<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nezih Onur Kuru, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nezih-onur-kuru/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nezih-onur-kuru/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:34:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nezih Onur Kuru, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nezih-onur-kuru/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>V-Dem Raporu: Küresel Demokratik Geriye Gidiş Dalgası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/18/v-dem-raporu-kuresel-demokratik-geriye-gidis-dalgasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 08:45:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Geriye Gidiş]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[V-Dem Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80519</guid>

					<description><![CDATA[<p>V-Dem mevcut verileri ışığında dünyadaki demokrasinin durumunu anlatan yıllık bir Demokrasi Raporu yayınlıyor. Bu yazıda rapordan öne çıkan başlıkları 'demokratik geriye gidiş dalgası' kavramı çerçevesinde ele alacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/18/v-dem-raporu-kuresel-demokratik-geriye-gidis-dalgasi/">V-Dem Raporu: Küresel Demokratik Geriye Gidiş Dalgası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">V-Dem Enstitüsü, dünyanın en ayrıntılı ve kapsamlı demokrasi ölçütünü yayınlıyor. V-Dem 1789’den bugüne siyaseti etkileyen tüm tarihi, yapısal, kurumsal ve aktör bazlı değişkenleri incelemeyi ve veri seti haline dönüştürmeyi amaçlıyor. V-Dem veri kümesi, 1789-2022 yılları arasında 200’den fazla ülkeyi inceleyen 70&#8217;den fazla değişken, 80’i aşkın orta düzey endeks ve 5 üst düzey endekse sahip. V-Dem’i araştırmalar için gerekli niceliksel demokrasi verilerinin en önemli sağlayıcısı olarak tanımlamak mümkün. V-Dem mevcut verileri ışığında dünyadaki demokrasinin durumunu anlatan yıllık bir Demokrasi Raporu yayınlıyor. Bu yazıda rapordan öne çıkan başlıkları “demokratik geriye gidiş dalgası” kavramı çerçevesinde ele alacağım.</span></p>
<h5><b>&#8216;Demokratik Geriye Gidiş Dalgası&#8217; vs &#8216;Demokratik Dalga&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada 2011’den bu yana dünyada demokrasilerin sayısı azalıyor, otoriter ülkeler çoğalıyor. Demokrasisi oturmamış veya yeni demokrasiye geçmiş ülkeler seçimli otoriterliğe evriliyor. Mevcut demokrasilerde ise kutuplaşma ve yolsuzluk gibi demokrasi ideallerini temelden aşındıran anti-demokratik süreçler kalıcılaşıyor. Huntington ve Tilly gibi duayen siyaset bilimciler küresel boyutta gerçekleşen bu tarihsel kırılmaları bir trend olarak okuyor ve demokratik geriye gidiş dalgası olarak tanımlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tıpkı demokratik dalga örnekleri gibi demokratik geriye gidiş dalgalarında da anti-demokratik uygulamalar da ülkeden ülkeye yayılıyor. Demokratik dalga örnekleri olarak, Batı ülkelerinde evrensel oy kullanma hakkının kazanıldığı 1900’lerin başı, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ve Soğuk Savaş’ın sona ermeye yaklaşmasından 11 Eylül 2001 sonrası güvenlikçi döneme kadar süren dönemler hatırlanabilir. Demokratik geriye gidiş dalga örnekleri ise iki dünya savaşı arası dönem, cunta yönetimlerinin yükseldiği 1960’lı yıllar ve 11 Eylül sonrasından günümüze savaşlar, iç çatışmalar, ekonomik kriz, kutuplaşma ve yolsuzluğun damga vurduğu 2000’li yıllar olarak düşünülebilir.</span></p>
<h5><b>2000’li yıllar: Demokratik Geriye Gidiş Dalgası</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel demokrasi seviyesi 2021 yılında 1989 ortalamasına kadar düştü. Demir Perde’nin çöküşünden sonra liberal demokrasinin tüm dünyaya yayılacağı düşünülse de başlangıç noktasına geri dönüldü. 2021’de dünya nüfusunun %70’ini oluşturan yaklaşık 5,5 milyar insan otoriter ülkelerin vatandaşı. Bu oran 2011 yılında %50’yi bulmuyordu (%49).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">%70’lik büyük kitlenin 26 puanı Çin gibi kapalı otokrasilerde yaşarken %44’lük büyük kesim Türkiye, Rusya gibi seçimli otoriter ülkelerin vatandaşı. Bu kategoride yer alan görüntüde demokratik esasta otoriter ülkelerde yaşayan nüfus 3,5 milyara yaklaşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 10 yılda tam demokratik ülke sayısı 42’den 34’e düştü. Bu ülkelerde dünya nüfusunun sadece %13’ü yaşıyor. “Toksik kutuplaşma” yaşanan ülke sayısı 5’ten 32’ye çıktı. İfade özgürlüğünün hükümet tarafından doğrudan tehdit edildiği ülke sayısı 5’ten 35’ yükseldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2011-2021 yılları arasında otoriterleşen ülke sayısı son 50 yılın rekorunu kırdı. Bu dönemde 33 ülkede demokrasi seviyesi aşağıya düştü, otoriterleşme yükseldi. 33 ülkede dünya nüfusunun toplam 2,8 milyar insan yaşıyor. Otoriterleşen ülke kategorisinde yer alan ülkelerde yaşayan dünya nüfusu oranı 2011’de %5 seviyesindeyken, 2021’de 7 katını aşarak %36’ya ulaştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 10 yılda en çok otoriterleşen 10 ülke arasında yer alan Türkiye, Belarus, Venezuela gibi 7 ülke artık demokrasi ülkesi sayılmıyor. Buna karşılık sadece 15 ülke demokratikleşti. Bu ülkeler dünya nüfusunun sadece %3’üne ev sahipliği yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Otoriterleşen 33 ülkenin 22’sinde sivil toplum kısıtlanırken, 21’inde medyaya sansür uygulandı. 19 ülkede muhalefetin önüne hukuki ve siyasal engeller konulduğu tespit edildi. Bu döneme etnik ve dini çoğunluğa dayanan partilerin çoğulculuğu sınırlaması damga vurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En otoriterleşen 10 ülkenin 6’sında (Türkiye, Macaristan, Polonya, Brezilya, Hindistan ve Sırbistan) otoriter liderler ve bu liderlerin etnik-dini çoğunluğa dayanan sağ-muhafazakar partileri siyaseti domine ederken, otoriter uygulamalarla hukuk devletini farklılaşan seviyelerde aşındırdı veya yok etme noktasına getirdi. Bu ülkelerle birlikte dünyada toplam 40 ülkede kutuplaşma “toksik” düzeye ulaştı ve çoğulcu demokrasiyi tehdit eder/engeller hale geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB gibi demokratik ilkeleri savunan kurumlar da otoriterleşme dalgasıyla sarsılıyor. AB üyesi ülkelerin %20’sinde demokrasi seviyesi geriye gitti (27 üye ülkenin 6’sı). Polonya, Macaristan gibi üyeler AB’nin demokratik kurum, kanun ve normlarını açıktan tehdit etmeye başladı. Ayrıca Türkiye, Sırbistan, Belarus gibi komşu ülkeler de hızlı otoriter dönüşümler geçirdiler.</span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında kabaran güvenlikçi-milliyetçi dalgayla gelen işgaller, savaşlar, terör ve göç ile durma noktasına gelen demokratikleşme dalgası, 2008 ekonomik kriziyle beraber sona erdi ve 2010’lar önü alınamaz bir demokratik geriye gidiş/otoriterleşme dalgasına tanıklık etti. Teknolojik ilerlemenin ivmesi giderek artarken, bu bağlamda sosyal medya ve finansal araçların çeşitliliğinde ortaya çıkan devrimsel yenilikler popülist-hamasi söylemler ve kılıfına uydurulmuş yolsuzlukların önünü açtı a</span><span style="font-weight: 400;">ncak pandemi ve küresel enflasyon, siyasette yeniden rasyonel aktörlere şans tanıdı. Refa ve sağlık gibi acil somut ihtiyaçlar, kimliksel çatışmaların önüne geçtikçe hamasi söylem yerine akılcı siyaset öne çıktı. Ayrıca rasyonel siyaset isteyen tüm aktörler demokratik saflarda bir araya gelmeyi öğrendi. Sosyal medyanın geçmişte yaşanan çatışmaların unutturan, anı hızlandırıcı etkisinin de bu öğrenme sürecinde katkısını yadsımamak gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sayede 2018’den bu yana Malezya, Türkiye, Polonya, Macaristan, ABD, İsrail, Şili, Peru gibi birçok ülkede demokratlar yerel ve genel seçimlerde otokratlara karşı başarı elde etti. Fakat Polonya seçimlerinde yeniden otoriter iktidar kazandı. Dolayısıyla demokratik geriye gidiş dalgasına karşı kabarmaya başlayan bu yeni demokratik dalganın kalıcı bir dalgaya dönüşüp dönüşmeyeceği hem önümüzdeki seçimlerde demokratik muhalefetin performansına (Macaristan, Türkiye, Rusya) hem de mevcut demokratik iktidarların demokratik ilkelere ne kadar sadık kalacağına bağlı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/18/v-dem-raporu-kuresel-demokratik-geriye-gidis-dalgasi/">V-Dem Raporu: Küresel Demokratik Geriye Gidiş Dalgası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Mutluluk Raporu ve Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/dunya-mutluluk-raporu-ve-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2022 12:28:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mutluluk Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Gallup Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk kriterleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79754</guid>

					<description><![CDATA[<p>146 ülkede vatandaşların mutluluk algısını araştıran Dünya Mutluluk Raporu yayınlandı. Dünya çapında mutluluk düzeyinin 10 üzerinden 5,6 puan olarak ölçüldüğü raporda, Dünya genelinde hissedilen mutluluk seviyesinin ancak vasat düzeye ulaşabildiği görülüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/dunya-mutluluk-raporu-ve-turkiye/">Dünya Mutluluk Raporu ve Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yıllık olarak yayınlanan Dünya Mutluluk Raporu, BM, Oxford Üniversitesi ve Gallup Araştırma gibi küresel düzeyde prestije sahip olan birçok kurumun iş birliğiyle <a href="https://worldhappiness.report/ed/2022/" target="_blank" rel="noopener">hazırlanıyor</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://worldhappiness.report/ed/2022/">.</a> Bu raporda 146 ülkede vatandaşların mutluluk algısı araştırılıyor. Hem katılımcıların verdiği yanıtlar, hem de ülkelerin çeşitli demografik ve sosyo-ekonomik ölçütleri kriter olarak değerlendiriliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcıların verdiği yanıtlar arasında, öznel mutluluk puanları, hayatta zorda kaldığında çevresinden sosyal destek görebilme ihtimaline dair algılar, hayat seçimlerini yapma özgürlüğü hissi, ülkelerine dair yolsuzluk algıları, cömertlik eğilimi (bağışta bulunma sıklığı) ve  gün içinde hissedilen pozitif ve negatif duygular yer alıyor. Gallup tarafından dünya çapında gerçekleştirilen “Gallup World Poll” (GWP) araştırması, Dünya Mutluluk Araştırması’nda bireysel düzeyde his ve algıların ölçümünde etkin rol oynuyor. Ortalama yaşam beklentisi ve satın alma paritesine göre kişi başına düşen yurtiçi gelir ise mutluluk raporunun kapsadığı ulusal düzeydeki ölçütler.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-79766 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="528" height="465" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya çapında mutluluk düzeyi 10 üzerinden 5,6 puan olarak ölçülüyor. Dünya genelinde hissedilen mutluluk seviyesinin ancak vasat düzeye ulaşabildiğini söylemek mümkün. Ülke sıralamaları incelendiğinde, yüksek refah ve demokrasi seviyesine sahip olan az nüfuslu Batı ülkelerinin listenin başını çektiğini görüyoruz (Finlandiya, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Lüksemburg, İsveç, Norveç, İsrail, Yeni Zelanda). Bu ülkelerde devlet-toplum ilişkilerinde yönetişim ve adaletin uygulanabilirliğinin daha kalabalık nüfuslu ülkelere göre daha kolay olmasının ayrıştırıcı bir etki yarattığını öne sürebiliriz.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-79773 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-1-640x512.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="640" height="512" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-1-640x512.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-1.jpg 704w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Listenin son sıralarında iç savaş, çatışma, yolsuzluk, yoksulluk, asayiş, sağlık, temel hizmetlere erişim yoksunluğu gibi insan haklarını en temelden zedeleyici büyük sorunların yaşandığı ülkeler yer alıyor (Afganistan, Lübnan, Zimbabve, Ruanda, Botsvana, Lesotho, Sierra Leone, Tanzanya, Malavi, Zambiya ve Hindistan). İç savaş yaşanan ülkeler, Afrika ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri, ve Asya ülkeleri listenin son sıralarında yoğunlaşıyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’nin Durumu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin rapordaki durumu pek iç açıcı değil. Türkiye’nin mutluluk puanı vasatın altında ve dünya ortalamasının gerisinde (10 üzerinden 4,7). Türkiye 146 ülke arasında 112. sırada bulunuyor. Türkiye’nin iç savaş ve çatışma yaşanan komşusu Suriye, Filistin ve Lübnan hariç tüm komşularından ve yakın çevresinde yer alan ülkelerden geride olduğu mutlaka vurgulanması gereken bir olgu. (İsrail 9., Güney Kıbrıs 41., Yunanistan 58., KKTC 79., Rusya 80., Ermenistan 82., Bulgaristan 85., Kuzey Makedonya 89., Arnavutluk 90., Azerbaycan 92., Ukrayna 99., Gürcistan 105., İran 110.) Üstelik Türkiye vatandaşların duygu durumlarını yansıtan birçok ölçütte daha alt basamaklarda yer alıyor.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-79774 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-2-640x434.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="640" height="434" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-2-640x434.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-2.jpg 786w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye 144 ülke arasında mutluluk seviyesinin son 9 yılda en çok düşüş gösterdiği ilk 20 ülke arasında yer alıyor (19.). Türkiye’de ortalama mutluluk son 9 yılda 5.2’den 4.7’ye gerilemiş.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79775 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu.png" alt="dünya mutluluk raporu" width="504" height="538" /></p>
<h5><b>Mutluluk Kriterleri ve Türkiye</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup World Poll (GWP) araştırmasında, katılımcıların sosyal destek algısını ölçmek için zor durumda kaldıklarında çevrelerinden destek bulup bulamayacaklarına dair bir değerlendirme yapması isteniyor. Türkiye’de sosyal destek algısı düşük sayılmasa da dünya ortalamasının gerisinde (%79.4). Sosyal destek göremeyeceğini düşünenlerin oranı %20’yi buluyor. Türkiye 146 ülke arasında 93. sırada kalıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79776 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-3.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="580" height="551" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gallup World Poll” (GWP) araştırmasında sorulan bir diğer soru ise insanların hayat tercihlerini yaparken ne derece özgür hissettikleri. Türkiye bu konuda en karamsar ülkelerden biri. 145 ülke arasında sondan 7. sırada yer alan Türkiye’de kendini özgür hissetmeyenlerin oranı %45’i buluyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79777 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-4.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="550" height="553" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-4.jpg 550w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-4-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Mutluluk Araştırması’nda cömertlik de genel mutluluğu etkileyen bir faktör olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda son bir aya herhangi bir vakfa veya kuruluşa yardım yapmış kişilerin oranı analize dahil ediliyor. Türkiye %25.9 ile 81. sırada yer alıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79779 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-5.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="509" height="534" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup’a göre Türkiye, dünya genelinde mutluluk, huzur, keyif gibi duyguların en az hissedildiği 3. ülke. Türkiye 146 ülke arasında 144. sırada. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79780 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-6.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="490" height="507" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, Gallup Araştırması’na göre gün içinde öfke, korku, endişe, umutsuzluk gibi negatif duyguları uzun süre yaşayan kişi oranında Türkiye 14. sırada geliyor. Ekonomik kriz ve siyasal tıkanıklığın derinden hissedildiği koşullarda Türkiye’nin dünyanın en depresif ülkelerinden birine dönüştüğünü söylemek mümkün.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79781 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/dunya-mutluluk-raporu-7.jpg" alt="dünya mutluluk raporu" width="474" height="497" /></p>
<p><em>Kapak görseli: Eva Bee</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/dunya-mutluluk-raporu-ve-turkiye/">Dünya Mutluluk Raporu ve Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 11:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzluk Algıları Endeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79401</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 2021 Yolsuzluk Algıları Endeksi'ni yayınlandı. Endeksin 2021 sonuçlarına göre, Türkiye 38 puanla 180 ülke arasında 96. sırada yer alırken, 2013'ten bu yana 12 puan kaybetti ve sıralamada 43 basamak geriledi. Sonuçlar, Türkiye'nin son 10 yılda en çok puan kaybeden ülkeler arasında zirvede yer aldığını gösterdi. 1 milyon üzeri nüfuslu ülkeler arasında en büyük düşüş Türkiye’de yaşandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin puanı Avrupa Birliği&#8217;nin tüm üye ülkelerinden daha düşük. Bulgaristan gibi pek de temiz bir sicile sahip olmayan ülkeler dahil olmak üzere üyelerin tamamı Türkiye’nin önünde bulunuyor. Türkiye ayrıca 38 OECD ülkesi arasında 37. sırada yer alıyor. Türkiye, yer aldığı Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri bölgesinde, 22 ülke arasında Gürcistan, Ermenistan, Karadağ, Belarus, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’ın ardından 8. sırada bulunuyor. 2013 yılında bu bölgede zirvede yer alan Türkiye yolsuzluk konusunda en temiz algıya sahipti. 2013-2022 arasında Türkiye bu bölgede <a href="https://seffaflik.org/2021-yolsuzluk-algi-endeksi-aciklandi/" target="_blank" rel="noopener">endekste</a> en çok gerileyen ülke oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde sırasıyla 17-25 Aralık dosyalarının kapatılması, soruşturma açılan siyasilerin kamu görevlerine devam edebilmesi, seçim kampanya ve güvenliği konusunda yolsuzluk ve ihlallerin normlaşması, OHAL ve sonrası dönemde yargı ve bürokraside rüşvetin yaygınlaşması, mafyanın güvenlik güçleri ve siyasilerle temas ve ilişkilerinin giderek derinleşmesi, bakanların mafyayla aynı kareye girmesi ve mafya tarafından açıkça tehdit edilmesi, Türkiye’nin uluslararası savaşçı ve uyuşturucu trafiği konusunda bir “hub point” olarak suç ve yolsuzluk konusunda güven kaybetmesi, nepotizmin giderek aşikar hale gelmesi, aynı zamanda otoriterleşme ile birlikte hesap verilebilirlik, şeffaflık ve denetleme ilkelerinin neredeyse tamamen aşınması Türkiye’nin kısa sürede Doğu Avrupa ülkelerinin gerisine düşmesine ve otoriterlik, yolsuzluk ve iç karışıklıklarla anılan Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerinin seviyesine inmesine yol açtı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye aynı zamanda 17-25 Aralık’tan bu yana otoriterleşme ve yolsuzluğu eş zamanlı olarak hızlandıran birçok gelişmeye sahne oldu. 2007’den itibaren yargı, bürokrasi ve orduda birlikte alan genişleten AK Parti ve Gülencilerin kendi aralarında yaşadığı çatışma Türkiye’ye 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi ile son bulan derin bir yıkım yaşattı. Erdoğan bu süreçte yeni ortak olarak milliyetçilere yakınlaşırken, Çözüm sürecini sona erdirdi ve Kürt siyasetini gayrimeşru ilan ederek 1990’lı yılların güvenlikçi anlayışına geri döndü. Darbe sonrasında OHAL döneminde 2 milyona yakın kişiye terör soruşturması açılırken, toplam 100 milyar dolara yaklaşan değerde mülke el konuldu. 100 binden fazla memur devletten atıldı. HDP’li belediyelere kayyum atandı, HDP’li vekiller ve parti üyeleri tutuklandı. Bu süreçte KHK ve başkanlık sistemiyle inşa edilen ara rejimde hukuksuzluk normlaşırken, yolsuzluk sıradanlaştı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-79406 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg" alt="civil liberties" width="640" height="399" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties.jpg 710w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada sivil özgürlükler ve yolsuzlukla mücadelede başarı arasında pozitif bir ilişki gözlemleniyor. Grafikte gözlemlendiği üzere, sivil özgürlükler puanı ve yolsuzluk sicil puanı birlikte artış eğilimi gösteriyor. Türkiye, sivil özgürlüklerin neredeyse minimum düzeye indiği bir ülke olarak yolsuzlukta da dünya ortalamasının gerisinde kalıyor. Sonuç olarak, 2021 yılında yaşananlar ve bu yılın küresel yolsuzluk algısı raporu, Türkiye’nin demokratikleşen ülkeler arasından, yolsuz ve otoriter ülkeler arasında geçiş yaptığını belgelemiş oldu.</span></p>
<h5><b>Gri Liste</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 Ekim’de Türkiye’nin yaşadığı bu hızlı ve karanlık yolculuğu belgeleyen önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Ürdün ve Mali’yle birlikte kara para aklama ve terörizmin finansmanının engellenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle, 1989 yılında G-7 Paris Zirvesi sonrası kurulan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından gri listeye alındı. Merkezi Paris’te bulunan ve 39 ülkenin üye olduğu kurumun, biri kara diğeri gri olmak üzere iki listesi var.  Kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yer aldığı “kara liste”de İran ve Kuzey Kore yer alırken Türkiye’nin bu yıl eklendiği yükümlülükleri eksik yerine getirilenlerin yer aldığı “Gri listede” Pakistan, Suriye, Arnavutluk, Myanmar, Yemen, Güney Sudan, Uganda, Senegal, Burkina Faso, Zimbabve, Nikaragua, Filipinler, Kamboçya, Haiti, Cayman Adaları ve Barbados bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı <a href="https://open.spotify.com/episode/7h59CWuDEvZHvmKq5Atsun?si=2cad0bd5e75a49ec&amp;nd=1" target="_blank" rel="noopener">Oya Özarslan, gerçekleştirdiğimiz mülakatta,</a> Türkiye’nin artık itibar kaybı ve AB rotasından uzaklaşmanın ötesinde lig düştüğünü, Güney Sudan ve Myanmar gibi yolsuzluğun norma dönüştüğü, etnik çatışmaların hakim olduğu ülkelerle aynı grupta yer aldığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, Türkiye yolsuzluk konusunda uçuruma yuvarlanmış ve gri listeye düşmüş durumda. Nitekim bu ülkeleri yöneten idareler “korsan devlet” olarak görülüyor. Bu ülkeler diktatörlerin kara para cennetleri olarak tanımlanıyor. Gelinen noktada Türkiye’yi yöneten elitler halkına ve dünyaya yaşattığı güven kaybıyla, Türkiye’nin ekonomik yaptırımlar ile uluslararası yatırım ve kredi konularında artık çok daha zorlanmasına neden oluyor ve olmaya deva edecekler. Bu durum sadece hükümet için değil, belediyeler ve özel sektör için de geçerli ve bir zamanlar AB ve demokrasi yolunda olan 85 milyonluk büyük bir ülke bu karanlık tablodan olumsuz etkilenmeye devam ediyor.</span></p>
<p><em>Görsel: Ellice Weaver </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 09:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[medya özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[tarafsızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/">Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda otoriterleşme hızının en yüksek seyrettiği ülkelerden biri haline gelen Türkiye, her alanda olduğu gibi, basın ve medya özgürlüğü konusunda dünya genelinde en büyük gerilemenin yaşandığı ülkelerden biri olarak tarihe geçti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders – RSF) raporuna göre, Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü endeksinde 2002-2020 yılları arasında 99. sıradan 153. sıraya düştü [1]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu geriye gidişin üç ana dinamiğinden söz edebiliriz: hükümet baskısı, kutuplaşma-dışlama ve devlet-iş dünyası-medya ilişkileri. Bununla birlikte sosyal medyada etkin gazetecilerin ve FOX TV’nin geriye gidişe karşı koyabildiğini görüyoruz. Yazıda bu üç ana gelişmeyi özetleyip, sonrasında bu engelleri aşma potansiyeli olan medya aktörlerine veriler ışığında odaklanacağım.</span></p>
<h5><b>OHAL Döneminde Medya</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet baskısının dayandığı ana gelişme, 2016 darbe girişimi sonrasında kurulan OHAL rejimiyle güvenlikleştirme politikasının meşrulaşması oldu. Hem anaakım kanallar hem sosyal medya baskı ve sansür/otosansürün adresi haline dönüştü. V-Dem sansür endeksinde Türkiye 5. derecede (en yüksek derece) sansürcü ülkeler arasında yer aldı. Bu kategoride Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Kuzey Kore, İran ve Venezuela gibi ülkeler bulunuyor[2]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Freedom House Medya Özgürlüğü raporunda Türkiye, İran ve Mısır gibi otoriter ülkelerle aynı kategoride değerlendiriliyor. OHAL döneminde 150 kanal, gazete ve haber sitesinin kapatılması ve 200’den fazla gazetecin terör ve siyasi suçlarla yargılanması bu kararın gerekçesi olarak sunuluyor [3]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Türkiye’de en az 67 medya çalışanı cezaevinde bulunuyor ve Türkiye nüfusa oranlandığında bu konuda dünyada ilk sırada[4]</span><span style="font-weight: 400;">. Gazeteci Sedef Kabaş’ın tutuklanması da bu baskıcı uygulamaların son örneği oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından hak ihlaline hükmedilen davalar incelendiğinde, Türkiye’nin gazetecilerin haklarını en çok ihlal eden Avrupa ülkesi olduğu anlaşılıyor (davaların %16.8’i)[5]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Kutuplaşma-Dışlama</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasal kutuplaşma ise sadece partiler düzeyinde kalmayıp medyaya da sıçradı. Kutuplaşmayla birlikte taraflar ayrışırken, medya kanalları tamamen ayrı mahallelere dönüştü. Gri alanda kaldığını iddia edenler, bilhassa OHAL döneminde iktidarın otoriterliğinden kaçamadı. Muhalifler, hatta muhalif diye bilinenler iktidarın müsaade ettiği “muhalif” kanallara hapsedildi. Kamu kaynakları da iktidarın doğrudan veya dolaylı bağlantılı olduğu kanallara reklamlar gibi çeşitli vasıtalar aracılığıyla aktarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Kenan Şener’in araştırmasına göre kamu bankalarının en çok reklam verdiği ilk 10 kanalın 5’i Turkuvaz Medya&#8217;dan (A Haber, A2, A Spor, A Para, ATV). MHP&#8217;ye yakın Türkgün 1., CNN Türk 4, Akit 8. sırada. Kamu bankaları 2020’de FOX, Halk TV, Tele-1, KRT ve TV5’e tek bir saniye reklam vermedi[6]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Devlet-İş Dünyası-Medya</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de basın-medya özgürlüğünü kısıtlayan bir başlık da medya-iş dünyası-siyaset ilişkileri oldu. Eşzamanlı olarak hem iktidar hem muhalefet tarafında siyaset çevreleri-iş dünyası ve medya arasındaki bağlar karmaşıklaştı, tarafsızlık ve medya bağımsızlığı neredeyse ortadan kalktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor[7]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bianet ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü&#8217;nün birlikte hazırladığı Medya Sahipliği İzleme Projesi (MOM) tarafından yayınlanan araştırmaya göre sanayi ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren şirketler ülkenin en büyük 40 medya kuruluşunu kontrol ediyor. Turkuvaz/Kalyon(%30), Ciner (%15), Demirören (%15) ve Doğuş (%11) en büyük ağırlığa sahip gruplar[8]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Baskı ve Kutuplaşmayı Kıran Aktörler</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de internet erişimi olan geniş kitlelerde ulusal kanal ve gazetelerden online haber ve sosyal medyaya kayma eğilimi gözlemleniyor. Bu eğilim hem küresel dönüşüm hem de otoriterlik ve kutuplaşma kaynaklı medyaya güvensizliğin bir neticesi olarak okunabilir. Freedom House Medya Özgürlüğü raporuna göre, Türkiye’de medyada yer alan haberlere güvenenlerin oranı sadece %25’te kalıyor. Bu oran ABD ve AB ülkelerinin yarısı seviyesinde[9]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reuters Enstitüsü raporuna göre Türkiye’de haber takibi için yazılı basını takip edenlerin oranı 2015’ten 2021’e %50’den 30’a, televizyon izleyenlerin oranı %75’ten 60’a düştü. Haber takibi için akıllı telefonunu kullananların oranı 2015-2021 arasında %57’den %75’e yükseldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de resmi kaynaklara göre 66 milyon internet, 60 milyon sosyal medya kullanıcısı var[10]</span><span style="font-weight: 400;">. Türkiye 15,6 milyon Twitter kullanıcı sayısıyla dünyada 7. sırada[11]</span><span style="font-weight: 400;">. İnternet kullanıcılarının %91.4’ü sosyal medya hesaplarını aktif kullanıyor. YouTube kullanım oranı %94.5, Facebook kullanım oranı %79, Twitter kullanım oranı %72.5.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reuters Enstitüsü 2021 Dijital Medya raporuna göre Türkiye’de sosyal medya platformlarını haber takip etme amacıyla kullananların oranları, Youtube (%40), Twitter (%34), Instagram (%34), Facebook (%30), Whatsapp (%30), Telegram (%13) şeklinde sıralanıyor[12]</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu platformlara içerik üreten Nevşin Mengü, Cüneyt Özdemir, Fatih Portakal, Özlem Gürses, Adem Metan, Yavuz Oğhan gibi gazeteciler, Özgür Demirtaş, Emin Çapa, Atilla Yeşilada gibi uzmanlar ve Medyascope, 140journos, +90 gibi kanallar baskı ve kutuplaşmayı ekarte edebiliyor ve geniş kitlelere ulaşabiliyor. Ayrıca yoruma açık yayınlar diyalog imkanı sunarak seyircilerin hem birbirleriyle hem de içerik üreticisiyle etkileşime girmesini sağlıyor. Sedat Peker’in YouTube ve Twitter üzerinden ne derece etkili olduğunu da unutmamak gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ana akım medyaya güvenin azaldığını belirtmiştik. Ancak bunun istisnası ana haberler. Ana haberler deyince akıllara FOX TV geliyor. Reuters raporuna göre FOX açık ara en çok izlenen kanal ve tek başına halkın yarısından fazlasına ulaşıyor: Fox TV (%54), CNN Türk (%33), Sözcü (%32), NTV (%30), Show TV (%28), Habertürk (%27), Hürriyet (%26), TRT (%25), Kanal D (%25), ATV (%24), Star (%24), Cumhuriyet (%22), Milliyet (%20), Sabah (%19), A Haber (%19), Halk TV (%18). Ayrıca son dönemde ekran yüzlerine sosyalist, liberal, muhafazakar ve milliyetçi isimleri de ekleyerek ideolojik çeşitliliğini artıran Halk TV’nin de artık listelerde üst sıralara yükseldiğini vurgulamak gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Metropoll’ün ana haber kanal tercihine dair bulgusu da FOX TV’nin popülaritesini destekliyor. FOX TV tek başına hükümete yakın 7 kanalın toplamı kadar seyrediliyor (%39). Hükümete yakın ATV %11, TRT %10, Kanal D %5, CNN Türk %5, A Haber 4%, NTV %3, Star %2 izleniyor</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<figure id="attachment_77909" aria-describedby="caption-attachment-77909" style="width: 627px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-77909 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/ana-haberler-hangi-kanalda.jpg" alt="ana haberler hangi kanaldan izleniyor" width="627" height="304" /><figcaption id="caption-attachment-77909" class="wp-caption-text">Grafik 1: Metropoll, Ana Haber Tercihleri</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">TEAM’in Refah ve AK Parti’nin en güçlü olduğu bölgelerde gerçekleştirmiş olduğu araştırmayı ele alan “Dindar seçmenler” raporu da FOX’un kutuplaşmayı aşan rolünü destekleyen bulgular sunuyor</span><span style="font-weight: 400;">. FOX TV, AK Parti&#8217;nin kalelerinde yaşayan Türk-Sünni dindar seçmenlerin haberleri en çok takip ettiği 3. kanal: %30. FOX, tüm kanal ve gazetelerin yer aldığı listede iktidara en yakın kanallardan biri olan A Haber&#8217;den sadece 1 puan geride. Kürt dindarlarda %39 ile 1. sırada. RTÜK’ün FOX TV’yi hedef alan açıklamaları tesadüf değil.</span></p>
<figure id="attachment_77910" aria-describedby="caption-attachment-77910" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77910" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor-640x384.jpg" alt="Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri" width="640" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor-640x384.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor.jpg 658w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-77910" class="wp-caption-text">Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri</figcaption></figure>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye dünyada eşine rastlanmayan hızda bir otoriterleşme sürecine tanıklık ediyor. Baskı, kutuplaşma ve iş dünyasının patronaj ilişkileriyle birlikte medya da bu süreçten nasibini alıyor. Ancak sosyal medyada içerik üreten gazeteciler ve kanallar ile haber programlarını etkin kullanan FOX TV gibi kanallar bu üç engeli aşarak kamuoyuna seslenebilmeyi başarıyor.</span></p>
<h6>[1] https://rsf.org/en/ranking/2021</h6>
<h6>[2] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/</h6>
<h6>[3] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral</h6>
<h6>[4] https://www.ifj.org/fileadmin/user_upload/IFJ_KILLED_LIST_REPORT_2020.pdf</h6>
<h6>[5] https://www.echr.coe.int/Documents/Stats_violation_1959_2020_ENG.pdf</h6>
<h6>[6] https://www.gazeteduvar.com.tr/iktidar-destekcisi-medyaya-akan-kamu-kaynagi-1-yazili-basinda-kamu-bankalari-reklamlari-dagilimi-haber-1526532</h6>
<h6>[7] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/</h6>
<h6>[8] https://turkey.mom-rsf.org/tr/medya/</h6>
<h6>[9] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral</h6>
<h6>[10] https://www.iletisim.gov.tr/uploads/docs/SosyalMedyaKullanimKilavuzu.pdf</h6>
<h6>[11] https://www.statista.com/statistics/242606/number-of-active-twitter-users-in-selected-countries/</h6>
<h6>[12] https://datareportal.com/reports/digital-2021-turkey</h6>
<p><em>Görsel: Feodora Chiosea </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/">Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2022 08:10:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gallup Küresel Duygular Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiye dönüşen salgın dünyada depresif duyguları normalleştirdi. Gallup Küresel Duygular Araştırması dünya geneline yayılan negatif duyguları pozitif duygularla birlikte araştırdı. Raporda Türkiye’nin durumu hiç iyi görünmüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/">Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2010’lu yıllar 2008 krizinin etkisiyle pek de görkemli olmayan bir şekilde başladı. Tüm dünyaya hakim olan karamsarlık, renkli devrimler ve Arap Baharı sonrasında ortaya çıkan iç savaşlar, artan göç sorunu ve terörün yükselişiyle birlikte giderek derinleşti. 2010’lar biterken dünya Orta Çağ tecrübelerini yaşatacak denli büyük bir felaketle karşılaştı: Koronavirüs. Pandemiye dönüşen bu salgın dünyada depresif duyguları normalleştirdi. Gallup Küresel Duygular Araştırması dünya geneline yayılan negatif duyguları pozitif duygularla birlikte araştırdı. Raporda Türkiye’nin durumu <a href="https://www.gallup.com/analytics/349280/gallup-global-emotions-report.aspx" target="_blank" rel="noopener">hiç iyi görünmüyor</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gallup.com/analytics/349280/gallup-global-emotions-report.aspx">.</a> Önce dünya genelinden başlayalım.</span></p>
<h5><b>Negatif Tecrübe Endeksi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup araştırma sonuçlarından bir negatif tecrübe endeksi geliştirdi. Bu endeksin içinde gün içinde yaşanan fiziksel acı, endişe, üzüntü, stres ve öfke duyguları yer alıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77349 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi-640x313.jpg" alt="negatif tecrübe endeksi" width="640" height="313" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi-640x313.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi.jpg 711w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu endekse göre dünya genelinde negatif tecrübe skoru 2006’dan 2020’ye 24’ten 32’ye yükseldi ve %33 artış gösterdi. Pandeminin olumsuz etkisi hem maddi hem psikolojik olarak derin bir şekilde karşımıza çıkıyor. Dünya genelinde çalışanların %50’sinin geliri pandemi sırasında düşmüş. Çalışanların %32’si ise işinden ayrılmak zorunda kalmış. %80’lik çoğunluk pandemiden olumsuz etkilendiğini belirtiyor. </span></p>
<h5><b>Türkiye’nin Durumu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup araştırmasında Türkiye’nin durumu çok çarpıcı. Türkiye pozitif tecrübe endeksinde en son sırada yer alırken, negatif duygularda en üst sıralarda. Politik kutuplaşma, ani ekonomik yoksullaşma, derin toplumsal eşitsizlikler, sıradan hale gelen ifade özgürlüğü ve insan hakları ihlalleri gibi buhran şartlarında Türkiye halkının psikolojik durumu hiç de iyi görünmüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77352 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum-640x386.jpg" alt="psikolojik-durum" width="640" height="386" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum-640x386.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum.jpg 661w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Harita: Gallup Pozitif Tecrübe Endeksi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup Pozitif Tecrübe Endeksi’nde şu sorular yer alıyor: “Dün kendinizi iyi dinlenmiş hissetiniz mi?”, “Dün size insanlar saygılı davrandı mı?”, “Dün çok güldünüz ve/veya gülümsediniz mi?”, “Dün ilgi çekici bir şey öğrendiniz ve/veya yaptınız mı?”, “Dün gününüz genel olarak keyifli geçti mi?”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77354 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/pozitif-tecrube-endeksi.jpg" alt="pozitif tecrübe endeksi" width="527" height="515" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endeks ortalaması 100 üzerinden 46 olarak ölçülen Türkiye, Lübnan’la birlikte pozitif tecrübe endeksinde dünya genelinde en son sırada yer alıyor. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, krizler ve derin buhranın toplumsal yaşama hakim olduğu iki ülkede toplumun en az yarısı gün boyunca pozitif tecrübe yaşayamıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77355 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="560" height="518" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılara “Dün gününüz genel olarak keyifli geçti mi?” diye sorulduğunda Türkiye’de halkın sadece %35’i buna olumlu yanıt veriyor. %61’lik çoğunluk gün içinde keyif almadığını ifade ediyor. Türkiye Lübnan’ın ardından “keyifsizlikte” ikinci sırada yer alıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77358 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-1.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="532" height="508" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dün ilgi çekici bir şey öğrendiniz ve/veya yaptınız mı?” sorusunda Türkiye’de sadece %35’lik azınlık evet cevabı veriyor. Türkiye halkı Avrupa’nın en az uyuyan (ortalama 6 saat 50 dakika) ve haftada en çok çalışan (46 saat), buna karşılık en az kazanan halklarından bir tanesi. Halkın çoğunluğu kendilerine keyif verip heyecanlandıracak yeni bir aktivite bulmak için rahat imkanlara sahip değil. Gelinen noktada Türkiye’de gündelik yaşam siyasal kutuplaşma ve yoğun çalışma arasında sıkışmış durumda. Sosyal etkinlikler ve sivil toplum etkinliği siyasal baskı, ekonomik yetersizlik ve pandeminin etkisiyle dibe vurmuş vaziyette.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77360 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-2.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="522" height="500" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada yüzü en az gülen halk Türkiye’de. Türkiye’deki katılımcıların %57’lik çoğunluğu son bir günde gülmediğini/gülümsemediğini söylüyor. Buna evet diyenler sadece %41’de kalıyor. Türkiye’de 2018’den beri hızı kesilmeyen ekonomik kötüleşmeyle gelen ani yoksullaşma, artan siyasi ve sosyal baskılar ve pandemi koşulları Türkiye’de gülümsemenin bile önüne geçen yaygın bir olumsuz hava oluşturmuş görünüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77361 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-3.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="509" height="446" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gün içinde öfke hissedenler oranında Orta Doğu ülkeleri seviyesinde. Halkın yaklaşık yarısı (%44) öfke hissettiğini belirtmiş. Türkiye’de son yıllarda yaşanan sorunların yanısıra hızlı kentleşmeyle gelen kalabalık nüfus ve yol-ulaşım-altyapı yetersizlikleri, toplumsal güvenin hızlı göçle aşınmış olması gibi yapısal-kültürel sorunlar da günlük hayatta öfke patlamalarına zemin hazırlıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77365 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-4.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="538" height="527" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keyifsizlik ve öfkenin yanı sıra yoğun stres de Türkiye’nin öne çıktığı olumsuz başlıklardan bir tanesi. Toplum genelinde stres yaşayanların oranı %59’u buluyor. Türk lirasında yaşanan oynaklığın Bitcoin seviyesini aştığı şartlarda toplumsal ruh halinin sağlıklı olma ihtimali kalmıyor. Tüketici ve üretici enflasyonu ortalamasının %40’a yaklaştığı ve alım gücünün hızla düştüğü şartlarda stresin yaygınlaşması kadar doğal bir sonuç yok.</span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2008’den beri dünya ekonomik kriz, iç savaşlar, terör, göç ve son olarak pandemi ile daha karamsar bir yöne doğru savruluyor. Gallup Küresel Duygular Araştırması 2021’e gelindiğinde dünyada negatif duyguların üçte bir oranında yaygınlaştığını gözler önüne seriyor. Araştırmada Türkiye tablosu oldukça karamsar. Dünya genelinde pozitif duyguları ve tecrübeleri en az yaşayan halk Türkiye’de yaşıyor. Hayattan keyif alanlar %35’te kalıyor (dünyada sondan 2. sırada). Günlük hayatta güldüğünü/gülümsediğini söyleyenlerin oranı sadece %41 (dünyada sondan 1. sırada). Öfke hissedenlerin oranı %44’ü buluyor (dünyada 2. sırada). Stres yaşayanlar %59’a ulaşıyor (dünyada 4. sırada). Ekonomik kriz ve ani yoksullaşma, siyasal baskı, sosyal bunalım, yapısal yetersizlikler ve kültürel çatışmalarla birlikte Türkiye artık dünyanın en huzursuz ülkelerden birine dönüşmüş durumda. Pandemi de bunun tuzu biberi olmuş. Ayrıca sosyal ve sivil yaşamın canlılığını yitirmiş olması Türkiye’de kurak bir toplumsal hayatın yaşanmasıyla sonuçlanıyor.</span></p>
<p><em>Görsel: Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/">Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>World Inequality Report and Wealth Inequality in Turkey</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/world-inequality-report-and-wealth-inequality-in-turkey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 16:16:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Inequality]]></category>
		<category><![CDATA[Inequality report]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78679</guid>

					<description><![CDATA[<p>In the World Inequality Report, prepared with the information provided by the World Inequality Database, income inequality and wealth inequality at the global level are examined separately, and both world-wide and country-specific analyzes are prepared. In this article, I will evaluate the findings on income, wealth and gender inequality in the world and in Turkey in particular.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/world-inequality-report-and-wealth-inequality-in-turkey/">World Inequality Report and Wealth Inequality in Turkey</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">The World Inequality Lab works with national and international statistical institutions, government financial units, universities, research centers and international organizations to standardize, analyze and report inequality data around the world. Within the framework of this study, the ‘World Inequality Database’ was created. The World Inequality Report is prepared every year with the information provided by this database.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the report released this year, income inequality and wealth inequality at the global level were examined separately. Both worldwide and country-specific analyzes were prepared. In this article, I will evaluate the findings on income, wealth and gender inequality in the world and in Turkey in particular.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">The wealthiest 10% of people worldwide have 52% of global income.</span></p></blockquote>
<p><b>Global Inequality</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">To examine global income inequality, the incomes of the richest 10% and the poorest 50% worldwide are compared. The wealthiest 10% of people worldwide have 52% of global income. In contrast, the income of the broad masses in the poorest 50% accounts for only 8% of global income. Those in the first group have an average annual income of 87,200 Euros, while those in the poorest 50% have an average income of only 2,800 Euros.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global inequality in wealth, which includes not only incomes but also savings, investments, and assets, is deeper. The share of those in the richest 10% of the world&#8217;s total wealth rises to 76%. The combined wealth of those in the poorest 50% is equivalent to just 2% of global wealth.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Average wealth figures bare the picture of inequality. Average wealth per capita for the top 10% minority is recorded as 550,900 euros, while this figure is only 2,900 euros for the poorest 50%. In other words, the average wealth of the richest is 197 times the wealth of the poorest. Since 1995, the wealth of those in the 10% tranche has grown at least 2 times more than the world average. According to the report, this inequality has grown even more during the pandemic.</span></p>
<p><b>Inequality in Turkey</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">According to the Gini coefficient index, which measures inequality, Turkey is the most unequal country in Europe (41.9) [1]. In recent years, while wealth transfer has taken place to the elites close to power, the purchasing power of the broad masses has decreased, and impoverishment has increased.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78681 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/esitsizlik-raporu.jpg" alt="" width="551" height="506" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Those in the 10% richest quintile in Turkey have 54.5% of the country&#8217;s income. The total income of the poorest 50% is only 11.2% of the country&#8217;s income. The average income (in purchasing power parity) of the richest 10% reaches 149,400 euros, while this figure drops to 6,500 euros in the poorest 50%. The average income of the poorest is equivalent to 1/23 of the richest.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In Turkey, inequality is deepening mostly in terms of wealth. The top 10% hold 67% of the total wealth, while the poorest 50% only get 4%. While the average wealth of the 10% tranche rises to 263,800 euros, the average wealth of people in the poorest 50% is only 2,900 euros. Wealth per capita is exactly 91 times that of the bottom 50% in the top 10%.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78682 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gelir-esitsizligi.jpg" alt="" width="565" height="470" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Income inequality in Turkey decreased between 1990-2005. However, inequality has been on the rise for the last 15 years, as the AKP (Justice and Development Party) government chose to expand its sphere of control by creating its own economic elite rather than increasing consumer purchasing power. Although the share of the top 10% of income fell below 50% between 2005 and 2010, it seems to have reached 54% in 2021.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78683 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/esitsiz-dagilim.jpg" alt="" width="599" height="464" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The inequality in wealth distribution in Turkey had decreased in the first term of the AKP. The share of the top 10% of the total wealth decreased from 75% to 60%, while the share of the poorest 50% reached 5% from 1%. The increase in wealth that the AKP provided to the lower and lower-middle income groups in its first term has been one of the biggest dynamics that paved the way for its rule for 19 years.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">However, in the 10-year period after the 2008 crisis, Turkey&#8217;s falling into the middle-income trap with the declining economic performance of the AKP government, the gradual impoverishment of the lower and middle classes after the 2018 currency crisis, and wealth transfers to economic elites close to the AKP increased wealth inequality again.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78684 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/cinsiyet-esitsizligi-640x472-1.jpg" alt="" width="640" height="472" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Another area where inequality is seen is gender inequality in the distribution of income for labor. Like the Middle East countries, where women’s participation in socio-economic life remains low due to cultural reasons, Turkey lags behind the world average in this regard. In the last 10 years, the share of women in total income in return for labor has only reached 23.3%. In order to understand how low this rate is, it should be emphasized that in neighboring Bulgaria, which has a similar average income to Turkey, the share of women in total income reaches 43%.</span></p>
<p><b>Conclusion</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">With the pandemic, inequality has become more visible in the world, both between countries and at the social level. Turkey is no exception in this regard. Especially after the 2010s, while the purchasing power of the people decreased, inequality increased with the wealth transfers made to the economic elites close to the government. As a result of this, inequality in Turkey became more pronounced in the field of wealth rather than income. While the average income of the top 10% is measured as 23 times that of the poorest 50%, this figure is 91 in wealth. Another issue where inequality is felt most deeply in Turkey is gender inequality. In Turkey, women can only get 23% of the total income in return for their labor. In summary, while welfare decreases in Turkey, inequality is deepening in many areas.</span></p>
<p><a href="https://inequalitylab.world/en/"><b>World Inequality Database</b></a></p>
<p><a href="https://data.worldbank.org/indicator/SI.POV.GINI?locations=TR"><b>World Inequality Report</b></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] </span><a href="https://wir2022.wid.world/"><b>https://wir2022.wid.world/</b></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/world-inequality-report-and-wealth-inequality-in-turkey/">World Inequality Report and Wealth Inequality in Turkey</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Eşitsizlik Raporu ve Türkiye’de Servet Eşitsizliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/dunya-esitsizlik-raporu-ve-turkiyede-servet-esitsizligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 10:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Eşitsizlik Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel gelir eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı'nın sağladığı bilgilerle hazırlanan Dünya Eşitsizlik Raporu'nda, küresel düzeyde gelir eşitsizliği ve servet eşitsizliği ayrı ayrı inceleniyor, hem dünya geneli hem de ülkelere özel analizler hazırlanıyor. Bu yazıda dünya geneli ve Türkiye özelinde gelir, servet ve cinsiyet eşitsizliğine dair bulguları değerlendireceğim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/dunya-esitsizlik-raporu-ve-turkiyede-servet-esitsizligi/">Dünya Eşitsizlik Raporu ve Türkiye’de Servet Eşitsizliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı; dünya genelinde eşitsizlik verilerini standart hâle getirmek, analiz etmek ve raporlamak için ulusal ve uluslararası istatistik kurumları, devletlerin mali birimleri, üniversiteler, araştırma merkezleri ve uluslararası örgütlerle birlikte çalışıyor. Bu çalışma çerçevesinde “Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı” oluşturuldu. Her yıl bu veri tabanının sağladığı bilgilerle Dünya Eşitsizlik Raporu hazırlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl açıklanan raporda küresel düzeyde gelir eşitsizliği ve servet eşitsizliği ayrı ayrı incelendi. Hem dünya geneli hem de ülkelere özel analizler hazırlandı. Bu yazıda dünya geneli ve Türkiye özelinde gelir, servet ve cinsiyet eşitsizliğine dair bulguları değerlendireceğim.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Dünya genelinde en zengin %10’luk dilimde yer alanlar küresel gelirin %52’sine sahip. </span></p></blockquote>
<h5><b>Küresel Eşitsizlik</b></h5>
<p><b>Küresel Eşitsizlik</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel gelir eşitsizliğini incelemek için dünya genelinde en zengin %10 ve en yoksul %50’nin geliri kıyaslanıyor. Dünya genelinde en zengin %10’luk dilimde yer alanlar, küresel gelirin %52’sine sahip. Buna karşılık en yoksul %50 içinde yer alan geniş kitlelerin geliri, küresel gelirin sadece %8’ini oluşturuyor. İlk grupta yer alanların yıllık ortalama gelir seviyesi 87.200 avroya ulaşırken, en yoksul %50’de yer alanların ortalama geliri sadece 2.800 avro.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece gelirleri değil, birikim, yatırım ve mal varlıklarını da kapsayan servet konusunda küresel eşitsizlik daha derin. En zengin %10’luk dilimde yer alanların dünya üzerindeki toplam servette payı %76’ya yükseliyor. En yoksul %50’lik dilimde yer alanların toplam serveti ise küresel servetin sadece %2’sine denk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama servet rakamları, eşitsizlik tablosunu çıplak bir şekilde gözler önüne seriyor. Zirvedeki %10’luk azınlıkta kişi başına düşen ortalama servet 550.900 avro olarak kaydedilirken bu rakam, en yoksul %50 için sadece 2.900 avro. Diğer bir ifadeyle en zenginlerin ortalama serveti, en yoksulların servetinin 197 katına denk. 1995’ten bugüne, %10’luk dilimde yer alanların serveti, dünya ortalamasından en az 2 kat fazla büyüdü. Rapora göre pandemi sırasında bu eşitsizlik daha da büyüdü.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Eşitsizlik</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizliği ölçen Gini katsayı endeksine göre Avrupa’da eşitsizlikte ilk sıradaki ülke, Türkiye (41.9) [1]. Son yıllarda iktidara yakın elitlere servet transferi gerçekleşirken geniş kitlelerin alım gücü düştü ve yoksullaşma arttı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77199 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/esitsizlik-raporu.jpg" alt="eşitsizlik raporu" width="551" height="506" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de %10’luk en zengin dilimde yer alanlar, ülkedeki gelirin %54,5’ine sahip. En yoksul %50’nin toplam geliri ise ülke gelirinin sadece %11,2’sini oluşturuyor. En zengin %10’luk dilimde ortalama gelir (satın alma gücü paritesine göre) 149.400 avroya ulaşırken bu rakam, en yoksul %50’de 6.500 avroya düşüyor. En yoksulların ortalama geliri, en zenginlerin 23’te 1’ine denk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de eşitsizlik daha çok servet konusunda derinleşiyor. %10’luk en üst dilim, toplam servetin %67’sini elinde tutarken en yoksul %50’ye düşen pay sadece %4. Ortalama servet, %10’luk dilimde 263.800 avroya çıkarken en yoksul %50’de yer alan kişilerin ortalama serveti sadece 2.900 avro. Kişi başına düşen servet; en üst %10’luk dilimde, en alt %50’lik dilimin tam 91 katı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77200 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/gelir-esitsizligi.jpg" alt="gelir eşitsizliği" width="565" height="470" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 1990-2005 arasında gelir eşitsizliği azalmıştı. Fakat AK Parti hükümetinin tüketici alım gücünü artırma yerine kendi ekonomik elitlerini yaratarak kontrol alanını genişletmeyi tercih etmesiyle birlikte eşitsizlik, son 15 yıldır yeniden yükselişe geçti. En üst %10’luk dilimin gelirden aldığı pay 2005-2010 arasında %50’nin altına düşse de 2021’de %54’e ulaştığı görülüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77201 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/esitsiz-dagilim.jpg" alt="eşitsiz dağılım" width="599" height="464" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de servet dağılımındaki eşitsizlik, AK Parti’nin ilk döneminde azalmıştı. En üst %10’luk dilimin toplam servetten aldığı pay %75’lerden %60’lara gerilemiş, en yoksul %50’nin aldığı pay %1’den %5 seviyesine ulaşmıştı. AK Parti’nin ilk döneminde alt ve alt-orta gelir gruplarına sağladığı servet artışı, iktidarının 19 yıldır sürmesine zemin hazırlayan en büyük dinamiklerden biri olageldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat 2008 krizi sonrası 10 yıllık dönemde AK Parti iktidarının gerileyen ekonomik performansıyla Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşmesi, 2018 kur krizi sonrasında ise alt ve orta sınıfların giderek yoksullaşması ve AK Parti’ye yakın ekonomik elitlere yapılan servet transferleri, servet eşitsizliğini yeniden artırdı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77202 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/cinsiyet-esitsizligi-640x472.jpg" alt="cinsiyet eşitsiziliği" width="640" height="472" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/cinsiyet-esitsizligi-640x472.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/cinsiyet-esitsizligi.jpg 657w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizliğin görüldüğü bir diğer alan, emek karşılığı gelir dağılımında cinsiyet eşitsizliği. Türkiye, kadınların sosyoekonomik yaşama katılımının kültürel nedenlerle düşük oranda kaldığı Orta Doğu ülkeleri gibi bu konuda dünya ortalamasının gerisinde kalıyor. Kadınların emek karşılığı toplam gelirden aldığı pay, son 10 yılda ancak %23,3’e ulaşabildi. Bu oranın ne derece düşük olduğunu anlamak için Türkiye’ye benzer ortalama gelire sahip olan komşu Bulgaristan’da kadınların toplam gelirden payın %43’e ulaştığını vurgulamak gerek.</span></p>
<p><b>Sonuç</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemiyle birlikte dünyada hem ülkeler arasında hem de toplumsal seviyede eşitsizlik daha görünür hâle geldi. Türkiye de bu konuda istisna değil. Özellikle 2010’lardan sonra halkın alım gücü düşerken iktidara yakın ekonomik elitlere yapılan servet transferleriyle birlikte eşitsizlik artış gösterdi. Bunun neticesinde Türkiye’de eşitsizlik, gelirden çok servet alanında belirginleşti. %10’luk en üst dilimin ortalama geliri, en yoksul %50’nin 23 katı olarak ölçüldü. Bu rakam, servette 91 kat. Türkiye’de eşitsizliğin en derin hissedildiği bir diğer konu da cinsiyet eşitsizliği. Türkiye’de kadınlar emek karşılığı toplam gelirin sadece %23’ünü alabiliyor. Özetle Türkiye’de bir yandan refah azalırken bir yandan da eşitsizlik birçok alanda derinleşiyor.</span></p>
<h6><a href="https://inequalitylab.world/en/" target="_blank" rel="noopener">Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı</a></h6>
<h6><a href="https://data.worldbank.org/indicator/SI.POV.GINI?locations=TR" target="_blank" rel="noopener"> Dünya Eşitsizlik Raporu</a></h6>
<h6><span style="font-weight: 400;">[1] <a href="https://wir2022.wid.world/" target="_blank" rel="noopener">https://wir2022.wid.world/</a></span></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/dunya-esitsizlik-raporu-ve-turkiyede-servet-esitsizligi/">Dünya Eşitsizlik Raporu ve Türkiye’de Servet Eşitsizliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Tendency of Collective Violence Against Syrians</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/the-tendency-of-collective-violence-against-syrians/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 12:19:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Syrians]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78636</guid>

					<description><![CDATA[<p>In recent years, the right populism and authoritarianism are dominating Turkish politics and media, and the language of hatred and violence towards immigrants has become widespread. In this article, I will discuss the socio-economic background that paves the way for mass violence against Syrians and the effect of adherence to gender and patriarchal culture of honor, which are among the political-psychological roots of the tendency to violence.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/the-tendency-of-collective-violence-against-syrians/">The Tendency of Collective Violence Against Syrians</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Uncertainty and Threat Perception</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As a result of the Syrian Civil War, which has been going on since 2011, Turkey has become the country with the largest refugee population in the world (3 million 738 thousand Syrians). The longer the civil war dragged on, the stronger the belief that the Syrians would be permanent. As the economic, political, and social problems deepened in Turkey, the uncertainty brought about by this belief and temporary protection status led to the spread of threat perceptions. Negative emotions, intolerance and violence tendency increased along with threat perceptions.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Thus, Syrians were framed as a problem and placed among the priority issues both in society and in the political scene. With increasing anti-immigration and public pressure, public authorities toughened their policies towards Syrians. Non-governmental organizations that show social solidarity with the Syrians began to be seen as a threat by nationalist and nationalist circles. Social changes brought about by the settlement of Syrian refugees in groups in the suburbs of metropolitan cities for socio-economic reasons triggered competition and conflict between groups. It is seen that any discussion between the locals and the Syrians can turn into lynching in a very short time.</span></p>
<p><b>The Tendency of Collective Violence Against Syrians</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The tendency to collective violence can be defined as the tendency of people to approve and actually participate in collective physical interventions against individuals and groups who are alleged to have violated the norm in situations where they perceive that the norms are violated, and the social order is disturbed in their own environment. The collective reaction that occurs with traditional social ties, together with the instinct to ‘fulfill the need for justice’ triggered when the norms adopted by the group members are violated, can get ahead of the public authority, and go as far as lynching.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Violence is on the rise when a criminal charge is made against members of out-groups who are seen as foreigners, such as immigrants. The slightest rumor can spread to several neighborhoods in the incidents that turn into lynching against Syrians. According to the data of the International Crisis Group, at least 35 people lost their lives in 146 incidents of violence between Syrians and local people in 2017 alone in Turkey [1]. According to the news I scanned in the media between 2011 and 2021, there were at least 209 acts of mass violence against Syrians in Turkey. 41 of these events took place in Istanbul.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As of November 2021, 536,000 Syrians live in Istanbul, which has the largest Syrian population in Turkey. According to the research conducted by the UN International Organization for Migration in 2019, the total number of registered and unregistered Syrians in Istanbul is around 963 thousand. It is seen that the Syrians are concentrated in the suburbs and neighborhoods of Istanbul with high labor competition, such as Esenyurt, Sultangazi, and İkitelli. In these areas, where public services and security are inadequate, the rising group rivalry between neighborhood residents and Syrians leads to conflicts and violence. In the interviews with the mukhtars, it is reported that when social norms such as rumors of harassment are thought to be violated, large groups of friends, relatives, and fellow countrymen easily come together and apply collective violence against Syrians, and that the locals tend to participate in these actions [2].</span></p>
<p><b>Research on the Tendency of Collective Violence Against Syrians in Istanbul</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In our research titled ‘The Attitudes Towards Syrian Refugees in Istanbul conducted by Infakto Research for IstanPol, we aimed to measure the tendency towards violence with a survey experiment. In the experiment, in scenarios where a young man is accused of harassment or pickpocketing against a young woman from the neighborhood, it was reported that the young men and their friends were subjected to mass violence by the neighborhood residents, and the participants were asked on a 1-10 scale to what extent they tended to agree with the collective violence trend. It was accepted that those who scored 6 and above showed a tendency towards collective violence. In four different experimental scenarios, the accused person in two different types of events was introduced as ‘Farid from Syria’ or ‘Hakan from the Neighborhood’. The four experimental groups in which the participants were randomly and equally distributed were named as ‘harassment-Syrian’, ‘harassment-neighborhood resident’, ‘pickpocketing-Syrian’, ‘pickpocketing-neighborhood resident’.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the scenario where the outgroup member is blamed and a harsher alleged violation of the norm (Syrian young male and harassment), the rate of those with a tendency towards mass violence is the highest, with more than one-third of all respondents (35.9%). It is 31.8% in the pickpocket scenario. For Turkish young men, these rates decrease to 29.4% and 23.1%, respectively.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In societies where patriarchal honor culture and gender norms are dominant, men are expected to show a higher level of collective violence tendency than women. In the research, although the highest tendency to violence in both women and men occurs in the scenario of harassment and Syrian, the tendency to violence is higher in men (38.7% vs 27.8%).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the research, the tendency of the participants to adopt the patriarchal honor culture was measured through a set of questions. Participants were asked to what extent they agreed with the 8 statements that legitimize masculine harshness and violence on a scale of 1-10. According to the answers given, the participants were divided into 3 (Low, Medium, High) on the level of adopting the patriarchal honor culture.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The tendency towards violence against Syrians showed a marked increase among men compared to the level of adopting a patriarchal culture of honor. It was recorded as 16% of those who adopted a low level of violence and 55.9% of those who adopted a moderate level. The tendency towards violence against Syrians reached 60.6% among those who highly adopt the patriarchal culture of honor.</span></p>
<p><b>Result</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In a country like Turkey where interpersonal trust is very low and democratic rights and freedoms and civil society are suppressed, it is not surprising that the tendency of violence against outgroup members is widespread in conditions of economic crisis and political polarization. The presentation of Syrians as a problem as a result of the right populism prevailing in politics and media spreads the threat perceptions stemming from Syrians and legitimizes the tendency towards violence. The inadequacy of public services and security units paves the way for intergroup competition. Patriarchal culture of honor and rivalry between groups come into play when any social norm is allegedly violated by Syrians, and collective violence against Syrians spreads through ties of kinship and compatriots and turns into lynching.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fighting hate speech in the media, giving more opportunities and freedom to civil initiatives that can provide social solidarity between Syrians and local people, and increasing the public service and security capacity in the neighborhoods where Syrians live heavily, taking into account not only Turkish citizens but also the immigrant population, are the best things that can be done for social peace and harmony.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">[1] International Crisis Group (ICG), Turkey’s Syrian Refugees: Defusing Metropolitan Tensions, Europe Report</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">No. 248 (Brussels: International Crisis Group 2018)</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">[2] https://www.istanpol.org/post/the-attitudes-towards-syrian-refugees-in-istanbul</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/the-tendency-of-collective-violence-against-syrians/">The Tendency of Collective Violence Against Syrians</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 09:42:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik katılım]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göç Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kriz Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağ popülizmin ve otoriterleşmenin Türkiye siyaseti ve medyasına hâkim olduğu son yıllarda göçmenlere yönelik nefret dili ve şiddet eğilimi yaygınlaştı. Bu yazıda Suriyelilere yönelik toplu şiddete zemin hazırlayan sosyo-ekonomik arka planı ve şiddet eğiliminin politik-psikolojik kökenleri arasında yer alan toplumsal cinsiyet ve ataerkil namus/şeref kültürüne bağlılığın etkisini ele alacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/">Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Belirsizlik ve Tehdit Algısı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2011’den beri devam eden Suriye İç Savaşı neticesinde Türkiye, dünyada en büyük mülteci nüfusuna sahip ülke hâline geldi (3 milyon 738 bin Suriyeli). İç savaş uzadıkça Suriyelilerin kalıcı olacaklarına dair inanç da güçlendi. Türkiye’de ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlar derinleştikçe bu inanç ve geçici koruma statüsünün getirdiği belirsizlik, tehdit algılarının yayılmasına yol açtı. Tehdit algılarıyla birlikte negatif duygular, toleranssızlık ve şiddet eğilimi yükseldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylelikle Suriyeliler bir sorun başlığı hâlinde çerçevelenerek hem toplumda hem de siyaset sahnesinde öncelikli konular arasına yerleşti. Artan göçmen karşıtlığı ve kamuoyu baskısıyla kamu otoriteleri, Suriyelilere yönelik politikalarını sertleştirdi. Suriyeliler ile sosyal dayanışma gösteren sivil toplum kuruluşları, ulusalcı ve milliyetçi çevreler tarafından tehdit unsuru olarak görülmeye başlandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli sığınmacıların sosyo-ekonomik nedenlerle büyükşehirlerin kenar mahallelerinde gruplar hâlinde yerleşmesinin getirdiği toplumsal değişiklikler gruplar arası rekabet ve çatışmayı tetikledi. Mahalleliler ve Suriyeliler arasında yaşanan herhangi bir tartışmanın çok kısa sürede linç olaylarına dönüşebildiği görülüyor.</span></p>
<h5><b>Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplu şiddet eğilimi, kişilerin kendi çevrelerinde normların çiğnendiğini ve sosyal düzenin bozulduğunu algıladıkları durumlarda, norm ihlali gerçekleştirdiği iddia edilen kişi ve gruplara yönelik toplu fiziksel müdahaleleri onaylama ve fiilen katılmaya yatkınlıkları olarak tanımlanabilir. Grup üyelerinin benimsediği normların çiğnenmesi durumunda tetiklenen “adaletin gereğini yerine getirme” güdüsüyle birlikte geleneksel sosyal bağlarla ortaya çıkan toplu reaksiyon, kamu otoritesinin önüne geçebiliyor ve linç olaylarına kadar gidebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmenler gibi yabancı görülen dış grup üyelerine yönelik bir suç isnadında şiddet eğilimi yükseliyor. Suriyelilere yönelik linçe dönüşen olaylarda en ufak bir söylenti birkaç mahalleye yayılabiliyor. Uluslararası Kriz Grubu’nun verilerine göre Türkiye’de sadece 2017 yılında Suriyeliler ve yerel halk arasında yaşanan 146 şiddet olayında en az 35 kişi hayatını kaybetmiş [1]. 2011-2021 arasında medyada taradığım haberlere göre Türkiye’de Suriyelilere yönelik en az 209 toplu şiddet olayı gerçekleşmiş. Bu olayların 41’i İstanbul’da yaşanmış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde en büyük Suriyeli nüfusuna sahip olan İstanbul’da 2021 Kasım itibarı ile 536 bin Suriyeli yaşıyor. BM Uluslararası Göç Örgütü’nün 2019 döneminde gerçekleştirilen araştırmasına göre ise İstanbul’da kayıtlı ve kayıtsız toplam Suriyeli sayısı 963 bine ulaşıyor. Suriyelilerin; Esenyurt, Sultangazi, İkitelli gibi İstanbul’un işgücü rekabeti yüksek kenar semt ve mahallelerinde yoğunlaştığı görülüyor. Kamu hizmetlerinin ve güvenliğinin yetersiz kaldığı bu alanlarda mahalleliler ve Suriyeliler arasında yükselen grup rekabeti çatışmalara ve şiddet olaylarına yol açıyor. Muhtarlarla gerçekleştirilen görüşmelerde, taciz söylentisi gibi sosyal normların ihlal edildiğinin düşünüldüğü durumlarda kalabalık arkadaş-akraba-hemşehri gruplarının kolayca bir araya gelip Suriyelilere karşı toplu şiddet uyguladığı ve mahallelilerin de bu eylemlere katılma eğiliminde olduğu aktarılıyor [2].</span></p>
<h5><b>İstanbul’da Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi Araştırması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IstanPol için Infakto Araştırma’nın gerçekleştirdiği “İstanbul’da Suriyelilere Yönelik Tutumlar” başlıklı araştırmamızda, şiddet eğilimini anket deneyiyle ölçmeyi amaçladık. Deneyde bir genç erkeğin mahalleli bir genç kadına karşı taciz veya yankesicilikle suçlandığı senaryolarda, genç erkek ve arkadaşlarının mahalleliler tarafından toplu şiddete maruz bırakıldığı aktarıldı ve katılımcılara toplu şiddet eğilimine ne derece katılma eğiliminde oldukları 1-10 skalası üzerinden soruldu. 6 ve üzeri not verenlerin toplu şiddet eğilimi gösterdikleri kabul edildi. Dört farklı deney senaryosunda iki farklı olay tipinde suçlanan kişi “Suriyeli Farid” veya “Mahalleli Hakan” olarak tanıtıldı. Katılımcıların rastgele ve eşit sayıda dağıtıldığı dört deney grubu “taciz-Suriyeli”, “taciz-mahalleli”, “yankesicilik-Suriyeli”, “yankesicilik- mahalleli” olarak adlandırıldı. </span></p>
<figure id="attachment_76547" aria-describedby="caption-attachment-76547" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76547" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi-640x335.jpg" alt="Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi" width="640" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi-640x335.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76547" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dış grup üyesinin suçlandığı ve daha sert bir norm ihlali iddiasının yer aldığı senaryoda (Suriyeli genç erkek ve taciz) toplu şiddet eğilimi gösterenlerin oranı en yüksek seviyede ve </span><b>tüm katılımcıların üçte birinden fazla</b><span style="font-weight: 400;"> (%35,9). Yankesicilik senaryosunda %31,8. Türk genç erkek için bu oranlar sırasıyla %29,4 ve %23,1’e düşüyor. </span></p>
<h5><b>Suriyelilere Yönelik Şiddet Eğilimi ve Cinsiyet</b></h5>
<figure id="attachment_76548" aria-describedby="caption-attachment-76548" style="width: 632px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-76548" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/cinsiyete-gore-siddet-egilimi.jpg" alt="Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi (Cinsiyete Göre)" width="632" height="376" /><figcaption id="caption-attachment-76548" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi (Cinsiyete Göre)</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerkil namus kültürü ve cinsiyet normlarının hâkim olduğu toplumlarda erkeklerin kadınlara göre daha yüksek seviyede toplu şiddet eğilimi göstermesi beklenir. Araştırmada hem kadınlarda hem erkeklerde en yüksek şiddet eğilimi, taciz ve Suriyeli senaryosunda gerçekleşse de erkeklerde şiddet eğilimi daha yüksek (%38,7’ye %27,8).</span></p>
<figure id="attachment_76575" aria-describedby="caption-attachment-76575" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76575" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri-640x336.jpeg" alt="Ataerkil Namus Kültürü Endeksi" width="640" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri-640x336.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri.jpeg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76575" class="wp-caption-text">Ataerkil Namus Kültürü Endeksi</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada katılımcıların ataerkil namus kültürünü benimseme eğilimini bir soru seti üzerinden ölçüldü. Katılımcılara eril sertliği ve şiddeti meşrulaştıran 8 ifadeye 1-10 skalası üzerinden ne derece katılıp katılmadıkları soruldu. Katılımcılar, verilen yanıtlara göre ataerkil namus kültürünü benimseme seviyesi üzerinden 3’e ayrıldı (Düşük, Orta, Yüksek). </span></p>
<figure id="attachment_76576" aria-describedby="caption-attachment-76576" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-76576 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore-640x358.jpeg" alt="suriyelilere yönelik şiddet eğilimi" width="640" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore-640x358.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore.jpeg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76576" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Şiddet Eğilimi (Erkekler, Ataerkil Namus Kültürü Endeksi Seviyesine Göre)</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere yönelik şiddet eğilimi, erkekler arasında ataerkil namus kültürünü benimseme seviyesine göre belirgin bir artış gösterdi. Düşük seviyede benimseyenlerde şiddet eğilimi gösterenler %16, orta düzeyde olanlar ise %55,9 olarak kaydedildi. Suriyelilere yönelik şiddet eğilimi, ataerkil namus kültürünü yüksek düzeyde benimseyenler arasında %60,6’ya ulaştı.</span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gibi kişiler arası güvenin çok düşük olduğu, demokratik hak ve özgürlükler ile sivil toplumun baskılandığı bir ülkede, ekonomik kriz ve siyasi kutuplaşma şartlarında dış grup üyelerine yönelik şiddet eğiliminin yaygın olması şaşırtıcı bir sonuç değil. Siyaset ve medyada hâkim olan sağ popülizm neticesinde Suriyelilerin sorun olarak lanse edilmesi, Suriyelilerden kaynaklı tehdit algılarını yaygınlaştırıyor ve şiddet eğilimini meşrulaştırıyor. Kamu hizmetlerinin ve güvenlik birimlerinin yetersiz kalması gruplar arası rekabetin önünü açıyor. Herhangi bir toplumsal normun Suriyeliler tarafından ihlal edildiği iddiasında, ataerkil namus kültürü ve gruplar arası rekabet devreye giriyor, Suriyelilere karşı toplu şiddet akrabalık-hemşehrilik bağlarıyla yayılıyor ve linç olaylarına dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyada nefret diliyle mücadele edilmesi, Suriyeliler ve yerel halk arasında sosyal dayanışmayı sağlayabilecek sivil girişimlere daha çok imkân ve özgürlük tanınması ve Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kamu hizmet ve güvenlik kapasitesinin sadece Türkiye vatandaşlarının değil göçmen nüfusunun da hesaba katılarak artırılması toplumsal barış ve uyum adına atılabilecek en somut adımlar.</span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;"> [1] </span><span style="font-weight: 400;">International Crisis Group (ICG), Turkey’s Syrian Refugees: Defusing Metropolitan Tensions, Europe Report</span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">No. 248 (Brussels: International Crisis Group 2018)</span></em></p>
<p><em>[2] https://www.istanpol.org/post/i%CC%87stanbul-da-suriyeli-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lara-y%C3%B6nelik-tutumlar</em></p>
<p><em>Görsel: iStock</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/">Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
