</span></p>
<p><b>Adınızda yer alan eşitsizlik kelimesi neleri işaret ediyor, kapsıyor? Odağınızdaki eşitsizlik göstergeleri nelerdir? 12 farklı kategoriden bahsediyorsunuz, bu kategorileri açabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizliği kabaca refahın bireyler arasındaki dağılımındaki farklılık olarak tanımlıyoruz. Bu farklılık ne kadar fazlaysa eşitsizlik o kadar yüksektir. Refahı belirleyen birçok faktörden bir düzinesini bu çalışma kapsamında yakından inceliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmayı iki resmi çalışmayı esas alarak yürütüyoruz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2017 yılında hazırladığı </span><b><i>Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi (SEGE) </i></b><i></i><span style="font-weight: 400;">çalışmasına göre Türkiye haritası 6 kademede sınıflandırılıyor. 6. kademe Türkiye’de eşitsizliğe en fazla maruz kalan bölge ve bu bölgedeki illerin tamamı Kürt illeri. Biz haritanın eşitsizlikle malul bu bölgesine “Eşitsizlik Bölgesi” diyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Bülten, TÜİK’in 2016 yılında paylaştığı </span><i><span style="font-weight: 400;">“İllerde Yaşam Endeksi” </span></i><span style="font-weight: 400;">çalışmasında kullandığı göstergelere odaklanıyor. Bu göstergeler; konut, çalışma hayatı, gelir ve servet, sağlık, eğitim, çevre, güvenlik, sivil katılım, altyapı hizmetlerine erişim, sosyal yaşam ve yaşam memnuniyeti olarak listeleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizlik Bülteni, İllerde Yaşam Endeksi başta olmak üzere bu kategorilerle ilgili verilerin Eşitsizlik Bölgesi’nde ve Türkiye genelinde karşılaştırmalarını yapacak ve eşitsizliğin ortaya çıkardığı birbiriyle ilişkili sonuçlara dikkat çekecek, bu durumu çeşitli etkinliklerle görünür ve tartışılır kılmaya çalışacak.</span></p>
<p><b>Eğitim, barınma, beslenme, çalışma gibi başlıklarda eşitsizliği ortaya çıkarmak için nasıl bir yöntem izleyeceksiniz? Sizden önce yapılmış araştırmalardan, elde edilen verilerden ne ölçüde yararlanıyorsunuz/yararlanacaksınız? Proje özelinde yeni saha araştırmaları yapılacak mı? Bu bağlamda nasıl bir yol haritasına sahipsiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizlik Bülteni, SEGE çalışmasındaki coğrafi gruplamayı ve TÜİK’in bahsettiğim çalışmasındaki göstergeleri esas alıyor. Dolayısıyla temel olarak resmî kurumların ürettiği bilgilerin bölgesel kıyaslamasını daha görünür bir biçimde işlemeye odaklanıyor. Bu çalışma kapsamında saha araştırması yapılması henüz gündemimizde yok ancak söz konusu kategorilere ilişkin saha araştırmalarından elde edilmiş verilerden de yararlanacağız. Bu bağlamda TEAM, Rawest, Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC), YADA gibi kurumların saha araştırmalarından elde edilmiş bulguları da inceliyoruz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bu bülten vesilesiyle hem bu alana ilgili olanlara hem de genel kamuoyuna bu bölgelerdeki eşitsizliği ve bu eşitsizliğin derinliğini gösterdikten sonra bunu uzmanlar ve siyasetçilerle tartışmak, çözüm önerilerini gündeme taşımak istiyoruz.</span></p></blockquote>
<p><b>Projede Eşitsizlik Bölgesi adını verdiğiniz kısım, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini içeriyor. Bu bölgelerdeki eşitsizlik göstergelerini incelerken ilk elden ele alınması gereken sorunlar olarak neleri öne çıkartırsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-77850 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/esitsizlik-bulten-640x359.jpg" alt="eşitsizlik bülteni" width="421" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/esitsizlik-bulten-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/esitsizlik-bulten.jpg 700w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" />Eşitsizlik Bölgesi tamamı Kürt illeri olan 16 şehri kapsıyor. Bültenlere konu ettiğimiz kategoriler de bu bölgedeki öncelikli sorunları içeriyor. Bülten kapsamında bu bölgesel ayrım ve göstergeleri ele almamızın sebebi bu kriterlerin genel kabul görmeleri ve özellikle kalkınma çalışmaları ve akademide bu verilerden faydalanılıyor olması. Bu alanda çalışanların önüne bu aşamada yeni göstergeler ve bölgesel tasnifler koymak yerine çalıştıkları, ilgi gösterdikleri alanlardaki durumu daha yakından göstermek istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bülten vesilesiyle hem bu alana ilgili olanlara hem de genel kamuoyuna bu bölgelerdeki eşitsizliği ve bu eşitsizliğin derinliğini gösterdikten sonra bunu uzmanlar ve siyasetçilerle tartışmak, çözüm önerilerini gündeme taşımak istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışma bizim Bölgesel Eşitsizlik ya da Bölgesel Kalkınma programımızın ilk çalışması anlamına geliyor. Kendi göstergelerini de oluşturmuş ve bu kapsamda kamuoyuna veriler paylaşan çalışmalara ilişkin niyetlerimiz var ancak bunları kademeli götürmeyi planlıyoruz.</span></p>
<p><b>Her ay yayınlayacağınız bültenler grafik ve rakamsal verilerden mi oluşacak yoksa analizler, röportajlar gibi okuma parçalar da olacak mı? Bültenlerde sorun tespitlerinin yanında çözüm önerilerine yer verilecek mi örneğin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bültenler temelde bahsettiğimiz çerçevede verilerin kıyaslamalarını içerecek. Dolayısıyla kıyaslanabilir veriler sunmak bu bültenin en temel işlerinden biri olacak. Ancak çalışma salt bununla sınırlı değil. Bültenleri uzman görüşleri gibi katkılarla genişletmek, diğer bültene geçmeden konu ile ilgili ek bültenler göndermek, toplantı yahut söyleşiler yapmak, sosyal medya postları ile alana ilgiyi yönlendirmek gibi çalışmalar da projemizin birer parçası olacak. </span></p>
<p><b>Eşitsizlik Bülteni’nde pandemi ve hiperenflasyon/kur dalgalanmaları gibi yeni yoksulluk sebepleri ne kadar yer alacak? Aylık bültenlerde günceli yakalamak mümkün olacak mı? Bir de yaşlı yoksulluğu, çocuk yoksulluğu gibi özel başlıklar açacak mısınız bültenlerinizde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-77609 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/esitsizlik-bulteni2.jpeg" alt="eşitsizlik bülteni" width="349" height="103" />Halihazırdaki bültenler üretilmiş verilerin kıyaslamalarını içerecek. Süreç içinde bültenleri hem çeşitlendirmek hem de güncelle olan ilişkisini pekiştirmek için bahsettiklerinize benzer çalışmalardan faydalanmak söz konusu olabilir. </span></p>
<p><b>Aylık bülten dışında hayata geçireceğiniz etkinlikler var mı? Nasıl bir programa sahipsiniz? Eşitsizlik Bülteni’ni hazırlarken alanla ilgili STK’lar ve devletin ilgili kurumlarından yetkililerle iş birlikleriniz olacak mı? Projenin temel amaçlarından biri olan toplumsal farkındalık sağlamak için ne gibi çalışmalarınız olacak? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerek bültenleri ek bültenlerle desteklemek gerekse video, podcast, tartışma, sosyal medya çalışmaları gibi etkinliklerle projeyi hem çeşitlendirmek hem de eşitsizlik meselesini gündemde tutmak istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kuruluşları, akademisyenler, alanlar ilgili çalışan sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve genel olarak kamuoyunu partner ve paydaş olarak görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuları hem uzmanlarla hem de siyasi parti yetkilileriyle konuşmak, bölgesel eşitsizliğe ilişkin bakışlarını ve politikalarını dinlemek, bu başlıklarda karar alıcıları daha derinlikli ve çözüm odaklı çalışmalara yönlendirmek gibi amaçlarımız var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bağlamda hem tecrübe hem de verilerinden faydalanacağımız kurumlar, YADA ve KSC gibi STK’lar, hem de gündemlerimizi kendilerine doğrudan iletmek üzere siyasi partilerle diyalog içinde olacağız.</span></p>
<p><b>Son olarak, ilk bülten ne zaman yayınlanacak ve bu bültende üzerine çalıştığınız eşitsizlik göstergesi ve temel başlıklar neler olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk bülten, duyurusunu da yaptığımız üzere Eğitim konusunda olacak. Bu bülteni öğrencilerin karne aldığı gün, 21 Ocak’ta paylaşıyoruz. Öğrenciler kendi durumlarını karnelerinden incelerken biz de devletin eğitim ile ilgili bir çeşit karnesini hazırlıyor olacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/esitsizlik-bulteni-esitsizligi-gorunur-ve-tartisilir-kilmayi-hedefliyor/">Eşitsizlik Bülteni, Eşitsizliği Görünür ve Tartışılır Kılmayı Hedefliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2022 Yılı Bütçesinde, Roman toplumunun neden yer almadığını, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alan Romanların yaşadığı hak ihlallerini, acilen çözüme kavuşması gereken sorunlarını ve bu sorunların çözümüne dair parti olarak çözüm önerileri ile sivil toplum kuruluşlarından nasıl faydalandıklarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “‘Romanların adı yok&#8217; desek yanlış olmaz” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir ‘horoz dövüşü&#8217; bizlere izlettiriliyor” diyor.</p>
<h5><b>&#8216;Romanların Sorunları Tüm Çıplaklığıyla Orta Yerde Duruyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Bir basın toplantısında da söz etmiştiniz. Aynı Meclis’te yer aldığınız CHP’li ve AKP’li Roman vekiller, Roman vatandaşları temsil etmeleri noktasında neler yapıyorlar? Çalışmalarını ve Meclis&#8217;teki varlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="311" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Şu an TBMM’nin 27. Döneminde AKP ve CHP’den birer vekilin Romanlar adına temsiliyeti bulunuyor. Romanlar, Türkiye’de hak mahrumiyeti yaşayan en dezavantajlı gruplardan biri. Yıllardır acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Normal şartlarda Mecliste bu sorunların çözüme kavuşturulması gereken mercidir. Ama ne yazık ki bırakın Romanların sorunlarına çözüm üretilmesini, Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir “horoz dövüşü” bizlere izlettiriliyor.</span></p>
<p><b>TBMM’de 2022 Yılı Bütçe Görüşmeleri gerçekleşti. Bütçede Romanlara nasıl yer verildi</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Aralık 2021 tarihinde başlayıp 17 Aralık 2021’de sona eren 2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “Romanların adı yok” desek yanlış olmaz. 582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Önce de değindiğimiz gibi her yıl olduğu gibi bu yılda AKP-CHP Roman vekillerin sözlü çatıştırılması dışında Romanların sorunlarının ciddi bir şekilde Meclis bütçe görüşmelerinde dile getirildiğini söylemek pek mümkün değildir. Vekiller kürsü konuşmalarında Roman bile demedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin ve Hacer Foggo’nun Çalışmalarından Faydalanıyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman odaklı çalışan sivil toplum örgütleriyle diyaloğunuz nasıl? Roman toplumunun sorunlarını dile getirmeniz noktasında size yol gösterici oluyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman toplumunun sorunlarına çözüm üretmek adına Türkiye’de faaliyet gösteren birçok dernek ve federasyon yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kısmı ile elbette diyalog halindeyiz ve onlardan edindiğimiz verilerle sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızda faydalanabiliyoruz. Bunların dışında özellikle Romanlar hakkında nitelikli çalışmaları bulunan ‘Sıfır Ayrımcılık Derneği’ ile de görüşmelerimiz olmakta ve çalışmalarından faydalanıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca bireysel olarak Romanlarla çalışan aktivistlerle de diyalog halindeyiz. Aynı zamanda Hemşehrim olan Hacer Faggo’nun çalışmalarından faydalandığımızı da belirtmek isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların Yaşadığı Hayat Hiç de Eğlenceli Değil&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanların en kritik ve acilen çözüm bekleyen sorunları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir Kusturica&#8217;nın yönettiği “Çingeneler zamanı” kült bir film. 90’lı yıllarda gösterime girdiğinde Dünya’da Çingenelerin/Romanların varlığının bu derece çarpıcı bir şekilde işlenmesi birçok kesimde şok etkisi yapmıştır. Romanların tanınırlığı Türkiye’de ise dizilerde veya filmlerde oynatılan daha çok eğlenceli karakterlerle karşımıza çıkıyor. Ancak ironik olan şudur ki Romanların yaşadığı hayat hiç de eğlenceli değil.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman nüfusunun ne kadar olduğu bilinmiyor. Etnisite veya inanç temelli nüfus sayımı yapılmadığı için bu alanda çalışan kuruluşların tahmini rakamlarına göre 3 milyon ile 5 milyon arasında bir nüfus olabileceği telaffuz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Domlar, Lomlar, Çingeneler gibi adlar ile anılan Romanlar, çoğu meslekleriyle tanımlanan birçok alt-grup (müzisyenler, sepetçiler, kalaycılar, bohçacılar, hamamcılar, hamallar, arabacılar vb.) ile de adlandırılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların çoğunluğu kendini Sünni Müslüman olarak tanımlar, ancak özellikle ülkenin doğu kentlerinde ve İstanbul’un varoşlarında yaşayan göçmen ya da yerleşik pek çok Alevi Roman var. Belirli mahallelerde otururlar, sosyal ve ekonomik açıdan ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Türkiye toplumunun genelinden ayrılmış durumdalar. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların En Temel Sorunu Barınma ve İstihdam&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77243" aria-describedby="caption-attachment-77243" style="width: 406px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77243" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="406" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-77243" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanlar vur patlasın çal oynasın yaşıyorlar” yakıştırmasının hiçbir karşılığı yoktur. Roman toplumunun sorunlarıyla yüzleşmek ve yıllardır uğradıkları ayrımcılığı sonlandırmak bu ülkede demokratım diyen herkesin önceliği olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların en temel sorunlarının başında bence barınma ve istihdam sorunu yer alıyor. Bununla birlikte eğitim ve ayrımcılık gibi başat sorunları bütün can yakıcılığı ile çözüm bekleyen konular arasında yer alıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlar, Her An Evsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, tavanı, duvarı olmayan barakalarda, derme çatma karavanlarda hayat sürüyor, tuvaleti olmayan onlarca ev var. Kentsel dönüşümün uğradığı mahallelerde ilk mağduriyete uğrayan Romanlardır. Romanlar, her an evsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Altyapı yetersizliğinden kaynaklanan lağım patlamaları, çöplerin haftada bir toplanması, içme suyu sorunları derken Romanlar, hayal ettiği barınma koşullarına kavuşmaktan çok uzak. Üç haftada bir yer değiştirmek zorunda kalan Romanlar var, çünkü yerleşmeleri için kendilerine ayrılmış bir mekân bile yok.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların %97’si Kayıt Dışı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği temel haklar ajansının raporuna göre Romanların yüzde 80&#8217;i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Roman mahalleleri açlıkla mücadele etmektedir. Romanların %97’si kayıt dışı. Romanların yoksulluğu istihdam edilemeyişleri ile doğrudan bağlantılı. Kâğıt ve hurda toplayıcılığı dışında iş imkânı bulamayan Romanlar, yoksulluk sınırının altında kalan çok cüzi kazançlarla ev geçindirmek zorunda kalıyor. Yetişkinlerin çoğu düzenli bir işte çalışamıyor. Türkiye’de Romanlar kayıt dışı istihdama mahkûm edilmiş, günlük kazançlı güvensiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemi Döneminde 200’den Fazla Roman Müzisyen İntihar Etti&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle pandemi süreci, Romanların yaşadığı eşitsizliği tüm yönleriyle gün yüzüne çıkardı? Yaşanan ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok alanı olumsuz etkileyen pandemi sürecinde Romanlar, herkesten daha çok dezavantajlı konuma düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal zamanlarda bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronavirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemde daha derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmışlardır. Pandemi döneminde 200’den fazla Roman müzisyen intihar etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Romanlar zaten virüslü!” denilerek bazı mahallelerin ilaçlanmadığı şeklinde duyumlar aldık. Özellikle İstanbul’un bazı ilçelerinde göçmenlerin yanı sıra, kâğıt toplayıcı Romanların arabalarına el konuldu ve cezalar yazıldı. Sosyal yardımların en az ulaştığı yerlerde virüs ve açlıkla baş başa kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturdukları yerlerin koşulları gereğince hijyen sorunu yaşayan Romanlar şüphesiz bu süreçte virüse karşı savunmasız kaldılar. Pandemi sürecinde yapılan uzaktan eğitimin koşullarına sahip olamayan, yani evlerinde internet, telefon, bilgisayar, TV olmayan Roman çocuklarının neredeyse hiçbiri bu süreçten faydalanamadılar ve eğitim alamadılar.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Eğitim Roman Çocukları İçin Lüks&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman çocukların eğitime erişimleri noktasında nasıl sorunlar var. Sistemin ve eğitimcilerin Roman çocuklara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<figure id="attachment_77244" aria-describedby="caption-attachment-77244" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77244" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg" alt="romanlar" width="378" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar.jpg 681w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /><figcaption id="caption-attachment-77244" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların barınma ve istihdam sorunu ekonomik zorluklarla birlikte çocukların eğitimini önemli derecede etkiliyor. Giyim kuşam, beslenme, kırtasiye derken ortaya çıkan eğitim masrafları, aileleri müthiş bir açmaza sürüklüyor. Eğitim Roman çocukları için lüks sayılabilecek uzak bir hayaldir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim sıkıntısı en çok çocuklarının eğitimini sekteye uğratıyor. Dolayısıyla çocukların yüzde 50’si okula erişemeden erkenden ‘işçi’ olarak hayat atılmak zorunda kalıyor. Çocukların okul sonrası ödevlerini yapacak ortam bulamaması veya okulda karşılaştıkları ayrımcı muameleler bir yana, sağlıklı çocuklara verilen </span>zihinsel engelli<span style="font-weight: 400;"> raporlarıyla çocuklar rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Roman Çocukları Sokaktan Kurtarılmalı&#8217;</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman çocuklarının mahalle okullarında yer almasını istemeyen okul idarecileri sağlıklı Roman çocuklarına ‘Zihinsel Engelli’ raporu düzenlettiriyor ve bu çocukları mahalle okullarına almıyorlar. Aileler ise ekonomik sıkıntı içerisinde barınırken bu duruma tamam diyor ve rehabilitasyon merkezlerine çocuklarını gönderip oralarda verilen maddi desteklere razı oluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar derin yoksullukla mücadele ediyorlar. Dağıtılan erzaklara muhtaç durumdalar. Öncelikle çocuklar için acilen kreşler açılmalıdır. Baba hurdaya, anne çiçek satmaya gittiği için çocuk sokakta risk altında kalıyor. Roman çocukları sokaktan kurtarılmalı. Derhal yeterli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Kuruluşları Değerli Çalışmalar Yapıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Sizce Türkiye’de sivil toplum dünyası Romanların sorunlarıyla ilgili yeterli çalışmalar yapıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum örgütlerinin Romanların sorunları ile ilgili çalışmalarını takip etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değerlendirmemiz sübjektif olma riski taşıyor. Yine de ilişkide olduğumuz ve takip edebildiğimiz sivil toplum kuruluşları çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Ancak, Romanların sorunları tespit etmek tek başına yeterli görülemeyeceği gibi taleplerinin görünür kılınması bir adımdır ama aslolan çözüme yönelik somut adımlar yaratabilmektir. Bu sadece sivil toplumun değil, biz siyasetçilerinde öncelikli görevlerinden biri olmalı. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlardan Bir Milletvekili Seçilebilmesi 92 Yılı Buldu&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanlar, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alıyor. Bu durumun en aza indirilmesi için neler yapılmalı? Parti olarak nasıl çözüm önerileri sunuyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, Romanların daha çok seçim zamanlarında hatırlandığını ve pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. Romanlardan bir milletvekili seçilebilmesi 92 yılı bulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, Türkiye’de yaşanmakta olan bölgesel eşitsizliği, daha lokal biçimde ve daha katmerli yaşayan toplulukların başında geliyor. Bu eşitsizlik hepimizin derdi olmalıdır. Romanların temel hak ve hizmetlere diğer vatandaşlarla eşit erişiminin sağlanması amacıyla, </span>ayrımcılığa<span style="font-weight: 400;"> sebebiyet veren kanunların acilen yürürlükten kaldıracak politikalar geliştirilmeli ve yasal güvenceler sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut azınlıkların varlığını yansıtmak, tüm etnik, dini ve dilsel azınlıkları resmi olarak tanımak ve onlara Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerince güvence altına alınan destek ve korumayı sağlamak amacıyla resmi azınlık politikasında reform yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en temel haklara erişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma dâhil etme sürecinin bir parçası olarak, Romanlarla Roman olmayanların durumlarını; eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve adalete erişim gibi alanlarda karşılaştıran </span>istatistiki veri eksikliği giderilmeli.</p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Romanların Sorunlarına Odaklanmak Partimizin Politikaları Arasında&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77245" aria-describedby="caption-attachment-77245" style="width: 391px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77245" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="391" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-77245" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edildi. O günden bu yana halen dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan halklardan biri olan Romanların sorunlarına odaklanmak partimizin de politikaları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde baskı altında yaşam mücadelesi veren Romanlar, Türkiye’de de ırkçı saldırılara uğruyor, kamusal alanlarda ötekileştiriliyor ve bitmeyen yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar. Türkiye’de Roman yurttaşların eşit yurttaşlık temelindeki hak mücadelelerinin bizlerin de mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ayrımcılığın Olmadığı Ortak Bir Vatanı Var Etmek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman romantizmi yapmanın kimseye faydası yoktur. Birlikte yaşadığımız tüm halklar ve inanç grupları için olduğu gibi; eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamak için Romanlarla dayanışma içinde olduğumuzu söylüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman vatandaşların karşı karşıya kaldığı dışlanma, ötekileştirme sorunları çok ciddi boyuttadır. Çok çok önce çözülmesi gereken ve dünyada birçok ülkede aşılmış olan bu sorunun ülkemizde hala aşılmamış olması, ayrımcılığın devam ediyor olması bizi en çok rahatsız eden konulardan biridir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partimizin yaklaşımı; eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyette, ayrımcılığın olmadığı ortak bir vatanı var etmek ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin yaşam bulmasıdır.  </span></p>
<p><em>Kapak Görseli: RODA</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 13:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fridays For Future]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğimiz için Cumalar]]></category>
		<category><![CDATA[Glasgow Cop26]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öyle bir kriz ki bazı insanlar kendilerini başkalarından üstün görüyor ve onları sömürmeye, ülkelerinin kaynaklarını çalmaya hakkı olduğunu düşünüyorlar…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/">İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Glasgow&#8217;da Cop26 adıyla yapılan alternatif iklim zirvelerinden bir diğerinin daha yapıldığı günlerdeyiz. 6 Kasım Halkların İklim Adaleti için sokağa çıkma çağrısına Türkiye&#8217;den de ses verildi. Bilinç altımda umudu hep canlı tutma çabasından mı nedendir bilmem aynı gün sabahı radyoyu açtığımda ucundan yakaladığım bir haberi nasıl yorumladığımla başlamak istiyorum. Duyduğum haber İstanbul ve Silivri&#8217;de trafik tıkanmış halk işine geç kalmış, yollar kapalıymış şeklinde idi&#8230; Ben de bunu ‘ne güzel, demek iklim grevcileri trafiği felce uğratabiliyorlarmış’ sevinciyle yorumlamak istedim ilk anda. Ama bir taraftan da halk bu kadar kısa sürede uyanıp ayağa kalkabilir mi kuşkusunu da duydum. 30 saniye geçmeden durumun hava koşulları nedeniyle oluşan sisten kaynaklandığını  öğrendim.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Kasım&#8217;da iklim adaleti için Türkiye&#8217;de bir dizi çevre ve ekoloji örgütünün sokağa çıkmasına ben de Muğla ilçelerindeki  örgütlenmeyle katıldım. </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeniköy Termik Santrali</span></i><span style="font-weight: 400;"> önünde Termik Santrallere Hayır diyen yüzlerce kişiden biriydim. Özellikle antikapitalist iklim adaleti geliştirmemiz gerektiğini vurgulayan bir dizi anlamlı bildiriler okundu. Sloganlar atıldı. Daha sonra Akbelen Ormanı&#8217;nı korumak için alanda olan dostlarımızın forumuna katıldık. Orada da emeğiyle geçinenlerin tüketim toplumunu sorgular hale geldiğini duymak sevindiriciydi. Akbelen&#8217;de aylardır direnen köylülerden bir kadın arkadaşımızın çocuğu minik Damla ilkokul 1. sınıfa giden yeni yazma yetisiyle ‘İklim Adaleti Hemen Şimdi Ha!’ mesajını eciş bücüş harfleriyle dizmiş mesajını herkese göstermeye çalışıyordu. </span></p>
<h5><b>Ekoloji ve Kadın Kapsamında Greta</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekoloji ve kadın konusuna 20 yıla yakın kafa yoran biri olarak Damla’dan başlamışken Greta’dan devam edelim.  Çünkü Greta’nın yılar önce okula gitmeyerek İsveç Parlamentosu önünde haftalarca oturarak iklim değişimine ve dünyanın geleceğine dikkat çekmesi birçok gence örnek oldu. İklim değişimine karşı bir şeyler yapmak gerektiğini aileler de çocuklarından öğrenir duruma geldi. Bu kuşağın adına Z kuşağı vb demek istemiyorum. Kadınların ve kız çocuklarının bu kitle içinde sayıca daha fazla olduğunu görebiliyoruz. Bu kararlı önderliğin ve iklim değişimine karşı kadınlarım çoğunlukta olmasının nedeni binlerce yıldır süren cinsiyetçi iş bölümünde aranabilir. Biyolojik determinizme bağlanamaz.</span></p>
<h5><b>Greta ve Ekibi Ne İstiyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ana kadar dünya ülkelerinin karbon emisyonlarını indirgeyerek ısıda </span><i><span style="font-weight: 400;">1.5°C </span></i><span style="font-weight: 400;"> düşüş gerçekleştirilememesi ve hatta dünyanın daha da ısınmaya devam ettiği (410 ppm’e doğru) bir yükseliş olduğu gerçek. Greta ve ekibi Avaaz’da yayınladıkları bir çağrıyla şu noktalara dikkat çekiyor:</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Fosil yakıtlara destekler kesilmeli;</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Tüketimi ve</span><span style="font-weight: 400;"> taşımacılık vb  karbon zincirleri desteklenerek karbon indirimi yapılamaz,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İklim felaketi yaşayan ülkelere maddi yardım yapılarak eşitsizliğin giderilmesi gerek,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İklim politikaları ve yönetmeliklerinde çalışanların sağlığının gözetilmesi gerek.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Greta’ya göre, iklim krizinin nedeni tüketim toplumu. Var olan eşitsizliklerin de bu duruma yol açtığını çeşitli şekillerde dile getiriyor. Adaletsizliğin sömürgecilik dönemi ve hatta öncesine kadar uzanmakta olduğunu da şöyle özetliyor: “Öyle bir kriz ki </span><i><span style="font-weight: 400;">bazı insanlar kendilerini başkalarından üstün görüyor ve onları sömürmeye, ülkelerinin kaynaklarını çalmaya hakkı olduğunu düşünüyorlar…</span></i><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<h5><b>Greta Yeşil Yıkamanın Parçası Olabilir mi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Anti kapitalist bakış açısıyla  </span><i><span style="font-weight: 400;">İklim Acil</span></i><span style="font-weight: 400;"> durumunu Greta hem sağdan fosil yakıt lobilerinin hem de soldan kendilerine antikapitalist diyenlerin yüklenmekte olduğu gerçeği mevcut. </span><i><span style="font-weight: 400;">Glasgow Cop26</span></i><span style="font-weight: 400;"> nedeniyle Türkiye&#8217;de dillendirilen son söylemleri takip etmeye çalışıyorum. Greta hakkında en adaletli davranan anti kapitalist değerlendirmeyi Özgür Üniversite’den Fikret Başkaya 2 Kasım 2021 yazısıyla dile getirdi: <em>Velhasıl,”</em> diyor, Greta Thunberg, “<em>Sorunun kaynağına inmeden, radikal bir yaklaşım olmadıkça, krizle gerçek bir yüzleşme de mümkün olmayacak.”</em></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neden Al Gore’un </span><i><span style="font-weight: 400;">Uygunsuz Gerçek</span></i><span style="font-weight: 400;"> (I</span><i><span style="font-weight: 400;">nconvenient Truth)  </span></i><span style="font-weight: 400;">belgeseli vasıtasıyla  popülaritesini artırmasına karşı sol bu kadar yüklenmedi de Greta’ya yükleniliyor? Al Gore’un </span><i><span style="font-weight: 400;">Uygunsuz Gerçek</span></i><span style="font-weight: 400;"> belgeselinden ilham alıp </span><i><span style="font-weight: 400;">sürdürülebilir nüfus </span></i><span style="font-weight: 400;">(sustainable population) adı altında Yeni Zelanda&#8217;da 2019 yılında cami katliamı ve Amerika&#8217;da </span><i><span style="font-weight: 400;">El Paso</span></i><span style="font-weight: 400;"> katliamlarını anımsayalım.  Her iki katliamın da manifestosu ekofaşizm kokuyordu. Yoksa Greta sadece cinsiyetçi politikalarınızı sarstığı için değil, aynı zamanda gerontokrasik taşlarınızı da yeninden sarstığı için olabilir mi? Yoksa aldığı fonları cebine mi indirmiş? Tüketime ve markaya yönelik olmayan yaşam biçimiyle ve dünyaya mesaj vermek için küçük bir yelkenliyle yol alması karbon ticareti yapanları öfkelendirmiş olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette Greta ve ekibinin yaptığı hataları da  görmemiz gerekiyor. Geçmişte Afrikalı arkadaşının fotoğraftan çıkarılması gibi&#8230; O hatayı düzelttiler ki; hala aynı karedeler. Geleceğimiz için Cumalar (Fridays for Future), Evimiz yanıyor (Our home is on fire) mesajları her kıtada bir dizi genci harekete geçiren bir genç kıza sahip çıkmamız gerekir. Günümüz iklim değişiminde aynı gökyüzü altında olduğumuzu geçtiğimiz yaz yaşadığımız yurdumuzun kuzeyinden güneyine pek çok yerde ve hatta Sibirya&#8217;da olan yangınlar gösterdi. Ulusal sınırlar içinde bir kurtuluş mümkün olmadığına göre eleştirimiz de hakkaniyetli olmak durumunda değil mi? </span></p>
<p><em>*Yeşil Yıkama: İlk kez 1986’da Jay Westerfield tarafından kullanılmış bu kavram, yeşil aklama, yeşille göz boyama olarak geçer.</em></p>
<p><em>Görsel: Antonella Martino</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/">İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha İyi Bir Düzen İçin Anahtar Bir Sistem </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/13/daha-iyi-bir-duzen-icin-anahtar-bir-sistem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2020 09:01:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başka bir ekonomi mümkün mü? Metabolic Enstitüsü Kurucusu Eva Gladek yenilenebilir ve döngüsel bir ekonominin yollarını ararken bizi büyük bir sınava tabi tutan Koronavirüs salgınını sonrasında başka bir ekonomiyi nasıl inşa edebiliriz sorusuna cevap aramaya çalışıyor. Gladek için meseleye hâlihazırdaki ekonomik düzenin verimlilik tutkusu içindeki temellerini sorgulayarak başlamak gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/13/daha-iyi-bir-duzen-icin-anahtar-bir-sistem/">Daha İyi Bir Düzen İçin Anahtar Bir Sistem </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Devletler, koronavirüse yakalanan kişi sayılarının grafikleri ile boğuşurken bir yandan da geleceğin nasıl yeniden canlandırılıp inşa edilebileceği üzerine kararlarla yüz yüze geliyor. İnsanların geçim kaynakları krizlerle çalkanan kocaman ekonomilerin insafına kalmışken; insanlık refah zamanlarını geri çağırmaya çalışıyor. Ancak, krizin kökenindeki yapısal kırılganlıklar üzerindeki noktaları birleştirdiğimizde, klasik semptomatik çözümlerin yeterli olmayacağı açık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün artık gelecekteki şokları önlemek için dünyamızı giderek daha kırılgan hale getiren sistemsel sorunları temelleriyle ele almalıyız; sistemi daha dayanıklı bir şekilde yeniden inşa etmeliyiz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ekonomileri yeniden canlandırmaya yönelik kısa vadeli önlemler uzun vadeli iktisadi dayanıklılığımızı desteklemiyorsa bir sonraki felaket an meselesidir.</span></p></blockquote>
<p><i><span style="font-weight: 400;">                                                                                                                                                  The Global Resilience Imperative</span></i></p>
<p>Dünyanın en savunmasız topluluklarının ağırlığını taşıyan bu salgının yükü bize dibi göstermişken; yolumuzu yeniden çizmek ve gelecekteki çalkantılar karşısında kapsayıcı ve esnek bir ekonomiyi inşa etmek için bir fırsatımız var!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59429 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/buyuk-ivmelenme-640x335.jpg" alt="büyük ivmelenme" width="640" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/buyuk-ivmelenme-640x335.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/buyuk-ivmelenme-1024x536.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/buyuk-ivmelenme.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Daha iyi bir yapı için anahtar bir sistemi inşa etmek” [Building back better] bir sistem merceği aracılığıyla kökteki nedenlere, bağlantı noktalarına ve sonuçlarına bakmak manasına gelir. Bu aynı zamanda krizden çıkış yollarını endüstriyel bir verimlilikten ziyade etkililiğe odaklanarak, istenmeyen sonuçlardan kaçınarak ve mübadeleyi doğru bir şekilde yöneterek mümkün kılınabilir.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59430 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/kuressel-tuketim-640x335.jpg" alt="küresel tüketim" width="640" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/kuressel-tuketim-640x335.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/kuressel-tuketim-1024x536.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/kuressel-tuketim.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, önümüzdeki aylar için geleceğe dönük bir yol çizerken, dünya liderlerini kararlarının uzun vadeli etkilerini düşünmeye ve bu büyük zorlukların tek başına değil, etkileşimli sistemler inşa ederek ele alınmasını sağlamaya çağırıyoruz. Bunu başarmak için, sistem düşüncesi en güçlü araçlarımızdan biridir.</span></p>
<h5><b>Yeni Bir Risk Ortamı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19&#8217;un geniş kapsamlı etkileri, küresel sosyo-ekonomik sistemimizdeki yapısal güvenlik açıklarını ortaya koydu. Son yarım yüzyılda yaşanan gelişmeler makineler, fosil yakıtlar ve insan yapımı sistemlerin üstel bir hızla katlanarak dönüşmesini sağladı. Fakat bu önemli sosyo-ekonomik gelişmeler insan ve çevre sağlığı üzerinde yeni baskıları da beraberinde getirdi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Eylemlerin öngörülebilir sonuçlara neden olduğu Newtoncu doğrusal bir dünyada yaşamıyoruz. Biz aslında sürekli yeniden inşa ettiğimiz ve bizi sürekli etkileyen çevresel, sosyo-politik ve ekonomik sistemler bütününün bir parçasıyız.</span></p></blockquote>
<p><i><span style="font-weight: 400;">                                                                                                                                     New Approaches to Economic Challenges</span></i></p>
<p>Madde üzerindeki bu baskı aynı zamanda koronavirüs gibi bir salgını felakete çeviren gerekli şartları besleyerek yeni bir risk ortamı yarattı. Bu riskli koşullar, geçtiğimiz aylarda bilim, politika, işletme ve finans alanlarında önde gelen düşünürler tarafından dikkate değer bir şekilde belgelenmiştir.</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><b>Doğanın Tahrip Edilmesi ve Sömürülmesi:</b><span style="font-weight: 400;"> Uzay ve kaynaklara olan açlığımız doğal ekosistemler üzerinde baskı oluşturduğundan ve insanlar ile vahşi hayvan türleri arasında yeni temas biçimlerini tetiklediğinden, </span><i><span style="font-weight: 400;">zoonotik</span></i><span style="font-weight: 400;"> hastalıklar giderek yaygınlaşıyor. Bilim adamlarına göre aşırı ormansızlaşma, tarımın kontrolsüz genişlemesi, yoğun çiftçilik, madencilik ve yabani türlerin sömürülmesinin yarattığı sonuçlar salgın hastalıkların vahşi yaşamdan insana bulaşabileceği muazzam bir fırtınaya neden oluyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><b>Küresel Ortak Alanlarımızın Aşırı Kullanımı:</b><span style="font-weight: 400;"> İnsan sağlığı ve evrenin sağlığı birbirine doğrudan bağlıdır. İnsanlık bir yandan sömürücü ve savurgan ekonomiler yoluyla gezegenin güvenli sınırlarını aşmaya çalışmaya devam ederken öte yandan gezegenimizi dengede tutan doğal yaşam destek sistemlerini de tehdit etmekte. Potsdam Enstitüsü&#8217;nden Johan Rockstrom ve Ottmar Edenhoffer&#8217;ın ifade ettiği üzere, salgın gibi küresel riskler temiz hava, su, biyolojik çeşitlilik, bozulmamış ormanlar gibi küresel müştereklerin aşırı kullanımı ile doğrudan bağlantılıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><b>Refah ve Gelir Eşitsizliği: </b><span style="font-weight: 400;">Bu salgının yükünü dışlanmış ve ötekileştirilmiş kitleler taşımaktadır. Ezilen gruplar genellikle sağlık imkânlarına ve sağlık sigortasına çok daha az erişime sahiptir. Bu grupların evden çalışabilme gibi bir lüksleri yoktur. İşsizlik durumunda mali bir desteğe sahip değillerdir. Toplu taşımaya daha çok bağımlıdırlar. Sağlık koşullarına uygun olmayan coğrafyalarda yaşamak zorundadırlar ve bu durum da onları virüsün olumsuz etkilerine daha çok maruz bırakır. WBCSD’nin ifade ettiği üzere eşitsizlik, bir bütün olarak toplumun savunmasızlığını artıracak şekilde virüsün yayılmasıyla etkileşime giren bir ‘tehdit büyüteci’ görevi görüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><b>Yüksek Verim İsteyen, fakat Bir O Kadar Kırılgan Tedarik Zinciri:</b><span style="font-weight: 400;"> Institute for Supply Chain Management tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir anket, kuruluşların %97&#8217;sinin koronavirüs krizinden etkilendiğini veya etkileneceğini bildiriyor. Küresel sistem temel mal ve hizmetlerde uluslararası tedarik zincirine bel bağladığı için bu durum pek de şaşırtıcı değil aslında… OECD&#8217;nin ifade ettiği üzere, &#8220;endüstriyel kapasitelerin ve ekonomik faaliyetin yoğunlaşması oldukça kârlı ancak bir o kadar da kırılgan tedarik zincirleri üretti.&#8221; Bu kırılganlığın bileşiği söz konusu tedarik zincirinin bozulmasını engellemek için tampon kapasitesinin ve esnekliğin zayıf olmasıdır. Maliyet tasarrufu ve verimliliği ile -dünya fabrikası- Çin’in on yıllardır övülegelen tam zamanında (!) tedarik zincirleri salgına ne yazık ki hazırlıksız yakalandılar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><b>Küresel Yönetişimin Başarısızlığı:</b><span style="font-weight: 400;"> UCL&#8217;DEN Tom Pegram, Koronavirüs salgınının son derece karmaşık ekosistemimiz ile siyasi organizasyonların hala baskıcı olan formları arasındaki temel bir çelişkiyi ortaya çıkardığını yazıyor: Üye devletlerin Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne sağladığı fonlar salgınla mücadele için gerekli olan yıllık 3,4 milyar ABD dolarının çok altında kaldı. Koronavirüsü tecrit altında, kendi çıkarlarına hizmet ederek ele alan ulus-devletler, kaçınılmaz olarak bu krizin küresel doğasıyla hızlı bir şekilde uzlaştılar. Bazı ülkeler hastalığın yayılma sürecinde sınırlı tıbbi aygıt havuzlarını etkin bir şekilde yönetebilirken; bazıları ise salgının döngüsünü yönetme konusunda güçlü liderlik ve devlet kapasitesinden yoksun.</span></li>
</ul>
<h5><b>Sistem ve Sistemle Başa Çıkmak: Kuşbakışı bir Görünüm</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha da derine inildiğinde, koronavirüsün yıkıcı etkilerini ve diğer sistemsel tehditleri besleyen koşullar aslında küresel sistemlerimizin inşa edilme biçiminden kaynaklanıyor. Bu sistemin nasıl tasarlandığını anlamak ekonomimizin neden bu şekilde işlediğine ve bu işleyişin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin özünde bozulmalara yol açacağına ışık tutabilir.</span></p>
<h5><b>Verimlilik Mübadelesi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Esneklik, direnç ve üstesinden gelmek [</span><i><span style="font-weight: 400;">resillience</span></i><span style="font-weight: 400;">]; sistemlerin sorunlara veya gerilimlere nasıl tepki verdiğine bakar. Zorlu koşullar altında işleyişini sürdürebilmek için öngörülebilir olan, uyarlanabilen ve kendini yeniden düzenleyebilen bir sistem –tıpkı küresel salgın gibi– dirençlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs salgının gösterdiği üzere iktisadi sistemimizin zorlu koşullara uyum sağlayabilmesini engelleyen en temel tehditlerden biri verimlilik üzerinde gerçekleştirilen düzenlemelerdir. Roger L. Martin&#8217;in belirttiği gibi, esnek ve dirençli sistemler tipik olarak verimliliğin yok edilmeye çalışıldığı özelliklerle karakterize edilir. Bu bağlamda merkezileşme verimliliği artırmakla birlikte dayanıklılığı azaltacaktır. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59432 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/verimlilik-640x412.jpg" alt="verimlilik" width="640" height="412" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/verimlilik-640x412.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/verimlilik-1280x824.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/verimlilik-1024x659.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/verimlilik.jpg 1476w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzün büyük ölçekli, uzmanlaşmış ve merkezileştirilmiş tedarik zincirleri son derece verimli ve düşük maliyetlidir. Ancak bağlantıların dağıtılmaması ve çeşitliliğin giderek azalması belli noktalarda başarısız sonuçları da beraberinde getirir. Öyle ki sistemin kurtarma sırasında işleyişini sürdürebilmek için hiçbir tampon bulunmaz. Sistem esnemez ise kırılır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Verimlilik odaklı bu ince ayar, kısa vadeli kar maksimizasyonunu arzulayan küresel bir ekonomik sistem tarafından yönlendirilir. Bir şirketin yegâne amacı hissedar getirilerini maksimize etmek olduğunda; uzun vadede kazanılacak esneklik ve direnç kısa vadeli başarılara kurban edilir.</span></p>
<h5><b>Ahlaki Tehlike</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs salgını refahı belli bir kitlede yoğunlaştırmak ve eşitsizliği artırmak için tasarlanmış problemli bir ekonomik sistemin atıklarını gün yüzüne çıkardı. “Başarılı olmak için başarı” düşüncesi, servetlere ve fırsatlara eşitsiz bir şekilde erişim sürekli olarak genişleyen küresel eşitsizlik döngüsünü de yeniden üretti. Son 30-40 yılda, dünyanın en zengin %1&#8217;i, en fakir insanların %50&#8217;sinden iki kat daha fazla küresel gelir artışı elde etti. Bu durum, dünyanın en zengin yüzde 1&#8217;inin dünya servetinin yüzde 44&#8217;üne sahip olmasına yol açtı. Peki, bu sonucun koronavirüs gibi krizlere ve gelecekteki şoklara karşı dayanıklılığımızla nasıl bir ilişkisi vardı ki?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizliği derinleştiren ekonomiler büyük bir direnç eksikliği yarattı. İnsanların büyük çoğunluğu büyük bir kriz karşısında sönümleyici tamponlara sahip olmadığı için eşitsizlik herkesin meselesi olmaya başladı. Sonuç olarak sistem bir bütün halinde istikrarsızlaştı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59433 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/dongu-640x405.jpg" alt="" width="640" height="405" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/dongu-640x405.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/dongu-1280x811.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/dongu-1024x649.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/dongu.jpg 1356w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Müşterek Değerlerimizin Trajedisi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamusal mallara ve ortak kaynaklara uyguladığımız baskı, </span><i><span style="font-weight: 400;">müşterekler trajedisi</span></i><span style="font-weight: 400;"> adı verilen bir sistem fenomeni ile anlaşılabilir. Bu ortak kaynakları kullananların, kendileri dışındakilere verdikleri zararın maliyetini karşılamamalarından dolayı ortaya çıkan olumsuz bir sonuçtur. Bu sonuç diğer bir değişle; bireysel kazancın aşırılaşmasıyla birlikte toplumsal acıyı da beraberinde getirecektir. Rekabeti ödüllendiren küresel bir ekonomide, ortak bir havuzdan bireysel kazançları en üst düzeye çıkarmayı hedeflediğimiz için, ortak kaynaklar her zaman aşırı kullanılır hale gelir. Ortak kaynaklarına ilişkin güçlü bir idrake sahip bir arada olmaya yatkın toplumlar ve kurumlar, genellikle rekabetten ziyade işbirliğini teşvik eden güçlü kültürel, sosyal ve yasal yapılara sahiptir. Fakat mevcut küresel ekonomik sistemimiz, bu yapıların çoğunu aşındırmış ve ortak kaynaklarımız pahasına kısa vadeli kazançlar için rekabeti ödüllendirmiştir. Bizi hayata bağlayan temellerimizi kısa vadeli ödüller lehine aşındırılmıştır. Herkesin bireysel kazanımlarını en üst düzeye eriştirmeye çalıştığı bir dünyada, birey eylemi ortak varlıklarımızın ve müştereklerimizin hukukunu ihlal etmekten öteye gitmeyecektir.  </span></p>
<h5><b>Ekonomik Büyüme Bağımlılığı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Environment Facility, koronavirüs krizine karşı hazırladığı metinde şunu kaleme aldı: “Son yarım yüzyıldaki ekonomik büyüme, plansız kentleşme ve insan yerleşimlerinin nüfus artışından daha yüksek oranlarda genişlemesi sonucunda ekosistem bozulmuştur.” Peki ya biz, bu büyümeden eşit olarak faydalanmakta mıyız? Bu bir muamma… Başarının birincil göstergesi olarak gayrı safi milli hasıla tutkusu ile ekonomik büyümeye o kadar bağımlı bir toplum yarattık ki, her yıl eğer daha da büyümez isek çökeceğimizi düşünmekteyiz. Koronavirüs örneğinde WBCSD’nın altını çizdiği üzere: makroekonomik kriz eğrilerinin giderek dikleşmesi, salgın enfeksiyonunun yayılmasını önleme ve vaka sayısı eğrisini yatay yönlü düzleştirmenin doğal bir sonucudur. </span></p>
<h5><b>Daha İyiyi Nasıl İnşa Ederiz?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümetler kriz kurtarma ve teşvik paketlerine trilyonlarca dolar hazırlıyor. Liderlerin ellerindeki bu sermayeyi nasıl değerlendireceği, önümüzdeki on yıllardaki sosyo-ekonomik değişimi de tanımlayan unsur olacaktır. Yardım, acil bir uyarı sözcüğüdür. Hükümet fonları bu krizin neden olduğu ağır ıstırabı hafifletebilecek eşikte olmalıdır. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59434 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/surdurulebilir-640x393.jpg" alt="sürdürülebilirlik" width="640" height="393" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/surdurulebilir-640x393.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/surdurulebilir-1280x786.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/surdurulebilir-1024x629.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/surdurulebilir.jpg 1567w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecekteki şoklara karşı sistemik direnç oluşturmak için hükümetlerin politika önlemlerine öncelik vermesi ve şu ilkelere dikkat etmesi önceliklidir:</span></p>
<ul>
<li><b>Karar verme sürecine sistem odaklı yaklaşımlar ve araçlar oluşturun. </b></li>
</ul>
<ul>
<li><b>Doğal ekosistemleri ve sağladıkları ortak ürünleri eski haline getirin.</b></li>
</ul>
<ul>
<li><b>İşletmenizi uzun vadeli düşünmeye ve hareket etmeye teşvik edin.</b></li>
</ul>
<ul>
<li><b>Yüksek etkili sektörlerde döngüsel ekonomileri canlandırın.</b></li>
</ul>
<ul>
<li><b>Uluslararası işbirliğini mümkün kılın.</b></li>
<li><b>Yapısal ekonomik reformları hayata geçirin.</b></li>
</ul>
<p><b>Sonuç</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük bir trajedi olsa da koronavirüs salgını birbirimizle ve biyolojik dünyayla ilişki kurduğumuz şekilde bir devrimi ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. Krizin ani ve tesirli doğası, bir aciliyet duygusu ve değişimi de beraberinde getirir. Tüm dünya istemeden büyük ölçekli bir deneye itildiğinde cesur eylemlerde bulunmak daha kolay hale gelir. Fakat istikrarsızlık ve kaynakların kıtlığı, o bildiğimiz gerçeklere ve artık iyice yıpranmış olan akıl yürütme hatlarına tutunma arzusunu da tetikleyebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık eskimiş ve indirgemeci düşünme biçimlerine geri dönme arzusunun üstesinden gelmeliyiz. Karar verme sürecimize hâkim olan bu dünyanın aşırı basitleştirilmiş görünümü, eylemlerin ve siyasetin uzun vadeli sonuçlarını kavramamız arasında uzun zamandır bir perde çekmiş görünüyor. Sosyo-ekonomik sistemimiz karmaşık, çok katmanlı ve geçim kaynaklarımız için bağlı olduğumuz doğa ile derinlemesine iç içe geçmiş durumdadır. Artık sistemleri düşünme merceğimizi kullanarak dünyamıza yeniden göz atmanın zamanı gelmedi mi? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz… Tüm insanlık için çalışanlar ve canlı tüm varlıkların gelişmesini destekleyenler… Yalnızca kurumlar, insanlar ve çevre arasındaki derin bağlantıları kavrayarak, sürdürülebilir ve dirençli bir ekonomiye giden yolları yeniden inşa edebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Bu metin </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/selim-vatandas/"><span style="font-weight: 400;">Selim Vatandaş</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından Metabolic Enstitüsü’nden </span><a href="https://www.metabolic.nl/news/to-build-back-better-a-systems-approach-is-key/"><span style="font-weight: 400;">Eva Gladeck</span></a><span style="font-weight: 400;">’in kaleme aldığı “To truly ‘build back better,’ a systems approach is key” başlıklı metninden </span><b>serbest çeviri</b><span style="font-weight: 400;"> yöntemiyle Türkçe’ye kazandırılmıştır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/13/daha-iyi-bir-duzen-icin-anahtar-bir-sistem/">Daha İyi Bir Düzen İçin Anahtar Bir Sistem </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 07:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim sistemimizin durumunu incelerken, akademik başarı bakımından öne çıkan ülkelerdeki durumu sık sık tartışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/">Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada, akademik başarı bakımından dikkat çekmeyen, ancak pek çok meselesi Türkiye’deki meselelere benzeyen coğrafyalardan da öğrenilecek dersler var. Bu coğrafyalardan biri Latin Amerika.</p>
<p>1957’den bu yana her yıl gerçekleştirilen önemli bir uluslararası konferans olan “Karşılaştırmalı ve Uluslararası Eğitim Topluluğu” (Comparative and International Education Society-CIES) Konferansı bu yıl Meksika’da gerçekleştirildi. Bu vesileyle hem Meksika hem latin Amerika üzerine gözlem yapabilme, farklı deneyimleri dinleme fırsatı yakaladım.<br />
Türkiye ve Meksika, pek çok açıdan benzer iki ülke. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de 10.863, Meksika’da 8.209 dolar olan kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ile iki ülke de OECD ülkeleri arasında sonlarda. Meksika, Şili ve Türkiye, gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu OECD üyesi ülkeler. 18-24 yaş arasında olup ne işte ne okulda olan gençlerin oranı Türkiye’de %33, Meksika’da %23. İki ülke OECD ülkeleri arasında en sonlarda.</p>
<p>Ortaöğretim Meksika’da da Türkiye’deki gibi 2012’de zorunlu oldu; ortaöğretimde net okullulaşma oranı Meksika’da %77, Türkiye’de %82,5. Okula devamla ilgili sorunlar, okul terki her iki ülkede de önemli konular. Bir o kadar önemli olan, okula erişimin öğrenme ile eşit olmaması. Uluslararası bir değerlendirme olan PISA sonuçlarına göre, 15 yaşında olan ve eğitim gören çocukların matematik, fen ve okuma başarıları Türkiye’de Meksika’nın biraz üzerinde olsa da her iki ülkede de çocukların bu alanlarda temel becerileri düşük. Üst düzey başarı gösteren çocuklar ise yok denecek kadar az.<br />
Yalnızca Meksika’nın değil, Latin Amerika’nın son 30 yıldaki genel durumu ise şöyle özetlenebilir: Okullulaşmada ilerleme oldu. Eşitsizlikler ise devam ediyor, çocuklar sosyoekonomik duruma göre ayrı okullarda okuyorlar. Özel okullar arttı, devlet okullarında ise yoksullar toplanıyor. Okullar arasında kaynak ve öğretmen dağılımı dengesizlik gösteriyor. Bu genel çerçeveden bakınca da Türkiye ile Latin Amerika arasında benzerlikler görülüyor.</p>
<p>Latin Amerika’da da Türkiye’de de çeşitli kurumlar her çocuğun nitelikli eğitime erişimi için çabalıyor. Bu yıl CIES konferansı’na 115 ülkeden 3.200 kişi katıldı. Dört gün süren konferansta tartışılan konular bizi bazı çözüm önerileri üzerine düşünmeye davet ediyor:</p>
<p>»Yoksulluk ve eşitsizlik Latin Amerika için yakıcı bir sorun. Dolayısıyla eğitim bunlarla mücadeleye hizmet etmek zorunda. Aynı zamanda, ailelerin sosyoekonomik durumunu, öğrencilerin beslenmesi ve barınması gibi konuları göz ardı ederek eğitime erişimi ele almak mümkün değil.</p>
<p>»Özellikle yoksul nüfus için erken çocukluk eğitimini, sağlık hizmetlerini ve beslenme desteğini önceliklendirmek gerekli.<br />
»Sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı nüfusun yaşadığı bölgelerdeki öğretmen eksiğini kapatmakla kalmayıp bu eksiği çok iyi donanıma sahip öğretmenlerle doldurmak gerekli.</p>
<p>»Şili’de uygulanan özel okullara teşviklerin eğitimin niteliğine olumlu bir katkısı olmadı; eşitsizlikler daha da arttı.<br />
Eğitime erişim sorununu çözmüş, PISA gibi değerlendirmelerde öne çıkan Finlandiya, Estonya, Singapur, Güney Kore gibi ülkeleri izlemek her ne kadar önemliyse de, yukarıdaki verilerin sunduğu bağlam nedeniyle, Latin Amerika’daki Türkiye’ye benzer ülkelerin eğitimde çözüm arayışlarını yakından takip etmek yararlı olacaktır. Latin Amerika’ya ilişkin değerlendirmelerde öne çıktığı gibi Türkiye’de de eğitim politikalarına yoksulluk ve eşitsizlik penceresinden bakmamız zorunlu.</p>
<p>Türkiye’de özel okulların payı giderek artıyor ve bu artış kamu politikası olarak destekleniyor; özel okullara öğrenci başına 2014-15 eğitim-öğretim yılından bu yana ödenen teşvikler toplamda 4 milyar TL’ye yaklaştı. Ancak bu politikanın ölçme-değerlendirmesini yeterince yapamıyor, sosyal eşitlik ve ayrışma üzerindeki etkilerini yeterince hesap edemiyoruz.</p>
<p>Ülkemizde yoksul çocuklara yönelik şartlı eğitim yardımı ve burslar söz konusu. Okul sütü ve okul üzümü gibi beslenme destekleri sunuluyor. Ancak bu destekler yoksul ve özellikle okuldan ayrılıp bir işte çalışmaya başlama riski bulunan çocuklar için yeterince önleyici değil. Yoksul çocuklar için okul öncesi eğitime erişim de hâlâ önemli bir sorun. Nitelikli okul öncesi eğitimi tüm çocuklar için erişilebilir kılmadan, eğitimi bir eşitlik aracı olarak görmek zorlaşıyor.Özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki öğretmen ihtiyacını kalıcı olarak kapatmak da üzerinde durmamız gereken bir konu.</p>
<p><strong>Kaynakları verimli kullanmalı</strong><br />
Sonuç olarak, Türkiye’ye benzer koşullar içerisinde eğitime erişimi ve eğitimin niteliğini artırmak için çabalayan kurumları dinleyince, şu konuları önceliklendirmek gerektiği görülüyor: Yoksullukla mücadele, eğitime erişimi ve eğitimde niteliği artırmak için kilit önem taşıyor; eşitsizliklerle mücadele ve eğitimde öğrenmeyi artırmak için erken çocukluk eğitimine odaklanmak gerekiyor; okul öncesi eğitimi zorunlu hale getiren Meksika’da bunun etkilerinin olası olumlu sonuçlarını izlemek yararlı olabilir; Şili hakkındaki analizleri dikkate alarak özel okulları teşvik etme uygulamasını gözden geçirmemiz, uygulamanın ölçme-değerlendirmesini yapmamız ve sonuçları kamu kaynaklarının verimli ve eşitlikçi kullanımı süzgecinden geçirmemiz önemli; Latin Amerika da dahil olmak üzere pek çok ülkede özellikle dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlerin motivasyonunu artıran önlemler almak yaygın biçimde tartışılıyor, bu konuyu Türkiye için de gündeme almak önemli görünüyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.birgun.net/haber-detay/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir-218233.html" target="_blank" rel="noopener">Birgün</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/">Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TOG Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı katılımcılarını arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/tog-toplumsal-cinsiyet-egitmen-egitimi-programi-katilimcilarini-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2017 13:12:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[TOG]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Gönüllüleri Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Anaakımlaştırma Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Cinsiyet Anaakımlaştırma Programı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) içerisinde her kademede yaygınlaştırılması için çeşitli müdahale alanlarını içeren bir programdır. Programda yer alan toplumsal cinsiyet eğitimleri, üniversitelerde genç kadınlara ve LGBTİ+&#8217;lara yönelik taciz, ayrımcılık, baskı ve yıldırma mekanizmaları, cinsel şiddet ve bunlarla etkin mücadele yöntemlerini içermektedir. Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı 17 &#8211; 25 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/tog-toplumsal-cinsiyet-egitmen-egitimi-programi-katilimcilarini-ariyor/">TOG Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı katılımcılarını arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal Cinsiyet Anaakımlaştırma Programı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) içerisinde her kademede yaygınlaştırılması için çeşitli müdahale alanlarını içeren bir programdır. Programda yer alan toplumsal cinsiyet eğitimleri, üniversitelerde genç kadınlara ve LGBTİ+&#8217;lara yönelik taciz, ayrımcılık, baskı ve yıldırma mekanizmaları, cinsel şiddet ve bunlarla etkin mücadele yöntemlerini içermektedir.</p>
<p>Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı <strong>17 &#8211; 25 yaş ara</strong>sı, toplumsal cinsiyet ile ilgili, eşitsizlik ve cinsel şiddet ile mücadele üzerine farkındalık yaratmak için yapılan yerel eğitimlerin yaygınlaştırılmasında aktif rol almak isteyen gençlerin başvurularına açık, <strong>iki aşamalı</strong> bir eğitim programıdır.</p>
<p>Programın ilk aşaması mayıs &#8211; temmuz ayları arasında <strong>online (uzaktan) gerçekleştirilece</strong>k ve 10 hafta sürecektir. 10 haftalık eğitim programını <strong>eksiksiz tamamlayan katılımcılar</strong>,  ağustos ayında düzenlenecek beş günlük bir &#8220;<strong>Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi&#8217;ne</strong>&#8221; katılacak ve sonrasında üniversitelerdeki TOG örgütlenmelerine yönelik Toplumsal Cinsiyet Yaygınlaştırma Eğitimlerini gerçekleştireceklerdir. Başvurucuların programın iki aşamasına da eksiksiz katılımın önemli olduğunu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.</p>
<p>Eğitmen Eğitimi boyunca <strong>yol, yemek ve konaklama masrafları TOG tarafından karşılanacak olup,</strong> Toplum Gönüllüleri örgütlenmelerine yapılacak yerel yaygınlaştırma eğitimleri katılımcılar tarafından gönüllü gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Eğitim programına katılmak istiyorsanız başvuru formunu en geç 2<strong>8 Nisan 2017 Cuma</strong> günü, <strong>saat 23.59</strong>&#8216;a kadar doldurabilirsiniz. Başvuru sonuçları 5 Mayıs tarihinde başvuru sahiplerine duyurulacaktır.</p>
<p>Başvurular, başvuru formunun içeriği, coğrafi dağılım ve programa tam katılım kriterleri göz önünde bulundurularak değerlendirilecektir.</p>
<p>Tüm süreç ile ilgili sorularınız için Leyla Soydinç ( genckadinfonu@tog.org.tr ) ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için<a href="https://tr.surveymonkey.com/r/toplumsalcinsiyetbasvuru" target="_blank"> tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/tog-toplumsal-cinsiyet-egitmen-egitimi-programi-katilimcilarini-ariyor/">TOG Toplumsal Cinsiyet Eğitmen Eğitimi Programı katılımcılarını arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Social Value Matters 2017 programı açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2017 08:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Atölye Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[iş piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[kamu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci entegrasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Kösemen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Social Value Matters 2017]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal etki]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fayda]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[yerel otorite]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak masa toplantıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Social Value Matters 2017, artan eşitsizlik ve küresel belirsizlik ortamında değişime ilham vermek ve sosyal faydayı maksimize etmek adına paydaşların seslerini daha fazla duyurmanın yollarına odaklanacak. Sosyal etki alanında çalışan topluluğumuzdan gelen görüşler ışığında konferansın oturumları da şekillendi. Oturumlar, çeşitli yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmalarından oluşacak. Yuvarlak masa toplantıları uzmanlar tarafından yönetilen, görüş ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/">Social Value Matters 2017 programı açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Social Value Matters 2017, artan eşitsizlik ve küresel belirsizlik ortamında değişime ilham vermek ve sosyal faydayı maksimize etmek adına paydaşların seslerini daha fazla duyurmanın yollarına odaklanacak</strong>.</p>
<p>Sosyal etki alanında çalışan topluluğumuzdan gelen görüşler ışığında konferansın oturumları da şekillendi. Oturumlar, çeşitli yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmalarından oluşacak. Yuvarlak masa toplantıları uzmanlar tarafından yönetilen, görüş ve deneyimlerin paylaşılmasına odaklanan küçük tartışma gruplarını içerecek. Atölye çalışmaları ise katılımcıları tartışmaya ve öğrenmeye teşvik etmek üzere çeşitli alıştırmalar ve faaliyetlerde bir araya getirecek.</p>
<p><strong>Açılış ve kapanış konuşmaları için İngilizce-Türkçe simultane çeviri olacaktır . Konferansta İngilizce ve Türkçe yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmaları olacak. <a href="https://kusif.ku.edu.tr/sites/kusif.ku.edu.tr/files/SVM%202017%20Conference%20Agenda.pdf" target="_blank">Detaylı bilgi için konferans programına göz atın!</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/">Social Value Matters 2017 programı açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
