<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye&#039;de Yerel Çevre Hareketleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Apr 2021 19:32:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Türkiye&#039;de Yerel Çevre Hareketleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/ikizdere-vadisinde-koyluler-tas-ocagi-insaatina-direniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 07:17:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz İnşaat]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İkizdere Dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[İkizdere Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Çepni]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Okumuşoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rize’nin doğal sit alanı İkizdere Vadisi’nde köylülerin taş ocağı yapımına karşı sürdürdüğü mücadeleyi konuştuğumuz HDP Milletvekili Murat Çepni ve Avukat Yakup Okumuşoğlu, Türkiye’nin her bölgesinde yaşanan tahribatlara karşı halk ile ekoloji hareketlerinin birlikte mücadele etmesi gerektiğini kaydediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/ikizdere-vadisinde-koyluler-tas-ocagi-insaatina-direniyor/">İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rize’nin İkizdere Vadisi’nin Gürdere ve Cevizlik köyleri sakinleri, 23 Nisan kısıtlamalarında iş makinalarının kolluk güçlerinin korumasında taş ocağı için çalışması üzerine başlattıkları eylemleri sürdürüyor. <a href="https://www.instagram.com/p/COH_ByKgIwN/" target="_blank" rel="noopener">Ekoloji Birliği&#8217;nin konuyla ilgili açıklamasında</a>, daha önce “örnek yayla, doğal sit alanı ve turizm” alanı olarak belirlenin alana, taş ocağı izni vermenin nasıl mümkün olabildiği sorgulanıyor. Taş ocağı yapılmak istenen ve <a href="https://www.evrensel.net/haber/431560/ikizderedeki-tas-ocagina-karsi-direnis-buyuyor-komsu-koylerden-de-katilim-oldu">Rize İkizdere Vadisi’nin bir kolu olan İşkencedere Vadisi</a>, dünyada öncelikli korunacak 200 ekolojik bölgeden biri ;  doğal sit &#8211; nitelikli doğal koruma alanı ve kısmen doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı niteliğine sahip.</p>
<p>İkizdere’de  sürdürülen mücadeleyi kendisi de İkizdereli olan <a href="https://twitter.com/MuratCepniHDP">HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi</a> ile köylülerin avukatı ve aynı zamanda aktivist <a href="https://twitter.com/AvOkumusoglu">Yakup Okumuşoğlu</a> ile konuştuk.</p>
<h5><strong>“Halk Son Derece Kararlı Ve Öfkeli</strong><strong>!”</strong></h5>
<p><strong>İkizdere’de köylüler yalnız başına mı mücadele ediyor? </strong></p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-69180 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/murat-cepni-ikizdere-saha.jpg" alt="Doğal SİT Alanı İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!" width="325" height="188" />Murat Çepni</strong>: Sokağa çıkma yasağı nedeniyle, halk yalnız başına mücadele ediyordu. Doğrusu, bir köy yalnız başına direniyordu çünkü diğer taraflardan köylülerin kısıtlama nedeniyle gelme şansları yoktu. Bugün diğer köylerden de insanlar gelmeye başladı. Ekoloji örgütleri şu an sosyal medyadan destek sunuyorlar ama onlardan da peyderpey katılım olacak.  Hem İkizdere hem çevre köy ve illerden, İstanbul’daki İkizdere Dernekler Federasyonu çağrısı ile halka destek vermek için bölgeye İkizdereliler gelmeye başladı. Yasaklar izin verdiği sürece halka destek verilecek. İkizdere’de bir duyarlılık var ama şirket ve onları koruyan kolluk güçleri hem Ramazan’ı hem sokağı çıkma yasağını fırsata çevirmeye çalıştı. Dün çok sert müdahale ettiler, sert müdahale edince halkın öfkesi de daha arttı.</p>
<p>İş makinalarının çalıştığı alanda 3 km. boyunca taş ocağına doğru uzun bir yol açacaklar. 4 şeritli bir yol olacak burası, bu nedenle çok büyük bir ağaç ve su katliamı yapılacak. Orada tümüyle bir coğrafya yok olacak, insanların yaşam alanları yok olacak. Halk son derece kararlı ve öfkeli.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-69181 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/yakup-okumusoglu-ekoloji-birligi-640x426.jpg" alt="Doğal SİT Alanı İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!" width="308" height="205" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/yakup-okumusoglu-ekoloji-birligi-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/yakup-okumusoglu-ekoloji-birligi.jpg 800w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" />Yakup Okumuşoğlu</strong>: Kim, nasıl destek versin? Herkes elinden geleni yapıyor. İnsanların koşulları, aileleri, çekinceleri ekonomik durumları var. Türkiye’nin koşulları belli. İnsanların korkularının olmasını anlıyorum. Bize destek veren herkesin yüreklerinden öpüyorum. Hepsi gönülden yanımızda. Yapabilen yanımızda.</p>
<p><strong>Siyasilerin çevre hareketini sahiplenmesinde bir sorun var mı?</strong></p>
<p><strong>Murat Çepni</strong>: Buradaki yerel siyasetçilerin hepsi bir an önce bu iş çalışmaların bitmesi için acele ediyor çünkü hepsinin üzerinde büyük bir basınç var. Bir vekil olarak ve İkizdereli olarak, başından itibaren ben İkizdere’deyim. Benim dışında CHP’den bir vekil arkadaş geldi. Onun dışında siyasilerden gelen olmadı.</p>
<p><strong>Hukuki süreç nasıl ilerliyor?</strong></p>
<p><strong>Murat Çepni</strong>: Daha önce açılan Yürütmeyi Durdurma Kararı sonrası, şirket planlarını değiştirdi ve “ÇED gerekli değildir” kararı alındı. Bu nedenle, şirket taş ocağı çalışmalarına başladı. Buna karşı tekrar Yürütmeyi Durdurma talebiyle mahkemeye başvuruldu, onun sonucunun beklenmesini istedik ancak şirket bunu beklemeden çalışmalara başladı.</p>
<p><strong>Yakup Okumuşoğlu</strong>: Şirketin sahada çalışması engellenemiyor çünkü şu an yürütme durdurma kararı yok elimizde. “ÇED gerekli değil” diye idare karar vermiş; o karara karşı da dava açtık. Mahkeme, “idarenin savunması sonrası karar vereceğini” açıkladı. Biz de burada ağaçların kesilmesinin açıkça telafisi imkânsız olacağından, tekrar Yürütmeyi Durdurma Kararının hızlı bir şekilde alınması için, bugün İdare Mahkemesi’ne başvuruyoruz.</p>
<h5><strong>“Kazanımların Hemen Hepsi Fiili Direnişlerle Mümkün Oldu”</strong></h5>
<p><strong>Çevre davalarında hukuki süreçten hızlı ve olumlu karar almak güç mü? </strong></p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-69182 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-tas-ocagi-olmasin-640x480.jpg" alt="Doğal SİT Alanı İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!" width="335" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-tas-ocagi-olmasin-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-tas-ocagi-olmasin.jpg 680w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" />Murat Çepni</strong>: İkizdere tek olay değil,  Türkiye’nin her yerinde çok sayıda yıkım projesi var. Mahkemeler yer yer durdurma kararı veriyor ama kazanılanların hemen hepsi fiili direnişlerle gerçekleşiyor. Türkiye’de Mahkemeler bağımsız karar verme mekanizması olmaktan çıktılar. Cengiz İnşaat’ın siyasi gücü karşısında hiçbir mahkeme duramaz. Dolayısıyla bu gerçekleri ortaya koymak gerekiyor: halkın direnişi, ekoloji örgütlerinin direnişi ile hem yöreden hem dışarında destekle ancak kırılabilir. Bu olmadan Mahkemeler bu inşaatları durduramaz.</p>
<p>Halk direnirse ve isterse, güçlü bir şekilde bu yıkımlara karşı gelirse, Mahkemeler de bu konuda bir karar verebilir. Bizim İkizdere’de gördüğünüz şey bu. Burada karşımızdaki kolluk güçlerinin çaresizliğini gördük ;  yukarından üzerlerinde çok büyük bir baskı var.</p>
<p><strong>Yakup Okumuşoğlu:</strong> Hukuku yapan kimse, hukuk da ona göre çalışıyor. Şirket ve devlet bir tarafta, onları ayrı düşünmüyorum.  Siyasetçiler de genel başkanlarına göre hareket ediyorlar. Halk da karşı tarafta. Muhalif siyasiler elbette destek veriyorlar, ama burada kurumsal sorun var. Ama bu hukukun oluşturulması noktasında mücadele edilmesi gerekiyor. O karar verildikten sonra vekil ile vatandaş arasında bir fark yok. Etkimiz bu kadar sınırlı olabiliyor.</p>
<h5><strong>“Ortak Mücadeleyle Rant Zincirini Bir Yerden Kırmak Zorundayız”</strong></h5>
<p><strong>Siyasilere ve çevre örgütlerine mesajınız var mı? Ne Yapılabilir?</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-69184 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-4-640x370.jpg" alt="Doğal SİT Alanı İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!" width="332" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-4-640x370.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/ikizdere-4.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Murat Çepni</strong>: Siyasi iktidara çağrımız şu: bu doğa, bir şirketin karı için katledilemez. Bu halk buna itiraz ediyor, iktidar itirazına kulak vermeli! Kulak verilmediği sürece, bu direniş sürecek. Burada anayasayı çiğniyorlar, anayasal suç işliyorlar, orman ve doğa katliamı var burada.  İkizdere Vadisi dünyanın sayılı vadilerinden biri. Karadeniz su zengini değil. Türkiye su fakiri bir ülke. Burasını korumak gerekir.</p>
<p>Ekoloji örgütlerine de de halkımıza da çağrımız şu: sadece kendi bölgemizi değil hep birlikte tüm doğayı savunmak zorundayız. Herkesin ortak bir mücadele yürütmesi gerekir. Bugün İkizdere’de taç ocağı projesini engelleyebiliriz, eğer engellersek, diğer yerlerde de talanları engelleriz. Bu rant zincirini bir yerden kırmak zorundayız. Karşımızda sadece bir şirket yok ;  karşımızda devlet var. Devletin kolluk güçleri, şirketin kolluk güçlerine dönüştü. Kolluk güçleri emirleri, şirket patronlarından alıyorlar. Bu tablo ağır gelebilir ama gerecek bu. Tüm halkımıza bu mesajı iletmek isterim.</p>
<p><strong>Yakup Okumuşoğlu</strong>: Bütün ülkenin ormanları dağları, madenleri, kıyıları, meraları, dereleri ne varsa, Türkiye’nin her yeri büyük bir tahribat altında. Hepimiz bunu görüyoruz. Gücümüzün yettiği ölçüde mücadele ediyoruz.  Köylülerin ve tüm vatandaşların, herkesin bu olan bitenleri görebilmesini umuyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/ikizdere-vadisinde-koyluler-tas-ocagi-insaatina-direniyor/">İkizdere Vadisi’nde Köylüler Taş Ocağı İnşaatına Direniyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kapadokya’nın Kayaları Madenden Değerlidir!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/19/kapadokyanin-kayalari-madenden-degerlidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 07:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Miras Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Göçek]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hakkı Atal]]></category>
		<category><![CDATA[Kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[Mükremin Tokmak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri dosyasının bu bölümünde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kapadokya’daki ekoloji mücadelesini ele alıyoruz. Kapadokya'da yürütülen mücadeleyi, yerel ekoloji hareketlerine katkı sunan Enver Göçek, Mükremin Tokmak ve İsmail Hakkı Atal ile konuştuk. Ekoloji savunucuları Kapadokya'nın kayalarının madenlerden değerli olduğu noktasında ortaklaşıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/19/kapadokyanin-kayalari-madenden-degerlidir/">“Kapadokya’nın Kayaları Madenden Değerlidir!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1985 yılında UNESCO’nun dünya mirası listesine doğal ve kültürel alan kategorisinde dahil edilen ve Türkiye’nin en değerli turizm alanlarından biri olan Kapadokya’da maden arama faaliyetlerine başlanması kamuoyunda tepkilere neden oldu.</p>
<h5><strong>Dünya Mirası Listesindeki Bölgede Maden Faaliyeti!</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67277 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kapadokya-ziyaret-dagi-maden-arama-.jpg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri" width="363" height="177" />İç Anadolu’da 243 maden arama ruhsatı verildiğini paylaşan <a href="https://www.evrensel.net/haber/420416/ic-anadolu-cevre-platformu-kapadokya-stratejik-ced-kapsamina-alinsin">İç Anadolu Çevre Platformu</a> (İÇAÇEP), “Kapadokya’nın kayaları altından değerlidir” uyarısını yaptı. Avanos bölgesindeki Ziyaret Dağı’nda Kanadalı maden şirketinin altın aramaya başlamasına ve ağaçları keserek sondaj faaliyetlerini sürdürmesine yönelik yerel ve ulusal düzeyde güçlü tepkiler sonucunda, bölgedeki “rezerv düşüklüğünü” gerekçe göstererek arama faaliyeti sonlandırıldığı açıklandı. Ancak bölge için ekolojik yıkım tehdidi sürüyor zira hala maden işletme faaliyetini sürdüren şirketlerin yanı sıra maden ruhsatı verilen ve henüz çalışmalara başlamayan şirketler de var. Bunun yanında, jeotermal sondaj ruhsatı alan firmalar ve tarım arazilerine kurulmakta olan GES santralleri var. Kapadokya bölgesine verilen tahribat artarak devam ediyor.</p>
<h5><strong>Hemşehri Derneği ÖZKONDER’in Kapadokya’da Çevre Mücadelesi</strong></h5>
<p>Özkonak Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (ÖZKONDER) Başkanı Enver Göçek, yöre halkının altın arama çalışmalarını protesto ettiğini, CİMER üzerinden de şikâyet dilekçesi oluşturduklarını ve konuyu yargıya taşıdıklarını anlatıyor. 1992 yılında İstanbul’da hemşehri derneği olarak kurulan ve öğrencilere burs sağlamak gibi çeşitli faaliyetler yürüten ÖZKONDER, Kapadokya bölgesinin Özkanak beldesinde maden arama faaliyetlerine karşı çıkarak aktif olarak kampanya yürütüyor. Derneğin hukuki sürece müdahil olarak nasıl katıldığını açıklayan Göçek, “İstanbul’daki hemşerilerimiz için faaliyet yürütürken, maden arama kararını duyunca kendimizi bir anda çevre koruma görevinin içeresinde bulduk” sözleriyle durumu özetliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67278 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/enver-gocek-kapadokya.jpg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri" width="356" height="171" />Dernek tüzüğünde yer alan “Özkonak’ın doğal ve tarihi güzelliklerini ve çevrenin korunmasına çalışmak” maddesine dayanarak dava açtıklarını belirten Göçek, maden ruhsatı verilen alanın kasabalarına içme suyu sağlayan bölgeye yakın olması ve maden faaliyetlerinin turizm açısından yaratacağı olumsuz etkiler nedeniyle karşı çıktıklarını kaydediyor.</p>
<p>Enver Göçek, “rezerv yetersizliği” nedeniyle vazgeçilen alan dışında henüz faaliyete geçilmemiş 2 maden arama ruhsatı daha olduğunu; bu iki alanın Avanos ilçesinin Kalaba beldesinde Koza Altın şirketine ait bir çalışma alanı ile Kapadokya bölgesinde 1.300 hektarlık bir alanda maden sahası ruhsatı bulunduğunu kaydediyor. Yargıya intikal eden davada, yargının kararını beklediklerini belirten Göçek, gelinen noktada bir firmanın “rezerv yetersizliği” nedeniyle çekildiğini ancak asıl nedenin kamuoyunda gelen tepkiler olduğunu vurguluyor. Bölgede düzenledikleri basın açıklaması ve diğer faaliyetlerde kolluk kuvvetlerinden herhangi bir baskı görmediklerini söyleyen Göçek, sosyal medya ve basında yer almaları sayesinde seslerini geniş kesimlere duyurabildiklerini sözlerine ekliyor.</p>
<h5><strong>Kapadokya’da Çok Yönlü Çevre Mücadelesi </strong></h5>
<p>Kapadokya’da çevre mücadelesine katkı sunan isimlerden bir diğeri, Türkiye Çevre Platformu’na (TURÇEP) bağlı olarak İÇAÇEP Kapadokya sözcülüğünü yürütmüş, Kapadokya Tarih Kültür Araştırma ve Koruma Derneği kurucu ve Avanos Çömlekçiler Derneği Yönetim Kurulu üyesi olan Mükremin Tokmak. Kapadokya bölgesinde maden faaliyetlerinin dışında Peribacaları, Vadiler ve tarihi kent, kasaba ve köylerin dokusunu bozan yapı ile oluşumlara karşı yerel farkındalık çalışmalarında aktif rol üstlenen Tokmak, Nevşehir’in “Kentsel Dönüşüm adı altında talan edilmesine” karşı mücadele verdiğini ve bu amaçla açtıkları 4 davanın hala sürdüğünü söylüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67279 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/mukremin-tokmak-kapadokya-640x480.jpeg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri Mükremin Tokmak" width="290" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/mukremin-tokmak-kapadokya-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/mukremin-tokmak-kapadokya.jpeg 960w" sizes="auto, (max-width: 290px) 100vw, 290px" />Kızılırmak üzerine yapılmak istenen HES’lere karşı ilk eylem ve söylemleri örgütleyenler arasında yer alan Tokmak, bu çerçevede “Kapadokya ve Çevre” panelini düzenlediklerini ancak HES’lere karşı halkın yeterli desteğini sağlayamadıkları için başarılı olamadıklarını kaydediyor. Geçen yılın sonunda Özkonak beldesinin Ziyaret Dağı’nda yapılmak istenen siyanürlü altın madeni faaliyetine karşı iki ayda örgütlendiklerini kaydeden Tokmak, hem yasal yollara başvurduklarını, hem de medyaya konuyu yansıtarak Kanadalı Centerra Gold firmasının bölgeden çekilmesini sağladıklarını paylaşıyor.</p>
<p>Tokmak, Kapadokya bölgesindeki maden ocakları dışında doğayı tahrip eden başka faaliyetlerden de söz ediyor: “Maden ruhsatı verilmiş olan ve çalışan maden işletmeleri mevcut. Bunlar genellikle taş ocakları ve bims ocaklarıdır. Ayrıca jeotermal sondaj ruhsatları ile tüm bölge delik deşik ediliyor. Toprak fakiri Kapadokya bölgesinde verimli tarım arazilerine GES santralleri kuruluyor. Bunun dışında yanlış tarım uygulamaları, su fakiri olan bölgede yanlış ürün teşvikleri ile kıt su kaynakları ve kuyuları kuruyor. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan ilaçlama nedeni ile toprak kanser oldu. Birçok bölgede ekimler yasaklandı. HES’lerden dolayı Kızılırmak’ın akış rejimi değişti ve havzada bulunan özgün balık çeşitlerinin bir kısmı yok oldu ya da diğerleri de yok olmak üzere.”</p>
<blockquote><p>Bazı zamanlarda durdurduğunu sandığımız kötü gidişat aslında bölgeyi tehdit eder vaziyette sürüyor.</p></blockquote>
<p>Kapadokya bölgesinin UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası listesinde beş kriterle korumaya aldığı tek bölge” olduğunu, bölgenin arkeolojik, ekolojik ve kültürel birçok bileşenin yan yana geldiği bir açık hava müzesi özelliğini hatırlatan Mükremin Tokmak, Kapadokya’da verilen çevre mücadelesinde, “bazı zamanlarda durdurduklarını sandıkları kötü gidişatın aslında bölgeyi tehdit eder vaziyette” sürdüğünün altını çiziyor. Kapadokya bölgesinin turizm kapasitesi nedeniyle, doğal dokunun korunmadan turistik yapıların inşa edilerek tahrip edildiğini anlatan Tokmak, Göreme kasabasında peribacalarının arasına inşa edilen dört katlı beton bina ile 378 binanın yıkım kararının alınmasını sağladıklarını ancak kaçak yapılaşmaların son hızla devam ettiğini söylüyor ve “bu hızla tüketilirse on yıla kadar bölgede çok ciddi bir yok oluşla yüz yüze geleceğimizi düşünüyorum” diyor.</p>
<h5><strong>Maden Faaliyetlerine Karşı Verilen Mücadele </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67280 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kapadokyada-yerel-cevre-hareketi-1-640x308.jpeg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri" width="362" height="174" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kapadokyada-yerel-cevre-hareketi-1-640x308.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kapadokyada-yerel-cevre-hareketi-1.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" />Tokmak, yerel çevre mücadelesi veren aktörler olarak geçen yılın sonunda siyanürlü altın madeni konusu gündeme gelene kadar, hiçbir siyasi partiden destek alamadıklarını, sadece İÇAÇEP birleşeni derneklerin katkısının olduğunu kaydediyor. Verdikleri ekoloji mücadelesinin medyada yer almasını istediklerini söyleyen Tokmak, ulusal medya kendilerine yer bulabilmelerine karşın yerel medyanın sayfalarında kendilerine yer vermediğini paylaşıyor.</p>
<p>Yerel ve ulusal düzeyde siyasi partilerin ekoloji mücadelesi veren aktörlere yaklaşımını ve desteğini sorduğumuz Tokmak, siyasi partilerin çoğunun çevre koruma ve mücadele programlarının çok yetersiz olduğunu, çevre konularının hobi gibi görüldüğünü ve bu konuda siyasilerin kendilerini aşması gerektiğini kaydediyor. Bununla birlikte, siyanürlü altına karşı yürüttükleri mücadelede iktidar partileri dışında tüm siyasi partilerinin kendilerine açık destek verdiğini kaydediyor.</p>
<p>Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve Kapadokya’da yerel çevre hareketini eleştirel bir yönden değerlendirmesini istediğimiz Tokmak, “Çevre hareketleri çok dar alana sıkışmış durumda. Sadece bir grup insanın performansına bağlı olarak şekillendiğine; siyasi iklim nedeniyle süreçlere yeni yüzler katılamıyor. Bu da çok güçlü ses çıkarılmasını engelliyor.” diyor. Uzun yıllardır Kapadokya’da çevre konusunda gösterdikleri gayrete rağmen bazı başarılar elde etseler de yeterli seviyede çalışma yapamadıklarını düşünüyor. Tokmak, son olarak edindikleri tecrübe ışığında ekoloji hareketlerinin başarısının “daha güçlü, planlı ve duyarlı bir örgütlülük ile yürütülmeyi” gerektirdiğini sözlerine ekliyor.</p>
<h5><strong>&#8220;Yerel Çevre Hareketlerine İlgi ve Destekte Halkın Ekonomik Durumu Belirleyici Oluyor” </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67281 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/ismail-hakki-atal.jpg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri İsmail Hakkı Atal" width="312" height="208" />Yerel düzeyde pek çok çevre hareketin içinde yer alan hukukçu İsmail Hakkı Atal ile Kapadokya özelinde Anadolu kentlerinde ekoloji hareketlerinin dinamiklerini ve sorun alanlarını konuştuk. Adana Çevre ve Tüketici Koruma Derneği üyesi olan Atal, Mersin Çevre Derneği, Hatay, İskenderun ve Samandağ Çevre Koruma Derneklerinin gönüllü avukatlığı ile çevre davaları ile sınırlı olmak üzere Adana, Tekirdağ ve Çanakkale Tabip Odası’nın da gönüllü avukatlığını yürütüyor.</p>
<p>Kendini “çevre aktivisti” ve “ekoloji davaları gönüllü avukatı” olarak tanımlayan Atal’a içinde olduğu farklı yerel çevre hareketleri çerçevesinde Anadolu’da çevre hareketlerine ilişkin izlenimlerini sorduk. Atal, 2000’li yılların başından bu yana çeşitli bölgelerde çevre davalarında gönüllü olarak sürdürdüğü hukuk davalarında edindiği deneyimlere dayanarak, her kentte farklı dinamikler olduğunu belirtmekle birlikte gözlemlerini ekonomik boyuta vurgu yaparak şu sözlerle ifade etti: “Özellikle kırsal alanda sürdürülen maden faaliyetlerine yönelik halkın tutumunda ekonomik boyut çok önemli. Bir bölgede bir maden faaliyetinden ekonomik beklentisi olmayan insanlar çoğunlukta ise projeye yoğun tepki gösteriyorlar. Kapadokya’da 3 milyondan fazla turistin geldiği bir bölge; bu nedenle yerel halkın hem istihdam gibi bir beklentisi yok hem de madencilik şirketinin yol açacağı tahribat bölgenin ekonomik durumunu tehlikeye de atıyor. Bu iki nedenle Kapadokya’da madencilik faaliyetine güçlü bir tepki ortaya tepki koyabiliyorlar. Ancak halkın yoksullaştırıldığı veya yoksullaştığı bölgelerde maden, termik, nükleer santral gibi projelere halk kendilerine “kurtarıcı bir proje” gözüyle bakıyorlar. Şirketler de zaten bunu bilerek hareket ediyorlar.”</p>
<h5><strong>Kapadokya’da Madencilik Tehdidi Bertaraf Edilmedi! </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67282 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kapadokya-altindan-degerlidir.jpg" alt="Kapadokya'da Yerel Çevre Hareketleri" width="270" height="402" />Kapadokya’da yeraltı şehrinin yanı başında madencilik faaliyetinin engellenmesi için hukuki süreci yürüten ekibe destek verdiğini söyleyen Atal, bölgede 70 civarında maden arama izni alan verildiğini ve bu ruhsatlarının iptal edilmediğini; kamuoyunda tepkinin oluştuğu durumlarda şirketlerin köşeye çekilip bekleme stratejisi izlediklerini, dolayısıyla Kapadokya özelinde madencilik tehdidinin bertaraf edildiğinin söylenemeyeceğini kaydediyor.</p>
<p>UNESCO’nun dünya miras listesinde yer alan Kapadokya’da maden faaliyeti yapılmasına olanak sunan Türkiye kadar, maden şirketlerinin menşe ülkesi Kanada devletine de hesap sorulması gerektiğini kaydeden Atal, dünyaya karşı koruma sorumluluğumuz olan bu bölge dahil, Türkiye’nin her yerinde maden mücadelesine karşı olan tüm hareketlerin birleşip ortak hukuki mücadele vermesi gerektiğini kaydediyor.</p>
<blockquote><p>Bu uzun soluklu bir mücadele, deneyimlerime dayanarak şunu gözlemledim: bugün kaybettiğimiz davalar yarın başka kazanımların altyapısını oluşturuyor.</p></blockquote>
<p>Kapadokya’da özelinde ve genel olarak Türkiye’de çevre sorunlarıyla mücadelede hukukun ne kadar etkili bir araç olduğu sorumuza Atal şu yanıtı veriyor<strong>: “</strong>Bu uzun soluklu bir mücadele, deneyimlerime dayanarak şunu gözlemledim: bugün kaybettiğimiz davalar yarın başka kazanımların altyapısını oluşturuyor. Örneğin bir termik santralin kanser vakalarını muazzam oranda artırdığını belgeleyip kapatılmasını sağlayamadığımız bir dava sonrası, idari kararlarla bazı yeni santrallerin açılmasının önüne geçmiş olduk.”</p>
<p>Atal, hukuki süreçlerden geç sonuç alınması ve çoğunlukla olumsuz neticelenmesinin nedenlerini yargının bağımsız olmayışı; disiplinler arası etkileri ve kompleks yapısı nedeniyle ekolojik sorunlarını ve iklim krizinin etkilerinin hakimler tarafından iyi kavranamayışı; çevre davalarında bilirkişi olarak tayin edilen bazı kişilerin etik dışı tutumları, ÇED raporlarının şirketler tarafından satın alınan bir metaya dönüştürülmesi ve eko-kırıma yol açan tüm faaliyetlerde insani duygularını yitiren bir güruhun varlığı olarak sıralıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/19/kapadokyanin-kayalari-madenden-degerlidir/">“Kapadokya’nın Kayaları Madenden Değerlidir!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 09:49:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyamıza Kazdağları ile devam ediyoruz. Kazdağlarında yereli aşan örnek ekoloji mücadelesini, bu alanda ilk isimlerden biri olan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan ile konuştuk. Doğan, ekoloji mücadelesinin daha görünür olduğunu ancak kamu kurumlarının bakışının da sertleştiğini vurgulayarak, "Romantik çevreciler suçlamalarının yerini “vandallar” gibi terimler alıyor." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/">Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &lt;br&gt;&#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağları Türkiye’de ekoloji mücadelesinde ilk akla gelen yerlerden biri. 2007 yılında altın madeni projesine karşı örgütlenerek Kazdağı Koruma Girişimi Grubu’nu kuran çevreciler, madencilik ve enerji projelerinin Kazdağının her yanına yayılması karşısında bütünlüklü bir çaba için 2012 yılında <a href="https://twitter.com/kazdagikoruma">Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ni</a> oluşturdu. Derneğin çalışmalarına hem yerel hem ulusal düzeyde katkı sağlayan pek çok aktör var. Bunlar arasında  <a href="https://twitter.com/kazdaglariist">Kazdağı İstanbul Dayanışması</a> da yer alıyor.</p>
<p>Öte yandan Çanakkale’nin Yenice ilçesinde yapılması planlanan &#8220;Çırpılar Kömürlü Termik Santrali&#8221; hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilen &#8220;Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu&#8221; kararı, TEMA Vakfı ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından açılan davada iptal edilmişti. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/04/danistay-onadi-canakkale-cirpilar-koyune-komurlu-termik-santral-kurulamayacak/">Kararı Danıştay 6. Dairesi onayladı.</a>  Böylece daha önce yöre halkının çabalarıyla daha önce yapımı üç kez durdurulan Çırpılar Kömürlü Termik Santrali hakkında nihai karar verilmiş oldu. Tabii Kazdağları ve çevresinde verilen mücadele, bu dava ile sınırlı değil; dağa talanına karşı çabalar pek çok alanda yerel ekoloji hareketleri ve yöre halkının destekleri ile sürüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65024 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-640x775.jpg" alt="Süheyla Doğan Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri" width="192" height="232" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-640x775.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" />Başından bu yana Kazdağları’nın ve pek çok ekoloji mücadelesin içinde yer alan <a href="https://twitter.com/ekolojibirligi">Ekoloji Birliği’nin</a> de eş sözcüsü olan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan, Kazdağları özelinde ve genel olarak Türkiye’de verilen çevre mücadelesinde güncel durumu, “yasaklayıcı kararlar ve düzenlemeler nedeniyle demokratik hakların kullanılamadığı bir ortamda ve pandemi koşullarında yeni yöntemler geliştirmeye çalışmak” olarak özetliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de çevre hareketi nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p>Türkiye’de esas olarak daha önce çeşitli mücadeleler olsa da 1990’lı yıllarda Bergama Mücadelesi ile başladı diyebiliriz. Hem yerelde hem de ulusal anlamda destek buldu. Ancak iktidar bu mücadeleyi bastırmak için her yolu denedi. Hukuk kararları çiğnendi. Özel kararlar çıkartıldı. Hukuki süreçlerin arkasından dolanıldı. Tüm yasal ve alanda kazanımlara rağmen, hukuksuz bir şekilde altın madeni açıldı. Yerelimizde de 2000’li yılların başında altın madenciliği ve termik santrallara karşı başladı.</p>
<h5><strong>“Mücadele Alanımız ve Konular Çeşitlendi:</strong><strong> </strong><strong>Her Yolu Deniyoruz</strong><strong>” </strong></h5>
<p><strong>Kazdağları’nda neden bir ekoloji mücadelesi içinde yer alıyorsunuz? </strong></p>
<p>Yaşadığım bölgeye sahip çıkmak istiyorum. Yaşadığım yerin kirlenmesini, tahrip olmasını, zehirlenmesini istemiyorum. Yaşadığım bölgenin zarar görmesi hem benim sağlığıma, hem yakınlarımın ve komşularımın sağlığına zarar verecek, yaşadığım bölgenin ekosistemi etkilenecek. Amacım yaşadığım bölgenin temiz kalması ve tüm canlıların sağlıklı bir ortamda yaşamını sürdürmesine katkıda bulunmak.</p>
<p><strong>Kazdağları’nda neler yaptınız? Hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz? Hukuki süreç ve diğer yolları denediniz mi? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65025 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari.jpg" alt="Kazdağları " width="303" height="225" />2007 yılında Kazdağı Koruma Girişimi Grubu olarak bölgemizdeki bir altın madeni projesine karşı bir araya geldik. Yöredeki halkı, köylüleri bilgilendirdik. Köy toplantıları, paneller, söyleşiler, mitingler düzenledik. İmza standları açtık. Lobi faaliyeti sürdürdük. Projenin daha sondaj aşamasındayken durdurulmasını sağladık. Madencilik ve enerji projelerinin Kazdağı&#8217;nın her tarafında olduğunu görünce bütünlüklü bir mücadele için dernekleşme kararı aldık ve 2012 yılında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ni kurduk.</p>
<p>Mücadele alanımız ve konular çeşitlendi. Altın madenciliğinden termik santrallara, barajlara, JES’lere, uygun olmayan yerlere yapılan RES’lere kadar çeşitli mücadeleler veriyoruz. Hem alanda, yerelde köylerde çalışıyoruz, hem lobi yapıyoruz, hem sosyal medya eylemleri yapıyoruz, hem de ÇED süreçlerini takip edip hukuki olarak da mücadele ediyoruz. Her yolu deniyoruz.</p>
<p>Ekolojik yıkıma yol açan enerji ve madencilik projeleri ile mücadele dışında, ekolojik bir yaşamın inşasına katkıda bulunmak için ekolojik yaşam pratikleri hakkında söyleşiler, atölyeler, şenlikler düzenliyoruz.</p>
<p><strong>Size destek olan STK’lar, siyasiler ya da başka kurumlar var mı? </strong></p>
<p>Esas olarak ekoloji örgütleri ile dayanışma içindeyiz ancak emek ve demokrasi örgütleri ile de birlikte oluyoruz. Siyasi partilerden (muhalefet partilerinden) de destek aldığımız oluyor.</p>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu?</strong></p>
<p>Uzunca bir süredir ana akım medya bizim etkinliklerimize yer vermiyor. Daha çok çevreye duyarlı muhalif basın bizim etkinliklerimize yer veriyor. Görünür olmak için çok çaba göstermemiz gerekiyor. Yerel basının bir kısmında yer alabiliyoruz.</p>
<h5><strong>“Herkes Çevreci (!) Oldu&#8221;</strong></h5>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65029 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-640x320.jpg" alt="Kazdağlarında Kazanılan Dava Şubat 2021" width="362" height="181" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-1000x500.jpg 1000w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" /></strong><strong>Süreç nasıl ilerliyor? Yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi?</strong></p>
<p>İklim krizinin etkilerinin daha fazla hissedilir olması ile ekoloji mücadelesi artık daha fazla paydaş bulmaya başladı. Mücadele daha çok görünür oldu. Yıllar içinde hem bizim deneyimlerimiz arttı hem de artık daha fazla kişi ve kurumla temas halindeyiz. Herkes çevreci (!) oldu.</p>
<p><strong>Kamu kurumlarının ve kolluk kuvvetlerinin yerel çevre hareketlerine karşı tutumları nasıl? Bu tutumlar sizi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Kamu kurumlarının ve kolluk kuvvetlerinin tutumları giderek daha kötüye gidiyor. Şiddetin dozu artıyor. Cezalar veriliyor. Romantik çevreciler suçlamalarının yerini “Vandallar” gibi terimler alıyor. Kurumsal iş birliklerinin zemini ortadan kaldırılıyor. Taleplerimiz dikkate alınmıyor ve dinlenilmiyor.  Bu tutumlar bizi yorsa da haklı mücadelemizden vazgeçirmiyor.</p>
<p><strong>Kendi yereliniz dışında, ulusal düzeyde sesinizi duyurabiliyor ve destek alabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Ulusal düzeyde örgütlendik. Ekoloji Birliği’ni kurduk ve mücadelemizi birleştiriyoruz. Birbirimize destek oluyoruz. Sesimizi hep birlikte duyurmaya çalışıyoruz.  En büyük desteği birbirimizden alıyoruz.</p>
<blockquote><p>Sürekli saldırı hali olduğu için bizler de daha çok savunma durumundayız. Kendi gündemlerimizi taleplerimizi oluşturmakta güçlük çekiyoruz.</p></blockquote>
<p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65027 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA-640x460.jpeg" alt="Kazdağları Maden Projesi" width="302" height="217" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA-640x460.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA.jpeg 680w" sizes="auto, (max-width: 302px) 100vw, 302px" /></em></strong><strong>Talepleriniz nasıl karşılık buluyor? Olumlu yanıt bulan talebiniz var mı?  </strong></p>
<p>Taleplerimiz çok da karşılık bulmuyor. Mücadelenin etki gücüne bağlı olarak zaman zaman geri adım attırabiliyoruz ve bazı düzenlemeleri iptal ettirebiliyoruz. Bu durum talebin olumlu yanıt bulması şeklinde değil, geri adım atılması çeklinde oluyor. Sürekli saldırı hali olduğu için bizler de daha çok savunma durumundayız. Kendi gündemlerimizi taleplerimizi oluşturmakta güçlük çekiyoruz.</p>
<blockquote><p>Ekoloji mücadelesine yeni yollarla ile devam edeceğiz ; pandemiye uygun yeni yöntemler geliştirmeye çalışacağız.</p></blockquote>
<p><strong>Siyasi konjonktür, siyasilerin tutumları, sizi nasıl etkiliyor? Siyasi partilerin yaklaşımı ve desteği ne seviyede? </strong></p>
<p>Siyasi konjonktür ve iktidar yanlısı siyasilerin tutumları bizleri doğrudan etkiliyor. Faaliyet alanlarımız ve şeklimiz etkileniyor. Yasaklayıcı kararlar ve düzenlemeler nedeniyle demokratik haklarımızı kullanamıyoruz. Yerel ve ulusal düzeyde daha çok muhalefet partileri ile ilişkimiz oluyor. Eylemlerimize katılıp destek oluyorlar. Mecliste soru önergeleri vererek destek sağlıyorlar. Siyasi partiler artık ekoloji birimlerini kuruyorlar ve daha ilgililer.</p>
<blockquote><p>Çevre hareketinde ve örgütlerde gençler pek yer almıyor. Mücadelede kadınlar önde iken çevre hareketi-örgütleri içinde, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı az. Yaratıcılık ve yeni yöntemler zayıf kalıyor.  Bilgi ve deneyim eksikliği var.</p></blockquote>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65028 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-640x427.jpg" alt="Kazdağları Maden Talanı" width="319" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" /></strong><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve siz kendi yerel çevre hareketinizi nasıl değerlendirirsiniz? Hangi konuda kendinizi başarılı ve hangi konuda başarısız görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Çevre hareketinde ve örgütlerde gençler pek yer almıyor. Mücadelede kadınlar önde iken çevre hareketi-örgütleri içinde, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı az. Yaratıcılık ve yeni yöntemler zayıf kalıyor.  Bilgi ve deneyim eksikliği var. Bizim bölgemizde çevre hareketi oldukça güçlü. Kendimizi her konuda başarılı sayıyorum. Örnek örgütlerden birisiyiz.</p>
<p><strong>Pandemi süreci sizi nasıl etkiledi?</strong></p>
<p>Derneklere getirilen yasaklama nedeniyle dernek merkezimizde gerçekleştirdiğimiz tüm toplantılı etkinlikleri iptal etmek zorunda kaldık. Alanda yapmakta olduğumuz açık hava toplantıları, basın açıklamaları, mitingleri pandemi nedeniyle getirilen yasaklamalar nedeniyle yapamaz hale geldik. Aidat ve bağış toplamada sıkıntıya düştük ve gelirlerimiz azaldı ancak ofis masraflarımız devam etti. Üyelerimizi bir araya getiremez olduk. Açık alan dahi olsa eylemlere katılımda sayılar çok düştü. Ancak bu dönemde online toplantılar yöntemini keşfettik ve bir şekilde ilişkilerimizi sürdürdük. Sosyal medya eylemlerine ağırlık verdik.</p>
<p><strong>Bundan sonrası için ne yapmayı planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Ekoloji mücadelesine yeni yol ve yöntemlerle devam edeceğiz. Online ortamlarda söyleşiler, atölyelere devam edeceğiz. Sosyal mesafeye dikkat ederek alanlarda olmaya çalışacağız. Sosyal medya eylemlerini sürdüreceğiz. Pandemiye uygun yeni ve yaratıcı yöntemler geliştirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65030 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi-640x388.jpg" alt="Süheyla Doğan Kazdağları" width="336" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi-640x388.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi.jpg 825w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" />Ne olmasını öngörüyorsunuz? Umutlu musunuz? </strong></p>
<p>Pandemi koşullarının biraz daha süreceğini öngörüyoruz. Ancak siyasi konjonktürün de daha fazla bu şekilde süremeyeceğini düşünüyoruz. İktidarın tüm baskısına karşı mücadelenin başarılı olacağına inanıyoruz. Gelecekten umutluyuz çünkü haklıyız.</p>
<p><strong>Sizce, ne yapılırsa başarılı bir sonuç alınır, bu bağlamda neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Toplumun her kesiminin, gençlerin ve kadınların daha fazla katıldığı birleşik bir mücadele ile başarılı bir sonuç alabiliriz. Yaratıcı fikirlere ihtiyaç var. Ekolojik sisteme önem veren, ekolojik yıkım projelerine izin vermeyen bir yönetim anlayışının iktidara gelmesiyle daha rahat sonuç alabiliriz.</p>
<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/">Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &lt;br&gt;&#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteci Gözüyle Yerel Ekoloji Mücadelesi: “Devlet ve Sermaye Politikalarına Karşı Sivil İtaatsizlik”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/gazeteci-gozuyle-yerel-ekoloji-mucadelesi-devlet-ve-sermaye-politikalarina-karsi-sivil-itaatsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 09:23:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa ve Direniş Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özer Akdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri dosyamıza ekoloji alanında çalışan gazeteci Özer Akdemir’in yılların verdiği deneyimle yaptığı değerlendirmelerle devam ediyoruz. Özer Akdemir, çevreyi, yaşam alanları ve geçim kaynaklarını koruma güdüsüyle kendiliğinden ortaya çıkan yerel ekoloji hareketlerini, devlet ve sermaye politikalarına karşı sivil itaatsizlik hareketleri olarak nitelendiriyor. Türkiye’de ekolojik hareketlerin ortaya çıkmasını doğa, emek ve demokrasi açısından başarı olarak gören Özer, yerel halkın mücadeleye verdiği destek ile diğer mücadeleler arasında kurulan dayanışmanın gücünün bu hareketlerin sonuca ulaşmasında belirleyici olduğunu söylüyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/gazeteci-gozuyle-yerel-ekoloji-mucadelesi-devlet-ve-sermaye-politikalarina-karsi-sivil-itaatsizlik/">Gazeteci Gözüyle Yerel Ekoloji Mücadelesi: “Devlet ve Sermaye Politikalarına Karşı Sivil İtaatsizlik”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evrensel gazetesi yazarı olan <a href="https://twitter.com/ozer_akdemir" target="_blank" rel="noopener">Özer Akdemir</a>, Direniş ve Doğa köşesinde ve Çepeçevre Yaşam adlı programında Türkiye’nin her yerinden doğa talanı ve talana karşı verilen direniş hikayelerini öykü tadında haberleştiriyor. Özer, bu hareketlerin en önemli eksikliklerinin yerel kalmakta ısrar etmek ve mücadeleyi “siyaset üstü” görme yanılgısına kapılmak olarak nitelendiriyor.</p>
<p>“Anadolu’nun Altın’daki Tehlike: Kışladağ’a Ağıt”, “Kuyudaki Taş/Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği”, “Uranyum Uğruna: Dilsiz Çocukları Ege’nin” adlı üç kitabı araştırmacı gazeteci gözü ile yazmış. <a href="2009/7%20nolu%20genelgesi">Doğa ve Direniş Öyküleri</a> adlı son kitabında ise olayların hepsinin gerçek olduğu doğa, yaşam ve direniş öyküleri yer alıyor. Bu öykülerde, köylüler, maden işletme müdürleri ya da peygamber devesi böceği gibi pek çok aktörün dilinden aktarılıyor. Kitapta, doğa talanının mahkeme kararlarına rağmen 2009/7 sayılı genelge sayesinde sürebilmesi; sanayi bölgelerinde çalışırken kansere yenik düşen ve sayıları bilinmeyen işçiler; Bakanlar Kurulu’nun verdiği Acele Kamulaştırma kararına tek başına açtığı davayı kazanan Yalnız Efe- Ahmet Karaçam’ın direnişi gibi hikayeler eşliğinde, ekoloji mücadelesinin dinamiklerine ve sınırlılıklarına tanıklık ediyoruz.</p>
<h5><strong>“Yaşam Alanlarını Korumak İçin Direnen Halkın Mücadelesi”</strong></h5>
<p><strong>Yerel düzeyde mücadele veren hareketler, “yerel çevre- yerel ekolojik hareketler” ya da sivil hareketler olarak tanımlanabilir mi? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-64093 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ozer-Akdemir.jpg" alt="Özer Akdemir" width="204" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ozer-Akdemir.jpg 512w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ozer-Akdemir-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 204px) 100vw, 204px" />Yerel ekoloji hareketleri, yaşam alanlarını korumak için direnen halkın mücadeleleri olarak tanımlanabilir. Bunlar aynı zamanda hem çevreyi hem de yaşam alanları ve geçim kaynaklarını koruma güdüsüyle ortaya çıkan birer emek mücadelesi-sınıf mücadelesidir diye düşünüyorum. Bu mücadeleler aynı zamanda devletin ve sermayenin politikalarına karşı geliştirilen birer sivil itaatsizlik hareketleridir. Bu anlamıyla da ülkedeki emek, demokrasi, özgürlük ve diğer toplumsal mücadelelerle iç içedir.</p>
<blockquote><p>Ekoloji mücadele hareketleri birbirine deneyim aktarıyor; bu anlamda hem birbirlerini destekliyor hem de birbirlerinden öğreniyorlar.</p></blockquote>
<p><strong>Yerelde çevre hareketleri hangi dinamiklerle ortaya çıkıyor? Bu konuda yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi? </strong></p>
<p>Genelde şirketlerin yaşam alanlarına yönelik tehditlerinin öğrenilmesinin ardından kendiliğinden gelişen hareketler bunlar. Zaman içerisinde bu hareketlerin birçoğu platform-dernek-girişim vs adları altında çeşitli biçimlerde örgütlenerek mücadeleyi sürdürüyorlar. Örgütlenme pratikleri yıllardır süren diğer ekoloji mücadeleleri tarafından birbirine deneyim olarak aktarılıyor. Bu anlamıyla hareketler, hem birbirini destekliyor hem de birbirinden öğreniyorlar.</p>
<p><strong>Bu hareketler yerelden ulusala seslerini duyurabiliyor ve destek alabiliyorlar mı?</strong></p>
<p>Bazıları seslerini daha çok duyurabiliyorlar. Basını ve özellikle sosyal medyayı iyi kullanan, örgütlenmelerini en geniş kitleye yayabilen ve mücadelenin örgütlü, disiplinli bir şekilde gelişmesini sağlayabilen mücadele örnekleri hem seslerini daha çok duyurabiliyorlar, hem de direnişlerinin sonuç alabilmesi, bu anlamıyla daha olanaklı oluyor.</p>
<h5><strong>Yerel Ekolojik Hareketler Birbirleriyle Dayanışmayı ve İletişimi Geliştiriyor </strong></h5>
<p><strong>Yerel düzeyde mücadele veren hareketler, ekolojik örgütlerin ne ölçüde desteğine sahipler? </strong></p>
<p>Yerel hareketler son yıllarda birbiriyle dayanışmayı ve iletişimi her geçen gün daha da geliştiriyorlar. Bunda artan iletişim olanağının yanı sıra, bu yerel hareketlerin ortak bir dayanışma ve mücadele ağı olarak bir arayla getiren Ekoloji Birliği gibi örgütlenmelerin varlığının da önemli etkisi olduğunu düşünüyorum.</p>
<blockquote><p>Yerel ekoloji hareketlerinin başarısı, mücadelelerin yerel olarak ne kadar halka mal olduğu ve ulusal ölçekte diğer mücadelelerle ne ölçüde dayanışabildiği ile ilgili bir durum.</p></blockquote>
<p><strong> </strong><strong>Yereldeki çevreci hareketler ne ölçüde taleplerine karşılık bulabiliyor?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-64095 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ozer-Akdemir-Doga-ve-Direnis-Oykuleri.jpg" alt="Özer Akdemir Doğa ve Direniş Öyküleri" width="180" height="280" />Bu, mücadelelerin yerel olarak ne kadar halka mal olduğu ve ulusal ölçekte de diğer mücadelelerle ne ölçüde dayanışabildiği ile ilgili bir durum. Tabanını halkın en geniş birliğine dayayıp geliştirecek şekilde bir örgütlenme yaratabilen, iletişim olanaklarını en uygun şekilde kullanan, diğer yerel hareketlerle iletişim ve dayanışmayı canlı tutan ve hepsinden önemlisi yaşam alanını korumak için Anayasa’nın kendilerine tanıdığı (56. Madde) ödevi yerine getirmek için sermaye ve devlet güçlerinin karşısına kararlı bir şekilde çıkabilen mücadeleler başarılı olabiliyorlar.</p>
<p><strong>Kamu gücü ve kolluk kuvvetlerinin yerel çevre hareketlerine karşı tutumları nasıl ve bu tutumlar ekolojik hareketlerin sürdürülebilirliğini nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>“Kamu gücü” diye tanımlanan devlet ve hükümet organları sınıfsal konumları gereği sermayenin-şirketlerin yanında ve yararına yer alıyorlar. Bu anlamıyla da “kamunun gücü” olma vasfı taşımıyorlar diye düşünüyorum.</p>
<p>&#8216;Kamu gücü&#8217;nü, iktidarı ele geçirmiş olan burjuva sınıfının toplumun ezilen, sömürülen diğer kesimlerini ve ekoloji mücadelelerin de olduğu gibi ovası, dağı, suyu, toprağı şirketler tarafından elinden alınmak istenen-alınan halkı sermayenin çıkarları doğrultusunda baskı altında tutma görevi olan iktidar aygıtları olarak tanımlamak daha doğru bence.</p>
<p><strong>Hak arama ve ekolojik aktivizm konusunda yerelde mücadele veren yurttaşlar ve bu hareketlerin içinde olanlar, hangi yöntemleri ne ölçüde ve etkin kullanabiliyor?</strong></p>
<p>Sivil itaatsizlik eylemlerinin her türü, imza toplama, dilekçeler verme, basın açıklamaları, dava açma gibi eylemlerin yanı sıra “blokadya” diye tanımlanan vücutlarını yaşam alanlarını korumak için siper ederek şirket araçlarının, devlet kolluklarının önüne çıkma gibi eylem-etkinlikler de yapılıyor. Bu eylemler ve etkinlikler bazen de nüfus sayımına katılmama ya da bir dönem Bergama Köylüsü kadınların erkeklerini mücadeleye çekebilmek için yaptıkları “uçkur grevi” (cinsel ilişkiyi reddetme) gibi çok farklı eylem-mücadele çeşitleri de geliştirebiliyor.</p>
<p><strong>Ulusal düzeyde ilgi ve destek gören yerel çevre hareketlerinin olumlu sonuca ulaşma şansı daha mı yüksek?</strong></p>
<p>Evet, kesinlikle çok daha yüksek olduğu birçok deneyimle görülmüştür.</p>
<h5><strong>Siyasi Konjoktür Yerel Ekoloji Hareketlerine Yaklaşımda Belirleyici </strong></h5>
<p><strong>Yerel çevre hareketlerine siyasi partilerin ve ulusal- yerel düzeyde siyasi aktörlerin yaklaşımı ve desteği ne seviyede? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-64096 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Anadolunun-Altindaki-Tehlike-Ozer-Akdemir.jpg" alt="Anadolu'nun Altındaki Tehlike Özer Akdemir" width="206" height="306" />Siyasi partilerin çoğu meseleye kendi politik duruşları yöneliminden ya da vatandaşların oyunu alabilmek kaygısıyla pragmatist bir çerçevede yaklaşıyorlar. Siyasi iktidar ve valilik zaten saflarını şirketlerden-sermayeden yana çok açık bir şekilde belirlemişken, belediyelerin büyük çoğunluğu ise iktidar ya da muhalefet partilerine mensubiyetlerine göre mücadele içerisinde tutum alıyorlar. Çok nadir de olsa (MHP’li Bartın, şu an için yine MHP’li Erbaa belediyeleri gibi) partilerinin aksi yönde mücadeleden yana tutum alan ya da CHP’li Karabiga Belediyesi gibi tavrını zaman içerisinde değiştirip, termikçi şirketin safına geçen belediyeleri de görmek mümkün.</p>
<p><strong>Siyasi konjonktür yerel çevre hareketleri üzerinde nasıl bir etkiye sahip?</strong></p>
<p>Hukukun olabildiğince siyasallaştığı ülkemizde, siyasi konjoktür yerel ekoloji hareketlerine yaklaşımda da son derece belirgin oluyor. Seçimlerin yaklaştığı dönemlerde, oy kaygısının hissedildiği zamanlarda ya da iktidardaki güç dengelerinde meydana gelen oynamalarda yerel hareketlere iktidarın yaklaşımının daha ılımlı olduğu, bu dönemlerde yargıdan halkın lehine kararların daha çok çıktığını görmek mümkün.</p>
<h5><strong>Yerel Ekoloji Hareketlerinin Mücadeleyi “Siyaset Üstü” Görme Yanılgısı </strong></h5>
<p><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve yerel çevre hareketini nasıl değerlendirirsiniz? Başarıları ve eksik kaldıkları yönler neler olabilir?</strong></p>
<p>Ekolojik hareketlerin ortaya çıkışının hem yaşam mücadelesi, hem emek ve demokrasi mücadelesi bakımından başlı başına önemli bir başarı olduğunu düşünüyorum. Bu hareketlerde kadınların özellikle ön planda olmasının-olduğu yerlerin, hem mücadele anlamında uzun erimli olması hem başarı şansının yüksekliği bakımından son derece önemli ve belirleyici olduğu görüşündeyim.</p>
<p>Hareketlerin en önemli sıkıntılarının ise yerel kalmaları, çeşitli kaygılarla yerel kalmakta ısrarcı olmaları ve siyasete mesafeli durmaları, mücadeleyi “siyaset üstü” görme yanılgısına kapılmaları diye düşünüyorum. “Hukuksuzluk iklimi” olarak tanımlayabileceğimiz bu süreçte mücadelenin öznesine hukuksal süreçleri geçirmenin, birincil mücadele aracı olarak davalara bel bağlamanın da başarısızlığa yol açtığını ve bu durumun direnişlerin en önemli zaaflarından birisi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Pandemi sürecini dâhil ederek, geleceğe dair yerel çevre hareketlerine dair öngörünüzü paylaşır mısınız? Umutlu musunuz?  </strong></p>
<p>Umutsuzluğun yaşamda bir karşılığı ya da anlamı olmadığını, mücadele var oldukça umudun da var olacağını düşünenlerdenim. Bu anlamıyla ülkemizdeki ekolojik, emek, demokrasi mücadelesinin eninde sonunda başarıya ulaşacağı ve insan onuruna yaraşır, doğayla barışık bir düzenin kurulacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>Fotoğraf</strong>: Yenişehir Çevre Platformu</p>
<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/gazeteci-gozuyle-yerel-ekoloji-mucadelesi-devlet-ve-sermaye-politikalarina-karsi-sivil-itaatsizlik/">Gazeteci Gözüyle Yerel Ekoloji Mücadelesi: “Devlet ve Sermaye Politikalarına Karşı Sivil İtaatsizlik”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal Haliyle Korunmasına İmkân Verilmeyen Salda Gölü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/12/dogal-haliyle-korunmasina-imkan-verilmeyen-salda-golu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 08:53:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Salda Gölü Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Osman Şakar]]></category>
		<category><![CDATA[salda gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri dosyamıza Salda Gölü’nün korunması için mücadele veren Salda Gölü Koruma Derneği’nin faaliyetleri ile devam ediyoruz. Salda Gölü, jeolojik ve kimyasal özellikleri, barındırdığı endemik türler ile Önemli Doğa Alanı ve Önemli Kuş Alanı kriterlerini sağlayan, biyolojik çeşitliliği yüksek ve dünyada Mars gezegeninin yüzey özelliklerini taşıyan dünyadaki iki bölgeden biri. Bu nedenle dünya mirası olarak titizlikle korunması gereken nadide bir bölge. Salda Gölü Koruma Derneği Başkanı Osman Gazi Şakar, verdikleri mücadeleyi; “gölün kendine özel, başka yerde olmayan ekolojik yapısını ve çevresindeki doğal güzelliğin korunması” sözleriyle özetliyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/12/dogal-haliyle-korunmasina-imkan-verilmeyen-salda-golu/">Doğal Haliyle Korunmasına İmkân Verilmeyen Salda Gölü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burdur ilinde yer alan Salda Gölü kıyısının imara açılarak Millet Bahçesi’nin kurulması 2019 yılında gündeme geldi. Yöre halkı buna karşı “Salda Gölüme Dokunma Platformu” kurdu ve konu gündeme taşındı. O tarihten bu yana Salda Gölü’nde yapılaşma ve tahribata ilişkin yapılan itirazlar, açılan davalar henüz bir neticeye ulaşmadı. 14 Nisan 2020 tarihinde, Millet Bahçesi projesi kapsamında iş makineleri Salda Gölü kıyısında beyaz kumsalda hafriyat ve taşıma faaliyetlerine başladı. Kamuoyunda oluşan tepki sayesinde bu faaliyetler durduruldu. Salda Gölü Koruma Derneği, göl çevresinde <a href="https://www.evrensel.net/haber/402260/salda-golundeki-tahribati-yaratanlara-dava-acildi" target="_blank" rel="noopener">tahribat yaratanlar hakkında dava açtı</a>. Pandemi kısıtlarında ziyarete kapatılmasına karşın, göl çevresinde vatandaşların kullanımına açılacak yapıların “<a href="https://saldagolu.gov.tr/2020/04/30/salda-golundeki-yapilar-temelsiz-insa-edilecek/" target="_blank" rel="noopener">temelsiz ve sökülüp takılabilir yapıda olacağı, saha dışında tek çivi çakmadan monte edilecek yapılardan ve ahşap malzemeden üretileceği”</a> açıklamasıyla inşa sürecine devam edildi. Salda Gölü Koruma Derneği ise göl kıyısına 500 metre mesafede ahşap üniteler yerleştirildiğini ve <a href="https://www.evrensel.net/haber/421900/salda-golu-koruma-dernegi-saldaya-projede-gosterilenden-daha-fazla-bina-yapildi" target="_blank" rel="noopener">projede gösterilenden daha fazla yapı inşa edildiğini</a> açıkladı.</p>
<blockquote><p>Salda Gölü kuraklık riski ile kuruma, madencilik faaliyetleri ve taşocakları ile kirlenme, turizm baskısı ve Millet Bahçesi Projesiyle yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63739 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi-Iptal-Edilsin-640x293.jpg" alt="Salda Gölünde Millet Bahçesi İptal Edilsin" width="329" height="151" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi-Iptal-Edilsin-640x293.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi-Iptal-Edilsin.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 329px) 100vw, 329px" />Gölün maruz kaldığı tehlike ve tahribat sadece Millet Bahçesi projesi ile sınırlı değil. TMMOB tarafından hazırlanan ve jeolojik, meteorolojik, çevre boyutuna ve hukuki boyut dahil çeşitli boyutlarıyla konuyu ele alan “<a href="https://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/f0b68c71cf30700_ek.pdf?tipi=3&amp;turu=X&amp;sube=0" target="_blank" rel="noopener">Salda Gölü Raporu</a>” adlı kapsamlı çalışmada vurgulandığı gibi, Salda Gölü kuraklık riski ile kuruma, madencilik faaliyetleri ve taşocakları ile kirlenme, turizm baskısı ve Millet Bahçesi Projesiyle yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya.</p>
<p>Salda Gölü’nü diğer göllerden ayıran en önemli özellik, stromatolit oluşumlarının Dünyada az bulunan bir örnek olması ve gölün bu yönü ile ekolojik olarak benzersizliği. Bu nedenle <a href="https://saldagolu.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">“Salda Gölü’nün mutlaka ve çok titiz korunması” gerekli.</a></p>
<p>İşte bu gereklilik nedeniyle, Burdur-Yeşilova’da Salda Gölü’nün hemen yakınında yaşayan ve bu nedenle gölün çevresindeki her gelişmeyi yakından takip eden Salda Gölü Koruma Derneği Başkanı Gazi Osman Şakar, yerel düzeyde yürüttükleri faaliyetleri ve verdikleri ekoloji mücadelesini Sivil Sayfalar’la paylaştı.</p>
<h5><strong>Millet Bahçesi Projesine Karşı Kurulan Salda Gölüme Dokunma Platformu ve Salda Gölü Koruma Derneği</strong></h5>
<p><strong>Salda Gölü’nde çevre hareketi nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63736 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Osman-Gazi-Sakar.jpg" alt="Osman Gazi Şakar" width="207" height="279" />Burdur- Yeşilova’da Salda Gölü çevresinde yapılmak istenen Millet Bahçesi projesinin askıya çıkarıldığı 10 Temmuz 2019 tarihinden sonra bu konular tartışmaya başlanıldı. Bizler ilk defa 14 Temmuz 2019 tarihinde toplandık. Bu tarihten sonra her haftada toplanmayı sürdürdük. Toplantılarda Salda Gölü’nün korunması için mücadele etmeye karar verdik. Millet Bahçesi projesinin Salda Gölü’ne zarar vereceğini düşündüğümüz için avukatlarımızla görüşerek Millet Bahçesi projesinin iptal edilmesi için itirazda bulunduk. Ardından dava açtık.</p>
<p>Mücadelenin nasıl yapılacağını belirlemek için toplantılarımız devam etti. 8 Ağustos 2019 tarihinde Salda Gölüme Dokunma Platformu&#8217;nu oluşturduk. Platformun ilk toplantısında kamuoyuna bilgilendirmek için bir çalıştay yapma kararı aldık. Bunun için bilim insanlardan yardım istedik. 26 Ekim 2019 tarihinde düzenlediğiniz “Salda Gölü Çalıştay ve Forum” etkinliğinde Prof. Dr. Doğan Kantarcı, TMMOB’dan Baki Remzi Suiçmez, Antalya&#8217;dan Mimar Birsen Tanyeri ve avukatlarımızdan Mustafa Şahin konuşmacı oldular.</p>
<p>Konuşmacılar, Millet Bahçesi yapılması durumunda Salda Gölü ve çevresinin göreceği zararları anlattılar. Çalıştaya ilgi büyük oldu. Antalya, Burdur, Uşak, Denizli ve İzmir’den gelen çevreciler ve yaşam savunucuları tecrübelerini anlatarak mücadelemizi katkı sağladılar. 3 Kasım 2019 tarihinde çalıştay sonuç bildirgesini kamuoyuna duyurmak için göl kenarında basın açıklaması yaptık. Çalıştayda mücadelenin sürekliliğini sağlamak için almış olduğumuz karar doğrultusunda 18 Kasım 2019 tarihinde Salda Gölü Koruma Derneği&#8217;ni kurduk.</p>
<h5>Doğa olmadan insanlar var olamaz ancak insan olmasa da doğa var olacaktır.</h5>
<p><strong>Siz kişisel olarak ne amaçlıyorsunuz?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63737 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golu-Imara-Acildi.jpg" alt="Salda Gölü İmara Açıldı" width="296" height="154" />Doğa olmadan insanlar var olamaz ancak insan olmasa da doğa var olacaktır. Bundan dolayı insanların doğaya zarar vermemeleri gerektiğine inanıyorum. Salda Gölü dünyada eşi, benzeri olmayan, içinde sadece Salda Gölü’nde yaşayan balıkları, korunması gereken kuşların evi olması, dünyanın oluşumundaki ilk canlıların göl içinde halen yaşamlarını sürdürmeleri nedeniyle korunması gereken bir yer.</p>
<p>Ayrıca, Mars&#8217;a benzeyen yapısı ile dünya dışı yaşamın ayak izlerinin sürdürülebilecek bir yer olması, Salda Gölü ve çevresinin daha çok korunmasını gerektiriyor. Lacivertin her tonunu, mavinin turkuazı, pamuğun beyazı, sığırkuyruğunun sarısı, otun, meşenin, çam ve ardıcın yeşilinin buluştuğu Salda Gölü ve çevresinin korunması gereklidir. Bizlere atalarımızdan tertemiz gelen bu özel ve güzel yere sahip çıkmak insanlık görevidir.</p>
<h5><strong>Koruma Bölgesi</strong><strong>nde Olmasına Hafriyat Çalışmaları ve İnşa Edilen Yapılar </strong></h5>
<p><strong>Dernek olarak Salda Gölü’nün korunması için hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz?   </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-63738 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golune-Dokunma-2019.jpg" alt="Salda Gölüne Dokunma 2019" width="193" height="291" />Yöre haklı ile bir araya geldiğimiz toplantılarla Salda Gölüme Dokunma Platformu&#8217;nu oluşturduk. 26 Ekim 2019’da bir çalıştay düzenledik. 3 Kasım, 2019 tarihinde çalıştay sonuç bildirgesini kamuoyuna duyuran basın açıklamasını yaptık. Platform çalışmalarının ardında 18 Kasım 2019’da Salda Gölü Koruma Derneği&#8217;ni kurduk. Derneğimizin kuruluşunu ve amacını kamuoyuna duyurmak için 15 Aralık 2019 tarihinde Salda Gölü kenarında Beyaz adalar (Maldivler) mevkiinde bir basın açıklaması yaptık. Basın açıklamasına katılan Yeşilovalılar, Burdur, Antalya, Denizli, Uşak ve Manisa&#8217;dan gelen yaşam savunucuları Salda Gölünün korunması mücadelesinde yalnız olmadığımızı gösterdiler.</p>
<p>Salda Gölü ve çevresi hakkında daha çok bilgi edinmek ve kamuoyuna bilgilendirmek için TMMOB’u davet ettik. TMMOB heyeti 4-5 Aralık 2019 tarihinde Salda Gölü ve çevresinde incelemeler yaptı. Çevredeki köylere ziyaret düzenlediler. 13-14 Nisan 2020 tarihinde Millet Bahçesi projesini kazanan müteahhit firma, bilim insanlarının “çıplak ayakla bile basılması zarar verir” dedikleri Beyaz adalardaki beyaz kumulları, kepçe ve kamyonlarla yol yapımında kullanmak için Salda Gölü kıyısındaki halk plajı olarak bilinen başka bir yere taşımaya başladı. Bunun üzerine, biz gelişmeleri sosyal medyada paylaştık. Sosyal medyada infial neden olan bu çalışmalar ile ilgili bir basın açıklaması yaptık. Ardından, beyaz kumullar tekrar taşınarak yerine getirildi.</p>
<p>20 Nisan 2020’de halkın iradesi ile seçilen Yeşilova Belediye Başkanı&#8217;na silahlı saldırı düzenlendi. Belediye Başkanının yanında olduğumuzu belirten bir basın açıklaması yaparak kamuoyuna duyurduk. Ayrıca, Burdur Valisi&#8217;nin, Yeşilova Kaymakamı&#8217;nın yaptığı Salda Gölü ile ilgili toplantıları katılarak derneğimizin düşüncelerini ve faaliyetlerini anlattık.</p>
<p><strong>Size destek olan STK’lar siyasiler ya da başka kurumlar var mı? </strong></p>
<p>Burdur, Antalya, Denizli, Uşak ve Manisa&#8217;da faaliyet gösteren STK’lar ile yaşam savunucularının desteklerini gördük.</p>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Kampanyanızı yürütmek için neler yapıyorsunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-63735 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi.jpg" alt="Salda Gölünde Millet Bahçesi" width="296" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi.jpg 594w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Salda-Golunde-Millet-Bahcesi-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" />Basın ve sosyal medyada iyi ilişkiler kuran dostların sayesinde, medya bize yer veriyor. Başta, Birgün, Cumhuriyet, Sözcü ve Hürriyet gazeteleri ve yerel gazetelerde, sosyal medyada Tele 1, Halk Tv, Fox Tv ve internet üzerinden yayın yapan birçok televizyon kanalı Salda Gölü Koruma Derneği&#8217;nin, düşünce ve faaliyetlerini haber olarak yer veriyorlar.</p>
<p><strong>Yerel düzeyde ve ulusal düzeyde dernek faaliyetlerinize siyasi partilerin yaklaşımı ve desteği ne seviyede? </strong></p>
<p>Salda Gölü Koruma Derneği hiçbir partinin düşüncelerini savunmaz. Hiçbir partinin karşısında da değildir. Buna rağmen bugüne kadar sadece Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in desteğini aldık.</p>
<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/12/dogal-haliyle-korunmasina-imkan-verilmeyen-salda-golu/">Doğal Haliyle Korunmasına İmkân Verilmeyen Salda Gölü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Munzur&#8217;da HES&#8217;lere karşı Ekoloji Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/munzurda-heslere-karsi-ekoloji-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 08:17:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri dosyamıza Dersim ile devam ediyoruz. 1990’lardan sonra STK’larda örgütlenerek baraj ve HES projeleriyle doğa talanına karşı mücadeleye başlayan Dersimliler, kampanyalar ve festivallerle ekoloji mücadelesini zamanla kitlesel boyuta taşıdılar. Munzur Gözeleri’ndeki peyzaj projesine karşı yürütülen kampanya, mücadelenin son örneği. Munzur Çevre, Kültür ve Dayanışma Derneği’nden Sevil Doğan, “anlama, öğrenme, talana karşı koyma gayreti ve pratiği” olarak özetlediği ekoloji mücadelesine direniş çizgisinin hâkim olmadığı sürece, doğa ve insanlığın ağır bedeller ödemeyi sürdüreceğini söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/munzurda-heslere-karsi-ekoloji-mucadelesi/">Munzur&#8217;da HES&#8217;lere karşı Ekoloji Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1990’lı yıllarda büyük şehirlere göç eden Dersimliler, STK’larda örgütlenerek baraj ve HES projeleriyle doğa talanına karşı mücadeleye başladı. Kentte verilen çevre mücadelesi, son birkaç yılda 1. derece SİT alanı olan Munzur Gözeleri’ndeki peyzaj projesine odaklandı. Munzur Gözeleri, Milli Park statüsündeki Munzur Vadisi&#8217;ne akan akarsu yatağı ve uluslararası sözleşmeler ile koruma altında. Gözeler Alevi inancında kutsal bir mekân olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de peyzaj çalışmalarının koruma altındaki bir mekânın betonlaştırılarak doğal bir inanç merkezinin özünden koparılarak mesire ve ticaret alanına çevrilmesine karşı <a href="https://www.change.org/p/peyzaj-d%C3%BCzenlemesi-ad%C4%B1-alt%C4%B1nda-munzur-g%C3%B6zeleri-nin-tahrip-ve-talan-edilmesini-durdurun-tuncelivaliligi?utm_content=cl_sharecopy_23967480_tr-TR%3A5&amp;recruiter=1139190661&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=copylink&amp;utm_campaign=share_petition&amp;utm_term=share_petition" target="_blank" rel="noopener">imza kampanyası</a> başlatıldı. Yanı sıra, çok sayıda STK, siyasi parti, yazar, sendika ve insan hakları savunucusu bir <a href="https://ekolojibirligi.org/munzur-gozelerindeki-tahribata-karsi-deklerasyon-mudahaleye-izin-vermeyecegiz/" target="_blank" rel="noopener">deklarasyon yayınlayarak</a>, Munzur Gözeleri’ndeki peyzaj projesine izin vermeyeceklerini açıkladı.</p>
<p><a href="https://twitter.com/munzurcevre2" target="_blank" rel="noopener">Munzur Çevre, Kültür ve Dayanışma Derneğ’inden</a> (MÇD) Sevil Doğan ile ekoloji mücadelesinin dinamiklerini konuştuk. Doğan, Dersim’de verdikleri ekoloji mücadelenin asıl sahiplerinin yaşam ve geçim araçları yıkıma uğratılan, temiz havaya, yeşil bir çevreye hasret yaşayan milyonlarca insan olduğunu vurguluyor ve bu nedenle önceliklerinin bu milyonların doğru bir bilince ve mücadele pratiğine sahip olmaları olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Yerel düzeyde çevre hareketiniz nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-63150 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/munzur-dernegi-3.jpg" alt="MÇD" width="275" height="183" />Dersim, doğanın ve yaşamın yıkıma uğratılması da dahil kapsamlı sorunlarla yüz yüze bir geçmişe ve bugüne sahiptir. Dersim’i kuşatan sorunlar tarihsel hatırlatmalarla hep süreklilik gösterdi. Bu nedenledir ki, Dersimlilerin tarihsel hafızası hep günceldir. Muhalif kimliğinin, kültürünün, dilinin, inancının uğradığı baskının yanına, doğasının sınırsız şekilde talan edilmesi de gecikmeksizin eklendi. Tarihsel bir öykünmeyle Baraj ve HES projeleri Dersim’de yaşama geçirilmeye başlanmış, doğasına yönelen “ilk saldırılar” olarak geliştirildi. Kuşkusuz görünür olmasa da Dersim’in doğası hep baskı altında tutuldu. Özellikle 90’lı yıllar boyunca uygulanan zorunlu göç politikası ve köy yakmalarla, doğa ve yaşam alanları yıkıma uğratıldı. Bu nedenledir ki ‘38’den günümüze (sürgünler, köy ve orman yakmalar zorunlu göç politikasıyla, baraj ve rant projeleriyle) Dersim’in insansızlaştırılmaya, doğasının yalnızlaştırılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz.</p>
<p>12 Eylül ve onu takip eden ‘90’lı yıllar boyunca büyük şehirlere göç eden Dersimlilerin ihtiyaçtan doğan örgütlenmeleri (Dernekler) üzerinden baraj projelerine yönelik mücadele gelişmiştir. Yürütülen kampanyalarla baraj karşıtı mücadeleye kitlesel bir karakter kazandı, düzenlenen festivaller doğanın talana ve sömürüye açılmasına yanıt oldu. Öyle ki; halkın dilini, kültürünü yaşatma ve doğayı koruma amaçlı gerçekleştirdiği festivalleri dahi yasaklandı.</p>
<p><strong>Siz bu hareketin içinde neden yer alıyorsunuz? Amacınız ne? </strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-63151 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sevil-Dogan.jpg" alt="Sevil Doğan" width="317" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sevil-Dogan.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sevil-Dogan-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></strong>Tüm mücadeleler gibi ekoloji mücadelesi de doğanın sömürüye ve talana açılması, tüketilmesi karşısında kaçınamayacağımız bir mücadele, hareket olarak gelişti. Doğaya ve yaşam alanlarına yönelik talan sınırsız biçimde sürüyor. Doğaya yönelik talanın yaygınlığı direniş ve mücadeleleri de geniş bir alana yayıyor. Direniş her yerde! Bizim de parçası olduğumuz ekoloji mücadelesinin gövdesi her geçen gün genişliyor. Ve biliyoruz ki gelişen mücadeleler olmasaydı doğanın ve yaşam alanlarının uğradığı yıkım daha büyük boyutlu olurdu. Bugün de doğaya ve yaşam alanlarına yönelik saldırıların dizginleri elden bırakılmış durumda. Bizler de tüm yapacaklarımızla bu sömürü ve talanın önüne geçmeye çalışacağız. Nihai amacımız elbette ki sömürü ve talanı sonlandırmak, doğanın özgürleşmesini sağlamak. Bu gerçekleşinceye kadar, ekoloji hareketi toplumsal mücadelenin parçası olmaya, varlık göstermeye devam edecek.</p>
<h5><strong>Ekoloji Mücadelenin Asıl Sahipleri, Yaşam ve Geçim Araçları Yıkıma Uğratılan Milyonlar! </strong></h5>
<p><strong>Neler yaptınız? Hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz? Hukuki süreç ve diğer yolları denediniz mi?</strong></p>
<p>Doğaya ve yaşam alanlarına yönelik saldırılar sistemli ve sürekli. Mücadele de kaçınılmaz olarak uzun soluklu gelişecek. Geride bıraktığımız dönem boyunca yapmaya çalıştıklarımız elbette ki geniş bir yelpazeye sahip. Anlama, öğrenme ve talana karşı koyma çabası ve pratiği olarak özetlenebilir. Mücadelemizin benimsediği yol ve yöntemler, doğaya ve yaşam alanlarına yönelik saldırıların niteliğine ve düzeyine göre biçimleniyor.</p>
<p>Başlangıç noktamız, doğayı ve yaşam alanlarını kuşatan saldırılara örgütlü karşı koyabilmek. Doğanın gün gün yoksullaşmasının yanı sıra sömürü ve talandan etkilenen yoksul köylüler ve kentlerde yaşayan işçi ve emekçiler bulunuyor. Kendimizle sınırlandıramayacağımız mücadelenin asıl sahipleri sularına, toprağına el konulan, yaylaları yasaklanan, ormanları kesilen, dağları delik deşik edilen, yaşam ve geçim araçları yıkıma uğratılan, temiz havaya, yeşil bir çevreye hasret yaşayan milyonlarca insan.</p>
<blockquote><p>Önceliğimiz, sömürü ve talanı sonlandıracak milyonların doğru bir bilince ve mücadele pratiğine sahip olmaları.</p></blockquote>
<p>Bilinç taşıyan etkinlikler, kahvaltılardan, panel ve konferanslara kadar çeşitlenerek sürüyor. Periyodik olarak çıkardığımız “derği” yine bu görevi yerine getirerek süren direniş ve mücadelelerin sesi olmaya çalışıyor. Talan ve sömürüyü frenleyecek, geriletecek ve püskürtecek tek yöntem ciddi ve kararlı mücadelelerdir. Bizler de mücadeleyi sapmaya uğratacak her şeye göğüs gererek, gelişen her mücadelenin parçası olamaya, içinde yer almaya, dayanışmanın sınırlarını aşmaya çalışıyoruz.  Hukuksal mücadeleler de dahil, biliyoruz ki başvurduğumuz yol ve yöntemler bugüne kadar yaptıklarımızdan daha fazlasını yapmaya muhtaçtır.</p>
<p><strong> </strong><strong>Size destek olan STK’lar, siyasiler ya da başka kurumlar var mı?</strong></p>
<p>Öncelikli olan doğanın tahribatından doğrudan etkilenen kitlelerin buluşması ve mücadele etmesidir. Asıl gayemiz bu yöndedir. Ekoloji mücadelesi sürdüren, ciddi ve bağımsız örgütlenmeler birlikte hareket edeceğimiz, dayanışma içerisine olacağımız güçlerdir. Yakın zaman da sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan derneğimizin başkanı Ali Ekber Barmağıç’ın özgürlüğüne kavuşmasında dayanışmanın payı büyük oldu. Bu türden dayanışmalar karşılıklı olarak örülmeye devam edecektir.</p>
<blockquote><p>Ekoloji mücadelesini programına yazmakla yetinmeyen, sömürü ve talana karşı mücadele eden her örgütlenmeyle ve siyasi partiyle dayanışma içerisindeyiz.</p></blockquote>
<p>Siyasi partiler konusunda elbette ki ihtiyatlı bir yaklaşıma ve ölçülere sahibiz. Devletten olduğu gibi siyasi partilerin etkisinden bağımsız bir ekoloji mücadelesi yaklaşımına sahibiz. Doğanın sömürüye açılmasına ön ayak olan, yasalar hazırlayan, yasaların altına imza atan hiçbir siyasi partiyle ilişkimiz ve iletişimimiz söz konusu olamaz. Yine programına sadece “yeşil” güzellemeler yazan siyasi partilerle aramızda asla kapanmayacak mesafeler var. Ekoloji mücadelesini programına yazmakla yetinmeyen, sömürü ve talana karşı mücadele eden her örgütlenmeyle ve siyasi partiyle dayanışma içerisindeyiz.</p>
<h5><strong>Ekoloji Mücadelesi Zorlu ve Sancılı Bir Sürecin İçinden Geçiyor</strong></h5>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Kampanyanızı yürütmek için neler yapıyorsunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu? </strong></p>
<p>Elbette çaba gösteriyoruz. Doğayı talan eden şirketlerin sözcülüğüne soyunan burjuva basında görünür olmak, imkansızı başarmaktan farksız. Ekoloji mücadelesinin sesi olan yazılı ve görsel basında yer almak bu nedenle önceliğimiz oluyor. Kampanyalarımızı kendi gücümüze ve olanaklarımıza dayanarak sürdürmeye çalışıyoruz. Kampanyamızı destekleyecek tüm kesimlerle buluşmaya özen gösteriyoruz.</p>
<p><strong>Süreç nasıl ilerliyor? Talepleriniz nasıl karşılık buldu? Olumlu yanıt bulan talebiniz var mı? Yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-63152 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Munzur-dernek-2.jpg" alt="MÇD" width="291" height="291" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Munzur-dernek-2.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Munzur-dernek-2-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 291px) 100vw, 291px" />Kazanılmış hakları korumak için defalarca mücadele etmek zorunda olduğumuz bir ülkede yaşıyoruz. Bu nedenledir ki, ekoloji mücadelesi zorlu ve sancılı bir sürecin içerisinden geçiyor. Rant projeleri, “ekonomik yatırım, doğaya dost, iş ve istihdam” yalanlarıyla pazarlanıyor. Halkı aldatmaya ve yanılgıya düşürmeye yönelik bir politika izleniyor. Doğaya ve yaşam alanlarına dönük saldırıya karşı koymanın yolu, halkın bu politika karşısında uyanık kalmasını sağlamaktan, mücadele bilinci kazanmasından geçiyor. Taleplerimiz sömürüye ve talana karşı mücadeleyi yükseltme başlığı altında çeşitleniyor. Mücadele ettikçe, ısrarla doğaya ve yaşan alanlarına sahip çıktıkça taleplerimizin yaşam bulması mümkün oluyor. Bu sayede, olandan daha fazla sömürü ve talanın engellenmesi mümkün oluyor.</p>
<p><strong>Kendi yereliniz dışında, ulusal düzeyde de sesinizi duyurabiliyor ve destek alabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Ekoloji mücadelesi dünden daha fazla sesini duyurma, destek bulma şansına sahiptir. Elbette ki yeterli düzeyde değildir. Ekoloji mücadelesinin gücünü bir araya topladığı, ortak tavır aldığı, sesini yükselttiği örgütlenmeler sayesinde sesimizi duyurma, talana ve sömürüye karşı koyma çabası içerisindeyiz.</p>
<p><strong>Pandemi, kolluk baskısı, siyasi aktörlerin tutumu gibi zorluklarla siz nasıl baş ediyor, mücadelede nelere ağırlık veriyorsunuz? </strong></p>
<p>Pandemide karantinaya girmeyen tek şey biliyorsunuz ki doğanın ve yaşam alanlarının talanı oldu. Pandemi fırsata çevrilerek yeni yeni rant projelerinin startı veridi. Torba yasalarla maden şirketlerinin önü sınırsız şekilde açılmaya çalışıldı. Polis ve jandarmanın talan için gelmiş şirketlere, iş makinelerine nasıl siper olduğunu, karşı koyanların, direnenlerin nasıl yerlerde sürüklendiğini hep birlikte yaşadık ve gördük.</p>
<p>Tüm bu olumsuz şartlara rağmen mücadele eksilmedi, hiçbir talan girişimine sessiz kalınmamdı. Bizim de dahil olduğumuz ekoloji örgütlerinin mücadelesi sonucu, maden şirketlerinin önünü açan 6. madde torba yasadan çıkarılmıştır. Şirketler sondaj makinelerini söküp, talan girişimini sonlandırmak zorunda kalmıştır. Sayısız mücadele ve direniş yaşanmıştır. Tüm bunlar doğanın ve yaşam alanlarının daha güçlü mücadelelerle savunulabileceğini, korunacağını gösteriyor. Bizler de bugünden bu mücadeleyi inşa etme gayreti içerisindeyiz.</p>
<h5><strong>Ekoloji Hareketine Mücadele ve Direniş Çizgisi Hâkim Olmalı</strong></h5>
<p><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve siz kendi yerel çevre hareketinizi nasıl değerlendirirsiniz? Siz etkili yol ve yöntemler kullandığınızı düşünüyor musunuz? Hangi konuda kendinizi başarılı ve hangi konuda başarısız görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Ekoloji mücadelesinin bugünü ve geleceği için, sistemin yarattığı sonuçlar yerine, onun karşısında konumlanan bir mücadele çizgisine ulaşmak tayin edici olacak. Bizler içinde bulunduğumuz koşulların (salgın sürecinin) kendiliğinden gösterdiği gerçeklerin ekoloji hareketinin hanesine olumlu etkide bulunacağını düşünüyoruz. Biz elimizden geldiğince ekoloji hareketinin net ve berrak bir çizgiye, kitlelerle bütünleşen bir mücadeleye doğru yol alması için mücadele edeceğiz.</p>
<p>Ekoloji hareketine mücadele ve direniş çizgisi hâkim olmaksızın doğa ve insanlık yıkıma uğramaya, ağır bedeller ödenmeye devam edecektir. Bu mücadele çizgisi olmaksızın ekoloji mücadelesini büyütmek, sömürünün, talanın önüne geçmek mümkün değildir. Ekoloji hareketinin en büyük dezavantajı, ekoloji mücadelesiyle bu zeminde buluşmada yaşadığı handikaptır. Salgın süreci bu handikabın aşılmasına uygun zemin hazırladı. Salgın gibi, yok edilen ormanlara, kuruyan derelere, delik deşik edilmiş dağlara, yağmalanmış tarım arazilerine, kirletilmiş havaya, denize baktığımızda gördüklerimize vereceğimiz cevap önemlidir. Salgın süreci bu cevabı tüm açıklığıyla bize veriyor.</p>
<p>Sadece virüse yakalanmış insanlar, kesilmiş ağaçlar, kurumuş dereler, nefes alamayan insanlar ya da kıyıya vurmuş balıklar, katledilmiş hayvanlar görmüyoruz. Gördüğümüz tam da emperyalist kapitalist sistemin kendisi. Ekoloji hareketi yaratılan her türlü sonuçta, yıkımda bu sistemi görmeye başladığı zaman, doğanın ve yaşamın özgürleşme mücadelesi dinamizm kazanacak. Sömürüyü ve talanı engelleme çabamız doğru araç ve yöntemlerle buluştuğunda mücadelemiz başarı kazanacak. Bir yandan bugüne kadar sonuç aldığımız, başarı kazandığımız yöntemleri geliştirmekle, bir yandan da bizi ileriye taşımayan yöntem ve araçlardan kurtulmakla yükümlüyüz. Doğru olan bilinçle buluşsak da en büyük zorlanmayı asıl olarak o yöntemleri hayata geçirmekte, pratiğe uygulamakta yaşıyoruz. Bu nedenle, üzerinde yoğunlaşacağımız konular, ekoloji mücadelesini daha derin kavrama çabası ve uygulama yöntemleri olacak.</p>
<blockquote><p>Nerede sömürü ve talan varsa hemen önünde yeni direniş ve mücadeleler boy veriyor.</p></blockquote>
<h5><strong>Ekoloji Mücadelesi Parçalı Halden Kurtarılmalı!</strong></h5>
<p><strong>Bundan sonrası için ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu söyleşiyi yaparken dahi toprağını, suyunu, yaylasını ormanını savunan insanların mücadele ettiğini biliyoruz. Bizler de talanın ve sömürünün önüne geçmek için, bugüne kadar yaptıklarımızın daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Ne olmasını öngörüyorsunuz? Umutlu musunuz? </strong></p>
<p>Salgın ve kriz koşulları doğayı ve yaşam alanlarını daha fazla sömürü ve talan parantezine çekiyor. Tüm ülke inşaat şantiyesi görünümüne sahip durumdadır. Bu gerçeklik aynı zamanda büyük bir tepki ve öfke biriktiriyor. Nerede sömürü ve talan varsa hemen önünde yeni direniş ve mücadeleler boy veriyor. Bu mücadele isteği elbette ki bizlere umut ve esin kaynağı oluyor.</p>
<p><strong>Sizce, ne yapılırsa başarılı bir sonuç alabilirsiniz? Neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Yapılacaklar elbette bugüne kadar yapılanların kapsamını genişletmeyi etkili hale getirmeyi gerektiriyor. Öncelikli olan parçalı haldeki ekoloji mücadelesinin doğru bir mücadele çizgisi üzerinde inşa olmasını sağlamaktır. Bu buluşma sağlanabildiği oranda ekoloji mücadelesinin dinamikleri ve potansiyeli daha etkili ve sonuç alıcı olacaktır. İhtiyacımız olan, doğanın talanı karşısında geniş kitleleri birleştirmeyi, harekete geçirmeyi hedefleyen merkezileşmenin sağlanması, mücadelenin parçalı halden kurtarılmasıdır</p>
<p>Bu elbette kolayca mümkün olacak bir şey değildir. Ekoloji mücadelesini güçlendirmeye olanak tanıyacak bu gelişmeye de yine mücadele ederek kanal açmak zorundayız.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/munzurda-heslere-karsi-ekoloji-mucadelesi/">Munzur&#8217;da HES&#8217;lere karşı Ekoloji Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muğla’da 80&#8217;lerde Başlayan Çevre Mücadelesi ve “Doğal Sitler Doğal Kalsın!” Kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/19/muglada-80lerde-baslayan-cevre-mucadelesi-ve-dogal-sitler-dogal-kalsin-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2020 09:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İstem Akkoyunlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Çevre Platformu (MUÇEP)]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri dosyamıza Muğla ile devam ediyoruz. Muğla’da çevre hareketi, 1986-87 yıllarında Gökova’ya Kemerköy Termik Santrali yapımına karar verilmesi ile başlıyor ve çeşitli STK’ların kurulması ile çeşitleniyor. 2016’da 6 ilçenin katılımıyla oluşan Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi adına konuştuğumuz İstem Akkoyunlu, “Biz, yaşadığı coğrafyanın bozulmasını istemeyen yöre sakinlerinin yapması gerekeni yapıyoruz. Ekosistemimizi koruyoruz. Susmuyoruz ve hakkımızı arıyoruz.” diyor. Akkoyunlu, başlattıkları Doğal Sitler Doğal Kalsın Kampanyası’na destek çağrısında bulunuyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/19/muglada-80lerde-baslayan-cevre-mucadelesi-ve-dogal-sitler-dogal-kalsin-kampanyasi/">Muğla’da 80&#8217;lerde Başlayan Çevre Mücadelesi ve “Doğal Sitler Doğal Kalsın!” Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla’da Gökova’ya Kemerköy Termik Santrali yapımına karar verilmesiyle başlayan çevre hareketi, Akyaka Yerel Yönetim Platformu, Gökova Akyaka Sevenler Derneği, Akyaka Dayanışması, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği kurulmasıyla genişliyor. 2016 yılında Muğla’da doğanın, ortak yaşam alanlarının korunması için tüm beldelerden yurttaş ve STK’ların katılımıyla kurulan Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve Menteşe, Bodrum, Gökova, Datça, Milas, Fethiye meclisleri olarak kentte çevre mücadelesi sürüyor. Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi adına İstem Akkoyunlu Muğla’da ve Gökova’da yerel çevre hareketinin dinamiklerini ve sorunları özetliyor.</p>
<p><strong>Gökova&#8217;da çevre hareketiniz nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62621 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Istem-Akkoyunlu.jpg" alt="İstem Akkoyunlu" width="283" height="212" />Gökova’daki çevre hareketinin başlangıcına aslında ‘’Muğla Çevre Hareketi’’ başlangıcı demek daha doğru olacaktır. Çevre hareketimiz 1986-87 yıllarında Gökova’ya Kemerköy Termik Santrali yapımına karar verilmesiyle başlıyor. Termik santralin yapılacağı bölge olan Gökova Körfezi Türkevleri’nde köylülerin toprakları istimlak edilmeye başlanıyor. Köylüler direniyor. Direnişi çevreciler ve birçok STK destekliyor.  Böylelikle Muğla Çevre Hareketi filizleniyor.</p>
<p>2016 yılına kadar geçen sürede Akyaka Yerel Yönetim Platformu, Gökova Akyaka Sevenler Derneği (GAS-DER), Akyaka Dayanışması, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği (GEY-DER) kuruluyor. Çalıştaylar düzenleniyor, bölge biyoçeşitliliği konusunda araştırmalar yapılarak raporlanıyor. Akyaka’nın Yavaş Şehir olması gibi çok önemli oluşumlarla çevre mücadelesi sürdürülüyor. Akyaka’nın vizyonu belirleniyor. Gökova ve Akyaka Çevre Hareketi denildiğinde, her zaman isimleri anılan iki kişi var. Saynur Gelendost ve Heike Tholl Schmitz.. Selam olsun.</p>
<p>2016 yılında ise Muğla bölgesinde doğanın, ortak yaşam alanlarının korunması için tüm beldelerden bir araya gelen yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu bir ortak platform kurulmasına karar verildi ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) kuruldu. MUÇEP Meclislerden oluşan bir yapı. Bugün Menteşe, Bodrum, Gökova, Datça, Milas, Fethiye meclisleri olarak Muğla için çevre mücadelemizi veriyoruz.</p>
<p>MUÇEP Gökova Meclisi olarak şu andaki mücadelemiz ise geçtiğimiz eylül ayında başladı. Gökova Körfezi’nde yer alan ve sit derecesi düşürülen Gökova sulak alanına bir şirket konteynerler üzerinde 15 adet ahşap ev getirdi. Bununla da kalmayıp ahşap yürüyüş yolu inşa etti. Hemen akabinde, 13 Ekim 2020 tarihinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Akyaka İmar Değişikliği Planı’nın bir ay süre ile askıya çıktığını öğrendik. Bu imar değişikliyle Akyaka’da geri dönüşü olmayacak yapılaşma tehditleriyle karşı karşıya kalacağımızı gördük.</p>
<blockquote><p>Akyaka İmar Revizyon Planı ile Akyakalıların kent hakkı gasp ediliyordu. Bu gelişmeler üzerine plan askıdayken hep birlikte harekete geçtik.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62797 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-logo-640x369.jpg" alt="MUÇEP" width="359" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-logo-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-logo.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" />Kamusal alanlarımız küçültülüyor, sahildeki 200 kadar ailenin tapulu evlerinin bulunduğu alan ellerinden alınıp, otel yapılması için “Özel Proje Alanı” olarak belirlenerek mülkiyet hakları ihlal ediliyor. Otel alanları yaklaşık altı katına çıkartılıyor. Başta trafik olmak üzere alt yapı sorunları tamamen çözümsüz hale getiriliyor. Yat limanı ve turistik tesisler planlıyor. Özetle, Akyaka İmar Revizyon Planı ile Akyakalıların KENT HAKKI gasp ediliyordu. Bu gelişmeler üzerine plan askıdayken hep birlikte harekete geçtik.</p>
<p>S<strong>iz neden bu hareketin içinde yer alıyorsunuz? Amacınız ne? </strong></p>
<p>Bizlerin ortak amacı doğal ve kültürel varlıklarımızı korumak. Doğamızın tüm canlılara ev sahipliği yapmasını sağlamak ve aynı şekilde gelecek nesillere bırakmak. Yani olması gerekeni yapmak. Bölge ekosisteminin daha fazla bozulmaması için mücadele veriyoruz. Bu yüzden de yaşadığımız bölgeyi rant yapılaşmasına karşı savunuyoruz.</p>
<h5><strong>“Ekosistemimizi Koruyoruz. Sorguluyoruz. Susmuyoruz ve Hakkımızı Arıyoruz!”</strong></h5>
<p><strong>Neler yaptınız? Hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz? Hukuki süreç ve diğer yolları denediniz mi? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62623 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-640x357.jpg" alt="MUÇEP" width="332" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-640x357.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-1024x571.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP.jpg 1242w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Tüm canlı ve cansız varlıkları ile yaşadığı coğrafyanın bozulmasını istemeyen yöre sakinlerinin yapması gerekeni yapıyoruz. Ekosistemimizi koruyoruz. Sorguluyoruz. Susmuyoruz ve hakkımızı arıyoruz. Plan askıdayken Akyakalılar olarak 2 bine yakın ıslak imzalı dilekçemizi Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne ilettik. Eş zamanlı olarak CİMER üzerinden hem bizler hem de yurdun birçok yanından olduğunu tahmin ettiğimiz yaşam savunucuları ile birlikte şikayetimizi ilettik. 18 Kasım 2020 tarihinde Akyaka İmar Revizyon Planı için yürütmeyi durdurma talebi ile dava açtık. Gökova Meclisimizden arkadaşımız Serdar Denktaş davacı olarak, yine meclisimizden Av. Güzin Kurt davayı açtılar. Davaya müdahil olacak arkadaşlarımız için müdahale dilekçemizin metnini hazırlıyorlar.</p>
<p><strong>Size destek olan STK’lar siyasiler ya da başka kurumlar var mı? </strong></p>
<p>Mimarlar Odası Muğla Şubesi, Muğla Şehir Plancıları Odası ve Muğla Büyükşehir Belediyesi , Akyaka İmar Revizyon Planı askıdayken itirazlarını yaptılar. Konunun takipçisi olduklarını ve ÇSB’den gelecek olan yanıt doğrultusunda hukuki sürece başvuracaklarını beyan ettiler. CHP Muğla Milletvekilleri Burak Erbay, Mürsel Alban, Suat Özcan ve Süleyman Girgin de konuyu çok yakından takip ediyorlar ve bizlerle sürekli temas halindeler. İtiraza yanıt sürecinin sonunda, özellikle Akyaka İmar Revizyon Planı konusunu TBMM’ye gündem olarak taşıyacaklardır.</p>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Kampanyanızı yürütmek için neler yapıyorsunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu? </strong></p>
<p>Elbette. Pandemi nedeniyle bu dönemde sahada kısıtlı olarak var olabiliyoruz. Bu yüzden de hem yazılı basın hem de sosyal medya hesaplarımızı etkin olarak kullanarak sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Yerel medyadan ciddi anlamda destek alıyoruz. Ulusal basına haberlerimiz yansıyor. Ama farkındalık için daha çok haber olmaya ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Süreç nasıl ilerliyor? Talepleriniz nasıl karşılık buldu? Olumlu yanıt bulan talebiniz var mı? Yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi?</strong></p>
<p>Henüz sürecin başındayız. Hukuki sürelerin dolması ile beraber bir değerlendirme yapmak daha objektif olacaktır. Ama Akyakalılar olarak kararlıyız, sonuna kadar bu konunun takipçisiyiz ve peşini bırakmayacağız.</p>
<p><strong>Kendi yereliniz dışında, ulusal düzeyde ve sesinizi duyurabiliyor ve destek alabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Evet havuz medyası dışında, ulusal düzeyde destek alıyoruz.</p>
<p><strong>Size yerel düzeyde ve ulusal düzeyde siyasi partilerin yaklaşımı ve desteği ne seviyede? </strong></p>
<p>CHP Ula teşkilatlarından ve Muğla milletvekillerinden destek geliyor. Diğer muhalefet partilerinden henüz ses yok.</p>
<h5><strong>Doğal Sitler Doğal Kalsın Kampanyası </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62798 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-Kampanya-640x360.jpg" alt="MUÇEP Kampanya" width="596" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-Kampanya-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/MUCEP-Kampanya.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 596px) 100vw, 596px" /></p>
<p><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve kendi yerel çevre hareketinizi nasıl değerlendirirsiniz? Sizce etkili yol ve yöntemler izliyor musunuz? </strong></p>
<p>Türkiye genelinde, eğer bir bölgede-yerel düzeyde bir sorun varsa çevre hareketi devreye giriyor. Bu da doğal olmakla beraber, yeterli değil. Önceden öngörülü davranarak, mevcut iktidarın politikasını teşhir etmek ve kitlelerde farkındalık yaratmak gerek aslında. Belki tüm çevre hareketleri bunu biliyor ama hangi birine yetişeceklerini şaşırıyorlar. Kendi yapımızı, MUÇEP’i değerlendirecek olursak, bizler 2016 yılından bu yana doğal sit alanlarındaki değişikliklerin nelere yol açacağını anlatmaya çalıştık. Çok mücadele ettik. Ama elimizdeki veriler azdı. Datça’da açılan bir dava sonucu elde ettiğimiz güya “bilimsel raporları” değerlendirdiğimizde ve Sayıştay raporunun tespit ettiği uygunsuzluklar da kamuya açıklandığında elimiz daha güçlendi. Biz de tüm Türkiye de bu raporlar konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen kampanyamızı başlattık. Kampanya linkimize <a href="http://change.org/DogalSitlerDogalKalsin" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> destek verebilirsiniz.</p>
<p><strong>Ne olmasını öngörüyorsunuz? Umutlu musunuz? </strong></p>
<p>Konuyu yargıya intikal ettirdiğimiz için yargı sürecinin sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. Bu esnada bölgede herhangi bir kıpırdanma olur ise yerel halk, siyasi parti temsilcileri, STK&#8217;lar ve çevreciler olarak pandemi koşullarını dikkate alarak bölgede olacağız ve “dur” diyeceğiz.</p>
<p><strong>Sizce, ne yapılırsa başarılı bir sonuç alabilirsiniz? Neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Anayasanın 56. maddesi çerçevesinde, çevre hakkımızı savunmaya devam edeceğiz. Tüm STK’lar, kurumlar ve vatandaşlardan destek bekliyoruz. Dayanışmaya çağırıyoruz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?</strong></p>
<p>Kent, kentte yaşayanların kolektif sanat eseridir. Nasıl bir kentte yaşadığımız, nasıl estetik değerler, nasıl toplumsal ilişkiler, doğayla nasıl bir ilişki ve nasıl bir yaşam biçimi istediğimizi yansıtır. Akyakalılar sanat eserlerine sahip çıkmayı bilirler. Muğla Cennet Kalsın ve tüm coğrafyamıza daha fazla dokunulmasın. Anadolu medeniyettir. Bu kadim toprakların üstü inşaat firmalarına peşkeş çekilerek beton ile örtülmesin. Altı da maden şirketlerine arama izni verilerek delik deşik edilmesin.</p>
<p>Dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/19/muglada-80lerde-baslayan-cevre-mucadelesi-ve-dogal-sitler-dogal-kalsin-kampanyasi/">Muğla’da 80&#8217;lerde Başlayan Çevre Mücadelesi ve “Doğal Sitler Doğal Kalsın!” Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Son Kent İçi Ormanlarından Validebağ Korusu&#8217;nda 22 Yıllık Çevre Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/12/istanbulun-son-kent-ici-ormanlarindan-validebag-korusunda-22-yillik-cevre-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2020 13:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Kantarcı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Validebağ Gönüllüleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Validebağ Korusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri dosyamızda İstanbul kent içindeki Validebağ Korusu'nu korumak için 22 yıldan bu yana mücadele veren Validebağ Gönüllüleri’ni ele alıyoruz. İstanbul’un son kalan kent içi ormanlarından doğal SİT alanı Validebağ Korusu için verilen mücadele, Üsküdar Belediyesi’nin Millet Bahçesi planları ile yeni bir aşamaya geçti. Kurulduğu 1998 yılından bu yana “siyaset dışı kalma” ilkesini koruyan, “Validebağ Korusu her hali ile doğal kalmalıdır”, “Koru üzerindeki rant hevesleri bitmedikçe mücadele devam edecek” diyen Validebağ Gönüllüleri, herkesi dayanışmayı büyütmeye davet ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/12/istanbulun-son-kent-ici-ormanlarindan-validebag-korusunda-22-yillik-cevre-mucadelesi/">İstanbul’un Son Kent İçi Ormanlarından Validebağ Korusu&#8217;nda 22 Yıllık Çevre Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Validebağ Korusu İstanbul Üsküdar sınırları içinde bulunan, 1999 yılında 1. derece doğal ve tarihi SİT alanı ilan edilen, 150 yıllık anıt ağaçlar bulunan kentin göbeğinde yer alan bir vaha gibi. Koruyu 22 yıldır koruma mücadelesi veren Validebağ Gönüllüleri’nin amacı Validebağ Korusu’nun yeşil, doğal ve bir bütün olarak gelecek nesillere kalması. Bu amaca uygun olarak, her siyasi görüşten insana yer veren Validebağ Gönüllüleri, 1998’de kurulduğundan bu yana, zaman zaman duraksadığı dönemler olsa da kararlı şekilde mücadelesini sürdürüyor. İmza kampanyaları, paneller, forumlar, basın açıklamaları, sergiler, protesto gösterileri, şenlikler-sinema gösterileri düzenleyen Validebağ Gönüllüleri<strong>, </strong>1999 yılında korunun 1. derece doğal ve tarihi SİT alanı ilan edilmesini sağladı.</p>
<p>Sosyal medyada aktif olarak paylaşımlarına devam eden Validebağ Gönüllüleri, şu sıralar korunun 2 yıllık bir süre için Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edilmesi ve  <a href="https://twitter.com/ValidebagSvnms/status/1336929081330446340/photo/1">Millet Bahçesi olmasını engellenmesi amacıyla</a> bir <a href="https://www.youtube.com/watch?v=kzygC1f1Px8&amp;feature=youtu.be">kampanya</a> yürütüyor. Validebağ Gönüllüleri’nden Arif Belgin, Neşe Taşan ve Burcu Kiriş güncel duruma ve kampanyalarına dair sorularımızı yanıtladı.</p>
<h5><strong>“Validebağ Korusu Her Hali ile Doğal Kalmalıdır!”</strong></h5>
<p><strong> </strong><strong>Validebağ Korusu’nda</strong> <strong>çevre hareketi nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p>1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na tahsis edilmiş olan Validebağ Korusu, uzun yıllar Verem Hastanesi olarak hizmet vermişti. 1970&#8217;li yıllardan itibaren kendi haline bırakılan Validebağ Korusu&#8217;nun üzerinde rant projeleri 1990&#8217;lı yıllarda sinyallerini vermeye başladı. Validebağ Gönüllüleri olarak bizler, bu rant projelerine “Dur Demek İçin!” bir araya gelen mahalle sakinleriyiz. Daha sonra diğer çevre mahallelerden de konuya duyarlı kişiler aramıza katıldı.</p>
<p><strong>Siz neden bu hareketin içinde neden yer alıyorsunuz? Amacınız ne? </strong></p>
<p>Validebağ Gönüllüleri içinde yer alan birçok kişinin gençliği koruda geçti. Validebağ Gönüllülerini ilk kurulduğu zamanlardan beri içinde yer alan pek çok kişi var. Okul hayatımız bitince korudaki tüm canlıların yaşam hakkını korumak için &#8220;Validebağ Gönüllüleri içinde yer alan ve “Validebağ Korusu her hali ile doğal kalmalıdır” diyen kişileriz.</p>
<p><strong>Neler yaptınız? Hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz? Hukuki süreç ve diğer yolları denediniz mi?   </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62410 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-ve-Uskuder-Belediyesi-640x360.jpg" alt="Validebağ ve Üsküder Belediyesi" width="347" height="195" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-ve-Uskuder-Belediyesi-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-ve-Uskuder-Belediyesi.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" />Kurulduğumuz 1998 yılından beri imza kampanyaları (hem elektronik ortamda, hem ıslak imza kampanyası), paneller, forumlar, basın açıklamaları, sergiler, protesto gösterileri, (2009 yılına kadar) şenlikler-sinema gösterileri düzenledik. 1999 yılında Validebağ Korusu’nun 1. derece doğal ve tarihi SİT alanı ilan edilmesini sağladık. 2001 yılında Validebağ Gönüllüleri Derneği’ni kurduk. Mahkemede davalar açtık. Yetkililerle çok sayıda yazışma ve doğrudan görüşme yaptık. Broşürler dağıttık. (2014 yılına kadar) Validebağ havzasındaki mahallelerde ücretsiz bülten dağıttık. Diğer sivil toplum kuruluşlarının veya belediyelerin düzenlediği çevreyle ilgili çeşitli etkinliklere katıldık. Koruda kuruyan ağaçların yerine yeni fidanlar diktik. 1999 depremi sonrasında afete hazırlık eğitimleri aldık. Bu eğitimlerin sonunda Altunizade ve Barbaros mahallelerine Mahalle Afet Gönüllüler (MAG) tarafından birer afet konteyneri verildi. Ayrıca afet konusunda eğitimci eğitimi aldık, birkaç eğitim verdik.</p>
<p>Salgın nedeniyle aksamakla birlikte, her hafta düzenli olarak toplanıyoruz. Zaman zaman farkındalık yaratma ve örnek olma amaçlı olarak koruda çöp topluyoruz. Korudaki anıt ağaçlara ve anıt ağaç adaylara bilgilendirici plaket astık. Korunun çeşitli yerlerine temiz tutulması için uyarıcı pankartlar ve dövizler astık. 6 yıldan bu yana yeni yılbaşlarında takvim çıkararak Validebağ konusundaki farkındalığın sürmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.</p>
<h5><strong>“Siyaset Dışı Kalma” İlkesi </strong></h5>
<p><strong>Size destek olan STK’lar siyasiler ya da başka kurumlar var mı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62411 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-Gonulluleri-Change.jpg" alt="Validebağ Gönüllüleri Change" width="337" height="337" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-Gonulluleri-Change.jpg 591w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Validebag-Gonulluleri-Change-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" />Kurulduğumuz zaman belirlediğimiz, “siyaset dışı kalma” ilkesine titizlikle uyuyoruz. Bizim amacımız, Validebağ Korusu’nun yeşil, doğal ve bir bütün olarak gelecek nesillere kalması. Bu amaca uygun olarak, her siyasi görüşten insana içimizde yer var. Onlardan istediğimiz, ortak amacımıza ulaşmak için destek olmaları, bunun dışında kendi siyasi amaçları için bizi kullanmamaları, bizi kendi yanlarına çekmek için özel çalışmalar yapmamalarıdır. Meslek odaları ve diğer sivil toplum kuruluşları ile baştan beri çok yakın ilişki içindeyiz. Karşılıklı olarak bilgi, görüş alışverişinde bulunuruz; birbirimizin düzenlediği etkinliklere katılırız.</p>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Kampanyanızı yürütmek için neler yapıyorsunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu?  </strong></p>
<p>Basın ile bağlantı içindeyiz. Her basın açıklamamızda onlara her kanaldan ulaşıyoruz ve onlar da bizlere kanallarında yer veriyor. Koru ile ilgili halka ulaşmak için bir imza kampanyamız Change.org&#8217;ta devam ediyor. İmza veren sayımız 18.919 kişiye ulaştı. Kampanyada destek olmak isteyenler <a href="https://www.change.org/p/validebağ-korusu-ndan-elinizi-çekin-tahsisegerekyok-csbgovtr-uskudarbld-istanbul-csb?signed=true" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> imza verebilirler. Ayrıca koruda bir masa açıp pandemi imkân verdiği sürece imza topladık ve buna devam ediyoruz.</p>
<h5><strong>22 yıllık Çevre Mücadelesinde Taleplere Bağlı Olarak Değişen Yanıtlar </strong></h5>
<p><strong>Süreç nasıl ilerliyor? Talepleriniz nasıl karşılık buldu? Olumlu yanıt bulan talebiniz var mı? Yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi?</strong></p>
<p>Süreç düz bir çizgi üzerinde ilerlemiyor. Çok seyrek olarak taleplerimize olumlu karşılık alabiliyoruz. Zaman zaman yazdığımız yazılara cevap bile verilmez. Değişim, zamandan çok, taleplerimize bağlı gözüküyor.</p>
<p><strong>Kendi yereliniz dışında, ulusal düzeyde sesinizi duyurabiliyor ve destek alabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yerel ve ulusal düzeyde yaşam savunucuları ile iletişimimiz mevcut; onlar bize biz de onlara destek veriyoruz.</p>
<p><strong>Pandemi, kolluk güçlerinin baskısı, siyasi aktörlerin tutumu gibi zorluklarla siz nasıl baş ediyorsunuz? Çevre mücadelenizde nelere ağırlık veriyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62412 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ahmet-dayioglu-validebag-ucurtma-640x480.jpg" alt="ahmet dayıoğlu validebağ uçurtma" width="240" height="180" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ahmet-dayioglu-validebag-ucurtma-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ahmet-dayioglu-validebag-ucurtma.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 240px) 100vw, 240px" />Pandemi, herkes gibi bizi de çok etkiledi. Haftalık toplantılarımız aksadı. Hava durumuna bağlı olarak açık havada toplanabiliyoruz. Islak imza kampanyamızı, hava durumuna bağlı olarak ve hijyen koşullarına uyarak sürdürmeye çalışıyoruz. Yine hijyen koşullarına uyarak kasım ayında içinde 20 adet fidanı koruda toprakla buluşturduk.<br />
Kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya geldiğimiz durumlar oldu. Yazışmalar ve dava ile sonuç alamadığımız durumlarda, protesto gösterileri yapmak zorunda kalıyoruz. Böyle durumlarda kolluk kuvvetleri bizi yıldırabilmek için devreye sokuluyor. Siyasi aktörler bizi etkilemek, kendi yanlarına çekmek ya da yolumuzdan geri çevirmek için, dolaylı da olsa baskı kurmaya kalkıyorlar. Bunların hiçbirine prim vermiyoruz. Siyaset dışı kalmamız bize bağımsızlığın gücünü sağlıyor.</p>
<p><strong>Yerel düzeyde ve ulusal düzeyde siyasi partilerin size yaklaşımı nasıl?  Destekleri var mı? </strong></p>
<p>Bizim siyaset dışı kalma ilkemiz sayesinde, hiçbir siyasi partiye daha yakın veya daha uzak değiliz. Bunu yeterince belli ettiğimizi düşünüyorum.</p>
<p><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve kendi yerel çevre hareketinizi nasıl değerlendirirsiniz? Etkili yol ve yöntemler kullandığınızı düşünüyor musunuz? Hangi konuda kendinizi başarılı ve hangi konuda başarısız görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Çevre hareketleri için Gezi direnişi bir dönüm noktasıdır. Gezi öncesinde çevre hareketleri çok daha zayıf ve bölük pörçük iken, Gezi sonrasında bir canlanma oldu ve birlikte hareket etmeye yönelik çalışmalar başladı. Validebağ Gönüllüleri de Gezi sürecine aktif olarak katıldı. Validebağ Gönüllüleri, 1998’de kurulup hala devam eden kararlı ve güçlü bir sivil toplum hareketidir. Bizim de zaman zaman duraksadığımız, yavaşladığımız dönemler oldu ama hareket hep devam etti.</p>
<p>Bu süreklilikte 2 etkenin önemli olduğunu düşünüyorum:</p>
<p>1) Validebağ Gönüllüleri, Validebağ Korusu çevresinde oturan mahalle sakinlerinden oluşuyor. Yani bizler, hemen hemen her gün gidip oksijenini soluduğumuz, doğal güzelliklerini yaşayıp her defasında yeniden hayran olduğumuz doğal bir SİT alanının rant uğruna parka ya da bahçeye dönüştürülmesine, bozulmasına karşı olduğumuz için bu hareketi başlattık. Koru üzerindeki rant hevesleri bitmedikçe Validebağ Gönüllüleri de nesilden nesile yoluna devam edecektir.</p>
<p>2) Biz başından itibaren siyasetten hep uzak durduk. Bu bizi hem bölünmekten korudu, hem bağımsız ve dik durabilmemizi sağladı. Tabii ki hepimizin siyasi görüşü var. Bazen özel sohbetlerde siyaset de konuşuruz. Ama siyaseti, Validebağ’ı koruma faaliyetimize karıştırmayız. 22 yıllık süreçte siyaseti, çevre koruma faaliyetlerinin içine karıştıran çok sayıda STK’nın doğuşuna ve batışına üzülerek tanık olduk.</p>
<p>STK’ları zayıflatan bir başka şey de egodur. Toplumun başka kesimlerinde de gözlemlediğimiz ego kaynaklı olumsuzluklar, STK’ların da büyüyememelerine, bölünmelerine ve hatta yok olmalarına neden olabilmektedir.<br />
Validebağ Gönüllüleri hareketini, 22 yıldır bıkmadan, usanmadan, hiçbir karşılık beklemeden, tam tersine zaman harcayarak, para harcayarak, emek harcayarak, sorumluluk alarak, ama en önemlisi sevgisini, gönlünü ortaya koyarak Validebağ Korusu’nu yapılaşmadan, rantçılardan koruyabildiği için çok başarılı buluyoruz. Yaptığımız çalışmaları kamuoyuna duyurma ve gençleri de hareketin içine çekebilme konusunda ise yeterince başarılı bulmuyorum.</p>
<p><strong>Bundan sonrası için ne yapmayı planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Validebağ Korumuz ile ilgili ilerleyen haftalarda Üsküdar Belediyesi&#8217;nin Park ve Bahçeler Müdürlüğü&#8217;nden bir kişi ile konunun mesleki anlamda uzman kişileriyle birlikte koru ile ilgili rant projesinin doğal yapıya nasıl zararı dokunacağını görüşüp, onları bilimsel yoldan ikna yoluna gideceğiz. Her yıl çıkardığımız Validebağ Korusu takvimimizi bastırıp insanlara ulaştıracağız. Bu gibi etkinliklerle mücadelemize devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Sizce, ne yapılırsa başarılı bir sonuç alabilirsiniz? Neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62418 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Anit-agac-Validebag-640x640.jpg" alt="Anıt ağaç Validebağ" width="285" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Anit-agac-Validebag-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Anit-agac-Validebag-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Anit-agac-Validebag.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 285px) 100vw, 285px" />Validebağ Korusu 26.03.2020 tarihinde düzenleme ve bakımının yapılması amacıyla iki yıl süre ile Üsküdar Belediyesine tahsis edildi. Yılladır korunun bakımının yapılmasını talep ediyoruz. Koruda yıllarca bakım yapmayarak ağaçların kurumasına neden olan Belediye, bakım yapmak için tahsis yapılmasını bekledi. Bu durum gönüllüler, yöre halkı ve doğa severler tarafından endişeyle karşılandı.</p>
<p>Şimdi öğrendik ki, Üsküdar Belediyesi “düzenleme” adı altında koruda açık hava sineması, festival alanı, 500 araçlık otopark, amfitiyatro, yoga-pilates alanı, izci eğitim alanı, köpek gezdirme alanı, 1.600 m. bisiklet parkuru, 1.800 m. koşu parkuru, piknik alanları, meyve bahçeleri, kır bahçesi ve tuvalet yapımından söz ediyor.  Elbette yasalara, hukuka aykırı olan, halkın ortaklaşamadığı her faaliyete karşı duracağız. Konu ile ilgili imza kampanyamız, hem change.org üzerinden ve ıslak imza olarak devam ediyor. Bizler, korunun pamuklar içinde saklanması gereken bir yer olduğu bilinciyle, korunun koruma-kullanma dengesinin kullanma lehine bozulmaması için, gelecek nesillere doğal, yeşil ve bir bütün olarak aktarılması için mücadeleye devam edeceğiz.  Halkımızı bizlerle dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.</p>
<h5><strong>“Koru&#8217;nun Bakımının Yapılarak Tekrar Öğretmenlere Tahsis Edilmesi Gerekir!”</strong></h5>
<p>Valideğ Korusu&#8217;nda haftalık rutin toplantılarına devam eden Validebağ Gönüllüleri’nin 11 Aralık 2020’de toplantı ve nöbetlerine katılarak gönüllülere destek veren İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden emekli <a href="https://twitter.com/ValidebagKorusu/status/1337657572065677313" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Prof. Dr.  Doğan Kantarcıoğlu’na</a>, korunun mevcut durumunu ve Millet Bahçesi’ne dönüştürmenin sakıncalarını sorduk:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62414 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orhan-hoca-640x363.jpg" alt="Orhan Kantarcı" width="367" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orhan-hoca-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orhan-hoca-1024x581.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orhan-hoca.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 367px) 100vw, 367px" />“Validebağ Korusu, öğretmenlerin tedavi gördüğü bir alandır. Korunun bakımının yapılarak buranın asıl sahiplerin olan öğretmenlere tekrar tahsis edilmesi gerekir. Bu bölge, Üsküdar sınırları içinde kaldığı için, Üsküdar Belediyesi burada bakım yapmakla mükellef. Üsküdar Belediyesi’nin koruda karar alma yetkisi yok.</p>
<p>İstanbul’un son şehir içi ormanlarından biri olan korunun yaşatılması lazım. Buradaki ağaçlar bakımlı değil. Kurumuş dallar var ve bunların temizlenmesi, kurumuş bazı ağaçların kesilmesi lazım. Ama kurumuş olup kesilmememi gereken ağaçlar da var. Bu ağaçları görenlerin, tabiatın güzelliğine varmaları gerekir. Kurumuş dahi olsa, bazılarını muhafaza etmek lazım.</p>
<p>Validebağ Gönülleri korunun değerinin farkında, burayı korumaya çalışıyorlar. Ancak hiçbiri ormancılık eğitimi almayan başka konularda bilgili insanlar. Korumak için bilgi gerekir: bilmeden neyi, nasıl koruyacaksınız? Burada orman bakımının yapılması gerekiyor. İstanbul’un orman alanlarının korunması gerekiyor.”</p>
<p>Dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/12/istanbulun-son-kent-ici-ormanlarindan-validebag-korusunda-22-yillik-cevre-mucadelesi/">İstanbul’un Son Kent İçi Ormanlarından Validebağ Korusu&#8217;nda 22 Yıllık Çevre Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuz Omuza Verilen Kesintisiz Çevre Mücadelesi: Fındıklı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/omuz-omuza-verilen-kesintisiz-cevre-mucadelesi-findikli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 09:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Derelerin Kardeşliği Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Fındıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri dosyamıza Fındıklı ile devam ediyoruz. Fındıklı, sakinlerinin 2007 yılından bu yana verdiği mücadele sayesinde Türkiye’de HES kararı uygulanmayan birkaç yerden biri. Açtıkları 130 davadan çoğunu kazanan, bilim insanlarının desteği ile SİT kararı aldıran ve Derelerin Kardeşliği Platformu’nun (DEKAP) örgütlü gücüyle Fındıklı’da çevre mücadelesini sürdüren yöre halkının bu başarısını ve çevre hareketinin dinamiklerini DEKAP’dan Fındıklı’da yaşayan Hüseyin Acar ile konuştuk. Acar, ”Biz 7’den 70 burada halkı örgütledik. Gerektiğinde, yollarda barikatlar kurduk. Hukuku da bilimi de dâhil edip mücadeleyi birlikte sürdürüyoruz.” sözleriyle başarılarını özetliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/omuz-omuza-verilen-kesintisiz-cevre-mucadelesi-findikli/">Omuz Omuza Verilen Kesintisiz Çevre Mücadelesi: Fındıklı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rize’nin 10 bin nüfuslu Fındıklı ilçesi 2007 yılından bu yana HES projelerine direniyor. Sadece Rize’de 17 HES olmasına rağmen yöre halkının kararlı mücadelesi sayesinde Fındıklı’da bugüne dek tek bir HES’in inşasına bile izin verilmemiş. Fındıklı halkı, gece-gündüz nöbet tutarak, ilçeye gelen herkesi sorgulamışlar. Fındıklılar, yargı sürecine taşıdıkları 130’a yakın dava, bilim insanlarının desteği ile ilan edilmesini sağladıkları SİT kararı ve en önemlisi Derelerin Kardeşliği Platformu’nun örgütlü gücü sayesinde bugün Karadeniz’in talan edilmemiş birkaç yerinden biri. Fındıklılı bir kadının <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Zlyu7XYips4&amp;list=PLw6bSoPTcB7pqaktsqRGrotFyJtf4bJ1V&amp;index=1">“Yöre halkı tek omuz oldu ve Fındıklı’ya tek bir kazma vurdurulmadı</a>” sözleriyle özetlediği bu başarıda, Fındıklı’da Derelerin Kardeşliği Platformu’nun da örgütlü desteğinin altını çizmek gerekir. DEKAP, Karadeniz’de derelerin satılmasına, pazarlanmasına ve hidroelektrik santrallere (HES) karşı çıkan yerel platformların birleşerek oluşturduğu bir platform ve Karadeniz’deki sel felaketlerinin sorumlusunun doğal yaşam alanlarını katleden projelere izin verenler olduğunu vurguluyor.</p>
<p>“Dereler Özgürdür Özgür Akacak” sloganıyla mücadelesini sürdüren DEKAP, Karadeniz’de sel felaketlerine ilişkin olarak bu yılın ağustos ayında Giresun’daki afet sonrası, “HES’ler Kimleri Besler?” başlıklı açıklamada da: “Bizler, SU’dan sebeplerle HES’lere karşıyız! Doğayı yok eden ‘Doğal’ olamaz. İyi HES yoktur… Ayrımsız olarak tüm HES ve rant projelerine karşı anayasal, yasal, hukuki, demokratik ve yaşamsal haklarını sonuna kadar kullanacağız.” sözleriyle Türkiye genelinde sürdürdükleri mücadeleyi yineledi.</p>
<p>Bu mücadelenin Fındıklı ayağında, Fındıklı Dereleri Koruma Platformu sözcüsü ve DEKAP’ın yürütmesinde olan Hüseyin Acar da ilçede verilen başarılı çevre mücadelesinin hikayesini, izledikleri yöntemleri, karşılaştıkları sorunları, mücadelenin kendilerine yüklediği maliyeti ve başarılarının sırrını paylaşıyor.</p>
<h5><strong>“Çevreci-Aktivist Değil Vatandaşım”</strong></h5>
<p><strong>Kendinizi tanıtır mısınız? Çevreci misiniz? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62004 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Huseyin-Acar-640x480.jpg" alt="Hüseyin Acar" width="341" height="256" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Huseyin-Acar-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Huseyin-Acar-1280x960.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Huseyin-Acar-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Huseyin-Acar.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 341px) 100vw, 341px" />Hüseyin Acar, ben emekli öğretmenim. Dereleri Koruma Platformu sözcüsü ve Derelerin Kardeşliği Platformu’nun yürütmesindeyim. Ben kendime “çevreciyim” demiyorum, “aktivistim” de demiyorum. Ben burada, Fındıklı’da yaşayan bir vatandaşım.</p>
<p>30 yıl ben devletime halkıma hizmet ettim. Ve vatanıma, ülkeme ihanet etmedim, bölmedim, çalıştım. Bazıları bizi “üç beş çapulcu, gelişmeyi engelleyen eşkıya” gibi algılıyorlar. Bu vatanı, doğayı savunmak, tarımı, geleceğimizi savunmak için eşkıyalıksa, anarşistlikse, biz anarşistliğe de eşkıyalığa da devam ediyoruz, edeceğiz.</p>
<p>Benim atalarım burada yaşamış, benim çocuklarım, torunlarım geleceğim burada yaşayacak.</p>
<p>Ben gelenlere “Senin yerin burası mı? Burada yerin mi var?” diye soruyorum. “Burayı katledeceksin, ne için, kimin yararına? Enerji üreteceğim diyorsun, enerjiyi kimin için üreteceksin?” diye soruyorum.  Kimsenin enerjisin, kimsenin parasını, buradaki ekosistemin yaşamasından değerli görmüyorum</p>
<blockquote><p>Doğayı savunmak, tarımı, geleceğimizi savunmak eşkıyalıksa, anarşistlikse, biz anarşistliğe de eşkıyalığa da devam ediyoruz, edeceğiz.</p></blockquote>
<p><strong>Derelerin Kardeşliği Platformu hangi bölgelerde aktif? </strong></p>
<p>Türkiye’nin her yerinde aktifiz, çalışmalarımızı yürütüyoruz.</p>
<p><strong>Fındıklı’da çevre mücadelesi ne zaman ve nasıl başladı? </strong></p>
<p>2000’lerin ortasından itibaren her gün Fındıklı’ya eli çantalı insanlar gelmeye başladı. Önce “ne güzel yatırım için geliyorlar” diye algıladık ama baktık ki bunun ardı arkası kesilmiyor. Biz en doğuda olduğumuz için hizmetlerden pek yararlanamıyoruz.  Türkiye’nin en temiz 2 tane çayı, Aruzlu ve Çağlayan Fındıklı’da.  Bizim yolu olmayan, elektrik gitmeyen yaylarımız var. Baktık ki buraları talan etmek için geliyorlar.</p>
<p>Biz, masa başında oyunlarla toprağımızın talan ettirilmesine izin vermezdik. Topraklarımızı sattırmaya içimiz el vermedi. Bu vatan için atalarımız nice canlar vermişler. Atalarımızın emanet ettiği bu topraklara sahip çıkmak için biz bir araya geldik. Suya toprağa sahip çıkmaya başladık. Su doğaya, insanlara hayvanlara lazım. Su kandır, candır, ilaçtır, şifadır. Her şeydir. Bunları da elimizden almaya çalıştılar.</p>
<p>Biz doğamıza geleceğimize sahip çıkmak için mücadeleye başladık. 22 Mart 2007’de, tüm partililer, belediye başkanımızın da olduğu toplantıda, Dünya Su Günü’nde bir yürütme kurulu oluşturduk. Biz doğamıza, geleceğimize suyumuza sahip çıkmak için bir mücadeleye başladık. 2007 yılında ben emekli idim ama görevli öğretmen olan o zaman da şimdi de yürütmede olan arkadaşlar var.</p>
<h5><strong>D</strong><strong>erelerin Kardeşliği Platformu’nun Gücü</strong></h5>
<p><strong>Siz hangi yol ve yöntemleri kullandınız?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62005 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Findikli-DKP.jpg" alt="Fındıklı DKP" width="342" height="182" />Bu gönüllü ve özverili bir hareket. Önce biz ilkelerimizi belirledik. İlkelerimizden en önemlisi siyasetin dışında kılmak. Yöntem olarak, köy ve mahallelerde örgütlenmeye başladık. Fındıklı’da bilinçlenmeye önce biz kendimizden başladık.  Önce biz bilgilendik, sonra halkı bilgilendirdik.</p>
<p>Fındıklıda 24 tane HES yapılması kararı vardı. Bu talan projelerini ile karşılaşınca, komşu ilçelerde de talanların başladığını görünce, tek başına olmayacağın anladık. Fındıklı’da Derelerin Kardeşliği’ni örgütlemeye başladık. Bugün birbirimize, Türkiye’nin her yerinde Munzur’da, Çanakkale’de, Muğla’da, her tarafta destek veriyoruz, mücadelemize devam ediyoruz.  Birbirimize hukuk bilim destekliği veriyoruz:</p>
<p><strong>Derelerin kardeşliği Platformu’nda kaç kişi var?</strong></p>
<p>Web sitemizde yer alıyor. 130 vadi halkı ile birlikte başladık; sayımızı tam bilmiyorum.  Bize katılanlar ve çıkanlar olabiliyor, sayı değişiyor. Mücadele devam ediyoruz. Tüm mücadele eden insanlarla beraberiz.</p>
<p><strong>2007 yılından itibaren neler yaptınız? Fındıklı’da hiç HES kurulmadı mı? </strong></p>
<p>HES yapılmasına izin vermedik. Gece gündüz vatan savunması yaptık.</p>
<p><strong>Sizinle birlikte 2007 yılında Derelerin Kardeşliği Platformu’na katılan diğer yerler başaramadı?  Siz HES projelerini nasıl engellediniz?</strong></p>
<p>Biz mücadelemizi siyasete ve ticarete dökmedik. Bir halkımızla tüm Fındıklı ile bir olmaya çalıştık. Tüm STK’lar ile tüm siyasiler ile muhtarlarla bir olduk. Biz yörede yaşayan insanlar mücadelesine sahiplensin diye buna değer verdik. Biz aslında gerekenleri yaptık.</p>
<p>İyi niyetle Fındıklı’ya gelenleri başımızın üstüne koyduk. Ama buraya talan etmek için gelenlere de gerektiği gibi karşılayarak gönderdik. Gerektiğinde, yollarda barikatlar kurduk. Yolda jandarma görevi, polis görevi yaptık. Maden ocağı için, HES için, buraya gelen-giden herkesi sorguladık. Bütün Fındıklı’ya gelen-giden araçları durup sorguladık. Yaylada haftalık nöbetler tuttuk. Hiçbir parti, kişi, dernek bunu tek başına yapamaz. Herkesin yapacağı bir iş değil. Biz 7’den 70&#8217;e buradaki halkı örgütledik, bilgilendirdik. Biz bilgilendik. Hukukçularımızdan, bilim insanlarımızdan faydalandık.</p>
<p>12 Eylül sonrası ilk kez 10 bin nüfuslu Fındıklı’da, 2008’de 4 bin kişi ile ilk mitingimizi yaptık. Bu küçük ilçe toplanıp, 2009 yılında İstanbul Kadıköy’de miting düzenledik. Ankara’da, Trabzon’da başka yerlerde mücadele edenlerle de birlikte mitingler yaptık.</p>
<p>Sadece miting değil, biz düğünümüzde de cenazemizde de burada nöbet tutmaya devam ettik. Bir ramazan günü teravih namazı saati bir hacı amcamız vardı, “Burada nöbet tutmak en büyük ibadettir, nöbete devam edelim” dedi. Fındıklı’ya gelen giden çok oluyordu; her gün adam kovaladık. Bu talancılara Fındıklı’da bir şey yaptırmayacağımız anlayınca, bize destek vermeye başlayanlar geldi. Bizim hukuk desteğimiz de bilim desteğimiz de var.</p>
<p>Biz buraya 7 üniversiteden hocaları getirdik. Yayladan denize kadar hocalar araştırmalar yaptılar. Burayı biz SİT alanı ilan ettirdik. Yörede yaşayan insanlar da bozmasın kimse yaylalarımıza zarar vermesin diye bunu yaptık. Bu yaylalara çivi çakılmasın diye, muhtarla bir araya gelerek, her şeyin giderini biz üstlenerek, SİT alanı ilan edilmesi için 2009’da müracaat ettik.  2010’da onay aldık. Şirketler SİT alanı kararını kaldırmak için mahkemeye başvurdular ama başaramadılar. Buraya tekrar keşifler geldi, SİT kararını kaldırmadılar, bu yaylalar hala SİT alanı. Türkiye’de ilk kez Paşalar HES’te su kullanım hakkını iptal ettirdik. Biz bugüne kadar Fındıklı’yı korumak için 130 tane dava açtık. 108 tanesinde başarı kazandık. 10-15 tanesi de zamanaşımı gibi bazı eksiklerden kaynaklandı.</p>
<p>Bizim mücadelemizde vatanına, geleceğine sahip çıkan herkes var. Hukuk da var bilim de var. Biz gerektiğinde, buraya bilirkişi olarak gelen insanları bile şikâyet ettik. Herkes zaten görevini yapsa hiçbir sorun kalmazdı. Biz Trabzon DSİ Bölge Müdürlüğü’nü bile BİMER’e şikâyet ettik.  Burada derelerde ıslah çalışmaları başlayınca, BİMER bizim bir şikâyetimizle Trabzon Bölge Müdürlüğü’nden görevli gelen iki müfettişi açığa aldı, sonra sürdü. Bu adamlar 65 yaşında insanlardı.  Biz hukuku da bilimi de dâhil edip mücadeleyi birlikte sürdürüyoruz. Bunun için zaten başarılı olduk. Buraya gelen herkesi sorguladık. “Birkaç tane olmasın ama 1 tane HES olsa olur” diyenlere de izin vermedik. Bu konuları tartışmaya bile açmadık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61977 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Evrensel-Findikli-Kadinlar-640x360.jpg" alt="Evrensel Fındıklı Kadınlar" width="341" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Evrensel-Findikli-Kadinlar-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Evrensel-Findikli-Kadinlar.jpg 865w" sizes="auto, (max-width: 341px) 100vw, 341px" />Hepimiz bir arada olmaya çalıştık; bu hareketin içinde olan herkesle, derneklerle, tüm partilerle hepsi ile beraber çalıştık. Buraya gelenler Platformla muhatap oluyorlar. Tüm vekiller, bilim insanları, bugün AK Partililer de gelse buraya, bizden bilgi alıyorlar. Diyanet’in toplantısında bile bizi, Derelerin Kardeşliği Platformu’nu davet ediyorlar. Biz bir kurum olmadığımız halde, resmi kurum gibi tanıyorlar. Gerçekten gelen vekiller, muhtar, valiler, kaymakamlara güvenlik güçleri, herkes bize sahip çıktı.  Yani eylemlerde, mitinglerde yetki ve sorumluluk hep bizde- Platform’da idi.</p>
<p>Dünyada her taraftan bizi biliyorlar. Bizi hala bilmeyen duymayan tanımayan hala var. Biz kendimizi duyurmaya çalıştık ama illa medya olsun diye uğraşmadık. Gerekeni yapıyoruz, böyle devam ediyor.</p>
<h5><strong>Fındıkı’da Yöre Halkı ile Gece- Gündüz Süren Nöbet ve Her An Tetikte Olma Hali  </strong></h5>
<p><strong>Son yıllarda çevre için gösteri düzenleyenler kolluk güçlerinin sert müdahalesi ile karşılaşıyor. Siz neler yaşadınız? </strong></p>
<p>Tabii bazen bizde de kafa-göz yarıldı. Bazen iktidarla, bazen güvenlik güçleriyle sorunlarımız oldu. Buraya özel güvenlikçiler geldi. Mafya saldırmaya çalıştı.  Biz güvenlik güçleriyle de bir olmaya çalıştık ama gerektiğinde onlara karşı da koyduk.  Kaymakamla, valilerle tartıştık. Ama devletle bu yöre insanını düşman etmeye kimsenin hakkı yok.</p>
<p>Gerektiği zaman biz emniyetle çatıştık, gerektiğinde beraber çalıştık. Bazı çevre hareketlerinden olanları tanımıyoruz; herkesin gerçek niyetlerini bilemiyoruz. Türkiye’de birçok kişi “ben çevreciyim” diyor. Evleri yeşile boyamakla, oraya buraya ağaç dikmekle çevreci olunmuyor. Benim hemşerim olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “ben çevreciyim” diyor. Ağaç dikince, çevreci mi olarak görüyorlar kendilerini bilmiyoruz.</p>
<p>Böyle hareketleri halkla birlikte götüremeyen kişiler var, bazı eleştirdiğimizi insanlar var. Bizim birlikte hareket etmediğimiz dernek ve sendikalar var. 3 tane HES olmasın bir tane HES olsun diyenler de var.</p>
<p>Biz genelde kaba kuvvete başvurmadan yöredeki insanlarla beraber yürüdük. Biz “haydi” deyince en az 500 kişi ile sokağa çıkıyoruz. Biz yöre halkı ile gece gündüz, hep tetikteyiz. En büyük güç halkın gücüdür. Haydi deyince bin kişi sizinle sokağa çıkarsa devlet buna karşı koyamaz.</p>
<p><strong>Fındıklı’da halk nasıl siz haydi deyince sokağa çıkabiliyor? Çevre konusunda Fındıklı halkı çok mu bilinçli?  Diğer yerler neden Fındıklı’nın başarısını gösteremedi? </strong></p>
<p>İnsanları korkutuyorlar. İnsanlar fakir, aç. Üretim yok, tarım yok. Böyle olunca insanlar mecburen bu talanlara karşı gelemiyor. Sonra insanları korkutup, kandırıyorlar. Biz burada bunları yapmadık. Üç kuruşluk para için, toprağımızı satmadık. Atalarımızın tarihine sahip çıkmak için, toprağa, bitkiye, böceğe sahip çıkmak için, gelecek kuşaklara bırakabileceğimiz en büyük servet, taş, toprak, su olduğu için, biz buradan hareket ettiğimiz için başarılı olduk.</p>
<blockquote><p>Biz, bize lazım olanları alıyoruz. Herkesle iletişim kurmuyoruz. Biz kendi geleceğini kendi korumaya çalışan dürüst olarak mücadele eden vatandaşlarız.</p></blockquote>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösterdiniz mi? Medyanın desteğine ihtiyaç duydunuz mu? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62006 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Birakin-Aksin-Dereler.jpg" alt="Bırakın Aksın Dereler" width="342" height="400" />Medya olsun diye hiç uğraşmadık. Medyada daha çok görünelim diye de beklemedik. Biz kendimiz gerekeni yaptık. Zaten biz yapmamız gerekeni yaptıktan sonra, yerel TV’lerde, gazetelerde, ulusal kanallarda, TRT’de yer aldık. Biz ATV’de bile canlı yayınlara davet edildik. Her kanaldan seslenmeye çalıştık. Tabii bazıları söylediğimizin yarısını kesti, yarısını yayınladı.  Ama biz medya için yapmıyoruz. Ben sizin de kim olduğunuzu, amacınız ne olduğunu bilmiyorum ama size de aynı şeyleri anlatıyorum.  Biz söylememiz gerekenleri her zaman söyleyeceğiz. Biz şirket de olsa, iktidar da olsa, her zaman doğru bildiğimizi her ortamda söylüyoruz.</p>
<p>Buraya bazen art niyetli gazeteciler de geliyor. Araştırıyoruz, sonra kendi söyledikleri gibi iyi niyetle gelmediklerini öğreniyoruz.</p>
<p>Mesela buraya SİT alanın kaldırılması için gelenler oldu. Ama başta, “Size destek için geldik” demişlerdi.  Fındıklı’da benekli kırmızı alabalığımız var. Burada yumurtlayan balığı başka bir yere götürmek için Tarım bakanlığı bir şirkete izin verdi diye 3 araçla gelenler oldu.</p>
<p>Buraya çok farklı amaçla gelenler oldu; bitki için, böcek toplamak için, yılan için, yosun toplamak için bile gelen oldu. Maden için, altın için gelenleri de gördük. Ama tabi gelme sebeplerini söylemiyorlar. Daha birkaç gün önce dereye gelen birini gördük, biz yanına gitmek isteyince kaçmaya başladı. Hemen yakaladık, onu sorguladık.</p>
<p>Yani, buraya böyle kim geliyor, amacı nedir? Bunları hep sorguluyoruz, gece gündüz takip ediyoruz. Hiç boş durmuyoruz. Bazen medyada da çıkıyoruz, bazen de çıkamıyoruz.  Bizim eksiklerimizi de oluyor. Biz geleceğimiz için yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.</p>
<blockquote><p>Biz hepimiz, bu mücadeleye girdikten sonra kendimizden çok özveride bulunduk. Tehditler alıyoruz.  Sürekli aynı güzergâhı kullanmıyoruz. Madden de bittik, tükeniyoruz ama asla taviz vermiyoruz.</p></blockquote>
<p><strong>“Kendi Emeğimiz, Kendi Yüreğimizle, Kendi Yağımızla Kavruluyoruz</strong><strong>”</strong></p>
<p><strong>Bizim de bazı eksiklerimiz var dediniz? Ne eksiğiniz olabilir? Başarmış gibi görünüyorsunuz.   </strong></p>
<p>Biz burada ticaret yapmadık, cinsiyet ayrımı, bölge ayrımı yapmadık. Güven sağladık burada. Bu nedenle bazı arkadaşlar, bürokrasiden, STK’lardan, partilerden temsilciler Platform’a katılmak istiyorlar ama bizim ilkelere göre davrananlarla beraber hareket edenleri dahil ediyoruz. Bazen de “gelenleri taşlıyorsunuz, kovuyorsunuz” diyorlar.</p>
<p>Bazen “bize niye haber vermiyorsunuz, biz de destek verelim” diyorlar. Ya da medyadan “bize niye bilgi vermiyorsunuz?”, biz de destek verelim diyoruz. Biz, bize lazım olanları alıyoruz. Herkesle iletişim kurmuyoruz. Biz kendi geleceğini kendi korumaya çalışan dürüst olarak mücadele eden vatandaşlarız. Yani eksiklerimiz varsa, haftalık değerlendirme toplantıları yapıyoruz, konuşuyoruz. Biz hepimiz, bu mücadeleye girdikten sonra kendimizden çok özveride bulunduk. Tehditler alıyoruz.  Sürekli aynı güzergâhı kullanmıyoruz. Madden de bittik, tükeniyoruz ama asla taviz vermiyoruz. Bedenen de madden de asla bırakmıyoruz. Bu uğurda ölmeye bile gideriz.</p>
<p><strong>Eskiden de güvenlik sorunuz var mıydı? Hep böyle miydi? </strong></p>
<p>Tehditler eskiden de vardı. Son yıllarda arttı. Artar tabi, benim iktidarım bütün kanunları genelgelerle, projelerle burada talanlara izin veriyor. E böyle olunca da bize tehditler oluyor. Havva Ana’nın dediği gibi “iktidar benim, devlet benim”.  İktidarın 2 tane eşkıya ile 2 şirketle hareket etmemesi lazım. Bizi kendi insanlarımızla, kendi evlatlarımızla çatıştırıyorlar. Bunun sonunda da şirketler karlı oluyor.</p>
<p><strong>Bu platformun içinde olmak, bugüne kadar 130 davada taraf olmak sizin için ne kadar maliyetli?   </strong></p>
<p>Her evden 50’şer 100’şer TL verelim diyenler oluyor ama biz evlatlarımızın, alilerimizin gelirini feda ettik. Biz Platform olarak kimseden bir kuruş almıyoruz. Kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. Bazen sağ olsunlar, bazı STK’lar bize pankart şu bu desteği veriyor. Ama asıl olarak kendi emeğimiz, kendi yüreğimizle, kendi yağımızla kavruluyoruz. Buraya gelip 80 yaşında Melahat haladan 7 yaşındaki çocuğa kadar sorun; herkesin aynı şeyleri söyleyeceğinden eminim.</p>
<blockquote><p>Gerekirse bedenini ortaya koymak gerekiyor. Bunlar halkla birlikte yapılacak şeyler. Bir avuç insanın yapacağı bir şey değil. Kimseyi hiçbir partiyi ayırmadan, herkes buna dahil olmalı. Yani bizim böyle bir mücadelemiz var. “Bunu göze alan gelsin” diyoruz.</p></blockquote>
<p><strong>Başarının Sırrı: Herkesin Kendi Yaşam Alanını Yöre Halkıyla Birlikte Savunması ve Diğer Yerlerle Mücadeleyi Büyütmek</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Diğer çevre hareketlerine ne öneriyorsunuz?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61979 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Findikli-dereleri-koruma-platformu.jpg" alt="Fındıklı" width="341" height="192" />Fındıklı’da biz mücadelemizi sürdürüyoruz. Trabzon’a Artvin’e her tarafa gidiyoruz.  Bildiklerimizi anlatıyoruz. Hukuk ve bilim desteği de veriyoruz. Bu insanlara “yaşam alanlarınızı savunun” diyoruz. “Bizim derede olmasın da öbür tarafta olsun” demekle olmaz. Biz her yerde “yaşam anlarına topluca sahip çıkın” diyoruz. “Sorunları bütün olarak görün” diyoruz.  Asıl yörede yaşayan insanların mücadelesi çok önemlidir. Bunun bilincinde olup öyle kendi yörelerinde mücadele vermeleri gerekir.</p>
<p>Buraya kim gelirse gelsin, gözümüzü kulağımızı açtık. Kimin ne amaçla geldiğini takip ediyoruz. Nöbetteyiz. Her bölgede temsilcilerimiz var. Fındıklı’ya bir yabancı plaka gelince onu takibe alıyoruz. Herkesten kuşkulanmaya başladık, böyle yapmak zorundayız. Her an tetikteyiz. Bu sadece HES meselesi değil, Türkiye’de madenlerle ilgili yasalar, Ege’de, Akdeniz’de toprağın altı-üstü oyuldu. Her yere AVM’ler oteller yapılıyor. Biz turizme de kuşku ile bakıyoruz. Yeşil Yol diye Samsun’dan Hopa’ya kadar bir şeyler yapıyorlar.  Yaylara ormanlara nasıl sahip çıkabiliriz, düşünüyoruz.  Fındıklı’ya gelmedi bu yol ama bu yolun amacını bilmiyoruz. Yayları da talan etmek için bir adım olabilir.</p>
<p>Gerekirse bedenini ortaya koymak gerekiyor. Bunlar halkla birlikte yapılacak şeyler. Bir avuç insanın yapacağı bir şey değil. Kimseyi hiçbir partiyi ayırmadan, herkes buna dahil olmalı. Yani bizim böyle bir mücadelemiz var.  “Bunu göze alan gelsin” diyoruz.  Biz gerektiğinde mahkemeye de gittik, yine gideriz. Biz gerekeni Cumhurbaşkanı&#8217;na da söyleriz. Ben korkup da geleceğime ihanet edemem. Benim sözümü kimse tutuklayamaz, suyu kimse tutuklayamaz. Biz bu uğurda her bedeli ödeme hazırız.</p>
<p><strong>Pandemi devam ediyor. Nöbetlere devam ediyor musunuz? </strong></p>
<p>Pandemi değil de bu çevre virüsü bizi öldürecek. Bu çevre katilleri, doğayı tüm insanları tüm geleceği öldürmeye çalışan bu virüsler çok daha tehlikeli.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bundan sonra ne olmasını öngörüyorsunuz?  Umutlu musunuz?  </strong></p>
<p>Bundan sonra ne yapacağımızı, bu iktidarlar, bu doğayı talan edecek şirketlerin tutumu belirler. O şirketlerin, o iktidarların, bu talanlara karar verenlerin onla yaşadığı evlerde, duvarlarda hiç beton evlerin, HES’lerin fotoğrafı yok, hep doğa resimleri var. Kimse madenin, betonun resmini evine koymaz.</p>
<p>En büyük halktır, halkın gücünü kimse hafife almasın. Bizi devletle birbirimize düşürmesinler. Herkes görevini yapsın. Bu iktidarlar, halkın sesini, duygularını duymalı. Herkes aklını başına getirmeli. Vatana ihanet edenlerle, halkın sesini duymayanlarla mücadele edeceğiz. Bu talan devam ettikçe o kirli para da onlara da yaramayacak.</p>
<p>Biz geri kalmış ülkeler, aklımızı başımıza getirmemiz lazım. Herkes kendi kapısının önünü temiz tutsa, yaşadığı yeri korusa, daha yaşanılabilir bir ülkede yaşayacağımıza inanıyorum. Ama bunu siyasete dökmeden, önce bilgilenelim, sonra halkı aşağılamayalım, halkın üstünde kendimizi girmeyelim, halkla birlikte olursak başarılı olunacak.</p>
<p><strong>Bir mesajınız var mı? </strong></p>
<p>Her gün yeni yeni çevre dernekleri, platformlar çıkmaya çalışıyor. Bunları çoğaltarak kimse bir başarı elde edilemez. Asıl, mücadeleyi çoğaltmak lazım. Biz gelen insanlara da iletişim kurduklarımızı da bunu söylüyoruz. Bir yere verdiğiniz zarar, her yeri etkiliyor.</p>
<p>Bizim ilkelerimiz, yöntemlerimiz, amaçlarımız var.  Biz bunları, bu deneyimlerimizi paylaşmaya çalışıyoruz.  Bunlarla hareket edersek başarılı oluruz. Zaten bunlara uymayanları biz dışlıyoruz. Biz böyle hareket edersek başarılı oluruz. Ülke de başarılı olur diye düşünüyorum.</p>
<p>Biz yöremizdeki herkesle beraber olmaya devam ediyoruz. Derelerin Kardeşliği Platformu her yerde var olmaya çalışacak. Bütün mücadele eden herkese, dostlara başarılar diliyoruz. Bizim gibi olan, ilkelerimize uyan herkesle beraberiz. Yapacağımız zor işler var. Ama biz bunlara hazırlıklı olmaya çalışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/omuz-omuza-verilen-kesintisiz-cevre-mucadelesi-findikli/">Omuz Omuza Verilen Kesintisiz Çevre Mücadelesi: Fındıklı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
