<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeliz Düşkün arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeliz-duskun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeliz-duskun/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2021 10:38:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yeliz Düşkün arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yeliz-duskun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 09:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemiyle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaş Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Zelal Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetim ve sivil toplum alanından uzmanlar; pandemiyle mücadelede, kararların yerelleşmesinin ve illerin öznel koşullarının göz önüne alınmasının salgının toplumsal, ve ekonomik etkilerinin azaltılmasında etkili olduğunu kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/">Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılama grafiklerinin yükselmesiyle bazı ülkelerde normalleşme adımları atılsa da Covid-19 pandemisinin etkileri küresel olarak sürüyor. Pandemiyle mücadelede karantina, aşı, test gibi sağlık sistemiyle ilgili tedbirlerin yanı sıra, yönetim sistemlerinden, sosyal politikalara kadar birçok alandaki çalışmaların etkili olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konuluyor.</p>
<p>ABD&#8217;deki Michigan Üniversitesi&#8217;nden küresel sağlık uzmanı olan Prof. Dr. Elizabeth King araştırmasında; yönetim sisteminin hem şeklinin hem de kurumsal işleyişinin pandemiyle mücadelede başarı seyrini etkilediğini savunuyor. King’e göre, yönetim sistemi (demokrasi veya otokrasi), resmi siyasi kurumlar (federal yapılar, başkanlık kurumları vs) ve devletin kapasitesi (sağlık sistemleri ve kamu yönetimi üzerindeki kontrol) gibi unsurların, ülkelerin Covid-19&#8217;a verdiği tepkileri şekillendiriyor.</p>
<p>Türkiye’de genel itibariyle tüm salgın süreci, kapanma, kısıtlama kararlarının yanı sıra; toplumsal ve ekonomik etkilerin aza indirilmesi noktasındaki destekler dahil olmak üzere merkezi uygulamalarla yönetildi, yönetilmeye devam ediliyor. İl hıfzıssıhha kurulları oluşturulsa da eğitim alanı başta olmak üzere hem önlemler hem de etkiler noktasında valiliklerin pek inisiyatif almadığı gözleniyor.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-70507 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya-640x427.jpg" alt="Mehmet Kaya" width="306" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya.jpg 1000w" sizes="(max-width: 306px) 100vw, 306px" />Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya</strong>, yerelden çözümler için, yetki paylaşımı yöntemiyle ilin tüm paydaşlarının sürece dahil edilmesinin gerekliliğine işaret ediyor. Pandemi sürecinde oluşan sıkıntılarla ilgili valiliklerin suçlandığını hatırlatan Kaya, bu noktada valilerin sorumluluk almaktan geri durduğunu belirtirken, bunun önlenmesi için bilim kurulunun bir benzerinin her ilde oluşturulması gerektiğini böylece hem yetki hem de sorumluluğun daha kolay üstlenileceğini kaydediyor.</p>
<p>Pandemiye karşı alınan önlemlerin yerelden belirlenmesinin önemine vurgu yapan Mehmet Kaya, özellikle ekonomik alandaki kararların merkeziliğinin olumsuz etkileri arttırdığını söylüyor. Diyarbakır-Kocaeli illerini karşılaştıran Kaya, pandeminin ekonomik etkileri noktasında kısa çalışma ödeneğinden Diyarbakır’daki yararlanma oranlarının çok düşük olduğunu belirtiyor. Kapanmalardaki yasak kararlarında illerin ticari ve ekonomik alt yapısının dikkate alınması gerektiğini de kaydeden Kaya, &#8220;Kocaeli’de istihdam açısından sanayi sektörünün oranı yüzde 60&#8217;larda bu oran Diyarbakır’da yüzde 18. Hizmet sektörü ise tam tersi daha büyük. İki ilde de aynı şekilde standart bir uygulama getirdiğiniz zaman Kocaeli belki hiç etkilenmez ama Diyarbakır tamamen etkileniyor. Yine yaptığımız anketlere göre kısa çalışma ödeneğinden yararlanma oranı çok düşük çünkü Diyarbakır’da söz konusu ödenek için getirilen şartları sağlayacak çok büyük işletmeler ve çalışan kapasitesi yok.&#8221; dedi.</p>
<p>Kriz anlarında yerelden müdahalelerin, kararların sorunların çözümündeki etkisinin daha büyük olacağını da savunan Kaya, her ilin kendine özgü sanayi, hizmet, ticaret sektör dağılımları olduğunu belirterek, kararların yereldeki ihtiyaçları gözetecek yapıda olmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<h5>Şeffaflık ve İllerin Öznel Koşullarının Göz Önüne Alınmasının Önemi…</h5>
<p><img decoding="async" class="wp-image-70506 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-640x480.jpeg" alt="Nihat Eren" width="234" height="175" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" /><strong>Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren</strong> de yerelden uygulamaların desteklenmesinin önemine vurgu yaparken, pandemi yönetimindeki diğer önemli bir konunun sürecin şeffaf yürütülmesi olduğunu kaydediyor. Eren, sağlık hizmetlerinden, pandemiye karşı oluşturulan ekonomik ve toplumsal desteklere kadar tüm kararların, illerin kendi öznel koşullarına göre oluşturulması gereğinin altını çiziyor ve yerelde başta olmak üzere sivil toplumun sürece dahil edilmesinin önemini de vurguluyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-61360 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/zelal-yalcin-1.jpg" alt="zelal yalçın 1" width="176" height="274" />İstanbul Planlama Ajansı Sosyal Politikalar Koordinatörü ve Yereliz Derneği’nden Zelal Yalçın</strong> da, yerel yönetimlerin pandemi süreçlerinde ekonomik ve sosyal politikalar alanında çözümler geliştirdiğini kaydediyor. Yerel yönetimlerin bu çabalarının süreç boyunca engellenmelerle karşılaştığını da kaydeden Yalçın, “Oysa ki pandeminin ortaya çıkarttığı sosyal ve ekonomik kriz ile etkin, verimli ve yerinden mücadele etmek için yerel yönetimlerin rolünü ve bütçesini arttırmak, merkez yerel koordinasyonunu en üst düzeyde sağlamak gerekirdi. Bu kaynakların verimli kullanımı, ulaşılan kesimlerin çeşitliliğin sağlanmasını, tedarik kaynaklarının çoğaltılarak yerel ekonomilerin güçlendirilmesine ayrıca katkı sağlayabilirdi.&#8221; dedi. Sürecin devam ettiğini vurgulayan Yalçın, yine pandeminin etkilerinin daha uzun süre devam edeceğinin öngörüldüğünü belirterek, “Dolayısıyla merkez yerel arasında etkin koordinasyonun bir an evvel sağlanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sosyal ve ekonomik kriz ile baş edebilmekte önemli bir fırsat alanı olarak durmaya devam ediyor.” Diye konuştu.</p>
<h5>Okul Temelli Kararların Gerekliliği…</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-61399" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg" alt="Yeliz Düşkün" width="263" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 263px) 100vw, 263px" /></p>
<p>Kararların merkeziliğinin eğitime ve çocukların iyi olma haline etkisini değerlendiren <strong>Eğitim Reformu Kıdemli Politika Analisti Yeliz Düşkün</strong> de, sadece pandemi şartlarında değil diğer zamanlarda da çocuklar başta olmak üzere eğitim paydaşlarının ihtiyaçlarının değişkenlik gösterdiğini ve kimi durumlarda il-ilçe düzeyinde de değil, okul düzeyinde karar alma esnekliğinin olmasının gerekliği olduğunu kaydediyor.</p>
<p>Pandemi döneminde çok kısa bir süre için köy okulları için ayrı kararlar alındığını ama genel itibariyle vakaların olmadığı köylerde de eğitimin yüz yüze yapılmadığını belirten Yeliz Düşkün, “Bu durum, okul temelli karar almanın önemini hatırlatıyor. Örneğin ERG uzun yıllardır öğretmenler için okul temelli mesleki gelişimin ön planda olması gerektiğini savunuyor. Benzer bir biçimde okullara bütçe verilmesinin önemini vurguluyor. Bu özerklik, okulların çözüm üretme ve uygulama kapasitelerinin gelişmesi için de önemli. Türkiye’de eğitim sisteminin krizlere nasıl yanıt verdiğini tartışırken, aslında şunu da sormak iyi olur: Okulların çözüm üretme ve uygulama kapasitesi yeterince güçlü mü ve okullar bu yönde teşvik ediliyor mu?&#8221; dedi.</p>
<p>Düşkün, okulların bu anlamda güçlü olması durumunda, salgın koşullarında okul düzeyinde kararlar alınmasını ve daha fazla okulun daha uzun süre yüz yüze eğitim vermesinin sağlanabileceğini vurguluyor. Eğitimin tek amacının akademik başarı olmadığını çocuğu iyi olma halinin önemine de vurgu yapan Düşkün, “Özellikle pandemi gibi bir koşulda çocuğun her açıdan iyi olmasının öncelikli olması gerektiğinden, alınan kararların önemi de artıyor. ERG’nin görüşüne başvurduğu öğretmenler özellikle kendi inisiyatifleriyle yürüttükleri çocukların iyi olma haline odaklanan çalışmalarını öne çıkarıyorlar. Çeşitli ağlar ve etkinliklerle bu tür inisiyatiflerin yaygınlaştığını görüyoruz. Okul düzeyinde alınan kararlar, çocuklarla birebir temasta olan paydaşların, yani öğretmen, aile ve okul idarecisinin kararlara dahil olmasına ve başta çocuklar olmak üzere okulun paydaşlarının ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu nedenle okul düzeyinde karar alma her zamankinden de daha önemli hale geliyor.&#8221; dedi.</p>
<h5>Civar Demokrasisine Doğru…</h5>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70508 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar.jpg" alt="" width="219" height="219" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar.jpg 512w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 219px) 100vw, 219px" />Mekanda Adalet Derneği</strong>’nin Salgın Sonrası için Ekolojik Manifestolar’ında pandemi sürecini yerelden çözümler noktasında değerlendiren <strong>Ulaş Bayraktar</strong> da, salgının oluşturduğu sosyal ve ekonomik sorunlarına karşı ‘<a href="https://mekandaadalet.org/wp-content/uploads/2021/04/mad_11_YerelDemokrasi_UlasBayraktar_ed2_single.pdf" target="_blank" rel="noopener">civar demokrasisi</a>’ kavramının çözüm noktasında berraklaştığını belirterek, “Merkezi bir konumdan konuşan aktör ve kurumların krizi yönetebilmesi, sorunları önleyen ya da çözen etkili politikalar tesis edebilmesi mümkün değil. Nitekim, geniş coğrafyalar, kalabalık ve heterojen topluluklar için merkezi yönetimin sorunları öngörmesi, doğru analiz edip yerinde tedbirleri zamanında hayata geçirebilmesi hayli zor.&#8221; diyor.</p>
<p>Uzaktan kurgulanan politikaların uygulamadaki sonuçlarının ne kadar yetersiz ve geç kaldığının pandemi sürecinde daha da görünür olduğunu belirten Bayraktar, “Merkezi yönetim sokağa çıkma yasakları sırasında yerel yönetimleri geri plana iterek kendisi sunmaya kalktığı yardım ve destek hizmetlerini ancak bu belediyelerin araç ve insan kaynağını kullanarak başarabildi. Salgın sürecinin bu deneyimi, yerel yönetimlerin sorunların çözümünde neden ve nasıl daha etkili olabileceğini göstermiş durumda. Bu anlamda özellikle belediyelerin güçlendirilmesi artık kelimenin sözlük anlamı ile hayati bir önem taşıyor.” cümlelerine yer veriyor. Bayraktar, civar demokrasisinde kentlerde yaşayan yurttaşların kararlara katılımı ve hemşehri hukuku içindeki uygulamaların belirleyiciliğine de vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/">Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;YKS’de Veli Yoğunluğu Azaltılmalı, LGS’deki Olumsuzluklar Giderilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/25/yksde-veli-yogunlugu-azaltilmali-lgsdeki-olumsuzluklar-giderilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2020 07:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGS]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55242</guid>

					<description><![CDATA[<p>ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün YKS öncesi Sivil Sayfalar’a yaptığı değerlendirmede, geçen hafta yaşanan LGS’deki olumsuzlukların giderilmesi gerektiğini söyledi. Düşkün, YKS adaylarının daha büyük yaş grubunda olmaları sayesinde veli yoğunluğunun da azalmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/25/yksde-veli-yogunlugu-azaltilmali-lgsdeki-olumsuzluklar-giderilmeli/">&#8221;YKS’de Veli Yoğunluğu Azaltılmalı, LGS’deki Olumsuzluklar Giderilmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Öğrencinin ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve farklı görüşlerden ortak akıl oluşturarak katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen Eğitim Reformu Girişimi’nden (ERG) Politika Analisti Yeliz Düşkün ile Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesi öğrenci ve velilerde artan kaygı ve stresi konuştuk. YKS tarihindeki değişikliklerin öğrenci ve velilerde olumsuz bir atmosfer oluşturduğunu aktaran ERG Politika Analisti Düşkün, pandemi sürecinden ders çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55243 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/YelizDuskun-640x480.jpg" alt="Yeliz Düşkün" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/YelizDuskun-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/YelizDuskun-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/YelizDuskun.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Düşkün, geçtiğimiz hafta yapılan Lise Geçiş Sınavı’ndaki (LGS) sorunların da giderilmesi gerektiğini belirtti. Merkezi sınavların pandemi gibi özel bir durumun olmadığı zamanlarda da pek çok öğrenci ve aile için önemli bir stres nedeni olduğunu hatırlatan Düşkün, &#8220;Bu yıl YKS için tarihin önce ileri atılması sonra öne çekilmesinin yarattığı olumsuz bir atmosfer oldu. Pandeminin beklenmedik bir olgu olması, o nedenle karar alıcıların da zorluklar yaşaması genellikle anlaşılır karşılanıyor. Ancak bu yaşadıklarımız bize gelecekte riskleri daha iyi hesaba katan eğitim politikalarının tasarlanması gerektiğini gösteriyor. Bundan sonra Türkiye’de de başka ülkelerde de politikaların salgınlara veya başka krizlere dayanıklılığının bir ölçüt haline gelmesi, bu süreçten çıkarılabilecek en iyi ders olur. Bu hafta sonu YKS’nin yapılacak olmasına gelirsek, geçen hafta yaşanan LGS’deki olumsuzlukların giderilmesi gerekiyor. LGS’de sınıflardaki durum görece kontrol altında tutulsa da okul dışında bekleyen veliler fiziksel mesafenin korunmadığı kalabalıklara neden oldu. YKS adaylarının daha büyük yaş grubunda olmaları sayesinde veli yoğunluğu azalabilir” diye konuştu. </span></p>
<p><b>“Kalabalığın Önlenmesi Önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“LGS deneyimine bakarsak, velilerin okul bahçesine alınmaması, sınava giriş belgelerinin sıralarda hazır olması, temiz maske dağıtılması ve dezenfektan kullanımı gibi iyi önlemler alındı” diyen Düşkün, sınıf içinde görece kontrollü bir durum olsa da bazı sorunlar yaşandığının anlaşıldığını ifade etti. Düşkün şöyle dedi: “Örneğin sıralar arasında koridor boşluğu ayarlanmış olsa da, öğrencilerin arka arkaya sıralara oturması mesafeyi olumsuz etkiledi. Oturumlar arasındaki sürede lavabolarda ve koridorlarda yaşanabilecek kalabalığın önlenmesi ancak gözetmen öğretmenlerin inisiyatifine bağlı olarak sağlanabildi. YKS’de sınıflarda daha iyi önlemler alınması ve koridor ve lavabolarda kalabalık oluşmasının önlenmesi önemli olur.” </span></p>
<p><b>“Türkiye’de Çocuk ve Gençlerin Öğrenme Çıktıları Yüksek Değil”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çocuk ve gençlerin okuduğunu anlama, problem çözme gibi becelerinin düşük olduğu dile getiren  Yeliz Düşkün, mevcut tablonun yükseköğretim sistemindeki eğitimi sorgular nitelikte olduğunu aktardı. Çoktan seçmeli ve yüz yüze yapılan sıralama sınavlarının ortadan kalkmasının yakın bir gelecekte mümkün olmadığını belirten Düşkün, &#8220;Alternatif yöntemlerin yalnızca verimlilik gözetilerek değil eşitlik ve adalet de güvence altına alınarak tasarlanması mümkün olsa bile zaman alacak bir süreçtir. Büyük resme bakarsak, Türkiye’de çocuk ve gençlerin öğrenme çıktıları yüksek değil; okuduğunu anlama, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi beceriler düşük. Dolayısıyla içinden geçtiğimiz süreç, sınavları, ölçme-değerlendirmeyi ve öğrenme krizini düşünmek için iyi bir fırsat olarak görülebilir. Resmi daha da büyütecek olursak, bu kadar kaynak, çaba ve stresin eşlik ettiği bir sınav süreci sonucunda girilen yükseköğretim sisteminde eğitimin niteliği sorgulanmakta.” dedi.</span></p>
<p><b>“Psikososyal Destek Önemli Hale Geliyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YKS tarihinin Temmuz sonundan Haziran sonuna alınmasının öğrencilerde bir hayal kırıklığı yaratmış ve öğrencilerin üzerindeki stresi artırmış olma ihtimalinin yüksek olduğuna da değinen Düşkün sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu öne çekme sayesinde tercih ve yerleştirme takviminin sıkışması önlenmiş olabilir. Öğrencilerin okuldan, arkadaşlarından, öğretmenlerinden, hatta sokaklardan ayrı kaldıkları ve salgına ilişkin haberlere ve konuşmalara, belki etraflarındaki kişilerin kaygılarına tanıklık ettikleri bu süreç, psikososyal desteği daha da önemli hale getiriyor. Okullarda yeterli psikolojik danışman ve rehber olması yönünde adımlar atılmalı.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/25/yksde-veli-yogunlugu-azaltilmali-lgsdeki-olumsuzluklar-giderilmeli/">&#8221;YKS’de Veli Yoğunluğu Azaltılmalı, LGS’deki Olumsuzluklar Giderilmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PISA 2018 Sonuçları Açıklandı 2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 12:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[PISA 2018 sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[PISA testi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini üç yılda bir değerlendiren PISA testinin 2018 yılı sonuçları açıklandı. Türkiye, 2015 sonuçlarına göre artış gösterse de; matematik, fen ve okuma bölümlerinde 37 OECD ülkesi arasında 31. sırada yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı &lt;br&gt;2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PISA 2018 testine, Türkiye&#8217;den 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 73&#8217;ünü temsil eden 186 farklı okuldan 6 bin 890 öğrenci girdi. Alınan sonuçlar ise, matematik 454, okuma 466, fen 468 oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45216 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/YelizDuskun-640x639.jpg" alt="" width="259" height="259" />Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Yeliz Düşkün, 2015’deki puanlara göre 2018 puanların artış gösterdiğini ancak yüksek bir başarıdan söz edilemeyeceğini belirtiyor. PISA kapsamında öğrencilerin &#8220;okuma, matematik ve fen&#8221; alanlarında verdikleri yanıtlara göre 1&#8217;den 6&#8217;ya kadar gruplara ayrıldığını ve en üst düzeyin &#8220;5 ve 6. seviye&#8221; olarak tarif edildiğini belirten Düşkün, Türkiye’nin ikinci düzeyde olduğunu söyledi. Düşkün, bu sonuçların, çocukların matematikte basit rakamsal işlemleri yapabildiğini, aşina oldukları kavramları içeren metinlerde ana fikri fark edebildiğini ancak eleştirel düşünmekte ve karmaşık metinleri anlamakta zorlandığını gösterdiğini dile getirdi.</p>
<p>Rapordaki önemli bir göstergenin Türkiye’nin bölgeler arasındaki eğitim seviyesi farklılığı olduğunu belirten Düşkün, “Eğitimine Batı Anadolu Bölgesi’nde devam eden öğrenciler 500,6 ortalama puanı ile en yüksek okuma becerisi performansını elde etmiştir. Okuma becerileri alanında en düşük performansı gösteren öğrenciler Ortadoğu Anadolu (409,4), Güneydoğu Anadolu (423,6) ve Kuzeydoğu Anadolu (430,8) bölgelerinde eğitimlerine devam etmektedir. En yüksek ile en düşük başarı arasındaki fark 91,2 puandır. Bu fark, yaklaşık üç okul yılına denk geliyor.” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45218 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/pisa-2018-results-sonuclari-640x1382.jpg" alt="" width="234" height="506" />PISA  sonuçlarının, eğitimdeki başarıyı arttırmak için eğitim harcamalarının artırılması, kaynağın etkin ve verimli kullanılmasının önemli olduğunu ortaya koyduğunu belirten Düşkün, diğer bir önlemin de okul öncesi eğitim olduğunu belirtti. PISA’da az bir yıllık okul öncesi eğitimin, okul hayatına güçlü başlama şansı getirdiğinin vurgulandığını belirten Düşkün, “Gelecekteki başarı için okul öncesinin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi önemli. Diğer bir konu da öğretmenlerin desteklenmesi. Eğitim başarısında öğretmenlerin rolü yadsınamaz. Öğretmen yetiştirmekten, mesleki olarak desteklenmesine, yaşam kalitesinin iyileştirilmesine her aşamada iyileştirmeler gerekiyor.“ diye konuştu.</p>
<p>Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı da hazırladığı raporla PISA 2018 sonuçlarını değerlendirdi. Raporda, Türkiye, PISA 2018’de PISA 2015’e göre matematik ve fen alanlarında ortalama puanını en çok artıran ülke olduğu belirtilerek, “Okuma becerileri alanında ise iki uygulama arasında puanını en çok artıran ikinci ülkedir. Bu sonuçlar, Türkiye’nin her üç bilişsel alandaki performansında da önemli bir iyileşme olduğunu göstermektedir.” Deniliyor.</p>
<p>MEB’in raporunun tamamı için <a href="http://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2019_12/03105347_PISA_2018_Turkiye_On_Raporu.pdf">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı &lt;br&gt;2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ücretli Öğretmenlik Eğitimde Eşitsizlik Oluşturuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/ucretli-ogretmenlik-egitimde-esitsizlik-olusturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Dec 2019 07:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İzleme Raporları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ücretli öğretmenlere mobbing uygulandığına dair tartışmalar sürerken, Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Politika Analisti Yeliz Düşkün ile ücretli öğretmenlik ile ilgili kapsamlı bir söyleşi yaptık, Düşkün, ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması gerektiğini belirterek, “Ücretli öğretmenlik uygulaması eğitimde eşitlik bakımından olumsuz bir etkiye sahip” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/ucretli-ogretmenlik-egitimde-esitsizlik-olusturuyor/">&#8220;Ücretli Öğretmenlik Eğitimde Eşitsizlik Oluşturuyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Eğitim Reformu Girişimi (ERG) olarak ücretli öğretmenlik uygulaması hakkındaki düşünceleriniz ya da politikanız nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-45085" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/YelizDuskun.jpg" alt="" width="203" height="305" />Ücretli öğretmenlik, Türkiye’de öğretmen açığını kapatmak için kullanılan bir yöntem. Dolayısıyla temel sorun öğretmen ihtiyacının eğitim fakültelerinden mezun olmuş, mesleği öğretmenlik olan kişilerle giderilememesi. Bunun en önemli nedeni de MEB’e öğretmen ataması için her yıl verilen bütçenin yeterli olmaması. Türkiye’de her yıl belli bir sayıda atama yapılıyor. Örneğin 2019 yılında yaklaşık 40 bin öğretmenin sözleşmeli olarak ilk ataması yapıldı. 2018-19 eğitim öğretim yılında resmi ve özel kurumlarda görev yapan toplam öğretmen sayısı 1 milyon 77 bin 307’dir. </span></p>
<p><strong>Öğretmen Açığı Kapanmıyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut durumda MEB yetkilileri tarafından yapılan açıklamalara göre öğretmen açığı 92 bindir. Dolayısıyla bu açığın giderilmesinde ücretli öğretmenlik uygulamasına başvuruluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG her çocuğun nitelikli eğitime erişim hakkını savunan bir kurum. Öğretmen çocuğun iyi olma halinde ve başarısında en önemli etkiye sahip olan okul içi etmendir; eğitimin niteliği için belirleyici role sahiptir. Her sınıfta gerekli öğretmen yeterliliklerini taşıyan öğretmenin bulunmaması öğrencilerin nitelikli eğitime erişim hakkını ihlal ediyor. Eğitim fakültelerinde sunulan hizmet öncesi eğitimin niteliği bile öğretmenlerin gerekli yeterlilikleri kazanması bakımından tartışılırken, ne eğitim fakültesi mezunu olma şartı ne de pedagojik formasyona sahip olma şartı bulunmadan iki yıllık ya da dört yıllık üniversite mezunu kişilerin öğretmen olarak görevlendirilmesi büyük bir sorundur.</span></p>
<p><b>Ücretli öğretmenin hakları nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34648 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/01/erg_logo_standart-640x255.jpg" alt="" width="396" height="158" />Ücretli öğretmenler arasında eğitim fakültesi mezunu olan ancak gerekli atama şartlarını yerine getiremediği için atanmamış olan öğretmenler de bulunuyor. Bu yönüyle de ücretli öğretmenlik atanamayan öğretmen sorunun bir parçasıdır. Örneğin Ağustos 2019 atama döneminde Tarih alanında 350 öğretmen sözleşmeli olarak atandı. 351. sırada olduğu için atanamayan öğretmenin önünde bulunan seçenekler özel okullara başvurmak, başka alanlarda çalışmak, işsiz kalmak ya da kamu kurumlarında ücretli öğretmen olarak çalışmaktır. Kamu kurumlarında ücretli olarak çalışması durumunda sözleşmeli ve kadrolu olarak çalışan meslektaşlarının sahip olduğu haklara sahip değildir. Ders saati karşılığı ücret alır, tatillerde ücret almaz, sigortası onlara göre eksik yatar, iş güvencesi yoktur, bir sonraki eğitim-öğretim döneminde bir işi olup olmayacağı belirsizdir. Dolayısıyla ortada yeterlilik bakımından bir sorun olmasa bile çalışma koşullarından doğan dezavantajlı bir durum söz konusudur. Bunun da eğitimin niteliğini olumsuz etkileme ihtimali çok yüksektir. Çünkü öğretmenin çocuğun öğrenme ve iyi olma gereksinimlerini karşılayabilmesi için kendisinin de yaşamından fiziksel, sosyal, duygusal anlamda memnun olması gerekir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ücretli öğretmenlik bu yönüyle de eğitimin niteliğini olumsuz etkiler. Herkesin öğretmenlik yapabileceği algısını yaratarak kamuoyu nezdinde öğretmenlik mesleğinin itibarını da zedeler.</span></p></blockquote>
<p><b>Türkiye’deki ücretli öğretmen sayısının her yıl arttığı iddia edilmektedir. Sizlere ulaşan böyle bir veri var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ücretli öğretmenlerin sayılarına ilişkin paylaşılan düzenli bir istatistik bulunmuyor. O nedenle, bu değerlendirmeyi yapmam mümkün değil.</span></p>
<p><b>Ücretli öğretmenlik uygulaması sanıldığı gibi daha çok doğu ve güneydoğu bölgesinde mi yaygın ya da bir oranlama sonucu mu böyle bir öngörüye varılıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ücretli öğretmenlerin ülke içinde dağılımına ilişkin veri paylaşılmıyor. Ancak ücretli öğretmenliği ortaya çıkaran koşullar gereği, bu uygulama öğretmen ihtiyacının en yüksek olduğu yerlerde yaygındır. Dolayısıyla her yıl en fazla atamanın yapıldığı Doğu ve Güneydoğu illerinde öğretmen ihtiyacının yüksek olduğu, ücretli öğretmenlik uygulamasının da buralarda yaygın olduğu tahmin edilebilir.</span></p>
<p><b>Ücretli öğretmenlerle ilgili olarak bir araştırma yaptınız mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ERG bu konu özelinde bir araştırma yapmadı. Veri eksikliği bu konuda analiz yapmayı güçleştiriyor. </span></p>
<p><b>Ücretli öğretmenlik uygulaması kaldırılmalı mı yoksa belirli bir standarda mı oturtulmalı? Ücretli öğretmenlerin koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ücretli öğretmenlik uygulaması kaldırılmalı. Bunun nedeni uygulamanın pek çok açıdan eğitimin niteliğini olumsuz etkilemesi. Ancak ne yazık ki yakın bir zamanda ücretli öğretmenliğin kaldırılması öngörülmüyor. Ekim 2018’de kamuoyu ile paylaşılan 2023 Eğitim Vizyonu belgesinde de ücretli öğretmenliğin devamı öngörülüyor. Oysa MEB’in yeni yayımladığı 2019-2023 <a href="https://sgb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2019_11/22154626_Milli_EYitim_BakanlYYY_2019-2023_Stratejik_PlanY.pdf">Stratejik Planı</a>’nda ücretli öğretmenlik uygulaması MEB tarafından da zayıf yönler arasında sayılıyor. </span></p>
<p><b>Ücretli öğretmenlerin daha çok kırsal ya da köylerde görev aldığı görülüyor. Bu eğitimde nasıl bir sorunu karşımıza çıkarıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde eğitim olanakları bakımından bölgeler ve kurumlar arasında eşitsizlikler bulunuyor. Ücretli öğretmenlerin hangi kurumlarda daha ağırlı olarak görevlendirildiklerini yansıtan bir veri bulunmasa da, bu uygulamanın halihazırda eğitim olanakları bakımından dezavantajlı durumda olan kurumlarda daha yaygın olma ihtimali yüksektir. Bu durum, halihazırda dezavantajlı durumdaki kurumlardaki güçlüklere bir de ücretli öğretmenlik uygulamasının getirdiği sorunları ekliyor. Dolayısıyla ücretli öğretmenlik uygulaması eğitimde eşitlik bakımından olumsuz bir etkiye sahiptir.</span></p>
<p><b>Son olarak neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmenlik mesleğine özgü bir kanun çıkması, böylece öğretmen yetiştirmeden atama koşullarına, öğretmenin mesleki gelişiminden özlük haklarına kadar çok geniş bir kapsamda düzenlemeler yapılması öngörülüyor. Kanun planı 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer aldıktan sonra bu konuda çalışmalar hız kazandı ve şu anda bir kanun taslağının hazır olduğu biliniyor. Kanun taslağı kamuoyu ile paylaşılmadığından içeriği hakkında değerlendirme yapamıyorum; ancak bu kanundan pek çok paydaşın ortak beklentisi öğretmenlik mesleğini belirli standartlara oturtması ve mesleğin itibarını desteklemesi. Öğretmenlik mesleğinde güvencesiz çalışmanın ve öğretmen yeterliliklerine sahip olmayanların öğretmen olarak görevlendirilmesinin bu kanun sayesinde Türkiye’nin gündeminden çıkması gerekir. Bu kanun çerçevesinde ücretli öğretmenlik gibi sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının da gözden geçirilmesi, her çocuğun nitelikli eğitime erişimi bağlamında hiçbir sınıfın öğretmensiz kalmaması güvence altına alınarak öğretmenlerin eşit statü ve haklara sahip olması sağlanmalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/ucretli-ogretmenlik-egitimde-esitsizlik-olusturuyor/">&#8220;Ücretli Öğretmenlik Eğitimde Eşitsizlik Oluşturuyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim İzleme Raporu 2019: Öğretmenler Kamuoyuna Sunuluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/egitim-izleme-raporu-2019-ogretmenler-kamuoyuna-sunuluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 11:14:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Kılıç Arguç]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Mecit]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim Reformu Girişimi'nin 2019’un dördüncü dosyası olan Öğretmenler 27 Kasım 2019 Çarşamba günü saat 10.00'da gerçekleşecek bir panel eşliğinde kamuoyuna sunulacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/egitim-izleme-raporu-2019-ogretmenler-kamuoyuna-sunuluyor/">Eğitim İzleme Raporu 2019: Öğretmenler Kamuoyuna Sunuluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim alanında yaşanan önemli gelişmelerin ele alındığı Eğitim İzleme Raporu (EİR) 2019, eğitim politikalarını izleme süreçlerine daha etkin katkı sağlamak amacıyla yıl içinde farklı zamanlarda 5 ayrı dosya olarak paylaşılıyor.</p>
<p>Politika Analisti Yeliz Düşkün’ün (ERG) kolaylaştırıcılığında gerçekleşecek panelde, Sayın Dr. Özlem Mecit (İstanbul Enka Okulları) ve Sayın Ebru Kılıç Arguç (Gülbağ Selim Sırrı Tarcan İlkokulu) konuşmacı olarak yer alacaklar. Panelde, raporun bulguları kapsayıcı öğretim deneyimleri çerçevesinde tartışılacak.</p>
<p><strong>Program: </strong></p>
<p>10.00-10.15: Açış konuşmaları</p>
<p>10.15-11.00: Eğitim İzleme Raporu 2019: Öğretmenler Rapor Sunumu</p>
<p>11.00-11.45: Panel</p>
<p>11.45-12.00: Soru-cevap</p>
<p>Yer: Minerva Han, Bankalar Cad. No:2 Karaköy,</p>
<p>LCV: Beste Sözer, sozerbeste@sabanciuniv.edu, (0212) 292 02 93 / 1512 &#8211; 1513</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/egitim-izleme-raporu-2019-ogretmenler-kamuoyuna-sunuluyor/">Eğitim İzleme Raporu 2019: Öğretmenler Kamuoyuna Sunuluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Eğitim İzleme Raporu ‘Çocuğun İyi Hali’ İçin Bulgu Sunuyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/04/egitim-izleme-raporu-cocugun-iyi-hali-icin-bulgu-sunuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2018 10:39:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İzleme Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Vizyonu Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Politika Analisti Yeliz Düşkün,  Türkiye’de eğitim politikalarının çocuk, genç, kadın politikalarıyla, istihdam politikalarıyla  iç içe olduğunu, dolayısıyla eğitim alanında yapılan iyileştirmelerin toplumsal çıktılarının geniş bir evrene yayılabileceğini vurgulayarak, “Eğitim İzleme Raporu 2017-18, çocuğun iyi olma hali ve toplumun esenliği için dikkate alınması gereken bulgular sunan bir çalışmadır.” Dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/04/egitim-izleme-raporu-cocugun-iyi-hali-icin-bulgu-sunuyor/">‘Eğitim İzleme Raporu ‘Çocuğun İyi Hali’ İçin Bulgu Sunuyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim Reformu Girişimi (ERG), on birinci Eğitim İzleme Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, eğitime ayrılan kaynaklar, eğitime erişim, güncel öğretmen politikaları, eğitimin içeriği, eğitim ortamları ve eğitimin çıktılarına dair veriler yer alıyor. Buna göre, MEB bütçesi, 2018’de geçen yıla oranla yüzde 8.8 artarak 92 milyar TL’ye ulaştı. Enflasyon dikkate alındığında bütçe 2007’den bu yana 2 kat arttı. Geçen yıla göre, MEB bütçesinde artmasına rağmen, GSYH’deki artışın bütçedeki artıştan fazla olması nedeniyle, MEB bütçesinin GSYH’ya oranında azalma var. 2018’de en çok harcama ilköğretim hizmetleri için yapıldı. En az harcama ise okul öncesi eğitim alanında. 2017-18 eğitim yılında resmi kurumlarda görev yapan tüm öğretmenlerin yüzde 4.4’ü sözleşmeli. Bu oran 2016-17’de yüzde 2.2 idi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-32905 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/1-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/1-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 160px) 100vw, 160px" />Bu yıl ilk kez, öğrenimini tamamlamış ya da sürdürmekte olan gençlerin istihdam durumları, değerleri, siyasi katılım durumları gibi göstergelerin yer aldığı raporu Sivil Sayfalar’a değerlendiren ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün, rapordaki bulguların, Türkiye’de eğitim politikalarının çocuk, genç, kadın politikalarıyla, istihdam politikalarıyla iç içe olduğunu, dolayısıyla eğitim alanında yapılan iyileştirmelerin toplumsal çıktılarının geniş bir evrene yayılabileceğini gösterdiğini belirterek,  “Örneklerle somutlaştırmak gerekirse, okullarda devamsızlığın azaltılması, kendi başına önemli olmanın yanında çocuk işçiliğiyle mücadelede de önemli bir araçtır. 2018’in ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı’ ilan edildiği de anımsanırsa, eğitim politikalarının bu mücadeleye nasıl katkı sunacağı önemlidir. Kız çocuklarının eğitimden kopmasının önüne geçmek ve eğitimin içeriğini toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından güçlendirmek ise erken evliliklerin önüne geçmekle yakından ilişkilidir. Genel olarak hem kız hem oğlan çocukların eğitimde kalmaları, eğitimin maliyetinin azaltılması ve yoksullukla mücadele ile yakından ilişkilidir. Bu örnekler çoğaltılabilir ve bu örneklere dayanarak söyleyebiliriz ki, Eğitim İzleme Raporu 2017-18, çocuğun iyi olma hali ve toplumun esenliği için dikkate alınması gereken bulgular sunan bir çalışmadır.” Dedi.</p>
<p>Yeliz Düşkün, rapora eğitimini tamamlamış ya da ayrılmış gençlerin daha fazla dahil edilmesinin sebebinin eğitim politikalarının sosyal politikalarla desteklenmesinin gerekliliğine dikkat çekmek olduğunu belirterek, “Bu yıl raporda gençlerin durumuna bakmamızın bir nedeni de, doğrudan eğitimin amaçlarıyla ilişkili. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde eğitimin, ‘tüm uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu’ özendirecek, dolayısıyla ötekileştirmeyi engelleyecek bir nitelikte olması gerektiği yer alıyor (Madde 26 [2]). Millî Eğitim Bakanlığı da ‘milli kültür ile insanlığın ve demokrasinin evrensel değerlerini içselleştirmiş; iletişime ve paylaşıma açık, sanat duyarlılığı ve becerisi gelişmiş; öz güveni, öz saygısı, hak, adalet ve sorumluluk bilinci yüksek; gayretli, girişimci, yaratıcı, yenilikçi, barışçı, sağlıklı ve mutlu’ bireyler yetişmesine ortam ve olanak sağlamayı misyon edindiğini üst politika belgelerinde ifade ediyor. Dolayısıyla, eğitimin tek çıktısının akademik başarı olmamasını, eğitimin bir arada barış içinde yaşayan bireylerin yetişmesine olanak yaratmasını bekliyoruz. “ diye konuştu. Raporda özellikle 15-30 yaş arası çocuk ve gençlerle ilgili araştırmaların bulgularını bu açıdan değerlendiklerini belirten Düşkün, “ Yakın dönemde yürütülmüş olan çalışmaların gençlerde ötekileştirmenin, kendisi ile benzer cinsel, dini, etnik ya da ulusal kimlik taşımayanlara karşı mesafe koymanın yüksek olduğunu gördük. İncelediğimiz araştırmalar, eğitimin yukarıda sözü edilen temel misyonunu yerine getirmede yetersiz kaldığını gösteriyor. Her ne kadar gençlerin tutumu önceki kuşaklara göre daha olumlu olsa da, eğitimin bir arada, barış içinde yaşamaya katkı sağlayan içerik, ortam ve yöntemler bakımından güçlendirilmesi gerektiği anlaşılıyor.” Dedi.</p>
<p><strong>“Öğretmen İhtiyacı Sürüyor”</strong></p>
<p>Okul öncesi alanında okullulaşma oranları arttığının eğitim alanındaki gelişmelerden olduğunu belirten Yeliz Düşkün’ün raporun ortaya koyduğu bulgularla ilgili değerlendirmeleri şöyle:  “Ancak okul öncesinin zorunlu ve ücretsiz olmaması, tüm çocukların eğitim yaşamına eşit ve güçlü bir başlangıç yapmasına engel oluyor. Vizyon belgesinde, 5 yaşta okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması hedefleniyor. Bu hedefin altyapı ihtiyacı için gerekli yatırımlar yapılarak gerçekleşmesi çok önemlidir. 12 yıllık zorunlu eğitime geçişle birlikte ortaöğretim kademesinde eğitime erişim artıyor. 2017-18 verilerine göre bu kademe net okullulaşma oranı %83,6’ya yükseldi. Türkiye genelinde kadın-erkek farkı da çok az. Zorunlu eğitim kapsamına alınmasının altıncı yılında bu oranın %100’e yaklaşmaması ise bir sorun olmaya devam ediyor. Bölge ve illere göre farklılaşmalar da devam ediyor.  Örneğin orta öğretimde net okullulaşma oranı Muş’ta %51,1, Ağrı’da %53,5’tir. Orta öğretim çağındaki çocukların (14-17 yaş) %6,6’sı da açık öğretimdedir. Çocukların okul deneyimlerini olumsuz etkilediği bilinen ikili öğretim azalsa da son bulmuş değil. İlköğretimdeki öğrencilerin %37,4’ü, orta öğretimdekilerin ise %6,8’i ikili eğitim yapan okullarda öğrenim görüyor. İkili öğretimin tam olarak ortadan kalkması, derslik yapımı için ayrılan yatırım ödeneklerinin artmasını gerektiriyor. Ders kitaplarına ilişkin güncel araştırmalar, ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda gerileme olduğunu gösteriyor. Son yapılan öğretmen atamalarına karşın, öğretmen ihtiyacı Ekim 2018 sonu itibarıyla 97 bin 31’dir. Bu ihtiyacın nasıl kapatılacağına yönelik adımların netleşmesi gerekiyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-32903 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/Ekran-Alıntısı-160x160.png" alt="" width="239" height="239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/Ekran-Alıntısı-160x160.png 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/Ekran-Alıntısı-320x320.png 320w" sizes="auto, (max-width: 239px) 100vw, 239px" />Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz aylarda yayınladığı Eğitim Vizyonu Belgesi’ni de değerlendiren Yeliz Düşkün, vizyon belgesinin ERG’nin kurulduğundan bu yana yaptığı ‘eğitimde veri temelli, katılımcı, bütüncül ve uzun vadeli politika vurgusu’nu içinde barındırmasının umut verici bir adım olduğunu belirterek, “Belgenin insan odaklı olması ve çocukların mutluluğunu hedeflemesi özellikle heyecan verici. Belgede çocuk katılımına yapılan vurgunun daha görünür olması iyi olurdu. Çünkü çocuklar, alınan kararlardan doğrudan etkilenenler oldukları halde bu kararların alınmasında en az söz sahibi olanlardır. Öte yandan, sivil toplumla ve üniversitelerle işbirliği yapma konusunun öne çıkması, bu yönüyle katılımcılığın önemsendiğinin olumlu bir göstergesidir. “</p>
<p>Vizyon belgesinde, okullar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi yaklaşımının olumlu olduğunu belirten Düşkün, “Okul öncesi eğitimin bir yıl ücretsiz ve zorunlu olması da eğitime eşit imkanlarla başlama bağlamında önemli bir hedeftir. Eğitime erişimde sosyoekonomik engelin tek engel olmadığının da unutulmaması gereklidir. Eğitimde eşitlik için “kapsayıcı eğitim” anlayışının yerleşmesi önemlidir. Eğitim, ancak bu yaklaşım sayesinde, tüm öğrenenlerin, kültürlerin ve toplulukların farklı gereksinimlerine, eğitim sisteminin içindeki ayrımcılığı ortadan kaldırarak yanıt verebilir.” şeklinde değerlendirdi.</p>
<p>Belgenin  müfredat ve öğrenme konusunda yenilikçi bir bakış açısı getirdiğini de ifade eden Düşkün, “Müfredatı ve öğrenme ortamını çocukların farklılıklarına göre düzenleyen öğretmenlere ihtiyaç duyulduğuna vurgu yapılıyor. Çocukların doğal meraklarını korumaları ve öğrenmenin kendisini bir ödül olarak görmeleri isteniyor. Müfredatı iyileştirme konusunda öğretmenin katkısına vurgu yapılıyor, iyi yetişmiş öğretmenlerin olduğu bir sistemde ‘çerçeve müfredat’ yeterlidir, deniliyor. Burada en önemli nokta, çerçeve müfredat çalışmalarının onu uygulayacak öğretmenin güçlendirilmesi ile bir arada yürümesi gerektiğidir. Müfredatın tüm kademelerde bütüncül, yetenek kümeleriyle ilişkilendirilmiş, esnek ve modüler yapılar olarak yeniden yapılandırılması hedefleniyor. Bu hedefler, eğitimin içeriğiyle ilgili ve öğrenmeyle ilişkili iyileştirmeler için yararlı olabilir. Öte yandan, eğitimin içeriğiyle ilgili hedeflerin tüm çocukların düşünce, vicdan ve inanç özgürlüklerinin güvence altına alınmasını da kapsayacak biçimde güçlendirilmesi hala bir ihtiyaçtır.” Dedi.</p>
<p>Raporun Tamamını Okumak İçin <a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2017-18-2/" target="_blank" rel="noopener">Tıklayınız</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/04/egitim-izleme-raporu-cocugun-iyi-hali-icin-bulgu-sunuyor/">‘Eğitim İzleme Raporu ‘Çocuğun İyi Hali’ İçin Bulgu Sunuyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
