<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Haydar Aytekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ali-haydar-aytekin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ali-haydar-aytekin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Jun 2019 08:35:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ali Haydar Aytekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ali-haydar-aytekin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklar İçin Alevi Pirleri Kitap Dizisi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/17/alevi-cocuklarina-yonelik-kitap-dizisi-hazirlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 08:14:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Can]]></category>
		<category><![CDATA[Topçu Baba Dergahı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Topçu Baba Dergahı 8-10 yaş aralığındaki çocuklara Alevi ozanlarını, pirlerini tanıtan kitaplar hazırladı. Konuyla ilgili görüştüğümüz Mustafa Can, Alevi kurumlarına bu alanda çalışma çağrısı yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/17/alevi-cocuklarina-yonelik-kitap-dizisi-hazirlandi/">Çocuklar İçin Alevi Pirleri Kitap Dizisi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-39714 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MustafaCan-640x360.jpg" alt="" width="322" height="181" />Kırklareli&#8217;ndeki Topçu Baba Dergahı, mevcut Alevi kurumları içinde yeni ve &#8220;farklı&#8221; bir çalışma başlatarak dikkatleri üzerinde topladı. Dergah bünyesinde çalışmalar yürüten Ahmet Aydın, çocuklara Alevi ulu ozanlarını tanıtan, çizimlerle desteklenmiş bir kitap dizisi hazırladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili görüştüğümüz Topçu Baba Dergahı&#8217;ndan önceki dönem Alevi Bektaşi Federasyonu MYK üyesi Mustafa Can, bugüne değin çocuklara yönelik bu tür çalışmalar yapılmamış olmasının büyük bir eksiklik olduğunu belirterek, &#8220;Biz çocuklarımıza kendi tarihlerini, inançlarını, değerlerini öğretmezsek kim öğretecek? Biz öğretmezsek başka ve yanlış şeyler öğreniyorlar, bize de şikayet etmek kalıyor&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alevi-Bektaşi inancının 7 ulu ozanının da içerisinde olduğu pirlerin, ozanların tanıtıldığı kitap serisinin ilk etapta 2.500 adet basıldığını söyleyen Mustafa Can, &#8220;Kitaplar kısa sürede tükendi. Çocuklarımız beklediğimizden daha büyük bir ilgi gösterdi. Çocuklara yönelik yapılan her şey karşılığını mutlaka buluyor&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-39715 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/TopçuBaba_Turbe-640x426.jpg" alt="" width="322" height="214" />Kitapların 8-10 yaş aralığındaki çocuklara hitaben hazırlandığını belirten Can, &#8220;Ancak ebeveynler de kitaplara çok ilgi gösterdi. Bu alanda çok büyük bir eksikliğimiz olduğunu bu vesileyle bir kez daha fark ettik. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve kitapların yeni baskılarını yapacağız&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl 15 Haziran&#8217;da yapılan Topçu Baba etkinliklerine bu yıl daha büyük bir ilgi olduğunu kaydeden Mustafa Can, &#8220;Dergahımızı daha görünür kılmış olduk. Bütün Alevi kurumlarının bu alandaki boşluğu doldurmak için çaba göstermesi gerekir. Çok sayıda yazarımız, çizerimiz var, yeter ki harekete geçirelim&#8221; dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/17/alevi-cocuklarina-yonelik-kitap-dizisi-hazirlandi/">Çocuklar İçin Alevi Pirleri Kitap Dizisi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayazağa&#8217;da &#8216;Korsan Hoparlör&#8217; Tedirginliği Yaşanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/27/ayazagada-korsan-hoparlor-tedirginligi-yasaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2019 08:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Ayazağa Cemevi Başkanı Celal Özer, cemevi ve çevresine kimliği belirsiz kişiler tarafından yerleştirilen korsan hoparlörlerin mahallede endişe ve tedirginliğe neden olduğunu söyledi</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/27/ayazagada-korsan-hoparlor-tedirginligi-yasaniyor/">Ayazağa&#8217;da &#8216;Korsan Hoparlör&#8217; Tedirginliği Yaşanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz 23 Mayıs günü TBMM&#8217;de bir basın toplantısı düzenleyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Sarıyer&#8217;de bulunan Ayazağa Cemevi girişi ile cemevinin bulunduğu mahallenin bazı yerlerine &#8220;korsan&#8221; ezan hoparlörleri yerleştirildiğini ve bu durumun mahallede tedirginlik yarattığını ifade etti. Kenanoğlu basın toplantısında 10 ay önce kimliği belirsiz kişilerce yerleştirilen bu hoparlörlerle ilgili kaymakamlık, belediye ve müftülük nezdinde girişimlerde bulunulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-39122 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/CelalÖzer.png" alt="" width="275" height="183" />Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Ayazağa Cemevi Başkanı Celal Özer konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Celal Özer, kaymakamlık ve ilçe müftülüğüne yaptıkları başvurular sonucunda bu hoparlörlerin herhamgi bir resmi kurumun bilgisi veya onayı dahilinde yerleştirilmediğinin anlaşıldığını belirtti. Özer, ilçe kaymakamlığı tarafından kendilerine &#8220;Hoparlörler vatandaşların isteği üzerine vatandaşlar tarafından konulmuş&#8221; şeklinde bir açıklama yaptığını ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahalle halkı ve cemevi hizmetlerinden yararlanan vatandaşların bu durumdan büyük rahatsızlık ve tedirginlik duyduğunu kaydeden Özer, hoparlörlerin cemevinin karşısına ve daha çok Alevi yurttaşların oturdukları sokaklara yerleştirilmiş olmasının &#8220;manidar&#8221; olduğunu savundu. </span><span style="font-weight: 400;">Bunu kimlerin ne amaçla yapmış olabileceği şeklindeki sorumuza üzerine Celal Özer, &#8220;Karanlık amaçları olan birilerinin işi olduğu açık. Amaçları bizim hoparlörleri sökmemiz. Bu şekilde olayı adeta Aleviler ezana karşı imiş gibi bir algı yaratıp ortalığı karıştırmak istiyorlar. Oysa Alevi canlar kadar Sünni canlar da bu hoparlörlerden rahatsız&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Bu oyuna gelmeyeceğiz&#8221; diyen Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Celal Özer, sorunun çözümü için yasal girişimlerini sürdüreceklerinin altını çizdi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/27/ayazagada-korsan-hoparlor-tedirginligi-yasaniyor/">Ayazağa&#8217;da &#8216;Korsan Hoparlör&#8217; Tedirginliği Yaşanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye&#8217;de Irkçılık: Yaşayanlar Anlatıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/turkiyede-irkcilik-yasayanlar-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 07:25:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Çıldır]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Irkçılık: Yaşayanlar Anlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38441</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi Meral Çıldır: "Irkçılık hem kurumsal, hem gündelik hayatta var. Deneyimlerimizi paylaşarak sorunu daha görünür kılmak ve tartışılmasını sağlamak için çalışıyoruz" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/turkiyede-irkcilik-yasayanlar-anlatiyor/">&#8216;Türkiye&#8217;de Irkçılık: Yaşayanlar Anlatıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 11 Mayıs 2019 Cumartesi günü &#8220;Türkiye&#8217;de Irkçılık: Yaşayanlar Anlatıyor&#8221; başlıklı bir panel&amp;forum düzenliyor. Friedrich Ebert Vakfı&#8217;nın desteğiyle yapılacak etkinlikte &#8220;Türkiye&#8217;de Müslüman Olmamak&#8221;, &#8220;Irkçılık Her Alanda&#8221; başlıkları altında panelistler sunum yapacak. Forum bölümünde ise katılımcılar &#8220;Kurumsal ve Gündelik Irkçılık&#8221; başlığı altında görüşlerini dile getirecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38443 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/f.png" alt="" width="339" height="219" />Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon&#8217;dan Meral Çıldır, etkinliklerinin amacını şöyle özetliyor: &#8220;Türkiye’de uzun bir süre boyunca &#8216;ırkçılık&#8217; sadece bireylerin biyolojik özellikleri ve ten renkleri ile ilişkilendirilen bir kavram oldu. Bu ön kabulden hareketle ırkçılık genellikle Türklerle, Türklük pratikleri ile, Türkiye’de yaşayan Türk, İslam ve Sünni çoğunluktan farklı etnik ve dinsel kimliğe sahip halkların ırkçılığa maruz kalma deneyimleri ile yeterince ilişkilendirilmedi. Son yıllarda medyada nefret söylemine ilişkin araştırma ve yayınlar ırkçılık karşıtı bir farkındalık yaratma çabalarına önemli katkılarda bulunsa da, ırkçılığın ne olduğu, hangi biçimlerde karşımıza çıktığı, farklı etnik ve dinsel grupların ırkçı, düşmanlaştırıcı pratikleri ve söylemleri nasıl yaşadığı enine boyuna tartışılmadı ve halen de kamuya açık alanlarda tartışılmıyor.&#8221;</p>
<p>Çıldır, &#8220;Gerek kurumsal olarak, gerekse gündelik hayatta ırkçılığa, düşmanlaştırılmaya, insandışılaştırılmaya, görünmez kılınmaya, ekonomik, kültürel ve siyasi kaynaklardan mahrum bırakılmaya maruz kalanların yaşadığı deneyimleri tartışmaya açmayı amaçlıyoruz&#8221; diyerek ekliyor: &#8220;Türkiye’de ırkçılık, ırkçı düşünceler, ırkçılığı besleyen stereotipler, yani kalıp düşünceler çok yaygın. Ancak anlatılan bir fıkranın, yapılan bir benzetmenin, verilen bir tepkinin ırkçılık içerdiği görülmüyor, farkına varılmıyor, uyarıldığı zaman da kabul edilmeyebiliyor. Bu nedenle ırkçılığın hangi biçimlerde ortaya çıktığını, ırkçılığı yaşayanlar anlatsın istedik.&#8221;</p>
<p>11 Mayıs 2019 günü aralarla birlikte 9.30-19.00 saatleri arasında İstanbul Elite World Oteli Konferans Salonu&#8217;nda yapılacak olan panel ve forumun konu başlıkları ve katılımcıları ile ilgili Meral Çıldır&#8217;ın verdiği bilgiler şöyle:</p>
<p><strong>Açılış konuşmasını Sosyolog Dr. Barış Ünlü yapacak. Konuşmasının başlığı “Irkçılık Hakkında Nasıl Düşünebiliriz?”</strong></p>
<p>Türkiye’de Müslüman Olmamak I başlıklı oturumda, Avlaremoz web sitesinden avukat BetsiPenso, “Türkiye’de Antisemitizm: Bir Küfür Çeşidi Olarak Yahudi”, yayıncı, yazar RoberKoptaş ”Yumurta Küfesi: Gündelik Hayatta Ermenilik Halleri”, Platform Turabdin sözcülerinden avukata Erkan Metin, “Süryanilerin Maruz Kaldıkları Ayrımcılıklar ve Sonuçları” konularında konuşacaklar.</p>
<p>Türkiye’de Müslüman Olmamak II başlıklı oturumda Arnavutköy Taksiarhis Kilisesi Fukaraseverler Derneği Genel Sekreteri EleniKaramiti, “Türkiye’de Rum Toplumu”, Ezidi Kültür Vakfı Kurucusu; Eş Genel Başkan YardımcısıAzad Barış “Geçmişle Gelecek Arasında Ezidilik” başlığı altında konuşacaklar.</p>
<p>Irkçılık Her Alanda başlıklı üçüncü oturumda İHD-Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi GüllistanYarkın “İstanbul’daki Kürtlerin Gündelik Yaşamda Irkçılık Deneyimleri ve Başa Çıkma Stratejileri”, Kadınlarla Dayanışma Vakfı’ndan (KADAV) Firdes Can Boztemir “Yerinden Edilme, Göçmenlik ve Kafamızdaki Sınırlar”, Türkiye Roman Hakları Forumu (ROMFO) Kurucusu ve Danışmanı; Şişli Belediye Meclisi Üyesi Hacer Foggo “Avrupa ve Türkiye&#8217;de Romanların Durumu”, araştırmacı yazar, Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun “Alevi Ayrımcılığıyla Yüzleşmek” başlığı altında konuşacaklar.</p>
<p>Oturumların ardından “Kurumsal ve Gündelik Irkçılık” konusunda, ırkçılığın nerelerde, nasıl yaşandığı, bireylerin bununla nasıl başa çıktığı gibi sorulara yanıtların aranacağı bir forum bölümü olacak.</p>
<p>İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon&#8217;un 1994 yılında kurulduğunu kaydeden Meral Çıldır, kurulduğu günden bu yana ırkçılık ve ayrımcılıkla ilgili çok sayıda suç duyurusunda bulunulduğunu, dosyalar hazırlandığını, basın toplantısı ve söyleşiler düzenlediğini belirterek konuyla ilgili çalışmalarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/09/turkiyede-irkcilik-yasayanlar-anlatiyor/">&#8216;Türkiye&#8217;de Irkçılık: Yaşayanlar Anlatıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Yol Bozuluyor, Sorunlarımıza Sahip Çıkalım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/06/yol-bozuluyor-sorunlarimiza-sahip-cikalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2019 08:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı Başkanı Muharrem Yılmaz; "Aleviler birbirini eleştirmekten üretim yapmaya fazla vakit bulamıyor. Oysa 'yol' bozuluyor. Sorun ve sorumluluklarımıza sahip çıkmalıyız." çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/06/yol-bozuluyor-sorunlarimiza-sahip-cikalim/">&#8221;Yol Bozuluyor, Sorunlarımıza Sahip Çıkalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38290 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/MuharremYılmaz.jpg" alt="" width="347" height="224" />1997 yılında kurulan ve 2000 yılında mahkeme tarafından tescillenmesinin ardından faaliyetlerine başlayan Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Muharrem Yılmaz, vakfın çalışmaları ile ilgili sorularımızı yanıtladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılmaz, kuruluşlarının tamamlanmasının ardından yürüttükleri çalışmaları şöyle özetledi: &#8220;Pir&#8217;in diyarında Topuzlu Baba mevkiinde bir cemevi inşası, aşevi ve misafirhane için yatırım yaptık. 2 Temmuz 1993&#8217;te yitirdiğimiz canların anısına barış hasretimizi simgeleyen sacdan güvercinler yaptık. Pir&#8217;in diyarı Banaz&#8217;da Madımak anısına ünlü heykeltraş Cahit Koççoban hocamızın projesini hayata geçirdik. Son 4 yıldır 80-100 arası üniversite öğrencilerimize burs imkanı sağlıyoruz.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muharrem Yılmaz, vakıf olarak gündemlerindeki en önemli çalışmalarından birinin ise, Osmanlı arşivlerindeki Alevi-Bektaşi varlığını açığa çıkarmak, ortaya çıkarmak olduğunu kaydetti. Bu amaçla geniş bir akademisyenler bileşimi ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yılmaz, son olarak geçtiğimiz ay çalışmaları yürüten akademisyenlerle bir araya geldiklerini hatırlatarak, &#8220;15, 16, 17. yüzyıla ilişkin araştırmalar bitti, halen 18. yüzyılı kapsayan araştırmalar devam ediyor. Amacımız konuyla ilgili insanların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlamak, üniversite öğrencilerine, akademiye ve araştırmacılara doğru kaynakları veri olarak sunabilmek&#8221; dedi. Alevi-Bektaşi tarihinin halen bütün boyutlarıyla açığa çıkmamış olduğunu belirten Yılmaz, &#8220;Doğru bilgi sahibi olmadan doğru konuşmak da mümkün değildir&#8221; görüşünde. Yılmaz, bu kapsamda yakın gelecekte akademik bir enstitü kurmayı hedeflediklerini de ekledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38291 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/AkademisyenlerleToplantı.jpg" alt="" width="422" height="211" />Pir Sultan 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Muharrem Yılmaz, Alevi kurumlarının genellikle &#8220;Birbirini eleştirmekten üretim yapmaya zaman bulamadıklarını&#8221; savunarak, &#8220;Alevi inancı yüzyıllardır birbirine zarar vermeden bu topraklarda inancından, duruşundan taviz vermeden yaşadı. Ama maalesef son zamanlarda &#8216;yol&#8217; bozulmaya başladı. Alevi inancıyla ilgili çalışma yapmak iddiasındaki kurumların her şeyden önce bu gerçeği görerek hareket etmeleri gerek. Sorunlarımıza, sorumluluklarımıza öncelikle biz sahip çıkmalıyız&#8221; dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/06/yol-bozuluyor-sorunlarimiza-sahip-cikalim/">&#8221;Yol Bozuluyor, Sorunlarımıza Sahip Çıkalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kesişen Kimlikler Arasında Müzakere Mümkün mü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/kesisen-kimlikler-arasinda-muzakere-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 13:45:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[farklı cinsiyet aidiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[lgbt+]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilgi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ali Yıldırım ile yaptığı"Kesişen Kimlikler Arasındaki Müzakereyi Yeniden Düşünmek: İstanbul'daki LGBT+ Aleviler"  yüksek lisans tezini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/kesisen-kimlikler-arasinda-muzakere-mumkun-mu/">Kesişen Kimlikler Arasında Müzakere Mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teziniz adı, içeriği, ele aldığı konu itibariyle hayli dikkat çekici. Öne çıkan hususları özetler misiniz?</strong></p>
<p>Kendisini Alevi ve LGBT+ olarak tanımlayan, bu kimliklere/sosyal gruplara aidiyet hisseden insanların hikâyelerinden yola çıktığım, Türkiye’de aynı anda Alevi ve LGBT+ olmanın nasıl bir anlam ifade edebileceğini sorguladığım bir tez oldu. İnanç ve cinsel çeşitliliğin ortasında yaşanan hayatları anlamaya yönelik bir çalışmaydı yani. Bu sayede Türkiye’nin ötekilerinin geleceğine yönelik bazı çıkarımlar yapmaya da çalıştım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-37189" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/AliYıldırım-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/AliYıldırım-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/AliYıldırım-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/AliYıldırım-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/AliYıldırım.jpg 1296w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Tabii araştırmanın çıkış noktası kendi yaşamımdan gözlemlerim, deneyimlerimdi aynı zamanda. Alevi bir aileden geliyorum. Cemevine birkaç defa dışında gitmemiş olsam da, Aleviliği kültürel olarak kucakladığımı söyleyebilirim. Alevilikte ve Alevilerde toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmalarını içeren çok geniş bir literatür var. Kırsal/kent yaşamlarından Avrupa’daki Alevi diasporasına, cemlerdeki iş bölümlerinden “Kadıncık Ana” gibi önemli kadın figürlere her biri konunun farklı uzantılarını ele almış çalışmalar bunlar. Gel gelelim bu araştırmalar, kaynaklar, -bazı örtük referanslar dışında- LGBT+ gerçeğini, farklı cinsiyet aidiyetleri ve cinsel yönelim konularını ihmal etmişler. Örneğin, Alevi kadınlarla ilgili bir metin okurken lezbiyen olan Alevi kadınlar, Alevi trans kadınlar bu tartışmaların neresinde diye ister istemez düşünüyorsunuz. Dolayısıyla bu çalışmayla literatürde var olan bir açığı başlangıç düzeyinde de olsa gidermeye cüret ettim. Daha sonra üzerine eklemlenecek bir sürü şey olacaktır.</p>
<p><strong>Biliyorsunuz Aleviler çağdaş, demokrat, ilerici, yenilikçi olduklarını söylerler her vesileyle. Ama eşcinsellik, LGBTİ konuları gündeme geldiğinde toplumun diğer kesimlerinden farklı olmuyor refleksleri diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Bunlar benim tezimde sorunsallaştırdığım konular, ancak genellemede bulunmak çok iddialı olur. Bahsettiğiniz diskur sadece Alevi toplumunda değil, Alevilikte ve Alevilerde toplumsal cinsiyete ilişkin akademik literatürde de çok yaygın. Bu literatürün genelinde kadın-erkek eşitliği, hoşgörü kültürü, “Can” söylemi vs. referans noktaları olarak kullanılmakta ve hemen hepsi Alevilik’in Sünni İslam’dan ayrılan özellikleri olarak öne çıkarılmakta. Tabii son birkaç yıldır geleneksel sayılabilecek kitabi bilgilere yaşamın içinden örneklerle meydan okuyan –çoğu ne tesadüftür ki kadın- akademisyenler, araştırmacılar var. Örneğin, İlkay Kara 2014&#8217;te Ankara Üniversitesi&#8217;nde düzenlenen konferansa dair izlenimlerini Birikim’de yazmıştı. Yazısının başlığı, &#8220;Alevilikte kadın konferansının ardından: Sahiden eşit miyiz?&#8221; şeklindeydi. Bu soru tek başına bile çok anlamlı. Mutlak bir eşitlik mümkün mü; bu bir tartışma konusu. Ancak bu ve benzeri sorulardan yola çıkıp toplumsal cinsiyet meselesine daha eleştirel yaklaşan ve Alevi teolojisi ile Alevilerin günlük yaşam pratikleri arasındaki çelişkileri ortaya koyan çalışmaların olması çok isabetli. Gülfer Akkaya’nın, Nimet Okan’ın ve adını burada anamadığım birçok kadın araştırmacının yapmaya çalıştığı şey bu. Tabii buradan aynı noktaya varıyoruz: Cemlerde kadın-erkek ayrımının olmadığının, herkesin birer “can” olarak orada yer aldığının altı çizilirken bile farklı cinsel yönelimler, cinsiyet kimlikleri ve ifadelerine ilişkin literatürde kayda değer bir gönderme yok. Tek, yekpare bir Alevilik ve homojen bir Alevi topluluğundan bahsetmek nasıl zorsa, Aleviler arasında sadece na-trans ve heteroseksüel kimliklerin, deneyimlerin, cinselliklerin olduğunu varsaymak aynı derecede zorlayıcı, yanıltıcı, dahası yanlış. Bundan dolayı, İstanbul&#8217;daki LGBT+ Alevilerin toplumsal cinsiyete içkin hikâyelerini göz önüne alarak, kadın-erkek eşitliği söylemine ve sadece heteroseksüel karşılaşmalara dayanarak literatürde tartışılan Alevi inancında ve uygulamasında toplumsal cinsiyet meselesinde yeni bir alan açmaya çalıştım.</p>
<p><strong>Olumlu, olumsuz ne tür tepkiler aldınız?</strong></p>
<p>Daha evvel üzerine pek konuşulmamış, çok dile gelmemiş bir meseleyi açıyorsunuz. Bilinen ama konuşulmayan… Dolayısıyla bu, insanların dikkatini çekiyor. Ben olumsuz bir tepki almadım. Ama şöyle seslerin varlığını biliyorum; &#8220;Bizim içimizden ibne çıkmaz&#8221;. Tam olarak cinsel çeşitlilik vurgusu yapmamın sebebi de bu. Aleviler dâhil Süryanisinde, Kürdünde, Türkünde, Sünnisinde de LGBT+lar var. Hiçbirimiz tek başına Alevi, erkek, kadın ya da Kürt vs. değiliz. Bunların birleşimiyiz. Kimliğe, kimlik oluşum süreçlerine kesişimsel bakış açısıyla yaklaşmak bu çeşitliliği gözetmeyi beraberinde getiriyor. Kesişimsel bakış açısını/literatürünü tek başına idealize etmeye çalışmıyorum ancak baskının çok boyutluluğunu daha iyi anlamamızın yolunun bu bakış açısıyla içli dışlı olmaktan geçtiğini düşünüyorum. Şunu sormuştum mesela; heteroseksüel olmayı, evlenmeyi, heteroseksüel bir evlilik kurmayı veya toplumsal erkeklik/erillik inşasının aşamalarından biri olan askere gitmeyi reddeden bir Alevi eşcinsel “Alevi yolundan” da sapmış sayılır mı? Hakk’a yürünen Alevi yolu ile Türkiye&#8217;de idealize edilen, makbul görülen kadınlığa, erkekliğe giden yol arasındaki kesişimler nasıl? Aleviler içlerindeki LGBT+larla “yol kardeşliği” yapabiliyor mu? Bu sorular çeşitlendirilebilir.</p>
<p><strong>Bu sorulara nasıl cevaplar alıyorsunuz? Tercihlerini belli eden, buna &#8220;cesaret&#8221; eden biri yoldan sapmış da mı kabul ediliyor?</strong></p>
<p>Küçük bir hatırlatmayla başlayayım: tezimde bir genelleme yapmamaya çalıştım. Olumlu, olumsuz tepkiler de oldu. Benim başlangıç/odak noktam LGBT+ sahasıydı. Bununla şunu kastediyorum: Ben gidip herhangi bir cemevindeki dede ile bu konuda bir görüşme gerçekleştirmedim mesela. Ancak görüştüğüm Alevi LGBT+ların kendiliklerini ve kimliklerini Alevi dünyası içinde nasıl kurduklarını anlamaya çalıştım. Söz gelimi LGBT+ Alevilerin cinsel, dini, kültürel vb. kimlik kaynakları arasındaki karmaşık etkileşimin sonucu olan kişisel cinsellik deneyimleriyle oldukça ilişkili açılma süreçlerinde neler yaşadıklarını sahada konuşmak önemliydi benim için. LGBT+ Alevi olarak “açılma” (veya açılamama) süreçlerini teze taşımak gerekliydi. Herkesin cinsiyetsiz birer “can” olarak kabul edildiği Alevi inancına bağlı kişilerin geniş ve çeşitli cinsel kültürlerle nasıl kucaklaştıklarını anlamak bu sayede mümkün olabilirdi zaten.</p>
<p>Cinsel yönelimlerini, aidiyetlerini belli eden, yani “açılan” biri yoldan da sapmış kabul ediliyor mu? Eğer evet dersem, sahada dinlediğim açılma hikâyelerine haksızlık etmiş olurum. Sahada görüştüğüm ve çevremden bildiğim LGBT+ Alevilerin birçoğu aile bireylerine, Alevi çevrelerine, tanıdıklarına açılmış durumdalar. Tabii Alevi muhafazakârlığı, muhafazakâr Aleviler diye bir gerçek de var. Herkesin deneyimi, yaşantısı bir değil. Sahada konuşulanlardan hatırladığım mesela şu var: Aleviler de dâhil Türkiye halklarında eşcinselliğe “bir hevestir, geçer&#8221; gibi yaklaşımlar var. Varlığınız, kimliğiniz, beyanınız inkâr edilmiyor ancak bir geçicilik üzerinden tanınıyor. Bana sorarsanız eşcinsellik “velev ki heves”, “velev ki tercih” diyebilir –ki bu bazı LGBT+ aktivistlerinin radikal bulabileceği bir şey- konunun başka uzantılarına dikkat çekebilirim. Konumuz şimdi bu değil. Burada insanlara heves dedirten malum şeyin ne olduğunu hatırlatmak daha önemli: Cinsellik. Hemcinsinize, olağan, norm kabul edilenin dışındaki cinselliklere, bedenlere duyduğunuz haz, arzu, dahası performanslar toplumun gözünde geçici. Eş(cinsel) ifadesini duydukları anda insanların kafalarında beliren kalıplar, imgeler de anlamayı, tanımayı zorlaştırıyor sanırım. Sonuç itibariyle heves olarak gören de var, insanların yönelimidir, tercihidir, sonuçta kimliklerine, deneyimlerine saygı duymalıyız, herkesin hayatı kendisini bağlar diyen de.</p>
<p><strong>Bunu tespit etmek neden önemli sizin açınızdan?</strong></p>
<p>Yapmaya çalıştığım şeylerden biri dediğim gibi geleceğe dair tahayyüllerde bulunmaktı çünkü. Tahayyülden kastım şu: Türkiye&#8217;nin ötekileri arasında kurulmayı bekleyen olası politik ittifaklar var mı? Bu olasılıklar, alternatif dayanışma biçimleri güncel politiğin neresinde? Ben tezim üzerinde çalışırken Almanya&#8217;daki Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu&#8217;nun (AABF) bir açıklaması olmuştu. Açıklamalarında muhafazakâr kesimlerin savunduğu ve eşcinsellerin kamusal alanda temsilini güçleştiren tüm yaklaşımları reddettiklerini belirtiyorlardı. O açıklamada öne çıkardıkları şey yine insanların birer “can”  olduğuydu. Ya da şu örneği düşünelim: 2015 yılında Ankara&#8217;daki Madımak anmasında şöyle bir slogan atmıştı LGBTİ hak savunucuları: &#8220;Eşcinseliz, buradayız, Sivas&#8217;ı, Maraş&#8217;ı unutturmayız.&#8221;</p>
<p>Bu ikisi, benim tezime taşıdığım örneklerdi. Yaptığım tez sunumlarına katılan insanların paylaştıkları başka örnekler de oldu. Almanya&#8217;da dedelerin eşcinsel nikâhı kıydığı söylendi mesela. Alevi dedelerinin trans cenazelerini kaldırdıkları söylendi. İmam kıldırmıyor cenaze namazını ama Alevi dedesi bunu yapabiliyor. Böyle örneklerin de yaşandığı bir ülke burası. Bütün bu örnekler, benim hayal etmeye çalıştığım olası sosyal/siyasal ittifakların, yakınsamaların gerçek hayattaki yansımaları, kıvılcımları. Sivas, Maraş anmasına elinizde gökkuşağı bayrağıyla katılıyorsanız, bunun orada bir anlamı var. Az önce kesişimselliğin baskının çok boyutluluğunu anlamadaki rolünü biraz da bu yüzden paylaşmıştım. Alevi-fobiyi yaratanla LGBTİ-fobiyi yaratan sistem birbirinden çok mu ari, bağımsız? Sınıf ayrımını, etnik ayrımcılıkları yaratan destekleyenle cinsel özcülüğü öven birbirinden çok mu farklı? Bunları sorgulamak gerekiyor.  Birileriyle &#8220;biz&#8221; için çalışmak, &#8220;biz&#8221; olabilmek için çabalamak, geçmişte yaşanan adaletsizlikleri, acıları kıyaslayarak bir önem ve değerler hiyerarşisi üretmek anlamına gelmemeli. Böyle hassasiyetleri de herhalde göz önünde bulundurarak düşünmek, tartışmak gerekli.</p>
<p><strong>Alevi kadınlar Alevi kurumlarında, cemevlerinde yaşadıkları sorunları, &#8220;eşitlik&#8221; denilip de hep ikincil planda kalmalarını yüksek sesle eleştiriyorlar artık. Kabul edilen bir kadınlık kimliği konusunda bile bu sorunlar yaşanıyorken&#8230; Bu tabloya LGBT eklendiğinde karşılaşılabilecek en &#8220;iyimser&#8221; tepki sanırım &#8220;Sırası mı?&#8221; olur&#8230; </strong></p>
<p>Bu “sırası varlar” bir sosyal, siyasal tembelliği, üşengeçliği de içinde barındırıyor bence. Siyasiler de çok kullanıyor. Öyle veya böyle, kırmızılaştırılan çizgileri zorlamak gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/kesisen-kimlikler-arasinda-muzakere-mumkun-mu/">Kesişen Kimlikler Arasında Müzakere Mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ölen Her Dil Yitirdiğimiz Bir Dünyadır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/olen-her-dil-yitirdigimiz-bir-dunyadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Haydar Aytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 09:46:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Politik Ağıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Maviş Güneşer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36498</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci solo albümünü "Dersim Politik Ağıtları" alt başlığıyla yapan Maviş Güneşer, "Her dil insanin kendini, dünyayı, alemi, varlığı-yokluğu, evveli-ahiri, zamanı-mekanı bir başka pencereden anlamasının, yorumlamasının, yeniden tarif etmesinin bir imkanıdır. Ölen her dil insanlık hafızasının kaybettiği bir dünyadır." diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/olen-her-dil-yitirdigimiz-bir-dunyadir/">&#8220;Ölen Her Dil Yitirdiğimiz Bir Dünyadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maviş Güneşer’in “Ax De Vaji/Ah Hadi Söyleyeyim” adıyla hazırladığı albüm 118 sayfalık kitapçığıyla birlikte yayınlandı. Albümün alt başlığı ise “Dersim Politik Ağıtları”. Raflarda dinleyicilerin beğenisine sunulan albümün en önemli özelliği, uzun bir sözlü tarih emeğiyle ortaya çıkan “dökümanter” bir çalışma olması. Dersim’in (Tunceli) yakın tarihi, albümde yer alan ağıtlar üzerinden dile geliyor.</p>
<p>Albümde geçtiğimiz yüz yıl içerisinde devletle ya da devletler arası savaşlarda, çatışmalarda yaşamını yitirmiş insanlara yakılan ağıtlar yer alıyor. Albümde 1. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı-Rus Savaşı ve Çanakkale Savaşı ile ilgili birer ağıt, 1937-38 Dersim katliamıyla ilgili dört ağıt, 1994’te bölgedeki köylerin boşaltılması ve Munzur suyu üzerine yapılmak istenen barajlar projesiyle ilgili birer ağıt var.</p>
<p>Daha önce Metin-Kemal Kahraman albümlerindeki sesiyle tanınan Maviş Güneşer’in ilk solo albümü “Keje” 1999 yılında yayınlanmıştı. Maviş Güneşer ile yeni albümü ile ilgili konuştuk.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36513 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mavişAlbüm-640x427-1.jpg" alt="" width="310" height="289" />&#8220;Ax de vaji&#8221;, özgün bir çalışma. Dersim&#8217;in yakın tarihinin ağıtlarla anlatımı. Nasıl ortaya çıktı bu çalışma?</strong></p>
<p>&#8220;Ax de vaji&#8221;, üzerinde en az 10 yıldır çalıştığımız bir dokümanter albüm. 2000´li yılların başında beni etkileyen bazı ağıtları okumak arzusuyla bir repertuar çalışmasına girmiştim. Metin-Kemal Kahraman&#8217;la başladığımız kayıt süreci ile  birlikte bu albüm bir süre sonra bir sözlü tarih dokümanter çalışmasına evrildi. Ağıtları inceledikçe tekstlerde karsılaştığımız edebi anlatımın yani sıra sahiciliği, hakikati söyleyen duruluğuyla ve şahitlikleriyle bizleri “Dersim politik ağıtları” baslığına ulaştırdı. Metin-Kemal Kahraman´in önceki çalışmaları &#8220;Çevere Hazaru&#8221; ve masalların şahı &#8220;Şahmaran&#8221; albümlerinde olduğu gibi &#8220;Dersim Politik Ağıtları&#8221; çalışması da bizim için aynı zamanda ciddi bir öğrenme süreci oldu. Öncelikle sözlü gelenekte ağıt nedir, bir insan neden ağıt söyler,  ağıtların toplum hafızasının oluşumunda oynadığı rol nedir gibi önemli soru baslıklarından yola çıkarak cevaplarımızı aradık. Ağıtların bir acıyı paylaşmaktan cok toplumsal ya da kişisel hayatlarda önemli alt-üst oluşları, büyük felaketleri dile getirip toplum hafızasına emanet etmenin en önemli kaynakları, &#8220;belgeleri&#8221; olduğunu fark ettik.</p>
<p><strong>Tarihi ağıtlar üzerinden yeniden okumayı öneriyorsunuz yani?</strong></p>
<p>Evet. Egemenler tarafından yazılan tarihimizi bir kez de içeriden bir bakışla sözlü hafızanın kendine ait kaynaklarının perspektifinden yani ağıtlar perspektifinden okumak istedik. Aslında bir yöntem önerisinde bulunduk.  Bambaşka bir tarih okumasının mümkün olduğunu fark ettik ve bunu dinleyicilerimizle bir cd-kitap formatında paylaşmak istedik.</p>
<p><strong>‘Diller İnsanlığın Ortak Hafızasıdır’</strong></p>
<p><strong>Aslına uygun olarak Kirmançki-Zazaca dilinde yorumlamışsınız ağıtları. Biliyorsunuz, Zazaca UNESCO’nun “Yok olmaya yüz tutmuş diller” kategorisinde yer alan bir dil. Bu konuda neler söylersiniz?</strong></p>
<p>Kirmancki-zazaca anadilimizi bilmeden böyle bir tarih okuması da yapamazdık. Bana göre yeryüzünde sadece bir tek resmi dil vardır bu da devlet dilidir. Resmi diller bu devlet dilinin sadece birer çevirisidir. Buna karşılık binlerce kültür dili vardır ve bunların her biri alemi yeniden anlamanın, anlamlandırmanın imkanıdır. Farklılıklar en büyük hazinemizdir. Her dil insanin kendini, dünyayı, alemi, varlığı-yokluğu, evveli-ahiri, zamanı-mekanı bir başka pencereden anlamasının, yorumlamasının, yeniden tarif etmesinin bir imkanıdır. Ölen her dil insanlık hafızasının kaybettiği bir dünyadır. Bu yüzden mesele anadil meselesi değil insanlık meselesidir. Biz de bu dilleri hasbelkader bilen, tanık olmuş fanileriz. Ölen bir dili yaşatmak isteği insanlık hafızasının bir değerine sahip çıkma mücadelesidir. Tüm dinleyicilerimizin diller meselesine bu bilinçle ve ciddiyetle yaklaşmasını  temenni ediyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/olen-her-dil-yitirdigimiz-bir-dunyadir/">&#8220;Ölen Her Dil Yitirdiğimiz Bir Dünyadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
