<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim-Sen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-sen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-sen/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:14:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Eğitim-Sen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-sen/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 09:28:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kız Çocukları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salgın döneminin kız çocuklarının eğitim hakkına olan etkisini Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı Özgenur Korlu ve Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/">&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. Birleşmiş Milletler, kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizlik konusundaki farkındalığın artırılması amacıyla 2012 yılında 11 Ekim’i Dünya Kız Çocukları Günü ilan etti. Böylelikle kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararlara katılımını artırmak istenirken, kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddeti önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmaları hedefleniyor. </span></p>
<h5><b>Uluslararası Kuruluşlar Uyardı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Millet Nüfus Fonu, Covid-19 nedeniyle 2020 ile 2030 yılları arasında mevcut hesaplamalarına ek olarak 13 milyon çocuğun çocuk yaşta evlendirilebileceğini uyarısında bulundu. </span><span style="font-weight: 400;">Save the Children yardım örgütü ise, koronavirüs salgını nedeniyle 10 milyon çocuğun eğitim hayatlarına geri dönememe riski bulunduğunu açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de başta eğitim hakkı olmak üzere kız çocuklarının çocuk ve insan haklarına ulaşımında sorunlar yaşanıyor. Salgın dönemiyle birlikte görünürlüğü artan eğitim eşitsizliği ve yoksulluk kız çocuklarını derinden etkiliyor. Salgın döneminin kız çocuklarının eğitim hakkına olan etkisini Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı </span><span style="font-weight: 400;">Özgenur Korlu ve </span><span style="font-weight: 400;">Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorunlu eğitimde kız çocukların okullaşma oranlarının artırılması için “Haydi Kızla Okula Kampanyası” ve “Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşma Oranının Artırılması Projesi” gibi çalışmalarla 2003 yılında bugüne ilerleme kaydedildiğini söyleyen </span><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı </span><span style="font-weight: 400;">Özgenur Korlu, “Bu çalışmalar sonrası, yaşa göre okullaşma oranlarının da gösterdiği gibi ortaöğretimde kız ve oğlan çocuklar arasındaki fark önemli ölçüde kapandı. Fakat geldiğimiz noktada, hiçbir yaş grubunda ne kız ne de oğlan çocuklar için okullaşma oranı yüzde yüz değil” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-59339 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu-640x427.jpg" alt="Özgenur Korlu" width="316" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu.jpg 900w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />2019 verilerine göre, Türkiye genelinde eğitimde olması gereken 6-17 yaş arası 769 bin 940 çocuğun eğitimin dışında olduğuna dikkat çeken Korlu, “Bu çocukların yüzde 50’si kız çocuğu. Yaşa göre okullaşma oranlarına bakıldığında temel sorunun 14-17 yaşta olduğunu görülüyor. Net okullaşma oranları da en düşük lise kademesinde. Bu kademede bölgesel olarak da okullaşma oranları farklılaşıyor. Erkek ve kız çocukların orta öğretimde net okullaşma oranları arasındaki en büyük fark 2,9 yüzde puan ile Güneydoğu Anadolu’da. Kuzey Anadolu Bölgesi’nde ise erkek çocukların okullaşmasının daha az olduğu görülüyor. Bu bölgede kız çocukların okullaşma oranı, erkek çocuklarınkinden 3,0 yüzde puan daha fazla” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 yılındaki “</span><span style="font-weight: 400;">Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi” araştırma verilerini anımsatan Korlu, 15-34 yaş arası bireylerin eğitime devam edememe sebeplerinin cinsiyete göre farklılaştığını söylüyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Erkekler ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerle eğitime devam edemezken, kadınlar evlilik ve ailenin izin vermemesi gibi diğer ailevi sebeplerle eğitime devam edemiyor. Ailevi nedenlere ek olarak, çocuk işçiliğinin erkek çocuklar gibi kız çocuklar için de eğitime erişime engel olduğunu unutmamak gerekiyor.”</span></p>
<h5><b>“Evde Olmak Güvende Olmak Değil”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın döneminde çocukların evde olmasının güvende olduğu anlamanı taşımadığını ifade eden Korlu’ya göre bu süreçte hane içi şiddet vakaları ve çocuğun üzerindeki hane içi emek yükü artabilir. Korlu, </span><a href="http://covid19cocukhaklariizleme.org"><span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması</span></a><span style="font-weight: 400;">, araştırma kapsamında görüşülen hanelerde, salgın sürecinde kız çocukların erkek çocuklara kıyasla ev işi yükünün arttığını söylüyor: “</span><span style="font-weight: 400;">TÜİK tarafından yayımlanan Çalışan Çocuk Anketi 2019 sonuçlarına göre, kız çocukların ev işlerine daha fazla zaman harcıyor. Erkek çocuklarının yüzde 16,3’ü, kız çocuklarının ise yüzde 28,3’ü ev işlerine haftada 8 saat ve daha uzun süre katkı sağlıyor.</span><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-59340 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan-640x427.jpg" alt="Feray Aytekin" width="342" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan.jpg 900w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" />Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan,</span><span style="font-weight: 400;"> 2012 yılında uygulanmaya başlanan 4+4+4 sisteminin iki tür sonuca yol açtığını belirterek</span><span style="font-weight: 400;"> “Genelde tüm çocuklar, özelde kız çocukları bu sistemden olumsuz etkilendi. İlk sonuç eğitimde ticarileşme politikalarıyla ilgili. Kamu okullarına ayrılmayan bütçeler teşvik adı altında özel okullara aktarıldı. Piyasalaşma süreci kız çocuklarının okullaşma oranına olumsuz olarak etkiledi. İkinci olarak da 4+4+4 sonrası nişanlanma veya evlilik gibi durumlarda kız öğrencilerin eğitime açıktan devam edebilmesine dair düzenleme yapıldı. Bu düzenleme ciddi eğitim hakkı ve çocuk hakkı ihlallerine yol açtı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk 4 yıllık eğitimden sonra çocukların hafızlık eğitimi alabilmesi için okula verebileceği düzenlemesinin okullaşma oranı olumsuz yönde etkilediğini aktaran Aydoğan, “Aynı zamanda karma eğitimi ortadan kaldırma amacıyla kız ve erkek çocuklar için ayrı sınıflar açıldı. Dinselleştirme ve piyasalaştırma boyutları kız çocuklarının eğitimini olumsuz etkiledi” diyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/">&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 11:58:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[2023 Eğitim Vizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Özgenur Korlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürekli değişen sınav sistemi, çocukluktan itibaren sırta yüklenen müfredat yükü, not korkusu, geçme kaygısı derken hayatımızın çocukluk ve ilk gençliğini kaplayan eğitimimiz, bize ne kadar fayda sağlıyor, muamma. Türkiye’de alternatif eğitim modelleri üzerine çalışan kurumlarla eğitim sistemimizin güncel hali ve daha iyi bir eğitim için yapılması gerekenleri konuştuk. Dosyamızın ilk bölümünde konuğumuz Eğitim Reformu Girişimi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim-öğretim sezonu açıldı. Ülkemizde her zaman tartışmalı olagelmiş konulardan biri olan eğitim üzerine son yıllarda ideolojik bulutlar çökmüş durumda. 1 milyonu aşkın öğretmen ve 18 milyona yakın öğrenciyle eğitime başlanan okullarda ne öğretmenler ne de çocuklar tam olarak mutlu. Örneğin Eğitim-Sen sitelerinde yayınladıkları “<a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/egitim-sen-2019-2020-egitim-ogretim-yili-basinda-egitimin-durumu/">2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin Raporu</a>” başlıklı raporunda ana sorunlara şöyle değiniyor:</span> <span style="font-weight: 400;">Eğitimin niteliğinde yıllar içinde yaşanan gerileme, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleşme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocukların dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, öğretmenlerin mesleki gelişimine yönelik piyasacı müdahaleler, çocukların barınmak zorunda bırakıldıkları yurtlarda taciz ve istismara uğraması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu ve bunun gibi çok sayıda sorun eğitim sisteminin belli başlı sorunları olarak dikkat çekmektedir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neredeyse her yıl değiştirilen sınav takvimi ve içeriği, Türk eğitim sisteminin en büyük sorunlarından. Hükümet geçtiğimiz ekim ayında 2023 Eğitim Vizyonu’nu duyurdu.  Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sınav odaklı değil, çocuğun bütünsel olgunlaşmasını sağlayacak bir sistem uygulamak istediklerini söyledi. Yine Bakan Selçuk’un açıkladığı &#8220;Yeni Eğitim-Öğretim Çalışma Takvimi Modeli&#8221; köklü bir değişiklik getiriyor. Buna göre </span><span style="font-weight: 400;">18-22 Kasım 2019&#8217;da ilk ara tatil yapılacak (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün) Yarıyıl tatili 20-31 Ocak 2020 tarihleri arasında olacak (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 16 gün) İkinci yarıyıl eğitim-öğretim dönemi 3 Şubat 2020&#8217;de başlayacak. 6-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ikinci ara tatil verilecek (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün) 13 Nisan&#8217;da başlayacak ikinci dönemin ikinci yarısı ise 19 Haziran&#8217;da tamamlanarak 11 haftalık yaz tatiline girilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında müfredata tamamen bağlı devlet okulları ya da biraz daha özgün olmakla birlikte yine geleneksel eğitim sistemiyle paralel yürüyen özel okullar dışında da alternatifler mevcut. Belki sayıca azlar, belki bazılarından haberimiz bile yok ama varlar ve farklı bir eğitim mümkün diyorlar. Alternatif eğitim modelleri sunan Başka Bir Okul Mümkün Derneği ve Eğitim Girişimi Reformu ile var olan eğitim sisteminin sorunlarını ve sundukları alternatif yöntemleri konuştuk. </span></p>
<p><b>Eğitim Reformu Girişimi: “Her Çocuğun Nitelikli Eğitime Erişimi Güvence Altına Alınmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişimi adına sorularımızı yanıtlayan Araştırmacı Özgenur Korlu, girişim olarak 16 farklı vakıf ve kurum tarafından desteklendiklerini ve en temel gayelerinin eğitim sisteminde temel bir yapısal değişime ulaşmak olduklarını söylüyor. </span></p>
<p><b>Öncelikle Eğitim Reformu Girişimi’nden bahseder misiniz? Nasıl bir çalışma yöntemine sahipsiniz? Yürüttüğünüz model, mevcut eğitim sisteminin hangi boşluklarını kapatmayı/hatalarını düzeltmeyi hedefliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişimi, 2003 yılında kurulan, çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve farklı görüşlerden ortak akıl oluşturarak katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir girişim. 16 farklı vakıf ve kurumun desteklediği bir model olmasıyla sivil toplum için iyi bir örnek oluşturduğunu düşünüyoruz. Çalışmalarımızı, ERG modeli dediğimiz bir çerçevede, </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-gozlemevi/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim Gözlemevi </span></a><span style="font-weight: 400;">ve </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-laboratuvari/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim Laboratuvarı</span></a><span style="font-weight: 400;"> birimlerimizle yürütüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Gözlemevi’nde, eğitimdeki gelişmeler izleniyor, araştırmalar yapılıyor, politika önerileri sunuluyor. Eğitimi 6 ana başlık çerçevesinde izliyoruz: “Eğitimin Yönetişimi ve Finansmanı”, “Eğitimin İçeriği”, “Öğretmenler”, “Öğrenciler ve Eğitime Erişim”, “Eğitim Ortamları” ve “Çıktılar”. İzleme ve değerlendirme çalışmalarımızı 2007’den beri “</span><a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-gozlemevi/izleme/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu</span></a><span style="font-weight: 400;">” olarak kamuoyuyla paylaşıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Laboratuvarı ise çeşitli uzmanlık alanlarından kişi, kurum ve kuruluşları eğitim zemininde bir araya getirerek farklı görüşlerden ortak akıl yaratıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Ö</span><span style="font-weight: 400;">ğretmenlerin, eğitim alanında çalışan uzmanların, kurum ve kuruluşların bir araya geldiği, iyi örnek ve materyallerini paylaştığı ve birbirlerinden öğrendiği etkinlikler, festivaller ve “</span><a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-laboratuvari/egitimde-iyi-ornekler-konferansi/"><span style="font-weight: 400;">Eğitimde İyi Örnekler Konferansı</span></a><span style="font-weight: 400;">”nı düzenliyor. Bunun yanı sıra, eğitimin farklı paydaşlarını bir araya getirerek ağ inşa ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG modelinin en güzel örneği ise, şu an ERG’nin yürütücülüğünü üstlendiği </span><a href="https://www.ogretmenagi.org/tanis"><span style="font-weight: 400;">Öğretmen Ağı</span></a><span style="font-weight: 400;">. Temelleri, 2014 yılında Eğitim Gözlemevi’nde başlayan bir araştırmaya, Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle ve ERG işbirliğinde yürütülen Öğretmen Araştırması’na dayanıyor. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin en sık karşılaştığı problemlerin motivasyon kaybı, çaresizlik, değersizlik ve yalnızlık duyguları ile ilişkili olduğu görüldü ve bunların öğretmenin, kendi kişisel ve mesleki gelişim yolculuğunda aktif ve yaratıcı bir katılımcı olmasıyla çözülebileceği düşünüldü. Araştırmanın sonuçlarına dayanarak Eğitim Laboratuvarı’nda öğretmenin güçlenmesi için kendi ihtiyacını ortaya koyması ve bu ihtiyaçların giderilmesinde, başta meslektaşları olmak üzere, eğitim ile ilgili olan tüm paydaşlara temas edebilmesini, öğretmenlerde “yapabilirim” duygusunu oluşmasını ve öğretmenlerin inisiyatif alarak harekete geçmesini sağlamayı amaçlayan bir ağ, Öğretmen Ağı ortaya çıktı. Öğretmen Ağı, her gün daha da genişliyor. Kendi araçlarını oluşturuyor, çeşitli paydaşlarla işbirlikleri yapıyor ve bu sırada hepimize de ilham veriyor.</span></p>
<p><b>Kurulduğunuz günden bu yana hazırladığınız raporlar, eğitim sisteminin en çok hangi noktalarda yapısal reformlara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor? Bu konuda atılan adımlar oldu mu?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapısal dönüşümün ana unsurları, eğitimde karar süreçlerinin veriye dayalı olması, paydaşların katılımıyla gerçekleşmesi, her çocuğun nitelikli eğitime erişiminin güvence altına alınmasıdır. Son dönemde bununla ilgili en önemli adım 2023 Eğitim Vizyonu oldu. Belge yapısal dönüşüm bağlamında incelendiğinde, eğitimle ilgili verilerin toplanma, düzenlenme, kullanılma ve paylaşımına, yeni uygulamalarının etki değerlendirme çalışmalarının yapılmasına, paydaş katılımına ve tüm çocukların nitelikli eğitime erişime önem verildiği görülüyor. Belgenin bunlara ilişkin hedefleri ve hedeflere dair de bir takviminin olması, bizim yapısal dönüşüme dair yapılacak adımları etkin bir şekilde izleyip değerlendirmemize önem veriyor. Benzer şekilde 2023 Eğitim Vizyonu’ndaki bütün başlıklar, daha önce eğitimin çeşitli paydaşları tarafından yeni uygulamalara ihtiyaç olduğu dile getirilen alanlar: Tüm çocukların eğitimde fırsat eşitliğine sahip olması, okullar arası imkan farklılıklarının azaltılması, tüm çocuklar için zorunlu, ücretsiz ve nitelikli okul öncesi eğitim, tüm kademelerde okullulaşma oranının %100’e ulaşması, ikili eğitim veren tüm kurumların tam gün eğitime geçmesi. Bunlara ek olarak, veri paylaşımı konusunda yeni adımlar atılması gerekiyor. Hakkında veri yayımlanmayan alanlar, izleme, değerlendirme ve araştırma faaliyetlerin için boşluğa dönüşüyor. Saydamlık ve katılımcılık ilkesi gereğince daha fazla ve detaylı veri paylaşması çok önemli. 2023 Eğitim Vizyonu ile başlayan yapısal dönüşüm sürecinin de başarıya ulaşmasını sağlayan etkenlerden biri daha fazla verinin paylaşılması olacaktır. Ancak bu şekilde ihtiyaç alanlarını daha net görüp, bunlara uygun politikalar önerip, mevcut politikaların etkisi etkili ölçülebilir. </span></p>
<p><b>Sivil Toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmaya özen gösteriyorsunuz. STK’larla birlikte yürüttüğünüz çalışmalara örnek verebilir misiniz? STK’ların yanı sıra devletin ilgili kurumlarından (MEB gibi) işbirlikçiler bulabiliyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim, pek çok paydaşın olduğu ve verimli çalışmaların ancak birlikte çalışarak elde edilebileceği bir politika alanı. ERG de eğitimin paydaşlarından biri olarak, başta MEB, öğretmenler, veliler ve öğrenciler olmak üzere eğitimin çeşitli paydaşlarıyla birlikte çalışıyor. STK’lar birlikte çalıştığımız aktörlerden biri. 2003 yılından beri pek çok projede birbirinden farklı STK’larla çalıştık. Şimdi örnek verirken birini söyleyip, diğerini atlamak istemem. Hepsi çok değerli çalışmalar. Diğer yandan, yakın döneme baktığımda konuyla ilgili STK’larla işbirliği yapmadan ERG’nin bir çalışma yürüttüğünü hatırlamıyorum. Hazırladığımız Eğitim İzleme Raporları’nda, ilgili alanda çalışan STK’ların çalışmalarına, onların konuyla ilgili görüşlerine yer veriyoruz. STK’ların özellikle veri anlamındaki ihtiyaçlarını, bulgularını karar alıcılar ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2023 Eğitim Vizyonu ile başlayan yeni dönemin paydaş katılımı açısından önemli fırsatlar sunduğu ve sunacağı görülüyor. Bu kapsamda, ERG de eğitimin bir paydaşı olarak MEB’in davetiyle çeşitli toplantılara katıldı, görüş istenen konularda hazırladığı çalışmaları MEB ile paylaştı. Daha önce de olduğu gibi, ERG, yayınlarında kullanılan ilgili verileri MEB’den talep etmeye devam ediyor; yayınlarını, politika ve bilgi notlarını kamuoyuyla birlikte MEB ile de paylaşıyor.  </span></p>
<p><b>Esasen bir de diğer taraftan bakmak isteriz; bu konuda özne çocuklar olsa da yine en çok konuşanlar biz yetişkinler oluyoruz. Sizin çocuklarla yaptığınız bir araştırma var mı, onlar nasıl bir eğitim istiyorlar? En çok nelerden mutsuzlar ve mutlulukla gidecekleri okul nasıl bir yer?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim alanında yapılan tüm çalışmalarda çocuk katılımı önemli. Sizin de belirttiğiniz gibi, çoğu zaman yetişkinler çocuklarla ilgili konuları çocuklar olmadan tartışarak karara bağlıyor. ERG ise yaptığı tüm çalışmalarda çocuk katılımının önemini vurguluyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG, 2016 yılında TEGV ile birlikte “</span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/cocuklarin-gozunden-okulda-yasam-arastirma-raporu-ve-politika-onerileri/"><span style="font-weight: 400;">Çocukların Gözünden Okulda Yaşam</span></a><span style="font-weight: 400;">” araştırmasını gerçekleştirdi. Çocukların görüşleriyle derlenmiş politika önerilerini yayımladı. Çocukların bakışı ihtiyaçların aciliyetini ve önceliğini daha sağlıklı değerlendirmemizi sağlayabilir Araştırmamızda örneğin, öğrencilerin öncelikli talebi okulda ücretsiz içme suyu olması ve okulların daha temiz olmasıydı. Akran zorbalığı okul hayatındaki mutluluklarını azaltan önemli etkenlerden biri olarak ortaya çıktı. Başta seçmeli derslerini seçebilmek olmak üzere okulda kendilerini ilgilendiren kararlarda fikirlerinin alınmasını istediklerini belirttiler. Araştırmada dile getirdikleri ihtiyaç ve taleplerine bakıldığında, fiziksel koşulları iyileştirilmiş, akran zorbalığına etkili müdahale mekanizmaları olan, kararlarda öğrencinin fikrini önemseyen okulların öğrencileri daha mutlu edeceğini söyleyebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG çocukla etkileşimde olan her konuyu eğitimle bir araya getirme amacıyla “</span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2017-18-2/etkinlik-icerik-gelistirme/birarada/"><span style="font-weight: 400;">Bir Arada</span></a><span style="font-weight: 400;">” etkinlik serilerini düzenliyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan Bir Arada: Beslenme, Öğrenme ve Çocuk etkinliğinde farklı uzmanlık alanlarından konuşmacıların yanı sıra Anadolu lisesi öğrencisi Selen Yerli de konuşmacılardan biriydi. Onun kattıkları ile konu, sadece uzmanların açısından değil, durumdan birincil şekilde etkilenen bir öğrenci tarafından da tartışılmış oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG Araştırmacısı Umay Aktaş ERG Blog’da yayımlanan </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/etiket/uzun-hikaye/"><span style="font-weight: 400;">Uzun Hikâye</span></a><span style="font-weight: 400;"> yazı dizisinde öğrencilerle de görüşüyor. Eğitim Gözlemevi’nde analiz ettiğimiz verilerin arkasındaki öğrenci hikayelerine bakıyor. Bu kapsamda, siber güvenlik, okullardaki imkan farklılıkları, örgün eğitimin dışında kalma, çocuk işçiliği, ölçme ve değerlendirme gibi pek çok konudaki yazısında, sorunlardan birincil dereceden etkilenen çocuklarla görüştü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukları etkileyen tüm politikalarda onların da karar alma süreçlerine dahil edilmesi gerekiyor. Bu pek çok politikanın başarıya ulaşmasını da sağlayacak önemli bir etken olacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’daki Sendikalar Yeni Eğitim Ve Öğretim Yılı İçin Ne Düşünüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/14/diyarbakirdaki-sendikalar-yeni-egitim-ve-ogretim-yili-icin-ne-dusunuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2018 13:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimbir-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[memur sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün ders zili çalacak, milyonlarca öğrenci okula başlayacak. Eğitim camiasını yakından ilgilendiren gündemleri;  Milli Eğitim Bakanı’nın değişmesi, sözleşmeli öğretmenlik, değişen sınav sistemi gibi tartışmalı konuları ve Diyarbakır’a has problem ve çözümleri ile sendika politikalarını  Eğitimbir-Sen ve Memur-Sen Başkanı Yunus MEMİŞ ve Eğitim-Sen örgütlemeden sorumlu sekreter Zülküf Güneş’le Sivil sayfalar için konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/14/diyarbakirdaki-sendikalar-yeni-egitim-ve-ogretim-yili-icin-ne-dusunuyor/">Diyarbakır’daki Sendikalar Yeni Eğitim Ve Öğretim Yılı İçin Ne Düşünüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><strong>2017-2018 eğitim yılını değerlendirir misiniz?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: bölgemizde özelikle derslik sıkıntısı, zaman zaman müfredattan kaynaklı sıkıntılar yaşandı. Toplumun genel yaşantısı ile uyumsuz olması bizim için büyük bir problemdi özellikle genç neslin iletişim araçlarını bu kadar yoğun kullanması zamanlarını heba etti.  Osmanlı padişahlarının bir öcü olarak g gösteren bir algı var hala. Toplumu geçmişinden koparmak isteyen bir müfredatla geçmiş yılı tamamladık. Bizim için sevindirici olaylardan biri de Diyarbakır’ımızda bir iki ferdi olay dışında şiddet olaylarının yaşanmamasıdır. Ve çocuklarımızın rahat bir şekilde eğitim öğretim yılını tamamlaması da bizim için ferahlatıcı bir seneydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş:  2015 yılından itibaren bölgede farklı bir konsept var ve öğretmenler de bundan etkilendi. Toplam 11binin üzerinde Diyarbakır’da 4300 ün üzerinde öğretmen açığa alındı. 2016 dan itibaren öğretmenler yavaş yavaş geri döndüler. 2017 yılının başında 256 arkadaşımız eğitim öğretimi yılını sürgünlerle karşıladılar. Bu sürgünler hem iş yerlerinde öğretmen açığına neden oldu hem de aile bütünlüğünü ortadan kaldırdı. Ailecek bir mağduriyet yaşandı biz özellikle bu mağduriyetlerin giderilmesini çözmeye çalışmaya geçti.  </span></p>
<p><strong>Türkiye genelinde eğitimde gördüğünüz aksaklıklar nelerdir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: Geçtiğimiz yılı da değerlendirirken söylemiştim müfredat sorunu bizim için büyük bir problemdir. Bunun en büyük sorun olduğunu düşünüyoruz toplumun değer yargılarından uzak bir anlayış başarıyı da iyi insan yetiştirme stratejisini de getirmez.  Eş durumu atamaları bizim için büyük bir problem aile bütünlüğünün korunması ve bozulmaması için bu hakkın etkili şekilde kullanılması sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş:  Okul ve sınıf mevcutlarının çok kalabalık olması, öğretmen açığı, müfredatın sık sık değişmesi, siyasi mekanizmalarının eğitimi kendilerine bir örgütleme alanı olarak görmeleri, 2000’lerden önce imam hatiplerin kapatılmasına yönelik bir siyasi akıl varken; şimdi de zorunlu olarak her okulun yanına bir imam hatip açılması aklı var. Son 15 yılda eğitime yönelik yapılanlar ilgili de tek bir partinin elinden çıktı. Bu tek bir parti döneminde bile 6 bakan değişti her gelen eskisini sıfırlayıp kendi sistemini koydu.  Eğitimde bu hızlı değişimler eğitim kalitesini düşürdü </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Bölgedeki problemler nelerdir ve sendika olarak bu problemlerin çözümü için neler yaptınız?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: biz gördüğümüz bütün aksaklıkları 81 il olarak raporlaştırdık ve genel merkeze sunduk. Genel merkez de bakanlığa iletildi. Bazılarını düzeltti bakanlık ama bazı kitaplardaki aksaklıklar devam ediyor. Bu aksaklıklarının giderilmesini bekliyoruz geçen yıl bazı okullarda yanlışlıkla FETÖ’ ye ait kitapların gönderilmesi durumu oldu bu konudaki kaygılarımızı bakanlığa ilettik.  Öğretmene yönelik şiddetin cezai bir müeyyidenin uygulanması için çalışmalar yürüttük, halen de yürütüyoruz. Dersliklerle ilgili, öğreten açığı ile ilgili sorunları ilettik. Bölge tazminatını talep ettik ancak bütçeden dolayı alamadık. Eğitimde fırsat eşitliğini önemsiyoruz bölgedeki çocukların en iyi şartlarda eğitimin tüm olanaklarından yararlanmasını istiyoruz çalışmalarımız bu yönde.  Engelli çocuğu olanlarla ilgili özellikle kanuni haklarını kullanabilmeleri için uğraşıyoruz. Buradaki öğretmen açığı ve hızlı sirkülasyonu önlemek için bakanlıkla görüşüyoruz yılda beş defa öğretmeni değişen öğrenci eğitim ve öğretimden verim alamaz süreci de sağlıklı olmaz. Bölgedeki derslik sayıların arttırılması her sınıfta öğrenci sayısının azaltılması hususunda da söz aldık bakanlıkta. Hala sayılar sıkıntılı ivedilikle bölgede en az 3 bin derslik yapılması gerekiyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş: Diyarbakır’ın çok ciddi bir öğretmen açığı var il milli eğitimden aldığımız istatistiki bilgilere göre bine yakın bir açık görünüyordu. bunların yeri geçici olarak doldurulmaya çalışıldı . Diyarbakır’ın  eğitim karnesine baktığımız zaman bu öğretmen açığını ile birlikte sık öğretmen değiştirme çocuklar ve öğretmenler için birbirlerine uyumda zorlanmaya sebep oldu özellikle bölgede güvenlik konseptinin uygulanmasıyla operasyonlar ve bu tür uygulamalar  Hani , Lice, Kulp, Dicle gibi ilçelerde sokağa çıkma yasaklarının ilan edilmesi eğitim ve öğretimin aksamasına neden oldu çocuklar en temel hak olan eğitim hakkından mahrum kaldı. Öğrenciler okullara gidemiyordu ancak milli eğitimler öğretmenleri okula gitmeye zorluyordu öğretmenlerin can güvenlikleri olmuyordu. biz gerekli açıklamaları yaptık sonuç da alamadık. Biz son iki yıldır ihraç edilen bütün meslektaşlarımızın geri dönüşleri için çalıştık açıkçası ana gündemimiz bu ihlallerin kaldırılmasına yönelikti.  Öğretmene şiddet, çocuklara istismar problemlerinin olduğu durumlara müdahil olduk. Okulların etrafında trafik güvenliğinin sağlanması konusunda çalışmalarımız oldu.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30561" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2568-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Değişen lise-üniversite sınav sisteminin çocuklara yansıması nasıl oldu?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: şöyle söyleyelim, öğrencilerin tanışmadığı bir sınav sistemi, yazboz tahtasına dönen bir sınav sistemi var. Çocuklar bu güne kadar bilgiye dayalı bir sınav sistemine hazırlanıyordu ama birden bire yoruma e bilgiye dayalı bir sınav sistemi geliştirince çocuklar da afalladı.  Adrese dayalı aksaklıklar da çok fazla oldu. Bu sistemlerin bu kadar hızlı değişimi hem öğrencide hem de öğretmende motivasyon düşüklüğüne yol açıyor. Eğitimin paydaşları var. Öğretmenler, öğrenciler, sivil toplum kuruluşları ile görüşüp topluma kabul ettirilip öyle yapılması gerekiyor. Eğitim böyle hoyratça kullanılamaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş:  12. Sınıf ve 8. Sınıf öğrencilerini çok yakından ilgilendiren ve uzun süre sonuçlandırılamayan bir karmaşası oluştu. Döneme başlarken TEOG’la başladılar uzun süre hazırlanacakları bir sınav olmadı bir kargaşa ortamının içinde buldular kendilerini. Takvimin çerçevenin hazırlanması çok gecikti. Çocuklar birçok konuda mağduriyet yaşadı. Bu anlamda çocuklar motivasyon kaybettiler ve bu belirsizlik bir başarısızlığa yol açtı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Öğretmenler aynı kurum altında ücretli, kadrolu, sözleşmeli diye  farklı sıfatlara sahipler, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: öğretmen, öğretmendir öğretmenin sözleşmeli, kadrolu, ücretli diye bir ayrımı olamaz. Dolayısıyla ilk günden beri bu uygulamaya karşı çıkıyoruz. Hepsinin kaldırılıp kadrolu öğretmenin getirilmesi gerekir. Alternatif olarak en baştan bir öğretmene bir bölgede 5 yıl çalışma şartı getirilebilir.  Öğretmen açığı ile ilgili de şunu söyleyebiliriz yılda 20 bin alıyorsa bunun 40 bine çıkarılması gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş: biz sendika olarak bu tanımlamalara kökten karşıyız. Bu arkadaşlarımızın hepsi aynı üniversitelerden mezun oldular ve yaptıkları iş de aynı. Aldıkları ücretler ve sosyal haklar açısından birbirleri arasında uçurumlar var.  Bu tanımlamaların olması öğretmen arkadaşlarımızın psikolojisini çok ciddi anlamda etkiliyor. Özellikle sözleşmeli öğretmenliğin derhal kaldırılmasını bozabilecek uygulama. Aynı öğretmenler odasında iş yeri barışını bozduğu aşikârdır. Sosyolojik olarak bu insanların arasında ayrımcılığa ve infiale neden oluyor. Öğretmenin mesleki statüsünü saygınlığını zedeledi bu uygulamalar. Ataması yapılmayan öğretmenlerin mağduriyetlerinin de bir an önce giderilmesi gerekiyor. Dünyanın bir çok ülkesinin nüfusundan daha fala eğitim sayısı mezunu var.  Üniversitelerin de gerçekçi planlamalar yapması gerekiyor ihtiyaca göre öğrenci kontenjanları belirlenmelidir. </span></p>
<p><strong>Yeni Milli Eğitim Bakanı&#8217;nın eğitim camiasından olmasının sizdeki yansımaları nelerdir *</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: Eğitim kökenli olması bizim için büyük bir şans. Belirli kriterle, tabulara takılmadan çalışmasını bekliyoruz.  Türkiye’de sahadaki normları göz önüne almalıdır bunu yaparsa başarısı çok yüksek olur. Toplumu bütünleştirici bir anlayışı olacağını düşünüyoruz.  Bakanlık’taki uygulamaların eksiklileri giderilirse, öğretmenleri seven ve değer veren bir bakan olacağını işaretlerini görüyor bunu heyecanla karşılıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş: bakanın eğitim kökenli olması bizim için olumlu bir gelişmedir sahayı bildiğini, öğretmenler odasının atmosferini gördüğünü ,ve öğrencilerin sorularını daha gerçekçi bir gözle göreceğine inanıyoruz.. Bildiğiniz gibi daha önce savunma bakanı milli eğitim bakanlığı yapmıştı. Bu toplumun tüm kesimlerinin taleplerini alıp her görüşten insanı kucaklayabilecek ve uzun soluklu olacak bir eğitim sistemi bekliyoruz.  Bakandan bilimsel, akılcı Güney Kore ile Norveç’le, Finlandiya ile yarışacak bir eğitim sistemi beklentimiz var. Umarım herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi yapmadan cemaat ve dini örgütlerden uzak olmasını ve eğitim seviyesini en üst seviyeye taşımasını temenni ediyoruz. </span></p>
<p><strong>Yeni eğitim öğretim yılından beklentileriniz nelerdir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunus Memiş: Biz kasım ve aralık aylarında Diyarbakır’da eğitim problemleri ile ilgili bir çalıştay yapmayı hedefliyoruz bunu yaparken eğitimcilerin, esnafın, mahallelinin de dâhil olduğu bir çalıştay hayal ettik ki en yüksek verimi alalım. Bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını istiyoruz. Genel temennimiz öğretmen ayrımın son bulması, bölge tazminatının verilip öğretmenlerin uzun bir süre burada kalmasını istiyoruz. Okul ortamının en hijyenik şekilde olmasını bekliyoruz ve takipçisi olacağımızı da kamuoyuna bir kez daha deklare ediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zülküf Güneş: Dönemin adalet bakanı tarafından tedbir amaçlı ihraç edildiği söylenen öğretmenlerin soruşturmalarının bir an önce sonuçlandırıp mağduriyetlerin ortadan kaldırıldığı bir sene diliyoruz. Ki bu öğretmenlerin içinde intihar eden, hamile olup çocuğunu kaybeden, kalp krizi geçiren Ege’nin sularında aileleriyle boğulan meslektaşlarımız vardı. Öldükten sonra suçsuzluğu göreve iadesi verilen öğretmenler vardı. Bu OHAL komisyonundan beklentimiz bir an önce hızlı bir şekilde karar verilerek tazminatlarıyla birlikte işlerine iade edilmesini bekliyoruz.  Öğretmen maaşlarının da yaşanabilir bir ücretle ücretlendirilmesini bekliyoruz. Ayrıca yeni eğitim ve öğretim yılının 20 milyona yakın öğrenci ve öğretmene hayırlı olmasını diliyoruz. Yeni bakana da görevinde başarılar diliyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/14/diyarbakirdaki-sendikalar-yeni-egitim-ve-ogretim-yili-icin-ne-dusunuyor/">Diyarbakır’daki Sendikalar Yeni Eğitim Ve Öğretim Yılı İçin Ne Düşünüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür-Der Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerindeki öğretmen sürgünlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada sürgün cezasının aileleri de mağdur ettiği belirtilirken, soruşturmaların bile tamamlanmadığına dikkat çekildi. Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan imzasıyla yayınlanan basın açıklaması şöyle: Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir? 15 Temmuz sonrası sürdürülen soruşturmaların geldiği nokta artık keyfiliğe doğru [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/">Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerindeki öğretmen sürgünlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada sürgün cezasının aileleri de mağdur ettiği belirtilirken, soruşturmaların bile tamamlanmadığına dikkat çekildi. Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan imzasıyla yayınlanan basın açıklaması şöyle:</p>
<p><strong>Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir?</strong></p>
<p>15 Temmuz sonrası sürdürülen soruşturmaların geldiği nokta artık keyfiliğe doğru gitmekte ve yeni mağduriyetler üretmeye devam etmektedir. Özellikle FETÖ operasyonlarında şahit olduğumuz bazı keyfi uygulamalar artık genel bir teamül olma izlenimini vermektedir. Daha önce FETÖ ile bağlantısı olmayan kişilerin kamu görevlerinden ihraç edilmesiyle ilgili yaptığımız açıklamalarda bunun kabul edilemez olduğunu ve bu soruşturmaların adil bir şekilde yapılması gerektiğini; hem sorumluluk mevkinde bulunan siyasilere, hem de kamuoyuna ilan etmiştik. Ancak gelinen süreçte yeni KHK’larla hak ihlallerinin devam ettiğini ve birçok yeni mağduriyetin ortaya çıktığını görüyoruz. Siyasilerin “OHAL, devlete karşı ilan edilmiştir ve vatandaş mağdur olmayacak” söylemi maalesef geldiğimiz noktada geçerliliğini yitirmiştir.</p>
<p>Son aylarda bölgemizde şahit olduğumuz uygulamalar kapsamında Diyarbakır&#8217;da KHK’la daha önce açığa alınan yaklaşık 4 bin 400 öğretmenden 180&#8217;i meslekten ihraç edilmiş, diğerleri ise görevlerine iade edilmişti. Ancak soruşturmaların devam ettiği belirtilmişti. Şimdi ise; soruşturmaları devam eden Eğitim-sen üyesi 264 öğretmenin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zorunlu yer değişikliği nedeniyle il dışına gönderildiği belirtiliyor.</p>
<p>İsim listeleri henüz açıklanmazken, Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi, sosyal medya hesabından yer değiştirmenin yapıldığını duyurdu. Bununla birlikte bölge illerinden de yer değiştirme haberlerinin geldiği belirtiliyor.</p>
<p>Eğitim Sen, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Tunceli’de 744 öğretmenin kurban bayramına ve okulların açılmasına sayılı günler kala sürgün edildiğini belirtti. Eğitim Sen&#8217;den yapılan açıklamada, “Edindiğimiz bilgilere göre Şanlıurfa’da 367, Diyarbakır’da 264, Gaziantep’te ise 51 üyemiz, il dışına sürgün edilmiştir. Üstelik benzer sürgün kararlarının hukuksuzluğu defalarca AİHM, yüksek yargı ve mahkemeler tarafından tespit edilmiş ve kimi zaman da üyelerimize tazminat ödenmesine hükmeden kararlar verilmiştir&#8221; dendi.</p>
<p>Üzülerek ifade etmek istiyoruz ki, bu uygulamalar sadece şahsi mağduriyetler üretmeyecektir. Bununla birlikte aileler ve çocuklar da mağdur olacaktır. Sürgün edilen kamu görevlilerinin yeni yer bulup iskân edinmesinden tutun da çocuklarının eğitimiyle de ilgili mağduriyetler ortaya çıkaracaktır. Bu gibi durumların ötesinde insanların adalete olan güven duygusu ve aidiyet bilinci de sarsılacaktır. Dolayısıyla birçok yönden sıkıntılı neticeler ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Madem soruşturmalar devam ediyor. O halde soruşturmaların neticelenmesini beklemek ve sonrasında ortaya çıkacak duruma göre davranmak daha adil ve tutarlı bir tutum değil midir?</p>
<p>Bizce adalet zamana ve zemine göre değişime uğratılacak, ertelenecek ve uygulanacak bir mefhum değildir. Onun için derhal bu ve benzeri uygulamalardan vazgeçilmeli ve yürütülen soruşturmaların adilce neticelenmesi beklenmelidir.</p>
<p>SÜLEYMAN NAZLICAN</p>
<p><strong>ÖZGÜR-DER DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKANI</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.yonelishaber.com/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir-87781hd.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yonelishaber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/ozgur-der-surgun-cezasi-hak-ihlali-degil-midir/">Özgür-Der: Sürgün cezası hak ihlali değil midir ?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Aydagül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2017 09:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Bir Sen Türkiye Diyanet Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ENSAR Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Çocuk Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Yayma Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan ve Medeniyet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[ÖNDER İmam Hatipliler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[SABANCI VAKFI TOPLUMSAL GELİŞME HİBE PROGRAMI]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRGEV]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gençlik Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17463</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır&#8221; “İnsanlık tüm ulusların üstündedir.”  Bu yazı İstanbul’un iyi okullarından birinde büyük bir duvar görseli olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/">İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır&#8221;</strong></p>
<p>“İnsanlık tüm ulusların üstündedir.”  Bu yazı İstanbul’un iyi okullarından birinde büyük bir duvar görseli olarak karşıma çıktı. Sonrasında, aynı yazının Boğaziçi Üniversitesi’nin içinde Bebek’e inen yokuşta, taştan bir bankın üzerinde de yazdığını öğrendim. Bu güçlü ifade, bana, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımı sonrasında Birleşmiş Milletler çatısı altında bir araya gelen ulusların ortak olarak İnsan Hakları Beyannamesi üzerinde anlaşmasını hatırlattı. Bu ortak beyanname üzerinde yıllar içinde inşa edilen uluslararası insan hakları çerçevesi, ulusların tüm insanlık adına gerçekleştirdiği çok değerli bir kazanım oldu. Türkiye ise ilk yıllarından bu yana uluslararası insan hakları çerçevesinin içindeydi ve özellikle Avrupa Birliği’ne (AB) adaylık sürecinde ulusal mevzuatını iyileştirdi, kamu kurumlarının kapasitesine yatırım yaptı ve insan hakları alanında uluslararası saygınlığını artırdı. Hiç kuşkusuz ki, ülkemizdeki insan hakları savunucularının 1980 darbesine ve artçı sarsıntılarına da göğüs gerdikten sonra verdikleri mücadele, demokrasi ve hak kazanımlarında çok etkili oldu. <strong>Buradan, ülkemizin hak mücadelesinde emeği geçen ve bu yolda bedel ödeyen herkese saygı ve minnetimi iletiyorum.</strong></p>
<p><span id="more-17463"></span></p>
<p>Türkiye’de insan hakları alanında ve demokratikleşme yolunda sağlanan iyileşme hukukun üstünlüğünün kuvvetlenmesiyle beraber gerçekleşti ve sivil toplumun da güçlenebileceği bir alanın oluşmasına katkıda bulundu. Aralık 1999’da AB adaylığımızın resmileşmesi, Ekim 2005’te müzakerelerin başlaması, askerin 27 Nisan 2007 muhtırasının etkisiz bırakılması ve sonrasında sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle devam eden süreçte, Türkiye’de rejim sivilleşirken sivil toplum da güçleniyordu. 2007 yılını referans aldığımda sivil toplum alanındaki güç dengesinin henüz arkasında özel sermaye desteği olan ve ana akım konulara odaklanan (çocuk, eğitim, sağlık, sanat) seküler Türkler lehine olduğunu, bunun da o kitlenin geçmişten taşıdığı avantajlardan dolayı oluştuğunu düşünüyorum. İslami, Alevi, Kürt, Roman, LGBTİ, engelli birey ve kitlelerin ve örneğin çevre alanındaki girişimlerin sivil toplum yapılanmaları ise Avrupa Birliği adaylık sürecindeki demokratik reformlar ve demokratik normalleşmeyle beraber yavaş yavaş güçleniyordu.</p>
<p><strong>Sivil toplumun -kısa süreli- kapsayıcı şekilde güçlenmesi </strong></p>
<p>2008 &#8211; 2011 arasında yaşadığımız olaylarla (örneğin Ergenekon ve Balyoz davaları) hukukun üstünlüğüne ve adalete ciddi bir gölge düşerken, demokratikleşme de sekteye uğradı. Sivil toplum açısından kötü ve iyinin beraber gerçekleştiğine tanıklık ettik. Kötü olan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı gibi seküler sivil toplum kuruluşlarının haksız suçlamalar altında kalması ve hak ihlallerine uğramasıydı. İyi olan ise sivil toplumdaki güçlenmenin daha kapsayıcı bir hal almasıydı: Muhafazakar insani yardım hareketleri (örneğin <a href="https://www.ihh.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsani Yardım Vakfı),</a> büyümeye, kuvvetli kurumsal yapılar oluşturmaya ve uluslararası faaliyetlere başladı; muhafazakar ve Kürt düşünce kuruluşlarının (örneğin <a href="http://setav.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">SETA</a> ve <a href="http://disa.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">DİSA</a>) görünürlüğü arttı ve yenileri kuruldu; Aleviler, Romanlar, engelliler, LGBTİ ve diğer hak ihlali yaşayan grupların aktivizm ve savunuculuk çalışmaları güçlendi (örneğin <a href="http://www.sifirayrimcilik.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sıfır Ayrımcılık Derneği</a>) ve daha çok görünürlük kazandı; kolektif çalışmalar arttı ve farklı birey ve gruplara yönelik ayrımcılık odağa alındı (örneğin <a href="http://tarihvakfi.org.tr/HaberDetay/turkiyeegitimsistemindeayrimcilikraporuaciklandi!/4054" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye’de Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi Projesi</a>); yerel girişimler güç kazandı; ve sivil topluma yönelik fon ve desteklerde (örneğin <a href="http://www.sabancivakfi.org/tr/sosyal-degisim/acik-cagrili-hibe-programi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı</a>) çeşitlenme ve artış oldu. Bu kapsayıcı gelişme, “bir dönem için” sivil toplumun çoğulcu bir çerçevede güçlenmesini sağladığından çok değerliydi.</p>
<p>Temmuz 2011 seçimleri sivil toplum alanında yaşadığımız kapsayıcı ve olumlu gelişmede olumsuz bir dönüm noktası oldu. O “bir dönem” için daha eşit bir dengeye oturan fırsat avantajı hızlı bir şekilde iktidara yakın sivil toplum kuruluşları lehine dönüştü ve bu kuruluşlar genişlemek ve gelişmek için çok elverişli bir ortama sahip oldu. Seçimlerin ardından iktidarın söylem ve politikalarına yansıyan kültürel ideoloji hızlı şekilde kamunun uygulamalarına yansıdı. Bu değişim özellikle “dindar nesil” söylemi sonrasında eğitimde çok görünür bir şekilde gerçekleşti. Kamuoyu nezdinde <a href="http://www.mebpersonel.com/meb/egitim-gonullusu-stklardan-bakan-avciya-ziyaret-h189253.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ön plana çıkan</a> kurumlara bakıldığında <a href="http://www.ensar.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ENSAR Vakfı</a>, <a href="http://www.iyc.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İlim Yayma Cemiyeti</a>, <a href="http://www.onder.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ÖNDER İmam Hatipliler Derneği</a>, <a href="http://imh.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsan ve Medeniyet Hareketi</a>, <a href="http://www.tugva.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye Gençlik Vakfı</a> ve <a href="http://www.turgev.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">TÜRGEV</a> gibi sivil toplum kuruluşları çok hızlı büyüyorlar, Türkiye’nin eğitim tarihinde eşi az görülmüş bir lobi gücüne sahipler ve okullardaki öğrencilere diğer kurumlara göre çok daha rahat erişiyorlar (en yakın örneği için <a href="http://www.hurriyet.com.tr/mebden-ensar-protokolu-40534320" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bu habere</a> bakabilirsiniz). Bu kurumların arasında bir kamu vakfı olan <a href="http://www.diyanetvakfi.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye Diyanet Vakfı</a> da var.  Öte yandan sendikalar arasında üye sayısı hızla artan <a href="http://www.ebs.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim-Bir Sen</a> örneğinde görülebileceği gibi genişlemeyi izleyen süreçte gelişmeye de iyi bir örnek oluşturan nitelikli AR-GE (örneğin <a href="http://www.ebs.org.tr/ebs_files/files/yayinlarimiz/egitim_izleme_raporu.pdf.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitime Bakış 2016</a>) ve iletişim çalışmaları son zamanlarda sık sık karşımıza çıkıyor. Eğitim-Bir Sen’in savunusunu ve lobisini yaptığı fikirler MEB nezdinde etkili oluyor.</p>
<p><strong>Tarih gücün hareketinin hikayesidir*</strong></p>
<p>İktidara yakın muhafazakar sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesini sivil toplum kapsayıcılığı adına bir kazanç olarak ve bu gücüyle kamuya nüfuzunun artmasını olağan görmek mümkün. İzleyebildiğim kadarıyla birçok ülkede (örneğin ABD, Almanya, Gürcistan, Hırvatistan, İngiltere, Sırbistan) iktidardaki ideolojiye yakın sivil toplum kuruluşları benzer bir “etki ve erişim” ayrıcalığı yaşarlar; bu dönemsel ayrıcalıklar kamu-sivil toplum etkileşiminin doğasında vardır. Ayrıca, Eğitim-Bir Sen örneğinde görüldüğü gibi ideolojik fikrin artık kanıtla buluşmuş hali, veri temelli tartışmalar için önemlidir. Ancak, söz konusu ayrıcalıklar ülkemizde o kadar dengesiz ve anti-demokratik bir yere geldi ki bu tür bir değerlendirme artık havada kalıyor. Sivil toplumda bir kesim iktidara yakın durmanın sonucu olarak böylesine bir ayrıcalığa sahipken, devletin diğerleri üzerindeki baskısı hem Türkiye’nin geride bıraktığını umduğumuz zayıf demokrasi günlerini hatırlatıyor hem de benzer politikalar bugün ancak otoriter rejimlerde (örneğin Azerbaycan ve Rusya’da) görülüyor. Eğer bir sendika (Eğitim-Bir Sen) güçlenir ve büyürken diğeri (<a href="http://egitimsen.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim-Sen</a>) baskı altında varoluş mücadelesi veriyorsa, okullar iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarına açık kapı politikası uygularken diğer kuruluşlar etkisizleştiriliyorsa, bürokrasi sivil toplumu “bizden ve bizden olmayanlar” diye ayırmaya başladıysa, burada iktidara yakın sivil toplumun GONGO’lara (kamu tarafından organize edilen ve desteklenen sivil toplum kuruluşları için kullanılan İngilizce kısaltma) dönüşmekte olduğunu görme zamanı gelmiş demektir.</p>
<p>Özellikle muhalif sivil toplum üzerindeki baskıların insan hakları alanına sıçraması ideolojik duruşumuz ve iktidarla ilişkimiz ne olursa olsun hepimiz için üzerinde -en azından- düşünmemiz gereken yeni bir eşiktir. Ne yazık ki geçtiğimiz bir yıldır adaletin tartısının iyice bozulduğuna tanıklık ediyoruz. Türkiye’de çocuk hakları savunuculuğu yapan yetkin ve kapsayıcı Gündem Çocuk Derneği gibi bir kurumun OHAL kapsamında hiçbir hukuk süreci işletilmeden kapatılması, çocuk hakları savunucuları arkadaşlarımıza yapılan bu adaletsiz müdahale hepimizin vicdanında bir yara bırakmış olmalı. Son olarak insan hakları savunucularının tutuklanması karşısında ise ülkemiz yeni bir dibi gördü. Bu ülkenin tarihinde kimliği ve görüşü ne olursa olsun herkes için hak mücadelesi yapmış insanlar ile “terörist” ifadesinin aynı cümle içinde anılmasına kalbimiz acıyarak hayret ediyoruz. Geldiğimiz noktada, yıllar içinde kolektif olarak inşa ettiğimize kendimizi inandırdığımız “Türkiye’nin başarı hikayesi,” onu taşıyan temel sütunlar olan insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratikleşme kazanımlarıyla beraber çöküyor.</p>
<p><strong>İnsan hakları tüm farklılıklarımızı kapsar</strong></p>
<p>Böyle bir dönemde <a href="https://www.sivilsayfalar.org/"><strong>Sivil</strong></a> <a href="https://www.sivilsayfalar.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Sayfalar</strong></a>’da yazmanın ruh hali bir garip oluyor. Bir yandan her geçen gün artan bir iç sıkıntısı var, diğer yandan son yazımda değindiğim gibi “hepimizin olaylar karşısında yaşadığımız duygusal iniş çıkışları kontrol edip, gidişatı değiştirmek için olayları anlamlandırmaya, çağın gereksinimlerine uygun düşünmeye ve davranmaya ihtiyacımız” olduğuna inanıyorum. Bunlar birbirlerini dışlamıyor, sadece duygularımızı yaşarken içgüdülerimizi dinlemeyi ve aklımızı yapıcı olarak kullanmayı öneriyorum. Buradan bakınca, tüm olumsuzluklara rağmen ülkemizdeki sivil toplum mücadelesine güvenim ve inancım tam, çünkü bunun örneklerini de görüyorum ve <a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/batuhan-aydagul/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sivil Sayfalar’da</a> yazıyorum.</p>
<p>Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır. İçinde bulunduğumuz koşullarda bunu yüksek sesle söyleyemeseler bile en azından bu olumsuz durumun farkında olanlarla konuşalım, dertleşelim, elimizden geldiği kadar sivil köprüleri tutmaya gayret edelim. Tarih boyunca gücün ve iktidarın el değiştirdiğini bilerek o değişimlerde daha güçlü durabilecek bir sivil toplum omurgası inşa edelim.  Bugün, dünyanın farklı milletlerinden ulusların kendileri üstünde bir insan hakları rejimi kurabildiğini hiç unutmadan, aynı vatanda yaşayan ve sivil toplum kuruluşlarında farklı görüşlerle, gönlümüzle çalışan insanlar olarak, din, dil, ırk, renk, bedensel farklıklık vb. ayırt etmeden, herkes için var olan insan haklarına ve o hakların savunucularına sahip çıkma günü. Ülkenin tam ortasında yıllardır sürekli kırılarak toplumsal trajedilere yol açan fay hattının tamiri başka türlü mümkün olmayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Joshua Cooper Ramo, <a href="https://books.google.com.tr/books/about/The_Seventh_Sense.html?id=Vw0rjgEACAAJ&amp;source=kp_cover&amp;redir_esc=y"><em>Seventh Sense</em></a> kitabından</p>
<p>Ana görsel AK Parti&#8217;nin <a href="https://www.akparti.org.tr/site/haberler/sivil-toplum-kuruluslari-ile-is-birligini-gelistirmek-amaciyla-yeni-bir-sis/87976#1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sayfasından</a> alınmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/">İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onur Haftası’nda KHK Sonrası Hayatlar Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/09/onur-haftasinda-khk-sonrasi-hayatlar-konusuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2017 13:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraçlar]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin 7 Renk LGBT Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sendikal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipler Odası Mersin Şube Başkanı Ful Uğurhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Onur Haftası’nda  ‘KHK Sonrası Hayatlar’ başlığı düzenlenen etkinlikte sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri, üyelerinin işten çıkarılması ve bulundukları kamusal alanda yaşanan boşluğu anlattı. OHAL dönemi ile birlikte hayatımıza iyice yerleşen siyasi kavramlardan biri de Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK)… Adını daha çok memuriyetten ihraç listeleriyle hatırlatan KHK’ların gerek bireysel gerekse de çeşitli toplumsal etkileri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/09/onur-haftasinda-khk-sonrasi-hayatlar-konusuldu/">Onur Haftası’nda KHK Sonrası Hayatlar Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mersin Onur Haftası’nda  ‘KHK Sonrası Hayatlar’ başlığı düzenlenen etkinlikte sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri, üyelerinin işten çıkarılması ve bulundukları kamusal alanda yaşanan boşluğu anlattı.</strong></p>
<p>OHAL dönemi ile birlikte hayatımıza iyice yerleşen siyasi kavramlardan biri de Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK)… Adını daha çok memuriyetten ihraç listeleriyle hatırlatan KHK’ların gerek bireysel gerekse de çeşitli toplumsal etkileri kendisini oldukça hissettiriyor. Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği’nin düzenlediği Onur Haftası’nda KHK gündemi de bir etkinlik aracılığıyla yer buldu. CHP Mersin milletvekili Aytuğ Atıcı,  “KHK Sonrası Hayatlar” etkinliğinde, Mersin’deki Onur Haftası’na yönelik tehdit ve nefret söylemine ilişkin kısa bir konuşma yaptı. Programını bu nedenle iptal ettiğini söyleyen Atıcı; ‘Mersin&#8217;in mecliste grubu olan dört partinin vekil ve belediye başkanı çıkartabilen mozaik bir yapısı olduğunu, mezarlıkların bile inanç ve milliyet ayırmadan bir arada olan tek il olarak her türlü ayrımcılığa karşı en şiddetli tepkinin bu yapısı itibariyle Mersin’den gelmesi’ gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Mersin Eğitim- Sen Şube Başkanı Sinan Muşlu OHAL ve KHK ilişkisini sorguladığı konuşmasında, “Mersin’de 21’i akademisyen 57’si eğitim emekçisi öğretmen 78 arkadaşımız ihraç edildi. KHK ile işinden olan, evi gibi bildiği kurumu kapatılanlar var, toplumun sesi soluğu olan radyolar, televizyon ve gazeteler var” dedi. İşlerinden edilenlerin iki tür arayışa girdiğini belirten Muşlu, “Birincisi daha fazla mücadele ve örgütlenme arayışı içerisine girdiler. Eğitim- Sen ve KESK maddi ve manevi dayanışma ağlarını yarattı. Ama herkesin yanında Eğitim- Sen ve KESK gibi örgütler maalesef yok. İnsanlar doğal bir örgütlenme arayışına girdi. ‘Bana sahip çıkacak, selam verecek, benimle oturup dertleşecek insanlar var mıdır’ arayışına girdi. Buraya gelen onlarca AKP’li Memur-Sen’li var. Kendi örgütü sahip çıkmıyor. Birincisi buydu. İkincisi bunalıma giren, içe kapanan 37 kişi intihar etti. Bu intihar edenlerin büyük bir kısmının eşi, çocuğu var, anası var, babası var. Bu süreçten etkilenen çevresi var. İntihar etmeyip bunalıma giren, ailesi dağılan sözel ve fiziki şiddet uygulayan veya maruz kalan bir sürecin içine girdiler” diye konuştu.</p>
<p><strong>Özlem Göncü: Tüm muhalif kesimlere, terörist yaftası yapıştırılmaya başladı</strong></p>
<p>SES Mersin Şube adına konuşan Özlem Göncü ise sağlık alanında yaşananları anlattı. KHK’larla ilgili ilk tepkiyi &#8216;korku çemberi&#8217; olarak tanımlayan Göncü; ‘Beğenmediğimiz yasaların, hakların rafa kaldırılmasının biraz çaresizliğini yaşıyoruz aslında. Tüm muhalif kesimlere, terörist yaftası yapıştırılmaya başladı. Büyük bir pervasızlıkla alanlarda ve söylemlerde üzerimize gelinmeye başladı. Bu bizim psikolojimizi aşındırdı. Bireysel olarak durumumuz bu. Aylar geçti üzerinden biz de belirli direniş hatlarını oluşturuyoruz’  dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15660 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/aytuğatıcı-1-1.jpg" alt="" width="443" height="333" />Sağlık emekçilerinin ‘parasız, nitelikli, anadilde sağlık hizmeti için mücadele ettiğini ve iyileştirici sağlık politikalarının yerine önleyici sağlık politikalarını savunduklarını söyleyen Göncü, KHK ve ihraçların bunu olumsuz etkilediğini belirtti. Göncü, OHAL döneminin sendikal örgütlenme açısından da olumsuz etkiler doğurduğunu belirterek, “Örgütlenmelerimiz ciddi darbe aldı, büyük oranda üye kaybı yaşandı. Bunun altında ‘ bir yerde üye olduğum anlaşılır, ateşin ucu bana bir yerden değerse’ kaygısı var. Daha önceden temas halinde olduğumuz arkadaşlarımıza bile dokunmakta güçlük çekiyoruz. Emniyet ve valilikte keyfi uygulamalarla çok karşılaşıyoruz her yerde OHAL çıkıyor. İş yerlerinde de çıkmaya başladı. Mesela iş yeri toplantısı yapmak istediğimizde, keyfi bir şekilde OHAL bahane edilerek, alan verilmiyor. Temel sendikal haklar yok sayılıyor. “ dedi.</p>
<p><strong>Erkan Demir:  Toplumda atılanlar kadar atılmayanları toplumsal, ekonomik, psikolojik olarak etkileyen bir durum ortaya çıktı</strong></p>
<p>Jeoloji Mühendisleri Odası adına konuşan Erkan Demir ise; torba yasaların KHK’ların öncü kuvveti gibi olduğunu belirterek, kalkınma politikalarında tarım arazilerinin, ormanların başta olmak üzere doğal kaynakların sanayiye açılmasının olumsuz etkilerine değindi. Türk Tabipler Odası Mersin Şube Başkanı Ful Uğurhan ise,  “Benim gibi KHK’lar ile atılmayan ama atılan çok arkadaşı olan insanlar hem vicdanı olarak çok etkilendi. &#8216;Hayır&#8217; kampanyasında sokakta bildiri dağıtırken SES’den bir arkadaşımız, ayakkabıcıya dedi ki ‘Biz atıldığımız için senden ayakkabı alamıyoruz’. Toplumda atılanlar kadar atılmayanları toplumsal, ekonomik, psikolojik olarak etkileyen bir durum ortaya çıktı” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/09/onur-haftasinda-khk-sonrasi-hayatlar-konusuldu/">Onur Haftası’nda KHK Sonrası Hayatlar Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” Kitabı Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/homofobiyle-bas-etme-grup-rehberligi-programi-kitabi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2017 11:21:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Anı Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Kimlik ve Cinsel Yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[Deneysel Olarak Sınanmış Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Ummak]]></category>
		<category><![CDATA[heteronormativite]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksizm]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı]]></category>
		<category><![CDATA[homonegativite]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Trans Dayanışma Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Esra Ummak’ın eğitim alanında homofobinin azaltılmasına yönelik uygulamalı olarak gerçekleştirdiği programı; “Deneysel Olarak Sınanmış Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” aynı isimle Anı Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Anı Yayıncılık tarafından Dr. Esra Ummak’ın eğitimcilerle birlikte uygulamalı olarak gerçekleştirdiği; “Deneysel Olarak Sınanmış Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” eğitim alanında, eğitmenlik/öğretmenlik görevini üstlenenlerin homofobiye karşı duyarlı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/homofobiyle-bas-etme-grup-rehberligi-programi-kitabi-yayimlandi/">“Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” Kitabı Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Esra Ummak’ın eğitim alanında homofobinin azaltılmasına yönelik uygulamalı olarak gerçekleştirdiği programı; “Deneysel Olarak Sınanmış Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” aynı isimle Anı Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı.</p>
<p>Anı Yayıncılık tarafından Dr. Esra Ummak’ın eğitimcilerle birlikte uygulamalı olarak gerçekleştirdiği; “Deneysel Olarak Sınanmış Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” eğitim alanında, eğitmenlik/öğretmenlik görevini üstlenenlerin homofobiye karşı duyarlı olmalarını sağlamaya çalışırken, öğretmenlerdeki /öğretmen adaylarındaki homofobi seviyesinin de azaltması hedeflemiştir.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda her alanda homofobiye ve ayrımcılığa maruz kalan LGBT’lerin, eğitim alanında da maruz kaldığı hak ihlalerinin azaltılmasına yönelik, Ummak’ın geliştirdiği ve deneysel olarak sınadığı kitap,  birçok açıdan alanında ilk yayın olma özelliği taşıyor.</p>
<p>Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının homonegativite, heteroseksizm ve heteronormativite konularında bilgilenmelerini, cinsel kimlik ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılığa yönelik müdahale becerisi kazanmalarını sağlamayı amaçlayan bu program kitaplaştırılarak yayınlandı.</p>
<p>Kitaplaştırılan uygulama programında, öğretmenlerin eşcinsellere yönelik olumsuz tutumlarının azaltılmasında, heteroseksist ve homonegatif olmayan sıcak ve koşulsuz kabullenici ilişkilerin ve iletişimin geliştirilmesinin gerek LGBT gerekse de heteroseksüel öğrenciler açısından faydalı olabileceği belirtilmekte.</p>
<p>Cinsel kimlik ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılığa yönelik müdahale becerisi kazanmalarını sağlamayı amaçlayan bu programın,  öğretmen yetiştiren ve istihdam edilen tüm kurumlarda uygulanması önerilen kitabın önsözünde ise şu açıklamaya yer verildi;</p>
<p>“Ülkemizde ve dünyada yapılan araştırmalar, bize eşcinselliğin değil homofobinin (heteroseksizmin/ heteronormativitenin) sorunsallaştırılması gereken bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Eğitim-öğretim sisteminde ve kurumlarında, LGBT’lerin hak ihlali ve zorbalığa uğramamaları ve de sağlıklı ruhsal ve bedensel gelişimleri için okul personelinin özellikle öğretmenlerin (öğretmen adaylarının) çeşitlilikle kucaklaşmayı arttırmak, öğrencilerin yaşamlarını iyileştirmek için ihtiyaç duydukları konuda bilgilenmeleri gerekmektedir. Homofobiyle baş etmeye yönelik geliştirilen bu grup rehberliği programının öğretmenlerdeki /öğretmen adaylarındaki homofobi seviyesini azaltması hedeflenmektedir.”</p>
<p>Diğer yandan, Dr. Esra Ummak kitaptan elde edilecek telif gelirinin tamamını Trans Dayanışma Ağı ve KESK’e bağlı Eğitim Sen’e (eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) bağışlayacağını belirtti.</p>
<p>Kitabın içindekiler bölümüne ulaşmak için <a href="http://www.aniyayincilik.com.tr/public/uploads/pdf/homofobi.pdf" target="_blank">tıklayınız.</a></p>
<p>Yazar: Dr. Esra Ummak</p>
<p>Sayfa Sayısı: 93 sayfa</p>
<p>Yayınevi: Anı Yayıncılık, Ankara</p>
<p>Yayın Tarihi: Mart, 2017</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/homofobiyle-bas-etme-grup-rehberligi-programi-kitabi-yayimlandi/">“Homofobiyle Baş Etme Grup Rehberliği Programı” Kitabı Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2017 11:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Bir Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[memur sen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık emekçileri ve sosyal hizmetler sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk. Eğitim Sen 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk.</strong><span id="more-17651"></span></p>
<p><strong>Eğitim Sen</strong> 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya Eğitim Sen&#8217;in KHK kapsamında işten çıkarılan üyelerine maddi ve hukuki destek sağlayıp sağlamadıklarını sorduk. Aydoğdu &#8220;Bu hafta yayınlanan KHK hariç akademisyenlerle birlikte toplamda 856 arkadaşımız işlerinden olmuştu. Hepsinin hukuki takibini ve tüm masraflarını sendika genel merkezi, avukatlarımız ile üstlendi. Sendika aidatlarımızı binde 5&#8217;ten binde 8&#8217;e yükselttik. Dayanışma etkinlikleri (konser-tiyatro-sinema-çeşitli ürün satışları) yapıyoruz, gelirleri sendika genel merkezindeki dayanışma fonuna aktarıyoruz.&#8221; dedi. Destekte bulunurken hangi kriterleri aradıklarını sorduğumuzda ise &#8220;Bize çeşitli iddialarla işten çıkarılmış üyelerimizin başuruları oldu. Biz üyelerimizin dini inacını veya etnik kimliğini sorgulamayız, aradığımız tek şart işten çıkarıldıkları sırada sendikamızda üye olmaları. Aynı şekilde maddi destek isteyen üyelerimizde de bir muhtaç-ihtiyaç kriteri aramıyoruz. Maaş isteyen arkadaşlarımızın sahip olması gereken tek kriter sendika üyesi olmaları ve bu maaşı talep etmeleri. Maaşlarını her ayın 15 &#8216;inde 2000tl olarak yatırıyoruz.</p>
<p><strong>Eğitim Bir Sen</strong> Genel Merkezi Hukuk Sekreterliği&#8217;ne sorduğumuzda &#8220;Biz bu konuda herhangi bir talimat almadık&#8221; şeklinde cevap aldık. Hukuk Birimi tarafından yönlendirdirildiğimiz sendika teşkilatı ise sorularımızı cevapsız bıraktı.</p>
<p><strong>Kamu Emekçileri Sendikası</strong> sorularımızı &#8220;KESK&#8217;e dahil olan çeşitli iş kollarından sendikalar KHK kapsamında görevlerine son verilen üyelerine hukuki ve finansal destek veriyor. Biz konfederasyon olarak bunu takip ediyoruz.&#8221; diyerek yanıtladı.</p>
<p><strong>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)</strong> Eşbaşkanı İbrahim Kara 3 adımdan oluşan bir destek ağı ördüklerini söyledi. &#8220;İhraç edilmiş arkadaşlarımıza hukuki destek veriyoruz. İdare Mahkemesi&#8217;ndeki davalarımızı açtık ve uluslararası yargı kanallarını da zorlayacağız. İhraç edilenlerle görüşmeler yaparak ihtiyacı olan arkadaşlarımızı belirleyerek kendisine aylık 1500 liralık ödemeler yapıyoruz. Maddi dayanışmaya katkı sağlamak isteyen insanlar için bir destek hesabı açtık. Ayrıca basın açıklamaları ve eylemlerimizde ihraç edilen arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Hep beraber sözümüzü sokağa taşıyoruz. Özetle hukuki destek, maddi destek ve sokak eylemleri bu arkadaşlarımızla dayanışmanın üç önemli yolu.&#8221; İbrahim Kara ihraçlara olan tepkisini de &#8220;Kendileri gibi düşünmeyenleri parayla terbiye etmeye çalışıyorlar. Arkadaşlarımızı darbeci olarak lanse ediyorlar&#8221; diyerek gösterdi.</p>
<p><strong>Memur Sen</strong> ise sorularımıza cevap alamadığımız bir diğer sendika oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim-Sen`den &#8220;göçmen öğrenci sorunu&#8221; açıklaması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/26/egitim-senden-gocmen-ogrenci-sorunu-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2015 09:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı sorunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim-Sen Manisa Şube Başkanı Metin Demirel, savaş dolayısıyla ülkelerinden Türkiye&#8217;nin çeşitli illerine göç eden, büyük bölümü Suriyeli öğrencilerin eğitimdeki uyumlarının sorunlu olduğunu, bu durumun Türk öğrencilerin eğitimlerinin geri kalmasına neden olduğunu söyledi. &#160; KESK&#8217;e bağlı Eğitim-Sen Manisa Şube Başkanı Metin Demirel, konuyla ilgili olarak sendika binasında yaptığı basın toplantısında Türkiye&#8217;ye göç eden Suriye, Irak ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/26/egitim-senden-gocmen-ogrenci-sorunu-aciklamasi/">Eğitim-Sen`den &#8220;göçmen öğrenci sorunu&#8221; açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Eğitim-Sen Manisa Şube Başkanı Metin Demirel, savaş dolayısıyla ülkelerinden Türkiye&#8217;nin çeşitli illerine göç eden, büyük bölümü Suriyeli öğrencilerin eğitimdeki uyumlarının sorunlu olduğunu, bu durumun Türk öğrencilerin eğitimlerinin geri kalmasına neden olduğunu söyledi.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>KESK&#8217;e bağlı Eğitim-Sen Manisa Şube Başkanı Metin Demirel, konuyla ilgili olarak sendika binasında yaptığı basın toplantısında Türkiye&#8217;ye göç eden Suriye, Irak ve Afganistanlı ailelerin çocukların eğitimlerinde çeşitli sıkıntılar yaşadığını kaydetti. Ülkelerindeki savaş nedeniyle Türkiye&#8217;ye göçlerin son zamanlarda artış gösterdiğine dikkati çeken Demirel, &#8220;Manisa&#8217;da da ciddi sayıda sığınmacı öğrenci var. Kendi ülkemizin eğitiminin iç açıcı olmadığı hepimizin malumudur. Eğitim sistemimiz sorunlarla doludur. Fiziki mekan yetersizliğinden, eşit olmayan eğitime, öğretmen yetiştirme ve istihdam etme sıkıntısından müfredattaki bilimsellikten uzaklaşmaya birçok sorun aşılmayı beklemektedir. Bu kadar sorunun içerisinde olan eğitime, yurt dışından gelen çocukların eğitimine ilişkin uygulama, sorunu daha içinden çıkılamaz hale getirmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<h4><strong>3 TEMEL SORUN YAŞANIYOR</strong></h4>
<p>Demirel, ülkelerindeki savaşlar nedeniyle gelen ailelerin çocuklarının Türkiye&#8217;deki eğitimlerinde üç temel sorun yaşandığını söyledi. Türkiye&#8217;ye göçle gelen öğrencilerin ülkelerinde Arap harflerini kullandığını hatırlatan Demirel, şöyle devam etti: &#8220;Kullandıkları dil de Arapça&#8217;dır. Bu öğrencilerin okullarda sınıflara dağılımı ise sadece durumlarını gösterir belgenin yanında doğum tarihi ve fiziki durumuna göre yapılmıştır. Türkiye&#8217;de eğitim gören sınıflarda bu öğrencilerin eğitiminin yapılması hedeflenmektedir. Burada pedagoji bilimine göre eğitim yapılamamaktadır. Bu durum Türkiyeli öğrencilere de yurtdışından gelen öğrencilere de çileye dönüşmektedir. Ortaya üç ana sorun çıkmakta. Birincisi gelen öğrencilerin sorunları, ikincisi mevcut Türkiyeli öğrencilerin geriye düşmesi ve üçüncüsü öğretmenlerin bu durumda ne yapacak olmasıdır.&#8221;</p>
<p>Türk öğrenciler ile yurt dışından gelen öğrencilerin aynı sınıfa konulmasının her iki taraf için sorun olduğunu söyleyen Şube Başkanı Demirel, &#8220;Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Eğitim Müdürlükleri sorun çözme yerine işi bilmemekten kaynaklı olsa gerek, sorunları daha içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Suriyeli, Iraklı çocuklar Türkiyeli öğrencilerle birlikte aynı sınıfa konulup her iki öğrenci grubuna da yazık edilmektedir. Ne Suriye ve Iraklı öğrenciler eğitimi gerektiği gibi alabileceklerdir ne de Türkiyeli öğrenciler önceki verimlilikte eğitim alabileceklerdir&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>ANA DİLDE EĞİTİMİN ÖNEMİ</strong></h4>
<p>Yaşanan sorunun çözümü konusunda sendikanın görüşlerini de aktaran Demirel, &#8220;Anadilde eğitimin önemi burada ortaya çıkmaktadır. Irak ve Suriyeli öğrenciler için anadilinde eğitim verebilecek Arapça bilen öğretmenler mevcuttur. Anadilinde eğitimi alırken Türkçe de öğretilmelidir. Türkçe okuma yazma öğretilmelidir. Belirli bir süre sonra Türkçe eğitimi alabilecek kadar Türkiyeli öğrencilerle iletişim sorunu çözüldükten sonra aynı sınıfta okuyabilmelidir. Velisi ve kendisi isterse Türkiyeli öğrencilerle aynı sınıfta okumalıdır. Her birey gibi Suriyeli, İranlı, Afgan ve Iraklı öğrenciler için de eğitim bir haktır&#8221; diye konuştu.</p>
<h6><em><strong>Kaynak</strong> MANİSA, (DHA)</em></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/26/egitim-senden-gocmen-ogrenci-sorunu-aciklamasi/">Eğitim-Sen`den &#8220;göçmen öğrenci sorunu&#8221; açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
