<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meslek Hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/meslek-haklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/meslek-haklari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Jul 2025 15:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Meslek Hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/meslek-haklari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal-İş’ten Sivil Toplumda Emek Araştırması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/02/sosyal-isten-sivil-toplumda-emek-arastirmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 15:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Emek Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal İş Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal-İş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal-İş’in sivil toplum kuruluşlarında çalışanlarla yürüttüğü araştırmanın sonuçları çarpıcı. Sivil toplumda fazla mesai ücretleri ödenmiyor, tazminatlar istisna durumda, çalışanlar liyakatten şikayetçi!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/02/sosyal-isten-sivil-toplumda-emek-arastirmasi/">Sosyal-İş’ten Sivil Toplumda Emek Araştırması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası’nın Emek ve Hak Örgütleri Komisyonu tarafından geçtiğimiz Ocak ayında yürütülen anket çalışması ve saha araştırması sonucunda hazırlanan “Sivil Alanda Çalışmak: Hak Savunuculuğunda Kendi Hakkını da Savunmak” başlıklı rapor yayınladı. Raporda sivil toplum kuruluşlarında ücretler, fazla mesailer, süreli sözleşmeler, kıdem zamları ve yan haklara ilişkin çarpıcı sonuçlara yer verildi.</p>
<h2>Süreli sözleşme ve güvencesizlik normalleşmiş durumda</h2>
<p>Raporda İş Kanunu’nda istisnai olarak tanımlanan belirli süreli sözleşmelerin sivil toplum kuruluşlarında belirli süreli iş sözleşmelerinin norm haline geldiğine dikkat çekildi. Derneklerde çalışanların %61,7’sinin, vakıflarda çalışanlarınsa %40,7’sinin belirli süreli sözleşmelerle çalıştığı ortaya koyulurken dernek ve vakıfların, proje bazlı fonlara bağımlı hale gelmesiyle istihdamın da güvencesizleştiği vurgulandı.</p>
<h2>Fazla mesai var, ücret yok</h2>
<p>Rapora göre sivil toplum kuruluşlarında yaygın fazla mesai uygulamalarına rağmen özellikle proje bazlı ve 12 aylık belirli süreli sözleşmelerle çalışanların yalnızca %4’ü fazla mesai ücretlerini aldıklarını belirtirken çok sayıda çalışanın fazla mesai ödemelerini izin olarak kullanmaya zorlandığı vurgulandı. Raporun bulguları arasında, özellikle proje bazlı işlerde belirli süreli sözleşmelerle çalışanların her yıl alması gereken kıdem zamlarına ulaşamadığı da dikkat çekti.</p>
<h2>“Sivil toplum kendini de demokratikleştirmeli, STK çalışanları da örgütlenmeli”</h2>
<p>Türkiye genelinden 461 katılımcıyla gerçekleştirilen anket çalışması ve STK’larda çalışan uzmanlarla yapılan görüşmelerle hazırlanan raporda “bu çalışma, sivil toplum emekçilerinin çalışma koşulları ve ilişkileri anlamındaki sorunlarını görünür kılarken hak savunucularının kendi haklarını da savunabileceği bir örgütlenme modelinin nasıl mümkün olabileceğini tartışmaya açmayı amaçlamaktadır” denildi.</p>
<p>Sosyal-İş Sendikası Emek ve Hak Örgütleri Komisyonu’ndan yapılan açıklamada “Bu rapor aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Emek ve hak örgütlerinde çalışan yüzlerce kişinin deneyimini, gözlemini, eleştirisini ve umudunu içeren bir dayanışma belgesi. Sendikal haklar, katılımcı karar alma süreçleri, şeffaflık ve eşitlik gibi ilkeleri yalnızca savunmak yetmez, bunları içselleştirmek zorundayız. Çünkü sivil toplumun gücü, onun emekçilerinin sesi kadar yükselebilir” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Raporun tamamı <a href="https://www.sosyal-is.org.tr/Upload/HakSavunuculugundaKendiHakkiniDaSavunmak_Yayin.pdf">linkte</a> ve Sivil Sayfalar E-kütüphane bölümünde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/02/sosyal-isten-sivil-toplumda-emek-arastirmasi/">Sosyal-İş’ten Sivil Toplumda Emek Araştırması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 08:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu, mayıs ayında Covid-19'un iş kazası ve meslek hastalığı sayılmayacağını duyuran bir genelge yayınladı. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclisi Üyesi ve Avukat Onur Deniz ile bu kararın çalışanlar üzerindeki etkisini ve genel olarak iş kazası/meslek hastalığı kavramlarını ve uygulamalarını konuştuk. Deniz, bu kararın uygulanması halinde çalışanların mağdur edileceğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/">“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Hem İSİG Meclisi üyesi hem de bir avukat olarak sizin bu karara yönelik görüşünüz nedir? SGK&#8217;nın böyle bir yetkisi var mı öncelikle? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-54778 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/onur-deniz-foto.jpg" alt="Onur Deniz" width="269" height="404" />07.05.2020 tarihinde </span><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs (COVID-19) konulu 2020/12 sayılı bir Genelge yayınlandı. Bu genelgede özetle Koronavirüs nedeni ile sağlık sunucularına müracaat eden kişilere “iş kazası veya meslek hastalığı hükümleri”nin değil “hastalık sigortası” hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle belirtmek gerekir ki; kurumun kanunla tanımlanmış kavramları genelge ile düzenlemeye, değiştirmeye hukuken yetkisi bulunmamaktadır. “İş Kazası” ve “Meslek Hastalığı” kavramları 6331 ve 5510 sayılı Kanunlar ile belirlenmiştir. Bunun içindir ki SGK’nın genelgesi hukuka aykırıdır. Söz konusu hukuka aykırı genelgeye karşı TMMOB Maden Mühendisleri Odası, yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açtığını duyurdu. Aynı doğrultuda DİSK de SGK’ya bir yazı yazarak hukuksuz genelgenin işlemden kaldırılmasını talep etti.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sağlık hizmeti sunucuları Covid-19 bulaşının iş kazası/meslek hastalığı olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Kişinin beyanına göre işlem yapmaları gereklidir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İSİG Meclisi olarak en başından beri Koronavirüs kaynaklı hastalıkların/ölümlerin iş kazası/meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttik. Bir avukat olarak benim şahsi kanaatim de bu genelgeye karşın sağlık hizmeti sunucuları tarafından bildirimlerin yine de “iş kazası” olarak yapılması yönünde.</span></p>
<p><b>Bu karar çalışan sağlığı ve güvenliği, ayrıca hukuki ve maddi açılardan ne gibi sorunlar içeriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha önceki birçok örnekte gördüğümüz üzere Kurumun iş kazası değil ya da meslek hastalığı değil dediği birçok olayda Yargı, olayın iş kazası ya da meslek hastalığı olduğunu tespit etmiştir. Örneğin “Domuz Gribi”ne ilişkin verilen bir kararda Yargıtay, olayın “iş kazası” olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SGK’nın bu düzenlemesinin ne yazık ki emekçiler açısından mağduriyetlere yol açacağı aşikârdır. Çünkü SGK’nın somut olayı iş kazası/meslek hastalığı değildir diye nitelemesi kişilerin o sigorta kolundan kısa vadede yararlanamamalarına sebep olacaktır. Bu durumda kişiler mecburen “iş kazası tespit” davası açmak zorunda bırakılmış durumdadırlar. Ülkemizde Yargının uzun sürmesi nedeniyle hastalığa yakalanarak mağdur olan emekçilerin hak kayıplarına uğrayacağı ve mağduriyetlerinin daha da artacağı açıktır. Olması gereken, zaten hastalığa yakalanarak mağdur olan emekçilerin bir an önce maddi ve manevi sağlıklarına kavuşabilmeleri için “Sosyal Devlet İlkesi” gereği, Kanun ile düzenlenen meslek hastalığı/iş kazası sigortalarından yararlandırılmasıdır.</span></p>
<p><b>Bu genelge ile pandemi sürecinde evden çalışmasına izin verilmeyen ve işyeri ortamında gerekli koşulları (maske+hijyen+sosyal mesafe) sağlanmadığı için virüse yakalanan kişinin izleyeceği süreç ne olabilir? Hak arayabilme yolları nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kişi sağlık kuruluşuna başvurduğunda olayın SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir. Kurum söz konusu başvuruyu değerlendirip, olayın bir meslek hastalığı/iş kazası olup olmadığını değerlendirir. Eğer olayın bir meslek hastalığı/iş kazası olduğunu tespit ederse ilgili sigorta kolundan sürekli ve/veya geçici ödemelerde bulunur. Eğer Kurum, olayın meslek hastalığı/iş kazası olmadığını tespit ederse bu durumda başvuruyu reddeder. Böyle bir durumda kişinin uğradığı durumun iş kazası/meslek hastalığı olduğunun tespiti için Kurum hasım gösterilerek Yargı yoluna başvurulmalı ve tespit davası açılmalıdır. Bu durumda Yargı olayı değerlendirip iş kazası/meslek hastalığı olduğunu tespit etmektedir. Ancak tabii ki, ülkemizde Yargının işleyişi nedeni ile emekçilerin başvurularının Kurum tarafından en baştan reddedilmesinin, ciddi mağduriyetlere, hak kayıplarına yol açacağı aşikârdır.</span></p>
<p><b>Koronavirüs sürecinde işyerlerinin çalışma koşullarında yeterli önlemin alındığını düşünüyor musunuz? Devlet  ayağından bakarsak; çalışanların pandemi döneminde sağlığını ve maddi kazancını korumak için yapılanlar yeterli mi? Elinizdeki verilerle bir değerlendirme yapabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-54779 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/meslek-hastalığı-foto.jpg" alt="meslek hastalığı" width="360" height="240" />Maalesef pandemi sürecinde Devlet tarafından yeterli ve gerekli önlemlerin alındığını söylemek güç. İktidar pandemi sürecinde emekçileri değil de sermayeyi önceleyen kararlar ile insanların sağlıklarından ziyade çarkların dönmesini, sistemin sağlığını ön planda tutmuştur. En başından beri sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamalarından çalışanların muaf tutulması, işyerlerinde yeterli denetimlerin yapılmaması, kısa çalışma ödeneği adı altında açlık sınırı altında ücret ödenmesi, işten çıkarmaları yasaklıyoruz denilerek işverenlere emekçileri zorla ücretsiz izne çıkarma hakkı verilmesi, “nakdi ücret desteği” adı altında günlük 39TL. gibi insanlık dışı ücretler ödenmesi gibi uygulamalar, egemen zihniyetin emekçileri değil de sistemi yaşatma derdinde olduğunun açık göstergeleridir.</span></p>
<p><b>İş kazası ve meslek hastalığı kapsamını ifade edebilir misiniz? Akıllara genelde madende, can güvenliği tehlikesi içeren fabrikalarda çalışan kişiler geliyor ama kapsamı daha geniş olsa gerek. Örneğin havalandırma sorunu olan bir ofiste çalışıyorsak ve bununla ilgili bir rahatsızlık yaşarsak bu iş kazası kapsamında mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası ve Meslek Hastalığı kavramları mevzuatta 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiş durumdadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre iş kazası, “işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yahut bedenen engelli hale getiren olay” olarak tanımlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da iş kazasını, “sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, hizmet akdiyle çalışırken emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Kanun’a göre meslek hastalığı da “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri”dir.</span></p>
<p><b>İş kazası ve meslek hastalığı aynı hukuki kapsam çerçevesinde mi değerlendiriliyor? Aynı yaptırımlar mı uygulanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki duruma ilişkin olarak, SGK’nın bildirimi müteakip soruşturma yürütmesi ve bunun sonucuna göre işlem yapması gerekmektedir. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un “iş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlıklı 13. maddesine göre; bildirilen bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, SGK’nın denetim ve kontrol memurları veya Bakanlığın iş müfettişleri tarafından yapılacak soruşturma ile ortaya çıkacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun’un “meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlıklı 14. maddesine göre meslek hastalığı, Kurum tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesiyle ve gerekli görüldüğü hallerde işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporlarının incelenmesiyle tespit edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla SGK’nın talimata dönüşecek bir genelge ile bağlayıcı tespitler yapmasının, mevzuatla verilen görevle bağdaşmayacağı açıktır.</span></p>
<p><b>İş kazası ya da meslek hastalıklarını belirlemenin kıstasları nelerdir? Bu bağlamda Koronavirüs salgınını incelediğimizde nitelememiz ne olur? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası/Meslek Hastalığı kavramları her somut olayda, kendi içerisinde değerlendirilmesi gereken geniş kavramlardır. Bir örnek vermek gerekirse, iş yerinde, alınmayan önlemler nedeni ile düşüp duyma yetinizi yitirmeniz bir “iş kazası”dır. Yine iş yerinde alınmayan önlemler nedeni ile, gürültülü bir ortama uzun süre maruziyet sonucunda duyma yetinizi kaybetmeniz ise “meslek hastalığı” olarak değerlendirilecektir. Örneğin kalp krizi gibi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">daha önce Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmeyen olaylarda, Yargı içtihat oluşturarak kalp krizinin iş yerinde meydana geldiğinde, aksi işverence ispatlanmadığı müddetçe iş kazası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs hastalığının da “İş Kazası” olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Söz konusu hastalığın bir karine olarak iş kazası olarak değerlendirilmesi, aksi işverence ispatlanmadığı sürece, hastalığın iş kazası çerçevesince değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Sosyal Devlet ilkesi gereği kavramların emekçiler lehine ve geniş bir çerçevede yorumlanması gerektiğini belirtmek isterim.</span></p>
<p><b>Meslek hastalıkları ve iş kazalarına dair kanunları ve uygulamaları yeterli buluyor musunuz? Sorunlu gördüğünüz noktalar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası/Meslek Hastalığı uygulamamızı değerlendirmek gerekirse, konunun mevzuat düzenlemesinden ziyade zihniyetle ilgili bir mesele olduğu kanaatindeyim. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun, daha isminden başlamak üzere emekçiler değil, sermaye ve piyasa temel alınarak düzenlendiği açıktır. Yola “İş”in sağlığının düzenlenmesi ve korunması olarak çıkılırsa, hangi mevzuat düzenlemesini yaparsanız yapın, sistemden kaynaklanan sorunları çözmeniz/azaltmanız mümkün değildir. Olması gereken, insanı önceleyerek işverenlere göre güçsüz konumdaki emekçilerin desteklenmesi ve düzenlemelerin bu doğrultuda yapılmasıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/">“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Setlerde İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği: Risk Çok, Önlem Yok!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/setlerde-ici-sagligi-ve-is-guvenligi-risk-cok-onlem-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 11:21:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Karatay]]></category>
		<category><![CDATA[iş güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncular Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[set işçileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Netflix yapımı Atiye dizisi setinde Hasan Karatay’ın geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmesinin ardından set işçilerinin yaşadığı riskleri ve sorunları Oyuncular Sendikası ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/setlerde-ici-sagligi-ve-is-guvenligi-risk-cok-onlem-yok/">Setlerde İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği: Risk Çok, Önlem Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün televizyonu açtığımızda karşılaştığımız, evimize pırıltılı hayatlarını, vurdulu kırdılı yaşamlarını, hüzün veya aşk dolu anlarını konuk ettiğimiz dizilerde, filmlerde gördüğümüz ve kamera arkasında çalıştığı için göremediğimiz set çalışanları neler yaşıyor dersiniz?</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-39084 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Evrensel-Gizem-Örnek-1.jpg" alt="" width="337" height="449" />Güvencesizlik, uzun çalışma saatleri, geleceksizlik, her gün ölümle de sonuçlanabilecek kazalarla karşılaşma riski&#8230; Bu örnekler sadece bir kısmı. Geçtiğimiz ay Netflix yapımı Atiye dizisi setinde çalışan Hasan Karatay kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Bu kaza, setlerdeki çalışma koşullarını yeniden gündeme getirdi. Set işçileri risklerle karşı karşıya çalışırken, buna dair mücadele yürüten örgütlerden biri de Oyuncular Sendikası. Oyuncular Sendikası’ndan Sinem Derya Çetinkaya’da sorularımıza verdiği yanıtlarla bizi setlerdeki çalışma koşullarına yakından tanık ediyor. Son yıllarda sinema dizi sektörünün büyüdüğünü, bununla birlikte sorunların da büyüdüğünü belirten Sinem Derya Çetinkaya, Oyuncular Sendikası olarak bu sorunlara karşı mücadele de yürüttüklerinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>Set çalışanları genel olarak neler yaşıyor, çalışma koşulları nasıl?</strong></p>
<p>Bu sektörde çok kontrolsüz bir büyüme var. Böylelikle sorunlar da büyüyor. Bu beraberinde uzun çalışma saatleri ve ağırlaşan güvencesiz çalışma koşullarını getiriyor. Niteliği tartışmalı merdiven altı yapım şirketleri, sayısı belli olmayan ajansların sayısı artıyor.</p>
<p>Set çalışanları için çalışma alanı her yer olabiliyor. Çalışma süreleri uzun, iş yetiştirme baskısı var, yeterli güvenlik önlemleri alınacak vakit çoğu zaman olmuyor, zaman yaratılmıyor. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir sektör araştırmasında dizi çalışma sürelerinin günlük ortalama 14 saat ve haftanın 6 günü olduğu tespit edilmişti. Günlük 18-19 saat çalışma süresine ulaşan setlerin ihbarlarını alıyoruz.</p>
<p>Bizim açımızdan günlük 11 saat azami çalışma süresi, bu sektörde aşamalı olarak kanuni çalışma sürelerine inme mücadelesinde, daha az çalışmanın mümkün olduğunu hep beraber görebilmemiz için, geçici olarak kabul edilebilir bir rakam. Hem çalışma arkadaşlarımıza, hem işverenlerimiz olan yapımcılara hatta yayıncılara söylediğimiz şey şu: İyi planlanmış, nitelikli çalışanlarla çalışılan, gerçekçi bir çekim programı ile sağlık ve güvenlik önemlerini de alarak 120 dakikalık bir işi haftanın 5-6 gününde kabul edilebilir çalışma sürelerinde bitirmek mümkün. Daha uzun bir ön hazırlık, yayından çok daha önce başlanan çekimler yani yayına stokla girmek, daha kısa bir senaryo, daha az mekan, daha nitelikli bir ekiple, daha kısa zamanda dizi çekilebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39085 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/SinemDeryaÇeitnkaya-14-640x360.jpg" alt="" width="357" height="201" />Bahsettiğimiz günlük ortalama 14-15 saatlik tempo tabii ki çalışanlar için sürdürülebilir olmuyor, haftalarca aylarca böyle çalışıyorsun, sürekli değişken risklere maruz kalıyorsun, çünkü sürekli mekan ve sahne değişiyor, sağlık ve güvenlik risklerinin gözetildiği, önemlerin alınacağı zamanlar ya hiç olmuyor ya da yeterli olmuyor. Öyle olunca da iş kazaları riski artıyor, meslek hastalıklarına yakalanma riski artıyor.</p>
<p>Bir örnek vermek gerekirse bir yangın sahnesinde, ortam güvenliğini sağlayacak bir İSG uzmanın yoksa, çalışan ekibe yeterli İSİG eğitimi verilmediyse, yangın söndürme tüpün vb. yoksa, yanıcı maddeler, çabuk tutuşan dekorlar kontrolsüz olarak her yerdeyse, bir de iş yetişsin diye muazzam bir baskı varsa, o sahnenin planladığın gibi geçmesi tamamen şans eser oluyor, ki zaten geçmiyor da.</p>
<p>Daha haftalar önce, yüksekte çalışma kurallarına dikkat edilmediği için bir set işçisi arkadaşımız bir dizinin ön hazırlığında dekor için boya yaparken merdivenden düşüp yaşamını yitirdi. Hiçbir iş, yaşamdan daha kıymetli, daha öncelikli olamaz.</p>
<p>Tehlikeler ve riskler çok, yaygın ve çeşitli. Çalışma süreleri de uzun olunca tehlikelere daha açık oluyorsun. Bir de sendikaların yetki sorunu, oyuncuların ve set çalışanlarının sosyal güvence sorunu gibi karmaşık faktörler işin içine girdiğinde ‘sağlıklı ve güvenli işyerleri’ haklı talebi, dizi-sinema sektöründe muhatap bulamadığınız, hesap soramadığınız, talep edemediğiniz, boşlukları çok, gri bir alan oluyor.</p>
<p><strong>Kayıt Dışı Çalışma Ve Meslek Hastalıkları </strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-39087" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/SinemDeryaÇeitnkaya-9-640x360.jpg" alt="" width="377" height="212" />Bu çalışma koşullarının yarattığı meslek hastalıkları neler? En çok hangi şikayetlerle karşılaşıyorsunuz?</strong></p>
<p>Bununla ilgili ne yazık ki bugüne kadar yapılmış elle tutulur bir çalışma yok. Tam da bu nedenle Oyuncular Sendikası olarak bir girişim başlattık. Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’ndan çok kıymetli hocalarımız ile bir meslek hastalıkları envanteri çıkarmak üzere kolları sıvadık. Ancak şimdiden söyleyebilirim ki uzun süre ayakta çalışmaktan, ağır ekipman taşımaktan kas-iskelet sistemi hastalıkları, düzensiz ve niteliksiz beslenme ve stres kaynaklı sindirim sistemi hastalıkları ile yine stres ve iş baskısı, iş kaybı endişesi nedeniyle yorgunluk, uykusuzluk, tükenmişlik gibi şikayetler çok yaygın.</p>
<p><strong>Peki, sektörde kayıt dışı çalışma ne durumda?</strong></p>
<p>Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda sektörde inanılmaz bir kayıt dışılık var, sendikanın bu alanda farkındalık yaratmasıyla, kamu üzerinde baskı oluşturarak denetimlerin yapılmasıyla kayıtdışılık bugün çok daha gerilemiş durumda. Ancak oyuncunun işçi statüsünde çalıştırılmayıp makbuz kesilmesi ile kayıt dışılığın başka bir biçimini yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Yeni Ve Ayrı Bir Yönetmelik Şart </strong></p>
<p><strong>Sendika olarak neler yapıyorsunuz iş güvenliğine dair?</strong></p>
<p>Oyuncular Sendikası olarak dört hedef grubumuz var. İlki kendi tabanımıza İSG bilincini taşımak. İkincisi işverenlerimiz olan yapımcılara sağlıklı ve güvenli setlerde çalışmanın en temel hak olduğunu anlatmak, bu önemlerin alınmasını ve bu kültürün oturmasını sağlamak. Üçüncüsü sektördeki diğer sendikalarla bu alanda işbirliği ve ortak çalışmalar yapmak ki bu anlamda çok kıymetli bir adım atıldı; 2017 yılında setlerdeki iş güvenliğine dair ortak bir çalışma yaptık ve “Setlerde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Rehberi” adında bir kitap çıkardık.  Son olarak muhatapta yasa koyucular ve kamu otoritesi var. Bu alanda sektöre özel bir yönetmelik çıkması talebimiz var. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler var, ağır çalışmaya, kimyasallarla çalışmaya, yüksekte çalışmaya dair tek tek yönetmelikler var, halbuki biz sette bunların hepsiyle ilintili işler yapıyoruz. O yüzden bu sektöre dair yeni ve ayrı bir yönetmelik çıkması gerekiyor. Yine her sette bir İSG uzmanı, tam donanımlı bir ambulans ve sağlık personeli bulundurulmasını talep ediyoruz. Çalışma sürelerinin kanuni sınırlara çekilmesi için gerekli düzenlemelerin ve denetimlerin yapılmasını, caydırıcı önemler alınmasını istiyoruz.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39088 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Evrensel-Gizem-Örnek-8-640x1138.jpg" alt="" width="296" height="526" />Sendikaya Üye Olma Hakkı Gasp Ediliyor </strong></p>
<p><strong>Üyeleriniz size başka hangi şikayetlerle geliyor?</strong></p>
<p>Birincisi ödemeler ile ilgili şikayetler, yani ödeme vadesine uymayan yapım şirketi ve ajanslarla ilgili tarafımıza başvurular oluyor. Bunun yanı sıra sözleşmelerle ilgili de oldukça sık başvuru alıyoruz; fesih koşulları çok ağır, çıkmanın neredeyse imkansız olduğu kelepçe sözleşmeler karşımıza çok çıkıyor.</p>
<p>Çalışma koşullarının ağırlığı, zorluğu&#8230; Taciz, mobbing, hakaret de bir başlık. Bu şikayetlere üye boyutunda da hızlıca çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bir hukuk birimiz var ve tarafımıza ulaşan her konu ile ilgili olarak izlenebilecek yolları anlatıyoruz, gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. Ödeme sorunları ve sözleşmeler ile ilgili arabuluculuk yapmaya çalışıyoruz. Taciz, mobbing veya hakaretamiz durumlarla karşılaşan üyelerimizi de yargı yoluna başvurmak konusunda cesaretlendirmeye çalışıyoruz, rehber olup destek oluyoruz.</p>
<p><strong>Bütün bu çabalarınızın üye bazında karşılığı ne oluyor peki? Sektörünüzde sendikalaşma konusunda yaşanan zorluklar nelerdir? </strong></p>
<p>Bu sendikanın kuruluş serüveni 2011 yılında oyuncuların işçi olduğunu, işçi haklarına sahip olmaları gerektiği söylemi üzerinden başlıyor. Çünkü bütün olumsuz çalışma koşullarından öte oyuncular serbest meslek makbuzu kesmeye zorlanıyor. Ne demek bu? Yani esnaf gibiler, kendi nam ve hesabına çalışan kişiler gibi görülüp, şahıs şirketi açtırılıyorlar. Halbuki biz diyoruz ki dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi oyuncu emir ve talimatlarla ve bir ücret karşılığı çalışıyor. 2013 yılında yayınlanması için büyük çaba sarf ettiğimiz, kamu otoritelerine sayısız gerekçe ve yazı sunduğumuz ve nihayetinde yayınlanan SGK Genelgesi’nde de oyuncunun açık bir biçimde işçi olduğu ortadadır.</p>
<p>Başa dönecek olursak; işverenler olan yapımcıların maddi kaygıları yüzünden, işçi olduğu açık olan oyuncuların serbest meslek makbuzu kesmeye, defter açmaya zorlanması, oyuncuların işçi sendikalarında örgütlenme özgürlüğünü de engelliyor.</p>
<p>Yapılan mevzuat değişikliği ile işçi sendikalarında örgütlenmenin birinci koşulu işçi olmak ve e-devlet kapısından üye olmak. Senin bir sendikaya üye olma şartını sosyal güvenliğine indirgeyen sistemde işçi statüsünde olsan dahi bir oyuncu olarak barınman güç; çünkü dizi, sinema ve reklam için konuşacak olursak işin niteliğine bağlı olarak çalışma süresi ve o işe bağlılık değişkenlik gösteriyor. Yani oyuncunun normal koşullarda bir fabrika işçisi veya büro işçisi gibi belirsiz süreli ve kesintisiz tek bir işveren tarafından çalıştırılması pek söz konusu değil. Düzenli ve devamlılık gösteren bir sigortalılık durumu da olmayınca işler iyice karışıyor ve tipik çalışma düzenine sahip pek çok sektörde olduğu gibi oyuncuların sendikaya üye olma hakkı dolaylı ve doğrudan gasp edilmiş oluyor. Böylece sendikanın gerçek üye sayısı ile resmi üye sayısı arasında bir uçurum ortaya çıkmış oluyor.</p>
<h4>&#8216;Sektörün Değişebileceğini Gördük&#8217;</h4>
<p><strong>Sendikanın, sendikalı olmanın önemi konusunda farkındalık yaratmak için ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?</strong></p>
<p>En önemlisi tek başımıza kazanmamızın güç olduğu pek çok hak ve talebi birlikte, yan yana durarak kazanabileceğimizi görüyor ve gösteriyoruz. Örgütlülüğün en büyük kazanımı zaten bu. Setler dışında çalışma alanlarımız olan sahne ve stüdyolarda da oyuncuların hakları için hep birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Bu, yeri geliyor seslendirme alanında, sektörde bu zamana kadar hiç olmamış sosyal diyalog temelinde taban ücret tarifesi çalışmasını toplu sözleşme olmaksızın bir kaç yıldır düzenli olarak yürütmek oluyor. Yeri geliyor sözleşme hakları oldukça sınırlı, ödemelerini yevmiye usulü alan yüzlerce tiyatro oyuncusu için, ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sosyal güvence, düzenli aylık ödeme vb. hakların kazanılması için çalışmalar yürütmek olabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39089 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Evrensel-Gizem-Örnek-5-640x1138.jpg" alt="" width="303" height="539" />Sendika sektörde geçerli olacak tip sözleşmeler hazırlayarak genel hükümlerinin herkes için geçerli olacağı, özel hükümlerinin ise taraflar arasında ve fakat kanunlara ve genel hükümlere aykırılık teşkil etmeyecek şekilde hazırlanmasını ve yaygınlaşmasını sağlamaya çalışıyor. Daha onlarca çalışmayı burada anlatabiliriz ama işin özü şu; tek başımıza mesai harcayamayacağımız yumruk sallayamayacağımız pek çok soruna sendikamız seçilmişleri olan Yönetim Kurulu üyeleri, çalışanları ve uzman gönüllüleri ile kalıcı çözümler ve politikalar üretiliyor.</p>
<p>Sendikanın bu denli kısa sürede yürüttüğü çalışmalar sektörde hem bir şeylerin değişebileceğine olan inancı artırıyor, hem de hak bilincine sahip olunarak pek çok itirazın daha yüksek sesle dile getirilmesine olanak sağlıyor. Öğrenilmiş çaresizlik ve kaideler yıkılıyor. Bu çalışmaları takip etmek, dahil olmak, güç vermek sanıyoruz sektör çalışanlarının ilk ve en basit yapabilecekleri oluyor. Günden güne büyümek ve verilen tüm emeklerin sonuçlarını yavaş yavaş görmek bu anlamda bizleri umutlu kılıyor.</p>
<p>Başka açıdan baktığımızda da yaptığımız tüm çalışmalar tüm girişimler kanun koyucular ve kamu otoritelerinde de karşılık buluyor. Örneğin 2017 yılında Çalışma Bakanlığı’na bağlı İş Teftiş Kurulu İstanbul Başkanlığı, setlerde bir yıl boyunca denetimler yaptı ve kapsamlı bir rapor yayınladı. Bu raporla birlikte çalışma saatlerinin uzunluğu, kayıt dışılık, güvencesizlik, İSİG önemlerinin yetersizliği, vergi kaçırma gibi pek çok sektör gerçeği ve sorununu bizler değil devletin yetkili kurumları dile getirmiş oldu.</p>
<h4>Ortaklaşmak Ve Güç Birliği Önemli</h4>
<p><strong>Diğer sendika ve kitle örgütlerinin sizinle ilişkisi nasıl, birlikte çalışmalarınız var mı? </strong></p>
<p>DİSK/Sine-Sen, Sinema Televizyon Sendikası ve Oyuncular Sendikası olarak elbette ayrı çalışmalarımız var, ama işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi, çalışma sürelerinin düşürülmesi gibi ortaklaştığımız güç birliği yaptığımız alanlar da var.</p>
<p><strong>Kamuoyuna ne düşüyor peki?</strong></p>
<p>Destek olmak, anlatılanı dinlemek, dayanışmak ve yeri geldiğinde sorumluluk almak, itirazı göstermek. Bu sektör çok ışıltılı, çok para kazanıyorlar gibi bir önyargı ile yaklaşılıyor. Çok kazanan da var evet, ama bu sektörün çok sınırlı bir kesimini temsil ediyor. Yevmiye ile çalışan, bütün özlük haklarından mahrum, emeğinin karşılığını alamayan yüzlerce tiyatro oyuncusu opera şarkıcısı, dansçı var. O yüzden sivil toplumun önce bunu gözetmesi gerekiyor, alanda çalışan sendikalar, meslek örgütleri, dernekler ve oluşumlara kulak vermesi gerekiyor bence.</p>
<h4>Talepler Net, Çözüm Mümkün</h4>
<p><strong>Oyuncular Sendikası olarak taleplerinizi nasıl sıralarsınız? </strong></p>
<p>Bütün sahne, perde, ekran ve mikrofon oyuncuları 4/A statüsünde sigortalı olarak işçilerin hakları ve ödevlerine sahip olarak çalıştırılmalıdır.</p>
<p>Sektörde var olan kayıt dışılık son bulmalı, işverenler sağlıklı güvenli iş ortamlarını sağlamalıdır, sorumluluktan kaçınılmasına olanak sağlayan taşeron sistemi ortadan kalkmalıdır. İş hangi yapım şirketinin ise asıl işveren o olmalı ve söz konusu projede çalışan herkes o yapım şirketine sigortalanarak çalışmalıdır. Malzeme kiralar gibi insan kiralanmasına son verilmelidir.</p>
<p>Sektörde oyuncuların imzaladığı sözleşmeler hakkaniyetli ve karşılıklık ilkesi gözetilerek hazırlanmalıdır.</p>
<p>Çalışma süreleri yasal sınırlara çekilmeli, işçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmalı, her sette bir İSG uzmanı olmalı, tam teşekküllü bir ambulans ve sağlık personeli bulundurmalı, bu sektöre dair bir yönetmelik olmalı, devlet denetim mekanizmasını işletmelidir.</p>
<p>Kimi zaman denk geldiğimiz iddianın aksine sektörü baltalamayacak aksine nitelikli hale getirecek olan bu tedbirler ile Türkiye dizi sinema sektörü büyüyüp gelişebilir, ihracatında olduğu gibi çalışma koşulları ile örnek olabilir. Aksi halde kendini tüketmesi kaçınılmaz olacaktır çünkü bu çalışma düzeni sürdürülebilir değil. Tüm set çalışanlarının ortak talebi açık; bizler insan onuruna yaraşır sağlıklı ve güvenli ortamlarda çalışıp, ölmeden, sakat kalmadan, meslek hastalığına yakalanmadan, yaşlılıkta yoksulluk ile mücadele etmek kaygısı taşımadan sağlık güvencesinden faydalanarak emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Bundan daha haklı bir çalışma talebi olabilir mi?</p>
<h4>Kadınlar Tacize Ve Mobbinge Maruz Kalıyor</h4>
<p><strong>Setlerde özellikle kadın çalışanlara yönelik taciz ve mobbing olaylarının dünya çapında yaygın yaşandığını biliyoruz. Türkiye’de bu açıdan durum nedir, kadın çalışanlar neler yaşıyor?</strong></p>
<p>Burada sanıyorum bir ayrım yapmakta fayda var; kamera önünde çalışanlarda yani oyuncularda kadın erkek oyuncu dengesi bir nebze de olsa var. Ama replik, rol konusunda bunun aynısı söylemek güç. Kadınlar görsellikleri ile daha ön planda, daha az repliğe sahipler ve daha az nitelikli roldeler. Toplumda kadını güçlendirmenin aksine genelde ev içinde ve geleneksel rollerde görüyoruz kadınları.</p>
<p>Kameranın arkasında cinsiyetçi iş bölümünü daha net görebildiğimizi düşünüyorum; sanat, reji, kostüm, saç makyaj gibi ekiplerde kadın çalışan oranları, kamera, ışık, ses ve set veya post prodüksiyon ekiplerine göre daha yüksek. Son yıllarda kadın görünürlüğü artmış olsa da hala sektörün yönetmenlerini, yapımcılarını erkekler domine ediyor.</p>
<p>Sektörde çalışan kadınlar tacize ve mobbinge maruz kalıyorlar. Toplum zaten cinsiyetçi sektör de bu toplumun içinde yetişen insanlardan oluşuyor; o nedenle cinsiyet eşitsizliğini yalnızca müdahale yetkisi neredeyse hiç olmayan işlerde değil, sette de yeniden üretiyor.  Ancak son dönemde bununla ilgili itirazlar da artıyor, kadınlar hem sendikaların ilgili birimlerinde hem de bağımsız örgütlenmeler ile yüksek sesle konuşuyor, itirazlarını ve taleplerini dile getiriyor, etik ilkeler oluşturmak için çalışmalar yürütüyorlar.</p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39086 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Evrensel-Gizem-Örnek-10-640x1138.jpg" alt="" width="322" height="573" />Çocuk Çalışması Teşvik Edilmemeli</h4>
<p><strong>Çocuk oyunculara dair de bir tepkiniz var&#8230;</strong></p>
<p>Çocuk oyuncuların çalışması bizim açımızdan kırmızı çizgi. Birincil olarak, görsel ve işitsel sanatlar alanında üretilen işlerde çocukların yer alması çocuk işçiliğini teşvik edecek bir şey olmamalı. Bu da nasıl olabilir? Görsel ve işitsel sanatlarda çalışan çocukların çalışma sürelerinin çocukların yaşlarına göre sınıflandırılması, ruhsal bedensel ve sosyal gelişimlerini etkilemeyecek, eğitimlerine engel olmayacak şekilde planlanması için çok özel ve katı önemler alınmalı. Sektöre özel bu çalışma durumunun bir çok sektör ve işkolunda yaygınlaşacak şekilde suistimal edilmesine açıklık bırakmayacak şekilde düzenlenip denetlenmesi ile mümkün olabilir. Setlerde belli bir yaşın altında çocuk çalıştırılmamalı, senaryolar çocuk oyuncuların üzerine kurulmamalı, çalışma süreleri çok sınırlı olmalı, önce çocukların olduğu sahneler çocuk oyuncu koçu ve pedagog eşliğinde çekilmeli ve en önemlisi uzun süredir beklenen çocuk oyuncuların çalışma koşullarını düzenleyecek olan, daha önce sendika olarak görüş de verdiğimiz yönetmeliğin bir an önce çıkması gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/setlerde-ici-sagligi-ve-is-guvenligi-risk-cok-onlem-yok/">Setlerde İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği: Risk Çok, Önlem Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2019 14:11:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[YKKD]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Kurulunda Kadın Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35202</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetim Kurulunda Kadın Derneği  8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi iş dünyasına eşitlik çağrısı yaparken, YKKD Yönetim Kurulu üyeleri; “Yönetim kurullarında neden kadın olmadığını sorduğumuzda, ‘yönetim kuruluna hazır kadın üye çok aradık, ancak bulamadık’ yanıtını alıyoruz. Biz varız, 137 kişi olduk ve buradayız" dediler. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/">YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların şirket, dernek ve sivil toplum kuruluşlarındaki temsil oranının artırılması ve yönetim kurullarında daha fazla kadının yer alması amacıyla çalışan Yönetim Kurulu’nda Kadın Derneği (YKKD) üyeleri, “3. Dönem Sertifika ve Mentorluk Programı” kapsamında iş dünyası temsilcileri ile bir araya geldi. İş dünyası temsilcileri ile kadın adaylar, kadınların yönetim kurullarında daha fazla yer alması için görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p>YKKD 3. Dönem mentorları arasında yer alan Aclan Acar, Ali Ülker, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Bülend Özaydınlı, Canan Ercan Çelik, Cansen Başaran Symes, Erdal Aksoy, Evguenia Stoichkova, Feyhan Yaşar, Füsun Akkal Bozok, İzzet Garih, Lale Saral Davelioğlu, Mahmut Ünlü, Mehmet Ali Berkman, Mehmet Sönmez, Muzaffer Akpınar, Ömer Aras, Reha Yolalan, Selen Kocabaş, Sevdil Yıldırım, Tayfun Bayazıt, Dr. Yılmaz Argüden, YKKD Yönetim Kurulu Üyeleri Arzu Aslan Kesimer, Murat Yeşildere, Banu İşçi Sezen, Ebru Dorman, Burçak Güven, Özlem Cinemre, Elif Çelik, Yiğit Oğuz Duman, Özge Bulut Maraşlı, Nesrin Tuncer, Feza Tan, Ela Kulunyar, Demet Özdemir, Selen Okay Akçalı ile bir araya gelerek, iş dünyasındaki kadın-erkek eşitliği için yapılması gerekenleri konuştu.</p>
<p><strong>Arzu Aslan Kesimer: 137 Kadın Şu Anda Yönetim Kurullarında Üye Olmaya Hazır</strong></p>
<p>YKKD Başkan Yardımcısı Arzu Aslan Kesimer, yaptığı açılış konuşmasında kendisinin de YKKD’nin 1. Dönem mentisi olduğunu belirterek “Sizlerin de desteği ile YKKD’de üç dönemde 137 kadın aday hazırladık. 137 kadın şu anda yönetim kurullarında üye olmaya hazır ve aday. İstanbul Borsası’nda halka açık 403 şirket var. Bunların 159’unda hiç kadın yönetim kurulu üyesi yok. Yani 159 şirketin yönetim kurulunda erkekler toplanıyor, kararlar alıyor, şirketleri yönetiyor. Ama toplumun yüzde 50’sini oluşturan ve tüketim kararlarının %70’ini veren kadınlar orada yok” dedi.</p>
<p><strong>Murat Yeşildere: Türkiye’de Yönetim Kurulunda Kadın Konusu Bir Talep Konusudur</strong></p>
<p>YKKD Mentor Komitesi Eş Başkanı Murat Yeşildere ise, yaptığı konuşmada “Kadın liderlerin donanımları erkeklerle boy ölçüşmeye hazır. Kadınlar, erkek yönetim kurulu üyeleriyle hiçbir yetkinlikte geride kalan bir noktada değiller. Dolayısıyla Türkiye’de yönetim kurulunda kadın konusunun bir arz değil, talep konusu olduğunu söyleyebilirim. Kadınlar görev almaya hazır ve bu konuda güçlü bir istekleri var” dedi.</p>
<p><strong>Allianz Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Basaran Symes: </strong>Ben tek bir şey söylemek isterim. Konuştuklarımızı yapalım yeter. Çünkü bu masalarda hiç yeni bir şey duymuyoruz, herkes konuştuğunu yaparsa bu problemi çözeriz.</p>
<p><strong>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker:</strong> Özellikle yönetim kademelerinde kadın sayısının artışı son yıllarda yönetimdeki çeşitliliği, bakış perspektifinin zenginleşmesine fayda sağladı. Ama şirketlerin en üst düzey organı olan yönetim kurulunda da kadının temsil edilmesi, homojen toplumdaki kadının birleştirici, uzlaştırıcı özelliklerinin ve aynı zamanda farklı bir bakış açısının temsili bizim için çok önemli.</p>
<p><strong>ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden:</strong> Yönetim kurullarının en önemli görevi, konuları çok faklı bakış açılarından değerlendirmek. Bu nedenle çeşitlilik, aslında yönetim kurullarına zenginlik katıyor. Kadınların yönetim kurullarında bulunması ise bu çeşitliliği sağlamanın önemli unsuru. Ülkemizde bugün yönetim kurulunda kadın oranı yüzde 15 dolaylarında, YKKD faaliyete başladığında dernek başladığında yüzde 11 civarındaydı. Dolayısıyla ilerleme hızı oldukça yavaş. Aşağı yukarı aynı seviyede başladığımız İngiltere’de aynı süreçte bu oran yüzde 30’a kadar çıktı. Dolayısıyla hızlanma ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Doğan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Danışmanı Özge Bulut Maraşlı:</strong> Dünyada ve ülkemizde kadının toplumsal yerinin her gün geliştirilmesi için yüzlerce çalışma yapılıyor. Bu çalışma farklı seviyelerde eğitim üzerine, istihdam üzerine. Ancak bizim yönetim kurulunda kadın derneğiyle yapmış olduğumuz çalışma, kadınların karar merceğinde yer alması üzerine odaklandı. Umut ediyoruz ki önümüzdeki dönem içerisinde Türkiye’de kayda değer gelişmeleri de paylaşabiliyor olalım. Tüm dünya nüfusunun yüzde 50’si kadın. Kadınlar hayat konusundaki, ailelerin içerisine pek çok tercihe yön veriyor. Dolayısıyla her alanda onları güçlü kılmak için, geleceğe onları hazırlamak için, karar mekanizmalarında da kadınların yer alması gerektiğine inanıyoruz.</p>
<p><strong>Bayazıt Yönetim Danışmanlık Kurucusu Tayfun Bayazıt: </strong>Daha fazla kadının nasıl istihdamda olumlu katkılarını görüyorsak, yönetim kurulları karar kalitelerini arttırma açısından da daha fazla kadının yönetim kurulunda bulunması büyük önem taşıyor. Yönetim kademesinde başarılı olan, kendini ispat etmiş olan kadınların yönetim kurullarında daha fazla rol almaları, yönetim kurullarının bu açıdan da kendilerine yer açması açısından YKKD’nin çok ciddi katkıları olduğunu görüyorum.</p>
<p><strong>MV Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muzaffer Akpınar:</strong> 35 yıllık iş hayatımda kadınlarla çalıştım. Kadınlarla beraber çalıştığım her iş ortamında, çok büyük başarılara beraberce imza attık. Çok büyük kıymet verdiler. Çok büyük öngörüler, iç görüler, çok büyük düşünceler ve aksiyonlar ortaya koydular. Her zaman beraberce gururla çalıştık, keyifle çalıştık. Hiçbir zaman kimliklerini bilmedim aslında öyle bir farkındalığımda olmadı. Bu farkındalığın olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/">YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 07:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Öztutan]]></category>
		<category><![CDATA[İGA]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[işçi eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ-SEN]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30567</guid>

					<description><![CDATA[<p>3. havalimanı inşaatı işçileri kötü çalışma ve barınma koşulları yüzünden eylemde. Geçen aylarda iş kazaları sonucu ölümleri gündemleştiren işçiler bu seferki eylemlerinde taleplerini sıraladılar. Şantiyede sendikal faaliyet yürüten İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN) Genel Başkanı Ali Öztutan eylemlerin başlama sebeplerini ve işçilerin taleplerini bizim için değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/">3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">3. havalimanı inşaatında çalışan işçiler tahta kurusu, pire, yemek sırası, kötü çalışma koşulları sebebiyle dün sabah 06.30 itibariyle eylem başlattı. </span><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1082328/3._Havalimaninda_eylem_devam_ediyor__Sendika_baskani_alandan_cikarildi.html"><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet gazetesine göre</span></a><span style="font-weight: 400;"> 3.havalimanında çalışan işçi, her gün iki kişinin öldüğünü iddia ederek &#8220;Her gün iki ölü çıkıyor. Her gün yaralı arkadaşlarımız var. Şişli Etfal&#8217;de yatıyor bir tane arkadaşımız. Bize yoğun bakımda olduğu söylendi fakat bilgi alamıyoruz&#8221; dedi.</span></p>
<p>Son gelen bilgiye göre dün gece ilerleyen saatlerde polis ve jandarma tarafından eylem yapan işçilere düzenlenen operasyonda çok sayıda işçi ve İnşaat-İş yöneticisinin gözaltına alındığı aktarıldı. Gözaltı sayısının 400&#8217;ü aştığı söyleniyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet gazetesine konuşan ve şartların son bir yılda insanlık dışı duruma geldiğini belirten başka bir işçi de, &#8220;Çünkü bize ihtiyaçları kalmadı&#8221; dedi. İsmini vermek istemeyen işçinin iddiası şöyle: &#8220;1 sene öncesine kadar şartlar iyiydi. Ama artık inşaatta sona yaklaşıldı ve insan gücüne ihtiyaçları azaldı. İnsanları bezdirmek istiyorlar bırakıp gitsinler diye. Tazminatlar birikti, izinler birikti. Kimseye 7 günden fazla izin kullandırmıyorlar. Herkesin izinleri birikmiş durumda. 60 gün izni olan var. 60 gün izin 30 pazar yapar. 100 gün izni olanlar var. Tazminat ödememek için insanları yıldırmak istiyorlar.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Havalimanı işletmesi açıklama yaptı</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30570" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005.png" alt="" width="632" height="333" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005.png 632w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005-610x321.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005-320x169.png 320w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan, konuyla ilgili açıklama yapan İGA Havalimanı İşletmesi, İGA’nın İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, eylemin sona erdirilmesi için işçi temsilcileriyle bir araya geldi.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Görüşmede Samsunlu&#8217;nun işçilerin gündelik hayatlarına ilişkin bazı talep ve sorunlarını dinlediği söyleniyor. Samsunlu, yapılan görüşme sonucunda yaşanan sorunların çözümü konusunda çalışmaların başlatılmış olduğunu ve gerekli tedbirlerin en kısa zamanda alınacağını belirtti.</span></p>
<p><b>CHP’den tepki</b></p>
<p><a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/3-havalimaninda-isci-eylemi,KVSk0HOLk0SxmO6I8Va4_g?_ref=infinite"><span style="font-weight: 400;">NTV’nin hazırladığı habere göre</span></a><span style="font-weight: 400;"> yaşananlara CHP&#8217;den bir tepki geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, yaptığı yazılı açıklamada, inşaatı başladığı andan itibaren &#8220;emek sömürüsü, iş cinayetleri ve kötü çalışma koşulları&#8221; ile anılan 3. havalimanında iş bırakan işçilere, jandarmanın biber gazı ve tazyikli su ile müdahale ettiğini belirtti.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Yeni havalimanı inşaatının, iş cinayetlerinin merkezi haline geldiğini ileri süren Ağbaba, şu görüşleri savundu:</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8220;3. havalimanındaki işçilere yapılan müdahale, Türkiye&#8217;deki tüm işçilere yapılmış bir müdahaledir. İşçilerin bugün iş bırakma sebebi dün işçi servisinin kazası sonrası 2 işçinin hayatını kaybedip 20 işçinin yaralanması. İşçiler her gün en az 2 işçinin hayatını kaybettiğini iddia ediyor. Yaralanan işçilerin sayısının bilinmediği belirtiliyor. Bakanlık bile en az 30 işçinin hayatını kaybettiğini açıklamak zorunda kaldı. Tüm Türkiye biliyor ki bu rakam gerçeğin çok altında. İş cinayetlerinin önüne geçilmesi için ortada çalışma yapan kurum da yok. Karşımızda emekten, emekçiden değil, ranttan ve yandaştan yana bir hükümet var.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>TMMOB: İnsanca Çalışma Koşulları İçin Direnen 3. Havalimanı İşçilerinin Yanındayız!</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30571" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg.jpg" alt="" width="563" height="378" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg.jpg 563w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg-320x215.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 563px) 100vw, 563px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul Şube resmi Facebook hesapları üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi;</span></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/tmmobistanbulikk/posts/2161773924045916"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/tmmobistanbulikk/posts/2161773924045916</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></a><span style="font-weight: 400;">3. Havalimanı inşaatında çalışan işçiler, inşaat sürecinde yaşanan iş cinayetleri ve kötü çalışma koşullarına karşı iş bırakma eylemine gittiler.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Barınma, beslenme gibi temel yaşam ihtiyaçları karşılanmayan, maaşlarını alamayan işçiler, bütün bunların yanında bitiriliş tarihi olarak ilan edilen 29 Ekim’e kadar yetiştirilmesi için daha da ağır koşullarda çalıştırılmaya zorlanıyor.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">“Odalarımız pire, tahta kurusu doldu. Her gün iki tane ölü çıkıyor. Her gün yaralı arkadaşlarımız var.” diyen ve kötü çalışma koşullarına karşı direnişe geçen işçiler güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bilimsel değerlendirmeler ışığında yapılan bütün uyarıları hiçe sayıp, ekolojik bir katliama sebep olan ve kamuyu milyarlarca lira zarara uğratarak, “Türkiye’nin en büyük havalimanını” yapmakla övünenler; yüzlerce emekçiyi insanlık dışı koşullarda çalıştırarak dünyanın en büyük toplama kampını oluşturmuşlardır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Daha çok kar hırsı yüzünden, çalışanları sağlıksız koşullarda çalıştırmak, iş güvenliği almamak, iş kazası değil cinayettir. Bu cinayete sessiz kalmayan emekçilere karşı uygulanan şiddet bir an önce durdurulmalı ve talepler koşulsuz olarak yerine getirilmelidir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu olarak, insanca çalışma koşulları için direnen 3. Havalimanı inşaatı işçilerinin yanında olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><i><span style="font-weight: 400;">Cevahir Efe AKÇELİK</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri</span></i></p>
<p>Dün gece (14 Eylül) ilerleyen saatlerde polis ve jandarma tarafından eylem yapan işçilere düzenlenen operasyonda çok sayıda işçi ve İnşaat-İş yöneticisinin gözaltına alındığı aktarıldı. Gözaltı sayısının 400&#8217;ü aştığı söyleniyor.</p>
<p><b>Sendika: Bu eylem önemli bir çıkıştır ve bu çıkışın örgütlü bir iradeyle buluşması lazım</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30572" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-640x428.jpg" alt="" width="640" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-610x408.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-320x214.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçilerin eylemine destek veren İYİ-SEN dün eylem alanında işçilere verdiği destek sebebiyle şantiyeden çıkarıldı. Sendika Genel Başkanı Ali Öztutan 3. havalimanı inşaatı işçilerinin eylemi hakkında Sivil Sayfalar’la konuştu;</span></p>
<p><b>-İnşaatı devam eden 3. Havalimanındaki işçi eylemleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basına yansıyan bilgiler var. 3. Havalimanının inşaatında işçiler çok kötü koşullarda çalışıyor. Beslenme, ücretleri servis ve ulaşıma dair ciddi sıkıntılar var. Birikmiş öfke patlamaya dönüştü işçiler tepkilerini ortaya koydu. Onları bir köle olarak görüyorlar, işçiler de kölelik koşullarına isyan ettiler. İşçilerin en temel ihtiyaçları bir maliyet hesabı olarak görüldü. İşçiler de buna tepki gösterdiler.</span></p>
<p><b>-Şu an havalimanında kaç işçi çalışıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim bildiğim kadarıyla 2-3 ay öncesinin verisi bu; 30 bin kişi çalışıyordu 15 bini kampta yatılı çalışıyordu. Sonra girişler çıkışlar olmuştu  ama ben sayının çok değiştiğini düşünmüyorum yine de elimizde resmi veri yok. Firmanın merkezinde çalışan sendika üyelerimiz var, onların verdiği bilgiler bunlar.  Şöyle ki günlük 200 kişi giriyor 200 kişi çıkarılıyor, öyle de bir durum var. </span></p>
<p><b>-Peki bu kadar işçinin çıkması girmesini nasıl yorumluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taşeron. . 2 aylık iş oluyor, işi bitiyor. Başka bir yere geçiyor taşeron sistemi.</span></p>
<p><b>-İşçilerin yaşama koşullarının artık dayanılmaz olmasıyla işten ayrılmaları arasında bir bağlantı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vallahi çok zor durumda kalmadıkları sürece ya da onlara yeni bir iş olanağı çıkmadığı sürece orada çalışıyorlar. </span></p>
<p><b>-İnşaat sırasında çok sayıda işçinin çalışırken hayatını kaybettiği ama bunun örtbas edildiği söyleniyor. Genel olarak bunlardan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dediğim gibi bunlar iş sağlığı ve iş güvenliğini maliyet hesabı olarak görüyorlar. Hiçbir zaman önlenebilir kazaları gerekli önlemler almadıkları için iş cinayetleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Benim kadarıyla kamuoyuna da yansıyan 30&#8217;un üzerinde bir rakam. Büyük rakamlar da telaffuz ediliyor bunlar da gazetelerde basında çeşitli şekillerde dillendirildi. Çalışan arkadaşlarımız da söylüyor ama elimizde net bir bilgi ve belge olmadığı için kesin rakamla ilgili bir şey söyleyemiyoruz.</span></p>
<figure id="attachment_30573" aria-describedby="caption-attachment-30573" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-30573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-640x368.jpg" alt="" width="640" height="368" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-610x351.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-320x184.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan.jpg 660w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-30573" class="wp-caption-text">Ali Öztutan</figcaption></figure>
<p><b>-Elinizde belge olmasını engelleyen şey nedir? Bunlar raporlandırılmıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ali Öztutan: Tabi raporlandırılmıyor. Orası sendikalara, sivil toplum örgütlerine, meslek örgütlerine açık bir yer değil. İşçilerin denetiminde olduğu bir yer değil. Mesela birçok iş kazasıyla karşılaştım ben. Bir arkadaşımız vardı mesela bacağı kırılmıştı. Okmeydanı Hastanesi ambulansı bıraktı, bıraktığı yerde duruyordu. Hiçbir ambulans yetkilisi aramamış. Yetkililer ambulans ücretini bile ödememişler. Böyle birçok olayla karşı karşıya kaldık. Sonuçta orada işçilerin canlarını kar hırsı yüzünden hiçe sayıyorlar. Böyle bir tablo var ve bu tablonun kendisinin biriktirdiği bir öfke var. Yani bugünkü durum bir yalnızlık çaresizlikten oluşan bir durum değil biriken öfkenin patlamasıyla oluşan bir durum var. </span></p>
<p><b>-Bu kazaları ve ölümleri inşaatın en çok hangi kolunda görüyoruz havalimanında?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şöyle söyleyeyim; elektrikte görebilirsiniz. Düşme çok yüksek. Kazalar çok yüksek. Hafriyat kamyonlarının kazaları. Elektrik akımı var. Bunlar en çok görülen nedenler. Her bölümde çalışan inşaat işçileri böyle durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. </span></p>
<p><b>-Şu an havalimanındaki sendikalaşma oranı nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam oranı bilmiyorum. Ancak basına verirsek bu araştırılmaya başlanır. Bir tane arkadaşımız açık kimliğiyle röportaj vermiyor, yani öyle bir durum yok. </span></p>
<p><b>-Eğer bir işçi sırf sendikalı olduğu için işten atılırsa iş mahkemesinde 4-5 maaş tazminatı alabiliyor. Bir yandan da böyle caydırıcı bir durum var. Firma bunu hiçbir şekilde tanımıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bununla bir hukuk mücadelesi verebilirsiniz ama bir arkadaşımızın sendikal tazminat alıp 3. Havalimanında çıkmasındansa orada sendikayı anlatıp sendikal faaliyet yürütmesi bizim için daha değerlidir. Tabii ki de röportaj veriyorlar ama fotoğraflarıyla görüntülerini vermiyoruz. </span></p>
<p><b>-Havalimanında şu an hangi sendikalar var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim bildiğim kadarıyla İnşaat ve Yapı İşleri Sendikası var. Onun dışındaki sendikaları bilmiyorum ne kadar üyelikleri var ya da varlar mı? Mesela ben bugün eylemden dönüyorum birkaç sendikanın geldiğini firmayla da görüştüğünü biliyorum ama üyelerinin olup olmadığını bilmiyorum. </span></p>
<p><b>-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Sizce bu süreç nasıl sonlanacak? Düzgün sonlanması için neler yapılmalı ve sivil toplum nasıl dahil olmalı bu sürece?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnşaat işçileri haklarını alabilmek için örgütlülüklerini güçlendirmeleri gerekir. İşçiler örgütlülükleriyle güçlü olur ve gasp edilen haklarını o şekilde alabilirler. Bu eylem önemli bir çıkıştır ve bu çıkışın örgütlü bir iradeyle buluşması lazım. Buluşmadığı sürece ileriye doğru bir adım atamayız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/">3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi&#8217;nin Bir Hastaneye Bağlanması Ne Anlama Geliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/istanbul-meslek-hastaliklari-hastanesinin-bir-hastaneye-baglanmasi-ne-anlama-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2018 14:18:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlık Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hastalıkları Hastanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı ilk olarak Meslek Hastalığı sitesinde yayınlanmıştır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/istanbul-meslek-hastaliklari-hastanesinin-bir-hastaneye-baglanmasi-ne-anlama-geliyor/">İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi&#8217;nin Bir Hastaneye Bağlanması Ne Anlama Geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meslek hastalıklarının teşhis edilmesi için önemli bir role sahip olan Türkiye’deki üç örnekten biri olan İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi Temmuz ayında Sürreyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı bir birim haline getirildi. Hastanenin şu an sadece klinik işlevi görmesinin yaratacağı olumsuzluklar ise gündem oldu.</p>
<p>Konuya meclise taşıyan CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Sağlık Bakanına “İşçilerin çalışma koşullarından kaynaklı hastalıkları sürekli artarken ve birçok ilde yenilerinin açılması konusunda talepler varken yıllardır hizmet veren hastane hangi gerekçe ile kapatılıyor?” diye sordu.</p>
<p>Meslek hastası olduğundan şüphelenen işçilerin ilk durağı olan bu hastanenin salt bir birim haline getirilmesinin sakıncalarına dikkat çeken Beko “Yenilerinin açılması gerekirken zaten sayısı ülke genelinde üç tane olan ve yılda 600 bin işçinin tedavi gördüğü meslek hastalıkları hastanelerinden İstanbul’dakinin kapatılması çok vahim bir sağlık skandalı. Çünkü işçiler çalışırken kullandıkları iş aletlerinin, kullanılan hammaddenin, hammaddenin dönüşmesi sürecinde ortaya çıkan gaz, toz, gürültü gibi etkenlerin tehdidi altında kalıyor. Uzun çalışma saatleri ve içinde bulunulan çalışma koşulları da benzer bir biçimde işçinin sağlığını sürekli olarak olumsuz etkileyen faktörlerdir. Bu nedenle de yapılan işle sağlık arasında doğrudan bir ilişki olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. İşçinin meslek hastalığına yakalanınca bir taraftan da işveren tarafından işten atılmakla tehdit edildiği gerçeğini unutmadan onların en azından hastalandıklarında devlet olarak yanlarında olmak en büyük sorumluluktur. Ülkemizde faaliyet göstermekte olan Ankara, Zonguldak ve İstanbul’daki meslek hastalıkları hastanelerinde işçilerin tedavileri yapılmaya çalışılmaktayken, Temmuz 2018’de İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi kapatılmıştır”</p>
<p>Konu hakkında Aydınlık Gazetesi’nden Deniz Bilici’ye görüş veren İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Akkurt “Bu ülkede yılda en az 100 bin meslek hastalığının saptanması mevcut sistemle engelleniyor. Bu karar ‘meslek hastalığı yoktur’ mantığını kurumsallaştırmanın bir yoludur” dedi. Meslek hastalıkları hastanelerinin, Türkiye’de ilk defa, 1972’de birer klinik olarak İstanbul ve Ankara’da açıldığını daha sonra hastanelere dönüştürüldüğünü anlatan Prof. Akkurt, konuya ilişkin şu tespitlerde bulundu: “Meslek hastalıkları hastanelerinin, yıllardır ben de dahil olmak üzere birçok kesimin söylediği gibi, bağımsız enstitüler şekline dönüşmesi gerekir. Ama bırakın bağımsız enstitüyü, bir devlet hastanesinin bir kliniği haline dönüştürüldü. Bu gerçekten de 40 yıl önceye dönüşün bir hareketidir. O yüzden sıkıntı oluşturacaktır. Hiçbir katkısı olmayacaktır. Bunun karşısında meslek hastalıklarının saptanmasına yönelik bütün hamleleri İstanbul gibi bir yerde daha da geriye dönüştürecek bir yapıdır. Tespit edilen 3-5 tane meslek hastalığının da yine devlet eliyle zapturapt altına alınmasının bir yoludur bu hamle.”</p>
<p>Tüm dünyada mesleki solunum hastalıklarının var olma sıralamasına dikkat çeken Akkurt “Türkiye’de şu anda mevcut sistemin tıkanıklığı nedeniyle sanki birinci sıradaymış gibi gözükür. 500 dolayındaki meslek hastalığının yarısı göğüs hastalığıdır. Ama bu demek değildir ki evrensel ölçüde tüm meslek hastalıkları bu tarzdadır. Siz evrensel ölçüde beşinci sıraya inmiş bir konumdaki birime meslek hastalıklarını bağlıyorsunuz. Meslek hastalıkları sadece mesleki göğüs hastalıkları, akciğer hastalıkları değildir. Kas-iskelet sistemi hastalıkları vardır, psikososyal sorunlar vardır, kimyasallardan etkilenme vardır, nörolojik hastalıklar vardır. O kadar çok çeşitlidir ki ama bunların üstüne sünger çekip ‘mesleki göğüs hastalıklarını Süreyapaşa daha iyi tespit eder’ deyip oraya bağlıyorsunuz. Diğer hastalıklar ne olacak? O hastalıkların üstü zaten kapalı. Onların üstünü açacak tek nokta, meslek hastalıklarıyla ilgili, Türkiye genelinde en az bir ya da iki enstitünün olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Son olarak site yazarlarımızdan Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan konu hakkındaki görüşlerini bizimle paylaştı:</p>
<p>“Meslek Hastalıkları Hastaneleri sağlık yönetimindeki değişimler ve performans uygulaması gereği zaten zor durumda idi. Burada çalışan arkadaşlar yönetimler tarafından döner sermaye geliri elde edilebilmesi için rutin poliklinik yapmaya yönlendiriliyorlardı. İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı bir birim haline getirilmesi yeni bir aşama.<br />
Süreyyapaşa ayni zamanda Sağlık Bakanlığı’nın kurduğu bir üniversitenin parçası olduğu için umarım kurum daha aslına uygun bir halde çalışır. Fakat bu konunun kesin çözümü için başka şeyler yapılmalıdır.</p>
<p>“Türkiye’de meslek hastalığı tanı tedavi eden kurumlar ve işyerlerindeki işyeri güvenliği ve işyeri hekimliği çalışmalarının hep birlikte ortak bir çatı altında özerk bir kamu kuruluşu tarafından yönetilmesi çok daha uygundur. Bu özerk kamu kuruluşu devlet/işveren ve işçi kuruluşlarının tümünün genel yönetimine katıldığı bir kurum olmalı ve bu alanda çalışanlar bu kurumun çalışanı haline gelmelidir. İşverenlerin şu anda hekim ve iş güvenliği elemanlarına harcadıkları kaynak bu kurumun finansmanına katkı haline gelmelidir. O zaman hem işyerindeki hem de hastanelereki çalışma her türlü idari ve işveren baskısından uzak olarak daha etkili bir hale gelebilir.”</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.meslekhastaligi.org/istanbul-meslek-hastaliklari-hastanesinin-baska-bir-hastaneye-baglanmasi-ne-anlama-geliyor/" target="_blank" rel="noopener">Meslek Hastalığı</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/istanbul-meslek-hastaliklari-hastanesinin-bir-hastaneye-baglanmasi-ne-anlama-geliyor/">İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi&#8217;nin Bir Hastaneye Bağlanması Ne Anlama Geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2018 09:37:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mesleki Yeterlilik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Meslek Standartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyanet'in Manevi Danışmanlar Ulusal Meslek Standartları arasında “hizmet alanların cinsel yönelim, cinsel kimliğine duyarlı olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/">Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeni hazırladığı Manevi Danışmanlar Ulusal Meslek Standartları arasında “hizmet alanların cinsel yönelim, cinsel kimliğine duyarlı olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>Diyanet’in hazırladığı meslek standartları belgesinde, öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde verdiği çalışan altıncı seviye manevi danışmanların meslek tanımı, görevleri, başarım ölçütleri sıralanıyor.</p>
<p>Ulusal Meslek Standartları kapsamında manevi danışmanların tutum ve davranış standartları arasında “Hizmet alanların sosyal, kültürel, etnik, cinsel yönelim, cinsel kimlik ve engel durumlarına duyarlı  olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>Mesleki Yeterlilik Kurumu ve Diyanet’in ortak hazırladığı Manevi Danışman Ulusal Meslek Standardı hakkında, sektördeki paydaşların 5 Ekim’e kadar değerlendirme göndermesi bekleniyor. Belgeye, bu görüş ve değerlendirmeler ışığında son hali verilecek.</p>
<p><a href="http://dinhizmetleri.diyanet.gov.tr/Documents/manevi%20danisman%20ums.pdf" target="_blank" rel="noopener">Ulusal Meslek Standardına göre</a>, manevi danışmanların tutum ve davranışları şöyle sıralanıyor:</p>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td>1. Belirsizlik durumlarına karşı tahammül göstermek</p>
<p>2.  Çalışma ortamındaki ilişkilerinde olumlu ve duyarlı olmak</p>
<p>3.  Çalışma zamanını işe uygun şekilde etkili ve verimli kullanmak</p>
<p>4.   Çevreyi korumaya karşı duyarlı olmak</p>
<p>5.   Geri bildirimlere ve eleştirilere açık olmak</p>
<p>6.   Hizmet alanların sosyal, kültürel, etnik, cinsel yönelim, cinsel kimlik ve engel durumlarına duyarlı olmak</p>
<p>7.   Hizmet sürecinde motive edici, destekleyici tutumunu sürdürmek</p>
<p>8.   Hizmet süreçlerinde kaliteye önem vermek</p>
<p>9.   Hizmet süreçlerini etik ve yasal kurallara uygun yürütmek</p>
<p>10. İlgili meslek elemanları ile işbirliği içinde uyumlu çalışmak</p>
<p>11. İş disiplini sağlamada doğru, etkili davranış ve tutumlara sahip olmak</p>
<p>12. İş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerini benimsemek</p>
<p>13. Kendi beden ve ruh sağlığını korumaya önem vermek</p>
<p>14. Mesleğine ilişkin konularda paylaşımcı olmak</p>
<p>15. Mesleğine ilişkin yeniliklere ve yeni fikirlere açık olmak</p>
<p>16. Mesleki gelişimini sürdürmeye önem vermek</p>
<p>17. Olaylar ve durumlar karşısında esnek ve olumlu davranış ve tutuma sahip olmak</p>
<p>18. Sosyal sorumluluk çalışmalarına katılımda istekli olmak</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/lgbti/200758-diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/">Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flormar Direnişi: Artan İşçi Kadın Eylemleri Neyi Gösteriyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/17/flormar-direnisi-artan-isci-kadin-eylemleri-neyi-gosteriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Aug 2018 07:58:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Flormar Direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Necla Akgökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Koca]]></category>
		<category><![CDATA[Şivan Kırmızıçiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sendikalaşmak isteyen işçilerin işten çıkarılmasıyla başlayan Flormar direnişi bugün 95. gününde. Çoğunluğunun kadın olduğu bu direnişi destekleyen Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi Başkan Yardımcısı Şivan Kırmızıçiçek, Petrol-İş Kadın Dergisi eski editörü Necla Akgökçe ve işçilerden Pınar Koca’yı dinledik. Necla Akgökçe kadın ağırlıklı eylemlerin niteliği ve bu eylemlerin sendikalar üzerindeki etkisi hakkında konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/17/flormar-direnisi-artan-isci-kadin-eylemleri-neyi-gosteriyor/">Flormar Direnişi: Artan İşçi Kadın Eylemleri Neyi Gösteriyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Şivan Kırmızıçiçek- Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi Başkan Yardımcısı</b></p>
<blockquote><p><i><span style="font-weight: 400;">“Oturalım. Karşılıklı diyalog kuralım, karşılıklı çözelim” dedik. “Ne firma zarar görsün ne çalışan zarar görsün.”</span></i></p></blockquote>
<p><b>Şivan Bey Flormar sürecinin nasıl başladığından bahseder misiniz bize?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Burası kozmetik üzerine üretim yapan bir firma. Biz Petrol-İş Sendikası olarak Ocak ayında bir örgütleme çalışması başlattık. Sayımız 60-70&#8217;e ulaştığında şirket bizden haberdar oldu. Haberdar olunca da  bu işi yürüten arkadaşlara baskı yapmaya başladılar sendikadan istifa etmelisiniz diye. Etmedikleri takdirde iş akitlerinin feshedileceği söylendi onlara. Sonrasında bu arkadaşlarımız bir adım atmayınca iş akitleri feshedildi. Aynı zamanda da diğer arkadaşlarımıza da baskılarını sürdü. Bizler sendika olarak iletişime geçmeye çalıştık. Aradık kendilerini. “Oturalım. Karşılıklı diyalog kuralım, karşılıklı çözelim” dedik. “Ne firma zarar görsün ne çalışan zarar görsün.” Onlar değerlendirip bize bir dönüş yapacaklarını söylediler. Ama maalesef bize bir dönüş yapmadılar. Tam tersine iş yapmaya devam ettiler. Üçer dörder bize baskı yaptılar. “İstifa edin, istifa etmezseniz diğer arkadaşlarınızı çıkardık. Sizi de aynı şekilde çıkartırız. Diğer sanayideki iş yerleriyle görüşürüz, bir yerde işe sokturmayız, ettirmeyiz” dediler. Sonrasında işten çıkartılan arkadaşların hiçbirisinin tazminatlarını da yatırmadılar.  Biz de sendikalılar olarak kapı önünde bir basın açıklaması yaptık. Bu basın açıklaması işlerin akışını daha çok hızlandırdı. Ramazan&#8217;ın ilk gününde burada toplu bir çıkışa giriştik. 60-70 arkadaşımızın iş akitlerini toplu bir şekilde feshettiler.. O günden beri direniyoruz. Toplu bir çıkış yapınca direnişe başlamak zorunda kaldık. Bizler direnişe başladıktan sonra toplam atılan işçi sayısı 85 kişiydi. Ondan sonra aynı zamanda içeride de üyelerimiz vardı. Biz üyelerimize sesleniyorduk. Sendikanın anayasal hak olduğunu, anayasal haklarına sahip çıkmaları gerektiğini söylüyorduk. İş veren bu defa fabrikanın etrafına dikenli teller çekti, brandalar çekti, duvarları yükseltti. Kapıları yükseltti. Her tarafı kapattı içerideki işçilerle bağımızı kırmak adına. Zaten burada çalışanların %80&#8217;i kadın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29773" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1-640x431.jpg" alt="" width="640" height="431" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1-640x431.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1-610x411.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1-320x215.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Bugünden itibaren sendikal sebeplerle fabrikadan çıkarılan kişi sayısı kaç?               </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">127 kişi.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Peki bu kişiler dava açtılar mı?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Evet.</span></p>
<p><b>Hukuki süreç devam ediyor o zaman?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşten atılır atılmaz davalarını açtık. Araya bir tatil girdiği için dava eylülde başlayacak.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Flormar başka ülkelerde de üretim ve satış yapan bir marka. Uluslararası kadın örgütlerinden destek istendi mi Flormar direnişinin başarıya ulaşması için? Destekler nasıl?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de destek daha yüksek buradaki kadın örgütleri başta olmak üzere. Türkiye&#8217;de destek var. Aynı amanda burası %70&#8217;i Fransız tekeli olan Yves Rocher&#8217;ye ait. Biz Yves Rocher üzerinden de bazı girişimlerde bulunduk. “İşte burada böyle hukuksuz bir durum var.” dedik. Yves Rocher aynı zamanda uluslararası süreçlere imza atmış bir firma. Çalışanlarının haklarını koruyacağına, sendika üye olmalarına teşvik edeceğine dair biirçok çalışmaya imza atmış ama Türkiye&#8217;de bunlara uymuyor. Aynı zamanda oradaki çalışanların sendikalı olmasına rağmen Türkiye&#8217;de maalesef Flormar işvereni bunu kabul etmiyor. Bunlar da işte bize “araştıracağız, işçilerin hakkına saygılı bir firmayız” dediler ama üç ay geçmesine rağmen maalesef hiçbir şey söz konusu değil. 85 kişi var burada direnişe başlayan ve atılan kişi sayısı 127 oldu. Diğerleri de içeride selam veriyor. Girerken bizi alkışlayan kim varsa kanunsuz eyleme destek vermekten 25.2 nolu maddeden attı bir de bu arkadaşlarımızı.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">127 insan hırsızlık yapmadık, bir suç işlemedik. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki haklarını kullanıp sendikaya üye olmak istediler. Ama bunu karşılığı maalesef hukuksuz bir şekilde 25.2. maddeden işten çıkarılmak oldu.</span></i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Bu maddenin ne anlama geldiğini söyler misiniz?</b><b><br />
</b><span style="font-weight: 400;">Yüz kızartıcı suçlar da bu maddeye giriyor. Hırsızlık, kavga gibi suçlar&#8230; Her şey 25.2&#8217;ye girer. 25.2&#8217;den çıkartılan kişi aynı zamanda işsizlik sigortasından da faydalanamıyor. İşçileri zaten tazminatsız bir şekilde attılar. Normalde biliyorsunuzdur işçi işinden çıkartıldığı zaman bu işsiz kaldığı sürelerde işsizlik fonundan yararlanabiliyor. Ama sırf bundan faydalanamasın diye bu 25.2. maddeden attılar arkadaşlarımızı. Bir el sallaman ya da sendikaya üye olman 25.2 olarak yorumlanıyor. Burada her türlü hukuksuzluk oluyor. Fabrika yönetimi bu ülkenin ne anayasasına saygı duyuyor ne işçilerin anayasal haklarına saygı duyuyor. Ama hiçbir yetkili de bu duruma maalesef herkes sessiz kalmış durumda herkes. AK Parti milletvekillerinden tutun MHP&#8217;lilere, HDP&#8217;liler, CHP&#8217;liler buraya geliyor ama bu olayın çözülmesi için somut adımı kimse atmıyor. Tam tersine üzerimizde büyük bir baskı var. Burayı terk etmemiz gerektiğini, dağılmamız gerektiğini, bitirmemiz gerektiğini söylüyorlar ama bu hukuksuzluğun çözümü hakkında kimse ciddi bir adım atmıyor yani.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Burada dediğim gibi 127 insan hırsızlık yapmadık, bir suç işlemedik. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki haklarını kullanıp sendikaya üye olmak istediler. Ama bunu karşılığı maalesef hukuksuz bir şekilde 25.2. maddeden işten çıkarılmak oldu. Birilerinin bir şeye el atmasını bekliyoruz, hiçbir şey yapamazlarsa bile bir arabulucu rolünü oynayabilirler. Diyalog olabilir. Devlet yetkililerinden bekliyoruz. Özellikle iktidar partisi ve iktidar milletvekilleri başta olmak üzere bu adımları atabilirler. 92 gündür  yağmur yiyoruz burada sıcak havada güneşin alnında pişiyoruz. Buradaki işçilerin büyük bir çoğu da AK Partili arkadaşlarımız. Ama hepsi şu an büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Maalesef kimse sesimizi duymuyor. Sesimizin duyulmasını istiyorum. Talebimiz bu.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8221;Biz sadece şu an kapının önünde direniyoruz. Fabrikaya sadece bir şans tanıyoruz. Sendikayı kabul etmesi, bizi daha fazla zorlamaması için bir şans tanıyoruz.&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Pınar Koca – Eski Flormar İşçisi</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b><br />
</b><b>Neden sendikalaşmak istediğinizi anlatır mısınız? İlk olarak neden sendikaya başvurdunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında bu Ocak ayından itibaren başladı ama bundan öncesinde de fabrikadaki yöneticilerden zam istedik, haklarımızın olduğunu söyledik, verdiği paraların bize yetmediğini defalarca söyledik ama bize her defasında farklı farklı şeylerle geldiler. Size bir örnek vereyim: 500 TL’lik bir kart veriyorlardı. Bununla marketlerde alışveriş yapabiliyoruz. Sonrasında bunu 250 TL’ye düşürdüler. Biz  “Verilen hakkı neden geri alıyorsunuz, neden düşürdünüz?” diye sorduğumuzda &#8220;Arkadaşlar o hak değil sadece bir hediyeydi” diye cevap verdiler. Daha sonrasında defalarca zaman talebinde bulunduk. %3 zamla burada o kadar insan var ki eve ekmeğini götüren. Yani bununla insanlar nasıl geçinebiliyor? Hak vermeyi geçin, zam konusunda bile defalarca uyardık ama bizi muhatap almadılar. Daha sonrasında bütün arkadaşlarla birlikte toplandık. Konuştuk. Bunların bizden tarafta olmadığını, işçiye zam yapmadıklarını veya değer vermediklerini. Hakkımızı almamız gerektiğini düşündük. Daha sonra arkadaşlarla konuştuktan sonra topluca bir karar verdik. Petrol İş Sendikası’na gittik. Orada konuştuk. Daha sonra herkes üye oldu. Üye sayımız tamamlandı. Üye olduğumuzu anladıktan sonra bizi işten tek tek çıkarmaya başladılar.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Peki, siz kadın işçi ağırlıklı bir eylemci grubusunuz. Bu süreçte kadın örgütlerinin size verdiği desteğin ölçüsü nasıldı? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bu konuda gerçekten çok memnunuz.  Çünkü sürekli kadın örgütlerinden, STK, feministler olsun, hepsinden defalarca kez bize destek geliyordu. Bu konuda gerçekten çok mutluyuz. Sonuçta biz bayanız. Ekmeğimizin derdindeyiz, ekmeğimizi istiyoruz. O yüzden bayanların bizim yanımızda olması bizi çok mutlu ediyor. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Peki Pınar Hanım, son olarak şunu sormak istiyorum. Şimdiye kadar yürüttüğünüz eylem fabrikanın önünde eylem yapmaktı. Aynı zamanda çalışan işçilere selam yolluyorsunuz dışarıda. Sizce başka neler denenebilir?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Biz aslında deneyebileceğimiz şeyleri deneyebiliyoruz. Hatta bizim haberimiz olmadan bile İstanbul&#8217;da, Fransa&#8217;da boykot oluyor. Bizi destekleyen kadın grupları yapıyor boykotu. Biz dediğimiz gibi daha bu eyleme başlamadık. Biz sadece şu an kapının önünde direniyoruz. Fabrikaya sadece bir şans tanıyoruz. Sendikayı kabul etmesi, bizi daha fazla zorlamaması için bir şans tanıyoruz. Şu an yürüyen boykot, kadın örgütlerinin ya da çeşitli STK&#8217;ların bize vermiş olduğu destek. Eğer böyle devam ederse&#8230; Bizim tavrımız sert değil, kavga dövüş değil ama tavrımız daha fazla büyüyecek. Her yerde boykotlar yapacağız. Çünkü şu an bizi destekleyen insanların yaptığı boykotla Flormar %70 indirimde. Yves Rocher %50 indirimde. Biz daha boykota başlamadık. Sadece bize yardım eden insanların yaptığı boykotlar bunlar. Biz de yaptığımızda sanıyorum %70&#8217;e değil, %100&#8217;e varan bir indirim falan olacak Flormar&#8217;da.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29774" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/necla_akgokce_kadin_istihdami_3aralik2017.jpg" alt="" width="610" height="380" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/necla_akgokce_kadin_istihdami_3aralik2017.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/necla_akgokce_kadin_istihdami_3aralik2017-320x199.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></p>
<p><b>Necla Akgökçe- Petrol-İş Kadın Dergisi eski editörü</b></p>
<blockquote><p><i><span style="font-weight: 400;">Cinsiyetçi emek piyasalarında kadınlar genellikle erkeklerin yapmadığı ucuz ve koşulları çok kötü olan işlerle çalışıyorlar</span></i></p></blockquote>
<p><b>Flormar işçileriyle esas öğrenmek istediğim şey, daha önce TEDİ işçileri, yine kadınların ağırlıkta olduğu Sera Pool işçileri son dönemlerde kadın işçilerin eylemliliklerini daha ön plana çıkartıyor bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, onu merak ediyorum. </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Şöyle değerlendirmek mümkün cinsiyetçi emek piyasalarında kadınlar genellikle erkeklerin yapmadığı ucuz ve koşulları çok kötü olan işlerle çalışıyorlar. Bu kötü ve ucuz çalışma kadınları ister istemezse bu koşulları ortadan kaldırmak için bir şey yapmaya itiyor. Tabii sendikalaşma istekleri ortaya çıkıyor. Sendikaya üye olursak bu şartları bir miktar kendi lehimize çevirebiliriz gibi bir bilinç ortaya çıkıyor. Her zaman kendiliğinden olmayabilirdi. Bazen orada çalışma yapan bir takım grupların sorumlu göstermesi ile de ortaya çıkmış olabilir. Fakat temelde kadınlar gerçekten çok kötü koşullarda çalışıyorlar emek piyasalarında. Emek piyasasının en altında olan kesimler. Ben genel olarak bu örgütlenme isteklerini ve örgütlenme istekleri neticesinde ortaya çıkan bu grev ve direnişleri bu biçimde değerlendiriyorum.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29776" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar-1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Geçmişte kadın politikası oluşturuyorduk. Herhangi bir direnişte sendikaya dair kadın politikası oluşturma birikimine sahiptik. Şimdi öyle bir şey yok.” </span></i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Biz sendikalarda kadın ağırlığını pek göremiyorduk. Yakın zamanda DİSK&#8217;in başkanı kadın bir başkan oldu. Bu belki olumlu bir adımdı. Bir şekilde kadın eylemlerinin görünür olması sendikalardaki toplumsal cinsiyet ayrımcılığını dengeleyebiliyor mu? Etkileyebiliyor mu?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Şöyle diyeceğim bazı sendikalarda evet. Ama bunu genelleyemeyiz. Çünkü sendikalarda hala ister solda ister sağda olsun, ideolojilerinden bağımsız olarak köklü, sağlam bir erkek  egemen düzen var. Bu düzen devamlı kendi kültürünü, yani erkek egemen kültürü, devamlı çeşitli araçlarla, örgütlenme araçlarıyla, yayınlarıyla, ilişkileriyle, gündelik ilişkileriyle devamlı yeniden üretiyor. Bu devamlı üretim de kadınların bu sürece girmesini engelliyor. Çünkü sendikalardaki kültürel atmosfer erkek egemen olduğu için sendikalar içerisinde toplumsal cinsiyet merkezli bir çalışma yapmaya çalışan kadınlar oraya topluyorlar. Oraya tosluyorlar, bunu ortadan kaldırmanın olanağı ne? Daha fazla kadının sendikaya üye olması ve daha fazla kadının toplumsal cinsiyet duyarlılığına sahip olması. Bunu şu koşullarda öyle olduğunu söylemek mümkün gözükmüyor. Ama sizin de dediğiniz gibi istisnalar var. O çatlaklardan girebilir miyiz? Evet bazı sendikalar için bunu söyleyebiliriz.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Flormarla ilgili şunu söylemek isterdim; geçen günlerde Novamed mücadelesinin </span><a href="https://catlakzemin.com/bir-kadin-grevi-novamed-okuyuculari-ile-bulustu/"><span style="font-weight: 400;">kitabı çıktı</span></a><span style="font-weight: 400;">. Bizim ilk kadın hareketiyle sendika ve örgütlerle karşılaştığımız ve başarıyla sonuçlanan bir grevdi. Flormar açısından şöyle bir şey var. Eskiden Petrol-İş’te kadın bürosu gibi çalışan bir kadın dergisi vardı. Kadın bürosu gibi çalışan kadın dergisinin iişlevsizleştirilmesinin deolojik nedenleri vardı. İdeoloji neden derken cinsiyetçi bakış açısıyla işlevsizleştirilmesinden bahsediyorum. Bu durum Flormar grevinin uluslararası planda sendikaların kadın yapılarını harekete geçirmemizi engelledi. Yani bu kurumsal adamların kadın çalışması da neymiş efendim. 3 kere çıkarırız ya da kim olsa onla yaparız anlayışının buradaki grevin seyrini de etkilediğini düşünüyorum ben. Eğer orada Novamed&#8217;teki gibi  sağlam bir büro olsaydı biz orada sendikaların dünya sendikalarının kadın yapılarını harekete geçirip kadın ezilmesi üzerinden yürütürdük. Mesela “Novamed&#8217;te çiğnenen kadının insan haklarıdır” dedik. Kadın ezilmesi üzerinden kurumsal yani örgütlü bir karşı çıkışı örgütledik. Batıda bu tür sendikal hareketler uluslararası dayanışmayla sonuca ulaşır. Oradaki sendikalı kadınların mücadelesi Novamed&#8217;in seyrini değiştirmişti ama burada onu yapma olanağımız yok. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Çok önemli bu kıyaslama. Bir şey soracağım. Sendika bu tür bir karşılaştırmaya nasıl cevap verir?</b></p>
<p><b></b><span style="font-weight: 400;">Şöyle diyeceklerdir size. Kadın dergisi var, o da çalışıyor. Kadın dergisi çıkıyor ama biz o zaman büro gibi çalışıyorduk. Kadın politikası oluşturuyorduk. Herhangi bir direnişte sendikaya dair kadın politikası oluşturma birikimine sahiptik. Şimdi öyle bir şey yok. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29775" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar2-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar2-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar2-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar2-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/flormar2.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/17/flormar-direnisi-artan-isci-kadin-eylemleri-neyi-gosteriyor/">Flormar Direnişi: Artan İşçi Kadın Eylemleri Neyi Gösteriyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Çalışanları: Ölmek İstemiyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/saglik-calisanlari-olmek-istemiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Aug 2018 13:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Azizoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[DÜTAB]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır'da doktor Ahmet Azizoğlu'na yönelik saldırı, meslektaşları tarafından protesto edildi. Azizoğlu, iki gün önce 10 kişinin saldırısına uğramış ve burnu kırılmıştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/saglik-calisanlari-olmek-istemiyoruz/">Sağlık Çalışanları: Ölmek İstemiyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar son bulmuyor. Son olarak Doktor Ahmet Azizoğlu, görev yaptığı Dicle Üniversitesi Acil Servisi’nde hasta yakını 10 kişinin saldırısına uğradı. Sağlık çalışanları hem saldırıyı protesto etmek hem de sağlıkta dönüşüm politikalarının geldiği noktaya dikkat çekmek için bugün hastane önünde basın açıklaması yaptı. SES Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası, Diyarbakır Diş Hekimleri Odası ve DÜTAB Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistanları Birliği (DÜTAB) ile TTB Merkez Konsey üyesi Halis Yerlikaya’nın katıldığı açıklamada her fırsatta sağlık çalışanlarının hedef haline getirildiğine dikkat çekildi.</p>
<p><strong>KIŞKIRTILMIŞ SAĞLIK TALEBİ</strong></p>
<p>Son zamanlardaki sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara dikkat çekilen açıklamada, “Azizoğlu’nun, hasta yakını 10 kişinin saldırısında gözlüğü ve burnu kırılmış, ayaklarında incinme meydana gelmiştir” bilgisi verildi.</p>
<p>Hükümetin sağlık politikalarının da eleştirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Mevcut sağlık politikalarının yarattığı çarpıklıklar ve kışkırtılmış sağlık talebi, sağlık emekçileri ve hasta yakınlarını karşı karşıya getirmiştir. İktidarın bu sorunun üzerine gitmek yerine her fırsatta sağlık emekçilerini hedef göstermesi sağlıkta şiddeti arttırmıştır. Sağlık Bakanlığı, sağlık örgütlerinin ve sağlık emekçilerinin önerilerini kabul etmemiş, bugün geldiğimiz duruma zemin hazırlamıştır. Daha önce kaybettiğimiz sağlık emekçilerinden ve ülkenin her yerinden gelen beyaz kodlardan ders alınmamıştır. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmaktadır. Hastaneler, özellikle acil servisler, her an bir arkadaşımızı daha kaybedebileceğimiz bir kaos ortamına dönüşmüştür. Sağlıkta dönüşüm programının, hastalardan alınan katkı-katılım payının etkisiyle her yıl nüfusumuzdan fazla sayıda acil servis başvurusu olmakta ve bu kışkırtılmış acil sağlık talebi eldeki olanaklarla karşılanamamaktadır. Vatandaşın sağlık hizmet beklentisinin medya ve iktidar tarafından yapay biçimde yükseltilmesi, bugün karşı karşıya olduğumuz tabloya yol açan en önemli etkenlerdendir.”</p>
<p><strong>‘YAŞATMAYA ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ’</strong></p>
<p>Kamu idaresinin yaralanmalara sebep olan saldırılara karşı sağlık emekçilerinin güvenliğini sağlamak adına yeterli, etkili ve caydırıcı önlemler almadığı belirtilen açıklamada, bu durumun sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit etmeye devam ettiğini ve sağlık hizmet sunumunu da sürdürülebilir olmaktan çıkardığı vurgulandı.<br />
Açıklamanın devamında sağlık çalışanlarının şu talepleri dile getirildi:</p>
<p>* Bizler yaşatmaya çalışırken yaşamlarımızdan olmak istemiyoruz. Bu kadar açık şekilde gelen şiddet dalgasında bir arkadaşımızı daha kaybetmek istemiyoruz.</p>
<p>* Mesleğimizi icra ederken hastalarımıza yeterli süre ayırmak ve güvenli ortamlarda çalışmak istiyoruz. Bu nedenle, daha önce de yaptığımız önerileri bir kez daha tekrarlıyoruz;</p>
<p>-Türk Tabipleri Birliği’nin defalarca dile getirdiği Sağlıkta Şiddeti Önleme yasası bir an önce çıkarılarak, şiddet uygulayanlara hapis cezasının yasallaşması sağlanmalıdır.</p>
<p>-Çarpıtılmış sağlık anlayışıyla sağlık emekçisi ve hasta yakınlarını karşı karşıya getiren politikalardan vazgeçilmelidir.</p>
<p>-Sağlık kuruluşlarında çalışma arkadaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için caydırıcı, önleyici ve gerçekçi önlemler bir an önce hayata geçirilmelidir.</p>
<p>Bu uyarılarımızın ve önerilerimizin hayati önem arz ettiğini tekrarlıyoruz. Ölmek istemiyoruz. Yaralanmak, hakaretlere maruz kalmak istemiyoruz.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/08/13/saglik-calisanlari-olmek-istemiyoruz/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/saglik-calisanlari-olmek-istemiyoruz/">Sağlık Çalışanları: Ölmek İstemiyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
