<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DİKAD arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dikad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dikad/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2020 12:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>DİKAD arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dikad/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın Girişimci Startup Yarışması Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/28/kadin-girisimci-startup-yarismasi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 12:27:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56320</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİKAD (Diyarbakır İş Kadınları Derneği) ve Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın erken aşama yatırım platformu Startupfon işbirliği kapsamında bu yıl Kadın Girişimci Startup Yarışması başlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/28/kadin-girisimci-startup-yarismasi-basliyor/">Kadın Girişimci Startup Yarışması Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2. DİKAD Ekonomi Kadın Zirvesi adı altında gerçekleştirilecek olan zirvenin amacı Türkiye’deki kadınların iş hayatına entegrasyonunun artırılması, yenilikçi iş fikirlerinin teşvik edilmesi, melek yatırımcılık ve girişimcilik ekosisteminin gelişmesine katkı sunulması. Diyarbakır’da gerçekleştirilecek olan zirvede Türkiye’nin dört bir yanında faaliyetlerini sürdüren kadın girişimcilerin başvuruları değerlendirilecek olup, uygun adaylar yarışmaya katılmaya hak kazanacaklardır.</p>
<p><strong>Başvuru Şartları</strong></p>
<p>– Girişimin en az bir kurucu üyesinin kadın olması</p>
<p>– Tam zamanlı olarak sadece girişimi için çalışan ve teknik yetkinlikleri eksiksiz ekip</p>
<p>– Hedef pazarı büyük ve hızlı ölçeklenebilecek iş modeli</p>
<p>– En fazla 5 yıl önce kurulmuş olması</p>
<p>Başvuru yapanlar arasından seçilecek girişimcilere mentorluk, yatırımcı sunumu ve melek yatırımcılarla bir araya gelme imkanı sağlanacaktır.</p>
<p>Başvurularınızı, <strong>30 Eylül 2020</strong> tarihine kadar <a href="https://startupfon.com/register?from=dikad">buradan başvurabilirsiniz.</a></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-56322" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/proje-takvimi-640x220.jpg" alt="" width="640" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/proje-takvimi-640x220.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/proje-takvimi.jpg 723w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/28/kadin-girisimci-startup-yarismasi-basliyor/">Kadın Girişimci Startup Yarışması Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jiyan Semt Pazarı’nın Hikayesini Konu Alan ‘’Terazi’nin’’ Galası Yapıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/jiyan-semt-pazarinin-hikayesini-konu-alan-terazinin-galasi-yapildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 13:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cosmos Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[jiyan semp pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Semt Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet İsmail Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Akkuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk ‘Kadın Semt Pazarı'nın hikayesi 'Terazi' belgeseliyle beyaz perdeye taşındı. DİKAD'ın katkılarıyla hazırlanan belgeselin yönetmenliğini ise Cosmos Medya'nın ödüllü iki genç yönetmeni, Ramazan Akkuş ve Mehmet İsmail Çeçen üstlendi. İlk galası Diyarbakır'da yapılan Terazi'nin ikinci gösterimi 20 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/jiyan-semt-pazarinin-hikayesini-konu-alan-terazinin-galasi-yapildi/">Jiyan Semt Pazarı’nın Hikayesini Konu Alan ‘’Terazi’nin’’ Galası Yapıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38118 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/FB_IMG_1556781841152.jpg" alt="" width="367" height="237" />Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde 2013 yılında kurulan Jiyan Semt Pazarı, Türkiye’nin ilk kadın semt pazarı özelliğini taşımakta. Şiddete maruz kalan ve maddi durumu kötü olan kadınları istihdam etmek için dönemin Bağlar Belediyesi tarafından 250 kadınla kurulan pazar, şiddet mağduru, boşanmış, ayrıldığı için ailesi tarafından reddedilen, çalıştığı işten çıkarılan, eşi çalışamayan ya da cezaevinde ve maddi durumu kötü olan onlarca mağdur kadının yer aldığı bir pazar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Türkiye’nin ilk kadın semt pazarının direnişi  ve pazarcı kadınların yaşadıkları sıkıntı ve hayat mücadelelerinin konu olduğu belgeselin yapımını Diyarbakır İş Kadınları Derneği ve çekimini ise Cosmos Medya üstlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Galaya, Ahlat Ağacı, Kış Uykusu filmlerinin yapımcısı Zeynep Atakan; Üç Maymun, Kelebeğin Rüyası, Dedemin İnsanları gibi birçok yapıtın görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki; Şair, yazar ve gazeteci Yılmaz Odabaşı, Haber Global Televizyon Kanalı Program Koordinatörü Cansel Poyraz, Sunucu Begüm Bağca gibi isimlerin yanı sıra, pazarcı kadınlar, aktivistler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler, gazeteciler ve iş insanları katıldı. </span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-38119 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/FB_IMG_1556781835533.jpg" alt="" width="370" height="239" /></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Galanın açılış konuşmasını belgeselin yapımını üstlenen DİKAD Başkanı Reyhan Aktar yaptı. Örgütlü ve kamusal alanda var olan kadının eğitimli kadınlardan daha iyi bir noktada olduğuna dikkat çeken Aktar, bu belgesel ile pazarcı kadınların yaşadıkları zorluklar ve ayakta kalma mücadelesine dikkat çekmek istediklerini belirtti.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belgesel ile pazarcı kadınların hikayesi anlatılırken, iş gücüne katılmak isteyen kadınların cesaretlendirmeyi amaçladıklarını belirten Aktar, &#8220;Aynı zamanda bu belgesel; yaşadıkları zorluklar karşısında birbirlerine tutunan kadınların, örgütlü hareket ederek, hangi zorlukların üstesinden gelebildiklerini göstermekte. Hayat hikayeleri ve hayata karşı duruşları karşısında hayranlık duyacağımız, çokça rol model kadının yer aldığı bir çalışma oldu. Özellikle son iki yıldır kadınların pazar kurdukları bölgelere erkek pazarcıların göz dikmiş olması karşısında büyük bir mücadele örneği gösteren kadınlar, bu belgeselde de, bu pazarın onlar için neden bu kadar önemli olduğunu ifade etmekteler. Ekmek kavgalarının onlar için, kadınlar için, neyi ifade ettiğini anlatmaktalar.’ diye konuştu.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38120 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/FB_IMG_1556781826112.jpg" alt="" width="333" height="215" />‘’Hikayemiz Evinden Çıkamayan Kadınlara Cesaret Olsun‘’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jiyan Semt Pazarı Dernek Başkanı Gazal Tunç ise bu belgeselin kendileri için bir umut olduğunu ve hikayelerini evinden dışarı çıkamayan bütün kadınlara da örnek olması gerektiğini belirterek, &#8221;Jiyan Semt Pazarının kurulduğu günden bu güne büyük zorluklar yaşadık. Geçen yıl erkek pazarının Bağlar Belediyesinin kararı ile Bağcılar bölgesine girmesi oradaki kadın pazarcılar olarak hepimizi zor durumda bıraktı. Biz 1. erkek pazarının, bizim için belirlenen Bağcılar bölgesinden çıkarılması için mücadele ederken şimdi 2. Erkek pazarının da alanlarımıza girmesi riski ile karşı karşıyayız. 2. Erkek pazarı da bağcılar bölgesine girerse hiçbir kadının pazarcılıkla ayakta kalma gücü kalmaz.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuruldukları günden bugüne yaşadıkları sorunlarla mücadele ederken, birçok kuruma ulaştıklarını ve şimdi kurumlardan çeşitli sözler aldıklarını ifade eden Gazal Tunç; ‘’Ticaret Odası, Esnaf Sanatkarlar Odası, Baro, İHD ve gittiğimiz tüm partiler seçimlerden sonra uzlaşma ve yanımızda olma adına harekete geçeceklerini ifade ettiler. Bu projenin sonlanmaması ve kadınlar olarak devam edebilmemiz için Diyarbakır halkının yanımızda olduğunu görmek istiyoruz. Bu vesile ile tüm işçi kadınların ev emekçisi kadınların da işçi bayramını kutluyorum. Birbirlerine dayanmaktan vazgeçmesinler.’’ şeklinde konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk gösterimi Diyarbakır’da yapılan belgeselin ikinci gösterimi 20 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek. Eylül ayından itibaren İzmir, Ankara, Adana ve daha birçok ilde gösterilecek belgesel, TÜRKONFED çatısında bulunan 42 kadın derneği ile de paylaşılacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/jiyan-semt-pazarinin-hikayesini-konu-alan-terazinin-galasi-yapildi/">Jiyan Semt Pazarı’nın Hikayesini Konu Alan ‘’Terazi’nin’’ Galası Yapıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da Bir İlk: Ekonomi ve Kadın Zirvesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/05/diyarbakirda-bir-ilk-ekonomi-ve-kadin-zirvesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2018 12:49:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[1. Ekonomi ve Kadın Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel kalkınma ve kadın politikası]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsar Pekcan]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKONFED]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32201</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİKAD tarafından Diyarbakır’da ilke kez düzenlenen "1. Ekonomi ve Kadın Zirvesi" ekonomi, siyaset ve sivil toplum camiasının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan vekili Ali Eroğlu’nun da katıldığı zirvede, eski ve mevcut milletvekilleri de yer aldı. Diyarbakır’da Kadın Girişimciliğinin Durumu ile ilgili hazırlanan raporun sonuçları zirvede paylaşıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/05/diyarbakirda-bir-ilk-ekonomi-ve-kadin-zirvesi/">Diyarbakır’da Bir İlk: Ekonomi ve Kadın Zirvesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD), Diyarbakır’da ilk kez bir Ekonomi ve Kadın Zirvesi düzenledi. Programda; Diyarbakır ve Bölgede Ekonomi ve Kadın, Bölgesel Kalkınma Politikaları, Marka Kadınlar, İş Dünyası ve Sivil Toplumda Kadın oturumları gerçekleştirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programın açılış konuşmasını yapan DİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Reyhan Aktar, birçok kadını eğitim programları ve sertifikalarla iş dünyasına kazandırdıklarını söyledi. Kadın istihdamında Türkiye ortalaması yüzde 32-33 civarında iken bu oranın Diyarbakır ve Urfa gibi bölge şehirlerinde yüzde 22 civarında olduğunu vurgulayan Aktar, “kadının iş dünyasına kazandırılması konusunda önündeki en büyük engel, kadının eğitime ulaşmasındaki zorluk ve kadınlarımızın geleneksel aile yapısı sorunudur. Bu sorunları yapıcı çözüm önerilerimizle aşmayı hedefliyoruz.” açıklamasında bulundu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32204" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/4-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/4-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/4-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/4-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/4.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktar’dan sonra sözü alan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Eroğlu, TÜRKONFED’in  son 3 yılda toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde kadınların hayatın her alanına aktif ve etkin katılımı için farkındalık yaratan projeleri hayata geçirdiğini vurgulayarak, </span><span style="font-weight: 400;">bölgesel kalkınma ve kadın konularının çalışma alanları içinde önemli bir yer tuttuğunu söyledi. </span><span style="font-weight: 400;">Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “2025 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması halinde dünya ekonomisine 12 trilyon dolarlık bir katkının ortaya çıkacağı düşünülüyor. İş gücü açısından, kadın-erkek uçurumundan kaynaklanan ekonomik kaybımız Gayri Safi Milli Hasılamızın yüzde 25&#8217;ine denk gelirken, kadın elinin ve emeğinin değmediği ülkelerde ekonomik kayıp yüzde 30&#8217;lara kadar çıkıyor. Kadınların aktif katılımı, üretim, bereket, refah ve kalkınma sağlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde kadının çok yönlü güçlendirilmesi, siyaset, iş ve toplumsal hayata kadınların aktif katılımını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi, ülkemizin kalkınması için de olmazsa olmaz koşuldur. Gelişmiş bir ekonomi ve gelişmiş bir demokrasiye giden yol kadının güçlendirilmesinden geçmektedir.&#8221;</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32206" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5-640x640.jpg" alt="" width="640" height="640" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/5.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programa katılan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan kadın girişimciliğini destekleme konusunda bakanlık olarak yaptıklarını anlattı. Bakan Pekcan şunları söyledi: Kadınların iş hayatına katılım oranının Avrupa&#8217;da yüzde 52&#8217;lerde, dünya ortalamasının ise yüzde 50&#8217;lerde. Türkiye&#8217;de hala bu yılın temmuz ayı verilerine göre bu oran yüzde 34,7’dir. Ama bu rakamlar yeterli değil, bunu artırmamız lazım. Bizim orta gelir seviyesinden yüksek gelir seviyesine çıkabilmemiz için teknolojiye yatırım yapmamız, ihracatı artırmamız, ihracatı KOBİ&#8217;lere, esnafa yaymamız, kadın girişimci sayımızı dünya ortalamasına en azından çıkarmamız lazım. Burada alacağımız yol var ve yapacağımız çok şey var. Kadınların eğitimine de girişimciliğine de son derece önem veriyoruz. Sivil toplum kuruluşlarına bu konuda çok iş düşüyor. Sivil toplum kuruluşlarının yönlendirme, teşvik etme, eğitim, finansal desteklere erişim konusunda kadın girişimciliğini desteklemesi gerekmektedir. Bakanlık olarak 2 hafta önce sosyal kooperatifçilik tanıtım ve eğitim trenini yola çıkardık. Bu tren yılsonuna kadar 11 ili tamamlayacak. Ankara&#8217;dan başladı Eskişehir ve tüm Ege havzasındaki illerimizi dolaşıyor. Her gittiği ilde sanayi ve ticaret odalarımız, valilikler, belediyelerle paneller, çalıştaylar düzenliyoruz, kooperatifçiliğin tanıtılması için. Kadınları teknoloji konusunda da girişimci olmaya davet ediyoruz. Kadınları teknolojiye yatırım yapmak, teknolojiye özendirmek durumundayız. Kadınlarımızı da bu yönde destekliyoruz, kadın kooperatifçiliğine önem veriyoruz. Bakanlık olarak Kooperatif kurmak isteyen kadınlara destek oluyoruz. Bu anlamda şimdiye kadar 172 kadın kooperatifinin kuruluşuna destek olduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programda DİKAD’ın Rawest Araştırma desteğiyle hazırladığı Diyarbakır’da Kadın Girişimciliğinin Durumu başlıklı saha araştırmasının sonuçları da paylaşıldı. KOSGEB destekli Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi almış 550 kadınla yapılan görüşmelere dayanan araştırmaya göre kadınların iş hayatında yaşadıkları sorunlar; ev işleri ve çocuk bakımı ile işyerinin birlikte sürdürmek zorunda kalmaları, maddi sıkıntılar, anlayışsızlıkla karşılanmak, kadınlara yönelik imkanların kısıtlı olması, çevrenin kadınların işlerini küçümsemesi, mobbing, taciz ve kötü muamele şeklinde sıralanmaktadır.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32203" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/8-640x563.jpg" alt="" width="640" height="563" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/8-640x563.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/8-610x536.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/8-320x281.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/8.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmanın diğer sonuçlarından bazıları şöyle…</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">2010 yılından bu yana Diyarbakır’da 15 bin 862 kişi girişimcilik sertifikası almış; bunların %64’ü erkek, %36’sı kadındır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">2012’den bugüne kadar toplam 1.640 kişi bu sertifika ile bir iş kurmuştur. Bunların %69’u erkek, %31’i kadındır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Eğitimlerin istihdama dönüşmesi Erkeklerde %11, kadınlarda %9 civarındadır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Girişimcilik eğitiminin faydalı geçtiğini düşünen katılımcılar iş kurmama gerekçelerini çoğunlukla öz sermaye olmayışı ve uygun zamana erteleme şeklinde açıklıyorlar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Araştırmaya katılmış ve işini kurmuş kadınlardan dörtte üçü KOSGEB hibelerine başvurmuş ve başvurular genellikle olumlu sonuçlanmıştır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Girişimci kadınların büyük çoğunluğu 35 bin TL’ye kadar hibe desteği almıştır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Alınan hibeler, girişimcilerin üçte ikisinde sermayenin çeyreğini oluşturmaktadır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın girişimcilerin çalıştırdığı personel içinde kadınların oranı (%60) erkeklerin oranına (%40) göre daha fazladır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın girişimcilerin çoğunun işyerine ait internet sitesi bulunmamakta, çok büyük bir kısmı e-ticaret kullanmamaktadır. İş için sosyal medya kullananlar arasında %30 ile instagram kullanımı öndedir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır’da Kadın Girişimciliğinin Durumu başlıklı saha araştırmasının bütün sonuçlarını görmek için </span><a href="https://www.raporlar.org/diyarbakirda-kadin-girisimciliginin-durumu-dikad-rawest/"><b>tıklayınız…</b></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32207" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/12-640x373.jpg" alt="" width="640" height="373" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/12-640x373.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/12-610x356.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/12-320x187.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/12.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/05/diyarbakirda-bir-ilk-ekonomi-ve-kadin-zirvesi/">Diyarbakır’da Bir İlk: Ekonomi ve Kadın Zirvesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKAD’dan Kadın Hakları Savunuculuğunda Yeni Yönelimler Çalıştayı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/dikaddan-kadin-haklari-savunuculugunda-yeni-yonelimler-calistayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 08:42:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[DTSO]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNTİAD]]></category>
		<category><![CDATA[iş insanları]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları aktivizmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reyhan Aktar’ın başkanlığını yaptığı Diyarbakır iş kadınları derneği özellikle Diyarbakır ve bölge kadınlarının sorunlarını dinlemek bunlara yönelik yeni yönelimler ışığında çözüm önerileri geliştirmek amacıyla bir çalıştay düzenledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/dikaddan-kadin-haklari-savunuculugunda-yeni-yonelimler-calistayi/">DİKAD’dan Kadın Hakları Savunuculuğunda Yeni Yönelimler Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya DİKAD Başkanı Reyhan Aktar’ın yanı sıra Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Aziz Odabaşı, Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İşadamları Derneği (GÜNTİAD) Başkanı İhsan Oğurlu, Aile sosyal politikalar il müdür yardımcısı Faysal Yaşa, çeşitli Kurum temsilcileri ve iş insanları katıldı. </span></p>
<p><b><i>‘’Sahada özellikle kadın iş gücünün arttırılması adına çalışmalar yapmaktayız.’’</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Çalıştay ile ilgili bilgi veren DİKAD Başkanı Reyhan Aktar, bölge ile ilgili DİKAD olarak 2004 yılından bu yana aktif olarak çalışan bir iş örgütü olduklarını belirterek, “Sahada özellikle kadın iş gücünün arttırılması adına çalışmalar yapmaktayız. Bunlar kimi zaman mesleki eğitim olmakta kimi zaman girişimciliği teşvik edici kimi zaman da girişimci kadının niteliğini artırabilecek politikalar olmaktadır. Bizler burada öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliği nedir? Buna temel kavramı ile bakacağız. Toplum cinsiyet eşitliğinden ne anlıyoruz, gündelik yaşamımızda bununla nasıl karşılaşıyoruz? gibi sorulara cevap arayacağız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><b><i>‘’Kadın örgütleriyle işbirliği bütüm kurumlarla diyalog ortamı kurulmalı’’</i></b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-31209" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005-640x426.jpg" alt="" width="640" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005-610x406.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0005-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Çalıştayın ilk oturumu Berfin Abdaloğlu dünya ve Türkiye feminizm tarihini,  Kadın haklarının tarihsel süreçlerini ve arka planını anlattı. Kadınlık ve erkelik kavramları üzerinden başlattığı tartışmada toplumun kadına ve erkeğe verdiği rolleri devam ettirdiğini dile getirerek bu durumu şöyle özetledi :‘’  Kadınlık ve erkeklik rolleri biz doğmadan bize verilen bir elbise, siyasal, hukuksal faaliyetler ve eğitim faaliyetleri bu eşitsizliği yeniden üreterek sistemin devam etmesini sağlıyor. Yasa ihlallerinden bahsedildiğinde, eşi tarafından şiddete maruz kaldı dendiğinde, eşit işe eşit ücret talepleri dile geldiğinde kimsenin aklına bu mağdurların erkek olduğu gelmiyor. Özellikle çalışma yaşamında kadının haklarının ihlalleri kadının mağduriyetini katmerliyor. Bu ihlaller bazen doğrudan bazen de dolaylı olabiliyor; personel alımında erkeklerin tercih edilmesi,  hamilelikte işten çıkarmalar doğrudan ihlal, evli ve çocuklu kadınların tercih edilmemesi dolaylı bir ihlali oluşturuyor. Bunu önlemek için tüm kadın örgütlerinin birlikte çalışması ve ihlallere karşı yaptırımlar için kamu kurum ve kuruluşlarıyla dirsek teması kurmak lazım ‘’</span></p>
<p><b><i>‘’Miras hukukuna riayet edilmiyor’’</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Berfin Abdaloğlu’nun  ardından sözü Faysal Yaşa alarak kadın sığınma evlerindeki problemlerle birlikte ŞÖNİM verilerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’de her 10 kadından 8’inin şiddete uğradığını özellikle bölge kadınlarının en büyük probleminin mülksüzleştirme olduğunu ifade eden Yaşa miras hukukuna riayet edilmediğini özellikle bölgedeki din adamları ve imamlardan bu konuda özel çalışmalar istediklerini belirtti. Miras hukukuna riayet edilmemesinin kadının ekonomik haklarından mahrum kaldığına ve bu mülksüzleşmenin şiddeti ve erkeğin hegemonyasını beslediğini söyledi. </span></p>
<p><b><i>‘’Tekstil bölgesine kreş açma projemiz var.’’</i></b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-31210" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027-640x426.jpg" alt="" width="640" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027-610x406.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181007-WA0027-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İşadamları Derneği (GÜNTİAD) Başkanı İhsan Oğurlu, istihdam edilen 7300 işçiden 5000’in kadın olduğunu belirterek kadın ve istihdam konusunda şunları söyledi : ‘’ Kadınlar nişan yüzüğünü takar takmaz işten ayrılıyorlar. Biz evlendikten sonra da çalışabilsin diye kadının iş hayatına devam edebilmesini teşvik ediyoruz. Tekstil bölgesine kreş açmak gibi projemiz var. Kadınlar işi öğrenip artık kalifiye olacakken işten ayrılıyorlar bu hem onların emeklerini heba ediyor hem de işverenler olarak aynı süreçleri sil baştan yapmak zorunda kalıyoruz.  Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de toplumsal cinsiyet gibi önemli konuların eğitimlerine gitmeye çekiniyoruz. Bu konuda DİKAD veya herhangi bir derneğin yapacağı kadın politikası ve istihdamı noktasında iyileştirmeye gidecek her projenin arkasındayız. Üzerimize ne düşerse yapmaya hazırız. </span></p>
<p><b><i>‘’Oda seçimlerinde listeye ekleyecek zar zor kadın bulduk, bu bizim için bir travmadır‘’</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> DTSO Başkanı Mehmet Kaya çatışma süreçlerinden beri bölgeden hem ekonomik hem de beyin göçünün olduğunu ifade ederek kadın hakları savunuculuklarını erkeklerin yapmasını ve erkeklerin bu konudaki konformist davranışlarını eleştirdi.  Eş başkanlık sistemine geçerek bu cinsiyet eşitsizliğini ş dünyasında rahatlatmaya çalıştıklarını özellikle DTSO’da kadın meclisi oluşturmaya ve burada kadınların kendilerini ilgilendiren sorunlara kendilerinin karar verdikleri bir sistemi oturtmaya çalıştıklarını söyleyen Kaya; &#8221;Erkek egemenlerin kadınları şekillendirdiği bir sistemdeyiz. Kadınların kendi meclislerini kurdukları, karara mekanizmalarının kadınlar olduğu en küçük ölçekten bir kadın meclisi kurduk. Diyebiliriz ki şirketlere, yöneten ve bu şirketlere üye olan tüm kadınlara ulaşan bir çalışma yürütüyoruz. Oda seçimlerinde alana çıktık ve bu eşitsizliğin ne kadar bariz olduğunu listeye zar zor iki kadın ekleyebildik.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci oturum beyin fırtınası ile tartışmaya açılarak kurum temsilcileri ile STÖ temsilcilerinin fikirlerini paylaşarak sona erdi. Toplantı sonunda DİKAD’ın ev sahipliğini üstlendiği 1 Kasımda yapılacak 1.Kadın zirvesinde kadın politikalarının irdelenmesi ve kadın ekonomisi ve istihdamının geliştirilmesi için stratejiler geliştirilmesi gerektiğine karar verildi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/dikaddan-kadin-haklari-savunuculugunda-yeni-yonelimler-calistayi/">DİKAD’dan Kadın Hakları Savunuculuğunda Yeni Yönelimler Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKAD’ın Bu Yılki 8 Mart Mesajı İş Dünyasına: Görüyorsunuz, Anlatmaya Gerek Yok!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/dikadin-yilki-8-mart-mesaji-is-dunyasina-goruyorsunuz-anlatmaya-gerek-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 07:56:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[TESK]]></category>
		<category><![CDATA[TİSK]]></category>
		<category><![CDATA[TOBB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır İş Kadınları Derneği, 8 Mart mesajında iş dünyasının “erkek egemen” karakterine “Eril Değil Adil Yönetim!” çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/dikadin-yilki-8-mart-mesaji-is-dunyasina-goruyorsunuz-anlatmaya-gerek-yok/">DİKAD’ın Bu Yılki 8 Mart Mesajı İş Dünyasına: Görüyorsunuz, Anlatmaya Gerek Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD), her yıl 8 Mart mesajlarıyla Türkiye gündemine yerleşmeyi başaran bir kurum. Daha önceki yıllarda “Yüzümüze bakmaya yüzünüz olsun!” afişleriyle kadına yönelik şiddeti gündemleştiren ve “Kadın varsa umut vardır” görselleriyle barış çağrısı yapan DİKAD bu yıl oda ve borsa seçimleri sebebiyle iş dünyasının “erkek egemen” karakterine seslendi. İş dünyasının önemli kuruluşları olan TOBB, TİSK ve TESK gibi kurumların logolarını takım elbiseli erkeklere montajlayan DİKAD,  bu aralar fenomen hale gelen “görüyorsunuz, anlatmaya gerek yok!” videosunu afişe taşıdı.</p>
<p>Düzenledikleri basın toplantısında, her yıl kamuoyunun gündeminde olan konularla ilgili farkındalık çalışmaları yaptıklarını söyleyen DİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Reyhan Aktar, kadın işverenlerin Türkiye’de yüzde 10 olduğunu, ancak Oda ve Borsalarda kadın temsilcilerin aynı oranda olmadığının altını çizdi.  “Kimi oda ve borsalarımızda yüzde 5, kimilerinde yüzde 1 veya yüzde 0 gibi çok trajik rakamlar var. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar Oda ve Borsalarda yüzde 0.1’lik bir oranda temsil ediliyorlar. Bizler Eril değil, adil yönetim istiyoruz. Ekonomide, kalkınmada birlik isek yönetimde de birlik olunması gerektiğine inanıyoruz. Aklın cinsiyeti yoktur. Ama akılda birlik vardır. Bu yüzden de hem iş dünyasındaki kadınların hem de iş adamlarının birlikte bir şeyler başarabileceğine inanıyorum.’’ açıklamasında bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-25001 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-640x331.jpg" alt="" width="640" height="331" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-640x331.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-1024x530.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-1280x662.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-610x316.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz-320x166.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/dikad-görüyorsunuz.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Sivil Sayfalar adına görüşlerine başvurduğumuz Reyhan Aktar, kadın haklarının daha çok politik bir düzlemde dile getirildiğini ve bunun bazı noktalarda kadını araçsallaştırdığını dile getirerek şunları söyledi: Kadın sorunu daha ziyade politik bir argüman olarak kullanılıyor. Bunların çözümüne dair herhangi bir ortaklaşma ya da somut adımlar atılmadığı için, bizler sadece çok seslilikten yola çıkarak çok şey yapılıyor havasına giriyoruz. Burada esas olan samimiyet çok sesliliği aşarak, çok şey yapmaktan geçiyor. Çok şey yapmanın yolu da yer vermek ve yol açmaktan geçiyor. Diyarbakır’da kadının konumunu daha ileri düzeye taşıyabiliriz. Eğer kadın girişimciliği, çocuk gelin oranı ve kadınların eğitim düzeyinde Türkiye ortalamasının altındaysanız yürütülen politikada eksik bir şeyler var demektir. Biz DİKAD olarak önümüzdeki oda ve borsa seçimlerinde aday olan bütün iş kadınlarını destekleme kararı aldık. Kadın işverenlerden destek isteyenlerin kadına yönetimde yer vermeleri gerekiyor, biz oda ve borsa seçimlerinde bu motivasyonla oy kullanacağız. Bütün kadın arkadaşlara başarılar diliyorum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/dikadin-yilki-8-mart-mesaji-is-dunyasina-goruyorsunuz-anlatmaya-gerek-yok/">DİKAD’ın Bu Yılki 8 Mart Mesajı İş Dünyasına: Görüyorsunuz, Anlatmaya Gerek Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKAD brings 20 women from Diyarbakır into the business world  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/dikad-brings-20-women-from-diyarbakir-into-the-business-world/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 11:39:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[business women in Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Social Support Programme (SODES)]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Labour Agency (İŞKUR)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reha Ruhavioğlu, 29 January 2018 Association of Business Women in Diyarbakır (DİKAD) has started a job guaranteeing project including 20 disadvantaged women. The project aims both drawing attention to textile sector, which has high potention in Diyarbakır, and bringing women into the business world. In cooperation with Social Support Programme (SODES) and Turkish Labour Agency [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/dikad-brings-20-women-from-diyarbakir-into-the-business-world/">DİKAD brings 20 women from Diyarbakır into the business world  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Reha Ruhavioğlu, 29 January 2018</strong></p>
<p><strong>Association of Business Women in Diyarbakır (DİKAD) has started a job guaranteeing project including 20 disadvantaged women. The project aims both drawing attention to textile sector, which has high potention in Diyarbakır, and bringing women into the business world. </strong></p>
<p>In cooperation with Social Support Programme (SODES) and Turkish Labour Agency (İŞKUR), Association of Business Women in Diyarbakır (DİKAD) has started a project for disadvantaged women in Diyarbakır. Reyhan Aktar, chairwoman of DİKAD, explained in their press conference: “Poverty and unemployment are particularly a problem for disadvantaged people in Diyarbakır. 59% of Turkey’s population consists of 15-64 age group; however, Diyarbakır is the last city in terms of labour force participation rate. Investments have increased due to Diyarbakır’s high labour force potential, but disadvantaged people still face discrimination, low wages policy, informal employement in their working environment.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aktar said that Diyarbakır’s advantage in terms of textile and ready-made clothing is its population of unemployed women.  Their project, which is planned to start in 2018, aims to draw attention to investment opportunities and employ women in textile sector. Within the frame of the project, 20 women will be given applied training on cutting, sewing, machinery, quality control for six months and then they will undergo a one month period of training in textile companies. At least half of the participators will have the chance to be employed.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/dikad-brings-20-women-from-diyarbakir-into-the-business-world/">DİKAD brings 20 women from Diyarbakır into the business world  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKAD Diyarbakırlı 20 Kadını İş Dünyasına Kazandırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/dikad-diyarbakirli-20-kadini-is-dunyasina-kazandiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2018 08:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Dicle Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[işkur]]></category>
		<category><![CDATA[kadın istihdamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer ve Girişimcilik Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Social Support Programme (SODES)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır İş Kadınları Derneği, dezavantajlı 20 kadına istihdam garantili tekstil eğitimi  içeren bir proje başlattı. Proje hem Diyarbakır’da potansiyeli yüksek olan tekstil sektörüne dikkat çekmeyi hem de kadınları iş dünyasına kazandırmayı amaçlıyor. &#160; Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD), SODES ve İşkur ile ortaklaşa yürüteceği projede Diyarbakır’daki 20 dezavantajlı kadına tekstil alanında istihdam garantili eğitim verecek. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/dikad-diyarbakirli-20-kadini-is-dunyasina-kazandiriyor/">DİKAD Diyarbakırlı 20 Kadını İş Dünyasına Kazandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır İş Kadınları Derneği, dezavantajlı 20 kadına istihdam garantili tekstil eğitimi  içeren bir proje başlattı. Proje hem Diyarbakır’da potansiyeli yüksek olan tekstil sektörüne dikkat çekmeyi hem de kadınları iş dünyasına kazandırmayı amaçlıyor.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD), SODES ve İşkur ile ortaklaşa yürüteceği projede Diyarbakır’daki 20 dezavantajlı kadına tekstil alanında istihdam garantili eğitim verecek. Projenin paydaşları ile birlikte tanıtım toplantısı düzenleyen DİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Reyhan Aktar şu açıklamalarda bulundu: “Bilhassa Diyarbakır’da yoksulluk ve işsizlik, dezavantajlı bireylerin ekonomik ve sosyal hayata tam anlamıyla katılımlarında yaşadıkları ana zorluklardır. Dezavantajlı bireyler işgücü piyasasına veya istihdama katılamamaktadır. İstihdamları durumunda da düşük veya düzensiz gelir, kayıtsız çalışma ve sosyal güvenlikten mahrum olma gibi sorunlar dezavantajlı bireylerin çalışan yoksul haline gelmelerine neden olmaktadır. 15-64 yaş arası çalışabilir yaştaki nüfus toplam nüfusun %59’unu oluşturmaktadır. Ancak işgücüne katılım ve istihdam oranları açısından Diyarbakır 81 il içinde sonuncu sıradadır. Sahip olduğu işgücü potansiyeli nedeniyle özellikle işgücüne dayalı sektörlerde son bir iki yılda yatırımlarda artış görülmekte ancak dezavantajlı kişiler istihdam alanlarında ayrımcılık, dışlanma, düşük ücret politikaları, kayıt dışı istihdam gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.”</p>
<p>Diyarbakır’ın  tekstil ve hazır giyim sektörleri için avantajının, işsiz genç nüfus ve işgücüne katılımı gerçekleşmeyen kadın oranı olduğunu vurgulayan Aktar hem tekstil yatırımları için şehirdeki mevcut potansiyele dikkat çekmek hem de kadınların bu sektörde istihdamını sağlamak için 2018 yılında uygulanacak bu proje ile 20 kadına; kesim, dikim, makina, kalite kontrol  gibi temel hazır giyim eğitimlerinin uygulamalı olarak 6 ay verileceğini söyledi. Tekstil atölyesinde verilecek bu eğitimin ardından 1 ay işyerlerinde staj gören kadınların en az yarısına istihdam garantisi sağlanacak.</p>
<p>Sivil Sayfalar için mikrofon uzattığımız Reyhan Aktar şu açıklamalarda bulundu: Diyarbakır’da iş arayan İşkur’a kayıtlı 31 bin 500 civarında kadın var. Tekstil ve hazır giyim sektöründe verilecek eğitimlerle birlikte kadınların üretime katılmaları diğer sektörlere göre daha kolay oluyor. Bu nedenle tekstil sektörü dezavantajlı grupların istihdama katılımı için uygun bir sektör. Diyarbakır’ın sektördeki hammadde potansiyeli, işgücü avantajı ve ayrıca son yıllarda artan tekstil yatırımları ve sektörün geliştirilmesi için yapılan Organize Sanayi Bölgesi gibi altyapı ve destek çalışmaları da özellikle istihdamın sağlanması açısından önemlidir.</p>
<p>Diyarbakır’da Kürt Meselesi odaklı gündem bütün sivil toplum kuruluşlarını önemli ölçüde etkilese de DİKAD olarak esas çalışma alanımıza yoğunlaşmaktan geri durmamaya özen gösteriyoruz. Bu bağlamda yakın zamanda derneğimizde “Kadın Odaklı Haber Atölyesi” toplantısına ev sahipliği yaptık. Geçtiğimiz haftalarda Dicle Üniversitesi’nde gerçekleşen İstihdam, Kariyer ve Girişimcilik Fuarı’na katılarak gençlerle bir araya geldik. İki hafta önce de gençlerle bir araya gelerek girişimcilik konusunda tecrübe aktarımında bulunduk.</p>
<p>Evet Diyarbakır Kürt Meselesinin merkezinde bir şehir ve işsizlik ile yoksulluk başta olmak üzere bir çok problemin, bu büyük meselenin yan etkileri olduğunun farkındayız. Bu yüzden bir yandan makro ölçekte huzur ve barışın tesisi için yapılan çalışmalara katkı vermeye çalışırken diğer yandan mikro ölçekte yapabileceğimiz işleri yapmayı sürdürüyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/dikad-diyarbakirli-20-kadini-is-dunyasina-kazandiriyor/">DİKAD Diyarbakırlı 20 Kadını İş Dünyasına Kazandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKAD Başkanı Reyhan Aktar: Dünya deneyimlerinin çoğunda çözüm  ‘artık olmaz’ denilen noktada geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/dikad-baskani-reyhan-aktar-dunya-deneyimlerinin-cogunda-cozum-artik-olmaz-denilen-noktada-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2017 08:18:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma ve Barış Süreçleri]]></category>
		<category><![CDATA[DPI]]></category>
		<category><![CDATA[İrlanda Kadın Koalisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey irlanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17347</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İrlanda örneğini birinci ağızdan dinlerken, çatışma süreçleri içinde sizin için takıntıya dönen konuları fark ediyorsunuz. Çok hayati olarak gördüğünüz meselelerin ön koşul olmadığını fark ediyorsunuz. Ülkelerin kültürel, toplumsal, dinsel yapılarının çözüme dair davranışlarını nasıl etkilediğini fark ediyorsunuz. O yüzden statik çözümlerden ziyade zamanın, koşulların, toplumsal davranışların esas olduğu çözüm yöntemlerine yönelmeniz gerektiğini daha yakından görüyorsunuz” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/dikad-baskani-reyhan-aktar-dunya-deneyimlerinin-cogunda-cozum-artik-olmaz-denilen-noktada-geliyor/">DİKAD Başkanı Reyhan Aktar: Dünya deneyimlerinin çoğunda çözüm  ‘artık olmaz’ denilen noktada geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>“İrlanda örneğini birinci ağızdan dinlerken, çatışma süreçleri içinde sizin için takıntıya dönen konuları fark ediyorsunuz. Çok hayati olarak gördüğünüz meselelerin ön koşul olmadığını fark ediyorsunuz. Ülkelerin kültürel, toplumsal, dinsel yapılarının çözüme dair davranışlarını nasıl etkilediğini fark ediyorsunuz. O yüzden statik çözümlerden ziyade zamanın, koşulların, toplumsal davranışların esas olduğu çözüm yöntemlerine yönelmeniz gerektiğini daha yakından görüyorsunuz”</strong></h3>
<p>Çatışma çözümleri ve demokratik gelişim konusunda çalışmalar yapan Londra merkezli sivil toplum kuruluşu Demokratik Gelişim Enstitüsü (Democratic Progress Institute &#8211; DPI), daha çok Kuzey İrlanda modeli olmak üzere uluslararası çözüm deneyimlerinin Türkiye gündemine girmesi için bugüne kadar Türkiye’den birçok heyetle hem deneyim paylaşımı ziyaretleri yaptı hem de istişari çalışmalarda bulundu. Toplumlararası diyaloğu ve halkın sürece katılımı yoluyla barışın inşasını teşvik etmeyi amaçladığını belirten kuruluş,  10-13 Temmuz tarihlerinde Türkiye’den iş insanlarını kapsayan bir heyeti Belfast ve Dublin’de ağırlayarak Kuzey İrlanda’daki çözüm sürecinde iş dünyasının rolü ile ilgili yuvarlak masa toplantıları düzenledi. 29 Temmuz’da da sivil toplumdan kadınlarla Ankara’da bir toplantı yapan kuruluş, &#8216;Kadınların Barış Süreçlerine Katılımı&#8217; konusunu masaya yatırdı.</p>
<p><span id="more-17347"></span></p>
<p>Hem bu seyahate hem de Ankara’daki toplantıya katılan iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerinden biri olan Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Reyhan Aktar ile bu toplantıları konuştuk.</p>
<p><strong>DPI ile dört günlük bir İrlanda seyahatine gittiniz. Bu seyahatlerin katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<figure id="attachment_12664" aria-describedby="caption-attachment-12664" style="width: 252px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12664" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/IMG_2225-e1501661696918.jpg" alt="DİKAD Başkanı Reyhan Aktar" width="252" height="248" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/IMG_2225-e1501661696918.jpg 451w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/IMG_2225-e1501661696918-320x315.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 252px) 100vw, 252px" /><figcaption id="caption-attachment-12664" class="wp-caption-text">DİKAD Başkanı Reyhan Aktar</figcaption></figure>
<p>Çok kısa sürede yoğun bilgi ve deneyim akışının sağlandığı bir programdı. Böyle bir programdan tek seferde hap bilgilere ve deneyime ulaşmak mümkün değil elbet. Kuzey İrlanda barış sürecine dair aklımda onlarca soru ile gittim. Onlarca sorunun cevabını bulurken onlarca soru ile döndüğümü de fark ettim. Sürece dahil olan sivil toplum örgütlerinin nasıl seçildiği, iş dünyası temsilcilerinin kendilerini bu süreçte nasıl koruyabildikleri, kamuoyunun nasıl ikna edildiği, iktidar ve muhalefet partilerinin süreçte nasıl ortaklaştığı, süreçte nasıl bir dil kullanıldığı, medyanın rolü, şeffaflığın ne düzeyde olduğu gibi sorularla gitmiştim. Aldığım cevaplarda ülke olarak uzak olduğumuz hiçbir hususu görmedim. Bu da metodoloji konusunda Kuzey İrlanda örneğinin bizim için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Duvarların kaldırılmasının hangi aşamada mümkün olacağı, Katolik ve Protestan çocukların aynı okullarda eğitim almasının neden sağlanamadığı, &#8216;Brexit’in orta ve uzun vadede sürece nasıl etki edeceği, barışın sürdürülebilirliği konusunda bundan sonra yapacakları, yüzleşme komisyonu kurmakta neden bu kadar çekindikleri; dönerken benim için merak konusu olan hususlardı. Özellikle yüzleşme komisyonu konusunda çeşitli görüşler dinlemek, böyle bir komisyonun bu süreçlerde sanıldığı kadar fayda sağlamayabileceği düşüncesini yer etti bende. Devamlı okuduğumuz, bölgemizde yaşanan olaylara dair kafa yorduğumuz konuların dünya örneklerini görmek, bu işi aktörlerinden dinlemek çok kıymetli. Aktörlerin size karşı şeffaflık düzeyleri arttıkça, sürece dair çokça sorunun cevabını alma şansınız oluyor. Kendi ülkenizde yaşanan durumla kıyas yapmak daha kolay, daha gerçekçi oluyor.  İrlanda örneğini birinci ağızdan dinlerken, çatışma süreçleri içinde sizin için takıntıya dönen konuları fark ediyorsunuz. Çok hayati olarak gördüğünüz meselelerin ön koşul olmadığını fark ediyorsunuz. Ülkelerin kültürel, toplumsal, dinsel yapılarının çözüme dair davranışlarını nasıl etkilediğini fark ediyorsunuz. O yüzden statik çözümlerden ziyade zamanın, koşulların, toplumsal davranışların esas olduğu çözüm yöntemlerine yönelmeniz gerektiğini daha yakından görüyorsunuz.</p>
<h4><strong>&#8220;İrlanda’da barış sürecinin en temel uzlaşısı çatışmasızlık. Katoliklerin ve Protestanların bir arada yaşama kültürü hala gelişkin değil. Toplumlar arasındaki coğrafi ve demografik sınırlar çok keskin ve net. Türkiye’de yaşayanlar olarak biliyoruz ki, çatışmanın en yüksek olduğu zamanlarda bile halklar arasında böyle bir ayrım hiç olmadı. Bir arada yaşama, paylaşım kültürümüz, iç içe geçen nüfus yapımız bizim için önemli bir avantaj&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Bu seyahate nasıl bir ekip katıldı, böyle bir ekibin seçilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu ziyarete ağırlıklı olarak, Türkiye’de iş dünyası temsilciliğinin yanında sivil toplum örgütlerinde aktif rol alan isimlerin aldığı bir ekip katıldı. Bu ekibin seçilmesindeki esas hedef İrlanda’da barışın ekonomik boyutunu ele almak, sağlanan barışta iş dünyasının oynadığı rolü ve barış ekonomisi konseptini görmekti.  Barışın ekonomik boyutunu ele alma  fikrinin ve ekibin oluşturulmasının mimarı  sayın Kezban Hatemi ve DPI oldu. Görüşülen konular arasında Kuzey İrlanda ekonomisine barışın faydaları, işletmelerin barış sürecini nasıl etkilediği, toplumsal bütünlük oluşturmada sosyal girişimlerin rolü, İrlanda ve Kuzey İrlanda arasındaki sınır ötesi ticaret ve çatışma çözümlerinde spor organizasyonlarının rolü sayılabilir.  Heyet, sınır ötesi ticaretle uğraşan iş insanları, eski İrlandalı Başbakan Bertie Ahern ve İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı Sayın Dermot Ahern gibi gazeteci ve diplomatlarla Dublin ve Iveagh&#8217;daki toplantılara katıldı. Belfast&#8217;ta delegasyon, barış sürecinde doğrudan yer alan iş insanları, akademisyenler ve Kuzey İrlanda sosyal girişim sektörü temsilcileri ile bir araya geldi. Bu, DPI tarafından bu seminal ziyaretin tartışmalarını ve konularını oluşturmak için yapılacak gelecekteki etkinliklerle birlikte barındırılan iş temsilcilerinin ilk toplantısıydı.</p>
<p><strong>Peki, oradaki barış sürecine dair nasıl izlenimler edindiniz?</strong></p>
<p>İrlanda’da barış sürecinin en temel uzlaşısı çatışmasızlık. Katoliklerin ve Protestanların bir arada yaşama kültürü hala gelişkin değil. Toplumlar arasındaki coğrafik ve demografik sınırlar çok keskin ve net. Türkiye’de yaşayanlar olarak biliyoruz ki çatışmanın en yüksek olduğu zamanlarda bile halklar arasında böyle bir ayrım hiç olmadı. Bir arada yaşama, paylaşım kültürümüz, iç içe geçen nüfus yapımız bizim için önemli bir avantaj. İrlanda’da kendi barış süreçlerini anlatırken, sürecin çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemden sonra geldiğine sıkça vurgu yapıldı. Çatışma sonrası tüm kesimlerdeki yorgunluk, sonuçsuzluk, barış isteği ve arzusu mutabakata giden en önemli unsur olmuş. &#8216;Hayırlı Cuma Anlaşması&#8217;na kadar çokça denenen ama başarısız olan bir süreçten geçmişler. Tabi &#8216;Hayırlı Cuma Anlaşması&#8217;na kadar kesimlerin barışa ve başarıya olan inançlarının zayıf olduğunu görmek de mümkün. Sivil toplum örgütleri, din adamları, iş insanları, kadın örgütleri bu anlaşmadan sonra sürecin dinamiği haline gelmişler. Bu da şunu gösteriyor: Çatışan taraflar barışa hazır olmadıkça, uzlaşıya varmadıkça toplumsal dinamiklerin harekete geçmesi ve süreci geliştirmesi diğer dünya örneklerinde de zor olmuş. Ama bu konuda bizim bir avantajımız var, sürecin birincil aktörü olamasa da bunu arzulayan, yol açan bir sivil toplum vardı</p>
<h4><strong>&#8220;Avila ve Jane’in barış süreçlerinde aldıkları rol, Türkiye’deki kadın hareketleri tarafından yakından incelenmeli bence. Çatışmalı süreçlerde birbirini anlamaktan ziyade birbirini düşmanlaştıran kesimlerin diyalog kanallarını açmışlar. Ve bunu yaparken mikro ölçekli sorunları ortaya koyarak yapmışlar. Özellikle ifade ettikleri büyük &#8216;S&#8217; (Siyaset) yerine küçük &#8216;s&#8217; (siyaset), büyük &#8216;P&#8217; (politika) yerine küçük &#8216;p&#8217; (politika) anlayışı ufuk açıcı. Katolik ve Protestan kadınları yan yana getirirken yaşamsal ortak meseleler üzerine hareket etmişler&#8221;</strong></h4>
<p><strong>İrlanda programınız sonrasında Ankara’da yine DPI tarafından düzenlenen &#8216;Kadınların Barış Sürecine Katılımı&#8217; konulu bir toplantıya katıldınız ve Kuzey İrlanda Kadın Komisyonu’ndan insanları dinlediniz. Kadın hareketlerinin içinden biri olarak o toplantıyı nasıl değerlendirdiniz? Türkiye’deki kadın hareketi de barış süreci adına neler yapabilir?</strong></p>
<p>Toplantı, dediğiniz gibi, DPI’ın &#8216;Kadınların Barış Süreçlerine Katılımı&#8217; başlıklı çalışma serisinin devamıydı. Farklı siyasi, sosyal ve kültürel kesimlere mensup kadınların bir araya geldiği bir toplantıydı. Konuşmacılar, Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu kurucu üyeleri Avila Kilmurray ve Jane Morrice idi.  Bunlar, biri Katolik biri protestan olan iki kadın. Avila, &#8216;Hayırlı Cuma Anlaşması&#8217; müzakerelerinde yer almıştı. Böyle bir sürecin kadınlar olmadan eksik kalacağını düşünen, bunun için bir kadın partisi kuran cesur bir kadın. Jane Morrice de hâlihazırda Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Başkan Yardımcısı. Bir dönem Kuzey İrlanda siyasetinde aktif rol almış, Kuzey İrlanda’ya yetki devri verilmesinden sonra kurulan yeni meclisin işleyişini düzenleyen &#8216;İç Tüzük Komitesi’nde yer almış.</p>
<p>İrlanda, kadınların toplumsal yaşama katılımı, kamusal görünümü, siyasal pozisyonları açısından Avrupa ülkelerinin çok gerisinde. Çatışmanın, eğitim sisteminin ve başka bir çok şeyin bütün olumsuzlukları kadınları fazlaca etkilemiş. Avila ve Jane’in barış süreçlerinde aldıkları rol, Türkiye’deki kadın hareketleri tarafından yakından incelenmeli bence. Çatışmalı süreçlerde birbirini anlamaktan ziyade birbirini düşmanlaştıran kesimlerin diyalog kanallarını açmışlar. Ve bunu yaparken mikro ölçekli sorunları ortaya koyarak yapmışlar. Özellikle ifade ettikleri büyük &#8216;S&#8217; (Siyaset) yerine küçük &#8216;s&#8217; (siyaset), büyük &#8216;P&#8217; (politika) yerine küçük &#8216;p&#8217; (politika) anlayışı ufuk açıcı. Katolik ve Protestan kadınları yan yana getirirken yaşamsal ortak meseleler üzerine hareket etmişler. Ama her mesele için ortaya diyalog yöntemi koymuşlar. İletişim dillerinin kuralları vardı. Yani çoğu zaman çözüm her şeyin açık konuşulması ya da ifade edilmesinden geçmiyordu onlara göre. Toplumsal uzlaşmayı, farklı grupları bir araya gelebilecekleri konular üzerinden, birbirleri ile tanıştırarak, birbirlerinin hayatlarına dokunarak sağlamışlar. Türkiye’deki kadın hareketleri olarak birbirimizi tanıma sorunumuz yok ama maalesef meselelerimizi ele alırken bulunduğumuz politik durumları öncelik kılmaktayız. Kadın hareketleri olarak barışa dair mikro ölçekli çalışmaları çoğu zaman küçümsüyoruz.</p>
<p>Avila ve Jane barış süreçlerinde aldıkları pozisyonlar ne olursa olsun, edindikleri misyondan ve çalışma modelinden vazgeçmemişler. Partilerinin seçilmediği, mecliste yer almadıkları dönemde yeni bir arayışa girmemişler mesela. Bizde kişisel kariyerler, mesela siyaset koltuklarına oturanların koltuklarını koruma kaygıları onları çoğu zaman duruşlarını değiştirmeye zorlayabiliyor. Ne yapabilirim duygusu da insani, iyi niyetli önemli bir duygu. Ama bu duygunun da hedeften saptırıldığını bu deneyimlerde görmek mümkün. Daha büyük düşünme, makro sorunlara yönelme, hareket kabiliyetlerimizi kısıtlayarak ve zaman kaybına sebep olabiliyor. Kuzey İrlanda örneğinde mikro ölçekli çalışmalarının istikrarlı ve uzun vadeli yapıldığı zaman nasıl bir makro sonuca dönüştüğünü görmek çok mümkün. Kuzey İrlanda’da barışın sürdürülebilirliği bir arada yaşama kültürünün oturması ile mümkün ve insanları en uzun süreli bir arada tutacak şey mikro ölçekli sorunlar ve yaklaşımlar olmuş. Bu kadınlar makro meseleler ile birbirini hiç tanımayan grupları bir arada tutamazlardı. Erkekler iktidardan bakarken kadınlar yaşamdan bakar. Türkiye’deki kadın hareketi de zaman zaman hataya düşerek erkeğin baktığı makro alandan bakabiliyor, mikro ilişkilerin tabandan yukarıya doğru bir ortak yaşam ve barış düzeni kurabileceğini ıskalamamak gerekiyor.</p>
<h4>Filipinler, Kolombiya, Kuzey İrlanda… Gözlemlediğim dünya deneyimlerinin hemen hepsinde çözümün, ‘artık olmaz’ denilen noktadan sonra geldiğini gördüm. Çünkü, Barselona’daki &#8216;Barış Kültürü Okulu’nun da kurucusu olan barış müzakerecisi Vicenç Fisas’ın da dediği gibi “Tanrı hiçbir çatışmayı sonsuza dek sürsün diye planlamadı”</h4>
<p><strong>Türkiye’de bir çözüm ihtimalinin konuşulmaktan dahi çekinildiği bir zamandayız. Böyle bir dönemde olması bu seyahat ve toplantılara nasıl bir anlam yüklüyor?</strong></p>
<p>Aslında bunu programa katılanlarla ve programı dizayn eden DPI ekibi ile de sıkça konuştuk. Öncelikle burada esas amaç, Türkiye’de yeni bir süreç başlatmak değil. Keşke böyle bir imkanımız olsa, o ayrı. Orada Türkiye’yi çok az konuştuk. Esas mesele önümüzdeki örneği, Kuzey İrlanda’yı anlamaktı. Ama kıyas yapmamak, kendimizi sorgulamamak mümkün değil elbette. Bu tecrübe aktarımlarının en iyi tarafı da bu, her sorunun özgül çözüm koşulları olduğunu ama genel geçer evrensel benzerlikler olduğunu görüyorsunuz. Hem bu genel geçer benzerliklerin çözüme nasıl katkı sağlayabileceğini hem de farklı koşullardan nasıl dersler alınabileceğini düşünüyorsunuz. Sizinle de konuştuğumuzda sürekli bir kıyaslama yapıyoruz ister istemez. Bu gerekli de, daha çok dünya örneği tecrübe etmek ve her zaman Türkiye’deki durumla kıyaslamak, benzerlik ve farklılıkları üzerinde uzun uzun düşünüp tartışmak gerekiyor.</p>
<p>Bugün çözüm ihtimalinin konuşulmasından çekinilmesinin birçok sebebi var. Bu sebeplerin ebedi olacağını düşünmüyorum. Bizler Türkiye’nin içinde bulunduğu veya bulunacağı her sürece hazırlıklı olmak zorundayız. Bu sorumluluğu bu ülkede sivil toplum temsilcisi olduğumuz için değil sadece, bu ülkenin vatandaşı olduğumuz için hissetmeliyiz. Bizler barışı inşa edecek birincil aktörler değiliz ancak o yola gireceklerin ayağı takılmasın diye yola küçük taşlar döşeyebiliriz. Ve en önemlisi benzer ya da farklı dünya örnekleri, bir çözüm süreci başladığında ona daha hazırlıklı olmamız gerektiğine dair dersler veriyor, önceki tecrübelerde böyle bir hazırlık da bu hazırlığa duyulan ihtiyaç da belirgin değildi. Filipinler, Kolombiya, Kuzey İrlanda… Gözlemlediğim dünya deneyimlerinin hemen hepsinde çözümün, ‘artık olmaz’ denilen noktadan sonra geldiğini gördüm. Çünkü, Barselona’daki &#8216;Barış Kültürü Okulu’nun da kurucusu olan barış müzakerecisi Vicenç Fisas’ın da dediği gibi “Tanrı hiçbir çatışmayı sonsuza dek sürsün diye planlamadı.” Umarım bir an önce Türkiye’de de kalıcı bir barışın tesis edilmesi için gerekli sorumluluklar alınır, adımlar atılır. Buna istisnasız herkesin, ekmek, su kadar ihtiyacı var…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/dikad-baskani-reyhan-aktar-dunya-deneyimlerinin-cogunda-cozum-artik-olmaz-denilen-noktada-geliyor/">DİKAD Başkanı Reyhan Aktar: Dünya deneyimlerinin çoğunda çözüm  ‘artık olmaz’ denilen noktada geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 10:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman nazlıcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor. 16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor.</strong></p>
<p>16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun şaibe iddiaları ve iptal talepleri sıcaklığını korurken, mevcut sonucun nasıl okunabileceği ve sivil toplumun yeni dönemde nasıl bir imtihan vereceği de önemli tartışma alanlarını oluşturuyor. Diyarbakır sivil toplum camiası bu sonuçları nasıl okuyor, nasıl bir gelecek öngörüyor, bunları ilk ağızdan öğrenebilmek için onlara kulak verdik.</p>
<p><strong>Çatışmanın yaşandığı merkezlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 20 kadar oy kaybetti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise 11 çatışma merkezinde oyunu iki katın üstüne çıkardı. Toplamda Kürt şehirlerinde HDP’nin oyu azalmış, buna karşılık AK </strong><strong>Parti’nin desteklediği ‘evet’ </strong><strong>oylarının yarım milyon civarında yükselmiş görünüyor. Bu sonucun hem Kürt siyasi aktörlerine hem de hükümete nasıl mesajlar verdiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_13792" aria-describedby="caption-attachment-13792" style="width: 217px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13792" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg" alt="" width="217" height="123" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg 768w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 217px) 100vw, 217px" /><figcaption id="caption-attachment-13792" class="wp-caption-text">MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban.</figcaption></figure>
<p><strong>Selahattin Ç</strong><strong>oban (MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı): </strong>Kürt şehirlerinde HDP oylarının azaldığı ama buna rağmen HDP’nin hala ciddi bir oyu koruduğu görülüyor. Buna karşılık AK Parti de bir oy artışı yaşamış. Bunun, HDP’den kitlesel bir vazgeçiş olmadığı, bununla birlikte çözüm için hükümetin hala önemli bir aktör görüldüğü söylenebilir. Halk son iki yılda yaşanan çatışma ve güvenlik politikalarına onay vermediğini, HDP’nin biraz daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. Buna mukabil hükümete bir şekilde yeniden bir çözüm yoluna dönülmesi için bir mesaj vermiş görünüyor. Bu sonucu bütün tarafların sağduyu ile değerlendirmesi ve halkın rağbet ettiği iki siyasi aktörün gerekli sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun (Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi): </strong>AK Parti, oylarındaki nispi artışı, son dönmelerde bölgede yürüttükleri asayişçi siyasete bir destek şeklinde yanlış okuyup buna göre politika belirlerse beklediğinin aksi neticeler doğurabilir. Doğru olan, bu sonuçları, çözüm için halkın siyaseten elini güçlendirmesi olarak değerlendirmesidir. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası’nda temsili ve demokrasiyi güçlendiren bir reform programının izlenmesi, çözüm için siyasi bir program geliştirilmesi AK Parti’nin gücünün tahkimini sağlayabilir.</p>
<p>HDP de oylarındaki gerilemeyi sadece içinde bulunduğu olumsuz şartlara (milletvekillerinin tutuklanması, kayyumlar, OHAL, vb.) bağlarsa bu yaklaşım yürek soğutabilir, lakin gerçek tabloyu görmeyi engeller. Yapılması gereken, seçmeni ile arasında bir soğumanın olduğunu, mesajlarının doğrudan seçmenine geçmediğini ve eskisi gibi seçmenini ikna edemediğini düşünmek ve bilhassa 7 Haziran sonrasındaki tercihlerini irdelemek ve özeleştiri yapmaktır. Aksi takdirde, tabandaki zayıflamanın önünü kesmek güç olur.</p>
<figure id="attachment_13795" aria-describedby="caption-attachment-13795" style="width: 268px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13795" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/reyhan2.jpg" alt="" width="268" height="154" /><figcaption id="caption-attachment-13795" class="wp-caption-text">Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Reyhan Aktar</figcaption></figure>
<p><strong>Reyhan Aktar (Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı):</strong> Eyalet tartışmalarında öne çıkan yerel yönetim anlayışının değişeceği beklentisi, Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır mitinginde dile getirdiği ‘silahsız olmak koşuluyla herkesle her projeyi konuşuruz’ ifadesinin çözüme dair yeni beklentiler yaratması, hendek siyasetine duyulan tepki, cazibe merkezi programları ve bölgede sermayedarı sübvanse eden politikaların, 1982 darbe anayasasından kurtulmak isteyen Kürtlerin ‘evet’ oylarında etkili olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlardan yola çıkarak, seçim öncesi AK Parti’nin bölgeden beklentisinin de karşılanmadığını görmek mümkün. HDP tabanının kaybolduğu veya bittiği iddialarının da HDP’nin oy oranındaki azalmaya rağmen, düşünüldüğü gibi olmadığını gördük. Burada da 15 Temmuz sonrası HDP vekillerinin ve teşkilatlarında yaşanan tutuklamaların, kayyumların, Kerkük çıkışının, açığa alınan ve ihraç edilen kitlelerin yaşadıkları mağduriyetin önemli olduğunu düşünüyorum.  Tüm bunlardan yola çıkarak alınması gereken mesajın, siyasal mutabakat için hem AK Parti&#8217;ye hem de HDP’ye son bir şans verdiğini düşünüyorum.</p>
<figure id="attachment_13787" aria-describedby="caption-attachment-13787" style="width: 1754px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13787" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg" alt="" width="1754" height="1239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg 1754w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-640x452.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1024x723.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1280x904.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-610x431.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-320x226.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 1754px) 100vw, 1754px" /><figcaption id="caption-attachment-13787" class="wp-caption-text">Yukarıdaki görsel Cuma Çiçek tarafından hazırlanmıştır.</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan (ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Türkiye iki yıldır yoğun bir çatışma ve gerilim sürecinden geçiyor. Bu durum toplum nezdinde bir teyakkuz halini ortaya çıkarmış bulunmakta. Kriz anlarında toplumsal algıda beliren bu teyakkuz hali ilk değil ve son da olmayacaktır. Bölgede ifade edilen yarım milyonluk oyun partiler arasında gidip gelen geçişken oylar olduğu kanaatini taşımaktayız. Fakat bu seçmen tercihinde diğer bazı faktörlerin de etkili olduğunu unutmamalıyız. PKK’nin çukur siyasetinin ortaya çıkardığı korku ve şaşkınlık halinin HDP‘ye karşı bir tepkiye dönüşmesi, HDP kadrolarına yapılan operasyonlar ve Selahattin Demirtaş’ın meydanlarda propaganda yapma imkanının olmayışı, PKK’ye yapılan operasyonlarla beraber özellikle kırsal alanlarda PKK’nin toplum üzerindeki baskısının hafiflemesi, olağanüstü hal durumu ve benzeri nedenlerin şu anki tabloyu ortaya çıkardığını düşünüyoruz.</p>
<p>Yoksa &#8216;toplum yüzünü PKK’dan çevirdi&#8217; gibi bir kanaate sahip olmak bu sonuçlar üzerinden yanıltıcı olacaktır. Çünkü bölgede siyasal açıdan şimdilik kısmi bir boşluk var ve bu boşluk şu aşamada Ak Parti tarafından doldurulamayacak gibi gözükmektedir. Ak Parti’nin de bu süreçte bölgede çalıştığını söylemek mümkün değildir. AK Parti teşkilatlarının toplumla teması çok zayıf olmuştur. Sadece belli sivil toplum kurumu temsilcileriyle irtibat kurup buradan verilen fotoğraflarla siyaset yaptığını zanneden bölge teşkilatları gerçek sosyolojik okumayı maalesef yapamamışlardır.</p>
<p>Diğer taraftan Kürtler için dünden bugüne yaşanan süreç belli bir siyasal tecrübe ve okuma biçimini ortaya koymuştur. Bu okuma biçimi aynı zamanda toplumsal anlamda seküler Kürt milliyetçiliğinin inşa sürecidir de. Dolayısıyla bu süreçte PKK’nin üstlendiği kurucu rol toplum nezdinde var olan konumunu hala korumaktadır. Çünkü PKK’nin toplumu kurmada dayandığı parametreler ve gerekçeler zaten hep olağanüstü koşullar etrafında ortaya çıkmış ve şekillenmiştir. Gelinen aşamada ise PKK’nin şu tezi ön plana çıkacaktır: Kürtlerin siyasal zeminde mücadele imkânı ellerinden alınmıştır. Belediyelerine el konmuştur, parti liderleri hapsedilmiştir. Dolayısıyla bu sonuç gayrı meşrudur. Bu kabul edilmeyecektir. Şiddetten başka yol yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak 15 Temmuz sonrası uygulanan olağanüstü hal koşullarının ve bu referandum sonucunun PKK’ya inanan Kürtler için yeni bir kanaat ya da yeni bir siyasal tercihe evrileceğini söylemek için erken olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13789" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg" alt="" width="835" height="482" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg 835w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-610x352.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-320x185.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 835px) 100vw, 835px" /></p>
<p><strong>HDP&#8217;den de kopmamış, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile referandum ittifakı yapmış olmasına rağmen hükümetten de ümidini kesmemiş görülen bu seçmen davranışı, bölgede nasıl aktif kullanılabilir? Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına</strong><strong> nasıl bir kapı açabilir? Hükümet ve Kürt siyasi taraflarına düşen rol nedir?</strong></p>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Çatışma halinin bu aşamada yerini sükunete bırakacağını söylemek için biraz erken. Ancak AK Parti kendince PKK’nin rolünü zayıflatacak yeni bir müzakere formülü üzerinde çalışacaktır. Fakat görünen şu ki; bölgedeki son referandum rakamlarıyla dört başı mamur bir politika ortaya koymak zor görünüyor. Nitekim HDP ve PKK’ye inanan çoğunluğu ikna edecek bir formülünüz yoksa izlemeniz gereken en mantıklı strateji zamana oynamak olacaktır ki, bu da çok riskli olacaktır. Çünkü zamana oynamak her zaman sizin lehinize sonuçlar doğurmayabilir. Sizin zamana yaydığınız planlarınız rakipleriniz tarafından da farklı bir okumaya tabi tutularak alternatif bir siyasal mücadeleye dönüşebilir. Bütün bunlarla beraber bizce her iki tarafın da son iki yılda yaşananlara dair ciddi bir özeleştiri vermesi gerekmektedir. Toplumsal beklentileri heba eden çatışma ve şiddet ortamından çıkılmalı ve belli bir süre bu işin muhasebesine geçilerek nerede hatalar yapıldı bunun üzerinde düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Reyhan Aktar:</strong> MHP ittifakının söz edildiği kadar Kürt seçmeni üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünmüyorum. Nitekim 7 Haziran sonrası MHP ile ittifaka hazır olan HDP idi. Kürtler için esas olan siyasal partiler arasında belirlenen kırmızı çizgilerin kendi anayasal taleplerine engel olmamasıdır. Bunun için MHP’yi hangi partinin ikna edeceği çok da önemli değil. Referandum öncesi çokça bahsedilen reformlarda Kürtler için, Türkiye’de ileri demokrasi için neler yapılacağı esastır. Hükümet 15 Temmuz sonrası girdiği puslu havayı artık dağıtmalı, yerelde ‘çözüm süreci’ bitti refleksiyle hareket eden bürokrasiye ve uygulamalara müsaade etmemeli. Hendek ve barikatların tahribatları bir an önce giderilmeli. Güvenlik önlemleri şehrin gündelik hayatını etkileyen olumsuz görüntülerden çıkmalı.</p>
<figure id="attachment_13793" aria-describedby="caption-attachment-13793" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13793" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/vahap-coskun_58307.jpg" alt="" width="251" height="176" /><figcaption id="caption-attachment-13793" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> Seçmen, HDP’nin siyasi alandaki varlığını önemli görüyor. Kızsa da, eleştirse de bir siyasi aktörün olmasına hayati bir değer atfediyor. Ama şiddettin de hayatından çıkmasını istiyor. Güvenliğinin, refahının, kazanımların yitip gitmesinden de kaygı duyuyor. Bu tablo HDP’ye birbiriyle bağlantılı ikili bir görev yüklüyor: HDP bir yandan hak mücadelesinde şiddeti tamamen dışlayan bir dil geliştirmeli, diğer yandan da buna uygun bir kararlı bir siyasi tutum belirlemeli. PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleyi terk etmesi için aktif bir pozisyon almalı, alternatif modeller geliştirmeli. Bu, hem siyasi alandaki ağırlığını artırır, hem de çözüm için daha uygun bir zemin yaratır.</p>
<p>Hükümete gelince, o da bölünme ve Kürt korkularından arınmalı. Halkın verdiği mesajı iyi okuyarak, Kürtlerin hak ve hukukunu PKK’ye endekslemekten vazgeçmeli. Bir siyasal tasavvur geliştirmeli. Özgürlük ve demokrasi alanını genişleten adımların beraberliğe katkı sağladığını unutmamalı.  Toplumun her kesimini muhatap almalı. PKK’nin silah bırakması için gerekli mekanizmaları oluşturmalı, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürtlerle yeni bir dil üzerinden ilişki kurmalı.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Halk çözümün devlet tarafında Ak Parti’den başka bir aktör olduğunu düşünmüyor. Bu sebeple MHP ile ittifak yapılmış ve çözüm sürecinde Kürt seçmeni rahtsız eden çıkışlar olsa da AK Parti’ye verdiği mesajla kendini hatırlatmış görünüyor. Kürt sorunu bir şekilde çözülmeli ve mevcut hükümet bu konuda çeşitli tecrübelere de sahip. Öte yandan çatışma hali HDP’yi zayıflatsa da HDP’nin bir siyasal aktör olarak çözüm noktasında daha fazla öne çıkmasını arzu ediyor, siyaset sahnesinden çekilmesini istemiyor. Bu iki mesaj AK Parti ve HDP’yi geçmişten dersler alarak Kürt meselesini çözmek noktasında daha fazla sorumluluk almaya davet ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg" alt="" width="800" height="453" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-610x345.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özellikle son bir yıldır &#8220;siyasal karar alma süreçlerinin giderek merkezileştiğine ve referandum sonucunun karar alma mekanizmalarındaki merkezileşmeyi sürekli kılabilecek bir mahiyet de içerdiğine” dair şeklinde bir görüş var. Sizin düşünceniz nedir? Bu süreçte sivil toplum hem fazla homojenize oldu hem de daha az görünür oldu. Bundan sonra sivil toplum, karar alma süreçlerine aktif katılım için neler yapılabilir, sivil toplumun önündeki imtihan nedir?</strong></p>
<p><strong>Reyhan Aktar: </strong> Ben yeni anayasa ile meclisin yasa yaparken sivil toplumla daha fazla diyalog halinde olacağını düşünüyorum. Bu da sivil toplumun elini güçlendirecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_13796" aria-describedby="caption-attachment-13796" style="width: 149px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/süleyman_nazlıcan.jpg" alt="" width="149" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-13796" class="wp-caption-text">ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Eğer toplumsal ve siyasal alışkanlıklarımız değişmezse ifade edilen merkezileşme daha da ileriye taşınarak otoriterleşmeye yerini bırakacaktır. Şayet referandum sonrası yürürlüğe girecek olan yeni sistemin yüzde 49 gibi toplumsal bir kesimi ikna etme zorunluluğu var ise, işte o zaman siyasilerin merkezi politika yerine, geniş kesimleri ikna edebilecek kapsayıcı vaatler ortaya koyması gerekecektir. Bu da ifade edilen riskleri bir nebze de olsa geriye itiyor. Ancak sivil toplumun ideolojik bir karaktere bürünüp kendi ideolojisine uygun tepkiler vermeyi politika haline getirmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir konudur. İtiraz kültürümüzün kırılganlığı işte burada yatıyor. Çünkü makuliyeti hep kendi rengimize uygunluğa göre değerlendirir olduk. Bu da her şeyi izafi bir konuma itti. Kendimiz mağdur oluyorsak ses çıkarmak, değilse suskun kalmak politikamız haline gelmişse bu adil ve ilkesel bir tutum değildir. Dolayısıyla sivil olmanın, adil olmanın, taraf olmanın ilkeleri ve sınırları netliğe kavuşamamışsa bizler sadece konjonktürel bir konumlanma ve tepki verme mekanizması olmaktan öte bir rol oynayamayacağız. Asıl imtihan işte budur ve bu imtihanın sonucu pek hayırlı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> İki yıllık bir geçiş süreci var. Referandum sonuçlarının kesin olarak ilanından sonra, üç madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler ise 3 Kasım 2019’daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve genel seçimlerin ardından hayat bulacak. Bu süre zarfında sivil toplum kurumları iki yönlü davranabilir: Bir, geçiş süresi zarfında yeni sistemin daha iyi işlemesi çeşitli öneriler geliştirebilir. Bu önerileri hem sivil toplum hem de siyasi karar alıcılarla paylaşabilir. İki, Kürt meselesine tekrar siyasi bir bakışın egemen olması için siyasi aktörler üzerinde demokratik bir baskı unsuru olarak iş görebilir. Sürecin tüm aktörleri ile görüşmeler, müzakereler için farkındalık yaratan eylemler, tarafları aynı masa etrafında bir araya getiren çalışmalar bu bağlamda düşünülebilir. İçinde bulunulan OHAL şartları, sivil toplumun bu işleri hakkıyla yerine getirmesi için birçok müşkülat çıkarıyor, doğru. Ama bunu da sivil toplumun imtihanı olarak görmek lazım.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Bütün siyasal kriz ve çözüm süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan şey arada, gri bölgede duran hakemlik ve gözlemcilik yapabilecek bir sivil toplumdur. Ancak doğrusunu kabul etmek gerekirse aktörler, siyasi taraflar arasındaki gri bölgede duran yoğun bir sivil toplum var diyemeyiz. Sivil toplum özgün ve bağımsız olmadığından hareket ettiği alanı kendisi inşa etmiş değildir. Siyasal aktörün ona tahsis ettiği kamusal alanı kullanıyor demektir. Sivil toplum, sivilliği yeniden tartışarak özgün bir yerde durabilirse kendi eliyle bir sivil toplum alanı var edebilir. Öyle bir alanı oluşturabilen sivil toplum aktörler üzerinde nüfuz sahibi olabilir. Bu noktadan hareketle, sivil toplumun kendi imtihanını siyasal aktörlerden bağımsız olarak başlatması ve buradan toplum adına bir fayda ile çıkması gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
