<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adalet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Dec 2021 15:31:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Adalet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kayıp Adalet/ Cezasızlık ve Korunan Failler…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/kayip-adalet-cezasizlik-ve-korunan-failler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2021 12:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaralı Hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76466</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çağrısıyla başlayan yüzleşme tartışmaları sürerken Hafıza Merkezi ekibiyle, Gökçer Tahincioğlu editörlüğünde hazırladıkları 'Kayıp Adalet/ Cezasızlık ve Korunan Failler' kitabı üzerinden geçmişten bugüne adalet arayışlarını ve cezasızlık kültürüyle mücadeleyi konuştuk.<br />
Kayıp Adalet ve Yaralı Hafıza kitaplarıyla ilgili söyleşi 3 Aralık’ta yazarların katılımıyla Postane İstanbul'da yapılacak...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/kayip-adalet-cezasizlik-ve-korunan-failler/">Kayıp Adalet/ Cezasızlık ve Korunan Failler…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Hafıza Merkezi’nin bu kitapla ilgili çıkış noktası neydi? Konu başlıkları nasıl oluşturuldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hafıza Merkezi olarak kurulduğumuz 2011 yılından bugüne ağır insan hakları ihlallerine uğramış grupların adalete erişiminin sağlanmasına ve adaletin tecelli etmesine yönelik hukuki çalışmalar yürütüyoruz. Bu çerçevede uzun süredir ağır insan hakları ihlallerine ilişkin izlediğimiz davaları </span><a href="http://failibelli.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Faili Belli</span></a><span style="font-weight: 400;"> web-sitesinde kamusallaştırıyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"> Faili Belli, Türkiye’nin yakın geçmişindeki ağır insan hakları ihlallerine dair yürütülen ceza yargılaması süreçlerini izleme çalışmasının çıktılarını bulabileceğiniz dijital bir arşiv. Siteyi ziyaret eden biri burada bugüne kadar takip ettiğimiz toplam 28 davanın duruşmalarına ilişkin izleme raporları, hukuki süreç özeti, iddianame gibi dokümanlar, zaman çizelgeleri ve medya derlemeleri bulabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-76468 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/kayip-adalet.jpg" alt="Kayıp Adalet" width="245" height="374" />Gökçer Tahincioğlu editörlüğünde yayınladığımız </span><i><span style="font-weight: 400;">Kayıp Adalet</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Yaralı Hakikat</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitapları, Faili Belli’de takip ettiğimiz davalardan 8 tanesini konu alıyor. Bunlar Haziran 2013’te İstanbul Okmeydanı’nda </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/berkin-elvan-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Berkin Elvan’in polisin gaz fişeğiyle öldürülmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">; Ekim 1993’te Muş’un Vartinis köyünde evlerinin ateşe verilmesi sonucu </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/altinova-mus-vartinis-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">9 kişinin yakılarak yaşamını yitirmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">; Mayıs 2017’de Silopi’de 6 ve 7 yaşında iki çocuğun </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/muhammed-ve-furkan-yildirim-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">polis panzerinin evlerinin içine girmesi sonucu hayatını kaybetmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">; Ekim 1993’te Diyarbakır Lice’de </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/lice-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">15 sivil, bir asker ve bir generalin öldürülmesiyle</span></a><span style="font-weight: 400;"> sonuçlanan askeri operasyon; Mart 2006’da Diyarbakır’da </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/mahsum-mizrak-ve-enes-ata-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">gaz fişeğiyle vurularak yaşamını kaybeden iki çocuğun</span></a><span style="font-weight: 400;">; 1995 yılında Mardin Dargeçit’te </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/dargecit-jitem-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">biri uzman çavuş üçü çocuk, sekiz kişinin zorla kaybedilmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">; ve 19 Ocak 2007’de </span><a href="https://www.failibelli.org/dava/hrant-dink-davasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Hrant Dink’in bir siyasi suikast sonucu katledilmesi</span></a><span style="font-weight: 400;"> davaları. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu iki kitaplık seri ile amacımız, dava izleme çalışmalarımız kapsamında ürettiğimiz hukuki bilgileri daha geniş bir kesim için erişilebilir kılmak. Faili Belli’deki dava arşivi yıllar içinde konunun ilgilisi hukukçular, araştırmacılar, hak savunucuları ve gazeteciler için önemli bir referans haline geldi. Faili Belli’de ürettiğimiz bilgi konunun doğası gereği uzmanlık gerektiriyor. Bu durum ister istemez bu bilginin belirttiğimiz uzmanlık alanlarına daha çok hitap etmesi sonucunu doğuruyor. Öte yandan Hafıza Merkezi olarak bu konuları sanat, edebiyat, belgesel gibi mecraları kullanarak anlatmaya her zaman önem verdik. Örneğin ilk yıllarımızda Bûka Baranê adlı bir belgesel yapımının prodüksiyonunu üstlendik. Daha yakın tarihlerde insan hakları ve yaratıcı sektörler, hafıza ve sanat gibi kesişim alanlarında çalışmalar ürettik. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-76469 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/yarali-hafiza.jpg" alt="Yaralı Hafıza" width="291" height="434" />Kayıp Adalet</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Yaralı Hafıza</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitaplarıyla yine bir kesişim alanı yaratmanın peşinde olduk ve hem bireysel hem toplumsal anlamda büyük travmalar üreten bu hadiseleri daha edebi bir üslupla anlatmak istedik. </span></p>
<p><b>İki kitaba da konu olan 8 dava dosyasında ortaklaşılan husus(lar) neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Davaların ortak noktasının Türkiye’de süregelen bir mesele olan cezasızlık sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Hafıza Merkezi ağır insan hakları ihlallerine odaklanarak Türkiye’deki cezasızlık sorunu üzerine çalışmalar yürütüyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Ağır insan hakları ihlalleri kavramı, güvenlik güçleri veya kamu görevlileri tarafından işlenen öldürme, kaybetme, işkence gibi suçları içeriyor. Hem Faili Belli çalışmasıyla hem de kitaplarla, aslında bu tür suçlardaki cezasızlık sorununu kamusal alanda görünür kılmak ve bu soruna karşı ses çıkarmak da amaçlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitaplarda işlenen davalarda, bu tür suçlar nedeniyle yargılanan kamu görevlilerini ve güvenlik güçlerini cezasızlık zırhıyla korumak için çeşitli yargısal uygulamalara başvurulduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu uygulamaların en yaygın örneklerinden biri, dava nakli. Bu davalarda, dava naklini düzenleyen kanun maddesi, yasal ve meşru amaçları doğrultusunda değil, cezasızlığa zemin hazırlamak amacıyla kötüye kullanılıyor. Dava nakli kararları, herhangi somut veriye dayanmayan bir güvenlik gerekçesiyle veriliyor. Bu tür kararlarla davaların suçların işlendiği yerden başka bir yere nakledilmesi, duruşmalara katılımı ve delil toplanmasını zorlaştırarak, davaların cezasızlıkla sonuçlanmasına sebep oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cezasızlığa sebep olan diğer bir uygulama ise, davaları zamanaşımına sürüklemek. Ceza yargılamalarının amacı, iddia konusu suçlarla ilgili maddi gerçeği tespit ederek, failleri işledikleri suçlarla uygun oranda cezalara çarptırmaktır. Fakat bu davalarda, iddiaların açıklığa kavuşturulmasına yönelik ciddi bir araştırmanın yapılmadığını, duruşmalarda tartışılan konuların davanın esasına temas etmekten çok uzak kalabildiğini ya da en basit yargılama işlemlerinin dahi gecikebildiğini gözlemliyoruz. Böylece etkili bir biçimde yürütülmeyen kovuşturmalar, yargılama sürelerinin uzamasına neden oluyor ve nihayetinde sanıklar hakkındaki suçlamalar zamanaşımı süresinin aşılması nedeniyle düşürülebiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıklıkla gözlemlenen başka bir cezasızlık uygulaması ise, suç isnadının daha düşük ceza gerektiren suçlardan yapılması. Örneğin, sanıklara kasten öldürme suçu yerine, olası kastla ya da taksirle öldürme suçunun isnat edilmesi. Böylece eğer dava mahkumiyet hükmüyle sonuçlanırsa, sanıklar daha az cezalara çarptırılmış oluyor. Hatta kimi zaman sanıklar hakkında verilen düşük hapis cezasının para cezasına çevrildiği örneklere dahi rastlayabiliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, emir komuta zincirinin araştırılmamasını bu davalardaki cezasızlık uygulamalarına örnek olarak gösterebiliriz. Çoğu zaman davaların yalnızca tek bir güvenlik gücü aleyhinde açıldığına tanık oluyoruz. Bu kişiye emir veren ya da bu kişinin eylemleriyle ilgili yasal olarak sorumluluğu bulunan üstleri sanık olarak yargılamalara dahil edilmiyor. 1990’lı yıllarda meydana gelen hukuk dışı infazlar ve zorla kaybetmeler gibi ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili davalarda olduğu gibi, bazı davalardaki suç konusu eylemler tek başına işlenmeleri mümkün olmasa da, yargılamalar emir komuta zincirini açığa çıkaracak şekilde yürütülmüyor.</span></p>
<h5><b>Birincil Talepler Adalet ve Hakikat…</b></h5>
<p><b>Bu kitapta yer alan konular ve Cumartesi Anneleri gibi geride kalanların uzun yıllardır sürdürdüğü adalet arayışı örneklerini, benzer durumların yaşandığı ülkelerle kıyaslandığında, nerede farklılaşıyor? Hangi açı(lar)dan benzeşiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakınlarını kaybedenlerin mücadelesi Türkiye’de ve dünyanın her yerinde, bu alanda yapılan her türlü mücadelenin çekirdeğini, başlama noktasını oluşturur. Bu mücadelelerin ortak özelliklerinden biri inadı, ısrarı, vazgeçmemesidir. Örneğin Türkiye’de yakınları kaybedilen Cumartesi Anneleri kısa vadede hemen hemen hiçbir sonuç alamayacaklarını bile bile Galatasaray Meydanı&#8217;na her hafta oturarak burayı kayıpların mekanı haline getirdiler. Bu inadın getirdiği süreklilik ve birikim sayesinde mücadelenin etrafında diğer aktörlerin &#8211; yani aktivistlerin, araştırmacıların, gazetecilerin, belgeselcilerin &#8211; örülmesi ve mücadeleyi büyütmesi mümkün olur. Bu sayede örneğin bizim gibi kuruluşlar bu alanda bilgi üretme imkanına sahip olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hareketlerin neredeyse tamamında birincil talepler hakikat ve adalettir. Yani kaybettikleri yakınlarının başına neyin nasıl geldiğinin kapsamlı bir şekilde ortaya çıkarılması, bundan sorumlu olanların sorumlulukları oranında cezalandırılmaları. Bir başka ortak özellik yakınlarını kaybedenlerin verdiği mücadelenin ikonografisi. Örneğin yakınlarını kaybedenlerin mücadele imgesini düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak yakınlarının vesikalık fotoğraflarını tutan insanlar gelir. Bu mücadeleler büyük sloganları ekseriyetle kullanmazlar. Kamusal görünürlükleri, yakınlarının varlıklarını tasdik eder, onların mevcudiyetlerini geri çağırmayı amaçlar. Yani onları devletin şiddet ve hakim anlatılarıyla dışına ittiği insanlık alanının içine çeker. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette farklı ülkelerin farklı bağlamları ve o ülkede yaşanan devlet şiddetinin niteliği bunun karşısında verilen mücadelenin niteliğini de değiştiriyor. Özgür Sevgi Göral’ın </span><a href="https://hm6.demo-aliseckin.com/basinda-biz/ozgur-sevgi-goral-yazdi-zorla-kaybetmeler-9-ulke-siddet-ve-mucadele/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ölüye Saygı ve Adalet panelinde</span></a><span style="font-weight: 400;"> belirttiği gibi, örneğin Arjantin gibi etnopolitik çatışma olmayan ülkelerde devlet şiddetinin hedefinde toplumun orta sınıflarını daha fazla görüyoruz. Toplumun bu kesimlerinin verdiği mücadele ise maddi ve sembolik olarak daha yüksek bir görünürlüğe sahip olabilir. Türkiye’de ise durum farklı. Göral’a göre bu anlamda Türkiye’de yaşanan çatışmanın niteliği Çeçen çatışmasındaki Rusya örneğine, ya da sömürgecilik karşıtı mücadele verdiği dönemdeki Cezayir örneğine daha çok benziyor. Buralarda hem işlenen suç, hem de sonrasında bedenlere yapılan eziyet, faillerin cezasız kalması ve hafıza mücadelesi bambaşka bir şekilde işliyor. Buna paralel olarak da mücadelelerin toplumsal olarak sahiplenilmesi ve görünürlüğü daha düşük kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi bir başka önemli faktör devletin çatışmaya verdiği cevabın niteliği. Çatışmanın bitmiş ve devletin resmi olarak bir geçiş süreci başlatmış olması mücadele için hem görünürlüğü arttırıyor, hem de meşruiyet ve taleplerinin güçlenmesi anlamına geliyor. Örneğin Arjantin 1976-1983 Kirli Savaşı, 1991-2001 Yugoslavya Savaşları, 1960-1974 dönemi Kıbrıs çatışmaları gibi dönemlerin sonrasında beğenelim beğenmeyelim bir takım geçiş süreci mekanizmaları işletildi. Arjantin’de “Ulusal Kayıpları Araştırma Komisyonu”’nun</span><span style="font-weight: 400;"> kaleme aldığı Nunca Más (Bir Daha Asla) raporu 1984 yılında ulusal best-seller oldu, 10 senelik bir boşluğun ardından da sorumlu generallerin önemli cezalar aldığı yargılamalar başladı. Birleşmiş Milletler’in kurduğu Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi görev yaptığı 1993-2017 yılları arasında ihlallerden mağdur olan kişiler ve sivil toplum kuruluşlarının tanıklık toplama faaliyetleri sayesinde toplam 4650 tanık dinledi ve 90 kişiyi savaş suçlusu olarak mahkum etti. Kıbrıs’ta her ne kadar kayıp yakınlarının önemli şikayetleri olsa da Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk toplumlarının liderleri tarafından Birleşmiş Milletler’in katılımıyla kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi sayesinde kayıpların bulunması için bugüne kadar 1307 kazı yapılmış, tahmin edilen 2002 kayıp insandan 1230’unun bedeni </span><a href="https://hakikatadalethafiza.org/bolunmus-bir-ada-ve-kayiplar/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">tespit edilmiş</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin siyasi tarihinde “adalet-adaletsizlik” konusu nasıl bir ağırlığa sahip? İktidarların şekillenmesinde ve değişmesinde bu kavram nasıl bir rol oynuyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidarların şekillenmesi ve değişmesindeki etkisinin ötesinde, belki de bu soruyu adalet-adaletsizlik konusunun Türkiye için iktidarlar üstü bir yakıcılığı olduğunu hatırlayarak ve cezasızlık kültürünün aslında cumhuriyet tarihinin asli bir unsuru olduğunu es geçmeden cevaplamak gerekiyor. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Kayıp Adalet</span></i><span style="font-weight: 400;"> için Berkin Elvan cinayeti davasını kaleme alan Ali Duran Topuz, cezasızlık terimi yerine “öldürme hakkı” terimini kullanmayı tercih ediyor. Devletin kendisi için tanımladığı bu öldürme hakkı, iki kitaba konu olan 8 davanın da bel kemiğini oluşturan bir unsur. Ulus-devletler, şiddet kullanma yetkisini kendi merkezlerinde toplayarak, siyasi otoritelerini bu hak üzerine inşa ediyorlar. Bu anlamda devlet yetkililerinin yargılandığı davalar aslında devletin kendi otoritesini savunduğu ve haklı çıkardığı alanlara dönüşüyor. Cezasızlığın işletildiği davalarda şiddet kullanımının kuralsızlığını öne çıkarmak yerine, şiddet kullanımını meşrulaştıracak öğelere vurgu yapılarak dava konusu şiddetin devletin bekası için uygulandığı kanıtlanmaya çalışılır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda devletin öldürme hakkı da siyasi eğilimlerinden ve ideolojilerinden bağımsız olarak tüm iktidarların birbirlerine miras bıraktığı bir “ayrıcalık” olarak kalmaya devam ediyor. Topuz’un kaleme aldığı bölümde bu sürekliliğin Türkiye’de nasıl sağlandığına dair çarpıcı bir örnek var, o da 1914 tarihli Memurin Muhakemat Kanunu. İdari otoritenin korunmasını hedefleyen bu kanun, devlet görevlilerinin sanık sıfatı taşıdığı ceza yargılamalarını engellemeyi amaçlıyordu. İşlediği suç yaşam hakkını ihlal edecek ağırlıkta dahi olsa eğer bir devlet görevlisi sanık olursa idarenin itibarının zedeleneceğini öngören bu kanuna göre, idari otorite candan daha kıymetli. Bir devlet memurunun idari suç işleyip işlemediğine dair karar verme yetkisini de idareye tanımlayan kanuna göre, devlet görevlilerinin suç olan fiillerini yargı denetleyemez. Adliyelerin idari işlere karışmaması gerektiği salık veren bu anlayış, kuvvetler ayrılığını da imha ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cezasızlık kültürünü bizzat besleyen 106 yıllık bu kanunun çıkış tarihi itibarıyla ne türden şiddeti korumayı amaçladığı ve nasıl bir işlev taşımasının arzulandığını anlayabiliriz. Savaşa giren bir imparatorluğun yalnızca işgalci askerleri değil, kendi vatandaşını da öldürme yetkisini elinde tutma çabası çok açık, hatta bir nevi “kılıç hakkı” kanunlaştırılıyor. 1915’te Anadolu’daki Ermeni nüfusunun yok edilmesi de bu kanunun sağladığı koruma zırhı ile mümkün oldu. Aslen geçici bir şekilde kullanılması planlanan, adeta bir “olağanüstü hal” uygulaması olarak tasarlanan bu kanunun aslında bir türlü geçmek bilmemesi, egemen güce sağladığı işlev ile açıklanabilir. Devletin öldürme hakkının muhatapları cumhuriyet tarihi boyunca değişti, örneğin bu yetki 1984’ten itibaren de bütün Kürt illerinde “hak” olarak tanımlandı. Belki günümüzdeki fark, sadece bir bölgede ve bir grup insana yönelik değil, her yerde, herkese karşı ve her an kullanılabilmesi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Walter Benjamin, “Şiddetin Eleştirisi Üzerine” başlıklı makalesinde bunu “hukuk koruyan şiddet” olarak tanımlıyor. “Asli ve arketip olarak askeri şiddetten yola çıkılıp doğal amaçlara yönelmiş her türden şiddet dikkate alındığında, hepsi hukuk kuran/yaratan bir niteliği içinde barındırır” (25)</span><span style="font-weight: 400;"> tespitini yapan Benjamin, şiddetin birincil işlevini ‘hukuk kurma’ olarak tanımlarken, ikinci işlevini de ‘hukukun korunması’ olarak kurguluyor. Bu anlamda şiddet kullanımını meşrulaştıran cezasızlık politikaları, şiddetin, devletin varlığını ve meşruiyetini korumak için bir araç olarak kullanıldığını bize açık ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cezasızlık kültürü yalnızca silah kullanma yetkisine sahip devlet görevlilerinin yargı tarafından cezalandırılamaması anlamına gelmiyor, hukuk dışı şiddetin daima bir siyasi araç olarak gündemde tutulmasını da sağlıyor. Memurin Muhakemat Kanunu kaldırılsa da başta silah kullanma yetkisine sahip devlet görevlileri olmak üzere kamu görevlilerini ceza tehdidine karşı koruyan hükümler hukuk sistemimiz içine yedirilmiş durumda. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan kararnameler ile bu koruma zırhı giderek daha da güçlendirildi. Hatta şimdilerde Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suçu sayesinde yalnızca silah kullanma yetkisine sahip devlet görevlileri değil, hükümete yakın savcılar ve ağır ceza hâkimleri gibi kişilerin sebep olduğu hak ihlallerini haberleştiren gazetecilere dahi hapis cezası verilebiliyor. </span></p>
<h5><b>Adalet Talebinin Müşterekleşmesine Katkıda Bulunmak</b></h5>
<p><b>Kitapta yer alan olaylarla ilgili güçlü toplumsal bir adalet talebi oluşabildi mi? Bunun oluşabilmesi için ne gerekiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruya ne yazık ki bugün için olumlu bir cevap vermek mümkün değil. Oysa adalet talebinin çok daha güçlü olduğu bir zamana 2000’li yılların başlarında Türkiye’nin Avrupa Birliği ile tam üyelik sürecinden 2013 &#8211; 2015 çözüm sürecine kadar olan dönemde şahit olduk. Bu dönemde belli iniş çıkışlara rağmen Türkiye’nin cezasızlık kültürüyle ilgili defterlerinin üzerindeki sır perdesinin aralanmaktaydı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine de bu dönemde görece artan adalet talebi toplumsal düzeyde yeterince kök salmamış olacak ki 2015’te başlayan çatışmalı dönem sonrası rüzgar hızla yön değiştirdi ve çatışma karşısında barış talebi siyaseten ana akım olamadı. Bugün 2015’te başlayan çatışma, bunu şart koşan siyasi koalisyonun yarattığı iklim ve hakim rekabetçi otoriter yönetimin bir sonucu olarak adalet talebinde bir azalma yaşıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan yaşananların geri alınması da mümkün değil. 2008’de Cemal Temizöz başta olmak üzere JİTEM’in farklı yerel ayaklarının yargılandığı birçok davanın iddianameleri bu dönem yaşanan ihlallere ve kirli savaş taktiklerine dair önemli hakikatleri ortaya çıkardı. Bu dönemde toplumda farklı kesimlerin cezasızlık karşısında güçlü talepleri karşılık buldu. Bu talepler ve hakikatler o dönem iktidara yakın olanlar gazetelerde de yayımlandı. Bu hakikatlerin hiç yaşanmamış gibi hayatın devam etmesi mümkün değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün yapabileceğimiz şey ise adalet talebinin müşterekleşmesine katkıda bulunmak. Her kesimden gelen adalet talebinin zor yoluyla bastırıldığı, sürekli bir şiddet ortamı içinde barışın konuşulamadığı bu son dönem, aynı zamanda daha geniş kesimlerin adalete ihtiyaç duyduğu bir dönem oldu. Dolayısıyla cezasızlığın kendisini sürekli daha güçlü bir şekilde var eden, meşruiyetini önceki pratiklerinden alan bir döngü olduğuna, adalet talebinin neden müşterekleşmesi gerektiğine dair konuşabileceğimiz bir dönemdeyiz. Barıştan ne anladığımız dahil onu tüm yönleriyle konuşmak, sürekli gündemde tutmak, bu talebin haklılığını vurgulamak gerekir. Zor gücünün ısrarla bastırdığı bu iki talebin daha görünür kılınması, hayatta kalanların dayanışmasına, ortaklaşmasına ve bu taleplerin daha güçlü bir şekilde toplumsallaşmasına olanak sağlayacaktır.   </span></p>
<h5><b>3 Aralık’ta Yazarlarla Söyleşi…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kayıp Adalet ve Yaralı Hafıza kitaplarıyla ilgili söyleşi 3 Aralık’ta yazarların katılımıyla Postane’de yapılacak…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılım ve bilgi için<a href="https://hakikatadalethafiza.org/kitap-soylesisi-kayip-adalet-ve-yarali-hafiza/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/kayip-adalet-cezasizlik-ve-korunan-failler/">Kayıp Adalet/ Cezasızlık ve Korunan Failler…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 14:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adli yargı yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73970</guid>

					<description><![CDATA[<p>40 günlük tatilin ardından adli yargı yılı yeniden başladı. 2021-2022 adli yargı yılında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın içerisinde olduğu birçok önemli dava görülecek. Bu yıl da en önemli gündem, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği olacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Temmuz’da tatile giren adli yargı yılı, 1 Eylül itibari ile tekrar başladı. 40 günlük tatilin ardından adliyeler bir kez daha hareketlendi. Adli tatilde nöbetçi mahkemeler ve tutuklu dosyalara bakılırken, diğer davalara ise yeni adli yıla kadar ara verilmişti. Yargıtay ve Danıştay&#8217;da sadece nöbetçi birimler görev yaparken, Anayasa Mahkemesi adli tatil döneminde yer almadı.</span></p>
<h5><b>Gazeteciler Hakim Karşısına Çıkıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılının başlaması ile birlikte birçok önemli dava görülmeye devam edecek. Sadece Eylül ayında en az 25 gazeteci davası görülecek. Bu davaların büyük çoğunluğu ise İstanbul ve Diyarbakır’da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışmak amacıyla bir günlük yayın yönetmenliği yaptıkları için yargılanan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve yazar Ahmet Nesin, Eylül ayında hakim karşısına çıkacak. Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlamaları sırasında polis kurşunuyla öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını görüntüleyen gazeteci Abdurrahman Gök’ün davasının duruşması da Eylül ayında görülecek. Gazeteci Deniz Yücel ve </span><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Melih Bulu’nun atanmasının protesto ettikleri için yargılanan üniversite öğrencilerinin de davaları görülmeye devam edecek. </span></p>
<h5><b>Demirtaş ve Kavala Davaları </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen eylemler gerekçesiyle yargılanan ve HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da içerisinde yer aldığı 24’ü tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın duruşması 20 Eylül’de Ankara’da görülecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi Parkı eylemleri ile ilgili aralarında Osman Kavala&#8217;nın olduğu 16 kişi ve Gezi Parkı eylemlerine katılan Çarşı taraftar grubundan 35 kişinin davasının birleştirildiği davanın duruşması ise 8 Ekim’de görülecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetiyle ilgili davanın duruşması Diyarbakır’da görülüp, dördüncü duruşması Ocak ayında yapılacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu adli yılda da birçok insan hakları savunucusu, gazeteci, kadın aktivist, avukat, hak savunucusu, aydın, yazar hakim karşısına çıkmaya devam edecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılında her ne kadar yargılamalar öne çıksa da, yargıdaki sorunlar da önemli bir gündem maddesini oluşturacak. Savunma makamının önündeki engeller, avukatlara yönelik baskılar, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği, mesleğe yeni başlayan avukatların sorunları ve Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişikler bu gündemlerin başında geliyor. </span></p>
<h5><b>Diyarbakır Barosu: Avukatların </b><b>Bağımsızlığının Öncelenmesi Zorunludur</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu, yaptığı yazılı açıklama ile </span><span style="font-weight: 400;">tespit, görüş ve önerileri kamuoyuyla paylaştı. </span><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">son yıllarda her adli yıla benzer sorunlarla ve çoğu kez bu sorunların ağırlaşmış haliyle girdiklerine vurgu yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda hukuk güvenliğinin kaygı verici boyutlara  ulaştığı, yargı bağımsızlığı başta olmak üzere adil yargılanma hakkı gibi hukukun temel ve evrensel kurallarının adeta yok sayıldığı kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de hızla artan hukuk fakültelerinin önüne geçilip, avukatlık stajının daha nitelikli bir yapıya kavuşturulması istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesleğe yeni başlayan avukatların ekonomik sorunlarına acil ve kalıcı çözümler üretilmesi istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk ve adli makamların avukatlara yönelik olumsuz tutumlarının, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanması, yargılanması ve haksız cezalara maruz bırakılmasının devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, “Adaletin tesisi için savunma makamında olan avukatların bağımsızlığının öncelenmesi zorunludur” denildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baroların insan hakları ihlallerine karşı vermiş olduğu mücadelenin zaman zaman kriminalize edilerek, soruşturmalara konu edilmesinin, demokratik bir toplumda söz konusu olamayacağı belirtildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlık Kanunu&#8217;nda yapılan son değişikliklerle savunmanın, barolar ve avukatlık mesleği üzerinden uzun mücadeleler neticesinde elde ettiği kazanımların adeta yok edildiği kaydedildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti davasına da vurgu yapıldı. Cinayetin hala aydınlatılmadığı hatırlatılan açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">“Yeni adli yılda etkin bir kovuşturma ile faillerin tespiti ve cezalandırılması için Diyarbakır Barosu olarak hukuk mücadelemize devam edeceğiz” denildi. </span></p>
<h5><b>ÖHD Eş Başkanı: Önceki Yıldan İyi Olacağı İşareti Bulunmuyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat İlknur Alcan da karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Alcan, toplumdaki özgürlüklerin, baskı ortamının, çıkarılan yasaların avukatları etkilediğini ifade etti. Yeni adli yılda özgürlüklerin artmasını ve savunma makamının önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Alcan, birçok genç avukatın da ekonomik nedenlerden kaynaklı ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok meslektaşları hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü hatırlatan Alcan, “Göstermelik yargılamalarla ÇHD’li arkadaşlarımız hüküm aldı” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beklentileri ile gerçeklerin çok farklı olduğunu ifade eden Alcan, “Savunma üzerinde daha öncede baskılar vardı ama 2016 yılından sonra daha da arttı bu baskılar. Çıkarılan kararnamelerle yeni düzenlemeler yapıldı. Müvekkilerimiz ile görüşmelerimiz kayıt altında alındı, dinlendi. Bu yeniden gündeme getirilmekte. Bu tamamen savunmanın kısıtlanması, müvekkil-vekil arasındaki gizliliğin ihlali anlamına geliyor. Bu açıdan yeni adli yılın olumlu geçeceğini düşünemiyorum. Yürütülen soruşturmalar, çıkarılan yeni yasalar&#8230; Bir önceki yıldan daha iyi olacağına dair bir işaret, gösterge bulunmuyor ne yazık ki” değerlendirmesinde bulundu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yargının siyasallaştığının altını çizen Alcan, yargıyı bu durumdan kurtarmak için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtirken, “Toplumsal bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Bu sadece avukatlara uygulanan bir baskı değil. Müvekkillerimizi savunduğumuz için, avukatlık yaptığımız için bu baskılar uygulanıyor. Dolayısıyla bizim üzerimizden, müvekkillerimiz üzerinden toplumun geneline uygulanıyor” diye konuştu. </span></p>
<h5><b>Bakan Gül: Reform Adımlarıyla Başlıyoruz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de adli yargı yılını yayınladığı bir mesajla kutladı. Gül, </span><span style="font-weight: 400;">yargı alanında reform yapmaya devam edeceklerini belirterek, “Yeni dönemde de hukukun üstünlüğünü tahkim etmek, adalete erişimi güçlendirmek için reform stratejimizin izini sürmeye devam edeceğiz.&#8221; ifadesini kullandı. Gül, “</span><span style="font-weight: 400;">Adliyenin kapısı adaletin kapısıdır” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DDA, Demokrasi Masası&#8217;nı Yargı Reformu Stratejisi İçin Kurdu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/05/dda-demokrasi-masasini-yargi-reformu-stratejisi-icin-kurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 2019 12:09:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurulduğu günden beri yargı bağımsızlığı alanında çalışan Denge ve Denetleme Ağı, geçtiğimiz ay açıklanan Yargı Reformu Stratejisi’ne dönük politika önerilerinin  tartışılması için bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/05/dda-demokrasi-masasini-yargi-reformu-stratejisi-icin-kurdu/">DDA, Demokrasi Masası&#8217;nı Yargı Reformu Stratejisi İçin Kurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>274 sivil toplum kuruluşunun, denge denetleme mekanizmalarıyla güçlenmiş bir demokrasi için, bir arada çalıştığı Denge ve Denetleme Ağı, 2 Temmuz Salı günü, konusunda uzman 15 ismi, yargı reformu stratejisini tartışmak için bir araya getirdi.</p>
<p>Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Can tarafından modere edilen ve “Demokrasi Masası” ismini taşıyan toplantının amacı, Mayıs sonunda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Yargı Reformu Stratejisi belgesinin hayata geçmesi aşamasında somut öneriler geliştirebilmek için tartışmak ve ortak bir akıl bulmaktı.</p>
<p>Ankara Latanya Otel’de basına kapalı olarak gerçekleşen toplantı üç oturumdan oluştu. İlk oturumda strateji belgesi metodolojik olarak incelendi ve hazırlanma süreci masaya yatırıldı. İkinci oturumda temel haklar ile hukukun üstünlüğü konusunda öneriler geliştirilirken, son oturumda yargının verimliliği, şeffaflığı, adalete erişim, etkinlik gibi teknik başlıklar değerlendirildi. Konuşmacıların görüşlerini paylaştığı toplantıda baro, akademi, basın, sivil toplum, düşünce kuruluşu ve siyaset dünyasının konusunda uzman ve önde gelen mensupları, öneriler konusunda geniş mutabakat sağladı. Yuvarlak masa toplantısından çıkan sonuçlar raporlaştırılacak ve karar vericilerin yanı sıra kamuoyu ile de paylaşılacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/05/dda-demokrasi-masasini-yargi-reformu-stratejisi-icin-kurdu/">DDA, Demokrasi Masası&#8217;nı Yargı Reformu Stratejisi İçin Kurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 11:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Demokrat Yargı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi Ertekin]]></category>
		<category><![CDATA[YSK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Yargıç Orhan Gazi Ertekin, "Bir hukuk hareketi sorunumuz var. Bunun bir istisnası barış akademisyenlerinin oluşturduğu dava izleme ve haber platformlarıdır. Takip ettiğim kadarıyla davaları olağanüstü bir emek ve mesai ile takip ediyorlar." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/">Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Yargıç Orhan Gazi Ertekin, YSK&#8217;nın İstanbul seçimleriyle ilgili kararı vesilesiyle yargı, hukuk ve adalet ile ilgili sorularımızı yanıtladı.</span></p>
<p><b>YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenileme kararı, bu bir ihtimal olarak konuşuluyor olsa da, kamuoyunda şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Neden?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38526 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/OrhanGaziErtekin2.jpg" alt="" width="231" height="347" />Şaşkınlık ve tepki, sanırım olağan bir hukuki mekanizmanın yeni ve olağanüstü bir kararla kesintiye uğramasından çok hukuksuzlukların her gün daha da keskinleşmesi neticesinde &#8220;Bu kadarı da olmaz artık&#8221; hissiyatının yükselmesi ile ilgili. Şaşkınlık bazen suskunluk ile tamamlanır bazen ise tepki ile. YSK kararı birincisi beklenirken ikincisine yol açtı. Şaşkınlık ve tepki genellikle iki farklı siyasal durumun içinden yükselir. Ya rutin işleyen bir hukuki süreci kesintiye uğratan bir istisnai hukuki karar nedeniyle ya da hukuksuzluğun temel bir yönetime dönüştüğü anlarda bir “yeter artık” deme biçimi olarak. Bu tür durumlarda “yeter artık” demek hem tahammülün ve tahammülle yaşamanın sınırına gelindiğini hem de korku ile cesaret arasındaki mesafenin iyice daralarak itirazdan başka bir seçenek kalmadığını gösterir. Bu haliyle şaşkınlık ve tepki yaratıcı bir siyaset anının yükseldiğine de işarettir. Ben şimdi tam bu anda olduğumuz kanaatindeyim. Bu haliyle süregelen hukuksuzlukların artık sürdürülebilirlik ihtimali kalmamıştır ve şaşkınlık bugün tepki ile buluşarak halkın en dinamik gücü olarak devrededir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet düzeninin temel kültürel, siyasal ve ideolojik üretiminin yürütüldüğü bir orta sınıf kamusu olarak hukuk ve adliye işliyordu. Muhaliflere ve Kürtlere uygulanan hukuk ise onları pek ilgilendirmiyordu. Yani kısaca şunu söyleyebiliriz: Cumhuriyette hukuk ve fiziksel şiddet yan yana idi. İki hukuklu iki anayasalı bir yapı vardı. Şimdi ise artık “tek hukuk” var, tek anayasa var. </span></p></blockquote>
<p><b>Yargıya, yargı kurumlarına güven konusunda bir &#8220;aşınma&#8221; gözlemliyor musunuz siz de? Bu yönde eğilimlerin arttığı söyleniyor/gözlemleniyor. Bunun nedenlerini nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet hukuku adliye ile kontrgerillanın ortak ve uyumlu yaşamına dayanıyordu. Dolayısıyla ikili bir hukuk kompartımanına sahip idi. Her ikisinin yetki sınırları belirlenmişti ve bu sınırları geçmeye yeltenen kişi her daim cezalandırılırdı. Ne yazık ki hakimlerden neredeyse tek bir kişi adliyenin belirlenmiş alanından çıkıp kontrgerillanın alanına girmeye kalkışmıştır ve ikili hukuk yapısı ve mekanizması tarafından katledilmiştir. Doğan Öz&#8217;den bahsediyorum. Doğan Öz işte cumhuriyetin bu ikili hukukuna karşı koyan savcıydı. Sonuç ortadan kaldırılması oldu. Bu ikili yapıda olağan bir hukuk ve adliye vardı ve burada hukuk biçimsel ölçekleri ile uygulanırdı. Örneğin karakolda size işkence yapılırdı. Sonra adliyeye giderdiniz orada işkence altındaki ifadeniz göz önüne alınmazdı genellikle. Buna karşılık adliyede işkence konusunda ise hiç bir şey yapılmazdı. İşkenceciler hakkında soruşturma yapılmazdı. İşkenceyi yok etmeye çalışan bir yargı olmamıştır Türkiye yargısı. Onunla belirli bir mesafede ama yan yana yaşamıştır. Kuşkusuz bu siyasi meseleler için geçerlidir. Diğer yandan Kürtler için bu ikili ayrım daha az anlam ifade ediyor ve hem adliye hem de kontrgerilla birbirine daha yakın anlamlara gelmekteydi. Buna karşılık Cumhuriyet düzeninin temel kültürel, siyasal ve ideolojik üretiminin yürütüldüğü bir orta sınıf kamusu olarak hukuk ve adliye işliyordu. Muhaliflere ve Kürtlere uygulanan hukuk ise onları pek ilgilendirmiyordu. Yani kısaca şunu söyleyebiliriz: Cumhuriyette hukuk ve fiziksel şiddet yan yana idi. İki hukuklu iki anayasalı bir yapı vardı. Şimdi ise artık “tek hukuk” var, tek anayasa var. Adliyesi ve hukuku çökmüş bir yapıdan artık sadece fiziksel şiddet unsuru ve kapasitesi kalmıştır. Dolayısıyla eskiden hukuk vardı. Cumhuriyetin orta sınıflarının hukukuydu bu. Ama şimdi o hukuk çöktü. Şu halde hukukta aşınmadan öte bir sorun var. Biz önceden cumhuriyete karşı “ikili hukuku” nedeniyle mücadele ediyorduk. Hukuk dışı kontrgerilla şiddetinin tasfiyesini istiyorduk. 82 anayasası ile terörle mücadele yasasının yan yana duramayacağım söylüyorduk. Tek anayasa tek hukuk diyorduk. İktidar 15 Temmuz’dan sonra gerçekten tek hukuka indirdi. Ama istediğimizin tersine genellikle beğenmediğimiz 82 anayasasını kaldırdı. Elde sadece terörle mücadele yasası kaldı. Türkiye’nin tek anayasası artık terörle mücadele yasasıdır. Adliye ile paramiliter örgütlerin birlikte varlığını sürdürdüğü ikili yapı da bitti. Artık adliye kalmadı.  Artık herkes terörle mücadele yasasının konusudur. En trajik olan ise cumhuriyetin orta sınıflarının hukuku kaybetmiş olmalarıdır, ki diğerleri için aynı ölçüde bir kaybetmeden söz etmek mümkün değildir. Hukuk açısından en gerçek kayıp cumhuriyetin orta sınıflarınındır. Diğerleri ise hukuku uygulamayan ama kendilerine geçici bir ferahlama imkanı veren bir Adliye sahasını kaybetmişlerdir. Kürtler için ise herhangi bir kayıp ve kazançtan söz edilemez. Sonuç olarak cumhuriyetin hiç övünülemeyecek ikili hukuku bitti. Tek hukuka dönüştü. Ama bu ilerleme değil bir gerileme olarak yaşandı. Bunun cumhuriyet hukukunu haklı ve ilerici kılmayacak bir gerileme olduğunu da ekleyelim&#8230;</span></p>
<p><b>Adalet Krizinin Derinleşmesi&#8230;</b></p>
<p><b>Yargı, neticede &#8220;adalet&#8221; kavramıyla/değeriyle ilgili bir kurum. Mahkeme salonlarında da &#8220;Adalet mülkün temelidir&#8221; levhası vardır. Bir toplumda adalet duygusu zedelenmişse, zedelenirse ne olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan araştırmalar insanların hangi durum ve derecede olursa olsun haksızlık ve eşitsizlik karşısında derin bir huzursuzluk içine düştüğünü gösteriyor. Bu huzursuzlukların nasıl bastırıldığı önemli. Güç ilişkileri tam bu anda devreye girer ve huzursuzluk şiddetle bastırıldıkça mantığı  gereği daha da açığa çıkar. Bütün despotik yönetimlerin çelişkisi budur. Eşitsizliği normalleştirmeye çalıştıkça giderek büyüyen bir inat kendi kolektif patlamasına ulaşır. Çünkü ölçeğin, dengenin son YSK kararı örneğindeki gibi sürekli ve gündelik çıkarlarla değişmesi, değiştirilmesi huzursuzluğun artmasına ve her gün yeni toplulukların huzursuzlar korosuna katılmasına yol açar. Sonuç  adaletsiz düzenin dışarıdan yıkılması değilse eğer kesin olarak öz yıkımıdır. Biz şimdi her ikisini birlikte yaşıyoruz. Hem dışarıdan bir yıkım hem de öz yıkımdır bu. Adaletin mekanik ve matematik olmadığını gösterir bu durum. Adaletin pek de boş geçilmeyecek yaratıcı bir sosyal ve siyasal güdü tarafından harekete geçirildiğini düşünebiliriz böylece. Bu eksiklik duygusu tamamlanmadığı sürece adalet krizi derinleşecektir ve yeni cevaplar ve çözümler talep etmeye devam edecektir&#8230;</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki çok fazla hukuk hareketini üstlenen sivil toplum grupları ve örgütleri yok maalesef. Bunun önemli bir sonucu Türkiye’de bir siyaset hukukunun yaratılmamış olmasıdır. Yurttaşlığa dayalı ve bundan kaynaklanan bir hak iddiası ileri sürülemiyor. Düşman siyasi grupları bir kamunun içinde bir araya getirecek asgari yurttaşlık hukukuna sahip değiliz. </span></p></blockquote>
<p><b>&#8220;BAK İzleme Platformları Bir Hukuk Hareketine Dönüştü&#8221;</b></p>
<p><b>Yargı, hukuk, adalet sorunlarımız bağlamında sivil toplumun mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sivil toplum ne kadar etkili? Siyasi gündemi, siyaset kurumunu ne denli etkileyebiliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38527 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/OrhanGaziErtekin3.jpg" alt="" width="374" height="187" />Gerçek bir hukukun veya daha iddiasız bir söyleyişle anayasal bir yönetimin asıl kurucu unsurlarından birisi hukuk hareketleridir. Hatta resmî hukuk ve yargı kurumlarından daha önemli bir unsurdur bu. Bir hukuk hareketinin olmadığı yerde hukuk olmaz. Adalet hareketinin olmadığı yerde adalet olmaz.  Türkiye’nin hukuk ve yargı sorunlarından birisi de buradadır. Ciddi bir hukuk hareketi sorunumuz var. Bunun bir istisnası barış akademisyenlerinin oluşturduğu dava izleme ve haber platformlarıdır. Takip ettiğim kadarıyla davaları olağanüstü bir emek ve mesai ile takip ediyorlar. Gerçek bir sivil toplum grubu, bir hukuk hareketi yaratmış durumdalar. Bu davalarda dikkat ederseniz hukuk hareketinin varlığı avukatların varlığının bile önüne geçmiş durumdadır ve eğer ilerde bir yeni hukuk imkanı doğacaksa barış akademisyenleri hukuk hareketinin önemli katkıları olacaktır buna. Hakikat ve Hafıza Merkezi de önemli işler yürütüyor. Ama ne yazık ki çok fazla hukuk hareketini üstlenen sivil toplum grupları ve örgütleri yok maalesef. Bunun önemli bir sonucu Türkiye’de bir siyaset hukukunun yaratılmamış olmasıdır. Yurttaşlığa dayalı ve bundan kaynaklanan bir hak iddiası ileri sürülemiyor. Düşman siyasi grupları bir kamunun içinde bir araya getirecek asgari yurttaşlık hukukuna sahip değiliz. Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye bir millete sahip olan, kendi topluluklarını yurttaşlıkla bir araya getirebilen bir ülke de değil. Geçenlerde bir araştırmacı arkadaşım Emrah Denizhan &#8220;Aslında bir ulus devlet de değiliz&#8221; demişti. O da doğru. Millet, yurttaşlık çoğu zaman belirli politik grupların operasyonel hareketlerinde işe yarar sıradan enstrümanlar aslında. Millet ve yurttaşlığın gerçek bir ağırlığı yok. Bunu şöyle de anlayın. Türkiye’de bir hukuk da yok&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/">Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2017 07:28:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kadın Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Arman]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Fatmagül Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşin Mengü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19915</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; 30 Kasım&#8217;da&#8230; Zirveye çok sayıda kadın hareketi temsilcisi katılacak. Kadınların eşitlik ve adalet mücadelesine odaklı sivil toplum kuruluşları, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak “Eşitlik Adalet ve Kadın Zirvesi”nde bir araya geliyor. Zirvenin katılımcıları arasında, gazeteciler, siyasetçiler, kadın mücadelesi yürütenler, akademisyenler yer alıyor. Zirve düzenleyicileri “Neden Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi” sorusuna [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/">&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; 30 Kasım&#8217;da&#8230; Zirveye çok sayıda kadın hareketi temsilcisi katılacak.</strong></p>
<p>Kadınların eşitlik ve adalet mücadelesine odaklı sivil toplum kuruluşları, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak “Eşitlik Adalet ve Kadın Zirvesi”nde bir araya geliyor. Zirvenin katılımcıları arasında, gazeteciler, siyasetçiler, kadın mücadelesi yürütenler, akademisyenler yer alıyor.</p>
<p>Zirve düzenleyicileri “Neden Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi” sorusuna “Çünkü, kadınların eşitlik ve adalet mücadelesi bütün toplumun eşitlik ve adalet mücadelesidir.” cevabını veriyor.</p>
<p><strong>‘ÖZGÜR KAMUSAL ALANIN YOKLUĞUNDA DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ’</strong></p>
<p>Etkinliğin duyuru metninde artan eşitsizlikten en çok kadınlar zarar gördüğü ve adaletin çiğnenmesinden en çok kadınların etkilendiği söyleniyor. Militarizm ve otoriterlikten beslenen bu şiddet hayatın her alanına yayıldığı vurgulanıyor. Çağrı metninde özgür kamusal alanın yok olduğu, eşitlik ve adaleti savunan kadın sivil toplum örgütlerinin etkilerini kaybettiği; şiddetin, militarizmin, otoriterliğin kol gezdiği bir ortamda demokrasiden bahsedilemeyeceği ifade ediliyor.</p>
<p>Zirvenin organizasyon komitesinde Bertil Emrah Oder, Çiğdem Aydın, Emel Armutçu, Fatma Köse, Fatmagül Berktay, Gülseren Onanç (Küratör), Hülya Gülbahar, Meral Tamer, Müjgan Suver, Nuray Özbay, Sensiz Olmaz Takımı, Sevgi Uçan Çubukçu, Tijen Mergen, Yasemin Bektaş ve Zeynep Alemdar gibi isimler yer alıyor.</p>
<p><strong>PROGRAM:</strong><br />
<strong>30 Kasım 2017 Perşembe</strong><br />
Açılış<br />
10:00-10:30<br />
Eşitlik Olmadan Adalet Olmaz<br />
10:30-12.00<br />
Nevşin Mengü (moderatör)-Bertil Emrah Oder-Fatmagül Berktay-Necmiye Alpay<br />
Eşitlik ve Adalet Arayışında Liderlik<br />
12:00-13:30<br />
Ayşe Arman (moderatör)-Kemal Kılıçdaroğlu<br />
İslamın Eşitlikçi Yorumları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği<br />
14:30-16:00<br />
Deniz Bayramoğlu (moderatör)-Fatma Bostan Ünsal-Cihangir İslam-Hüseyin Sarıgül<br />
Kadına Yönelik Şiddet Nedenleri ve Sonuçları<br />
14:30-16:00<br />
Semiha Öztürk (moderatör)-Hülya Gülbahar-Gülsüm Kav-Sevgi Çubukçu<br />
Evrensel Haklarımızdan Hukukta Ne kadar Geriye Gittik?<br />
16:30-18:00<br />
Özlem Gürses (moderatör)-Nazan Moroğlu-Canan Güllü-Şehnaz Kıymaz Bahçeci<br />
Sosyal Devlet Eşitlik ve Adalet<br />
16:30-18:00<br />
Ahu Özyurt (moderatör)-Ayşe Buğra-Selin Sayek Böke-İpek İlkkaracan<br />
————-<br />
<strong>1 Aralık 2017 Cuma</strong><br />
10:30-12:00<br />
Eşitlik ve Adalet için Yerel Yönetim<br />
Şirin Payzın (moderatör)-Özlem Çerçioğlu-Handan Toprak-Yılmaz Büyükerşen-Bülent Kerimoğlu<br />
Eşitlik ve Adalet için Kadın Politikacılar<br />
10:30 -12:00<br />
Nevşin Mengü (moderatör)-Meral Danış Beştaş-Candan Yüceer-Gönül Saray-Önay Alpago<br />
Eşitlik ve Adalet için Örgütlenme Çalıştayı<br />
14:30-17:30<br />
Eşitlik ve Adalet için örgütlerin ortak gelecek arayış<br />
Konser<br />
18:00<br />
Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <a href="https://www.kadinzirvesi.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">kadinzirvesi</a></p>
<p>Kaynak<a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2017/11/07/esitlik-adalet-ve-kadin-zirvesi-toplaniyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">:gazeteduvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/">&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Jul 2017 15:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Cerattepe]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16562</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Milletvekili Enis Berberoğlu&#8217;nun tutuklanmasıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun 20 Temmuz&#8217;da başlattığı &#8220;Adalet Yürüyüşü&#8221; sivil toplumdan da katılım buldu. Halkın ve sivil toplumun kimi taleplerini sizinle paylaşıyoruz. 6 Temmuz Perşembe günü mola verdikleri esnada katılımcılara neden yürüdüklerini, yürüyüşteki çeşitliliği  ve beklentilerini sorduk&#8230;* &#8220;Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok&#8221; Güzin Alpaslan: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/">Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>CHP Milletvekili Enis Berberoğlu&#8217;nun tutuklanmasıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun 20 Temmuz&#8217;da başlattığı &#8220;Adalet Yürüyüşü&#8221; sivil toplumdan da katılım buldu. Halkın ve sivil toplumun kimi taleplerini sizinle paylaşıyoruz.</h3>
<p>6 Temmuz Perşembe günü mola verdikleri esnada katılımcılara neden yürüdüklerini, yürüyüşteki çeşitliliği  ve beklentilerini sorduk&#8230;*</p>
<h4>&#8220;Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16563 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786.jpeg" alt="" width="596" height="656" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786.jpeg 596w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786-320x352.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 596px) 100vw, 596px" /></p>
<p><em><strong>Güzin Alpaslan:</strong></em> Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok. Başta yürüyüş hakkında ümitsizdim fakat şu an daha iyiye gidiyor. Kılıçdaroğlu adalet talebini genişletti. Baştaki gibi sadece kendi vekili için değil herkes için adalet talep etmeye başladı. Çeşitliliğin artmasıyla katılanların talepleri çoğaldı. Bugün bu talep nerede oluşuyorsa oraya gitmek ve o sesi yükseltmek gerektiğini düşünüyorum. Onun için bugün kadınlar olarak kadınların talepleriyle geldik.</p>
<p>Bu yürüyüş en azından tüm Türkiye&#8217;ye adalet talep eden insanların var olduğunu gösterdi. Sonucun nasıl olacağını muhalefetin kararlılığı belirleyecek.</p>
<h4>&#8220;Bu yürüyüşün daha fazla insanı kapsaması gerektiğini düşünüyorum&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16564" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436.jpeg" alt="" width="600" height="803" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436.jpeg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436-320x428.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><em><strong>S.E*: </strong></em>Herkes susturulmuş olmaktan şikayetçi, buradaki herkesin farklı bir adalet talebi var. Hukukun fiili olarak askıya alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Ben de herkes gibi adalet için katıldım. Adaletsizlik tepemizde bir  Demokles kılıcı gibi. Onunla terbiye ediliyoruz ve hayatımızı ona göre dizayn ediyoruz. Korkuyla yaşıyoruz ve düşünce dünyamızda bu adaletsizliğe teslim oluyoruz. Bu bizi günlük hayatımızda yönlendiriyor.</p>
<p>Bu yürüyüşün daha fazla insanı kapsaması gerektiğini düşünüyorum, burada yürüyen insanların sadece kendileri için değil, herkes için adaleti istemesi ve ona inanması gerekiyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de sadece kendimiz için adalet istersek yine değişen bir şey olmaz. Eğer bu yürüyüşü başlatan Kemal Kılıçdaroğlu  gerçekten herkes için adalet isteyecekse; suçlular için de adalet isteyecek, terörist için de adalet isteyecek Adaletten kastım affetmek değil, adalet dediğimiz şey adil yargılanma mekanizmasını herkes için var etmek. Herhangi biri niye buna itiraz etsin ki? İtiraz edenin insanlıkla problemi vardır, aklıyla problemi vardır.</span></p>
<h4>&#8220;Bütün canlılara adalet için, Cerattepe’ye adalet için yürüyoruz&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16565" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981.jpeg" alt="" width="600" height="602" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981.jpeg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-180x180.jpeg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-300x300.jpeg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-320x320.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><em><strong>Neşe Karahan (Yeşil Artvin Derneği Başkanı):</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Cerattepe için, adalet için buradayız. Biliyorsunuz, Artvin halkı yirmi beş senelik yaşamsal bir mücadele sürdürüyor. Mücadelemiz yirmi beş senedir devam ediyor. Bütün hukuksal ve bilimsel kazanımlarımıza rağmen, çarşamba günü Danıştay kararı gerekçesiz bir şekilde onadı, aynı Danıştay 2009’da burada madencilik yapılamaz diye ruhsatları iptal etmişti. 2015’te yine ÇED raporunu iptal etti, ama ne yazık ki aynı Danıştay dün biliyorsunuz 19 Eylül’den beri Artvin’de olağanüstü halin dışında valilik yasakları var ve sürekli tekrar ediyor her ay, eylem yapmamız yasaklanıyor. Daha doğrusu eylemin ötesinde basın açıklaması herhangi bir duyuru yapmamız da yasaklanmaya çalışılıyor. Ama Artvin halkı mücadelesine devam ediyor. Danıştay o kararı onadı, bir gerekçe belirtmeden onadı, bu utanç verici bir şey, yani hukukun tamamen bittiğini gösteren bir şey. Danıştay kendini inkâr ederek, daha önceki kararlarına rağmen böyle bir karara vardı. O karar bizi zaten Danıştay’ın kararını beklemeden yukarıda jandarma eşliğinde, yani devletin güvenlik güçlerini kullanarak bir miktar çalışma yapmaya çalışıyorlar. Biz son zamanlarda zaten hep onların kirliliklerini hem de kurumlara suç duyurusunda bulunduk. Mücadelemiz sürecek, sürüyor. Asla geri çekilmeyeceğiz. Orası bizim yaşam alanımız. Aynı zamanda da bir dünya mirası. Bu yüzden bu dünya mirasını gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Artvin sadece Artvinliye ait değil. Onun için herkesin desteğine ihtiyacımız var. Asla vazgeçmeyeceğiz. Onu bir yenilgi veya son olarak kabul etmiyoruz. Zaten başka kanallara da başvuracağız. Mücadelemiz sürüyor. Şu anda da burada bütün canlılara adalet için yürüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün canlıların adalete ihtiyacı var. O yüzden bütün canlılara adalet için, Cerattepe’ye adalet için yürüyoruz. B</span><span style="font-weight: 400;">u kadar hukuksuzluğun yükselmesi halkta da tepkiyi artırıyor. Gerçekten her şey inanılmaz kötü gidiyor. Bu artık saklanacak bir şey değil.  O yüzden tepki gittikçe artıyor. Artmak da zorunda. Bir şekilde buna dur demek zorundayız. Hem yaşamsal olarak her açıdan, hem doğa açısından, ekoloji açısından inanılmaz yıkım var. Her şey açısından adalete ihtiyacımız var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her kesim geliyor, bu yürüyüşe katılıyor, bu yürüyüşü destekliyor. Çünkü doğru bir şey, kendimizi ifade edecek bir yer bulunması lazım. Yani sesimizi duyurmak kendimizi ifade etmek gerekiyor. Bu da halkın isteği, dileriz bunu artık göz ardı etmezler.</span></p>
<p>İnsanlar burada <span style="font-weight: 400;">CHP adı altında yürümüyorlar biliyorsunuz, her kesimin katılma hakkı var. Kimse kimseyi dışlamıyor. Tamamen sadece adalet yürüyüşü olarak algıladık biz. Öyle de geldik. Bizim hareketimiz 25 senedir herhangi bir siyasi bir şeye bağlı değildir. Bu zaten doğru bir yürüyüş, o yüzden de hem desteklemek hem de bizi de burada ifade etmek amacı var.</span></p>
<h4>&#8220;Darbe karşıtı eylemlere hangi saiklerle katıldıysak Adalet Yürüyüşü&#8217;ne de aynı saiklerle katıldık&#8221;</h4>
<p><em><strong>S.Y.*:</strong></em> B<span style="font-weight: 400;">en kendi açımdan şöyle söyleyeyim, 7 Haziran seçimlerinden sonra meydana gelen </span>olaylardan itibaren  yani Suruç patlaması ve devamında  meydana gelen olaylardan itibaren, aslında bütün adaletsizliklere karşı bir şekilde, kendi çabamızla  bir şeyler yapmaya çalıştık.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suruç&#8217;taki patlama sonrasında Cizre&#8217;de yaşananlara tepki göstermek için eylemler yaptık arkadaşlarımızla.  15 Temmuz&#8217;da </span> <span style="font-weight: 400;">darbeye karşı arkadaşlarımız çıktılar &#8220;Toplumsal barış için demokrasi&#8221; pankartıyla bir eylem yaptılar. Darbe karşıtı eylemlere hangi saiklerle katıldıysak Adalet Yürüyüşü&#8217;ne de aynı saiklerle katıldık. Devletin uyguladığı zulme karşı kim olursa olsun mazlumdan yana durma gibi bir tavrımız var. O nedenle buraya da katılıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">7 Haziran&#8217;dan 1 Kasım&#8217;a gelirken bütün o yaşananlar;  gar patlamaları, sonrasında sivil siyasetçilerin içeri atılması, belediyelere kayyumlar atanması meselesi bunlar son derece sivil alanın önünü kapattı. STK&#8217;lar kapatıldı mesela, dernekler kapatıldı, çocuk televizyonları kapatıldı. Bütün bunlar demokratikleşme önünü kesen şeylerdi ve onun sonucunda gittiği yer itibariyle bir darbe girişimi oldu o darbe girişiminde de 248 galiba vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu insanlar canları pahasına darbeyi önlemeye çalıştılar. Yani yargılamanın olmadığı yerde bir adalet arayışı hep devam etti.</span></p>
<p>Geçen gün bir haber gördüm, kocası FETÖ davasından içeri atılmış bir kadının iki çocuğuyla yaşadığı ev üzerinde adli kontrol var. Ev sahibi kapısına dayanıp &#8220;Paramı ver Fetöcü, defol git&#8221; diyor. Kadın gidiyor validen izin istiyor. &#8220;Babamın evine gideyim bari, babam bana ve çocuklarıma bakar&#8221; diyor. Vali de &#8220;Şayet evden çıkarsan seni tutuklarım&#8221; diyor. Yani bu adaletsizliğin çok büyük bir göstergesidir.</p>
<p>Bu yürüyüşten anlıyoruz ki herkes için bir adalet olması gerekiyor. Ali Bulaç aylardır niye içeride tutulur? Ahmet Altan niye durur? Ahmet Şık vaktiyle Ergenekon&#8217;dan alınmıştı, şimdi FETÖ&#8217;den alındı. Tüm bunlara baktığımızda en azından asgari bir adalet talebi için buradayız. Çok büyük bir beklenti değil bu. Burada bir talep var ve biz de bu talep içerisinde kendi sözümüzü söylemek istiyoruz.</p>
<p>İslami sivil toplum bu kadar sessiz olmamalıydı. Yani Allah adaleti emreder denilen bir inanç bu. İktidarda bulunduğu zaman bu kadar adaletsizliğe göz yumulması inanılmaz bir şey. Hani başka yere bakamıyorlarsa Mavi Marmara davasına baksınlar. Kendilerine dönüp Mavi Marmara davasının getirildiği hale baksınlar.</p>
<h4>&#8220;Oğlum için yürüyorum&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16566" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><em><strong>Umut Kahraman&#8217;ın annesi Meral:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Ben Umut Kahraman’ın annesi Meral. Oğlum için yürüyorum.  Oğlum sekiz ay önce gözaltına alındı. Sekiz aydır iddianamesi hazır değil. Doğru düzgün ne ile suçlandığını bilmiyoruz. Sekiz aydır bekliyoruz. Bu bekleme bizi yıprattı, ta ki ayın 8’ine kadar. Ayın 8’inde Cumhuriyet Gazetesinde bir yazı çıktı. Bu yazıyla beraber, biz çocuklarımızın dosyaları elden geçirilirken aslında soldan tutuklu olan sol bir örgütten, partiden tutuklu olan çocuklar ve bu çocukların dosyalarına FETÖ de eklenmiş olduğunu öğrendik. Bununla beraber bir kavram kargaşası yaşıyoruz. Çocuklarımıza özgürlük istiyoruz. Adalet istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşanan adaletsizliklerin arttığını, insanların yaşadıkları sıkıntılara herhangi bir kişi tarafından cevap verilmediğini, sıkıntıların dikkate alınmadığını ve insanların hukuksuzluk ağı altında insanların var olan özgürlüklerinin kısıtlandığını, haklarının gasp edildiğini ve var olan insan haklarının kaybolduğunu düşünüyorum. Bu yüzden katıldım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Ben bir anne olarak katılıyorum. Yani annelerin yaşadıkları sıkıntıları dillendiremiyoruz, gerek ekonomik gerek sosyal olarak imkanlarımız olmuyor. Burada böyle biri imkân doğdu. Bir de basına getirilen kısıtlamalardan dolayı bizler sesimizi hiçbir yerde duyuramıyoruz. Çocuklarımız sekiz aydır tutuklu. Çocuğum gibi bir sürü çocuk daha fazla zamandan beri tutuklu ve biz bunları hiçbir yerde duyuramıyoruz. Burası bizim için bir duyurma yeri/yolu oldu. Onun için buraya katılma ihtiyacı duydum ve katıldım.</span></p>
<p>Farklı kesimlerle adalet çatısı altında bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. <span style="font-weight: 400;">Çünkü temelde adalet için yürüyoruz. Bu insan için olabilir, hayvan için olabilir, doğa için olabilir, benim gibi çocuğu için olan olabilir. Önemli olan böyle bir formda birlikte olabilmek. Ben bunu çok doğru buluyorum ve olması gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yürüyüşten beklentim, sesimizi duysunlar. Artık tek kişinin konuşup diğerlerinin kafa sallamasını istemiyorum. Biz burada kimsenin kimseyi ezmemesini, temel hak ve özgürlüklerimizin elimizden alınmamasını istiyoruz. Ondan dolayı katılıyorum. Ben bir anneyim. Bir anneye verebileceğiniz en büyük ceza o annenin elinden evladını almak. Ben evladıma sahip çıkmak için geldim. Kesinlikle burada haykırılan şeylere saygı duyuyorum, sahip çıkıyorum ve doğru olduğuna inanıyorum.</span></p>
<h4>&#8220;Nuriye ve Semih&#8217;i desteklemek için buradayım&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16567" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><em><strong>Tülin Karakulunç:</strong></em> Ben bir kamu emekçisiyim. <span style="font-weight: 400;">Çalışırken de hâlâ da adalet arıyorum. Çünkü ben kendimi bildim bileli bu ülkede adalet yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşe katılmamın esas sebebi şu; Nuriye ve Semih için, açlık grevini desteklediğim için buradayım ve onlar için yürüyorum. Burada onların sesi olmak istedim. Çünkü bu ülkede bizim bu şekliyle akademisyenlere, öğretmenlere ihtiyacımız olduğundan dolayı, çocuklarımızı emanet edebileceğimiz gerçek insanlar ve haksızlığa uğradıkları için. Şu anda Nuriye ve Semih’in işten atılmalarının hiçbir gerekçesi yok, hiçbir sebebi yok. Tamamen keyfi bir iş, FETÖ davası ile hiçbir alakası olmayan saçma sapan bir düşünce bazında işten atıldılar. Sonuçta yaşam haklarını ellerinden aldılar. Yani bu insanların yurt dışına çıkma yasağı var. Kendi mesleklerini bu ülkede bir daha icra edemeyecekleri için, insanca yaşama haklarını ellerinden aldıkları için, ben destekliyorum açlık grevlerini. Çünkü zaten ha öyle aç, ha böyle aç. Hiçbir farkı yok yani.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Ensar Vakfında çocuklara tecavüzden tutun, kadınlara şiddetten tutun, Cizre’de öldürülen çocuklardan tutun, Türkiye’de her anlamda A’dan Z’ye her türlü katliama karşı buradayız. Sen farklı düşünebilirsin, ben farklı düşünebilirim. Kimsenin yaşamlara karışmak gibi bir hakkı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşten beklentim adalet. Tabii biz duvara karşı yürüyoruz, onun da bizi anlayacağını düşünmüyoruz. Bundan sonra süreç nasıl gelişir, neler olur bilmiyorum ama biz bu süreçte her zaman varız.</span></p>
<h6>*Güvenlik kaygıları sebebiyle ismini paylaşmak istemeyen konuşmacıların yalnızca isim ve soy isimlerinin baş harflerini paylaşıyoruz.</h6>
<h6>Ana görsel: Delta Haber</h6>
<p>*Röportaj deşifreleri Sena Yağmur ve Emre Küçük&#8217;ün katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/">Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, Pippa Bacca’nın öldürüldüğü Gebze’de ‘Adalet Yürüyüşü’ne katılacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/kadinlar-pippa-baccanin-olduruldugu-gebzede-adalet-yuruyusune-katilacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 23:02:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pippa Bacca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16455</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Örgütleri, “Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz&#8221; talebiyle  6 Temmuz’ da Pippa Bacca’nın öldürüldüğü Gebze’den Adalet Yürüyüşü’ne katılma çağrısı yaptı. Pippa Bacca’ nın dokuz yıl önce tecavüze uğrayıp öldürüldüğü Gebze’den Adalet Yürüyüşü’ne “Eşitlik yoksa adalet de yok” talebiyle katılacaklarını belirten  çok sayıda kadın örgütü yaptıkları yazılı açıklamada kadınların siyasetten uzaklaştırıldığını belirtti. Kadın örgütleri tarafından [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/kadinlar-pippa-baccanin-olduruldugu-gebzede-adalet-yuruyusune-katilacak/">Kadınlar, Pippa Bacca’nın öldürüldüğü Gebze’de ‘Adalet Yürüyüşü’ne katılacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Kadın Örgütleri, “Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz&#8221; talebiyle  6 Temmuz’ da Pippa Bacca’nın öldürüldüğü Gebze’den Adalet Yürüyüşü’ne katılma çağrısı yaptı. </strong></h3>
<p>Pippa Bacca’ nın dokuz yıl önce tecavüze uğrayıp öldürüldüğü Gebze’den Adalet Yürüyüşü’ne “Eşitlik yoksa adalet de yok” talebiyle katılacaklarını belirten  çok sayıda kadın örgütü yaptıkları yazılı açıklamada kadınların siyasetten uzaklaştırıldığını belirtti.</p>
<p>Kadın örgütleri tarafından yapılan açıklama şöyle:</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Kadın vekillerin, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının tutukluluğu, atanan kayyımların önce kadın çalışmalarını durdurmaları ve sığınakları kapatmaları, Kanun Hükmünde Kararnamelerle işinden edilen yüz binlerce insanın yanı sıra kadınların dayanışma derneklerinin ve kadın odaklı habercilik yapan medya kurumlarının da kapatılması kadınların ve çocukların erkek şiddeti karşısındaki konumlarını kırılganlaştırıyor. Kadınların siyasi kazanımlarına el konuluyor, kadınlar siyasetten uzaklaştırılıyor”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Yürüyüşü’ne katılacak kadın örgütleri şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">17+ Alevi Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">78’liler Federasyonundan Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adana Kadın Platformu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Kadın Platformu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antalya Kadın Danışma Merkezi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avcılar Kadın Dayanışması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakırköy Kadın Dayanışması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barış İçin Kadın Girişimi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bodrum Kadın Dayanışma Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demir Leblebi Kadın Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">DİSK/Genel-İş Sendikası’ndan Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EMEP’li Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erzincan Katre Kadın Oluşumu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esenyalı Kadın Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ev Kadınları Destekleme ve Kalkındırma Derneği (EVKAD)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">F Feminist Düşün, Edebiyat ve Sanat Dergisi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FeminAmfi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halkevci Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDK Kadın Meclisleri</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP Kadın Meclisi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlerici Kadınlar Meclisi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmece Ev İşçileri Sendikası</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul KESK Kadın Meclisi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçi Kardeşliği Partili Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Kadın Dayanışma Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Emeği Kolektifi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Yazarlar Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampüs Cadıları</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazete – Bağımsız Kadın Gazetesi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lezbiyen Biseksüel Feministler</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ Barış Girişimi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mor Dayanışma</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nar Kadın Dayanışması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ÖDP’li Kadınlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pendik Kadın Derneği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SYKP Genel Kadın Meclisi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tevgera Jinên Azad</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Kadın Komisyonu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Kadınlar Birliği</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uçan Süpürge</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversiteli Kadın Kolektifi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeryüzü Kadınları</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeşil Feministler</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/07/04/kadinlardan-adalet-yuruyusu-cagrisi-erkek-degil-gercek-adalet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Gazete Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/kadinlar-pippa-baccanin-olduruldugu-gebzede-adalet-yuruyusune-katilacak/">Kadınlar, Pippa Bacca’nın öldürüldüğü Gebze’de ‘Adalet Yürüyüşü’ne katılacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Hukukun Gençleri Sempozyumu’na katılım koşulları belirlendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/8-hukukun-gencleri-sempozyumuna-katilim-kosullari-belirlendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2017 21:49:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hukukun Gençleri Sempozyumları]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Umut Vakfı Araştırma Merkezi’nin düzenlediği 8. Hukukun Gençleri Sempozyumları Dizisi’nin bu yılki konusu “Adalet, Hukuk ve Cezasızlık” olarak belirlendi. Sempozyum 23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Her yıl düzenlenen ve hukukun üstünlüğüne, sorunların barışçıl yollarla çözülebileceğine dair inancın güçlenmesini hedefleyen Hukukun Gençleri Sempozyumları’nda farklı konular ele alınarak, üniversitelerin hukuk, sosyoloji, felsefe, psikoloji, iletişim ve sosyal bilimler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/8-hukukun-gencleri-sempozyumuna-katilim-kosullari-belirlendi/">8. Hukukun Gençleri Sempozyumu’na katılım koşulları belirlendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Umut Vakfı Araştırma Merkezi’nin düzenlediği 8. Hukukun Gençleri Sempozyumları Dizisi’nin bu yılki konusu “Adalet, Hukuk ve Cezasızlık” olarak belirlendi. Sempozyum <strong>23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul’da</strong> yapılacak.</p>
<p>Her yıl düzenlenen ve hukukun üstünlüğüne, sorunların barışçıl yollarla çözülebileceğine dair inancın güçlenmesini hedefleyen Hukukun Gençleri Sempozyumları’nda farklı konular ele alınarak, üniversitelerin hukuk, sosyoloji, felsefe, psikoloji, iletişim ve sosyal bilimler bölümlerinden öğrenciler ile stajyer avukat, hakim ve savcı katılımcılarca irdeleniyor.</p>
<p>İstanbul’da gerçekleştirilecek bu yılki<strong> “Adalet, Hukuk ve Cezasızlık” sempozyumunun bildiri konuları</strong> ise şöyle belirlendi:</p>
<p>. Yargıya olan güvensizliğin artmasına neden olan toplumsal sorunlar nedir?</p>
<p>. Hukuk ve adalet arasında nasıl bir ilişki vardır?</p>
<p>. Toplumun adalet beklentisi nedir?</p>
<p>. Yargı kararları toplumun adalet duygularını tatmin ediyor mu?</p>
<p>. Kamuoyuna hakim olan adalet duygusu yargı tarafından karşılanabilmekte midir?</p>
<p>. Bazı suçların cezasız kalması duygusu ile adalet ve hukuk arasındaki bağlantı nasıl açıklanabilir?</p>
<p>. Asıl olan cezalandırmak mıdır yoksa ceza davaları son çare midir?</p>
<p>. Cezasızlık nedir?</p>
<p>. Hukuk ne işe yarar?</p>
<p>. Adalet denilince sokaktaki bir vatandaş neler düşünür?</p>
<p>Katılımcılar, sempozyuma katılım koşulları, katılım formu ve bildiri formatına ilişkin bilgi ve belgelere <a href="http://www.umut.org.tr/hukukun-gencleri-sempozyumu-dizisi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>buraya tıklayarak</strong></a> internet adresinden ulaşabilecek. Sempozyuma katılmak için 150–200 sözcükle sınırlı bireysel bildiri özetlerinin ve konu ile ilgili beş anahtar sözcüğün, katılımcıların kısa özgeçmişleri ve e-posta adresleriyle birlikte en geç <strong>28 Temmuz 2017 Cuma saat 17:30’a kadar</strong> <em><strong>vakif@umut.org.tr</strong></em> adresine gönderilmesi gerekiyor. Katılımcılar, bildirilerin tam metnini ise <strong>27 Ekim 2017 Cuma gününe kadar</strong> gönderebilecekler.</p>
<p><a href="http://blog.umut.org.tr/8-hukukun-gencleri-sempozyumuna-katilim-kosullari-belirlendi.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Umut Vakfı</strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/8-hukukun-gencleri-sempozyumuna-katilim-kosullari-belirlendi/">8. Hukukun Gençleri Sempozyumu’na katılım koşulları belirlendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
