<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hukuk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/hukuk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jul 2024 10:27:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hukuk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnanç Özgürlüğü Girişimi 2023 Nefret Suçları Raporu Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/11/inanc-ozgurlugu-girisimi-2023-nefret-suclari-raporu-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2024 10:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86611</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi’nin “Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları 2023” raporu yayımlandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/11/inanc-ozgurlugu-girisimi-2023-nefret-suclari-raporu-yayimlandi/">İnanç Özgürlüğü Girişimi 2023 Nefret Suçları Raporu Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılından bu yana <span style="font-weight: 400;">düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün korunması için çalışmalar yürüten <b>Norveç Helsinki Komitesi </b><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/"><b>İnanç Özgürlüğü Girişimi</b></a>&#8216;nin  hazırladığı </span><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları 2023”</span><span style="font-weight: 400;"> raporu yayımlandı. </span><span style="font-weight: 400;">Raporda, 2023 yılında yaşanmış 47 nefret suçu veya olayı tespit edildi. Bu olaylarda hedef olan gruplar sırasıyla; Hristiyanlar, Yahudiler, Aleviler, Müslümanlar, Ezidiler ve ateistler oldu. Çalışma, medya izleme sürecinde erişilen veriler ile din veya inanç topluluklarından gelen bildirimleri temel alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda, 2023’te özellikle Protestanlara ve Yahudilere yönelik nefret suçlarında bir artış gözlemlendiği belirtildi.  </span><span style="font-weight: 400;">2023 yılında yaşanan nefret suçu veya olaylarının çoğunda, önceki yıllarda olduğu gibi, nefret suçu boyutunun irdelendiği etkili bir hukuki süreç yürütülmediği ve bu suçların sıklıkla cezasız kaldığı görülüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Funda Tekin tarafından kaleme alınan raporda, kişileri, toplumları veya kurumları din, inanç veya inançsızlıkları nedeniyle hedef alan nefret suçlarının, Türkiye&#8217;nin önemli insan hakları sorunlarından biri olduğu ifade edildi. Bu suçların, mağdura ve onların ilişkili olduğu gruba toplumun kalanıyla eşit haklara sahip olmadığına dair bir mesaj verdiği ve toplumsal barışa yönelik büyük bir engel teşkil ettiği belirtildi. </span></p>
<p><b>Hristiyanlar ve Yahudiler ilk sırada </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzleme çalışması kapsamında, 2023 yılında “hedef alınan gruba göre” ulaşılan nefret suçu/olayı bilgisi şöyle:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Hristiyanlar 22,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yahudiler 14,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Aleviler 7,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Müslümanlar 4,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ezidiler 2,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ateistler 1.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda yer alan verilere göre, 26 tehdit veya tehdit edici davranış, 11 kişilere yönelik şiddet içeren saldırı, 9 ibadet yeri veya mezarlıklara zarar verme, 7 mala veya eşyaya zarar verme, 3 hakaret ve 1 taciz olayı yaşandı. </span><span style="font-weight: 400;">Geçmiş yılların izleme verileriyle birlikte de değerlendirme yapan raporda, mezarlık, ibadet yeri, ev </span><span style="font-weight: 400;">veya okul gibi din veya inanç topluluklarıyla ilişkili mekânlara yönelik saldırıların en sık karşılaşılan </span><span style="font-weight: 400;">olaylardan olduğu tespit edildi. </span><span style="font-weight: 400;">2020’den bu yana ise en çok hedef alınan gruplar 52 olayla Hristiyanlar, 42 olayla Aleviler ve 23 olayla Yahudiler oldu. Raporda bu verilerin, Türkiye tarihi boyunca birçok kez nefret suçunun hedefi olan bu gruplara karşı kemikleşmiş önyargıların ve düşmanca tutumların devam ettiğini gösterdiği belirtildi.</span></p>
<p><b>İhbar sorunları </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda, nefret suçlarının genel olarak yaşanandan az ihbar edildiği ve raporlandığı ve bu nedenle ortaya çıkan rakamların yaşanan olayların sadece bir kısmını yansıttığı ifade edildi. Nefret suçlarının ihbar edilmesinin önündeki temel engeller şöyle sıralandı: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Mağdurların önyargı saikli eylemleri kanıksamış olması ve ihbar veya rapor etme eşiklerinin yüksek olması;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">kişilerin dışlanma riskini düşünerek ihbar etmekten kaçınmaları;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">mağdurların iddialarının ciddiye alınmayacağına veya ihbarda bulunduklarında, polis memurları tarafından da dahil olmak üzere, daha büyük mağduriyete uğrayacaklarına dair endişeleri.</span></li>
</ul>
<p><b>İhtiyaçlar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda, Türkiye’deki yasal mevzuat ve uygulamanın bu suçlara karşı oldukça etkisiz ve uluslararası insan hakları hukukuyla uyumlu olmadığı vurgulandı. Raporun ortaya koyduğu veriler ışığında, Türkiye’de bu suçlarla mücadelenin ivedilikle ve çok yönlü bir şekilde geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Nisan 2021 tarihli İnsan Hakları Eylem Planı, bir yıl içinde ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme ile bu suçlara dair veri tabanı ve istatistiklerin iyileştirilmesi hedeflerini içeriyordu. Ancak bu hedeflere ulaşılmış değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta insan hakları standartlarını temel alan bir nefret suçu mevzuatı olmak üzere, bazı öncelikli ihtiyaçlar şu şekilde sıralandı:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Nefret suçlarına yönelik etkili soruşturulma yapılması;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçlarının kamu kurumları tarafından sistematik bir şekilde izlenip raporlanması ve ayrıştırılmış verilerin kamu ile paylaşılması;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">zarara ilişkin etkili tazmin;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">mağdurların desteklenmesine yönelik bütünsel bir yaklaşım;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">sivil toplumun nefret suçu konusunda izleme ve savunuculuk çalışmaları yapması;</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">nefret suçlarıyla mücadele için çok paydaşlı çalışmalar.</span></li>
</ul>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için<a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-inanc-veya-inancsizlik-temelli-nefret-suclari-2023-raporu-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/11/inanc-ozgurlugu-girisimi-2023-nefret-suclari-raporu-yayimlandi/">İnanç Özgürlüğü Girişimi 2023 Nefret Suçları Raporu Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Sistemini İzleme Derneği Gönüllülerini Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/28/adalet-sistemini-izleme-dernegi-gonullulerini-ariyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 11:04:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Sistemini İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Sistemini İzleme Derneği, adil yargılanma hakkı merkezinde birçok hak alanına ilişkin izleme faaliyetleri yürüten ekibine katılacak gönüllüler arıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/28/adalet-sistemini-izleme-dernegi-gonullulerini-ariyor-2/">Adalet Sistemini İzleme Derneği Gönüllülerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dernek, hukuk okuryazarlığının artırılması amacıyla eğitimler düzenliyor.</p>
<p>Bu çerçevede,</p>
<ul>
<li>Adil Yargılanma Hakkı</li>
<li>Çevre Hakkı</li>
<li>Çocuk Hakları</li>
<li>İfade Özgürlüğü&amp;Örgütlenme Özgürlüğü</li>
<li>Kadın Hakları</li>
<li>LGBTİ+ Hakları</li>
<li>Mülteci Hakları</li>
<li>Temel Hak ve Özgürlükler (Yaşam Hakkı, İşkence Yasağı vb.)</li>
</ul>
<p dir="auto">gibi alanlara ilgisi olan, izleme, raporlama, savunuculuk, eğitmenlik, proje yazma ve yönetimi gibi alanlarda deneyim sahibi olmak isteyen gönüllüleri çağırıyor.</p>
<p dir="auto">İlana başvuru için<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdrgzrJeJLScld0eKoVc7xtN3nlwR8noq0k16ZOYRzYiPDDPg/viewform" target="_blank" rel="noopener"> buraya tıklayabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/28/adalet-sistemini-izleme-dernegi-gonullulerini-ariyor-2/">Adalet Sistemini İzleme Derneği Gönüllülerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜniKuir Derneği, LGBTİ+ Hakları Hukuku Programı Düzenlliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/unikuir-dernegi-lgbti-haklari-hukuku-programi-duzenlliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2022 08:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ünikuir Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ+ Hakları Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği, stajyer avukatlar ve 4. sınıf hukuk öğrencileri için çevrim içi olarak 7 ay sürecek LGBTİ+ Hakları Hukuku Programı düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/unikuir-dernegi-lgbti-haklari-hukuku-programi-duzenlliyor/">ÜniKuir Derneği, LGBTİ+ Hakları Hukuku Programı Düzenlliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Program, Avukat Mahmut Şeren ve Avukat S. Duygu Çildoğan&#8217;ın kolaylaştırıcılığında 29 Ekim 2022&#8217;de başlayıp Mayıs 2023&#8217;e kadar sürecek.</p>
<p>Program kapsamında LGBTİ+&#8217;lara ve insan haklarına ilişkin temel bilgilerden başlayarak LGBTİ+&#8217;ların haklarını etkileyen hukuki düzenlemeleri, süreçleri ve mekanizmaları ayrıntılı olarak incelenecek. Program kapsamında ayrımcılık yasağı, özel hayata saygı hakkı, cinsiyet uyum süreci, interseks hakları, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü, yaşam hakkı, eğitim hakkı ve çalışma hakkı gibi başlıklar LGBTİ+ hakları bağlamında tartışılacak. Bu sayede kısa süre sonra hukuk pratiği içerisinde yer alacak stajyer avukatların ve 4. sınıfta okuyan hukuk öğrencilerinin LGBTİ+ hakları hukukuna ilişkin kapasitelerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Program boyunca her ay çevrim içi olarak ve her biri 1.5-2 saatten oluşan iki buluşma gerçekleştirilecek. Başvuru neticesinde programa katılımı kabul edilen kişilerin, eğitimler ve ödevlerden oluşacak programın en az %80&#8217;ine katılım göstermesi beklenmekte.</p>
<p>Başvururken bazı buluşmaların vize/final haftalarına denk gelebileceğini göz önünde bulundurunuz.</p>
<p>Program takviminin kapsamlı izlencesi daha sonra katılımcılarla paylaşılacaktır.</p>
<p>Başvuru formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/1JoIt8YEPglxLhxO1xh-Aw7ut_GD0Ij8ccebVXj3C-Go/viewform?edit_requested=true" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/unikuir-dernegi-lgbti-haklari-hukuku-programi-duzenlliyor/">ÜniKuir Derneği, LGBTİ+ Hakları Hukuku Programı Düzenlliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 May 2022 15:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Dernekler Mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Dikmen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tarlabaşı toplum merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81048</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Sivil toplum, değişikliklerin yıkıcı etkilerini uzun vadede görecek.' Bu tespitleri yapan KAOS-GL Hukuk Koordinatörü Kerem Dikmen, Gezi Davası ve diğer davalarda sivil toplumun darboğazdan çıkmaya çalıştığını ve bunun da tüm kısıtlara rağmen örgütlenmekle mümkün olabileceğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/">&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="&#039;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/R3E-e2vYD3A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Kitle imha silahlarına yönelik düzenleme de dâhil olmak üzere, son birkaç yılda sivil toplumu ilgilendiren mevzuat değişikliklerinin, STK’lar üzerinde nasıl bir etkisi oldu? İçinde olduğunuz kurumların deneyimleri ve diğer STK’lara dair gözlemleriniz neler?   </strong></p>
<p>Buradaki temel problemlerden biri bu konudaki mevzuatın sınırlılıkları: bir derneğin faaliyetini yürütürken bakması gereken beş farklı kanun maddesi var. Ayrıca, Dernekler Kanunu&#8217;nun içerisindeki bazı maddeler, Ceza Kanunu’na ve dolaylı olarak terörle mücadele mevzuatına atıf yapıyor. Her şeyden önce bunun daha saf hale getirilmesi gerekir. Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Önlenmesi Kanunu’nun içeriğindeki maddelerin büyük bir kısmı Dernekler Kanunu&#8217;nu değiştirdi.</p>
<p>Bu değişikliklerle, temel olarak derneklerin “risk odakları” olarak algılandığı bir metni gördük. Dernekleri “risk sınıflandırması yapılması gereken topluluklar” olarak görürseniz buna göre onların düzenini tesis edersiniz. “Bu neyi değiştirdi?” diye bakarsak, biz çok mikro düzeyde bir resmin küçük boyutuna odaklanmış oluruz. Türkiye&#8217;de sivil toplumla ilgili mevzuatın gittiği yer de böyle bir yer. Biz aslında sivil alanda iklimin değiştiğini görüyoruz.  Bir norm yürürlüğe girdiği zaman, bunun hemen yarın etkisini göremeyiz.  Türkiye’de sivil toplum bunun yıkıcı etkilerini uzun vadede görecek.</p>
<blockquote><p>Sivil alanda denetim fırtınası esiyor!</p></blockquote>
<p><strong>Pratikte ne oldu? Dernekler bundan nasıl etkilendi? </strong></p>
<p>Biz daha çok başındayız: normların hayattaki etkilerini görmek biraz daha uzun vadeli gözlem yapmayı gerektiriyor. Aktif olan derneklere baktığımızda, bir denetim rüzgârı, denetim fırtınasının estiğini görüyoruz. Dernekler denetlenecek tabii ama dernekleri “riskli yapı” olarak görmek Dernekleri senelik aralıklarla herhangi bir gerekçe olmaksızın senede bir denetlenmesinden bahsediyorsunuz. Bir derneğin denetlenmesi demek o derneğin çalışanlarının, o derneğin, gönüllülerin, o denetimden önceki ve denetim süresinde ve denetim süreci bittikten sonra denetçilerin hazırladığı raporlarla ilgili yazışmalar ya bu aslında derneklerin emeklerinden ve vesairelerinden çalınan bir zaman anlamına geliyor.</p>
<p>Örneğin dernekler zaten DERBİS sistemi üzerinden ya da periyodik beyannamelerle zaten kendilerinden istenilen bilgileri devlete veriyor. Yabancı kuruluşlardan aldıkları fon destekleriyle ilgili kullanmadan önce bu paraları devlete zaten bilgi veriyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bu bilgilerin hepsini tekrar bir denetim sürecine sokmak, bu aslında onları asli işlerinden alıkoymak.</p>
<p>Hastaneye diyorsunuz ki “sizi denetleyeceğim. Üç gün, beş gün bir hafta hizmet verme” diyorsunuz. Bu böyle bir şey çünkü sivil toplum da toplumsal hayatta bir ihtiyaca gidermeye çalışıyor. Siz bu denetim şeyiyle birlikte fırtınasıyla birlikte onu çalışamaz hale getiriyorsunuz. Bir diğer diğer yön de şu: uzun vadede insanlar dernekleri kriminal bir yapı olarak gördüğü için üye olmaktan kaçınacaklar. Bu da örgütsüz bir toplum ve ifade özgürlüğünün kullanılamaması demek.</p>
<blockquote><p>Gezi Davası ile topluma sınırlarını göstermek, ona sınırlarını çizmek ve o sınırların dışına çıkıldığında ne tür bir sonuçla karşı karşıya kalacağını somut olarak göstermek…</p></blockquote>
<p><strong>Gezi Davası’nda alınan kararın sivil toplum üzerindeki etkisi ve önemini, hukuki boyutuyla nasıl değerlendirirsiniz? </strong></p>
<p>Siz bir eylemi cezalandırdığınızda artık toplumun o eylemi gerçekleştirmemesi gerektiği konusunda bir bilinç oluşturmaya çalışırsınız. Gezi Davası olarak bildiğimiz davada da bu yönü ağır basan bir cezalandırma var. Toplumun toplu olarak ses vermesiyle ilgili olarak, bu dava sonucunda verilen karar geçmişe dönük değil, geleceğe dönük bir mesaj. Topluma sınırlarını göstermek, ona sınırlarını çizmek ve o sınırların dışına çıkıldığında ne tür bir sonuçla karşı karşıya kalacağını somut olarak göstermekle ilgili bir anlamı var diye düşünüyorum.</p>
<h5><strong>Sivil Toplum Bilincine Açılmış, Tahrip Etkisi Yüksek Davalar!</strong></h5>
<p><strong>Tarlabaşı Toplum Merkezi ve KCDP hakkında devam eden yargı süreci, “münferit” olarak değerlendirilebilir mi? Söz konusu davalar, hukuki boyutuyla sivil alanı nasıl etkiliyor?    </strong></p>
<p>Toplumun örgütlülüğüne, sivil toplumun varlığına dönük bu tür davaları, “münferit”, sadece nokta atışı yapılan yerlerde tahribata yol açacağını düşünmemeliyiz.  Bunlar sivil toplumun bilincine açılmış davalar. Son gelen değişikliklerden sonra, bahsettiğim iklim değişikliğinin sonuçlarından biri de bu davalar oldu. Çok tahrip etkisi yüksek bu davalar açıldıktan sonra artık derneklerin Anayasadaki ya da Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki örgütlenme özgürlüğünü gerçekleştirmesinin birer araçları olma ihtimalleri ortadan kalkıyor.</p>
<p>Burada topluma verilen mesaj “tek tek bireyler olarak varlığınız tamam ama örgütlenmeniz durumunda bir takım baskılarla yüz yüze kalacaksınız”. Bu kadar kaygılarla yüklü bir bünyenin, bu tür yargısal ve idari tacizlerle sürdürülen bir sivil hayattan dernekleşme özgürlüğünü kullanması ya da vakıflar veya diğer güzel kişilikler aracılığıyla örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasını beklemek saflık olur.</p>
<h5><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-81050 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-640x550.jpg" alt="Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!" width="491" height="422" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-640x550.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-1280x1099.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-1024x879.jpg 1024w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></strong></h5>
<h5><strong>Sivil </strong><strong>Toplumun Darboğazdan Çıkma Çabası</strong></h5>
<p><strong>“Sivil alanın daraldığı” tespitleri, mevzuat değişiklikleri ve denetimler karşısında, sivil aktörlerin güçlü bir dayanışma sergilediği ve karar alıcılar üzerinde etki yaratacak şekilde savunuculuk faaliyeti yürüttükleri söylenebilir mi? Sivil toplum kendine özeleştiri yapmalı mı? </strong></p>
<p>Özeleştirileri verebilmek için vermek için öncelikle çevresel faktörlerin neler olduğunu    kararını vermiyor. Birtakım düzenlemeler, bir takım yargı kararları oluyor üzerine bu teşhisi yapıyoruz. Bir de şunu söylemek lazım: Türkiye özellikle 2000’li yıllarda Avrupa Birliği&#8217;yle yakın ilişkili olduğu dönemde bir takım reform süreçlerini hayata geçirdi. Orada<br />
özgürlük alanını gerçekten genişleten adımlar atıldı ki bu düzenlemelerin böyle bir etkisi var iken, şimdi de yeni düzenlemelerin sivil alanı daraltan etkisini görüyoruz.<br />
İkincisi, daralma içsel faktörlerden mi kaynaklanıyor? Yanıtını iyi vermek lazım. Gördüğüm kadarıyla bir dayanışma davranışı var ama şu da var : bu son kanuni değişikliklerle birlikte, zehirli yapılar olarak görüldü dernekler ve derneklerin işbirlikleri ağlar dahil oldukları ağlar ve platformlar üzerinden “toksik etkinin” diğerlerine de yansıması ihtimali var.</p>
<p>Mesela Dernekler Kanunu’ndaki son değişiklik, denetlenen derneğin ilişkide olduğu derneklerden istenilen belgelerin de karşı konulmaksızın denetçilere ibrazı hatta bankaların duruma göre kamu kurumları tarafından istenildiğinde denetçilerin ibrazına ilişkin zorunlu düzenlemeler var. Dolayısıyla, A sivil aktörüyle B sivil aktörü arasında iş birliği, ileride bir gün B sivil aktörünün uğradığı bir denetimden ötürü, A isimli sivil aktörün denetleneceği bir noktaya vardırılabilir.</p>
<p>Yaşadık bunları, geçmişte oldu bu Türkiye&#8217;de. “Neden şununla iş birliği yaptın?” “Neden  şuradan fon kullandın?” Bu tartışmalar geçmişte nasıl bir etki yarattı? Dolayısıyla, o dayanışma kanallarının da aslında, adı konularak değil ama dolaylı olarak engellendiğini görüyoruz. Bu konudaki dayanışmacı motivasyonun kırıldığını da görüyoruz maalesef.</p>
<p>Bence sivil toplum bu darboğazdan gerçekten çıkmaya çalışıyor. Ancak sivil toplum karar alıcılara ulaşamıyor. Karar alıcılara ulaşamadığınız noktada, karar alıcılara ulaşabilen diğer öznelerle, bir savunuculuk tekniği olarak. Ama karar alıcılara ulaşabilen diğer sivil öznelere de ulaşamıyorsunuz. Çünkü siz kriminalize edildiğinizde, karar alıcılara ulaşabilen sivil aktörler nezdinde de “uzak durulması gereken kriminaller” olarak yani potansiyel suçlular olarak görüyorsunuz. Bu da nihai olarak sivil alandaki dayanışmayı engelliyor, savunuculuk kararlarını etkiliyor.</p>
<p>Bir de şu boyutu var: finansal boyutu da var meselenin. Zaten bir ekonomik krizi de yaşıyoruz. Türkiye&#8217;de sivil toplumun durumunun pek iyiye gittiğini söyleyemeyiz ama ben bir çıkış noktası olacağını da düşünüyorum. Türkiye tarihine baktığınızda ya da  dünyada Türkiye&#8217;ye benzeyen diğer ülkelerin tarihine baktığınızda da zaman zaman bu tür geri çekilmeler oluyor. Sivil toplumun devlet kurumları tarafından takip edildiği idari ya da yargısal tacizlerle tahrip edildiği, işlemez hale getirildiği, daraltıldığı, kriminalize edildiği dönemler oluyor.<br />
Ama bir yandan da sivil toplum biriktiriyor ve eminim genişleme dönemi olacak. Bu genişleme dönemi de elbette Türkiye toplumunun daha refah içerisinde, daha huzur içerisinde, daha barış içerisinde yaşadığı bir dönem olacak.</p>
<h5><strong>‘Tüm Kısıtlara Rağmen Örgütlenelim’</strong></h5>
<p><strong>Hukuki konularda desteğe ulaşamayan sivil aktörler, kendilerini etkileyen düzenleme ve uygulamalara karşı ne(ler) yapabilir? Ne önerirsiniz? </strong></p>
<p>Bu ihtiyacın artması tek başına bir tespit zaten çünkü hukuki destek, sivil alanda bu kadar ihtiyaç değildi, son yıllarda arttı. Bu konuda baroların adli yardım servisleri, küçük ölçekli yerellerde faaliyet gösteren STK’lar tarafından bunu bir uyuşmazlık haline getirtilebilirler.</p>
<p>Ayrıca, hukuk koordinatörlüğünü yürüttüğüm LGBTİ+  hakları alanında çalışan derneklere, bilgi be lge üretiyor ve bunu da kamusallaştırıyor. Hukuki desteğe ulaşamayanlar, bu yayınları takip edebilirler.  Ek olarak, küçük illerdeki dernekleri özel olarak merceği alıp onların faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunlar nelerdir diye bir araştırma ve bunu raporlaştırmak bile, onlar açısından nefes aldıracak bazı çözümleri ulaştırmaya vesile olabilir. Özellikle mesela küçük illerdeki kamu kurumlarının derneklerle kurduğu iletişim ve denetim ilişkisinde oldukça hukuk dışı uygulamaları da duyuyoruz. Belki bu durumların röntgenini çekmek, küçük yerlerdeki sivil toplumun karşılaştığı sorunların görünürlüğü için iyi olabilir.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum “kamunun bekçi köpeği” olarak ifade edilir.  Kamuyu uyarmak, sivil toplum olarak bizim temel işlevimiz.</p></blockquote>
<p><strong>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı? </strong></p>
<p>Mümkün olduğunca örgütlenelim. Tüm kısıtlara rağmen örgütlenelim. Örgütlülük iyi bir şey çünkü örgütlü dayanışma sizin gibi düşünen hem kendinizin hem toplumun hem bir bütün olarak insanların daha iyi olması için yapılan bir iş. Bu sadece profesyonel anlamda düşünülmesin. Gönüllü örgütlülükler de buna dâhil.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin kararlarında, İngilizce tabirle, sivil toplum “kamunun bekçi köpeği” olarak ifade edilir.  Kamuyu uyarmak, sivil toplum olarak bizim temel işlevimiz. Biz alarm zilini erkenden çalarsak, büyük felaketleri yaşamadan önce önlem alabiliriz.  Umarım, sivil toplumu “kriminal- toksik yapılar” olarak gören bakış açısı bir an evvel devlet tarafından da terk edilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/">&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 12:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın örgütleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının açıklandığı 20 Mart 2021’in üstünden geçen bir yılda yaşanan gelişmeleri özetledi ve kararın 'hukuksuz ve hükümsüz' olduğunu yineledi. EŞİK Platformu, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararına karşı politik mücadelenin yanı sıra hukuki mücadeleyi de sürdüreceğini açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/">&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EŞİK, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilme kararına karşı yürütmenin durdurulması ve kararın iptali talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. EŞİK tarafından paylaşılan basın açıklamasında 20 Mart 2021&#8217;de başlayan hukuki mücadelede &#8220;umudu artıran gelişmeler&#8221; olarak sıralanan ve öne çıkan hususlar şunlar:</p>
<h5> &#8216;Hukuksuzca ve Anayasa’ya Aykırı Şekilde&#8217; İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Çekilmeyi Öngören Karar</h5>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanı’nın tek başına aldığı (19/03/2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağına dair Karar’ın ardından, 30 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ikinci bir Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin 1 Temmuz 2021 tarihi itibarıyla Sözleşme’nin tarafı olmaktan çıkacağı ilan edildi.</li>
<li>Söz konusu Karar metninde Karar’ın “9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereğince” alındığı belirtildi. 19 Mart 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’nda dayanak gösterilen bu hüküm; bu Karar’ın duyurulmasıyla İstanbul Sözleşmesi özelinde başlayan hukuk mücadelesi için de ayrıca kritik bir önem taşıyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>Pandemiye rağmen milyonlarca insan hem sokaklarda hem sosyal medya üzerinden “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dedi.</p></blockquote>
<ul>
<li>Karar sonrası; başta kadın ve LGBTİ örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinin, baroların, yerel yönetimlerin, muhalefet partilerinin, hatta özel sektörün ve sanatçıların da dahil olduğu çok çeşitli eylemler gerçekleştirildi.</li>
<li>Pandemiye rağmen milyonlarca insan hem sokaklarda hem sosyal medya üzerinden “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dedi. Bu direngen tavır, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca ve Anayasa’ya aykırı bir şekilde çekilmeyi öngören Karar’a karşı sergilenen hukuki mücadelede de sürdü.</li>
</ul>
<blockquote><p>Kadınlar, kadın örgütleri, barolar ve muhalefet partileri temsilcileri tarafından Danıştay’a 200’e yakın dava açıldı.</p></blockquote>
<ul>
<li>EŞİK Platformu, Avrupa Konseyi’ne, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişiminin iç hukuk sistemine aykırı olduğunu belirterek, yapılan bildiriminin yasallığını ve uluslararası hukuk açısından etkilerini incelemesi için çağrıda bulundu.</li>
<li>Takip eden günlerde tek tek kadınlar, kadın örgütleri, barolar ve muhalefet partileri temsilcileri tarafından Danıştay’a 200’e yakın dava açıldı. Açılan davalarda iki talep bir arada yer almaktaydı; Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve bu Karar’ın yürütülmesinin durdurulması.</li>
<li>Türkiye’nin Sözleşmeden çekilmesinin kesinleşeceği 1 Temmuz 2021 tarihine kadar tüm Türkiye’de eylemler ve protestolar sürdü. 19 Haziran 2021’de EŞİK’in çağrıcısı olduğu mitinge, Türkiye’nin pek çok kentinden kadınlar ve LGBTİ+lar gelip “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dediler.</li>
<li>Bu eylemler sürerken açılan davalardan 1 Temmuz tarihine yaklaşılmış olmasına rağmen henüz bir sonuç çıkmamış olması üzerine,  24 Haziran 2021 tarihinde Danıştay’ın sessizliğini protesto etmek için Danıştay binasının önünde buluşan EŞİK gönüllülerinin basın açıklaması yapması polis tarafından engellendi ancak yürütmenin durdurulması ve kararın iptal edilmesi için Danıştay 10. Dairesi’ne ek bir dilekçe verilmesi sağlandı.</li>
<li>Danıştay’a açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi’nden ilk karar 29 Haziran 2021 tarihinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından yapılan başvuru hakkında verildi. Yürütmeyi durdurma talebi Danıştay 10&#8217;uncu Dairesi tarafından üçe iki oyla reddedildi.</li>
<li>Bu karardan bir gün sonra, 1 Temmuz 2021 tarihinde; son güne kadar süren geniş katılımlı eylem ve protestolara rağmen Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş oldu.</li>
<li>Takip eden günlerde yürütmenin durdurulması talepleri Danıştay 10. Dairesi tarafından aynı gerekçelerle ve yine üçe iki oyla reddedilmeye devam edildi.</li>
<li>Talepleri reddedilen başvuruculardan red kararına itiraz edenler oldu. Ancak bu itirazı değerlendiren İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK)  da itirazları 5’e karşı 8 oyla reddetti.</li>
</ul>
<h5 class="mor"><b>&#8216;Danıştay Savcısı: &#8216;İstanbul Sözleşmesinin Sonlandırılması, TBMM Kararıyla Mümkün&#8217;</b></h5>
<ul>
<li>Yürütmeyi durdurma taleplerinin reddi sonrasında Karar’ın iptali taleplerinin değerlendirilmesine yani davaların esasına geçildi ve Danıştay savcılarından ilk mütalaalar gelmeye başladı.</li>
<li>Aydın Kuşadası’nda yaşayan avukat Lalezar Nergiz ve 12 kadın adına açılan davada, Danıştay Savcısı Elmas Mucukgil Cumhurbaşkanı&#8217;nın sözleşmeden çekilme Kararı’nın hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği yönünde bir görüş bildirdi.</li>
</ul>
<p>Elmas Mucukgil verdiği görüşte 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın, metninde tam da bu karara dayanak olarak verilen 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereğince hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Savcı Mucukgil, “Uygulamasını durdurma ve sona erdirme” kısmından önce kullanılan “bunların” sözcüğü ile “uygulama alanının değiştiği tespit edilen anlaşmaların kastedildiğini” vurgulayarak, cumhurbaşkanına belli durumlarda, kısıtlı yetki verildiğine işaret etti.</p>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanı Kararı’nda “hukuka uyarlık bulunmamaktadır” şeklinde mütalaa veren Danıştay savcılarından bir diğeri de Aytaç Kurt oldu.  Kurt, “TBMM’nin onayına bağlı uluslararası sözleşmenin kaldırılması, yine TBMM’nin tasarrufuyla mümkündür. Anayasaya göre, İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanması ve tatbikinin durdurulması veya sonlandırılması, TBMM kararıyla mümkündür” dedi.</li>
<li>Aynı yöndeki görüşlerden bir diğeri de Danıştay Savcısı Nazlı Yanıkdemir tarafından verildi.  Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından açılan davada Savcı Yanıkdemir, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemeyeceğini ifade etti.</li>
</ul>
<h5>İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin Kaderini Danıştay Belirleyecek!</h5>
<ul>
<li>EŞİK&#8217;in açıklamasında &#8220;Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptal edilmesi gerektiğini belirten Danıştay savcılarının görüşlerinin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin &#8216;feshinin&#8217; hukuksuz olduğuna dair iddiaları açıklamaların teyiti&#8221; olarak değerlendiriliyor.</li>
<li>Sürecin devamında, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin fesih kararının iptaline ilişkin 200&#8217;a yakın dava gerekçeleri ile ayrı ayrı değerlendirilecek. Bu değerlendirme yapılırken, Karar’ın iptali yönündeki savcı görüşleri de dava dosyalarına eklenecek.</li>
<li>Sonrasında dosyalar, Danıştay 10. Dairesi yargıçları tarafından değerlendirilecek ve esastan kararlar verilecek.</li>
</ul>
<p>EŞİK tarafından yapılan basın açıklamasının sonunda &#8220;İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam haklarının teminatıdır.<br />
İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin önlenmesinin yol haritasıdır. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden vazgeçmiyoruz; hukuk mücadelemiz sürecek&#8221; deniyor ve Anayasa’nın emredici hükmü gereği Danıştay yargıçlarına &#8220;önlerindeki iptal davalarında hukuka ve vicdan özgürlüklerine sahip çıkacak şekilde&#8221; karar verme çağrısı yapılıyor.</p>
<p class="mor">Açıklamanın tümüne <a href="https://esikplatform.net/kategori/basin-aciklamalari/73812/istanbul-sozlesmesi-nden-vazgecmedik-vazgecmiyoruz" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/21/istanbul-sozlesmesinden-vazgecmiyoruz-hukuk-mucadelemiz-surecek/">&#8216;İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz; Hukuk Mücadelemiz Sürecek!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anayasa Mahkemesi, DKK&#8217;ya Verilen &#8216;Dernek Yetkililerini Görevden Alma&#8217; Yetkisini İptal Etti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/anayasa-mahkemesi-dkkya-verilen-dernek-yetkililerini-gorevden-alma-yetkisini-iptal-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2022 14:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Alican Uludağ]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek Yetkililerini Görevden Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Denetleme Kurulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) denetim faaliyetleri kapsamında 'dernek görevlilerini görevden uzaklaştırma' yetkisini Anayasaya aykırı bularak iptal etti. DW Türkçe'den Alican Uludağ'ın haberine göre, AYM kararında, 'dernek kurma hakkının Anayasada düzenlendiğini" hatırlattı ve "kişi haklarıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamayacağı' gerekçesiyle "görevden uzaklaştırma-açığa alma" yetkisini iptal etti.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/anayasa-mahkemesi-dkkya-verilen-dernek-yetkililerini-gorevden-alma-yetkisini-iptal-etti/">Anayasa Mahkemesi, DKK&#8217;ya Verilen &#8216;Dernek Yetkililerini Görevden Alma&#8217; Yetkisini İptal Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2021&#8217;de yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile DDK&#8217;ya verilen yetkiler meslek odaları, sendikaları, kooperatifleri, birlikleri, dernek ve vakıfları da denetleyecek şekilde genişletilmişti. Söz konusu Kararname, DDK&#8217;ya denetim sırasında dernek görevlileri hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulama veya bu tedbirin uygulanmasını yetkili makamlara önerme yetkisi veriyordu.</p>
<p>DDK&#8217;nın bu yetkiyi kullanabilmesi &#8221; denetimi güçleştiren veya engelleyen davranışlarda bulunma,&#8221; &#8220;görevde kalması halinde kamu zararını artıracağının anlaşılması,&#8221; &#8220;suç delillerini karartılması&#8221; ve &#8220;kamu hizmetinin gerekleri yönünden görevi başında kalmasında sakınca görülmesi&#8221; gibi gerekliliklerin bulunması gerekiyordu.</p>
<p><strong>AYM&#8217;nin İptal Kararı DDK&#8217;nın Açığa Alma Yetkisine Dair</strong></p>
<p>CHP tarafından &#8220;DDK&#8217;ya verilen yetkilerin iptali istemiyle&#8221; açılan davada, AYM  Cumhurbaşkanlığı kararnamesindeki &#8220;tedbiri uygulayabilir veya&#8221; ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.</p>
<p>Diğer bir deyişle, AYM&#8217;nin iptal kararı, DDK&#8217;nin dernek denetimleri sırasında Kararnamede belirtilen şartların gerçeklemesi durumunda dahi, DKK&#8217;ya &#8220;doğrudan açığa alma yetkisi&#8221; veren hükmün iptal edilmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Bununla birlikte, DDK, yukarıda sıralanan gerekliliklerin bulunması durumunda, dernek yetkililerini &#8220;görevden uzaklaştırma tedbirini yetkili makamlara önerme yetkisini&#8221;  kullanmayı sürdürecek.</p>
<p>AYM&#8217;nin kararı ile ilgili detayları içeren habere <a href="https://www.dw.com/tr/anayasa-mahkemesi-ddkn%C4%B1n-dernek-y%C3%B6neticilerini-a%C3%A7%C4%B1%C4%9Fa-alma-yetkisini-iptal-etti/a-61158473" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/anayasa-mahkemesi-dkkya-verilen-dernek-yetkililerini-gorevden-alma-yetkisini-iptal-etti/">Anayasa Mahkemesi, DKK&#8217;ya Verilen &#8216;Dernek Yetkililerini Görevden Alma&#8217; Yetkisini İptal Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafıza Merkezi Ekip Arkadaşı Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/hafiza-merkezi-ekip-arkadasi-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2022 07:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Çalışmaları Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukukçu]]></category>
		<category><![CDATA[iş ilanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza Merkezi, Hukuk Çalışmaları Programı’na tam zamanlı ve profesyonel çalışma yapmak üzere avukat-hukukçu ekip arkadaşı arıyor. Adaylar pozisyona 4 Nisan 2022'ye dek başvuruda bulunabilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/hafiza-merkezi-ekip-arkadasi-ariyor/">Hafıza Merkezi Ekip Arkadaşı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk Çalışmaları Programı, başta zorla kaybetmeler olmak üzere işlenmiş ağır insan hakları ihlallerinin açığa çıkarılması, belgelenmesi, cezasızlık zırhının kırılması ve hesap verebilirliğin sağlanmasına katkıda bulunmak amaçlı çalışmalar yapar.</p>
<p>Hukuk Çalışmaları Programı ayrıca saha araştırmaları yolu ile ilgili kişi ve kuruluşlardan belge toplar, devletin ulusal ve uluslararası insan hakları hukukundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini araştırır ve çalışma alanında yargının ağır insan hakları ihlalleri karşısındaki tutumunu analiz eden bilimsel araştırmalar yapar, raporlar hazırlar, ulusal ve uluslararası insan hakları mekanizmaları nezdinde hukuksal müdahalelerde bulunur.</p>
<h5><strong>Aranan özellikler</strong></h5>
<p>Hukuk Çalışmaları Programı’na yukarıda açıklanan çalışma perspektifine sahip, tam zamanlı ve profesyonel çalışma yapmak üzere avukat-hukukçu ekip arkadaşı aranıyor.</p>
<p>Başvuru sahiplerinin:</p>
<ul>
<li>Hukuk Fakültesi mezunu olmaları,</li>
<li>İnsan hakları alanında uzmanlaşmış ve en az 5 yıl çalışma deneyimine sahip olmaları,</li>
<li>Sivil toplum alanındaki çalışmalarda deneyimli olmaları,</li>
<li>Konuşma/yazma/raporlama alanında çok iyi derecede İngilizce bilmeleri,</li>
<li>Ekip çalışmasına açık olmaları,</li>
<li>Saha çalışmalarına katılabilecek pozisyonda seyahat engelleri olmaması beklenir.</li>
<li>Yüksek lisans ve doktora derecesi tercih sebebi olacak.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru</strong></h5>
<p>İlgilenen adayların:</p>
<ol>
<li>Özgeçmişini,</li>
<li>Neden Hafıza Merkezi’nde çalışmak istediklerini anlatan niyet mektubunu,</li>
<li>Türkçe ve İngilizce yazı örneklerini</li>
</ol>
<ul>
<li><strong>4 Nisan 2022</strong> tarihine kadar <a href="mailto:info@hafiza-merkezi.org">info@hafiza-merkezi.org</a> adresine e-postayla iletmeleri gerekiyor.</li>
<li>Başvuru dönemi bittikten sonra adaylar hem gönderdikleri özgeçmiş ve niyet mektubu ile hem de yüz yüze görüşmeler aracılığıyla değerlendirilecek. Değerlendirme süreci sonunda tüm başvuruculara geri dönüş yapılarak bilgi verilecek.</li>
<li>Başvurucuların paylaşmış olduğu kişisel veriler, 6698 sayılı Kanun ve ilgili yasal mevzuata uygun olarak işlenmekte olup, yeni açılacak pozisyonlarda değerlendirilmek amacıyla ve üçüncü kişilerle paylaşılmamak şartıyla başvuru tarihinden itibaren iki yıl süreyle saklanacak, bu sürenin sonunda silinecek.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/17/hafiza-merkezi-ekip-arkadasi-ariyor/">Hafıza Merkezi Ekip Arkadaşı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarlabaşı Toplum Merkezi Kapatılma Tehditi Altında!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/03/tarlabasi-toplum-merkezi-kapatilma-tehditi-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Mar 2022 09:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tarlabaşı Toplum Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Derneğin feshi]]></category>
		<category><![CDATA[tarlabaşı toplum merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarlabaşı Toplum Merkezi (Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği), hakkında açılan iki farklı dava ile kapatılma tehdidi altında.  'Derneğin amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale geldiği' gerekçesiyle açılan davanın ilk duruşması, 14 Nisan 2022 tarihinde; 'hukuka ve ahlaka aykırılık' gerekçeleriyle derneğin feshi davası ise 18 Mayıs 2022 tarihinde görülecek. Dernek 10 Mart 2022'de düzenleyeceği çevrimiçi toplantıda sivil toplumun desteğini bekliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/03/tarlabasi-toplum-merkezi-kapatilma-tehditi-altinda/">Tarlabaşı Toplum Merkezi Kapatılma Tehditi Altında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Derneğin STK&#8217;lara ilettiği metinde şu ifadelere yer veriliyor;</p>
<p dir="ltr">&#8220;Hepinizin bildiği gibi 25 Haziran 2021&#8217;den bu yana basında ve sosyal medyada hakkımızda çeşitli karalama ve hedef gösterme haberleri yapılıyor. Bu haberler gerekçe gösterilerek Haziran-Eylül 2021 arası çeşitli denetimlerden geçtiğimizi sizlerle paylaşmıştık.</p>
<p dir="ltr">Bu denetimlerin sonucu olarak, 05.10.2021 tarihinde İstanbul Valiliği tarafından İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde “Derneğin amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale geldiği” gerekçesi ile derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespit edilmesi talepli dava açıldığını öğrendik. Bu davanın ilk duruşması, 14 Nisan 2022 tarihinde görülecek.</p>
<p dir="ltr">Geçtiğimiz hafta ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği davaname ile İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “hukuka ve ahlaka aykırılık” gerekçeleriyle derneğin feshi davasının açıldığını öğrendik. Bu davanın ilk duruşması 18 Mayıs 2022 tarihinde görülecek. Söz konusu davada Savcılık’ın faaliyetten alıkonulmaya ilişkin tedbir talebi mahkeme tarafından kabul edildi.</p>
<p dir="ltr">Süreci avukatlarımızla birlikte takip ediyoruz.</p>
<p dir="ltr">Haberlere karşı kamusal bir açıklama yapmamayı, nefret söylemini yeniden üreten bir sarmalın ve şiddet ortamının parçası olmamayı tercih ettik. Fakat artık hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de paydaşlarla olası dayanışma imkanlarını görüşmek için duyuru da yapacağız.</p>
<p dir="ltr">Tarlabaşı Toplum Merkezi toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve yoksulluğun son bulduğu bir dünyayı mümkün kılmak için 15 yıldır mücadele ediyor, mücadelesine de devam edecek. Ve biliyoruz ki yeryüzündeki tüm çocuklar ve kadınlar için; hepimiz için böyle bir dünya mümkün!</p>
<p dir="ltr">Tüm bu süreci konuşmak adına, 10 Mart Perşembe günü saat<b> 18.00 </b>sizlere aktarım yapmak ve dayanışma imkanlarını konuşmak adına online bir buluşma yapmak istiyoruz.&#8221;</p>
<p dir="ltr">Destek vermek ve toplantıya katılmak isteyen sivil toplum aktörleri <span class="qu" tabindex="-1" role="gridcell" translate="no"><span class="go">iletisim@tarlabasi.org adresine mail ile ulaşabilirler. </span></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/03/tarlabasi-toplum-merkezi-kapatilma-tehditi-altinda/">Tarlabaşı Toplum Merkezi Kapatılma Tehditi Altında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5. Yılında OHAL Komisyonu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2022 10:27:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başta yanlış iliklenen ilk düğmeden (toplu ihraçlar) sonra, hak ihlallerini daha büyük bir boyuta taşımamak adına göstermelik değil gerçekten çözüm üreten, bağımsız ve tarafsız bir komisyon ilaç olabilir. Peki OHAL Komisyonu bunu sağlayabildi mi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/">5. Yılında OHAL Komisyonu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal sürecinde OHAL KHK’ları ve bunların yetki verdiği kurumların kararları ile 125 binin üzerinde kamu görevlisi görevinden çıkarıldı ve bu statüye bağlı diğer haklarından mahrum bırakıldılar. Yine bu düzenlemelerle yüzlerce dernek, vakıf, sendika, federasyon, konfederasyon, sağlık ve eğitim kuruluşları, vakıf üniversiteleri, medya kuruluşları KHK’larla kapatıldı, malvarlıklarına el konuldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK ile tesis edilen işlemlere karşı yargı yolu kapalıydı ancak binlerce insan hakkını aramak için çeşitli mekanizmaları kullandı. İdare mahkemelerini, Anayasa Mahkemesi’ni (AYM) ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ni (İHAM) deneyenler farklı gerekçelerle ret kararları aldılar. Yaşanan bu durumun İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 13. Maddesi&#8217;nde düzenlenen ‘etkili başvuru hakkı’ ihlalini oluşturacağı apaçık belliyken 5 ay bu konuyla ilgili herhangi bir düzenleme yapılmadı. 2017 yılının başında Venedik Komisyonu’nun ısrarlı talebi ile kendine has nitelikleri olan bir Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kuruldu ancak kurulduğu ilk andan itibaren OHAL Komisyonu’nun hem kuruluşu hem de işleyişiyle ilgili ciddi eleştiri ve kaygılar dile getirildi. Yöneltilen eleştirilerin yerinde olup olmadığını ifade etmek için komisyonun yapısı ve günümüze kadar geçen 5 yıllık sürece bakmalıyız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img decoding="async" class="size-medium wp-image-79161 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci-640x445.jpg" alt="KHKlar ve OHAL komisyonu süreci" width="640" height="445" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci-640x445.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci.jpg 800w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<h5><strong>Venedik Komisyonu Ne Önermişti?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Venedik Komisyonu, kişilerin salt KHK’nın ekindeki bir listede adının yer almasıyla kamu görevinden çıkarılmasını keyfi bir işlem olarak görmektedir. Komisyon bu işlemlere karşı yargı yolunun kapalı olmasını da yerinde bulmamıştır. Diğer yandan Türkiye’nin içinde bulunduğu OHAL’i ve sorunları dikkate alarak, görevinden alınan tüm kamu görevlilerinin derhal mahkemeye başvurmasının zorluklar doğurabileceğini belirterek ‘geçici’ bir çözüm mekanizması önermiştir ancak önerilen mekanizma ile OHAL Komisyonu’nın aynı nitelikleri taşıyıp taşımadığını, artı ve eksilerini incelemekte yarar var. Çünkü önerilen bu yapının aşağıda belirtilen temel vasıflara sahip olması halinde uluslararası normlara uygun olacağı öngörülüyordu. Venedik Komisyonu’nun raporuna göre kurulacak komisyon:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Tüm vakalara kişiselleştirilmiş bir muameleyi mümkün kılmalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Adil yargılanma ilkelerinin temel ilkelerine uygun hareket etmelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kişiler hakkındaki spesifik delilleri incelemeli ve gerekçeli karar vermelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bağımsız ve tarafsız olmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Eski duruma dönme ve/veya uygun tazminat vermeye yetkili olmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kararlarına karşı yargı yolu açık olmalıdır.[1]</span></li>
</ul>
<h5><b>OHAL Komisyonu Bağımsız Bir Yapıda mı? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta yanlış iliklenen ilk düğmeden (toplu ihraçlar) sonra, hak ihlallerini daha büyük bir boyuta taşımamak adına göstermelik değil gerçekten çözüm üreten, bağımsız ve tarafsız bir komisyon ilaç olabilir. Peki OHAL Komisyonu bunu sağlayabildi mi? Bağımsızlık ve tarafsızlık sorusunu cevaplarken üyelerin vasıfları ve kim tarafından atandığına değinmek gerekir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-79162 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi-640x348.jpg" alt="OHAL komisyonu yapısı" width="640" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi.jpg 681w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Niteliği itibariyle yarı-yargısal nitelikte kararlar alan bu komisyonun 7 üyesinin 5’ini yürütme erki atamaktadır. Ayrıca ilgili düzenleme gereği haklarında idari bir soruşturma açılması halinde görevden kolayca el çektirilmeleri mümkün olması nedeniyle bağımsızlık ve tarafsızlık noktasında soru işaretleri barındırmaktadır.</span></p>
<h5><b>&#8216;Kişilere Savunma Hakkı Tanınmadı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kişinin terör örgütü ile iltisakı olduğu, irtibatı bulunduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılması, “cezai isnat” içermektedir. Nitekim bu husus Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.2021 tarihli kararıyla şu şekilde saptanmıştır: </span><i><span style="font-weight: 400;">“…ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üye veya mensup oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Söz konusu ibareler, Kanun’a ekli (1) sayılı listede adı geçen ve terör örgütü üyeliği suçundan ceza soruşturması veya kovuşturmasına maruz kalan ancak haklarındaki süreç tamamlanıp suçlu olduklarına dair kesin hüküm tesis edilmeyen kişilerin terör örgütü üyesi veya mensubu olarak nitelendirilmelerine sebebiyet verebilecek niteliktedir. Bunun yanında kuralda, listede yer alan kişiler hakkında kesin hükümle sonuçlanan herhangi bir yargısal sürecin varlığına yönelik açıklama da yapılmamıştır. Dolayısıyla kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmadan kişilerin suçlu sayılmasına neden olabilecek ifadeler içeren kural masumiyet karinesini ihlal etmektedir…” </span></i><span style="font-weight: 400;">[2]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cezai isnat” hususunun önemi ise şudur: Bir kişi cezai isnada maruz kaldığında kendisine makul savunma hakkı tanınmalıdır ve yapılan idari işlemde cezai isnat bulunması nedeniyle İHAS m.6 (Adil Yargılanma Hakkı) ihlaline konu edilebilir.[3] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’larda yer alan kişiler, hakkındaki iddiaları bilmeden, hiçbir savunma hakkı tanınmadan, delil sunamadan, tanık dinletemeden, yani masumiyet karinesine tamamen aykırı bir şekilde kamu görevinden çıkarılmışlardır. Alınan kararlar masumiyet ilkesine tamamen aykırı olarak alınmıştır. Bu durum ancak 5,5 yıl sonra Anayasa Mahkemesi’nce de tescil edilmiştir.</span></p>
<h5><b>120 Bin Dosya 2 Yılda İncelenebilir miydi?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Değerlendirilmesi gereken bir diğer nokta, 120 binin üzerinde dosyanın, 7 kişilik bir komisyon tarafından 2 yıl içinde incelenip karara bağlanmasının makul olup olmadığıdır. Somutlaştırmak için şöyle örnekleyelim: İş yoğunluğu çok olan bir idare mahkemesi yılda ortalama 2 bin, ağır ceza mahkemesi ise bin dosya inceleyebilmektedir. Dosya ve mesai günleri hesaba katıldığında hedeflenen rakama ulaşılabilmek için komisyonun günde ortalama 500 kişi hakkında karar vermesi gerekirdi. Ortaya çıkan bu tablo düşünüldüğünde, öngörülen bu zamanda dosyaların tamamlanmasının mümkün olmayacağı açıktır. Diğer bir deyimle topluma gerçekleşmeyecek bir şey vaat edildi. Diğer yandan, 7 kişilik tek bir heyet tarafından yaklaşık 4,5 yıllık bir sürede (zira incelemeler 2017 Temmuz’da başladı) 100 bin civarında dosya hakkında karar verilmiş olması da dosyaların incelenme sürecinin –ister istemez- özensiz ve hakkaniyetsiz yürüdüğünü gözler önüne seriyor. </span></p>
<h5><b>Oyalama Komisyonu mu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonun bu denli atıl olmasının nedeni 7 kişiden oluşan tek bir komisyon olması. Bu durum, OHAL Komisyonu’nu öngören-düzenleyen yetkililerce düşünülmedi mi? Yoksa gerçekten de komisyon bir ‘oyalama’ komisyonu muydu? OHAL Komisyonu kararına karşı yetkili kılınan Ankara İdare Mahkemesi’nde 10’un üzerinde mahkeme sadece bu dosyalarla ilgilenmektedir. Buna karşın dosyaların yargıya intikal etmesi için temel şart olan komisyon bir tanedir. 120 binin üzerinde memurun hayatını tüketici hakem heyeti mantığıyla ele almak en hafif ifadeyle aymazlıktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut bu ihlali hızlı ve etkili bir şekilde gidermek bir yana, ihraçların üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına karşın hala komisyondan karar alamayan, idari yargıya dahi başvuramayan binlerce insan var. Komisyon kararlarına bakmaya yetkili idare mahkemelerinde 1-2 yıl içinde karar alınmaktadır. Yaklaşık 2 yıl istinaf, 2 yıl temyiz süreci sürmektedir. Hali hazırda ihraç dosyası Danıştay tarafından onanan kişi sayısı hiç denecek kadar azdır. Olası AYM ve İHAM bireysel başvuru süreçleri de göz önüne alındığında ihlaller katmerli bir hal alacaktır. Zira bu dönemde kişiler maddi ve manevi pek çok yükümlülüğün altında olacaklardır. Bu yönüyle komisyona ilişkin yöneltilen ‘oyalama’ komisyonu eleştirileri ne yazık ki haklı çıkmıştır. Komisyon kişilerin hayatından ‘fazladan’ birkaç yıl daha çalmıştır.</span></p>
<h5><b>İhraçlar &#8216;Kurum Kanaati&#8217; Gerekçesiyle Yerinde Bulunuyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu, açıkladığı faaliyet raporlarında örnek karar metinlerine yer vermektedir. Kabul ve ret kararlarından derlenen bu metinlerle verilmek istenen asıl mesaj ‘kararların gerekçeli olduğunu’ ve tüm kararların kişiler hakkındaki somut veriler ışığında değerlendirilerek verildiğini yani ‘bireyselleştirildiğini’ ispatlayabilmek. Örnek verilen ret kararlarında özellikle adli yargı tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve spesifik unsurlara sahip olan hususlara yer verilerek ret kararlarının tümü aklanmaya çalışılmaktadır. Komisyonun ‘kurum kanaati’ gerekçesiyle (aslında gerekçesiz) reddettiği dosya sayısı azımsanmayacak derecededir. Hakkında beraat-takipsizlik kararı verilen, hatta hakkında hiç soruşturma dahi yürütülmeyen kişiler hakkındaki bu gerekçesiz kararlarla kişilerin temel hakları çiğneniyor. Sendika üyeliği, memuriyet öncesi Bank Asya’da çalışmak, kapatılan derneklere üye olmak, eşinin ihraç olması veya eşinin hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla dava bulunması gibi farklı ret kriterleri var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-79163 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac-640x236.jpg" alt="TSK ihraç" width="640" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac-640x236.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79164 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/Ekran-Alintisi.png" alt="" width="494" height="146" /></p>
<h5><strong>İade Kararına Rağmen Göreve Döndürülmeyenler</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda değindiğimiz üzere OHAL Komisyonu’nun etkili olduğundan söz edebilmemiz için komisyonun eski duruma dönme kararı verebilmesi ve tazminata hükmedebilmesi gerekir(di) ancak komisyona verilen yetkiye göre sadece kabul/ret şeklinde karar vermesi mümkündür. ‘Eski duruma dönme’ sözünden anlaşılması gereken kişinin memuriyete dönmesi değil, aynı işyerinde ve aynı pozisyonda başlamasıdır. Ayrıca komisyon ödenmeyen maaşlar, özlük hakları gibi konularda da karar alamamaktadır. Bu nedenle komisyondan olumlu karar alan kişiler uzunca bir süre görevlerine başlatılmıyor, başlatılanlar ise aynı işyerinde ve pozisyonda çalıştırılmıyor. [4] Hatta öyle ki yönetici sıfatı taşıyan memurların göreve dönmesi ihtimalinde, yöneticilik görevinden önceki kadro ve pozisyona döneceği 7075 Sayılı Kanun’da açıkça düzenlenmişti. Neyse ki bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.</span></p>
<h5><b>Hayatını Kaybettikten Sonra İade Olanlar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK yaptırımlarına maruz kalanlar sivil ölüme terk edildikleri için kendileri ve aileleri ciddi maddi ve manevi sorunlar yaşıyorlar. KHK’lı bir babanın oğlu olan 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı’nın ve KHK’lı Fatma Demirel’in intiharları bunun en acı örnekleri. İhraç edildikten yıllar sonra görevine iade edilen 17 kamu görevlisi bize bir kez daha geciken adaletin adalet olmadığını gösterdi.[5]</span></p>
<h5><b>Olağanlaşmış OHAL: 375 Sayılı KHK</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan bu 5 yıllık tecrübeden sonra, karar alıcılar kendine düşen payı almak yerine tüm sivil ve siyasal uyarıların aksine hareket etmektedir. [6] 18 Temmuz 2018’de OHAL’in kaldırılmasının ardından 25 Temmuz 2018’de 375 Sayılı KHK’ya Geçici 35. Madde eklenmiş ve ‘iltisak’ kamu görevinden ihraç için yeterli görülmüştür. Böylelikle OHAL kalksa da ihraçlar süreci sürekli hale getirilmiştir. Başta 3 yıllığına getirilen bu düzenleme 1 yıl daha uzatılmıştır ve halen yürürlüktedir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “</span><i><span style="font-weight: 400;">…Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen… …meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz 2016 sonrasında açığa alınan ve sonra görevine dönen doktor Benan Koyuncu’nun 2021 sonunda tekrar ihracıyla sonuçlanan hikayesi, OHAL sonrasında yürütülen sürecin özensizliğini ortaya koyuyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79166 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/benan-koyuncu.jpg" alt="Benan Koyuncu" width="597" height="222" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL süreci sonrasında TSK’dan yaklaşık 11 bin, EGM’den bin kişinin kamu görevinden çıkarıldığı bilinmektedir. [7] Sayıları bu denli olmasa da diğer kamu kurumlarında da ihraçlar peyderpey devam ediyor.</span></p>
<h5><b>Nasıl Olmalı?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin kamu düzeni ve ulusal güvenliğin bozulduğu olağanüstü süreçlerde dahi kamu görevinden çıkarma tedbirini bu bozulmada sorumlulukları bulunan ya da bu nitelikte fonksiyon icra eden, diğer bir deyimle kamu gücü kullanıp suç işleyen ve insan hakları ihlaline sebep olan kişilerle sınırlı olarak uygulanabilir. [8]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu süreci 4-5 bin kişi dışında sona erdi. Hiç değilse mevcut dosyalar yönünden OHAL Komisyonu’na, diğer dosyalar yönünden idari yargıya sözümüz şudur: Kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin kararlar kişiselleştirilmeli, doğrudan kişilere ilişkin kusur açıklanmalı, nasıl ve ne şekilde devlete karşı olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı veya kamu görevlisinin sadakatine yönelik ‘objektif’ olarak ciddi şüpheler uyandıracak bağlantılar somut olarak ortaya konulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Venice Commission, Opinion on Emergency Decree Laws Nos. 667-676 Adopted Following the Failed Coup of 15 July 2016, CDL-AD(2016)037, (Venedik Komisyonu Raporu), par. 222.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[2] Anayasa Mahkemesi’nin 24/6/2021 tarihli E.2018/81 numaralı kararı, par. 58.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[3] Kerem Altıparmak, Ölü Doğan Çocuk: 685 Sayılı KHK ile Kurulan Ohal Komisyonu, Ankara Barosu Dergisi Sayı: 2017/1, s.76.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[4] OHAL Komisyonu göreve iade etti, 10 aydır işbaşı yapamayanlar var&#8230; İçişleri Bakanlığı: 257 EGM personelinin işlemi sürüyor – Independent Türkçe </span><a href="https://www.indyturk.com/node/428201/haber/ohal-komisyonu-g%C3%B6reve-iade-etti-10-ayd%C4%B1r-i%C5%9Fba%C5%9F%C4%B1-yapamayanlar-var-i%CC%87%C3%A7i%C5%9Fleri"><span style="font-weight: 400;">https://www.indyturk.com/node/428201/haber/ohal-komisyonu-g%C3%B6reve-iade-etti-10-ayd%C4%B1r-i%C5%9Fba%C5%9F%C4%B1-yapamayanlar-var-i%CC%87%C3%A7i%C5%9Fleri</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu ve mahkeme kararına rağmen işe alınmadı – Evrensel </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/402632/ohal-komisyonu-ve-mahkeme-kararina-ragmen-ise-alinmadi"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/402632/ohal-komisyonu-ve-mahkeme-kararina-ragmen-ise-alinmadi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] KHK’li 15 kamu emekçisi öldükten sonra işe iade edildi – Sol</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><a href="https://haber.sol.org.tr/haber/khkli-15-kamu-emekcisi-oldukten-sonra-ise-iade-edildi-323472"><span style="font-weight: 400;">https://haber.sol.org.tr/haber/khkli-15-kamu-emekcisi-oldukten-sonra-ise-iade-edildi-323472</span></a> <span style="font-weight: 400;"> (İbrahim Söylemez ve Kazım Ünlü hakkında bu haberden sonraki tarihte görevlerine iade kararı verilmiştir ve bu sayı 17 olmuştur.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[6] Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkında 19 Mayıs 2021 tarihli raporunda “birçok kişiyi etkileyen geniş çaplı işten çıkarmalar için etkili bir hukuk yolunun bulunmamasından üzüntü duyulduğu” dile getirilmiştir. </span><a href="https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2021-0243_EN.html"><span style="font-weight: 400;">https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2021-0243_EN.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[7]</span> <span style="font-weight: 400;">15 Temmuz&#8217;un ardından TSK&#8217;dan 24 bin 256 kişi ihraç edildi – TRT Haber </span><span style="font-weight: 400;"> </span><a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzun-ardindan-tskdan-24-bin-256-kisi-ihrac-edildi-638868.html"><span style="font-weight: 400;">https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzun-ardindan-tskdan-24-bin-256-kisi-ihrac-edildi-638868.html</span></a> <span style="font-weight: 400;"> (OHAL Komisyonu’nun açıkladığı rapora göre OHAL sürecinde MSB’deki görevinden ihraç edilen personel sayısı 13.40 idi. Kalan ihraçlar 375 Sayılı KHK’ya dayanılarak yapılmıştır.)</span></p>
<p><a href="https://twitter.com/komisyonkarar/status/1279671397493673985"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/komisyonkarar/status/1279671397493673985</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[8] Measures to dismantle the heritage of former communist totalitarian systems -Resolution 1096 (1996) </span><a href="http://assembly.coe.int/nw/xml/XRef/Xref-XML2HTML-en.asp?fileid=16507"><span style="font-weight: 400;">http://assembly.coe.int/nw/xml/XRef/Xref-XML2HTML-en.asp?fileid=16507</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/">5. Yılında OHAL Komisyonu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
