<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dijital eğitim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dijital-egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dijital-egitim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Nov 2020 13:49:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>dijital eğitim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dijital-egitim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Normalde Öğretmenlik…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/yeni-normalde-ogretmenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 12:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[dijital eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni normalde öğretmenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ve Diyarbakır Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG) yeni normalde öğretmenlerin durumlarını Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/yeni-normalde-ogretmenlik/">Yeni Normalde Öğretmenlik…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_61411" aria-describedby="caption-attachment-61411" style="width: 305px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61411" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/necmettin-cicekten.jpg" alt="Necmettin Çiçekten" width="305" height="305" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/necmettin-cicekten.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/necmettin-cicekten-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" /><figcaption id="caption-attachment-61411" class="wp-caption-text">Necmettin Çiçekten</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs tedbirleri kapsamında Kasım ayı ara tatili ile birlikte yeniden online eğitime geçildi. Yeni normalde öğretmenler 31 Aralık tarihine kadar dersleri online anlatmaya devam edecekler. Yeni normalde öğretmenliği DİERG’den Necmettin Çiçekten, &#8220;Uzaktan eğitim uygulaması zorunluluk haline geldiğinden beri öğretmenler bu sistemi hızla kabullenmiş, benimsemiş ve ayak uydurabilmiştir, öğretmenlik mesleğinin doğası da zaten bunu gerektirmektedir; değişen koşullara hızla adapte olabilmek ve öğrencilerini de değişen sistemin sorun ve sıkıntılarını mümkün olduğunca hafifleterek adapte edebilmek. Eğitim öğretimde hemen tüm yük öğretmenin sırtındadır. Bu yükün ebeveynler ve eğitim bürokratları tarafından fark edilmesi ve hafifletilmesi de öğretmenler açısından kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olacaktır.&#8221; şeklinde anlatıyor. Çiçekten, öğretmenin öğretme ve yol gösterme misyonundan bir şey kaybetmediğini hatırlatarak, dijital ve reel süreçlerde de bunun geçerli olduğunu kaydediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG’den Yeliz Düşkün ‘Dijital öğretmenliği’, “Çeşitli sebeplerle literatüre tekno-pedagojik formasyon olarak alan bilgisi araçları kullanarak öğretilen bilgiyi kastediyor” şeklinde tanımlayarak, tekno-pedagojik formasyon meselesinin kamuoyunun henüz tartışmaya başladığı bir konu olduğuna değiniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ÖRAV’dan Arzu Atasoy ise, çok genç yaş ortalamasına sahip bir öğretmen popülasyonunun olduğunu bu potansiyel grup dijital araçlara, öğretmenliğe daha önceki yıllarda başlamış olanlara nispeten daha yatkın olduğunu belirterek bu süreci, “Teknolojiyi kullanma becerisiyle, eğitimde teknolojiyi kullanma becerisi ve bunu nitelikli tasarımlarla ortaya koyabilme becerisi farklı şeyler. Yeni normalde öğretmenlik eski bildiğimiz alıştığımız gündelik öğrenme pratiklerini bir kenara bırakıp, yeni bilgi ve becerileri hızlıca öğrenip hayata geçirmeyi gerektiriyor. Uzaktan eğitim yapmak, ekran karşısında anlatmak değil. Bu mecralar için öğrenme tasarımı, yüz yüze eğitim için tasarlanandan çok farklı olmak zorunda. Bu da tekno-pedagojik yaklaşımları anlamayı ve uygulamayı gerektiriyor.’’ şeklinde tanımlıyor.  </span></p>
<h5><b>Öğretmenler Neye İhtiyaç Duyuyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi süreciyle birlikte deneyimlenen uzaktan eğitim süreçlerinde öğretmenlerin ihtiyaçlarını da değerlendiren Necmettin Çiçekten, hızla artan döviz kuru sadece öğrencileri değil, öğretmenleri de olumsuz etkilediğini, özellikle maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini vurguluyor. Öğretmenlerin teknolojik ihtiyaçlarının arttığını hatırlatan Çiçekten, “Her iki kesim de maddi olanaksızlıktan kaynaklı araç gereç temininde sıkıntı yaşamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler için bir destek sağlamadığı için bazı öğretmenler kişisel bilgisayarları yoksa cep telefonlarını gün boyu ders için kullanmak zorunda kalmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitimin gerektirdiği ihtiyaçlarının belirlenmesi ve temini için en azından gelecek yıl için ön çalışma yapılarak planlama yapılması yerinde olacaktır.’’  olarak açılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sırasında bazı özel okullar maddi olanaklarının sağladığı avantaj nedeniyle yeni normale daha hızlı ve sistematik geçiş sağladığını ifade eden Çiçekten, özel okullarda çalışan öğretmenlerin çoğu işsiz kalmış, işini kaybetmeyenlerin bir kısmı da eski koşulları yitirdiğini belirtiyor. Çiçekten, öğretmenlik yapanların ekonomik kayıplarının tespiti yapılması gerektiğini kaydederek, “Devlet desteği kapsamına alınmalıdır. Çalışanlar için çalışanın kayıt altına alınması ve sigortalanmasının ne kadar önemli olduğu da bu süreçte ortaya çıkmıştır.” şeklinde konuştu. </span></p>
<figure id="attachment_61398" aria-describedby="caption-attachment-61398" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-61398 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/arzu_atasoy.jpg" alt="Arzu Atasoy" width="200" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/arzu_atasoy.jpg 200w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/arzu_atasoy-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /><figcaption id="caption-attachment-61398" class="wp-caption-text">Arzu Atasoy</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">ÖRAV Direktörü Arzu Atasoy, pandemi başladığından bu yana öğretmenlerin pek çok farklı alanda desteğe ihtiyacı olduğunu  ancak uzaktan eğitim tasarımı ve dijital okuryazarlık elbette başı çektiğini vurgulayarak, “Eğitim platformumuz eKampüs üzerinden il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile işbirliği içerisinde ilerleyerek, 34 farklı konuda 50 web seminer düzenleyerek tüm Türkiye’den 15 bine yakın öğretmene ulaşmayı başardık. Bu eğitimlere Garanti BBVA’nın desteği ile “Mesafe Tanımayan Öğretmenler” başlığı altında yeniden başladık. Hedefimiz 81 ilde en az bir kez bu web seminerleri yapmak. İlk ve orta öğretim kademelerinde görev yapan branş ve sınıf öğretmenleri için tasarladığımız “Çevrimiçi Eğitimde Etkileşimli Ders Tasarımı Eğitim Programı”nı da yine kısa bir süre önce hayata geçirdik. Tüm bu eğitimlerle hedefimiz öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini en etkin şekilde yönetebilmeleri ve fark yaratabilmeleri için onlara destek olacak kazanımlar sağlamak.’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG’den Yeliz Düşkün hizmet içi eğitimlerin henüz çok yetersiz olduğunu ilk süreçte neyin ne olduğunu anlaşılmadığı için online eğitimde sorunları ve çözümleri tanımlamak zor olduğunu kaydediyor. İkinci uzaktan eğitim sürecinde artık öğretmenlerin kendilerinin neyi beklediğini bildiklerini belirten Düşkün,  öğretmenlerin ihtiyaçlarının ilk etapta kendi içlerindeki dayanışma ağlarıyla çözdüğünü ifade ediyor. Düşkün rapor ve saha gözlemlerini  söyle anlatıyor: ‘’HEY akademinin raporlarında örneğin görme engelli 500 civarı öğrencilerin de içinde bulunduğu öğretmenlerin bu online eğitime erişemediği, ekran paylaşmak, mikrofonu açıp kapatmak vb. gibi işlemleri yapamadığı belirtiliyor. Yani aslında ne kadar öğretmen varsa o kadar farklı bir ekran var aslında. Öğretmenler bu sorunları iş birliği içinde çözmeye çalışıyorlar. Örneğin Uzaktan okuma yazma nasıl öğretilir? Farklı dersler farklı yaş gruplarına nasıl anlatılır? Gibi soruların cevabını kolektif bir biçimde cevap arıyorlar. “Öğretmen bu süreçte yalnız mı bırakıldı?” Sorusu sürekli gündeme geliyor. Bu sorunun cevabı aslında öğretmenler yine birbirlerinin imdadına yetiştiler diyebiliriz. Sorunlar ulusal hatta uluslararası çapta. Dolayısıyla herkes henüz yolun çok başında. Herkese eşit erişim için çocuklara nasıl ulaşmalıyız meselesini de konuşmak gerekiyor. Mesela bu süreçte PDR öğretmenleri de kendi aralarında çalışmalar yürüttüler. Küresel çapta krizlerde öğretmenler kendilerini içlerinde iş birliklerini arttırarak güçlendiriyor.</span></p>
<h5><b>Yeni Normal Neyi Değiştirecek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Necmettin Çiçekten</span>’e göre, uzaktan <span style="font-weight: 400;">eğitimin tüm öğretmenlerin donanımlarının arttırılması gerektiğini ortaya koydu ve bu nedenle, Eğitim Fakülteleri de bu değişimi izlemeli. Çiçekten, öğretmen adayların yeni gelişmelere göre hazırlanması gerektiğini kaydediyor. </span></p>
<figure id="attachment_61399" aria-describedby="caption-attachment-61399" style="width: 240px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-61399" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg" alt="Yeliz Düşkün" width="240" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun.jpg 700w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><figcaption id="caption-attachment-61399" class="wp-caption-text">Yeliz Düşkün</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeliz Düşkün ise yeni süreçlerde hibrit modellerle tanışılacağını belirterek, “Tabi ki büyük dönüşümler her zaman zorlayıcıdır. Hep konuşuyoruz on yıllık bir Fatih Projesi deneyimimiz var. Eğer Fatih Projesi sürecinde alt yapı iyice otursaydı bugün EBA’da sıkıntı yaşamayacaktık. EBA’da yaşanan sıkıntılar üzerine yeni dönemde güçlendirildi. Bütün bu aksilikler aslında EBA gibi uzaktan eğitimin yapıldığı platformlar için öğretici ve güçlendirici oldu‘’ şeklinde açıklıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arzu Atasoy, pandeminin her alanda yaşam pratiklerini ve rutinleri değiştirdiğini, değiştirmeye de devam edeceğini belirterek, öğretmenler özelinde bakıldığında da koşulların getirdiği belirsizlik ve mesleki öğrenme ihtiyaçlarıyla birlikte, kişisel olarak da değişikliğe uyum sağlama, esneklik, yılmazlık gibi beceri setleri geliştirmeleri, sonra da bunları öğrencilerine öğretmeleri gerekeceğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okul sistemleri hem yetişkinler hem de çocuklar tarafından sorgulanmaya başladığını alternatif okul modelleri görmenin çok olası olduğunu belirten Atasoy, bu dönemde öğretmenlere ve ebeveynlere odaklanan geniş katılımlı araştırmalarının sonuçlarını şöyle hatırlatıyor: “Bu araştırmaya göre öğretmenlerin üçte biri </span><span style="font-weight: 400;">uzaktan eğitimin artık dünyada kaçınılmaz bir yöntem olduğunu</span><span style="font-weight: 400;">, gerekli öğrenme ortamının dijitalde de yaratılabildiğini, işlevsel, pratik ve zamandan tasarruf sağlayan bir öğretim yöntemi olduğunu savunuyor. Yüz yüze eğitime entegre bir dijital eğitim ortamının olumlu sonuçları da beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu nedenle pandemi sonlandığında bile eğitim teknolojileri ve uzaktan eğitim seçenekleri gelişerek yaygınlaşacak.’’</span></p>
<h5><b>Eğitim STK’larından Öneriler…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Necmettin Çiçekten, dijital öğretmenlikte zaman ve mekan sıkıntısı aşılmışken; öğrencilerin bilgileri alıp alamadığı ölçülemediğine vurgu yaparak şu tavsiyelerde bulunuyor: </span><span style="font-weight: 400;">‘’Pandemi etkisi azaldığında da uzaktan eğitim yüz yüze eğitime entegre edilerek devam edilmelidir çünkü öğretmenler bu sistemin de altından kalkabildiklerini kanıtlamışlardır. Müfredatlar, ders türleri, derslerin saatleri yeniden değerlendirilmelidir. Başta öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynler olmak üzere, eğitimin tüm bileşenlerinin pandemi sürecinde edindiği ya da değişen alışkanlıkları, psikolojileri tespit edilmeli ve düzenlemeler yapılacaksa bunlar da dikkate alınmalıdır.’’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arzu Atasoy; bu sürecin artı ve eksileri olduğunu, dijital öğretmenlik diye bir kavramdan değil ancak teknolojiyi ve pedagojiyi çok iyi bilen tekno-pedagoji uzmanı öğretmenler kavramından bahsedebilmenin daha doğru bir kavram olduğuna dikkat çekerek artıları ile ilgili, ‘’Öğrenme tasarımlarını ve deneyimini sadece sınıfın duvarlarıyla sınırlamadan, öğrenmeyi uzaya dahi ekran başından ulaşarak tasarlamak gibi örneklerle çeşitlendirebileceğimiz sınırsızlıkta bir yaratıcılık ve seçenek zenginliği fırsatı barındırıyor olması, zaman ve mekandan bağımsız, birey olarak öğrenen birey olarak özerk öğrenme fırsatları sunabilmesi. Gelişmesi gereken konular açısından bakıldığında öğretmenlerin etki alanında olan ve olmayan durumlardan bahsedebiliriz. Öğretmenlerin etki alanında olan noktalarda etkili şekilde uzaktan eğitim yapabilmenin yollarını daha çok keşfetmeye, dijital okuryazarlık, eleştirel düşünme, yaratıcılık gibi becerilerini geliştirmeye ihtiyaç var. ’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan tüm dünyada olduğu gibi bizde de henüz tüm öğrencilerin uzaktan eğitime erişiminde dijital araç sahipliği, internet erişimi gibi çeşitli sıkıntılar olabildiğine vurgu yaparak, &#8220;Uzaktan eğitim aracılığı ile düzenli okula erişebilen çocuk sayısında azalma görülmekte. Bu tür sistemsel gereksinimler tamamlandığında öğretmenlerin motivasyonları da artacaktır.&#8221; tavsiyesinde bulunuyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/yeni-normalde-ogretmenlik/">Yeni Normalde Öğretmenlik…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salgın Koşullarında Dijital Öğretmenlik </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/salgin-kosullarinda-dijital-ogretmenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 10:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekranın diğer tarafında müdahale edemeyeceğimiz bir ortama maruz kaldık, kalıyoruz. “Yeni normalde” öğretmenliği aslında biz de deneyimleyerek, düşe kalka öğrenmeye çalışıyoruz. Sessiz çalışacak bir yere sahip olamayan öğrencilerin gürültüsü, çocukların ders ortamında olduğunu unutan ve telefonda konuşan, sohbet eden ebeveynlerin gürültüsü ile boğuşmaya çalışırken aynı zamanda müfredatı ve hedef kazanımları çocuklara kazandırmaya çalışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/salgin-kosullarinda-dijital-ogretmenlik/">Salgın Koşullarında Dijital Öğretmenlik </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs hayatımıza girdiğinden beri hayat tarzımızı, ritüellerimizi değiştirmek zorunda kaldık. Bu hem ev hayatına hem de iş hayatına yansıdı. Eğitim ve öğretim faaliyetleri de koronavirüs tedbirleri kapsamında değişmeye ve şekillenmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüsün (Covid–19) dünyaya yayılarak pandemiye dönüşmesi sonrasında hemen hemen bütün ülkeler virüsün yayılmasını kısıtlamak için yüz yüze eğitime ara vererek tüm kademelerdeki okulları kapatma kararı aldılar. Avrupa’nın İsveç ve İzlanda hariç tamamında tüm kademelerdeki okullar 16 Mart’tan itibaren bir hafta içinde kapatıldı. Bu iki ülkede ise lise ve üniversiteler kapanırken, diğer kademeler için daha ciddi sosyal mesafe ve hijyen önlemleri alınarak okullar açık tutuldu. <a href="https://www.perspektif.online/pandemi-sonrasi-dunyada-ve-turkiyede-egitim/">[1] </a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya genelinde başlangıçta okulların kısa süreliğine kapatılması öngörülürken, virüsün yayılması istenilen düzeyde yavaşlamaması nedeniyle okulların açılması daha sonraki tarihlere ertelendi. Bazı ülkelerde ise virüsün yayılım hızının yavaşlaması ile birlikte okulları yeniden açma kararı aldılar. Örneğin; 6 Nisan’da Japonya, 15 Nisan’da Danimarka, 20 Nisan’dan itibaren Norveç, Mayıs ayının ilk haftası itibarıyla Almanya ve Çin kademeli olarak okulları yeniden açmaya başladı. Diğer taraftan ise pandemi ile boğuşan İtalya gibi bazı ülkeler bu öğretim yılını kapattıklarını açıkladılar.<a href="https://www.perspektif.online/pandemi-sonrasi-dunyada-ve-turkiyede-egitim/"> [2]</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ise 17 Mart’ta ilk tatil ilan edildiğinde ‘üç beş gün sonra okullar açılır, kaldığımız yerden devam ederiz’ diyorduk. Okullar tatil olduğunda köy çocukları, dar gelirli ailelerin çocukları, dezavantajlı çocuklar, görme ve işitme engelli çocuklar, bireysel farklılıkları olan özel eğitim alan çocuklar online eğitimden faydalanamadı. Eğitimde fırsat eşitsizliği iyice görünürleşti. Taşra ve şehir merkezi hatta şehirden şehre, şehrin her semtinde ve ilçesinde bile eğitimde, eşitlik anlamında bir eşitlik sağlanamamışken online eğitime geçilmesiyle özellikle dar gelirli ve dezavantajlı çocuklar eğitimden mahrum kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin doğusunun üniversite ve liselere giriş sınavlarında geride olduğu araştırmalarla ortaya konmaktadır.  Özellikle pandemi süreci ile birlikte evinde telefon, tablet, bilgisayar olmayan birçok çocuk ders görememektedir. Bu durumun da lise ve üniversitelere giriş sınavlarına gelene değin imkânlardan mahrum kalan doğu çocukları açısından araştırma raporlarındaki olumsuz sonuçları nasıl besleyeceği malumdur. Anayasanın 8. Maddesi eğitimde fırsat eşitliği olduğunu belirtir. İmkânı olmayan çocuklara tablet bilgisayar gibi teknolojik materyaller sağlanamayınca erişen ve erişemeyen çocuk arasında en az iki yıllık bir makas oluştu. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde en az 463 milyon çocuğun yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını döneminde uzaktan sanal eğitime erişiminin olmadığını tespit etmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulların kapatılması ve online eğitime geçilmesiyle </span><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (</span><span style="font-weight: 400;">UNESCO) tarafından da bu husustaki öngörülere dair bir belge yayımlandı. Belgede, okulların kapatılmasının özellikle dezavantajlı grupların bu dezavantajlarını daha da artırdığı, sosyal ve ekonomik maliyetlerin daha da yükseldiği, eğitimdeki eşitsizliği daha derinleştirdiği ifade edilmiştir. UNESCO pandemi ile birlikte gelen yeni eğitim sürecinin sadece fırsat eşitsizliği değil yemek hizmetinin sunulduğu okullara devam eden çocuklar için yetersiz beslenme bunun dışında çocuk milisler, çocuk gelinler, çocuk işçiler, taciz gibi birçok olası riski barındırdığını ayrıca ebeveynleri çalışmaya devam eden çocukların yalnız kalma ve bu nedenle birçok kötü alışkanlık kazanma ihtimallerinin bulunduğunu değerlendirmiştir.<a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse/consequences"> [3]</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse/consequences"> </a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii bir de öğretmene bakan yönü var bu işin… Online eğitim ile birlikte (Bilhassa 2005 öncesi üniversite okuyan; 2005’te yapılandırılmış yaklaşım modeline geçildi) canlı dersler öğretmenler için kâbusa döndü. Çocuklara temas etmeden, göz hizasında konuşmadan ekranın diğer tarafından ders anlatmayı öğretmenler etkisiz ve non-efektif bir süreç olarak görüyorlar. Özellikle sınıf ortamından uzak, ailelerin gayrı ciddi muamelelerini motivasyonlarını düşürdüğünü ifade ediyorlar. Öğretmenler seslerini çocuklara duyurmaya çalışırken internetten kopmaların olduğunu belirtiyorlar. Bunlardan biri de benim… On yıllık köy deneyimimden sonra şehir merkezinde bir okula bu sene başında geldim. Şehir ve köy öğretmenliğinin birbirinden her yönüyle farklı olduğunu tecrübe etmiş biri olarak köydeki çocuklara pandemi sürecinde telefonla bile ulaşamıyorken şehirdeki çocuklarla eylül- kasım ayları arasında haftada iki gün canlı ders yapmaya başladık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekranın diğer tarafında müdahale edemeyeceğimiz bir ortama maruz kaldık, kalıyoruz. “Yeni normalde” öğretmenliği aslında biz de deneyimleyerek, düşe kalka öğrenmeye çalışıyoruz. Sessiz çalışacak bir yere sahip olamayan öğrencilerin gürültüsü, çocukların ders ortamında olduğunu unutan ve telefonda konuşan, sohbet eden ebeveynlerin gürültüsü ile boğuşmaya çalışırken aynı zamanda müfredatı ve hedef kazanımları çocuklara kazandırmaya çalışıyoruz. Dersin tam ortasında sisteme giren anne babaların yüzünü aniden karşımda görünce dersten kopmalar yaşayabiliyorum. Teknolojiye hâkim olamayan meslektaşlarım mesela Zoom uygulamasını kullandıkları zaman White board gibi öğretmenlerin de dijital ortamda yazabildikleri uygulamaları kullanmayı bilmediklerinden bunun için de zorlandıklarını ifade ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buzdolabını sınıf tahtası olarak kullanan öğretmen arkadaşlarım, evde her türlü eşyayı eğitim materyaline dönüştüren öğretmen arkadaşlarımın alt yapısız ve hazırlıksız yakalandıkları bu sistemde kendini online ortamda güvensiz hissettiklerini söylüyorlar benim de zaman zaman bu hisse kapıldığım oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşit mesafeden göz teması kuramadığım birinci sınıf çocuklarının ellerini tutarak harfleri doğru gösteremediğim anlarda motivasyonum kırılıyor. Bazen çocuklar, ‘ablamın, abimin canlı dersi başladı’ deyip ders ortasında aniden çıkabiliyorlar. Canlı dersi yarım yamalak, çoğu zaman küçücük bir telefon ekranından takip etmek zorunda kalıyorlar. Ara tatilden sonra canlı ders saatlerinin çocukların bünyesine ağır geldiğini düşünüyorum. Tek iyi yanı iki gün canlı dersi dönem başında yapmış olmamız. Çocuklar eylül ayından beri yapılan iki günlük canlı dersler ile uzaktan eğitim ve canlı ders ortamına alışmışlardı. Bu süreç aslında büyük bir krizi nasıl yöneteceğimizle ilgili de bize bir ders verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve bu gelişmeleri eğitim uygulamaları ve ortamlarına uygulaması gerektiğinin farkına varması gerekir. Eğer tekno-pedagojiye yeterince vakıf olsaydım/k uzaktan eğitim süreçlerini en az hasarla atlatabilirdik. Tabi uzaktan eğitim ilan edildiğinden beri uzaktan ders nasıl işlenir? Müfredatı dijital ortama nasıl çevirebiliriz? Çocukları ekranın karşısında dikkati dağılmadan nasıl oturtabiliriz? Evde online eğitimi nasıl en etkili şekilde yürütürüz? Soruları sürekli zihnimizde… Sosyal medya üzerinden, Facebook’ta kapalı öğretmen gruplarıyla ya da okulda birlikte çalıştığımız zümrelerimizle sürekli istişare ederek en verimli şekilde bu süreci geçirmeye çalışıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişimi’nden Araştırmacı Umay Aktaş Salman yazısında Zonguldak, Hatay ve Diyarbakır’dan farklı örnekliklerle köyde görev yapan öğretmenlerin öğrencilerinin pandemi döneminde eğitim konusunda şehirdeki öğrencilerle aralarındaki eşitsizliği giderebilmek için nasıl fedakârlıklar yaptıklarını ele alarak bir de konuya dair anket bilgisi paylaşmış. Öğretmen Ağı Değişim Elçilerinden farklı illerde çalışan 17 psikolojik danışmanın meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği ankette öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini nasıl yürüttüğüne dair ipuçları veriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankete, 80 ilden 16 farklı branştan 1.536 öğretmen katılmış. Çoğunluğu sırasıyla sınıf öğretmenleri, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenleri oluşturmuş. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 34’ü ilkokul, yüzde 25,5’i ortaokul, yüzde 22,9’u lise, yüzde 10,9’u okul öncesi, yüzde 4’ü de özel eğitim kademelerinde görev yapıyormuş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmaya göre öğretmenlerin yüzde 24’ü öğrencilerle hafta içi her gün; günde birden fazla, yüzde 22’si her gün bir kez; yüzde 15’i gün aşırı, yüzde 18,2’si haftada bir kez, yüzde 14’ü seyrek iletişim kurduğunu, yüzde 4’ü ise hiç iletişim kuramadığını söylüyor. Öğrencileriyle en fazla iletişim kuran öğretmenler okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri. <a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-vii-degismeyen-tek-sey-ogretmenin-onemi/#more-13785">[4]</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda başından beri ifade etmeye çalıştığımız tüm hususlar, pandeminin etkilerinin artışı ile birlikte imkân eşitliğine sahip olmayan çocukların eğitim konusunda daha bir eşitsiz konuma geldiğini ortaya koyuyor. Okulların ilk kapatıldığı dönemde geçilen online eğitimde yaşanan birçok aksaklığa rağmen veli, öğretmen ve öğrencilere dönük, “Yeni Normal” sürecine geçişi kolaylaştırıcı, dezavantajlı gruplar ve dar gelirli ailelerin çocuklarının online eğitime erişimlerinin önündeki engelleri kaldıran sistematik bir plan olmadığını da görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UNİCEF ve UNESCO’nun konu ile ilgili çalışmalarının Türkiye özelindeki olası yansımaları düşünüldüğünde etkisi belki şimdi değil birkaç (on) yıl sonra ortaya çıkacak bu yeni dönem için Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar, Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili görülebilecek tüm bakanlıklar seviyesinde konu ele alınarak öğrenci ve velilerin özellikle de sürecin yükünü büyük oranda taşıyan öğretmenlerin süreçle ilgili olarak en yüksek düzeyde desteklenmesi hususunda bir politika ve eylem planı belirleyerek geç olmadan uygulamaya geçmeleri zaruret kesbediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitimin bir ülkenin kalkınmasında bel kemiğidir. Öğretmenin motivasyonunun olmadığı, öğretmenin birçok anlamda yalnız bırakıldığı, eğitimi ve öğretmeni koruyan politikaların üretilmediği, öğretmenlerin sendikal faaliyetleri sebebiyle açığa alındığı, sürgün edildiği, ihraç edildiği ve teknolojik imkânları bırakın kaleme deftere erişimi olmayan çocukların olduğu bir düzenin gölgesinde tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/salgin-kosullarinda-dijital-ogretmenlik/">Salgın Koşullarında Dijital Öğretmenlik </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijitalleşen Dünyada Yeni Sürüm Öğretmenler: Öğretmen 4.0</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/dijitallesen-dunyada-yeni-surum-ogretmenler-ogretmen-4-0/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elgiz Henden]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2018 09:52:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim 4.0]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öğretmen 4.0, Eğitim 4.0 ile uyumlu öğretmen sürümü aslında; dijital teknolojiden yararlanan, büyük veri ya da daha yaygın kullanımıyla big data’yı öğrencilerine kişiselleştirilmiş eğitim için kullanabilen, her an her yerden ulaşılabilen yepyeni bir öğretmen modeli. En önemlisi de Z kuşağını iyi tanıyan, ona öğretmeyi değil rehberlik etmeyi amaçlayan bir öğretmen olabilmesi gerekiyor. Yani önümüzdeki dönemde koçluk becerileri daha da önem kazanacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/dijitallesen-dunyada-yeni-surum-ogretmenler-ogretmen-4-0/">Dijitalleşen Dünyada Yeni Sürüm Öğretmenler: Öğretmen 4.0</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Teknoloji ile yatıp, teknoloji ile kalkar olduk. Özel hayatımız, iş hayatımız, sosyal hayatımız… Her an dijital ortamdayız. Her cihaz birbiriyle bağlantılı. Kişisel bilgilerimiz, fotoğraflarımız, anılarımız artık dolaplar içinde değil, sanal bir ortamda saklanabiliyor. Hal böyleyken, her alanda dijitalleşme kaçınılmaz. Bu büyük dönüşüme Endüstri 4.0 devrimi adı verildi. Dördüncü endüstri devrimi konuşulurken, her şey gibi eğitim de bu değişimden payını aldı; hatta bazı konularda yön vermeye <a href="http://www.izkocluk.com/egitim-4-0-nedir/">başladı</a>.</p>
<p>Evet, artık anaokulundan üniversiteye kadar Endüstri 4.0’ın eğitim üzerine etkilerine görüyoruz, yaşıyoruz. Endüstri 4.0 ile birlikte hayatımıza Şehirler 4.0, Lisan 4.0, Eğitim 4.0 gibi kavramlar da girdi. Z kuşağı diye adlandırdığımız teknoloji ile sıkı fıkı olan yeni nesil, okullarda artık tabletler üzerinden eğitim alıyor, online sınavlara giriyor, uygulamalar üzerinden öğreniyor, akıllı ve interaktif beyaz tahtalarda ders görüyorlar. Yani artık teknolojik yeni eğitim metotları hızla eskilerin yerini alıyor. Bu durumda öğretmenlerin de artık öğretmen 4.0 olarak görev yapmalarını gerekiyor.</p>
<p>Öğretmen 4.0, Eğitim 4.0 ile uyumlu öğretmen sürümü aslında; dijital teknolojiden yararlanan, büyük veri ya da daha yaygın kullanımıyla big data’yı öğrencilerine kişiselleştirilmiş eğitim için kullanabilen, her an her yerden ulaşılabilen yepyeni bir öğretmen modeli. En önemlisi de Z kuşağını iyi tanıyan, ona öğretmeyi değil rehberlik etmeyi amaçlayan bir öğretmen olabilmesi gerekiyor. Yani önümüzdeki dönemde koçluk becerileri daha da önem kazanacak.  Çocuğunuzun öğretmeniyle WhatsApp üzerinden, okula özel uygulamalardan ya da e-posta üzerinden haberleşmek neredeyse standart haline geldi bile. Yakın gelecekte, öğretmenler sınıf içinde olmak yerine bir ekranın içinde sanal öğrenci gruplarına ders anlatırken kendilerini bulabilirler. Tabi öğretmen 4.0 olmak sadece bununla sınırlı olmayacak. Birbirine bağlı cihazlar üzerinden öğretmenler öğrencilerinin çalışmaları hakkında geri bildirim de alabilecekler: Aktifler mi? Odaklanabiliyorlar mı? Anlatılan konuyla ilgili en çok ilgilendikleri noktalar neler oldu?</p>
<p>Hatta öğretmenler kendi ders anlatımlarıyla ilgili de geri bildirim alma şansını yakalayacaklar. Mesela öğretmen 4.0 dersi anlatırken ekranda beliren bir mesajla sesini yükseltmesi gerektiğini biliyor olacak. Böylece arka sıradakilere kadar ulaşıp ulaşmadığını anında öğrenebilecek. Ya da öğretmene göz kontağı kurması hatırlatılabilecek. Öğretmenin bu kadar da işine karışılmasının ne kadar doğru olduğu tartışılsa da bunun öğrenciler ve ders takibi açısından getireceklerini bir düşünsenize…Ancak burada akıllara bir soru geliyor. Araştırmalar, öğretmen ve öğrenci arasında oluşan o özel bağın öğrenme üzerindeki olumlu etkilerini vurgularken, tüm bu dijitalleşme duyguyu yok mu edecek, o özel bağın oluşmasını engelleyecek mi? Aslında yeni sürüm öğretmenleri bekleyen en büyük zorluk belki de bu; teknoloji ile duyguyu dengeleyebilmek. Teknolojiyi etkin şekilde kullanırken, insan olduğumuzu duygular ile öğrendiğimizi ve kalıcılığın duygulara bağlı olduğunu unutmamak!</p>
<div id="wrapper">
<div id="main">
<div>
<article id="post-10910">
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<p>Kaynaklar:</p>
<ol>
<li><a href="https://library.iated.org/view/ABDELRAZEQ2016TEA">https://library.iated.org/view/ABDELRAZEQ2016TEA</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=yeVYa3gDeVI">https://www.youtube.com/watch?v=yeVYa3gDeVI</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=yeVYa3gDeVI">https://www.youtube.com/watch?v=yeVYa3gDeVI</a></li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
</div>
<footer id="footer">
<div>
<div id="footer_copyright">
<div>
<div>
<div>
<div></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</footer>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/dijitallesen-dunyada-yeni-surum-ogretmenler-ogretmen-4-0/">Dijitalleşen Dünyada Yeni Sürüm Öğretmenler: Öğretmen 4.0</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
