<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Barış Süreci arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-sureci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-sureci/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2021 07:06:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Barış Süreci arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-sureci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Barış Süreçleri İçin Yeni Feminist Modeller Geliştirmemiz Gerekiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/07/baris-surecleri-icin-yeni-feminist-modeller-gelistirmemiz-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2021 07:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Emma Leslie]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Miriam Coronel-Ferrer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, kadınların çatışma çözümü süreçlerine katılımını kutlama amacıyla düzenlediği online etkinlikte konuşan, çok sayıda barış sürecinde arabuluculuk yapan Dr. Emma Leslie: “Müzakereler ve barış süreçleri için yeni feminist modeller geliştirmemiz gerekiyor. Bu modellerin hiyerarşik olmaması ve olabildiğince katılımcı olması şart” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/07/baris-surecleri-icin-yeni-feminist-modeller-gelistirmemiz-gerekiyor/">“Barış Süreçleri İçin Yeni Feminist Modeller Geliştirmemiz Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Gelişim Enstitüsü, onuncu kuruluş yılını 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlediği “Zorlukların Üstesinden Gelmek ve Barışı Yeniden Gündeme Getirmek Karşılaştırmalı Çalışma” etkinliğiyle kutladı. Filipinler Hükümeti Başmüzakerecesi Prof. Miriam Coronel-Ferrer ile çok sayıda barış sürecinde arabuluculuk yapan Dr. Emma Leslie’nin konuşmacı olarak katıldığı etkinliğin açılışını yapan DPI Uzmanlar Kurulu Üyesi Prof. Sevtap Yokuş, onuncu yılını kutlayan kurumun barış süreçleriyle ilgili yaptıkları çalışmaların önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Etkinliğin ilk konuşmacısı olan Filipinler Hükümeti Başmüzakerecesi Prof. Miriam Coronel-Ferrer, barış süreci sırasında karşılaştıkları zorlukları ve bunları nasıl çözümler getirildiğiyle ilgili bir sunum yaptı. Kadınların müzakerelerde yer almasının kendi başına yeterli olmadığını dile getiren Ferrer, “Nihai barış anlaşmasında da kadınların sorunlarını, toplumsal cinsiyet konularını ele alan hükümler bulunmalı.&#8221; dedi. Dünyanın her yerinde kadınların barış masalarında yer almalarını sağlamanın kolay olmadığını kadınların bunun için uzun mücadeleler yaptığını hatırlatan Ferrer, kadın liderliklerinin normalleştirilmesi, hükümet içinde kadınların temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Ferrer, müzakerelerin anlaşmayla sonuçlanması ve barışın kalıcı olması için sivil toplum kuruluşlarının resmi mekanizmalar içinde yer almasının ve kadınların izleme görevi yapmasının önemine de vurgu yaptı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-66630" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/baris-yeni-feminist-model-min-640x507.jpg" alt="" width="360" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/baris-yeni-feminist-model-min-640x507.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/baris-yeni-feminist-model-min-1024x812.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/baris-yeni-feminist-model-min.jpg 1167w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Etkinliği ikinci konuşmacısı Dr. Emma Leslie de Filipinler başta olmak üzere yer aldığı uluslararası çatışma çözümü müzakarelerdeki deneyim ve gözlemlerine dair bir konuşma yaptı. Kadınların katıldığı müzakerelerin başarı yüzdesin arttığıyla ilgili bilgileri hatırlatarak, farklı görüşteki kadınların bir araya gelmesinin, sahada çalışanlarla masada yer alan gruplar arasında bağlantı olmasının önemli olduğunu söyledi. Müzakere ve barış süreçleri için yeni feminist modeller geliştirilmesi gerektiğini belirten Leslie, “Bu modellerin hiyerarşik olmaması ve olabildiğince katılımcı olması gerekiyor.&#8221; Dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/07/baris-surecleri-icin-yeni-feminist-modeller-gelistirmemiz-gerekiyor/">“Barış Süreçleri İçin Yeni Feminist Modeller Geliştirmemiz Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolombiya’dan Diyarbakır’a: Barış Süreçlerinde Toplumsal Cinsiyet</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/kolombiyadan-diyarbakira-baris-sureclerinde-toplumsal-cinsiyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Sep 2018 10:59:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOS]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30209</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEMOS’un Kolombiya’da 20 sivil toplum temsilcisi ile görüşerek hazırladığı ve Barış Süreci’ndeki Toplumsal Cinsiyet Perspektifi’ne odaklanan rapor Diyarbakır’da tartışıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/kolombiyadan-diyarbakira-baris-sureclerinde-toplumsal-cinsiyet/">Kolombiya’dan Diyarbakır’a: Barış Süreçlerinde Toplumsal Cinsiyet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Merkezi (DEMOS), 2017 yılında Kolombiya’daki 19 kadın ve bir LGBTİ örgütü ile görüşerek kaleme aldığı </span><a href="http://www.demos.org.tr/baris-ve-toplumsal-cinsiyet-kolombiya-baris-sureci-raporu/"><span style="font-weight: 400;">“Barış ve Toplumsal Cinsiyet: Kolombiya Barış Süreci”</span></a><span style="font-weight: 400;"> başlıklı raporu Diyarbakır’da düzenlediği bir etkinlikte katılımcılarla tartıştı. Güneş Daşlı, Nisan Alıcı ve Julia Poch Figueras tarafından yapılan mülakatlara dayanan rapor, hükümet ile FARC arasında yürütülen Kolombiya Barış Süreci’ndeki Toplumsal Cinsiyet Perspektifi’ne odaklanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır’da düzenlenen panelde araştırmanın akademik danışmanı Onur Bakıner, Kolombiya’da yürütülen barış sürecinin arka planını anlatarak sürecin bugüne kadarki adımlarını özetledi. “Sürecin en önemli üç özelliği planlı-programlı, şeffaf ve katılımcı bir süreç olmasıydı” vurgusunu yapan Bakıner, önceden çıkarılan “müzakere yasası” sayesinde tarafların hangi talepleri hangi çerçevede müzakere edeceklerinin önceden bilindiğini, bunun da işleri kolaylaştırdığını aktardı. Şeffaflık politikası dolayısıyla başarılı adımların kamuoyu ile paylaşarak halkın süreci sahiplenmesinin sağlandığı, ancak başarısız adımların da ümitleri zedelediği bilgisini paylaşan Bakıner, hem yerel hem de BM, ABD ve AB gibi uluslararası aktörlerin katılımıyla sürecin başarıya ulaşmasının kolaylaştığını söyledi. Bakıner, süreçte dikkat çeken diğer üç vurguyu şöyle özetledi: Mağdur yakınlarına önem verilmesi ve onların sürece dahil edilmeleri önemli bir adımdı. Şiddet devam ederken müzakereler yürütüldü, Hükümet son ana kadar FARC da sembolik olanlar dışında ateşkes uygulamadı. Barış Anlaşması, yapılan referandum sonucunda kabul edilmedi ancak süreç bitirilmedi ve anlaşma, referandum olmadan, yasal düzenlemeler şeklinde uygulandı. Türkiye’de de tartışılan üçüncü göz, garantör aktör meselesine dair de bir anekdot aktaran Bakıner,  BM gibi uluslararası aktörlerin sürece dahil olmasının FARC açısından bir güvence oluşturduğunu bunun da silahsızlanma konusunda FARC’ı cesaretlendirdiğini vurguladı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30211" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1354-640x354.png" alt="" width="640" height="354" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1354-640x354.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1354-610x338.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1354-320x177.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1354.png 979w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürecin arka planı ve özetinin aktarılmasından sonra raporun içeriğine dair sunumu araştırmayı yürüten ekipten Nisan Alıcı ve Güneş Daşlı birlikte yaptılar. Kolombiya Barış Süreci’ni, başından sonuna kadar bütün aşamalarda toplumsal cinsiyet perspektifinden yürütülen ilk barış deneyimi olduğunu aktaran Alıcı Kolombiya’da kurulmuş olan Toplumsal Cinsiyet Alt Komisyonu’nun da dünyadaki barış tecrübeleri arasında yine ilk olduğunu vurguladı. Bu komisyonun görevlerinden biri bütün süreci ve sürecin çıktılarını toplumsal cinsiyet perspektifinden teyit etmek ve kadınların taleplerinin sürece dahil edilmesini sağlamak. Örneğin kadınların toprak reformundan faydalanabilmeleri, siyasi katılım sağlamaları, cinsiyet temelli şiddetin engellenmesi ve cinsel şiddet suçlarına af getirilmesinin engellenmesi gibi kazanımlar, kadınların süreçteki aktif rolü sayesinde olmuş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların Barış Süreci’ne nasıl dahil edildikleri ile ilgili arka plan bilgisini paylaşan Daşlı, müzakerelerin ilk duyurulduğu dönemde her iki tarafın ekiplerinde de hiçbir kadının yer almadığını aktardı. Daşlı, bu durumun kadın örgütlerini harekete geçirdiğini, eski FARC militanı Tanja Nijmeijer’in FARC tarafından heyete dahil edilmesiyle kadınların seslerinin daha kolay duyulmasının önünün açıldığını söyledi. Ekim 2013’te Birinci Ulusal Kadın ve Barış Zirvesi düzenleyen kadın ve LGBTQİ+ örgütleri 449 kişinin katıldığı bu zirvede ortak bir gündem ve hükümete iletilmek üzere 8000 civarında teklif elde etmişler. Kolombiya Barış Süreci’nin, toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alınmış ilk dünya deneyimi olması bu sürecin ardından mümkün olmuş.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30212" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1355-640x353.png" alt="" width="640" height="353" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1355-640x353.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1355-610x337.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1355-320x177.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-06_1355.png 978w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programın soru-cevap kısmında FARC’ın eşcinsellik olgusuna ve LGBTQİ+ örgütlerinin de sürece dahil olmasına nasıl baktığı, toplumsal cinsiyet perspektifinin referandum kampanya sürecinde nasıl karşılandığı gibi sorulara cevap veren Daşlı ile Alıcı, FARC’ın nihayetinde bir “Ortodoks Marksist” örgüt olmasının doğal sonucu olarak eşcinselliğe olumlu bakmadığını, kendi üyeleri içindeki LGBTQİ+ bireylerin yakın zamana kadar kimliklerini gizlediklerini, halen çeşitli ayrımcılıklara maruz kaldıklarını aktardılar. Referandum sürecinde kadınların toplumsal cinsiyet perspektifine dair tutumları ve kadın örgütlerinin taleplerinin bir karşı kampanya malzemesi yapıldığını aktaran araştırmacılar, barış karşıtı sağcılar ile kilise kesimlerinin “Kolombiya’nın geleneksel aile yapısı kaybolacak” gibi kaygıları büyüten bir süreç izlediklerini aktardılar. Buna karşın kadınlar ve LGBTQİ+ bireyler, savaştan ötürü yaşadıkları mağduriyetleri kamuoyu önüne taşıyarak barış için destek aramışlar. Sürecin bugünkü durumuna dair de Alıcı, Barış Süreci’nin başlatan Başkan Santos’un görev süresinin dolduğunu, onun yerine seçilen İvan Duque’nin Muhafazakar-Sağ kanattan olduğunu ve Barış Süreci’ne karşı kanatta yer aldığını aktardı. Duque Hükümeti’nin Cinsel Şiddet suçlarını Özel Barış Mahkemesi’nin kapsamından çıkarmayı öngören bir yasa tasarısı sunduklarını ancak bunun Barış Anlaşması’na aykırı olması gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiğini aktaran Alıcı, üst düzey askeri yetkililerin savaş suçları sebebiyle yargılanmalarını yaklaşık iki yıl erteleyen bir yasayı ise kabul ettirdiklerini ve böylece bugüne kadar süregelen Cezasızlık politikasının devam edebileceğini, bunun da Barış cephesinde kaygıları büyüttüğünü söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun son bölümünde yer alan Türkiye’ye öneriler, şu başlıkları kapsıyor; çatışmanın toplumsal cinsiyet analizini yapmak, sivil toplumun kendi içinde iş birliği yapması, boşaltılmış bölgelerdeki toprak reformunda kadınların mülk sahibi edilmesi, kotalar ya da eşit temsiliyet yoluyla siyasi katılımın sağlanması, farklı grupları da içeren kesişimsellik, cinsel şiddet, barış eğitimleri, çeşitli gruplara siyasi temsil yetkisi, insan hakları savunucularının güvenliğinin korunması, barış sürecinin siyasi değişimlerden etkilenmemesi için alınması gereken tedbirler, toplumsal cinsiyetin anaakımlaştırılması, silahsızlanma ve eski militanların toplumsal entegrasyonu ve yapısal değişim&#8230;</span></p>
<p><b>Dipnot:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">i.) Kolombiya’da 52 yıl süren iç savaşın nasıl sona erdiğini hatırlamak için BBC’nin 10 Soruda Kolombiya barış süreci haberini okumak için </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37490795"><b>tıklayınız.</b></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ii.) DEMOS tarafından paylaşılan “Barış ve Toplumsal Cinsiyet: Kolombiya Barış Süreci” başlıklı rapora erişmek için</span> <a href="https://www.raporlar.org/baris-ve-toplumsal-cinsiyet-kolombiya-baris-sureci/"><b>tıklayınız…</b></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/kolombiyadan-diyarbakira-baris-sureclerinde-toplumsal-cinsiyet/">Kolombiya’dan Diyarbakır’a: Barış Süreçlerinde Toplumsal Cinsiyet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış Süreçlerini Anlamak İçin Başucu Kitabı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/21/baris-sureclerini-anlamak-icin-basucu-kitabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jan 2018 06:01:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi Yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.org/?p=23765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’daki barış süreçlerini farklı yönleriyle değerlendiren &#8220;Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri- Anlamak ve Canlandırmak&#8221; isimli kitap, Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı hazırlayan Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, kitabın ve 2016’da İstanbul’da düzenledikleri “Barış Süreçlerini Canlandırmak: Kolombiya, Filipinler, Endonezya” başlıklı konferansın çıkış noktasının ‘dünya süreçlerini anlamak ve bu süreçlerden Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/21/baris-sureclerini-anlamak-icin-basucu-kitabi/">Barış Süreçlerini Anlamak İçin Başucu Kitabı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’daki barış süreçlerini farklı yönleriyle değerlendiren &#8220;Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri- Anlamak ve Canlandırmak&#8221; isimli kitap, Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı hazırlayan Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, kitabın ve 2016’da İstanbul’da düzenledikleri “Barış Süreçlerini Canlandırmak: Kolombiya, Filipinler, Endonezya” başlıklı konferansın çıkış noktasının ‘dünya süreçlerini anlamak ve bu süreçlerden Türkiye için dersler çıkarabilmek’ amacı taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-23766 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/kitap-640x446.jpg" alt="" width="426" height="297" />Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik’in derleyicisi olduğu kitabın yazarları arasında akademisyenlerin yanı sıra bu barış süreçlerine bizzat katılan STK temsilcileri, gözlemci ve müzakereciler de yer alıyor. Bu yönüyle dünyadaki barış deneyimleri alanında önemli bir kaynak olma vasfı olan kitabın sunuş yazısında; Ayşe Betül Çelik,  barış süreçlerinin tek aktörlü süreçler olmadığı, barışa giden yolun da bir tarifi olmadığını bilerek yola çıktıklarını belirterek, “Gene biliyorduk ki her çatışmanın kendine has nedenleri, evreleri vardır. Buna rağmen dünya örneklerinden de birçok ders çıkarılabilir. Dünyadaki farklı barış süreçleri bize &#8216;ne yapılırsa ne tür sonuçlara yol açabilir?&#8217; sorusuna dair fikirler verebilir.  Çoğu zaman içinde bulunduğumuz çıkmazları aşmamız ve barışa yönelmemiz için yaratıcılık gerekir. Dünya örneklerini çalışmak bize bu konuda yeni düşünce alanları sağlayabilir, yeniden bir umut yaratabilir.&#8221;  değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p>Barışa giden yol liderler kadar toplumların da barış için ne kadar istekli, bilgili ve hazırlıklı olduklarıyla ilgili olduğunu vurgulayan Çelik, “Barış süreçlerinin az çalışılan alanlarından biri kadınların katılımı ve barış görüşmelerinde cinsiyetlendirilmiş konuların nasıl ele alındığıdır. Bu kitaba katkı sağlayan yazarlardan yazılarında özellikle bu konuya da değinmelerini istedik. Ele aldığımız dünya örnekleri, Türkiye’de barış sürecine bir dönüş yaşanırsa hem sivil toplum kuruluşlarının hem de çatışan tarafların temsilcilerinin çatışmanın ve barışın cinsiyetlendirilmiş yönleri üzerine düşünmesi gereken çok şey olduğunu gösteriyor” diye anlatıyor.</p>
<p>Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’nın son yıllarda uzun süreli çatışmaların barışçıl yollardan çözümlendiğine tanık olduğumuz önemli örneklerden bazıları olduğunu hatırlatan Çelik, “Kolombiya’da 52 yıldır süren çatışmalar boyunca çok sayıda müzakere yapıldı ancak hiçbiri barışa bu kadar yaklaşmadı. Bu örneği kitaba almamızdaki sebep, tarafların barış konusundaki ısrarları, önlerine çıkan engellere rağmen başarılı sonuca ulaşmaları ve süreçte toplumsal cinsiyet konusuna gösterilen hassasiyet. Filipinler örneğini ise İslâmi aktörlerin oynadığı kolaylaştırıcı rol açısından ilginç ve Türk aktörlerin uluslararası gözlemci olarak sürece dahil olmaları bakımından da son derece önemli bulduk. Bu aynı zamanda, farklı üçüncü taraf rollerinin avantaj ve dezavantajlarını anlamak ve tartışmak açısından da ideal bir örnek oluşturdu. Bir o kadar önemli olan bir diğer ülke örneği ise Asya’daki en uzun süreli çatışmalardan birini sonlandıran Endonezya’daki Açe barış süreci. Bu süreç, dinî olarak birbirine yakın gruplar arasındaki çatışmaların barışçıl yollardan nasıl çözümleneceğine dair ilginç öğretiler içeriyor. Bu kitap odağına bu üç ülkedeki çatışma ve barış süreçlerini alarak kavramsal ve pratikte barış süreçlerini baltalayan faktörlere karşı devlet ve sivil toplumun ne yöntemler geliştirebileceğini anlatıyor” şeklinde anlatıyor kitabı.</p>
<p>Kitabın ilk bölümü, Ayşe Betül Çelik’in, barış süreçlerinin nasıl süreçler olduğunu, aktörlerini, çatışma yaratan meseleleri, müzakereyi ve barışa giden farklı yolları farklı örneklerle ele aldığı değerlendirmeyle başlıyor. Diğer bölümlerde ise, Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’daki süreçlerle ilgili çatışma ve barışın kısa bir tarihçesinin ardından her ülkede nasıl başarıya ulaşıldığını ve zorlukların nasıl aşıldığını o süreçlere katılmış müzakereciler, üçüncü taraflar ve akademisyenler anlatıyor. Ülke örnekleri sonrasında ise barış süreçlerinin canlandırılmasına dair üç önemli sorunun bu konudaki uzman akademisyenlerce cevaplandırıldığı bölüm yer alıyor. Bu sorular ise şunlar: 1) Bir barış sürecinin kapsayılıcılığı nasıl arttırılabilir? 2) Süreçleri bozan ve şiddeti araçsallaştıran aktörlere karşı neler yapılabilir? 3) Açmazları aşmada ne tür yeni yaklaşımlar üretebiliriz?</p>
<p>Kitabın son bölümünde ise Türkiye’deki barış süreci ele alınıyor.  Cuma Çiçek’in kesintiye uğraşan çözüm süreciyle ilgili geniş değerlendirmesiyle başlayan bölüm, siyaset bilimci Pınar Uyan Semerci’nin moderatörlüğünde, Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekili Mithat Sancar’ın süreci değerlendirdiği panelin kayıtlarıyla sona eriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/21/baris-sureclerini-anlamak-icin-basucu-kitabi/">Barış Süreçlerini Anlamak İçin Başucu Kitabı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/10/herkes-baris-icin-kendi-kosulunu-one-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jul 2017 11:12:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Leblebi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sevna Somuncuoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16608</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Barış dediğinizde herkes evet diyor. Çünkü ahlaklı olan bu. Ancak nasıl barışacağımız sorusuna hemen herkesin &#8216;ama&#8217; ile başlayan bir ek cümlesi var. Barış olsun ama… Yani herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor. Bizce bu &#8216;ama&#8217;lı cümleleri anlamadan, dinlemeden, analiz etmeden bu ülkede barış kültürünü yeşertemeyiz” Barışı konuşmanın zorluğuna dikkat çekmek amacıyla ‘ne yenilir, ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/10/herkes-baris-icin-kendi-kosulunu-one-suruyor/">“Herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Barış dediğinizde herkes evet diyor. Çünkü ahlaklı olan bu. Ancak nasıl barışacağımız sorusuna hemen herkesin &#8216;ama&#8217; ile başlayan bir ek cümlesi var. Barış olsun ama… Yani herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor. Bizce bu &#8216;ama&#8217;lı cümleleri anlamadan, dinlemeden, analiz etmeden bu ülkede barış kültürünü yeşertemeyiz”</strong></p>
<p>Barışı konuşmanın zorluğuna dikkat çekmek amacıyla ‘ne yenilir, ne yutulur, ne ezilir baş eğer’den hareketle kurulan Demir Leblebi Derneği’nden Sevna Somuncuoğlu ile çalışmalarını ve Ankara, İzmir, Sivas ve Diyarbakır’da farklı görüşlerden kadınların katılımıyla düzenlenen barış toplantılarını konuştuk.</p>
<p><strong>Demir Leblebi nasıl oluştu?</strong></p>
<figure id="attachment_16609" aria-describedby="caption-attachment-16609" style="width: 216px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16609" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479.jpg" alt="" width="216" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479.jpg 1200w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000479-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 216px) 100vw, 216px" /><figcaption id="caption-attachment-16609" class="wp-caption-text">Sevna Somuncuoğlu</figcaption></figure>
<p>Demir Leblebi müzakere sürecinin sonlandırılmasının ardından, ülkenin en büyük ihtiyacının barış ve barış kültürünün yeşertilmesi olduğu düşüncesiyle doğdu. Bir grup aktivist, feminist bir araya gelerek önce kavramlar üzerine konuştuk. Kavramlar üzerine konuşmalarımız neticesinde birkaç çalışmanın gerekli olduğu kanısına vardık. Örneğin barıştan ne anladığımız ve kadınların nasıl bir barış istedikleri ya da toplumda giderek derinleşen ötekileştirme, ayrımcılık ve kutuplaşmanın dilimize nasıl yansıdığı ve medya aracılığı ile nasıl bu söylemin normalleştirildiği dikkatimizi topladığımız başlıklar oldu.</p>
<p>Kadınların barışı nasıl tarif ettikleri, nasıl bir barış talep ettikleri meselesinde şimdilik dört kentten kadın örgütü temsilcileri ile bir araya geldik ve odak grup çalışması yaptık. Dört ayrı yöreden çıkan sonuçlardaki ortaklıkları ve tabi farklılıkları raporladık. Önümüzdeki günlerde web sitemiz aracılığı ile yayınlayacağız. Bu çalışmaya devam ediyoruz. Nihai hedefimiz her kentten yani 81 ilden kadınlarla bir araya gelmek. Çünkü barışı konuşmaya başladığınızda barışı hayal de etmeye başlıyorsunuz. Barışı hayal edemeyenler kuramazlar. Bu nedenle hayallerimize yol vermek çok önemsediğimiz bir nokta. Umudumuz bu toplantıların yerel barış inisiyatiflerine evrilmesi ki, bu yolda adım atan kentler oldu.</p>
<p>Medyadaki nefret söylemi ve ötekileştiren dil konusunda ise “toplumsal cinsiyete duyarlı barış gazeteciliği” perspektifini yerel gazeteciler ile paylaşıyor ve bu perspektiften haber yapılması imkanlarını irdeliyoruz. Şimdilik yedi kentten 75 yerel gazeteciye ulaştık. Önümüzdeki hedefimiz 80 kadar daha yerel gazeteciyi bu topluluğa katmak. Bu konudaki yayınımıza da web sitemizden yakın bir zaman içinde ulaşılabilecek.</p>
<p><strong>Kadınların barış süreçlerindeki önemi nedir sizce?</strong></p>
<p>Kadınlar işin içinde olmadan barışın tesisinin mümkün olmadığı hemen hemen bu konuda kafa yoran herkesin hemfikir olduğu bir nokta. Dünya üzerinde yürütülen barış müzakerelerinde kadınların masada olmadığı süreçler maalesef barışın tesisi ile noktalanmıyor ancak ateşkes söz konusu ve tabi bu da çatışmanın her an yeniden başlaması demek. Dünyada birçok ülke örneği kadınların barış görüşmelerinin, başlamasına, sürmesine ve barışın tesisi ile sonlanmasına yaptığı katkılar bugün artık başarı hikâyesi olarak anlatılıyor. Liberya, İrlanda, Güney Afrika’da olduğu gibi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi&#8217;nin 1325 sayılı tavsiyesi çatışma süreçlerinin her aşamasında kadınlar ve kız çocuklarının göz önünde bulundurulması ve süreçlere katılımı konusunda yayınlanmış çok önemli uluslararası bir belge. En son CEDAW Komitesi&#8217;nin Türkiye raporu hakkında mütalaasında 1325 ile ilgili bir an önce eylem planının hazırlanması ve yürürlüğe sokulması var. Bizim de hedefimiz önümüzdeki günlerde çalışmalarımızı bu yönde yoğunlaştırmak.</p>
<h4><strong>“Ölmekten Çok Yorulmuşuz”</strong></h4>
<p><strong>Dört ayrı ilde toplantılar yaptınız bu projenin amacı neydi, şimdi hangi aşamada?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-16612 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480.jpg" alt="" width="372" height="279" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/2017-07-10-PHOTO-00000480-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" />Yukarıda sözünü ettiğim odak grup çalışmaları dört ilde tamamlandı. Barış ve barışmak ya da kadınların barıştan anladıkları nedir sorularına cevap aradığımız toplantılardı. Barış dediğinizde herkes evet diyor. Çünkü ahlaklı olan bu. Ancak nasıl barışacağımız sorusuna hemen herkesin ama ile başlayan bir ek cümlesi var. Barış olsun ama… Yani herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor. Bizce bu &#8216;ama&#8217;lı cümleleri anlamadan, dinlemeden, analiz etmeden bu ülkede barış kültürünü yeşertemeyiz. Kadınlar barışı silahlı çatışmanın olmadığı bir durum olarak tarif etmiyor. Barış derken daha kapsamlı şiddetsiz bir yaşam ortamını kast ediyorlar. Bunun içinde bedenlerinin güvenliğinden, gelecek için umutlu olmaya kadar geniş bir yelpaze var. Örneğin genç bir kadın “Gece eve geç gittiğimde annem beni merak etmemişse barış gelmiştir” diyor.  Başka bir kadın ise “Yeniden ağaç dikmeye başlarsam barış gelmiş demektir” diye tarif ediyor hayalindeki barış ortamını.</p>
<p>Bu çalışma henüz bir pilot çalışma. İsteğimiz her kentte odak grup çalışması yapmak ve barışın konuşulduğu ortamlar hazırlamak. Bu günlerde barıştan konuşmak ve birlikte barışı hayal etmek bile yeterli bir eylemlilik hali. Maalesef.</p>
<p><strong>Bu toplantılarda illerdeki genel ortaklaşma ve ayrışma konuları neydi?</strong></p>
<p>Kadınlar için barışının ateşkeş demek olmadığı ancak sıcak bir çatışmayı da görmezden gelemeyeceğimizin altı hep çizildi. Artık ölmekten hepimiz çok yorulmuşuz. Her kentte söylenen ilk şey buydu. Yeter artık. Barışın çok acil ihtiyaç olduğu ve artık kimsenin ölmediği bir ortamın sağlanması gerektiği ortaklaşılan diğer bir talep. Farklılıklar bunun nasıl sağlanacağı konusunda başlıyor. Öte yandan nasıl sağlanırsa sağlansın temelinde eşitlik olması gerektiği ve barışın bir sonuç değil bir süreç olduğu bütün kadınların hem fikir oldukları noktalar.</p>
<p><strong>Kalıcı ve toplumsal bir barış için sizce sivil topluma ne gibi görevler düşüyor özellikle kadın sivil toplum kuruluşları açısından?</strong></p>
<p>Eninde sonunda barış bu ülkeye gelecek. Sürece nasıl katılacağımız, katıldığımızda taleplerimizin ne olacağı konusunda hazırlıklı olmamız gerek. Öte yandan bu hazırlık barış talebimizi yükseltmenin, duyurmanın ve kamuoyu baskısı yaratmanın da bir aracı. Kadınlar bu sürecin merkezinde yer almadığında daha önceki girişimlerin sonuçlarını hep birlikte deneyimledik. Artık bir taraf olarak kadınlar seslerini ve taleplerini duyurmalılar.</p>
<p><strong>Son olarak ileriye dönük çalışmalarınızı sorayım…</strong></p>
<p>Halen sürdürmekte olduğumuz çalışmaların yanı sıra bu ülkede barış içim kafa yoran, çalışan başka kurum ve kuruluşlar da var. Hepimiz bir araya gelerek neler yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve bunun ötesinde birlikte neler yapacağımızın yol haritasını çizmek zorundayız. Böyle bir toplantı için görüşmeler yapıyoruz. Aldığımız cevaplar çok olumlu. Sanırım sonbaharda bir çalıştay ve yol haritası için adım atılmış olacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/10/herkes-baris-icin-kendi-kosulunu-one-suruyor/">“Herkes barış için kendi koşulunu öne sürüyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2017 14:58:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Baydemir]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Surp Giragos Ermeni Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Surp Giragos Ermeni Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15062</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… O ruh o kadar bitmiş ki, orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim&#8221; Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” kapsamında kamulaştırıldı. İsmiyle müsemma bu karar, birçok özel mülkün yanında vakıf mülklerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/">Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>&#8220;Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… O ruh o kadar bitmiş ki, orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim&#8221;</strong></h3>
<p>Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” kapsamında kamulaştırıldı. İsmiyle müsemma bu karar, birçok özel mülkün yanında vakıf mülklerini de kapsam içine alıyordu. Acele kamulaştırma kararına karşı bugüne kadar Danıştay’a yapılan başvurulardan sadece birinden sonuç alınabildi. Danıştay, Surp Giragos Ermeni Kilisesi hakkındaki acele kamulaştırma kararı için yürütmenin durdurulmasına hükmetti. Kilisenin yeniden ibadete açılmasından çatışmaların başlamasına, çatışmalar nedeniyle kiliseden mahrum kalınmasından işleyen sürecin nereye vardığına kadar Diyarbakır Ermenilerinin hissiyatını Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay ile konuştuk</p>
<p><strong>-Surp Giragos Kilisesi’nin yıkık hali restore edilerek 2012’de ibadete tamamen açıldı ve o tarihten itibaren kilisede Paskalya bayramları kutlanmaya başlandı. 30 seneden sonra orada kilisenin ayakta kalmış olması, Paskalya’yı kilisede kutluyor olmak nasıl bir duyguydu?</strong></p>
<p>Diyarbakır Ermeniler açısından çok mühim bir yer. İki bin yıl önce Dikranagerd ismiyle Ermenilerin başkentiydi. Yine 1900’lerin başında Diyarbakır nüfusu yüzde 60 Hristiyan yüzde 40 Müslüman’dır ve bu Hristiyanların da yüzde 90 ila 95 kadarı Ermenidir. Artık herkesin bildiği malum ve uzun hikâyeden sonra 80’li yıllarda birkaç Ermeni aile kalmıştı Diyarbakır’da. 90’lı yıllarda faili meçhul olayların yoğunlaşmasıyla birlikte kalan birkaç Ermeni aile de göçünce kilise de sahipsiz kaldı, herhangi bir etkinlik olmuyordu ve yıkılmaya yüz tutmuştu. Kiliseyi onardıktan sonra bazı ilkleri de yaşadık. Paskalyaları yapmaya başladık. Ayinler, vaftizler yapılmaya başlandı. Her şeyden önemlisi de 100 yıldır Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nde çan kulesi yoktu, çan çalmıyordu. Malum, 1914-15 yıllarında mevcut çan kulesi yıldırım çarpması sonucu yıkılıyor. O Ermeni Soykırımı hengamesinde bile cemaat yeniden, çok iyi bir mimari ile bir çan kulesi yapıyor. O güzelim çan kulesi, cami minarelerinden yüksek olduğu bahanesiyle 1916’da top atışı ile yıkılıyor. 100 yıldır çan kulesi yoktu,  projenin bir parçası da kilise onarımıyla birlikte çan kulesini yapmaktı. 1914’de yıkılan, soğan başlı dediğimiz Rus mimarisini andıran çan kulesini yapmıştık ve 100 yıl sonra çan sesi geliyordu oradan. O, bizim için en önemli işlerden bir tanesiydi.</p>
<p><strong>-Bu kadar yıkım ve yalnızlıktan sonra bu ilkleri yaşarken sizlerin duyguları nasıldı ve Diyarbakır halkı bu gelişmelere nasıl bakıyordu, nasıl reaksiyon veriyordu?</strong></p>
<p>Geçmişte biliyorsunuz Ermenilere karşı olumsuz tepkiler, ötekileştirmeler vardı. Gâvur, Gavur Mahallesi falan oradan geliyor. Ama biz kilisenin restorasyonuna başlarken vakıf yönetimi olarak kurumları ziyaret etmiştik. Mesela Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Büyükşehir Belediyesi’ne, Sur Belediyesi’ne gittik, tabii maddi-manevi destek de talep ettik. Büyükşehir ve Sur Belediye Başkanları (Osman Baydemir ve Abdullah Demirbaş) bu restorasyonun çok iyi olacağını, şehrimize yeni bir ruh katacağını, buranın sahiplerinden Ermenilerin yaşamın bir parçası olacağını ve dolayısıyla bunu önemsediklerini ve dolayısıyla maddi-manevi destek vereceklerini söylediler. Sağ olsunlar o dönem bazı din âlimlerini topladılar ve hem Ermenilere ait bir mabet yapılacağını hem de şehrin eski sakinlerinin yeniden yaşamın bir parçası olacağını anlattılar ve onlardan da bu konuda destek istediler. Bu ilişkiler çok etkili oldu ve en azından o cenahtan herkesin bakış açısı olumlu oldu. Bu işin manevi boyutuydu ama maddi yönden de destek oldular. Projenin toplam maliyeti 5.5 milyon TL idi, 1 milyon TL’sini Büyükşehir Belediyesi, Osman Baydemir başkanlığında karşıladı. Geri kalan 4.5 milyonu dünyadaki Ermeni cemaatlerinden, diasporadan topladık. Bütün bu süreç maddi-manevi çok olumlu geçti. Geldiler, destek oldular. Kilisemizi günde 500-600 kişi ziyaret ediyordu.</p>
<p><strong>-Çözüm Süreci’nin olumlu havası herkese yansıyordu ve kilisenin en aktif zamanları da bu sürece denk geldi. Sonra süreç bozuldu ve çatışmalar başladı. Hem şehrin esas merkezi olan Sur çatışma alanına dönüştü hem de Surp Giragos Kilisesi çatışmaların tam ortasında kaldı. O süreç sizin açınızdan nasıl geçti? Biz o süreçte alana hiç giremedik ama siz bazen özel izinlerle girip kiliseyi görebildiniz sanırım. Kilise ne durumda?</strong></p>
<p>Evet, ‘barış sürecinin’ getirdiği yumuşamanın az önce söylediklerime çok olumlu katkısı oldu. Çünkü tüccarı, esnafı, halkı, herkes biraz rahatlamıştı. Ama yeniden başlayan silahlı sürecin her şeye etkisi olduğu gibi bizim yaşam alanımızı da etkiledi. Yaşadığımız hayat, nefes alıp verebildiğimiz alanlar yerle bir oldu. En çok etkilenen de biz olduk çünkü, yaklaşık iki sene oldu ve bu süre zarfında ne Paskalyamızı ne ayinlerimizi, ne yılbaşı kutlamamızı, hiçbir şeyimizi yapamaz olduk. Çünkü Gregoryen Ermenilerin yaşam alanı kilisenin ta kendisidir. Sohbetini de orda yapar, çocuğunu da orada evlendirir, nikahını da orada yapar, vaftizini de yapar, bayramını seyranını her şeyini orada yapar. Bu iki sene bizim için hayat kesintiye uğradı. İki senedir sıfırlandı hayatımız, 2010 öncesine döndük.</p>
<p>Valilikten aldığımız özel izinlerle oraya bir iki kere girdik. Onları sorarsanız maalesef artık Sur diye bir yer yok. 7-8 bin yıl birçok kültüre ev sahipliği yapmış, o kadar tarihi geçmişi olan o şehir maalesef yok.</p>
<p>O alanda dört tane kilise var. Üç tanesi Ermenilere ait, bir tane Keldanilerindir.  Ermeni Katolik ve Ermeni Protestan Kiliseleri var, bunların tapusu devlette. Devlet onları daha önce onarmıştı ve halı atölyesi ile kadın merkezi olarak kullanıyordu. Onların ikisi de yıkılmıştı, şimdi devlet yeniden onarıyor, biraz camiye benzetilerek olsa da. Hatta Protestan Kilisesi mimarisinden çok farklı olarak, neredeyse tamamen cami olarak inşa edilmiş. Surp Giragos’un duvarı, çatısı, çan kulesi duruyor bu bizim için büyük bir teselli ama geri kalan her şey tarumar edilmiş. Muhtemeldir ki, uzun bir süre karakol olarak kullanılmış. Duvarlarda yazılar vardı ilk gittiğimde ama sonradan silmişlerdi, izi kalmış. İşte bir asker selam gönderiyor ailesine falan. Ama kurşun izleri falan hep duruyor duvarlarda. İçindeki malzemeler paramparça edilmiş. Vakıf bürosu olarak kullandığımız bir oda vardı, içine girilmiş, bütün mobilya ve evrakları paramparça etmişler. Kitap ve hediyelik eşya satan bir bölümümüz vardı, oradaki materyallerle birlikte yakmışlar. Ciddi bir hasar var.</p>
<p><strong>-Bakanlar Kurulu, Suriçi’ni geçen yıl “acele kamulaştırma” kararı ile kamulaştırdı biliyorsunuz. Surp Giragos Kilisesi de dâhildi bu kamulaştırma alanına. Sonra sizin başvurunuz üzerine Danıştay kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Süreci biraz anlatır mısınız, ne durumda şimdi?</strong></p>
<p>Geçen yıl bu karar alındığında Sur’un yaklaşık yüzde 80’ni kamulaştırılmıştı. Büyükşehir Belediyesi, baro, birkaç kurum daha duruma itiraz etti ama şimdiye kadar bizim başvurumuz dışında hiçbiri karara bağlanmış değil. Ama fiiliyatta karara bağlanan ile bağlanmayan arasında bir fark yok, hepimiz aynı durumdayız, kullanamıyoruz. Neticede Surp Giragos için ‘evet’, yürütme durduruldu. Biz kilisemizi ne zaman kullanabileceğimizi sorduğumuzda -zaten hala yıkım sürüyor orada ve oraya kimseyi sokmuyorlar- orada bize bir tarih vermiyorlar.</p>
<p><strong>-Önümüzdeki süreçte sivil toplumun, kamuoyunun üzerine düşen ne var? Surp Giragos için yürütmenin durdurulması kararı verilmesine rağmen mekanlarınıza giremiyorsunuz hala, bu noktada hak örgütlerinden, sivil toplumdan, Diyarbekir kamuoyundan nasıl bir beklentiniz var?</strong></p>
<p>İnanın şu anda nasıl bir cevap vereceğimi de bilmiyorum. Niye biliyor musunuz? Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… Sur’un ruhuna el-fatiha, çoktan okunmuş yani. Bu sözlerimden ‘tamam artık, yıktılar, öyle bırakalım’ anlaşılabilir, bir aktivist olarak her zaman bir şeyler yapılmasından yanayım ama yani o ruh o kadar bitmiş ki orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/">Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da ‘barışın imkanları” konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/06/diyarbakirda-barisin-imkanlari-konusuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2017 13:13:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[DİTAM]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mıgırdiç Margosyan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Barış Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi bünyesinde oluşturulan Toplumsal Barış Ağı, Diyarbakır ve bölgedeki sivil toplum kuruluşları ile ‘yeni bir barış sürecinin imkânları ve sivil toplumun katılımını’  başlıklı bir çalıştay düzenledi. Çalıştaya, İstanbul ve bölge şehirlerinden katılan sivil toplum temsilcileri, kaybedilen barış sürecinin tecrübelerinin yeni bir süreçte nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tartıştılar.   Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/06/diyarbakirda-barisin-imkanlari-konusuldu/">Diyarbakır’da ‘barışın imkanları” konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi bünyesinde oluşturulan Toplumsal Barış Ağı, Diyarbakır ve bölgedeki sivil toplum kuruluşları ile ‘yeni bir barış sürecinin imkânları ve sivil toplumun katılımını’  başlıklı bir çalıştay düzenledi. Çalıştaya, İstanbul ve bölge şehirlerinden katılan sivil toplum temsilcileri, kaybedilen barış sürecinin tecrübelerinin yeni bir süreçte nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tartıştılar.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) sürdürdüğü Toplumsal Barış Ağı, üçüncü bölgesel toplantısını Diyarbakır’da gerçekleştirdi. İstanbul, Batman, Urfa, Muş, Hakkari, Van, Malatya ve Diyarbakır’dan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri, akademisyenler ve aktivistlerin katıldığı çalıştay gün boyu ‘toplumsal uzlaşı ve yeni bir çözüm sürecinin imkanları’ konusunu tartışarak STK’ların bu süreçlerde nasıl rol oynayabileceğine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Açılış konuşmasında toplantının amacının ‘ülkedeki barış sürecinin yeniden tesisi için neler yapılabileceği ve bu süreçte sivil toplumun ne gibi roller üstlenebileceğine dair tartışmalar yapmak’ olduğunu dile getiren DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, Toplumsal Barış Ağı bünyesinde bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmaların taslak raporlara dönüştüğünü ve tartışmaların ardından yapılan çalıştayın yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacağını aktardı.</p>
<h4>“STK’LAR DA KENDİSİYLE YÜZLEŞMELİ”</h4>
<figure id="attachment_14385" aria-describedby="caption-attachment-14385" style="width: 339px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14385" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2.jpg" alt="" width="339" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2.jpg 1200w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2-640x424.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2-1024x678.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2-610x404.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/ditam2-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /><figcaption id="caption-attachment-14385" class="wp-caption-text">Mıgırdiç Margosyan (solda) ve Hakan Tahmaz</figcaption></figure>
<p>Barış Vakfı yöneticisi Hakan Tahmaz’ın “Barış Süreçlerinde Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü” ve Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan’ın “Çok Dilli, Çok Dinli ve Çok Kültürlü Toplumlarda Toplumsal Uzlaşı” üzerine konuştuğu ilk oturumun ardından ikinci oturumda ağ bünyesinde kurulan &#8220;Barış Sürecini Yeninden Başlatma ve Geliştirme Komisyonu&#8221; ile &#8220;Azınlık ve Kültürel Hakları Geliştirme Komisyonu&#8221; tarafından hazırlanan taslak raporlar üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p>“Türkiye’nin kırmızı çizgilerini belirleyen tek ve en önemli konunun Kürt meselesi” olduğunu söyleyen Hakan Tahmaz konuşmasında, sivil toplum örgütlerinin barış süreçlerindeki rolünü anlattı. Türkiye’de bozulan &#8216;çözüm sürecinden&#8217; herkesin çıkarması gereken dersler olduğunu vurgulayan Tahmaz’ın konuşmasında öne çıkan vurgular şöyle: <em>“Barış süreçlerinde geçmişle yüzleşme önemlidir ancak bunun anlamlı olabilmesi için sadece siyasilerin değil sivil toplum örgütlerinin de kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor. Çözüm süreci Türkiye’nin kendi sivil toplum gerçekliği ile tanıştığı bir süreç de oldu aynı zamanda. Sivil toplum örgütleri bu süreçlerde öncelikle toplumun değişim ve dönüşümünü sağlayacak çalışmalar yapmalıdır. Ancak bunu yaparken sivil toplum örgütleri için en büyük tehlike siyasi pozisyon üzerinden çalışma yürütmektir. Barış çalışması yapıyorsanız önemli olan nesnel olmak ve politik pozisyon almayan bir tavır benimsemektir. Biz Barış Vakfı olarak siyasi gelişmelere reaksiyon vermek yerine bu gelişmelerin muhtemel bir barış imkânı açısından doğurduğu sonuçları göz önüne sermeye çalışıyoruz.” </em></p>
<p>Çocukluğunun Diyarbakır’ında çok dilli ve çok kültürlü yaşamın, uzlaşma ve çatışmalarını kişisel hatıralarıyla anlatan Mıgırdiç Margosyan, özellikle 1950’li yıllarda yaşanan Kıbrıs olaylarının kalan Ermenileri de göç ettirdiğini vurgulayarak şunları dile getirdi: “Surp Giragos Kilisesi’nde yaşam yeniden inşan edildi birkaç yıl önce. Ama dün &#8216;rahmetli&#8217; Gavur Mahallesi’ne gittim, her şey mahv û perişan olmuş, geriye hiçbir şey kalmamış. Bu yıkımı anlatmaya gücüm yetmiyor. Şunu gördüm: Devran döndükçe ve zihniyet değişmedikçe dönüp dönüp aynı yere tosluyorsunuz.”</p>
<p>Çalıştayın öğleden sonraki oturumunda ise, ‘Barış Sürecini Yeninden Başlatma ve Geliştirme Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapor hakkında Sedat Yurtdaş tarafından, ‘Azınlık ve Kültürel Hakları Geliştirme Komisyonu’nun hazırladığı rapor hakkında ise Aziz Yağan tarafından birer sunum yapılarak değerlendirmelerde bulunuldu. <em>Türkiye’de bir barışın olmazsa olmazları nelerdir? Kürt meselesinin sınır aşırı boyutu, artan aktör ve faktörler çözüme nasıl etki etmektedir? Çözüm süreci neden bozuldu, siyasi partiler ve sivil toplumun süreçteki hata ve eksiklikleri nelerdi? 16 Nisan referandumunun sonuçları Kürt meselesini nasıl etkileyebilir? Dünyadaki farklı çözüm deneyimlerinden Kürt meselesinde bir çözüme neler aktarılabilir?</em> gibi sorulara cevap aranan toplantının tartışmalarından sonra raporların mayıs ayı içinde tamamlanarak 20 Mayıs ve 3 Haziran tarihlerinde geniş katılımlı iki toplantı ile kamuoyuna açıklanması bekleniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/06/diyarbakirda-barisin-imkanlari-konusuldu/">Diyarbakır’da ‘barışın imkanları” konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER ve Küresel BAK’tan barış için elele insan zinciri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/01/mazlumder-ve-kuresel-baktan-baris-icin-elele-insan-zinciri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2016 20:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2740</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAZLUMDER ve Küresel Bak, “Silahlar sussun, müzakereler başlasın” demek için Barış İçin Elele İnsan Zinciri’yle İstanbul Tünel Meydanı’ndaydı.Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan MAZLUMDER Genel Sekreter Yardımcısı Beytullah Önce, hak ve hukuk mücadelesinde 25. yılını dolduran derneğin yakın geleceğe yönelik planlarını, öncelikli hedeflerini anlattı. ‘Öldürmek çare değil!’ diyen Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu ve İnsan Hakları ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/01/mazlumder-ve-kuresel-baktan-baris-icin-elele-insan-zinciri/">MAZLUMDER ve Küresel BAK’tan barış için elele insan zinciri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.mazlumder.org/" data-cke-saved-href="http://www.mazlumder.org/">MAZLUMDER</a> ve <a href="http://www.kureselbak.org/" data-cke-saved-href="http://www.kureselbak.org/">Küresel Bak</a>, “Silahlar sussun, müzakereler başlasın” demek için Barış İçin Elele İnsan Zinciri’yle İstanbul Tünel Meydanı’ndaydı.Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan MAZLUMDER Genel Sekreter Yardımcısı Beytullah Önce, hak ve hukuk mücadelesinde 25. yılını dolduran derneğin yakın geleceğe yönelik planlarını, öncelikli hedeflerini anlattı.</h3>
<p>‘Öldürmek çare değil!’ diyen Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu ve İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği 30 Ocak Cumartesi günü öğlen saatlerinde Tünel Meydanı’nda eylem düzenledi.</p>
<p>Mazlumder Genel Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Betül Demir ve  Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu Yürütme Kurulu Üyesi Şengül Çiftçi’nin okudukları basın açıklamalarının ardından Mazlumder İstanbul Şubesi Başkan Yardımcısı Ali Öner kısa bir konuşma yaptı. Barış sürecinin tekrar başlaması konusunda taleplerini dile getiren Öner’in konuşmasının ardından yapılan sessiz protestoyla eylem sona erdi.</p>
<h4><strong>ÖNCELİKLİ GÜNDEM: ÇATIŞMANIN SONA ERMESİ</strong></h4>
<p>Küresel Bak sözcüsü Yıldız Önan eylemde olma amaçlarını şu sözlerle açıkladı: “Bir senede değişen her türlü siyasi havayı yeniden değiştirme amacı ve umuduyla buradayız. Ocak 2015’te barış için bir aradaydık. Cenaze gelmiyor diye seviniyorduk, asker, polis, sivil, genç&#8230; Bugün her gün 10’ar 20’şer tane cenaze kaldırıyoruz. Bir kez daha cenazelerin kaldırılmayacağı bir ortam için bugün buradayız. Silahlar sussun müzakereler başlasın diyoruz.”</p>
<p>Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan Mazlumder Genel Sekreter Yardımcısı Beytullah Önce ise hak ve hukuk mücadelesinde 25. yılını dolduran İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği’nin (MAZLUMDER) yakın geleceğe yönelik planlarını, öncelikli hedeflerini ve Diyarbakır’da yaşananlar üzerine düşündüklerini anlattı. “Mazlumder 25. yıl kapsamında çeşitli etkinlikler planlıyor fakat şu an öncelikli gündemimiz çatışmanın bir an önce sona ermesi, durdurulması, bunun için de silahların susup müzakerelerin başlaması. Bu yönde gerek basın açıklamaları, gerek raporlama çalışmaları yapıyor, gerek bugün burada olduğu gibi çeşitli eylemlere ve etkinliklere katılım sağlıyor. MAZLUMDER’in birinci gündemi bu. Bunun dışında Türkiye’nin gündemine bağlı olarak yaşanan diğer hak ihlalleriyle ilgili çalışma gruplarımız var. Bu çalışma grupları emek, basın hak ve ihlalleri, kentleşme ve ekoloji alanında çeşitli çalışmaları yürütüyor” dedi.</p>
<p>Diyarbakır’da yaşananların bir politik tarafı, bir de insan hakları ve ihlallerle ilgili kısmı olduğunu belirten Önce, şöyle devam etti:</p>
<p>“MAZLUMDER bir insan hakları örgütü olarak bu konunun insan haklarıyla ilgili kısmını takip ediyor. Bu noktada bugüne kadar daha önce yapılan bir takım raporlamalar var. Bu raporlamalar hak ihlallerinin hem nedenlerini tespit etmeye çalışıyor, hem de nasıl bir an önce ortadan kaldırılabileceğini inceliyor. Bu bağlamda bugüne kadarki tüm açıklamalar aslında birkaç cümleyle özetlenebilir. Öncelikle hendeklerin, sokağa çıkma yasaklarının, operasyonların, bir an önce bitmesi, ardından daha önce olduğu gibi bir kez daha barış masasına dönülmesi ve insan hakları ve özgürlükleri esas alan bir yoldan, barışçıl ve sivil bir şekilde çözülmesi için çalışıyoruz.”</p>
<h4><strong>‘ÖLDÜRMEK ÇARE DEĞİL, SADECE TRAVMALARI DERİNLEŞTİRİR’</strong></h4>
<p>MAZLUMDER ve KÜRESEL BAK ortak basın açıklaması tam metni şöyle:</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda çözüm süreci, barış süreci derken çok umutlanmıştık. Adı ne olursa olsun, Türkiye’nin Kürt sorununu demokratik bir ülkede olması gerektiği gibi çözülebileceğine inanmıştık.</p>
<p>İnsanlar o kadar umutluydu ve o kadar umutlu olmak istiyordu ki barışa, çözüme ve Kürt meselesine ilişkin bütün konuşmalar “en azından artık cenaze kaldırmıyoruz” cümleleriyle başlıyordu. Çünkü artık anaların ağlamayacağını ummak, acılarımızın dineceğinin de bir işaretiydi.</p>
<p>Şimdi ne yazık ki yine analar ağlıyor ve yaralarımız değil kapanmak, giderek daha da açılıyor.</p>
<p>Öldürerek elde edilen sonuç hiçbir zaman kazanılmış olmayacak. Böyle bir sonuç, Türkiye toplumunun sadece travmalarını derinleştirecek ve geleceğe dönük kin ve nefret tohumlarını besleyecek.</p>
<p>Bu yüzden biz ısrarla, öldürmek çare değil diyoruz.</p>
<p>Çok daha huzurlu ve kardeşçe yaşayacak bir Türkiye için,</p>
<p>Yarına umutla bakmak ve artık geleceğimizi korkusuzca kazanabilmek için,</p>
<p>Bir an evvel silahlar sussun, müzakereler yeniden başlasın diyoruz.</p>
<p><em>MAZLUMDER İstanbul Şubesi &amp; Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu</em></p>
<h4><strong>BU ZİNCİR ÜLKENİN BİR UCUNDAN DİĞERİNE GİTSİN</strong></h4>
<p>KÜRESEL BAK basın açıklamasının tam metni ise şöyle:</p>
<p>Bugün bu caddede el ele verdik ve bir barış zinciri oluşturduk. Öldürmek çare değil, silahlar sussun, ölümler dursun istiyoruz. Savaşın yerini barış ve diyalog ortamının alması için müzakereler yeniden başlasın istiyoruz. Dileğimiz, barış zincirinin ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmesidir. Çünkü barışın düşmanlarına ve savaşı kışkırtanlara verilecek en iyi yanıt, sokakları inadına barış talebiyle doldurmaktır. Barış için el ele veren, barışın simgesini yükseltmek için çaba gösteren herkesi buradan selamlıyoruz.</p>
<p>6 aydır yeniden başlayan çatışmalar, Kürt sorununun barışçı çözümü için atılan adımları destekleyip, barışa evet diyenlerin kaygılarının ne kadar yerinde olduğunu çok acı bir biçimde gösterdi. Yüzlerce insanımız can verdi. Sokağa çıkma yasağı ilan edilen kentler ağır silahlarla yerle bir edildi. İnsanlar evini, yerini, yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Bu acıların telafisi yok.</p>
<p>Artık yeter! Her gün canlarımızı alan bu savaş, geleceğimizi de karartıyor. Barış olmadan eşitlik, özgürlük ve demokrasi olmaz! Barış umuttur. Umudu büyütmek için bir kez daha savaşa hayır diyoruz!</p>
<p>Silahlar sussun, yeniden çözüm ve müzakere sürecine dönülsün.</p>
<p>Barış için, eşitlik ve demokrasi için savaşın değil, diyalog ortamının yaratılması gerekiyor. Acil barış, acil demokrasi istiyoruz. Yasaklar, olağanüstü hal ve sıkıyönetimler değil, özgürlük istiyoruz!</p>
<p><em>Barış ve Adalet Koalisyonu</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/01/mazlumder-ve-kuresel-baktan-baris-icin-elele-insan-zinciri/">MAZLUMDER ve Küresel BAK’tan barış için elele insan zinciri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER: Çatışma değil müzakere, savaş değil barış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/15/mazlumder-catisma-degil-muzakere-savas-degil-baris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2015 14:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mazlumder’in de imzalayarak web sitesinde duyurduğu STK’ların ortak basın açıklaması, “Çatışma değil müzakere, savaş değil barış, eylemsizlik ilanına olumlu cevap verilsin” diyor. 10 Ekim’de Ankara&#8217;daki Barış Mitingi öncesinde meydana gelen patlamalarda yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyerek başlayan açıklamada şöyle deniyor: “Bu vahşeti planlayan, uygulayan ve bunda payı olanları lanetliyoruz! Hükümetin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/15/mazlumder-catisma-degil-muzakere-savas-degil-baris/">MAZLUMDER: Çatışma değil müzakere, savaş değil barış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Mazlumder’in de imzalayarak web sitesinde duyurduğu STK’ların ortak basın açıklaması, “Çatışma değil müzakere, savaş değil barış, eylemsizlik ilanına olumlu cevap verilsin” diyor.</h3>
<p>10 Ekim’de Ankara&#8217;daki Barış Mitingi öncesinde meydana gelen patlamalarda yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyerek başlayan açıklamada şöyle deniyor: “Bu vahşeti planlayan, uygulayan ve bunda payı olanları lanetliyoruz! Hükümetin failleri, göz yumanları, güvenlik zaafiyetine sebep olanları etkin, adil ve hızlı bir soruşturma ile açığa çıkarmasını talep ediyor ve bu sürecin her safhasının dikkatli takipçileri olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz…”</p>
<p>Açıklama daha sonra şöyle devam ediyor:</p>
<p>“İki yılı aşkın bir süre boyunca toplumun büyük kesiminin de desteğini alarak devam eden çözüm sürecinin yerini yaklaşık üç aydır devam eden çatışmalar aldı. Çatışmaların başladığı ilk günden bu yana yaşanan hak ihlalleri ile ilgili gözlem ve değerlendirmelerimizle birlikte endişe ve taleplerimizi de kamuoyu ile defalarca paylaştık. Hemen her fırsatta tarafların, daha fazla can kaybının olmaması için bir an önce çatışmalara son vermeleri ve çözüm süreci için yeniden diyalog ve müzakere yöntemine dönmeleri çağrısında bulunduk.</p>
<p>Ancak yaşanan çatışmalar her iki taraftan yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve bir o kadar da sivilin ölümüne, yaralanmasına ve mal kayıplarına neden olmuştur. Şehirlerde hendek kazılması ve patlayıcı tuzaklanması ile güvenlik güçlerinin bunlara orantısız müdahalesi sivil yaşamı durma noktasına getirmiş, insanların en temel hakları mevcut durum nedeniyle ihlale uğramıştır. Ölümler başta olmak üzere yaşanan acı olaylar  Türkiye toplumunda kırılmalara neden olmuş; linçler, yolcu otobüslerine ve parti binalarına saldırılar ve ölmüş kişilere reva görülen muameleler toplumdaki kutuplaşmayı körüklemiştir. Bütün bu yaşananlar, bize yaşadığımız sorunların savaş ve çatışma ile değil ancak diyalog ve müzakere ile hallolabileceğini bir kere daha göstermiştir.</p>
<p>Çatışmalı sürecin başından beri yaptığımız çatışmasızlığa dönme çağrılarına PKK tarafından olumlu cevap verilmiş ve KCK yönetimi 10 Ekim 2015 cumartesi günü eylemsizlik kararını kamuoyu ile paylaşmıştır. Toplumumuzun büyük desteğini alan çözüm sürecinin kaldığı yerden devam edebileceği ihtimalini güçlendiren eylemsizlik kararını olumlu karşıladığımızı belirtiyoruz.</p>
<p>Bizler aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum Kuruluşları olarak; barışın en hayırlı yol ve gelinen aşamada bir zorunluluk olduğu inancıyla, devletin de ilan edilen ateşkese olumlu cevap vererek operasyonları durdurması çağrısında bulunuyoruz. Bu ateşkesin kalıcı bir barışa vesile olması için tarafların  ivedilikle somut adımlar atarak çözüm sürecini masada, kaldığı yerden devam ettirmelerini talep ediyoruz.”</p>
<h4><strong>İMZACI KURULUŞLAR:</strong></h4>
<p>Aksiyoner Hukukçular Derneği (AHUD)</p>
<p>Ali Haydar Bengi Derneği</p>
<p>AYDER Eğitim ve Kültür Derneği</p>
<p>Diyanet-Sen Diyarbakır Şubesi</p>
<p>Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB)</p>
<p>Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD)</p>
<p>Diyarbakır Öze Dönüş Derneği</p>
<p>Diyarbakır Ticaret Borsası</p>
<p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO)</p>
<p>Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Federasyonu (DOGÜNSİFED)</p>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi</p>
<p>MAZLUMDER Çatışma İzleme ve Çözüm Grubu</p>
<p>Nûbihar Eğitim ve Kültür Derneği</p>
<p>Özgür Eğitim-Sen Diyarbakır Temsilciliği</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/15/mazlumder-catisma-degil-muzakere-savas-degil-baris/">MAZLUMDER: Çatışma değil müzakere, savaş değil barış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 14:02:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış İçin Kadın Girişimi, “birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için” 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyor. Konferansta, değişen savaş kavramları ve araçları irdelenecek, dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceği konuşulacak. Barış İçin Kadın Girişimi’nin konferans çağrısı şöyle: “Biz kadınlar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/">Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Barış İçin Kadın Girişimi, “birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için” 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyor. Konferansta, değişen savaş kavramları ve araçları irdelenecek, dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceği konuşulacak.</h3>
<h3></h3>
<p>Barış İçin Kadın Girişimi’nin konferans çağrısı şöyle:</p>
<p>“Biz kadınlar, hem savaşı hem barışı ağır bedeller ödeyerek yaşadık. Kimimiz en yakınını kaybetti, erkek şiddetinin en korkunç şekillerine maruz kalarak, yerinden, yurdundan oldu, kimliği ve hak mücadelesi yok sayıldı, kimimiz artan erkek ve devlet şiddetini yaşamdan koparılarak ödedi bu bedeli. Kimimiz evlerde, sokakta iş yerinde taciz ve tecavüze uğradı; kimimiz en ağır işlerde üç kuruşa çalışmak zorunda kaldı; kimimiz ihmallerle geliyorum diyen kazalara uğradı ya kamyon kasalarında tarlaya giderken, ya evlerde cam silerken ya da tekstil atölyelerinde çeşitli kimyasallar solurken. Artan erkek otoriterliği tüm yaşamlarımızı bir biçimde kuşattı.</p>
<p>“Biz, Barış için Kadın Girişimi olarak yıllardır savaşı, savaşın biçimlerini, geride bıraktığı yıkıntıyı gözlemliyoruz, yaşıyoruz ve kadın bakış açısından değerlendiriyoruz. Kadınların savaşa karşı nasıl direndiklerini, direnme biçimleri yarattıklarını görüyoruz. Kimi zaman bunun bir parçası oluyoruz. Biz, yıllardır savaşın kadınları nasıl vurduğunu bu topluma anlatmaya çalışıyoruz, toplumsal dokuyu yıpratmanın yolunun kadınları yıpratmaktan geçtiğini söylüyoruz.</p>
<p>“Barış için Kadın Girişimi olarak bu yıl da değişen savaş koşullarını ve araçlarını anlamak ve bu koşullarda nasıl barış çalışması yapmamız gerektiğini saptamak için tüm arkadaşlarımızla konuşmak ihtiyacını duyuyoruz. Savaşın sonuçları üzerine düşünmek için savaşın nedenlerine bakıyoruz. Bugün değişen savaş koşulları ve direnme biçimlerini değerlendirirken Cizre&#8217;de, Nusaybin&#8217;de, Silvan&#8217;da Kürt kadınlarının taleplerine, deneyimlerine dikkat kesiliyoruz. Farklı farklı kadın örgütlenmeleri içinde çalışmalar yapan kadınların yaşadığımız koşullar altında savaşın nasıl değiştiğini, ne gibi araçlarla topluma, ilişkilere zarar verdiğini deneyimlediklerini biliyoruz.</p>
<p>“Bu deneyimleri paylaşmak ve birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyoruz. Konferansta toplumun dünü ile bugünün karşılaştırmak, değişen savaş kavramlarını ve araçlarını irdelemek ve en sonunda da dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceğimizi konuşmak istiyoruz.</p>
<p>“Hepimizin fikri önemli, önerilerimiz barış mücadelemizi zenginleştirecek. Gelin birlikte düşünelim.”</p>
<p><strong>PROGRAM</strong></p>
<p><strong>Tarih:</strong> 11 Ekim 2015, Pazar. Saat 10:00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Mimarlar Odası, Karaköy (Kemankeş Caddesi no:31)</p>
<p>10:00: <strong>B</strong><strong>İKG&#8217;in son bir senesi</strong> (Lale Bakırezer, Candan Yıldız)</p>
<p>10:15: <strong>Dünden Bugüne </strong><strong>Şehirlerde Savaş</strong> &#8211; BİKG Hakikat Komisyonu (Feyza Akınerdem, Nükhet Sirman)</p>
<p>10:45: <strong>Sava</strong><strong>ş</strong><strong> ve Toplumsal </strong><strong>İ</strong><strong>n</strong><strong>ş</strong><strong>ada Kad</strong><strong>ı</strong><strong>n</strong><strong>ı</strong><strong>n Rol</strong><strong>ü</strong> &#8211; KJA (Ayla Akat Ata)</p>
<p>11:00: <strong>Yeni Sava</strong><strong>ş ve Direniş Biçimleri</strong> (Nazan Üstündağ)</p>
<p>11:30: Ara</p>
<p>11:45-13:00: Tartışma</p>
<p>13:00- 14:00: Yemek arası</p>
<p>14:00: <strong>Barı</strong><strong>ş görüşmeleri sekteye uğrayınca kadınların rolü</strong> (Ayşe Betül Çelik)</p>
<p>14:30-15:30: <strong>Öneri ve tartı</strong><strong>şmalar</strong>: Süreç bozuldu, dünyada neler yapıldığını tartıştık, peki biz ne yapabiliriz?</p>
<p>15:30: Ara</p>
<p>16:00: <strong>Önerilerin sunulması</strong>, sonuçların duyurulması ve farklı kadın örgütlerinin bu önerilerden hangi işi üstelendiklerini belirtmeleri</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/">Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
