<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yoksulluk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yoksulluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yoksulluk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Dec 2022 13:34:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yoksulluk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yoksulluk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 13:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda, Türkiye&#8217;deki merkezi karar vericiler, yerel yönetimler ve siyasetçiler yoksullukla ilgili daha çok demeç veriyor ancak uzun süredir devam eden yoksulluğu sadece söylem düzeyinde ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Kalıcı ve derin yoksulluk sorunu, ancak bunun bir insan hakları ihlali olduğu kabul edilerek ve buna yönelik politikalar geliştirilirken hak temelli bir yaklaşım benimsenerek ele alındığında çözülebilir. Bunun için yoksulluğun, ekonomik koşulların ötesinde, sistematik olarak ayrımcılığa ve sosyal dışlanmaya maruz bırakılan toplumun farklı kesimlerinin yaşam boyu yaşadıkları bir deneyim olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu nedenle uzun süredir devam eden yoksulluğun ortadan kaldırılması veya azaltılması ancak herkesin insan haklarına erişimini ve kaynakların toplumun tüm paydaşları arasında adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayacak politikalarla mümkün. </span></p>
<h5><b>&#8216;Birçok Araştırma, Derin ve Kalıcı Yoksulluğun Arkasındaki Sistematik Ayrımcılığa İşaret Ediyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor. Örneğin, ailedeki anne babanın yoksulluğunun, onların temel haklarının kaybına neden olduğu gibi, o ailedeki çocukları da haklarının kaybına maruz bırakıyor. Bu da yoksul çocukların, eğitim, barınma, beslenme, enerji gibi temel haklardan doğrudan etkilenmesi anlamına geliyor. Derin ve kalıcı yoksulluk, sistemin en acımasız koşullarında yaşayan bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde ailelerinden miras aldıkları yoksulluğu gelecek nesillere aktarmaları anlamına geliyor ve bu zincirin parçaları birbirine eklenerek devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar, LGBTQI+ bireyler, çocuklar, yaşlılar, mülteciler, engelliler, Kürtler, mevsimlik işçiler, gençler ve Roman toplulukları gibi kırılgan grupların, ayrımcılık ve insan hakları şiddetinin neden olduğu yoksullukla karşı karşıya kaldığını gösteren birçok araştırma var. Örneğin; Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı)&#8217;ın 2019’da yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-yaslilik-tahayyulleri-ve-pratikleri-arastirmasi/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUtt9VM0s11qduQgH2m02-KheDUc19-aJGHXXtMZ0yso-DwyEUL3acgaAkPbEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">”, Türkiye&#8217;deki “Eşitsiz Yaşlanma” kavramına değiniyor. Araştırmada, Doç. Dr. Özgür Arun’un kaleme aldığı bölümde, eşitsiz yaşlanmanın, kişinin tüm yaşam döngüsüne ilişkin bir sürecin yansıması olduğu belirtiliyor. Türkiye’de en yoksul kuşaklardan birisinin çocuklar olduğu, yoksulluk riskinde ikinci sırada yaşlıların olduğu belirtiliyor. O dönemki verilere göre, Türkiye’de çocuk yoksulluğu %25 seviyesindeyken, yaşlıların da %17’sinin yoksul olduğu görülüyor. Bu bakımdan değerlendirildiğinde, genç kuşaklar arasındaki yüksek eşitsizlik riskinin gelecek elli yıl içinde de eşitsiz yaşlanmaya neden olacağı anlaşılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürt Çalışmaları Merkezi, Rawest Araştırma ve YADA Vakfı&#8217;nın birlikte yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Kürt Gençler’20 Benzerlikler, Farklar, Değişimler A</a>raştırması&#8217;na</span><span style="font-weight: 400;"> göre Kürt gençlerinin en büyük sorunu işsizlik ve ayrımcılık. Bulgular ayrıca Kürt gençlerine yönelik ayrımcılığın eğitime erişim ve diğer temel hakların ihlaline neden olduğunu da gösteriyor. Yine YADA&#8217;nın &#8220;<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-ne-egitimde-ne-istihdamda-neet-genclerin-ihtiyaclari-problemleri-gelecekten-beklentileri/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUuVnkXn46U8GFcGPchU-sq80EStovqBzoN6GhMc2myImWmWyoP-CV8aAsVWEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;deki Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET) Gençlerin İhtiyaçları, Problemleri, Gelecekten Beklentileri</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; adlı yakın zamanlı bir araştırmasının bulguları da kadınların, 25-29 yaş grubunun, düşük veya orta gelirlilerin, sağlık sorunları olanların ve Türk olmayan (Kürt ve mülteciler) gençlerin daha çok istihdam ve eğitim dışında kaldığını yani NEET grubunda olduğunu gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Bankası&#8217;nın Şubat 2022&#8217;de yayınladığı “Türkiye Ekonomi Monitörü: Akıntıya Karşı Kürek Çekmek</span><span style="font-weight: 400;">” raporunda, Covid-19 salgınının Türkiye’de mevcut gelir ve işgücü eşitsizliklerini artırdığı belirtiliyor. Rapordaki verilere göre; genel olarak, Türkiye&#8217;deki tüm yoksul insanların yarısı Doğu bölgelerinde bulunuyor. Veriler, Covid-19 pandemisinin bölgeler arası eşitsizlik bağlamındaki etkilerinin özellikle Türkiye’nin Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlar üzerinde yoğun olduğunu söylüyor ve bu durumun halihazırda yaşanan cinsiyet eşitsizliğini de artırdığı görülüyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık Derneği&#8217;nin ortaklaşa yürüttüğü &#8220;<a href="https://sodev.org.tr/sodev-turkiyede-roman-topluluklari-ve-yoksulluk-arastirmasi/" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; sonuçlarına göre, Roman yurttaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ayrımcılık. Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. En çok gündelik hayatta her gün ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Romanlar, ikinci sırada en fazla ayrımcılığa devlet daireleri ve hastanelerde maruz kaldığını belirtiyor. Araştırmada belediyelerden beklentileri de sorulan katılımcıların çok büyük bir bölümü sosyal yardımların artırılmasını istiyor. Devletten beklenti konusunda da sosyal yardımlar ilk sırada yer alırken, ayrımcılık yapılmaması ve iş imkânı istekleri de öne çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin Yoksulluk Ağı Türkiye tarafından hazırlanan “<a href="https://derinyoksullukagi.org/hikayenin-yok-hali/" target="_blank" rel="noopener">Hikâyenin Yok Hali</a></span><span style="font-weight: 400;">” adlı bir diğer yakın tarihli çalışmada, Türkiye&#8217;de yoksulluk ve ayrımcılıktan mustarip birçok insanın hikayesi var. Bu hikayelerde, ayrımcılık ve yoksulluk hikayelerinin çoğunun çocuklar, gençler, kadınlar ve LGBTQI+ bireyler tarafından deneyimlendiği görülüyor. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Büyüyen İklim Krizinin Yaratacağı Derin Yoksulluk Üzerine de Bir An Önce Çalışılmasına İhtiyaç Var&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, iklim krizinin yoksul nüfus üzerindeki olumsuz etkisinin toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla olduğunu gösteren birçok çalışma var. Öte yandan, iklim krizi nedeniyle toplumun önemli bir kısmının yoksullaşacağından da bahsetmek mümkün. Bu nedenle, büyüyen iklim krizinin yaratacağı derin yoksulluk üzerine de bir an önce çalışılmasına ihtiyaç var. Bu noktada yaşanacak olan gıda krizi ve eşitsizlik, Türkiye&#8217;deki karar vericilerin çözüm üretmek için çalışacakları en önemli konulardan biri olacak.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada sivil toplum yapıları, karar vericilerle müzakerelerde aktif rol almak ve pandemi sonrası dönemde derinleşen meseleler üzerine yeni politika oluşturma süreçlerine katılmak için önemli aktörler. Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek. Bu noktada, farklı arka planlara sahip ve kırılgan gruplar, iklim krizi, ayrımcılık gibi kesişen meseleler üzerine çalışan sivil toplum yapıları, bir insan hakları ihlali olarak yoksulluk konusunda birlikte politikalar geliştirebilir ve bu paydaşların birlikte üreteceği politika önerileri karar vericilere ulaştırılabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayata Destek Derneği: Çocuklar Yoksulluk Döngüsünden Çıksın</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/18/hayata-destek-dernegi-cocuklar-yoksulluk-dongusunden-ciksin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 07:34:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[20 Kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çocuk Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek Derneği, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde bütün çocukların eşit koşullarda yaşamaları ve haklarını özgürce kullanabilmelerini savunuyor. Hayata Destek Derneği, bu önemli günde yoksulluğun getirdiği eğitim eşitsizliğini duyurmak ve çocukların yoksulluk çemberini kırmak adına devam ettirdiği ‘Bu Çantalara Kulak Verin’ kampanyasına desteğe çağırıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/18/hayata-destek-dernegi-cocuklar-yoksulluk-dongusunden-ciksin/">Hayata Destek Derneği: Çocuklar Yoksulluk Döngüsünden Çıksın</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>33 yıl önce bugün, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi, dünyanın her yerinden çocukların haklarını koruyan en temel belge. 196 ülkece taraf olunan sözleşmenin imzalandığı 1989’dan bugüne çocuk hakları açısından kazanımlar elde edildi ancak hala acil harekete geçilmesi gereken başlıklar var. Bunlardan yoksulluk, iklim krizi ve savaşlar çocukları çok etkiliyor.</p></blockquote>
<div>
<p>* 111 ülkede yoksulluk içinde yaşayan <strong>1,2 milyar insanın yaklaşık yarısı</strong> (<strong>593 milyonu</strong>) çocuk.<a href="https://www.undp.org/tr/turkiye/publications/2021-cok-boyutlu-yoksulluk-endeksi-cbye"> [1]</a></p>
</div>
<div>
<p>* Önleme stratejileri geliştirilmediği sürece, 2022 sonuna kadar dünyada <strong>8,9 milyon çocuk daha</strong> çalışmak zorunda kalacak<a href="https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_norm/---ipec/documents/publication/wcms_845168.pdf"> [2]</a>.</p>
</div>
<p><strong>*Türkiye’deki çocukların % 44,3’ü yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşıyor. </strong>Bu oran, AB ülkelerinde ortalama % 23,6<a href="https://ec.europa.eu/eurostat/databrowser/view/ILC_PEPS01N__custom_3297114/default/table?lang=en">[3].</a></p>
<p><strong>*Türkiye’deki çocukların % 33,7’si ‘maddi yoksun’</strong>;<strong> </strong>yani ısınma, temizlik ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi güçlük çekiyor<a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Cocuk-2021-45633">[4]</a>.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-82265 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/11/oki-hiji-640x800.jpg" alt="" width="239" height="299" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/11/oki-hiji-640x800.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/11/oki-hiji.jpg 700w" sizes="(max-width: 239px) 100vw, 239px" />20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde de Hayata Destek Derneği, yoksulluğun getirdiği eğitim eşitsizliğini duyurmak ve çocukların yoksulluk çemberini kırmak adına devam ettirdiği <strong>‘Bu Çantalara Kulak Verin’ </strong>kampanyasına desteğe çağırıyor.</p>
<p>Kampanya kapsamında, bir ilkokul çocuğunun başlıca kırtasiye ihtiyaçlarını içeren okul çantası <strong>OKİ</strong> ve kişisel temizlik malzemesi ihtiyaçlarını içeren hijyen çantası <strong>HİJİ</strong>, derneğin çalışma sahası olan 10 il başta olmak üzere Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılıyor. Destekçiler, <a href="https://www.hayatadestek.org/bagis" target="_blank" rel="noopener">Hayata Destek Derneği’nin bağış sayfası </a>üzerinden OKİ ve HİJİ çantalarını ihtiyaç sahibi çocuklara hediye etmek amacıyla bağışta bulunabiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/18/hayata-destek-dernegi-cocuklar-yoksulluk-dongusunden-ciksin/">Hayata Destek Derneği: Çocuklar Yoksulluk Döngüsünden Çıksın</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etkiniz Yoksulluk ve İnsan Hakları İzleme Eğitimi Düzenliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/etkiniz-yoksulluk-ve-insan-haklari-izleme-egitimi-duzenliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 13:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derin Yoksulluk Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Foggo]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları İzleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Etkiniz AB Programı 'Yoksulluk ve İnsan Hakları İzleme' online eğitimi düzenliyor. Derin Yoksulluk Ağı'ndan Hacer Foggo'nun vereceği eğitim, 12-13-14 Ocak 2022 tarihlerinde yapılacak. Son başvuru tarihi 8 Ocak 2022. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/etkiniz-yoksulluk-ve-insan-haklari-izleme-egitimi-duzenliyor/">Etkiniz Yoksulluk ve İnsan Hakları İzleme Eğitimi Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5>Eğitim Konuları</h5>
<p>Yoksulluk ve İnsan Hakları İzleme Eğitimi, teorik ve pratik çalışmalardan oluşan günde 3 saat süren 3 günlük bir eğitim olarak tasarlandı.</p>
<p>Katılımcılara 3 ana başlık altında insan hakları izleme becerilerini geliştirme fırsatı sunuluyor:</p>
<ul>
<li>Yoksulluğa insan hakları çerçevesinden bakmak</li>
<li>İnsan hakları izleme ve raporlama çalışmalarında önemli unsurlar</li>
<li>Ayrımcılık, yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki bağlar</li>
</ul>
<h5>Katılım Kriterleri</h5>
<ul>
<li>Sivil toplum örgütlerinin gönüllü, çalışan veya üyeleri eğitime katılabilir.</li>
<li>Katılımcıların temsil ettiği sivil toplum örgütünün insan haklarıyla ilgili bir alanda insan hakları izleme çalışma yapması ve planlaması tercih sebebidir.</li>
<li>Eğitimin kalitesinin korunması, görüntülü atölye çalışmalarının gerçekleşecek olması ve etkileşimin sağlanması adına, Zoom platformunda gerçekleşecek eğitime “görüntü açık” şekilde katılmayı kabul eden sivil toplum temsilcileri kabul edilecektir.</li>
</ul>
<h5>Katılımcıların Belirlenmesi</h5>
<p>Eğitime katılım 25 kişi ile sınırlıdır.</p>
<p>Yapılan başvurular aşağıdaki önceliklere göre değerlendirilerek katılımcılar belirlenir:</p>
<ul>
<li>Başvuru formunun tam olarak doldurulması</li>
<li>Başvuru amaçlarının eğitim programı ve Etkiniz AB Programı ile ilgili olması</li>
<li>Sivil toplum örgütlerinin çalışma alanlarıyla ilgili çeşitliliğin sağlanması</li>
<li>Cinsiyet dengesinin sağlanması</li>
<li>Coğrafi dengenin sağlanması</li>
</ul>
<p>*<em>Tam katılım göstermeyen katılımcılara sertifika sunulmaz.</em></p>
<h5>Başvuru</h5>
<ul>
<li>Eğitime katılmak isteyen sivil toplum örgütleri <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSf1QJASyGmRX4P0Fc5uZ9jwjTafqghllg74nFPq0ZiU2yJK-g/viewform" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> başvuru formunu en geç 8 Ocak 2022 saat 23:00’a kadar doldurmalıdır.</li>
<li>Başvuru sonuçları en geç 10 Ocak 2022 tarihinde e-posta yoluyla iletilecek.</li>
<li>Değerlendirme sonrasında katılımcı değişikliği kabul edilmeyecek.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/etkiniz-yoksulluk-ve-insan-haklari-izleme-egitimi-duzenliyor/">Etkiniz Yoksulluk ve İnsan Hakları İzleme Eğitimi Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yok Sayılan Derin Yoksullar ve ‘Hak’ Odaklı Kaleme Alınan Hikayeleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/18/yok-sayilan-derin-yoksullar-ve-hak-odakli-kaleme-alinan-hikayeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2021 11:31:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derin Yoksulluk Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Derin Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Foffo]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayenin Yok Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derin Yoksulluk Ağı, yoksulların 'yok' sayılmalarını ve uğradıkları hak ihlallerini gösteren 'Hikâyenin Yok Hali' kitabını yayınladı. Kitap, yoksulluğu deneyimleyen 14 kişinin gerçek öyküsü üzerinden hem yoksulları farklılıklarıyla tanımanın hem de yoksullukla insan onurunu koruyarak, hak temelli bir anlayış ve sürdürülebilir politikalarla mücadelenin olanaklarını ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/18/yok-sayilan-derin-yoksullar-ve-hak-odakli-kaleme-alinan-hikayeleri/">Yok Sayılan Derin Yoksullar ve ‘Hak’ Odaklı Kaleme Alınan Hikayeleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yoksullar hem toplum hem siyasiler tarafından yok sayılıyor”. Türkiye’de aileleriyle birlikte 1 milyona yakın atık toplayıcısı ve derin yoksul var ancak görünmüyorlar. Türkiye’de son günlerde atık toplayıcılarına yönelik müdahaleler tartışılırken, Derin Yoksulluk Ağı, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’ne dikkat çekmek ve derin yoksullukla mücadelenin toplumsal bir mesele olduğunu hatırlatmak amacıyla “Hikâyenin Yok Hali” kitabını yayınladı.</p>
<p>Derin Yoksulluk Ağı’nın faaliyetleri kapsamında destek verdiği 14 kişinin özel hikayesinin yer aldığı yayın, hak temelli bir bakışla kaleme alındı. Her hikâyenin sonunda, o hikâyede bahsi geçen kişilerin uğradığı hak ihlali, ihlalin konusu olan hakkın Türkiye’nin ulusal ve uluslararası mevzuatı çerçevesinde nasıl koruması gerektiği, sözleşmelerle hangi teminatları verdiği, bu çerçevede hangi yükümlülükleri taşıdığı ve bu alanda yapılan araştırmalar ile verileri de içeriyor. Bu yönüyle Hikâyenin Yok Hali, yoksulluğun hikayesini anlatırken insan hakları perspektifiyle karar alıcıların taşıdığı yükümlülükleri hatırlatıyor ve siyasilerin atması gereken adımları gösteriyor.</p>
<p>Aynı zamanda derin yoksulluğun neden insan hakları ihlali olduğunu hikayeler üzerinden anlatıyor ve bireylerin temel hak ve ihtiyaçlarına erişiminin kısıtladığını, ekonomik kültürel ve sosyal haklarına ulaşmalarını engellediğini vurguluyor.</p>
<p>Kitabın tanıtım toplantısında Derin Yoksulluk Ağı’nın kamuoyu tarafından en bilinen yüzü Hacer Foggo, Türkiye’de sosyal yardımlar ile yoksullar üzerinden kurulan bağımlılık ilişkisine dikkat çekti ve siyasilerin yoksulluğa insan hakları perspektifinden ele almayışlarının yarattığı hak ihlalini şu sözlerle özetledi: “Yoksulların boynunda bir halka var; siyasilerin istedikleri zaman gevşetip, sıktıkları bir halka. Hikâyenin Yok Hali, ‘derin yoksulların hikayelerini bilirsek yoksullukla mücadele ederiz’ anlayışıyla ortaya çıktı.”</p>
<h5><strong>‘Yoksulluk, Yoksullarla Temas Ettiğinde ve Onları Dinlediğinde Anlayabileceğin Bir Şey’ </strong></h5>
<p>Kitabının tanıtımın ardından Hacer Foggo’ya neden bir hikâye kitabı yazmayı tercih ettiklerini sorduk. Foggo: “Yoksullukla ilgili pek çok araştırma ve yayın yapılıyor. Ama aslında insanları en çok etkileyen şey hikaye.” diye cevap verdi.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-75164 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hikayenin-yok-hali-tanitim-1.jpg" alt="" width="360" height="194" />Ayrıca Foggo’ya lansman sırasında “yoksulluğun köşeli olmadığına” ilişkin yaptığı tespitin ne ifade ettiğini sorduk: “Yoksul olmak, yok gibi görülmek. Herkesin kafasında bir yoksulluk imajı, bir bir profil var. İnsanlar o profile göre hareket ediyorlar. Bu kamu kurumları için de geçerli, sıradan insanlar içinde de geçerli. İnsanları görünüşüne göre değerlendirerek ‘o yoksul, bu yoksul’ diye tanımlıyor. Ama aslında hiçbirimiz o yoksulluğu ve yokluğu bilmiyoruz. Çeşitli kalıplar var.  Yoksulların evinin içerisine girip görmediğinde, ne kadar çok çocuğunuz var diye parmak sallamadığında; onlarla temas ettiğinde, onları dinlediğinde anlayabileceğin bir şey yoksulluk. Sen yoksullara bir şey öğretmeye çalışmadığında anlayabileceğin bir şey yoksulluk.</p>
<p>Yani bu nedenle köşeli değil. Orada bir atık toplayıcısı sırtında çekçek taşıyan bir insan değil sadece; onu toplarken gözünü kaybeden biri mesela… Ya da evindeki ihtiyaçlarının listesi tutulacak biri değil sadece; orada bir annenin ellerinin yarasını da görmek gerekiyor. Başka bir hikâye var orada. O yüzden dinlemek, onları anlamaya çalışmak ve birbirimizden öğrenmeniz gerekiyor.”</p>
<h5><strong>‘Yoksulluğun Sürdürülemez Koşullarını Gerçek Hikayelerle Göstermek İstiyoruz’ </strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-75160 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/dya-tanitim.jpg" alt="" width="310" height="207" />Kitabın lansmanın ardından yayın koordinatörü Şevval Şener’e bu yayınla neyi hedeflerini sorduk. Şener, “Biz yoksulluğun sürdürülemez koşullarını göstermek istiyoruz. Bunu hikayelerle göstermek istedik. Bu kitapta yer alan hikayeleri gerçek yaşam öyküleri bunlar ve insanların yaşadıklarını kendi dilleriyle aktarmak istiyoruz. Kitabın adın “Hikâyenin Adı Yok” çünkü görünmüyorlar.” dedi.</p>
<p>Bu yayın ile ulaşmak istedikleri kitlenin kimleri kapsadığına ilişkin sorumuza Şener, “kamuoyu ve aslında siyasiler” yanıtı verdi: “Siyasiler çünkü insan hakları alanında uluslararası Sözleşmeleri ve ulusal mevzuatı uygulaması gereken onlar. Aynı zamanda yoksulluğun ihtimallerini ortadan kaldırılması gereken kurumlar ve yok sayan da aslında siyasiler”.</p>
<blockquote><p>Yoksullar hem toplumda diğer insanlar tarafından hem siyasiler düzeyinde yok sayılıyor.</p></blockquote>
<p>Yayının içeriğine ilişkin olarak Şener, “her bir hikâyenin aynı zamanda bir yok sayılma göreceksiniz. Ortak tema yok sayılma. Zaten o yüzden de adı ‘Hikayenin Adı Yok’: bu hem toplumda diğer insanlar tarafından yok sayılma, hem siyasiler düzeyinde yok sayılma. Çünkü bir arada yaşıyoruz ve onlar varlar. ” sözleriyle toplumda yoksulların görünür olsalar da varlıklarının göz ardı edilişine vurgu yaptı.</p>
<blockquote><p>Yoksullara karşı ayrımcı tutumları olanların bunun farkına varmalarını ve tavırlarını değiştirmelerini umuyoruz.</p></blockquote>
<p>Yayını okuyan kişilerin doğrudan yoksullara yardımda bulunmalarına yönelik bir çağrıları olmadığını kaydeden Şener, yoksullara karşı ayrımcı tutumları olanların bunun farkına varmalarını umduklarını çünkü her ayrımcı tutumun o insanların hayatında büyük bir etkisi olduğunu hatırlattı:</p>
<p>“Yoksullara karşı dillerini değiştirebilirler. Ön yargılarını düşünmeye başlayabilirler. Bu bir hikâye kitabı ama insanların kendi ön yargılarını fark ederek yaparak ve hikayeyi anlayarak tavırlarını değiştirmelerini bekliyoruz.” diyen Şevval Şener’in hikayelerde dikkat çekilmesini umduğu bir diğer husus, hikâyenin öznesi olan kişilerin hayallerinin ne kadar ulaşılabilir olduğu idi. “her hikayenin sonunda o kişilere hayallerini sorduk : bu insanların eniz kıyısına gitmek, tatile gitmek ya da ev tutmak gibi çok ulaşılabilir hayaller yani aslında.”</p>
<h5><strong>‘Ağırlaşan Çekçek’</strong></h5>
<p>Kitabın kâğıt ve plastik toplayan bir çiftin anlattıkları “Ağırlaşan Çekçek” adlı hikayesinden kısa bir kesit:</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-75161 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/agirlasan-cekcek.jpg" alt="" width="262" height="370" />“</strong>Ben çıktığım zaman eşim çocuklara bakıyor. Çocukları asla yanıma almıyorum, perişan olurlar. Öğrensinler de istemiyorum, okula gitsinler, bilmesinler bu işi istiyorum. Ancak yaşayan bilir, çok zor, kaç kilo oluyor çekçek, yokuşu çıkması çok zor. Kan ter içinde kalıyorsun, bırakayım diyorsun. Sonra trafiği var, arabaların kenarından, peşinden hızlı hızlı gitmeye çalışıyorsun. Yokuş aşağı inmesi ayrıca zor. Hepsi çok zor. Ağırlaşsa bir dert, ağırlaşmasa para kazanamıyorsun.</p>
<blockquote><p>Ancak yaşayan bilir, çok zor, kaç kilo oluyor çekçek, yokuşu çıkması çok zor. Kan ter içinde kalıyorsun.</p></blockquote>
<p>Benim tek hayalim, doğru düzgün bir evim olsun… Şu andaki evim hamamböceği kaynıyor, hep rutubet. …İkinci hayalim de çocuklarımın sonuna kadar okuması. Şimdi de okula devam ediyorlar, edecekler tabii ki. Ne olursa olsun okula gidecekler.”</p>
<p>Derin Yoksulluk Ağı’ndan Güliz Kalender, Hacer Foggo, Selen Yüksel, Şevval Şener ve Şeyma Duman’ın sahada yaptığı görüşmelerden oluşan Hikâyenin Yok Hali’ni <a href="https://derinyoksullukagi.org/wp-content/uploads/2021/10/HIKAYENIN-YOK-HALI.pdf" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıdan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/18/yok-sayilan-derin-yoksullar-ve-hak-odakli-kaleme-alinan-hikayeleri/">Yok Sayılan Derin Yoksullar ve ‘Hak’ Odaklı Kaleme Alınan Hikayeleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum için Destek Vakfı Cemre Fonu Duyurusu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/27/sivil-toplum-icin-destek-vakfi-cemre-fonu-duyurusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2020 11:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum için Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemre Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum İçin Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Türkiye’de yoksulluk sorununa yönelik çalışmalar yapan STK’ları desteklemek amacıyla kurduğu Cemre Fonu ön başvuru çağrısı açıldı. Başvurular 23 Aralık 2020 Çarşamba günü saat 10:00'a kadar açık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/27/sivil-toplum-icin-destek-vakfi-cemre-fonu-duyurusu/">Sivil Toplum için Destek Vakfı Cemre Fonu Duyurusu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yoksulluk sorununa yönelik çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarını desteklemek amacıyla kurulan Cemre Fonu’nun ön başvuru çağrısı açıldı. Yoksullukla mücadele alanında yapılan sivil toplum çalışmalarının desteklenmesi yoluyla toplumsal ihtiyaçların karşılanması, ortaya çıkacak modellerin diğer sivil toplum ve kamu paydaşları tarafından benimsenmesi ve bu alandaki deneyimin artırılmasını hedeflenerek kurulan Cemre Fonu ile STK’ların çalışmaları desteklenecek.</p>
<p>Fon kapsamında hibe almaya hak kazanan kuruluşlara ayrıca kaynak ve uzmanlık aktarımı yoluyla da destekler sağlanacak. İki kademede değerlendirilecek fonun ilk aşamasında aşağıdaki kriterlere uyan STK’ların ön başvuruları kabul edilecek:</p>
<p>Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen</p>
<p>2019 veya daha öncesinden beri sahada aktif olarak çalışan,</p>
<p>2019’daki gelirleri 30.000 TL üstünde olan kuruluşlar.</p>
<p>STK’ların önerdikleri proje fikirlerinin bütçesinin en fazla 150.000 TL olması gerekir.</p>
<p>Doğrudan yoksullukla mücadele alanında çalışmasa da çalıştıkları hedef kitle çerçevesinde kurumsal bir uzmanlık geliştirmiş olan STK’ların, bu yeni dönemin oluşturduğu ihtiyaçlar kapsamında yoksulluk alanında yapmak istedikleri projelerle fona başvurmaları teşvik ediliyor.</p>
<p>Fon hakkında detaylı bilgiye (ön başvuru formu, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) <a href="http://siviltoplumdestek.org/cemre-fonu-on-basvuru-cagrisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/27/sivil-toplum-icin-destek-vakfi-cemre-fonu-duyurusu/">Sivil Toplum için Destek Vakfı Cemre Fonu Duyurusu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oxfam’ın Raporu: Koronavirüs Sebebiyle Yarım Milyar Kişi Daha Yoksullaşabilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/09/oxfamin-raporu-koronavirus-sebebiyle-yarim-milyar-kisi-daha-yoksullasabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 15:09:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[kronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Oxfam]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası sivil toplum kuruluşu Oxfam’ın “Yoksulluk Değil, Onurlu Bir Yaşam” raporunda, gelişmekte olan ülkelere gereken yardımların acil olarak yapılmaması durumunda, Koronavirüs salgınının ekonomi üzerindeki etkileri sebebiyle yarım milyar kişinin daha yoksulluğa itilebileceği belirtildi. Oxfam, önümüzdeki hafta düzenlenecek Dünya Bankası ve IMF toplantıları ve G20 Maliye Bakanları toplantısı öncesinde dünya liderlerine, yoksul ülkeleri ve yoksul toplumları salgın karşısında ayakta tutabilmek amacıyla “Herkes için Ekonomik Kurtarma Paketi” üzerinde anlaşmaya varmaları için çağrıda bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/09/oxfamin-raporu-koronavirus-sebebiyle-yarim-milyar-kisi-daha-yoksullasabilir/">Oxfam’ın Raporu: Koronavirüs Sebebiyle Yarım Milyar Kişi Daha Yoksullaşabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Oxfam&#8217;ın “Yoksulluk Değil, Onurlu Bir Yaşam” raporundaki analizlere</span><span style="font-weight: 400;"> göre, hükümetlerin virüsün yayılımını önlemek için durdurdukları ekonomik faaliyetler sebebiyle küresel nüfusun %6 ila 8’i yoksulluğa itilebilir. Bu, yoksulluğa karşı yürütülen küresel mücadelenin on yıl geriye gitmesi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi bazı bölgelerde ise 30 yıl geriye gitmesi anlamına geliyor. Küresel nüfusun yarısı salgın sonrasında yoksulluk sınırının altına düşebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Herkes için Acil Kurtarma Paketi”, yoksul ülkelerin gelirlerini kaybedenlere nakit yardımlar yapabilmelerini ve kırılgan küçük işletmeleri kurtarmalarını sağlayacak. Bunun için gereken finansman ise şu gibi kaynaklardan yaratılabilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gelişmekte olan ülkelerin 1 trilyon dolarlık 2020 yılı borç ödemelerinin acil olarak iptal edilmesi. Örneğin, Gana’nın 2020 yılına ait dış borç ödemelerinin iptal edilmesi durumunda hükümet 6 ay boyunca ülkedeki 16 milyon çocuk, engelli ve yaşlıya ayda 20 dolarlık nakit yardım yapabilir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin ihtiyaç duyduğu fonların acil olarak artırılması için en az 1 trilyon dolarlık yeni uluslararası rezerv yaratılması. Bu kaynak örneğin Etiyopya hükümetinin, sağlık harcamalarını %45 oranında artırmasına yetecek 630 milyon dolarlık kaynağa erişmesini sağlayabilir. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Oxfam’ın Genel Müdürü Jose Maria Vera “Salgının sebep olduğu ekonomik sıkıntılar küresel olarak hissediliyor. Ancak halihazırda yaşam mücadelesi veren yoksul ülkelerdeki yoksul insanlar için, bu süreçte daha da yoksullaşmalarını önleyebilecek güvenlik ağları yok. G20 Maliye Bakanları, IMF ve Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelere yoksul ve kırılgan toplulukları rahatlatmak için acilen bir nakit aktarımı yapmalı. Gelişmekte olan ülkelerin 2020’ye ait tüm borç ödemelerini acil olarak durdurmalı ve diğer borç veren kurumları da aynısını yapmaya teşvik etmeli. Ayrıca 1 trilyon dolar değerinde özel rezerv yürürlüğe sokmalı.” açıklamasında bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Krizin ekonomik etkileri, mevcut eşitsizlikleri daha da keskinleştiriyor. Zengin ve yoksul ülkelerdeki en yoksul işçiler bu kriz sürecinde formel istihdamda yer alamıyor, ücretli hastalık izni gibi işçi haklarından yararlanamıyor veya evden çalışma imkanına sahip olamıyor. Dünya genelinde, her beş işsizden sadece biri işsizlik ödeneği alıyor. Yine dünya genelinde iki milyar kişi enformel sektörde çalışıyor ve ücretli hastalık izninden yoksunlar. Bu kişilerin de büyük çoğunluğu, işlerin %90’ının enformel olduğu yoksul ülkelerde yaşıyor; aynı oran zengin ülkelerde %18.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler gelişmekte olan ülkelerin bu salgını atlatmaları için 2,5 trilyon dolarlık bir desteğe ihtiyaç duyulduğunu öngörüyor. Bu tutarın temin edilebilmesi için yurtdışı yardımların 500 milyar dolar daha artırılması gerekiyor. Bu tutara Oxfam’ın yaptığı tahminlere göre yoksul ülkelerin toplum sağlığı sistemlerini güçlendirmek için gereken 160 milyar dolar ve BM İnsani Yardım Fonu için gereken 2 milyar dolar da dahil. Varlıklı kişilerden veya yüksek miktarlardaki karlardan alınacak acil dayanışma vergileri ile de ek kaynak yaratılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oxfam Genel Müdürü Vera şunu ekliyor: “Hükümetler, 2008 finansal krizinde bankaları ve büyük şirketleri kurtarmanın yükünün işini kaybeden, maaşları düşen, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlere erişimleri azalan sıradan insanların omuzlarına bindiğini artık biliyorlar. Ekonomik teşvik paketleri işçileri ve küçük işletmeleri desteklemeli; büyük şirketlere verilecek olan teşvikler ise daha adil ve daha sürdürülebilir ekonomilerin inşa edilmesi koşuluna bağlanmalı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ise ekonomistlerin yaptığı tahminlere göre</span><span style="font-weight: 400;">, salgın nedeniyle istihdam talebindeki düşüş 5,3 milyon ile 8 milyon kişi arasında olacak ve toplam işsiz sayısı 9-10 milyonu bulacak. Bu kişilerin bakmakla yükümlü oldukları aile üyeleri de hesaba katıldığında ülke nüfusunun yarısının yoksullukla mücadele etmek zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Tüm dünyada olduğu gibi bu salgının olumsuz ekonomik etkileri en çok yoksulları, kadınları ve enformel işlerde çalışanları vuracak.</span></p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.kedv.org.tr/public/uploads/files/Oxfam-DignitynotDestitution.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/09/oxfamin-raporu-koronavirus-sebebiyle-yarim-milyar-kisi-daha-yoksullasabilir/">Oxfam’ın Raporu: Koronavirüs Sebebiyle Yarım Milyar Kişi Daha Yoksullaşabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırılgan Gruplar İçin Öneriler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/kirilgan-gruplar-icin-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 17:06:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği, Koronavirüs salgınının yoksul ve kırılgan gruplar üzerindeki etkileri ve alınması gereken tedbirlerle ilgili bir bilgi notu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/kirilgan-gruplar-icin-oneriler/">Kırılgan Gruplar İçin Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nden yapılan açıklamada, hastalığın yayılımı artıkça alınan tedbirlerin arttığı hatırlatılarak, “Bu tedbirler kamu sağlığı açısından son derece önemlidir ve harfiyen uygulanmalıdır. Ancak, bu önlemler, zaten bu tip bulaşıcı hastalıklara daha açık olan yoksul kırılgan grupların mağduriyetlerini artırmaktadır” deniliyor. Gelir elde edemeyen kişilerin salgına karşı mücadelede gerekli ve önemli olan sağlıklı beslenme ve hijyen olanaklarını kaybettiği vurgulanan bilgi notunda yapılması gereken öneriler şöyle sıralanıyor:</p>
<p>Sosyal yardımlar kapsamında KOVİD-19 mücadelesi süresince bu yoksul kırılgan kesimlere düzenli nakit yardımında bulunulması,</p>
<p>Yoksul kesimlerin gıda temininde sorun yaşamaması için erzak desteği/sıcak yemek desteği sağlanması,</p>
<p>İçinde sabun, kolonya, kağıt mendil gibi malzemelerin bulunduğu hijyen kitlerinin dağıtılması,</p>
<p>Su, elektrik, iletişim, doğal gaz faturalarının ödemesinin mücadele bitene kadar ertelenmesi ve ödemelerinin zamana yayılması,</p>
<p>Su, elektrik, iletişim, doğal gazı kesik olanlara ivedilikle su, elektrik, doğal gaz ve iletişim hizmetlerinin yeniden verilmesi,</p>
<p>Yoksul ve kırılgan kesimlerin ulaşabileceği mobil ve gezici sağlık hizmeti verilmesi,</p>
<p>KOVİD-19 şüphesi gösteren evsizlerin izolasyonda olabilecekleri, düzenli ve besleyici gıdalarla beslenebilecekleri, sağlık personeli desteği olan mekanların tahsis edilmesi,</p>
<p>İlaç katkı paylarının KOVİD-19 ile mücadele süresince kaldırılması,</p>
<p>Nüfus yoğunluğu oldukça yüksek olan bu mahallelerde düzenli aralıklarda dezenfeksiyon yapılması,</p>
<p>Mahallelerde sosyal yaşamın, dayanışmanın bir parçası olan kapı önü toplanmalarının yapılmaması konusunda bilgilendirme yapılması,</p>
<p>KOVİD-19’dan korunma, salgının önlenmesi konusundaki kamu spotlarının düzenli olarak STK’lar ve toplum önderleri aracılığıyla yoksul kırılgan kesimlerin çevrelerinde yayılmasının temin edilmesi,</p>
<p>KOVİD-19’dan korunma ile ilgili olarak Arapça, Türkmence, Özbekçe, Peştuca dahil, düzenli ve düzensiz göç alınan ülkelerin dillerinde sosyal medya ve geleneksel medya aracılığıyla bilgilendirme yapılması.</p>
<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin bilgi notunun tamamına ulaşmak için <a href="http://www.sifirayrimcilik.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/kirilgan-gruplar-icin-oneriler/">Kırılgan Gruplar İçin Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Feb 2020 08:01:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Economist Demokrasi Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Foggo]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Hakları Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[ROMFO]]></category>
		<category><![CDATA[Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Salih Caydı]]></category>
		<category><![CDATA[Sınıfsızlar sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şişli Belediyesi Meclis Üyesi Hacer Foggo, Türkiye'nin insan hakları alanında geriye gittiği  ve yolsuzluk algısının artmasıyla ilgili farklı uluslararası raporları değerlendirirken,  "Yolsuzluk yoksullaştırıyorsa, yoksulluk da insan hakları ihlalidir bana göre. Bu durumda, demokrasi geriler, Demokrasinin gerilemesi demek aynı zamanda ifade özgürlüğünün ve eğitimin de gerilemesi anlamına gelir ki, bu da çocuklarımızın geleceğinin yok edilmesi demektir." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/">&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>The Economist 2019 Demokrasi Endeksi’ne göre, </b><a href="https://www.independentturkish.com/tags/t%C3%BCrkiye"><b>Türkiye</b></a><b> demokraside geriledi. Şeffaflık Örgütü 2019 Yolsuzluk Algı Endeksi&#8217;ne göre, Türkiye 91&#8217;inci sıraya düştü. Yine, çeşitli raporlarda Türkiye’de insan haklarında da geriledi. Bu tabloyu, eski bir gazeteci ve aktivist olarak, siz nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorunuzu yoksulluk üzerinden cevaplayabilirim. Çünkü yolsuzluk olmasa, yoksulluk yok denecek kadar az olur. “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporuna göre, 16 milyon kişi yoksul, 18 milyon kişi ise yoksulluk riski ile karşı karşıya. Rapora göre Türkiye’de en zengin ile en yoksul arasındaki gelir eşitsizliği 8.7 katını buldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rakamların altında yatan ana neden yolsuzluktur, bana göre. Bu yolsuzluk dediğimiz şey sadece “rüşvet” alıp vermek anlamında değil, eşit haklardan yararlanamama nedenidir ayrıca. Eskiden “rüşvet” alanlar basına düşerdi. Şimdi geçmişten bugüne, yolsuzlukla ilgili algımız değişti. Yani herkesin “yolsuzluk” tanımı farklı bana göre… </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ormanın, denizin yanında bir kamu arazisine “acele kamulaştırma” kararı verip el koymak yasaldır ama bu kamu arazisi gerçekten kamu hizmeti için mi yapılıyor yoksa birilerini zengin etmek için mi yapılıyor?  Tartışılması gereken asıl konu bu. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolsuzluğu sadece belli bir kesime yönelik söylemek doğru değil; siz bunun yasal zeminini açtığınızda, bunu iş edinenlerle başlayan ama sonrasında solda siyaset yapan bir takım insanların da bu yasal zeminleri kullandığını, bunlarla ilgili baskı oluşturmaya çalıştıklarını izliyoruz. Yani bu alanda mücadele etmek hiç de kolay değil, “her şey yasal” çünkü… Sizi, bu mücadelede yalnızlaştıracak kadar yasal…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47540 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/0b1df270-bd32-4ade-a409-2b1fec5f7636-640x853.jpg" alt="" width="264" height="352" />Dolayısıyla, bu tür durumların meşru olduğu bir yerde “insan hakları”ndan da söz etmek mümkün değil, çünkü insan haklarına yönelik her şey meşru zemin üzerinde yapılıyor. Sarı basın kartlarının bir gece de iptal edilmesinden, hiçbir suç kanıtı bulunmayan insanların cezaevlerinde olmasına kadar, her şey meşru, her şey yasal. Bu “meşru”durumda, sizin işkence ya da yolsuzluk diye baktığınız hiçbir şey yolsuzluk değil, işkence değil… Biz serap görüyoruz, çünkü çıplak kralın etrafı “sağ”dan,“sol”dan bu meşru zeminin nimetleri ile refaha erişmiş insanlarla dolu. Yani, zor bir alan.</span></p>
<p><b>Bu tespitlerin, toplumdaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de geniş kesimlerin “demokrasinin gerilemesi, yolsuzluğun artması, insan hak ihlallerinde yükselme” sizce toplumun büyük kesiminin öncelikli sorunlar arasında yer alıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimizin öncelikli sorunu yolsuzluk olmalı… Yolsuzluk yoksullaştırıyorsa, yoksulluk da insan hakları ihlalidir bana göre. Bu durumda, demokrasi geriler, demokrasinin gerilemesi demek aynı zamanda ifade özgürlüğünün ve eğitimin de gerilemesi anlamına gelir ki, bu da çocuklarımızın geleceğinin yok edilmesi demektir.</span></p>
<p><b>“Sınıfsızlar Sınıfı: Geleceği Olmayan Kesim”</b></p>
<p><b>“Sınıfsızlar sınıfı” kavramını kullanarak tanımladığınız kesim için, demokrasi kavramı ne ifade ediyor sizce? Demokrasi ile yoksulluk arasındaki bağı nasıl ifade edersiniz?   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sınıfsızlar sınıfı” kavramı bana ait bir kavram değil, Selçuk Salih Caydı hocanın kullandığı bir kavramdı. Benim de çalıştığım alana oturduğu için, bu ifadeyi kullanmıştım. Yani bir sınıfa ait olmayanlar, geçici işlerde çalışanlar, güvencesizler, gelecekleri olmayan bir kesim. Sınıf atlaması zor bir kesim ; açlık sınırının da altında, derin yoksulluk yaşayanlar.  Demokrasinin olduğu yerde sosyal adalet varsa, sosyal adaletin olduğu bir ülkede birinci konu yoksulluk olmalı ve eşitsizliğin olduğu her alanda mücadele edilmesi gerekir. Yani yoksulluk nedeni ile erişilemeyen her alanda eğitimde, istihdamda barınma ve sağlıkta. </span></p>
<p><b>Şişli Belediye Meclis üyesiniz, siyasete yerel ve ulusal düzeyde yaklaşımınız nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci olarak “haber” yaptığım insanların gerçek hayatlarında bir değişim yaratamadığımı görmek beni rahatsız etti ve bu nedenle sivil topluma geçtim. Ben sivil toplum alanında 15 yılı aşkın sahada kent yoksulluğu ve özelde Türkiye’nin birçok bölgesinde Roman mahallelerinde çalıştım; yani sınıf olarak ve özellikle sosyal dışlanmayla birlikte derin yoksulluk yaşayan gruplarla. Şimdi kent yoksulluğu ile ilgili bu çabalarımı, gönüllü olarak hem Şişli Belediyesi’nde hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürmeye devam ediyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanıyorum ki, Türkiye’nin en büyük sorunu hatta şimdi dünyaya baktığınızda da en önemli sorun yoksulluk. 15 yıl sahada aktivist olarak çalışan biri olarak, abartmıyorum, bununla övünmüyorum ama binlerce insanın hayatında, özellikle çocukların hayatında bir değişim, bir farkındalık yarattığıma inanıyorum. Ama onlarla çalışırken onların kültürlerini, yaşam biçimlerini değiştirmek için değil, eşitsizliği gidermek için çabaladım. Çalıştığım mahallelerde bir çocuğun ihtiyacının karşılanmasından ziyade, eşit haklara ulaşabilmesi, hak temelli bir anlayışla yoksulluğun azaltılması yönünde çabasını gösterdim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bir nimet, karşılıklı biat ve itaat anlayışıyla değil, hakkını arayan ve hesap sorabilen bir topluluğu yaratma anlayışı ile mahallelerde çalışmalarımı sürdürdüm. Birçok yoksul mahallede çocuklar ve kadınların kolay erişebilecekleri merkezlerin açılmasına öncülük ettim, annelerin sokağa çıkıp sosyal hayata katılmaları için çaba gösterdim. Bu çabayı gösterirken, ilgili kamu kurumlarını (bakanlıkları, belediyeleri, kaymakamlıkları, muhtarları) yoksullukla ilgili “ihtiyaç sahibi” kişiler yaklaşımıyla değil,  hak temelli anlayışla hareket etmeleri için zorladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu ile ilişkimde, eşitsizliği yaratan aktörün kamu kurumları olması durumunda, kamu gücü karşısında hakları ihlal edilenlerin yanında durdum. Hiçbir zaman bu ilişki biçiminden taviz vermedim, şu anda da vermiyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak şunu vurgulamak çok önemli:  kamu, yoksulluk ile mücadele politikası üretmez ise sivil toplum örgütleri ne yaparsa yapsın, bu alanda gerçek bir dönüşüm sağlanamaz. Dahası, sivil toplum alanı da maalesef devlet politikaları ile yaptırımlarla daraltılmaya başlandı. Kamu, sivil toplumu ötelemeye başladı. </span></p>
<p><b>Türkiye’de sivil toplum ve STK’ların çalışmaları hakkında değerlendirmeniz nedir? Sizce Türkiye’de sivil toplum ne ölçüde başarılı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47541 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/0ded7b07-a848-4ecd-b45e-93d013a8b049-640x853.jpg" alt="" width="347" height="462" />Sivil toplum şu anda, az önce bahsettiğim gibi, her alanda tıkanmış durumda. Siyasi olarak tıkamanın yanı sıra, sadece raporlar üreten bir hale geldi. Yayınlanan bu raporların sonuçlarının sahada uygulanabilir hale gelmesi neredeyse imkânsız. Birçok sivil toplum örgütü kapandı. Bunun yanı sıra,  sivil toplum çalıştay ve toplantılar dışına çıkamamış durumda. Bu, bütün sivil toplum için geçerli olmasa da, uluslararası alanda da böyle. Türkiye’de bakanlıklarla protokolü olan uluslararası kuruluşlar da aynı durumda; çocuk ve yoksulluk alanında çalışanlar, devletin ilgili bakanlıklarına sosyal politikalar anlamında elle tutulur bir şey önermiyor. Yoksulluk, korkunç bir biçimde büyüyor ama bizler salon toplantıları dışına çıkamadık henüz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz sokaktaki insanın dilini bilmeyen ama yoksulluk araştırmaları yapan ve raporlar yazanlar, bu yoksulluğu hak temelli bir anlayıştan çıkartıp, kişisel duruma indirgiyor. Örneğin, Roman çocuklarla ilgili okul devamsızlığı üzerine yazılmış bir raporda, çocukların okula gitmeme nedeni “ yanlış arkadaş seçimine” indirgiyor. Neye göre, kime göre yanlış arkadaş? Başta da söylediğim gibi, biz eğer soruna hak temelli bakmaz isek, her sorunu bireyin davranışlarına bağlarız. Yani çocuğun “yanlış” arkadaş seçimi değil, okulda yaşadığı ayrımcılık, ya da tek odalı evlerde yaşaması, gıdaya erişememesidir önemli olan.</span></p>
<p><b>Artan işsizlik rakamlarına ve yoksulluğa sivil toplum nasıl katkı sunabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal bir devletin en önemli ortağı sivil toplumdur. Ama maalesef sivil toplum her alanda kodlanan ve ayrımcılığa uğrayan bir topluluk haline geldi. Sivil toplumun yapması gereken tek şey hangi alanda çalışıyorsa çalışsın, devlet kurumlarına bir partinin kurumu olmadıklarını, her nerede iseler bu kamu kurumlarının orada yaşayanlara eşit hizmet için var olduklarını</span><span style="font-weight: 400;"> anımsatmaları gerekir. </span></p>
<p><b>Türkiye, Roman Hakları Forumu (ROMFO) ile ilgili faaliyetlerinizden de bahseder misiniz? Roman ve diğer dezavantajlı grupların haklarında bir iyileşme olduğu söylenebilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012 yılında Roman Hakları Forumu’nun (ROMFO) oluşumu için tüm Roman temsilcilerine çağrıda bulundum ve bir araya gelmelerini sağladım. 2014 yılına dek,  80’i aşkın dernekle bir arada durmayı başardık. ROMFO, ilk Roman Strateji Eylem Planı’nın ortaya çıkmasına ve Stratejinin Resmi Gazetede yayınlamasına vesile olanlardan biri oldu. Aynı zamanda 90 yıllık bir tabuyu yıkarak, CHP’den bir Roman milletvekili çıkarmayı başardık. Sonrasında her alanda olduğu gibi kutuplaşmalar oldu. ROMFO da doğal olarak ayrılmalara ve yeni grupların oluşmasına neden oldu. Bu da doğal bir süreç çünkü Romanların örgütlenme tarihi son on yılda başladı. Buna rağmen, bu alanda çalışma yapan yüzlerce dernek var şimdi. Her ne kadar ayrı görüş ve siyasallaşma içinde olsalar da, her Roman temsilcisinin hedefinin, Roman toplumunun eşit haklara ulaşabilmesi olduğuna inanıyorum.</span></p>
<p><b>“Domlar, Mülteciler İçinde En Yoksul ve En Fazla Ayrımcılığa Uğrayanlar” </b></p>
<p><b>Türkiye’de yaşayan mültecilere ilişkin bir çalışmanız var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilere ilişkin yaptığım çalışma Suriye’den gelen Roman, Dom ve Abdal gruplara yönelik oldu. 2016 yılında Kalkınma Atölyesi’nin organize etmesi ile Kemal Vural Tarlan’la birlikte yaptığımız araştırmada</span><span style="font-weight: 400;">,  Suriyeli Abdal ve Domlar’ın göçmenler içerisinde en yoksul ve en fazla ayrımcılığa uğrayan kesim olduğunu gördüm. Öyle ki mülteci kampları da dahil, kendi mezhep ve inançları nedeniyle kalamadıklarına ve ayrımcılığa uğradıklarına tanık oldum. Bu nedenle İstanbul’da yoğun olarak yaşadıkları Cibali’de sokakta mendil satan, su satan çocukların yoğun olduğu bir mahallede hiçbir yerden bütçe desteği almadan, bankadan kredi</span><span style="font-weight: 400;"> çekerek çocuklara yönelik “Bulut Ev” adlı bir merkez kiraladım. Gönüllü arkadaşlarımızla, yedi ay yaklaşık 50 çocuğa eğitim verdik.  Maalesef sonrasında, devletin mültecilerle çalışan sivil toplum örgütlerine getirdiği kısıtlamalar, genelgeler nedeni ile bu merkezi kapattık. Bu arada, Harbiye’de kurucusu olduğum ve sosyo-ekonomik olarak risk altındaki çocuklar için okul sonrası sosyal etkinlikler düzenlediğimiz Çimenev dört yıldır sürüyor. Şimdi Çimenev Şişli Belediyesi ile yapılan protokolle örnek bir mahalle evi modeli oldu.</span></p>
<p><b>Diğer sivil aktörlere ne önerirsiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önereceğim tek şey sahaya inmeleri; sahadaki değişim için yerel kamu kurumlarını zorlamaları&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/">&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 07:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim sistemimizin durumunu incelerken, akademik başarı bakımından öne çıkan ülkelerdeki durumu sık sık tartışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/">Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada, akademik başarı bakımından dikkat çekmeyen, ancak pek çok meselesi Türkiye’deki meselelere benzeyen coğrafyalardan da öğrenilecek dersler var. Bu coğrafyalardan biri Latin Amerika.</p>
<p>1957’den bu yana her yıl gerçekleştirilen önemli bir uluslararası konferans olan “Karşılaştırmalı ve Uluslararası Eğitim Topluluğu” (Comparative and International Education Society-CIES) Konferansı bu yıl Meksika’da gerçekleştirildi. Bu vesileyle hem Meksika hem latin Amerika üzerine gözlem yapabilme, farklı deneyimleri dinleme fırsatı yakaladım.<br />
Türkiye ve Meksika, pek çok açıdan benzer iki ülke. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de 10.863, Meksika’da 8.209 dolar olan kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ile iki ülke de OECD ülkeleri arasında sonlarda. Meksika, Şili ve Türkiye, gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu OECD üyesi ülkeler. 18-24 yaş arasında olup ne işte ne okulda olan gençlerin oranı Türkiye’de %33, Meksika’da %23. İki ülke OECD ülkeleri arasında en sonlarda.</p>
<p>Ortaöğretim Meksika’da da Türkiye’deki gibi 2012’de zorunlu oldu; ortaöğretimde net okullulaşma oranı Meksika’da %77, Türkiye’de %82,5. Okula devamla ilgili sorunlar, okul terki her iki ülkede de önemli konular. Bir o kadar önemli olan, okula erişimin öğrenme ile eşit olmaması. Uluslararası bir değerlendirme olan PISA sonuçlarına göre, 15 yaşında olan ve eğitim gören çocukların matematik, fen ve okuma başarıları Türkiye’de Meksika’nın biraz üzerinde olsa da her iki ülkede de çocukların bu alanlarda temel becerileri düşük. Üst düzey başarı gösteren çocuklar ise yok denecek kadar az.<br />
Yalnızca Meksika’nın değil, Latin Amerika’nın son 30 yıldaki genel durumu ise şöyle özetlenebilir: Okullulaşmada ilerleme oldu. Eşitsizlikler ise devam ediyor, çocuklar sosyoekonomik duruma göre ayrı okullarda okuyorlar. Özel okullar arttı, devlet okullarında ise yoksullar toplanıyor. Okullar arasında kaynak ve öğretmen dağılımı dengesizlik gösteriyor. Bu genel çerçeveden bakınca da Türkiye ile Latin Amerika arasında benzerlikler görülüyor.</p>
<p>Latin Amerika’da da Türkiye’de de çeşitli kurumlar her çocuğun nitelikli eğitime erişimi için çabalıyor. Bu yıl CIES konferansı’na 115 ülkeden 3.200 kişi katıldı. Dört gün süren konferansta tartışılan konular bizi bazı çözüm önerileri üzerine düşünmeye davet ediyor:</p>
<p>»Yoksulluk ve eşitsizlik Latin Amerika için yakıcı bir sorun. Dolayısıyla eğitim bunlarla mücadeleye hizmet etmek zorunda. Aynı zamanda, ailelerin sosyoekonomik durumunu, öğrencilerin beslenmesi ve barınması gibi konuları göz ardı ederek eğitime erişimi ele almak mümkün değil.</p>
<p>»Özellikle yoksul nüfus için erken çocukluk eğitimini, sağlık hizmetlerini ve beslenme desteğini önceliklendirmek gerekli.<br />
»Sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı nüfusun yaşadığı bölgelerdeki öğretmen eksiğini kapatmakla kalmayıp bu eksiği çok iyi donanıma sahip öğretmenlerle doldurmak gerekli.</p>
<p>»Şili’de uygulanan özel okullara teşviklerin eğitimin niteliğine olumlu bir katkısı olmadı; eşitsizlikler daha da arttı.<br />
Eğitime erişim sorununu çözmüş, PISA gibi değerlendirmelerde öne çıkan Finlandiya, Estonya, Singapur, Güney Kore gibi ülkeleri izlemek her ne kadar önemliyse de, yukarıdaki verilerin sunduğu bağlam nedeniyle, Latin Amerika’daki Türkiye’ye benzer ülkelerin eğitimde çözüm arayışlarını yakından takip etmek yararlı olacaktır. Latin Amerika’ya ilişkin değerlendirmelerde öne çıktığı gibi Türkiye’de de eğitim politikalarına yoksulluk ve eşitsizlik penceresinden bakmamız zorunlu.</p>
<p>Türkiye’de özel okulların payı giderek artıyor ve bu artış kamu politikası olarak destekleniyor; özel okullara öğrenci başına 2014-15 eğitim-öğretim yılından bu yana ödenen teşvikler toplamda 4 milyar TL’ye yaklaştı. Ancak bu politikanın ölçme-değerlendirmesini yeterince yapamıyor, sosyal eşitlik ve ayrışma üzerindeki etkilerini yeterince hesap edemiyoruz.</p>
<p>Ülkemizde yoksul çocuklara yönelik şartlı eğitim yardımı ve burslar söz konusu. Okul sütü ve okul üzümü gibi beslenme destekleri sunuluyor. Ancak bu destekler yoksul ve özellikle okuldan ayrılıp bir işte çalışmaya başlama riski bulunan çocuklar için yeterince önleyici değil. Yoksul çocuklar için okul öncesi eğitime erişim de hâlâ önemli bir sorun. Nitelikli okul öncesi eğitimi tüm çocuklar için erişilebilir kılmadan, eğitimi bir eşitlik aracı olarak görmek zorlaşıyor.Özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki öğretmen ihtiyacını kalıcı olarak kapatmak da üzerinde durmamız gereken bir konu.</p>
<p><strong>Kaynakları verimli kullanmalı</strong><br />
Sonuç olarak, Türkiye’ye benzer koşullar içerisinde eğitime erişimi ve eğitimin niteliğini artırmak için çabalayan kurumları dinleyince, şu konuları önceliklendirmek gerektiği görülüyor: Yoksullukla mücadele, eğitime erişimi ve eğitimde niteliği artırmak için kilit önem taşıyor; eşitsizliklerle mücadele ve eğitimde öğrenmeyi artırmak için erken çocukluk eğitimine odaklanmak gerekiyor; okul öncesi eğitimi zorunlu hale getiren Meksika’da bunun etkilerinin olası olumlu sonuçlarını izlemek yararlı olabilir; Şili hakkındaki analizleri dikkate alarak özel okulları teşvik etme uygulamasını gözden geçirmemiz, uygulamanın ölçme-değerlendirmesini yapmamız ve sonuçları kamu kaynaklarının verimli ve eşitlikçi kullanımı süzgecinden geçirmemiz önemli; Latin Amerika da dahil olmak üzere pek çok ülkede özellikle dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlerin motivasyonunu artıran önlemler almak yaygın biçimde tartışılıyor, bu konuyu Türkiye için de gündeme almak önemli görünüyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.birgun.net/haber-detay/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir-218233.html" target="_blank" rel="noopener">Birgün</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/yani-basimizdaki-meksika-egitim-yoksulluk-ve-esitsizlikle-mucadele-etmek-zorundadir/">Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
