<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>todap arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/todap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/todap/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Nov 2019 13:36:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>todap arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/todap/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medyada Kanserle Mücadele: Hem İyi Hem de Kötü Olma Hali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sosyal-medyada-kanserle-mucadele-hem-iyi-hem-de-kotu-olma-hali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2019 07:32:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan Yıldız Çobaner]]></category>
		<category><![CDATA[Hayriye Özcan Öntaş]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsallaşan sağlık süreci, tıbbi tedavinin yanı sıra çeşitli dayanışma, yardımlaşma kurumlarını da meydana getiriyor. Bu mecralardan birisi de sosyal medya. TODAP’tan Psikoonkolog Hayriye Özcan Öntaş ve Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doçent Doktor Aslıhan Ardıç Çobaner’le sosyal medya ve kanseri konuştuk. Öntaş, hastalığın psikolojik olarak iyi olma halinin önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sosyal-medyada-kanserle-mucadele-hem-iyi-hem-de-kotu-olma-hali/">Sosyal Medyada Kanserle Mücadele: Hem İyi Hem de Kötü Olma Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kanser hastalığı yaygınlık itibariyle bireyleri ve çevresindeki insanları psikolojik olarak etkilemekte. Hastalığın tedavisi  fiziki olarak devam ederken diğer yandan psikolojik etkilerine ilişkin baş etme yolları önemli. Dijitalleşme ile birlikte kanser hastaları ve yakınları kendilerini iyi hissetmek ve diğer hastalara destek vermek için hastalığı ve mücadelelerini sosyal medyada aktarıyor. Bu kişilerden birisi de geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden psikoloji bölümü öğrencisi  Neslican Tay idi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44427 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/meme-kanseri-640x480.jpg" alt="" width="385" height="289" />Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği’nden Psikoonkolog Hayriye Özcan Öntaş hastalığın psikolojik olarak iyi olma halinin önemine vurgu yapıyor; </span><span style="font-weight: 400;">“Bir bağışıklık sistemi hastalığı olan kanser için beslenmemiz, kan değerlerimiz kadar iyi hissetmemiz ve bizi hayata bağlayan motive eden şeylerin varlığı da önemli. İyi beslenme ve iyi fiziksel koşullar dediğimiz zaman nasıl ki maddi imkanlara sahip olmak zorunlu hale geliyorsa aslında ruhsal olarak iyi hissetmek de maddi güçten bağımsız düşünülemez. Kanser, maddi manevi yıpratıcı bir hastalık.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öntaş, digital mecraların hayatımızdaki yerine ve konuyla ilgili kullanıma dair ise; “Sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlar ve kurulan arkadaşlıklar; bir başkasının desteğini hissetme, hastalığın tedavi sürecinde de arkadaşlık ilişkilerini devam ettirebilme düşünceleri ile birlikte kişiye yardımcı olur. Başka kanser hastaları ile temas etmek, iletişim halinde olmak da aynı sıkıntıyı yaşayan başka insanların da var olduğu duygusu ve dayanışması ile hastalara destek sunar.  Zaman zaman hastalıkla ya da hastalarla ilgili haddini aşan yorumlar ya da hakaret içeren sözler kullanılabiliyor. Ya da bazı &#8220;uzmanlar&#8221; tarafından haddini aşan yorumlarda ve öğütlerde bulunulabiliyor. Yaşanabilecek bu olumsuzluklar da zaman zaman çok yıpratıcı olabildiğinden, kanser hastalarına ve yakınlarına zarar verebiliyor” yorumunu yapıyor.</span></p>
<p><b>&#8220;Aynı Şekilde Mücadele Etmek Zorunda Değiliz&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44430 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/G%C4%B0ST-MAN%C5%9EET-201-640x309.jpg" alt="" width="389" height="188" />Karşılaştığımız durumları anlamlandırma biçimlerimizin  farklılık gösterebileceğini belirten Öntaş &#8220;Bir kişi bir hastalığı &#8220;savaşılacak bir şey&#8221; olarak görürken bir diğeri ise &#8220;ders alınacak bir öğretmen&#8221; olarak değerlendirebilir. Bize nasıl iyi geliyorsa o şekilde anlamlandırabilir ve isimlendirebiliriz. Hiçbirimiz hayata aynı şekilde bakmak, aynı şekilde düşünmek, aynı şeylere inanmak ve aynı şekilde mücadele etmek zorunda değiliz. Bir kişinin, yaşadığı hastalığı ve süreci tanımlama biçimini yargılamak, hele de bunu kişinin vefatından sonra yapmak, sosyal medya aracılığıyla herkese duyurmak kimin haddine olabilir ki? Bunun kimseye bir faydası olmayacağı gibi yıpratıcı ve ötekileştirici etkilerinin de olacağı gayet açıktır. O nedenle bu açıklamanın hiç bilimsel olmadığı gibi iyi niyetli bir açıklama da olmadığını düşünüyorum. Ruh sağlığı çalışanları olarak; insanlara ders verme, tepeden bakma, yargılama ve ötekileştirmeden uzak bir tutumu acilen benimsemediğimiz takdirde kimseye faydalı olamayacağımız çok açık” diye anlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Sağlık iletişimi’ alanında çalışma yürüten Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aslıhan Ardıç Çobaner ise çevrimiçi toplulukların hasta ve yakınları için önemine vurgu yapıyor:</span></p>
<p><b>&#8220;Diyalogların Agresif Özellikler İçerebilme Riski Vardır&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44431 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/kanseri_durdurun-700x325-640x297.jpg" alt="" width="353" height="164" />“Hastaların kendileri ile benzer hastalığı yaşayan insanlarla karşılaşmaları, hastalığın beraberinde getirdiği zorluklar karşısında kendilerini “daha az yalnız” hissetmelerine neden olur.  Sosyal destek gruplarının başka bir işlevi ise, hastalıkla ilgili bilgi alışverişidir. Bu durum hastanın bilgisini arttırır ve tedavi sürecinde güçlendirebilir. Son olarak bu grupların diğer önemli bir etkisi katılımcıların sadece kendilerinin sosyal destek almaları değil, aynı zamanda psikolojik iyilik hali üzerinde olumlu etkisi oldukça fazla olan “başkalarına yardım etme” fırsatını da sunmasıdır. Sosyal ağlar aracılığı ile sağlanan sosyal destek hem bu engeli kaldırması açısından hem de yaşam koşullarının  birbirinden uzaklaştırdığı insan ilişkilerini desteklemek ve insanları temas halinde tutmak için çok iyi bir araç haline geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda sosyal ağların hastaların sosyal yaşama katılımı ve sosyal destek sağlama konusunda bireylere ve gruplara/topluluklara faydalarına yönelik çalışmaların sayısı artmıştır. Sosyal ağların yalnızlığı ve depresyonu azaltarak psikolojik durumu ve sağlık sonuçlarını olumlu etkilediğinin yanında, gruplarının yüz yüze hasta gruplarına benzer şekilde bir bilgi değişimi işlevi de vardır.“</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çobaner, sosyal medyada ki kötücül yorumlara dair medya okuryazarlığını işaret ederek, “Sosyal ağların hastalar üzerine sosyal destek gibi olumlu etkilerinin yanında, bu gruplara erişimde medya okuryazarlığı ve yeni medya okuryazarlığı becerilerinin eksikliği; bu mecralarda paylaşılan bilginin kalitesi, geçerliliği ve kontrolüne ilişkin soru işaretleri vardır. Ayrıca bu alanlarda bilginin ve deneyimin paylaşım sürecine ilişkin bir rehber ya da kolaylaştırıcı profesyoneller olmadığında, gruplardaki diyaloglar zaman zaman negatif, şiddetli ve agresif özellikler içerebilme riski vardır.  Ayrıca burada yer alan süreçler tıbbi tedavinin yerine geçemez, gruplarda katılımcılarının sordukları sorulara yönelik cevapların bireylerin tedavi gereksinimini geciktireceğine ve tedavi sürecini olumsuz etkileyeceğine yönelik bir kaygılar da bulunmaktadır.&#8221; dedi.</span></p>
<p><b>Dijital Medyada Hastaların Hareketliliği Giderek Artmakta</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44432 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/world-cancer-day_0-640x359.jpg" alt="" width="349" height="196" />Prof. Dr. Mine Gencel Bek ile yaptıkları “Dijital Medya Sosyal Destek: Facebook’ta Meme Kanseri Grupları” isimli ortak çalışmada, sosyal medyada sosyal destek amacıyla kurulmuş olan grup sayfalarında sosyal desteğin nasıl arandığını araştırdıklarını belirten Çobaner, &#8220;Kanser hastalarının kurduğu facebook  grup sayfası “Kanserle Dans” topluluk sayfasının üye sayısı 31 bine yakın. Yine diyabet hastalarının yoğun olarak bilgi ve deneyim paylaştığı Tip 2 Diyabet Grubunun 35 bin üyesi bulunuyor. Bu sayfaların çoğunluğu hastalar, aileleri ve arkadaş çevreleri ile duygusal destek ve bilgilendirme amacı taşıyan sosyal destek grubudur. Online sosyal destek grupları hastalara ve yakınlarına hastalığın, “doğru” tedavinin, ilaçların yan etkilerinin, alternatif  tıbbın, doktorların ve hastanelerin tartışıldığı, birçok tartışma, soru ve bu sorulara verilen cevapların/yorumların sıralandığı bir toplumsal alan sağlar. Bu tartışma alanı aynı zamanda daha önce bir araya gelmesi muhtemel olmayan yeni birliktelikleri/ortaklıkları ortaya çıkarır.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sosyal-medyada-kanserle-mucadele-hem-iyi-hem-de-kotu-olma-hali/">Sosyal Medyada Kanserle Mücadele: Hem İyi Hem de Kötü Olma Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TODAP’tan Sincan Çocuk Hapishanesi’nde Yaşanan Olaylara İlişkin Açıklama: ”Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/todaptan-sincan-cocuk-hapishanesinde-yasanan-olaylara-iliskin-aciklama-cocuk-hapishaneleri-kapatilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 07:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CİSST/TCPS]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cisst]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hapishaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[pozantı]]></category>
		<category><![CDATA[sincan]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, 21 Aralık’ta Sincan Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 7 çocuğun ve 14 gardiyanın yaralandığı olaylara ilişkin görüşlerini sunduğu yazılı bir açıklama yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/todaptan-sincan-cocuk-hapishanesinde-yasanan-olaylara-iliskin-aciklama-cocuk-hapishaneleri-kapatilsin/">TODAP’tan Sincan Çocuk Hapishanesi’nde Yaşanan Olaylara İlişkin Açıklama: ”Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz 21 Aralık günü Sincan Çocuk Kapalı İnfaz Kurumu’nda yaşanan olaylarda 7 çocuk mahpus ve 14 gardiyan yaralanmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada: &#8220;Yaşanan tartışmaya görevli infaz koruma memurlarının müdahalesi sırasında 7 çocuk ile 14 infaz koruma memuru hafif şekilde yaralanmıştır. Yaralanan çocukların tedavileri cezaevi içerisinde sağlık memurlarınca yapılmış olup hastaneye herhangi bir çocuğun sevkine gerek duyulmamıştır&#8221; denildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Ankara Barosu Cezaevi Sorunları İzleme Komisyonu, Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Ankara Tabip Odası, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum, Çocuklar İçin Daha İyi Bir Dünya Girişimi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından yapılan ortak açıklamada; ‘yaşananlarla ilgili bilgi alamadıkları ve çocuklarla görüşemedikleri’ ifade edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumlar taleplerini ise: &#8220;Sincan Cezaevi kapıları acilen avukatlara, çocuk hakları kurumlarına ve uzmanlara açılsın. Oluşturulacak heyetin yaralı çocuklarla görüşmesi derhal sağlansın. Cezaevinde bulunan her bir çocuğun durumu hakkında derhal yakınlarına bilgi verilsin, kamuoyuna açıklama yapılsın. Çocukların sağlık durumlarının kontrolü için cezaevi, bağımsız sağlık örgütlerine ve ilgili uzmanlara açılsın. Çocukların yakınları ve ebeveynlerinin talep etmesi halinde görüş günü beklenmeksizin görüşmeleri sağlansın. Çocukların tedavileri cezaevi revirinde değil sağlık kurumlarında, ebeveynleri, yakınları ve avukatları gözetiminde yapılsın. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&#8217;na bağlı olan Çocuk Koruma Kanunu Merkezi Koordinasyonu olayla ilgili sorumluluk almalı ve çocukların sağlık ve can güvenliğinin sağlanmasının güvencesi olmalıdır. Benzer olayların önceden önlenebilmesi için, baroların öncülüğünde çocuk cezaevlerinin periyodik olarak sivil denetime tabi tutulması ve çocuk tutukluluğunu esas alan çocuk cezaevi sistemi yerine alternatif çözüm yöntemleri konusunda ortak çalışmalar yapılsın&#8221; şeklinde sıraladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TODAP’ın ‘Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın’ başlığıyla yayınladığı çocuk mahpus sayısı ve Sincan’da yaşananlara dair görüşlerini içeren yazılı açıklama şöyle:</span></p>
<p><b>7 Çocuk Hapishanesi 2 Bin 800 Çocuk Tutuklu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de; Ankara, İstanbul, İzmir, Hatay, Tarsus, Diyarbakır ve Kayseri olmak üzere toplamda yedi kapalı çocuk hapishanesi bulunuyor. 2017 yılında yayınlanan verilere göre bu hapishanelerde yaklaşık 2 bin 800 çocuk tutuluyor. Çocukların herhangi bir davranışının “suç” olarak tanımlanması ve bunun sonucunda ailelerinden, sevdiklerinden, okullarından uzak “ıslah” edilmeye çalışılıyor olmaları çocuğun hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı açısından kabul edilemez. Kapatma uygulamasının kendisi bile çocuklara yönelik başlı başına bir hak ihlaliyken, bir de bu çocuklar her gün şiddete, tacize, hakarete maruz kaldıklarını beyan ediyor. Çocuklar sadece özgürlükten mahrum bırakılarak cezalandırılmıyor, hapishanelerin iç işleyişindeki resmi ya da gayrı-resmi mekanizmalar ile cezaları </span><span style="font-weight: 400;">katmerleniyor. Örneğin yeşilçam filmlerinde kaldığını düşündüğümüz “koğuş ağalığı” sistemi “mümessillik” adı altında çocuk hapishaneleri başta olmak üzere birçok hapishanede devam ediyor. Bu mümessiller bizzat idare tarafından destekleniyor ve bulundukları koğuşlarda çeteleşme ve idare desteği yoluyla diğer çocuklara yönelik zorbalığın başını çekiyor.</span></p>
<p><b>Tutuklanan Çocuklar Tekrardan Tutuklanma Riskiyle Karşı Karşıya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle çocuk hapishanelerinde çok yaygın bir şekilde rastlanan taciz ve tecavüz olayları da yine kapatılan çocuğun cezasının bir parçası oluyor. Bu çocuklar yalnız hissediyor, bugüne ve geleceğe ilişkin kaygıları artıyor ve tüm bunların sonunda intihara sürükleniyor. Yaşamlarının en dinamik, en üretken dönemlerini hapishanede geçirmek zorunda kalan bu çocuklar için hapishaneden girdikleri gibi çıkmak mümkün olmuyor. Yoğun olarak deneyimledikleri olumsuz duygular ile baş edemeyen çocuk, hapishanede öğrendiği pek çok yeni suç tipine başvurarak dışarıda hayatta kalmaya çalışıyor ve bu sarmal sürekli tekrarlanıyor. Yapılan araştırmalar bir kez tutuklanan çocukların çok yüksek oranlarda yeniden tutuklanma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Hapishane sisteminin çocukları suçtan uzaklaştırmadığı aksine yeni suçlar öğreterek, suç işleme ihtimallerini arttırdığı görüşü bilimsel verilerle destekleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda yine Sincan hapishanesi örneğinde olduğu gibi, çocukların yaşamak zorunda bırakıldıkları alanlarda darp, küfür, hakaretten bahsediliyor. Aileler aracılığıyla hapishanedeki gergin ortamı haber alarak çocuklarla görüşmek isteyen avukatların talepleri reddediliyor, cezaevi idaresi konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınıyor. Sabah saatlerinde yapılan görüşmeler sonucu 6 çocuk ve 14 gardiyanın karıştığı bir olay yaşandığı, 6 çocuk ve 2 gardiyanın yaralandığı ortaya çıkıyor. Hapishane yönetimi çocuklar için “sadece ayaktan tedavi edilecek şekilde yaralandılar” gibi sorumluluktan uzak açıklamalar yapıyor. Bizler psikologlar olarak biliyoruz ki; hiçbir çocuk, yasanın suç olarak kabul ettiği herhangi bir durumu, olayı, davranışı ortaya çıkarmakla suçlanamaz ve cezalandırılamaz.</span></p>
<p><b>Çocuk Hapishaneleri Çözüm Değil</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların koşulları, aile içi dinamikleri, sosyal ve çevresel etkenleri çocuğa ve evrensel çocuk haklarına uygun biçimde düzenlenmezse; çocuğun ekonomik kaynaklara ulaşımı; çocuğun sağlık, barınma, eğitim gibi ihtiyaçları göz önünde bulundurarak planlanmazsa; yaşadıkları hayatla ilgili katılım, söz söyleme hakları tanınmazsa çocuğun yaşayacağı ve doğallığında yaşatacağı sıkıntıların azalmayacağını aksine artacağını biliyoruz ve çocuk hapishanelerinin bunun için bir çözüm olamayacağının tekrar altını çiziyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pozantı, Şakran, Sincan… Hapishanelerin sistematik olarak çocuk istismarına neden olduğunun göstergesi olarak toplumsal hafızamızda yer ediniyor. Daha fazla çocuğun bu döngüde kaybolup gitmemesi için çocuk hapishanelerinin derhal kapatılması gerektiğini psikologlar olarak bir kez daha dile getiriyoruz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Ceza İnfaz Siteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) 2017 yılında yayınladığı Çocuk Mahpuslar Raporu’nda, Sincan Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun da yer aldığı geniş bir çalışmayı kamuoyuna sunmuştu. </span></p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/cisst-tcps-cocuk-mahpuslar-raporu/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/todaptan-sincan-cocuk-hapishanesinde-yasanan-olaylara-iliskin-aciklama-cocuk-hapishaneleri-kapatilsin/">TODAP’tan Sincan Çocuk Hapishanesi’nde Yaşanan Olaylara İlişkin Açıklama: ”Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TODAP tanışmak için beş çayına davet ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/16/todap-tanismak-icin-bes-cayina-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2017 10:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Akşamüstü 5 Çayı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP),  derneği bilen, bilmeyen, merak eden, tanışmak ve sohbet etmek isteyen tüm psikoloji öğrencilerini ve mezunlarını &#8220;Akşamüstü 5 Çayına&#8221; davet ediyor. TODAP&#8217;ın duyurusu şöyle: TODAP olarak her sene yaptığımız gibi bir tanışma etkinliği gerçekleştirmek istiyoruz. Yeni insanlarla tanışalım, fikir ve beklentilerimizi dile getirelim ve tabii ki, çaylarımızı yudumlarken, keyifle sohbet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/16/todap-tanismak-icin-bes-cayina-davet-ediyor/">TODAP tanışmak için beş çayına davet ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP),  derneği bilen, bilmeyen, merak eden, tanışmak ve sohbet etmek isteyen tüm psikoloji öğrencilerini ve mezunlarını &#8220;Akşamüstü 5 Çayına&#8221; davet ediyor. TODAP&#8217;ın duyurusu şöyle:</p>
<p>TODAP olarak her sene yaptığımız gibi bir tanışma etkinliği gerçekleştirmek istiyoruz. Yeni insanlarla tanışalım, fikir ve beklentilerimizi dile getirelim ve tabii ki, çaylarımızı yudumlarken, keyifle sohbet edelim. Bu amaçla TODAP&#8217;ı bilen, bilmeyen, merak eden, tanışmak ve sohbet etmek isteyen tüm psikoloji öğrencilerini ve mezunlarını &#8220;Akşamüstü 5 Çayına&#8221; bekliyoruz.</p>
<p>Toplantımıza 17.00&#8217;de başlayıp, derneğin tarihçesi ve güncel durumundan söz etme, sonrasında her birimizin derneğe dair fikirlerini, eleştirilerini, önerilerini, beklentilerini dile getirebileceği bir şekilde toplantıya devam etme dileğindeyiz.</p>
<p><i>Yer:</i> Leylek Cafe &#8211; Küçükparmakkapı Sok. No:15 D:3, Beyoğlu/İstanbul</p>
<p><i>Zaman: 28 Ekim</i> 2017, 17:00</p>
<p>İletişim: 544 498 68 12, 507 126 95 98</p>
<p><a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Ftodap.org%2Fbolum_detay.aspx%3FyaziId%3D1726%26bolumId%3D2&amp;h=ATOnE1stXls0UlC43baEHSrQ_x5I5vuuy_bHYXCFtAESmK7bnKXEjMHGWEUjsfnUT8HnI3iZlUNrXz-n0o4RM86IiiMy4vJhnRNPCyaNN4MEKAwKgW1rtEQdl7as9gZ6jK8B0JSZuLU6BJ2Fyg1w8nh9wZHytizD2UO2wFgnrZhdrUAfdP_kfQ" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer" data-lynx-mode="async">http://todap.org/<wbr />bolum_detay.aspx?yaziId=172<wbr />6&amp;bolumId=2</a></p>
<p>Dayanışmayla</p>
<p>Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) İstanbul</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/16/todap-tanismak-icin-bes-cayina-davet-ediyor/">TODAP tanışmak için beş çayına davet ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TODAP, ‘Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu’ hazırladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/05/todap-psikologlar-icin-lgbtilerle-calisma-kilavuzu-hazirladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2017 12:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[transfobi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, psikologların ‘LGBTİ’lerle mesleki çalışma yaparken bilgi yanlışlığı veya eksikliğinden kaynaklanan zarar verici müdahalelerden kaçınabilmelerine ve LGBTİ’lerin homofobik/transfobik olmayan bir ruh sağlığı hizmeti alabilmelerine imkan sağlamak üzere’, Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu hazırladı. Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) “Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu” hazırladı. Hedef kitlesi psikologlar ve psikoloji öğrencileri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/05/todap-psikologlar-icin-lgbtilerle-calisma-kilavuzu-hazirladi/">TODAP, ‘Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu’ hazırladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, psikologların ‘LGBTİ’lerle mesleki çalışma yaparken bilgi yanlışlığı veya eksikliğinden kaynaklanan zarar verici müdahalelerden kaçınabilmelerine ve LGBTİ’lerin homofobik/transfobik olmayan bir ruh sağlığı hizmeti alabilmelerine imkan sağlamak üzere’, Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu hazırladı.</h4>
<p>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) “Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu” hazırladı.</p>
<p>Hedef kitlesi psikologlar ve psikoloji öğrencileri olan ama ruh sağlığı ile ilişkili tüm meslek çalışanlarına hitap eden kılavuzla psikologların LGBTİ’lerle mesleki çalışma yaparken bilgi yanlışlığı veya eksikliğinden kaynaklanan zarar verici müdahalelerden kaçınabilmelerine ve LGBTİ’lerin homofobik/transfobik olmayan bir ruh sağlığı hizmeti alabilmelerine imkan sağlamanması amaçlıyor.</p>
<p>TODAP kılavuza ilişkin hazırladığı tanıtım metninde şu ifadeler yer aldı:</p>
<blockquote><p>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) olarak en başından itibaren gerek psikoloji alanındaki gerekse genel olarak toplumdaki homofobi ve transfobiye karşı çeşitli çalışmalar ve faaliyetler içerisinde olduk/oluyoruz. LGBTİ’lere yönelik homofobi, transfobi, ayrımcılık ve nefretin birçok farklı (ideolojik, toplumsal, politik, dini, vb.) kaynağı olmakla birlikte, psikologlar ve diğer ruh sağlığı uzmanları arasında karşılaşabildiğimiz homofobi ve transfobinin, kısmen bu konuda yanlış, eksik ya da yetersiz bilgi birikiminden  kaynaklandığını söylemek mümkün.</p>
<p>Bu durum, örneğin, “iyi niyetli” veya “bilimsel” olduğu varsayılan ama esasında zarar verici ve homofobik/transfobik olan müdahaleler şeklinde karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p>Umuyoruz ki bu kılavuz, alandaki homofobi ve transfobiyle mücadelede ve LGBTİ’lere homofobik/transfobik olmayan bir ruh sağlığı hizmeti sunulmasında meslektaşlarımıza az da olsa rehberlik eder.</p></blockquote>
<p>Kılavuzda şu bölümler yer alıyor:</p>
<blockquote><p><strong>Tanımlar / Kavramlar</strong></p>
<p><strong>‘Ruhsal Hastalığa’ Eleştirel Bakış</strong></p>
<p><strong>Psikoloji/Psikiyatri Tarihinde Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği</strong></p>
<p><strong>Psikanalizde Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği</strong></p>
<p><strong>Homofobi, Heteronormativite ve Ayrımcılık</strong></p>
<p><strong>LGBTİ’lere Yönelik Şiddet Biçimleri</strong></p>
<p><strong>Heteronormatif Toplumsal Yapının LGBTİ’lerde Yarattığı Etkiler</strong></p>
<p><strong>Ruh Sağlığı Alanında Var Olan Olumsuz Tutumlar, Mitler ve Uygulamalar</strong></p>
<p><strong>Gelişim Süreçleri ve Açılma</strong></p>
<p><strong>Cinsiyet Geçiş Süreci</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Görüşmede Temel İlkeler ve Etik</strong></p>
<p><strong>Psikososyal Destek ve Yönlendirme</strong></p>
<p><strong>Çocuk ve Ergenlerle Çalışma</strong></p>
<p><strong>Ailelerle Çalışma</strong></p>
<p><strong>Heteronormatif Olmayan Cinsellik</strong></p>
<p><strong>Psikoloji ve Queer Kuramı</strong></p></blockquote>
<p>Kılavuza <a href="https://drive.google.com/file/d/0B1GoQ3VaadJ9eldWRnNyRU9pSUU/view?usp=sharing" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://gazetekarinca.com/2017/10/todap-psikologlar-icin-lgbtilerle-calisma-kilavuzu-hazirladi/">Gazetekarınca</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/05/todap-psikologlar-icin-lgbtilerle-calisma-kilavuzu-hazirladi/">TODAP, ‘Psikologlar İçin LGBTİ’lerle Çalışma Kılavuzu’ hazırladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2017 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[BİKG]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Çolak]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[feride eralp]]></category>
		<category><![CDATA[sokağa çıkma yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı. &#8220;Çocukların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı.</strong><span id="more-17628"></span></p>
<h4>&#8220;Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Kamuoyuna sızan tahliye görüntülerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Görüntülerin sızdığı mı yoksa bilinçli olarak mı sızdırıldığı da başka bir soru tabii. Ama üzerinden zaman geçtikten sonra neden şimdi sosyal medyada bu tür görüntülerin yayılmaya çalışıldığını da sormadan edemiyoruz. Görüntü yaygınlaştırmanın kendisinin Cizre&#8217;de, Yüksekova&#8217;da, İdil&#8217;deki duvar yazılamalarında nasıl bir şiddet biçimi haline geldiğine hep birlikte tanıklık ettik sonuçta. Dolayısıyla bu görüntülerin aradan bir yıl geçtikten sonra servis edilmesini de çocukların teşhir edilmesinin bir yöntemi ve savaş politikasının bir parçası olarak görmek mümkün. Bu görüntüler de çatışmaların yaşanmakta olduğu ve abluka altındaki Sur&#8217;dan 104. günde çıkabilen çocukların çıkarken kolluk kuvvetleri tarafından nasıl arandığının görüntüleri. Ayakkabıları çıkarttırılarak ve karnı açtırılarak aranılan bir kız çocuğu var, arkadan da cinsiyetçi küfür ve hakaretler, tehditler duyuluyor. Zaten 104 gündür bombalar altında, her an yakınlarından birinin veya kendilerinin ölüm tehlikesiyle, susuz, yemeksiz, elektriksiz yaşamak zorunda bırakılan, mahallelerinin duvarında tecavüz tehditleriyle dolu duvar yazılamaları bulunan, her türlü hakları ayaklar altına alınmış olan bu çocuklar çatışma alanından çıkarılırken de yine aynı korkuya maruz bırakılıyorlar. Travmalarına yenilerini eklememek için başta çocuk hakları dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinden o süreçte destek istenebilirdi, pedagoglar eşliğinde çıkarılabilirlerdi. O dönemde çok sayıda sivil toplum örgütü buna aday olmuştu. Biz de o günlerde Barış için Kadın Girişimi olarak Sur&#8217;daki Dicle Fırat Kültür Merkezi&#8217;nde nöbetteydik ve bu talebi desteklemiştik. Şimdi ortaya çıkan görüntülerden bizler gibi o dönemde sivillerin çıkarılmasında, ablukanın kaldırılmasında ve sivillerin oradan çıkışı sırasında bağımsız gözlemcilerin bulunmasında ısrar edenlerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz. Üstüne üstlük sonrasında da bu çocukların bir kısmının ebeveynlerinin tutuklanıp aileleri olmasına rağmen bir cezalandırma biçimi olarak sosyal hizmetlere verildiğini öğrendik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg" alt="" width="586" height="554" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg 586w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845-320x303.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 586px) 100vw, 586px" /></p>
<h4>&#8220;Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Güvenlik tedbiri açısından montunu çıkarması istenebilir ancak ardından gerçekleşen süreçte gerçekçi bir risk olmadığı görünüyor. Ellerini kaldırarak savaş ortamından çıkmaya çalışan bir çocuk var. Bomba düzeneğinin olmadığı görülse dahi silah var mı diye bakılıyor galiba. İncecik giyinmiş, silah koyacak yer yok. İnce bluzun altında silah olamayacağı belli olsa da bluzunu kaldırmak, göbeğini, sırtını açmak zorunda kalıyor bir çocuk. Elinde silahı sürekli insanlara doğru olan o kadar askerin içinde bu çocuk silah taşısa ne yapabilir, neden taşısın? Çok sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, insanların yargısız infaz edildiği, yaşam mücadelesi verilen bir bölgede sadece oradan geçmeye çalıştığı her halinden belli olan bir çocuğa haksız güç uygulanıyor, bölgede süren, halka yöneltilmiş şiddetin bir parçası sadece. Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak. Güvenlik güçleri de öldürülüyor evet, hayatlarını korumak zorundalar. Ancak bunu gerçek dışı terör politikalarına göre yapamazlar. Çocukların sokakta, evlerinde, kucakta kurşunlanarak öldürülmesi ve bunu yapanların yargılanmaması da küçük çocuklara kadar varan terörize etme politikasının, ırkçılığın, nefretle toplumu kutuplaştırıp korku iklimi yaratma çabalarının parçası.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11188" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/burcu-colak-e1485598341942.jpg" alt="" width="470" height="451" /></p>
<h4>&#8220;Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Çocukların üstlerinin aranması prosedürünü cinsel istismar olarak değerlendiren insanlar var. Siz ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp: </strong></em>Çocukların maruz kaldığı küçük düşürücü muameleye, öldürülmüş insanların bedenlerinin yanından yürüyerek geçmek zorunda kaldıktan sonra böyle tehdit ve hakaret ortasında kolluk güçlerinin onların kıyafetlerini kaldırtmasına, her ne şekilde tanımlarsak tanımlayalım, isyan etmek, bu hak ihlaline itiraz etmek önemli. Şiddetin cinsel istismar olarak nitelendirilmesi veya nitelendirilmemesi bunu değiştirmez. Savaşta yaşatılan şiddetin tamamının cinsiyetlendirildiğini, savaşın kendisinin cinsiyetlendirilmiş bir olgu olduğunu BİKG olarak defalarca tartıştık. Bu, son abluka sürecinde mekanların yalnızca mermi ve bombalarla değil tecavüz tehditlerinin duvarlara yazılması yoluyla sembolik olarak da kuşatılmasıyla iyice açığa çıktı. Çocukların bu görüntüde maruz kaldığı şiddeti bağlamından kopuk olarak düşünemeyiz. Tüm bu gördüklerimiz hem o çocuğun hem görüntüleri izleyenlerin zihninde canlandırdığı tüm hayaletlerle anlamlı. Barış için Kadın Girişimi olarak çözüm sürecinde Lice&#8217;ye gitmiştik. Orada askerlerin çarşıda yürümesinin, karakol kulelerinden evlerin avlularının gözükmesinin bile kadınlar için &#8211; 90&#8217;lı yıllarda karakollardaki tecavüzlerin hatırasıyla &#8211; nasıl cinsel şiddet olarak yaşandığını dinlemiştik. Anonsla kazağını kaldırması istenen kız için de 104 gündür yaşadıklarının yanı sıra koskoca 90&#8217;lı yılların tarihinin anlatılagelen ağırlığı var. Tüm bunlarla birlikte şiddetin kendisinin, çocuklara neyin yapılıp yapılmadığından bağımsız olarak cinsel boyutları da olduğunu söylemek mümkün.</p>
<p><strong><em>Burcu Çolak:</em></strong> Montun çıkarılması ve geri giyilmesi istenebilir ancak ardından süren müdahale bölgede özel harekatçıların tanık olduğumuz tecavüzcü erkek şiddetinden farkı yok. Korku ve baskı kültüründe, güçler hiyerarşisi aşırılaştığında tedbirler, güvenlik işlevi olmayan işkencelere dönüyor. Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor. Yetişkinlerin arandığı güvenlik noktalarında çocukların da üzerlerindeki kalın ve bol kıyafetlerin,  -altında mutlaka kıyafetleri kalarak- çıkarılması istenebilir. Ancak çıplaklığa varan aramalar cinsel saldırı ve istismardır evet.</p>
<h4>&#8220;Tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı&#8221;</h4>
<p><strong>-Sizce bu tahliye süreci nasıl gerçekleşmeliydi?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Yukarıda da belirttiğim gibi tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı. Bu heyetin içinde pedagogların da yer almasıyla çocuklar için daha az travmatik bir ortam yaratılmaya çalışılabilirdi. Tüm bunlar defalarca dillendirilmesine rağmen gerçekleştirilmediği gibi üzerine bu görüntülerdeki sahneler yaşandı. Abluka kalktığında bile mahallelere uluslararası gözlemcilerin girmesine izin verilmedi.</p>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Aramalar yapılırken güvenlik güçlerine sınırsız yetki verilemez. Aranan insanın haklarını gözeten, psikolojik sağlığını koruyan, gerçekçi risk analizi yapabilen bir sistem geliştirilmeli. X-ray cihazı ya da el cihazı aramaları çıplak aramaların yerine kullanılmalı. Güvenlik güçleri aramayı gerçekçi analizlerle gerekli görüyorsa bunu minimal düzeyde yapmalılar, çocuğu endişelendirmeden, ellerini kaldırmasını istemeden, nazik konuşarak, seslerini yükseltmeden, montundan daha fazlasını çıkarmasını, üzerini açmasını istemeden yapılabilir.</p>
<h4>&#8220;Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Görüntüler Türkiye&#8217;deki çatışma ortamını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Türkiye&#8217;de artık çatışma ortamının bile çok ötesine geçmiş gergin ve her açıdan çok kutuplaşmış bir ortam var. Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor. Bazıları sadece bu görüntüde de değil, genel olarak bu tür görüntülerde yapılanları alenen alkışlayınca ve destekleyince bu, toplumun vicdanında derin yaralar açabiliyor; yarın öbür gün yüz yüze bakmayı zorlaştırıyor. Her gün böyle karşı karşıya gelişlerin onlarcası yaşanıyor; ama özellikle bu kadar açıkça çocuklara şiddet uygulandığını gösteren görüntülerin bilerek servis edilmesiyle yeni bir boyuta taşınıyor.</p>
<h4>&#8220;Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var&#8221;</h4>
<p><strong>-Savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak zarar gören çocukları korumak adına sivil toplum neler yapmalı?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var. Buna Olağanüstü Hal KHK&#8217;larıyla kapatılan dernekler arasında Gündem Çocuk gibi çocuklar yararına faaliyet gösteren bir derneğin bulunması bir örnek. Mesele Gündem Çocuk Derneği&#8217;nin yalnızca kapatılması da değil, aynı zamanda kapanmadan önce dahi Çocuklar için Barış Girişimi kapsamında çatışma bölgelerinde çocuklarla yapmak istedikleri (patlamamış maddelere dair farkındalık eğitimi gibi) çalışmaların sistematik bir biçimde yasaklanması. Böyle koşullar altında, savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak çocukları korumanın kendisi bile kolaylıkla &#8216;terörist faaliyet&#8217; olarak adlandırılabiliyor; dolayısıyla herhangi bir şey yapmak çok zor hale geliyor.</p>
<h4>&#8220;Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Sivil toplum, çocuk haklarını sürekli gündem yaparak önleyici tedbirlerde bulunabilir. Kapatılan Gündem Çocuk&#8217;un yaptığı gibi. Savaş ortamında devlete imzaladığı uluslararası sözleşmeleri hatırlatarak çatışma ortamında çocukları koruması için takipte olabilir. Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli. Çocuk katılımlı barış çalışmaları çocukların mağduriyet yaşadıkları süreçte özne haline gelmelerini sağlamak için mutlaka yapılmalı. Çocukların politik özneler olduğunu gerçeği iktidar ve ana akım medya tarafından &#8220;Çocuklar sokağa sürülüyor&#8221; şeklinde veriliyor. Çocuklar içinde büyüdükleri gerçeklik neyse onu yaşıyorlar. Savaşta büyüyorsa tabii ki buna direnen oluyor. Etkilendiği neyse tam da onda etkin olma, sokağa çıkma, eylem yapma hakkına sahipler. Sivil toplum iktidara ve medyaya karşı bunu hatırlatmalı, savunmalı. Bu durum çocukların yaşamını korumakla çelişen bir şey değil. Etkilendiğinde etkin olma savaş bölgelerindeki çocuklara iyi gelen, sağlıklarını korumalarına, mücadele gücü kazanmalarına sebep olan bir durum. Kendi iradeleri ile katılımlarını sürekli engellemek gerçekçi değil. Devletse çocukların hayatını korumakla yükümlü. Çocuklar zaten bölgede devlete karşı direniş gösteriyorlar. Çocukların politik katılımı ve yaşam hakları, ikisi de devlet tarafından reddedilen bir durum. O nedenle mesele çocukların sokağa çıkması değil. Çocuklarda silah yok, onlara doğrultulmuş silahlar var. Travma sonrasında ise gönüllü psiko-sosyal destek ağlarının oluşturulması, ulaşılabilir ve nitelikli olması gerekli.Türkiye&#8217;de PSDA, İHD, THİV gibi örgütlenmeler bunu dayanışma ile gerçekleştirmeye çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TODAP Eleştirel Psikoloji Tartışmaları devam ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/12/todap-elestirel-psikoloji-tartismalari-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2017 08:22:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel Psikoloji Tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[iclal incioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[klinik sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10898</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, eleştirel psikolojide kuram ve uygulamaların tartışıldığı buluşmaların üçüncüsünü düzenliyor. 13 Ocak Cuma günü gerçekleşecek etkinlikte İclal İncioğlu&#8217;nun Klinik Sosyal Psikoloji üzerine yapacağı sunumun ardından katılımcılarla birlikte tartışmalar yürütülecek. TODAP, eleştirel psikolojiyle ilgili bir dizi sempozyum ve etkinlik düzenlemiş ve Eleştirel Psikoloji kitabını Türkçeye kazandırmış ekibin de içinde olduğu bir dernek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/12/todap-elestirel-psikoloji-tartismalari-devam-ediyor/">TODAP Eleştirel Psikoloji Tartışmaları devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, eleştirel psikolojide kuram ve uygulamaların tartışıldığı buluşmaların üçüncüsünü düzenliyor. 13 Ocak Cuma günü gerçekleşecek etkinlikte İclal İncioğlu&#8217;nun Klinik Sosyal Psikoloji üzerine yapacağı sunumun ardından katılımcılarla birlikte tartışmalar yürütülecek.</strong></h3>
<p>TODAP, eleştirel psikolojiyle ilgili bir dizi sempozyum ve etkinlik düzenlemiş ve Eleştirel Psikoloji kitabını Türkçeye kazandırmış ekibin de içinde olduğu bir dernek olarak, bir süredir herkesin katılımına açık Eleştirel Psikoloji Tartışmaları düzenliyor. Bir önceki etkinlikte Alman Eleştirel Psikolojisini tartışmaya açan TODAP, bu sefer Klinik Sosyal Psikoloji üzerine bir buluşma düzenliyor. İclal İncioğlu&#8217;nun yapacağı sunumun ardından katılımcılarla beraber yürütülecek olan tartışmalarda klinik sosyal psikolojinin temel kavramları ve bu kavramların sahaya yansımaları konuşulacak. Ücretsiz ve herkesin katılımına açık olan etkinlik için bir okuma listesi de bulunuyor.</p>
<p><strong>Mekan:</strong> Leylek Cafe Sanat Evi</p>
<p><strong>Tarih</strong>: 13 Ocak 2017</p>
<p><strong>Saat:</strong> 20.30</p>
<p>Etkinlik sayfasını incelemek için <a href="https://www.facebook.com/events/175192869626955/" target="_blank">facebook.com </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/12/todap-elestirel-psikoloji-tartismalari-devam-ediyor/">TODAP Eleştirel Psikoloji Tartışmaları devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>13 yaşında su satan bir kıza satış eğitimi verdirebilir misiniz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/25/13-yasinda-su-satan-bir-kiza-satis-egitimi-verdirebilir-misiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 12:37:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Can Önalan]]></category>
		<category><![CDATA[cimri.com]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İşçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Koman]]></category>
		<category><![CDATA[gündem çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta hafta cimri.com CEO’su Linkedin’de caddelerde su satan 13 yaşındaki bir kızdan satış eğitimi aldıklarını anlatan bir yazı yayınladı. Küçük kızın satış motivasyonunu ve yöntemlerini dinlemek istediklerini anlatan bu yazı olumlu ve olumsuz tepkiler aldı. Bu eğitimin çocuk hakları ve çocuk pedogojisi açısından doğurduğu sonuçlar hakkında Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman ve Toplumsal Dayanışma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/25/13-yasinda-su-satan-bir-kiza-satis-egitimi-verdirebilir-misiniz/">13 yaşında su satan bir kıza satış eğitimi verdirebilir misiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen hafta hafta cimri.com CEO’su Linkedin’de caddelerde su satan 13 yaşındaki bir kızdan satış eğitimi aldıklarını anlatan bir yazı yayınladı. Küçük kızın satış motivasyonunu ve yöntemlerini dinlemek istediklerini anlatan bu yazı olumlu ve olumsuz tepkiler aldı. Bu eğitimin çocuk hakları ve çocuk pedogojisi açısından doğurduğu sonuçlar hakkında Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman ve Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği’nden Can Önalan’la konuştuk.</strong><span id="more-10250"></span></p>
<p><strong>Ezgi Koman bu yazıda<sup>1</sup> bahsi geçen eğitimin bir dizi suç ihlali içerdiğini söyledi ve nedenlerini açıkladı </strong></p>
<h4><strong>“Bu haber suç ihbarı olarak düşünülmeli”</strong></h4>
<p><em>Ezgi Koman:</em> Açıkçası bu haber suç ihbarı olarak düşünülmeli. Çünkü 13 yaşındaki çocukların Türkiye&#8217;de çalıştırılması yasak ve yasalar çocukları çalıştıranlar hakkında, tıpkı CEO gibi, işlem yapılmasını öngörüyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuklar çalışırken tacize, şiddete maruz kalabiliyor, trafik kazaları geçirebiliyor, yaşamlarını kaybedebiliyor&#8221;</strong></h4>
<p>Anlaşılan CEO 13 yaşında çocukların çalıştırılmasının bir suç olduğunu ya bilmiyor ya da umursamıyor. Bu olay bize kendisinin &#8220;çocukluğunda su satarak zenginleşen film kahramanlarına, öykülerine pek inanan birisi olduğu izlenimini veriyor. Lakin anlaşılan CEO&#8217;nun yine bilmediği bir şey var: Çocukların sokakta su ya da başka bir şey satarken ne tür tehlikelere maruz kaldığı.<br />
Çocuklar çalışırken tacize, şiddete maruz kalabiliyor, trafik kazaları geçirebiliyor, yaşamlarını kaybedebiliyor. Bu durumu çok sempatik bir olaymış gibi göstermesi gerçekten büyük bir &#8220;aymazlık&#8221;. G.&#8217;nin su satıyor olmasını sanki kendi tercihiymiş gibi düşünerek, o yaştaki bir çocuğun çalışmasının asıl sebebinin;  ailesinin yoksulluğuyla yani dünyadaki eşitsizlikle ve adaletsizlikle ilgili olduğunu umursamıyor. Ayrıca 13 yaşındaki çocuğun kimliğini deşifre ederek onun özel hayatına saygı ilkesini de ihlal ediyor. Çok sempatik ve iyi bir şey yapıyormuş gibi görünerek aslında kendi çıkarı için çocuğun durumunu kullanıyor. Unutmaması gereken bir şey var ki olması gereken 13 yaşındaki bir çocuğun sokaklarda su satması değil isterse ileride satış işleri yapabileceği, istediği alanda  kendini gerçekleştirebileceği, geliştirebileceği olanağa ulaşması ve bunun için eğitim hakkına erişmesinin gerektiği.</p>
<p><strong>TODAP gönüllüsü Can Önalan ise eğitimin sakıncalı ve olumlu yönlerini sıraladı. Bu eğitimi vermenin söz konusu kız çocuğu için anlamına da dikkat çekti.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10252" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/cocul-isci-2.png" alt="cocul-isci-2" width="667" height="172" /></p>
<h4><strong>&#8220;Bir satış ekibi karşısında eğitim vermek G.&#8217;yi mutlu edebilir, özgüvenini ve mücadele azmini arttırabilir&#8221;</strong></h4>
<p><em>Can Önalan: </em>G.&#8217;nin tam olarak ne hissettiğini uzaktan bilemeyiz. CEO’nun ona bir satış ekibi karşısında eğitim verdirmesinin onu mutlu etmesi ve özgüvenini, mücadele azmini arttırması hayli muhtemel. Fakat CEO’nun verdirdiği eğitimin birçok sakıncalı yönü var. Öncelikle çocuğun okuması ve kendini sosyal, bilişsel ve fiziksel açıdan geliştirmesi gereken bir dönemde zor şartlarda çalışıyor olmasının bir sorun olarak ele alınmadığını görüyoruz. Yaşam koşulları yüzünden bu işi yapan kız, bunun getirisi olarak yüksek bir satış motivasyonuna ve para kazanma azmine sahip olabilir. Bu erken yaşında paranın hayatında önemli bir yer kaplıyor olması, dünyayı, çevresini, sosyal ilişkileri algılayış biçimlerini etkileyebilir. Rekabet kültürü içerisinde ve doğadaki suyun bile metalaştığı ilişkiler ağında yetişmesi insanın daha ticari bir algıya sahip olmasına sebep olabilir.</p>
<h4><strong>“G.&#8217;nin zor koşullarda çalışma şartlarının pekiştirilmiş olması çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor”</strong></h4>
<p>Ayrıca CEO’nun davranışı hem o kız çocuğu hem de çevredeki insanlar için küçük yaştan itibaren azimli, motivasyonu yüksek, çalışkan insanların iyi kazanacağı, hayatta başarılı olacağı ve yüksek pozisyonlara geleceği inancını besliyor. Halbuki insanların çalıştığı kadar kazanmadığı, insanlara kendilerine sunulan imkanların farklı düzeylerde olduğu, eşitsizlikle ve adaletsizlikle dolu bir toplumda yaşıyoruz. Şirket CEO’su olmakla, şirketin satışlarıyla sokakta su satmanın arasında paralellikler kurulması, birinin diğerinin devamı ve uzantısı olarak görülmesi bu eşitsizlikleri besliyor. Eğitimin G. için olumlu bir anlam taşımasının yanı sıra onun bu zor koşullarda çalışma davranışının pekiştirilmiş olması, hem G.&#8217;nin kendisi için, hem de insanlara verdiği çocuk işçiliğini normalleştirmeye yönelik mesaj açısından olumsuz bir nitelik taşıyor.&#8221;</p>
<ol>
<li>
<h6><a href="https://www.linkedin.com/pulse/caddede-su-satan-g%C3%BClrudan-sat%C4%B1%C5%9F-e%C4%9Fitimi-ald%C4%B1k-serkan-ko%C3%A7">https://www.linkedin.com/pulse/caddede-su-satan-g%C3%BClrudan-sat%C4%B1%C5%9F-e%C4%9Fitimi-ald%C4%B1k-serkan-ko%C3%A7</a></h6>
</li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/25/13-yasinda-su-satan-bir-kiza-satis-egitimi-verdirebilir-misiniz/">13 yaşında su satan bir kıza satış eğitimi verdirebilir misiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
