<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zorunlu göç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/zorunlu-goc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/zorunlu-goc/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Nov 2020 11:17:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>zorunlu göç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/zorunlu-goc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset…  Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 11:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Libya açıklarındaki geçtiğimiz hafta yaşanan gemi felaketinde yüzden fazla kişi hayatını kaybetti. Son 6 yılda Akdeniz sularında tükenen hayat sayısı 19 bin 97 oldu. Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden Avrupa’ya yönelen göç rotası Akdeniz ve Ege suları nedeniyle oldukça riskli olmasına rağmen kıtaya göç akışı devam ediyor. Göçün yeni rotası ise Avrupa sınırlarındaki Kanarya adaları… Göçün gerekçesini anlamaya çalışmak için Warsan Shire’ın şiirindeki şu satırları unutmamak gerekiyor: “Sular karadan daha güvenli olmadığı sürece kimse çocuklarını bir bota koymaz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/">Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset… &lt;br&gt; Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle 2015 yılından sonra yoğunluklu olarak Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden Avrupa’ya yönelen göç akışının temel nedenleri çatışma ve insan hakları ihlalleri oldu. Akdeniz ve Ege hattı üzerinden Avrupa’ya son 5 yılda 5 milyonun üstünde insan </span><a href="https://migrationdataportal.org/regional-data-overview/europe"><span style="font-weight: 400;">göç etti</span></a><span style="font-weight: 400;">. Göçmenlerin büyük bir kısmının durak ülkesi Kuzey Afrika ülkeleri üzerinden İtalya, Ege üzerinden ise Yunanistan idi. Hedef ülke ise endüstri ve sanayi ülkesi Almanya oldu. Almanya son 5 yılda yaklaşık 3 milyonun üstünde göçmene ev sahipliği </span><a href="https://www.destatis.de/EN/Themes/Society-Environment/Population/_Graphic/_Interactive/overview-migration.html;jsessionid=09008D538AD97ADE1B036D034F98A7E4.internet8722"><span style="font-weight: 400;">yaptı</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61168 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari-640x348.jpg" alt="avrupaya göç rotaları" width="373" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari.jpg 916w" sizes="(max-width: 373px) 100vw, 373px" />İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler göç akışını yönetmekte oldukça başarısızdı. Nitekim söz konusu ülkeler temel sorumluluğu Avrupa Birliği’nin sırtına yüklemekteydi. Avrupa Birliği ise gelen göç akınlarını Birlik zirvelerinde defalarca tartıştı fakat alınan önlemler “Kale Avrupa” metaforunu derinleştirmekten öteye gidemedi. Örneğin Avrupa sınırlarına alınmayan 30 binin üzerinde göçmen Ege’deki adalarda sağlıksız koşullarda </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/04/turkiye-ile-yunanistan-kiskacinda-gocmen-olmak/"><span style="font-weight: 400;">tutuldu</span></a><span style="font-weight: 400;">. İtalya ise göçmen dolu gemilerini aylarca karasularında </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48776544"><span style="font-weight: 400;">bekletti</span></a><span style="font-weight: 400;">. Bir yandan Avrupa’ya göç 2015’ten günümüze Avrupa’nın katı tutumu ve koronavirüs krizi nedeniyle ters V tipi bir grafik izlerken, öte yandan Akdeniz’de ölümler devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61169 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi-640x480.jpg" alt="hayatını kaybeden göçmen sayısı" width="316" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi.jpg 800w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Geçtiğimiz hafta (11 Kasım 2020) Libya’nın batı kanadındaki al-Khums sahillerine 100’ün üzerinde göçmen bedeni vurdu. Görgü şahidi balıkçıklar denizdeki göçmenlerin şoka girdiğini ve dalgalar içinde batıp çıkarken gözden kaybolduklarını ifade etmekteydi. STK temsilcilerine göre insan kaçakçıları sonbahar ortasındaki sıcak hava koşullarından yararlanarak yüzlerce göçmeni küçük botlara yerleştirmeye çalışmaktaydı. Fakat yolculuk trajedi ile sonuçlandı. Hayatını kaybedenler arasında </span><a href="https://www.theguardian.com/world/2020/nov/12/bodies-of-74-migrants-wash-up-on-libyan-beach"><span style="font-weight: 400;">6 aylık bir bebek</span></a><span style="font-weight: 400;"> de bulunmaktaydı. International Organization for Migration’dan Flavio Di Giacomo’a göre yalnızca 2020 yılında </span><a href="https://twitter.com/fladig/status/1326458582611718145"><span style="font-weight: 400;">10.300’den fazla göçmen</span></a><span style="font-weight: 400;"> denizde yakalanmış ve Libya’ya geri gönderilmişti. Medicins sans Frontiers (MSF) isimli sivil toplum kuruluşu Twittter hesabından “</span><a href="https://twitter.com/MSF_Sea/status/1326223186518831104"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği izliyor mu</span></a><span style="font-weight: 400;">?” başlıklı bir çağrı yayımladı. MSF’ye göre Avrupa Birliği ya arama kapasitesini artırmalı ya da sivil toplum kuruluşlarının hayat kurtarma kapasitesini artırmasına izin vermeliydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61172 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-640x640.jpg" alt="BM genel sekreteri" width="266" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri.jpg 800w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" />İtalyan yayın organı La Stampa’dan Vladimiro Zagrebelsky ise Libya sahillerinde yaşanan trajediye ilişkin, “Pandemi koşulları kayıtsızlığın bahanesi olmamalı” ifadesini kayda geçmekteydi. </span><a href="https://www.eurotopics.net/tr/251260/akdeniz-deki-oelueler-artik-hangimizi-sarsiyor?zitat=251215#zitat251215"><span style="font-weight: 400;">Zagrebelsky</span></a><span style="font-weight: 400;">’ye göre “Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden insanlara dair ardı arkası kesilmez bilgiler yüzünden, İtalya ile Tunus ve Libya arasındaki denizde can verenler ne manşetlere düşüyor, ne de kimsede bir duyguya sebep oluyor artık. İspanya menşeli bir STK&#8217;nın gemisi tarafından kurtarılmış olsa da denizde geçirdiği zorlukları atlatamayıp hayatını kaybeden altı aylık bir bebek ancak insanlarda ufak da olsa bir duyguya sebep oluyor. Oysa ölüm ölümdür, büyüğü küçüğü olmaz. Akdeniz&#8217;de yaşanmaya devam eden trajedi, önlemlerin alınmasına ve en azından göçün boyutlarını azaltmak için yeniden dikkatleri üzerine çekmeye ihtiyacı var. Böylece insanlara yardım edenlere bir hareket alanı açmanın yanı sıra yaptıkları iş karşılığında onlara takdir ve destek gösterilebilir.”</span></p>
<h5><b>Göç Rotası Kanarya Adaları’na Sıçradı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan kaçakçılarını önlemek için etkin bir yargı mekanizmasının olmadığı Batı Afrika ülkelerinden göçmenler Avrupa’ya ulaşabilmek için yeni rotalar arıyor. Bir yandan Midilli’deki göçmenler ve Libya’daki akın için Avrupa çözüm aramaya çalışırken, öte yandan mülteci dramı </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w7MvpBfrWdU"><span style="font-weight: 400;">Kanarya Adaları’na</span></a><span style="font-weight: 400;"> sıçramış durumda. Yılın başından bu yana İspanya&#8217;nın Kanarya Adaları&#8217;na 4.000&#8217;den fazla Afrikalı göçmen akın etti. Göçmenlerin birçoğu, Fas&#8217;tan ve Batı Sahra topraklarından kalkan teknelerle Sahel&#8217;deki kötüleşen güvenlik durumundan kaçmakta. İspanya anakarasına gelenler geçen yılın aynı dönemine göre yarı yarıya azalırken, Kanarya Adaları&#8217;na çıkışlar yaklaşık yedi kat artmış </span><a href="https://www.bbc.com/news/world-europe-54985581#:~:text=A%20total%20of%2016%2C700%20migrants,last%20month%2C%20the%20data%20shows."><span style="font-weight: 400;">durumda</span></a><span style="font-weight: 400;">. Ada yetkilileri ise kapasite sınırlarını aştıklarını ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61173 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-640x360.jpg" alt="kanarya adaları" width="330" height="186" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" />İspanya’ya bağlı olan Kanarya Adaları’nı Avrupa’nın bir sınırı olarak gören göçmenler zorlu koşullara rağmen adalara küçük teknelerle ulaşmaya çalışıyor. BBC’ye göre bu yıl başından itibaren toplam 16.700 Afrikalı göçmen Kanarya Adaları’na ulaşmış durumda. Bu rakam geçen yıla göre %1000 oranında artış göstermiş durumda. Batı Afrika ülkelerinden yalnızca 100 km uzaklıkta olan Kanarya Adaları’na ulaşan göçmenler otobüslerle başkent Las Palmas de Gran Canaria&#8217;daki bir göçmen kampına taşınıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61174 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--640x640.jpg" alt="worsan shire" width="283" height="283" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan-.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" />İspanya’dan El País gazetesine verdiği bilgiye göre, İspanya İçişleri Bakanlığı göçmenleri tahliye etme kararını nasıl alabileceğini araştırıyor. Bu bir yönüyle de İspanya’nın göçmenleri geri gönderme çalışmasını meşrulaştırma çabası… Geçen ay Avrupa&#8217;ya giden en az 140 göçmen, yaklaşık 200 kişiyi taşıyan bir teknenin Senegal açıklarında batması sonrasında boğulmuştu. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), teknenin Mbour kasabasından ayrıldıktan kısa bir süre sonra alev aldığını ve alabora olduğunu söyledi. Söz konusu vakada teknenin kundaklanma ihtimalinin de göz önünde bulundurulmasını gerektiriyor. </span></p>
<h5><b>İnsanlar Niçin Göçüyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç olgusunun merkezinde istikrarsız coğrafyalar yer alıyor. Özellikle savaş, kuraklık, siyasi kriz nedeniyle insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Zorunlu göçmenlerin hangi rotayı izleyeceklerine ilişkin bir dizi faktör rol alsa da belirli bir varış noktası bulunmuyor. Göçünün yönünün Avrupa’ya evrilmesinin temel nedeni ise Avrupa ülkelerinin göçmenlere “koruma” sağlama ihtimali ve göçmenlerin Avrupa’daki akrabalarının varlığı… Göçmenlerin büyük çoğunluğu yolculuklarının farklı noktalarında sınırları geçmek için maalesef insan kaçakçılarını kullanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61175 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-640x640.jpg" alt="Mary Pipher" width="226" height="226" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" />Mülteciler ve göçmenler Avrupa da dahil olmak üzere tüm yolculukları boyunca dayak, adam kaçırma, zorla çalıştırma ve keyfi gözaltı dahil olmak üzere kapsamlı şiddete maruz kalabiliyor. Bunun ötesinde açlık, şiddet veya boğulma yoluyla ölümlere de şahit olunuyor. Göçmenleri şiddet ve ölüm riski bulunan bu zorlu yola ikna eden şey kendileri için başka bir seçenek olduğuna inanmamak… Kaynak ülkelerde temelde ekonomik ve siyasi faktörler nedeniyle insanların artık hayatını sürdüremeyeceklerine ilişkin umutların tükenmesi insanların başka coğrafyalara doğru yol almasında neden oluyor. Bu yönüyle kendi coğrafyasında istikrarı ve refahı tesis edemeyen karar alıcılara büyük sorumluluk düşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61177 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-640x640.jpg" alt="Moises Rodrigues" width="311" height="311" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Çatışmalar son yıllarda göçte rol oynayan temel faktör konumunda… Öyle ki 2019&#8217;da AB&#8217;de koruma statüsü alan 295.800 sığınmacının dörtte birinden fazlası, sırasıyla Afganistan ve Irak ile savaştan zarar gören Suriye&#8217;den geldi.  Göçte rol oynayan ikinci temel faktör ise ekonomi… BM Çalışma Örgütü’ne göre 2017 yılında dünya çapında yaklaşık 164 milyon kişi iş bulabilmek umuduyla göç etmek </span><a href="https://www.europarl.europa.eu/news/en/headlines/world/20200624STO81906/exploring-migration-causes-why-people-migrate"><span style="font-weight: 400;">zorunda kaldı</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Moises Rodrigues’in ifade ettiği üzere; hepimiz birer göçmendik fakat bazılarımız bunu unuttuk. Zorunlu göç bir insan hakkıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/">Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset… &lt;br&gt; Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Yolu Avrupa:  Yunanistan’dan Almanya’ya Bakmak…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/01/goc-yolu-avrupa-yunanistandan-almanyaya-bakmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 08:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ActionAid Hellas]]></category>
		<category><![CDATA[Caritas Hellas]]></category>
		<category><![CDATA[göç dalgası]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Greek Council for Refugees]]></category>
		<category><![CDATA[Greek Helsinki Monitor]]></category>
		<category><![CDATA[JRS Hellas]]></category>
		<category><![CDATA[Legal Center Lesbos]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün Avrupa, II. Dünya savaşı sonrasındaki en büyük göç dalgası ile sınanmakta. Özellikle 2015’te en yoğun dönemini yaşayan göç akını Avrupa’yı çok kültürlülük ideali ve “kale Avrupa” miti arasında bir sınava tabi tuttu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/01/goc-yolu-avrupa-yunanistandan-almanyaya-bakmak/">Göç Yolu Avrupa: &lt;br&gt; Yunanistan’dan Almanya’ya Bakmak…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zorunlu göç bir insan hakkıdır. Tarih boyunca insanlar artık hayatını sürdürülebilir kılamayan coğrafyalardan; daha istikrarlı ve daha güvenli ülkelere doğru göç etmek zorunda kalmışlardır. Arap isyanlarının 2011 yılında kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasında oluşturduğu çalkantılar bölgede siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkları da beraberinde getirdi. Suriye, Arap isyanları sürecinde yaşanan iktidar mücadeleleri nedeniyle parçalandı ve yaklaşık 13 milyon kişi ülkesini terk etmek zorunda kaldı.</p>
<p><strong>Avrupa Göçmen Krizi</strong></p>
<p>Bugün Avrupa, II. Dünya savaşı sonrasındaki en büyük göç dalgası ile sınanmakta. Özellikle 2015’te en yoğun dönemini yaşayan göç akını Avrupa’yı çok kültürlülük ideali ve “kale Avrupa” miti arasında bir sınava tabi tuttu. Son altı yılda kuzey Afrika ülkelerinden İtalya’ya ve İspanya’ya tutunmak isteyen 18.651 kişi Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti (1). Ege’de ise on altı yılda  hayatını kaybeden göçmen sayısı resmi rakamlara göre 2.000’in üzerindeydi (2). Bu rakamların %30’unu ise maalesef çocuklar oluşturmaktaydı.</p>
<figure id="attachment_46378" aria-describedby="caption-attachment-46378" style="width: 335px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46378" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-7.jpg" alt="" width="335" height="291" /><figcaption id="caption-attachment-46378" class="wp-caption-text">Kaynak: BBC</figcaption></figure>
<p>Göç hikayesinin Avrupa’daki ilk durak ülkesi Yunanistan’dı. Yunanistan son dönemde yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle göç olgusuna çok da uzak bir ülke değil: 2010 yılında patlak veren ekonomik kriz sonrasında yaklaşık 400.000 Yunan Avrupa ülkeleri ve ABD’ye göç etmişti. Ülke 2015 yılında ise Türkiye’den gelen, çoğunluğunu Suriyeli ve Afgan sığınmacıların oluşturduğu göç akını ile yüz yüze geldi. 2015 ve 2016 yılları arasında 1 milyonun üstünde göçmen Yunanistan topraklarının üzerinden hedef ülke Almanya’ya doğru yöneldi.</p>
<p>Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelen göçmenlerin bu süreçte 2 rotası vardı. Bir kısmı Yunanistan üzerinden İtalya’ya geçerek batı Avrupa’ya ulaştı. Diğer bir kısmı ise karayolu ile Makedonya, Sırbistan, Avusturya ve Macaristan hattını takip etti. Göçmenlerin bu rotada yabancı düşmanlarına karşı ağır bir sınav verdiğini ifade etmek mümkün. Avrupa Birliği’nin gerçekleştirdiği zirveler sonrasında sınır duvarlarını yükselten sonuç bildirileriyle karşılaşıldı. Öyle ki Macaristan’da 2018 yılında sığınmacılara yardım edenlere hapis cezası öngören yasa talepleri gündeme geldi. Nitekim geçiş bölgelerinde tutulan sığınmacılara yiyecek verilmediği gerekçesi ile AB, Macaristan aleyhine ihlal prosedürü başlattı. 2015 yılında başlayan göç AB değerleri ve normları için önemli bir test niteliğindeydi. Krizde özellikle Sırbistan, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerin kötü bir sınav verdi ve göçmen karşıtı katı bir tutum izledi.</p>
<p>Avrupa&#8217;da göç krizinin büyük yükünün Almanya tarafından sırtlandığının altını çizmek gerekiyor. Almanya çoğunluğu Ortadoğu ülkelerinden gelen yaklaşık 1 milyon sığınmacıyı sınır içine kabul etti.</p>
<p>2016 yılının ardından ise göç akışı giderek azaldı. Avrupa’da göç akışının azalmasında Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın etkili olduğunu ifade etmek mümkün. Ege üzerinden düzensiz geçişleri önlemek kaygısıyla imzalanan anlaşmada Yunanistan’a ulaşan tüm düzensiz geçiş yapan bireylerin Türkiye’ye iadesi öngörülmüştü. Buna karşılık Türkiye’ye geri gönderilen her düzensiz göçmen için, bir düzenli mültecinin AB ülkelerine kabulü yani 1’e 1 formülü taahhüt edilmişti.</p>
<p><strong>Avrupa’da Sivil Toplum Göçe Nasıl Yaklaştı?</strong></p>
<p>2015 göçmen akışı sonrasında Avrupa’da belirli sivil toplum kuruluşları insani yardım çerçevesinde yerel, ulusal ve Avrupa düzeyinde karar alıcıların politikaların etkilemeye çalışırken; sayıları az da olsa aşırı sağ merkezli organizasyonlar ise göç karşıtı eylemlerle hükümete baskı kurmaya çalıştılar. Özellikle Yunanistan’da göçmenlere karşı pozitif girişimlerin hakim olduğunu ifade etmek mümkündü. Örneğin Youth without Borders, Welcome to Europe ve Village All Together gibi girişimler Yunanistan’ın Midilli adasında göçmenlerin yemek yiyip konaklayabileceği PİKPA adında bir kamp inşa ettiler.</p>
<p>Yunanistan’da ayrıca, Migrant Offshore Aid Station, Medecins sans Frontieres, Sea-Watch, Proactiva Open Arms ve SOS Mediterraneé Ege denizindeki arama kurtarma çalışmalarına bizzat destek verdiler.</p>
<p>Middilli Adasında “Midilli’nin Kirli Kızları” isimli bir grup kadın kamplarda kalan göçmenlerin hijyeni için çöpleri topladılar, bulaşıkları ve giysileri yıkadılar. Bir diğer Yunan STK olan “Çocuğun Gülüşü” ise göçmen kamplarındaki çocuklar için psikolojik destek sağladı.</p>
<p>Yunanistan’da ayrıca Médecins Sans Frontières, International Rescue Committee, Danish Refugee Council, Save the Children, Oxfam, ve Mercy Corp gibi bir çok uluslararası yardım kuruluşu da yer aldı. Yunan makamlarına göre göç süresince 48 yerel ve 6 uluslararası olmak üzere 54 farklı sivil toplum örgütünden yaklaşık 26.000 gönüllü sağlıklı bir göç akışı için mücadele etti.</p>
<p>Mart 2019’da Avrupa’da insani yardım çalışmaları gerçekleştiren önde gelen 25 sivil toplum örgütü Avrupa’nın sınırlardaki insani yardım krizi ile ilgili bir bildiri kaleme aldı. Bildiride Yunan adalarında tutulan yaklaşık 30.000 sığınmacı ile AB üyelerinin ilgili acil eyleme geçmesi gerektiğini vurgulayan STK’lar, Yunan adalarında yaklaşık 20.000 sığınmacının son derece kötü şartlarda olduğunun ve 12.000’in ise kapasitesinin çok üstünde kamplarda kalmak zorunda kaldığının altını çizdiler.</p>
<p>Türkiye üzerinden Yunan adalarına geçerek Avrupa’ya ulaşmaya büyük çoğunluğunu Afgan ve Suriyelilerin oluşturduğu mültecilere ActionAid Hellas, Caritas Hellas, Greek Council for Refugees, JRS Hellas, Greek Helsinki Monitor, Legal Center Lesbos gibi bir çok uluslararası yardım kuruluşu insanı yardım taşımaya devam ediyor. Fakat Yunanistan’daki ekonomik daralma ve kamuoyunun göçün artma ihtimaline ilişkin siyasi endişesi karar alıcıların göçmen kamplarına olan katı yaklaşımını da doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Almanya ise 2016 yılında Şansölye Angela Merkel’in “Bunu yapabiliriz” sloganıyla göçmenler için hedef ülke olan ülkesinin kapılarını açtı ve yaklaşık 1.4 milyon sığınmacı mülteci olabilmek için iltica başvurunda bulundu. Alman hükümeti mülteci nüfusunu ülkeye entegre etmek için bir dizi sistem geliştirdi. Federal yetkililer, ülkeye girmek için hangi sınırın geçildiğine bakmaksızın eyaletlerin vergi gelirlerini ve nüfusunu da göz önünde bulundurarak göçmenleri Almanya’nın 16 eyaletine adil bir şekilde entegre etmeye çalıştı.</p>
<p>Göç akışında Almanya’da çeşitli sivil toplum kuruluşları da aktif rol aldı. Örneğin Berlin merkezli Migration Hub, Almanya’ya göç öden sığınmacılar için sivil toplum kuruluşlarının yardım çalışmalarının bir arada yürütülmesini sağlayan bir havuz işlevi gördü. Give Something Back To Berlin platformu göçmenlerin özellikle beslenme ihtiyacı için yardım sağladı. Social Science Works, özellikle göçmen erkeklerin iş hayatına entegrasyonu için projeler geliştirdi. Dikkate değer bir diğer girişim ise CACULA idi. Organizasyon göçmenlere sanat ve tasarım becerilerini geliştirebilmeleri için gönüllü olarak eğitimler verdi.</p>
<p>Fakat Almanya’da bu süreçte aşırı sağ grupların göçmen karşıtı eylemlerinin de artış gösterdiğini ifade etmek mümkün. Sadece 2016’da göçmenlerin yaşam hakkını tehdit eden 900’ün üzerinde ırkçı saldırı polis kayıtlarına geçti.</p>
<p><strong>Göç Önümüzdeki 10 Yılın Gerçeği!</strong></p>
<p>Göç akışı kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya doğru yönelirken, Avrupa’nın sosyal, siyasi ve ekonomik dinamiklerini de derinden etkiledi.  Herkesin yaşam ve beden bütünlüğünü koruma hakkına sahip olduğu küresel sistemde insanlar din, dil ve ırk ayırt etmeksizin “refah coğrafyalarına” doğru yola çıktı. Bu noktada göçü karşılayan sivil toplum zeminine de ağır bir sorumluluğu bulunmakta.  Göç hareketlerinin giderek hızlandığı son on yılda, küresel sistem iklim değişikliği, savaşlar, ekonomik krizler gibi sınavlarla karşı karşıya.</p>
<p>Göçün temel nedeni ise istikrarsız coğrafyalar&#8230; Warsan Shire’ın şiirinde ifade ettiği üzere; &#8220;Hiç kimse sular karalardan daha güvenli olmadığı sürece çocuklarını botlara koymak zorunda kalmıyor.&#8221;</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Göç Yolu Avrupa: Yunanistan’dan Almanya’ya Bakmak… by Sivil Sayfalar" width="500" height="400" scrolling="no" frameborder="no" src="https://w.soundcloud.com/player/?visual=true&#038;url=https%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F737198635&#038;show_artwork=true&#038;maxheight=750&#038;maxwidth=500"></iframe></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Missing Migrants Project, “Total of deaths recorded”, 13.12.2019 <a href="https://missingmigrants.iom.int/">https://missingmigrants.iom.int/</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> UN Operational portal, “Situtation in Greece”, <a href="https://data2.unhcr.org/en/situations/mediterranean/location/5179">https://data2.unhcr.org/en/situations/mediterranean/location/5179</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/01/goc-yolu-avrupa-yunanistandan-almanyaya-bakmak/">Göç Yolu Avrupa: &lt;br&gt; Yunanistan’dan Almanya’ya Bakmak…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç  ve İnsani Yardım Vakfı Başkanı Selvi Tunç: Çocuklara iyi bir dünya bırakamayacağımız kesin, asıl derdimiz dünyaya iyi çocuklar bırakmak olmalı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/17/goc-vakfi-baskani-selvi-tunc-cocuklara-iyi-bir-dunya-birakamayacagimiz-kesin-asil-derdimiz-dunyaya-iyi-cocuklar-birakmak-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2017 10:12:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[giyav]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17705</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır merkezli Göç ve İnsani Yardım Vakfı (GİYAV), göç mağduru dezavantajlı çocuklara burs veren, çeşitli etkinliklerle onların kişisel gelişimlerini destekleyen bir vakıf. Yaz boyunca çocuklarla takı atölyesi, çocuk hakları atölyesi, gezi gibi etkinlikler düzenleyen GİYAV Yönetim Kurulu Başkanı Selvi Tunç ile vakfı ve çalışmalarını konuştuk. Göç ve İnsani Yardım Vakfı&#8217;nın (GİYAV) kuruluş hikayesini biraz anlatabilir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/17/goc-vakfi-baskani-selvi-tunc-cocuklara-iyi-bir-dunya-birakamayacagimiz-kesin-asil-derdimiz-dunyaya-iyi-cocuklar-birakmak-olmali/">Göç  ve İnsani Yardım Vakfı Başkanı Selvi Tunç: Çocuklara iyi bir dünya bırakamayacağımız kesin, asıl derdimiz dünyaya iyi çocuklar bırakmak olmalı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır merkezli Göç ve İnsani Yardım Vakfı (GİYAV), göç mağduru dezavantajlı çocuklara burs veren, çeşitli etkinliklerle onların kişisel gelişimlerini destekleyen bir vakıf. Yaz boyunca çocuklarla takı atölyesi, çocuk hakları atölyesi, gezi gibi etkinlikler düzenleyen GİYAV Yönetim Kurulu Başkanı Selvi Tunç ile vakfı ve çalışmalarını konuştuk.</p>
<p><strong>Göç ve İnsani Yardım Vakfı&#8217;nın (GİYAV) kuruluş hikayesini biraz anlatabilir misiniz? Fikri nereden doğdu, nasıl bir süreçten sonra kuruldu?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-17707 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-14-at-18.58.02-300x224.jpeg" alt="" width="300" height="224" />GİYAV iç göç eylemlerinin ve zorunlu göçlerin temel yönelim alanlarının başında gelen Mersin’de 1999 yılında kuruldu. Kuruluşunda temel çalışmaları kadın, ekoloji ve çocuk eksenli olan GİYAV, çalışmalarını 2010 yılına kadar Mersin’de yürüttükten sonra vakıf  merkezini  Diyarbakır’a taşıdı. Vakıf yeni dönemde Diyarbakır’da yürüttüğü tartışmalar sonucunda kadın ve ekoloji alanlarındaki çalışmaların Diyarbakır’da etkili olduğunu görmüş ancak çocuk çalışmalarının aynı etkiye sahip olmadığı ve sınırlı kaldığını tespit etmiştir. Bu bağlamda GİYAV, göçün en yoğun olarak etkilediği gruplardan olan çocuklara yönelik çalışmalar yapmayı öncelikli hedef olarak belirledi.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuklarla ilgili izleme çalışması yapma kararı aldığımızda bu kadar zorlu bir süreç yaşayacağımızı ve tablonun bu kadar vahim olacağını hiçbirimiz tahmin etmiyorduk&#8221;</strong></h4>
<p><strong> </strong><strong>Vakıf, toplumda çeşitli nedenlerle göç etmiş ve mağdur duruma düşmüş, yalnız kalmış, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki bakımdan muhtaç insanlara yardım etmeyi, onların kişisel ve toplumsal gelişim olanaklarına katkı sunma amacıyla açılmış diyorsunuz, kurulduğu günden bu yana neler yaptı, neleri değiştirebildi?</strong></p>
<p>Kendi yürüttüğümüz çalışmalar ve çocukların eğitimine destek amaçlı bireylerin, kurumların desteği ile toplam 335 çocuğa eğitim bursu veriyoruz. Bu çocuklara burs vermenin yanı sıra çocuklarla çeşitli atölyeler vesilesiyle sosyal, kültürel ve zihinsel açıdan da katkı sunup gelişimlerini izlemeyi hedefliyoruz. Burs verilen çocuk sayısı destek, bağış, proje gibi çalışmalarla zaman zaman değişiklik gösteriyor ama vakıf yönetimi olarak hedefimiz dezavantajlı daha çok çocuğa ulaşabilmek. Çocuklarla ilgili zaman zaman diğer STK’larla ortak seminerler, kolokyumlar, projeler de yürütüyoruz. Yine burs verdiğimiz çocukların aileleri ile dönemsel toplantılar yapıp çocukların üstün yararı ilkesi çerçevesinde görüş alışverişlerinde bulunuyoruz.</p>
<p>Burs çalışmasının dışında GİYAV olarak her yıl &#8216;Çocuk Hak İhlali&#8217; raporunu hazırlıyoruz. Bu rapor tüm Türkiye’de hak ihlaline uğrayan çocuklarla ilgili internet medyası izlenerek elde edilen verileri kapsıyor. Çocuğun vücut bütünlüğüne yapılan her ihlal bu kapsamda rapor konusu ediliyor. Bu raporu her yıl yayımlamaya çalışıyoruz. GİYAV olarak. Çocuklarla ilgili izleme çalışması yapma kararı aldığımızda bu kadar zorlu bir süreç yaşayacağımızı ve tablonun bu kadar vahim olacağını hiçbirimiz tahmin etmiyorduk. Bu raporlar, özelde tüm kişi ve kurumların, genelde devletin kendini sorgulaması yolunu bir nebze açarsa; bu karanlık biraz daha aydınlanmış ve geleceğe dair umutlarımız korunmuş olacak. Çocuk dostu bir Türkiye ancak ve ancak sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla gerçekleşecektir.</p>
<h4>&#8220;Dar gelirli ailelerin dezavantajlı çocuklarını çoğu kez pek de objektif olmayan okul başarı düzeyine göre sınıflandırmak çok da hakkaniyetli olmaz&#8221;</h4>
<p><strong>İlgilendiğiniz çocuklar daha çok dezavantajlı çocuklar olarak geçiyor, bu ifade ile kastedilen çocuklar kimler, biraz detaylandırır mısınız, bu çocuklara nasıl ulaşıyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17708 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-14-at-18.57.21.jpeg" alt="" width="315" height="209" />Maalesef bütün toplumlarda yaşanan savaş, göç, yoksulluk gibi travmatik süreçlerin ağır işçi, madde bağımlısı, hukuk mağduru, yoksul ve eğitimden kopmuş gibi en mağdur bireylerini  çocuklar oluşturmaktadır. Bu bağlamda dezavantajlı ifadesi ile çocukların ekonomik anlamda yaşıt çocuklara nazaran fırsat eşitsizliğini kast ediyoruz. Çocuklarımız dar gelirli ailelerin çocukları bu sebepten ekonomik anlamdaki yetersizlik çocukları pek çok yönden yaşıtlarına göre dezavantajlı bir hale getirmektedir. Gelişimin temel kurallarından olan “her çocuk yaşının gerektirdiği yaşamı yaşamalıdır” ilkesinin bir gereği olarak ekonomik yönden geri bırakılan çocuklara ulaşmayı hedefliyoruz. Çalışma yürüttüğümüz ve burs verdiğimiz yaş aralığı 7-18 dir. Bu çocuklar kurumumuza başvuru formu ve öğrenci belgesi ile başvurduğunda burs komisyonu mevcut eğitim sistemindeki başarıyı kıstas almak yerine tamamen ekonomik yönden bir değerlendirme yapmaktadır. Zira zaten dar gelirli ailelerin dezavantajlı çocuklarını çoğu kez pek de objektif olmayan okul başarı düzeyine göre sınıflandırmak çok da hakkaniyetli olmaz. Bu sebepten tek kıstasımız okula devamlılık ve ekonomik durumudur.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuklara temas ettikçe çocukların kendilerini etkileyecek kararlara dahil olması ve bunun için güçlendirilmesi gerektiğini öğrendim&#8221;</strong></h4>
<h4><strong> </strong><strong>Yaz oyunca çocuklarla takı atölyesi, çocuk hakları atölyesi gibi etkinlikler düzenlediniz. Bu etkinlikler nasıl gidiyor, kimlerle nasıl bir sürecin sonunda karar veriyorsunuz ve getirileri nasıl oluyor, biraz anlatır mısınız?</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17709 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-14-at-19.01.26.jpeg" alt="" width="261" height="173" />Vakfımızda yıl içinde çocuklarla yapılacak atölye takvimiz belirlenir, bu takvime zaman zaman değişliklik gösterse de genelde GİYAV’da yürütülen atölyeler; Ekoloji Atölyesi, Çocuk Hakları Atölyesi, Fotoğraf Atölyesi, Masal Atölyesi, Sanat Atölyesi, Tiyatro -Drama-, Dans Atölyesi, Toplumsal Cinsiyet Atölyesi, Sözlü Tarih Atölyesi gibi atölyeler oluyor. Bu etkinlikler çocukların yaş grubuna göre ayarlanıyor. Örneğin 8 yaşındaki bursiyeri 16 yaşındaki bursiyerle aynı atölyede buluşturmayız. Yakın yaş gruplarına göre ayırırız. Genelde büyük yaş grubu ve küçük yaş grubu şeklinde ayarlanıyor. Yine atölye çalışmalarında kız-erkek çocuklarının eşitliğine dikkat ediliyor. Bu atölye çalışmaları hak ve özgürlükler temelinde olup atölyeye katılan çocukları odağa alan ve çocukları sürece katan bir anlayışla hareket ediliyor. Yine bu çalışmalardaki öğrenme süreci karşılıklıdır. Çocuklardan o kadar çok şey öğrendik ki! Mesela, vakıfta çalışmaya başlamadan önce klasik yetişkin merkezli bakış açısı ile yaklaşıyordum. Çocuklar hakkında en iyi kararları yetişkinlerin verebileceğini düşünüyor, çocukları korunması gereken varlıklar olarak görüyordum. Ama çocuklara temas ettikçe çocukların kendilerini etkileyecek kararlara dahil olması ve bunun için güçlendirilmesi gerektiğini öğrendim. Tabii, çocuk katılımcılığı ancak çocuk haklarının kavratılmasıyla yaşamsallaşır. Bunlar göstermelik olmamalı. &#8216;Çocuk Meclisi&#8217; fikrimiz var örneğin, vakıf bünyesinde çocuklardan oluşan bir meclis! Vakıfta kendileri ile ilgili alınan kararlarda söz sahibi olacaklar. Sanırım İrlanda&#8217;daydı, çocuk ombudsmanı olacak kişinin iş görüşmesini çocuklar yapmıştı. Çocuklara verdiği cevaplar doğrultusunda işe alınmıştı. Çocuğun kendi ile ilgili kararlar almasının harika bir örneğidir bu. Kendi çocuğuna yaklaşırken modern çağdaki çocuk anlayışıyla hareket edip sokakta boyacılık yapan, dilenen çocuklara veya oturduğu bir mekanda çalıştırılan çocuklara başka türlü yaklaşıldığını bizzat çocukların kendi çizdiği resimlerde gördüm. Hep derim: Çocuklara iyi bir dünya bırakamayacağımız kesin zaten asıl derdimiz dünyaya iyi çocuklar bırakmak olmalı.</p>
<p>Çocuklarla yaptığımız atölye çalışmalarında aynı zamanda çocukları gözlemleme ve takip etme imkanımız oluyor. Söz gelimi içine kapanık olan bir çocuk atölye çalışmaları sayesinde özgüven kazanıp kendini daha iyi ifade edip yaratıcılığını ortaya koyabiliyor. Yine bu atölye çalışmaları sonucunda ihtiyaç duyulan yeni atölyeler yapabiliyoruz. Örneğin bir atölye çalışmasında çocukların kız erkek ayrı gruplar olarak oturduğunu, çalışmalarda ortaklaşmadıklarını fark etmiştik. Bunun sonucunda çocuklarla toplumsal cinsiyet atölyesi yaptık. Böylece çocuklarda erken yaşta kodlanan toplumsal cinsiyet rollerine dikkat çekip sorgulamalarına yardımcı olmaya çalıştık. Atölye çalışmaları sonucunda muhakkak bu çalışmanın çocuklarda yarattığı etkiyi ölçüyoruz, kendileri ile sohbet edip satır aralarından anlamaya çalışıyoruz. Bu hem çalışmamızın çocuklardaki etkisini hem de bizim belirlediğimiz politikaları gözden geçirmemizi sağlıyor. Çocuklarla yaptığımız atölye çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi ve görseller web sitemizdeki faaliyet raporlarımızda mevcuttur.</p>
<p><strong>GİYAV için Diyarbakır ve Türkiye kamuoyundan bir beklentiniz var mı, bu vesile ile paylaşabilir misiniz? </strong></p>
<p>Vakfımız 18 yıllık geçmişi olan köklü bir vakıf olup kendi yürüttüğü çalışmalarla dezavantajlı çocuklarla dayanışma içerisinde olan bir sivil toplum kuruluşudur. Vakfın hedefi dezavantajlı daha çok çocuğa ulaşmaktır. Maalesef Türkiye’de çocuklar, toplumsal yaşama eşit ve özgür bireyler olarak katılma, potansiyellerini geliştirme ve kendileri hakkında alınacak karar süreçlerine katılım hakkından mahrumdurlar. Bizler bir nebzede olsa ulaşabildiğimiz çocuklara katkı sunmaya çalışıyoruz. Çocuk haklarına ve çocuk çalışmalarına duyarlı kesimlerin bağışları ile daha çok çocuğu finanse etme olanağımız olacaktır. Yine bu alanda çalışan aktivistlerin katkısı ile çocuk politikaları üretip birlikte somut projelerde buluşursak kazanan çocuklarımız olacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/17/goc-vakfi-baskani-selvi-tunc-cocuklara-iyi-bir-dunya-birakamayacagimiz-kesin-asil-derdimiz-dunyaya-iyi-cocuklar-birakmak-olmali/">Göç  ve İnsani Yardım Vakfı Başkanı Selvi Tunç: Çocuklara iyi bir dünya bırakamayacağımız kesin, asıl derdimiz dünyaya iyi çocuklar bırakmak olmalı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koç Üniversitesi &#8216;Zorunlu Göç Kaynak Merkezi&#8217; Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/koc-universitesi-zorunlu-goc-kaynak-merkezi-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 08:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları ve Uygulama Merkezi ve Vehbi Koç Vakfı ortaklığında online veri tabanlı  Zorunlu Göç Kaynak Merkezi (Forced Migration ResourceCenter/FMRC) açıldı. Çevrimiçi olarak çalışan platform, genel olarak zorunlu göçe maruz kalan özellikle Suriyeli mültecilere ilişkin çeşitli güvenilir ve doğru kaynakları bir araya getiriyor. Arama motoru sayesinde veri tabanında bulunan akademik yayınlar, yerel ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/koc-universitesi-zorunlu-goc-kaynak-merkezi-acildi/">Koç Üniversitesi &#8216;Zorunlu Göç Kaynak Merkezi&#8217; Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları ve Uygulama Merkezi ve Vehbi Koç Vakfı ortaklığında online veri tabanlı  Zorunlu Göç Kaynak Merkezi (Forced Migration ResourceCenter/FMRC) açıldı.</p>
<p>Çevrimiçi olarak çalışan platform, genel olarak zorunlu göçe maruz kalan özellikle Suriyeli mültecilere ilişkin çeşitli güvenilir ve doğru kaynakları bir araya getiriyor. Arama motoru sayesinde veri tabanında bulunan akademik yayınlar, yerel ve uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından yayınlanan raporlar ve değerlendirmeler ve hükümetler arası belgeler kategorisinde de arama yapılmasına olanak sağlıyor.</p>
<p><span id="more-17069"></span></p>
<p>Merkez, zorunlu göç ve sığınma ile ilgili konularda bilgi isteyen, araştırmacıların, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, uluslararası örgütlerin, politika yapıcıların, medyanın ve yerlerinden edilmiş kişilerin kendilerine çevrimiçi ve ücretsiz erişmesini mümkün kılıyor.</p>
<p>FMRC’nin temel amacı, bu alanda çalışan tüm devlet ve devlet dışı aktörlerin araştırma kapasitesini artırmak ve zorunlu göç meselesine değinen sivil toplum, akademi, politika yapıcılar ve uluslararası örgütler arasındaki kurumlar arası iletişimi güçlü kılmaktır. Aynı zamanda bilgi kirliliğini önlemeyi ve sahadaki bilgilerin aşırı yüklenmesini de düzenlemeyi amaçlar.</p>
<p>Zorunlu Göç Kaynak Merkezi&#8217;nin sitesine ulaşmak için <a href="https://mirekoc.ku.edu.tr/forced-migration-resource-center/#/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.idemahaber.com/koctan-zorunlu-goc-kaynak-merkezi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İdemahaber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/koc-universitesi-zorunlu-goc-kaynak-merkezi-acildi/">Koç Üniversitesi &#8216;Zorunlu Göç Kaynak Merkezi&#8217; Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 13:04:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükçü Hukukçular Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.</h3>
<p>İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler sıralandı.</p>
<p><strong>Sur ile dayanışma;</strong></p>
<h4>HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ</h4>
<p>“2000 yılına kadar yalnızca 5 örneği olan ‘acele kamulaştırma’ uygulaması bugün itibari ile 300 sınırını geçti. Acele kamulaştırma saldırısının son örneği ise Mezopotamya coğrafyasının tarihsel çekirdeği olarak da kabul edilen Diyarbakır Sur…</p>
<p>Ötesi, Türkiye’nin dört bir yanında yıkıma neden olan kentsel dönüşüm, müştereklerin yağmalanması ve mülksüzleştirme siyasetinde siyasi iktidar açısından yeni bir eşik, kent merkezlerinin talanının önünü de açacak yeni bir proje (!) olarak Sur …</p>
<p>Dünden bugüne Sur’da “kentsel dönüşüm”,  acele kamulaştırma tarihi ve kültürel varlıkların eşi benzeri görülmemiş bir biçimde tahribi niteliğinde olduğu kadar sosyal dokunun da tümü ile bozulması, çoğu savaş göçü olan yoksulların kentin tarihsel merkezinden sürgün edilmesi amacını da taşıyor. Ötesi, coğrafyamızın pek çok örneğine tanık olduğu bir “iskan politikası”, demografik yapının değiştirilmesi siyaseti ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Forumumuzda, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu başlıklara ilişkin olarak yaptıklarımızın, yapamadıklarımızın ve belki de en önemlisi yapacaklarımıza, yapılması gerekenlere ilişkin bir muhasebe yapabilmek istiyoruz.</p>
<p>Çatışmalardan etkilenen mahallelerin nerede ise tümü ile yıkılmasından tam bir yıl sonra bu sefer Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde yaşayan yurttaşların elektrikleri kesilerek, susuz bırakılarak zorla tahliye edilmeye çalışılmalarına karşı acil bir hukuksal ve toplumsal eylem planına ulaşabilir miyiz?</p>
<p>Sur’da “riskli alan” mazeretinin ve acele kamulaştırmanın mülksüzleştirme kadar yoksulların kent merkezinden sürgününe ilişkin özünü, sınıfsal niteliği kadar demografik yapının değiştirilmesi, asimilasyon amacını taşıyan yeni bir “iskan politikası” oluşunu da konuşmamız; tüm bu başlıkları bir bütünsellik içinde ele almamız zorunludur.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle;</p>
<p>1 ve 2 Temmuz 2017’de Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve Sosyal Haklar Derneği’nin çağrısı ile buluşan bizler Türkiye’nin tümünde kültürel varlıkların korunması, kentsel müştereklerin savunulması ya da yalnızca elverişli bir konuta erişim hakkından yana olan tüm yurttaşları öncelikle Sur ile; ve daha da öncelikle Alipaşa ve Lalebey mahallesi halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz…</p>
<p>Bu dayanışma, Sur’da yaşanan kent kırımına uzaktan bakıp yazıklanma yahut tarihe not düşme ile sınırlı olmamalıdır.</p>
<p>Bu dayanışma, 5000 yıllık bir insan yerleşiminin tüm özelliklerinin tahribine karşı çıkarken barınma hakkının ve kentsel müştereklerin korunmasının yanında yer almanın aslında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de kent hakkına; Artvin’de, Uşak’ta Antalya’da doğal varlıklarına sahip çıkmak isteyenlerin kendi davalarına sahip çıkmaları olacaktır.</p>
<p>Bugün Sur’da yaşanan ahir zaman iskan politikasına en alttakiler, en yoksullar ile birlikte kent hakkı zaviyesinden gösterilecek direnç eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşleşmenin aşağıdan yukarıya kazanılması umudu olacaktır.</p>
<p>Anayasasız bir devlet düzeni, yurttaşların haklarından değil ancak yükümlülüklerinden söz edilen bir hukuk düzeninin en vahşi örneği Fırat’ın öte yanında ve özelde de Sur’da yaşandı.</p>
<p>Haklarına sahip çıkmak isteyen herkes bu nedenle Sur’un yıkımına ve zorla tahliye/göçe karşı çıkanlarla dayanışmayı bir başkasının değil kendi hak mücadelesi, davası olarak görmesi gerekir.</p>
<p>Ve talep ediyoruz;</p>
<p>Öncelikle ve ivedilikle Sur’da yaşayan mülk sahibi yahut kiracı tüm yurttaşların evlerine ve işyerlerine dönmesine engel olan  güvenlik gerekçesi ile yapılanlar dahil olmak üzere tüm idari işlem ve eylemlere derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Alipaşa ve Lalebey başta olmak üzere tüm Sur halkının elinden alınan kamusal hizmetlere erişimin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Başta temiz suya erişilememesi olmak üzere salgın hastalık riskini ortaya çıkaran tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Sur 5000 yıldır halkındır yani kamunundur ve bu nedenle kamulaştırılamaz.</p>
<p>Sur ile ilgili artık hiç bir dayanağı kalmadığına kuşku bulunmayan başta acele kamulaştırma kararları olmak üzere kentsel müşterekleri ve elverişli bir konuta erişim hakkını ihlal eden tüm uygulamalar geri alınmalıdır.</p>
<p>Zorla yerinden edilenlerin geri dönmesi için tüm koşulların kamu idaresi tarafından gerçekleştirilmesini, hali hazırda zorla tahliye uygulamalarının durdurulmasını ve kentsel bir sit alanı olan Sur’un bir bütün olarak korunması için yıkım işlemlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Yurttaşların evleri ile ilgili yapılması planlanan ve yapılan tüm tasarruflarla ilgili kendilerine ivedilikle bilgi verilmeli, etkili hukuki yollara erişim hakkı güvence altına alınmalı; her bir yurttaşın kendi evini onarabilmesi ya da yeniden inşa edebilmesi için gerekli tüm koşulların sağlanmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur’a ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükselteceğiz.</p>
<p>Sur ile dayanışma kendi haklarımıza da sahip çıkma mücadelesidir.</p>
<h6>Kaynak: sosyalhaklardernegi.org</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
