<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-insan-haklari-mahkemesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-insan-haklari-mahkemesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 May 2023 13:57:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-insan-haklari-mahkemesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu:  Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Af Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin 15 yıl önce Uluslararası Af Örgütü’ne kestiği ceza hakkında kararını açıkladı. AİHM, kesilen cezanın haksız olduğuna ve verilen idari para cezasının örgütlenme özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiğine hükmetti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/">AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu: &lt;br&gt; Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü ve UAÖ Türkiye Şubesi eski Başkanı ve STGM Derneği Yönetim Kurulu başkanı Prof. Dr. Levent Korkut ve Af Örgütü başka ülkelerden fon kullanımı öncesi idareyi bilgilendirmedikleri iddiasıyla kesilen idari para cezasıyla ilgili olarak AİHM’e başvurmuştu. Mahkeme, başvuruyu yapanlara toplam 5283 Euro para cezası, 2 bin Euro manevi tazminat cezası ve 5 bin Euro masraflar için para ödenmesine karar verdi.</p>
<p>Örgütün 2006 ve 2007’deki aktiviteleriyle ilgili kesilen yaklaşık 5 bin 283 Euro’luk para cezasına, Korkut, fonun Türkiye Şubesine örgütün merkezinden gönderildiğini belirterek Ocak 2008’de itiraz etmişti.</p>
<h5>Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale</h5>
<p>AİHM’in tazminat kararıyla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki &#8220;adil ve gerekçeye dayalı yargılanma hakkı” ile 11. maddesindeki “örgütlenme özgürlüğünün&#8221; ihlal edildiğine de hükmetti.</p>
<p>“AİHM, Korkut&#8217;a verilen idari para cezasının, her iki başvuranın da örgütlenme özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiği kanaatindedir. Resmi olarak, müdahalenin iç hukukta, yani Dernekler Kanunu&#8217;nun 21. ve 32. maddelerinde bir dayanağı vardı. Ancak, ilgili tarihte, uluslararası bir örgütün ulusal şubesini oluşturan bir dernek tarafından, örgütün merkezinden veya örgütün diğer ülkelerde bulunan ulusal şubelerinden gelen fonların alınmasını düzenleyen belirli ve açık hükümler bulunmamaktaydı. Bu yasal boşluk ancak 2020 yılında Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 18. maddesine eklenen yeni bir fıkra ile doldurulabilmiştir. Ayrıca, mevcut dava, uluslararası bir örgütün ulusal şubesine, merkezden veya aynı örgütün diğer ulusal şubelerinden gelen yabancı fonlarla ilgili olarak Dernekler Kanunu&#8217;nun 21. maddesinde belirtilen gerekliliğe uymadığı için idari para cezası verilen tek örnektir.”</p>
<p><strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin basın duyurusuna ve detaylara <a href="https://www.stgm.org.tr/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-idari-para-cezasi-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/">AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu: &lt;br&gt; Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2021 08:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kobani Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hızla serbest bırakılması gerektiğine hükmettiği halde HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaklaşık beş yıldır tutuklu. Avrupa Komisyonu ise geçen hafta uygulanmayan kararlarla ilgili Türkiye'yi uyardı. Peki iş buraya nasıl geldi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son çeyrek asırda Türkiye’nin önemli siyasi liderlerinden biri haline gelen Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan bu yana tutuklu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği “derhal tahliye” kararı bir yana, yerel mahkemelerden de verilen tahliye kararlarına rağmen, Demirtaş’ın tahliye olması her defasında “karşı hamlelerle” bir şekilde engellendi. İlk tutuklamaya gerekçe gösterilen ve yıllar süren dava, yeni açılan ve kamuoyunda “Kobani Davası” olarak bilinen dava ile birleştirilince yargılamada bu kez en başa dönüldü.</p>
<p>14 Haziran’da üçüncü duruşması görülecek olan yargılama, oldukça tartışmalı ve gergin başladı. 26 Nisan’daki davanın ilk duruşmasında mahkeme heyeti, avukatların bir kısmını duruşma salonuna almadı. Bu savunmaya yönelik kısıtlamalar protestolarla karşılandı ve tüm avukatlar duruşma salonunu terk etti. 18 Mayıs günü ise davanın ikinci duruşması görüldü. Davada avukatlar ve yargılanan siyasetçiler mahkeme heyetinin “bağımsız ve tarafsız” olmadığını ileri sürerek reddi hakim ve tahliye talebinde bulundu. Talepler mahkeme tarafından reddedildi.</p>
<p>İlk iki duruşmada başlayamayan yargılamanın üçüncü duruşması farklı olacak mı tahmin etmek zor.</p>
<p>Bu arada, geçen hafta Avrupa Komisyonu Bakanlar Konseyi, Türkiye&#8217;nin uygulamadığı AİHM kararlarını gündemine aldı. Komisyon, ilk olarak 3 yıl 7 aydır tutuklu bulunan sivil toplum lideri ve iş insanı Osman Kavala ve Demirtaş olmak üzere, kararlara direnmeye devam ettiği takdirde Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını duyurdu.</p>
<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş&#8217;ın uygulanmayan AİHM Büyük Dairesi kararı için de, Türkiye&#8217;ye yargı bağımsızlığını güçlendirmek için alınan tedbirleri de içerecek bir eylem planı sunulması için 22 Haziran&#8217;a kadar süre verdi.</p>
<p>Komite&#8217;nin 9-11 Mart tarihli kararına rağmen Demirtaş&#8217;a örgüt propagandasından verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasını onayan Yargıtay kararının çevirisi ve kararın yol açacağı sonuçlarla ilgili de kapsamlı bilgi istendi. Komite, Eylül oturumunda dosyayı incelemeye devam edecek.</p>
<p>AİHM, Demirtaş başvurusunda ilk kararını 20 Kasım 2018&#8217;de açıkladı. Demirtaş’ın “özgürlük ve güvenlik” ile “seçme ve seçilme” haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 18. Maddesi&#8217;ne atıfta bulunarak, Demirtaş’ın hukuki değil, siyasi nedenlerle tutuklandığı sonucuna da vardı. Bu kararla Türkiye ilk kez AİHS’in 18. Maddesi&#8217;ni ihlal etmekten suçlu bulunmuş oldu.</p>
<p>Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu kararla Demirtaş’ın tahliyesi beklenirken, hükümet kanadından ilk açıklama Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, karara ilişkin “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan’ın açıklamasının ardından Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı ve AİHM’in ihlal kararı vererek, derhal tahliyesini istediği davanın görüldüğü Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, tahliye talebini reddetti.</p>
<p>Erdoğan’ın “Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” söylemi de bu kararla devreye girdi. Demirtaş’ın AİHM kararından iki ay önce, 7 Eylül 2018’de, “Örgüt propagandası yapmak” gerekçesiyle yargılandığı ve 4 yıl 8 ay hapis cezası aldığı davada yeni bir gelişme yaşandı. 4 Aralık 2018 günü İstinaf Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını onadığını açıkladı. Kararın onanması ile birlikte Demirtaş artık yargılanmış olduğu başka bir dava kapsamında hükümlü statüsüne geçmiş oldu.i</p>
<h5><strong>AİHM Duruşması Öncesi Tahliye Kararı</strong></h5>
<p>AİHM Büyük Daire, tahliye talebinin reddedilmesine yapılan itirazlar üzerine, Demirtaş dosyası ile ilgili 18 Eylül 2019&#8217;da duruşma günü verdiğini açıkladı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, AIHM duruşmasından hemen önce, 2 Eylül 2019&#8217;da, daha önce tahliyesini reddettiği Demirtaş&#8217;ı tahliye etti. Artık Demirtaş, yargılandığı ana davadan değil, “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı bir diğer davadan aldığı cezanın onanması nedeniyle hükümlü olduğu için tahliye edilmemiş oldu.</p>
<p>Büyük Daire, 22 Aralık 2020 tarihinde açıkladığı kararında, bir önceki kararını daha da sertleştirdi. Hakkındaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması” gerektiğini bir kez daha tekrarladı. AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci maddesinin 1 ve 3’üncü paragraflarının ihlal edildiği sonucuna varan Daire, Demirtaş’ın tutukluluğunun “hukuki değil, gizli siyasi amaçlardan kaynaklandığı” hükmünü yeniden vurguladı. Bu kararla Demirtaş’ın “hukuki değil, siyasi olarak tutuklandığı” bir nevi tescillenmiş oldu.</p>
<p>Ancak bu karara rağmen Demirtaş, dört yıl yedi ayı aşkın süredir cezaevinde.</p>
<h5><strong>‘7 Haziran 2015 Seçimlerini Asla Unutmayın!’</strong></h5>
<p>Demirtaş’ın siyasi saiklerle tutuklu olduğunu bir başka itirafı da 9 Haziran 2021 tarihindeki AK Parti Grup toplantısında Erdoğan’ın altını çizdiği sözlerle açığa çıkıyordu. “7 Haziran 2015 seçimlerini asla unutmayın” sözlerini sarf ettiğinden iki gün önce, 7 Haziran’ın altıncı yıl dönümünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı HDP’nin kapatılması ve 451 siyasetçi hakkında siyasi yasak istediği iddianameyi hazırlayarak Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi.</p>
<h5><strong>Tahliye Kararı Verilen Gün Yeniden Tutuklandı</strong></h5>
<p>“Yargı Reformu Strateji Belgesi” çerçevesinde hazırlanan 1. yargı paketinin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle, avukatlarının Demirtaş’ın tahliye edilmesi talebiyle İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru olumlu sonuçlandı.</p>
<p>Ancak henüz karar infaz savcılığına ulaşmamışken, yeni bir “karşı hamle” devreye sokuldu.</p>
<p>Çözüm süreci sırasında IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde yer alan Kobani kentine saldırması, başta Güneydoğu’daki bölge kentleri olmak üzere Türkiye’nin onlarca kentine protesto edilmişti. Resmî açıklamalara göre, 35 il ve 96 ilçede yapılan protestolar suresince yaşanan olaylarda 37 kişi yaşamını yitirdi. İktidar, ilerleyen yıllarda olaylar sırasında meydana gelen ölümlerle ilgili olarak sokak eylemi çağrısı yapan HDP&#8217;yi suçladı.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019’da Kobani olayları ile ilgili yeni bir soruşturma başlattı. Demirtaş’ın, İstanbul mahkemesinin kararı üzerine tahliye edilmesinin beklendiği gün, Kobani olayları soruşturması kapsamında ikinci defa tutuklanmasına karar verildi. Demirtaş ve HDP’nin Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, savcılığın talebi üzerine Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği, tarafından tutuklandı. Böylece Demirtaş için verilen tahliye kararı uygulanamadan, Kobani soruşturması kapsamında yeniden tutuklanmış oldu.</p>
<p>Savcılık tarafından 31 Aralık 2020 tarihinde hazırlanan ve 234 klasörden oluşan 3 bin 500 sayfalık iddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ocak 2021’de kabul edildi.</p>
<p>Hazırlanan iddianamede, 28’i tutuklu 108 kişi sanık olarak yer alıyor. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın yanı sıra dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kars Belediye Başkanı seçildikten sonra görevden alınarak, yerine kayyum atanan, sonrasında tutuklanan Ayhan Bilgen, HDP eski milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Ayla Akat Ata ile başka bir davadan tutuklu bulunan Sebahat Tuncel gibi siyasetçiler de sanıklar arasında.</p>
<p>Davada 2 bin 676 kişi ve kurum ise müşteki olarak yer alıyor.</p>
<p>Söz konusu iddianame kapsamında sanıklara &#8220;devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,&#8221; &#8220;öldürme,&#8221; &#8220;öldürmeye teşebbüs,&#8221; &#8220;yağma&#8221;, &#8220;alıkoyma,&#8221; &#8220;mala zarar verme,&#8221; &#8220;kamu malına zarar verme&#8221; gibi suçlamalar yöneltiliyor. 108 kişi hakkında açılan davada sanıklar hakkında 29 ayrı suçlamayla 38&#8217;er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680&#8217;er yıl hapis cezası isteniyor.</p>
<p>Ne var ki Kobani eylemleri gerekçesiyle Demirtaş hakkındaki soruşturmada esasen 2016’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetkisizlik kararı verilmiş, dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmişti. Böylece soruşturma ana dava iddianamesi içerisinde 31 no&#8217;lu fezleke olarak yer almıştı.</p>
<p>Demirtaş, tutuklu olduğu Kobani davasından tahliye edilmez, yargılama sonunda da ceza alırsa, hükümlü olarak hapiste olacak. Ancak bu davadan ceza almasa bile, ilerleyen zamanlarda Demirtaş’ı hapiste tutmaya devam edebilecek pek çok başka dava da bulunuyor.</p>
<p>Daha geniş bir kronoloji için<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİHM’deki Dosya Sayısında Türkiye İkinci Oldu!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/01/aihmdeki-dosya-sayisinda-turkiye-ikinci-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 08:32:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2019 yılı faaliyet raporunu açıklandı. Raporda Türkiye, inceleme aşamasında bulunan en çok dosya sayısına sahip 2. ülke oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/01/aihmdeki-dosya-sayisinda-turkiye-ikinci-oldu/">AİHM’deki Dosya Sayısında Türkiye İkinci Oldu!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2018 yılında 43.100 dosya kabul eden AİHM, 2019 yılında %3 artışla 44.500 dosyayı kabul etti. Mahkemenin inceleme aşamasında olan 59,800 dosyası daha bulunmakta. Rusya ise 15.037 ile inceleme aşamasında bulunan en çok dosya sayısına sahip ülke.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-47466 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-8.jpg" alt="" width="512" height="286" /></p>
<p>AİHM’nin kabul ettiği 44.500 dosya içinde %25 ile en çok adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin başvurular bulunmakta. Söz konusu rakam Mahkeme’ye gelen her dört başvurudan birinin üye ülkelerde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini göstermekte. İkinci olarak ise %19 ile işkence yasağına ilişkin ihlaller yer almakta. Özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin ihlaller ise üçüncü sırada yer alıyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47467 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2-6.jpg" alt="" width="497" height="331" /></p>
<p>Türkiye için AİHM gündeminde işlem gören veya görmeyi bekleyen toplam başvuru sayısı ise 2018 yılına göre 557 dosya artarak 7.274 oldu. Son dört yıl içinde ise en çok başvuru 2017 yılında gerçekleşti. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin ardından Türkiye’den AİHM’e giden dosya sayısı 25.978 oldu.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47469 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/3-1.jpg" alt="" width="545" height="304" /></p>
<p>2019 yılında Türkiye’den toplamda 113 dosya karara bağlandı. AİHM’e göre Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde en çok ihlal ettiği başlık ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. madde oldu. 2019 yılında Mahkeme’nin karara bağladığı dosyaların 35’ini ifade özgürlüğünün ihlali oluşturuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-47470 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/e.jpg" alt="" width="571" height="124" />Bunun yanında 2019’daki Türkiye dosyalarının 16’sını özgürlük ve güvenlik hakkının, 14’ünü mülkiyet hakkının, 13’ünü ise adil yargılanma hakkının ihlali oluşturmakta.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47471 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/r.jpg" alt="" width="503" height="125" /></p>
<p>Türkiye’nin AİHM’e üye olduğu tarih olan 1959 yılından bu yana toplamda 3.645 dosyası karara bağlandı. Tarih içinde 932 dosya ile en çok adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin davaların yer aldığı gözlemlenmekte. Türkiye’nin AİHM önünde bekleyen toplam dava sayısı ise 59 bin 800.</p>
<p><strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakkında</strong></p>
<p>AİHM, merkezi Strazburg’da bulunan Avrupa Konseyi’nin en önemli organlarından biridir. Bu noktada Avrupa Konseyi’nin Avrupa Birliği ile karıştırılmamasını vurgulamakta fayda bulunmakta. Türkiye de Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden ve 47 üyesinden biri konumunda.</p>
<p>Günümüzde Avrupa Birliği’ni oluşturan temel metinler 1957 yılındaki kuruluşundan önce Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlandı. Söz konusu metinlerin insan hakları zeminini AB’nin Kopenhag siyasi kriterlerinin olmazsa olmazı konumundaki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) oluşturuyor. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi metni çerçevesinde oluşturulan ve bağlayıcılığa sahip 1959 yılında kurulan bir yargı sistemi.</p>
<p>AİHM, özel ve tüzel kişilerin iç hukuk yoluyla adaleti sağlayamadığı düşünülen devletlere karşı bir üst adalet mekanizması niteliğindedir. Bu nedenle Mahkeme’ye başvuru için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmektedir. AİHM’e gelen başvuruların büyük bir çoğunluğu iç hukuk yollarının tüketilmemiş ve başvuru kriterlerinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle elenir.</p>
<p>AİHS’ne taraf olan 47 devlet 835 milyon kişilik nüfusa sahip. Söz konusu nüfus iç hukuk yollarının tüketilmesi kaydıyla üye devletlerin insan hakları ihlallerine karşı AİHM’nin koruyucu şemsiyesi altındadır.</p>
<p><strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye İlişkileri</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan Türkiye’nin AİHM sistemine katılımı ise 1987 yılında gerçekleşti. Fakat Türkiye sisteme dâhil olduğu günden bugüne en çok dosya sayısına sahip ülkelerden biri oldu. Mahkeme 3.645 kararda 3.225’inde Türkiye’nin en az bir Sözleşme maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Türkiye’nin mahkumiyet birinciliğinden inmesinin tek nedeni ise 1998 yılında Rusya’nın AİHM sistemine dahil olması oldu.</p>
<p>Mahkemeye yargıçların seçimi ve kabulü özel ve katı esaslara dayanmaktadır. Üye ülkeler AİHM’ye yargıçlar listesi sunmakta ve söz konusu liste içinden Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin oyu ile bir yargıç seçilmektedir. Seçilen yargıçlar kendi ülkelerini temsil etmemekte veya çıkarlarını kollamamaktadır.</p>
<p>AİHM’nde Türkiye’yi yargıç Işıl Karakaş temsil ediyordu. Görev süresi dolan Karakaş, Türkiye’nin Konsey’e sunduğu yargıç listesinin reddedilmesi nedeniyle 1,5 yıl daha görevini sürdürmeye devam etmişti. 9 Nisan 2019 tarihinde yapılan AKPM Genel Kurulu’nda gerçekleşen seçimde 111 oy alan Saadet Yüksel’in AİHM hakimi olarak 9 yıl boyunca görev yapması kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>European Court of Human Rights | Annual Report 2019</p>
<p>Euronews</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/01/aihmdeki-dosya-sayisinda-turkiye-ikinci-oldu/">AİHM’deki Dosya Sayısında Türkiye İkinci Oldu!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jan 2020 13:25:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AGİT]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nefret suçlarıyla etkili mücadele edebilmek için, ayrı bir yasa düzenlemek yerine nefret saikiyle işlenilebilecek suçlar tespit edilerek, bu suçlara nitelikli hal olarak nefret saiki eklenebilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/">Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Her ne kadar TCK’da ‘nefret ve ayrımcılık’ isimli bir suça yer verilse de, bu denli gerçekleşen nefret suçlarını Türkiye’de önleyecek bir mekanizma yok. Nedeni ise nefret suçları kavramı hukukumuz açısından görece yeni bir kavram olması dolayısıyla ayrımcılık kavramından farkının anlaşılamaması ve kanun yapma tekniğinde düşülen hatalar. Bunun daha iyi anlaşılabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 122. Maddesinde yer verilen ‘Nefret ve Ayırımcılık’ suçunun incelenmesinde yarar vardır.</p>
<p><b>Yasal Düzenlemenin Durumu ve Yapılan Hatalar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madde şu şekilde düzenlenmiştir:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-46997" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/222.jpg" alt="" width="599" height="208" /></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">Kanun hükmüne bakıldığında yapılan ilk hata nefret suçuyla ayrımcılığı aynı kefeye koyup tek bir düzenlemede yer vermesidir.</span><span style="font-weight: 400;"> Madde ilk başta ayrımcılık suçu olarak düzenlenmişken 2014 yılında nefret kelimesi de eklenmiştir. Bu kavramlar birbirleriyle ilişkili ancak farklı kavramlardır.</span></li>
</ol>
<p>Ayrımcılık<span style="font-weight: 400;"> bir kişi veya grubun, dil, etnik köken, cinsel yönelim, engellilik vs. gibi ayrımcılık yasağına konu olan unsurlardan birine dayalı olarak temel hak ve özgürlüklerinden, aynı veya benzer konumda olduğu diğer kişilerle eşit bir şekilde yararlanmasını ve bunları kullanmasını engelleme ya da zorlaştırma niyet veya etkisine sahip her türlü fark, dışlama, sınırlama ya da tercih olarak tanımlanabilir. Burada aynı veya benzer konumdaki kişilerden biri veya bir kısmı bakımından daha olumsuz sonuçlar yaratan veya böyle bir sonucun ortaya çıkması ihtimalini doğuran farklı muameleler söz konusudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir örnek verecek olursak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yunanistan vatandaşı 11 başvurucunun, Roman kökenli olmalarından kaynaklı olarak ilkokullara kaydedilmemeleri ve devamında özel sınıflarda eğitim görmelerinden dolayı, eğitim hakkı ile beraber ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca, bu duruma karşı etkili bir başvuru yolu sağlanmadığı için 13. maddenin ihlal edildiğini karara bağladı. (Sampanis ve diğerleri v. Yunanistan)</span></p>
<p>Nefret suçları<span style="font-weight: 400;"> ise yukarıda sayılan (dil, etnik köken, cinsel yönelim, engellilik vs.) sebeplerin doğurduğu önyargı saiki ile işlenen suç eylemleridir. Nefret suçunu diğer suçlardan ayıran, bu saiktir. Nefret suçu, tek bir biçime özel bir suç değildir. Göz korkutma, tehditler, mülke zarar, saldırı, cinayet veya diğer ceza gerektiren suçlar birer nefret suçu olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıklamalar ışığında TCK 122. Maddesinde ‘kısmen’ ayrımcılığın düzenlendiği ancak nefret suçunun düzenlenmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2. Yapılan ikinci hata, kavramın anlaşılmaması nedeniyle nefret suçunun tek bir suça indirgenebileceği yanılgısına düşülmesidir.</span><span style="font-weight: 400;"> Ancak “nefret suçu” veya “önyargı suçu” terimi, ceza kanunu kapsamında yer alan özel bir suçtan ziyade, bir suç türünü tarif eder. Bir kişi, spesifik bir cezai yaptırımın bulunmadığı bir ülkede [de], taraftarlık veya önyargı sebebiyle bir nefret suçu işleyebilir. Bu terim yasal bir tanımdan ziyade bir kavramı ifade etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3. Değinilmesi gereken bir başka nokta da maddeyle önlenmesi amaçlanan hedefin gerçekleşmediği hususudur. 2018 yılı adli istatistikleri incelendiğinde nefret ve ayrımcılık suçundan sadece 13 dava açıldığı görülecektir. Bu davaların yedisi hakkında  mahkumiyet kararı verilmiştir. Yargıtay kararları incelendiğinde ise bu maddeye ilişkin çok az sayıda kararın olduğu, ayrıca Yargıtay’ın dahi bu maddede nefret suçlarına ilişkin bir düzenleme olmadığını vurguladığı görülmüştür.</span></p>
<p><b>Ne Yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret suçlarının hukuki zemine oturturken göz önünde bulundurulması gerekilen esas mesele, suç vakaları kovuşturulurken, nefret saikinin açıkça tanınması ve cezalandırılması gerektiğidir. Genellikle ülkemizde işlenen nefret suçu vakaları kovuşturulurken, mağdurun seçilmesindeki saikten (mağdurun “ırkı”, cinsiyeti, cinsel yönelim veya dini mensubiyeti gibi) asla söz edilmez. Trans cinayetleri bunun en somut örneklerindendir. Fail yalnızca “adam öldürme” suçundan cezalandırılır ve güttüğü nefret saiki nedeniyle herhangi bir arttırıma gidilmez. Bu şekilde, faile verilen cezanın başkaları üzerinde caydırıcı etki yaratma olanağı ve olasılığı kaybolmakta ve nefret suçlarının önüne geçilememektedir. Buradaki tehlike, mağdurun ve failin, suça neden olan nefret saikini devletin ciddi görmediğine dair aldıkları mesajdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret suçları, diğer suçlarla aynı şekilde işlem görür ve özel bir kategori olarak tanınmazsa, çoğunlukla bu suçların gerektirdiği şekilde üstesinden gelinemez ve toplumsal açmazların daha da körüklenmesine neden olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), nefret suçlarına ilişkin izlenecek politikaları belirlerken şu soruların yanıtlanmasının yararlı olacağını belirtmiştir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yasa yeni bir bağımsız suç türü mü yaratmalıdır, yoksa mevcut suçlarda ceza artırımı şeklinde mi işlemelidir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hangi korunan özellikler yasaya dahil edilmelidir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Saik yasada nasıl tanımlanmalıdır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortaklık, bağlantı ve algıda hata nasıl ele alınmalıdır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ne tür kanıta ihtiyaç duyulmaktadır ve ne kadar saik gerekmektedir?</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanaatimizce nefret suçlarıyla etkili mücadele edebilmek için, ayrı bir yasa düzenlemek yerine nefret saikiyle işlenilebilecek suçlar tespit edilerek, bu suçlara nitelikli hal olarak nefret saiki eklenebilir. Başka bir çözüm Türk Ceza Kanunu’nun ‘Cezanın Belirlenmesi’ başlıklı 61. Maddesine suçun nefret saikiyle işlenmesinin kesin artırım nedeni olarak sayılması ve bu artırımın da bir oranla net bir şekilde ifade edilmesi olabilir. Nefret saikinin nasıl oluşacağının açık bir şekilde belirtilmesi (</span><span style="font-weight: 400;">Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep gibi) öngörülebilirlik açısından daha uygun olacaktır. İspat konusunda ise yasal düzenlemeden ziyade yargının içtihat oluşturarak ilerlenmesi suçun dinamikliği de göz önünde bulundurulduğunda daha etkili bir tercih olacaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/">Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİHM: &#8221;Kavala Derhal Serbest Bırakılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/aihm-kavala-derhal-serbest-birakilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2019 11:42:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı davası]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Gezi Parkı davasının tutuklu tek sanığı Anadolu Kültür'ün kurucusu Osman Kavala'nın derhal serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/aihm-kavala-derhal-serbest-birakilmali/">AİHM: &#8221;Kavala Derhal Serbest Bırakılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1&#8217;e karşı 6 oyla alınan kararda mahkeme, Osman Kavala&#8217;nın derhal serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>Mahkeme karara gerekçe olarak &#8220;Kavala&#8217;nın makul şüphe olmadan tutuklanması&#8221; ve &#8220;Anayasa Mahkemesi&#8217;nin dosyayı makul sürede incelememesi&#8221; nedeniyle AİHS madde 5/1, 5/4 ve 18&#8217;den ihlal bulup Kavala&#8217;nın derhal serbest bırakılmasına karar verdi.</p>
<p>“Çıkarılan zorluklar” nedeniyle hakkındaki geçici tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz edememiş olması ve Anayasa Mahkemesi önündeki sürecin uzunluğunun da AİHS’nin aynı maddesine aykırı olduğu belirtilen başvuruda, ayrıca Kavala hakkındaki tutukluluk kararının siyasi nedenlerden ötürü verildiği ileri sürülmüştü.</p>
<p>Kavala, AİHM&#8217;e yaptığı başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS), yaşam ve özgürlük hakkıyla ilgili 5. maddesinin 1. 3. ve 4. fıkralarının Türkiye tarafından ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/aihm-kavala-derhal-serbest-birakilmali/">AİHM: &#8221;Kavala Derhal Serbest Bırakılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2019 11:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz Darbe Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Strateji Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[youTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Mayıs 2019’ta açıklanan ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bir kısmı geçtiğimiz ay içinde yasalaştı. Ancak hayata geçen bu düzenlemelerin sivil topluma neler getirdiği-götürdüğü yeterince tartışılmadı. Bu durum, yargı reformuyla ilgili beklentilerin düşük olmasıyla ya da sivil toplumun sesinin kısılmasıyla ilintili olabilir. Yine de, sivil toplumun mevcut durumunun analizini yaparak hukuki zeminde eksiğin ne olduğunu düşünmekte yarar var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Neler Getirdi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk paketi 24 Ekim 2019’da yürürlüğe giren ilk pakette, ifade özgürlüğü ile ilgili yargılamalara temyiz yolu açıldı. Bu anlamda olumlu bir adım atıldığını söylemekte yarar var. Yine ifade özgürlüğü bağlamında, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. Maddesine </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”</span><span style="font-weight: 400;"> Hükmü eklendi. Yapılan düzenlemenin AİHS’in 10., Anayasa’nın 26. Maddesi’nden farklı bir yönü bulunmadığı düşünüldüğünde, yapılan düzenlemenin tekrar mahiyetinde olduğu görülecektir. Diğer yandan bu düzenleme, karar alıcılar tarafından ifade özgürlüğünü kullanan basın mensupları ya da sivil toplum mensuplarının ‘terör propagandası’ iddiasıyla yargılandığının üstü kapalı bir kabulünü de gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakette, sivil topluma bakan ikinci düzenleme ise tutukluluk sürelerine ilişkin. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 102. Maddesine şu fıkra eklendi:</span></p>
<p>“Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.”</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum perspektifinden değinebileceğimiz üçüncü düzenleme ise erişimin engellenmesi kararlarına ilişkindir. Uygulamada, erişimin engellenmesi kararı URL bazında değil, sitenin tamamına verilmekteydi. (Wikipedia, YouTube örneği.) Yapılan yeni düzenleme ile, erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilecek. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebildiği de unutulmamalıdır. Yapılan düzenlemenin ifade ve basın özgürlüğü açısından olumlu bir düzenleme olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Ancak eklemek gerekir ki, sivil toplumun ve aktörlerinin bu düzenlemelerden daha hayati ihtiyaçları bulunmaktadır.</span></p>
<p><b>Sorun Nerede, Ne Yapılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu düzenlemelerin iyi niyetli bir çaba olması dışında, sivil toplumun yaşadığı sorunlara çözüm ürettiğini söylemek mümkün değildir. Zira sorun yasada değil uygulamadadır. İfade özgürlüğüne ilişkin yargılamalarda da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararında ‘şiddete çağrı yapılmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği’ belirtilmiştir. Ancak, yargı sistemimizin ifade özgürlüğü ile ilgili aldığı kararlar doğrultusunda AİHM’de en çok davası olan ülkeler arasındayız. Aynı şekilde AİHM tarafından Türkiye hakkında ihlal kararı verilen hususlardan diğerleri de adil yargılanma hakkı ve özgürlük ve güvenlik hakkıdır. Bunun temel sebebi yasalar değil, yargı bağımsızlığının tesis edilememesindendir. Bu doğrultuda hakim ve savcıların mesleğe kabul süreci, HSK üyelerinin seçim süreci ve mülakatları şeffaf bir şekilde yürütülmelidir. Strateji belgesinde yer alan coğrafi teminat gerçek anlamıyla uygulamaya koyulmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Darbe Girişimi ve akabinde yaşanan OHAL sürecinin yarattığı yıkım sivil toplumda halen yankılarını sürdürmektedir. Büyükada ve Gezi davası başta olmak üzere, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullandığı için görevlerinden, özgürlüklerinden edilen, kurumları kapatılan sivil toplum aktörleri ciddi hak ihlallerine uğradıkları gibi, içinde bulunduğumuz süreç diğer sivil toplum aktörlerinin içine kapanmasına neden olmuş, kamu-sivil toplum ilişkisini zayıflatmıştır. Bu bağlamda KHK’lar ile oluşturulan mağduriyetler giderilmeli, beraat eden kişilere ve haksızca kapatılan kurumlara iade-i itibar sağlanmalı, bu sayede sivil toplumun hukuki güvenliği ve hukuki öngörülebilirliği yeniden tesis edilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirtilmesi gereken bir diğer husus da toplantı ve gösteri yürüyüşü alanındadır. Uygulamada valilik ve kaymakamlık makamlarının ‘kamu güvenliği’ ve ‘kamu sağlığı’ gibi soyut, ucu açık gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin önlendiği görülmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğüne ilişkin yasal düzenlemelerin yeterli olduğunu belirtmekle beraber, bu ucu açık kavramların sivil toplum üzerinde tehdit unsuru olarak tutulması doğru değildir. Yapılacak düzenlemelerle bu kavramların yasal zeminde açıklanması hukuki öngörülebilirlik açısından önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum aktörlerinin örgütlenme özgürlüğü kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetler zaman zaman ‘silahlı terör örgütüne üye olma/propaganda yapma’ gibi suç isnatlarıyla karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi’nin dernek üyeliğinin silahlı terör örgütüne üyelik kapsamında delil olarak değerlendirilemeyeceğine yönelik aldığı <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/yasal-bir-dernegin-faaliyetlerine-katilmanin-teror-orgutu-uyeligi-sucundan-mahkumiyette-delil-olarak-kullanilmasi-nedeniyle-orgutlenme-ozgurlugunun-ihlal-edilmesi/">son karar</a></span><span style="font-weight: 400;"> yerinde ve önemli olsa da, sorunun temeli Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan terör tanımındadır. Bu tanım çerçevesinde, BM İnsan Hakları Konseyi’nin özel raportörü Ben Emmerson tarafından hazırlanan 22 Şubat 2016 tarihli raporundaki hususlara dikkat edilmesi yararlı olacaktır</span><span style="font-weight: 400;">: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(a) ifadede teşvik edilen fiil gerçek anlamda terör niteliği taşımalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(b) ifade özgürlüğünü mümkün olan en az şekilde sınırlamalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(c) kanunda net bir şekilde ifade edilmeli, “öven” veya “yücelten” gibi kelimelerden kaçınmalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(d) teşvik edilen fiilin işlenmesinin gerçek (objektif) bir risk olduğu şartını içermeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(e) ifade eden kişinin o fiilin gerçekleşmesi amacını taşıdığını açıkça gösterebilmeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(f) suça teşvik oluşturmayan ifadelerin cezai sorumluluk taşımayacağını belirtmeli.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cem Vakfı AİHM Kararlarının Uygulanmasını Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/cem-vakfi-aihm-kararlarinin-uygulanmasini-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 08:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Akbayır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’nin Cem Vakfı’na ödenmesine hükmettiği tazminat oranına itirazını reddetmesi; cemevlerinin statüsünü yeniden gündeme getirdi. Cem Vakfı Genel Müdürü Hıdır, AİHM kararlarının uygulanmasını istediklerini dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/cem-vakfi-aihm-kararlarinin-uygulanmasini-bekliyor/">Cem Vakfı AİHM Kararlarının Uygulanmasını Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">AİHM, 2 Aralık 2014’te Cem Vakfı bünyesindeki Yenibosna Cemevi’nin elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması talebini “Cemevleri ibadethane değil” savunmasıyla reddeden Türkiye’yi haksız bulmuş ve Alevi yurttaşlara “ayrımcılık” yapıldığına karar vermişti. Mahkeme, 20 Haziran 2017 tarihinde aldığı kararla da mağduriyete uğradığı gerekçesiyle Cem Vakfı’na 44 bin 400 Euro maddi, 10 bin Euro manevi olmak üzere tazminat ödenmesine karar vermişti. Türkiye hükümeti, mahkemeden 44 bin 400 Euro tutarındaki maddi tazminatın 23 bin 300 Euro’ya düşürülmesini talep etmişti. AİHM, önceki gün açıkladığı kararıyla Türkiye’nin talebini reddederek önceki kararında ısrar etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35550 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/HıdırAkbayır-e1550823211519.jpg" alt="" width="321" height="296" />Cem Vakfı Genel Müdürü Hıdır Akbayır, AİHM’in son kararını önemli bulmakla birlikte meselenin kamuoyunda tam anlamıyla doğru anlaşılmadığı kanısında. “Bu karar, meselenin aslına, özüne ilişkin değil. Meselenin özü, AİHM’in cemevlerinin ‘ibadethane’ statüsünün tanınmasına ilişkin daha önce almış olduğu karardır. Türkiye’nin itirazı tazminat miktarına ilişkindir” diyen Akbayır, AİHM Büyük Daire’nin 26 Nisan 2016’da Türkiye’nin itirazına ilişkin aldığı karara işaret etti. </span><span style="font-weight: 400;">Akbayır, “Büyük Daire’nin kararıyla AİHM’in cemevlerinin satatüsü ile ilgili almış olduğu karar kesinleşmiştir. Bilindiği üzere anayasamıza göre ulusal yargı kararlarıyla uluslararası yargı kararları çeliştiğinde uluslararası yargının kararları geçerli kabul edilmektedir” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kararın cemevlerinin ibadethane statüsünü hukuki olarak güvence altına aldığını ifade eden Akbayır, bunun gereği olarak cemevlerinin de diğer ibadet mekanlarıyla aynı imtiyazlardan yararlanması, Alevi inanç önderi dedelerin yürüttüğü görevin “kamu hizmeti” sayılması, genel bütçeden cemevlerine de pay verilmesi gerektiğini savundu. </span><span style="font-weight: 400;">“Artık bizim cemevlerinin ibadethane statüsü tanınsın diye bir talebimiz yok. Çünkü tanındı. Nokta. Mesele bunun gereklerinin yerine getirilmesidir” diyen Hıdır Akbayır, bu yönde adım atılmasında 15 Temmuz darbe girişimi ile ardından olağanüstü hal ilan edilerek hak ve özgürlüklerin askıya alınmasının engelleyici bir rol oynadığını belirtti. Akbayır, “Bu şartlar ve sıkıntılar aşıldığına göre artık uygulamaya geçilmesini istiyoruz, bekliyoruz” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akbayır son olarak Cem Vakfı&#8217;na ödenecek tazminat tutarından ziyade; hukukun üstünlüğü prensibi gereği AİHM kararlarının daha fazla ertelenmeden hayata geçirilmesinin gündem olması gerektiğini savundu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/cem-vakfi-aihm-kararlarinin-uygulanmasini-bekliyor/">Cem Vakfı AİHM Kararlarının Uygulanmasını Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Osman Kavala&#8221; Mütalaası: Gezi’yi Tek Kişi Organize Etmiş Olamaz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/osman-kavala-mutalaasi-geziyi-tek-kisi-organize-etmis-olamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 09:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın başvurusuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde başlayan davaya görüşünü sundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/osman-kavala-mutalaasi-geziyi-tek-kisi-organize-etmis-olamaz/">&#8220;Osman Kavala&#8221; Mütalaası: Gezi’yi Tek Kişi Organize Etmiş Olamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Davaya müdahil olan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic’in açıkladığı mütalaa, <a href="https://www.coe.int/en/web/commissioner/-/commissioner-mijatovic-intervenes-before-the-european-court-of-human-rights-in-the-case-of-mehmet-osman-kavala-v-turkey" target="_blank" rel="noopener">resmi internet sitesinden</a> de yayınlandı.</p>
<h3>“Hak savunucularına baskı arttı”</h3>
<p>Mütalaada, Gezi direnişine İçişleri Bakanlığı rakamlarıyla 79 kentte 2,5 milyon kişinin katıldığı ifade edildi:</p>
<p>“Komiserlik, Gezi olaylarının tek kişi ya da bir örgüt tarafından organize edildiği tezinin itibar edilebilir olduğunu düşünmüyor.”</p>
<p>Yazıda Gezi direnişi de barışçıl protesto eylemleri olarak değerlendirildi.</p>
<p>Komiserliğin görüşünde ayrıca, Türkiye’den yetkililerle Ekim 2018’de yapılan görüşmeye ve inceleme faaliyetlerine bakıldığında, Türkiye’de sivil topluma ve hak savunucularına yönelik baskının arttığının gözlemlendiği ifade edildi.</p>
<p>Kavala’nın hakkında bir iddianame hazırlanmadan bir yıldan fazla tutuklu bulunması da bu baskılarla birlikte değerlendirildi.</p>
<h3>“Sivil topluma yargıyla karşılık veriliyor”</h3>
<p>Şiddet içermeyen ve uluslararası insan hakları standartlarının koruması altında olan söylemler ya da eylemlere karşı uzun süren yargı süreçleri başlatılmasına dair endişeler de dile getirildi. Yargı süreçlerinin, “insan hakları savunucularını susturmak için kullanıldığı” savunuldu.</p>
<p>Eleştirilen noktalar arasında uzun tutukluluklar ve yargı sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalleri de yer aldı.</p>
<p>Mijatovic, bu tutuklamalar ve yargılamaların, Türkiye’deki hak savunucuları ve sivil toplumun meşru ve yasal çalışmalarına karşılık verme amacı taşıdığını belirtti.</p>
<p>Bu baskının temelinde iktidarın siyasi söyleminden kaynaklandığı, Kavala davasının insan hakları savunucuları da dahil olmak üzere, sivil toplumu olumsuz etkileyen ortamı daha da olumsuz hale getirdiği” ifade edildi.</p>
<p>Mijatovic 15-19 Ekim 2018 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etmiş ve hem resmi yetkililer hem de sivil toplum temsilcileri ve hak savunucularıyla görüşmüştü.</p>
<p><strong><em>* 11 sayfalık mütalaanın tamamına <a href="https://rm.coe.int/third-party-intervention-before-the-european-court-of-human-rights-cas/1680906e27" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz. [İngilizce]</em></strong></p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/insan-haklari/204483-osman-kavala-mutalaasi-gezi-yi-tek-kisi-organize-etmis-olamaz" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/osman-kavala-mutalaasi-geziyi-tek-kisi-organize-etmis-olamaz/">&#8220;Osman Kavala&#8221; Mütalaası: Gezi’yi Tek Kişi Organize Etmiş Olamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay Cemevleri Faturalarının Devlet Tarafından Karşılanmasına Hükmetti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/yargitay-cemevleri-ibadethanedir-faturalar-devlet-tarafindan-karsilanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2018 07:45:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cem Vakfı’nın açtığı davada Yargıtay, cemevlerinin ibadethane olduğuna, diğer ibadethaneler gibi elektrik faturalarının da devlet tarafından karşılanması gerektiğine hükmetti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/yargitay-cemevleri-ibadethanedir-faturalar-devlet-tarafindan-karsilanmali/">Yargıtay Cemevleri Faturalarının Devlet Tarafından Karşılanmasına Hükmetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi üzerine süren tartışmalar ve Alevilerin hukuk mücadelesi uzun  yıllardan beri devam ediyor. 2014 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin kararı da bu tartışmayı sonlandırmadı.Yeni bir karar da Yargıtay’dan geldi. Yargıtay, cemevlerinin ibadethane statüsünde olduğuna ve elektrik faturalarının devlet tarafından ödenmesi gerektiğine karar verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Davayı başından beri takip eden Avukat Ulaş Cam, cemevlerinin ibadethane olduğuna ve elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğine ilişkin düzenleme talep ettiklerini ve buna istinaden faturaları ödemediklerini ifade etti. Bunun üzerine BEDAŞ’ın fatura borcu nedeniyle icra takibi başlattığını belirten Cam, “Biz itiraz ettik. Akabinde BEDAŞ itirazın iptali için dava açtı. Bu davalar 2012 yılında önce aleyhimize sonuçlandı ve BEDAŞ yönünden tahsilat kararı çıktı” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AİHM’in 2014 yılındaki kararının ardından Yargıtay’ın dosyayı bozma kararı verdiğini belirten Cam,”Yeniden inceleme yapılması için mahkemeye gönderdi. Mahkeme dosyaları yeniden ele aldı. Bilirkişi incelemesi yapıldı, tespitler yapıldı. Cemevlerinin elektrik giderlerinin karşılanması yönünde mahkeme olumlu bir şekilde BEDAŞ’ ın açtığı davaya reddetti. BEDAŞ temyiz etti. Dosya Yargıtay’a gitti ve Yargıtay, BEDAŞ’ ın aleyhine olan bu kararları onadı.” Bundan sonraki sürecin karar düzeltme aşaması olduğunu ve bu aşamada ise yeni bir delil olması gerektiğini aktaran Cam, “Yargıtay kararı bu şekilde kesinleşecek gibi görünüyor. Bu kararın kesinleşmesinden sonra artık elektrik faturası ödeme yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmış olacak. Çünkü elektrik kuruluşları icra takipleri yaptıklarında ya da dava açtıklarında önlerine bu karar çıkacak. Dolayısıyla hem davayı kaybedecek, vekalet ücreti ödeyecekler, bir sürü masraf yapacaklar. Bu durumdan çıkış adına tek şey, devletin cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin düzenleme yapmasıdır.Bu aşamada önemli bir karar, uzun zamandır bunun peşindeydik. Beklentimiz bundan sonrası adına yasal düzenleme. Yasal düzenleme olursa hepimiz adına olumlu bir gelişme olur.” diye belirtti.</span></p>
<p><b> (Kaynak: Sendika.org)</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/yargitay-cemevleri-ibadethanedir-faturalar-devlet-tarafindan-karsilanmali/">Yargıtay Cemevleri Faturalarının Devlet Tarafından Karşılanmasına Hükmetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
