<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Gazeteciler Sendikası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-gazeteciler-sendikasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-gazeteciler-sendikasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Apr 2025 13:11:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Türkiye Gazeteciler Sendikası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-gazeteciler-sendikasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 13:11:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Tutuklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87454</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestoları haberleştirmek için Türkiye’ye gelen yabancı gazetecilere yönelik uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan  Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna ‘basın özgürlüğü’ uyarısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/">Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestoları haberleştirmek için Türkiye’ye gelen BBC muhabiri Mark Lowen 26 Mart günü gözaltına alındı ve 17 saat gözaltında tutulduktan sonra sınır dışı edildi. BBC muhabiri Mark Lowen&#8217;ın Türk makamları tarafından sınır dışı edilmesi konusunda açıklamalarda bulunan İngiltere&#8217;deki Ulusal Gazeteciler Sendikası (NUJ) Genel Sekreteri Laura Davison, olayın son derece endişe verici olduğunun altını çizerken izleyicilerin tarafsız ve güvenilir gazeteciliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymakta olduğunu söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öte taraftan 30 Mart günü de Türk makamları İsveçli gazeteci Joakim Medin&#8217;in Türkiye&#8217;ye girişinde tutuklandığını resmen teyit etti. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ),  Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), İngiltere&#8217;deki Ulusal Gazeteciler Sendikası (NUJ) ve İsveç Gazeteciler Sendikası (SJF) Türk makamlarına Joakim Medin başta olmak üzere olayları takip ederken  gözaltına alınan tüm  gazetecilerin derhal serbest bırakılması konusunda çağrıda bulundu. Bu durumu  Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna ile konuştuk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><strong> </strong></h5>
<h5><strong>‘Tutuklamaya büyük şüpheyle bakıyoruz’</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-87455 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2025/04/Erol-Önderoğlu.jpg" alt="" width="446" height="416" /></p>
<p>Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet sitesi medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu, “Gazeteci Mark Lowen&#8217;ın Türkiye&#8217;den sınır dışı edilmesi ve İsveçli gazeteci Joakim Medin&#8217;in tutuklanması, uluslararası medya temsilcilerinin Türkiye’de ilk kez hedef oldukları anlamına gelmezken otoriter yönetimlerin bazen saplantı noktasında işlettikleri güvenlik politikasına tehlikeli unsur olarak artık ne denli rahat dahil edildiklerine dair fikir verir” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Perrier gibi onlarca habercinin daha önce eleştirel işlere imza attıktan sonra “milli güvenliğe veya kamu düzenine tehdit” gerekçesiyle yıllardır Türkiye’ye giremediğini belirten Önderoğlu, “Medin hakkında henüz iddianame çıkmadıysa da, uluslararası standartlarda yeri olmayan “Cumhurbaşkanı’na hakaret” düzenlemesi ve İsveçli bir gazeteciyi hedef almasının da tuhaf boyutları itibariyle “örgüt üyeliği”ne dayandırılan bir tutuklamaya da endişe ve büyük şüpheyle bakıyoruz. Bu nedenle, durumu bir an önce gözden geçirilmeli, evrensel demokratik standartları karşılamıyorsa derhal tahliye edilmelidir” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><strong>‘Gazetecileri  bu hukuksuz önlemler durduramaz’</strong></h5>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-87456 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2025/04/banu-tuna.jpg" alt="" width="279" height="318" /></p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Ayşe Banu Tuna, iktidarın artık hukuki sorumluluklar, yasaya uygunluk, etik kodlar gibi bağlayıcı unsurlarla bağını tamamen yitirmiş olduğunu ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İktidarın kendini hukuka karşı sorumlu ve yükümlü hissetmediğine değinen Tuna, “Bu nedenle önce hareket ediyor, sonra kitabına uydurmaya çalışıyorlar. Yoksa ne Saraçhane’deki eylemleri izleyen gazetecilere saldırılması, bu isimlerin gözaltına alınması ve şimdi haklarında bir dava açılmış olması açıklanabilir, ne de BBC muhabiri Mark Lowen’ın sınırdışı edilmesi ne de Joakim Medin’in tutuklanması” diye ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O kadar çok insanın  “terör” suçlamasıyla yargılandığına da dikkat çeken Tuna, “Bu suçlamanın eskisi gibi, deyim yerindeyse “ağırlığı” kalmadı. Kimseyi bu suçlamayı yaparak yalnızlaştıramıyor, itibarsızlaştıramıyorlar artık. Onun yerine gazetecileri sahadan çekerek, onları iş yapamaz hale getirerek, haberden ve halktan uzaklaştırarak susturmaya çalışıyorlar. Ancak unutmamak gerekir ki, mesleğini yapmak için hemen her türlü riski ve zorluğu göze alan gazetecileri bu hukuksuz önlemler de durduramaz, bilginin yayılması 21. Yüzyılda engellenemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/14/yabanci-gazetecilere-yonelik-mudahaleye-basin-ozgurlugu-uyarisi/">Yabancı Gazetecilere Yönelik Müdahaleye ‘Basın Özgürlüğü Uyarısı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 11:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kızılkaya]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Durmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73905</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Bugün iktidar gücüyle bağımsız gazeteciliği boğmaya çalışanlar, yarın muhalefete düşünce kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve yeni iktidarın icraatlarını denetlemesi için ona ihtiyaç duyacaklar. Güçlü bir demokrasi için bağımsız gazetecilik elzem.' Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ve Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı Emre Kızılkaya ile sahada çalışan gazetecilerin çalışma koşulları hakkında konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/">&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de gazeteciler için kamusal alan giderek daralıyor ve gazetecilere yönelik şiddet her geçen gün daha da artıyor. Bu durumun sahada çalışan gazetecilere yönelik yansımalarını Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş ve Viyana Merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya ile konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Basın Özgürlüğü Hedef Haline Geldi’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-73908 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus.jpg" alt="Gökhan Durmuş" width="284" height="284" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus.jpg 395w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gokhan-durmus-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 284px) 100vw, 284px" />TGS Başkanı Gökhan Durmuş, emniyet müdürlüğünün toplumsal olaylarda görüntü alınmasının engellenmesine yönelik genelgesinin ardından sahada çalışan gazetecilere yönelik şiddetin arttığına değinerek başladı. Bu genelge ile doğrudan gazeteciliğin hedef alındığını belirten Durmuş, “Bu genelgenin çıktığı Nisan ayından bugüne kadar 18 farklı olayda 60&#8217;ın üzerinde gazeteci saldırıya uğradı. Kimi polis, kimi bekçi, kimi vatandaş kimi de koruma saldırısına uğradı. Gazetecilere yönelik saldırılar karşısında saldırganlara ceza verilmemesi hep yeni saldırıları tetikledi. Basın özgürlüğü hedef haline geldi” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun yıllardır davalarla, hapis ve para cezaları içinde habercilik yapmaya çalışan gazetecilerin son aylarda fiziki saldırıların hedefi haline geldiğini ifade eden Durmuş, “Bu saldırılar hem gazetecilere hem de halkın haber alma hakkına yapılmaktadır. Hem iktidarın hem de halkın habere sahip çıkması gerekiyor” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Nitelikli Gazetecilik de Eninde Sonunda Küllerinden Doğacak’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Emre Kızılkaya, Türkiye’de basın özgürlüğüne karşı uzun süredir uygulanan ve son yıllarda iyice ağırlaşan baskının çok boyutlu etkilerinin var olduğunu ifade ederek, “İlgili her bir alanda gazeteciler ve meslek örgütleri bu etkilerin zararlarını seslendiriyor, özgür bir medyanın olmazsa olmaz olduğu demokrasiye dönüş için kamuoyunun taleplerini dile getiriyorlar” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73909 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya-640x359.jpg" alt="Emre Kızılkaya" width="389" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-kizilkaya.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" />Kızılkaya, “Bu baskıların üzerinde özellikle durulması gereken sonuçlarından bir tanesi de Türkiye&#8217;de nitelikli gazeteciliğin alabildiğine zorlaşmış olması. Teknoloji, iş ve ürün tarafındaki küresel dönüşümlerle zaten zorlanan Türkiye medyası, ağır siyasi ve ekonomik baskının da buna eklenmesiyle birlikte nitelikli gazeteciliğin sürdürülebilir modellerini ancak bu çok zor şartlar altında geliştirmeye çalışıyor” diye kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de bugün nitelikli gazetecilik yapmaya çalışan az sayıda birey ve kuruluşun da bu baskılar nedeniyle böyle sağlıksız bir ortamda evrildiğine dikkat çeken Kızılkaya, “Bunun hepimize zararı var. Bugün iktidar gücüyle bağımsız gazeteciliği boğmaya çalışanlar, yarın muhalefete düşünce kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve yeni iktidarın icraatlarını denetlemesi için ona ihtiyaç duyacaklar. Güçlü bir demokrasi için güçlü bir bağımsız gazetecilik elzem. Bu anormallik devrinden demokratik bir medyanın en azından tohumlarını koruyarak çıkmamız gerekiyor. Evet, iktidar gazetecilik ormanını bazen kendisi yaktı, bazen yakanları izlemekle yetindi. Ama yanmış ormanın bile kendi hâline bırakıldığında bir süre sonra yeşillendiğini gördük. Türkiye&#8217;de nitelikli gazetecilik de eninde sonunda küllerinden doğacak” diye konuştu.</span></p>
<p>Kapak Görseli: <a href="https://www.basinhayati.net/bati-aleminin-tanidik-basin-ozgurlugu-raporlari-ve-turkiye-gercekleri/" target="_blank" rel="noopener">Basın Hayatı</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/31/guclu-bir-demokrasi-icin-bagimsiz-gazetecilik-elzem/">&#8216;Güçlü Bir Demokrasi İçin Bağımsız Gazetecilik Elzem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2021 14:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK-Basın-İş]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[protesto hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı ve gösteri düzenleme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72138</guid>

					<description><![CDATA[<p>26 Haziran 2021’de Taksim’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nü takip eden AFP Muhabiri Bülent Kılıç’ın kolluk güçleri tarafından boğazına basılarak nefessiz bırakılması ve ardından gözaltına alınması, basın emekçilerini harekete geçirdi. “Gazeteciliği Boğamayacaksınız” diyen 15 basın örgütü gazetecilere yönelik hak ihlallerini İstanbul, Ankara ve İzmir’de protesto ederek, sorumluların hesap vermesini talep etti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önünden İstanbul Valiliği’ne yürüyen pek çok basın mensubu, polis şiddetine karşı “dur” demek ve meslektaşlarına destek vermek için toplandı. </span></p>
<h5><strong>‘Bu Mesleki Bir Sorun, Ötesi Berisi Yok!’</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72139 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="370" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" />Eylemde ilk söz alan Bülent Kılıç, kendisine olayın başından bu yana destek veren basın mensuplarına ve meslek örgütlerine teşekkür ederken; şiddete maruz kalan bir gazeteciye meslektaşlarının sahip çıkmasının önemine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç konuşmasında, “1 dakikalık bir süre idi sanırım.  Nefesimin kesilmeye çalışılması kadar vahşi bir durum yok. Maalesef gazeteci olarak buna şahitlik ettim. Görüntü o kadar vahşi imiş ki ben de videoyu izleyince anladım.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek çok gazetecinin kendisini arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmelerine karşın, kurumlarında konuyu haberleştirmeyen bazı gazete ve TV organlarının bu tutumundaki vahamete dikkat çeken Kılıç, gazetecilerin kamu görevi yapmakta olduğunun altını çizdi: “Polisin de bunu bilmesi lazım. Bunu çok iyi bildikleri halde bilmezden gelmeye başladılar. Bu mesleki bir sorun, bunun ötesi berisi yok. Burası Bab-ı Ali, Türkiye’nin ilk basın kurumları burada bir araya geldi. Bugün burada bu kadar gazetecinin bir araya gelmesi çok anlamlı.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boynuna basan polisin hala görevde olduğunu hatırlatan Kılıç, “Tüm basın emekçilerinin güvende olması için cezasızlık durumunun bir yerde bitmesi gerekiyor. Bu ülkede hukukun ve basının olduğuna inandırılmamız gerekiyor.” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı. </span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Nefessiz Bırakılan Sadece Gazeteciler Değil Halkın Haber Alma Hakkı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72135 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="381" height="177" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" />Eylemde daha sonra Gazete Duvar’dan Filiz Gazi 15 basın örgütünün basın açıklamasını okudu. Aralarında Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Disk Basın-İş ve Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşların imza verdiği “Gazeteciliği Boğamayacaksınız!” başlıklı açıklamada şu ifadeler öne çıkıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkı fiilen yasaklanmış durumda. Hakkını aramak için sokağa çıkan bu yurttaşları haberleştirmek gazetecinin kamusal görevidir. Ancak meslektaşlarımız toplum adına görevlerini yürütürken ağır şiddetle karşı karşıya kalıyor. İçişleri Bakanlığı’nın gösteriler sırasında polislerin görüntülerinin alınamayacağına yönelik yasadışı genelgesinin ardından, bu şiddet çok daha tehlikeli bir hâl almış durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72136 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="386" height="179" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 386px) 100vw, 386px" />26 Haziran Cumartesi günü LGBTİ+ bireylerin ve onlara destek veren yurttaşların düzenlemek istediği Onur Yürüyüşü’ne müdahale eden güvenlik görevlileri, uygulanan şiddeti kayda almak isteyen AFP Foto Muhabiri Bülent Kılıç’ı yere yatırıp boyuna bastırarak nefessiz bırakmak istedi. Güçlükle “Nefes alamıyorum” diyebilen Bülent Kılıç ölümden döndü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı gün başka meslektaşlarımızın da işlerini yapmaları engellendi. Darp edilen, taciz edilen, çektikleri görüntüleri silmek zorunda bırakılan meslektaşlarımız oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk güçleri bu kanun tanımaz uygulamaları ile halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemektedir. Nefessiz bıraktıkları yalnız meslektaşımız değil, halkın haber alma hakkıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilik suç değildir ve bizler gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilere şiddet uygulanmasını kanıksamayacağız, asla kabul etmeyeceğiz! </span><span style="font-weight: 400;">Bu insanlık dışı yöntemlerde ısrar etmeyi düşünen memurları da uyarıyoruz: Cezasızlık zırhına güvenmeyin! Size bu kanunsuz emri verenlerle birlikte mutlaka yargılanırsınız! </span><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz!”</span></p>
<h5><b>Ne Olmuştu? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72137 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="319" height="198" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-1024x637.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1.jpg 1072w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Bülent Kılıç’ın Onur Yürüyüşü sırasında görevini ifa ederken polis tarafından yere yatırılarak nefessiz bırakıldığı anın fotoğrafları, Türkiye’de basın mensuplarına polisin sert müdahalelerinin en yakın örneklerinden biri. Bülent Kılıç, serbest kalmasının ardından </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409161368360603649" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Twitter hesabından</span></a> <span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Lütfen bakılsın, sırtıma mı basmış, yoksa boynuma mı basmış, dün benim nefesim alenen kesilmeye çalışıldı” açıklaması yapmış ve </span><span style="font-weight: 400;">“Bütün gazetecilik meslek örgütlerine çağrı yapıyorum, ortada bir can güvenliği sorunu var maalesef, ortak bir tavır alınmalı.” </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409085746271621120" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">çağrısı</span></a><span style="font-weight: 400;">nda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç’ın maruz kaldığı şiddetin medyada geniş yer bulması üzerine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kılıç’ın basın mensubu olduğunun gözaltı işlemi sırasında anlaşıldığını açıklamıştı. Açıklamada, &#8220;Planlanan</span><span style="font-weight: 400;"> yasa dışı gösteri ve yürüyüşle ilgili olarak Beyoğlu Kaymakamlığı&#8217;nca (1) günlük yasaklama kararına rağmen ‘yasadışı gösterinin engellenmesi esnasında mukavemet gösteren’ grupla birlikte yakalanan 46 kişi arasında maalesef basın mensubu Bülent Kılıç’ın da bulunduğu tespit edilmiş ve ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır” dendi. </span></p>
<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57636637?at_medium=custom7&amp;at_custom3=BBC+Turkce&amp;at_custom2=twitter&amp;at_custom1=%5Bpost+type%5D&amp;at_campaign=64&amp;at_custom4=355B5CFC-D81E-11EB-9BFC-BF9A96E8478F" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Sahada görev alan basın mensupları</span></a><span style="font-weight: 400;"> ise özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 30 Nisan 2021’de yayınlanan genelgenin ardından gazetecilere yönelik kolluk güçlerinin uyguladığı engelleme ve şiddetin arttığını ifade ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Emniyet Genelgesi Haber Alma Özgürlüğünü Engelliyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/01/emniyet-genelgesi-haber-alma-ozgurlugunu-engelliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 May 2021 16:27:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Af Örgütü Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK-Basın-İş]]></category>
		<category><![CDATA[Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Alma Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basın örgütleri ve hak savunucusu STK'lar, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kamusal olaylarda kolluk güçlerine “görüntü ve ses kaydı alınmasını engelleme ve bu işlemleri yapanlar hakkında yasal işlem yapma” yetkisi veren genelgesinin, haber alma özgürlüğünü ihlal edeceğini ve kolluk güçlerinin insan hakları ihlallerinin görünürlüğünü engelleyeceğini belirterek karşı çıkıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/01/emniyet-genelgesi-haber-alma-ozgurlugunu-engelliyor/">&#8220;Emniyet Genelgesi Haber Alma Özgürlüğünü Engelliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Nisan 2021 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgede, kamusal ve adli olaylar sırasında “polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği” belirtiliyor.</p>
<p>Genelgenin alınmasına gerekçesinde, kolluk güçlerinin işlem yapılırken çekilen görüntülerinin, o olay özelinde “gerçeği tam yansıtmayacağı” ve “özel hayatın gizliliği ile kişisel verilerin” ihlal edilmesi gösteriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-69432 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/emniyet-genelgesi-640x808.jpg" alt="EGM Genelgesi" width="422" height="533" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/emniyet-genelgesi-640x808.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/emniyet-genelgesi.jpg 760w" sizes="auto, (max-width: 422px) 100vw, 422px" />Hak savunucusu STK&#8217;lar ve basın örgütleri söz konusu genelgenin basın ve ifade özgürlüğü üzerinde yarattığı sakıncalara dikkat çekerek karşı çıkıyor.</p>
<p>“Emniyet&#8217;in kararını “yok hükmünde” olarak nitelendiren <a href="https://twitter.com/TGS_org_tr/status/1388440529478864897" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Gazeteciler Sendikası</a>, “Polis, sahada işini yapan muhabiri engelleyemez. Halkın haber alma hakkını ve can güvenliğini tehdit eden, sokakta işkencenin önünü açmak için çıkartılmış bu genelgeyi tanımıyoruz.” mesajını paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.diskbasinis.org/index.php/tr/basin-aciklamalari/1218-emniyet-genel-mueduerluegue-halk-n-goezue-goermesin-istiyor" target="_blank" rel="noopener">“Emniyet Genel Müdürlüğü halkın gözü görmesin istiyor”</a> açıklaması yayınlayan DİSK Basın-İş ise “Emniyet&#8217;in genelgesiyle gazetecilik faaliyeti engellenemez!” mesajını paylaştı. Ayrıca, sadece profesyonel gazetecilerin değil, yurttaş gazetecilerin de birçok haberin kamuoyuna iletilmesi için çalıştığını; büyük medya kuruluşlarının bile kimi durumlarda yurttaş gazetecilerden gelen bilgi ve görüntüleri kullandığını hatırlatan DİSK-Basın-İş,  “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün amacının kişilik haklarını korumak değil, suçluyu gizlemek” olduğunu savunuyor. DİSK Basın-İş açıklamasında, “Kamuya açık alanda meydana gelen ve kamuoyunu ilgilendiren her türlü olayın anayasa ve uluslararası sözleşmeler tarafından korunan ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu” ve genelgeye karşı “yasal haklarımızı kullanacaklarını” belirtiyor.</p>
<h5><strong> </strong><strong>Genelge, İnsan Haklarının İhlallerinin Görünürlüğünü Engelleyici Bir Pratik</strong><strong>”</strong></h5>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği’in <a href="https://hakinisiyatifi.org/haber-alma-ozgurlugu-engellenemez.html" target="_blank" rel="noopener">“Haber Alma Özgürlüğü Engellenemez”</a> başlığı ile yayımladığı metinde ise haber alma özgürlüğünün temel haklardan olduğu ve demokratik toplumlarda vatandaşın doğru bilgi edinmesini sağladığına dikkat çekilerek, yayınlanan genelgenin asıl nedeninin “basın ve medya organlarına yansıyan istenmeyen görüntülerin kamuoyuyla paylaşılmasının önüne geçmek ve müdahale esnasında polisin faili olduğu hukuksuzlukların yaratacağı tepkileri engellemek” olduğu belirtiliyor. Açıklamada, Yargıtay’ın “ani gerçekleşen bir olayı delil olarak kullanmak üzere kaydetmenin suç oluşturmadığına” ve “bunun hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı” yönündeki kararlarını da hatırlatan Hak İnisiyatifi, genelgenin Anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu temel haklara ilişkin sözleşmelere aykırı olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://tihv.org.tr/basin-aciklamalari/ses-ve-goruntu-alinmasi-baslikli-genelge-geri-cekilsin/">Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)</a> da “Anayasa’da güvence altına alınan barışçıl toplantı ve gösteri yapma özgürlüğüne yönelik kolluk güçlerinin keyfi ve yasa/hukuk dışı müdahaleleri sırasında başta işkence ve kötü muamele olmak üzere, işlenen suçların üstünün örtülmesine ve görünmez kılınmasına yol açacağı” tespiti ile genelgenin derhal geri çekilmesi çağrısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/aforgutu/status/1389250578430169088" target="_blank" rel="noopener">Af Örgütü Türkiye Şubesi ise sosyal medya hesabında</a> ; insan hakları hukuku çerçevesinde kolluk güçlerinin barışçıl protestolar sırasında üstlenmesi gereken “kolaylaştırma görevini” ve bu kapsamda insan haklarını ve protestocuları korumakla görevli olduğunu; gösteri hakkının nasıl savunulabileceğini ve barışçıl gösterinin bir hak olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, “Hükümetler arasında giderek artan gazetecileri kilit altına alma ve meşru çalışmaları suç haline getirmek için yasa çıkarma eğilimine karşı koymanın zamanı geldi.” mesajıyla Stef Simanowitz’in “<a href="https://twitter.com/aforgutu/status/1389214675011883008" target="_blank" rel="noopener">Türkiye’de bağımsız gazetecilik baskılara karşı durabilir mi?”</a> yazısına yer veriyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/mlsaturkey/status/1388083762857136128" target="_blank" rel="noopener">Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği</a> kamunun bilgi edinme hakkının kutsal olduğunu belirterek polisin yaptığı her eylemin gazeteciler tarafından kaydedilip paylaşılabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Çağdaş Hukukçular Derneği, yurttaşların &#8220;suç işlendiği fark edildiğinde ses ve görüntü cihazlarıyla kayıt yaparak delil toplayabileceğini” hatırlatırken; akademisyen <a href="https://twitter.com/YolTV/status/1388431268568879104" target="_blank" rel="noopener">Süleyman İrvan</a>, karar ile toplumun haber alma özgürlüğünün ihlal edildiğini ve toplumsal olayları görüntülemenin suç teşkil etmediğini kaydetti.</p>
<p>Genelgenin üzerinden kısa bir süre geçmişken, bugün <a href="https://twitter.com/YolTV/status/1388431268568879104" target="_blank" rel="noopener">YOL TV sitesinde</a>, “Ankara’da &#8216;genelge&#8217;yi gerekçe gösteren kolluk güçlerinin <a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hashtag_click">1Mayıs</a> eylemlerini görüntüleyen Yol TV muhabiri Özge Uyanık&#8217;ın telefonunu yere atıp üzerine bastığı” haberine yer verildi.</p>
<p>Yine <a href="https://twitter.com/Disk_Basin_is/status/1388415212534079490" target="_blank" rel="noopener">DİSK-Basın İş</a> sosyal medya hesabında, “1 Mayıs&#8217;ta çekim yapan gazeteci arkadaşlarımız polis tarafından engelleniyor, üyemiz Sultan Eylem Keleş&#8217;in &#8221;Gazeteciyiz, işimizi yapıyoruz&#8221; itirazı üzerine polisler &#8221;Genelge talimatı var&#8221; dedi.” haberi yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/01/emniyet-genelgesi-haber-alma-ozgurlugunu-engelliyor/">&#8220;Emniyet Genelgesi Haber Alma Özgürlüğünü Engelliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2020 11:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı 2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü Raporu, sendikalaşma oranının düşük seyri, işsizlik sorunun çalışan gazeteciler üzerindeki baskısı, mevzuatta çalışanlar aleyhine yapılan değişiklikler ve gazetecilerin maruz kaldığı hukuki yaptırımlar göz önüne alındığında, Türkiye basınının her açıdan risk altında olduğu kaydediliyor. Raporu değerlendiren TGS avukatlarından Ülkü Şahin, bugünlerin dayanışma ve örgütlenme ile aşılabileceğini dile getiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde, PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) avukatlarından Ülkü Şahin ile mevcut durumu konuştuk. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in hazırladığı endekste Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 154. sırada olduğunu hatırlatan Zeynep Oral, infaz yasasının gazetecileri kapsamaması, sosyal medyada yazılanların tutuklanma sebebi olması, işsizlik, sansür, baskı gibi çok sorun olduğunu dile getirdi. Medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması gerektiğine de değinen Oral, örgütlü çalışmanın ve internet haberciliğinin STK’larla işbirliği içinde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Dayanışma ve Örgütlenme İle Bugünleri Aşabiliriz”     </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-53331" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/Ülkü-Şahin.jpg" alt="TGS Basın Özgürlüğü Raporu" width="270" height="360" />Türkiye Gazeteciler Sendikası avukatlarından Ülkü Şahin de hazırladıkları raporun mevcut durumu ortaya koyduğunu belirterek, “Ne yazık ki kötü bir tablo ile karşı karşıyayız. Basın Özgürlüğü raporunda da belirttiğimiz gibi gazeteciler bu yıl da cezaevinde tutuklu, emniyette şüpheli adliyede sanıktı. Bugün itibariyle 85 gazeteci gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde.  Bu yıl 103 gazeteci 239 gününü gözaltında geçirdi. En az 400 gazeteci 166 ayrı davada yargılanıyor. Gazetecilerin adliyede geçirdikleri süreleri hesaplayamıyoruz bile. 37 gazeteci ağırlıklı olarak yerelde fiziki saldırıya maruz kaldı. Kurumlara uygulanan idari yaptırım ise son derece ağırdı. Erişim engellerinden Basın İlan Kurumu ilan kesme cezalarına RTÜK’e kadar özellikle muhalif basın kurumlarına ağır yaptırımlar uygulamaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>Sayıların veri olarak önemli bir çerçeve sunduğunu ama detayların daha önemli olduğunu kaydeden Şahin, “Raporda bunun için uygulamaların detaylarını inceledik. Örneğin gazetecilere yöneltilen suçlamaları, gözaltı işlemlerinin saati, gözaltı biçimi, cezaevi görüşmelerinde tespit ettiğimiz sorunlar gibi konuları da irdelemeye çalıştık. Bu irdeleme aslında bize tablonun ne kadar karanlık olduğunu gösterdi Gazetecilere yönetilen suçlamaların ağırlıklı olarak anayasal düzene karşı suçlar, propaganda ve benzeri suçlar olduğunu, gözaltı işlemlerinde çoğu zaman sabit ikametgah sahibi çağırdıklarında gelecek gazetecilerin evlerine sabaha karşı operasyon yapıldığını, soruşturmaların gözaltıların özellikle ülke iç ve dış siyasetinin hareketlendiği döneme denk geldiğini ortaya koyduk. Cezaevindeki gazetecilerin özgürlüklerinden yoksun bırakmanın yanında içeride de haber alma haklarının, basın ifade hürriyetlerinin ne şekilde ihlal edildiğini açıklamaya çalıştık. Ne yazık ki bu tablo bize gazetecilerin iktidar tarafından düşman olarak görüldüğünü, gazetecilere artık düşman ceza hukukunun uygulanmasından çekinilmediğini, gazetecilerin tehlikede olduğunu gösteriyor” diye ifade etti.</p>
<p><strong>“Sansür ve Otosansür Yaygın”</strong></p>
<p>Türkiye’de gazetecilerin özgürce çalışabilmesi ve medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması konusuna da dikkat çeken TGS’nin avukatlarından Ülkü Şahin konuşmasında şunları kaydetti: “Raporda bir anket çalışması yaptık. Gazetecilerin sansür ve otosansür konusundaki kişisel deneyimlerine ilişkin bir anketti. Katılımcıların yüzde 80,8’i sansüre uğradığını, yüzde 19,1 ise uğramadığını beyan etti. Sansüre uğramadığını söyleyenler katılımcılara nedenini sorduğumuzda bağımsız kurumlarda çalıştıklarını sansüre uğrayanların ise patronlarının iktidar ile olan ilişkileri nedeniyle sansüre uğradıklarını söyledi. Bu durum bize bağımsız kurumlarla dayanışmanın desteklemenin önemini ortaya koyarken, işverenin ilişkileri nedeniyle sansüre uğrayanların ise sendikal örgütlenmesi açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Yine katılımcıların %78,7 si oto sansür yaptığını %21,2 ise otosansür yapmadığını düşünmektedir. Baktığımızda bu otosansür yapmaktaki temel motivasyonunun yargılanmak, gözaltına alınmak ve işten çıkarılmak olduğunu gördük.  Bu durum ise gazetecilerin maruz kaldıkları baskıların hem gazetecilik mesleğine zarar verdiğini hem de bu halkın haber alma hakkına müdahalesini tespit etmiş olduk. Şu çok net ki dayanışma ve örgütlenme ile ancak bugünleri aşabiliriz. Susmayıp sinmeyip örgütlenmek, yaşadığını paylaşarak ve dayanışarak bu tabloyu yırtabiliriz.”</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı “2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü” başlıklı rapora  <a href="https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/TGS-BASIN-OZGURLUGU-RAPORU.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Gazeteciler Neler Yaşıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/kadin-gazeteciler-neler-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 10:04:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Gülfem Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de kadın gazeteciler neler yaşıyor, ne gibi sorunlarla karşılaşıyor ve sekötür içerisinde ne kadar kalabiliyor? Tüm bu sorularımıza Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın ve LGBT Komisyonu üyesi Gülfem Karataş yanıt verdi. Karataş ile bir yandan kadın gazetecilerin yaşadığı sorunları bir yandan da bu sorunlara karşı çözüm noktalarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/kadin-gazeteciler-neler-yasiyor/">Kadın Gazeteciler Neler Yaşıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gazeteci kadınlar hangi sorunları yaşıyor, TGS’de bir Kadın ve LGBT Komisyonu mevcut. Neden böyle bir yapıya ihtiyaç duyuldu bunun kadın gazetecilerin yaşadığı sorunlarla ilişkisi nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40895 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/g%C3%BClfem_karata%C5%9F-4-640x638.jpeg" alt="" width="355" height="354" />TGS’de Kadın ve LGBT Komisyonu 2013 yılında kuruldu bu baktığımızda çok geç bir tarih. Yani yıllardır gazeteci kadınlar sektör içerisinde ama her şekilde yok sayılıyor. Kimi zaman toplu iş sözleşmelerinde, kimi zaman sahada ve işyerlerinde&#8230; Bu kapsamda özellikle Kadın ve LGBT Komisyonun kurulması “Biz de varız, biz de sektör içerisindeyiz” demenin bir yoluydu. Bunun için TİS yaptığımız yerlerde özellikle Kadın ve LGBT’lere yönelik pozitif ayrımcılık maddelerinin uygulanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bizim son yıllarda yaptığımız özellikle anket ve rapor çalışmaları gösterdi ki sektör içerisindeki kadınların genel gazetecilik sorunlarından farklı yaşadığı sorunlar da var. 2018 yılında biz bir rapor yayımladık. Anket çalışmasıydı bu, Türkiye genelinde 200’den fazla kadın gazeteciyle görüştük. Burada cinsiyet ayrımcılığı ve şiddet üzerine bir araştırma yapma ihtiyacı duyuldu. Kadınlara ayrımcılık yaşayıp yaşamadıklarını sorduk. Kadınlar özellikle yaş konusunda ayrımcılığa maruz kalıyor. Bu anket çalışmasında gördük ki 150’den fazla kadın 35 yaşının altında sektör içerisinde. 50 yaşına kadar kalan kadın oranı yüzde 5-7 oranında, bu oldukça düşük bir oran ve bunun çeşitli nedenleri var. Hem toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı, hem medya sektörü içersinde yaşadıkları ayrımcılık ve şiddetten kaynaklı kadınlar sektörden uzaklaşmak zorunda kalıyor. Toplumsal cinsiyet rollerini biraz açmam gerekirse kadınlar önce evlenmek zorundaymış gibi lanse ediliyor, evleniyor patron diyor ki “sen yakında çocuk da doğurursun ben seni işten çıkarıyorum” diyor. Ya da esnek çalışma saatlerinden dolayı kadınlar özel hayatlarına ya da sosyal hayatlarına zaman ayıramıyorlar ve giderek psikolojik bir soruna dönüşen problemlerinden dolayı işlerini bırakmak zorunda kalıyorlar. Bunlar toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı. Bir de “genç ve güzel olmak zorunda” gibi bir algı var özellikle ekran karşısına çıkan TV’de görünen kadınlar böyle bir algıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bunlar zamanla kadını uzaklaştırıyor sektörden&#8230; Bunun yanı sıra çocukları oluyor ve hamilelik annelik, süt izni gibi izinler alıyorlar ve haliyle esnek çalışmalara uygun hale gelemiyor.  Kadınlar böylelikle ayrılmak zorunda kalıyorlar iş yerlerinden ya da kreş yardımı olmuyor aldığı ücret de özel kreşe yetmiyor. Özellikle yaptığımız TİS’lerde kreş yardımı, esnek çalışmaya yönelik pozitif ayrımcılık (belli saatler dışında internete bakmak zorunda olmamanın işten çıkarılma nedeni sayılmaması ) gibi maddeler koyuyoruz Bu bir anlamda sektör içerisinde kadınların varlıklarını sürdürmeye ve korumaya yönelik maddeler. Bunlar aslında cinsiyet ayrımcılığı sorunları, bunun yanı sıra bir de şiddet konusu var. Kadının özellikle dikkat çekmeye çalıştığı; iş yerinde, alanda, polis tarafından şiddete maruz kalıyorlar kimi zaman sözlü, fiziksel, psikolojik şiddetler oluyor. Özellikle alanda çalışan gazeteciler polisin fiziksel şiddetine maruz kalıyorlar. Bu da kadınların sektörden uzaklaşmasına neden oluyor. </span></p>
<p><strong>Hem Kadın Hem Gazeteci Olmak Zor</strong><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40896 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/genel3-640x427.jpg" alt="" width="397" height="265" />Yani Türkiye’de kadın gazeteci olmanın zorluğu çok&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak Türkiye’de kadın gazeteci olmak çok zor, aslında baktığında dünyanın her yerinde kadın olmak başlı başına zorken Türkiye’de hem kadın hem gazeteci olmak bir tık daha zor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkede ifade özgürlüğü kısıtlaması var, zaten ne söylersen söyle bunun kısıtlanacağını kimi zaman iş yerlerinde editörler tarafından, kimi zaman bu konuyla ilgili sana dava açılabilmesi endişesinden geri durmak zorunda kalıyorsun. Gazetecilik faaliyetlerini yerine getirememiş oluyoruz bu yüzden aslında. Şu anda tutuklu kadın gazeteciler var onların ifade özgürlüğünde bulunduklarını ve gazetecilik yaptıklarını biz her daim söylemeye  çalışıyoruz ve davalarını takip ederek, öncesinde cezaevi duruşma salonları önünde eylemler düzenleyerek, avukatlarımız aracılığıyla cezaevlerine giderek onların ifade özgürlüğünün bir anlamda sesi olmaya çalışıyoruz. Tabii ki yeterli değil, kadınlar daha fazla seslerini çıkarabilmeliler ancak Türkiye’nin siyasi iklimine baktığında her kişide özellikle gazeteciysen, özellikle kadınsan sesinin kısılacağını ve o kamuoyu yararına yaptığın işlerin yerine ulaşamayacağını bildiğin için, sana ceza olarak geri döneceğini bildiğin için otosansür uygulamaya başlıyorsun. </span></p>
<p><strong>Kadın Gazetecilere Sistematik Baskı Var</strong></p>
<p><b>Bölgedeki kadın gazeteciler neler yaşıyor peki?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılında Kadın ve LGBTİ komisyonunu kurduğumuzda bir araştırma yaptık. “Namlunun ucundaki kadın gazeteciler”. Bu özellikle bölgedeki kadın gazetecilerin yaşadıklarını, seslerini,  medyada görülmeyen kadınları görünür kılmaya çalıştık. Bunu toplu halde söylediğinde bir ses oluşuyor ve insanların dikkatini çekiyorsun. Biz o zaman böyle bir rapor açıkladığımızda “Aa evet oradaki kadın gazeteciler başka bir şey yaşıyorlar onların üzerinde başka bir baskı var” algısını yaratabildik. Bu bölgelerde özellikle şu algı çok yaygın “devletin sistematik bir baskısı var” ancak “gazeteci kadınlara sistematik şiddet uygulanıyor” algısı yaygın değildi. Biz yıllardır orada çalışan gazeteci kadınlarla konuştuğumuzda bunun sistematik bir devlet baskısı olduğunu gözler önüne serdik. </span></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40897 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/genell-2-640x480.jpg" alt="" width="375" height="281" />Dayanışma Her Zaman Bizi Güçlendirir</strong></p>
<p><b>Kadın gazeteciler için ayrıca platform ve ağlar çok az, sendika bu boşluğu dolduruyor daha çok&#8230; </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her alanda olduğu gibi bu alanda da medya sektörü içerisinde de bizim her zaman söylediğimiz iki şey var biri “Gazetecilik suç değildir” diğeri “Dayanışma her zaman bizi güçlendirir”. Dayanışmayla birlikte güçlü olduğumuzu vurguluyoruz. Kadın gazeteciler az olsa da kadın gazeteciler arasındaki dayanışma daha yaygın. Yani kadınlar dayanışmaya daha elverişli halde özellikle Türkiye’de kadın hareketiyle birlikte kadın dayanışması çok güçlü. Kadınlar biliyor ki biz ne kadar birlikte sesimizi daha fazla çıkarırsak o kadar daha güçlü oluyoruz, haklarımızın o kadar farkında oluyoruz. Belli başlı medya sektörü içerisinde örgütlüyüz ama büyük medya sektörü içerisine giremiyoruz çünkü orada daha kapana kısılmış kadınlar var. Kadınlar güvence hissettiğinde kadınlar kendilerini daha özgüvenli hissediyorlar ve bu dayanışmayla, sendikayla olabilecek bir şey. Eğer sendika varsa sen haklarını daha iyi biliyorsun, daha iyi savunuyorsun. Ve sen haklarını savunurken senin yanında insanların olduğunu senin gibi olduğunu bilerek hareket ediyorsun bu seni daha da güçlü hale getiriyor. </span></p>
<p><strong>Dil Ne Kadar Değişiyorsa, Toplum Da O Kadar Değişiyor</strong></p>
<p><b>Neyi amaçlıyorsunuz, dönüştürebiliyor musunuz bir şeyleri?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir medyanın dilini değiştirmeye çalışıyoruz, eril ataerkil dili dönüştürmeye, yok etmeye çalışıyoruz medyada. Özellikle kadın vurgusu yapılan haberlerde negatif algıları yok etmeye çalışarak bunu pozitif algıya ya da toplumsal cinsiyet rollerinden kurtarılmış algıya çeviriyoruz. Bu algıyı değiştirmek hedeflerimiz arasında. Biz bunun için yıllardır atölyeler, eğitimler düzenliyoruz. Dil ne kadar değişiyorsa, toplum da o kadar değişiyor aslında. Öncelikli olarak kadınlarda bir değişim yarattığımızı düşünüyoruz. Kadınlar erkek kameramanın onu itmesini normal karşılamıyor artık, bu normallikten çıktı. Bunu fiziki şiddet olarak tanımlayabiliyor. Bu bir değişim yaratıyor. Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde artık gazeteci kadınların farkındalıklarının artmasıyla, kadın hareketinin güçlenmesiyle birlikte erkek gazeteciler şunu söylüyor “Biz haber yazarken özellikle hassas haberlerde kadınlara danışıyoruz”. Bu danışma hali çok önemli. Değişim maalesef ki tüm dünyada olduğu gibi yavaş yavaş oluyor. Biz hep alanlarda olmaya çalışıyoruz. İş yerlerimizde, sosyal ve özel hayatlarımızda bireysel olarak direnmeye çalışsak da bir araya geldiğimizde yüz binler ediyoruz bunun farkına varmak ve bu değişimi göz ardı etmemek gerekiyor. Kadın örgütleriyle de ortak çalışmalarımız oluyor. 2019 Mart ayında yayımladığımız şiddet ve ayrımcılık raporunu KADAV ile birlikte işbirliği yaparak oluşturduk. KAHAV’ın çalışmalarına komisyon olarak katılıyoruz, işbirliklerimiz var. Birçok STK ya da sendika bir araya geldiğinde “biz” yaptırımının daha fazla olacağını biliyoruz neden geri duralım bu konuda&#8230; </span></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40898 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/genel3-640x427.jpeg" alt="" width="402" height="268" />&#8216;Ekmeğimizin Derdine Düşmek İçin Sendikalı Olmalıyız&#8217;</strong></p>
<p><b>Peki neden sendikalı olunmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciler arasında şöyle bir  algı var “Gazeteci eğitimlidir, bilinçlidir” maalesef ki değil. Biz sosyal haklarımızı bilmiyoruz, nasıl sendikalı olabileceğimizi bilmiyoruz, nasıl gazetecilik faaliyetimizi yürüteceğimizi bilmiyoruz. Bugün biri arayıp bana şöyle bir şey sorabiliyor “Ben gazeteciyim, sendikalı olmak istiyorum ama patronum işten atabilir beni” bu korkuyla sendikalı olmuyor. Bireysel sendikalı olduğumuzda iş yerinin haberi olmaz. Şu anda e-devlet sistemiyle kendi sayfandan sendikaya üyelik işlemlerini yapıyorsun. Senin bilgi vermediğin kişi dışında kimse senin sendikalı olup olmadığını bilmiyor. İşveren bunu öğrenemiyor. Çoğu kişi haklarını bilmiyor, nasıl 212 sigortalı olacağını bilmiyor, sigortasının hangi iş kolundan olduğunu bilmiyor. Sanıyor ki “ben gazeteciyim” ama hizmet sektöründe görülüyor sigortası. Haklarından mahrum oluyor. Bunun bilincinde olmuyor. Biz bilinçli olacağız ki kamuyu bilinçlendirebilelim önce kendi haklarımızı bileceğiz ki kamunun haklarını da bilelim. Önce kendi haklarımızı bileceğiz sonra toplumu bilinçlendireceğiz. Kendi haklarımızı koruyabilmek, kıdem tazminatımızı alabilmek iş kolunda bilinçli olmak, dayanışmayı artırabilmek için, kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız sorunlar için sendikalı olmalıyız, biz önce ekmeğimiz derdindeyiz, ekmeğimizin derdine düşmek için sendikalı olmalıyız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ülkede önce toplumsal cinsiyet rollerine büründürmesinler bizi. Esnek çalışmaya karşıyız çünkü biz 7/24 sektör içersinde bulunamayız. Ayrımcılığa uğramamak için savaş vermeliyiz. Sektör içerisindeki eril dilin değişmesi ve bunun için mücadele etmek gerekiyor. Ve haklarımız bize yukarıdan inmeyecek biz kendi mücadelelerimiz ile kazanacağız biz mücadele edeceğiz ki vermek zorunda kalsınlar. Ben de sektör içerisinden geldim, neler yaşadığımı biliyorum ben de gazetecilik yaptığım için ne sorunların yaşandığını biliyorum, bunun değişmesi için mücadele ediyorum. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/kadin-gazeteciler-neler-yasiyor/">Kadın Gazeteciler Neler Yaşıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>110 Yılda 66 Gazeteci Öldürüldü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/06/110-yilda-100u-askin-gazeteci-olduruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Apr 2019 08:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Öldürülen Gazeteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto ve  Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan (TGS) Can Uğur'la "Öldürülen Gazeteciler Günü' vesilesiyle basın özgürlüğünü ve gazetecilerin yaşadıkları sorunları konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/06/110-yilda-100u-askin-gazeteci-olduruldu/">110 Yılda 66 Gazeteci Öldürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, ilk basın şehidi olarak anılan Hasan Fehmi’nin öldürüldüğü 6 Nisan’ı 1997 yılından bu yana Öldürülen Gazeteciler Günü olarak ilan etti. İttihat ve Terakki Cemiyetine muhalif yazılarıyla tanınan dönemin Serbesti Gazetesi Çalışanı Hasan Fehmi Bey’in 6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü’nde öldürülmesinin ardından geçen 110 yılda TGC verilerine göre 66 gazeteci öldürüldü.</p>
<p>Türkiye’deki basın özgürlüğü tartışmaları çağımıza özgü değil. Yüzyıldır gazeteciler öldürülüyor, özgürlüğü elinden alınarak hapsediliyor ya da sık sık hedef gösteriliyor. Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından hazırlanan 2018 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’inde 180 ülke arasında 157’nci sırada. 2017 yılında göre 2 sıra gerileyen Türkiye’de Şubat 2019 itibariyle 135 gazeteci ceza evinde.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-37263" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Turgay-Olcayto-640x360.jpg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Turgay-Olcayto-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Turgay-Olcayto.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p>&#8220;Öldürülen Gazeteciler Günü&#8221; vesilesiyle konuştuğumuz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Hasan Fehmi’nin iktidarı hedef alan yazılarından dolayı öldürüldüğünü hatırlatarak, gazetecilik mesleğinin Türkiye’de en zor yapılan mesleklerden olduğunu vurguladı. Gazetecilere olan baskının sürdüğünü belirten Olcayto, &#8220;Gazetecilere, eleştirel yayın yapan gazetelere, internet sitelerine ve televizyonlara yönelik ağır baskıyla meslektaşlarımız yıldırılmak isteniyor.” dedi.  Gazetecilerin siyasetçiler tarafından düzenli olarak hedef gösterildiğini, sözlü ve fiziksel saldırıya uğradığını anımsatan Olcayto, “Gazeteciler, yazdıkları haberler nedeniyle gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için bir teminattır. Türkiye&#8217;de demokrasinin yeşermesi için basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün engellenmemesi gerekiyor. Tüm siyasetçileri bu konuda duyarlı davranmaya barış ve kardeşlik ortamının sağlanması için çaba göstermeye çağırıyoruz. Gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Gazetecilerin İş Güvencesi de Yok&#8221;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-37262" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Can-Uğur--640x878.jpeg" alt="" width="263" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Can-Uğur--640x878.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Can-Uğur-.jpeg 700w" sizes="auto, (max-width: 263px) 100vw, 263px" /></p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) genel merkez yöneticisi Can Uğur da, Türkiye’de gazetecilik yapmanın zor ancak &#8216;keyifli ve rahatlatıcı bir yönü&#8217; olduğunu savunarak,  “Özellikle birilerinin kendi çıkarları için toplumu manipüle etmeye çalıştığı, yalanın sıradanlaştığı bir zamanda doğruların peşinde gitmek etik olarak da oldukça önemli bir eylem. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de ‘suyun başını tutanlar’ bazı şeylerden rahatsız oluyorlar, gerçeklerin yazılmasını istemiyorlar. Zaten bunları yazana gazeteci deniyor.” dedi. Gazetecilerin baskı mekanizmalarının yanı  sıra iş hakları açısından da sorunlar yaşadığını belirten Uğur, &#8220;Gazeteciler, sermaye medyasının başındaki patronların kuralları koyduğu bir düzende çalıştırılmak isteniyor. Mesleki anlamda haklarının alınması keyfi biçimde engelleniyor. Sendikal hakları gasp ediliyor” diye konuştu. TGS olarak gazetecilerin hem ifade özgürlüklerine hem de güvencesizliğe karşı mücadelelerine sahip çıktıklarını ifade eden Uğur, “Patronların iktidarla kurduğu ilişki,  gazetecilerin üzerinde Demokles’in kılıcı misali sürekli sallanıyor. Akabinde gazeteciler sansürün yanında yaşadıkları zorluklarla mücadele etmenin bir aracı olarak gördükleri oto sansürü geliştiriyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/06/110-yilda-100u-askin-gazeteci-olduruldu/">110 Yılda 66 Gazeteci Öldürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGS’den 8 Mart Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 15:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet Deneyim Paylaşım Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu’nun, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi açıkladığı Şiddet Deneyimi Paylaşım Grubu Raporu, kadın gazetecilerin meslekte uğradıkları şiddet ve taciz vakalarını ilk ağızdan aktarıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/">TGS’den 8 Mart Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu tarafından düzenlenen, “deneyim paylaşım grubu”na katılan 27 kadın gazeteci, Psikolog Beyza Bilal’in yürütücülüğünde meslekte yaşadığı veya tanık olduğu şiddet ve taciz olaylarını anlattı. Deneyimlerden oluşan rapor bugün TGS’in Çağaloğlu’ndaki binasında düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporu paylaşan TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu üyesi Gülfem Karakaş, kadın gazetecilere yapılandırılmış şekilde açık uçlu sorular sorulduğunu ve özellikle şiddet ve ayrımcılık konularını vurgu yapıldığını belirtti. Karakaş, psikolojik şiddet deneyimlerinde erkeklerin davranışlarının şahsına münhasır olarak algılanırken; kadınların davranışlarının “cadı”, “histerik” gibi tabirlerle dile getirildiğinin altını çizdi. </span></p>
<p><b>Tacize Uğrayan Kadın İşten Ayrılmak Zorunda Kalıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddet Deneyim Paylaşım Grubu’na katılan kadın gazetecilerden 13’ü editör, 4’ü sayfa sekreteri, 2’si muhabir, 2’si grafiker, 1’i yurt haberleri şefi, 1’i yazı işleri müdürü, 1’i santral görevlisi, 1’i asistan ve 1’i de stajyer pozisyonunda çalışıyor. 1 katılımcı ise çalıştığı pozisyonunu belirtmedi. </span><span style="font-weight: 400;">Rapora göre, kadın gazeteciler patronların, yöneticilerin, haber kaynaklarının ve haberlerini yaptıkları kişiler tarafından tacize maruz bırakılıyor. Raporda kadınların iş yerinde patron ve yöneticilerinin şiddet veya tacizini kuruma bildirmelerine rağmen sonuç alamadıkların ve </span><span style="font-weight: 400;">tacizci erkeklerin “kariyerlerinin hafifçe zarar gördüğünü” ancak taciz mağduru kadınların işten ayrılmak zorunda bırakıldığı aktarılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturuma katılan gazetecilerinden biri karşılaştığı tacizi şöyle aktarıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mesleğimin ilk yıllarında kendimden yaşça çok büyük ve üst pozisyondaki birinin tacizine uğradım. Bu kişi &#8216;Bana borcu var&#8217; diyerek muhasebeden maaşımı aldı. Daha sonra &#8216;Paranı hiç sormuyorsun, almaya niyetin yok mu?&#8217;, &#8216;Bize bir yemek ısmarlarsın artık&#8217; şeklinde söylemlerde bulundu. Birkaç kişi gidilen yemek sonrasında benden biraz daha kalmamı isteyerek &#8216;ben seni seviyorum; bankada param var&#8217; dedi ve öpmeye çalıştı. Tepki gösterdim, reddettim. Adam daha sonra msn vs. üzerinden yazmaya devam etti. Bu durum yönetim kuruluna aktarılmasına rağmen dikkate alınmadı. Üstü kapatıldı. 2 ay içinde işten ayrıldım. Yönetimle yaşadığım bir problem nedeniyle işten ayrılıyormuşum gibi aktarıldı.”  </span></p>
<p><b>Mobbing ve Ekonomik Şiddet</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların meslekte muhtaç durumuna düşürülmek istendiğini aktaran bir katılımcı ise yaşadıklarını şu sözlerle dile getiriyor: </span>“<span style="font-weight: 400;">Haftanın 6 günü çalıştığım iş yerimde 1 ay boyunca mobbinge maruz kaldım. “Buradan çıkarsanız ne yapacaksınız? Başka yapacak bir şeyiniz yok,” gibi söylemlerle muhtaç algısı oluşturuluyordu.” </span><span style="font-weight: 400;">Raporda mesleğin erkek mesleği olarak algılandığı ve kadın gazetecilerin meslekte terfi etmesinin oldukça zor olduğu dile getirilirken katılımcılardan biri, </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Seni kadroya alacağız gibi vaatlerle öğrencileri stajyer olarak çalıştırıyorlar; fakat bir süre sonra verimli değilsin diyerek söylediklerini yapmıyorlar. Kendi yetkinliğimizi sorgulatarak psikolojik şiddet uyguluyorlardı. Şu an gazeteciliğe dair eski hevesim kalmadı, akademisyen olarak devam etmek istiyorum” </span><span style="font-weight: 400;">sözleriyle meslekten nasıl soğutulduğunu dile getiriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar özellikle sahada çalışan muhabir meslektaşlarının fiziksel şiddete maruz bırakıldıklarını belirtiyor. Haberlerin fotoğraflarını çekmek isterken erkek foto muhabirler tarafından pek çok kez şiddete uğradıklarını ifade eden kadın gazeteciler, sahada çalışırken yaşanan itiş kakıştan dolayı temas edip dokunmaya çalışarak taciz edenlerin de olduğunu aktarıyor.</span></p>
<p><b>Dijital Şiddet</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnternet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla </span><span style="font-weight: 400;">dijital şiddetin de arttığını aktaran katılımcılar, şiddettin farklı boyutlarının olduğuna dikkat çekiyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Kadın gazetecilerden biri, sadece sosyal medya hesapları üzerinden değil aynı zamanda telefon yoluyla da tehditler aldığını belirterek,  &#8216;Seni dağa kaldırırım, tecavüz ederim&#8217; diye arandığını söylüyor. Kadın gazeteciler zaman zaman kendi kişisel telefonlarından da arandıklarını ya da &#8216;evlenme teklifi&#8217; gibi mesleki sınırın dışında gazetenin sabit telefonundan aranarak rahatsız edildiklerinin belirtiyor.</span></p>
<p><b>Cinsiyet Ayrımcılıcılığı&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmaya katılan gazeteci kadınlar, cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık ile ilgili gazetecilik sektöründe de cinsiyetçilik, cinsiyetçi iş bölümü ve toplum tarafından cinsiyet kimliğine atfedilen normların tekrarının olduğuna işaret ediyor. </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Aynı pozisyonda çalışan bir kadınla erkeği kıyasladığımızda, erkeğin sözü daha çok geçiyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Meslektaşlar arasındaki tartışmalarda kadın editörlerin sözleri kolayca kesilebiliyor. Tartışmamaya özen gösterir noktada bulabiliyoruz kendimizi. Bazı erkek meslektaşlarımız ses yükselterek manipüle edebiliyor tartışmayı. Özellikle konu siyaset, dış politika ya da ekonomi gibi konularsa dışarıda bırakılabiliyoruz.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, haber kaynakları ya da kanaat önderlerinin kadın gazetecinin haberinin içeriğine daha fazla müdahale etmek istemesiyle sık sık karşılaştıklarını belirtiyor. Meslekte yaşanan cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı katılımcılardan biri şöyle özetliyor: </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Meslekte güzel, genç ve çekici olmak gerektiği algısı var. Böyle kişiler mesleki deneyimleri olmasa dahi işe alınabiliyorlar. Erkekler ise mesleğin sahibi oldukları için ileri yaşlara kadar meslekte kalabiliyor, saygı görüyor ve kazandıkları para evlerini geçindirmeye yetiyor. Kadınların hiçbir güvencesi yok. Sadece seçim zamanları iş bulabiliyorum.” </span></p>
<p><b>“Kadınlar Örgütlenip Yalnız Olmadığını Hissetmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar raporda, kendi çalıştıkları alanlarda kendi yaşadıkları şiddet ve ayrımcılıkla ilgili özellikle sistematik bir sürece dönüşmüşse yorgunluk ve çaresizlik hissettiklerini aktarıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Başka bir katılımcı ise çalıştığı kurumdaki dayanışmanın şiddet ve ayrımcılık karşısında örgütlü olmanın, savunmasız hissetmemenin de kendisi için güçlendirici olduğunu vurguluyor. </span><span style="font-weight: 400;">“Kadın emeği de erkek emeği kadar görünür olsa, eşit işe eşit ücret uygulaması olsa, kadınlar için de sektörde ilerleyebilmenin imkânları olsaydı daha güvende hissederdik.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın gazetecilerin şiddetten korunmak için önerdiği destek mekanizmaları ise şöyle:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Şiddet ve ayrımcılıkla ilgili gazetecilik alanında tarifli başvuru mekanizmaları olması, böylece bir gazeteci şiddet ve ayrımcılıkla karşılaştığında destek alabileceği, güçlenebileceği ve şiddet uygulayan kişiye yaptırım-özeleştiri sürecinin işletilebileceği mekanizmanın varlığının şiddet ve ayrımcılığa karşı önleyici ve koruyucu olması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kurum içinde çalışan sayısında cinsiyet çeşitliliğinin sağlanması için kota uygulamasının getirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın bakış açısı ile çalışan sayısının arttırılması ve kadın bakış açısının yaygınlaştırılması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Karar alma mekanizmalarında kadın ve kadın bakış açısı ile çalışan yöneticilerin olması,  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Cinsiyetçiliğin olmaması için eşit işe eşit ücret uygulanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın emeğinin erkek emeği gibi görünür hale gelmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Şiddet haberlerinin cinsiyet bakış açısı olan kişilere danışılması, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Natrans kadın ve LGBTİ+ gazeteciler arasında dayanışma ağlarının kurulması, </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, kadın işçilerin direniş haberleri, kadın dayanışmasına dair örneklerin haberleri basında yer aldıkça kendilerinin de güçlendiğini ve şiddet ile ilgili de cezalandırma ve yasaların uygulandığına dair haberlerin yer almasının oldukça önemli olduğunu da vurguluyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/">TGS’den 8 Mart Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması&#8217;nın Sonuçları Açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/27/gazetecilerin-yurttas-haberciligi-algisi-ve-tutumu-arastirmasinin-sonuclari-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2018 10:02:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[MEDAR]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş haberciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya Araştırmaları Derneği’nin (MEDAR), Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği’nin ortaklığıyla yaptığı ‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması’nın sonuçları açıklandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/27/gazetecilerin-yurttas-haberciligi-algisi-ve-tutumu-arastirmasinin-sonuclari-aciklandi/">‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması&#8217;nın Sonuçları Açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmaya göre, gazetecilerin büyük bir kısmı hali hazırda yaptıkları işten memnun olmadıklarını beyan ederken; aynı memnuniyetsizlik mesleğin ekonomik gerçeklerine de yansıdı. Gazetecilerin ana akım ya da alternatif medyada çalışması veya işyerlerindeki yönetsel pozisyonlarının yurttaş haberciliğin bilinirliği açısında çok büyük farklar yaratmadığı gözlemlendi.</p>
<p>Öte yandan, araştırmaya katılan gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği internet haber portalı T24 oldu. Diken, Duvar ve Bianet de listede T24’ün ardından gelen portallar.</p>
<p>‘Yurttaş gazeteciliği’ yaptıklarını ifade eden haber mecralarındaysa en yüksek bilinirlik ve düzenli takipe sahip site, dokuz8Haber oldu. Ötekilerin Postası, artık ‘yurttaş gazeteciliği yapmadıklarını’ belirten 140 Journos ve Seyri Sokak da dokuz8’in ardından listede.</p>
<p>Araştırmaya katılan gazetecilerin profili</p>
<p>İstanbul&#8217;da, Cezayir Toplantı Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında MEDAR Koordinatörü <strong>Yunus Erduran</strong>, Doçent Doktor <strong>Bora Ataman</strong> ve dokuz8Haber Yayın Yönetmeni <strong>Gökhan Biçici</strong> konuşma yaptı.</p>
<p>Araştırma, Şubat-Mayıs 2018 döneminde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Adana, Antalya’dan editör, muhabir ve yönetsel rollerde bulunan ulusal ve yerel yayın mecralarından 306 gazeteciyle görüşülerek hazırlandı.</p>
<p>Gazetecilerin hali hazırda 92’si editör, 109’u muhabir, 29’u yazı işleri müdürü, 76’sı da yönetsel rollerde bulunuyor. Gazetecilerle yapılan görüşmelerin çoğu telefon üzerinden gerçekleştirildi. Araştırma için görüşülen gazetecilerin yüzde 67’si erkek, yüzde 33’ü kadın ve çoğunluk (yüzde 70’ine yakını) 26-45 yaş aralığında. Gazetecilerin yüzde 92.8’i ise aktif olarak çalışmakta olduklarını belirtmiş.</p>
<p>Araştırma kapsamında görüşmelerden 24’ü ajans, 42’si televizyon, 166’sı gazete, 52’si haber portalı ve 22’si diğer kuruluşlar ile yapıldı.</p>
<p>Gazetecilere ‘’Ne kadar zamandır medya sektöründesiniz’’ diye sorulduğunda ise ortalamanın 13,1 yıl olduğu ortaya çıkmış. Yüzde 29,7 ile çoğunluk 20 yıldan uzun süredir gazetecilik yaptığını ifade etmiş. Toplamın yüzde 40,8’i ise çalışma hayatı boyunca gazetecilik ile ilgili hiçbir eğitim almadıklarını söylüyor.</p>
<p>Sonuçların duyurulduğu raporda araştırmanın amaçları 8 alt başlık altında açıklandı:</p>
<p>•<em> Profesyonel gazetecilerin internet kullanım alışkanlıklarının belirlenmesi</em></p>
<p><em>• Haberlerin hangi kaynaklardan takip edildiğinin, alternatif/bağımsız medya mecralarının ne ölçüde bilindiğinin ve hangilerinin düzenli takip edildiğinin belirlenmesi</em></p>
<p><em>• Haber takibinde, üretiminde ve dağıtımında sosyal medyanın ne kadar etkin kullanıldığının anlaşılması</em></p>
<p><em>• OHAL koşullarının sosyal medya kullanımını ne ölçüde etkilediğinin kavranması</em></p>
<p><em>• Yurttaş haberciliği olgusundan ne zaman haberdar olunduğunun ve bunun nasıl tanımlandığının belirlenmesi</em></p>
<p><em>• Takip edilen yurttaş haberciliği platformlarının nasıl değerlendirildiğinin tespit edilmesi</em></p>
<p><em>• Yurttaş haberciliğinin profesyonel kriterler açısından nasıl algılandığının belirlenmesi</em></p>
<p><em>• Profesyonel gazetecilik ile yurttaş haberciliği ilişkisinin gelişiminin nasıl tasavvur edildiğinin kavranması.</em></p>
<h3>&#8221;Yaptığım gazetecilik mi yoksa yapmak istediğim mi?&#8221;</h3>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 38,9’u yaptıkları gazeteciliği ‘objektif’, yüzde 38,6’sı ‘hak odaklı’, yüzde 33,3’ü ‘tarafsız’ olarak tanımlıyor. Gazetecilerin yüzde 17,6’sı ise ‘muhalif gazetecilik’ yaptıklarını söylüyor.</p>
<p>Öte yandan Erduran, ‘Yaptığınız gazeteciliği nasıl tanımlarsınız’ sorusuna, gazetecilerin yüzde 80’inin ‘’Hali hazırda yaptığım mı yoksa yapmak istediğim mi’’ diye sorarak cevap verdiklerini ifade etti.</p>
<p>Araştırmaya katılan 306 gazetecinin yalnızca yüzde 27,8’inin aylık kazançlarından memnun olduklarını söylemeleri de araştırmanın öne çıkan verilerinden birini oluşturuyor.</p>
<p>Gazetecilerin yüzde 23,9’u Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olduklarını belirtmiş. Erduran, bu oranın önemli bir kısmını gençlerin ve kadınların oluşturduklarına dikkat çekiyor. MEDAR’ın sorularını yanıtlayanların yüzde 38,9’u hiçbir meslek örgütüne üye değilmiş.</p>
<p>Ayrıca Erduran, basın toplantısında araştırmanın bulgularından bahsederken ‘haber üretenler ile yönetsel rollerde bulunanların yurttaş habercilik bağlamında ayrışmalarını beklediklerini’ ifade etti. Fakat sonuçların beklentileri karşılamadığına dikkat çekti.</p>
<h3>&#8216;Yurttaş habercilik&#8217;</h3>
<p>Araştırmaya göre, haber üretenlerin yüzde 76’sı, yönetsel rollerin de yüzde 60’ı ‘yurttaş habercilik’ kavramını biliyor. OHAL koşullarından ise haber üreticilerinin yüzde 46’sının etkilendiği gözüküyor. Bu oran, yöneticiler için yüzde 31.</p>
<p>Bunlara ek olarak araştırmada ana akım medyada çalışanlar ile alternatif medya çalışanlarının profilleri de karşılaştırıldı. Alternatif medyanın ana akıma kıyasla çok daha yoğun bir genç çalışan nüfusu olduğu gözleniyor.</p>
<p>Mesleki kazançtan memnuniyetsizlik de alternatif medyada daha yoğun hissediliyor. Ana akım çalışanlarının yüzde 33’ü yurttaş haberciliği kavramını hiç duymamışken, alternatif medya çalışanları içinde bu oran yüzde 10’a kadar düşüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de medya</p>
<p>Türkiye’nin kısa bir ‘medya tarihi’nin de aktarıldığı araştırmada, 1980 öncesi gazeteci-patron ilişkisi olduğu belirtilirken 12 Eylül darbesi ile neoliberalizme geçişin gerçekleştiği söylendi.</p>
<p>80 ve 90’lı yıllarda modern medya endüstrilerinin doğuşu ile ‘piyasacılık’, ‘milliyetçi militarizm’ ve ‘otoriter laikçilik’ kavramlarının ortaya çıktığı ifade edilirken 2000’li yıllarda ekonomik krizin ardından AKP’nin iktidara gelmesi ile ana akım medyanın güçsüzleşerek tasfiye edildiği ifade edildi.</p>
<p>Araştırmada, AKP iktidarı ile neoliberal-muhafazakâr bir medya bloğu oluşturulduğunun altı çizildi. 2010 sonrasına da yer verilen araştırmada, ‘AKP-Gülen koalisyonunun’ hakim hâle gelmesi ile medyanın devletin güçlü bir aygıtına dönüştüğü ortaya kondu.</p>
<p>2013 yılında meydana gelen Gezi protestolarında ‘laisist medyanın sessiz kaldığı’ belirtilerek, 2014-2016 yılına gelindiğinde ise ‘AKP-Gülen ittifakının bozulması ve Güneydoğu’da yeniden başlayan savaş ile basın üzerindeki baskıların arttığı’ ifade edildi.</p>
<p>Araştırmanın ‘Türkiye’de Medya’ başlıklı kısmında son olarak 2016’dan 2018’e gelinen aşama için “Erdoğan rejimine muhalefet eden 200’e yakın basın yayın organı kapatılıyor, gazeteciler ‘terör örgütü propagandası’ yaptıkları gerekçesiyle tutuklanıyor” dendi.</p>
<h3>Sosyal medyada gazetecilik</h3>
<p>Araştırmaya katılan gazetecilerin yüzde 89,5’inin internette<br />
‘sürekli çevrimiçi’ olduğu ve yüzde 92,2’sinin internete akıllı telefondan bağlandıkları da gözüküyor.</p>
<p>Gazetecilerin her 10’un 9’unun Twitter ve/ya Facebook, yüzde 73,5’inin Instagram kullandıkları da belirlendi. Araştırmaya katılanların sosyal medyayı yüzde 93,1’inin ‘haber/bilgi takibi ve paylaşımı’ için ve yüzde 59,5’inin kendi oluşturdukları içerikleri paylaşmak amacıyla kullandıkları da gözüküyor.</p>
<p>Araştırmaya katılanların haber takibi yapmak için yüzde 46,7’sinin sosyal medyayı, yüzde 41,5’inin gazetelerin haber portallarını ve 39,5’inin bağımsız haber portallarını kullandıkları belirlendi.</p>
<p>Haber toplama sürecinde de en sık kullanılan sosyal medya platformları sırasıyla Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube. Gazetecilerin oldukça küçük bir kısmı Periscope, LinkedIn ve Google+ cevaplarını da vermiş.</p>
<p>Araştırmada “Başka Gazetecilerin yaptığı haberleri paylaşıyor musunuz?” sorusunda yüzde 24.4 &#8216;hayır&#8217; cevabı verirken; yüzde 75.6 başka gazetecilerin haberlerini paylaştıklarını ifade etmiş. Başka gazetecilerin yaptığı haberleri paylaşma kriterleri ise yüzde 61.2’lik en yüksek oran ile haberin doğruluğuna güveniyor olmak olarak ifade edildi.</p>
<p>Gazetecilerin sosyal medya hesaplarından paylaştıkları haber türlerindeyse ‘sosyal içerikli haberler’ yüzde 53,9 ile birinci sırada. İnsan hikâyeleri ve kültür sanar içerikli haberler de sosyal içeriklileri takip ediyor. Siyasal içerikli haber paylaşanların oranı yüzde 38,2.</p>
<p>Araştırmaya katılanlar, “OHAL koşulları sosyal medya kullanımınızı etkiledi mi?” sorusuna yüzde 59.5 &#8216;hayır&#8217; ve yüzde 40.5 &#8216;evet&#8217; yanıtını verirken; “Sosyal Medya paylaşımlarınız yüzünden resmi veya gayrı resmi baskı gördünüz mü?” sorusuna ise yüzde 73.9 &#8216;hayır&#8217; ve yüzde 26.1 &#8216;evet&#8217; cevabını verdi.</p>
<p>Katılımcılardan, yüzde 70.3’ü yurttaş haberciliği kavramını bildiğini belirtirken, bu insanların yüzde 49.3’ü bu kavramı ilk olarak 2013 ve sonrasında duyduklarını ifade etti.</p>
<p>“Yurttaş haberciliğinden söz edildiğinde aklınıza ne geliyor?” sorusuna yüzde 45.6’nın oluşturduğu çoğunluk “yurttaşın haber yapması” dedi ve “Yurttaş haberciliğini en iyi tanımlayan ifade” için de yüzde 51.6’lık çoğunluk “gönüllü habercilik” cevabını verdi.</p>
<p>Araştırmayı yapanların belirledikleri ‘yurttaş haberciliği ile ilgili ifadelere katılım’ infografiği şöyle:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29161" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa-640x341.png" alt="" width="640" height="341" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa-640x341.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa-1024x546.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa-610x325.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa-320x171.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/20180726163811_aaa.png 1119w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Yurttaş haberciliğinin geleceği ile ilgili yapılan anketin sonuçları ise böyle:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29162" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1-640x323.png" alt="" width="640" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1-640x323.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1-1024x517.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1-610x308.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1-320x162.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/1.png 1115w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Araştırmanın bir ayağı daha olacak. Bu ayakta ‘yurttaş gazeteciler’in profillerine odaklanılacak.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://m.t24.com.tr/haber/gazetecilerin-yurttas-haberciligi-algisi-ve-tutumu-arastirmasinin-sonuclari-aciklandi,672274" target="_blank" rel="noopener">T24</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/27/gazetecilerin-yurttas-haberciligi-algisi-ve-tutumu-arastirmasinin-sonuclari-aciklandi/">‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması&#8217;nın Sonuçları Açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
