<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zülal kalkandelen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/zulal-kalkandelen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/zulal-kalkandelen/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Apr 2022 11:46:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>zülal kalkandelen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/zulal-kalkandelen/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayvan Özgürlüğü Mücadelesinde Sanatın Gücü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-ozgurlugu-mucadelesinde-sanatin-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2019 10:46:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Refik Bıçkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız hayvan hakları topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Müge Akçakoca]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Gök]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37924</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Didim Vegan Festivali’nde sanat etkinlikleri kapsamında bir sergi açıldı. Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’nun organize ettiği sergide topluluk sanatın gücünü kullanarak insanların hayvanlarla olan ilişkisini yeniden değerlendirmesini amaçlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-ozgurlugu-mucadelesinde-sanatin-gucu/">Hayvan Özgürlüğü Mücadelesinde Sanatın Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu kurucusu Zülal Kalkandelen serginin hazırlanışına ve amacına ilişkin şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Biz bir yıl önce böyle bir etkinlik dizisi başlatmaya karar verdik. Çünkü veganizm ve hayvan özgürlüğü mesajlarını sanatla çok etkin bir şekilde verebileceğimizi düşündük. Ulaşamadığımız bazı kesimlere belki bu yolla ulaşabiliriz. Üniversite öğrencisi ve fotoğraf sanatçısı Refik Bıçkıcı ile yolumuz kesişti. O balıklar üzerine bir sergi yapmıştı. İnsanlar genelde diğer hayvanlarla bir şekilde empati kurabiliyor ama balıklarda bu daha sıkıntılı. Onlarında bir canlı olduğunu insanlar düşünmüyor bile. O empatiyi kurmak üzere ona odaklandık. Biz de sergiyi desteklemek istedik. Bu konuya odaklanan vegan sanatçılar arıyorduk. Özlem Gök ve Müge Akçakoca da dahil oldu, bu konuya odaklanmışlardı. Melisa Kılıç zaten başından beri Didim Vegan Festivali’nde bireysel olarak eserlerini getiriyor. Düzenleme komitesi de sergi fikrini heyecanla karşıladı. Sergi de çok güzel oldu, birçok insan geldi, sorularını sordu, söyleşme olanağı doğdu. Bence bir fark yarattı. Bundan sonra da bu konuya odaklanan sanatçıların desteklenmesi için umarım gelenek olarak devam eder. Çünkü sanatın gücü bazen kelimelerden, her şeyden daha fazla oluyor.”</span></p>
<p><b>&#8220;Hayvanları Sınıflandırmanın Şizofrenik Yönüne Vurgu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37931 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/20190419_164705.jpg" alt="" width="364" height="182" />Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim üyesi Müge Akçakoca “Hiçbir Şey” adlı sergisinde J. L. Borges’in hayvanları “Beraber televizyon izlediklerimiz, yediklerimiz ve korktuklarımız” olarak 3 sınıfa ayırmasından esinlenerek insanların hayvanlara karşı şizofrenik tavrını eleştiriyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Borges üçe ayırırken insanların hayvanlara bakışını vurgulayarak bunu yapıyor. Birlikte televizyon izlediklerimizin içinde pet hayvanları, evde baktıklarımız kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar var. Bunlar çok sevimli duruyor. Hepimizin tanıdığı, bildiği durumlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yediklerimize geçtiğimizde bezin üzerine yaptığım baskı gördüğünüz gibi sığmıyor. Daha fazla yenen hayvan var ama en çok burası yer kaplıyor. Yeme aşamasında canlı hayvanların sömürülürken hangi malzemelerle öldürüldüğü veya süt sağıldığı gibi aletleri ahşap üzerine çizdim. Bu malzemelerin ne işe yaradığı vegan olmayan insanlar için önemli, öğrendiklerinde onlar için çarpıcı ve şaşırtıcı oluyor. Korktuklarımızda ise daha çok vahşi doğaya ait olan, bir taraftan da fantastik ögeler de kullanılan hayvanlar var. Korktuklarımıza haliyle yaklaşamıyor buna bağlı olarak da malzeme üretemiyoruz. Vahşi oldukları için bizimle yaşamıyorlar, onlar için de ahşap kısımlara var olan doğalarını; denizi, gökyüzünü ve yeryüzünü çizdim. Hayvanları bu şekilde sınıflandırmanın ne denli şizofrenik olduğunu gösterebilmek için bu üçlü sınıflamayı seçtim.”  </span></p>
<p><b>Çalışmanızda kullandığınız malzeme nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tokat’ın yazmaları meşhur. Bunlar üzerine yapılan baskılar çok orada. Yerel bir öge olarak bu baskıları kullanmak istedim, ayrıca bunlar çok doğal bir malzeme olduğu için de önemli. Kenarlarında yöresel baskılar var. İç kısımları da ben kalemle boyadım. Ahşapları da yine doğal malzeme olduğu için tercih ettim. </span></p>
<p><b>Sizin veganlığa geçiş süreciniz nasıl oldu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">9 Yıldır veganım, bir kedimi kaybettim. Öncesinde de sorgulamaya başlamıştım. Evde hayvan beslemeye başladığınız zaman bir yandan bazılarını sevip diğer yandan başka hayvanları yemek adaletsiz ve etik değil diye düşünmeye başlıyorsunuz zaten. Bu nedenle ahlaki gerekçelerle vegan oldum. </span></p>
<p><b>Gülümseyen Avcı Fotoğraflarına Gönderme</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37929 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/20190425_104300.jpg" alt="" width="388" height="250" />Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim üyesi Özlem Gök “Türcü Natürmort” adlı sergisinde internet ortamında bulduğu gerçek av fotoğraflarından yola çıkarak hazırladığı sulu boya çalışmasıyla sergide yer aldı. Gök, eserlerinde avlanan hayvanların olduğu kısımları beyaz bir boşlukta bırakarak şiddeti uygulayanı ön planda tutmak istediğini vurguluyor. Özlem Gök çalışmasıyla ilgili şunları aktardı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Av fotoğraflarının çoğunda da gördüğümüz üzere erkek olma sürecinde şiddetin dayatılmasıyla ilgili hayvan öldürülmesinin kullanılması, bunun tecrübe edilmesi üzerinde durdum. Çocuğun suratına baktığımızda o çekingenliği, şiddete alışık olmayan tarafı görebiliyorsunuz. Kuğu avı örneğinde de yine yetişkin erkek gülerken çocuk son derece tedirgin bir şekilde ölü hayvanı tutuyor. Ama yine de sadece erkeklerin tekelinde olan bir durum değil. Kadın ve erkek avcıların yan yana olduğu bu türcü av fotoğraflarında da gördüğümüz gibi düşünsel anlamda hayvan ölümüyle ilgili bir haz duyabiliyorlar. Öldürdükten sonra fotoğraf da çektirip bir prestijmiş gibi gösterebiliyor. Bunlar 17. yüzyıldaki avcılık natürmortlarına kadar dayanıyor. O dönemlerde aristokrasinin elinde bulundurduğu bir haktı, mesela kuğu avına çıkmak herkese verilen bir hak değil. Burjuvazinin bu dönemde bulduğu bir çare olarak karşımıza çıkıyor ölü hayvan natürmortları. Gerçeğine sahip olamayan burjuvazi toplumsal statüsünü yükseltmek için ölü hayvanların yağlı boya tablolarını satın alıyor. İnsanla insan olmayan hayvan arasında bu tür bir türcü bakışa dayanan iktidar savaşı söz konusu oluyor. Bugün 21. yüzyılda sorgulanmadan devam etmesi sorun. Özellikle gülerken çekilmiş fotoğraflardan seçtim. Çünkü gülmenin aslında delilikle eş bir anlamı da var.”</span></p>
<p><b>Eserlerinizin hayvan kısımları beyaz boşluk olarak görünüyor, neden? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avlanan hayvanların olduğu tarafları boşlukta bırakarak, hayvanı geri çekerek sadece insanlarla yüzleşmenizi sağlıyorum. Böylelikle insanların yüzlerindeki aptalca sırıtmayla karşılaşıyorsunuz. Ölü hayvanı seyretme hazzını da sizin elinizden almış oluyorum. Çünkü bu haz 17. yüzyıldan beri var. Mağdurun ifşasından yana değilim. Tıpkı kadın cinayetlerindeki gibi. Ana akım medya sürekli bıçaklanmış, şiddete uğramış mağdur kadını gösteriyor, yapan kişi teşhir edilmiyor. Eserlerimde bundan sakındım.</span></p>
<p><b>“Balıklar Diğer Hayvanlardan Daha Çok Ötekileştiriliyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37927 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/son_11.jpg" alt="" width="358" height="231" />Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar mezunu olan ve fotoğrafçılıkla uğraşan Ahmet Refik Bıçkıcı sergide “Diseksiyon” adlı çalışmasıyla yer aldı. Sergiyi hazırlarken babasının hobi olarak balıkçılıkla uğraşmasının da etkisi olduğunu belirten sanatçı şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Benim çalışmamın adı Diseksiyon. Bilimsel olarak hayvanların içinin açılıp incelenmesidir Diseksiyon. Ben de fotoğraflarım travmatik bir görüntüye sahip olduğu için ben de gelen izleyicilere bir nevi diseksiyon yaptırmak istedim. Çalışmamda özellikle balıkları seçtim. Çünkü balıkların diğer hayvanlardan daha çok ötekileştirildiğini düşünüyorum. Çok küçükler, ses çıkaramıyorlar, çok fazlalar, veganlıkta da sık sorulan soru “Balık da mı yemiyorsun?” gibi ötekileştirme söz konusu. Babam balıkçı, çalışmamda onun etkisi de oldu. Çocukluğumdan beri hobi olarak balıkçılık yapan biri. Onunla bu konuda anlaşamıyoruz. Küçükken ben de babamla giderdim. Balık katletmişliğim vardı.</span></p>
<p><b>Çalışmanızı hazırlama sürecinden bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben Şileliyim, orda balıkçılarla görüşerek belgesel çekeceğim diye anlaştım, haberleri olmadan balıkları çektim tabi, diğer türlü izin vermezlerdi. Sabah 6’de onlarla çıktım, akşam 8’e kadar denizde balıkların nasıl katledildiğini belgeledim. Ancak onlar benim bir balıkçılıkla ilgili bir belgesel hazırladığımı sanıyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37926 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG-20190424-WA0011.jpg" alt="" width="364" height="235" />Sergide “Lost Ghost” adlı çalışmasıyla yer alan Melisa Kılıç fotoğraf üzerine yağlı boya ile hazırladığı eserlerinde günlük faaliyetlerimiz ardında saklı olan hayvan kullanımını vurguluyor. Kılıç, bir arkadaşını belli bir zaman diliminde fotoğraflayarak uyumak, kahvaltı yapmak ve diş fırçalamak gibi gündelik faaliyetleri tıpkı bir reklam gibi renklendirerek algımızın ne kadar değişken olduğunu ve bu faaliyetlerin ardında saklı olan hayvan kullanımına dikkat çekiyor. Yün kıyafetler, hayvan deneyi yapan kozmetik ve temizlik ürünleri gibi hayvanı metalaştırıp zulmeden bütün oluşumlara eserlerinde dikkat çekiyor.</span></p>
<p><b>Ne zaman vegan oldunuz, nasıl karar verdiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3 yıl boyunca vejetaryendim, bir gün bir arkadaşım The Earthlings belgeselini izlememi tavsiye etti. Bu belgeseli izlediğim an vegan olma kararı aldım ve 2017 den beri etik veganım. Ailem ve arkadaşlarım en başta vegan oluşuma çok tepki gösterdi fakat zamanla içlerinde vegan ve vejetaryen olanlar oldu. </span></p>
<p><b>Sergiyi nasıl buldunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben Didim vegfestte 2017 yılından beri çalışmalarımı sergiliyordum aslında ama bu sene 3 vegan sanatçı arkadaşımla bunu yapma fırsatım oldu ve ortaya farklı disiplinlerde son derece keyifli bir sergi çıkardık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivalin ilk günü açılan sergi festival boyunca devam etti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-ozgurlugu-mucadelesinde-sanatin-gucu/">Hayvan Özgürlüğü Mücadelesinde Sanatın Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 06:38:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Özgür Güven]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 2018, diğer toplumsal hareketlerde olduğu gibi hayvan hakları hareketinde de durgunluk, hatta gerileme yılıydı. Genel seçimlerden önce ve sonra, hayvan hakları konusunda verilen vaatlerin hiçbirisi yerine getirilmedi. Hayvanlara yönelik şiddet haberlerini her gün aldık; bu haberlerin kimisini unuttuk, kimisini ise unutamadık. Hayvan hakları hareketinden aktivistler, 2018 yılını, kendi mücadeleleri ekseninde Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı da hayvan hakları aktivistleri için 2018’i aratmayarak başladı maalesef. 2019’un ilk gününe uyandığımızda, yılın ilk felaket haberi İstanbul Büyükada’dan geldi. Ada’nın tepesinde derme çatma yapılmış ve elektrik tesisatı uygun olmayan ahırlarda çıkan yangında, 9 at yanarak hayatını kaybetti; 4 at ise feci şekilde yaralandı. Bu facia ile ülkedeki fayton zulmü ve hayvan hakları sorunsalı tekrar gündeme geldi. Sadece bir haftayı geride bıraktığımız 2019’da, hayvanlar, yine korkunç muamelelere maruz bırakıldı, öldürüldü.</span></p>
<p><b>Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Elif Ertürk, </span><b>Hayvan Hakları İzleme Komitesi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Fatma Biltekin, </span><b>Yunuslara Özgürlük Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Öykü Yağcı, </span><b>Deneye Hayır Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Yağmur Özgür Güven ve </span><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Zülâl Kalkandelen, 2018’i Sivil Sayfalar’a değerlendirdi; 2019’dan beklentilerini sıraladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33992 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png" alt="" width="322" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png 322w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" /></p>
<p><b>Elif Ertürk (Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi olarak 5 yıldır faytonların atlara olan zararını, beraberinde getirdiği ölümleri ve zulmü belgeleriyle dile getirdik. Her yıl Adalar’a gelen ziyaretçi ve turist sayısındaki artış katlanarak büyüyor, faytonlarla yapılan ulaşım da buna paralel artıyor. Gün geçtikçe atlar daha fazla çalıştırılıyor. Ölümcül kazalar daha fazla yaşanıyor, kazalardan darbe alan, yaralanan atlar tedavi edilmediği için ağrılı, acılı ölümlere mahkûm ediliyor.</span></p>
<p><b>2014’ten 2018’e: Bir yılda yaşamını yitiren at sayısı iki katına çıktı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’teki resmî kayıtlara göre, Adalar’da sadece bir yılda yaşamını yitiren at sayısı 400 iken, 2018’e geldiğimizde bu sayı iki katına çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazalar, kışın ormana terk etme, tedavi ve bakımsızlık gibi kötü koşullar varken, atlar bir de ahır yangınlarında, büyük bir çaresizlik içerisinde yanarak can veriyor. 15 Haziran 2016’da çıkan ahır yangınlarında, resmî kayıtlara göre 7 at ölmüştü. Yeni yıla girdiğimiz  1 Ocak 2019 günü çıkan ahır yangınında da 9 at yanarak yaşamını yitirdi. Yangından kurtulan ağır yaralı 4 at ise İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tedavi altına alındı, yaşam savaşı veriyorlar.</span></p>
<p><b>Karantinaya, yasağa rağmen atları, köle gibi Adalar’a taşımaya devam ettiler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Haziran 2018’de, Ruam hastalığı karantinası nedeniyle, Adalar’a at girişi yasak olmasına rağmen karara uyulmayarak, Anadolu’dan faytonlarda çalıştırılmak üzere getirilen 209 at Büyükada’ya gönderildi. 220 at, Beykoz’daki boş bir arazide aylarca sıcakta, yağmurda, feci koşullarda bekletildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir at, ortalama 25 sene yaşayabiliyorken, faytona koşulan atlar sadece 2 yıl yaşayabiliyor. Sonları hep aynı olan, ağrılı ve acılı bir ölüme mahkûm ediliyorlar.</span></p>
<p><b>İki yılda sadece 28 şahsa, atlara işkenceden idarî para cezası</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün geçtikçe kötüye evrilen gidişatı, yaşananları belgeleriyle kamuoyu ile paylaşmaya bıkmadan devam ediyoruz. Ancak bugüne kadar, faytonculuğun kaldırılması konusunda yetkili kurumlara yaptığımız tüm başvurular ve görüşmeler ne yazık ki sonuçsuz kaldı.  Faytonların kaldırılması yönünde alınan birçok UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi &#8211; İBB) kararı ne yazık ki uygulamaya koyulmadı. Faytonlarda sömürülen atlara yönelik işkence haberleri neredeyse her gün gelirken, 2017 ve 2018 yıllarında sadece 28 şahsa idarî para cezası kesildiğini öğrendik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytonlarda sömürülen atlar sürekli işkence görürken, ölürken, 2019’da yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizin yerine getirileceğini ummak istiyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’da faytonculuğun tamamen kaldırılarak, doğaya dost, ekolojik; zulüm, sömürü ve kölelik barındırmayan ulaşım sistemlerinin, Adalılar ile müzakere edilerek ve mutabakata varılarak hayata geçirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Faytonlardan kurtarılan atların, yaşam hakları güvence altına alınarak, ömürlerinin sonuna kadar yaşamsal ihtiyaçlarının giderileceği, her türlü tehlike ve tehditten uzak bir şekilde özgürce yaşayacakları bir tesisin yapılarak burada  yaşamalarının sağlanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nostalji ve turizmin bir unsuru olarak pazarlanan, zulüm ve sömürü sistemi ile ayakta duran faytonculuğun, Türkiye’nin her yerinde yasaklanması ve sömürülen tüm atların yaşam hakları güvence altına alınarak yaşamalarının sağlanması; özellikle yük taşıtma amacı ile sömürülen tüm hayvanların yoğun olduğu bölgelerde kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerinin ivedilikle tesis edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33993 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/2.png" alt="" width="308" height="431" />Fatma Biltekin (Hayvan Hakları İzleme Komitesi &#8211; HAKİM):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 hayvanlar için yine kâbus gibiydi, her sene olduğu gibi&#8230; 2018’de o kadar çok hak ihlâli haberi duyduk ki ben bazılarını hatırlamıyorum bile. Her gün bilgisayarımı açtığımda bugün ne gibi iğrençliklerle karşılaşacağım diye korkar oldum, gerçi bu uzun bir süredir böyle.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkede toplumsal şiddet arttıkça hayvanlara karşı işlenen suçlar da artmaya başladı, sosyal medya sayesinde de bu haberleri daha sık duyar olduk. Yakma, boğma, kol bacak kesme, terk etme, yok etme, tecavüz… 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre, suç değil, “kabahat” sayılan bu fiillerin kaçının yaptırımla sonuçlandığını, ne gibi yaptırımlar uygulandığını bilmiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, sorduğumuz soruları ya cevapsız bırakıyor ya da geçiştirmelik cevaplar veriyor.</span></p>
<p><b>“O kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üzülerek söylüyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">2018 yılında açıklamayı planladığımız 2017 HAKİM Hayvan Hakları İhlâlleri Raporu&#8217;nu tamamlayıp yayınlayamadık. 2017 yılı raporu için, gönüllülerimizden destek alsak da bütün haberleri tekrar taramak, tekrar okumak, aylık raporları teker teker incelemek bizim için çok büyük bir yük haline geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Bir de toplum tarafından görünmeyen, yaşam hakları yok sayılan hayvanlara her gün yaşatılanları bilmek, bunları </span><span style="font-weight: 400;">sayılarla telaffuz etmenin yanında, o toplama dâhil ettiğimiz her hayvana yaşatılanlar için ayrı ayrı düşünmek, bize o kadar acı bir şekilde döndü ki&#8230; O hayvanların yaşadığı çaresizlik ile bizim yaşadığımız çaresizliği elbette kıyaslamıyorum ama biz de neredeyse her zaman çaresiz hissediyoruz. En küçük detaya kadar hak ihlâli hikâyesine hâkim olmak ve hiçbir şey yapamamak; yazışma trafiği sonucunda üç kuruşluk bir idarî para cezasını kestirmek için mücadele etmek de bizim çaresizliğimiz&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"> 2016 yılı raporlarını hazırlarken ve 2017 yılı boyunca hak ihlâllerini raporlarken o kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık ve ne zaman yayınlayabiliriz, hâlâ bilmiyoruz. Bundan sonrası için de raporlama çalışmasına son verme kararı aldık çünkü gerçekten psikolojik olarak altından kalkamadığımız bir iş oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakarya’da patileri ve kuyruğu kesilerek ölüme terk edilen yavru köpeği pek çok kişi hatırlıyordur. Uzun süre gündemi meşgul etmiş, “yasa nerede kaldı, bu fiilleri işleyenlere hapis cezası istiyoruz” sesleri yükselmişti. Sonra ne mi oldu; patileri kesilmiş ve ölüme terk edilmiş daha fazla hayvan haberi duymaya başladık. Çoğumuzun midesini bulandıran bu olay, failler için bir örnek teşkil etti ve bu işkence yöntemini daha fazla görür olduk.  </span></p>
<p><b>“Kim güvende olduğunu savunabilir ki?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eyüp’te tecavüze uğradıktan sonra hayatını kaybeden 4 aylık kediyi hatırlıyor musunuz peki? Fail 3 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Söylemeye utansam da 3 ay tutuklu kalması bile bir başarıydı. Hayvana şiddet suç olsa da failler sadece idari para cezaları ile kurtulabiliyor, bu yüzden bu davada failin tutuklanmış olması bile başarı sayılabiliyor yani. Düşünün; 4 aylık bir kediye tecavüz edip ölümüne sebep olan bir kişi serbest kalabiliyor ve biz, bu kişi ile aynı ülkede yaşamak zorundayız. Kim güvende olduğunu savunabilir ki?..</span></p>
<p><b>“Asıl amaçları sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu ihlâl haberlerinden sonra, Cumhurbaşkanı “yasa hala neyi bekliyor” dedi ve yasa konusunda hızlı bir çalışma başladı. Ancak yasa koyucular, yıllardır alanda deneyimi olan sivil toplumun taleplerine kulaklarını tıkadılar. Oysa hayvanların neler yaşadığını ve neye ihtiyacı olduğunu, alanda çalışan aktivistlerden daha iyi kim bilebilir? Gerçekten hayvanların lehine bir yasa çıkması istenseydi sivil toplumun görüşü alınarak, STK’ların talepleri doğrultusunda bir tasarı hazırlanabilirdi. Anladık ki asıl amaçları; sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek. Geçmiş deneyimlerimiz sebebi ile yasa koyucuların bu amaçları bize çok da şaşırtıcı gelmedi. Yıllardır belediyeler eli ile sokak hayvanlarının yok edildiğini, bilinmeze gönderildiğini, zehirlendiğini, barınaklarda çok kötü şartlarda hapsedildiklerini, tecrit edildiklerini biliyoruz. Peki hazırlanan yeni yasada, belediyelere, bu fiilleri ile ilgili bir yaptırım gelecek mi? Tabii ki hayır. Buradaki problem, ülkenin de gerçeği olan “-mış gibi” yapma hali. Hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan, tabir yerindeyse toplumun gazını alma durumu&#8230; Geçtiğimiz sene “hayvana şiddet uygulayana hapis cezası geliyor” haberlerini kaç kere duydunuz, okudunuz? Ben etrafımdaki insanlara bunun doğru olmadığını, medyanın manipülasyonundan ibaret olduğunu anlatmaktan yoruldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimize yakın gördüğümüz ya da empati yaptığımız hayvanların hakları gasp edildiğinde bu suçları lanetlerken, toplum tarafından yaşam hakkının gasp edilmesi normal olarak karşılanan; eti, sütü, yumurtası, kürkü… için öldürülen, deney merkezlerinde işkence gören, eğlence amacı ile sömürülen hayvanlar yok sayılıyorlar. Bu haberler her paylaşıldığında muhakkak ki birileri çıkıp her gün sömürdüğümüz ve tabağımıza gelen hayvanları hatırlatıyor. Bu kişilere karşı öyle saldırgan davranılıyor ki bu kişilerin ne aptallığı ne de “tahıl beyinliliği” -ne demekse- kalıyor. </span></p>
<p><b>“Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor, bu delilik…”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün toplumlarda insan menfaati için kullanılan ve birlikte yaşanılan hayvan arasında bir fark var, bunu anlayabiliyorum ama bir köpeğin parçalanmış vücudunu gördüğünüzde içiniz acırken, tabağınızdaki etin bir canlının parçalanmış cesedi olduğunu umursamıyor oluşunuz, birilerine garip geliyor ve bunu size hatırlatıyor, bu da büyük bir öfkeye sebep oluyor. Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor; bu delilik, gerçekten delilik. Başka canlıların yaşamları konusunda böyle bir söz hakkımız olmamalı. Gerçekten şiddetten uzak yaşamlar istiyorsak önce kendimize, günlük rutinlerimize, yaptıklarımızın sonucunda kimlerin acı çektiğine bir bakmamız gerekiyor. 2019’da yine böyle haberler duymaya devam edeceğiz ve birileri de çıkıp bizi kendi hayatımızla yüzleştirecek. Birileri çıkıp yine diyecek ki “evet, bu köpeğin başına gelenler çok üzücü; peki her gün mezbahalarda, süt çiftliklerinde, yunus parklarında, faytonlarda, deney merkezlerinde, sirklerde acı çeken hayvanlar ne olacak, onlar acı çekmeye devam mı etmeliler?”. Derdim acıları yarıştırmak değil, bütün hayvanların aynı acıyı yaşadığını, arada bir fark olmadığını söylemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı için dileğim tabii ki bütün canlıların özgürce yaşadığı bir dünya ama bunun, yakın gelecek için  hayal olduğunu biliyorum. Ama bu hayali gerçekleştirmek için yapabileceğimiz çok fazla şey olduğunu unutmayalım. Dünyanın değişmesini ve daha iyi bir yer olmasını istiyorsak değişime önce kendimizden başlayalım.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33994 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/3.png" alt="" width="360" height="323" />Öykü Yağcı (Yunuslara Özgürlük Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya bilimsel verilerin, ahlaki ve hukuki tartışmaların ışığında değişime ve dönüşüme ayak uydururken, Türkiye yine bu olumlu gelişmelerden bir hayli uzakta kaldı. Hükümet, kamuoyu vicdanını hiçe sayarak yıllardır kendilerine ulaşan tepkileri, çağrıları ve raporları görmezden gelerek Türkiye’yi hayvanlar için dev bir hapishaneye dönüştürdü. Özellikle de yunus parkları, tematik akvaryumlar ve hayvanat bahçeleri konusunda&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılında ilk kez uzun mücadeleler ve yaygın kamuoyu baskısı sonucunda yunus parklarının kapatılacağı ve yasaklanacağı gündeme gelmişti. Fakat Yunuslara Özgürlük Platformu olarak bizim de katıldığımız TBMM Çevre Komisyonu toplantısında AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in önergesi sorgusuz sualsiz kabul edildi ve yunus parklarının “ülke ekonomisine katkı sağladığı, önemli sosyal ve kültürel rol üstlendikleri” iddiasıyla, ticari çıkarlar gözetilerek yunus gösteri merkezlerinin devamına karar verildi. Toplantıda hayvanlı sirklerin ve hayvanat bahçelerinin konusu bile açılamadı.</span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu kararın üzerinden çok geçmeden Antalya’da iki yeni yunus parkı açıldı. Yunus parklarını, tematik akvaryumlar takip etti.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, deniz kenti Trabzon’da </span><b>tünel akvaryum</b><span style="font-weight: 400;"> açılacağını duyurdu. Genç, “yeni cazibe mekanı” olarak nitelediği yeraltındaki bu tünel hakkında, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Birçok balık türünün yanı sıra balina, yunus, kaplumbağa, köpek balığı, ahtapot gibi çok sayıda deniz canlısı görücüye çıkacak</span></i><span style="font-weight: 400;">” dedi. </span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul>
<li><b>12 binden fazla sualtı canlısını yapay bir ortamda hapseden <span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Tuzla ilçesindeki </span>Viaport<span style="font-weight: 400;">, bu kez de</span> AslanPark hayvan hapishanesini <span style="font-weight: 400;">hayata geçirdi.</span> 12 farklı büyük kedi cinsinin ve 30’a yakın hayvanın tutsak edildiği AslanPark, <span style="font-weight: 400;">kamuoyundan gelen tüm tepkilere rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni ve onayıyla açıldı. </span></b></li>
</ul>
<ul>
<li>2018’de 300 farklı türden 7 bin hayvanı tutsak eden<span style="font-weight: 400;"> ve Uruguay’dan </span> <span style="font-weight: 400;">getirilen fokları “şarkı söyleyip oryantal oynayan fok gösterisi” şeklinde pazarlamaya devam eden</span> Gaziantep Hayvanat Bahçesi, <span style="font-weight: 400;">Sudan Devlet Başkanı tarafından Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen dört yavru aslanı da kabul etti ve ziyaretçilere sergileme amacıyla dört duvar arasına hapsetti. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>“Neden bu kez örnek adım atan Türkiye olmasın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet yetkililerine ne zaman hayvan hakları konusunda olumlu adım atmış olan ülkelerden bahsetsek,</span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=741"> <span style="font-weight: 400;">2014 Çevre Komisyonu tutanaklarında</span></a><span style="font-weight: 400;"> da görülebileceği üzere, bize hala hayvan sömürüsünün devam ettiği ülkeleri örnek olarak gösterip Türkiye’de yaşanan hak ve hukuk ihlallerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Biz de her seferinde şunu soruyoruz: “Peki neden bu kez de örnek adım atan Türkiye olmasın?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları olarak bu sorunun yanıtını bir türlü alamasak da her yıl, hayvanların özgürlüklerinin kısıtlanmayacağı ve bedensel bütünlüklerinin korunacağı bir dünya için çabalıyoruz. Etik tartışmaların dışında yasal düzenlemelerin de bu yönde yapılması için her daim yasa yapıcılara, karar vericilere ve milletvekillerine sesleniyoruz. </span><b>Çünkü 2019’da ve önümüzdeki yıllarda, esaret altında tutulan insan dışı hayvanların tek bir dileği var: Özgürlük.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl da, işkenceye, şiddete ve ihmalkarlığa karşı seslerini çıkaramadıkları ve kendilerini savunamadıkları için tüm tutsak hayvanların özgürlükleri ve temel yaşamsal hakları için mücadeleye devam edeceğiz. 2019’da yunus parklarından hayvanlı sirklere, faytonlardan hayvanat bahçelerine kadar esaretin ve hayvan sömürüsünün devam ettiği tüm faaliyetlerin yasaklanması yönünde merkezi ve yerel yönetimlerden somut yasal düzenlemeler bekliyoruz; bu endüstrilere para kazandırmamaları ve destek vermemeleri için de bireylere, okullara, sivil toplum kuruluşlarına ve şirketlere çağrılarımızı yineliyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33995 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/4.png" alt="" width="328" height="284" />Yağmur Özgür Güven (Deneye Hayır Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılı, hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmaların denetlenmesi ve izlenmesi konusunda Türkiye’de hemen hemen hiçbir gelişme olmayan bir yıl oldu. Hatta geçmiş yıllara göre daha da geriye gittiğimiz söylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) tarafından 2015-2016 yılları içinde deneylerde kullanılan hayvan sayılarının yer aldığı 17 sayfalık sayfalık rapor, yerini, 2017 yılı için hazırlanıp yayınlanan ve kullanım amaçlarına dair rakamların asla anlaşılamadığı toplam 2 sayfalık bir yıllık rapora bıraktı. Üstelik </span><b>2017 yılı raporu 2018’in sonlarına doğru yayınlandı.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu son raporda, yönergesi onaylanan yerel etik kurullara dair güncel bir liste, özel ve resmi kuruluşlara yapılan denetimlerle ilgili herhangi bir bilgi de bulunmuyor. Adeta yapmış olmak için yapılmış bir rapor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cimer (Bimer) üzerinden yapmış olduğumuz bilgi edinme hakkı kapsamındaki başvurulara gelen yanıtlar ise tatmin edici açıklamalar içermek bir yana, içeriğinde herhangi bir cevap dahi barındırmıyordu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde anatomi dersinde dışarıdan getirilerek boynu kesilen ve kadavra yapılan köpekle ilgili HADMEK’e yaptığımız başvuruya cevap dahi verilmeyerek, resmi olarak Merkezi Etik Kurul’a yaptığımız ve denetim talebi de içeren başvurumuz ilgili üniversitenin rektörlüğüne iletildi.</span></p>
<p><b>Deneye Hayır Platformu, Tarım ve Orman Bakanlığı ile davalık oldu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HADMEK ile ilgili bu yıl içinde yaşanan bir başka olumsuz durum ise; yönetmelikte “hayvan korumaya yönelik faaliyet gösteren bir stk temsilcisi” diye açıkça belirtilmesine rağmen, kuruluş ve çalışma amacı hayvan koruma ya da hayvan hakları olmayan bir stk temsilcisi üyeliğe seçildi. Bunun üzerine, Hayvanlara Adalet Derneği yürütmeyi durdurma istemiyle bir iptal davası açtı: yürütmeyi durdurma isteği reddedildiği gibi, bu karara ilişkin yapılan itiraz da reddedildi. Deneye Hayır Platformu bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de aynı şekilde dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti, bu ikinci dava şu an Bakanlığın savunmasının alınması aşamasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olan ve ülkemizde hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalarla ilgili en yetkili kurul olan HADMEK’te karşımızda bir muhatap bulamamak, dilekçelerimize yanıt alamamak, kuruldaki 21 üyenin birinin dahi hayvan korumacı olmasının istenmediğini bilmek ve hazırlanması gereken yıllık raporlar için bile defalarca dilekçe yazmak zorunda kalmaktan ötürü, çok doğal olarak bu kurumun hayvan hakları-etik konularına yaklaşımı ve çalışma biçiminden memnun değiliz.</span></p>
<p><b>Deney kuruluşlarının sayıları arttı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlar üzerinde deney yapan, deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten ve tedarik eden resmi ve özel kuruluşlara gelecek olursak; 2017 yılı sonunda 121 olan sayı, 2018 sonunda 135 olmuştu. Yönergesi onaylanan yerel etik kurul sayısı 2017 yılı sonunda 95 iken, 2018’in sonunda 100 oldu.</span></p>
<p><b>2019’da “eğitimde vicdanî ret hakkı” ihtiyacı ve yasal düzenlemede tedirginlik, umutsuzluk&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer sıkıntılı konular ise; özellikle tıp eğitimi verilen üniversitelerde tıbbi becerilerin gelişmesi için hayvan kullanmak yerine alternatif yöntemlerin uygulanması için çalışmalar yapılmaması, deney sonunda, yaşamalarına izin verilen hayvanlar için, aile yanına verme programlarının uygulanmaması, ülkemizdeki hiçbir üniversitenin öğrencilere dini-etik-vicdani sebeplerle canlı hayvan ya da dokuları üzerinde çalışmayı reddetme ve hakkını sağlamamış olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son günlerde epey gündemdeki konu: 5199 sayılı kanunun revizesi ve cezaların arttırılması. Açıkçası biz hayvan hakları savunucuları karşımıza ne çıkacağını dahi bilmediğimiz için (çünkü stk’larla birlikte hazırlanması gereken tasarı stk’larla paylaşılmadı bile!) tedirginiz. Deney konusuyla ilgili olumlu bir değişiklik olacağını düşünmüyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33996 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png" alt="" width="374" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png 374w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />Zülâl Kalkandelen (Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018, Türkiye’de hayvan hakları konusunda yine utanç verici bir yıldı. Medyaya yansıyan bazı olaylar infial yarattı. Ferdinand adlı dana gibi kurtulanlar olsa da, Luto adlı dana ve Papagan Bahtiyar gibi yaşamını kaybedenler çoktu. Hayvana şiddet vakalarında belirgin bir artış gözlendi. Her olaydan sonra yetkililer aynı şekilde şiddeti sadece izlemeye devam etti. Birbirinden dehşet verici eziyetlere, tecavüzlere tanık olduk. Hayvana tecavüz edenler sembolik cezalarla kurtulurken, Türkiye’nin birçok yerinde “hayvanat bahçesi”, “akvaryum” adı altında AVM’lerde açılan ticari hapishanelerde hayvanlar esaret altına alındı. </span></p>
<p><b>“Canlı hayvan ticaretinde iş çığırından çıktı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Et fiyatını düşürme hedefiyle hükümet tarafından uygulanan “ucuz et” politikası, canlı hayvan ticaretini kat kat artırdı. Sonunda iş çığırından çıktı. Haftalarca süren yolculuklar sırasında hayvanlara yapılan korkunç zulüm belgelenmesine ve şarbon vakaları ortaya çıkmasına karşın, hükümet bu olayların üzerini kapatmaya çalıştı. Belediyeler sokak hayvanlarını zehirlemeyi sürdürdü. Hayvanların cesetleri toplu şekilde çöp konteynırlarında, yol kenarlarında, ormanların içinde bulundu. Sosyal medyada kan donduran paylaşımlar yapan avcılar, hayvan haklarını savunanların şikayetlerine karşın engellenmedi. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılacak düzenlemelere dair sızan bilgiler, bunların hayvanların aleyhine olduğunu ortaya çıkardı. Çeşitli illerde protesto mitingleri yapıldı ama henüz istenen sonuç elde edilemedi.</span></p>
<p><b>Yasadan beklentiler&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019’da, bir önceki yıl seçim malzemesi yapılan Hayvanları Koruma Yasası’ndaki değişikliklik ve düzeltmelerin artık gerçekleştirilmesini talep ediyorum. Bu yapılırken hayvan hakları konusunda çalışan STK’ların görüşlerinin dikkate alınması, mevcut yasadaki 6. maddede bulunan “kısırlaştır, aşılat, aldığın yere bırak” şeklindeki ifadenin korunması şart. Hayvanları köleleştirip bir ticaret malzemesi haline getiren hayvanat bahçesi, akvaryum, yunus parkları gibi işletmeler kapatılmalı. Petshop’larda hayvan satışının hiçbir şekilde sürdürülmemesi gerekiyor. Hayvana şiddetin en yoğun yaşandığı belediye barınaklarındaki sorumluların cezalandırılması için yasada buna yönelik düzenleme yapılması; sahipli-sahipsiz hayvan ayırımının sona erdirilmesi ve hayvana şiddet uygulayan herkesin her durumda TCK’ya göre ceza almasının sağlanması elzemdir. Hayvana şiddetin bir “kabahat” gibi değerlendirilmesine ivedilikle son verilmeli. Canlı hayvan ticaretinin tamamen bitmesi gerekiyor. Çünkü 21. yüzyılda savunulamayacak bir hayvan köleliği vahşetidir bu. Hayvanlar adına etkili bir çalışma yürütülebilmesi için bütün bu konularda STK’ların işbirliği içinde olması gerekiyor. Umarım 2019, bu açıdan daha olumlu bir yıl olur. </span></p>
<p><b>“Veganlığın daha fazla yayılması önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlara ek olarak, herkesin hayvanlarla ilişkilerini çağa uygun olarak yeniden değerlendirmesini istiyorum. Bir kedinin, köpeğin yaşam hakkı olduğu kadar bir kuzunun ve ineğin da yaşama hakkı vardır. Hayvan sömürüsünün sona ermesi için, hayvanların insanlar tarafından mal olarak görülmemesi gerekiyor. Bunun için veganlığın daha fazla yayılması önemli. Bu konuda toplumdaki cehaletin azalmasını istiyorum ve bu doğrultuda elimden geleni yapmaya devam edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu İle Gerçeklik Küpü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/bagimsiz-hayvan-haklari-toplulugu-ile-gerceklik-kupu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 07:46:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız hayvan hakları topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Cube of Truth]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklik küpü]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar'ın, hayvan hakları ile ilgili bu haftaki konuğu, Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu'ndan gazeteci ve yazar Zülâl Kalkandelen. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/bagimsiz-hayvan-haklari-toplulugu-ile-gerceklik-kupu/">Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu İle Gerçeklik Küpü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu&#8217;nu, sokaklarda özellikle mezbahalarda yaşanan hayvan zulmü ile ilgili görüntüleri teşhir ettikleri ve insanları bu zulmü reddederek veganlığa çağırdıkları eylemlerden tanımıştık ilk olarak. Topluluğun manifestosuna da en sonda yer veriyoruz.</i></b></p>
<p><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu, ne zaman, nasıl kuruldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu, Mayıs 2017’de kuruldu. Topluluk, hayvan özgürlüğünü savunan veganlardan oluşuyor. Biz üç etik vegan olarak vegan aktivizmini canlandırmak istiyorduk. Çünkü herhangi bir hak mücadelesinin topluma duyurulması için sokak eylemlerinin artırılması gerek. Türkiye’de tümüyle vegan ürünler satan ilk dükkan, yani Vegan Dükkan’ın sahibi Tarkan Aparı, aktivist Canan Aparı ve ben bu amaçla bir araya geldik. Önce sadece üçümüz vardık. Daha sonra aramıza katılanlar oldu. İlk baştaki amaçlarımızdan biri de, gençleri aktivizme teşvik etmekti. Türkiye’de özellikle son yıllarda giderek artan baskı nedeniyle sindirilmiş bir toplum var ve bu gençlere büük ölçüde yansımış durumda. Hayvan özgürlüğü, insan gibi duyarlı ve bilinçli olan canlılara uygulanan meta statüsünü reddeder, onların yaşam hakkını savunur ve bu nedenle de bir toplumsal adalet mücadelesidir. Sesimizin daha yüksek çıkması için veganların da bu haklı mücadelede daha aktif olarak yer alması gerekiyor. Çünkü veganlığın bitkisel temelli beslenmeye indirgenmesi doğru değildir; hayvan hakları aktivizmi ile mutlaka aynı noktada buluşması sağlanmalı. Yola çıkarken amacımız buydu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başlangıçta o dönemde yaz yaklaştığı için yeniden fayton zulmünü gündeme getirmeyi planladık. Kadıköy’de, daha sonra Bostancı’da Adalar’a giden vapurların kalktığı iskelelerde imza kampanyası başlattık. Bu eylemleri duyurup, atlı fayton işkencesine karşı olan herkesin katılımına açıktır dedik. Topladığımız imzaları UKOME’ye teslim ettik ve atlı faytonların kaldırılması için çağrı yaptık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha sonra evimizden topladığımız ikinci el eşyaların satışını yaparak elde ettiğimiz gelirle İzmir’de kurulan Türkiye’nin ilk </span><b>Çiftlik Hayvanları Barınağı’na</b><span style="font-weight: 400;"> birçok kez yardım gönderdik. Bu kermesleri sık tekrarlayarak hayvan kurtarılmasına destek olduk. Grup olarak o barınağa hayvan da gönderdik</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32079" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a-640x504.jpg" alt="" width="640" height="504" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a-640x504.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a-1024x807.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a-610x481.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/9e72e0e6-8a61-4ef5-9b57-0a3023a8ce8a-320x252.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Gerçeklik Küpü (Cube of Truth) eylemlerinden biraz bahsedebilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm dünyada yapılan Gerçeklik Küpü (Cube of Truth) eylemlerini Türkiye’de ilk kez geçen yıl 2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü için İstanbul’da gerçekleştirdik. Bu eylemlerde amacımız, toplumdan sürekli saklanan mezbaha vahşetini ortaya çıkarmak. Medya bu gerçekleri duyurmadığı için biz kendi medyamızı oluşturmak zorundayız. Bu nedenle elimizde bilgisayarları tutarak bir meydanda bir saat soyunca ayakta durup halka mezbaha videoları izletiyoruz. Bunun için hepsi Türkiye’deki mezbahalarda ve hayvancılık tesislerinde çekilen görüntülerden oluşan bir video hazırladık. Bunları izletirken tamamen sessiz bir eylem yapıyoruz. Yüzümüzde maskeler var ama onun nedeni videolara dikkat çekmek. Aynı anda konuyla ilgili bildirilerimizi dağıtıyoruz ve soru soranlara bir arkadaşımız yanıt veriyor. En sonunda da basın açıklaması yaparak herkesi vegan yaşama davet ediyoruz herkesi. </span></p>
<p><b>Bu eylemlerde nasıl tepkiler alıyorsunuz, aldınız?..</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar Kadıköy ve Beşiktaş’ta yaptığımız eylemler bizim hedeflerimiz açısından oldukça iyi geçti. Gerçeklerle ilk kez yüzleşenler arasında bir daha hayvansal ürün tüketmeyeceğini söyleyenler oluyor. Çoğu kişi, izlediği şiddet karşısında donup kalıyor. Bununla birlikte, bize sözlü saldırıda bulunanlar da oluyor. Geçen defa Beşiktaş’ta bir grup bize karşı sloganlar attı eylem sırasında ya da sabote etmek isteyenler oldu. Ama çok çarpıcı bir yüzleşme sağlıyor bu eylem. Bu görüntüleri, sokakta yayınlamakla kalmayıp sosyal medya hesaplarımızda da paylaşıp herkes tarafından bilinmesini sağlamaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32080" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-640x432.jpg" alt="" width="640" height="432" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-640x432.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-1024x691.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-1280x863.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-610x411.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61-320x216.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1d4bf6c8-2af4-4d66-ac10-28a7394ebe61.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Topluluğun “Cube of Truth” eylemleri dışındaki faaliyetleri hakkında da bilgi verebilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlara ek olarak, yurtiçi ve yurtdışında faaliyetlerimiz oluyor. Dünya Vegan Günü’nde İstanbul’da, sonra Didim Vegan Festivali’nde stand açıp gelenlere veganlığı anlattık, vegan aktivizmi konusunda panel düzenledik, topluluğun yaptırdığı eşyaları satarak barınak için yardım topladık. Bu yıl Fransa’daki Uluslararası Hayvancılık Fuarı’na karşı aynı yerde Earth Resistance adlı aktivist grubun düzenlediği kampa katılıp canlı hayvan ticareti hakkında sunum yaptık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de hayvan özgürlüğünün mesajını sanatla anlatmayı amaçladığımız bir proje başlattık. Hayvan Özgürlüğü Sanat Etkinlikleri adıyla yapılan bu serinin ilkinde, Fotoğrafçılık Bölümü öğrencisi Ahmet Refik Bıçkıcı’nın balıklara odaklanan fotoğraf sergisinin açılmasını sağladık. </span></p>
<p><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu ile iletişim kurmak isteyenler, sizinle nasıl irtibata geçebilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Grubun sosyal medya hesapları:</span></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/BHHToplulugu"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/BHHToplulugu</span></a></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/bagimsizhayvan/"><span style="font-weight: 400;">https://www.instagram.com/bagimsizhayvan/</span></a></p>
<p><a href="https://twitter.com/bhhtoplulugu"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/bhhtoplulugu</span></a></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/bagimsizhayvan"><span style="font-weight: 400;">https://www.youtube.com/bagimsizhayvan</span></a></p>
<p><a href="https://bagimsizhayvanhaklaritoplulugu.tumblr.com/"><span style="font-weight: 400;">https://bagimsizhayvanhaklaritoplulugu.tumblr.com/</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">E-posta: </span><a href="mailto:bhhtoplulugu@gmail.com"><span style="font-weight: 400;">bhhtoplulugu@gmail.com</span></a></p>
<p><b>Hayvanlar ve onların hakları için verdiğiniz tüm mücadele için teşekkürler.</b></p>
<p><iframe loading="lazy" title="World Farm Animals Day Protest in Istanbul - Dünya Çiftlik Hayvanları Günü Protestosu" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/K5LZObyXZyw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>BAĞIMSIZ HAYVAN HAKLARI TOPLULUĞU </b><b>MANİFESTOSU</b></p>
<p><b>1- VEGAN, hayvanlara uygulanan zulmü reddederek, sadece bitki bazlı yiyeceklerle beslenen, hayvansal maddelerle üretilen ve hayvanlar üzerinde denenen hiçbir ürünü giymeyen, kullanmayan ve eğlence / ulaşım / ticari amaçlı faaliyetlerde hayvan kullanımına karşı olan kişidir. </b></p>
<p><b>2-Veganizm, duyarlı canlıların YAŞAMA VE ÖZGÜRLÜK HAKKINA sahip olduğu düşüncesinden hareketle, insanın hayvan üzerinde kurduğu HER TÜRLÜ TAHAKKÜMÜ REDDEDEN BİR TOPLUMSAL ADALET MÜCADELESİDİR.</b></p>
<p><b>Veganizm, yalnızca yaşadığımız dünyadaki zulmü azaltmak için atılmış gerekli ve önemli bir adım olmakla kalmayıp; aynı zamanda adalete bağlılığın ve DUYARLI CANLILARIN KÖLELİĞİNE KARŞI çıkmanın da en güçlü göstergesidir. </b></p>
<p><b>3- BAĞIMSIZ HAYVAN HAKLARI TOPLULUĞU, ilk iki maddede açıklanan görüşler doğrultusunda, hem vegan felsefesini tanıtıp yaymak hem de hayvan hakları alanında bağımsız aktivistlerin sesini duyurmak amacıyla kurulmuş, HER TÜRLÜ IRKÇI, SINIFSAL, CİNSİYETÇİ VE TÜRCÜ AYRIMI REDDEDEN, EŞİTLİKÇİ BİR OLUŞUMDUR.</b></p>
<p><b>4- Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu olarak, duyguları olan bütün canlıların (insan ve insan dışındaki türlerin) başkaları tarafından METALAŞTIRILMAMA HAKKI olduğunu kabul ediyoruz. Bu nedenle hayvanları insanların malı olarak gören tüm uygulamalara karşıyız.</b></p>
<p><b>5-Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu olarak, içinde yaşadığımız dünyada barış ve özgürlüğün sağlanması ve doğanın korunması için öncelikle insan ve insan olmayan hayvanların YAŞAM HAKKINA SAYGI DUYAN VEGANİZM MÜCADELESİNE destek verilmesi gerektiğine inanıyoruz.</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/bagimsiz-hayvan-haklari-toplulugu-ile-gerceklik-kupu/">Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu İle Gerçeklik Küpü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Zulmü Kabul Etmeyin!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/bu-zulmu-kabul-etmeyin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 10:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gölbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ESK]]></category>
		<category><![CDATA[Et ve Süt Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[şarbon]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan hakları aktivistleri olarak, canlı hayvan ticaretinin, deniz ve kara yolu ile taşınan hayvanlara yaşattığı zulüm nedeniyle yasaklanması gerektiğini yıllardır ifade ediyoruz. Ancak ne siyasîler ne bürokratlar ne de toplum bu talebimizi duyuyor. Sonuç: Ankara'daki Şarbon “patlaması”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/bu-zulmu-kabul-etmeyin/">Bu Zulmü Kabul Etmeyin!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir hayvan özgürlüğü aktivisti ve vegan olarak, halk sağlığını ilgilendiren bu Şarbon salgını, tabii ki benim derdim olmayacak çünkü biz, hiç konumuz olmamasına rağmen, uyarılarımızı ilgili her kuruma ve topluma zaten yapmıştık. Tüm uyarılarımıza rağmen, hükûmet, “ucuz et” politikasını uygulamaya devam ediyor; vatandaş ise ucuz et yemenin derdinde. Türkiye&#8217;de toplumsal refah, yoksulluk ya da gelir adaleti gibi mevzular, hâlâ et satın alabilme ile ölçülüyor maalesef. Hayvanlar, okyanus ötesi ülkelerden Türkiye&#8217;ye taşınıyor. Bu yılın sonuna kadar 975 bin hayvanın, farklı ülkelerden Türkiye&#8217;nin farklı limanlarına nakliyesi tamamlanmış olacak. Geçtiğimiz yıllarda da Türkiye&#8217;nin çeşitli yerlerinde, belge eksikliği nedeniyle hayvanların, deniz ortasında gemilerde ve sınır kapılarında kapalı kamyon kasalarında, aç-susuz, günlerce bekletildiğini ve bu nedenle hayatlarını kaybettiğini deneyimledik. Yine geçmişte, hayvanları taşırken yanan ve batan gemilerin olduğunu biliyoruz. Hayvanların ne kadar korkunç koşullarda taşındığı, yollarda nasıl acılar çektikleri ve öldüklerini birçok kez kamuoyuna duyurduk ancak kimse hayvanların derdini umursamadı. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30054" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1319.png" alt="" width="636" height="313" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1319.png 636w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1319-610x300.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1319-320x157.png 320w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz günlerde, Ankara Gölbaşı&#8217;nda patlak veren Şarbon hastalığı, Et ve Süt Kurumu (ESK) ihalesi kapsamında, Brezilya&#8217;dan getirilen yaklaşık dört bin hayvandan oluşan sürüde tespit edildi. Bu salgında da fatura yine, neredeyse bir aylık süre boyunca, bin bir işkence ile taşınan hayvanlara kesildi&#8230; Tarım ve Orman Bakanlığı, bu sürüden elli sığırı katletti. ESK, her ne kadar gerekli tedbirlerin alındığını ve ortada endişe duyulacak bir durumun olmadığını açıklasa da bir hayvan sağlıkçı olarak, Şarbon hastalığının çok kolay bir şekilde başka hayvanlara ve insanlara bulaşabileceğini söyleyebilirim. Daha önce, yurtdışından Türkiye&#8217;ye zorla taşınan başka hayvanlarda da farklı hastalıklar tespit edilmişti. Israrla sürdürülen “ucuz et” politikasının sebep olduğu, hayvanlara yönelik işkence ve katliamların hesabını hangi bürokrat verecek? Eminim, Şarbon&#8217;dan kaynaklı herhangi bir insan ölümü olsa, yine kimse hesap vermeyecek, istifa etmeyecek! Ülkedeki bu denetimsizlik, keyfiyet hâli, yurttaşa ve sivil topluma hesap vermeme kültürü bir devlet geleneğine dönüşmüş durumda çünkü&#8230;</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-30055 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1320.png" alt="" width="438" height="350" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1320.png 438w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-03_1320-320x256.png 320w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şubat ayında, Brezilyalı aktivistlerin, hayvan özgürlüğü aktivisti ve gazeteci, yazar Zülâl Kalkandelen&#8217;i bilgilendirmesi ile NADA gemisi limana varmadan, Mersin&#8217;e gitmiştik. Brezilyalı aktivistler, oradaki yerel mahkemeyi harekete geçirmiş; mahkeme, bağımsız bir heyetin gemide inceleme yaparak rapor tanzim etmesini sağlamış ve geminin hareket etmesini engellemişti. Ancak devreye Türkiye&#8217;den üst düzey yetkililer girmiş ve hayvanlar, bir kez daha ölüm yolculuğuna çıkarılmıştı. Zülâl Kalkandelen ile ben de Mersin&#8217;e giderek benzer bir girişimde bulunmuştuk. İletişime geçtiğimiz Mersin Barosu, gemi limana yanaşmadan önce savcılığı durum hakkında bilgilendirmiş ve suç duyurusunda bulunmuştu ancak yargı da bürokrasi de harekete geçmemişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mersin Limanı&#8217;nda öyle yoğun bir güvenlik önlemi alınmıştı ki ne bizler, ne gazeteciler, ne de milletvekilleri limana giriş yapabildi. Liman ve şirket görevlileri, hayvanlar gemiden indirilirken görüntü almak isteyen kişilerin çektiği fotoğrafları sildirdi. Gemide ve limanda hummalı bir temizlik çalışması yapılsa da kamyonlara âdeta sıkıştırılan hayvanların kokusu tüm kenti sardı. Ulusal ve uluslararası mevzuatın varlığına rağmen, bir aydır deniz ortasında perişan olan hayvanlar, bu sefer kamyonlarla farklı illere, yine işkence ile taşındı. Tanık olduğumuz işkence ne ilk, ne de sondu. Bu zulüm hâlâ devam ediyor! Ve Türkiye toplumu talep ettikçe hükûmet de şirketler de bu talebi karşılamaya devam edecek. Bu arz-talep ilişkisi en başta hayvanları etkiliyor, son Şarbon vakasında da görüldüğü üzere toplum da bu kanlı ve kirli ticaretten gayet nasibini alıyor doğal olarak&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ana akım medya ise hayvanların maruz bırakıldığı bu işkence dolu ticaretin sonuçlarını görmektense “Anguslar geldi, şehri koku sardı” başlıklı haberler yapmayı tercih ediyor. Konu, koku değil halbuki. Koku, sadece konunun magazinel kısmı; koku birkaç günde geçer. Ancak hükûmetin “ucuz et” politikasının sonuçları gelip geçmez. Görüldüğü üzere, hayvanı da insanı da mağdur eder. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Canlı hayvan ticareti yasaklanmadığı takdirde, ülkede zaten ayyuka çıkmış hayvan hakları ihlâlleri katlanarak büyüyecek. Toplum ucuz et yiyecek, birileri zengin olacak diye bu zulüm hiçbir canlıya reva görülemez. Bu kafayla gidildiği sürece de daha çok hayvan ölmeye, işkence görmeye devam eder; Ankara Gölbaşı&#8217;nda olduğu gibi daha çok zoonoz hastalık salgını yaşanır. Gerçeklerin üstü ise, hesap verme niyetinde olmayan devlet kurumlarının uyduruk açıklamaları ile kapatılamaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Canlı hayvan ticareti sadece Türkiye&#8217;de değil, tüm dünyada hemen yasaklanmalı; bu kirli ticaretin aktörleri de toplumlara hesap vermeli, âdil bir şekilde yargılanmalı. Bu ticaret, bir insanlık suçu çünkü!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/bu-zulmu-kabul-etmeyin/">Bu Zulmü Kabul Etmeyin!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAKİM: Ülkemizde artış gösteren toplumsal şiddet en çok hayvanları etkiliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/hakim-ulkemizde-artis-gosteren-toplumsal-siddet-en-cok-hayvanlari-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2017 09:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları İhlalleri Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özder]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), tür ayırt etmeksizin raporladığı hayvan hakları ihlallerini dün yaptığı basın toplantısında açıkladı. Toplantıya oyuncu Özge Özder ve gazeteci, yazar Zülâl Kalkandelen katılarak hayvan hakları ihlâllerini yorumladı. Rapora göre sadece 2016 yılında en az 1 milyar 156 milyon 407 bin 473 yaşam hakkı gaspı yaşandı. Hayvanlara yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/hakim-ulkemizde-artis-gosteren-toplumsal-siddet-en-cok-hayvanlari-etkiliyor/">HAKİM: Ülkemizde artış gösteren toplumsal şiddet en çok hayvanları etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), tür ayırt etmeksizin raporladığı hayvan hakları ihlallerini dün yaptığı basın toplantısında açıkladı. Toplantıya oyuncu Özge Özder ve gazeteci, yazar Zülâl Kalkandelen katılarak hayvan hakları ihlâllerini yorumladı. Rapora göre sadece 2016 yılında en az 1 milyar 156 milyon 407 bin 473 yaşam hakkı gaspı yaşandı. Hayvanlara yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme gerekçesiyle sadece 229 şahsa idari para cezası uygulandı.</strong></h3>
<p><iframe loading="lazy" title="2016 Hayvan Hakları İhlâlleri Raporunu Açıkladık!" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/mb4IEs9IPeQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Tür ayırt etmeksizin hazırlanan rapora göre:</p>
<ul>
<li>En az 1 milyar 156 milyon 407 bin 473 (1.156.407.473) yaşam hakkı gasbı</li>
<li>En az 1 milyar 106 milyon 235 bin 358’ini (1.106.235.358) küçücük kafeslerde yaşamaya mahkûm edilen ve çok kısa bir süre zarfında, kaçınılmaz bir son olarak kesimhaneye gönderilen tavuk ve hindilerin yaşam hakkı ihlâli</li>
<li>En az 9 milyon 740 milyon 638 sığır, koyun, keçi ve mandaların eti için öldürme</li>
<li>En az 8 milyon 216 bin 506 (8.216.506) işkence</li>
<li>En az 1 milyar 505 milyon 404 bin 792 (1.505.404.792) özgürlüğü kısıtlama</li>
<li>En az 42 milyon 711 bin 818 (42.711.818) beden dokunulmazlığını ihlâli</li>
<li>En az 2 milyon 979 bin 758 cinsel şiddet</li>
</ul>
<p>vakası yaşanmıştır. HAKİM bu rakamların sadece basına ve sosyal medyaya yansıyanlar, yaptırımla karşılık bulanlar ve kayıt altına alınabilenlerden oluştuğunu belirtti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13397" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Hayvan-hakları-ile-ilgili-soru-önergesi-sayısı-1.jpg" alt="" width="900" height="754" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Hayvan-hakları-ile-ilgili-soru-önergesi-sayısı-1.jpg 940w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Hayvan-hakları-ile-ilgili-soru-önergesi-sayısı-1-640x537.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Hayvan-hakları-ile-ilgili-soru-önergesi-sayısı-1-610x511.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/Hayvan-hakları-ile-ilgili-soru-önergesi-sayısı-1-320x268.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>2016 ‘da hayvan hakları ile ilgili sadece 16 sorun önergesi verildi.</p>
<h4><strong>“Bakanlık Sorulara Cevap Vermiyor”</strong></h4>
<p>Bu sayılara, hayvanat bahçelerinde ve yunus parklarında tutsak edilen binlerce yaban hayvanı ve faal olan 1.668 pet-shopta pazarlanmak üzere tutsak edilen hayvanlar dahil edilemediğini belirten HAKİM, esaret altında olan hayvanların sayılarına ilişkin olarak yaptığıkları bilgi edinme başvurularının, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ısrarla yanıtlanmadığını açıkladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13398" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/hayvan-deneyleri-e1492247419435.jpg" alt="" width="900" height="754" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/hayvan-deneyleri-e1492247419435.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/hayvan-deneyleri-e1492247419435-640x536.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/hayvan-deneyleri-e1492247419435-610x511.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/hayvan-deneyleri-e1492247419435-320x268.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h4><strong>“Cezalar Yetersiz”</strong></h4>
<p>Tüm bu rakamlara rağmen maalesef HAKİM 2016 yılında, hayvanlara yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme gibi fiiller nedeniyle sadece 229 şahsa idarî para cezası uygulandığını açıkladı. HAKİM 2016 yılında bu tür haksız fiillere 526 TL idarî para cezası uygulanmaktayken, 2017 yılı itibarı ile hayvana tecavüz, kötü muamele gibi fiillerin cezasında 20 TL artışa gidildiğini ve bu ceza, 546 TL olarak belirlendiğini açıkladı.</p>
<h4><b>Beş senede deneylerde kullan 14 bin kedi ve köpeğin nereden temin edildiği belli değil</b></h4>
<p>2010-2015 yılları arasında 1 milyon 412 bin 810 hayvanın, deneylerde korkunç acılara maruz bırakıldığının açıklandığı raporda, 2010-2014 arasında deneylerde işkence gören 14 bin 57 kedi ve köpeğin, nereden temin edildiğinin bilinmediği ve sokaklardan, barınaklardan alındığının kuvvetle muhtemel olduğu belirtildi.</p>
<h4><strong>“Toplumsal şiddet en çok hayvanları etkiliyor”</strong></h4>
<p>Toplantıda, raporlanmış hak ihlâllerini yorumlayan gazeteci, yazar Zülâl Kalkandelen ise toplumun &#8220;çiftlik&#8221; hayvanlarının yaşadığı zulme sessiz kaldığını belirterek &#8220;Çiftlik hayvanlarına yönelik zulüm vahşet boyutlarında. 21. yüzyılda artık hayvanların sömürülmemesi, sistematik işkence görmemesi gerekiyor. Ülkemizde artış gösteren toplumsal şiddet en çok hayvanları etkiliyor. Hayvanlara &#8216;mal&#8217; muamelesi yapılmasına son verilmeli&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>“Yasa koyuculardan girişimde bulunmalarını bekliyoruz”</strong></h4>
<p>Oyuncu Özge Özder ise rapora yansıyan hak ihlâllerinin korkutucu boyutlarda olduğunu söyledi ve &#8220;Bir an önce bu zulmün durdurulması için yasa koyuculardan girişimde bulunmalarını bekliyoruz. Hayvana şiddet ülkemizde hâlâ &#8216;kabahat&#8217; sayılıyor, ceza kapsamına alınmasını talep ediyoruz. Hayvanların sesi olmak için sanatçı dostlarımla çabalamaya devam edeceğiz&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13399" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/kedi-köpek-deney-e1492247816931.jpg" alt="" width="900" height="754" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/kedi-köpek-deney-e1492247816931.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/kedi-köpek-deney-e1492247816931-640x536.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/kedi-köpek-deney-e1492247816931-610x511.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/kedi-köpek-deney-e1492247816931-320x268.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>HAKİM adına konuşan Burak Özgüner son zamanlarda gittikçe artan toplumsal şiddetin hayvanlara da yansıdığını belirterek:</p>
<p>“Raporlanamayan milyonlarca hak ihlâli var. Her gün mezbahalarda, barınaklarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, balıkçılıkta, avcılıkta, hayvanat bahçelerinde, faytonlarda ve taşımacılıkta, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, kürk çiftliklerinde, deney laboratuvarlarında, yurtiçi ve yurtdışı hayvan nakillerinde, ipek böcekçiliğinde, arıcılıkta, “bohçacılık” adı altında yürütülen böcek toplamaları ve kurbağa, salyangoz toplayıcılığındaki rutin şiddet ve ülkemizdeki çatışmalar, bombalamalar, orman yangınları sırasında yaşanan can kayıpları ve acılar ne yazık ki raporlarımıza dâhil edilememiştir. Ancak bizler biliyoruz ki her gün onbinlerce hayvan, birçok tesis ve işletmede, gündelik hayatımızda sistematik zulme, hak ihlâllerine ve katliamlara maruz bırakılıyor. İstanbul Tuzla’da bulunan ve Balkanlar’ın en büyük mezbahasında, sadece bu tesiste her gün 2.000 koyun katledilmektedir. Bir günü geçtik, bir dakikada dahi hayvanlara uygulanan zulüm korkunç boyutlardadır.”</p>
<h4><strong>“Hayvan hakları, hemen şimdi!”</strong></h4>
<p>“Toplumsal şiddet halkasının en zayıf bireyleri olan hayvanlara “mal” muamelesi yapılması; onların hakları olan, hissedebilir bireyler olarak görülmemesi, toplumun tüm kesimlerini etkilemekte, her gün tanık olduğumuz olaylarla cinnetin eşiğinde olduğunu gördüğümüz toplumumuzu, herkese sirayet eden, derin bir tahammülsüzlük, eşitsizlik, adaletsizlik içerisine sürüklemektedir. Toplumun tüm kesimlerine buradan sesleniyoruz: Yeryüzünde yaşayan her canlıya âdil davranmadığımız sürece, hiçbir topluma gelmeyeceği gibi toplumumuza da barış, adalet gelmeyecektir. Bizlerle eşit, belki de daha şiddetli derecelerde acıyı, korkuyu, stresi hisseden hayvanları yok saymaya, onların haklarını çiğnemeye, onlara zulmetmeye son vermediğimiz takdirde, hayvanların tâbi tutulduğu soykırım boyutları daha da şiddetlenecek ve kaçınılmaz olarak dünyanın ekolojik felaket ile yok olduğunu hep birlikte deneyimleyeceğiz. En başta hayvanlar, doğuştan gelen haklara sahip olan bireyler oldukları için ve dünyayı herkes için daha âdil, eşit bir yaşam ortamı hâline dönüştürmek için hayvanların hakları derhal teslim edilmelidir.  İstisnasız herkes için özgürlük! Hayvan hakları, hemen şimdi!”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/hakim-ulkemizde-artis-gosteren-toplumsal-siddet-en-cok-hayvanlari-etkiliyor/">HAKİM: Ülkemizde artış gösteren toplumsal şiddet en çok hayvanları etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
