<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yeni normal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeni-normal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeni-normal/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Oct 2020 09:53:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yeni normal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeni-normal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Normalde Futbol: &#8221;Ekosistemde Yer Alan Tüm Unsurlar Eğitilmeli ve Bilinçlendirilmelidir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/15/yeni-normalde-futbol-ekosistemde-yer-alan-tum-unsurlar-egitilmeli-ve-bilinclendirilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Darama]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2020 09:53:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[yeni normal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorlu anlar yaşadığımız bu salgın günleri sonrasına dair karar alacak ilgililer bütün örgüt ve organizasyonlarda, başta futbolcuları fiziksel, sosyal, duygusal, kültürel, ekonomik ve etnik olmak üzere tüm yönleriyle korumalı, futbol ekosisteminde yer alan tüm unsurlar eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/15/yeni-normalde-futbol-ekosistemde-yer-alan-tum-unsurlar-egitilmeli-ve-bilinclendirilmelidir/">Yeni Normalde Futbol: &#8221;Ekosistemde Yer Alan Tüm Unsurlar Eğitilmeli ve Bilinçlendirilmelidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19 ülkemizde futbolun özellikle en savunmasız olanları üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Futbol kulüpleri özellikle şu dönemde geleceklerinin ne olacağını bilememe korkusu, belirsizlik ve baskı ile karşı karşıya bırakılıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi düzenleri bozdu, her şeyi tersine çevirdi ve yıkıcı sonuçlara yol açtı/açmaya devam ediyor. Şu an hiçbir normal çalışmıyor. Diğer ülkeler de aynı şekilde etkilendi. Kimse hazırlıklı değildi ve oyunun kurallarını yeniden gözden geçirerek yeni normale uyarlamaya çalışıyor. Bizim de yaptığımız gibi. Bu anlamda şu an itibariyle tüm ülkelerle aynı durumdayız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni normalde bunu lehimize çevirebiliriz;</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">Futbol ülkenin refahını geliştirmek için etkili bir araç. Ülkenin özel sorunlarına odaklanan uygulanması kolay ve düşük maliyetli programlar uyarlanabilir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Bunun için, yatırım sadece yeni altyapı oluşturmaya odaklanmamalı. Kaynaklar, kalkınmaya öncelik veren ve kapsayıcı olarak tasarlanmış programların teşviki için kullanılmalı.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Futbol istendiğinde gelişim ve öğrenme için de güçlü bir araç olabilir. Futbol ile katılım, insani değerler, kuralların kabulü, disiplin, sağlığın geliştirilmesi, şiddetsizlik ve cinsiyet eşitliği teşvik edilebilir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Unutmayalım ki bu ülkenin sadece maç kazanan/kupa kaldıran futbolculara/bireylere değil, aynı zamanda ülkesinin bugünkü ve gelecekteki zorluklarıyla yüzleşmek için gerekli yetkinliklerle hazırlanmış iyi vatandaşlara da ihtiyacı var.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorlu anlar yaşadığımız bu salgın günleri sonrasına dair karar alacak ilgililer </span><span style="font-weight: 400;">bütün örgüt ve organizasyonlarda, başta futbolcuları fiziksel, sosyal, duygusal, kültürel,  ekonomik ve etnik olmak üzere tüm yönleriyle korumalı, futbol ekosisteminde yer alan tüm unsurlar eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde ilk çabalar yukarıda belirtilenlerden uzak acil etkileri hafifletmek üzerine oldu. Bu yeterli olmaz, olmayacaktır da. Bir an önce futbolda (tüm yapılanmasında) daha uzun vadeli bir reform süreci bu dönem fırsat bilinerek başlatılmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sonrasında futbolu yeniden inşa etmek için kapsamlı bir işbirliğine odaklanmamız gerekiyor. Futbolun geleceği tartışılırken politikalar, yatırımlar ve çalışmalar kapsayıcı ve sürdürülebilir iyileşme ve gelişme temasına odaklanmalı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Her ülkede futbolun paydaşları kendi uluslarının ekonomik ve sosyal yaşamına katılımına yönelik engellerle karşılaşıyor. Bu katılamama hali ülkemizde de mevcut. Bununla yüzleşmeliyiz. Yüzleş(e)mediğimizde paydaşların dışlanması söz konusu olabilir. Bu dışlanma bireylerin haysiyetini, güvenliğini ve daha iyi bir yaşam sürme fırsatını çalabilir. Bu yüzden oluşabilecek dışlanmaya karşılık konunun sorumluluk bilinciyle ele alınması gerekiyor. Aksi taktirde bireylerin dışlanması da maliyetli olacaktır. Ücretlerin kaybı, kazançtan mahrum kalma hali ve istihdam edil(e)meme en yaygın maliyet ölçüleri.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsedilen senaryoyu kabul edip etmemek futbolun geleceğini de etkileyecek. Ayrıca diğer ülkeler ile yüz yıllara varan aramızdaki rekabet makasını kapatıp kapatmamak da bu dönemde alınacak kararlarla belli olacak.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde futbolda pandemi sonrası sürdürülebilir gelişme adına;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Bireylerin sosyal ve ekonomik fırsatlara erişiminin hak olduğu özeni gösterilmeli,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Futbolun tüm paydaşlarının söz sahibi olduğu ve karar alıcıların da cevap verdiği bir yaklaşım benimsenmeli,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Toplumun dirençli ve kapsayıcı olmasının sağlanması için fırsatlar oluşturulmalı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Daha kapsayıcı ve bütünlükçü bir futbol ekosistemi inşa etmek, bireyleri bu bağlamda güçlendirmek ve daha dirençli topluluklar oluşturmak isteniyorsa futbolun etkilediği diğer tüm paydaşlarla işbirliği içinde olunmalı.</span></li>
</ul>
<h5><b>Futbolda Emek Üretiminin Ötekileştirilmesi</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Futbolda, bilhassa da amatör futbolda daha çok emeğin üretimiyle yaşam sürdürülmekte. Bu üretim sürecinde futbol emekçilerinin bir takım özgürlükleri olduğu söylenmektedir. Ancak biz biliyoruz ki emekçilerin özgürlükleri kısıtlanmakta. Ayrıca adaletsiz yaşama da mahkum edilmektedirler. Üstüne bir de diğer ülkelerden daha ucuza ve sosyal güvenceleri olmadan çalışma hayatlarını sürdürmekteler.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Futbol Federasyonu özellikle pandemi döneminde almış olduğu kararlar ve takınmış olduğu tavırlarla da yukarıda dile getirilenlerin yanı sıra;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Üretkenliği önemsememekte,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Katılım/temsiliyeti yok saymakta,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İşgücü/istihdamı umursamamakta,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Fayda/ihtiyacı değil, karı önemsemekte,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İyilik halini değersizleştirmekte.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sonrası üretimin olması isteniyorsa futbol emekçilerinin gereksinimlerini karşılama ve kazanımlarını sergileme hakları kendilerine verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Futbolda adil rekabet koşullarının oluşturulması, nitelikli futbola katılım, futbolun demokratikleştirilmesi, hakların korunması, insani değerlerin önemsenmesi, sağlığın geliştirilmesi, istihdam ve cinsiyet eşitliğinin teşvik edilebilirliği hiç şüphesiz ki çok önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son söz olarak ise karar alıcılar “Kimseyi Geride Bırakmama” taahhüdü vermeli.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/15/yeni-normalde-futbol-ekosistemde-yer-alan-tum-unsurlar-egitilmeli-ve-bilinclendirilmelidir/">Yeni Normalde Futbol: &#8221;Ekosistemde Yer Alan Tüm Unsurlar Eğitilmeli ve Bilinçlendirilmelidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalabalıklardan Mümkün Olduğunca Uzakta: Pandemi Koşullarında Tatil </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/kalabaliklardan-mumkun-oldugunca-uzakta-pandemi-kosullarinda-tatil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dissensus Araştırma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2020 08:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemide tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yeni normal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma sonuçlarında ortaya çıkan, kalabalığa, temasa, mekân kontrolüne, mesafeye ve hijyene dair kaygılar yalnızca tatil alışkanlıkları açısından değil toplumsal ilişkilerin ortak mekânlarda nasıl yeniden kurulacağına dair de önemli ipuçları barındırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/kalabaliklardan-mumkun-oldugunca-uzakta-pandemi-kosullarinda-tatil/">Kalabalıklardan Mümkün Olduğunca Uzakta: Pandemi Koşullarında Tatil </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz sene ekonomik kriz konusunda yürüttüğümüz araştırmalarda, tatile çıkma arzusunun kriz atmosferinden muzdarip görüşmeciler arasında oldukça yoğun olduğunu gözlemlemiştik. Görüşmecilerin neredeyse tamamı kriz halinin ortadan kalktığını düşündükleri anda ilk yapmak istedikleri şeyin kendi imkȃnları dahilinde tatile çıkarak bir nefes almak, rahatlamak olduğunu belirtmişti. Aslında kriz araştırması akut ekonomik krizlerin ötesinde hayatın kendisinin bir kriz olarak yaşandığını bize göstermişti. Bu açıdan tatil kimileri için sürekli kriz halinin içerisinde hayata devam etmeyi sağlayan bir soluklanma anlamına gelmektedir. Bazı görüşmeciler için ise tatil, krizin atlatıldığına işaret etmektedir, en azından bir diğer krize düşene kadar. Tatil arzusunun tüm sınıflar için ortak bir arzu olduğu açıkça ortaya çıktı. Yaz aylarının hemen öncesine denk gelen Covid-19 pandemisi ve akabinde alınan tedbirlerle birlikte tatil konusu farklı bir kriz atmosferi içinde yeniden gündeme geldi. İnsanların pandeminin ortaya çıkardığı koşullarda tatile gidip gitmeyeceği, tatil mevsimiyle birlikte ülkenin kuzeyinden güneyine doğru artan hareketliliğin hastalıkta yeni bir dalgayı tetikleyip tetiklemeyeceği endişe konusu oldu. Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutan turizm sektöründe, hem çeşitli işletmelerin yaptığı hazırlıklar ve aldığı tedbirler hem de tatilcilerin tercihleri ve tutumlarında nasıl değişimler olacağı tartışıldı. Dissensus Araştırma olarak biz de pandeminin yurttaşların tatil arzuları, alışkanlıkları ve tercihleri üzerindeki etkilerine dair merak ettiklerimizi hızlıca cevaplayabilecek bir araştırma yaptık. </span></p>
<p><b>Araştırma Demografisi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu araştırma Nisan-Mayıs 2020’de internet üzerinden anket yöntemiyle gerçekleştirildi. Genel olarak ankete 580 kişi Türkiye’nin her tarafından katılım sağlamıştır. Katılımcıların %56’sı bekar, %44’ü evli olduğunu beyan etmiştir. Cinsiyet dağılımı ise %70’e %30 olarak kadın katılımcıların lehinedir. Yaş dağılımı çoğunlukla 18-34 arasında yığılmıştır. Ankete katılanların yarısı bu yaş aralığındadır. Tatilde geçirdikleri süre ve yaptıkları harcama itibariyle çoğunluğu ekonomik açıdan orta ve üst-orta sınıfa mensup kişilere odaklandığımız bu çalışmada, katılımcıların %70’i geçtiğimiz yıl en az bir ya da iki haftalarını tatilde geçirdiklerini, %50’si ise tatil için yıllık en az 5.000 TL ayırdıklarını belirtti. Yeni normal sürecine geçilmeden önce, alınan tedbirlerin daha sıkı, kaygıların daha yüksek olduğu koşullarda yürüttüğümüz araştırmanın sonuçlarının bugünkü eğilimlere ve tercihlere dair fikir vermekle birlikte o dönemdeki koşullar içerisinde düşünülmesi gerektiğini de not edelim. </span></p>
<p><b>Tatil Mekânı: Özel Alanlar ve Ortak Alanlar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptığımız çalışma, Türkiye’de tatil arzusunun pandemiye rağmen devam ettiğini gösterdi. Ancak tatil yapma konusundaki planların oldukça değişmiş olduğu görülüyor. Hem tatile ulaşım, hem tatil yerleri, hem de tatil faaliyetleri konusunda farklı düşünceler olduğunu saptadık. Genel olarak cevaplardan iki farklı tatil seçeneğinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz: daha </span><i><span style="font-weight: 400;">özel alanlarda tatil </span></i><span style="font-weight: 400;">seçenekleri arayanlarla, </span><i><span style="font-weight: 400;">ortak alanlarda tatil </span></i><span style="font-weight: 400;">yapmayı planlayanlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada öncelikle katılımcılara pandemi öncesi tatilin onlar için ne anlama geldiğini ve tatilden beklentilerini sorduk. Tatilden öncelikli beklentileri sırasıyla dinlenmek, farklı yerler keşfetmek ve eğlenmek olan görüşmecilerin %83’ü için tatile gitmek deniz kenarına gitmek anlamına geliyor. Ayrıca, katılımcıların yarısından fazlası tatilin anlamının yurtdışına gitmek olduğunu belirtiyor. Deniz kenarında olmak ve yurtdışına seyahate gitmek bu seçeneklerin erişilebilir olmasından bağımsız olarak katılımcıların tatil arzularını yansıtıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sebebiyle, tatilde nerede konaklanacağı ve tatil yerine nasıl ulaşılacağı konusunda plan yapılırken pandemi öncesine göre farklı stratejiler izlendiğini gözlemledik. Tatillerinizde genel olarak nerede konaklamayı tercih edersiniz diye sorduğumuzda görüşmecilerin ilk üç tercihi sırasıyla otel, kiralık yazlık ev ve pansiyon olarak sıralandı. Bu yaz tatile çıkarsanız nerede konaklamayı tercih ederseniz diye sorduğumuzda ise görüşmecilerin yarısından fazlası kiralık yazlık ev, kendi yazlık evim veya bir yakınımın yazlık evi cevabını verdi. Normal koşullarda genelde otelde kalırım diyen görüşmecilerin yalnızca %20’si bu sene tatile çıkarsa yine otelde kalacağını söylerken, %55’i bu sene tatilini yazlık evde, yukarıda saydığımız üç yazlık türünden birinde, geçirmeyi tercih edeceğini belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüşmecilerin yarısından fazlası, bu yaz, mekȃnın kullanımını ve temizliğini kendilerinin kontrol edebilecekleri yazlık evlerde kalmayı tercih edeceklerini beyan ederken, diğerleri kamp, otel, pansiyon, tatil köyü gibi mekan kullanımı ve temizliği üzerinde kişisel kontrolün az, etraftaki insan sayısının görece fazla olduğu mekȃnlarda tatil yapacaklarını ifade etti. Yazlık evlerde kalmayı tercih edenlerle daha kalabalık turizm işletmelerini tercih eden iki grup arasında, tatil konusundaki çekinceler açısından da bir farklılık olduğunu gözlemledik. Yazlık evlerde kalmayı tercih edenler mekȃnların kalabalık olması ve ortak alan kullanımı konusunda turizm işletmelerini tercih edenlere göre daha fazla çekince sahibi iken, turizm işletmelerini tercih </span><span style="font-weight: 400;">edeceğini söyleyenler de yemeği odada yemek, havuzu kullanmamak gibi önlemler almayı planlıyorlar. Öte yandan tatile çıkma konusunda ekonomik durum sebebiyle çekinceleri olanların oranı turizm işletmelerini tercih edenlerde, yazlık evleri tercih edenlere göre daha fazla görünüyor. Dolayısıyla tatil mekȃnı konusunda yapılan tercihlerde hijyen, temastan kaçınma ve kalabalıktan uzak durma gibi pandemiyle ve sağlıkla doğrudan alakalı kaygıların yanı sıra, ekonomik durumdaki belirsizliğin de rol oynadığını söyleyebiliriz. </span></p>
<p><b>Tatil ve Ulaşım </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tatil mekȃnı konusunda pandemi öncesi genel tercihlerle pandemi koşullarındaki planlamalar arasındaki değişime benzer bir değişimi, tatil yerine ulaşım konusunda da gözlemledik. Genelde tatile hangi yolla giderseniz sorusuna sırasıyla uçak, otobüs ve kendi aracım yanıtlarını alırken, bu sene tatile neyle gidersiniz sorusunda sıralama kendi aracım, uçak ve bir yakınımın aracı şeklindeydi. Genelde tatile uçakla giderim diyenlerin %60’ı bu sene kendi aracıyla tatile gideceğini ifade etti. Kendi özel aracı olanların %50’si geçen sene tatile kendi arabasıyla gitmeyi tercih etmişken bu sene aynı grubun %87’si kendi aracıyla tatile gideceğini belirtti. Özel araç ile seyahat etme eğiliminde ciddi bir artış gözlemlenirken, paylaşımlı araba kullanımı ya da otostop gibi tercihlerde anlamlı bir değişim olmadığını gözlemledik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mekân tercihlerine göre karşımıza çıkan iki grup, yazlık evleri tercih edenler ile turizm işletmelerini tercih edenler, arasında ulaşım yolu konusunda da farklılıklar bulunmakta. Yazlık evleri tercih edenler ulaşım konusunda öncelikle yüksek bir oranda kendi araçlarını sonra bir yakınlarının aracını ve düşük bir oranda da uçağı tercih ettiklerini belirtiyorlar. Turizm işletmelerini tercih edenler ise öncelikli olarak daha düşük bir oranda kendi araçlarını, ikinci olarak daha yüksek bir oranda uçağı tercih ediyorlar. Diğer bir deyişle ulaşım konusunda da özel araçları tercih edenlerle uçak gibi toplu taşıma araçlarını kullanmayı planlayanlar arasında mekân kullanımı bağlamında ortaya çıkan farkın benzerini görüyoruz. </span></p>
<p><b>Tatil ve Normale Dönüş </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugünlerde yeni normale geçiş ile birlikte tatil konusunda önemli bir hareketlilik yaşandığı görüntüsü ortaya çıkmış olsa da en azından yerli turistler açısından yazlık evleri ve özel ulaşım seçeneklerini tercih etme eğilimi bir süre daha devam edeceğe benziyor. Zaten kiralık ve satılık ev fiyatlarındaki artışlar ve turizmcilerin yaşadıkları zorluklara dair açıklamaları da bu gidişatı özetliyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi sağlık temelli kaygıların ve bu doğrultuda alınan tedbirlerin keyif kaçırıcı olduğu dile getirilse de, bu tür kaygı ve tedbirler insanların tatil tercihlerini etkileyen yegâne unsur değil. Ekonomik durum ve tatilin maliyeti de önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Dinlenmek, eğlenmek ve keyif almak ile ilişkilendirilen tatilin kaçan keyfini, tatil maliyetlerini düşürerek telafi etmeye çalışmak sektördeki durgunluğu azaltmanın önemli bir yolu olabilir. Nihayetinde, kriz durumunda da pandemi koşullarında da insanlar kendi imkânları elverdiği ölçüde tatil yaparak gündelik hayatın sorunlarından uzaklaşmayı arzuluyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma sonuçlarında ortaya çıkan, kalabalığa, temasa, mekân kontrolüne, mesafeye ve hijyene dair kaygılar yalnızca tatil alışkanlıkları açısından değil toplumsal ilişkilerin ortak mekânlarda nasıl yeniden kurulacağına dair de önemli ipuçları barındırıyor. Katılımcıların dile getirdikleri kaygılar üzerinden yeni normalde toplumsal ilişkilerin temel unsurlarından biri haline gelen mesafe, hijyen ve temas gibi başlıklar da bir başka yazının konusu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/kalabaliklardan-mumkun-oldugunca-uzakta-pandemi-kosullarinda-tatil/">Kalabalıklardan Mümkün Olduğunca Uzakta: Pandemi Koşullarında Tatil </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Önceki Bireysel ve Ailevi Dinamikler Karantina Sürecini de “Belirliyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/onceki-bireysel-ve-ailevi-dinamikler-karantina-surecini-de-belirliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsüm Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 07:51:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[karantina]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Vahide Ulusoy]]></category>
		<category><![CDATA[yeni normal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid-19 salgınıyla başlayan karantina günlerinin ardından yeni normalleşme dönemi 1 Haziran itibariyle başladı. Klinik psikolog Vahide Ulusoy Gökçek ile toplumsal ve bireysel olarak karantinada hangi psikolojik süreçlerden geçtiğimizi, ilerleyen “yeni normal” günlerde bizi bekleyen ruhsal durumları anlamaya çalıştığımız bir söyleşi gerçekleştirdik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/onceki-bireysel-ve-ailevi-dinamikler-karantina-surecini-de-belirliyor/">‘Önceki Bireysel ve Ailevi Dinamikler Karantina Sürecini de “Belirliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Süreç sonunda bugünlerin acısı bizden çıkacak mı? Süreç içerisindeyken farkında olarak ya da olmayarak neler yaşıyoruz? Bireysel ve toplumsal bir değerlendirme yapar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadığımız karantina sürecinin üzerimizdeki beklendik veya beklenmedik etkilerini sorduğunuzu düşünüyorum. Toplumsal değerlendirme yapmak için açıkçası kendimi yetkin görmüyorum. Ama bireysel düzeyde bazı faktörlerin etkili olduğunu süreç içerisinde tecrübe ettik, elbette bunları aktarabilirim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kayıp yaşamayan veya yakınlarını kaybetmeyenlerde belki çok fazla bir etkisini görmeyebiliriz. Ancak şunu söylemek mümkün, kişisel yatkınlıklarımız bu süreçte etkisini gösterecek. Karantinadan önce de zaten nevrotik yapısı olan, halk arasında pimpirikli, kaygılı, vesveseli gibi ifadelerle tarif edilen kişilik özelliklerine sahip kişiler elbette daha zor bir süreç geçiyor. Haliyle bizden daha yoğun kaygı yaşıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte etkisini gösterecek faktörlerden bir başkası sosyal destek ağımız. Yalnız yaşayanlarla kalabalık bir ailede yaşayanların pandemi sürecini atlatma biçimlerindeki farklılıkları da ileride daha iyi anlayacağız. İki ay evde, yalnız başına hiç dışarıya çıkmadan yaşamanın zorluğuyla evde sürekli birilerinin olması ve birlikte baş etmeye çalışmanın zorluğu fark yaratacakmış gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-54415 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/vahide-ulusoy.jpg" alt="Vahide Ulusoy" width="299" height="319" />Bununla birlikte ev içerisindeki dinamikler daha da önemli hale geldi. Kişiler birbirleriyle anlaşıyorlar mı, birbirlerine saygı duyuyorlar mı, aralarındaki ilişki nasıl? Doğal olarak ilişkilerin şu zamana kadarki biçimi karantina sürecindeyken de kendini devam ettirecektir. Bu nedenle hem ilişkilerin sağlığı hem de ilişkilerin insan sağlığı üzerindeki etkisi bakımından sonuçlarla karşılaşmamız tabii ki mümkün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla birlikte pek çoğumuzun iş ve ev hayatı iç içe girmiş durumda. Bir yandan çocuklar eteğimizi çekiştiriyor, diğer yandan ellerimiz klavyede iş yetiştirmekle uğraşıyoruz. Çocuklarla aynı çatı altında olmanın getirilerinden biri ilgi taleplerini yalnızca bizimle gidermek istemeleri ve bunu yapamadığımız durumlarda tepkilerini pandemi öncesinden daha ısrarcı bir şekilde dışa vurmaları. Açıkçası üniversitedeki dersleri uzaktan eğitimle vermek, ilk kez uzaktan sınavlar düzenlemek, danışanları yine çevrimiçi platformlara çekmek, araştırmalarımı sürdürmeye çalışmak, ev işlerini yapmak ve evi düzenli tutmaya çabalamak, çocuklarla ilgilenmek ve bunları yaparken tükenmemek zor bir deneyim benim için de. Eşimle elbette paslaştık ama yine de hepsi bir arada zorlayıcı. Çünkü her </span><span style="font-weight: 400;">birinin organizasyonu daha önceden tecrübe etmediğimiz, daha zorlayıcı bir hâl almış durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karantina öncesi yürüttüğümüz işleri, kurduğumuz düzeni değiştirip ev içi bir düzene geçmiş durumdayız ve bütünüyle buna ayak uydurmak için yoğun bir çaba sarf ediyoruz aslında. Belki de bugüne kadar bu kadar yoğun bir şekilde ekran karşısında olduğumuzun farkında değildik. Şimdi sürekli ekran karşısında olmak, sürekli konuşmak çok daha yorucu bir hâl aldı. Artık verdiğimiz mola da, işlerimiz de, sosyal desteğimiz de, arkadaşlarımız da evin içerisinde. Üstelik bunların neredeyse hepsi ekran başında. Hayatımız ekran/monitör merkezli işlemeye başladı. Bunun da ilerleyen zamanlarda sonuçlarını görebiliriz.</span></p>
<p><b>Kaygı ve stres bozukluğu yaşadığımızı ne zaman anlarız? Belirtileri nelerdir ve bunu fark ettiğimizde kendimizi nasıl teskin edebiliriz? Psikoloğumuzu arama sınırı nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle şunu söylememiz lâzım; şu anda kaygılı ve stresli olmamız kadar normal bir şey yok. Pandemi (salgın) gerçek bir tehlike. Fakat ne zaman sınırı zorladığımızı düşünürüz; uzmanların önerilerini dikkate alıp uygulamamıza, yakınlarımızda herhangi biri hastalanmamasına, hasta biriyle temas etmememize, karantinayı hiç delmememize rağmen hâlâ çok endişeliysek; hâlâ en son nereye dokundum, ellerimi yıkadım mı, tekrar yıkamalı mıyım, acaba kime temas ettim gibi düşünceler gün içerisinde vaktimizin önemli bir kısmını alıyorsa, evin içinde yürütmek istediğimiz çalışmaları yapamıyorsak, üretkenliğimiz zedelendiyse o zaman bir sorun var demektir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak vardığımız yer şu: Aile içi dinamikler salgın öncesi her nasılsa salgında da varlığını benzer biçimde sürdürecek. Besleyiciyse bu süreçte de besliyordur, zedeleyiciyse bu süreçte de zedeliyordur. </span></p></blockquote>
<p><b>Sokağa çıkmak yasak, anneye, babaanneye, dedeye, dayıya sarılmak yasak. Anne babaları sürekli evde olsa da çocukların da düzenleri, alışkanlıkları bozuldu aslında. Çocuklar bu durumdan nasıl etkileniyor?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanırım çocuklar bizden daha kolay uyum sağladılar. Yaş burada etkili olabilir. Her çocuk için geçerli olmasa da örneğin benim küçük kızım hepimizden daha çabuk adapte oldu. Daha üç yaşında ve dışarıya çıkmayı talep bile etmiyor. Çünkü onun hayatında anne babasının ve ablasının varlığı mutlu olması için yeterli. Arada bir dışarı çıkmayı istediği zamanlar tabii ki oldu ama hastalığı açıkladığımızda çıkmamaya kolayca ikna oldu. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar gönüllerince oynamak istediğinde evlerimizin ne de komşularımızla paylaştığımız apartmanımızın buna elverişli olmadığını gördük.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama yaş büyüdükçe işler değişiyor. Meselâ sekiz yaşındaki kızım, dışarıdaki hayatın ne kadar tatlı, güneşin ne kadar güzel, çimenlerin ne kadar hoş olduğunu, arkadaşlarıyla dışarıda oynamanın tadını kardeşinden daha iyi hatırlıyor ve daha iyi biliyor. Bu nedenle beş yaş ve üzeri çocukların daha fazla direnç gösterebilmelerini ve sıkılmaları anlaşılabilir. Özellikle bazı aileler karantinayı delerek çocuklarını çıkarmaya devam ettiğinde evde kalan çocukların hayatı daha da zorlaşıyor. Çünkü dışarıdaki akranlarını gördükçe sabretmeleri zorlaşıyor. Sokağı, dışarıdaki hayatını özleme potansiyeli yüksek yaşlardaki çocuklarda daha çok öfke, sıkılma söz konusu olabiliyor. Karikatürlerde de görmüşsünüzdür; sürekli etkinlik yapmak, çok fazla “yapılandırılmış” oyun ve zamana maruz kalmak aslında çocuklar için sandığımız (belki de umduğumuz) gibi etkili değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan ebeveynleri de anlamak gerekiyor. Zira evin içerisinde her saniye istedikleri gibi oynayan çocuklara tahammülümüz sandığımız kadar yüksek değil. Takdir edersiniz ki yirmi dört saat birlikteyiz. Çocuklar gönüllerince oynamak istediğinde evlerimizin ne de komşularımızla paylaştığımız apartmanımızın buna elverişli olmadığını gördük. Haliyle anne babaların zamanı değerlendirmek için neden yapılandırılmış etkinlikleri tercih ettiğini anlayabiliyoruz. Ama dediğim gibi aslında çocukların yapısı bunun için çok da müsait değil. O yüzden çocuklarla ebeveynler arasında çatışmalar yaşanması kaçınılmaz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Şimdi evde kendisini olduğu gibi kabul etmeyen, birlikte geçirdikleri zamanı onu azarlayarak susturmaya ya da durdurmaya çalışan, “yapıştığı koltuktan” kaldırmaya çalışarak veya eğitsel etkinliklere boğarak kendisini yoğun bir şekilde değiştirmek isteyen ebeveynleriyle tıkılıp kalmış durumda.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak yine daha önce de bahsettiğimiz gibi pandemi öncesinde eğer anne baba ve çocuk arasındaki ilişki zaten sağlıklıysa karantina sürecini de sağlıklı atlatacaklardır. Ama anne baba çocuk arasında yaralayıcı, örseleyici bir ilişki varsa, anne babanın ebeveynlik biçimi fazla katı veya fazla serbestse, çok yoğun eleştirel dil kullanılıyorsa çocuk için bu süreç elbette daha da zorlayıcı ve sarsıcı olacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk okuldaki günlerinde ebeveyninin bu eleştirel yaklaşımından uzaklaşıp bir nebze rahatlayabiliyordu, belki kendisini kabul edilmiş hissettiği bir yer bulabiliyordu. Ama şimdi evde kendisini olduğu gibi kabul etmeyen, </span><span style="font-weight: 400;">birlikte geçirdikleri zamanı onu azarlayarak susturmaya ya da durdurmaya çalışan, “yapıştığı koltuktan” kaldırmaya çalışarak veya eğitsel etkinliklere boğarak kendisi</span><span style="font-weight: 400;">ni yoğun bir şekilde değiştirmek isteyen ebeveynleriyle tıkılıp kalmış durumda. Bu yüzden çocuk rahatlama alanı bile bulamayabilir. Umuyorum ki bu durum az sayıda çocuk için geçerlidir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Elbette çocuk “niçin dışarı çıkmıyoruz?” diye sorduğunda yalan söylemek yerine yaşına uygun bir şekilde gerçeği söyleyeceğiz. “Dışarıda hastalık var, salgın var.” açıklaması daha önce de söylediğim gibi üç yaşındaki çocuk için bile yeterli olabiliyor.</span></p></blockquote>
<p><b>Çocuklara salgın, hastalık, virüs vb. hastalıkla ilgili durumlar anlatılmalı mı, nasıl anlatılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların yaşına, mizaçlarına ve anlama becerilerine uygun biçimde bu durum onlara anlatmak durumundayız. Onları gerçeklerden korumak değil, gerçeklerle tanıştırmak bizim görevlerimizden biri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neden dışarıya çıkmadıklarını onlara bir şekilde açıklamak zorundayız. Elbette çocuk “niçin dışarı çıkmıyoruz?” diye sorduğunda yalan söylemek yerine yaşına uygun bir şekilde gerçeği söyleyeceğiz. “Dışarıda hastalık var, salgın var.” açıklaması daha önce de söylediğim gibi üç yaşındaki çocuk için bile yeterli olabiliyor. Kızım görüntülü konuşma yaptığında “Hastalık bitsin biz geleceğiz. Amcalar gitsin biz geleceğiz.” diyor. Amcalar, dediği de polisler. Yani hastalık hakkında kendi yaşınca bu kadarını bilebiliyor ve gerekçe olarak kabul edebiliyor çocuk. Önemli olan da bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama “Acaba ben hasta olur muyum, annem babam hasta olur mu?” gibi kaygıları edinebilecek ileriki yaşlardaki çocuklara farklı yaklaşmak gerekir. Hastalığın daha çok kimleri etkilediğini, nasıl korunabileceğimizi, baş edebileceğimizi konuşabiliriz. Online platformlarda özellikle okul öncesi, dört beş yaş çocuklar için; salgın sürecini görsel ifadelerle hikâyeleştirerek çocuklara anlatma yollarını gösteren bu konuyla ilgili pek çok sağlıklı çalışmalar paylaşılıyor.  Ebeveynlerin buralardan çok yararlanacağını düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Haziran ayı itibariyle yavaş yavaş da olsa normale dönüyoruz. Yaygın söylem halindeki şekliyle söylersek “yeni normal”de bizleri ne bekliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sonrası peş peşe ve çok sayıda travmaların, patolojilerin ortaya çıkacağını düşünmüyorum açıkçası. Çok esnek bir toplum olduğumuzu baş etme mekanizmalarımızın da ister istemez güçlü olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla normale dönmemiz de bizi çok zorlamayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rakamlar ve önlemler istediğimiz gibi olursa kısa bir sürede eski hayatımıza geri döneceğimizi ve adapte olacağımızı düşünüyorum. Önemli olan bu sırada her şeyin normale döndüğünü düşünüp de tedbiri elden bırakmamak.</span></p>
<p><b>Vahide Ulusoy Gökçek Hakkında</b></p>
<p>Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Uzmanlığını FSM Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Üniversitesi Ortak Klinik Psikoloji programında yaptı. Programı bağlanma stillerinin karar verme süreçleri üzerindeki etkisini incelediği tezle tamamladı. Eğitimine FSM Vakıf Üniversitesi ve Medeniyet Üniversitesi Ortak Klinik Psikoloji doktora programında devam etmektedir. Özel bir üniversitenin psikoloji bölümünde öğretim görevlisi olarak dersler vermektedir. İyi Şeyler Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde yetişkin ve ergenlere yönelik psikoterapi hizmeti vermektedir. Çalışma alanları içerisinde depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, kişilik bozuklukları bulunmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/onceki-bireysel-ve-ailevi-dinamikler-karantina-surecini-de-belirliyor/">‘Önceki Bireysel ve Ailevi Dinamikler Karantina Sürecini de “Belirliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
