<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erinç Yeldan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/erinc-yeldan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erinc-yeldan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2020 06:46:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Erinç Yeldan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erinc-yeldan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dövizdeki Yükseliş: Nedenler, Politikalar ve Etkileri&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/dovizdeki-yukselis-nedenler-politikalar-ve-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 06:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[doların yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<category><![CDATA[Erinç Yeldan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümünden Prof. Dr. Erinç Yeldan, dövizdeki yükselişlerin vatandaşların tüketim ve tasarruf alışkanlıları açısından köklü değişimlere sebep olabileceğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/dovizdeki-yukselis-nedenler-politikalar-ve-etkileri/">Dövizdeki Yükseliş: Nedenler, Politikalar ve Etkileri&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TL’nin son dönemlerdeki değer kaybı kimileri için distopik seviyeleri çoktan aştı. Kimileri için ise henüz piyasa odaklı gerçekçi değerine ulaşmadı bile. Son günlerde yaşanan rekor değer kayıpları, özellikle Dolar/TL kurundaki tarihi seviyeler ülke ekonomisi için kaçınılmaz gerçekleri göz önüne seriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak yükselişlerin vatandaşı etkileyeceğini dile getirmişti. Bilkent Üniversitesi iktisat bölümünden Prof. Dr. Erinç Yeldan, açıklamaların iktisat biliminin temel öğretilerine ters düştüğünü belirtiyor<em>: ”</em> Türk Lirasının uluslararası paralar karşısında hızla değer yitirdiği günlerin ardından konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dövizdeki pahalılığın vatandaşlar açısından önemli olmadığının altını çizerek, “önemli olan kurun seviyesi değil rekabetçi olup olmamasıdır” dedi ve “turizmin gelmesi için, ihracatçı için benim para birimim daha cazip, daha rekabetçi olsun” görüşünü savundu.  Sayın Bakana göre “Türkiye tarihinde ilk defa rekabetçi bir kur düzeyiyle, ekonomisini dönüştürecek bir yapıya da kavuş(muş)” durumda idi. Sayın Hazine ve Maliye Bakanın ileriye sürdüğü savlar yanlış ve yanıltıcıdır; küresel ekonominin gerçekleriyle uyuşmamakta, iktisat biliminin temel öğretileriyle de bağdaşmamaktadır. Şöyle ki, öncelikle serbest dalgalı (esnek) kur rejimlerinde rekabetçilik, devalüasyonist kur ayarlamaları ile sağlanamaz.  Kurun düzeyi, yani ulusal paranın (TL’nin) yabancı paralar karşısındaki değeri, döviz piyasalarında arz ve talep koşulları (ve ileriye yönelik beklentiler) üzerinden belirlenir.  Burada değersizleştirilmiş olan paranın (yani Türk Lirasının) konumu, öncelikle ulusal ve uluslararası para ve finansal varlık piyasalarında, Türkiye ekonomisinin döviz kazanımı ve harcamalarındaki dengesizlik durumunu ifade etmektedir.”</p>
<blockquote><p>Faizi ya da kuru baskılayarak, yapay biçimde ekonominin gerçeklerine aykırı bir şekilde fiyatlandırmaya çalışırsanız para piyasalarında denge yitirilir, yani somut anlamda yaşadığımız üzere, kriz oluşur.</p></blockquote>
<p>Yeldan, yerli paranın değerinin nasıl ölçüldüğüne açıklık getirirken hükümetin uyguladığı politikaların olası sonuçlarına da dikkat çekiyor<em>: </em>”Öncelikle bir ulusal paranın, yani konumuz için TL’nin, değerini ölçeceğimiz üç kavram olduğunu vurgulayalım: (1) faiz oranı; (2) enflasyon oranı; ve (3) döviz kuru.  Bunlardan birincisi paranın “tüketim harcaması yapmak üzere nakit ihtiyacının” bedelini; ikincisi mal ve işgücü piyasalarındaki dengesizlikler karşısında paranın değer kaybını (yani enflasyon); üçüncüsü ise ulusal paranın yabancı paralar karşısındaki değişim değerini (döviz kuru) gösterir.  Kuşkusuz ki, bu üç kavram birbiriyle bütünlük gösterir ve bunlardan herhangi birini (diyelim faizi, ya da kuru) baskılayarak, yapay biçimde ekonominin gerçeklerine aykırı bir şekilde fiyatlandırmaya çalışırsanız para piyasalarında denge yitirilir, yani somut anlamda yaşadığımız üzere, kriz oluşur.”</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-57234" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ERİNÇ-YELDAN-e1598424282595.jpg" alt="" width="360" height="269" />TL’nin değerinin piyasalarda nasıl oluştuğunu kısaca özetleyen Yeldan, içinde bulunduğumuz durumu görsel açıdan eğip bükmeye yönelik ekonomik çözümlerin eninde sonunda piyasa gerçeklerinden kaçamayacağını vurguluyor: <em>“</em>Paranın “fiyatı” para ve menkul kıymet piyasalarında TL’nin miktarı (arz ve talep düzeyi) tarafından belirlenecektir. TL arzında son bir yılda yaşanan genişleme 85’e ulaşmış.  Burada paranın arzı bollaştırılırken, fiyatı yapay biçimde ucuz tutulmaya çalışılmış; faiz oranı düşürülmüş.  Nedeni ise AKP’nin her ne pahasına olursa olsun tüketimi canlı tutma ve büyümeyi yüksek tutma gereği.  Dengesiz de olsa, sürdürülemez de olsa, ucuz kredi ile borçlanmaya dayalı tüketim, bu sahte cennetin altın anahtarı.   Piyasada her mal gibi, para arzındaki bu olağan dışı artış nedeniyle ulusal paranın fiyatının düşmesi gerekecektir: para ucuzlayınca diğer mallar karşısında alım gücü düşecek (buna enflasyon diyoruz); diğer dövizler karşısında da değeri gerileyecektir (bunun adı da devalüasyon)…. Dövizi MB rezervlerini harcayarak; swap ve benzeri muhasebe oyunları veya kamu bankalarının döviz kaynaklarına siyasi baskılarla el konulması biçimiyle bir süre için sabit tutabilir; enflasyonu da türlü istatistik tanımlarıyla olduğundan düşük göstermeyi deneyebilirsiniz, ama piyasanın gerçekleri eninde sonunda baskın çıkacak ve ulusal paraya hak ettiği değeri biçecektir.”</p>
<blockquote><p><em>Hane halkları için tüketim, şirketler için de yatırım harcamalarının gerilemesi kaçınılmaz olacaktır.</em><strong><br />
</strong></p></blockquote>
<p>Döviz değerindeki yükselişin ülkemiz ekonomisinde büyük bir yere sahip olan ithalatı olumsuz yönde etkileyeceğini belirten Yeldan, hane halkları için tüketim ve tasarruf açısından köklü değişimler yaşanabileceğine dikkat çekiyor: “Döviz piyasalarında Türk lirasının değer kaybı şirketler ve hane halklarını ayrı biçimlerde, fakat birbirine ilintili olarak etkilemektedir. Her şeyden önce, Türkiye ekonomisinin ithalat bağımlı yapısı ve borç yükü her iki kesimde de yoğundur. Bu yüzden pahalılaşan döviz ithalat maliyetlerini yükseltecek ve gelirin azalması etkisi yaratacaktır. Gerileyen gelir etkisine bağlı olarak hane halkları için tüketim, şirketler için de yatırım harcamalarının gerilemesi kaçınılmaz olacaktır.  Dövizin pahalılaşmasının hane halklarına diğer bir etkisi de tasarruf davranışlarına yönelik olabilir. TL değer kaybettikçe güvenli bir tasarruf aracı olmaktan çıkmakta ve şahıslar ellerindeki birikimlerini doğrudan döviz olarak değerlendirmektedir. Buna dolarizasyon diyoruz. Bu etki altında ulusal paraya güvenin azalması, merkez bankasının da para politikasını sürdürebilme etkinliğini sınırlamaktadır.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/dovizdeki-yukselis-nedenler-politikalar-ve-etkileri/">Dövizdeki Yükseliş: Nedenler, Politikalar ve Etkileri&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UNDP 2019 İnsani Gelişme Raporu’nun Tanıtımında Yeni Tür Eşitsizlikler Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/undp-2019-insani-gelisme-raporunun-tanitiminda-yeni-tur-esitsizlikler-konusuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 08:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[Claudio Tomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Erinç Yeldan]]></category>
		<category><![CDATA[levent kurnaz]]></category>
		<category><![CDATA[sezai hazır]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Boyner]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Habitat Derneği ev sahipliğinde Facebook İstasyon binasında düzenlenen 2019 İnsani Gelişme Raporu’nun tanıtımında: uzman katılımcıların yorumlarıyla, Türkiye ve dünyadaki güncel gelişmeler ile yeni tür eşitsizlikler konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/undp-2019-insani-gelisme-raporunun-tanitiminda-yeni-tur-esitsizlikler-konusuldu/">UNDP 2019 İnsani Gelişme Raporu’nun Tanıtımında Yeni Tür Eşitsizlikler Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 1990 yılından bu yana hazırladığı İnsani Gelişme Raporu, ilk kez 2019 yılında insani gelişmede 21. yüzyıla özgü yeni tür eşitsizliklere odaklandı. İklim krizi ve teknolojinin yarattığı eşitsizliklere özel bir ağırlık verilerek hazırlanan rapor, dünyadaki eşitsizlikler.  gelir ve ortalamalar bugünün ötesinde bir yaklaşımla değerlendirdi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi, UNDP 2019 İnsani Gelişme Raporu Ankara’da 9 Aralık 2019 tarihinde yapılan bir toplantıda ilk kez tanıtılmıştı. 15 Ocak 2020 tarihinde İstanbul&#8217;da Habitat Derneği ev sahipliğinde Facebook İstasyon binasında düzenlenen 2019 İnsani Gelişme Raporu’nun tanıtımında ise, temel bulgu ve mesajlar, uzman katılımcıların yorumlarıyla, Türkiye ve dünyadaki güncel gelişmeler ile bağlantılı olarak değerlendirildi.</p>
<p>Türkiye 2019 UNDP İnsani Gelişme Endeksi’ne göre, ilk kez “çok yüksek insani gelişme” gösteren ülkeler kategorisinde yer aldı. İstanbul’da yapılan  tanıtım toplantısına katılan uzmanlar, özel sektör ve sivil toplum dâhil olmak üzere tüm kesim ve bireylerin işbirliği ile eşitsizliklerin üstesinden gelinebileceğini belirttiler.</p>
<p>Toplantının ev sahibi olan Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, tüm sektörlerin, karar alıcıların ve bireylerin üzerinde ciddi olarak düşünmesi ve aksiyon alması gereken bir rapor olduğunu belirtti. Sezai Hazır konuşmasında, özel sektörün ve sivil toplumun UNDP İnsani Gelişme Raporu’nda işaret edilen yeni eşitsizlikler konusunda bir an önce harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak, en ücra köşedeki bireylerin de dâhil edilmesi gereken bir çabanın gerekliliğine dikkat çekti.</p>
<p><b>Eşitsizliğin Kaynakları: Toplumsal Cinsiyet, İklim Ve Teknoloji  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47018 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/undp-rapor-claudio-foto-640x480.jpg" alt="" width="303" height="227" /></span></p>
<p>2019 İnsani Gelişme Raporu Tanıtım Sunumunda konuşan UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi, raporun temel bulgularını özetledi.</p>
<p>Raporun ana konuşmacısı olan Hedefler için İş Dünyası Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, “özel sektörde başarı kriterinin kar değil sosyal fayda olduğunu belirterek, her ekonomik kalkınmanın beraberinde sosyal kalkınmayı yaratmadığını hatırlattı. Boyner konuşmasında, 21. yüzyılın eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, teknoloji ve iklim değişikliği başlıklarında özel sektörün sivil toplum ile işbirliği içinde çalışma zorunluluğuna dikkat çekti. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu Başkanı sıfatıyla konuşan Boyner, üyelerinin küresel sorunlara yerel çözümler üretme yaklaşımıyla hareket ettiğini belirtti ve “insani gelişme endeksinde her alanda daha yüksek gelişmişliği hedeflemeliyiz. Biz özel sektör olarak işbirliğine hazırız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Raporun tanıtım etkinliğinin ardından İnsani Gelişme Raporu 2019 Tanıtım Toplantısı, TESEV Araştırma Direktörü Itır Akdoğan’ın yönettiği “Gelir, ortalama ve bugünün ötesinde : 21. yüzyılda insani gelişmedeki eşitsizlikler” paneli ile devam etti.</p>
<p>UDNP İnsani Gelişme Raporu’nu toplumsal cinsiyet eşitsizliği bakışıyla değerlendiren Ankara Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Emel Memiş Parmaksız, sorunun “temelde güç ilişkilerinden ve güçlü olanın gücünü paylaşmak istemeyişinden” kaynaklandığını savundu. Memiş, pek çok ülkede toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda geriye gidişler olduğunu belirtti ve eşitsizlikten herkesin aynı şekilde etkilenmediğinden hareketle, toplumsal sistemin dönüşmesiyle meselenin çözüme kavuşturulabileceğine dikkat çekti. Prof. Memiş ayrıca, en temel eşitsizliğin kadınların karşılıksız bakım  (çocuk ve yaşlı) emeğinden kaynaklandığını söyleyerek, kadınların istihdama katılması önündeki önemli engellerden biri olan ve sıklıkla göz ardı edilen bir konuya temas etti.</p>
<p>İklim ve Eşitsizlikler konusunda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü, Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim ile doğrudan alakalı görünmeyen pek çok konunun aslında, kısmen de olsa, iklim krizinden kaynaklandığını ; bu durumun sıcaklıkların artması ve buzulların erimesi ile birlikte yakın zamanda çok daha büyük eşitsizliklerin doğrudan sebebini oluşturacağını söyledi. Kurnaz, iklim krizinin hepimizi beraber öldüreceğini; bu yönüyle sıcaklıkların artması ile herkesin eşit şekilde etkilenecek olmasının bir tür eşitlenme sağladığını söyledi.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde Prof. Dr. Cem Say ise Yapay Zeka ve Teknolojik Eşitsizlikler başlıklı konuşmasında, cep telefonu edinerek ve bu sayede bilgiye daha kolay erişerek, bir ölçüde eşitlenme sağlansa da; geniş bant ve hızlı internete erişim gibi konularda herkesin eşit faydalanmasını sağlanmanın güç olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de teknolojinin yarattığı eşitsizliklerin giderilmesinde herkese teknoloji okuryazarlığı eğitiminin verilmesinin önemli bir başlangıç olacağını söyleyen Say, teknolojinin dünyayı değiştirmede sahip olduğu potansiyelin kullanılması ile eşitsizliklerin giderilmesinde oynayacağı pozitif role dikkat çekti.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">UNDP İnsani Gelişme İndeksi 2019 Raporu’na </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/undp-insani-gelisme-raporu-2019-2/"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UNDP Raporu’na ilişkin Bilkent Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan ile Sivil Sayfalar için yapılan röportaja ise </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/undp-2019-insani-gelisme-raporunun-tanitiminda-yeni-tur-esitsizlikler-konusuldu/">UNDP 2019 İnsani Gelişme Raporu’nun Tanıtımında Yeni Tür Eşitsizlikler Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Dec 2019 11:45:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Erinç Yeldan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişme Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Piketty]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKONFED]]></category>
		<category><![CDATA[UDNP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UDNP) İnsani Gelişme Endeksi bulgularının küresel düzeyde bize ne gösterdiğini ve Türkiye’nin ilk kez "çok yüksek insani gelişme" kategorisine girmesinin nasıl mümkün olduğunu Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan ile konuştuk. Yeldan, Türkiye’nin orta gelir tuzağında tıkandığını ve eşitsizliğin rakamlara yansıdığından çok daha yüksek olduğunu söylüyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/">İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">(UNDP) tarafından 2018 yılı verileri temel olarak hazırlanan ve 9 Aralık 2019 tarihinde açıklanan 2019 İnsani Gelişme Raporu’na göre, yoksulların sayısının azalmasına karşın dünyada yeni nesil eşitsizlikler yükseliyor. İklim değişikliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve silahlı çatışmalar, eşitsizlikleri derinleştirme ve geri döndürülemez noktaya getirme potansiyeline sahip. İnsani Gelişme Raporu’na göre</span> <span style="font-weight: 400;">Türkiye,</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">0,806&#8217;lık değere ulaşarak, 189 ülke arasında 59&#8217;uncu sırada çok yüksek insani gelişme kategorisine yükseldi. Uzmanlar, bu yükselişe Türkiye’de yükselen yaşam beklentisi ile sağlık sektöründeki gelişmelerin etkisini işaret ettiler. </span></p>
<p><b>Yoksul Sayısı Azalırken Yükselen Eşitsizlikler  </b></p>
<p><b>UNDP İnsani Gelişme Endeksi Raporu’nun bize gösterdiği olumlu tek veri, küresel düzeyde yoksulların sayısının azalmış olması mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-45671 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/erin%C3%A7-yeldan-foto.jpg" alt="" width="254" height="199" />Küreselleşme dalgası kabaca 1975’ten 2008’e dek sürdü ve 2008 yılında sonra erdi. Küreselleşme sürecinden en ön önemli kazanç, mutlak anlamda yoksul sayısının azalması ve kişi başına gelir, sağlık hizmetlerine erişim, eğitim, temiz suya kavuşma gibi temel ihtiyaçlara ulaşmada ilerlemenin olması. Rapor bunu tespit ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel göstergeler ve mutlak anlamda yoksul sayısında 20. yüzyılın son çeyreğinde yoksul sayısında ve çeşitli sosyal ve ekonomik göstergelerde dünya ortalamasında bir ilerleme kaydedildi. Ancak, Thomas Piketty adlı ünlü ekonomistin,  gelir dağılımı adaletsizliğinin kaynağını ve eşitsizliğin önemini gösteren çalışmasından sonra, özellikle 2008 krizi sonrası, araştırmacılar ve Birleşmiş Milletler Kurumları, kurumları farkına vardı ki, söz konusu ilerlemeler ortalama göstergeler üzerinden tespit ediliyor. </span></p>
<p><strong>Bu Raporun Diğerlerinden Ayırt Edici Özelliği: Çok Büyük Sapmalar Olması</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmiş ülkelerde yüzde 1, hatta binde 1 en üst gelire sahip olan insanların yaşam tarzları ve yaşam kalitesi ile bunun altındaki yüzde 20, yüzde 10 veya 30 gibi çeşitli aralıklarda tespit edilen, genellikle dünya nüfusunun 1 milyar kişisini oluşturan en alttakileri arasında uçurum var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu uçurum, hem küresel ekonomide hem ülkelerde hatta şehirlerde var. Yani, bir yanda süper-hiper zenginler var: her anlamda çok zengin ve çok kaliteli yaşam tarzına yüksek insani gelişme  endeksine sahip bir grup var. Bunun yanında gettolaşma, yabancılaşma, sosyal anlamda dışlanma, ötekileştirme ve mutlak yoksulluğun çaresizliği içinde kıvranan geniş kitleler var. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bu sene ilk kez bize şunu gösterdi: eşitsizlikleri ortalamaların ötesinde, bugün ötesinde değerlendirmeliyiz.  </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama çok karaktersiz bir kavram. Rapor, “ortalamanın ötesine giderek, gelir eşitsizliğini bir kez daha hesaplamamız lazım” diyor.  Rapor’un katkıların bir diğeri eşitsizlik değil “eşitsizlikler” diyor. Çünkü çok fazla eşitsizlik konusu var: sağlık hizmetlerine erişimde, ulaşımda, kent hizmetlerinden yararlanmada, temiz suya ulaşmada, sanitasyon hizmetlerine erişimde vb. birçok eşitsizlik var. </span></p>
<p><b>Türkiye Patinaj Yapıyor; Eşitsizlikler Rakamlara Yansıyandan Yüksek</b></p>
<p><b>İnsani Gelişim Endeksi Türkiye özelinde bize ne gösteriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rapor, eşitsizlikleri tekrar hesaplarken, gelir eşitsizliğinde, sadece fert başına gelirdeki farklılıklar değil, cinsiyet ayrımına, cinsiyete bağlı eşitsizliği de erkeklerle karşılaştırarak bir gösterge olarak analize dahil etmiş. Bu açıdan Türkiye’ye bakarsak, 1990 yılından bu yana geleneksel yöntemle hesaplanan İnsani Gelişme Endeksine göre, Türkiye önemli mesafe kat etti. Geçen yıl yüksek gelişim düzeyli ülkeler arasında idi; bu sene çok yüksek gelişim düzeyli ülkeler grubuna 59. Sıradan girdi. Ancak gelir ve cinsiyet eşitsizliğini katarak ağırlıklandırdığımızda, Türkiye’de aslında yüzde 16 bir kötüleşme var ve sıralamada da 66. Sıraya geriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye bağlamında benim raporda yer alan bulgulara yönelik 2 önemli tespitim var: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 –insani gelişim Endeksinde 59. Sırada görünüyoruz ancak cinsiyet eşitsizliğini katınca performansımız aslında geriledi. Türkiye şu anda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelenin çok çok önemli bir gündem maddesi olduğunun anlaşılması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2-Endekse dahil olan göstergelerde 2015’ten bu yana durgunluk var: Ağırlıklandırılmış endekse baktığımızda, 2015 yılından beri yerinde sayan ekonomik sosyal göstergeler ve enflasyonla bozulan gelir dağılımıyla Türkiye ekonomisi durmuş bir ekonomi…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1990 yılından beri yapılan insani gelişim endeksinde en önemli mesafeyi, 2000’li yılların ortasına kadar kat etti. Bu da çoğunlukla, fert başına dövizin ucuzlamasına bağlı olarak,  sıcak para girişine ve dış borçlanmaya bağlı bir büyüme idi. Türkiye’nin özelikle 2002-2008 yılları arasında, büyüme rakamları şişirilmiş rakamlardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012’den itibaren artık dış borçlanmayla o kadar rahat kaynak elde edememeye başlayınca, dışarıdan sıcak para girişi yavaşlayınca ve üretkenlikte gerileme yaşayınca,  Türkiye artık bulunduğu yerde durgunluk göstermeye, patinaj yapmaya başladı</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani, endekse dâhil edilen tüm kıstasları dikkate aldığımızda, parametrelere giren tüm göstergelerde 2015 yılından beri Türkiye’de rakamlar hiç değişmedi. 2015’ten beri, İnsani Gelişim Endeksine dahil olan tüm göstergelerde Türkiye’de anlamlı bir gelişme yok. Yani, vasat ekonomiye takılıp kaldık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bulunduğu yerde çakılı kalmasına, patinaj yapmasına ekonomi literatüründe “orta gelir tuzağı” deniyor. Sonradan bu kavram çeşitlendirildi. TÜRKONFED, geçen ay “orta hukuk tuzağı” diye bu durumu tanımlayan bir rapor yayınladı. Rapor, orta adalet tuzağı noktasında Türkiye’nin kaldığını vurguladı. Orta gelir tuzağı kavramını genişletince, orta eğitim tuzağı gibi başka kavramları da dâhil edebiliyoruz. Türkiye’de 7.7 ortalama eğitim görünüyor ama bazı şehirlerde bu farklı, birçok ilde ilk okuldan terk olduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla Türkiye’nin İnsani Gelişmişlik Endeksinde 2 sorunu var: 1- Tıkanmış, durgunluk içindeyiz ve 2- eşitsizlik konusunda durumuz aslında rakamlara yansıdığından çok daha kötü bir sinyal veriyor. Endeks, önümüzde de çok önemli ödevler olduğunu gösteriyor. </span></p>
<p><b>Siyasi İrade Ve Yurttaş Bilinciyle Çoklu Eşitsizliklerle Mücadele</b></p>
<p><b>Raporda “eşitsizliğin azaltılması nihayetinde toplumsal siyasi bir seçimdir. Tarih, bağlam ve siyaset önemlidir” diyor. Siz, Cumhuriyet gazetesindeki yazınızda, Rapor’un “eşitsizliklerin kişilerin yaşamları boyunca biriktirilmekte olduğunu; sınıflar arasındaki geçişkenliklerin artık imkânsızlaştığını” vurguladığını söylüyorsunuz. Türkiye özelinde umutsuz bir tablo mu çıkarıyor karşımıza? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de orta sınıfların üst gelir gruplarına yükselebilecekleri en önemli olanak eğitim olanağı idi çünkü eğitim kamu hizmetinde idi. Şimdi eğitim giderek ötekileştirildi: bir yandan çok üst düzeyde elit bir eğitim düzeni var; bir yandan da İslamlaştırılmıs, ezber müfredatına dayalı, geleneksel standart bir eğitim düzenimiz var. Oysa, dünyadaki değişimler, dijital ekonomi, inovasyon esnek ve bilgiyi üretebilen, analiz edebilen, esnek becerilere sahip, teknoloji nimetlerini kullanabilen bir elit bir teknisyen grubuna ihtiyaç duyuyor. Sıradan, rutin işlerde, tarım sektöründe toplayıcılık gibi, çoğunlukla kadın emeğini gerektiren işler artık teknolojiye ve robotlara terk ediliyor. Geleneksel iş kollarının işçiye ihtiyaç duymamaya başlaması, yapısal işsizliklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Türkiye’de geleneksel eğitim alan, iyi eğitim almayan bu kitlenin teknolojik becerilere sahip olmayan bu kitlenin, bu becerileri kazanmasının imkânsızlaştığı bir dünyaya evriliyoruz. Eğitim, giderek orta sınıfların kendilerini yeniden üretebilecekleri bir olanak olmaktan çıkıyor. Büyük fırsat eşitsizlikleri İstanbul içinde de var, Türkiye genelinde de var, dünya genelinde de var.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte bu çoklu eşitsizliklerle mücadele ancak küresel bir siyasi irade ile mümkün olacak. UNDP Raporu da buna işaret ediyor. Bir an evvel piyasaların kısa dönemci, miyopik,  sadece kar ve zarar hesabına dayalı göstergelerden uzaklaşması gerekiyor. Uzun erimli, sosyal faydayı öne çıkaran, devlete önemli görevler veren yepyeni bir siyasi iradeye ve makro ekonomi planlamaya ihtiyaç var. </span></p>
<p><b>Yine rapor’da “Sihirli değneğin ötesinde makro politikalar gerekiyor” deniyor. İklim krizini de dikkate alarak, iktisadi aktörler olarak biz- bireyler ne yapabiliriz?</b><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireysel eşitsizliğin azalması için, her şeyden önce yurttaş bilinci ile hareket edilmesi gerekiyor. Burada STK’lara büyük işler düşüyor. Çevre hareketleri, Bergama, Soma, Cerattepe gibi örnekler bize elimizin altında yepyeni bir olanak olarak sosyal medya olduğunu gösterdi.  İnsanlar artık siyasi parti ve derneğe bağlı olmadan da geniş kitlere ulaşabiliyor. Çevreye ve eşitsizliğe duyarlılığımızı artırmak kişisel yurttaşlık görevimiz olmalı. </span></p>
<p>Raporun Tükçesine <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/undp-insani-gelisme-raporu-2019-2/">buradan</a>, İngilizcesine ise <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/human-development-report-2019/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/">İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
