<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dilekçe hakkı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dilekce-hakki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dilekce-hakki/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Oct 2020 14:29:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>dilekçe hakkı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dilekce-hakki/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Dilekçe Hakkı ve STK’lar” Çevrimiçi Çalıştayı ve Çözüm Önerileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/05/dilekce-hakki-ve-stklar-cevrimici-calistayi-ve-cozum-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2020 14:29:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Dilekçe Hakkı Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar tarafından YADA Vakfı işbirliği ve Etkiniz AB Programı desteği ile yürütülen STK’ların Yasal Süreçlere Etkin Katılımı Projesi çerçevesinde, “Dilekçe Hakkı ve STK’lar” çalıştayı düzenlendi. Toplantıda, yasama sürecine dilekçe başvurusu ile katılmanın sivil toplum açısından taşıdığı önem ve yeni hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte, TBMM’ye STK’lar tarafından dilekçe başvurusu yapmanın ve etkili sonuçlar almanın yollarına ilişkin öneriler dile getirildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/05/dilekce-hakki-ve-stklar-cevrimici-calistayi-ve-cozum-onerileri/">“Dilekçe Hakkı ve STK’lar” Çevrimiçi Çalıştayı ve Çözüm Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Dilekçe Hakkı ve STK’lar” çalıştayında açılış konuşmasını yapan Sivil Toplum ve Medya Araştırmaları Derneği&#8217;nden Emine Uçak, yürüttükleri çalışmanın sivil toplumun yasama süreçlerine daha etkin katılımını hedeflediğini hatırlatarak, konunun tüm muhatapları ile bir araya gelerek onların deneyim, gözlem ve çözüm önerilerini almak amacıyla toplantıyı düzenlediklerini söyledi.</p>
<p>Çevrimiçi ortamda organize edilen ve İnanç Mısırlıoğlu&#8217;nun moderasyonuyla gerçekleşen çalıştaya, STK temsilcileri, siyasiler ve TBMM’de görev alan ilgili uzmanlardan oluşan 20’ye yakın kişi katıldı. İlk olarak söz alan YADA Vakfı&#8217;ndan Ceylan Özünel, birçok farklı alanda uzmanlıklara sahip olan STK’ların politika yapım süreçlerini etkilemesi açısından, yasama süreçlerine katılımın önemli olduğunu kaydetti. Özünel, ulusal ve yerel sorunların çözümüne sivil toplum katılımı ile katkıda bulunmanın önemine işaret etti.</p>
<p>Katılımcılardan, yönetişim uzmanı Özge Genç, yeni hükümet sisteminde STK’ların dilekçe hakkını kullanımının daha önemli hale geldiğini çünkü yeni sistemde teklif hazırlama yetkisinin sadece vekillere (Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri dışında) verildiğini hatırlattı. Genç, buna karşın, parlamentonun siyasi kültür ve kapasitesinin yeni sistemin gerekliliklerini karşılamada yeterli olmadığını belirterek, yeni hükümet sisteminin Meclis için çok avantajlı gibi görünmesine karşın henüz TBMM’nin buna adapte olamadığını kaydetti. Yeni hükümet sisteminde Meclisin daha etkin olması için, akademiden ve sivil alandan bilgi edinmesi gerektiğine işaret eden Genç, Türkiye’de sivil toplumun karar alma süreçlerine etki edecek materyal üretiminin ne seviyede olduğunu; köklü bir sivil toplum yapısına karşın, STK’ların ne kadar etkili ve sonuç odaklı faaliyetler yürüttüğünün dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Çalıştaya katılan Dilekçe Komisyonu üyesi ve HDP milletvekili Hüda Kaya, komisyon olarak seçimler, pandemi ve yaz tatili gibi nedenlerle, az sayıda toplantı yapmalarına karşın, bazı önemli kararlar da aldıklarını belirtti. Kaya, komisyonlarda çoğunluk esasına dayalı görevlendirme olduğundan, muhalefetin ortaya koyduğu şerhlerin etkisiz kaldığını; pratikte asli olarak iktidar vekillerinin verdiği kararların geçerli olduğunu hatırlattı. Kaya konuşmasının devamında, kadınlar tarafından Dilekçe Komisyonu’na yapılan başvuru sayısının az olmasına dikkat çekerek, özellikle küçük kentlerde “belki daha yakıcı ihtiyaçlar ile meşgul olduklarından bu haklardan haberdar” olmayan kadınların, toplumsal bilinçlendirme noktasında ne kadar büyük bir ihtiyaç içinde olduğuna işaret etti. Çalıştayın diğer katılımcısı Gazete Duvar yazarı Berrin Sönmez’in dilekçe başvurularına verilen cevapların sorun çözücü niteliği ve memnuniyet yaratma oranına ilişkin sorusuna yanıt veren Hüda Kaya, Dilekçe Komisyonu’nun bazı kararlarına muhalefet şerhi düştüklerini; komisyona gelen dilekçenin konusu çok politik bir durum değil ise ve sosyal konularda ise, obezite ile ilgili alınan kararda olduğu gibi, olumlu olarak neticelenen kararlar da aldıklarını kaydetti.</p>
<p>Çalıştaya katılan sivil toplum temsilcilerinden Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)  Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut, CİSST olarak özellikle TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu’na (İHİK) yaptıkları dilekçe başvurularının çoğunun politik mahpuslardan çok, adli mahkumları kapsamasına ve hatta kimi zaman hayati tehlikesi olan mahpuslarla ilgili olmasına karşın, dilekçelerine yanıt alma oranlarının çok düşük olduğuna dikkat çekti. Bu koşullarda, CİSTT’in dilekçe başvurusunda bulunmayı sürdürmesinin gerekçesini, sorunların çözümüne etki etmekten ziyade, TBMM’den İHİK aracılığıyla bir şikâyet ile cezaevine belge gittiğinde, ilgili kamu idarelerinin dilekçe yanı  vermeseler ya da sağlıklı bilgi paylaşmasalar bile, bir sorun yaşamamak için şikayet konusu olan huşuları  gidermeye yönelik adım atabilmeleri olarak açıklayan Korkut; bunun yanı sıra dilekçe başvurusu yapmalarının diğer gerekçesini, sorunları kayıt altına almak ve ellerinde sayısal bir veri bulundurmak olarak açıkladı. Korkut, özellikle kapalı kurumlarda ve hapishanelerde dilekçe başvurularından olumlu sonuçlar alınmadığını deneyimlediklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>Çalıştayda söz alan ve yeni hükümet sisteminde dilekçe hakkı başvurusuna ilişkin deneyimlerini aktaran Gazete Duvar yazarı Berrin Sönmez ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’nin (CİMER) yeni sistemde “devlete ulaşmanın tek adresi” haline geldiğini kaydederek, 8 Ağustos 2020’den itibaren EŞİK Platformu öncülüğünde yaptıkları ve sayısı bine yakın olan dilekçe başvuruları sürecini anlattı. Kendilerine CİMER tarafından verilen yanıtta, İstanbul Sözleşmesi’nden hiç söz edilmediğini; dahası dilekçelerde cevabı veren kurumun Cumhurbaşkanlığı makamı değil diğer ilgili bakanlıklar ve birimleri olduğunu belirtti.</p>
<p>“Dilekçe değerlendirilmese bile vatandaş olarak dilekçe başvurusu yapılmaya devam edilmelidir. Bugün de ısrarla dilekçe başvurularına devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diyen Sönmez önemli olan hususun, kamunun-idarenin-siyasilerin dilekçe hakkının gereğini yetirmesini sağlayacak açıklamalarda ve faaliyetlerde bulunmak olduğunu söyledi. Sönmez’in vurguladığı bir diğer husus, STK’ların dilekçe başvurusu yaparak, sonuç alamasalar bile, siyasilerin herhangi bir karar alırken bu karara karşı farklı görüşler olup olmadığını kayıt altına almalarını sağlamanın ve   devlet arşivlerinde geleceğin tarihçilerine doküman hazırlamanın gereği idi.</p>
<p><strong>Dilekçe Hakkının Etkin Kullanılmasına İlişkin Çözüm Önerileri </strong></p>
<p>TBMM’de görev alan yasama uzmanları da çalıştayda, dilekçe hakkının hem vatandaşlar hem STK’lar tarafından etkili şekilde kullanılmasına dair görüşlerini dile getirdi. İlk söz alan TBMM Yasama uzmanı ve YASADER Danışma Kurulu Üyesi Habip Kocaman, demokratik yönetişimin ve demokrasinin daha çok içselleştirilmesinin bir gereği olarak, sivil katılımın taşıdığı önem ile sivil toplumun sahip olduğu bilgi, tecrübe ve alan deneyiminin aktarılması açısından, STK’ların yasama sürecine dahil olmalarının gereğini vurguladı. Yeni hükümet sisteminde dilekçe almaya yetkili üç komisyonun (Dilekçe Komisyonu, İHİK ve Kadın erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu-KEFEK) faaliyetlerini eski sistem ile karşılaştırarak değerlendiren Kocaman, içinde bulunduğumuz TBMM 27. Yasama döneminde, bu komisyonlarda daha az sayıda çalışma olduğunu kaydetti. Kocaman, dolayısıyla kuvvetleri ayrılığının gerektirdiği şekilde, denetim yetkisine sahip olan söz konusu üç komisyonun Meclisin denetim yetkisine sağladığı katkıya ilişkin bir artıştan söz edilemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Habip Kocaman’ın dikkat çektiği bir diğer husus, Dilekçe Komisyonu, İHİK ve KEFEK’in Sayıştay’dan denetim talep etme yetkilerinin olduğu, ancak söz konusu ihtisas komisyonlarının bu yetkilerini pek kullanmadığı tespiti idi. Sayıştay’ın özel denetim yetkisinin bu komisyonların faaliyet alanlarına etkisi açısından ciddi bir etkinlik kazandırabileceğini savunan Kocaman, geçmişte bu yetkinin kullanıldığını ve yine kullanılabileceğini hatırlattı.</p>
<p>TBMM Yasama Uzmanı, Doç. Dr. Ahmet Yıldız, yeni sistemde dilekçe başvurularının etkinliği açısından 2010 Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanınmasının, başvuruların etkinliği açısından iyi örnek olarak gösterilebileceğini; bunu “hem iç hukukun işletilmesi hem de temel hak ve özgürlüklerin ihlale uğraması açısından önemli sonuçlar doğuran bir mekanizma olarak” tanımladı.</p>
<p>Dilekçe hakkının etkin şekilde kullanılmasını başvuruları değerlendiren ve sonuca bağlayan kurumların uzmanlık bilgisi üzerinden ve başvuruyu değerlendiren kurumun yaptırım gücü; başvuruların niteliği; dilekçe başvurusu almaya etkili kurumlar arasında doğru işbölümü ve ihtisaslaşma; demokratik siyasi kültürün gelişkinliği ve iktidar ve muhalefet ilişkileri ekseninde dört temel başlık üzerinden değerlendiren Yıldız’a göre, Dilekçe hakkının siyasi, hukuki ve teknik boyutu bulunuyor.</p>
<p>Siyasi karar organlarını denetleyen  denetim kuruluşlarının siyasal, hukuki ve idari açıdan, neyi, nasıl yaptığını sormamız gerektiğini kaydeden Ahmet Yıldız, bu Komisyonlar “doğru denetimi, doğru yere yapıyor mu?” sorusunun önemine işaret etti.  İnsan hakları açısından dilekçe başvurularına konu odaklı yaklaşılmasının isabetli olacağını söyleyen Yıldız, Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün önemli bir sorun alanı olduğunu, bu çerçevede İHİK tarafından yapılan denetim ile Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan bireysel başvuruların ayrı ihtisas alanları olduğunun altını çizdi. Yıldız ayrıca, dilekçe başvurularında konu bazlı farklılıklar ekseninde, başvuruların “sonuca bağlanması için uygun araçlar ve mekanizmalar harekete geçirilmelidir. Öbür taraftan konu bazlı meseleleri problematize etmiyorsanız, bunlar karşılıksız kalıyorsa, insan hakları açısından ciddi sorunlar, siyasal açıdan da devre dışı kalır” uyarısından bulundu.</p>
<p>Dilekçe hakkının çok geniş bir alan olduğunu, asıl olarak dilekçe hakkının iktidar ve muhalefet arasındaki ayrışmadan ve politizasyondan uzak şekilde, “demokratik vatandaşlık hakkı” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, dolayısıyla dilekçe başvurularının konu alanları üzerinden özelleştirilmesinin elzem olduğunu kaydetti. Ahmet Yıldız, dilekçe hakkının etkin kullanılabilmesi için doğru denetim mekanizmaları ve konu alanları açısından özelleştirilerek düzenlenmesi gerektiğini; aksi taktirde, CİMER gibi devasa bir kurumun şemsiye kuruma dönüşeceğini vurguladı. Özetle Yıldız, dilekçe hakkına ilişkin biraz daha özelleşme, ihtisaslaşma ve doğru işbölümüne ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Çalıştayda söz alan ve çözüm önerilerini dile getiren bir diğer isim olan Yasama Uzmanı Kadir Aktaş, konuşmasında Habip Kocaman tarafından temas edilen hususlara ek olarak, milletvekillerinin komisyon görevi çerçevesinde inceledikleri dilekçe sayısı ile vekillerin Komisyonların verdiği dilekçeye dair kararlardan tatmin olmadığı durumda itiraz haklarını kullanıp kullanmadıklarının sistemin etkin kullanıp kullanmadığında önemli göstergelerden biri olduğunu belirtti. Mevzuatın, vekillere söz konusu üç komisyonda alınan kararlara itiraz ederek, dilekçe konusunun esastan incelenmesini ve hatta konuyu son aşamada Meclis Genel Kurulu’na taşıyabilme hakkı verdiğini hatırlatan Aktaş, itiraz mekanizmasının işletilmesinin “doğrudan sonuç doğuran talep” olarak değerlendirdi.</p>
<p>Aktaş’ın konuşmasında dikkat çektiği bir diğer husus, Türkiye’de dilekçe hakkına ilişkin mevzuatın diğer modern ülkelere kıyasla daha ileri bir düzeyde olduğu ve dilekçe başvurusu almaya yetkili çok sayıda kurumun varlığı idi. Dilekçe hakkının kullanılmasının asıl olarak mevzuat açısından değil, uygulama yönünden değerlendirilmesini isabetli bulan Aktaş, siyasi başvuru hakkı üzerinden yapılacak çıkarımların, diğer hak arama kurumlarına da genelleştirmenin mümkün olduğuna işaret etti.</p>
<p>Aktaş ayrıca, vatandaşlar açısından siyasi makamlara dilekçe başvurusu hakkının mevcut olmasının, doğrudan demokrasiye yaklaşan bir usul olduğunu belirterek, TBMM düzeyinde dilekçe almaya yetkili olan 3 komisyonun ne ölçüde anayasal görevini yerine getirdikleri sorusunun bu nedenle önemli olduğunu vurguladı. Bu noktada, TBMM’de dilekçe almaya yetkili Dilekçe Komisyonu, İHİK ve KEFEK’in kaç dilekçeyi incelediğine ve bu dilekçeleri komisyon üyelerinin ne ölçüde incelediklerine bakılması gerektiğine dikkat çeken Aktaş, söz konusu  komisyonlarda görev alan vekillerin bu incelemeleri layığıyla yerine getirmemeleri durumunda, Anayasa’da gözetilen menfaatlerin yerine getirilemeyeceğinin altını çizdi.</p>
<p>Sorunun ana omurgasını oluşturan hususun vekillerin ve sivil toplum dahil olmak üzere, her bir aktörün kendi sorumluluklarını layığıyla yerine getirmesi olarak özetleyen Aktaş’a göre, komisyonda görevli olmayan vekiller de komisyonların çalışmalara katılabilir; Komisyonların verdikleri kararlara itiraz edebilirler. İtiraz hakkını kullanmanın, dilekçe hakkının etkin işlemeyişi önündeki “tıkanıklıkları giderebilecek bir müessese” nitelendiren Aktaş, istatistiksel olarak vekillerin itiraz haklarını düşük oranda kullandıklarının görüldüğünü söyledi. “Dilekçe hakkı bir siyasi katılım hakkıdır ama aynı zamanda doğal hakkıdır. Mağdur durumda olan, kişi bunu iletmelidir. Bu kanallar işlemezse bireysel ve toplumsal buhrana da dönüşecektir.” diyen Kadir Aktaş, mevcut mekanizmaların tekrardan ve ciddiyetle işletilmesine yönelik gayret gösterilmesi,  yeni kurumlar oluşturulmasından daha isabetli sonuçlar verecek.</p>
<p><strong>Nitelikli Başvurular Nitelikli Yanıt Almayı Sağlıyor</strong></p>
<p>Çalıştayda son olarak söz alan Dilekçe Komisyonu’nda görevli Koordinatör Yasama Uzmanı Akif Celal Kocaoğlu; her konuda vatandaşlardan başvuru geldiğinin altını çizerek, kanun değişikliği taleplerini milletvekillerine ileten Dilekçe Komisyonu’nun, özellikle kabul edilen kanunlara ilişkin bir geri besleme mekanizması işlevini üstlendiğini dile getirdi.</p>
<p>Kocaoğlu, yoğun başvuruya konu olan hususlarda ilgili bakanlıklardan kanunun uygulamasını gözden geçirmeye ilişkin rapor istenirken, geçmiş yıllara ilişkin istatistiki verilerin yanı sıra karşılaştırmalı çalışmaların da talep edildiğini vurguladı. Bu sayede uygulamadaki sıkıntılara kamu kurumlarının dikkatini çeken Dilekçe Komisyonu’nun; 2017 yılında evlilik programlarından şikayetler üzerine konu hakkında ayrıntılı çalışmaya karar verdiğini, bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi istenmesinin ardından yapılan kanuni düzenlemeyle söz konusu programların yasaklanmasının yolunun açıldığını hatırlatan Kocaoğlu, mevzuattaki sorunların çözülmesine ve eksikliklerin giderilmesine Komisyonun hizmet ettiğini vurguladı.</p>
<p>Organize bir yapı olması ve sahip olduğu profesyonel destek alma imkanından bahisle, sivil toplumun önemine dikkat çeken Kocaoğlu; STK’lar tarafından yapılan başvurulardaki hukuki ve teknik açıdan zenginleştirilmiş metinlerin, kamu kurumlarından gelen cevapların daha nitelikli hale gelmesine sebep olduğunun altını çizdi. Özellikle dilekçe hakkı bağlamında denetimin etkinliği ve yasama kalitelisinin artırılması açısından, sivil toplumun katılımının önemsendiğini ve katkılarının beklendiğini ifade etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesinin ardından TBMM İçtüzüğünde yapılan değişiklikle; Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanlar için Dilekçe Komisyonu kararlarını yerine getirme zorunluğunun geldiğinden bahseden Kocaoğlu, yeni hükümet sisteminde Komisyonun geçmiş yıllara nazaran daha uzun süre çalıştığını söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/05/dilekce-hakki-ve-stklar-cevrimici-calistayi-ve-cozum-onerileri/">“Dilekçe Hakkı ve STK’lar” Çevrimiçi Çalıştayı ve Çözüm Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EŞİK&#8217;ten Dilekçe ve Açık Mektup Kampanyası&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/esikten-dilekce-ve-acik-mektup-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:39:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58852</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmalar bir süredir durulmuş gibi görünürken, TBMM’nin 1 Ekim’de açılması ile kadın örgütleri siyasilere ulaşma çabasını artırıyor. Sözleşmenin etkin şekilde uygulanması talebiyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) dilekçe başvurusu yapan kadın örgütleri, Cumhurbaşkanlığı makamına ulaşamadıklarını ve taleplerine yanıt alamadıklarını açıklayarak, yeni bir eylem stratejisi geliştirdi.  Dilekçe başvurusunun ardından siyasilere ‘açık mektup’ yolu ile ulaşma mücadelesi veren EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nu oluşturan kadın örgütleri, İstanbul Sözleşme’nin uygulanması amacıyla meclisi göreve davet ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/esikten-dilekce-ve-acik-mektup-kampanyasi/">EŞİK&#8217;ten Dilekçe ve Açık Mektup Kampanyası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>#MeclisGöreve hastagi ile EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu tarafından başlatılan ve “<a href="https://esikplatform.net/meclis-goreve/">İstanbul Sözleşmesi’nin Uygulanması İçin TBMM’yi ve TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop’u Göreve Çağırıyoruz</a>” başlığıyla 29 Eylül’de paylaşılan basın bülteninin yayınlanmasının öncesinde, pek çok kadın örgütü çeşitli şekillerde İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmasına karşı çıktı ve pandemi koşullarında alanlarda protesto gösterilerine katıldı. Sosyal medyada çeşitli başlıklar ile kampanyalar yürütüldü.</p>
<p>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu tarafından ilk aşamada CİMER üzerinden iki kez dilekçe başvurusu yaparak ve şimdi açık mektup yolu ile doğrudan siyasilere ulaşma çabasını ele alacağımız bu yazıda, kadın örgütlerinin doğrudan siyasilere ulaşma çabasını görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmalarda muhatap alınmak ve süreçlere dahil olmak isteyen kadın örgütleri, karar alma mekanizmalarına doğrudan ulaşmak için, anayasa ve yasalar tarafından kendilerine tanınan hakları kullanarak aktif bir savunuculuk stratejisi geliştiriyor.</p>
<p><strong>İstanbul Sözleşmesi ve Dilekçe Hakkı </strong></p>
<p>Yeni hükümet sisteminde en yetkili makam olan Cumhurbaşkanlığı makamına anayasal bir hak olan dilekçe haklarını kullanarakEŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun öncülüğünde bireysel olarak dilekçe başvurusunda bulunan kadınlar, ‘siyasi başvuru’ hakkı olarak kabul edilen ve anayasal haklarını (Anayasa 74. Madde) kullanıyorlar.</p>
<p>Bu kapsamda, Sivil Sayfalar tarafından hazırlanan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/stklarin-dilekce-hakki-basvurularinin-izlenmesi-raporu-yayinlandi/">STK’ların Dilekçe Başvuruları’nın İzlenmesi</a> başlıklı raporda da belirtildiği gibi, “…dilekçe hakkının STK’lar tarafından etkin kullanılması, kararları etkileme ve dönüştürmenin yanı sıra ; başvuruların yasama organına iletilebilmesi ve gündeme gelebilmesi bile sistemin demokratik niteliğinin belirlenmesinde önemli bir kriter niteliğini taşımaktadır. Diğer bir deyişle, STK’ların karar mekanizmalarına dilekçe hakkı ile katılımı demokratik bir sistemin kapsayıcılığı ve hesap verilebilirliğini ortaya koyan önemli bir göstergedir.”</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmalarda kadın örgütlerinin görüşlerini siyasi organlara iletebilme ve kararları etkileyebilme çabasını dilekçe hakkını kullanarak yerine getirme gayreti şu aşamada sonuçsuz kalmış görünüyor.</p>
<p>Gazete Duvar yazarı ve EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesi Berrin Sönmez,  <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/09/15/cimer-listesinde-fahrettin-altunla-kose-kapmaca">CİMER Listesinde Fahrettin Altun’la Köşe Kapmaca</a> başlıklı yazısında, kadın örgütlerinin İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmaların sonlanması ve kadına yönelik şiddetle etkin şekilde mücadele edilmesi amacıyla yürüttükleri faaliyetlerden biri olan CİMER kanalı ile dilekçe başvurusunda bulunma süreçlerini özetliyor. Sönmez, kadınların, ‘doğrudan Cumhurbaşkanlığı’ sloganıyla tanıtılan yeni hükümet sisteminde CİMER aracılığıyla, Cumhurbaşkanı&#8217;na taleplerini doğrudan iletmeyi denediklerini ancak yanıt alamadıklarını anlatıyor. CİMER’in yeni sistemde “devlete ulaşmanın tek adresi” haline geldiğini kaydeden Sönmez, 8 Ağustos&#8217;tan itibaren EŞİK Platformu öncülüğünde yapılan ve sayısı bine yakın olan ilk dilekçe başvurularına verilen yanıtta İstanbul Sözleşmesi’nden hiç söz edilmediğini; dahası dilekçelerde cevabı veren kurumun Cumhurbaşkanlığı makamı değil diğer ilgili bakanlıklar ve birimleri olduğunu kaydediyor.</p>
<p><strong>EŞİK Platformu’ndan Meclise, Vekillere ve Sivil Topluma Açık Çağrı </strong></p>
<p>CİMER’e yapılan ve sonuçsuz kalan dilekçe başvurularının artından EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu , TBMM’ye hitaben ‘<a href="İstanbul%20Sözleşmesi’nin%20Uygulanması%20İçin%20TBMM’yi%20ve%20TBMM%20Başkanı%20Sayın%20Mustafa%20Şentop’u%20Göreve%20Çağırıyoruz">Meclis Göreve</a>’ başlığı ile hazırladığı metinde “İstanbul Sözleşmesi uygulansın ve denetlensin” talebini yineliyor ve 65 günlük aranın ardından mesai yapacak olan TBMM’yi, Sözleşme’nin uygulanması ve denetlenmesi konusunda göreve davet ediyor. Yanı sıra, tüm siyasi partileri, milletvekillerini ve sivil toplumu kadına karşı şiddetle mücadelede sahip oldukları sorumlulukları yerine getirmeye ve kadın örgütlerini desteklemeye çağırıyor.</p>
<p>Metinde, aralarında Türkiyeli vekillerin de bulunduğu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (PACE) Eşitlik ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi’nin 11 Eylül’de İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması yönünde meclis üyelerini göreve çağırdığı hatırlatılıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin uluslararası bir sözleşme olarak bağlayıcılığına dikkat çekilerek, siyasi bir aktör olarak TBMM, kadına karşı şiddetle mücadelede oynaması gereken ‘tarihsel rolün gereğini yerine getirmek’ üzere davet ediliyor. Bu davete gerekçe olarak, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması konusunda TBMM’nin de sorumluluğu, politika oluşturucu ve denetleyici görevleri bulunduğu belirtiliyor.</p>
<p>Platform, “kadın cinayetlerinin cinskırım boyutlarına ulaştığı ülkemizde” “karalama kampanyası” ile sözleşmeden çekilmesi tartışması açılmasını, “kadınların hayatına kasteden, eşit ve özgür bir hayat sürmelerine karşı açılan bir savaşın simgesi” olarak nitelendiriyor.</p>
<p>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun hazırladığı metinde, yine İstanbul Sözleşmesi’nin denetleme organı olan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu’nun (GREVIO) Türkiye hakkında hazırladığı 2018 tarihli raporda, Türkiye’nin kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda atması gereken adımların kısa, orta ve uzun erimli olarak net bir biçimde belirtildiği ancak raporun gereklerinin yerine getirilmediği vurgulanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/esikten-dilekce-ve-acik-mektup-kampanyasi/">EŞİK&#8217;ten Dilekçe ve Açık Mektup Kampanyası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK’lar Yasama Sürecine Nasıl Etkin Katılabilir?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/01/stklar-yasama-surecine-nasil-etkin-katilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 11:44:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ETKİNİZ AB Programı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar, yeni hükümet sistemine geçilmesinin ardından yasama organında dilekçe başvurusu almaya yetkili kurumları ele alan “STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi” başlıklı raporu yayımladı. Etkiniz AB Programı desteğiyle yapılan araştırmanın temel hedefi, STK’ların toplumsal öneri ve taleplerini hükümete ulaştırabilecekleri dilekçe kanalına ilişkin farkındalık oluşturmak!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/01/stklar-yasama-surecine-nasil-etkin-katilabilir/">STK’lar Yasama Sürecine Nasıl Etkin Katılabilir?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etkiniz AB Programı desteği, Yaşama Dair Vakıf işbirliğiyle Sivil Sayfalar tarafından hazırlanan “STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi” başlıklı rapor, Dilekçe Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu (İHİK) ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na (KEFEK) yapılan başvuruları insan hakları izleme göstergesi çerçevesinde incelemekte. Rapora göre dilekçe hakkı sivil toplum tarafından etkin kullanılmıyor!</p>
<p>Rapor temelde yasama organında dilekçe başvurusu almaya yetkili üç farklı komisyonu incelemekte. Böylece araştırma sürecinde STK’ların Meclis çalışmalarına katılımı ve aldığı sonuçlar değerlendirildi. Bunun yanında dilekçe hakkının daha etkin kullanımı için farkındalık da oluşturulmuş oldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-57500" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Komisyonların-Görevleri.jpg" alt="dilekçe hakkı raporu" width="360" height="161" /></p>
<p><strong>Hangi Yöntem İzlendi?</strong></p>
<p>Araştırma raporu, Mayıs-Temmuz 2020 tarihleri arasında niceliksel yöntem ile gerçekleştirilen ve derinlemesine görüşmeleri kapsayan saha araştırması, arşiv taraması ve analizlerini kapsıyor. Bu çerçevede STK’ların yasama süreçlerine katılımıyla ilgili 25 Haziran 2018 &#8211; 30 Haziran 2020 tarihlerini kapsayan dilekçeler derinlemesine incelendi ve uzmanlarla birebir görüşüldü.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Dilekçe Hakkında Değişiklik Yaptı mı?</strong></p>
<p>2017 yılında yapılan referandumda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 24 Haziran 2018’de yapılan genel seçim sonrasında fiilen uygulamaya geçti. Yeni sistemle yasama süreci, yasama-yürütme ilişkileri ve yürütmenin TBMM’de temsili gibi konularda önemli değişiklikler oldu.</p>
<blockquote><p>Dilekçe Komisyonu’na gelen bir talep, kamu yararı niteliği taşıyor ise yasa konusu olarak değerlendirilerek, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülebilmekte.</p></blockquote>
<p>Fakat rapora göre, yeni sistemle birlikte mevzuatta dilekçe hakkının kullanılmasına ilişkin bir değişiklik olmadı. Yeni siteme geçişle uygulamada dilekçe hakkının kullanılmasına ilişkin yarattığı etkini ise tartışmalı durumda. Bunun yanında demokratik sürecin önemli araçlarından biri olan dilekçe hakkını hafife almamakta fayda var. Çünkü ülkemizde Dilekçe Komisyonu’na gelen bir talep, kamu yararı niteliği taşıyor ise yasa konusu olarak değerlendirilerek, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülebilir.</p>
<p><strong>STK’lar Dilekçe Hakkı ile İlgili Ne Düşünüyor?</strong></p>
<p>Araştırma kapsamında Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), İnsan Hakları Derneği, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM), Tohum Otizm Vakfı, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, KAOS-GL ve Hrant Dink Vakfı olmak üzere toplam 7 farklı kuruluş ile görüşüldü.</p>
<blockquote><p>Uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde.</p></blockquote>
<p>Gerçekleştirilen mülakatlarda STK’ların dilekçe hakkının sivil toplum tarafından etkin kullanılmadığı konusunda ortak bir görüşe sahip olduğu gözlemlendi. Rapora göre STK’lar açısından dilekçe hakkının kullanılmasında asıl muhatabın TBMM ve vekiller olduğunu düşünülmekte. Bunun yanında uzmanlarla gerçekleştirilen mülakatlara göre ise uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde. Birçok STK dilekçe hakkı başvurusunda bulunarak sorunlarını, görüş ve önerilerini mevcut mevzuat hükümleri ile karar alıcılara iletebilmek için çeşitli seçenekleri olduğundan haberdar değil.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-57503" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/STK-Mulakat-640x289.png" alt="" width="560" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/STK-Mulakat-640x289.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/STK-Mulakat-1024x463.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/STK-Mulakat.png 1115w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" />Oysa hak arama yollarından biri olarak STK’ların dilekçe hakkına başvurması ve savunuculuk faaliyetleri yürütmesi açısından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Parlamenter Sistem arasında temel bir fark olmadığı görülüyor.</p>
<p><strong>Uzman Görüşleri&#8230;</strong></p>
<p>Dilekçe hakkının STK’lar tarafından etkin kullanılıp kullanılmadığı sorusunu ve yeni hükümet sisteminin buna etkisini inceleyen rapor, söz konusu durumla ilgili TBMM’de görev alan ve siyaset bilimi alanında uzman kişilerin görüşlerine de başvurdu. Rapora göre uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde. Uzmanların mutabık oldukları bir diğer konu ise dilekçe hakkının siyasi olarak kritik bir öneme sahip olduğu. Buna göre dilekçe hakkı, belli bir problemin yasama meclisinde ifade edilmesi, belli bir duyarlılığın gösterilmesi ve farkındalığın oluşturulmasına olanak sunuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-57504" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Yahya-Akman.jpg" alt="" width="303" height="340" />Örneğin Dilekçe Komisyonu eski Başkanı ve Kamu Denetçisi Yahya Akman, dilekçe başvuruları üzerinden toplumla interaktif bir ilişki kurularak, daha sonra ortaya çıkacak hak ihlal ve kayıplarının önüne geçilebileceğini belirtmekte. Doç. Dr. Ahmet Yıldız’a göre ise, STK’ların dilekçe hakkı ile başvuruda bulundukları konuda netice alabilmeleri için sistemin demokratik kapsayıcılığı ve açıklığı oranında mümkün olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Bunun yanında görüşlerine başvurulan uzmanlar, yeni hükümet sisteminin dilekçe hakkı üzerindeki etkisi konusunda farklı görüşlere sahip. Uzmanların bir kısmı yeni hükümet sisteminde TBMM’de dilekçe hakkının daha etkin kullanılmasının mümkün olduğunu savunurken; diğerleri sistemin meclisin yetkilerini azaltması ve meclisi etkisiz kılmasıyla dilekçe hakkının etkin kullanılmasının mümkün olmadığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>STK’lar Dilekçe Hakkını Neden Etkin Kullanamıyor?</strong></p>
<p>STK’ların dilekçe hakkını etkin kullanamayışının başında dilekçe hakkı ve siyasi başvuru hakkına ilişkin bilgi sahibi olunmaması geliyor. Bunun yanında dilekçe başvurusu yapacak ve sonrasında neticesini takip edecek savunuculuk stratejisine sahip STK sayısının az olması gibi yapısal sorunlar da yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-57501" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Gorsel-Dilekçe-Sayıları-1.jpg" alt="" width="560" height="246" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rapora göre mevcut siyasi kutuplaşmanın sivil toplum alanında da etkisinin olduğu gözlemlenmekte. STK’lar yeni hükümet sisteminde Meclis komisyonlarının etkisinin azaldığı, başvurularının sonuçlanmayacağıyla ilgili yargılar ve kimi zaman da siyasi bakış açıları sebebiyle dilekçe hakkını kullanmayabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-57502" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Gorsel-Dilekçe-Sayıları-2.jpg" alt="" width="560" height="245" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi başlıklı Rapor Ne Öneriyor?</strong></p>
<p>Sivil toplum aktörleri tarafından dilekçe hakkının etkin şekilde kullanılması ve siyasi başvuru hakkının beklenen sonucu doğurması için Rapor, aşağıda yer alan hususların dikkate alınmasını öneriyor:</p>
<ul>
<li>Sivil toplum aktörlerinin etkili savunuculuk stratejileri geliştirerek, yasama meclisine daha çok ve iyi hazırlanmış dilekçelerle başvuruda bulunmalı,</li>
<li>Sivil toplum dilekçe hakkını daha çok kullanması ve bu sayede demokrasiye sivil katılım sağlaması için hak arama yollarına ilişkin bilgi ve farkındalığı artırıcı çeşitli çalışmalar hem kamu hem STK’lar tarafından yürütülmeli,</li>
<li>Dilekçe hakkı almaya yetkili kurumların başvuru yolları ve veri tabanlarının insan hakları izleme yapılmasına uygun şekilde revize edilmeli,</li>
<li>Dezavantajlı gruplara ilişkin dilekçe başvurularının veri tabanından ayrıştırılarak kaydedilmeli,</li>
<li>Hak arama kurumları arasında iş birliği ve koordinasyonun artmalı,</li>
<li>Sivil toplum ve kamu arasında karşılıklı güvene ve anlayışa dayanan yapıcı bir ilişki kurulabilmeli.</li>
</ul>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için<a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/stklarin-dilekce-hakki-basvurularinin-izlenmesi-raporu-yayinlandi/"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/01/stklar-yasama-surecine-nasil-etkin-katilabilir/">STK’lar Yasama Sürecine Nasıl Etkin Katılabilir?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
