<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yurttaşlık Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Jul 2023 07:36:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yurttaşlık Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yurttaşlık Derneği İdari İşler &#038; Ekip Asistanı Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/31/yurttaslik-dernegi-idari-isler-ekip-asistani-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 07:36:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[asistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ekip Asistanı]]></category>
		<category><![CDATA[idari işler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurttaşlık Derneği, idari ve rutin ofis işlerinin yürütülmesi, ofis ekibine organizasyonel ve operasyonel destek görevlerini yerine getirmek üzere tam zamanlı (haftada 5 gün – 40 saat) çalışacak bir asistan iş arkadaşı arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/31/yurttaslik-dernegi-idari-isler-ekip-asistani-ariyor/">Yurttaşlık Derneği İdari İşler &#038; Ekip Asistanı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Görev ve Sorumluluklar:</strong></h5>
<p>İdari ve rutin ofis işlerinin yürütülmesi:</p>
<ul>
<li>Telefon/faks iletişimi, posta/kargo gönderimlerinin yapılması, yayınların dağıtımı,</li>
<li>Resmi kayıt ve dernek defterlerinin takibi, işlenmesi, düzenli şekilde tutulması,</li>
<li>İletişim/irtibat listelerinin düzenli ve güncel tutulması,</li>
<li>Dosyalama ve arşivleme işleri,</li>
<li>Dernek koordinatörüne sekreteryal destek,</li>
<li>Ofisin gündelik çalışma düzeninin sağlanması için gereken işleri takip etmek ve yapmak (ofis ve sarf malzemelerinin takibi, ihtiyaç tespiti ve ilgili sorumluya iletilerek temini; tamir-onarım ihtiyaçlarının belirlenmesi ve sağlanması),</li>
<li>Toplantı ve faaliyet hazırlık ve organizasyonlarında ihtiyaç duyulan yardım ve destek görevlerini yerine getirmek.</li>
</ul>
<p>Ofis ekibine organizasyonel ve operasyonel destek:</p>
<ul>
<li>Dernek ofisinde yürütülmekte olan çalışmaların planlama, hazırlık ve uygulamasında proje koordinatörüne destek,</li>
<li>Dernek faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için gereken idari, organizasyonel, operasyonel işleri, lojistik düzenlemeleri yapmak,</li>
<li>Dernek faaliyetlerine ilişkin:<br />
gerekli belgelerin (sözleşmeler vs.) tamamlanması ve dosyalanması,<br />
harcama kayıtlarının tutulması, masraf dökümünün işlenmesi ve belgelerin arşivlenmesi,<br />
gerektiğinde iletişimin (İngilizce) takibi</li>
<li>Dernek faaliyet ve toplantılarına katılım</li>
</ul>
<h5><strong>Aranan Nitelik ve Beceriler:</strong></h5>
<ul>
<li>Güçlü yazılı ve sözlü iletişim becerisi</li>
<li>Yazılı ve sözlü İngilizce iletişimi rahatlıkla sürdürecek yeterlilik</li>
<li>Excel programı kullanımı becerisi veya öğrenmeye açıklık</li>
<li>Ofis işleyişiyle ilgili dosyalama, arşivleme, raporlama gibi idari işlere aşinalık</li>
<li>Dakiklik, titizlik, zamanı verimli kullanma ve işlevsel not alma</li>
<li>Ekip çalışmasına yatkınlık</li>
<li>Şehir dışına veya yurtdışına seyahatle ilgili bir engeli bulunmamak</li>
<li>Sivil toplum örgütlerinde çalışma tecrübesi</li>
</ul>
<p><strong>Son başvuru tarihi: </strong>6 Ağustos 2023</p>
<p>Başvuru için lütfen özgeçmişinizi ve en fazla bir sayfalık niyet mektubunuzu, konu alanına “İdari İşler &amp; Ekip Asistanı &#8211; Adınız ve Soyadınız” yazarak 6 Ağustos 2023 tarihine kadar <a href="https://hyd.org.tr/iletisim@hyd.org.tr">iletisim@hyd.org.tr</a> e-posta adresine gönderiniz.</p>
<p><em>Başvuru sayısının fazla olması durumunda sadece ön elemede seçilen adaylarla iletişime geçilecektir.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/31/yurttaslik-dernegi-idari-isler-ekip-asistani-ariyor/">Yurttaşlık Derneği İdari İşler &#038; Ekip Asistanı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü’ Projesi Başladı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/27/afet-dayanikliligi-icin-yurttasin-sozu-projesi-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 08:17:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü]]></category>
		<category><![CDATA[yerel politikalar]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş katılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurttaşlık Derneği, 'Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü' projesini hayata geçiriyor. Afetlere hazırlık sürecinde toplumsal dayanıklılığı ve yerel politikalara yurttaş katılımını amaçlayan projenin açılış toplantısı 24 Nisan’da çevrim içi ortamda yapıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/27/afet-dayanikliligi-icin-yurttasin-sozu-projesi-basladi/">‘Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü’ Projesi Başladı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü” projesi yerel yönetimlerin afetler karşısında dirençli kentler yaratılması konusunda ne gibi roller üstlenebileceği; afetler karşısında sivil dayanışma pratiklerinin güçlendirmek ve afet yönetimi planlarında sivil katılımı artırmak için ne gibi çalışmalar yürütebilecekleri soruları etrafında şekilleniyor. </span></p>
<p><b>Proje, nihai olarak afet riskleri karşısında dayanıklılık sağlayacak yerel politikaların hayata geçirilmesi için aktif yurttaş katılımını desteklemeyi amaçlıyor.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projeye Marmara Denizi çevresindeki havzalarda ve Mersin’de yaşayan yurttaşların ve afetlere karşı dayanıklı ve güvenli bir çevrede yaşamak hedefiyle faaliyet gösteren toplumsal girişimler katılım gösteriyor. Söz konusu kentlerdeki yerel yönetimler ile diyalog içerisinde afet dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalar yürütülecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal dayanıklılık alanında, yerel ve bölgesel kamu politikalarına sivil kapasiteyi entegre etmeyi amaçlayan Proje, ayrıca bu kentlerde afetler karşısında toplumsal dayanıklılığı artıracak yerel politikaların ve katılımcı planlama süreçlerinin uygulanması ve izlenmesinde sivil toplumun farkındalık ve bilgisini, ilgisini ve katılım kapasitesini artırmayı da hedefliyor. </span></p>
<h5><b>Proje Açılışı 24 Nisan’da Yapıldı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">24 Nisan’da yapılan proje açılış toplantısında, Marmara Denizi çevresindeki kentlerde afetlere karşı dirençlilik sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar; yerel yönetimler bu çalışmalara sağladığı katkı ve bölge belediyelerinin Stratejik Plan ve Faaliyet raporlarında kentin ihtiyaçlarının ne ölçüde gözetildiği konuşuldu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">27 Nisan 2023’te Postane İstanbul’da yüz yüze gerçekleşecek olan İstanbul Atölye çalışmasında, kent sakinlerinin afetlere karşı yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde çözüm üretebilmesinin yol ve yöntemlerine odaklanılacak. </span></p>
<h5><b>Çalışma Havzaları </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Projenin faaliyet alanı Marmara Denizi etrafındaki havzalarda ve Mersin ili ile sınırlandırıldı. </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İstanbul </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Mersin </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Çanakkale-Balıkesir (Kaz Dağları Havzası) </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Edirne, Tekirdağ, Kırklareli (Trakya Havzası) </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kocaeli, Yalova, Bursa (Doğu Marmara Havzası</span></li>
</ul>
<h5><b>Proje Takvimi</b></h5>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ocak 2023 – Mart 2023: Masa başı çalışma ve koordinasyon toplantıları </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Nisan 2023 – Temmuz 2023: Açılış toplantısı ve çalışma gruplarıyla havza atölye toplantıları </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Eylül 2023- Kasım 2023: Havza çalışmaları çalıştayı ve kapanış toplantısı</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet Dayanıklılığı için Yurttaşın Sözü Projesi ile ilgili detaylı bilgiye </span><a href="https://yereldemokrasi.net/haberler/247-afet-dayanikliligi-icin-yurttasin-sozu-nun-acilis-toplantisi-gerceklestirildi" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/27/afet-dayanikliligi-icin-yurttasin-sozu-projesi-basladi/">‘Afet Dayanıklılığı İçin Yurttaşın Sözü’ Projesi Başladı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı Kuruldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2019 10:29:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Amnesty]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Adalet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos GL]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Af Örgütü Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[AGİT]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hakikat Adalet Hafıza Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bellek Özgürlük Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45818</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, kuruluşunu bugün İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde yaptığı basın toplantısıyla duyurdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-kuruldu/">İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Af Örgütü Türkiye Şubesi, Civil Rights Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği<strong>,</strong> İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kaos GL, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Yurttaşlık Derneği temsilcilerinin katılımıyla oluşan İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bugün kuruluşunu açıkladı.</p>
<p>İHD İstanbul Şubesi&#8217;nde düzenlenen basın toplantısında okunan kuruluş deklarasyon metni şöyle:</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti gerek Anayasa uyarınca gerek uluslararası sözleşmelerin doğurduğu yükümlülükler bağlamında yasama, yürütme ve yargı pratiği ile temel hak ve özgürlükleri koruma mecburiyetinde. Anayasa’nın 90. maddesi Türkiye’de iç hukuk düzenlemeleri yani kanunlar ile uluslararası anlaşmaların ihtilafı halinde, temel hak ve özgürlükle ilgili uluslararası anlaşmaların kanunların üstünde olduğunu saptamış durumda. Yasal durum böyleyken insan hakları alanına ilişkin anayasal ve sözleşmesel yükümlülükler yerine getirilmeyerek son yıllarda hem insan hakları kurumları hem de hak ihlallerine karşı mücadele eden insan hakları savunucularına yönelik baskılar giderek arttı.</p>
<p>“Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi” olarak anılan, “Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesinde Toplumsal Kuruluşların (Organların), Grupların ve Bireylerin Hakları ve Sorumlulukları Üzerine Bildirge”, insan haklarını savunmayı bir hak olarak tanır ve devletlere, insan hakları savunucularını koruma görevi verir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-45820 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Dayan%C4%B1s%CC%A7maAg%CC%86%C4%B12-1024x576-320x240.jpg" alt="" width="320" height="240" />Benzer şekilde, AGİT tarafından geliştirilen “İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına İlişkin Kılavuz İlkeler” de <i>“insan haklarını savunmak evrensel olarak tanınan bir hak”</i> olduğunu belirtir ve bu hakkın bölünmez, birbirine bağlı ve birbiriyle ilişkili evrensel insan haklarından doğduğuna işaret eder. Kılavuza göre, <i>“AGİT katılımcısı devletler kendi topraklarında ve yetki alanlarında bulunan herkes için bu haklara saygı göstermeyi, hakları korumayı ve hayata geçirmeyi taahhüt etmişlerdir.”</i>, <b>“</b>Korumanın Temı̇n Edı̇lmesı̇-İnsan Hakları Savunucuları Hakkında Avrupa Bı̇rlı̇ğı̇ İlkelerı̇” başlıklı belge de Avrupa Birliği üyesi devletleri, <i>“İnsan hakları savunucuları, evrensel olarak tanınan insan hakları ve temel özgürlükleri geliştiren ve koruyan bireyler, gruplar ve toplum organlarıdır.”</i> tanımını kabul etmeye, insan hakları savunucularını korumaya, desteklemeye, onlarla iş birliği yapmaya çağırır.</p>
<p>Türkiye’nin üyesi olduğu Birleşmiş Miletler ve tarafı olduğu AGİT’nın ilkesel kararlarında yer alan tüm bu tavsiye ve yükümlülüklere rağmen insan hakları alanını ve insan hakları savunucularını yoğun baskı altında tutması, uluslararası hukukun ve Anayasa tarafından güvence altına alınan bir dizi hakkın ihlali anlamına geliyor.</p>
<p>Ne yazık ki Türkiye, zaten sorunlu olan “hukuk devleti” olma pratiğinin son dayanaklarını da hızla yitirirken “hukukun üstünlüğü” prensibi de süratle eriyor; keyfilik, yıldırma ve baskı politikaları yaygınlaşıyor. Sembol niteliği taşıyan isimleri de kapsayan çok sayıda Türkiyeli insan hakları savunucusu, mesnetsiz iddialarla hukuki taciz, soruşturma, yargılama, hapis cezaları, tehdit ve karalama kampanyalarına maruz kalırken baskıların ardı arkası kesilmiyor.</p>
<p>Bu bağlamda biz aşağıda imzası olanlar, insan haklarını savunmanın evrensel bir hak olduğunun altını tekrar çizerek; insan hakları savunucularına yönelik tüm baskıları en güçlü biçimde kınıyor ve tacizlere derhal son verilmesini talep ediyoruz. Bu talebimizin takipçisi olacağımızı ve bu amaçla İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı’nı (Solidarity Network for Human Rights Defenders – Turkey) oluşturduğumuzu ilan ediyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/17/insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-kuruldu/">İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükada Davası&#8217;nda Savcıdan Başa Döndüren Mütalaa</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/buyukada-davasinda-savcidan-basa-donduren-mutalaa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 15:49:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükada Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükada'daki bir eğitimde gözaltına alınan 11 İnsan hakları savunucusuyla ilgili İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmada mütaalasını açıklayan savcı, Taner Kılıç dahil 6 insan hakları savunucusunun "terör örgütü üyeliği" ile "terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım" suçlamasıyla cezalandırılmasını istedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/buyukada-davasinda-savcidan-basa-donduren-mutalaa/">Büyükada Davası&#8217;nda Savcıdan Başa Döndüren Mütalaa</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde bugün görülen duruşmada, 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davayla ilgili savcı, Af Örgütü Onursal Başkanı Taner Kılıç&#8217;ın örgüte üyelikten, Günal Kurşun, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Nejat Taştan ve Veli Acu&#8217;nun üye olmamakla birlikte örgüte yardımdan cezalandırılması, yargılanan diğer 5 kişinin de beraatini talep ettiği mütalaasını verdi. Avukatlar, polis fezlekesiyle mütalaa hazırlanamayacağını ve suçlamaların çürütüldüğünü belirterek itiraz ederken, dava, 19 Şubat 2020&#8217;ye ertelendi.</p>
<p>Taner Kılıç, İlknur Üstün, Nejat Taştan, Günal Kurşun ve Nalan Erkem&#8217;in hazır bulunduğu davaya, hak savunucusu örgütlerin temsilcileri katıldı.  Duruşma öncesinde yapılan ortak açıklamada beraat talebi dile getirilerek, &#8220;Biz insan hakları savunucularının beklentisi, kamu adına hareket eden savcının yine kamu adına bu haksızlığa ve ortaya çıkan eziyete artık son vermek adına beraat talebinde bulunması ve davanın böyle sonuçlanmasıdır. İnsan hakları savunucuları olarak tek talebimiz arkadaşlarımızın en doğal hakkı olan özgürlükleridir.&#8221; denildi.</p>
<p><strong>Af Örgütü: &#8216;Talep Kabul Edilemez&#8217;</strong></p>
<p>Duruşmanın ardından bir açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Avrupa Direktörü Marie Struthers, “Bugün tüm kanıtları görmezden gelerek 15 yıla kadar hapis cezası isteyen bu kötücül mütalaa mantıkla izah edilemez” dedi. Struthers, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Taner, İdil ve diğer dört insan hakları savunucusuna yöneltilen terör suçlamalarının haksızlığı geçen dokuz duruşmada defalarca kanıtlandı ve bugün, tıpkı en başından beri olduğu gibi, 10 hak savunucusu ile Taner’in yalnızca yürüttükleri insan hakları çalışmaları nedeniyle yargılandığı açıkça ortaya konuldu. Hak savunucuları beraat etmelidir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/buyukada-davasinda-savcidan-basa-donduren-mutalaa/">Büyükada Davası&#8217;nda Savcıdan Başa Döndüren Mütalaa</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale&#8217;de Tarım Politikaları ve Müdahil Olma Stratejileri Değerlendirildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/canakkalede-tarim-politikalari-ve-mudahil-olma-stratejileri-degerlendirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 12:17:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Kaynaş]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Kapıkıran]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Akkuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurttaşlık Derneği'nin Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü projesi kapsamında Çanakkale'de düzenlediği sivil toplum atölyesinde, Çanakkale'nin demografik özellikleri, tarımsal yapısı ve tarımsal kamu politikalarına etki edebilme olanakları ve stratejileri konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/canakkalede-tarim-politikalari-ve-mudahil-olma-stratejileri-degerlendirildi/">Çanakkale&#8217;de Tarım Politikaları ve Müdahil Olma Stratejileri Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page-header">
<p><span style="font-size: 16px;">Türkan Saylan Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenen atölyede, Çanakkale olmak üzere Marmara Havzası ve çevre illerdeki sivil toplum temsilcileri davet edildi. Atölyede; havza ölçeğinde yurttaşın ve sivil toplum alanının gündemleri, bu gündemler bağlamında kamu politikalarının izlenmesi ve kamu politikalarına yurttaş katılımı ile tarım ve gıda politikalarının havza özelinde değerlendirilmesi başlıkları ele alındı. Toplantıda ayrıca, sivil toplum temsilcileri olarak kamu politikalarına etki edebilme olanakları tartışıldı; olası işbirlikleri ve muhatapları belirlendi ve müdahil olma yöntemleri konuşuldu.</span></p>
</div>
<div class="articleBody">
<p>Toplantı, Bilgi Üniversitesi’nden Orkun Doğan’ın Marmara Havzası’na yönelik yaptığı araştırma kapsamında gerçekleştirdiği sunuşuyla başladı. Doğan, Çanakkale’nin demografik özellikleri, göç kapasitesi, tarım arazileri, tarımsal yapısı ve tarımsal ürün çeşitliliğini anlattı. Çanakkale’nin yaşanabilirlik anlamında en mutlu kent seçildiğini ve bu nedenle bolca göç aldığını belirten Doğan, bu durumun Çanakkale&#8217;nin üretim ve emek rejiminde dönüşüm yarattığını vurguladı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-44786 size-full" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/EJ5D2P_WwAAoVFV.jpg" alt="" width="360" height="270" />İkinci oturumda, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Kenan Kaynaş tarım politikaları ve üretim süreçlerini, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Murat Kapıkıran ise gıda politikaları ve tüketim süreçlerini anlattı. Kaynaş, Türkiye’de tarım alanındaki kamu politikalarının en önemli eksikliğinin üretim planlamasının yapılmaması olduğunu vurgularken, bazı belediyelerin üretici birliklerini destekleyerek bu açığı kapatmaya çalıştığının altını çizdi. Türkiye&#8217;de bir tarım politikası olmadığını belirten Prof. Dr. Kaynaş, &#8220;Varsa da uygulanmıyor. Bugünkü Tarım Bakanlığı’nın izlediği politikada büyük sermayeye yönelik uygulamaların yapıldığını görüyoruz&#8221; dedi. &#8220;Üretimde kalite ve verimliliği arttırarak, imaj yaratmamız gerekiyor&#8221; diyen Kaynaş, &#8220;Fakat ne yazık ki bu imajı yaratamadık. Üretim planlamasının yapılması gerekiyor. Bakanlığın atıl yapısından kaynaklı olarak devlet üretim planlaması yapamıyor. Bunu bakanlığın yapması ve üretici birliklerine bildirmesi gerekiyor. Örneğin Çanakkale ilinde soğan, sarımsak, fasulye yetiştirilir, Balıkesir’de domates yetiştirilir gibi yönlendirmesi, sonrasında desteklemesi lazım.&#8221; ifadelerini kullandı. Kaynaş’a göre kamu politikalarının yönelmesi gereken noktalar; üretimde kalite ve verimliliğin artması, dünya pazarlarına rekabete uygunluk, üretimde istikrar, dış ticaretin artması için yapılacak çalışmalar, çevreye saygılı sürdürülebilir üretimin geliştirilmesi, ürün hallerinin geliştirilmesi, verimli üretici birliklerinin kurulması, gıda güvenliğinin sağlanması ve gıda güvenliği ile ilgili yasaların etkili şekilde kullanılması ve tüketicinin bilgilendirilmesi. Kapıkıran ise, yeni nesil kooperatifçilik ve sosyal dayanışma ağlarının üzerinde durdu.</p>
<p>Son oturumda ise Volkan Akkuş’un moderasyonunda yerel ve bölgesel kamu politikaları süreçlerine etkin yurttaş katılımını, strateji ve yöntem işbirliği olanakları konuşuldu.. Bu bölümde üretimi denetleyen, gıda güvenliğini gündemine alan, pazarlama ve markalaşmayla ilgilenen kamu kurumları ortaya çıkarılarak, sorunlu başlıklar ve muhataplar belirlendi. Mevcut yasalar ve mevzuatlar gereği kamu idaresinin küçük üreticiye hangi konularda ve koşullarda destek verdiği, doğrudan ilgili görünmeyen hangi kurumların gıda politikalarını dolaylı olarak yönlendirdiğini ve tüketicinin gıda politikalarına yönelik kontrol mekanizmalarına erişimi de değerlendirildi.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/canakkalede-tarim-politikalari-ve-mudahil-olma-stratejileri-degerlendirildi/">Çanakkale&#8217;de Tarım Politikaları ve Müdahil Olma Stratejileri Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Ortak Platformu:  &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 11:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[BM Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44780</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 30. yılı vesilesiyle yaptığı açıklamada, "Türkiye BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceleri kaldırmalıdır" çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/">İnsan Hakları Ortak Platformu: &lt;br&gt; &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği&#8217;nden yapılan ortak açıklamada, Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmenin çocukların insan hakları konusunda devletlere üç temel yükümlülük verdiği belirtilerek, &#8220;Bu yükümlülükler; devletlerin çocukların haklarına saygı göstermesi, onların haklarını koruması ve bu hakların gerçekleşmesi için her türlü olanağı yaratmasıdır. Ancak hem dünyada hem de Türkiye’de devletler çocuklara karşı bu yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Milyonlarca çocuk yerinden ediliyor; savaş ve şiddet sebebiyle yaşamını kaybediyor, işkence, kötü muamele ve istismara maruz kalıyor, ayrımcılığa uğruyor, eğitim, sağlık, barınma gibi temel haklarına erişemiyor, özgürlüğünden yoksun bırakılıyor ve hayatın eşit ortakları olarak kamusal alana katılamıyor.&#8221; denildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sözleşmeyi 1995 yılında üç çekinceyle imzaladığı belirtilen açıklamada, &#8220;Sözleşme’nin 30. yılında Türkiye nüfusunun yüzde 28’ini oluşturan çocukların her birinin sadece çocuk olduğu için BM Çocuk Hakları Sözleşmesinden doğan hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesi, çocuk haklarına saygı duyulması ve bu hakların korunması için devletin tüm organlarını;Sözleşmede yer alan saygı gösterme, koruma ve sağlama yükümlülüklerini yerine getirmeye ve sözleşmenin 17., 29. ve 30. maddelerine konan çekinceleri kaldırmaya çağırıyoruz.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/">İnsan Hakları Ortak Platformu: &lt;br&gt; &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Derneklerinden Ortak Açıklama</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/insan-haklari-derneklerinden-ortak-aciklama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 07:56:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Rights Defenders]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44217</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hakları alanında çalışan dernekler tarafından yapılan ortak açıklamada, hak savunucularına yönelik baskıların devam ettiği belirtilerek,  "İnsan haklarını savunmak uluslararası ve ulusal hukuk tarafından da korunan bir haktır. İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskılara son verilmelidir" çağrısı yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/insan-haklari-derneklerinden-ortak-aciklama/">İnsan Hakları Derneklerinden Ortak Açıklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Civil Rights Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Yurttaşlık Derneği tarafından yapılan açıklamada, hak ve özgürlükler alanını kısıtlayan, sivil toplumu çeşitli baskılarla yüz yüze bırakan sonuçları insan hakları örgütleri olarak endişeyle izlenildiği belirtildi.</p>
<p>Geçtiğimiz haftalarda hak savunucularına ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine yönelik girişimlerin sıralandığı açıklamada, &#8220;Hak ihlallerini belgeleme, izleme, mağdurların adalete erişimi için destek vermekle yükümlü olan hak örgütleri; belgeledikleri ve açıkladıkları hak ihlalleri nedeniyle cezalandırılmaktadır. Tüm bu gelişmeler, sivil toplumun olağan, meşru, yasalar çerçevesinde sürdürdükleri faaliyetlerine yönelik sistematik bir saldırı olduğunun göstergesidir. Toplumun tüm kesimlerinin ifade özgürlüğünü korumak ve gözetmekle yükümlü kurum ve kişilerin, bu görevlerini yerine getirmesinin engellemeye yönelik bu tür uygulamaların toplumsal muhalefeti yükseltmekten başka bir sonucunun olmadığı Türkiye’de ve dünyada yaşanmış pek örnekle sabittir. İnsan haklarını savunmak uluslararası ve ulusal hukuk tarafından da korunan bir haktır. İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik bu baskılara son verilmelidir.&#8221; denildi.</p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="https://hakinisiyatifi.org/hak-savunucularina-yonelik-baskilar-devam-ediyor.html" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/insan-haklari-derneklerinden-ortak-aciklama/">İnsan Hakları Derneklerinden Ortak Açıklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda Güvenliği Şehirlinin De Köylünün De En Büyük Derdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/gida-guvenligi-sehirlinin-de-koylunun-de-en-buyuk-derdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 07:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu Gürkan]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurttaşlık Derneği’nin, erişilebilir ve güvenilir gıdanın izini insan ağları üzerinden süren  “Yerel/Bölgesel Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü” Projesi'nin detaylarını konuştuğumuz Savunuculuk ve İletişim Koordinatörü Cansu Gürkan, gıda güvenliği konusunun şehirlerden köylere, üreticiden tüketiciye tüm kesimler için sorun olarak görüldüğünü belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/gida-guvenligi-sehirlinin-de-koylunun-de-en-buyuk-derdi/">Gıda Güvenliği Şehirlinin De Köylünün De En Büyük Derdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul yüzde 85’ten fazla tarımsal ürün, yüzde 99 hayvansal üretimde diğer illere bağımlı. Büyük şehirlerden küçük şehirlere, kasabalardan köylere, herkes yediği gıda ürünleri konusunda endişeli.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişilebilir ve güvenilir gıdanın izini insan ağları üzerinden süren Yurttaşlık Derneği’nin </span>“Yerel/Bölgesel Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü” <span style="font-weight: 400;">Projesi  merkezine Meriç-Ergene, Susurluk, Marmara su havzaları ve İstanbul olmak üzere 4 bölgeyi alıyor. Proje temelde kamu politikalarına yurttaşların etki edebilme kabiliyetini artırmayı hedefliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üretim ve tüketim alanında yaşanan sorunların ulaştığı boyut gıdayı temel yurttaşlık meselelerinden biri haline getiriyor. Bu durum yurttaşın kamu politikalarına muhalefet etme ya da katılım biçimini de değiştiriyor. Yurttaş kamu otoritesine etki etmeye çalışmak değil, yerel yönetimlerin dinamiklerine yaslanmaya başladığı ağlar kuruyor. Bunun kanıtlarından biri İstanbul’da günden güne sayısı artan gıda toplulukları ve alternatif gıda inisiyatifleri.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir veri olarak buraya koyalım; Bülent Şık’ın son makalesi “<a href="https://bianet.org/bianet/saglik/211406-kamuoyundan-gizlenen-halk-sagligi-sorunlari-i">Kamuoyundan gizlenen halk sağlığı sorunları I</a>&#8221;</span><span style="font-weight: 400;"> AB ülkelerinden 4 yıl sonra, ancak 1 Ocak 2018’de Türkiye’de yasaklanan tarım zehri Carbendazim’in bu ülkenin topraklarından hâlâ çıkabilmesinin serüvenini anlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekibin Savunuculuk ve İletişim Koordinatörü Cansu Gürkan üreticilerle yaptıkları görüşmelerde, büyük üretim yapıları karşısında gücünü kaybeden küçük üreticilerin sürdürülebilir olma çabasıyla maliyeti düşürmek için kimyasal ilaç ve gübre kullanmak zorunda kaldıklarını aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hal böyleyken gıda konusunda ya bir devlet politikasına ihtiyaç var ya da bu işi sivil toplum ve yurttaş üstleniyor. “Yerel/Bölgesel Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü” Projesi onlardan biri. Gürkan ile detayları konuştuk. </span></p>
<p><b>Kolay bir yerden başlayalım; “Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü Projesi” neyi hedefliyor,  kaç yıl sürmesi planlanıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam adıyla “Yerel/ Bölgesel Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü Projesi”, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Yurttaşlık Derneği olarak yürüttüğümüz 2 yıllık bir çalışma. Temel olarak, yerel ve bölgesel düzeyde yurttaşın belirli stratejiler ve savunuculuk yöntemleri oluşturarak kamu politikaları ve demokratik yönetim süreçlerine katılımını desteklemeyi amaçlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada, kamu politikalarının oluşum sürecinde sivil toplumun sürece daha fazla dahil olması gerektiğini düşünüyoruz. Yurttaşların hayatını etkileyen kamusal meselelerde kendi sözünü geliştirmesi için kamu idaresi ve yurttaş arasındaki diyaloğun geliştirilmesi de büyük bir ihtiyaç olarak görünüyor. Bu nedenle, proje faaliyetleriyle yerel oluşumların farklı politika düzeylerinde güçlenmesini hedefliyoruz. Yani temel mesele; kamu politikalarının oluşturulma sürecindeki şeffaflık, hesap verebilirlik ve kapsayıcılık ilkelerini gözeten çalışmamız, yurttaşların yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası olmak üzere tüm politika üretimi süreçleri ve dinamikleriyle ilgili bilgi ve söz sahibi olması. Bunlara ulaşabilmek için havzalara saha ziyaretleri gerçekleştiriyor, sivil toplum temsilcileriyle atölyeler ve toplantılar yapıyor, yuvarlak masa toplantılarında kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyoruz. </span></p>
<p><strong>Üretim Ve Tüketim Aşamasında Yurttaşı Dahil Etmek Ana Eksen</strong></p>
<p><b>Çalışmalarınızdaki katılımcılara baktığımız zaman, Türkiye’de gıda politikası üzerine çalışan kişi ve kurumun içinde olduğunu görüyoruz. Bu tema, kavramsal çerçeve nasıl belirlendi? Katılımcılarla birlikte mi? Yani, konu nasıl “gıda”ya geldi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çeyrek asrı geride bırakan bir dernek olarak, yurttaşların yaşamlarını biçimlendiren karar ve eylemlerde doğrudan söz sahibi olabilmeleri için çalışmalar yürütüyoruz. Geride bıraktığımız yıllar içinde yaşanan ekonomik, siyasal ve ekolojik gelişmelerle birlikte yurttaşlık kavramının içeriği de değişti. Bu projemizin yapı taşını da yurttaş katılımı oluşturuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüketiciler, pazarda ve markette ucuz ve sağlıklı gıdaya erişim kaygısı yaşarken; küçük ölçekli üreticiler ulusal ve ulusötesi üretim yapıları karşısında sürdürülebilir olmaktan uzaklaşıyor. Üretim ve tüketim alanında yaşanan sorunların ulaştığı boyut, yaşamsal girdilerin en önemli kaynağı olan gıda sorunsalını temel yurttaşlık meselelerinden biri haline getirdi. Kaldı ki, bu sorunsal kamu idaresinin de gündemini meşgul ediyor. Bu sebeplerden çalışmanın ana temasını “üretim ve ve tüketim boyutlarıyla güvenilir ve erişilebilir gıda” olarak belirledik. </span></p>
<p><b>Marmara&#8217;da Diyaloğu Güçlendirmek Ön Planda</b></p>
<p><b>Proje için Meriç-Ergene, Susurluk, Marmara su havzaları ve İstanbul olmak üzere 4 bölge (İstanbul, Kocaeli, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Bursa, Balıkesir illeri) seçilmiş. Bu bölgelere yoğunlaşılmasının temel sebebi nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hedef bölgelerin coğrafi olarak Marmara Bölgesi’nde toplanmasının birkaç sebebi var. Öncelikle, Yerel/Bölgesel Kamu Politikalarında Yurttaşın Sözü Projesi, 2013-2016 yıllarında yürüttüğümüz Bölgesel İdare ve Yerel Demokrasi Projesi’nin ikinci fazı olarak gerçekleştiriliyor. Bölgesel İdare ve Yerel Demokrasi Projesi faaliyetleri Türkiye idari sisteminde kabul edilmiş olan İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırılması (IBBS) yönteminde belirlenmiş birinci seviye bölgelerinden İstanbul, Akdeniz, Orta Anadolu, Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerini kapsıyor, Marmara bölgesini kapsamıyordu. Projenin bu fazında Marmara Bölgesi’ne odaklanılmasının ilk sebebi bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci olarak, farklı bölgelerde faaliyet göstermek yerine tek bir bölgeye yoğunlaşmanın, ilgili aktörlerle ilişkileri ve diyalogu güçlendirmek, gerekli ağların kurulması için işbirliklerini oluşturmak ve çalışmaların etkisini daha iyi ölçebilmek gibi sebeplerle daha verimli olacağını düşündük. Marmara bölgesi, Türkiye’nin nüfus bakımından en yoğun bölgesi ve etki alanı oldukça geniş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, lojistik olarak Marmara Bölgesi proje aktivitelerini gerçekleştirebilmemiz açısından çok daha erişilebilir. Sık sık gerçekleştirdiğimiz saha ziyaretleri, havzalarda yapacağımız toplantı ve atölyelerin yoğunluğu düşünüldüğünde, İstanbul merkezli bir dernek olarak, Marmara Bölgesi’nde çalışmalarımızı çok daha verimli gerçekleştirebiliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Marmara havzasında üreticilerin oluşturduğu kooperatif ve birliktelikleri, İstanbul’da tüketicilerin güvenli gıdaya ulaşmak için kurduğu ağları, Susurluk havzasında üretim ve tüketimde kadın emeğini, Meriç-Ergene havzasında ise gençlerin gıda ekseninde kamu politikalarına katılımlarını artırmak ve dijital platformları katılım mekanizmalarına ve üretim-tüketim ağlarına dahil etmelerini teşvik etmek konularında çalışıyoruz.  </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Güvenilir gıda meselesi üretim süreçlerinden bağımsız düşünülmemeli. Üreticilerle yaptığımız görüşmeler bize, büyük üretim yapıları karşısında gücünü kaybeden küçük üreticilerin sürdürülebilir olma çabasıyla maliyeti düşürmek için kimyasal ilaç ve gübre kullanmak zorunda kaldığını gösteriyor. Üreticiler kullandıkları ilaçlardan kendi sağlıklarının da olumsuz yönde etkilendiğini dile getiriyor. Tüketicilerin güvenilir gıdaya erişimde yaşadığı sorunlar gibi, üreticiler için de ekolojik üretim, maliyetinden dolayı erişilebilir değil.</span></p></blockquote>
<p><strong>Üreticinin Sağlığı Da Kendi Kullandığı İlaçtan Etkileniyor</strong></p>
<p><b>Gıda güvenliği konusu, biraz “büyük şehirli” derdi mi? Yoksa kasabalarda ya da köylerde de bu endişe yaşanıyor mu? Gözlemleriniz neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda güvenliği gıdaların hasatı, taşınması, işlenmesi, hazırlanması, depolanması ve son tüketiciye sunulması sürecinde gıda kaynaklı rahatsızlıklara ya da hastalıklara neden olan fiziksel, biyolojik ve kimyasal nitelikteki çeşitli risk unsurlarını önleyecek, zararsız kılacak ya da elimine edecek yaklaşımları ele alan bir kavram olarak tanımlanıyor. Büyük şehirlerde tüketiciler güvenli gıdayı temin etmekte güçlük çektiklerini belirtiyor. Aldıkları gıdada kimyasal kullanılması kaygısı yaşıyor, güvenli gıdayı bulabilse bile çok pahalı olduğu için erişemiyor. Fakat gıda güvenliği konusu sadece büyük şehirlerde sorun edilen bir konu değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle güvenilir gıda meselesi üretim süreçlerinden bağımsız düşünülmemeli. Üreticilerle yaptığımız görüşmeler bize, büyük üretim yapıları karşısında gücünü kaybeden küçük üreticilerin sürdürülebilir olma çabasıyla maliyeti düşürmek için kimyasal ilaç ve gübre kullanmak zorunda kaldığını gösteriyor. Üreticiler kullandıkları ilaçlardan kendi sağlıklarının da olumsuz yönde etkilendiğini dile getiriyor. Tüketicilerin güvenilir gıdaya erişimde yaşadığı sorunlar gibi, üreticiler için de ekolojik üretim, maliyetinden dolayı erişilebilir değil. Kırsal bölgelerde yaşayan ve üretim yapan kişiler için güvenli gıda konusunda yaşanan endişe ilk olarak burada kendisini gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci olarak, kasaba ve köylerde yaşayan tüketiciler de erişebildikleri gıda konusunda kaygılı. Örneğin Ergene kirliliği Trakya bölgesinde, kasaba ve köylerde yaşayan kişilerin de gıdaya güvenini düşürüyor. Ya da Çanakkale’de yaşayan tüketiciler burada üretilen domatesi tüketmek istemiyor.. Bunun yanında bir bölgedeki çevre kirliliği yalnızca o bölgeyi değil, o bölgede üretilen ürünün dağıtıldığı tüm bölgeleri etkiliyor. Büyük şehirlerden küçük şehirlere, kasabalardan köylere, görüştüğümüz kişilerin çoğunluğu yediği gıda ürünleri konusunda endişeli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer taraftan, üretimden yabancılaşan tüketim alışkanlıkları, gıdaya dair bilgilerde güvensizlik, sağlık problemlerindeki artış, gelir yetersizliğinden dolayı tüketicilerin sağlıklı gıdaya erişememesi gibi sebeplerle, İstanbul’un güvenli gıdaya erişim sorununu en yoğun yaşayan şehir olduğu açık. Diğer yandan İstanbul’da gıda toplulukları ve alternatif gıda inisiyatiflerinin sayısı günden güne artmakta. Bunun bir sebebi İstanbul’daki zaman sıkıntısı iken, daha önemli bir diğer sebebi ise İstanbul’un doyurucu bir tarımsal üretim yapısına sahip olmaması. İstanbul, yüzde 85’den fazla tarımsal ürün, yüzde 99 hayvansal üretimde diğer illere bağımlı.</span></p>
<p><b>Yeni Toplumsallık Arayışları Yeşeriyor</b></p>
<p><b>Yurttaşların merkezi kamu politikalarına katılım kanallarının güçlendirilmesi ihtiyacı ortada. Özellikle üretimden tüketime kadar bütün süreçlerde denetim ve destekleme politikalarının kamu yararı anlayışıyla daha da şeffaflaşması ve etkin hale getirilmesi gerekiyor. Bu durum bir yandan vatandaşların kendi taleplerini seslendirmeye ve “örgütlenme” ağlarını kurmaya başlamasının da temel neden oluşturuyor. Siz bu durumu projenizde nasıl ele alıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözlemimiz büyük katılımcı platformlar, kitlesel protestolar ve davalar gibi yöntemlerin giderek şekil değiştirdiğine ve alternatif çözümler oluşturmaya yönelik. Gıda özelinde konuşursak, yurttaş inisiyatifleri alternatif üretim ve tüketim ağlarına katılmak ve denetim mekanizmaları kurmak gibi yeni toplumsallık formları arayışlarına yöneliyor. Özellikle kamu otoritesine etki etmekten çok yerel yönetimlerin olanak ve dinamiklerine yaslanmak daha sonuç alıcı olarak algılanıyor. Bizim çalışmamızın ana ekseni de bu yönelimleri desteklemek, bu yöndeki talepleri bir savunuculuk konusu olarak hayata geçirmeye dayanıyor. </span></p>
<p><b>Gıda meselesi etrafındaki güncel tartışmalarda kamu idaresine yönelik taleplerin yoğun olduğu görünüyor. Ortak toplantılarınızda Ticaret, Tarım, Sağlık Bakanlığı gibi kurumlardan gelen temsilcilerin de yer aldığını görüyoruz. Bu durum bana “Devlet kurumları, gıda konusunda diyaloga daha açık” gibi bir tını düşündürdü. Bu, kamu idaresi için de yeni bir alan ve tartışma. Belki de bu yüzden. Katılır mısınız? Siz ne söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">11-12 Temmuz 2019 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiğimiz Açılış Toplantısı’na Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği, Dışişleri Bakanlığı ve KOSGEB’den toplam 25 temsilci katıldı. Bu, Kamu-STK işbirliğine yönelik STK’lar tarafından organize edilen bir toplantı için oldukça iyi bir sayı. Açılış Toplantısının amacı Kamu-STK İşbirliği olanaklarını tartışabilmek için diyalog zemini oluşturmaktı. Bu aynı zamanda projenin hedeflerinden de bir tanesi. Hem kamu idaresi, hem de sivil toplum temsilcilerinin işbirliğine son derece açık  yaklaştığı bir toplantı gerçekleştirdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda konusu katılım gösteren bakanlıkların da gündeminde. Bakanlıkların ilgili birimlerini davet ederken özellikle buna dikkat ettik. Örneğin, gıda güvenilirliği Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da gündeminde geniş bir yer kaplıyor. Bakanlığa bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden katılan temsilciler, çalışmalarında ilaç kullanmadan üretim yapabilmek konusuna odaklandıklarını, ilaç kullanımını azaltmaya yönelik 18 adet araştırma merkezlerinin olduğunu ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, Kamu idaresini temsil eden hemen her katılımcı temsil ettikleri bakanlıkların STK’lar ile ortak çalışmalar yaptıklarını ve bu işbirliğini geliştirmek istediklerini belirtti. </span></p>
<p><b>Türkiye&#8217;de Yurttaşlar Bir Araya Gelmeye Alışık</b></p>
<p><b>Çeşitli katılım mekanizmalarının/süreçlerinin içinde olan ya da olmak isteyen ve yine güvenli ve erişilebilir gıda talebini sahiplenen yurttaş kesimlerine baktığımızda sınıfsal ve mekansal bir ayrım var gibi. Yani, katılan ve güvenli gıda isteyen yurttaş daha çok kentli ve orta sınıf. Sizin çalışmanızda bu durum nasıl görünüyor? Katılım ve söz konusu talebi daha yaygın yurttaş kesimleri için var etmek adına neler yapıyorsunuz, yapacaksınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet haklısınız, böyle bir görüntü ilk bakışta kendini gösteriyor. Ancak, bizim saha çalışmalarımızda gördüğümüz şimdiye kadar adım atmamış olsa da ya da gündeminde katılım ve güvenli-erişilebilir gıda olmasa da geniş bir yurttaş kesimi harekete geçmeye hazır. Her şeye rağmen Türkiye&#8217;de canlı bir sivil toplum alanı var. Yurttaşlar çeşitli motivasyonlarla bir araya gelmeye alışıklar. Kastettiğim şu: hemşehri derneği için bile olsa bir örgütlülük var. Şimdi ise bu dinamizm farklı biçimlerde bir araya gelmeye müsait. Kooperatifler, mahalle toplulukları vs. aracılığıyla belli meselelerde buluşmaya başta yerel yönetimler olmak üzere kamu idaresi ile konuşabilir, müzakere edebilir, yeri geldiğinde iş birliği yapabilir bir potansiyel bu. Kaldı ki, örneğin çevre hareketlerine baktığımızda kentli olmayan kırda-köyde yaşayan yurttaşların kendi hayatlarına ilişkin kararlarda söz sahibi olmak istediklerini de görmek mümkün. Ayrıca, bunlar tekil örnekler olmaktan çıkıyor. Sonuçta, şimdilik bir tür sınıfsal kümelenme görülüyor olsa da bu kümelenme yaygınlaşacağa benziyor. Biz de projemizde kamu politikalarına yurttaş katılımı, iletişim-diyalog kanalları, işbirliği zeminleri açısından olanakları ve aktörleri arttırmanın, çeşitlendirmenin yolları için hem kamu hem de kamu idaresi ile birlikte kafa yormaya, birlikte hareket etmeye çalışıyoruz.</span></p>
<p><strong>Projeden Notlar&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmanın ilk 6 ayını oluşturan Temmuz 2019’a kadar toplam 12 saha ziyareti, İstanbul’da bir günlük calışma toplantısı ve Ankara’da iki günlük açılış toplantısı ve çeşitli savunuculuk faaliyetleri gerçekleştirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında önümüzdeki günlerde havzalara yönelik ziyaretlerine devam edecek. Bu ziyaretlerle sivil inisiyatifler arasındaki ağları güçlendirmeyi hedefliyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sonraki etkinlikleri Ekim ve Kasım aylarında Çanakkale, Bursa ve Edirne şehirlerinde yapılacak sivil toplum atölyeleri. Bu atölyelerde yurttaşların kamu idaresine iletecekleri talepleri, bu talepleri karşılayacak ilgili kurumu ve bu talepleri ilgili kuruma iletmek için kullanılacak yöntemi belirleyip, savunuculuk faaliyetleri için yol haritası çıkaracaklar. Sonra İstanbul, Balıkesir ve Tekirdağ’da gerçekleşecek yuvarlak masa toplantıları ile yurttaşlar ve kamu kurumlarından temsilcileri bir araya gelecek, belirlenmiş talepleri doğrudan konuşabilecekleri bir platform oluşacak. Ekip, “Yurttaşın Sözü” isimli Instagram hesaplarında yurttaşlardan gelen talepleri ve seçtikleri temalar ile havzalara dair önemli bilgileri paylaştıklarını da ekliyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/gida-guvenligi-sehirlinin-de-koylunun-de-en-buyuk-derdi/">Gıda Güvenliği Şehirlinin De Köylünün De En Büyük Derdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 10:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifçilik]]></category>
		<category><![CDATA[tesev]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’de yapılan “katılımcı kent yönetişimi için yerel yönetim ve kooperatif iş birliği” panelinde Kalkınma Atölyesi Genel Sekreteri ve kurucularından Ertan Karabıyık kadın kooperatiflerin çoğunlukla toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirir nitelikte olmasını eleştirirken; Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Bahar Yalçın ise evdeki kadının ekonomik hayata katılması noktasında bu tür kooperatiflerin önemine vurgu yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/">Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Yurttaşlık Derneği’nin, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Friedrich Ebert Stiftung Derneği’yle ortaklaşa düzenlediği  “Katılımcı kent yönetişimi için yerel yönetim ve kooperatif iş birliği” paneli Mersin’de Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-39648 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kapak-2-2-640x480.jpg" alt="" width="383" height="287" />Türkiye’de kooperatiflerin sorunlarına değinen Kalkınma Atölyesi Genel Sekreteri Ertan Karabıyık “Kooperatif kuranlar kendileri bir araya gelmedikleri, fikirlerini kendileri oluşturmadıkları sürece bu oluşumların uzun süre yaşamaları mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye’de 80 bin kooperatif, 80 milyon ortak var ama hikayesi yazılacak kooperatif bulmakta zorlanıyoruz. “ dedi. Yerel yönetim-kooperatif ilişkisini çok önemsediklerini belirten Karabıyık, “ Belediyeler hizmetlerini kooperatiflerden almaya dönük çalışmalar yapmalı ve bunu piyasa fiyatının altında, sürekli ve hesap verebilir hizmet almalı. Bu hizmetler yaşlı bakım hizmetlerinden sosyo-psikoloji, imar hizmetlerine kadar kooperatiflerden yararlanmalı. İllerinde kooperatif kurulmasına ve özellikle gençlerin kooperatif kurmasına yönelik iklimi değiştirmeye çalışmalı. Kayırmacı yaklaşım olmamalı. Bu hem belediyeye, hem topluma hem de kooperatife zarar verir. Kooperatifleri denetleyen kooperatiflerle çalışmalılar, elde ettikleri karların nasıl kullanıldığına dair onlarla çalışma yapmalıdır. Ama temel ilke; birincisi kooperatifleri kurma sürecine girmeyecek, ikincisi kooperatiflere kayırmacı davranmayacak. Bu kooperatiflerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için sadece ve sadece teknik destek vermeli. Finans desteğinden bahsetmiyoruz! Arsa vermek, bina vermek, personel tahsis etmek doğru değil. Bunları yapamayan kooperatiflerin de batmasına izin vermelerini istiyoruz. Çünkü kooperatifler böyle batarsa anlamlı olur. İnsanların, özellikle gençlerin ufacık sermayelerine güvenerek iş yapmalarını sağlayacak ortam yaratabilmeliler.” şeklinde konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Kadın Kooperatifleri Tartışması</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmasında Türkiye’deki kadın kooperatifleri de eleştiren Karabıyık, “Pek çok kooperatif bu yeni rüzgarda keşke kooperatif yerine şirket ya da dernek kursalardı. Kuranların ya da kurduranların işlerini azaltırdı. Kooperatif hukuku ile dayanışma hukukunu biraz konuşmak ve neden yapamıyoruz, başaramıyoruz konuşmak gerek? Tarihsel, sınıfsal ve kültürel boyutlarını konuşmalıyız. Kadın kooperatifleri de yemek yapma, el işi gibi konulara yönelik. Bu kadınlar yemek yapmaktan, el işi yapmaktan, çocuk bakmaktan başka bir şey bilmiyor mu? Neden kadın mimarlar, doktorlar, mühendisler kooperatif kurmazlar?” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Bahar Yalçın da toplumsal rollerin kadınlar önünde en büyük engel olduğuna değinerek, ““Burada eğer bir beceriksizlik varsa, bu kadının da erkeğin de problemidir. Himaye olayı ile ilgili belediyeler tarafından bir tür abicilik-ablacılık yapmak, ürünü karşılıksız olarak almak, kalitesine bakmadan almak, hadi kurun bir kooperatif bakalım’ demek çok sakıncalı. Ama diğer yandan kadınların bir araya gelmesinde kamunun görev alması önemli bir şey. Bu ikisi arasındaki farkı ortaya koymamız gerekiyor. İnsanların bir araya gelmesi, örgütlenmesi o kadar kolay bir şey değil. Kamunun bu ortamları yaratabilmesi, kadınların bir araya geleceği ortamı oluşturması, elindeki üretimi satış yapacağı alanları oluşturmak önemli. Kadınlar niye ev içi üretim yapıyor, neden bakım yapıyor? Ben bir mimarım. Mimar olarak çalışırsam çalışırım. Ama evindeki kadın zaten ekonomik hayata katılamadığı için kooperatif kurmak istiyor. Ürünler de bu nedenle buna yönelik böyle çıkıyor. Kendi mesleği ile ilgili ilerlemiş kadınlar ya şirket kuruyor ya da başka kooperatiflere dahil oluyor. Bunun örnekleri de var. Daha yaratıcı kooperatifler çıkıyor. Ama kadın kooperatifi dediğimiz zaman evet mesele biraz bakımla alakalı. Çünkü o zaten çocuğu veya evdeki yaşlı bakımı yüzünden evinden çıkıp da iş hayatına katılamamış. Buna bir çözüm arıyoruz zaten. O evdeki çıkışı bir şekilde ev içi üretimi çıkışı. “ dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kadın kooperatiflerinin sadece ekonomik boyutuyla değil aynı zamanda kadınlar için sosyalleşme alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, “Kadın kooperatiflerine belediyeler açısından bakıldığında bu olanağın yaratılması gerekiyor. Ama hadi şu kooperatifi kurun düşüncesinin yanlış olduğu da unutulmamalı. Türkiye’de yaklaşık iki yüz tane kadın kooperatifi var bunun bir kısmı belediyelerden olduğu doğru. Bunlardan faydalanmış binlerce kadın var. Sonuçlara bakıldığında kadınların hayatlarındaki öz güvenlerini kazanmalarına başka bir iş yapmalarına veya ilk defa para kazanmaya başlamalarında önemli bir etkisi var bu kooperatiflerin. Kadının parasını kazanmakla beraber çocuğuyla veya eşiyle ilişkisi de değişebiliyor. Belediyeler konusunda kooperatifçilik alanında baktığımızda hemen bunun yasal dayanağı yok deniyor. Aslında baktığımızda belediye mevzuatında kooperatifle işbirliği yapabilir diye bir şey yazmıyor ama engelleyen bir düzenleme de yok. Bakanlıklar için de aynı durum söz konusu. Burada yasal yolların pratiklerle beraber açıldığını görüyoruz. Önemli olan birlikte ne yapacağız, yerelin kalkınma planıyla bu kooperatifleri nasıl bir araya getireceğiz. Belediyenin Buradaki pozisyonu hayata bakışında dönüştürücü olmalı.” Diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> “Kooperatifçilik Sihirli Bir Araç Değildir”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39649 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kapak-1-640x480.jpg" alt="" width="395" height="296" />İkinci oturumda belediye başkanlarının sunumlarının oturum başkanlığını, barış bildirisini imzaladığı için KHK ile ihraç edilen ve Kültürhane’nin kurucularından olan Ulaş Bayraktar yaptı. Kooperatifin bir sihirli bir araç olmadığını, sadece kooperatif kurmakla bir yere varılamayacağını  vurgulayan Bayraktar, “Onun gerektirdiği güveni birlikteliği dayanışmayı tesis ettikten sonra ancak anlam kazanabilir. Ovacık Belediyesi’nin popüler olan tecrübesi, Seferhisar’ın bilinen tecrübeleri kooperatifi sihirli bir formül gibi algılamamıza sebep oluyor. Bu tehlikeli bir tuzak. Onun için kooperatifin gerektirdiği birlikteliği, gönüllülüğü, dayanışmayı ve güveni tesis etmeden bundan bir şey beklemek, daha tam kaldıramadığımız yapı kooperatifleri enkazına yeni bir enkaz ekleme riskini barındırıyor. Bu nedenle yeni bir kooperatif kurmadan önce mesaimizi birbirimizi tanımaya ayırmamız gerektiği aşikar. Bu oturum görünüş olarak belediye başkanlarından oluşan bir oturum gibi gözüküyor. Oysa öyle değil, iki konuğumuzda kooperatifçilik konusunda bilgili ve deneyimli isimler. Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’ın görevi sırasında yaptıklarını da biliyoruz. Ancak kendisi kooperatifçi bir aileden gelmenin yanı sıra kooperatifçilik konusunda akademik çalışma da yapmış. Kooperatifçiliğin hem ziraat kökenini hem de örgütlenme olarak biliyor. Abdullah Özyiğit Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği’ni iflastan kurtarıp kara da geçirmiş birisidir. Aynı zamanda Avrupa’daki kooperatifçilik birliğinin yönetimini de aldı. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kooperatifçilik konusunda deneyimi bir isim.” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kooperatifçiliğin tarihsel sürecini anlatan Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan şu an ülkede gerçek kooperatifçiliğin yapılmadığını savundu. Devletin geçmişte olduğu gibi bu alanda yatırım yapması gerektiğini belirten Tarhan, “Devletin anayasada yazan ‘Devlet kooperatifçiliği teşvik için her önlemi alır’ ifadesinin laftan çıkması gerekiyor. 80 öncesinde Ecevit nasıl umut, heyecan yarattıysa bizim de bir şekilde, köylüden üreticiden başlayarak umut yaratmamız gerekiyor. Anayasanın sosyal devlet ilkesi hayata geçmedikçe kooperatifçilikte de başarılı olmak zor, bunun da altını çizmek istiyorum. Biz gönüllü yarattık. İnsanlar gönüllü çalışmalara katılsın dedik. Gönüllülerimizin yüzde 95’i kadın. Pozitif ayrımcılık konusu çok tartışılıyor. Burada da salona baktım en az yüzde 85’i kadın.  Kayırmacılık da olacaktır! İdareler, belediyeler tarımsal kooperatiflere, kadın kooperatiflere pozitif yönden ayrımcılık ve kayırmacılık yapacaktır. Ben tüccardan 10 liraya fidan alıyorsam, 15 lirayı verir kadından alırım. Bu kayırmacılıktır. Paranın gideceği yeri ben çok iyi biliyorum. Kooperatifçiliğin gönüllü olması gerekir, zorlamayla kooperatif olmaz. Biz 9 tane kadın üretici pazarı yaptık 650 kadınımızla. Buradan hiçbir para almıyoruz. Kadınlar daha mutlu oldu, daha refah içinde, ehliyet alıp araba kullandılar, ev sahibi oldular. Kadın üretici pazarıyla Çin’de 270 kadar ülkeden 3 yüz kadar belediye katıldı. Sonunda 15 tane finalist kaldı. Türkiye’den, ilçe belediyesinden bir tek biz kaldık finale. Bu 15 finalist arasından birincilik ödülünü aldık.” Diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Türkiye’de Kooperatif Hikayesi Var”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Tarımda çiftçinin ürettiğiyle markette satılan ürünün arasındaki fiyat farkına da dikkat çeken Tarhan bu konuda öncelikle üreticinin ses çıkarması gerektiğini şöyle vurguladı: “Geçen yıl şeftali üreticide 70 kuruştu, -daha sonra 50 kuruşa düştü- Mezitli Pazar yerlerinde 2-2,5 TL markette 5,99 TL’den satıldı. Tüm Türkiye’de böyleydi. Hadi hiç kimse ses çıkarmadı da köylüde de ses yok! Birçok yolu yöntemi var, kahvede toplantı yaptık. Bir yol sundum, ben önünüze geçeceğim, Mezitli’ye kadar beraber yürüyelim arkamdan gelir misiniz, sesimizi tüm Türkiye’ye duyuralım dedim, bir kişi gelmedi! Siz kendi hakkınıza sahip çıkmazsanız başkası sahip çıkmaz. Yasal direnme hakkınızı kullanmanız gerekir.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Kooperatifçilik alanında tecrübesi olan Mersin Yenişehir’in yeni Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de,  Ertan Karabıyık’ın “Türkiye’de kooperatif hikayesi yok” sözlerine 80’lerde faili meçhul cinayetlere kurban giden ecza kooperatifi şehitlerini hatırlatarak başladı ve şunları söyledi: “Türkiye’de hikayesi yazılacak, şehitleri olan kooperatifler var. Eczacılık kooperatifleri 80 öncesinde kurulmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39646 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/neşe-gülersoy.jpg" alt="" width="167" height="259" />Neşe Gülersoy (1979’da) Muğla’da, Naci Doğan (1980’de) Bursa’da Bursa Ecza Kooperatifinin başkandayken eczanelerinde öldürüldüler. Bunları öldürenler kim? Ben tanıyorum ki alanına müdahale ettikleri tekelci ilaç dağıtıcılarıdır. Türkiye’de suikastların çok olduğu bir dönemdi 80 öncesi. Bu insanlar eczanelerinde taranarak öldürülen kooperatif şehitleridir. Bir siyasi irade, bir ön açıcılık olmadan bu işlerin olma şansı yok. Çünkü yaşamımızı siyaset belirliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39647 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/naci-dogan.jpg" alt="" width="150" height="242" />Bugün ülkeyi yönetenler eğer kooperatifçiliği öncelemiş olsalardı, kooperatifleşmeyle bir büyüme olurdu. Türkiye’de 32 tane olan eczacılık kooperatifleri şu anda 5 tane. Bir elin parmakları kadar kaldı. Ama tekellere karşı mücadele ediyorlar. Bu mücadele ettikleri yapıları söylesem hemen bilirsiniz; Hedef Ecza kooperatifi. Bu kooperatifin patronu şu anda belli basın-yayın grubunun sahibi Ethem Sancak idi. Oradan Alliance grubuna geçti. Yani eczacı kooperatiflerinin serüveni aslında birçok şeyi anlatıyor.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/">Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
