<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gökhan Korkmaz, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/gokhan-korkmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/gokhan-korkmaz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Apr 2025 13:11:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gökhan Korkmaz, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/gokhan-korkmaz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 13:11:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Tutuklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87454</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestoları haberleştirmek için Türkiye’ye gelen yabancı gazetecilere yönelik uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan  Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna ‘basın özgürlüğü’ uyarısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/">Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestoları haberleştirmek için Türkiye’ye gelen BBC muhabiri Mark Lowen 26 Mart günü gözaltına alındı ve 17 saat gözaltında tutulduktan sonra sınır dışı edildi. BBC muhabiri Mark Lowen&#8217;ın Türk makamları tarafından sınır dışı edilmesi konusunda açıklamalarda bulunan İngiltere&#8217;deki Ulusal Gazeteciler Sendikası (NUJ) Genel Sekreteri Laura Davison, olayın son derece endişe verici olduğunun altını çizerken izleyicilerin tarafsız ve güvenilir gazeteciliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymakta olduğunu söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öte taraftan 30 Mart günü de Türk makamları İsveçli gazeteci Joakim Medin&#8217;in Türkiye&#8217;ye girişinde tutuklandığını resmen teyit etti. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ),  Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), İngiltere&#8217;deki Ulusal Gazeteciler Sendikası (NUJ) ve İsveç Gazeteciler Sendikası (SJF) Türk makamlarına Joakim Medin başta olmak üzere olayları takip ederken  gözaltına alınan tüm  gazetecilerin derhal serbest bırakılması konusunda çağrıda bulundu. Bu durumu  Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna ile konuştuk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><strong> </strong></h5>
<h5><strong>‘Tutuklamaya büyük şüpheyle bakıyoruz’</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-87455 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2025/04/Erol-Önderoğlu.jpg" alt="" width="446" height="416" /></p>
<p>Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu, “Gazeteci Mark Lowen&#8217;ın Türkiye&#8217;den sınır dışı edilmesi ve İsveçli gazeteci Joakim Medin&#8217;in tutuklanması, uluslararası medya temsilcilerinin Türkiye’de ilk kez hedef oldukları anlamına gelmezken otoriter yönetimlerin bazen saplantı noktasında işlettikleri güvenlik politikasına tehlikeli unsur olarak artık ne denli rahat dahil edildiklerine dair fikir verir” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Perrier gibi onlarca habercinin daha önce eleştirel işlere imza attıktan sonra “milli güvenliğe veya kamu düzenine tehdit” gerekçesiyle yıllardır Türkiye’ye giremediğini belirten Önderoğlu, “Medin hakkında henüz iddianame çıkmadıysa da, uluslararası standartlarda yeri olmayan “Cumhurbaşkanı’na hakaret” düzenlemesi ve İsveçli bir gazeteciyi hedef almasının da tuhaf boyutları itibariyle “örgüt üyeliği”ne dayandırılan bir tutuklamaya da endişe ve büyük şüpheyle bakıyoruz. Bu nedenle, durumu bir an önce gözden geçirilmeli, evrensel demokratik standartları karşılamıyorsa derhal tahliye edilmelidir” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><strong>‘Gazetecileri  bu hukuksuz önlemler durduramaz’</strong></h5>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-87456 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2025/04/banu-tuna.jpg" alt="" width="279" height="318" /></p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna, iktidarın artık hukuki sorumluluklar, yasaya uygunluk, etik kodlar gibi bağlayıcı unsurlarla bağını tamamen yitirmiş olduğunu ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İktidarın kendini hukuka karşı sorumlu ve yükümlü hissetmediğine değinen Tuna, “Bu nedenle önce hareket ediyor, sonra kitabına uydurmaya çalışıyorlar. Yoksa ne Saraçhane’deki eylemleri izleyen gazetecilere saldırılması, bu isimlerin gözaltına alınması ve şimdi haklarında bir dava açılmış olması açıklanabilir, ne de BBC muhabiri Mark Lowen’ın sınırdışı edilmesi ne de Joakim Medin’in tutuklanması” diye ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O kadar çok insanın  “terör” suçlamasıyla yargılandığına da dikkat çeken Tuna, “Bu suçlamanın eskisi gibi, deyim yerindeyse “ağırlığı” kalmadı. Kimseyi bu suçlamayı yaparak yalnızlaştıramıyor, itibarsızlaştıramıyorlar artık. Onun yerine gazetecileri sahadan çekerek, onları iş yapamaz hale getirerek, haberden ve halktan uzaklaştırarak susturmaya çalışıyorlar. Ancak unutmamak gerekir ki, mesleğini yapmak için hemen her türlü riski ve zorluğu göze alan gazetecileri bu hukuksuz önlemler de durduramaz, bilginin yayılması 21. Yüzyılda engellenemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/">Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 07:14:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[Oğulcan Yediveren]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81272</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Sivil topluma yöneltilen baskının yanı sıra LGBTİ+’larla dayanışma içerisinde olan herkes hızlıca kriminalize ediliyor. LGBTİ+’lara yönelen bu linç kampanyasını görmezden gelmek, 'aman LGBTİ+’ları açıktan desteklemeyelim, bizim de başımız yanar' demek hiçbirimizi kurtarmayacak.’ Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışma Derneği (SPoD) Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren ile Türkiye’de son dönemde LGBTİ+lara yönelik artan şiddet ve linç girişimini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/">‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl 30’uncu kez gerçekleştirilmeye çalışılan  İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası etkinlikleri Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıkları tarafından yasaklandı. Bu arada Müdafaa-i İslam Hareketi içerisinde yer alan bir grup insan ise LGBTİ+ bireylere yönelik linç çağrısında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan olaylarla ilgili açıklamalarda bulunan İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, LGBTİ+’ları yalnızlaştırmaya, kriminalize etmeye ve şiddetin hedefi haline getirmeye yönelik tüm ayrımcı politikalara karşı LGBTİ+’ların ve LGBTİ+ örgütlerin yanında olduklarının altını çizerek  yetkilileri LGBTİ+’ların ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerini engellemekten vazgeçmeye çağırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmelere yönelik bir tepki de Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nden  (SPoD) geldi. SPoD, muhalefet partilerine yönelik yayınladığı açık mektupta LGBTİ+ haklarını demokratik düzlemde, açık ve tereddütsüz şekilde savunmanın laik, demokratik, hukuk devletinin bir gereği olduğunu ve partilerin bugün alacağı pozisyonu, tarihi bir sorumlulukla alması gerektiğini hatırlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tepkilere rağmen 26 Haziran günü İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası komitesinin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte LGBTİ+ bireyler polis şiddetine maruz kaldı ve 361 kişi gözaltına alındı. Yürüyüşte yaşanan hak ihlallerine tepki gösteren İstanbul Barosu  “Avukatlık Kanunu&#8217;nun 76. ve 95. maddelerinde de açıkça belirtildiği üzere baroların bir görevi de &#8216;hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak&#8217;tır. Bu amaçla, barışçıl ve şiddet içermeyen hiçbir toplantı ve gösteri yürüyüşü ile etkinliğin yasaklanamayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ise yürüyüşte hak ihlallerine maruz kalan bireylere ücretsiz hukuki destek verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de son dönemde LGBTİ+lara yönelik artan linç girişiminin önüne geçilebilmesi ve kamusal alandaki oluşturulmak istenen kutuplaşma dalgasının kırılması için atılması gereken adımları Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren ile konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘LGBTİ+ların Siyaset Yapması Neredeyse Fiilen Yasaklı Hale Geldi’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81273 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren-640x805.jpg" alt="Oğulcan Yediveren" width="287" height="361" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren-640x805.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren.jpg 749w" sizes="(max-width: 287px) 100vw, 287px" />Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışma Derneği’nin Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren, her geçen yıl artan yasaklar ile birlikte kamusal alanda LGBTİ+’ların siyaset yapmasının neredeyse fiilen yasaklı hale geldiğini belirtti. LGBTİ+ düşmanlığının çok yönlü bir işlevi olduğuna değinen Yediveren, &#8220;İlk olarak, hükümet LGBTİ+ karşıtı söylemler aracılığıyla önce üreme odaklı olmayan cinsellikleri kriminalize ediyor ve anlamlı bir yaşamın ancak üremeyle mümkün olacağı fikrini yayıyor. Buna ek olarak, LGBTİ+ karşıtlığı hükümetin artan otoriter ve anti-demokratik uygulamalarını meşrulaştırmanın bir aracı olarak da kullanılıyor.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ karşıtı söylemlerinin temelinin LGBTİ+ kimliklerin Anadolu’ya &#8216;dışarıdan ihraç edildiği&#8217; fikrine dayandığına dikkat çeken ve son dönemde belirli kesimler tarafından yükselen linç dalgasının bununla ilişkili olduğunun altını çizen Yediveren, dernek olarak 21 Haziran günü İstanbul Onur Haftasına gelen yasakların ardından öncelikle yürütmenin durdurulması ve ardından yasaklama kararlarının iptali olmak üzere Beyoğlu ve Kadıköy Kaymakamlıklarına ayrı ayrı iki dava açtıklarını ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasında LGBTİ+lara yönelik artan linç girişiminin önüne geçilebilmek ve kamusal alandaki oluşturulmak istenen kutuplaşma dalgasının kırılması için LGBTİ+ örgütleri ve diğer sivil toplum örgütlerinin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine de değinen Yediveren, “Daha önce de dediğim gibi artan linç girişimlerinin en temel sebebinin LGBTİ+ kimliklerin bu topraklara ait olmadığı fikrini pekiştirmek olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple LGBTİ+ kimliklere kamusal bir şekilde sahip çıkılması bu fikrin geçerli olmadığını göstermek için çok önemli.” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun  bir süredir çok ciddi bir baskı altında olduğunu vurgulayan Yediveren, “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne kapatılma davaları açıldı. Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne açılan kapatılma davasının sebebi derneğin çocuklara yönelik yaptığı faaliyetlerinde LGBTİ+’lardan hak temelli bir pencereden bahsetmesiydi. Sivil topluma yöneltilen baskının yanı sıra LGBTİ+’larla dayanışma içerisinde olan herkes hızlıca kriminalize ediliyor. LGBTİ+’lara yönelen bu linç kampanyasını görmezden gelmek, &#8216;aman LGBTİ+’ları açıktan desteklemeyelim, bizim de başımız yanar&#8217; demek hiçbirimizi kurtarmayacak. O yüzden öyle ya da böyle herkesin gücü yettiği kadar bu linç dalgasına ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/">‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Lisans Şartı Açık Bir Şekilde Basın Özgürlüğü İhlalidir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/07/lisans-sarti-acik-bir-sekilde-basin-ozgurlugu-ihlalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 10:41:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[haber portalları]]></category>
		<category><![CDATA[lisans şartı]]></category>
		<category><![CDATA[RTÜK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79091</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘RTÜK’ün yaptığı dayatma bir lisanslamadan öte haber portallarına yönelik bir sansür uygulama girişimi niteliği taşıyor. Bunun lisanslamayla bir ilgisi yok.’ Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Başkan Yardımcısı, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Avukat Veysel Ok ile RTÜK’ün Türkçe yayın yapan VOA’nın da aralarında bulunduğu yabancı medya kuruluşlarına getirdiği lisans şartını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/07/lisans-sarti-acik-bir-sekilde-basin-ozgurlugu-ihlalidir/">&#8216;Lisans Şartı Açık Bir Şekilde Basın Özgürlüğü İhlalidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkçe yayın yapan merkezi Berlin’de bulunan Deutsche Welle (DW), merkezi Washington’da bulunan Voice of America (VOA) ve merkezi Lyon’da bulunan Euronews’a lisans şartı getirmiş ve lisans başvurusu yapmamaları halinde bu sitelere erişim sağlanamayacağını ifade etmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">RTÜK’ün almış olduğu bu kararın ardından DW ve VOA bu yönetmenliğin sansür amacı taşıdığına dikkat çekerek lisans başvurusunda bulunmayacaklarını açıklamıştı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş,  Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Başkan Yardımcısı, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Avukat Veysel Ok ile RTÜK’ün bu kararını basın özgürlüğü açısından nasıl değerlendirdiklerini konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Lisans Şartı Açık Bir Şekilde Basın Özgürlüğü İhlalidir’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79324 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gokhan-durmus-640x426.jpg" alt="Gökhan Durmuş" width="315" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gokhan-durmus-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gokhan-durmus.jpg 920w" sizes="auto, (max-width: 315px) 100vw, 315px" />Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye&#8217;de medyanın büyük oranda iktidarın kontrolü altına geçtiğini söylerken, halkın habere ulaşmakta, objektif habercilik yapmak isteyen gazetecilerin de yazacak mecra bulmakta zorlanmaya başlamasına değindi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumun hem Türkiye medyasında dijitalleşmenin hızını arttığını hem de uluslararası medya kuruluşlarının ülke içinde takibini de arttırdığını ifade eden Durmuş, “İktidarın uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye ofislerine yönelik müdahaleleri hep büyük siyasi krizleri beraberinde getirdi. Tekil müdahaleler yerine toplu bir müdahale olarak lisans şartı getirilmesi, haberlerin hem ülke içinde hem de uluslararası alanda görülmesini engellemeye yönelik bir hamle. Dolayısıyla lisans şartı açık bir şekilde basın özgürlüğü ihlalidir” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Demokratik Ülkelerdeki Benzer Kurumların Standartlarına Tamamen Aykırı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79326 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/emre-kizilkaya-1.jpg" alt="Emre Kızılkaya" width="266" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/emre-kizilkaya-1.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/emre-kizilkaya-1-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 266px) 100vw, 266px" />Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü&#8217;nün (IPI) Başkan Yardımcısı ve IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya konuyla ilgili, &#8220;RTÜK&#8217;ün son yıllarda basın özgürlüğünü doğrudan hedef alan siyaset güdümlü uygulamaları, demokratik ülkelerdeki benzer kurumların standartlarına tamamen aykırı. RTÜK&#8217;e benzer kurumlar birçok ülkede var ancak gelişmiş demokrasilerde bu kurumlar, TV ve radyo kanallarını denetlerken öncelikle ifade özgürlüğünü koruyacak şekilde ve siyasi etkilerden bağımsız olarak çalışıyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılkaya&#8217;ya göre, bu kurumların tarihi gerekçesi karasal yayıncılıkta (broadcast) frekansların sınırlı olmasına dayanıyor: &#8221;Bu sonluluktan kaynaklanan normların bugün sonsuz bir mecra sunan dijital alana doğru genişletilmesi, demokratik bir toplumda, ancak demokratik süreçlerle oluşturulan yeni toplumsal uzlaşmaların sonucu olarak gerçekleşebilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">RTÜK’ün son yıllarda yetkilerini tamamen tek taraflı bir biçimde ve siyasi bir silah olarak özellikle eleştirel yayıncılığı cezalandırmak için kullandığına dikkat çeken Kızılkaya, “Birkaç haber sitesinin sadece ana sayfalarında &#8216;video&#8217; ve &#8216;canlı&#8217; sekmeleri var diye aniden TV muamelesi görmeleri de RTÜK&#8217;ün nasıl siyasallaştığına dair son örnek&#8221; diye konuştu.</span></p>
<h5><b>&#8216;RTÜK Bu Girişimini İnternet Medyasını Kontrol Etmek Amaçlı Gerçekleştiriyor’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79327 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/veysel-ok-640x320.jpg" alt="Veysel Ok" width="342" height="171" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/veysel-ok-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/veysel-ok.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 342px) 100vw, 342px" />RTÜK yönetmenliğinin 2019’un Ağustos ayında yayımlandığının altını çizen MLSA </span><span style="font-weight: 400;">Eş Direktörü Avukat Veysel Ok, aynı ay yönetmenliğin anayasaya, ifade özgürlüğüne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Danıştay’a başvuruda bulunduklarını belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an bir karar aşamasında olduklarını ifade eden Avukat Ok, “RTÜK’ün yaptığı bu dayatma bir lisanslamadan öte haber portallarına yönelik  bir sansür uygulama girişimi niteliği taşıyor. Bunun lisanslamayla bir ilgisi yok. Çünkü internet yayıncılığının lisanslanmasıyla ilgili dünyanın hiçbir yerinde bir uygulama yok. Bu RTÜK’ün tamamen kendi mevzuatı” dedi. B</span><span style="font-weight: 400;">u gerekçeden dolayı gazetecilerin internet medyasından haber alıp, haber yapmaya başladığını ekleyen Avukat Ok, RTÜK’ün lisans şartını internet medyasını kontrol etmek amaçlı getirdiğine dikkat çekti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/07/lisans-sarti-acik-bir-sekilde-basin-ozgurlugu-ihlalidir/">&#8216;Lisans Şartı Açık Bir Şekilde Basın Özgürlüğü İhlalidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 11:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kızılkaya]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Durmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73905</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Bugün iktidar gücüyle bağımsız gazeteciliği boğmaya çalışanlar, yarın muhalefete düşünce kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve yeni iktidarın icraatlarını denetlemesi için ona ihtiyaç duyacaklar. Güçlü bir demokrasi için bağımsız gazetecilik elzem.' Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ve Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı Emre Kızılkaya ile sahada çalışan gazetecilerin çalışma koşulları hakkında konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/">&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de gazeteciler için kamusal alan giderek daralıyor ve gazetecilere yönelik şiddet her geçen gün daha da artıyor. Bu durumun sahada çalışan gazetecilere yönelik yansımalarını Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş ve Viyana Merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya ile konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Basın Özgürlüğü Hedef Haline Geldi’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73908 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus.jpg" alt="Gökhan Durmuş" width="284" height="284" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus.jpg 395w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 284px) 100vw, 284px" />TGS Başkanı Gökhan Durmuş, emniyet müdürlüğünün toplumsal olaylarda görüntü alınmasının engellenmesine yönelik genelgesinin ardından sahada çalışan gazetecilere yönelik şiddetin arttığına değinerek başladı. Bu genelge ile doğrudan gazeteciliğin hedef alındığını belirten Durmuş, “Bu genelgenin çıktığı Nisan ayından bugüne kadar 18 farklı olayda 60&#8217;ın üzerinde gazeteci saldırıya uğradı. Kimi polis, kimi bekçi, kimi vatandaş kimi de koruma saldırısına uğradı. Gazetecilere yönelik saldırılar karşısında saldırganlara ceza verilmemesi hep yeni saldırıları tetikledi. Basın özgürlüğü hedef haline geldi” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun yıllardır davalarla, hapis ve para cezaları içinde habercilik yapmaya çalışan gazetecilerin son aylarda fiziki saldırıların hedefi haline geldiğini ifade eden Durmuş, “Bu saldırılar hem gazetecilere hem de halkın haber alma hakkına yapılmaktadır. Hem iktidarın hem de halkın habere sahip çıkması gerekiyor” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Nitelikli Gazetecilik de Eninde Sonunda Küllerinden Doğacak’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya, Türkiye’de basın özgürlüğüne karşı uzun süredir uygulanan ve son yıllarda iyice ağırlaşan baskının çok boyutlu etkilerinin var olduğunu ifade ederek, “İlgili her bir alanda gazeteciler ve meslek örgütleri bu etkilerin zararlarını seslendiriyor, özgür bir medyanın olmazsa olmaz olduğu demokrasiye dönüş için kamuoyunun taleplerini dile getiriyorlar” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73909 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya-640x359.jpg" alt="Emre Kızılkaya" width="389" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" />Kızılkaya, “Bu baskıların üzerinde özellikle durulması gereken sonuçlarından bir tanesi de Türkiye&#8217;de nitelikli gazeteciliğin alabildiğine zorlaşmış olması. Teknoloji, iş ve ürün tarafındaki küresel dönüşümlerle zaten zorlanan Türkiye medyası, ağır siyasi ve ekonomik baskının da buna eklenmesiyle birlikte nitelikli gazeteciliğin sürdürülebilir modellerini ancak bu çok zor şartlar altında geliştirmeye çalışıyor” diye kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de bugün nitelikli gazetecilik yapmaya çalışan az sayıda birey ve kuruluşun da bu baskılar nedeniyle böyle sağlıksız bir ortamda evrildiğine dikkat çeken Kızılkaya, “Bunun hepimize zararı var. Bugün iktidar gücüyle bağımsız gazeteciliği boğmaya çalışanlar, yarın muhalefete düşünce kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve yeni iktidarın icraatlarını denetlemesi için ona ihtiyaç duyacaklar. Güçlü bir demokrasi için güçlü bir bağımsız gazetecilik elzem. Bu anormallik devrinden demokratik bir medyanın en azından tohumlarını koruyarak çıkmamız gerekiyor. Evet, iktidar gazetecilik ormanını bazen kendisi yaktı, bazen yakanları izlemekle yetindi. Ama yanmış ormanın bile kendi hâline bırakıldığında bir süre sonra yeşillendiğini gördük. Türkiye&#8217;de nitelikli gazetecilik de eninde sonunda küllerinden doğacak” diye konuştu.</span></p>
<p>Kapak Görseli: <a href="https://www.basinhayati.net/bati-aleminin-tanidik-basin-ozgurlugu-raporlari-ve-turkiye-gercekleri/" target="_blank" rel="noopener">Basın Hayatı</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/">&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2021 11:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Art]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci odaklı habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73635</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Haberlerin odağına mültecileri değil onların karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemleri koymak yahut mültecilerin parçası olabileceği problemlere ilişkin yapısal çözümlere odaklanmak bugün öznesi mülteci olan haberler üretmekten çok daha yapıcı sonuçlar üretebilir.” NLTR Research Hub Koordinatörü Dr. Sarphan Uzunoğlu ve gazeteci Akın Art mülteci odaklı habercilik konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/">Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Afganistan’da ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından iktidar Taliban’ın eline geçti. Afganistan’da yaşanan iktidar değişikliği neticesinde Türkiye ve İran sınırına doğru ciddi bir mülteci akını başladı. Bu gelişmelerle, medyanın da etkisiyle Türkiye’de toplumda yeniden mültecilere yönelik ciddi bir önyargı ve tepki oluştu. NewsLabTurkey Research Hub Koordinatörü Dr. Sarphan Uzunoğlu ve gazeteci Akın Art ile mültecilerle ilgili haberlerin oluşturulmasında dikkat edilecek temel noktaları konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Etik, Olgulara Dayanan Bir Perspektif Geliştirmemiz Şart’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">NewsLabTurkey Research Hub Direktörü Dr. Sarphan Uzunoğlu, mültecilerle ilgili haberlerin yazım süreçlerinde ilk dikkat edilmesi gereken hususun mülteci tanımının olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Uzunoğlu, 1951 tarihli </span><a href="http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2014-1/12.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Sözleşmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">’nde yer alan mülteci tanımına atıfta bulunarak, mülteci hikayelerinde düzenli hayat yaşayan sıradan insanlardan bahsedilmediğini ifade ediyor. Uzunoğlu, haberi yazarken ya da haber fikrini oluştururken de bu sebeple farklılıkları göz önünde bulundurmamız gerektiğini vurguluyor.</span></p>
<blockquote><p>C<span style="font-weight: 400;">anavarlaştırma mekanizmalarının medyadaki gücü korkutucu bir hâl alabilir.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-73643" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu-640x431.jpg" alt="Sarphan Uzunoğlu" width="300" height="202" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu-640x431.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu.jpg 807w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Mültecilerin farklı statülerden ve farklı </span><span style="font-weight: 400;">hikâyelere sahip insanlardan ya da insan topluluklarından oluştuğunun altını çizen Uzunoğlu, </span><span style="font-weight: 400;">“Özellikle köşe yazılarında insanların kafasında yaratılmak istenen mülteci fotoğrafının tektipliği ve canavarlaştırma mekanizmalarının medyadaki gücü korkutucu bir hâl alabilir. Durum böyleyken haberlerin odağına mültecileri değil onların karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemleri koymak yahut mültecilerin parçası olabileceği problemlere ilişkin yapısal çözümlere odaklanmak bugün öznesi mülteci olan haberler üretmekten çok daha yapıcı sonuçlar üretebilir” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberi yapılan kişinin güvenliğinin sağlanmasının önemli olduğuna değinen Dr. Uzunoğlu, gazetecilerle kaynakları arasındaki ilişkinin çok önemli olduğunu ifade ediyor. Uzunoğlu ayrıca kişinin özel hayatını da kamusal alandaki varlığını da ele alırken o kişinin onurunu incitmemenin mühim olduğunu belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Uzunoğlu, Türkiye’deki mülteci haberlerinde kötü gazetecilik performansı gözlemledikleri önemli konulardan birinin de “acıma duygusunu” harekete geçirme adına bir kişiyi yarattığı olumlu değişimler olsa dahi karanlık bir çerçeve içerisinde anlatma eğilimi olduğuna değinirken, &#8220;Elbette mültecilerle ilgili pembe tablolu haberler yapmak değil bunun çözümü; ama çaresizlik diskurunu besleyip “bu durum düzelmez” perspektifine hizmet etmek istemiyorsak, dahası muhtemelen hayatı istemediği gelişmeler yüzünden kötüye gitmiş insanların hikâyelerini sömürmüş olmak istemiyorsak, etik, olgulara dayanan bir perspektif geliştirmemiz şart” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Neyin Mülteci Haberi Olduğu Konusunda Perspektif Sahibi Olunmalı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73644 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art.jpg" alt="Akın Art" width="332" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art.jpg 399w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Gazeteci Akın Art, “mültecilerle ilgili haberler”  diye bir küme tanımlamanın zor olduğunu ifade ederek, “</span><span style="font-weight: 400;">Haberin tam olarak hangi konuda nasıl ve ne ölçekte bir </span><span style="font-weight: 400;">mecraya yazıldığı bu noktada dikkat edilmesi gereken hususların öncelik sıralamasında belli başlı değişiklikler meydana getirebilir. Ama Türkiye’de özellikle ana akım medyada  bazı genel yaklaşımlar gözlemlemek mümkün. Bu yaklaşımlardan en belirgin olanı mültecileri yalnızca bir iç güvenlik sorunu olarak ele almak. Bu aslında toplumdaki genel yaklaşımın da bir sonucu. Bu anlamda medya da toplumun genelinden farklı bir yaklaşım sergilemiyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyanın önemli bir kısmında mültecilerin ancak bir suçun öznesi olduklarında ya da sahip oldukları iddia edilen birtakım ayrıcalıklar söz konusu olduğunda kendisine yer bulabildiğini belirten Art, “Bir mültecinin işlediği suçu haberleştirirken onun mülteci kimliğini haberin başlığına çektiğinizde, işlenen suçun bir etnik gerilimle ya da belki siyaset kaynaklı bir meseleyle, kısaca kişinin geldiği yer ile ilişkili olduğunu varsayıyorsunuz aslında. Ancak bu durumlardan bağımsız adli suçlar işleyen mülteciler söz konusu olduğunda da kişinin mülteci olup olmadığını haberin merkezine çekildiğini çok sık görüyoruz” diye ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerle ilgili haber yapılırken, neyin “mülteci haberi” olduğu, neyin olmadığı konusunda bir perspektif sahibi olmanın en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında geldiğine değinen Art, “Başrolünde bir mültecinin olduğu her haber, mülteci haberi değildir. Gazetecilik başından sonuna kadar toplumsal sorumluluk duygusuyla, kamu çıkarını gözeterek yapılması gereken bir meslek. Fakat mülteci konusu gibi toplumsal çatışmaları tetiklemesi mümkün konularda bu durum daha da büyük önem taşıyor. Türkiye nesnelliğinde altı çizilmesi gereken en acil konunun bu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/">Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Gazetecilik: ‘Saldırıları Önleyecek Bir İrade Olmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/turkiyede-gazetecilik-saldirilari-onleyecek-bir-irade-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 10:48:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[tgs]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyede gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Zelal Pelin Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73387</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Gazeteci haber yaptığında senelerce hapis cezası alıyor ama gazetecinin canına kastedildiğinde ceza verilmiyorsa burada bir kasıt vardır. Uygulanmak istense mevzuatta bu hususta bir eksiklik yok. Önemli olan gazetecilere dönük saldırıları önleyecek bir iradenin olması." TGS avukatlarından Ülkü Şahin ve Avukat Zelal Pelin Doğan, Türkiye’de gazetecilere yönelik son dönemde artan tehdit ve şiddet olaylarını engellemek için hukuki açıdan alınması gereken önlemleri değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/turkiyede-gazetecilik-saldirilari-onleyecek-bir-irade-olmali/">Türkiye’de Gazetecilik: ‘Saldırıları Önleyecek Bir İrade Olmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de son zamanlarda gazetecilere yönelik tehdit ve darp haberleri gelmeye başladı. Gazetecilerin kimi evinin yakınında kimi ise katıldığı televizyon programında ya da program çıkışında saldırıya uğradı. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın avukatlarından Ülkü Şahin ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin avukatlarından Zelal Pelin Doğan ile bu tür darp ve tehdit olaylarını engellemek için hukuki açıdan neler yapılması gerektiğini konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Faillere Cezai ve İdari Yaptırım Uygulanmalı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73413 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ulku-sahin.jpg" alt="ülkü şahin" width="226" height="301" />Avukat Ülkü Şahin, gazetecilere yönelik saldırıların önlenebilmesi için faillere ciddi bir cezai ve idari yaptırımın uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Cezasızlığın faillerin cesaretlenmesi ve saldırıların artmasında rol oynadığını belirten Şahin, “Düşünün ki TGS üyesi ve AFP foto muhabiri Bülent Kılıç boynuna basan polis memuruna &#8216;seni şikayet edeceğim&#8217; dediğinde aldığı cevap &#8216;nereye şikayet edersen et&#8217; olmuş. Her anı kayıt altına alınan böyle bir olayda fail olan polis bu derece pervasızca bunu dile getirebiliyorsa demek ki burada bir sorun var demektir” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddeti gerçekleştiren faillerin bir yerden cesaret alıp korunduğuna değinen Şahin, “Gazeteci haber yaptığında senelerce hapis cezası alıyor ama gazetecinin canına kastedildiğinde ceza verilmiyorsa burada bir kasıt vardır. Uygulanmak istense mevzuatta bu hususta bir eksiklik yok. Önemli olan gazetecilere dönük saldırıları önleyecek bir iradenin olması” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Gazeteciler Hem İktidarın Hem de İktidar Yanlısı Grupların Hedefinde’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73414 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/zelal-pekin-dogan-640x480.jpeg" alt="zelal pekin doğan" width="311" height="233" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/zelal-pekin-dogan-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/zelal-pekin-dogan-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/zelal-pekin-dogan.jpeg 1080w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Avukat Zelal Pelin Doğan, halkın özellikle kamuoyunu ilgilendiren tartışmalara katılımının sağlanmasının demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir nitelik olduğuna değinerek, “Bunun için kamuoyunu ilgilendiren tartışmalara ilişkin her türlü fikir ve bilginin yayılabilmesi, halkın da bunlara ulaşabilmesi gerekiyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğan, kamuoyunu ilgilendiren konularda bilgi ve fikir vermenin büyük ölçüde basının görevi olduğunu söyledi. Bu görevin kuşkusuz hemen her konuda haber yapmayı içerdiğini belirten Doğan, “Özellikle ülke gündemini etkileyen olayları haberleştiren gazeteciler hem iktidarın hem de iktidar yanlısı grupların hedefinde oluyor” diye kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilerin işlerini yapmalarını engelleyen kamusal tedbirlerin ve saldırıların hak ve özgürlükler kapsamında sorunlar doğurabileceğine dikkat çeken Doğan, “Gazetecilere yönelik olarak gerçekleştirilen bu gibi eylemlerin engellenmesinde devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri var. Devletin negatif yükümlülüğü özellikle kolluk kuvvetleri tarafından gazetecileri aşağılayıcı muameleye ya da cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içeriyor. Devletin pozitif yükümlülüğü ise hem gazetecileri bu tür muamelelerden korumayı hem de bu gibi olayların etkili bir şekilde soruşturularak sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını içeriyor. Yani polis fotoğraf çeken gazeteciyi dövemez demektir bu. Aynı zamanda polis, gazeteci fotoğraf çekerken herhangi bir kişinin ona saldırmasını da önlemeli, önleyemiyorsa yargı organları bu olayı soruşturmalı ve sorumluları cezalandırmalı” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/turkiyede-gazetecilik-saldirilari-onleyecek-bir-irade-olmali/">Türkiye’de Gazetecilik: ‘Saldırıları Önleyecek Bir İrade Olmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Çocuk Hakları: ‘Her STK Çocuk Haklarını Gündemine Almalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/turkiyede-cocuk-haklari-her-stk-cocuk-haklarini-gundemine-almali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 12:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Demirayak]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[KidsRight]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72445</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Hangi alanda çalışırsa çalışsın her STK’nın çocuk haklarını gündemine alması, yaptığı faaliyetlerin çocuklara zarar verme riskini en aza indirmeye yönelik politikalar, kurum içi belgeler ve davranış kuralları geliştirmesi önemli bir ihtiyaç”. İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nden Cem Demirayak, Hollandalı sivil toplum kuruluşu KidsRight’ın raporunu ve Türkiye’de çocuk hakları karnesini değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/turkiyede-cocuk-haklari-her-stk-cocuk-haklarini-gundemine-almali/">Türkiye’de Çocuk Hakları: ‘Her STK Çocuk Haklarını Gündemine Almalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hollandalı sivil toplum kuruluşu KidsRight’ın her yıl gerçekleştirdiği çocuk hakları raporunda Türkiye, 182 ülke içerisinde Tunus, Şili ve Hırvatistan gibi ülkelerin gerisinde kalarak 20. sırada yer aldı. Yine aynı rapora göre Türkiye, örgütün belirlediği 5 başlık ( sağlık hakkı, korunma hakkı, eğitim hakkı, yaşama hakkı ve tüm haklar) içerisinde olumlu bir performans gösteremedi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nden Cem Demirayak ile hem rapora hem de Türkiye’de çocuk haklarının durumuna dair konuştuk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cem Demirayak, KidsRight raporuna odaklanıldığında 5 başlık üzerinden Türkiye’nin üst sıralardaki başka ülkelerin altında kaldığına dikkat çekiyor. Demirayak’a göre bu durumun başlıca sebeplerinden başında Türkiye’de çocukların haklara erişimini ortaya koyabilecek bir durum analizi mekanizmasının periyodik bir şekilde işlemiyor olması geliyor. Böylece çocuklara yönelik ihtiyaçlar hakkında doğrudan bilgi sahibi olunması ve bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik stratejiler oluşturulması zorlayıcı bir hale gelebiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin ihtiyacı anlamaya yönelik geliştirdiği durum analizi mekanizmalarının her çocuğu içermesi ve kapsayıcı olmasının önemli bir nokta olduğuna değinen Demirayak,</span><a href="https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/222544-cocuk-isciligine-dair-her-bir-sayi-bir-cocugun-yasamidir"> <span style="font-weight: 400;">TÜİK tarafından 2019 yılında yapılan Çocuk İşgücü Araştırması&#8217;nı </span></a><span style="font-weight: 400;"> örnek gösteriyor. Araştırmada Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli çocuklar araştırma dışı bırakıldı. Cem Demirayak, bu durumun haklarına erişmekte zorluk yaşayan çocuklar hakkında yapılan araştırmaların kapsamında yetersizlik göstergesi olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72460 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cem-demirayak.jpg" alt="cem demirayak" width="359" height="234" />Demirayak, pandeminin sağlık hakkı, korunma hakkı, eğitim hakkı, yaşama hakkı ve tüm haklara çocukların ulaşabilmesinin hayata geçmesinde zaten ülkede mevcut olan eşitsizlikleri derinleştirdiği görüşünü paylaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demirayak&#8217;a göre bu kötüye gidişte COVID-19 salgını gibi derin kriz durumlarında üzerinde değişiklikler yapılabilecek, yeni stratejiler geliştirmek adına esneklik sağlayacak, Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Haklarına dair Sözleşmeyi referans alan, her alanı kapsayan, yalnızca sorun odaklı olmayan, geleceğe ilişkin de bakış içeren ve çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlayacak bütüncül ve hak temelli bir çocuk politikasının olmamasının etkisi çok büyük.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de 2013 &#8211; 2017 yılları arasında bir Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi oluşturulduğunu hatırlatan Demirayak, bu şekilde belirlenen hedefler üzerine odaklanılabildiğini ekledi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kriz durumlarını da hesaba katabilecek bir strateji belgesi oluşturarak bile çocuk haklarının hayata geçip geçmediğini izlemek ve ona göre önleyici tedbirler almak; dolayısıyla söz konusu araştırmada daha üst sıralara çıkabilmek mümkün olabilirdi.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin durumuna bütüncül bir çocuk hakları temelli yaklaşımla göz atıldığında sağlık, eğitim, korunma ve yaşama hakları dışındaki diğer haklar konusunda söylem üretilmediğini ifade eden Demirayak, yetişkinler dünyasında özellikle COVID-19 salgını gibi sonuçları kestirilemeyen ve belirsizliklerle dolu durumlar ortaya çıktığında çocuklara yönelik yaklaşımın oldukça korumacı bir yere dönüştüğünü söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cem Demirayak, pandemi sürecinde bu yaklaşımın ciddi anlamda yüzeye çıktığını; çocukların oyun, dinlenme ve boş zaman haklarından tutun doğru bilgi alma hakkına kadar yaşamında önemli yere sahip olan sözleşmedeki pek çok hakkın ne yazık ki dikkate alınmadığı bir süreç olarak devam ettiğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-72461 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilgi-uni-cocuk-calismalari.jpg" alt="bilgi üniversitesi çocuk çalışmaları" width="225" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilgi-uni-cocuk-calismalari.jpg 225w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilgi-uni-cocuk-calismalari-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" />Türkiye’de çocuk haklarının iyileştirilmesi açısından sivil toplum kuruluşlarının atması gereken adımlara da değinen Demirayak, “Sivil toplum kuruluşları her zaman çocuk hakları mücadelesinin önemli bir aktörü olarak yer aldı. Hangi alanda çalışırsa çalışsın her STK’nın çocuk haklarını gündemine alması, yaptığı faaliyetlerin çocuklara zarar verme riskini en aza indirmeye yönelik politikalar, kurum içi belgeler ve davranış kuralları geliştirmesi önemli bir ihtiyaç.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumsal kapasiteyi arttırmaya yönelik geliştirilen çocuk koruma ve çocuk güvenliği politikalarının, bu yolda gerçekleşecek eğitimler ile evrensel eğilimi görmeyi ve tanımayı sağlayacak içerikte uluslararası etkinliklerin ilham verici ve birlikte yol tutmayı sağlayacak bir etki yaratabileceğini söyleyen Demirayak, haklara daha bütüncül bir yerden bakıldığını, böylece çocuk hakları alanına katkı sağlayan belli bir konuda uzmanlaşmanın ötesinde; daha fazla ve çeşitlilikte söylemler üretebilmenin imkanlarının yaratılabildiğini belirtti.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hepimiz için ders alabileceğimiz, duyulabilecek deneyimler, hatalar ve başarılar artıyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Demirayak, Türkiye’de çocuk haklarının iyileştirilebilmesi ve korunması açısından medyanın nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine dair ise medya alanında yöneticiler dahil tüm çalışanların katkı koyduğu medya içeriklerinde haber alma hakkı ile çocuğun özel yaşam hakkının çatıştığı durumlarda çocuğun yararını gözetecek şekilde kararlar alması gerektiğini söyledi. Demirayak’a göre, çocuğun mağdur, zayıf, ihtiyaç duyan gibi kendini gerçekleştirmesini engelleyecek şekilde algılanmaması için çocuk hakları odaklı bir yaklaşımla hareket edilmesi ve bu amaçla medya mensuplarının güçlendirilmesi; daha çocuk hakları temelli bir yaklaşımla var olabilecek medya mecrasını oluşturmayı sağlayabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/turkiyede-cocuk-haklari-her-stk-cocuk-haklarini-gundemine-almali/">Türkiye’de Çocuk Hakları: ‘Her STK Çocuk Haklarını Gündemine Almalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Düzensizliği: RDM edu Farkındalık Yaratmayı Amaçlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/bilgi-duzensizligi-rdm-edu-farkindalik-yaratmayi-amacliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2021 10:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi düzensizliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[malenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[mezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[RDM edu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71604</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sivil toplum kuruluşları içerisinde bulunduğumuz bilgi düzensizliği sorunlarından en fazla etkilenen kurumlar arasında.” Prof. Dr. Emre Erdoğan ile ‘bilgi düzensizliği’ kavramını ve yaşama geçirdikleri RDM edu projesini konuştuk. Proje bilgi düzensizliğine sebep olan ve bu yolla bilgi ekosistemine derinden zarar veren faktörlerin neler olduğunu ve hangi kanallarla engellenebileceği konusunda iki aşamalı eğitim anlayışıyla geniş kitlelerde farkındalık yaratmayı amaçlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/bilgi-duzensizligi-rdm-edu-farkindalik-yaratmayi-amacliyor/">Bilgi Düzensizliği: RDM edu Farkındalık Yaratmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarihsel kökleri oldukça eskilere dayanan günümüzde daha da görünürlüğü artan dezenformasyon, mezenformasyon, daha geniş anlamıyla bilgi düzensizliği nedir?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71610 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/emre-erdogan-640x360.jpg" alt="Emre Erdoğan" width="354" height="199" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/emre-erdogan-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/emre-erdogan-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/emre-erdogan.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 354px) 100vw, 354px" />Şu anda yaygın olarak kullanmakta olduğumuz dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi kavramların hepsine biz bir şapka terimle “bilgi düzensizlikleri” adı veriyoruz. Bu bilgi düzensizliklerinin en önemli özelliği, insanların gerçek dünya hakkındaki algılarının dışarıdan bir müdahaleyle yanlış hale gelmesi. Bu yanlış müdahale, dezenformasyonda kötü bir niyetle yapılabildiği gibi mezenformasyon örneğinde iyi bir niyetle yanlış bilginin yayılması olarak gerçekleşebilir. Malenformasyon ise iyi doğru bir bilginin kötü niyetle, yani zarar vermek amacıyla yaygınlaştırılması olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Buradaki en önemli nokta bilgi düzensizliklerinin de tıpkı psikolojik düzensizlikler gibi normalden bir sapma olduğunu düşünülmesi ve insanların bu bilgi düzensizliklerine maruz kalmasalar daha doğru bir dünya algısına sahip olacaklarının ve kendileri için daha doğru kararlar verebileceklerinin varsayılması. Bu açıdan, bireylerin doğru karar vermelerine yönelik en büyük tehdit olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Sosyal medya ile mobil teknolojilerinin kullanımının giderek yaygınlaştığı bu dönemde yanlış bilgilerin yayılımı da ciddi oranda arttı. Peki, günümüzde yanlış bilgi neden bu kadar çok yaygınlaştı?</strong></p>
<p>Yanlış bilginin günümüzde bu kadar çok yaygınlaşmasının en önemli sebebi içinde bulunduğumuz bilgi ekosistemi. Özellikle enformasyon teknolojilerinin ve sosyal medyanın gelişmesi ile bilgi alışverişimiz hiç olmadığı kadar hızlandı ve farklılaştı, içinde bulunduğumuz bilgi ekosisteminde hız en önemli faktör. Bilgi daha önce hiç olmadığı kadar büyük hacimde üretiliyor ve çok hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Üstelik geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medya dediğimiz platformlar bilginin yaygınlaşmasına çok katkıda bulunuyor.</p>
<blockquote><p>İnsanlar olarak daha önce hiç karşılaşmadığımız kadar yoğun bir bilgi akışı ile karşı karşıyayız.</p></blockquote>
<p>Bu nedenle doğru bilgiyle yanlış bilgi arasındaki ayrımı yapamaz hale geldik, üstelik şu anda içerisinde bulunduğumuz pandemi gibi faktörler de bizi paniğe sürükledi. Pandeminin ve benzer krizlerin verdiği belirsizlik halinden kurtulmak için bir an önce kesin ve doğru olduğunu düşündüğümüz bilgilere sarılmak istedik. Ancak doğru bilgiyle yanlış bilgi arasındaki ayrım yapamayışımız bizi yanlış bilgilere daha fazla maruz bıraktı.</p>
<p>Bu noktada dezenformasyonun da arttığını söylememiz gerekebiliyor. Ülkeler, “Melez Savaş” adı verdiğimiz bir yöntemle ve düşmanlarının ya da rakiplerinin olumsuz etkilenmeleri için dezenformasyonun yayılmasını tetiklediler. 2016 Amerikan Başkanlık Seçimleri ya da aşılarla ilgili yanlış bilgilerin yayılması bunun iyi örneklerinden biri oldu. Bugün Avrupa Birliği ve NATO dezenformasyonu en önemli güvenlik sorunlarından biri olarak görüyor, buna karşı tedbirler geliştirmeye çalışıyor.</p>
<p><strong>Bilgi düzensizliğine sebep olan ve bu yolla bilgi ekosistemine derinden zarar veren faktörlerin neler olduğunu ve hangi kanallarla engellenebileceği konusunda iki aşamalı eğitim anlayışıyla geniş kitlelerde farkındalık yaratmak amacıyla yaşama geçirdiğiniz RDM edu projesi fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında hangi faaliyetler yürütülecek?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71611 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/rdm-edu-640x640.jpg" alt="RDM Edu" width="311" height="311" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/rdm-edu-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/rdm-edu-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/rdm-edu.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Bizim Türkiye’de Bilgi Düzensizliği ile Mücadele Etmek ya da kısaca, “rdm.edu” adı verdiğimiz eğitim projesi, geçen yıl Kasım ayında başlattığımız bir çalışmanın devamı. Kasım 2020’de bu konunun Türkiye’de fazla çalışılmadığını düşünerek bir seminer dizisi başlatmıştık. 4 hafta süren seminerde on iki ayrı ders verilmiş ve yaklaşık 300 katılımcı, dersleri başarıyla tamamlamıştı. Bu yıl da daha geniş bir kesime erişebilmek ve daha önemlisi Türkiye&#8217;de bilgi düzensizliği ile mücadeleye yönelik bir müfredat geliştirmeyi hedefledik. Bu amaçla öncelikle daha önce bizim eğitimlerimize katılmışlara öncelik vererek seçtiğimiz 25 arkadaşımızı yoğun bir eğitim sürecinden geçirdik. Bu eğitim sürecinde hep daha önce öğrenilen kavramlar tekrarlandı hem de yeni kavramların nasıl öğretilebileceğine dair bir kapasite geliştirilmesini hedefledik. İkinci aşamada bu arkadaşlarımız bizim geliştirmiş olduğumuz eğitim müfredatını kullanarak kendi katkılarıyla da çok sayıda gence uzaktan eğitim verecekler.</p>
<p>Bu eğitimler sonucunda katılımcıların bilgi düzensizlikleri, hakkında bilgi sahibi olmasını ve önemlisi bu konuda güçlenmelerini hedefliyoruz. Proje sonucunda hem bu konuda bilgi sahibi olmuş ve Türkiye&#8217;ye yayılmış bir ağa sahip olacağız. Hem de ülkemizde okullarda ya da üniversitelerde öğrenebilecek yaklaşık 3 saatlik bir uzaktan eğitimin müfredatını oluşturmuş, temellerini atmış olacağız.</p>
<p><strong>STK’lar RDM edu projesi kapmasında nasıl bir rol oynayabilir? Ayrıca sivil toplum kuruluşları bilgi düzensizliği ile mücadele kapsamında neler yapmalı?</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşları içerisinde bulunduğumuz bilgi düzensizliği sorunlarından en fazla etkilenen kurumlar arasında. Yaptıkları birçok faaliyet dezenformasyon ve mezenformasyon sisinin arkasında kayboluyor. Bu nedenle hem sivil toplum kurumu çalışanlarının hem de toplumun bilgi düzensizlikleri konusunda dayanıklılık kazanması hepimizin işimizi daha iyi yapmamızı sağlar.</p>
<p>Projemiz süresince sivil toplum kuruluşlarından bizim eğitimimize hem öğrenci, hem de eğitici olarak katılabilmeleri bizim çabalarımıza katkıda bulunacaktır. Ayrıca, Kasım 2020’de yaptığımız seminerlerden yola çıkarak uzaktan erişimli bilgi düzensizlikleri konusunda eğitim planlıyoruz. Bir tür kitlesel eğitim platformu olacak bu araçla; bireyler kendi kendilerine, bilgi düzensizlikler konusunda bilgi sahibi olabildikleri gibi kurumlar da oradaki malzemeyi kullanarak çalışanlarına bu konuda eğitim verebilirler. En önemlisi bilgi düzensizlikleri karşısında geliştireceğimiz ortak farkındalık daha etkin bir mücadele yürütmemizi de sağlayabilir.</p>
<p><strong>Bilgi düzensizliği ile mücadelede medya nasıl bir yol haritası izlemeli? </strong></p>
<p>Bilgi düzensizlikleri söz konusu olduğunda medya hem bu bilgi düzensizliklerini yayan hem de bilgi düzensizliklerinden zarar gören kurum olarak karşımıza çıkıyor. Tiraj ve tık kaygısı taşıyan medya yanlış bilginin sansasyonelliğine kapılıp yaygınlaşmasına katkıda bulunabiliyor. Öte yandan geleneksel medyanın sansasyonel gazetecilik yapanlar, troller ve botlar karşısında yenik düştüğünü de biliyoruz.  Yurttaş gazeteciliği ise  ne kadar övülse de yanlış bilginin yaygınlaşmasına katkıda bulunuyor.</p>
<p>Bu nedenle medyanın yapabileceği bazı şeyler var. Birincisi, kendisinin yanlış bilgi yayılımına katkıda bulunduğunun farkına varması ve yanlış bilgi yayılımına engel olması. Bu da haber üretenlerin yani gazetecilerin ve diğer içerik üreticilerinin yanlış bilgi konusunda farkındalığa sahip olmasıyla mümkün olabilir. İkincisi yanlış bilgiye yer vermeyerek, daha temiz bir bilgi ekosisteminin oluşmasına katkıda bulunabilir. Eğer bu kolektif bir çabayla gerçekleştirilirse yanlış bilgiye yer vermemekten oluşan zarar da büyük olmaz. Üçüncü olarak okuyucuların, takipçilerin ya da izleyicilerin yanlış bilgi konusunda farkındalığa sahip olması ve donanımlanması konusunda çaba harcayabilir, o zamanda yanlış bilgiye karşı olan talep azalacaktır bundan da temiz bilgiye yer veren medya daha karlı çıkacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/bilgi-duzensizligi-rdm-edu-farkindalik-yaratmayi-amacliyor/">Bilgi Düzensizliği: RDM edu Farkındalık Yaratmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2021 10:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[pınar uyan semerci]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[TurkuazLab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70936</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.” Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci ile sık karşılaşmaya başlanılan kavramlardan 'toplumsal kutuplaşmayı' ve hayata geçirdikleri TurkuazLab projesini konuştuk. Proje, Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacı taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2013 yılında yaşanan Gezi Parkı eylemlerinden itibaren sık karşılaşmaya başladığımız nosyonlardan biri olan toplumsal kutuplaşma nedir?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71149 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg" alt="Pınar Uyan Semerci" width="318" height="212" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />Uzun zamandır gerek akademide gerek siyasette ve medyada tartışılan kutuplaşma kavramını açıklamadan önce kutuplaşmayla ilgili de bir kutuplaşmanın olduğunu söyleyebiliriz. Belirtilmesi gerekir ki kutuplaşma sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere özellikle siyasal elitler, siyasal partiler arasındaki kutuplaşma ele alınıyor. Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan bu siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.</p>
<p>Bizim çalışmamızda da özellikle üzerinde durduğumuz bu bireysel kutuplaşma ise duygusal kutuplaşma olarak tanımlanıyor. Siyasi parti taraftarlığı kimliklere dönüşerek, farklı siyasal parti taraftarlarının bir arada olmak istememesi veya ‘kendilerine’ hak olarak gördüklerini kendilerine uzak gördükleri parti taraftarlarına hak olarak görmemeleriyle sonuçlanabiliyor. Ayrıca kendi grubumuza olumlu sıfatları atfederken, uzak gördüğümüz parti taraftarlarına negatif sıfatlar söylenebiliyor. Bu da toplumsal olarak farklılıklarla beraber yaşamayı zorlaştırıp, diyaloğu, ortak akılla sorunlara çözüm üretmeyi engelliyor. Örneğin, çok farklı grupların bir araya gelmesi açısından kapsayıcı bir ortaklık deneyimi olan Gezi, aynı zamanda toplumun kutuplaştığı bir konu olarak da karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p><strong>2013 yılından itibaren Türkiye’de kutuplaşmanın bu kadar yaygınlaşmasının temel sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Türkiye’de kutuplaşmanın yaygınlaşmasına dair tek bir tarih vermek çok kolay değil. <span style="font-weight: 400;">Aslında daha önce yazdığımız Fanus’ta Diyaloglar kitabında da ele aldığımız gibi Türkiye’de </span><span style="font-weight: 400;">çevre-merkez, Türk-Kürt, sağ-sol, laik-dindar ayrışmaları gibi kadim bölünmeler var</span><span style="font-weight: 400;">. </span> Geçmiş dönemlere ait temsili veri yok ve bu bağlamda da kutuplaşma şu oranda arttı gibi kıyaslamalar yapmak mümkün değil. Ayrıca başta sosyal medya olmak üzere içinde olduğumuz dönemin koşulları başka dönemlerle karşılaştırılmayacak bir ortam yaratıyor.</p>
<p>Yaptığımız çalışmalarda Türkiye’deki siyasal iklimi anlamak açısından kutuplaşmanın oldukça önemli bir kavram olduğunu ve birçok başlıkta oldukça derin kutuplaşmaların olduğunu tespit ettik. Bunun nedenlerini sıralamaya, anlamaya çalıştığımızda ise yapısal faktörleri mutlaka belirtmemiz gerekiyor. Daha açık şekilde söylemek gerekirse, siyasal sistemler – başkanlık sistemi, seçim sistemleri, medya sistemleri, küreselleşme, demografik değişim – bu açıdan önemli bir role sahip. Bunlarla birlikte, siyasetçilerin rolü ve söylemleri de mutlaka eklenmeli. “Biz ve onlar” vurgusunu yineleyen popülist söylemin kapsayıcı bir dil kurmaktan ziyade grupları birbirinden uzaklaştıran, daha çok kutuplaştıran bir etkisi var. <span style="font-weight: 400;">Parti taraftarlığının kimliğe dönüşmesi, sosyal medya başta olmak üzere medyanın partizan bir dille gerçekliği yeniden inşa etmesi ve ülkede oluşmuş olan bu  kutuplaşmış ortam ile neredeyse her konunun bu çerçeveden değerlendirilmesine yol açmakta.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><strong>Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacıyla proje ekibinde yer aldığınız TurkuazLab projesi fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne gibi faaliyetler yürütülecek?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71150 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg" alt="Turkuazlab" width="242" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 242px) 100vw, 242px" />TurkuazLab’ın açılımı, Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi. Amacımız Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratarak, Türkiye’de insan hakları, sosyal uyum ve ötekine saygının hâkim olduğu yeni bir ekosisteme katkı sağlamak için sivil toplum, akademi, medya ve siyasi partileri kutuplaşmayı azaltacak stratejiler ve araçlar ile donatmak.</p>
<p>Kutuplaşma konusunda Türkiye’den ve dünyadan uzmanlarla birlikte uzman görüş anketi gerçekleştirdik. Dört aşamadan oluşan ankette, uluslararası uzmanlardan kutuplaşmanın temel nedenleri ve çözüm önerileri çerçevesinde görüş bildirmeleri ve görüşlerini bir önem sıralamasına koymaları talep edildi. Son aşamada ise, katılımcılar kutuplaşmanın azaltılmasına yönelik çözüm önerilerinin uygulanabilirliklerini derecelendirdi. Türkiye’deki kutuplaşmanın daha net bir resmini oluşturmak amacıyla Türkiye’nin yetişkin nüfusunu temsil eden 4.000 kişiyle anket gerçekleştirdik. Anketin <u>sonuçlarına</u> <a href="https://www.turkuazlab.org/ilgili-projelerimiz/turkiyede-kutuplasmanin-boyutlari-2020/" target="_blank" rel="noopener">internet sitesinden ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>Önümüzdeki dönemde il çalıştayları gerçekleştireceğiz. İl çalıştaylarının amacı sivil toplum örgütleri üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, siyasi partilerin il teşkilatları ve diğer yerel aktörlerin katılımıyla kutuplaşma konusunda farkındalık yaratmak; yereldeki aktörlerle beraber Türkiye’de kutuplaşmayı azaltacak strateji ve araçları tartışmak ve buna dair adım atmak. Ayrıca ilkini gençlerle yapacağımız çevrimiçi  buluşma serileri de gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Farkındalığın oluşturulması ve kutuplaşma sorununu çözümleriyle birlikte gündemde tutmak için uzman kişilerle podcast ve webcast’ler düzenliyoruz. Bu serilerde kutuplaşmayla ilişkili popülizm, demokrasi, geleneksel ve sosyal medya tartışılarak çözümün neler olabileceğine dair fikirler de paylaşılıyor.</p>
<p><strong>Sivil toplum kuruluşları TurkuazLab  projesi kapsamında nasıl bir rol oynayabilir ve  toplumsal kutuplaşma ile mücadele kapsamında neler yapmalı?</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşları farklı alanlarda toplumun ihtiyaçlarının seslendirilmesi için çok önemli bir role sahip. Çeşitli grupların farklı ihtiyaç ve taleplerini gözeterek, ortak çözümler geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. <span style="font-weight: 400;">Farklılıkların birbirleriyle temas edebilecekleri alanlar yaratmak ve işbirliği yapabilmelerine olanak sağlayacak güven ortamının sağlanması çok önemli.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Sosyalizasyon sürecinde önyargılarımız, kalıp yargılarımız, dışlayıcı tutum ve davranışlarımız oluşabiliyor. Bütün bunların diğerleri için ne gibi olumsuz koşullar yarattığının farkına varılması gerekmekte. Bunun için kendimizle yüzleşmeli ve diğerleriyle bir araya gelmeli, temas etmeliyiz. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşları yürüttükleri aktivitelerde daha kapsayıcı bir şekilde ortak amaçlarla bir arada olmayı gerçekleştirebilir. İl çalıştaylarımızda yereldeki aktörlerle konuşmayı ve birlikte çözüm üretmeyi istiyoruz. Yine farklı temalar çerçevesinde, sivil toplumdan aktörlerle düzenleyeceğimiz buluşmalarda da mümkün olduğunca buna yönelik metotlar geliştirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong>Toplumsal kutuplaşma ile mücadelede medya nasıl bir yol haritası izlemeli?</strong></p>
<p>Bahsettiğimiz önyargıların oluşmasında ve ötekileştirme süreçlerinde başta sosyal medya olmak üzere medyanın etkisi büyük. Bu nedenle de objektif, ayrımcı olmayan bir dilin kullanılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Okuyucuların veya dinleyicilerin birbirinden farklı değerlerine ve yaşam tarzlarına saygı, tarafsız habercilik çok değerli.</p>
<p>İnsanlar birçok konuda bilgi edinmek için medyadan yararlanıyor. Bu yüzden bilginin doğruluğu, kullanılan dil çok önemli.  Yanlış bilgi ve provokatif bir dilin kullanılması belirli grupları düşmanlaştırabiliyor veya günah keçisi ilan edebiliyor. Özellikle sosyal medyada kendi yankı odalarımıza hapsolabiliyoruz. Geliştirdiğimiz <a href="http://turkuazlabsaha.org/game/faunus">fanus oyunu</a> da bu konuda farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. Medyada bu yönde bir farkındalığın olmasının ve ciddi bir çaba gösterilmesinin toplumsal kutuplaşma ile mücadelede önemli bir katkı sunacağı kanısındayız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
