<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşama Dair Vakıf arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yasama-dair-vakif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yasama-dair-vakif/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2023 10:00:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yaşama Dair Vakıf arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yasama-dair-vakif/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 09:55:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Data Talks'un bu bölümünde, Rawest Araştırma'nın Kürt Çalışmaları Merkezi ve Yaşama Dair Vakıf ile birlikte yürüttüğü Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler araştırmasının raporu, araştırma ekibinden Reha Ruhavioğlu ile konuşuluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/">Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 004 | Kürt Gençler ’20 Araştırması: Benzerlikler, Farklar, Değişimler" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/6Ivo0DkTnCTAqOo4yAwpBD?si=d9da522513c24c09&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://www.yada.org.tr/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/">Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı) İdari İşler-Ön Muhasebe Sorumlusu Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/yasama-dair-vakif-yada-vakfi-idari-isler-on-muhasebe-sorumlusu-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 09:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı), finans müdürüne bağlı olarak çalışacak, deneyimli idari işler - ön muhasebe sorumlusu arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/yasama-dair-vakif-yada-vakfi-idari-isler-on-muhasebe-sorumlusu-ariyor/">Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı) İdari İşler-Ön Muhasebe Sorumlusu Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Aranan Nitelikler:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ön muhasebe, idari işler ve sekretarya konusunda deneyimli</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">MS Office (Outlook, Excel, Word vb.) programları kullanabilen</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dosyalama ve raporlama yapabilen</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">En az 3 yıl iş tecrübesi olan</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dikkatli ve titiz, ekip çalışmasına yatkın, çözüm odaklı, iş disiplinine sahip</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tercihen daha önce bir sivil toplum kuruluşunda çalışmış ve vakıf idari işlerine hakim</span></li>
</ul>
<p><b>İş Tanımı:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Finans Müdürüne bağlı olarak çalışacak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ofis düzeninden sorumlu olacak, malzemelerin ve ortak kullanım alanlarının yönetimini yapacak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Telefonları karşılayacak, kargo, kurye vb. gönderim ve alım işlerini yürütecek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ön muhasebe evraklarını hazırlayacak, gider pusulalarını takip edecek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gelen-giden evrak dosyalarının düzeninden sorumlu olacak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Proje rapor dosyalarını düzenli olarak takip edecek, ilgili kişilerle koordineli olarak gerekli belgelerin rapor düzenine getirilmesini ve dosyalamasını yapacak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Vakıf idari işlerinin yürütülmesini koordine edecek</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgilenenlerin özgeçmişlerini 30 Haziran 2020’ye kadar irtibat@yada.org.tr adresine “İdari İşler-Ön Muhasebe İlanı” konu başlığıyla göndermeleri gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşama Dair Vakıf hakkında detaylı bilgi için </span><a href="http://yada.org.tr/"><span style="font-weight: 400;">http://yada.org.tr/</span></a> <span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/yasama-dair-vakif-yada-vakfi-idari-isler-on-muhasebe-sorumlusu-ariyor/">Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı) İdari İşler-Ön Muhasebe Sorumlusu Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YADA Vakfı&#8217;ndan Diyarbakır&#8217;da &#8216;Bir Arada Yaşam Beraber Mümkün&#8217; Toplantısı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/yada-vakfindan-diyarbakirda-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 14:08:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Arada Yaşam Beraber Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOS]]></category>
		<category><![CDATA[Karakutu Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Yıldız Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47235</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, İstanbul  ve Ankara’dan katılan çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle “Bir Arada Yaşam Beraber Mümkün” temasıyla Diyarbakır’da bir toplantı düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/yada-vakfindan-diyarbakirda-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-toplantisi/">YADA Vakfı&#8217;ndan Diyarbakır&#8217;da &#8216;Bir Arada Yaşam Beraber Mümkün&#8217; Toplantısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Programın açılış konuşmasını yapan  YADA Vakfı&#8217;ndan Rümeysa Çamdereli, &#8216;bir arada yaşamın beraber mümkün&#8217; olduğu inancıyla bu projeye başladıklarını belirtti.  Türkiye’nin çok dilli çok kültürlü, çok etnisiteli, çok dinli ve çok mezhepli olduğunu dile getiren Çamdereli,  bununla beraber özel sektörün, kamu kuruluşlarının da dahil olduğu aslında çok katmanlı bir yapının olduğunu vurguladı. Uzlaşmacılık ve diyalog kültürünü benimsediklerini ifade eden Çamdereli, kendini çemberin dışında hisseden ya da ötekiyle temas kuramayan STK’ları bir araya getirmeyi önemsediklerini ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47237 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG-20200120-WA0026-640x361.jpg" alt="" width="305" height="172" />Atölyenin İlk oturumu, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin kendilerini ve örgütlerini anlatmasıyla başladı. Örgütler çalışma alanlarını yarattıkları değişimleri ve deneyimlerini aktardılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşları ne yapıyor? Çalışma alanları neler? Kimlerle işbirliği yapıyorlar? Olmasaydı ne olurdu? şeklinde sorulan sorulara cevap vererek sivil toplum kuruluşlarının birbirleri hakkında detaylı bilgi alma imkanı buldular. </span></p>
<p>Açık oturum şeklinde gerçekleşen ikinci oturumda f<span style="font-weight: 400;">arklı gündemler belirleyen gruplar açık alanda bu gündemleri tartışmaya açtı. Sivil Toplum- Kamu ilişkisi, Gençler ve Hak temelli çalışmaları, Toplumsal Barış-Kültür, STK’ların Ortaklaşması, Toplumsal Yaşam Kalite Standartlarının Yükseltilmesi, Öteki konuları etrafında tartışma sürdü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47238 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG-20200120-WA0044-640x853.jpg" alt="" width="276" height="368" />Sivil toplum-kamu ilişkisinin konuşulduğu masada Karakutu Derneği’nden Mukadder Ezel Yılmaz, bir arada yaşam ilkelerinin toplumsallaşması ve bunların hayata geçmesinin, siyasi irade olmadan mümkün olmadığını belirterek, sivil toplum kuruluşlarının siyasi iradeyi etkileyecek aktörler arasında yer aldığını hatırlattı. Yılmaz, sivil inisiyatif ve kuruluşlarının devlet kurumlarıyla, kendi misyonlarına hizmet edebilecek işbirlikleri kurmasının önemli olduğunu vurguladı. Yılmaz, kamu-STK ilişkilerinde eksiklik olarak gördüğü şeyleri şöyle ifade etti; ‘’Hak ihlalleri üzerine çalışan ve bu ihlallere dair farkındalık yaratma faaliyetleri yürüten kurumların devlet kurumlarıyla ilişki kurmak konusunda geri planda kaldığını gözlemliyor ve deneyimliyorum. Bugünkü toplantıda farklı arka planlardan gelen ve çeşitli yapılanma modellerine sahip dört kurum olarak tartışırken bu ilişkiyi kurmak konusunda benzer sebeplerden zorlandığımızı fark ettik. Kamu kurumlarının çalışma alanlarımıza şüpheyle yaklaşması aramızdaki diyaloğu en başta baltalayan sebeplerden. Zaman zaman bireyler üzerinden bulabildiğimiz çatlaklardan sızmaya çalışsak da bu ilişkiyi sürdürülebilir kılmıyor ve kırılgan bir bağ kurmuş oluyoruz. Öte yandan kendimizi kamu kurumlarının kontrolünden, yönlendirmesinden ve denetiminden uzak tutabilmek için STK&#8217;lar olarak kamudan uzak durmayı tercih ettiğimiz durumlar olduğunu da birbirimize itiraf ettik. Bu tavrın bizi atıllaştırdığını, kamu kurumlarına ulaşabileceğimiz yol ve yöntemleri aramaktan, bunun için çaba sarf etmekten alıkoyduğunu söyleyebiliriz. Geçmiş deneyimler ya da çevremizde gözlemlediğimiz durumlar bizi &#8220;Nasılsa kamu bizimle iş yapmaz&#8221; kabulüne sabitlemiş.’’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu-STK ilişkilerinin güçlendirilmesi ile ilgili masa, buldukları çözümleri ise ‘’k</span><span style="font-weight: 400;">amu kurumlarıyla nasıl iletişime geçilmesi gerektiği ve bürokrasinin iç dinamikleri üzerine düşünmek ve bunları öğrenmek, ü</span><span style="font-weight: 400;">zerimizdeki şüpheleri bertaraf etmek için çalışmalarımızın hukuki ve toplumsal dayanaklarını güçlendirmek, k</span><span style="font-weight: 400;">amu kurumlarından talep edilebilecek hizmetler hakkında detaylı bilgi sahibi olmak’’ şeklinde izah ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47239 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG-20200120-WA0034-640x480.jpg" alt="" width="313" height="235" />Bir arada yaşam nasıl mümkün? sorusunu Yeşil Yıldız Derneği’nden Yahya Öğer, modern dünyanın en büyük handikapının aynı zamanı ve mekanı paylaşan insanoğlunun dünyayı kendine daraltması bir başkasına yaşama hakkını tanımaması olduğunu, dünyanın sadece insanlar için değil yaşayan bütün canlılar için olduğunu ifade ederek yanıtladı. Ben merkeziyetçi bir anlayışın bir arada yaşamın önündeki en büyük engel olduğunu, kapitalizmin de bunu beslediğini bunu önlemenin en temel yolunun hukukun egemenliği ve bireysel hakların korunması olduğunu vurgulayan Öğer, sözlerini şöyle tamamladı; </span><span style="font-weight: 400;">“Hak ve adalet olgusu içinde birbirine saygılı bireylerin bir arada yaşamaları çatışmasız olarak hayatı devam ettirmeleri elbetteki mümkündür. Kendi için istediği bir şeyi diğer bireyler için istemenin hem erdemlilik olduğu renklerin dillerin ırk ve cinsiyet meziyet değil kaynaşma ve muhabbet edebilmenin birer yan kolu olduğunu bilmekte fayda vardır. </span><span style="font-weight: 400;">Hukukun egemenliği bireyin kendisini ifade edebilmesi Temel hak ve hürriyetlerin sistem tarafından kurulması, sosyal devlet anlayışının anlaşması dini inanç ve özgürlüklerin yaşatılması noktasında bireylerin özgür bırakılması birlikte çatışmasız yaşamamızın yolunu açacaktır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demos Ankara’dan Atiye Eren, barış ve birlikte yaşam kavramlarını tartışmaya açarak barışın yalnızca çatışmanın son bulması ve savaşsızlık haline geçilmesi olmadığını, “pozitif barış” olarak adlandırılan toplumsal barış durumuna geçilmesi için çatışmayı ortaya çıkarabilecek tüm koşulların ortadan kaldırılmasını kapsayan ve geçmişle hesaplaşmayı hedefleyen uzun bir süreçten geçilmesi gerektiğini ifade etti. Şiddeti ve çatışmayı ortaya çıkaran tüm toplumsal koşulların irdelenmesinin ve insan hakkı ihlallerinin yeniden yaşanmaması için önlemler alınmasının barış süreçlerinin temel karekteri olduğunu belirten Eren, &#8220;Bu nedenle, mağdurların adalet talebinin karşılanması ve hakikatin ortaya çıkarılması yönünde yapılacak çalışmalar yoluyla geçmişin işlenmesi, kalıcı bir toplumsal barışın inşa edilmesi için önemli. Kolaylaştırıcıların da bu perspektifle yaklaşması barışı inşa etme ve bir arada yaşamayı mümkün kılmada en önemli aşamadır’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-47240 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG-20200120-WA0050-640x480.jpg" alt="" width="293" height="220" />Yeni Yaşam Derneği’nden Neşe Toprak bir arada yaşamın önündeki engelleri önyargı ve fikir uyuşmazlıkları olarak gördüğünü ve sivil toplumun bu engelleri aşmada kolaylaştırıcı rol oynaması gerektiğini ifade ederek  “Farklılıklarımızdan yola çıkıp bizden olmayanı ötekileştirip empati becerisinden yoksun olmakla başlıyor bir arada yaşamanın engeli, farklılıklarımıza saygı duymamak da bu engellerden biri. STK’lar öncelikle hak temelli kuruluşlar olduğu için esnek olmalıdır sivil alanda çalışma yaptıkları için böyle engeller karşısında yumuşak geçişlerle farklılıkları bir araya getirip saygı ve ön yargıyla yaklaşmadan empati kurarak ortak paydada buluşmak için stratejiler geliştirmeli ve bunları uygulamalıdır.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer katılımcı olan Tuşba Genç Gelişim Derneği’nden Fırat Akman, Diyarbakır özelinde bir arada yaşamanın sivil toplum kuruluşlarının küçük gündemler ve temalar etrafında bile birleşmesiyle olanak bulacağını ifade etti. Kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı dilin ancak bu küçük ama ortak yaralara dokunan temalarla ortadan kalkacağını ve bir arada yaşamanın mümkün olacağını savunan Sivil kavramının tartışılması gerektiğini de belirten Akman, ‘’Gerek ortak gerekse farklı çalışma alanlarına sahip sivil toplum kuruluşlarının birleştirici gücünün aslında sivilden geldiğinin farkındalığını kendinde benimsemesi gerekiyor. Bu bilinçle gerekli alanlarda rahatlıkla bir birbirine destekte bulunması ve işbirliği içinde hareket edebilmesi gerekir. Toplumsal  normlardan, tabulardan, önyargılardan ve popülizmden arınarak ortak değerler etrafında birleşerek bunu başarabiliriz.’’ şeklinde konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/yada-vakfindan-diyarbakirda-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-toplantisi/">YADA Vakfı&#8217;ndan Diyarbakır&#8217;da &#8216;Bir Arada Yaşam Beraber Mümkün&#8217; Toplantısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 07:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Tunga Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[IPA II]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sivil Toplum Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti ve AB tarafından desteklenen Kamu ve STK'lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında Türkiye Avrupa Vakfı (TAV), Yaşama Dair Vakıf (YADA) ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından yürütülen EU Monitoring Network (AB İzleme Ağı) projesi bir yılını doldurdu. Türkiye’de özellikle kadın, çocuk, iklim ve savunuculuk alanlarında ve dezavantajlı gruplarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini geliştirerek AB ile ilgili bilgilerini arttırmayı, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecine aktif katılımını sağlamayı ve kamuoyunun AB sürecine yeniden ilgisini canlandırmayı hedefleyen AB İzleme Ağı Projesi’nin koordinatörü Bülent Tunga Yılmaz ile geçen bir yılı ve neler yaptıklarını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/">&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AB-Türkiye ilişkilerinin tekrar canlandırılması ve kamuoyunda AB&#8217;ye tam üyelik hedefinin tekrar altının çizilmesinde sivil toplumun nasıl bir rolü olabilir? Bunu biraz açabilir misiniz? AB İzleme Ağı projesinin bu konuya katkısı nasıl olacaktır?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46265 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/izlem_A5_flyer-640x907.jpg" alt="" width="228" height="323" />Türkiye’nin AB tam adaylık için resmi başvurusunu yaptığı 1987’den itibaren sivil toplum AB-Türkiye ilişkilerinde başat bir rol üstlenmiştir. Hatta biraz abartılı bile bulunabilir ama sivil toplum gerek ilişkilerin tüm tarihi gerekse de tam üyelik için müzakerelerin başlaması sonrasında Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin en önemli aktörü olarak konumlanıyor. Başta insan hakları ve demokratikleşme olmak üzere Türkiye-AB ilişkilerindeki sürece sivil toplumun kritik katkıları olmasaydı Türkiye’nin son yıllardaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen AB tam üyelik hayaline ve umuduna tutunması mümkün olmazdı.</p>
<p>Son dönemde Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde ciddi bir gerileme olduğu maalesef yadsınamayacak bir gerçek. Zira tam üyelik fiilen durduğu günümüzdeki dönem; gerek Türkiye gerekse AB tarafının ilişkilere yaklaşımının tam üyelik müzakelerine başlanıldığı 2005 yılından bu yana en kötü olduğu dönemi temsil ediyor. Bunun bir sonucu olarak da kamuoyunda AB üyeliğine dair şüphelerin arttığı ve tam üyelik idealinin kamuoyunda neredeyse tartışılmadığı bir politik ve toplumsal atmosfer hâkim. Ancak tüm bu olumsuz gelişmelere ve hayal kırıklıklarına rağmen hala AB tam üyelik hedefi Türkiye’nin gündemindeyse ve hala bu sürecin olumlu bir yöne doğru ilerleme ihtimali tartışılıyorsa bunda en büyük pay sivil toplumundur. Biraz iddialı olacak belki ama bugün AB ile ilişkiler neredeyse tamamen sivil toplum üzerinden yürütülüyor. Dolayısıyla sivil toplum, Türkiye kamuoyunda AB’ye tam üyelik sürecinin yeniden canlandırılması ve AB üyeliğinin Türkiye kamuoyunun ajandasında hak ettiği yeri almasında oldukça kritik bir rol oynuyor. Bu rolün layıkıyla nasıl gerçekleştireceği konusunda sivil toplumun yapacağı pek şey var. Altını çizmek gerekiyor ki: Sivil toplumun yaptığı tüm çalışmalar, Türkiye’yi demokrasi ile temel hak ve özgürlükler odağındaki eşitlikçi ve sosyal AB değerlerine yaklaştırarak tam üyelik sürecine benzersiz bir katkı sağlıyor. Türkiye ve Brüksel’de karar alıcılar nezdinde lobi faaliyetlerinden tutun da kamuoyuna farklı kanallar aracığıyla AB üyeliğinin öneminin anlatılmasına kadar farklı yöntemlerle sivil toplum bu rolü ifa edebilir. Buna ek olarak sivil toplum kendi arasında, devletlerden ve bürokrasinin temsilcilerinden farklı olarak daha sıcak ve ikna edici bir ilişki ve diyalog kurma potansiyeline sahip.</p>
<p>Ben şahsen AB Hibe Programları’nın hala AB-Türkiye ilişkileri alanındaki en önemli araç olduğunu düşünüyorum. Nitekim AB İzleme Platformu ve AB İzleme Ağı da bu düşünce ile doğmuş bir oluşum ve çalışmalarına da bu çerçevede devam ediyor. AB İzleme Ağı Platformu 2016 yılında TAV, YADA ve İKV tarafından kurulduğunda nihai hedefi AB tam üyeliği sürecinin kamuoyunda yeniden gündeme gelmesi ve tartışılması olarak belirlendi. Bu kapsamda Platform, tam üyelik sürecindeki farkındalık artırma çerçevesini AB Hibe Programları ve Projeleri üzerinden tanımladı ve çalışmalarını da bu kapsamda şekillendirdi. IPA II altında yararlanıcısı T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı, sözleşme makamı da Merkezi Finans ve İhale Birimi olan “Kamu ve STK&#8217;lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı” kapsamında yürütülen “AB İzleme Ağı” Projesi ile de Platform’un çalışmaları ulusal ve bazı boyutlarıyla uluslararası bir düzeye taşımış oldu. En kısa ifadeyle AB İzleme Ağı, günümüzde AB-Türkiye ilişkilerindeki en önemli mekanizmalardan biri olan Hibe Programları’nın sivil toplum tarafından sivil bir perspektifle, sosyal etki bağlamında izleme-değerlendirilmesinin yapılmasına da olanak verme hedefi taşıyor. Bu bağlamda sosyal etki odaklı bir sivil toplum araştırmasının IPA başta olmak üzere tüm hibe programlarının şeffaflığını sağlayacak bir metodoloji sunacağı inancını taşıyoruz.</p>
<p><strong>AB İzleme Ağı Hakkında</strong></p>
<p><strong>Kamu ve STK&#8217;lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında bir ağ kurulmasından bahsediliyor. Bu ağı bize tanımlayabilir misiniz? Sivil topluma nasıl bir katkısı olacak?</strong></p>
<p>Program kapsamında sivil toplum kuruluşlarının dâhil olacağı bir ulusal ağ kurulması planlanıyor. AB İzleme Ağı, AB Hibe Programları’nın sosyal etkilerinin analiz edilmesi ve önerilecek izleme-değerlendirme metodolojileri ile sivil topluma farkındalık kazandırma amacı taşıyan bir Proje. Projemizin odağını oluşturan sosyal etki analiz ve izlemeler ile sivil toplum kuruluşlarının Türkiye-AB ilişkilerine ve özellikle de tam üyeliğe yönelik 35 fasıl altındaki müzakere süreçlerine yeni bir perspektifle aktif katılımının önünü açmak istiyoruz. Bunun yanında Ağ’ın sivil topluma yapacağı temel katkıları da şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li>Ağ sayesinde sivil toplum kuruluşları yürüttükleri Hibe Projeleri’nın orta ve uzun dönemde sosyal etkilerini görme ve analiz etme yöntemleri hakkında kolayca bilgi edinebilecek;</li>
<li>Ağ’ın ve Proje’nin önümüzdeki dönem etkinlikleri arasında AB Okuryazarlığı ve Sosyal-Etki Analizi alanlarında sivil toplum temsilcilerine yönelik eğitimler de yer alıyor. Bu eğitimler ilk olarak sivil toplumun AB  konusundaki bilgi kapasitesini geliştirecek. İkinci olarak sivil toplum temsilcileri sosyal etki analizi yaparak tam üyelik sürecindeki rolünü nasıl artırabileceğini  öğrenecek.</li>
<li>Ağ ve Proje faaliyetleri, AB Hibe Programları’nın sivil toplum kuruluşları tarafından sivil bir perspektifle izleme-değerlendirilmesinin yapılmasına ve sosyal etkilerinin analiz edilmesine de olanak verecek.</li>
<li>Ağ, sivil toplum kuruluşlarının AB-Türkiye ilişkilerinde karar alma ve politika yapma süreçlerinde daha aktif olarak yer almasına olanak sağlama hedefiyle sivil toplum temsilcilerinin kendi çalışmalarının önemi ve etkisinin farkına varması için çalışmalarını yürütüyor.</li>
<li>AB İzleme Ağı çalışmaları gelişip genişledikçe sivil toplumun AB-Türkiye ilişkileri alanında önemli işbirliği ve dayanışma platformu haline gelecek. Dolayısıyla orta ve uzun vadede AB alanında sivil toplumun aktif bir rol oynaması için en önemli araçlardan biri olması nihai hedefimiz.</li>
</ul>
<p><strong>TAV, YADA ve İKV’nin bu projede nasıl bir iş bölümü/rol dağılımı var?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46266 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/%C4%B0zmir-Kalk%C4%B1nma-Ajans%C4%B1-640x480.jpg" alt="" width="339" height="254" />AB İzleme Ağı 2016’da TAV, YADA ve İKV tarafından kurulmuş ve çalışmalar tam bir ortaklık içinde devam etmiştir. Hali hazırda IPA II altında yürütülen AB İzleme Ağı da daha önce belirttiğim gibi bu ortaklığın bir sonucu olarak ortaya çıkan bir proje. Proje bağlamında düşünürsek her bir ortak, projenin hedeflerine kendi uzmanlık alanı doğrultusunda katkıda bulunuyor.</p>
<p>TAV, yürütücü kurum olarak projenin idari ve mali süreçlerinden sorumlu. Buna ek olarak proje kapsamında gerçekleştirilen tüm aktivite ve çıktıların hazırlanma ve yürütülmesi süreçlerinde de aktif olarak yer alıyor. Özellikle AB İzleme Ağı Projesi’nin kamuoyunda anlatılması, proje kapsamında kurulmaya çalışılan kamu-sivil toplum işbirliği konusunda da TAV etkin bir rol üstleniyor. Ayrıca proje’nin tanıtım faaliyetleri, iletişim stratejisinin uygulanması ile proje çıktılarının yaygınlaştırılması da TAV’ın başlıca sorumlulukları arasında yer alıyor.</p>
<p>YADA, proje kapsamında gerçekleştirilen sosyal etki analizi ve izleme-değerlendirme süreçlerine yönelik çıktıların hazırlanması sürecinde aktif olarak rol alıyor. Proje kapsamında önümüzdeki günlerde yürütülecek olan “Sivil Toplum Algı Araştırması”nın ana koordinasyonu da YADA tarafından yapılacak. Proje’nin nihai çıktısı olarak hazırlanacak sosyal etki analizi ve izleme&amp;değerlendirme metodolojileri rehberi de YADA tarafından kaleme alınıyor.</p>
<p>Son olarak İKV ise Türkiye-AB ilişkileri, müzakere süreci ve AB müktesabatı alanındaki birikimini Proje’ye aktaran ortak olarak konumlanıyor. Bu kapsamda temel olarak AB okuryazarlığı eğitim müfredatlarının hazırlanması ve bu doğrultudaki eğitimlerin gerçekleştirilmesi İKV’nin sorumlulukları arasında yer alıyor. Ayrıca Proje’nin nihai çıktısı olarak hazırlanacak Türkiye-AB ilişkileri ve sivil toplumun rolü temalı rehber içeriği de İKV tarafından kaleme alınıyor.</p>
<p>Görev dağılımları belirttiğim gibi olsa da Proje’nin ortaklarının temsilcileri Proje’nin tüm etkinliklerine katılıyor ve tüm faaliyetleri işbirliğiyle gerçekleştiriyor. Ayrıca Proje’nin kamuoyu ve paydaşlar nezdinde duyurulması ve tanıtılmasında da YADA ve İKV TAV’a destek oluyor.</p>
<p><strong>Proje kapsamında “Sivil Toplum Kuruluşları için İzleme ve Sosyal Etki Analizi” rehberi oluşturmayı planlanıyor. Böyle bir rehbere sizce neden ihtiyaç var? Öne çıkmasını beklediğiniz konular var mı? Neler?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46267 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-6-640x471.jpg" alt="" width="281" height="207" />2002 yılından bu yana AB Destekleri Türkiye’de uygulanıyor. Günümüze kadar uygulanan farklı onlarca program kapsamında yüzlerce proje başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere farklı kurumlar tarafından yürütüldü. Öte yandan yürütülen onlarca proje ile ilgili olarak, bu projelerin sosyal etkilerinin neler olduğu konusunda önemli çalışmalar maalesef yapılmamış. Projelerin değerlendirilmesi ağırlıklı olarak indikatör odaklı olmuş ama yürütülen projelerin genel anlamda etkilerinin ne olduğu, başka bir deyişle, toplumda neleri değiştirdiğinin analizi üzerine ciddi bir kafa yorulmamış. Bu durum  AB için de geçerli büyük oranda. Proje kapsamında yaptığımız çalışmalarda ve Brüksel’e düzenlediğimiz çalışma ziyaretinde yaptığımız görüşmelerde incelediğimiz projelerin AB içinde de yeteri kadar sosyal etki bağlamında izleme-değerlendirmesinin yapılmadığını gördük. Tüm bu gözlemlerimiz çerçevesinde hibe programlarının daha etkili olabilmesi ve sivil toplumun da maksimum verim alabilmesi için sosyal etki analizinin ciddi bir rol oynayabileceği kanaatine vardık. Bu doğrultuda; proje’de hazırlayacağımız sosyal etki analizi rehberi ile sivil toplum kuruluşlarının yürüttükleri projelerin etkilerinin kısa-orta-uzun vadede etkileri nelerdir, projeler ile neleri değiştirmişler; hedeflerine ulaşabilmişler mi gibi sorulara cevap aramalarını ve cevap bulabilecekleri bazı yöntemleri tanıtmayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Rehber ile ilgili olarak proje kapsamında bir pilot uygulama gerçekleştirmeyi de hedefliyoruz aynı zamanda. Üç temel alanda, toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim krizi ve çevre ile çocuk hakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına bir tür danışmanlık-mentörlük hizmeti vererek; onların uzmanlık alanlarına ve bu alanda yürütülen projelere yönelik sosyal izleme yapmalarını sağlayacağız. Böylece  sosyal etki izleme alanında pratiğe yönelik bir çalışma yapmış olacağız. Bu çalışma bize hem rehberin ne oranda yararlı ve etkili olduğunu gösterecek hem de proje’nin ve proje çıktılarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>Projenin ilk yılını geride kaldı. Bugüne kadar neler yapıldı? Nasıl çıktılar elde edildi?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46268 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-21.jpg" alt="" width="336" height="249" />Projemizin ilk yılı ağırlıklı olarak hazırlık aşamasıyla geçti. Öncelikle proje kapsamında hazırlanacak sosyal etki analizi rehberi ve yöntemlere yönelik araştırmalar yapıldı. Projede görevli araştırmacı arkadaşlarımız bu konuda farklı örnekleri incelediler. Bu araştırma sonucunda da rehberin ilk taslağı, proje’nin birinci yılında tamamlandı. Rehberin içeriğinde sosyal etki analizi metodolojilerinin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri ve sivil toplumun rolü üzerine de bir kısım yer alıyor. Nitekim yaptığımız tüm çalışmaların ve hedeflerimizin odağına Türkiye’nin AB tam üyelik sürecini yerleştiriyoruz. Bu sürece dair temel bilgilere sahip olmanın, sivil toplum temsilcilerinin süreçteki rolünü artırma konusunda önem taşıdığını düşünüyoruz.</p>
<p>Şu anda rehberin ilk taslağı üzerine proje ekibinin yorumları doğrultusunda çalışmalar devam ediyor. Rehber üzerine çalışmalar projenin ikinci yılında artarak devam edecek. Tamamlanan taslak, kamu ve sivil toplumdan paydaşların değerlendirilmesine sunulacak. Ardından sivil toplum eğitimlerindeki uygulamalar ile rehber üzerine çalışma devam edecek. Rehberin son halinin projemizin sonunda basılması ve ilgili paydaşlarla da paylaşılması öngörülüyor.</p>
<p>Rehberin hazırlanmasına yönelik olarak Brüksel’e bir çalışma ziyareti gerçekleştirildi. Bu çalışmada Avrupa Komisyonu’na bağlı Genel Müdürlükler’e ve sivil toplum kuruluşlarına çeşitli ziyaretler düzenlenerek; izleme &amp; değerlendirme ve sosyal etki analizi alanında çalışan uzmanlarla görüşmeler yapıldı. Ayrıca doğrudan sosyal etki, izleme ve değerlendirme çalışan uzmanların bir araya geldiği bir çalıştay organize edildi.</p>
<p>Projenin birinci yılında yaptığımız diğer önemli aktiviteler ise İstanbul, Diyarbakır, Gaziantep ve İzmir’de gerçekleştirdiğimiz kamu görüşmeleri ve sivil toplum çalıştayları oldu. Kamu-sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile yaptığımız görüşmelerde hem kamu-STK işbirliğini geliştirmeye yönelik  tartışmalar yapıldı hem de bu kurumların izleme &amp; değerlendirme ve sosyal etki analizi alanındaki, varsa, çalışmaları hakkında bilgi alındı. Sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile organize edilen çalıştaylarda ise iki temel konu tartışıldı:</p>
<ol>
<li>Sivil toplum kuruluşlarının AB Hibe Programları ile ilgili süreçler hakkındaki görüşleri, deneyimleri ve önerileri neler?</li>
<li>AB İzleme Ağı’ndan beklentileri neler olacak? Bir ulusal ağın işleyişine ilişkin hangi temel önerileri yapmak isterler?</li>
</ol>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46269 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/2-1.jpg" alt="" width="192" height="259" />Özellikle 29 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirdiğimiz İstanbul Sivil Toplum Çalıştayı kapsamında sivil toplum kuruluşlarının hibe programlarına yönelik görüş ve önerilerini sorduğumuz anket çalışması sonuçlarının ve sonrasında çalıştayda meydana gelen tartışmaların analiz edildiği ve yer aldığı kapsamlı bir rapor T.C Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’na sunuldu. Benzer bir çalışma diğer şehirler için de gerçekleştirildi ve şu anda bu çalıştayların raporları üzerine proje ekibinin çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Çalıştayların ilk sonuçları TAV’ın da üye olduğu IPA II Sivil Toplum Alt Sektörü Sektörel İzleme Komitesi’nin 7. Toplantısı’nda AB Türkiye Delegasyonu, AB Başkanlığı ve farklı kamu, sivil toplum ve akademi temsilcilerinin bulunduğu bir ortamda sunuldu. Çalıştaylara yönelik kapsamlı bir rapor iki dilde (İngilizce/Türkçe) olarak hazırlanıp AB Türkiye Delegasyonu’na ve AB Başkanlığı’na sunulacak.  Bu çalışmalar dışında farklı platform ve toplantılarda proje, özellikle de AB İzleme Ağı’nın tanıtımı gerçekleştirildi. Bu ziyaret ve çalıştaylarda toplam 200 civarında sivil toplum kuruluşu ile 50’ye yakın kamu kurumu temsilcisine ulaşıldı. Projemizin ikinci yılında kapsamı artacak halkla ilişkiler kampanyası ve iletişim çalışmaları sayesinde etkinliklerimizin ve çalışma çıktılarımızın ciddi sayıda paydaşa ulaşmasını planlıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/">&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YADA Vakfı Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Kapsamında Çalışmalarını Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/yada-vakfi-sivil-diyalogun-guclenmesi-kapsaminda-calismalarini-surduruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 10:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ceylan Özünel]]></category>
		<category><![CDATA[sivil diyalog atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Diyaloğun Güçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45430</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı’nın Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü “Sivil Diyaloğun Güçlenmesi” projesi kapsamında yapılan Sivil Diyalog Atölyesi etkinlik serisi tamamlandı. Proje kapsamında yapılan ve bundan sonra yapılması planlanan çalışmaları YADA Vakfı’ndan Ceylan Özünel ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/yada-vakfi-sivil-diyalogun-guclenmesi-kapsaminda-calismalarini-surduruyor/">YADA Vakfı Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Kapsamında Çalışmalarını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="YADA Vakfı Sivil Diyalog Atölyesi Gerçekleşti" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/YI-U03R3Dcs?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Sivil Diyaloğun Güçlenmesi projesi nedir? Bize biraz anlatır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YADA olarak, sivil toplumun etki kapasitesini artırmak üzere bir çok araştırma ve çalışma yürütüyoruz. Bu anlamda yaptığımız araştırmalardan çıkan bulgular doğrultusunda sivil toplumun hem karar vericiler hem de yurttaşlar üzerindeki etkisizliğinin en önemli faktörlerinden birinin hem kendi içinde hem de paydaşlarla olan diyaloğunun zayıflığı olduğunu gördük. Bu doğrultuda paydaşlar arası diyaloğun güçlenmesi üzerine bir dizi çalışmalar ve araştırmalar tasarlıyoruz. Sivil Diyaloğun Güçlenmesi projesinin ana hedefi de sivil toplum, kamu ve özel sektör diyaloğunun ve ilişkilerinin güçlenmesine, böylece sivil toplumun etkisinin artmasına katkıda bulunmak. </span></p>
<p><b>Proje kapsamında ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında çeşitli araştırmalar ve etkinlikler yapmayı planlıyoruz. Araştırma çalışmalarımızdan ilkine başladık. Diyalog Haritalama diye adlandırdığımız bu araştırma çalışması ile STK’ların hem kendi içinde hem de kamu ve özel sektörle kurduğu diyalog ve ilişki biçimlerini incelerken, diyaloğun kurulmadığı alanları ve nedenlerini de analiz ediyoruz. Bu doğrultuda bir masa başı çalışması yaparak, STK’ları çalışma alanları ve arka planlarına göre kümelendirdik. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden 100’den fazla STK ile derinlemesine görüşmeler yaptık. Araştırmanın bir parçası olarak şu ana kadar dört kez farklı şehirlerde farklı paydaşlarla bir araya gelerek Sivil Diyalog Atölyesi etkinliklerini düzenledik. İstanbul’da iki kez olmak üzere, Ankara ve Diyarbakır’da yaptığımız atölyelerde diyalog üzerine tartışmalar yürüttük. Atölye çıktılarına da Diyalog Haritalama araştırmamızın raporunda yer vereceğiz ve bu raporu mümkün olduğunca yaygınlaştırmaya çalışacağız.</span></p>
<p><b>Bu etkinliklerden biraz daha ayrıntılı bahsedebilir misiniz? Nasıl metodlar kullanıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkinliklerimizde oturma düzenini çember şeklinde yapıyoruz, böylece herkesin birbirini gördüğü, dinlediği ve katılımcıların aktif olarak tartışmalara katıldığı bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. Sivil Diyalog Atölyesi etkinliklerinde önce sivil toplumun yaptığı tüm çalışmaları ve bu çalışmaların etkisi üzerine ortak bir tartışma yürütüyoruz. Atölyede yine ortak olarak üzerine konuşulan sorun ağacı çalışmamız oluyor. Burada da diyaloğu merkeze alarak, paydaşlar arası diyaloğun kurulamamasının kök nedenlerine iniyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Diyaloğun kurulamamasının etkileri üzerine tartışıyoruz ve katılımcıların önceliklendirdiği sorun alanları üzerine gruplara ayrılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini tartıştığımız grup çalışmaları yapıyoruz. Atölyelerde kullandığımız metotları sürekli olarak geliştirmeye gayret ediyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yüzden her atölyede farklı metodlar kullanabiliyoruz. Örneğin; son iki atölyede paydaşlar arası iletişim ve diyalog eksikliğinin sebepleri ve sonuçları üzerine yürüttüğümüz tartışmaları drama teknikleri ve oyunlaştırma metodlarıyla yaptık. Son atölyenin konusu sivil toplum ve özel sektör diyaloğu ve ilişki biçimleriydi. Sivil toplum ve kamuya ek olarak özel sektörü dahil ettiğimiz ilk atölyemizdi. Atölyenin öğleden sonraki oturumunda STK’lar ve özel sektör arasında yaşanan bazı gerilimleri vaka olarak katılımcılara verdik ve gruplara ayrılan katılımcılar birbirlerinin rollerine girerek, diyalog ve iletişimle bu vakaları çözmeye çalıştı. Dediğim gibi, konuya ve katılımcılara göre değiştirip geliştirdiğimiz bu tür farklı tartışma metotları kullanıyoruz.  </span></p>
<p><b>Proje kapsamında başka neler yapacaksınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında STK’lara yönelik Sosyal Etki Odaklı İletişim ve Tasarım atölyeleri düzenliyoruz. İlk ikisini İstanbul ve İzmir’de yaptık. Önümüzdeki sene de Samsun, Ankara ve Diyarbakır’da üç atölye daha yapacağız. Bu atölyelerde de sosyal etki kavramı üzerine tartışarak, sosyal etki odaklı iletişim ve tasarım nedir, nedene önemlidir, nasıl bir sistemi, modeli olmalıdır bunları konuşuyoruz. Atölye katılımcılarından birkaç kurum ile devam ettirdiğimiz bir de sosyal etki danışmanlık çalışmamız var. Bu danışmanlık kapsamında danışmanlığı yürüttüğümüz STK’nın bir projesini veya genel kurumu ele alarak biz etki izleme sistemi kuruyoruz onlarla.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunların dışında, geçtiğimiz yıl başladığımız Meydan buluşmalarına devam edeceğiz. Yine farklı temalarda ve arka planlarda STK’ları, kamu kurumlarını ve özel sektörü bir araya getirerek belli bir sorun, başlık altında tartışmalar yürüteceğiz. </span><span style="font-weight: 400;">Önümüzdeki sene de yine proje kapsamında bir medya izleme araştırma çalışmamız olacak. Orada da sivil toplumun medyadaki görünürlüğünü analiz edeceğiz ve bir rapor yayınlayacağız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/yada-vakfi-sivil-diyalogun-guclenmesi-kapsaminda-calismalarini-surduruyor/">YADA Vakfı Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Kapsamında Çalışmalarını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 12:48:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43273</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, AB Başkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında yürüttükleri “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çokkültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” diyerek yola çıkıyor, farklı kimlik ve kültür gruplarının bir arada yaşam tecrübelerine odaklanılacak bir etkinlik serisi gerçekleştiriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz-2/">Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">YADA Vakfı sivil toplumun farklı aktörleri arasındaki diyaloğun artırılması ve sivil toplumun etki kapasitesini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Tüm bu etkinliklerde hem çalışma alanları hem de arka planları ve motivasyonları açısından oldukça farklı birçok kurumu bir araya getiriyor, birlikte müzakerenin ve hatta iş birliklerinin peşine düşüyor. Kimlik ve kültür gruplarıyla doğrudan çalışan, bu grupları temsil eden, bu grupları temsil eden kişilerle çalışan sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalog ve işbirliklerinin artırılması ve bu yolla bu kuruluşların etkisinin artırılması da önemli odak noktalarından biri oluyor.</p>
<p dir="ltr">Etkinlik serisine dair detaylar için <a href="https://docs.google.com/document/d/1tky-zjHCjQyLqzV03QAMRHOYsCZcoeLwfvJSTPWRpnk/edit?usp=sharing" target="_blank" rel="noopener"><u>tıklayınız.</u></a></p>
<p dir="ltr">Sizi, proje kapsamında gerçekleştirecekleri, birlikte yaşamın olanaklarını, önündeki engelleri ve birlikte mücadele alanlarını tartışacakları arama atölyesine davet ediyorlar. Katılım taleplerinizi <a href="mailto:sahin@yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener">sahin@yada.org.tr</a> adresine<b> 25 Ekim</b> 2019 17.00’a kadar iletmeniz gerekmektedir.</p>
<p dir="ltr">Yer:Gaziantep<b>. </b>Katılımda Gaziantep ve çevre iller merkezli sivil toplum kuruluşları önceliklendirilecektir. Etkinlik mekanıyla ilgili detaylar daha sonra iletilecektir.</p>
<p dir="ltr">Tarih: 5 Kasım 2019</p>
<p dir="ltr">Saat: 9.30 &#8211; 17.00</p>
<p dir="ltr">Not: Şehir dışı katılımların yol ve konaklama masrafları için bir kontenjan mevcuttur. Talebiniz esnasında yol ve konaklama konusunda destek talebiniz varsa iletmeniz gerekmekte.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz-2/">Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 09:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[sivil diyalog atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43225</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, sivil toplumun kamu ve özel sektörle olan diyaloğunu güçlendirme amacıyla yürüttüğü Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında, STK’ların kendi aralarında ve diğer paydaşlarla arasındaki diyaloğa, ilişki biçimlerine dair yapacağı haritalama çalışması için Sivil Diyalog Atölyesi düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43228 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-40-640x480.jpg" alt="" width="261" height="196" />YADA Vakfı’nın Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında düzenlediği Sivil Diyalog Atölyesi’nde; farklı sivil toplum kuruluşlarından temsilciler; sivil toplum çalışmaları, diyalog ve  birlikte üretme konularında görüş alışverişinde bulundular. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra, akademi ve kamudan katılımcıların da yer aldığı toplantının açılışında, YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer projeyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Toplantının tanışma bölümünde katılımcılar kendilerini ve kurumlarını, ‘etkili, etkisiz’ hissettikleri anlarla birlikte tanıttılar. Tanışmanın ardından YADA Vakfı kurucularından araştırmacı Ulaş Tol’un moderatörlüğünde; sivil toplumun çalışmaları, bu çalışmalardaki güçlü ve eksik yönler katılımcılar tarafından değerlendirildi. Atölyenin öğleden sonraki bölümünde ise üç gruba ayrılan katılımcılar, sivil toplumdaki diyalog ve birlikte üretme biçimleriyle ilgili geniş değerlendirmelerde bulundular. Bu bölümün sonunda grupların diyalogla ilgili ortaklaştığı değerlendirmelerden bazıları şunlar oldu:</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43227 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-39-640x480.jpg" alt="" width="327" height="245" />Dili kullanma biçimi kurgusu, siyasi kültür, dönemin iklimi diyaloğu olumlu ya da olumsuz etkiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İletişimsizlik farklı seslerin bir araya gelememesi,  pozisyonların ve farklılıkların tektipleşmesi diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyalog modellerinin araçlarının, bilgisinin, zeminlerinin, rol modellerinin eksikliği diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kamu STK’lara sorun yaratan yapılar olarak bakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Fonlar kurumların hem bir araya gelmesini birbirini tanımasını sağlıyor hem de rekabet yaratarak diyalog imkanını azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumsal kutuplaşma STK’ların gruplaşmasına ön yargılara sebep oluyor. Önyargılar ilişki kurmamaya, sadece benzerlerle tanışıklığa ve diyalogsuzluğa sebep oluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Yaşlılar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avivasa’nın kurumsal sosyal sorumluluk projesi Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa kapsamında açılan heryasta.org portalının hedefi, Türkiye’deki mevcut negatif yaşlılık algısını değiştirmek ve orta yaşın yaşlılığa bugünden hazırlanmasına yardımcı olmak…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi,  yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Proje kapsamında, Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğiyle yapılan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasıyla  bugünün ve geleceğin yaşlılarındaki yaşlılık algısı, yaşlılık beklentileri ve planları ortaya çıkarıldı. Toplumdaki negatif yaşlılık algısının önemli bir sonuç olarak ortaya çıktığı araştırmanın bilgilerinin yaygınlaması ve negatif algının değişmesi için de <a href="https://www.heryasta.org/" target="_blank" rel="noopener">heryasta.org</a> portalı hayata geçirildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-42788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/heryasta-logo-1-640x138.png" alt="" width="329" height="71" />Ana kategorilerinde, &#8220;Güncel&#8221;, &#8220;Yaşa&#8221;, &#8220;Araştır&#8221;, &#8220;Keşfet&#8221;, &#8220;İzle&#8221; ve &#8220;Hakkımızda&#8221; yer alan heryasta.org’un manifestosu ise şöyle:</p>
<p><strong>Yaşlılık artık bildiğimiz gibi değil.</strong></p>
<p>50’sinde “yaşlanıyorum” denirdi eskiden. 60’ında da “yaşlandım artık”.</p>
<p>Bugün 90 yaşında üretmeye, gülümsemeye devam eden insanlarla doldu dünya. Hatta yaşlanmanın yaş ile bağlantısı azaldı. Orta yaşın üst sınırı aldı başını gitti.</p>
<p>Yaşlanmak aslında herhangi bir yaşta değil doğumla birlikte başlayan bir süreç. Yeter ki süreç doğru yönetilsin, eski klişeler gözden geçirilsin.</p>
<p>Hürmet ve saygı klişeleri: Hürmet ve saygı bu hayatta herkesin birbirine göstermesi gereken şeylerdir. Bütünüyle biyolojik bir olaydan dolayı insanlığın bir kısmı niye daha saygın olsun ki? Birisine sadece yaşından dolayı fazladan hürmet göstermek o birisini başka bir yere konumlamak, uzaklaştırmak anlamına gelebilir.</p>
<p>Huzur ve bakım evleri: Huzurevi, bakımevi gibi projeler yaşlıları aktif hayattan uzaklaştırma, “kenara alma” riskini taşır. “Yaşını almış insanlar yaşını almış insanlarla beraber olmak ister” inancı bütünüyle yanlıştır. Yaşını almış insanlar da herkes gibi diğer insanlarla birlikte olmak ister.</p>
<p>İkinci bahar edebiyatı: Yaşlanmak bir süreçtir ve insan yaşlanınca başka birisi haline gelmez, başka bir hayata geçmez.</p>
<p>Yaşlılığın reddi: İhtiyar delikanlılar, her zaman genç kalanlar, ruhu gençler… Buna benzer sözler, tıpkı genç görünme çabaları gibi işlevsizdir. İnsanın asla geri dönemeyeceği gençlik günlerine sürekli referans vermesinin, o günlere öykünmesinin, gençmiş gibi davranmasının kozmetik dünyası dışında kimseye bir faydası yoktur.</p>
<p>Yaşlılığın “zorlukları”: Bazı “yaşlılar” anlatırken tekrara düşebilir, sıkıcı oldukları düşünülebilir, genç kuşağa kıymet vermeyebilir. Yahut nostalji düşkünüdür. Bunun temel sebebi bazı yaşlıların on yıllar önce çeşitli ve haksız şekillerde “kenara atılmış”, ayrımcılığa uğramış olmasıdır. Yıllar boyu kendisine ve çevresine faydası olmadan yaşayan birisinin eğlenceli birisi olarak kalabilmesi zordur.</p>
<p>…</p>
<p>Kaçınılacak değil tadı çıkarılacak bir keyif devri olmalı yaşlılık: Genç görünmeye değil sağlıklı, sosyal ve aktif yaş almaya, “yaşlanma sanatına” odaklanmalı.</p>
<p>Heryaşta.org’da yaşlanırken kazandıklarımız, öğrendiklerimiz ve bunların sağlayacağı konfor üzerine yoğunlaşıyoruz. Yaş almaktan korkmanın, yaşlanmayı inkar etmenin, nostaljilere kapılmanın ya da ikinci baharlar hayal etmenin faydası yok, zararı ise çok. Bunun yerine yaşlanmayı, öğrenmeye devam ettiğimiz, günlük hayatımızı yavaşlattığımız, tadını çıkardığımız bir süreç olarak görmemiz çok daha yaratıcı sonuçlara yol açabilir. Bu sayede yaş alma sürecini fani hazlardan, kariyer heveslerinden, telaştan ve yarıştan uzakta, dengeyle ve memnuniyetle yaşayabiliriz.</p>
<p>Neticede zaman bütünüyle algısaldır. Biz hayatımızı yavaşlattıkça önümüzdeki zaman uzar ve keyfi artar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıktan Kaçış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AvivaSa’nın desteği ile Yaşama Dair Vakıf, ilk Türkiye temsili yaşlılık araştırmasını tamamladı. Araştırmanın net bir bulgusu var: Türkiye yaşlanmaya hazır değil!.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun da çok temel iki nedeni var. Birincisi yaşlılar ve yaşlılık hakkındaki yargılar oldukça negatif. İkincisi de yaşlanma yok sayılan, reddedilen bir konu olduğu için yaşlılık yıllarına yönelik hem kişisel, hem toplumsal, hem de politika düzeyinde hazırlıklar yetersiz. Peki Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmaması neden bir sorun ve şimdinin konusu. Bir kere sadece Türkiye değil dünya yaşlanıyor; yani nüfus dağılımında yaşlı oranları artıyor. Bu kötü bir şey değil ve esasen insan ömrü uzaması, nüfus artışı düşmesi gibi olumlu gelişmelerin sonucu. Dolayısıyla sorun olan şey toplumların yaşlanması değil, buna uygun dönüşümleri geçirmemesi. Türkiye’nin durumu ise daha çetrefilli. Öncelikle Türkiye hızlı yaşlandı ve yaşlanmaya devam ediyor. Bu ne demek? Yaşlı oranının nüfus içinde oranları birden arttı. Başka ülkelerin 50 yılda, hatta kimilerinin 100 yılın üstünde geçirdi bu demografik dönüşümü Türkiye 20-25 yılda tamamlıyor. Bu da yaşlı toplum haline gelmeyi sindirememeye neden oluyor. İkincisi yaşlı toplumlara baktığımızda refah seviyesi yüksek olan toplumlar olduğunu görüyoruz. Türkiye böyle değil. Hatta bu araştırma gösterdi ki mevcut yaşlı kuşak da gelir seviyesi oldukça düşük bir kesim. Üçüncüsü de Türkiye bir hızlı dönüşümü de kentlileşmede yaşadı. Çok hızla nüfus kentlere geldi. En son da yaşlılar gelmeye başladı. Dolayısıyla kentte yaşayan kırsal yaşam alışkanlıkları olan geniş bir yaşlı nüfusumuz var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu olgulara rağmen yaşlılık Türkiye’de önemsenen bir mesele değil. Oysa yaşlılık ve yaşlanma neredeyse herkesin bir şekilde ilgi gösterdiği kavramlardan; herkesin hayatının bir parçası, herkesin bu konuda bir fikri ve tecrübesi var. Zira herkesin ailesinde yaşlısı var ve herkes yaşlanıyor. Öte yandan yaşlılık gün geçtikçe daha güncel ve popüler bir konu haline de geliyor. Henüz yaşlılıkla ilgili konular arasında sağlıkla ilgili olanlar ve fizyolojik değişiklikler ön planda. Yaşlanınca fiziksel görünüşümüz nasıl olacak en popüler konu örneğin. Son zamanlarda sosyal medyada yaygınlaşan yaşlandırma aracı yoğun ilgi gördü. Korku ve kaygıyla baktı bir çok kişi, gelecekteki görüntüsüne yönelik simülasyona. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılar, yaşlılık, yaşlanma kavramları sevilmeyen, pek iyi hisler uyandırmayan, kaygı yüklü kavramlar. Bu kavramlarla ilgili algı, bize bu araştırma da gösterdi ki net bir biçimde negatif. Durum şu: kimse yaşlanmak istemiyor, kimse yaşlılarla vakit geçirmek istemiyor, ama hem yaşlı yakınları olduğu için hem de bir gün kendisi de yaşlanacağı için herkes yaşlılara hürmet ediyor. Geçmişten gelen, geleneksel olarak bir saygınlık statüsü var yaşlıların; ama bu değerini ve etkisini oldukça kaybetmiş durumda. Böyle olunca da atsan atılmaz satsan satılmaz bir konu oluyor. Yaşlı yakınlarının yaşlıları hakkındaki hisleri, zıt hisler. Bir yandan bağlılar, seviyorlar, geleneksel bir değer; diğer yandan bir yük olarak görüyorlar. Bu yükle mücadelede ise, yaşlıları için bakım ve/veya kurumsal destek hizmetlerinden faydalanmayı, kültürel olarak kendilerine, ailelerine konduramadıkları için reddediyorlar, “el alem ne der” kaygıları hakim oluyor. Bakıma muhtaç bir yaşlı yakını sahibi olmak da en fenası olarak görülüyor. Tüm bunlar yaşlılarla yakınları arasında zıt hislerle kurulan sağlıksız bir ilişki meydana getiriyor. İstenilmediğini bilen yaşlılar fırsatı ve imkanı varsa yalnız yaşamayı tercih ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişe göre yaşlısı aynı evde olan ya da yakınında yaşayan ailelerin oranı düşüyor. Tabi bunun başka sosyo-ekonomik nedenleri de var elbette. Fakat kültürel değişimler de yaşlıları genç yakınlarından ayrı ve bağımsız yaşamaya yönlendiriyor. Bunu olumsuz bir gelişme olarak değil de bir olgusal dönüşüm olarak ele almak ve bağımsız bir yaşam sürdürmeyi tercih eden ya da buna mecbur kalan yaşlıların hayatlarını kolaylaştıracak sosyal politikalar geliştirmek daha anlamlı olur. Bu durumun aynı hanede yaşama göre daha zorlukları olduğu açık. Ek olarak, ilk bakışta aile bağlarının zayıflaması gibi bir olumsuz sonucu da akla getiriyor; fakat karşılıklı bağımlılık ilişkisinin azalması ile aile içindeki sorunların azalmasına da yol açabildiğini de gözetmekte fayda var. Ayrıca bağımsız yaşam, yaşlıların bireysel tercihlerini daha özgürce yaşamaları ve yaşlılık hayallerini gerçekleştirmeleri için de bir fırsat olarak görülebilir. Ek olarak, bu durum, günümüzde genellikle bir kendini gerçekleştirme tercihinden ziyade, genellikle zorunlu veya belli olumsuzluklardan kaynaklı bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Hakim olan ve değişmeyen şey ise, yakınları ile birlikte de yaşasa da, ayrı da yaşasa, yaşlıların pek ayak altında görülmemesinin istenmesi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam beklentisi algısı, ömür ortalamalarındaki uzamaya paralel biçimde değişmiş değil. Bir uzun yaşama beklentisi ya da tahayyülü oluşmuş değil. Bu konuda tanık olunan emsaller de sınırlı. Bugünün orta kuşaklarının önünde izleyip karşılaştıracakları yaşlanma tecrübeleri az, yalnızca yaşlılık görgüleri var ki onlar hakkındaki algının da pek muteber olmadığından bahsettik. Bilinen ve hatırlanan yaşlılıklar ise pek iyi veya güzel şeyler değil. Yeti ve statü kayıpları, sorunlar ve bağımlılık akla geliyor. Bir başka deyişle yapılamayanların arttığı, özgürlüklerin azaldığı, davranışın kısıtlandığı bir kaybetme hali olarak resmediliyor yaşlılık. Kimse kaybetmek istemez. Ama kaçınılmaz olduğu halde bu kaybetme halini düşünmemek, doğal bir refleks oluyor. Hal böyle olunca da yaşlanma da yaşlılık da bir türlü normalleşemiyor. Her normal dışı görülen kesim gibi yaşlılar da toplumun çoğunluğunun eğilimlerinin dışına itiliyor. Eğlenme, hatta dışarıda vakit geçirme, dilediğince giyinme, flört etme, gezme, teknolojik aletleri kullanma, oyun oynama, dans etme, vb. gençlere yakıştırılan özellikler ve aktiviteler, yaşlılar sözkonusu olunca toplum algısında eğreti duyuyor. “Bu yaşta…” diye başlıyor ileri yaştaki bireylere eleştiriler, “Bu yaşta ne işin var…”, “bu yaştan sonra hiç yakıştı mı…”, “yaşına bakmadan…” vb. kalıplarla devam ediyor. Aksine bazı tuhaf, eksik ya da yetersiz davranışlar da yaşlılara yakıştırılıyor ve şöyle tarif ediliyor: “bunlar hep yaşlanma belirtisi”. Örneğin alzeimer, demans gibi ilgili bir hastalığı olmadığı halde bir unutkanlık tecrübe edildiğinde “yaşlandın sen” denebiliyor. Bunların aksine “gençliğine doyamadan” tabirinin “yaşlığına doyamadan” şeklinde bir versiyonu yok.  Oysa “her yaşın ayrı bir güzelliği vardır” gibi klişe de olsa başka bir doğrusu var toplumun. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. Son yıllarda hızla yaşanan bir toplum olduğumuz gerçeği ile ilgili farkındalığın artmış olması, bir nebze kıpırdanma yaratmış durumda. Ancak Türkiye yaşlanma hızına paralel bir hazırlık içerisinden değil. Ayrıca, yaşlanmaya hazırlanmayı bakım ve sağlık hizmetleri ile sınırlı görmeyen, kültürel ve sosyal olarak yaşlı bir toplum olma özelliğine hazır hale gelme perspektifindeki gibi bir bakışın henüz uzağındayız. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Velhasıl yaşlı bir toplum olmaya ve yaşlanmaya hazırlanmak için bir değişim gerektiği açık. Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. Türkiye’de toplumun genelinde zaten bireylerin pek az meşgalesi var. En büyük meşgaleler zorunlu olarak hayatımıza girmiş olanlar: eğitim, iş, eş ve çocuklar. Bunlar da hayatından çıkınca boşluğa düşen çok kişi oluyor. Örneğin erkekler, çalışma yaşamında daha yüksek oranlarda ve sürelerde bulunduğu ve iş dışı meşgaleleri kadınlara göre daha az olduğu için (kadınların da fazla sayılmaz ama ev içi sorumluluk ve yüklerinden gelen zaruri meşgaleleri daha fazla) çalışma yaşamından sonra genellikle bir boşluğa düşüyor. Kim bilir belki bu farkın kadınların erkeklere göre daha uzun yaşamasında bir etkisi vardır. Sonuç olarak yaşlandığında insanlar, yaşamlarında yer kaplayan, sorumluluklarından kaynaklanan meşgaleler azaldığı ve bunları yenileri ile dolduramadığı için de izole oluyor. Buna toplumsal ve kültürel izolasyon da eklenince, yani normal olana yaşlıların dahiliyeti yakışıkalır görünmeyince, yaşlılık doğallığında olmasa da bir sosyal ürün olarak negatif bir vakaya dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer önemli bir ihtiyaç da bir yaşlılık kadar yaşlanma nosyonun da geliştirilmesi. Emekli olmak, çocukları evlendirmek, bazı fizyolojik sorunları başlaması, görünüşte değişiklik vb. momentlerle birden hayata giren yaşlılık karşısında aşırı hazırlıksız olunca yine negatif bir ürün olarak yaşlılık kabullenilmiş bir çaresizlik olarak yaşanıyor. Mevcut durumda ise yaşlılar açısından durumu gönüllü izolasyon olarak tarif edebiliriz. Tabi bu toplumdan soyutlanma gönlünden geçen şey değil belki. Ama kendini dahil olma durumunda huzursuz hissettiği ve kimi zaman da zarar gördüğü için gönüllü olarak izole olma eğiliminde oluyor; bir anlamda el ayak altından çekiliyor ve ölümü bekliyor. Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
