<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumartesi Anneleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumartesi-anneleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumartesi-anneleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Feb 2022 13:08:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cumartesi Anneleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumartesi-anneleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Alana Etki Eden Davalar: Kasım 2021</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/sivil-alana-etki-eden-davalar-kasim-2021/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 13:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kadın Platformu Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi Sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Kaval]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda yargı süreci devam eden pek çok davanın sivil alanı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğine şahit oluyoruz. Daralan sivil alan üzerinde çeşitli şekillerde ve farklı hak alanlarında olumsuz etkileri olan önemli davaları, her ay düzenli olarak takip edeceğimiz yeni bir dosya hazırladık. Dosyanın ilkinde, Çarşı ile birleştirilen Gezi Davası, Cumartesi Anneleri, Ankara Kadın Platformu ve Boğaziçi Üniversitesi Sergi Davasını ele alıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/sivil-alana-etki-eden-davalar-kasim-2021/">Sivil Alana Etki Eden Davalar: Kasım 2021</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dosyanın ilk yazısında öncelikle, sivil alan üzerinde yarattığı baskıyı sıklıkla vurguladığımız, geçen hafta görülen Çarşı ve Gezi davası ile birleştirilen torba davayı ele alıyoruz.</span></p>
<h5><strong>Birleştirilen Gezi Davası: Avrupa Konseyi’nin Yaptırım İhtimaline Rağmen Kavala Tahliye Edilmedi </strong></h5>
<h5><span style="font-weight: 400;">Birleştirilen Gezi Davası: Avrupa Konseyi’nin Yaptırım İhtimaline Rağmen Kavala Tahliye Edilmedi</span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi ve Çarşı davalarının birleştirilmesiyle açılan yeni davanın 26 Kasım 2021’de 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmasında, iş insanı Osman Kavala’nın tahliye talebi bir üyenin şerhiyle reddedildi. Tutuklu olarak yargılanan tek kişi olan Kavala dahil 52 kişinin yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 17 Ocak 2022’de görülecek. Kavala, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yargılanıyor ve 4 yıldır tutuklu bulunuyor.</span></p>
<h5><strong>Davanın Önemi</strong>: <strong>Kavala’nın</strong> <strong>Tutukluğun Devamı Ne Anlama Geliyor?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın tutukluluk hâlinin devamının sivil toplum üzerinde yarattığı baskıyı 8 Ekim’de yapılan ilk duruşmanın ardından S<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/">TK temsilcileri Sivil Sayfalar için yorumlamıştı.</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim Osman Kavala da duruşma öncesi verdiği bir <a href="https://www.dw.com/tr/kavala-bir-hasar-olup-olmad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-normal-hayat%C4%B1m%C4%B1-ya%C5%9Famaya-ba%C5%9Flad%C4%B1%C4%9F%C4%B1mda-anla%C5%9F%C4%B1lacak/a-59963336">mülakatta</a>, yürüttüğü sivil toplum faaliyetleri nedeniyle casusluk ile suçlanmasıyla yargılanmasına ilişkin olarak “Sadece casusluk suçlaması değil, bütün tutuklama süreci de sivil toplum aktivistlerine yönelik bir uyarı olarak nitelendirilebilir.  İddianamede, Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Anadolu Kültür’ün Kürt ve Ermeni yurttaşlarımızın yaşadıkları ile ilgili kültürel çalışmalar gerçekleştirmiş olması, Avrupa’dan vakıflarla yakın iş birliği yapması casusluğa işaret eden olgular olarak anlatılmış. Böyle bir suçlamanın, hukuk normlarına göre hazırlanması gereken iddianamede yer alması, bu iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve tutuklama uygulamasına onay verilmesi, kuşkusuz STK’ler için de yeni bir tehdidin ortaya çıktığını gösteriyor,” değerlendirmesinde bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın tutukluluğunun sürmesi, Türkiye’nin uluslararası hukuk kurallarına uygun hareket etmediği anlamına da geliyor. Hatırlanacağı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlali olduğuna hükmederek serbest bırakılması gerektiğini açıklamıştı. AİHM kararının Türkiye’de yargı organları tarafından uygulanmaması üzerine, AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala’nın 30 Kasım 2021’e dek Kavala’nın serbest kalması için Türkiye’ye süre vermişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte bu süre dolmadan birkaç gün önce yapılan duruşmada yine Kavala’nın tahliye edilmemesi</span><b>, </b><span style="font-weight: 400;">uluslararası hukuk normlarına göre Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmemekte ısrar etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasından, Avrupa Konseyi’nden ihracına kadar uzanan sonuçları olabilecek bir yaptırım sürecinin başlaması ihtimali bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu <a href="https://twitter.com/KeremALTIPARMAK/status/1464226497653317638?t=AZRpX86NQgZIlZG28jitsQ&amp;s=03">Kerem Altıparmak</a>’a göre, “Kavala davasıyla ilgili hukuki söylenebilecek bir şey yok”. Altıparmak, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde 46 ülkenin 14’ünü ikna ederek ihlal prosedürünün başlamasını engelleyebilmesi ihtimalinin lobi gücüne bağlı olduğunu belirtiyor.</span><b> </b></p>
<p><b>Öneri</b><span style="font-weight: 400;">: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Zf-LLhUM6c&amp;list=PLw6bSoPTcB7oxkqFOFXAz02UFqrNElxFu&amp;index=3&amp;t=20s">“Dirayetle Adaleti Aramak” adlı Öte Beri Yeniden</a> programında Kavala’nın yargılama sürecinin çok katmanlı boyutunu iç ve dış siyasi boyutlarıyla ele alınıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ek olarak bu konuda, Gökçer Tahincioğlu’nun “<a href="https://t24.com.tr/haber/40-soruda-kavala-dosyasi-1486-gundur-tutuklu-bulunan-kavala-ve-gezi-durusmasi-avrupa-konseyi-nin-yaptirim-ihtimali-oncesinde-yapilacak,996058">40 Soruda Kavala Dosyası</a>” haber analizi, süreci önemli dönemeçleriyle ele alarak, karmaşık yargılama sürecini daha anlaşılır hâle getiriyor.</span></p>
<h5><strong>Yargı Süreci </strong></h5>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kavala, 18 Ekim 2017’de göz altına alındı ve 1 Kasım 2017’de “hükümeti devirmek ya da görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” (TCK 312) ile “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” (TCK 309) suçlamalarıyla tutuklandı. Diğer bir deyişle, Kavala’nın dosyasında Gezi olayları ve 15 Temmuz darbe girişimi birlikte ele alınıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kavala, Gezi Davası’nda yargılanırken 15 Temmuz nedeniyle başlatılan soruşturmadan, 2019 yılının Ekim ayında tahliye edildi.  Buna rağmen, o sırada Gezi Davası’ndan tutuklu olduğundan yine tahliye edilmedi. Zira İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020’de Kavala’nın tahliyesine hükmetti ancak Kavala henüz tahliye işlemlerini tamamlamadan İstanbul Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasını gerekçe göstererek Kavala hakkında yeni bir gözaltı kararı aldı ve yeniden tutuklandı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Casusluk (Kavala – Barkey), Çarşı ve Gezi davalarının birleştirilmesi ile oluşturulan yeni torba davada 8 Ekim’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar yargılama süreci başladı. Kavala, bu davada casusluk ve Gezi’yi finanse ettiği iddialarıyla iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. Davada Kavala ile birlikte 51 sanık daha yargılanıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Gezi ve Çarşı davalarının birleştirme kararı sonrası “torba davaya” dönüştürülen Gezi davasının 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Ekim 2021’de görülen ilk duruşmada Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bu kararın üzerinden geçen birkaç haftanın arından 22 Ekim 2021’de Kavala, “Bu şartlar altında adil bir yargılama yapılmasına imkân kalmadığından”, duruşmalara katılmama kararı aldığını ve şahsen savunma yapmasının anlamsız olacağını açıkladı. Nitekim, 26 Kasım’da yapılan 2. duruşmaya Kavala katılmadı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yeniden görülmekte olan Gezi davasının, Yargıtay tarafından beraat kararı bozulan Çarşı davası ile birleştirilmesinin ardından açılan yeni “torba davanın” bir sonraki duruşma 17 Ocak 2021’de görülecek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın yargı sürecine dair detaylar <a href="https://osmankavala.org/tr/">https://osmankavala.org/tr/</a> sitesinde yer alıyor.</span></li>
</ul>
<h5><strong>Cumartesi Anneleri Davası: 25 Yıldır Süren Hak Mücadelesinden Yargılanmaya </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">25 yıldır hak mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri’nin yargılandığı davanın 3.duruşması 24 Kasım 2021’de İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılanan 46 sanık arasında kayıp yakınları, hak savunucuları ve gazetecilerin yer alıyor. Duruşmada reddi hâkim ve davadan çekilme talepleri reddedildi. Duruşmaya katılamayan bazı sanıklar hakkında ise zorla getirme kararı çıkarılması kararı alındı. Davanın bir sonraki duruşması 23 Mart 2022’de yapılacak.</span></p>
<h5><strong>Davanın Önemi </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://twitter.com/CmrtesiAnneleri">Cumartesi Anneleri,</a> 1995 yılından beri Galatasaray Meydanı’nda pankart açarak ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüklerini kullanıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Galatasaray Lisesi’nin önünde her hafta cumartesi günleri kayıp yakınları için toplanan ardından yapılan 700. buluşmada (26 Ağustos 2018) 46 kişi “kanuna aykırı toplantılara katılarak ihtara rağmen dağılmama” suçlamasıyla yargılanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, 23 Kasım 2021 tarihinde insan hakları örgütlerinin <a href="https://twitter.com/vakftohav/status/1463170721723691011?s=20">ortak imzasıyla yapılan açıklamada</a> “ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarının güvence altına alınması” çağrısında bulunuldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan kişilerden oluşan Cumartesi Anneleri, 870. Haftasında (27 Kasım 2021) bir araya gelerek kamuoyuna yaptıkları açıklamada “hak ve özgürlük talep eden herkesin cesaretini kırmayı hedefleyen davada” anayasal bir hak olan “barışçıl toplanma ve protesto hakkını kullanmalarına karşın, kanunda suç teşkil etmeyen eylemlerden yargılanmaları” nedeniyle beraatlarını talep etti.</span></p>
<h5><strong>Ankara Kadın Platformu’nun İstanbul Sözleşmesi Protestosu Davası </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Kadın Platformu’nun Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini protesto eyleminde gözaltına alınan 33 kadının yargılandığı davanın ikinci duruşması, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 26 Kasım 2021’de görüldü. 33 kadın hakkında 2911 sayılı “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etme” suçundan 1 yıl 6’şar aydan 3’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.</span></p>
<p>Sanıkların beraat talepleri kabul edilmedi. Davanın bir sonraki duruşması 23 Mart 2022’de yapılacak.</p>
<h5><strong>Davanın Önemi </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://twitter.com/AnkaraKadin">Ankara Kadın Platformu</a>’nun geçen yıl düzenlediği “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır! Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz Yaşam Zincirinde Buluşuyoruz” eyleminde gözaltına alınan 33 kadın savunmalarında “olay günü kolluk tarafından daha Anayasal haklarını kullanırken engellendiklerini, eyleme başlar başlamaz kolluk müdahalesine maruz kaldıklarını” ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dava, kadın hakları savunucularının “barışçıl protesto ve gösteri düzenleme hakkı ve bu hakkın engellenmesi” çerçevesinde ele alınıyor.</span></p>
<h5><strong>Yargılama Süreci </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Kadın Platformu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini 12 Ağustos 2020’de Kolej’de protesto etme eylemi düzenlerken polis eyleme müdahale etmiş ve 33 kadını gözaltına almıştı. Yargılama süreci ise bu yılın 7 Haziran’ında başlamıştı.</span></p>
<h5><strong> </strong><strong>Boğaziçi Üniversitesi Sergi Davası </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde “Kâbe figürlü resmin yere serilmesi” nedeniyle 7 öğrencinin “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla açılan davanın 3. duruşması 17 Kasım 2021’de 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Öğrencilerin talepleri reddetti. Bir sonraki duruşma 9 Şubat 2022’de yapılacak.</span></p>
<h5><strong>Davanın Önemi </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi Sergi Davası, “Kâbe görselinin yerine Şahmeran figürünün konduğu ve eserin köşe kısımlarında LGBTİ+ bayraklarının olduğu” tartışmaları medyada geniş yer bulmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">7 öğrenci hakkında hazırlanan iddianamede, Kâbe görselinin üzerine LGBTİ+ bayrağı yerleştirilmesinin “İslam dini literatüründe yasak ve haram olarak kabul edilen eşcinsellik ve benzeri cinsel yönelimlere dair imge” olduğu, “şahmeran figürünün, İslam’ın tek yaratıcı olan Allah inancı ve Tevhid inancına aykırı olduğu” tespiti yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İddianamede bu tespitlerden hareketle, her iki görselin “İslam’ın ve Müslümanların yeryüzündeki en kutsal mekân ve yapı olarak kabul ettiği Kâbe’nin tasvir edildiği bir resim” üzerine konulmuş olmasını ve Boğaziçi eylemlerinde sergilenmesini “kin ve düşmanlığa tahrik” olarak nitelendiriyor.</span></p>
<h5><strong>Yargılama Süreci </strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olan 6 öğrenci ve başka üniversiteden 1 öğrencinin “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla yargılanması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Melih Bulu’nun atanması sırasında yapılan protestolarda, öğrencilerin 30 Ocak 2021’de düzenlediği sergide “Kâbe figürlü ve LGBTİ+ bayraklı eserin yere konulması ve” suretiyle, 7 öğrenci hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlatılmış, olayla ilgili beş üniversiteli gözaltına alınırken mahkemede 2 öğrenci tutuklanmış, iki öğrencinin ev hapsi tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verilmişti. Dava kapsamında tutuklu yargılanan iki öğrenci 17 Mart 2021’de yapılan ilk duruşmada tahliye edilmişti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/sivil-alana-etki-eden-davalar-kasim-2021/">Sivil Alana Etki Eden Davalar: Kasım 2021</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 15:18:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Fehmi Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72681</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminde gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada, reddi hakim talebine rağmen mahkeme hakimi duruşmaya devam etmekte ısrarcı davrandı. Duruşma sonunda mahkeme ara kararı gazetecilere okudu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine polisin müdahalesi sonucu gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın ikinci duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde görüldü. 46 kişi “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu&#8217;na muhalefet&#8221; suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Davanın ilk duruşması 25 Mart 2021’de görülmüştü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma için çok sayıda insan sabah saatlerinde İstanbul Adliyesi önünde bulunan Çağlayan Meydanı’na geldi. Duruşma için adliyeye gelenler arasında Diyarbakır Barosu, Van Barosu, Ankara Barosu, İstanbul Barosu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Eşit Haklar Derneği, Af Örgütü, THİV, İHD, Hafıza Merkezi yöneticileri ile CHP ve HDP milletvekilleri yer aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi beklenen duruşma, adliyenin en büyük salonlarından olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda görüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma salonunun bulunduğu kata çok sayıda bariyer konuldu. Sadece avukatlar, milletvekilleri ve sanıklar duruşma salonunun önüne alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-72683 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg" alt="cumartesi anneleri" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">10:00’da başlaması planlanan duruşma ancak 11:45’te başladı. Kimlik tespiti yaklaşık bir saat sürdü. Mahkeme hakimi, 12:40’ta duruşma salonuna geldi. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, duruşmanın başında söz alarak, suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek, davanın sonlandırılması gerektiğini söyledi. Türkdoğan, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin 700’üncü haftasındaki polis müdahalesine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan, “Cumartesi Anneleri’nin meydanı yasaklanamaz, orası bir hafıza merkezidir. Bu kadar meşru olan bir davanın yasaklanması hukuka aykırıdır” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Ekim 1995 tarihinde üç sivil polis tarafından evinin önünden gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun Koç savunma yaptı. Tosun, savunmasında ilk olarak babasının nasıl kaçırıldığını anlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaçırılma anını şu sözlerle aktardı: “19 Ekim 1995 akşamı eve giderken babamın üç kişiyle birlikte evimizin önünde durduğunu gördüm. Babam bitkin görünüyordu ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Yaklaştığımı gören iki kişi babamın koluna girerek evimizin yan tarafında bulanan bahçeye indirdi. Bir kişi bahçenin önünde duran beyaz, 34 UD 59 plakalı aracın bahçe tarafındaki kapılarını açık tutmuş bekliyordu. Bahçenin önüne geldiğimde eğilip baktım ama bahçe ışıklandırması olmadığı için bahçedekileri göremedim. Aracın yanında bekleyen kişiyi babamın arkadaşı sanıp yüzüne baktım, birbirimize gülümsedik… 26 yıldır hayatımızı cehenneme çeviren o kişinin gülüşüyle yaşıyorum… Bir gün adil bir yargı önünde hesaplaşmanın umuduyla, o gülüşü unutmamak için hafızamı milyon kere zorluyorum ve unutmayacağım!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaybedilişine dair yargı sürecine değindi. İ</span><span style="font-weight: 400;">lk olarak 26 yıl önce gittiği Galatasaray Meydanı’nda 699 hafta boyunca eylem yaptıklarını, 700’üncü haftadan sonra polis müdahalesi ile karşılaştıklarını söyledi. </span></p>
<h5><strong>Tosun: Vazgeçmem!</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, 151 haftadır Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklandığını ifade ederek, “26 yıldır yaşamından umudumu kestiğim anlarda bile babamı aramaktan vazgeçmedim. Vazgeçmem! Onu bulmak, onunla vedalaşmak istiyorum. Yasımı tutmak istiyorum ve bugün bunu istediğim için yargılanıyorum. 26 yıldır babamın akıbetini öğrenmek ve onu kaybedenlerin adil bir yargı önünde hesap vermesini istediğim için yargılanıyorum” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun’un ardından söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, devletin kaybetme politikasına değindi. Eren, yargı organlarını siyasi iktidarın politikalarına alet olmaması gerektiğini belirterek, “Yargı da devletin politikalarına alet olmuştur bu yargılama ile” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eren, “Cumartesi Anneleri, 699 hafta en barışçıl eylemlerinden birini yaptı. Adalet istediler. Adalet arayışında olanları bu koltuklara oturtursak toplumun adalete olan inancı azalır” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi eylemlerinde kardeşi Berkin Elvan’ı kaybeden sanık Gamze ve Özge Elvan da savunma yaptı.</span></p>
<h5><strong>Milletvekilini Salona Almamak İçin Karar Oluşturuldu</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenan Yılmazerler savunma yaptığı sırada, “Bizi cezalandırmak için siyasi erkin etkisi altında hareket ediyorsunuz” dedi. Mahkeme başkanı, bunun üzerine sesini yükselterek, “savunma dışına çıkma” diyerek, uyardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılmazerler, “Yerlerde sürünen annelerin fotoğraflarını neden göstermiyorsunuz?” dedi. Mahkeme hakiminin ikinci uyarısı üzerine CHP Milletvekili Mahmut Tanal, izleyici sıralarından bağırarak, “Lehe ve aleyhe olan tüm delilleri göstermelisiniz” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi bunun üzerine Tanal’ı salondan çıkarması için duruşma salonuna polis çağırdı. Tanal, salonu terk etmeyeceğini söyledi. Mahkeme başkanı salonu terk etti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polisler ve özel güvenlik tarafından duruşma salonu boşaltıldı. Mahkeme hakimi kısa bir süre sonra avukat, sanık, gazeteci ve izleyicilerin duruşma salonuna alınmasını istedi. Mahkeme hakimi, CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın duruşma salonuna alınmamasını istedi. Tanal, yazılı karar istedi. Mahkeme heyeti, bu yönlü karar aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden başlayan duruşmada avukatlar adına söz alan avukat Nahit Eren, 10:00’da başlaması beklenen duruşmanın iki buçuk saat geç başladığını hatırlattı. Eren, “Bu duruşmanın düzenin sağlamak hakkınız ama bunun da bir sınırı var. Müvekkilimize yönelik söylem tarzı, bir yargıcın söylem tarzı değildir. Çok hassas bir dosyada yargıçlık yapıyorsunuz” dedi.</span></p>
<h5><strong>Reddi Hakim Talebine Rağmen Devam Etmek İstedi</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi, savunma hakkının sınırsız olmadığını ileri sürerek, Eren’in savunmasını kısa tutmasını istedi. Eren, “Savunma hakkının zaman sınırı olamaz” diyerek, savunmasına devam etti. Eren, mahkeme hakiminin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini ifade ederek, dosyadan çekilmesini istedi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin çekilme talebini kabul etmemesi üzerine avukat bu defa reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebini reddetti ve duruşmaya devam etmek istedi. Mahkeme hakimi, avukatların talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, kararı geri çevirdiğini açıkladı ve üst mahkemeye itiraz edilmesini istedi. Avukatların itirazına rağmen mahkeme hakimi duruşmayı devam ettirme ısrarını sürdürdü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi hakkında, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda &#8220;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/" target="_blank" rel="noopener">Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli&#8221; astıkları gerekçesiyle yargılanan yedi öğrencinin aleyhindeki tanıkları yönlendirdiği iddiasıyla reddi hakim talebinde bulunulmuştu.</a> Mahkeme kararı, üst mahkemeye göndererek, duruşmayı sonlandırmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatların itirazının devam etmesiyle mahkeme hakimi, “5 dakika sonra geleceğim ve savunmaları alacağım. Sanıklar olmazsa karara geçiririm” diyerek, salondan ayrıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin tutumuna karşı avukatlarda duruşma salonundan ayrıldı. Bir süre sonra duruşma salonuna dönen mahkeme hakimi, ara kararını açıkladı ve duruşmayı 24 Kasım’a ertelediğini söyledi. Karar açıklandığında duruşma salonunda gazeteciler ve güvenlik görevlilerinden başka kimse bulunmuyordu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2018 13:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri’nin Koşuyolu Parkı’nda yapılması yasaklanan 499. eyleminin ardından 500. hafta açıklamasında yasak vardı. Bu hafta, şube binası önünde yapılmak istenen basın açıklamasına, kayıp annelerinin de grupta olması gerekçesiyle izin verilmedi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın annelere izin verilmeyen bir basın açıklamasını yapmayacaklarını söylemesi üzerine 500. hafta oturması dernek içinde gerçekleşti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/">Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri’nin geçen hafta Diyarbakır’da gerçekleşen 499. hafta oturmasının eyleme yarım saat kala yasaklanmasının ardından bu haftaki eylem dernek binası içinde yapıldı. Geçtiğimiz hafta eylemin yasaklanması kararına rağmen Koşuyolu Parkı’na giden aileler ve sivil toplum temsilcileri, polisin engellemesi sebebiyle parkın içindeki Yaşam Hakkı Anıtı alanına giremediler. Bunun üzerine İHD, TİHV, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası ve Hak İnisiyatifi yaptıkları </span><a href="http://www.ihddiyarbakir.org/tr/post/22949/basina-ve-kamuoyuna-kayiplar-bulunsun-failler"><span style="font-weight: 400;">ortak açıklama</span></a><span style="font-weight: 400;"> ile valiliğin yasak kararını protesto etmişlerdi. Açıklamada Valiliğin kararına karşı yargı yoluna gidileceği vurgulanırken, kararın “keyfi olup yasalarla güvence altına alınan toplantı, gösteri yürüyüşleri hakkı başta olmak üzere demokratik işleyişin sürdürülmesine olanak tanıyan normların hiçbirisiyle örtüşmediği” ve bu yasaklama kararının “birey ve toplumun toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkına açık bir saldırı niteliğinde olduğu” ifade edilmişti. Hükümete seslenen hak örgütleri, “Kayıp yakınlarının mücadelesinin engellenmesi için harcanan çabanın, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için sergilenmesi” talebinde bulunmuşlardı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-30394 alignnone" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-640x427.jpg" alt="" width="575" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836.jpg 2047w" sizes="(max-width: 575px) 100vw, 575px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">500. hafta oturması öncesi İHD Diyarbakır Şubesi’nde bir araya gelen aileler ve sivil toplum temsilcileri, dernek binası önünde polisin engeliyle karşılaştılar. Alana gitmelerine izin verilmeyen hak savunucuları ile polis arasında yaşana tartışmada Türkdoğan, dernek binası önünde açıklama yapmak istediklerini belirtti. “Sadece binanın girişindeki merdivende birkaç kişi ile açıklama yapabilirsiniz. Kayıp kayınları ve arkanızdaki grubun açıklamaya katılmasına izin vermeyeceğiz” diyen polisler Türkdoğan’ın yanına bir kayıp yakınının gelmesiyle birlikte grubun binanın kapısında açıklama yapmasına da izin vermedi. Yasağın insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayan Özdoğan, “Annelerin katılmasına izin verilmeyen bir açıklamayı yapmayacağız, bunu kınıyoruz” diyerek, eylemin şube binasında yapılacağını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan, annelerle birlikte açıklamaya izin verilmemesine tepki göstererek “Hükümete sormak istiyorum: Sizin Galatasaray Anneleriyle, Cumartesi Anneleriyle ne sorunuz var?  Bunu bize açıklamak zorundalar, bu yasaklar bize geri adım attıramaz. Annelerimizin başlattığı ‘Kayıplar bulunsun failler yargılansın’ eylemini kesintisiz devam ettireceğiz. Bu eylemin en önemli öznesi annelerimizdir. Çünkü anneler adalet arıyorlar, anneler çocuklarının kemiklerini arıyorlar; çocuklarının faillerini arıyorlar. Onların adalet önünde hesap vermelerini istiyorlar. Çıkarılan yasalarla Türkiye’ye kalıcı bir OHAL getirildi. Eylemi yasaklayan zihniyeti kınıyorum. Hükümeti bu yanlış karardan bir an önce vazgeçmelidir. Türkiye ve Ortadoğu krizi bu şekilde aşılamaz. Türkiye’de adaletin gerçekleşmesi için geçmişle yüzleşilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan’dan sonra konuşan TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “bizi binalara, sokaklara sıkıştırarak hak taleplerimizi sonlandıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz.” dedi. Fincancı, “Failli belli suçların faillerini ve işbirlikçilerini görmek için Cumartesi Annelerinin barışçıl ve demokratik hak taleplerini engelleyene bakmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30395" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri eylemine destek veren hak örgütlerinden HAK İnisiyatifi, yaptığı açıklamada Diyarbakır Valiliği’nin yasak kararını “keyfidir ve yetkinin kötüye kullanılması” olarak nitelendirirken Diyarbakır Tabip Odası’nın Eş Başkanı Mehmet Şerif Demir, Sivil Sayfalar için şu açıklamada bulundu: Barışçıl bir şekilde evlatlarının yalnızca kemiklerini isteyen annelere ve onların faillerinin bulunmasını isteyenlere karşı yapılan bu vicdansızlık, Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden biri olarak tarihe geçecektir. Tanıl Bora’nın geçenlerde ifade ettiği gibi  “Geçen cumartesi, Cumartesi Anneleri 700. defa kaybedilmiş yakınlarını hatırlatmaya dururken, sebatın bir başka yüzünü hatırlattılar. Karşılaştıkları zulmün yüzünü kapkara yapan bir sebat.” Çünkü “sebat ağır bir öfkedir ve sebat hedefe doğru gitmek üzere bastırıyordu” diyor Bora. Cumartesi Anneleri gelmiş geçmiş en iyi sebat ve en iyi sivil itaatsizlik örneğidir. Bu direnci bu arayışı bir nevi açık alanda engelleyerek aslında annelerimizin sebatına karşılık sessizlik dayatmaya çalışıyorlar. Kapalı alanlara iterek kamusal alandan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bu insanların mücadelesi meşrudur. Çünkü meşru olma zeminini yaşam hakkı ihlal edilmiş binlerce insanımızdan almaktadırlar. Marjinalize edilmesi hatta illegalize edilmesine yönelik yapılan açıklamalar da kabul edilebilir değildir. Bu eylemi engellemek yerine bir an önce hakikati bulmak ve o insanlara bu hakikati teslim etmek gerekiyor. Annelerin aradığı tek şey hakikattir. Yetkililerinde şu andan itibaren yapması gerek tek şey Cumartesi Anneleri’nin taleplerini yerine getirmektir. Anneleri cezalandırmak yerine failleri cezalandırmak gerekiyor ki bu durum kamu vicdanını zedelemesin.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30397" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün yapılanlar hiç bir şekilde kabul edilebilir değildir. Bunu kınıyorum ve bunun önleyemediğimiz için de ayrıca utanç duyuyorum. İktidar geçmişin katliamcı anlayışını sahiplenerek gerçeklerin açığa çıkmasını, konuşulmasını, tartışılmasını engellemektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlıklı bir toplumun olmaz olmazı barıştır. Bu ülkeye barış gelmeden adalet gelmeden, Özgür olmadan ne sağlıklı bir toplumdan ne de başka bir şeyden bahsedendeyiz. Bu ülkenin hakikat arayışının, adalet arayışının Barış arayışının temsilcisi olan Cumartesi Anneleri’ne sahip çıkıyoruz. Bu değerli mücadelenin yanında olacağız. Bizim beyaz tülbentlere borcumuzdur bu!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009 yılından beri Diyarbakır Koşuyolu Parkı içindeki Yaşam Hakkı önünde oturan Cumartesi İnsanları, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında ilan edilen OHAL gerekçesiyle eylemlerini 100 hafta boyunca kapalı alanda, İHD Diyarbakır Şubesi içinde sürdürmüşlerdi. 100 haftanın ardından yeniden meydanda olmanın anlamına dair mikrofon uzattığımız İHD Diyarbakır Şubesi, Zorla Kaybedilenler ve Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın duygularını “</span><i><span style="font-weight: 400;">100 hafta sonra Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde olmak biz insan hakları savunucuları ve kayıp aileleri için tarifi imkânsız bir buluşmaydı. Çünkü bizler için Yaşam Hakkı Anıtı, bir Hakikat Meydanıydı. Kapalı bir mekânda 100 haftadır tutsak edilen hakikat, artık meydanlarda yüksek sesle haykırılıyordu. İçerde kapalı bir mekânda ellerde tutulan kayıp fotoğrafları, gün aydınlığına çıkarak faillerinin gözlerine bakıp yaşadıklarının mesajını verdiler o gün. Bizleri tekrar o meydana taşıyan annelerimizin kararlılığı ve kararlılıkla geri adım atmayan insan hakları savunucularının mücadelesi olmuştur. Dolayısıyla Koşuyolu Meydanı, kayıplarımız bulunana kadar gerçekleri, doğruları anlatmaya devam edecektir.” </span></i><span style="font-weight: 400;">ifadeleriyle dile </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/"><span style="font-weight: 400;">getirmişti.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/">Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 Eylül Dünya Barış Günü’nde: “Barıştan, Demokrasiden Vazgeçilemez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/1-eylul-dunya-baris-gununde-baristan-demokrasiden-vazgecilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2018 08:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[1 Eylül Dünya Barış Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Bakırköy Özgürlük Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30091</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/1-eylul-dunya-baris-gununde-baristan-demokrasiden-vazgecilemez/">1 Eylül Dünya Barış Günü’nde: “Barıştan, Demokrasiden Vazgeçilemez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting düzenlendi.“Barıştan, demokrasiden vazgeçilemez” sloganıyla düzenlenen miting öncesi İncirli Caddesi üzerinde toplanan kortejler, Bakırköy Özgürlük Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Mitinge sendikalar, siyasi partiler, milletvekilleri, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri katıldı.</p>
<p>Miting alanında basın metnini İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. Ortak açıklamada, en yüksek bütçenin savaşa ayrıldığına dikkat çekildi. Ekonomik krizin ağırlaşacağı vurgulanırken “İşçilerin,emekçilerin savaşa karşı barış için güçlerini birleştirme” çağrısı yapıldı.</p>
<p><strong>“Barış talebimizden vazgeçmeyeceğiz”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30092" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-640x418.jpg" alt="" width="640" height="418" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-640x418.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-1024x669.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-1280x836.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-610x398.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493-320x209.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180902_195446493.jpg 1568w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cumartesi Annelerinden Hanım Tosun ile Barış Annelerinden Bedia Gökgöz  yaptıkları konuşmalarda barış talebini her zaman dillendireceklerini, vazgeçmeyeceklerini belirttiler. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden Erdoğan Tedik “Umutsuzluğa karamsarlığa yenik düşmeyeceğiz. Adaletin herkese geldiği günler gelene kadar mücadelemiz devam edecek” diye konuştu. Gezi Platformu’ndan Volkan Kesen Bilici, “Düşmanlarımızın inadına bu topraklara mutlaka barış, kardeşlik gelecek” dedi.Konuşmaların ardından BEKSAV bünyesinde faaliyet yürüten Grup Vardiya ezgilerini seslendirdi. Ardından Zeytinburnu Belediyesi’nde işinden edilen ve işine dönmek için direnen Kenan Güngördü, “KHK’lerle muhalifleri susturmaya çalışanlara sesleniyoruz. Sizden korkmuyoruz.” dedi.</p>
<p>HDK Eş Sözcüsü Prof. Dr.Onur Hamzaoğlu, “Toplumsal barış için  mücadele bizlerin bir görevidir. Barış emek istiyor. Cumartesi Anneleri’ne, Barış Anneleri’ne verilen sözler tutulmadan bu topraklara barış gelmeyecek.” şeklinde konuştu.  HDP Eş Genel Bakanı Sezai Temelli ise Cumartesi Anneleri ve  Barış Annelerinin mücadelesini selamlayarak konuşmasına başladı.”Savaşa son vermek,  talana son vermek için bugün yan yana gelen emekçiler, kadınlar,bu  ülkede mağdur edilmiş herkes, hepimiz bu mücadeleyi büyüteceğiz.” ifadelerini kullanan Temelli hasta tutsakların durumuna dikkat çekerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/1-eylul-dunya-baris-gununde-baristan-demokrasiden-vazgecilemez/">1 Eylül Dünya Barış Günü’nde: “Barıştan, Demokrasiden Vazgeçilemez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 07:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[dünya barış günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30017</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Eylül Dünya Barış Günü’ne Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin yasaklanması ile girildi. Galatasaray'daki eylemin yasaklanmasının ardından, Diyarbakır'da 499. hafta eylemine de yasak geldi. Bu atmosfer altında yaşadığımız  1 Eylül Dünya Barış Günü’nü İHD ve Hak İnisiyatifi Diyarbakır temsilcileri ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/">Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç yıl öncesiyle kıyasladığımızda barış ümidine bile çok uzak görünen bir atmosferdeyiz. Bu üç yılda neler yaşadık, neden böyle oldu, toplum bundan nasıl etkilendi, neyi ya da neleri kaçırdık?</strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun (İHD Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Çatışma çözümünün müzakere ve diyalog yöntemi ile başarılacağına dair umut, büyük hayal kırıklığı ile olumsuz sonuçlandı. Türkiye’de siyasi iradenin diyalog süreci devam ederken gerekli cesur yasal düzenlemelerden kaçıp güncel politik hassasiyetleri gözetme çabası (Rojava’yı kast ediyor, SS.) , taraflar arasındaki güvensizliğin derinleşmesi sonucu süreç hükümet tarafından sonuçlandı. Akabinde Sayın Öcalan üzerinde tecritle başlayan, çatışmalar ağır insan hakkı ihlallerinin yanı sıra onarılması güç tahribatlar, yıkımlar getirirken toplumun barışa dair umudu zayıfladı. Her an barıştan ziyade ölümleri, tutuklamaları, ihraçları, kayyumları konuşmak zorunda kaldık. Çünkü siyasi otorite öncekilerden farklı ve çok bütünlüklü güvenlikçi ve baskı politikasıyla Kürt Siyasi Hareketine yöneldi. Barıştan çok, insan hakları savunucuları olarak ihlalleri konuştuk.</p>
<p><strong>Recep Yavuz (HAK İnisiyatifi – Diyarbakır Üyesi): </strong>O dönem çözüm sürecine fiili desteğimizi sunarken uyarıları da sürekli yapıyorduk. Kalekol yapımları ile PKK’ye katılımların yoğunlaşmasının hayra alamet olmadığını söylüyorduk. Neticede korktuğumuzdan çok daha kötü günler yaşadık çözüm süreci bittiğinde. PKK’nin çatışmayı kente taşıyarak mahallelere hendekler açması ve devletin ağır silahlarla operasyon düzenlemesi neticesinde şehirler savaş alanına döndü, yarım milyondan fazla insan yerinden edildi. Gülen Yapılanması’nın merkezde olduğu 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra ilan edilen OHAL ile sivil siyasetin, sivil toplumun, bireysel hak ve özgürlüklerin alanı iyice daraltıldı. Bugün OHAL kaldırılmış olsa da fiili olarak sürmektedir. Kamusal alanın zayıflığı bunun bir göstergesidir. Neden böyle olduğu konusunda çözüm sürecinin aktörlerinin kendi siyasi hesaplarını barışa tercih ettiklerini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Bütün kamusal alanın daha da daraldığı bir ortamdayız. En son Cumartesi Anneleri’nin eylemi de zor kullanılarak engellendi ve devam etmesine izin verilmeyeceği söyleniyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nden başlayarak önümüzde sivil toplum olarak nasıl bir yol haritası var ya da olmalı? Sivil toplum kaybettiği kamusal alanı nasıl yeniden kazanabilir?</strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun:</strong> Barışçıl toplantılara dahi izin vermeyen, toplumun her kesimine karşı mutlak bir hâkimiyet sağlamak isteyen siyasi iradeden bahsediyoruz. Buna karşı çözümün de tam da bu noktadan başlaması gerekiyor. Barış mücadelesi yürütenlerin her mücadele alanında birlikte direnç göstermesi, barış söylemini cesur söylemlerle dillendirmesi gerekiyor. Savaş koşullarında toplumun farklı kesimlerinden cesur ve gür sesle müdahil olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir haktır ve devletin sorumluluğu o eylemdekileri korumakla sınırlıdır. Ancak bugün keyfi bir şekilde eylem ve etkinlikler engelleniyor. Sivil toplumun Türkiye’deki serüveni bağımsız bir yerden ilerlemediği için zor zamanlarda güçlü bir sivil toplum alanı kalmıyor. Gerçek gücümüz bugünkü gücümüzdür, o sebeple buradan başlayacağız. Kaybettiğimiz çözüm sürecinden ders alarak kendi gerçek alanımızı inşa etmeliyiz. Sivil toplum güçlü olursa devlet kendisini de sınırlayan kendi kanunlarını bu kadar kolay yok sayamaz.</p>
<p><strong>Barış temel bir ihtiyaç olarak ortada dururken bu ihtimale de çok uzak görünürken hak mücadelesi yürütenler ne düşünüyor, barış bu kadar uzak mı gerçekten, nasıl yakınlaştırıp bir ümidi büyütebiliriz? </strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun: </strong>Kuşkusuz şuan için siyasi iradede; her türlü hak mücadelesinde yer alanları kriminalize etme, barış söylemini dile getirmeyi terörize eden, suç sayan bakış açısı mevcut. Sorun, Kürtler başta olmak üzere diğer etnik ve inançların statülerinin tanınıp, yasal güvencelerle korunmasından ziyade sorunu “terör” sorunu olarak tanımlayıp askeri ve güvenlikçi politik bakış açısıyla değerlendirildiğinden askeri ve siyasi operasyonlar hız kesmeden devam etmekte. Bu bakış açısının değişmesini veya siyasi iradenin tutum değişmesini beklemekten ziyade barış savunucularının her platformda direnmesi ve mücadelesini toplumsallaştırması gerekiyor. İnsan Hakları ve demokrasi mücadelesi yürütenlerin öncelikli hedefinin barışa dair daha sistemli ve örgütlü çalışma/ yöntem üzerinde yoğunlaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Türkiye’de sivil çözüm imkanları defalarca denendi ancak başarılı olmadıkları için hala barış arayışındayız. Ona en yakın olduğumuz noktadan belki de en uzak noktaya üç yılda savrulduk. Neden böyle olduğunu çok tartıştık, dönüp dünya deneyimlerini gözden geçirdik. Türkiye’deki sürecin zayıflığı gerçeklikten kopuk bir ümit dalgası yaratmasında ve liderlerin arasında gidip gelmesinde yatıyor bana kalırsa. İki taraf da kendi pozisyonlarını güçlendirmeyi düşündüler bu süreçte ve hesaplar süreci kaldıramadığında da çatışmaya dönülmüş oldu. Biz de bütün bu süreci izledik, daha güçlü bir yerden müdahil olduğumuzu söyleyemeyiz. Sanırım Rojava’da tarafların tümünün uzlaşmak zorunda kalacağı bir denklem oturmadan Türkiye’de de bir çözüm süreci zor. Bu konunun tarafları ilgilendiren boyutu, bizi ilgilendiren boyutunda temel hakların pazarlık konusu edilmeyeceğini, barışın herkes için temel bir ihtiyaç olduğunu yeniden ve yeniden anlatmak. Barışın kriminalize edilmesine müsaade etmemek, toplumsal kutuplaşmayı bozacak birliktelikler sağlamak, sulh için çaba sarf etmek.</p>
<p><strong>Türkiye’de bir barış için atılması gereken somut adımlar neler olmalı, kim ne yapmalı? </strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun:</strong> 2013 yılında başlayan ve ne yazık ki akamete uğrayan demokratik çözüm süreci bizlere barışın nasıl inşa edileceğini gösterdi. Öncelikle barış sürecinin gelişebilmesi için devletin 2015 yılında rafa kaldırdığı süreci ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde başlatması gerekiyor.  Ülkede yaşanan ağır hak ihlallerinin kaynağının çatışmalı sürecin sonucu olduğunu görmek gerek. Çatışmalı süreçlerin sona ermesi için en temel olması gereken durum tarafların karşılıklı bir araya gelmesidir.  Bu çerçevede devletin Sayın Öcalan ile tekrardan görüşmesi ve kendisi üzerindeki tecridi sona erdirmesi gerek</p>
<p>Bugün yaşanan onca yıkım, ölümün çatışmalı durumların sonucu olduğunu görerek farklı görüşteki tüm sivil toplum kuruluşların hukuk örgütlerinin tarafların bir araya gelmesine ve barışı istemlerine dönük ısrarcı tutumlarının olması gerekir. Yani barış barışın istenmesi ile sağlanır düşüncesi ile hareket etmek gerekir.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Öncelikle anadilde eğitim, anayasal vatandaşlık gibi temel haklarda herhangi bir pazarlık da bahane de kabul edilemez. Ama bunların da çatışma ortamından etkilendiğini hepimiz görüyor ve biliyoruz. Dolayısıyla hakkın tahakkuku bakımından topu sadece hükümete atmıyoruz. PKK de yükselen şiddet dalgasının hakların iadesi ve çözüm önünde nasıl bir engel oluşturduğunu görüp kabul etmelidir. Hak İnisiyatifi olarak bugün şiddetin, çözüm önünde bir engel teşkil ettiğini lakin bunun temel hakları tanımak konusunda bahane olarak da öne sürülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ortada en çok ihtiyaç duyulan şey iradedir, bugün bir iyileşme iradesi gösterilmesi atılacak adımları tartışmak için uygun bir zemin olacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/">Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maside Ocak: 97’de 2 Kuşak Gözaltına Alınırdık, Bugün 3 Kuşak Alınıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/emine-ocak-biz-hangi-bir-gun-bir-karincanin-canini-incittik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 09:22:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri’nin 700. Hafta oturması]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Maside Ocak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendisi gözaltına alınan, annesi gözaltına alınmak istenen 1995’te gözaltında öldürülen Hasan Ocak’ın ablası Maside Ocak, “Söyleyecek tek sözüm var; 700 hafta geçti Tükenmedi Umudum...” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/emine-ocak-biz-hangi-bir-gun-bir-karincanin-canini-incittik/">Maside Ocak: 97’de 2 Kuşak Gözaltına Alınırdık, Bugün 3 Kuşak Alınıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’ndaki 700. Hafta buluşmasında gözaltına alınan Maside Ocak, “1997&#8217;de iki kuşak olarak gözaltına alınırdık, bugün üç kuşak gözaltına alındık” dedi.</p>
<p>21 Mart 1995’te gözaltına alındıktan sonra cansız bedenine kimsesizler mezarlığında ulaşılan Hasan Ocak’ın ablası Maside Ocak, Facebook sayfasından yaşan polis şiddetine tepki gösterdi.</p>
<p>82 yaşındaki annesi Emine Ocak’ın da gözaltına alınmak istendiğini, son anda polislerce otobüse bindirilmediğini söyleyen Maside Ocak, annesinin kalkanlarla itildiğini, kollarının morartıldığını söyledi.</p>
<p>Maside Ocak’ın paylaşımı şöyle:</p>
<p>&#8220;Biliyorum hepiniz çok merak ettiniz.<br />
Bugüne dair ne yazayım bilmiyorum.<br />
Benim için günün özeti;<br />
82 yaşındaki annemin polis kalkanlarıyla itilmesi, kollarının morartılması,<br />
Gözaltı aracına kadar adeta sürüklenmemiz, yeğenim Adilcan&#8217;ın vahşice dövülmesini görüp de annemi bırakıp yanına gidemeyişim, Gamze Elvan&#8217;ın kolunun kırmak istercesine bükülmesi,<br />
Gözaltı aracına vardığımızda sivil polislerin yaşlı kadını araca bindirmeyeceksiniz emri,<br />
Annemin çocuklarımı aldınız ben de bineceğim deyip binmeye çalıştığı araçtan indirilmesi,<br />
Araç içinde saatlerce plastik kelepçeyle bekletilmemiz&#8230;<br />
1997&#8217;de Ahmet Şık&#8217;ın fotoğrafladığı annemin Galatasaray meydanından sürükleniş anının aynısını bugün Hayri Tunç görüntülemiş.<br />
O günden bu güne hiçbir şey değişmedi. 1997&#8217;de iki kuşak olarak gözaltına alınırdık, bugün üç kuşak gözaltına alındık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/90289/500/305" width="500" height="305" /></p>
<p><em>* Fotoğraf: Vedat Arık</em></p>
<p>Eve gelip bilgisayarı açınca kardeş canım Arat&#8217;a uygulanan şiddet karşısında kenetlenen güzel insanları ve bizim götürülüşümüzün ardından saatlerce Cumartesi Anneleri&#8217;ne &#8220;Biz buradayız anne, yalnız değilsin&#8221; diye seslenenleri gördüm.<br />
Söyleyecek tek sözüm var;<br />
700 hafta geçti Tükenmedi Umudum&#8230;&#8221;</p>
<p>Kaynak:<a href="https://bianet.org/bianet/insan-haklari/200215-maside-ocak-97-de-2-kusak-gozaltina-alinirdik-bugun-3-kusak-aliniyoruz" target="_blank" rel="noopener"> Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/emine-ocak-biz-hangi-bir-gun-bir-karincanin-canini-incittik/">Maside Ocak: 97’de 2 Kuşak Gözaltına Alınırdık, Bugün 3 Kuşak Alınıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2018 14:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi İnsanları ya da daha yaygın bilinen isimleriyle Cumartesi Anneleri, 25 Ağustos’ta İstanbul’da 700. Hafta eylemini gerçekleştirecekler. Diyarbakır buluşmaları da 8 Eylül’de 500. Haftayı geride bırakmış olacak. Her hafta Cumartesi günü İstanbul’da Galatasaray Meydanı ve Diyarbakır’da Koşuyolu Parkı’nda bir araya gelen aileler çocuklarının, kardeşlerinin, babalarının en azından kemiklerini istiyorlar, bir mezar taşının başında yas tutabilmek… Bunun için önlerindeki iki büyük engelin kaldırılması gerekiyor; birincisi “devlet sırrı” hukukuna son verilmesi diğeri ise, Birleşmiş Milletler “Zorla Kaybedilmelerin Önlemesi Sözleşmesi”nin imzalanması...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/">40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’daki eylemler OHAL’de de sürdürülebilirken Diyarbakır’daki Cumartesi İnsanları 100 hafta boyunca kapalı bir mekanda, İHD Diyarbakır Şubesi’nin salonunda bir araya geldiler. 100 haftanın ardından yeniden Koşuyolu Parkı’nda gerçekleşen eylemler hakkında İHD Diyarbakır Şubesi, Zorla Kaybedilenler ve Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın ile Sivil Sayfalar için konuştuk.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-29826" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-640x426.jpeg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-610x406.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-320x213.jpeg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1.jpeg 680w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Diyarbakır’da 500. haftaya giriyoruz. 500 hafta nasıl geçti, geride ne kaldı?</strong></p>
<p>Ekseriyeti 90’lı yıllar olmak üzere onlarca yıldır coğrafyamızda yaşanan “kirli savaş” neticesinde sayısız insan gözaltında zorla kaybedildi. Kayıp yakınları, kaybedilen çocuklarının akıbetinin ortaya çıkartılması için başından beri hukuki olarak bütün yol ve yöntemleri kullandılar. Yıllarca karakol kapılarında, adliye saraylarında çocuklarının akıbetinin açığa çıkartılması için yasal olarak mücadele eden kayıp yakınları, istedikleri bir sonuca ulaşamamalarından dolayı mücadelelerini kamusal alana taşıyarak daha etkin bir yol arayışına girdiler. Kayıp yakınları için bu mücadelenin en önemli ayağı şüphesiz her hafta cumartesi günü kesintisiz bir şekilde düzenlenen oturma etkinliği olmuştur.</p>
<p>Diyarbakır’daki Kayıp Yakınları ve İHD Diyarbakır Şubesi öncülüğünde “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” adlı oturma etkinliğimizin ilk eylemi, 31 Ocak 2009 tarihinde Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde başladı. Kayıp yakınlarının bu eylemi Yaşam Hakkı Anıtı önünde başlatmalarının ve burada sürdürmelerinin insan hakları savunucuları için sembolik bir önemi vardı. Burası Diyarbakır için bir hafıza mekânıydı. Bu mekânda 2006 yılında gerçekleştirilen bombalı bir saldırıda bu şehir; çocuklarını, masum insanlarını yitirdi. Haliyle o kaybettiklerimizin anılarını yaşatmak ve çocuklarımıza barış dolu bir gelecek bir bırakmak için Hakikat, Adalet talepli bir eylemi bu mekânının ruhuna uygun olarak burada sürdürmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Devletin kayıp meselesine olan duyarsızlığına rağmen kayıp yakınları, bu geçen 500 hafta boyunca diyebilirim ki umutlarını, inançlarını zerre kadar yitirmediler. Geçen bu zaman, mücadelelerine olan inanç ve kararlılıklarını arttırdı sadece. Çünkü her hafta boyunca ellerinde tutup taşıdıkları fotoğraflar ile devlete ve faillere, çocuklarının yaşadığı ve bir gün mutlaka döneceği mesajını vermektedirler. Anneler için kaybedilen çocukları asla bir fotoğraftan ibaret değildir. Dolayısıyla diyebiliriz ki geçen sürede hakikatte eriyip biten kayıp yakınları olmamıştır. Aksine bu kararlı mücadele karşısında sağır dilsiz olan, vicdanı gün be gün eriyen devlet olmuştur.</p>
<p><strong>Kaç kayıp var, elimizde nasıl bir veri tabanı var, bugüne kadar ulaşılabilen kayıp sayısı nedir?</strong></p>
<p>Kayıp sayısına ilişkin bu sorunuza şimdilik net bir cevap verebilmek mümkün değildir. Çünkü Zorla Kaybedilme, Faili Meçhuller ve Yargısız İnfazlar hukuki olarak farklı kategorize edilmektedir. Buna ilişkin halen net bir tasnif ve güncelleme yapılamadığından kesin bir sayı veremiyoruz. Sadece şunu belirtmeliyiz ki BM’nin ilgili sözleşmesinde Zorla Kaybedilme tanımına uygun olan zorla kaybedilme vakası ülkemizde yüzlerce sayı ile ifade edilmektedir. Bizim dernek olarak isimlerini dile getirdiğimiz ve yaklaşık olarak sayısını verdiğimiz kayıplar, derneğimize geçmiş tarihlerde aileleri tarafından başvuruları yapılmış olan kayıplardır. Bu konuda net bir sayıya ulaşabilmek için öncellikle devletin bütün arşivini açması gerekir. Yine özgün bir çalışma ile bütün engellemeler ortadan kaldırılırsa saha araştırması yapılarak bu muğlaklık giderilebilecektir.</p>
<p><strong>Kayıp mücadelesinde açılmış davalar var mı, nasıl gidiyor, cezasızlık politikasının delindiği, içimize su serpecek örnekler var mı?</strong></p>
<p>Zorla Kaybedilme vakasının oluşmasından sonra kayıp yakınları, çocuklarının akıbetinin ortaya çıkartılması için dönemin şartlarına göre yasal olarak ilgili yerlere başvurularda bulundular. Ancak dönemin siyasi konjonktüründen dolayı sayısız kayıp ailesi de hukuki başvuru yapmaktan imtina ettiler. 90’lı yıllarda zorla kaybedilme olaylarının artış göstermesi ile birlikte kayıp yakınları bir çözüm ve umut kapısı olarak derneğimize başvurularda bulunarak hukuki destek talebinde bulundular. Derneğimiz, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için ailelere gönüllü hukuk desteğinde bulunarak açılmış birçok dava dosyasına müdahil oldu. Dosyalardaki birçok delil ve tanık beyanına rağmen maalesef devlet, zorla kaybedilme davalarında cezasızlık politikasını uygulayarak faillerin aklanmasına yardımcı olmuştur. Açılmış birçok dosyada soruşturma makamları üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek dava dosyalarını adeta sürüncemede bırakıp cezasızlık politikasına ön ayak olmuşlardır. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kayıp dosyalarında vermiş olduğu ihlallerde devletin etkili bir soruşturma yürütmemesinden dolayı ihlal kararları vermiştir. Dolayısıyla kayıp dosyalarında yaşadığımız en önemli problem etkili bir soruşturmanın yürütülmemesidir. Devlet bu konuda cezasızlık politikasını yürütürken bölge illerinde devam eden davaları batı illerine naklederek mağdur ailelere olan kamuoyunun desteğini düşürmek istemiştir. Örneklerle sabittir ki bu şekilde birçok fail dosyalarda beraat ettirilmek suretiyle aklandılar. Cezasızlık politikasının delinmesi ancak ülkedeki siyasi iklimin yumuşaması ile olabileceğine inanıyoruz. Zorla kaybedilme vakaları nasıl ki politik bir sürecin ürünü ise aynı zamanda faillerin yargılanması da devlet ve siyasi iktidarın politik tutumundaki değişim ile mümkün olabilecektir.</p>
<p><strong>100 hafta boyunca OHAL altında kapalı mekanda yaptınız buluşmaları, bu zaman nasıl geçti? Siz, aileler neler hissettiniz, nasıl kaydettiniz bu süreci? 100 haftadan sonra sokağa çıkmak, meydanda olmak nasıl bir duygu? </strong></p>
<p>Diyarbakır Kayıp yakınlarının oturma etkinlikleri 393. haftaya kadar Koşuyolu parkında sürdürüldü. Gayet barışçıl olan bu etkinlik tüm zorluklara rağmen kesintisiz bir şekilde şehrin tüm sivil, siyasi ve toplumsal dinamiklerini de içine katarak yıllarca kitlesel olarak devam etti. 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL ve Diyarbakır Valiliği’nin yasak kararı ile birlikte yıllarca meydanlarda yapmış olduğumuz oturma etkinliğimizi kapalı bir mekânda yapmak zorunda kaldık. Birçok defa yapmış olduğumuz çağrı ve başvurulara rağmen bu yasak bir türlü kaldırılmadı. Bu yasak kararına rağmen kayıp aileleri hakikat ve adalet mücadelelerinden vazgeçmeyerek kararlılıklarını ortaya koymuşlardır. Mücadelelerini kapalı mekânda yaparak faillere önemli mesajlar vermişlerdir. Hakikatin engellemelerle örtülemeyeceğini ve bir gün mutlaka gün aydınlığında, meydanlarda bu hakikatin haykırılacağı mesajını kararlılıkları ile göstermişlerdir.</p>
<p>100 hafta sonra Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde olmak biz insan hakları savunucuları ve kayıp aileleri için tarifi imkânsız bir buluşmaydı. Çünkü bizler için Yaşam Hakkı Anıtı, bir Hakikat Meydanıydı. Kapalı bir mekânda 100 haftadır tutsak edilen hakikat, artık meydanlarda yüksek sesle haykırılıyordu. İçerde kapalı bir mekânda ellerde tutulan kayıp fotoğrafları, gün aydınlığına çıkarak faillerinin gözlerine bakıp yaşadıklarının mesajını verdiler o gün. Bizleri tekrar o meydana taşıyan annelerimizin kararlılığı ve kararlılıkla geri adım atmayan insan hakları savunucularının mücadelesi olmuştur. Dolayısıyla Koşuyolu Meydanı, kayıplarımız bulunana kadar gerçekleri, doğruları anlatmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>Peki bundan sonra mücadeleyi nasıl sürdüreceksiniz, önümüzdeki süreçte neler yapmayı planlıyorsunuz? Kamuoyundan, devletten, sivil toplumdan beklentileriniz neler, kim ne yapmalı?</strong></p>
<p>Bu mücadelemiz kayıplarımız bulununcaya, hakikatler ortaya çıkartılıp geçmişle yüzleşme gerçekleştirilene kadar devam edecektir. Bu mücadele bizler için bir barış mücadelesi, bir demokrasi mücadelesidir aynı zamanda. Bundan sonraki süreçte hem kayıp ailelerimizin güçlü bir şekilde bu mücadeleyi sahiplenmesi hem de şehrin diğer toplumsal dinamiklerinin katılması için çalışmalarımızı sıklaştıracağız. Mücadelemizde kamusal alanı ne kadar güçlü ve geniş tutarsak bu konuda hızlı sonuç alabilme imkânımız artacaktır. Mesela Latin Amerika Ülkesi Arjantin’de Askeri Cunta sonrası sivil toplum örgütlerinin desteği ve işbirliği ile kayıp meselesinde önemli adımlar kat edilmiştir. Bu süreçlerde sivil toplum ve kamuoyu, destekleri ile kayıp ailelerini yalnızlık hissinden kurtarmayı başarmış ve mücadelelerini sürdürmelerinde pozitif enerji vermiştir. Yine sivil toplum örgütleri devlet ile toplum arasında bir köprü olma rolüne bürünerek kayıp mücadelesinin devlet ve failler nezdinde daha görünür olmasını sağlamıştır. Dolayısıyla sivil toplum ve kamuoyunun bizlerin yanında olması bu açıdan çok anlamlıdır. Ancak birlikte değiştirebileceğimize, kayıplarımızın akıbetini kolektif bir çalışma ile açığa çıkartabileceğimize inanıyoruz.</p>
<p>Devletten beklentimiz ise öncelikle zorla kaybedilme meselesinde siyasi tutumunu değiştirip cezasızlık politikasına son vermesidir. Hakikatlerin ortaya çıkartılması için meclis çatısı altında Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurup geçmişle yüzleşmesidir. Ancak devletin hakikatlerle yüzleşmesi, kayıp ailelerinin devlete olan güvenini arttıracak, acılarını bir nebze de olsa hafifletecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/">40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Sep 2017 05:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıplar Eylemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır İHD’de 446’sı yapılan Kayıplar eyleminde, aileler bir kez daha yakınlarının fotoğraflarını kaldırarak, ‘faillerin bulunmasını’ ve ‘cezalandırılmalarını’ istediler. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde yapılan 446. Kayıplar eylemi, antropolog Eva Domaska’nın ‘Tarih mezarda başlar’ sözlerini hatırlattı. Yere serilmiş posterin üzerinde yüzlerce fotoğraf, bazıları silik. Yakınlarının fotoğraflarını göğüslerinde tutan kayıp yakınları; anneler, babalar, kardeşler. Her hafta başka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/">Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır İHD’de 446’sı yapılan Kayıplar eyleminde, aileler bir kez daha yakınlarının fotoğraflarını kaldırarak, ‘faillerin bulunmasını’ ve ‘cezalandırılmalarını’ istediler.</strong><span id="more-18172"></span></p>
<figure id="attachment_18173" aria-describedby="caption-attachment-18173" style="width: 225px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18173 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Av.Hasan-Yalçın-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-18173" class="wp-caption-text">Hasan Yalçın</figcaption></figure>
<p>İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde yapılan 446. Kayıplar eylemi, antropolog Eva Domaska’nın ‘Tarih mezarda başlar’ sözlerini hatırlattı. Yere serilmiş posterin üzerinde yüzlerce fotoğraf, bazıları silik. Yakınlarının fotoğraflarını göğüslerinde tutan kayıp yakınları; anneler, babalar, kardeşler. Her hafta başka bir kayıbın hikayesi okunuyor. Eylem alkışlarla sonlanıyor ancak yakınların bekleyişi hiç bitmiyor. Onlar da biliyor sevdiklerinin artık  yaşamadığını ama kemiklerini almadan mezarı ile yüzleşmeden kabul etmiyorlar. Zaman ve yaşananlar bize şunu acı bir biçimde gösterdi ki, geçmişle yüzleşemeden bu acılar bitmeyecek.</p>
<p>Eylemin ardından Diyarbakır İHD Kayıp Komisyon’undan Av. Hasan Yalçın ve aynı zamanda kendisi de bir kayıp ailesi olan Adnan Orhan‘la, bitmeyen yas sürecini, hafıza çalışmalarını ve 446 haftadır süren Kayıplar eylemini konuşuyoruz. Daha önceleri  Koşuyolu Parkı’nda gerçekleştirilen Kayıplar eylemi, OHAL döneminde İHD binasında yapılıyor. Kayıplar eylemi 2009 yılında başlasa da İHD’nin Kayıplar Komisyonu’nun çalışmaları kuruluşundan itibaren devam etmekte.  Kayıplar eyleminin temel amacının devlet yetkililerinin ya da yargının kayıp vakalarıyla ilgili etkili ve adil bir soruşturma yürütmesi olduğunu belirten İHD Kayıp Komisyonu üyelerinden Av .Hasan Yalçın, faillerin bulunup yargı önüne çıkartılmasının hak ettikleri cezalara çarptırılmasının ailelerde bir nebze ‘adalet’ duygusu uyandıracağını belirtiyor. Yalçın, kayıp gerçekliğini ise şöyle anlatıyor; “Bir insan ölür mezara konur ve  biter. Ailesi açısından ise mezarına gider vedalaşır. Ama kayıp ise ne sağ ne de ölüdür. Arada kalmış bir şeydir. İnsan bir noktadan sonra şüpheye düşüyor. Böyle bir kişi var mıydı.? Böyle biri yaşamış mıdır? Hele de ardından bıraktığı bir iz bir fotoğraf yoksa. İnsan şüphe ile bakıyor. Bir noktadan sonra böyle bir psikolojiye evriliyor insan. Onu geleceğe taşıyan onun ardında bıraktığı bir fotoğraf ya da ailesiyle yaşadığı anılar ya da mezar taşıdır’’</p>
<figure id="attachment_18174" aria-describedby="caption-attachment-18174" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18174 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Adnan-Orhan-1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-18174" class="wp-caption-text">Adnan Orhan</figcaption></figure>
<p>Kayıp ile ilgili başvuruları, zorla kaybedilme, faili meçhul ve yargısız infaz başlıkları altında değerlendirmeye alan İHD Kayıp Komisyonu, bir bellek kütüphanesi kurulması için de çalışmalar yürütüyor. Komisyon üyelerinden Adnan Orhan bu konuda destek beklediklerini belirterek şunları söylüyor:  ‘’Sivil toplum alanında çalışan, insan hakları alanında çalışan STK’lara ihtiyacımız var. Özelikle hukuki destek olarak zorla kaybedilenlere dair faillerin yargılanması amacıyla destek sunabilirler. Büyük görev baroların üzerine düşüyor. Biz Diyarbakır’da baroyla paslaşıyoruz bu anlamda sıkıntı yok. Ama tüm Türkiye geneline yapıyoruz bu çağrıyı.’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/08/kayip-yakinlarinin-446-haftadir-suren-bekleyisi/">Kayıp Yakınlarının 446 Haftadır Süren Bekleyişi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası için ilk etkinlik Galatasaray Meydanı&#8217;nda</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/17/uluslararasi-gozaltinda-kayiplar-haftasi-icin-ilk-etkinlik-galatasaray-meydaninda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2017 10:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14801</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 17-31 Mayıs arasında sürecek olan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası takvimini açıkladı. İlk etkinlik 17 Mayıs saat 20.00’de Taksim Galatasaray Meydanı önünde Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Kayıplar Sözleşmesi&#8217;nin imzalaması talebiyle yapılacak eylem. 19 Mayıs saat 12.00’de ise gözaltında kaybedilen Hasanj Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/17/uluslararasi-gozaltinda-kayiplar-haftasi-icin-ilk-etkinlik-galatasaray-meydaninda/">Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası için ilk etkinlik Galatasaray Meydanı&#8217;nda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 17-31 Mayıs arasında sürecek olan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası takvimini açıkladı.</p>
<p>İlk etkinlik 17 Mayıs saat 20.00’de Taksim Galatasaray Meydanı önünde Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Kayıplar Sözleşmesi&#8217;nin imzalaması talebiyle yapılacak eylem.</p>
<p>19 Mayıs saat 12.00’de ise gözaltında kaybedilen Hasanj Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında anılacak. 20 ve 27 Mayıs Cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’ndaki 634. Hafta eylemi gerçekleşecek.  30 Mayıs saat 11.30’da gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in dosyasındaki cezasızlığa dikkat çekmek için Ankara Adliyesi önünde açıklama yapılacak.</p>
<p>Bianet’e konuşan kayıp yakını ve Komisyon üyesi Maside Ocak, yaşanan yirmi iki yılın hiç de kolay geçmediğini belirterek, &#8220;Eğer bugün insanlar göz altında kaybedilmiyorsa  bu &#8216;Cumartesi Anneleri&#8217;ni kazanımı sayesindedir&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemini yaptıklarına dikkat çeken Ocak,  &#8220;En azından bu kazanımı korumak için daha kalabalık olmamız gerekir” diye konuştu.</p>
<p>İHD Kayıplar Haftası takvimi</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14802" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ihd.jpg" alt="" width="640" height="894" /></p>
<p><a href="http://bianet.org/bianet/toplum/186532-uluslararasi-gozaltinda-kayiplar-haftasi-icin-ilk-etkinlik-galatasaray-meydani-nda" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/17/uluslararasi-gozaltinda-kayiplar-haftasi-icin-ilk-etkinlik-galatasaray-meydaninda/">Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası için ilk etkinlik Galatasaray Meydanı&#8217;nda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
