<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivil Toplumda Yabancı Fon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-yabanci-fon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-yabanci-fon/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Oct 2021 09:53:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sivil Toplumda Yabancı Fon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-yabanci-fon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Mevzuat Değişmeli; STK ve Kamu Temsilcilerinden Bağımsız Bir Yapı Oluşturulmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/mevzuat-degismeli-stk-ve-kamu-temsilcilerinden-bagimsiz-bir-yapi-olusturulmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 08:53:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Gür]]></category>
		<category><![CDATA[Filantropi]]></category>
		<category><![CDATA[fon]]></category>
		<category><![CDATA[sivil düşün]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Yabancı Fon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73404</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Mevzuat kökten değişmeli; şeffaflık ve hesap verebilirlik için STK ve kamu temsilcilerinden oluşan bağımsız bir yapı oluşturulmalı.” Türkiye’de sivil toplumun fon kullanmasına ilişkin bu genel değerlendirmeyi yapan AB Sivil Düşün Programı’ndan Emre Gür, fon alan STK’ların bağımsızlıklarını ve şeffaflıklarını korumasının önemini vurguluyor;  yasal değişikliklerin yapılması durumunda sivil toplumun kaynaklarının çeşitleneceğini söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/mevzuat-degismeli-stk-ve-kamu-temsilcilerinden-bagimsiz-bir-yapi-olusturulmali/">‘Mevzuat Değişmeli; STK ve Kamu Temsilcilerinden Bağımsız Bir Yapı Oluşturulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil toplumun fon kullanması ve fon alan STK’lara yönelik iddia ve suçlamaları ele aldığımız dosyanın bu bölümünde, Avrupa Birliği (AB)  fonları konusunda uzman olan Emre Gür’ün görüşlerine yer veriyoruz. AB’nin en önemli programlarından biri olan Sivil Düşün’de Sivil Toplum Kilit Uzmanı olarak görev alan Gür, aynı zamanda Türkiye Avrupa Vakfı’nda AB mali yardım aracının takibi için kurulmuş olan izleme ağının kurucu yöneticilerinden biri. </span></p>
<h5><b>‘Fon Alan STK’larda Araçsallaşma</b><b> ve</b><b> Fon Bağımlılığı Riski Var’</b></h5>
<p><b>STK’ların, yabancı kuruluşlardan fon alması, sivil toplumun sivilliğine ve bağımsızlığına zarar verir mi? Genel olarak fon kullanmak sivil toplumun &#8216;sivilliğine&#8217; halel getirir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-73405 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-gur.jpg" alt="Emre Gür" width="253" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-gur.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/emre-gur-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 253px) 100vw, 253px" />Bu alanda çizilmiş olan temel standartlarla uyumlu olduğu sürece tabi ki hayır. Ama bu pek çok boyutuyla ele alınması gereken bir konu. Fon veren kurum kim, hangi şartlarla kime vermekte. Türkiye’de sivil toplum oluşumunun görece yeniliği bu alanda da tartışmayı biraz geç gündeme getirdi sanırım. Benim AB destekli projeler ile olan geçmişim üzerinden bu konuya daha kolay bir cevabım var genelde: AB değerlerine uygunluk kriterleriyle uyumluluk. Kurumlar şeffafsa, evrensel insan hakları normlarının dışına çıkmıyorlarsa buna sağlam- sağlıklı bir ilişkidir diyebilirim. Aksi için ise tabi yine pek çok örnek sıralanabilir.</span></p>
<p><b>Sivil toplumun ulusal ya da ulusaşırı, çeşitli kuruluşlardan fon temin etmesinin sivil topluma olumlu ve olumsuz etkileri neler olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum özünde ne şirket gibi kâr amacı ile kurulmuş ve iş yürüten bir yapı ne de vergilerle işleyen bir mekanizma. Amaçladığı değişim ve hedefler doğrultusunda kaynak geliştirmesi doğal ve bunu ulusal ya da ulusaşırı kanallardan yine yukarıda sözünü ettiğim değerler çerçevesinde yapıyorsa bu gayet sağlıklı bir ilişkidir. Gerekli değişime kaynak doğru bir aracıyla aktarılmış olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun fon almasının olumsuz denebilecek risk boyutu iki yönlüdür. Birisi araçsallaşma; fon veren kuruluşun bu fon karşılığında yararlanıcıyı baskılaması, amaçlarına alet etmesi ve işin çerçevesi dışında da kendine bağlaması. İkincisi ise finansal sürdürülebilirlik kaygısı üzerinden fon bağımlılığı. Temel kuruluş amacından koparak, var oluş kaygısıyla doğru bildiğinden çok, fonların yönlendirmesi ile hareket etmek.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">AB, fon kullandırırken belirli bir dış değerlendirme, filtreleme sistemi ve buna karşılık gelen standartlaşmış başvuru formları kullanır.</span></p></blockquote>
<p><b>Proje yazım ve değerlendirme süreçleri nasıl işliyor? Fonlar karşılıksız mı veriliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-73467 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ab-sivil-dusun-programi-1.jpg" alt="" width="364" height="209" />Burada süreçlerine hâkim olmadığım kurumlar adına çok net şeyler söylemem mümkün değil.  Ancak genel olarak şunu söylemek lazım; insan hakları ve demokrasi temelinde çalıştığını iddia eden, bu değerler bütününe saygı duyarak ve bu değerler çerçevesinde bir ekosistemde varlığını sürdüren kurumların, bunların aksi yönünde hareket etmesi zordur. Bu da fonların değerlendirme sürecinde mümkün olabildiğince tarafsız kontrol mekanizmalarının işletilmesini öngörür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine daha çok uzmanı olduğum alandan örnek vermek gerekirse; AB, fon kullandırırken, özellikle belirli bir dış değerlendirme ve filtreleme sistemi ve tabi ki buna karşılık gelen standartlaşmış başvuru formları kullanır. Burada bahsettiğim mekanizma, milyarlarca avroluk bir hibe dağıtım mekanizmasına referans veriyor, bunu akılda tutmak lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi bu seviyede bir kaynak aktarımı ister istemez, bazı konularda teknik bilgi birikimi iyi olan ve proje yazımında uzman kurumların öne geçmesini de sağlıyor. Senelerdir Türkiye&#8217;de pek çok kapasite geliştirme programı vermiş biri olarak, nedense bu alanda çok ciddi bir ilerleme de sağlanmadığını söyleyebilirim. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">AB fonlarında gündemin değişme hızı ve insanların bireysel aktivizmle daha fazla manevra alanı bulmasından dolayı, artan talebe karşılık gelen hızlı ve esnek küçük destek mekanizmalarının güçleniyor</span><b>.</b></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanı sıra, bence çok önemli gelişmelerden bir diğeri; gündemin değişme hızı ve insanların bireysel aktivizmle daha fazla manevra alanı bulması gibi nedenlerden dolayı, artan talebe karşılık gelen hızlı ve esnek, küçük destek mekanizmalarının güçlenmesi. Türkiye Sivil Düşün programı ile bu alanda Avrupa içerisinde de örnek bir oluşumun başlangıcını yapan ilk ülkelerden biri oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsettiğim bu yapı, karmaşık başvuru süreçlerinden ve belirli uygulama zorluklarından başvurucuları kurtarıp, olabildiğince sadeleştirmeyi hedefliyor.  Sayısı da giderek çoğalmakta; Etkiniz, STGM&#8217;nin programları derken aynı dönemde sayısı 10&#8217;a yaklaşan benzer programla AB&#8217;nin giderek bu alana yoğunlaştığını söyleyebiliriz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hem kamu kurumları hem STK&#8217;lar, dış kaynakların kullanımında hesap verebilirlik, yerinde kullanım, şeffaflık gibi konulara azami özeni göstermelidir.</span></p></blockquote>
<p><b>Türkiye’de kamu kurumlarının AB ve diğer uluslararası kuruluşlardan büyük miktarda fon almasına karşın, sivil toplumun benzer fon kaynaklarından yararlanması neden yasadışı ya da meşru değilmiş gibi gösteriliyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tamamen siyasal iklimle alakalı bir konu ve aslında çok yeni bir konu da değil. Her zaman kullanışlı olan bir “dış mihraklar” korkusuyla perçinlenen ve bu alanda bilgi eksikliği ile ilgili de olan bir mevzudur.  Benzerini Macaristan ve Rusya gibi ülkelerde de zaman zaman görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konunun özü şu: hem kamu kurumları hem STK&#8217;lar, dış kaynakların kullanımı gibi alanlarda temel prensipler doğrultusunda örneğin hesap verebilirlik, yerinde kullanım, şeffaflık gibi konulara azami özeni göstermelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB özeline bakacak olursak, aslında Türkiye’de AB kaynakların çok daha büyük kısmı kamuya gitmekte ve buradan STK&#8217;lara ayrılan fonlar toplam paket içerisinde önemli gibi gözükse de sadece küçük bir kısmı oluşturmaktadır. </span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Fon Kullanımında Yetersiz Kalan Mevzuat Kökten Değişmeli’</b></h5>
<p><b>Türkiye’de mevzuat, STK’ları kullandığı fonların şeffaflığı ve hesap verebilirliği için yeterli mi?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-73468 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/Turkiyede-Yardim-Toplama-Mevzuatina-Dair-Degerlendirme_-Sorunlar-ve-Engeller.jpg" alt="" width="238" height="340" />Ne yazık ki yeterli değil. Bu hem AB destekli hem de yerelde pek çok kurumun kendi imkânlarıyla üzerine düştüğü, çalışmalar yaptığı bir alan. TÜSEV&#8217;in bu alanda kıymetli çalışmaları var; herkese takip etmelerini öneririm. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü de bir süredir konu üzerine çalışmalar yapıyor. İyi örneklerin toparlanması, derinlemesine çalışmalar, anketler önemli çalışmalar ancak tabi ki bunlar ciddi bir değişiklik yaratmadı. Bu konunun kökten bir kurumsal yapılanma ile çözülebileceğine inanıyorum. </span></p>
<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2860.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Yardım Toplama Kanunu</span></a><span style="font-weight: 400;"> kesinlikle değiştirilmeli ve vergilendirme ile ilgili alanda kamu yararı statüsü gibi işlerle ilgili daha kapsayıcı bir sürece gidilmeli. Bu durumda aslında sivil toplumun kaynaklarının da çeşitlenmesi daha rahat olacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz Yardım Toplama Kanunu’nda iyileştirme beklerken, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Kanun burada büyük bir sürpriz oldu. Türkiye’de bu kanun dahil mevzuatın terörün finansmanının önlenmesi ilgili asgari koşulları belirlemesi gerekir. Sivil toplumun da bu konuda hesap verebilir olmak konusunda ne kadar gönüllü olduğu sorusunu da bir kenara koymak lazım. Yurtdışında şeffaflık ve hesap verebilirliği teşvik eden çok önemli inisiyatifler var. Türkiye&#8217;de </span><a href="https://acikacik.org/?gclid=Cj0KCQjwu7OIBhCsARIsALxCUaPUuoosZh34Z0CTp7h16EkQ5pdQjQhM0EVB9wOVyAK8cXcz8KHlaWEaAjR7EALw_wcB" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Açık Açık Platformu</span></a><span style="font-weight: 400;"> bununla ilgili güzel bir örnek oldu, bu örneklerin çoğalması lazım. </span></p>
<h5><b>‘STK ve Kamu Temsilcilerinden Oluşan Bağımsız Bir Yapı Oluşturulmalı!’</b></h5>
<p><b>Yurt dışından ve yurt içinden çeşitli fonlardan yararlanan STK’ların, aynı zamanda bağımsızlıklarını ve şeffaflıklarını koruması için ne yapılmalı? STK’lar nasıl bir yok izlemeli? Bu konuda Türkiye’de iyi uygulama örnekleri var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şeffaflık ve hesap verebilirlik bu konuda anahtar. Fon alan ve fon veren kuruluşlar zaten mümkün olduğu ölçüde bunu sağlamaya çalışıyorlar. Türkiye’de bu prensipleri üyelik şartı olarak ön koşan Açık Açık buna iyi bir örnek. Şeffaf ve hesap verilebilir şekilde fon kaynaklarını paylaşan kurumların bilgileri de kötüye kullanılıyor bazen. Mesele Medyascope örneği çok tartışıldı. Yayın çizgisi, içerideki ekibi gayet net bilinen bir bağımsız medya kuruluşu, şeffaf bir şekilde yayınladığı bağışçı listesinden eleştirilmeye çalışıldı. Yani kurum zaten bunu yayınlamış sitesinde, bağımsız medyayı Rusya&#8217;dan bir kurumun destekleyeceği düşünülemez herhâlde&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence en temel meselelerden birisi, kamunun denetim mekanizmasından ziyade STK ve kamu temsilcilerinden oluşan bağımsız bir yapının daha katılımcı temelde genel çizgileri oluşturup hesap verebilirlikle ilgili faaliyet göstermesi. Yani bu konuda da bir iyi uygulama örneği vermek gerekirse İngiltere bence gayet iyi bir model olabilir.</span></p>
<h5><b>‘Sivil Toplum Bağışları Doğru Yönlendirmeli’</b></h5>
<p><b>Türkiye’de STK’lar filantropi- hayırseverlik yoluyla hem ulusal hem uluslararası düzeyde ne kadar kaynak bulabiliyor? Türkiye’de hangi kuruluşlar filantropi yapıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73469 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/tusev-bagis-toplama-faaliyetleri.png" alt="" width="241" height="352" />Türkiye&#8217;de güçlü bir filantropi refleksi var ama kurumsallaşması ciddi bir mesele.</span><span style="font-weight: 400;"> Burada </span><span style="font-weight: 400;">seküler ve seküler olmayan ayrımını yoğun görüyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"> Seküler olmayan STK&#8217;lar, özellikle Türkiye&#8217;nin BM Güvenlik Konseyi&#8217;ne adaylığı döneminden beri küresel anlamda da giderek güçleniyorlar. Zira siyasi idare de bu alanda olası işbirliklerinin nasıl kullanılabileceğine kafa yordu, önemini fark etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filantropi ve bağışçılık daha çok beraber ele alınması gereken bir konu tabi. Burada bağışların bir STK&#8217;da toplandıktan sonra nasıl kullanıldığı ile ilgili yine hep konuştuğumuz değerler etrafında hesap verebilir olması önem kazanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda çok güncel bir örnek paylaşmak isterim. Yangınlar sırasında yükselen yardımlaşma isteği aslında ilk etapta yoğun ihtiyaç olmayan hatta bu konu özelinde hiç ihtiyaç olmayan bir alanda yoğunlaştı. Alanında en çok bilenen kuruluşlarımızdan biri hem kurumsal hem bireysel bağışçılardan yoğun bir fidan bağışı aldı. Ancak kurumun başkanı bir röportajında, aslında fidan ekiminin gereksiz olduğunu, toplumsal baskı ile yapıldığını anlattı. Sivil toplumun rolü burada aslında hem bilgilendirme hem yönlendirme de olmalı. Asıl soru şu: “Bu kadar önemli bir kaynağı doğru yönlendiriyor muyuz?”</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">AB dış yardımlarının temelini oluşturan hak odaklı yaklaşımı genişletmek önemli.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim Sivil Düşün’de çok vurguladığımız bir kavram var: “hak odaklı yaklaşım”. Hak odaklı yaklaşım, yapılan her türlü filantropi işinin bir hak odağında güçlendirme bileşeninin olması. AB dış yardımının da esası artık bu temele oturuyor ama bu alanı genişletmek önemli. Öğrencilere burs veriyoruz ama ya veremediklerimiz. Yanan yerlere fidan dikiyoruz peki ya önümüzdeki dönemde kaybetme ihtimalimiz olanlar?</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmalarda benim gördüğüm en temel mesele, bilgi eksikliğinin nasıl manipülasyona neden olduğu idi. Fon konusu da dahil olmak üzere, her konuda doğru bilgi, hesap verebilirlik, doğru yönlendirme temel esaslardan biri olmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dosyanın diğer yazılarına </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplumda-yabanci-fon/" target="_blank" rel="noopener"><b>buradan</b></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/12/mevzuat-degismeli-stk-ve-kamu-temsilcilerinden-bagimsiz-bir-yapi-olusturulmali/">‘Mevzuat Değişmeli; STK ve Kamu Temsilcilerinden Bağımsız Bir Yapı Oluşturulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 11:03:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[AB Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[AB fonları]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Kaymakcı]]></category>
		<category><![CDATA[Nurcan Baysal]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve fon]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Yabancı Fon]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSEV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sınırlı kaynaklarla faaliyetlerini sürdürmeye gayret eden STK’ların fon kullanımının şaibeli ve yasadışı gösterilmesi sivil topluma zarar veriyor. Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), fonların kötüye kullanılmasının ilgili mercilerin sivil toplumu destekleyici bir yaklaşımla ve gerekli tedbirleri alarak önlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Aktivist- yazar Nurcan Baysal ise fon almanın yasadışılaştırılmasını sivil toplum üzerindeki yoğun baskının devamı ve kötüye gidişin habercisi olarak görüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/">‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de bazı medya organlarının ABD merkezli bir vakıf tarafından fonlanması üzerinden başlayan tartışma, sivil topluma yönelik suçlayıcı ifadelerle sürüyor. STK’ların yabancı kaynaklardan fon alması “yasa dışı veya gayri-meşru” gösterilirken, Türkiye’de mevzuatın kullanılan yabancı kaynağı kamu otoritelerine bildirim zorunluluğunu içerdiği ve ilgili kamu kurumların uygulamada denetim süreçlerini işlettiği göz ardı ediliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73089 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/faruk-kaymakci.jpg" alt="" width="277" height="185" />Yabancı fon alınması konusuna dahil edilmesi gereken ilk aktör şüphesiz Avrupa Birliği (AB). Türkiye’de STK’ların fon kaynaklarının başat aktörü olan Avrupa Birliği’nin sivil topluma sağladığı destek, <a href="https://www.avrupa.info.tr/tr/abnin-sivil-topluma-destegi-36" target="_blank" rel="noopener">Türkiye’ye AB tarafından yapılan mali yardımın öncelikleri arasında yer alıyor</a>. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Faruk Kaymakcı, sivil toplumda fon tartışmalarına değinmemekle birlikte, AB üyelik sürecinde sivil toplumun üstlendiği role vurgu yaptı. “AB üyelik sürecimiz, kamu eliyle başladı; sürecin hızlandırılması ve başarıyla tamamlanması sivil toplumumuzun katılımı ve yönlendirmesiyle mümkün olabilecek.” <a href="https://twitter.com/frkkymkc/status/1420333705084772352" target="_blank" rel="noopener">diyen Kaymakçı</a>, Türkiye’de sivil toplumunun diğer Avrupa ülkelerinin sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmasının <a href="https://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/disisleri-bakan-yardimcisi-kaymakci-biz-ab-uyelik-surecinde-sivil-toplumu-onemsiyoruz-ankara-3126682/" target="_blank" rel="noopener">“çok anlamlı ve değerli</a>” olduğunu kaydetti.</p>
<blockquote><p>Yurt dışından fon alan kurumların bir kanıt gösterilmeden etiketlenmesi ve şaibe yaratılması, meşru şekilde faaliyet gösteren birçok kurumun itibarını zedeleyebilecektir.</p></blockquote>
<p>Fon tartışmalarına ilişkin olarak şu ana dek açıklama yapan tek STK Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73090 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev.jpg" alt="" width="240" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 240px) 100vw, 240px" />TÜSEV tarafından yapılan “<a href="https://www.tusev.org.tr/tr/duyurular/uluslararasi-fonlar-hakkinda#.YQEdf44zbIX" target="_blank" rel="noopener">Uluslararası Fonlar Hakkında</a>” başlıklı açıklamada, sivil toplumun demokrasinin gelişmesi ve toplumsal meselelerin çözümünde üstlendiği hayati rol ve bu işlevi yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu farklı gelir kaynakları hatırlatılıyor. Sivil toplumun yapısal sorunlarının yinelendiği açıklamada; Türkiye’de STK’ların erişebildiği kısıtlı ve çeşitliliği sınırlı fon kaynakları ile yeterince gelişmeyen bireysel bağışçılık kültürünün yanı sıra, Yardım Toplama Kanunu’nun kısıtlayıcı hükümlerine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Bu çerçevede, sivil toplumun işlevini sürdürebilmesi için yurt içi ve yurt dışındaki kaynaklardan hibe almasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiliyor ve “Yurt dışından fon alan kurumların bir kanıt gösterilmeden etiketlenmesi ve şaibe yaratılması, meşru şekilde faaliyet gösteren birçok kurumun itibarını zedeleyebilecektir.” uyarısında bulunuluyor. TÜSEV’in açıklamasının sonunda, kamu otoritesinin bir yandan fonların kötüye kullanımı ile tedbir alırken diğer yandan da STK’ların çalışmalarını destekleyici bir yaklaşımı önceliklendirmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Fon Alan STK’ları Yasadışılaştıranlar, Çıkarsız Desteğe İnanmayanlar&#8217;</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73091 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal-640x359.jpg" alt="" width="331" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal.jpg 980w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" />Tartışmalara ilişkin olarak Sivil Sayfalar’a konuşan Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün (DİSA) kurucularından olan ve halihazırda farklı uluslararası fon kuruluşları ve vakıfların Ortadoğu danışmanlığını yürüten yazar Nurcan Baysal, uluslararası düzeyde faaliyet yürüten ve fon alıp veren sivil toplum aktörlerinin “ajandası olan ve yasadışı faaliyetler içinde” olduğu önyargısındaki sorunlu zihniyetin temellerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Sivil toplumun kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yabancı ülke menşeli kuruluşlardan fon alarak bağımsızlığını ve sivilliğini koruyabileceğini söyleyen Nurcan Baysal’a göre ölçüt “STK’nın kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda fon alıp, alınan fonun o doğrultuda kullanılması”. “Yabancı menşeli kuruluşlar kendi gündemlerini dayatıyorlar” ya da “kendi ajandası ile gelen fon kuruluşu” iddiasının sivil alanı yönlendirmesi için fon vermenin ötesinde işleyişe, ilgili STK’nın yapısına ve daha birçok şeye daha müdahil olması ve o konularda söz hakkı olması gerekir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin STK’lar açısından kaynağın çok az olduğunu ve pek çok ülkenin tersine bireysel bağışçıların da yetersiz kaldığını hatırlatan Baysal, ayrıca fon sağlayıcı kuruluşların da gündeminde “Türkiye’nin bugün en yaşamsal ihtiyaçları olan barış, eşitlik, demokrasi, adalet, insan hakları meseleleri” gibi konuların pek yer bulmadığına dikkat çekiyor. Sivil topluma aktarılan kurumsal hayırseverlik (filantropik) desteklerinin de daha çok Sabancı, Koç, Özyeğin, Eczacıbaşı gibi büyük ailelerin vakıfları ve holding vakıfları ile sınırlı kaldığına dikkat çeken Baysal, bu koşullarda sivil toplumun yabancı kaynak arayışının kaçınılmaz olduğuna vurgu yapıyor.</p>
<blockquote><p>Türkiye’den bir fon kuruluşu gider Gana’daki çocuklar ölmesin diye oradaki çocuk STK’larını fonlar, ABD’den bir Vakıf gelir çok kültürlülük devam etsin, Anadolu’nun halklarının mirasları yaşasın diye Türkiye’deki bir STK’yı insanlığın ezgileri kaybolmasın diye fonlar.</p></blockquote>
<p>Türkiye’de “kimse kimseyi boşu boşuna fonlamaz” sözünün toplumdaki algıyı yansıttığını ve fonlayan kişi ya da kurumun muhakkak arka planda bir amacı ya da çıkarı olduğuna inanıldığını söyleyen Baysal, bu yaklaşıma sahip kişilerin aktivistlerin ve sivil toplumcuların temel motivasyonlarını idrak edemediklerini kaydediyor:</p>
<p>“İnsan dediğimiz şey sadece bireysel çıkarı uğruna çalışan ve para kazanan bir canlı türü değildir. İnsanlar inandıkları şeyler uğruna, inandıkları dünya uğruna mücadele ederler. İnsanlar bireysel çıkarı olmaksızın, sadece hayalleri için, hayalindeki o dünyaya bir adım daha yaklaşabilmek için gider hiç tanımadığı bir ülkede çocuk yoksulluğunu da fonlar, gider Afrika’nın en uç köşesine milyonlarca çocuğu da aşılar. Türkiye’den bir fon kuruluşu gider Gana’daki çocuklar ölmesin diye oradaki çocuk STK’larını fonlar, ABD’den bir Vakıf gelir çok kültürlülük devam etsin, Anadolu’nun halklarının mirasları yaşasın diye Türkiye’deki bir STK’yı insanlığın ezgileri kaybolmasın diye fonlar. İnsanlık birbirine bağlıdır ve bu bağ bizi başka başka dünyalar, başka başka ülkelerde yaşananlara karşı da bir şey yapma ihtiyacına götürür. Yurtdışından gelen fon kaynaklarını krimanilize eden insanlar, o bahsettiğimiz hayallere sahip olmayan, insanların çıkarı olmaksızın bir şeyi destekleyebileceğine inanmayanlardır. İnanmıyorlar çünkü bu onlar için inanılmaz bir durumdur zaten. Osman Kavala meselesi gibi. Neden bir adam tüm bu iyilikleri, güzellikleri yapmış diye sorup duruyorlar. Çünkü onlara göre altında bir şey olması lazım.”</p>
<h5><strong>Türkiye’de STK’ların Varlığını Sürdürmesi Bir Mücadeleye Dönüştü!</strong></h5>
<p>Türkiye’de sivil toplumun fon almasının krimanilize edilmeye çalışılmasının, uzun zamandır sivil toplum üzerinde yoğun baskının devamı olarak gören Nurcan Baysal,  2016-2017’de çıkan OHAL Kararnameleri ile kapatılan ve mal varlıklarına el konulan binlerce STK ile Kavala, Gezi, Büyükada Davaları’nın sivil toplum üzerinde “Demokles’in kılıcı gibi sallandığını” ve  7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’u hatırlatıyor.</p>
<p>Tüm bu gelişmeleri, “korku iklimi yaratılması ve hak savunucuları ile STK’ların nefesinin kesilip çalışmalarının zorlaştırılması” olarak nitelendiren Baysal, “bugün Türkiye’de bir sivil toplum örgütü kurup, onu sürdürmeye çalışmak başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda” diyor.</p>
<p>“Hükümet kalan bir avuç STK’yı da bu şekilde kriminilize ederek, çalışamaz hale getiriyor” diyen Baysal, bu sürecin Rusya’daki gibi sivil topluma yönelik daha ağır bir yasanın önü açarak Türkiye’de sivil toplumun cenazesinin kaldırmasına doğru ilerlediği uyarısında bulunuyor. Baysal son olarak bu gidişe dur demek için kollektif mücadele vermek ve birlikte eylemenin yollarını bulmak gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>Sunay Demircan ile yapılan &#8220;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ&#8217;lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8221; başlıklı söyleşiye <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/">‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 14:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Chrest Vafkı]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Yabancı Fon]]></category>
		<category><![CDATA[STÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun fon kullanmasına ilişkin tartışmalar sürüyor. Görüşlerine başvurduğumuz uzmanlardan ilki olan sivil toplum alanında deneyimli isim Sunay Demircan, STÖ’lerin fon kullanma konusunu “hainlik” paranoyasından kurtularak, çok boyutlu haliyle görüp, değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Demircan’a göre, Türkiye’de sivil toplumun gelişmesinde ve hakların elde edilmesinde lokomotif görevi gören fonların şeffaf şekilde kullanılmasında etik bir sorun yok.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/">&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son birkaç gündür Türkiye gündeminin üst sıralarında, bazı basın yayın kuruluşlarının ABD merkezli Chrest Vafkı’ından aldığı hibenin “</span><span style="font-weight: 400;">fondaş medya” olarak haberleştirilmesi,</span><span style="font-weight: 400;"> ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un medyada yeni bir düzenleme yapılacağına ilişkin açıklamaları yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı Erdoğan verdiği röportajda “yalan haberi terörizmle eş düzeyde ve demokrasiye açık bir tehdit olarak gördüğünü” ifade ederek, Ekim ayında Meclisin açılmasıyla yürürlükte olan Sosyal Medya Yasası’na ek olarak geleneksel ve sosyal medyayı içeren yeni bir çalışma yapılacağını açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan’ın açıklamalarına ek olarak Fahrettin Altun, </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade” etmeyeceklerini söyledi ve &#8220;yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı” olduğunu kaydetti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıklamanın ardından, medyada yabancı fon tartışmalarına cevaben </span><a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/rtuk-yerli-ve-milli-medyamiz-yalniz-ve-sahipsiz-degildir"><span style="font-weight: 400;">RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu)</span></a><span style="font-weight: 400;"> ise yabancı kurum ve kuruluşların fonlarıyla Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren medya organları ile ilgili olarak “düzenleme ve denetleme faaliyetlerinin titizlikle yürütüldüğünü” belirterek, &#8220;Yerli ve milli medyamız yalnız ve sahipsiz değildir&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medya üzerinden yoğunlaşan bu tartışmalar, sivil topluma da yansıdı. Türkiye’de sivil toplumda özellikle Batı kaynaklı yabancı fon kullanan STK’lara yönelik 1990’lı yıllardan bu yana “casusluk ve vatan hainliği” gibi suçlamalar zaman zaman gündemde yerini alıyor. Medyascope ve medya üzerinden başlayan Batı kaynaklı fon kullanan kuruluşlara yönelik güncel tartışmada ise bazı yayın organları  “</span><a href="https://www.karar.com/gorusler/yabanci-vakiflar-ve-yerli-milli-hayirseverlerimiz-1625941"><span style="font-weight: 400;">Katar veya İslam Kalkınma Bankası fonlarının desteği ile faaliyetlerini sürdüren bazı STK projeleri ile haber-yorum sitelerini</span></a><span style="font-weight: 400;">”  hatırlatarak, “yabancı fon” polemiğinin gündeme getirilmesindeki samimiyeti sorguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alanda yerli ve yabancı fon kullanımını, bunun sivil toplumun sivilliğine olan etkilerini, Batı ve Doğu kaynaklı fon ayrımını ve dahasını Sunay Demircan ile konuştuk.   </span></p>
<p><b>STK’ların, yabancı ülke menşeli kuruluşlardan fon almasında, sivil toplumun sivilliği ve bağımsızlığı açısından bir sakınca var mı? Fon kullanmak sivil toplumun “sivilliğine” zarar verir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72931 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/civil-society.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="346" height="232" />“Sivillik ve sivil toplumun bağımsızlığından ne anlamalıyız?”  önce bunu açıklamak isterim. Öncelikle sivil toplum kavramını kısaca tanımlamamız gerekiyor.  Kavram, yani sivillik bize Roma’dan geliyor.  Temelleri Roma’da atılan insanın akıl, irade ve haklar gibi kavramların yeniden yorumlanmasıyla, yasanın birey – devlet ikiliğinde, bireyin haklarını gözetmesi ve hukukun gündelik yaşamın içine girmesi, özel mekanın da yasayla kamusal alandan ayrılan bir kategoriye kavuşmasıyla, sivil toplum bir medeniyet ve ilişkiler bütünü olarak oluşmaya başlıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alandaki örgütlü yapılara da biz STÖ, yani sivil toplum örgütü diyoruz. STÖ’lerin bağımsızlığı ve sivilliği için de belli kriterler var, nedir, toplum devletten ve piyasa dediğimiz özel sektörden bağımsız olacak, özerk, demokratik olacak, şeffaf olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlar kuşkusuz uluslararası ölçekte bilinen kavramlar; bence sivil toplum, değerler ve değerlerin ürettiği bağlar yani ilişkiler üzerine kurulan anlam düzlemi ile var oluyor. Bu anlamı taşıyan dil de önemli elbet.  </span></p>
<p>Bana göre tüm dünyada, günümüzde sivil toplumun yaşadığı temel sorun değerlerin zaman içinde aşınmasıyla, bağların kopuşu; bağlar ve değerler üzerine kurulu anlam düzleminin çökmeye başlaması. İnsanlar köşe bucak anlam arıyorlar ama bulamıyorlar. Düşünsenize, insan insana muhtaç lakin bu muhtaçlık halimizi unuttuk. Bir boşluğa doğru sürükleniyoruz ve sonuç olarak bu halimizi de son derece gergin, öfkeli, iteleyen ve öteleyen bir dille ifade ediyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemen etiket hazır, “vatan haini”. Bunu söylemek bu kadar kolay olmamalı değil mi? Adı sanı belli, şeffaf bir biçimde belirtilmiş, gizlisi saklısı da yok; kalk “desteklemiyorum” de, “katılmıyorum” de, “kınıyorum” de, ama “hain” de deme yani. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç itibarıyla  “fon kullanmak sivil toplumun &#8216;sivilliğine&#8217; zarar verir mi?” sorusuna yanıtım şu:</span> <span style="font-weight: 400;">bu bıçak sırtı bir durum. Alan ve veren arasındaki ilişki şeffaf ve denetlenebilir ise, mevcut yasalara da uygunsa, kurumların temel ilkeleri ve vizyonları ile de örtüşüyorsa ve yukarıdaki tanımlar çerçevesinde de sivillik kriterlerine göre yönetiliyorsa, “verir” demek doğru değil. Ama bunlara uymuyorsa ki, bunun örnekleri de çok, o zaman elbette verir. </span></p>
<h5><b>‘Kaynak Sadece Para Değildir’</b></h5>
<p><b>Kaynağı- fonu nasıl değerlendirmemiz gerekiyor?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynak sadece para değildir. Hatta para kaynağın sadece az bir bölümüdür. Soyut, somut, doğrudan, dolaylı, küçük ve büyük tüm değerler bence STÖ için kaynaktır. Örgütün ismi, logosu, ürettiği ve paylaştığı bilgiler, deneyimleri, uzmanları da kaynaktır.  Dolayısıyla bir sivil örgütün varlığı başlı başına kaynaktır, buradan hareketle bence bir örgütün gelecek hayali de kaynağa dönüşmek olmalıdır.  Yani, bu kaynak eşittir fon, fon eşittir para denkleminden çıkmak lazım, bu içine kapalı bir döngü. </span></p>
<p><b>STK’lar fon olarak sadece finansal destek mi alıyor? Bir örnek üzerinden gidersek, bir sivil örgütün yabancı ya da yerli kaynaktan fon alması sürecini ve bunun bağımsızlığı üzerindeki etkisini nasıl anlatırsınız?   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir STÖ, ilkeleri, varoluş amaçları ve ihtiyaçları çerçevesinde kaynak ile arasındaki ilişkiyi kurgular. Kaynak arayışında bağımsızlığına, sivilliğine tehdit oluşturmayan “kaynak yönetimi” ilkelerinin olması önemli.  Hele bu devirde, kaynağın çok daha titiz sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Sadece menşei itibarıyla değil, ihtiyacın gerçekliği, uygunluğu itibarıyla da.  </span></p>
<p><b>Yabancı kuruluşlar, fon dışında kaynak da sağlıyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette, bir örnek vereyim hemen, iyi oldu bu soru, hem şu &#8216;yabancı ile ilişki kuran haindir&#8217; konusuna da açıklık getirebilir. 90’lı yıllar, ulusal ölçekte çalışan, çok aktif bir doğa koruma örgütünde (dernek) çalışıyordum, devlet Fırtına Deresi üzerine baraj yapmaya kalktı ve işi de bir şirkete verdi. Biz de “bu baraj yapılmasın, fırtına korunsun” diye kampanya yaptık. Bir gün kapımız çalındı, baktık bir beyefendi, barajı yapacak şirketin sahibiymiş, bize işbirliği öneriyor, proje yapın, biz de parasal destek verelim diyor, ciddi de bir para öneriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, ama demiyor ki, “bu parayı alınca şu baraj itirazınıza da son verirsiniz”. </span><span style="font-weight: 400;">Ne yapacaksınız? Kaynak yerli mi? Yerli. Yasal mı? Yasal. Bağımsızlığıma müdahale ediyor mu? Hayır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama bir şey var ki, olmuyor, o da “etik kural”; yani örgütün vicdanı sana “dur” diyor. Almadık tabii, teşekkür edip gönderdik, sonra dava açtık ama mahkeme için de bilimsel rapor lazım, o zamanlarda da nehir tipi akışkan santrallere dair Türkiye’de uzman bulamadık, İngiltere’den bu gibi konularda fon sağlayan bir kurulaş başvurduk ve bize İngiltere’den konunun uzmanı bir hidrolog gönderildi. Bakın para yok ortada, sadece uzmanın masraflarını karşıladılar, geldi, çalıştı, raporunu hazırladı, o raporu taraflara sunduk, kampanya başarılı oldu ve zamanın yöneticileri “Fırtına korunacak, barajlar iptal” dediler. </span></p>
<p>Şimdi, duruma nereden baktığına bağlı değişiyor iş, “o baraj yapılmalıydı, İngiliz’in parasıyla geldin başımıza iş açtın hain” diyen çıkabilir (ama çıkmasın lütfen); &#8220;el değmemiş bir nehir kalsın şu ülkede, Allah razı olsun&#8221; diyen de çıkabilir.</p>
<p><b>Yani, yabancı destek olmasından çok, desteğin sizin ilkelerinizle ve ihtiyaçlarınızla örtüşüyor olması önemli diyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette… “Yabancının kendisini de parasını da istemiyoruz” demek her yere yapıştırılacak cümle değil. Yeri geliyor o sevilmeyen yabancı ,senin ülkene senden çok katkı sağlıyor.  Bakın, 1960’larda Davis diye bir İngiliz gelmiş Türkiye’ye, kendi kaynağını da bulmuş, yıllar boyu kalıp, Türkiye’nin florasını çıkartmış. 10 cilt ve sekiz bin küsur tür.  Adam gitti, biz ardından bir cilt ekleyebildik daha. Sonra İngiltere’de vakıf kurdu bu gibi çalışmaları desteklemek için.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eee… Arkeoloji de böyle değil mi? Ülkenin neredeyse tüm tarihi değerlerini onlar çıkarttılar, Göbeklitepe’den Çatalhöyük’e, Efes’den Troya’ya kadar.  Hala da bildiğim kadarıyla 30 küsur alanı yabancı fonlarla, yabancı ekipler kazıyor. Ne diyeceğiz şimdi? “Hırsız onlar gitsinler” mi? Bakın, şu meşhur Salda Gölü’nün kumullarının değerini bile NASA’dan öğrendik. “Aman yabancılar olmasa bittik, yandık, iyi ki varlar” demiyorum elbet, sadece her alanda iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu ve iş birliği yapanları da pür telaş hain ilan etmenin anlamsızlığını belirtmek istiyorum.</span></p>
<h5><b>&#8216;Yerli yada Yabancı Fon Kullanmak İlke ve Değerlere Aykırı Değilse Sivil Toplumun Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</b></h5>
<p><b>Yani, “yerli ya da yabancı fon-kaynak kullanmak, ilke ve değerlerine aykırı değilse, sivil toplumun sivilliğine zarar vermez” mi diyoruz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzin verelim de o örgütün sivilliğine üyeleri, yöneticileri karar versin biraz da. Yargılamaya ve infaza bayılıyoruz.  Mesela AB (Avrupa Birliği) fonları.  Kullananlar çok, o fonlar sayesinde son derece önemli işler de yapıldı, yapılıyor da. Türkiye’de pek çok konuda özgürlüklerin önünü açmış, lokomotif işlevi görmüştür AB destekleri.  Örneğin toplumsal cinsiyet eşitliği konularında yol alındıysa, bunda AB fonlarının ve kadın örgütlerinin çok büyük emeği ve etkisi vardır. Keza engelli haklarında da öyle. AB fonları sayesinde Türkiye’deki pek çok sivil toplum örgütü birbirinden haberdar oldu, kampanya yapmayı, yeni işbirlikleri oluşturmayı deneyimlediler. </span></p>
<blockquote><p>AB fonları Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin önünün açılmasında önemli işlev gördü.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de anayasa ve yasalarda yapılan önemli değişiklikler, AB uyum sürecinde elde edilen kazanımlar ve STÖ’lerin mücadeleleri sonucunda elde edildi. Bu nedenle “vatanı sattı” demek çok yanlış. Fon alırken titiz ve şeffaf davranılıyorsa, STÖ aldığı fonun hesabını üyelerine ve destekçilerine veriyor, yasalara uyuyor, etik titizlik gösteriyorsa bir sorun olmamalı. </span></p>
<p><b>Fon alan ve veren ilişkisine dair ne söylersiniz? Fon alan, fon verenin tahakkümüne mi giriyor? Fon alınca ne oluyor? Fon mantığını anlatır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/eu-fund.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="284" height="232" /></span>Ortada fon alan, fon veren ve denetleyen olmak üzere üç taraf var. Kaynak ayni veya finansal olabilir. Bu üç tarafın da kendilerince ilkeleri ve mevzuatları var. Veren taraf “sen şu koşullarda harcayabilirsin ve sonuçları bana raporlayacaksın, ben de seni verdiğim desteğin o yönde kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili denetleyeceğim” diyor. Ama “senin tüm işlerini denetleyeceğim, yönetimine müdahale edeceğim” demiyor. Derse zaten o zaman ortada kurumun bağımsızlığı kalmıyor. Desteği veren taraf, alana desteği nasıl kullanacağına dair bir yönerge iletir. Bu yönergede destek veren kurumun koşulları belirtilir, bunlar fon veren her kurum için değişebilir, bu normal çünkü o kurum da kendi varoluş ilkeleri çerçevesinde destekler veriyor. Şayet, desteği verenin yönergesiyle belirlediği talepler alan tarafın ilkeleri ve değerleri ile örtüşmüyorsa, bunları kabul etmez ve fonu kullanmaz. Buna rağmen kabul ediyorsa, bu kuşkusuz pürüzlü bir durumdur, &#8220;para olsun da nasıl olursa olsun&#8221; sivil alanın prestijine de leke düşürür ki her alanda olduğu gibi sivil alanda da pürüzlerin olması doğaldır.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada esas denetleyen taraf mevcut yasalar üzerinden kamu otoritesi ve o desteğin kullanımıyla ilgili kamu oyudur. Diyelim ki bir dernek hibe aldı ve bir kampanya için kullandı, kampanyanın ilgilendiği sorunun tarafları bu süreci denetlemeli, işin parçası olmalı, aktif katılmalı. Yoksa dernek aldı desteği, İstanbul’dan geldi, iki gün kalıp işi bitirip geri döndü, yereldekilerin de katılımı biraz göstermelik kaldı, bu gibi durumlar da oluyor elbet, işte bunu o sürecin parçası kılınan taraflar denetleyip, sorgulamalı, “arkadaş sen bu işi yapıyorsun da bizim haberimiz neden yok?&#8221; demeli. Sivillik sadece örgütün işi değil, paydaşlarının da sivil aklın ve çözümlerin parçası olması lazım ki, toplumun sivilliğinden söz edelim. </span></p>
<h5><b>‘Fonların Sivil Toplumu İşlevsizleştirecek Yönü de Var</b><b>!’</b></h5>
<p><b>Fonların kullanılması, şeffaflık ve hesap verilebilirlik konusunda Türkiye’de sivil toplumu düzenleyen mevzuat yeterli mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil alanda örgütlenmeye dair  ciddi problemler var. Bu problemlerin bazıları kamu otoritesi ile sivil toplum arasındaki sorunlardan kaynaklanıyor. Mevzuattan kaynaklanan sınırlamalar, uygulamada yaşanan sorunlar gibi.  Zaten biliyoruz, çünkü sivil alanın gündelik telaşında karşılaşılıyor bunlarla. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi burada ilgilendiren STÖ’lerin kendi içlerinki problemler. Yani biz STÖ’ler olarak biraz da kendimize bakmalıyız, hatta örgütlerin ötesine geçip toplumun sivilleşme talebine bakılmalı. Bu talebin evrimi ne alemde? “Fırsat vermiyorlar ki” diyerek uzaklaşmamak lazım, durumumuz her haliyle analize muhtaç. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela, fon önemli işleve sahip dedik ama, diğer yandan da STÖ’leri işlevsizleştirecek yönü de var. Fona bağımlılık diye bir durum söz konusu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllü katılım gittikçe azalıyor, aslında tüm Dünya’da bireylerin örgütlere katılımı düşüyor, bu düşüş Türkiye’de daha dramatik yaşanıyor. Yani, sivil alanda bir daralma varsa, bunun bazı nedenlerinin de bu tarafta aranması lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fon almak için STÖ proje yazmaya ve kaynak aramaya başlayınca işin rengi değişiyor. Finansal kaynak bulmak için proje yazmak gerekiyor. Bu da teknik bir donanım, kapasite gerektiriyor, kapasiten yoksa, iyi proje yazamıyorsan, sahada ne kadar iyi olursan ol destek alamıyorsun. Buyur işte, çıktı mı bir mesele? Diyelim ki yazdın projeyi aldın desteği, proje başladı, bunun o kadar prosedürü var ki, raporları, izlemeleri, sizi o bilgisayarın başına çakıp bırakır. Bir bakmışsın son geliyor, e o kadar insan proje için işe girmiş, ne olacak? İşten çıkartsan olmaz, ee ofis kirası, elektrik su parası, bir proje daha yazalım en iyisi… Buyurun işte döngüye girildi. Bu döngü örgütü sahadan çekiyor, sahadan çekilmek ne demek? Uğruna mücadele ettiğin çözüm ve soruna dair güncel veri elde edemiyorsun, işbirliklerini canlı tutamıyorsun, oradaki hayatın sürekli içinde kalamıyorsun. Bu da örgütü zaman içinde sentetik bir sürecin parçası kılıyor. Büyük risk.  Sivilleşmenin önünde tehdit aranıyorsa, bence en büyük tehdit budur.  </span></p>
<p><b>Türkiye’de STÖ’lerin fon bağımlılığı ne seviyede?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de STÖ’lerin çoğu bu durumda değil. Türkiye’de sivil toplumun kaynak bulması çok zor. AB fonları dışında fon yok zaten. Kamu, sadece kendi siyasi düşüncesi doğrultusunda olan STÖ’lere destek verdiğinden ve onun dışındakilerin varlığını yok saydığından, o zaman STÖ’ler de AB’nin kapsını çalıyor tabii. </span></p>
<h5><b>‘Türkiye’de Filantropi Alanında Çoğulcu Örgütlü Yapılar Yok!’</b></h5>
<p><b>Türkiye’de kaynak meselesi konusuna filantropiyi nasıl dahil edebiliriz? Hayırseverlik kaynak sorununu çözebilecek potansiyele sahip mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filantropiyi hayırseverlik olarak düşünürsek, Türkiye’de hayırseverlik hala çok güçlü ama onun da kendine özgü dinamikleri var. Mesela hayır öncelikle kendinden olana yapılıyor. Yani, kendi gibi olana gidip hayır yapıyor; kendi dininden, kendi mahallesinden, kendi kentinden veya etnik kökeninden olana.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de bağışçı dediğimiz kişi bunu bireysel olarak yapmayı tercih ediyor. Bir yere bağış yapacaksa, bunu aile ya da bir kuruma kendisi yapmayı tercih ediyor. Yani bir STÖ üzerinden bunu yapmıyor (gerçi yapanlar var, özellikle İslami vakıfların uluslararası yardımlarında ciddi örgütlü faaliyetler görüyoruz). Bu nedenle, Türkiye’de filantropi alanında herkese açık, çoğulcu, şeffaf ve geniş yelpazede çalışabilen örgütlü yapılar oluşamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnız, bir konu var ki, hemşehri örgütlerinin öneminin burada vurgulanması gerekiyor. Bu örgütler, sivil alanda ve yerelde çalışan, deneyim sahibi kurumlar, hemşehri örgütleri, basit dayanışma dernekleri gibi küçümseniyor ve sivil alanda yok sayılıyorlar. Bu ciddi bir zaaf ve körleşme hali. Bu dernekler de hak üzerinden hareket ediyorlar; geniş ağlar kuruyorlar ve ciddi kapsayıcılıkları var, “biz hak savunucusuyuz” diyen o büyük örgütlerden çok daha etkili bir kapsayıcılıktan söz ediyorum. Kendi içinde dayanışma geleneği, kuralları, yönetim yapısı, gönüllü hizmet mantığı, kaynak oluşturma teknikleri olan sivil yapılar bunlar. On binlerce var ve çoğu tahminlerin ötesinde aktifler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemşehri derneklerinin çalışmalarında anahtar kelime dayanışma. Bu çok önemli; biz dayanışmayı kaybediyoruz. Bu örgütler ise dayanışma ile yürüyor. Projeyi gömülenler diyalog için proje yapıyor ama yan masadaki arkadaşının çocuğunun adını bilmiyor mesela. Sentetikleşmeden biraz da bunu kast etmiştim. </span></p>
<h5><b>‘Demokratikleşme ve Sivilleşme istiyorsak, Kaynağı Batıdan Alacağız</b><b>’</b></h5>
<p><b>Kamuoyunda hep Batı kaynaklı fonlar konuşuluyor ve tartışılıyor. Katar, Çin ve Rusya’dan da bazı STÖ’lerin fon aldığını biliyoruz ama verilere çok hâkim değiliz. Kaynak konusunda Batı &#8211; Doğu vs ayrımı var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72933 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/turkiyede-ab-fonlu-projeler.jpg" alt="“İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez”" width="290" height="131" />Evet kaynak konusunda Batı ve Doğu ayrımı var. Eğer örgütünüz, demokratikleşme ve ayrımcılığa karşı hak mücadelesi veriyorsa, bunlar için siz ancak Batıdan kaynak alabilirsiniz. Çünkü bu değerler Batının değerleri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğuda Çin’e mi gideceksiniz? Rusya mı?  Körfez ülkeleri mi? Bu ülkeler, insan hakları, çevre ve cinsiyet ayrımcılığı konusunda zaten  sorunlu ülkeler.  Ama doğudan fon gelmiyor demek değil bu söylediklerim tabii. Bu ülkelerden gelen fonlar da var, özellikle mülteciler, göç gibi konularda destekler geliyor. Bu da başka bir sorunlu alan, şimdi girmeyelim isterseniz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Herkes birbirini tanımamayı marifet belledi. Bu kopukluk sivil alana da yansıdı.</span></p></blockquote>
<p><b>Sivil alandaki temel problem sizce biraz önce söylediğiniz “projecilik” konusu mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayır, o konu aslında bir sonuç, biraz sebeplere bakmak gerekiyor ki, sebepler alanı çok boyutlu ve karmaşık oldukça. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence en temelde içinde bulunduğumuz paradoksun uçları açıldı. Ne demek istiyorum? Şöyle, işin özü- öleceğini bildiğin bir hayatın içine doğuyorsun ve ölmeyecekmişsin gibi yarışın içinde çalışıyorsun. İnsan, sürekli bu paradoksun içinde yaşıyor. Eskiden bu paradoksun uçları yakındı; paradoksun ucu arasındaki mesafenin kısalığı diyalog ve iş birliğini, karşılıklı anlamayı sağlıyordu. Şimdi paradoksun uçları çok açıldı. Dolayısıyla, bu paradoksun uçlarındakiler birbirini tanımıyor. Tanımanın da ötesinde varlığını kabul etmeme durumu var. “Ben onu tanımıyorum; varlığını da kabul etmiyorum.” Tanımamayı ikinci anlamıyla değerlendirirsek, onunla ilgili bilgiye sahip değil onu bilmiyor, anlamıyor ve tanımıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan insana muhtaç olduğunu unuttu ve birbirinden koptu. Bu paradoksun uçları birbirinden iyice uzaklaştı; herkes birbirini tanımamayı marifet belledi. Bu kopukluk sivil alana da yansıdı. Sonuç da dilde somutlaştı. Buyurun işte, bir anda birbirimize “vatan haini” diyoruz. Aslında birbirimizi tanımıyoruz. Sonuç olarak gerilim büyüyor. Sivil alanda da gerilim büyüdü. Ne yazık ki devlet de piyasa aktörleri de bu gerilimi kendi çıkarları için kullanıyor ve kışkırtıyor. Ve gerilim bir türlü sönmüyor. </span></p>
<h5><b>‘Diğerini Anlamanın Yegâne Yolu Muhabbet’</b></h5>
<p><b>İçinde bulunduğumuz koşullarda, kaynak sorunu yaşayan STÖ’ler, somut olarak ne yapsınlar? Ne öneriyorsunuz. </b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhabbet; birbirlerini ziyaret etsinler. Çalıştıkları konu dışında, birbirine hayatlarını, gündelik meslelerini anlatsınlar. Tanışsınlar. Kimse kimseyi tanımıyor. Kendimizi diğerine anlatamıyoruz; diğerini de anlamıyoruz. Evde bile aile bireyleri birbirlerini tanımaz oldular, kapı komşusunu tanıyan kalmadı memlekette, hale bak. Hızla unutuyoruz bunu, sivil toplumun özü ilişkilere dayanır, üzerinde kendimizi var ettiğimiz anlam düzlemini ilişkiler ve değerler tutuyor, o ilişkiler kopunca ne olacak? Bilgisayar başında nereye kadar gidebiliriz ki? </span></p>
<p><b>Bu koşullarda ve kutuplaşma ortamında muhabbet edebilmek ne kadar mümkün?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlerde bu potansiyel var. Bizim nesil, sürekli bölünerek kendimizi parçanın detaylında tanımlamayı öğrendi. Ama yeni nesil, tersini başarabiliyor. Yeni nesil karşıdakinin ideolojisine bakmıyor. Gençlere bu fırsatı vermek lazım. Biz karşıdakini kendimiz gibi tasarlamak istiyoruz. Bu hastalık hali; bundan kopmamız lazım. Sivillik karşıdakini formatlamadan, onu kendin gibi yapmaya çabalamadan, saygıyla kabul etme erdemini gösterebilmek olmalıdır. Dinlemeyi bilmektir, bakın dinlemeye tahammül demiyorum, ne kadar terbiyesizce bir şey değil mi şu tahammül sözü, oysa biz tahammül bile edemiyoruz. “Onun burada ne işi var?” bitti. Çünkü sen doğrusun, sivilsin, güzelsin… Bu riya ile bir yere gidilir de o gidilen yerden çıkma çıkılmaz.  </span></p>
<h5><b>‘Ayrışmayı ve Parçalanmayı Kışkırtan Dille Sivillikle Olmaz’</b></h5>
<p><b>Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun fon alması konusu çok boyutlu bir konu; neresinden çekerseniz oradan uzar. Uzattığınız yerden konuya bakarsanız, yanıt odur diyebilirsiniz ama bu şekilde peşin hükümlere varmamamız gerekiyor. Tüm boyutları görüp, o boyutlar içindeki karmaşık yapıyı anlamak lazım.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/">&#8216;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ’lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
