<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivil Toplum Çalışanı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-calisani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-calisani/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 19:21:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sivil Toplum Çalışanı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-calisani/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 10:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Akyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Çalışanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda çalışan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sivil Toplum Çalışanı Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63326</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak” dosyasına 1993 yılından bu yana insan hakları ve ekoloji alanında pek çok sivil toplum örgütü ile sosyal hareket içinde yer alan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Alper Akyüz ile devam ediyoruz. Sivil toplum çalışanlarının kendilerini “işçi” olarak görmeme ve haklarını kullanmama eğilimine dikkat çeken Akyüz, bunun emekçilerin gönüllü fedakârlıkları ile sahip oldukları haklar arasında sürekli bir gerilime neden olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/">“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir akademisyen olarak, kendinizi sivil toplumda nasıl konumlandırıyorsunuz? Sizin için “sivil toplum” ve “sivil toplum çalışanı -sivil toplum gönüllüsü” kavramları ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Farklı kimliklerin kolaylıkla birbirinden ayrılamayacağını düşünsem de kendimi öncelikle sivil toplumun içinde bir aktivist olarak tanımlıyorum; ancak akademi içindeki konumum da bundan ayrı değerlendirilemez. 1993 yılından bu yana insan hakları ve ekoloji alanındaki sosyal hareketlerin, kampanyaların, sivil toplum gönüllülerinin, çalışanlarının ve STK’ların her zaman bir parçası oldum.</p>
<h5><strong>“Sivil Toplumda Ücretli Çalışma 1990’lardan İtibaren Arttı ve Yaygınlaştı” </strong></h5>
<p>Sosyal bilimler alanına geçişim de 2003 yılında <a href="https://www.bilgi.edu.tr/tr/akademik/kadro/ali-alper-akyuz/">İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin</a> Sivil Toplum Kuruluşları Eğitim ve Araştırma Birimi&#8217;nin kurucu kadrosunda yer almamla birlikte, aynı üniversitede Organizasyon/Yönetim alanında doktoraya başlamama denk gelir. Bir yandan STK’lara yönelik oldukça yoğun kapasite geliştirme eğitimleri yürütür ve yayınlar oluştururken, diğer yandan doktora tez çalışmamı sivil toplum kuruluşlarının ücretli çalışanlarının işleriyle ilgili anlamlandırma ve işverenleri olan STK yönetimleriyle ilişkilerinde kurdukları emek süreçleri ve örgütlenme pratikleri üzerine yaptım.</p>
<blockquote><p>Günümüzde iktidarların ve muktedirlerin hakikati kendi çıkarlarına eğip büktüğü ve göz göre göre yalan bilgiyi yaydığı bir ortamda, halen bir bilgi aktivisti olarak yer almaya çalışıyorum.</p></blockquote>
<p>“Sivil toplum” kavramı günümüzde 1990’lar ve 2000’lerdeki anlamından oldukça farklı olarak anlaşılıyor ve algılanıyor. O dönemlerde kendiliğinden olumlu ve iyi bir kavram olarak algılanıp farklı aktörlerce çekiştirilirken, bugün daraltılma yolunda önemli bir baskı altında. Daraltılan alan “sivil toplum” olarak adlandırılsa da aslında, özgürlüklerimiz ve haklarımız ile sivil toplum arasına sokulmaya çalışılan mesafeye sivil toplum aktörleri etkili bir itiraz geliştirebilir.</p>
<p>Sivil toplum da sonuçta insanlardan oluşuyor; insanların devletin ve iktidarların müdahalesinden arınmış bir ortamda şiddetsizlik kaydıyla istedikleri şekilde örgütlenebilmeleri ve kendilerini ifade edebilmelerini öngörüyor. Temeli maddi karşılık beklemeden bu alanda etkinlik göstermeye, yani özgür iradeyle gönüllülüğe dayalı olsa da toplumsal sorun ve konuların karmaşıklığı ve sivil toplum içindeki örgütlenmelerden beklenen etki kapasitesi sonuçta ücretli uzman ve profesyonellerin de bulunmasını gerektirebiliyor. Bu yeni olmasa da özellikle 1990’lardan itibaren artan ve yaygınlaşan bir durum. Ancak ücretli çalışanlarda gönüllülük boyutunun olmadığını da iddia edemeyiz. Çoğunlukla ücretli çalışanlar da gönüllülükten geçiş yaparlar, kendileri için anlamlı bir iş yapma arayışında bu alanı bilinçli olarak seçerler; hatta ücret ve çalışma saatleri ve koşullarında bir fedakârlık içine girerler. İşte bu gönüllü fedakarlıklar ile çalışan olarak hakları arasında süregelen bir gerilim var.</p>
<h5><strong>“Kendilerini İşçi Olarak Algılamıyor, Haklarını Talep Etmiyorlar”</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’de sivil toplum çalışanlarının ne tür hakları var? STK çalışanlarının hakları ile diğer sektör çalışanlarının hakları arasında bir fark var mı?</strong></p>
<p>Hukuken bir fark yok, ücretli çalışan herkes İş Kanunu’na tabi ve işçi statüsünde. Ücret rejiminden izinlere, çalışma saatlerinden iş sağlığı ve güvenliğine ve sendikal haklara kadar bütün haklar kendileri için de geçerli. Belki serbest çalışanlar ve sosyal girişimcilerin kendileri biraz ayrışabilir, ancak onlar da kişileri istihdam ettiğinde kendileri işveren, çalışanları işçi haline geliyor.</p>
<p>Uluslararası boyutta da ekonomik ve sosyal haklarla ilgili sözleşmeler, Avrupa Sosyal Şartı ve Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri gibi bağlayıcı metinlerin kapsamında oldukları söylenebilir. Sivil toplum kuruluşlarının Eğitim ve Büro Çalışanları işkolunda yer aldığı değerlendiriliyor ve bu alanda örgütlenmiş DİSK bünyesindeki Sosyal-İş, Türk-İş bünyesindeki TezKoop-İş veya Koop-İş gibi sendikalara üye olabiliyor; bunun örnekleri de var. Burada fark hukuktan değil, çalışanların kendileriyle ilgili algısından kaynaklanıyor.</p>
<p>Bir yandan örgütlenme becerilerini, hak anlayış ve algılarını düşündüğünüzde, sivil toplum içinde çalışan haklarına da özen gösterildiğini düşünebilirsiniz ya da özen gösterilmesini bekleyebilirsiniz. Ancak pratikte çalışanlar bu haklarını kullanmama, örneğin mesai saatleri dışında ek ücretsiz çalışma, izin kullanmama, düşük ücretlere ve zamlara tabi olma yönünde bir rızayı kendi kendilerine veya yöneticilerinin isteği doğrultusunda geliştirebiliyor. Bunu sivil toplumda çalışıyor olmakla, kuruluşun finansal kaynaklarının sınırlılığıyla, anlamlı bir iş yapıyor olmakla, iş saatlerinin işin doğası gereği belirsiz olmasıyla, haklarını talep etmesi durumunda kuruluşa veya hedef grubun ihtiyaçlarına ihanet etmiş gibi hissetmekle vs. gerekçelendirebiliyorlar.</p>
<p>Bir yandan da kendisini işçi olarak görmediği için, sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme yapmak gibi haklarının farkında bile olmayabiliyor. Bu, sivil toplum ve haklar alanında ciddiyetle ele alınması gereken bir içsel çelişkiye işaret ediyor.</p>
<h5><strong>“Çalışanların Haklarını Kullanması Teşvik Edilmeli”</strong></h5>
<p><strong>Sivil toplumda Mavi Kalem Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi gibi örnekleri nasıl değerlendirirsiniz? Bu örnekler dışında, sizin bilgi sahibi olduğunuz hak ihlalleri yaşanan STK’lar var mı?</strong></p>
<p>Öncelikle her iki örneği de ancak medya ve sosyal medyaya yansıdığı kadarıyla biliyorum. Her iki örnekte de taraflar, ama özellikle de yönetici konumunda olanlar, yaşananlarla ilgili yeterince açık bir bilgi paylaşımında bulunmadılar. Yeterince açık olmayan iddialara karşı yine yeterince açık olmayan yanıtları gördük. Mavi Kalem Derneği örneğinde, iddiaların çekirdeğinde çalışanların sendikal örgütlenmede toplu iş sözleşmesi yetkisi kazanmalarına rağmen, Derneğin çalışanları işten çıkardığı ve yetkiye yargı yoluyla itiraz ettiği iddiası dile getirildi. Dernek tarafından yapılan açıklama sert olsa da bu iddia reddedilmedi. Eğer doğru ise haklar temelli çalıştığını iddia eden bir kuruluş, çalışanlarının, sivil toplumun da temelini oluşturan, örgütlenme haklarını kullanmasına karşı çıkıyor;  kısıtlayıcılığı ve yetersizliği uluslararası kuruluşlarca da sıkça dile getirilen bir mevzuata dayanarak  yargı yoluna gidiyor.</p>
<p>Bu “sendikal yetki itirazı davalarına” özel sektörde sıkça rastlarız ve işveren tarafı, sırf süreci uzatmak için gerçekdışı iddialarda bulunur, bilirkişi atanır, rapor hazırlanır, taraflar temyize başvurur vs. derken yıllara uzanan bir süreç yaşanır. Bu arada da istenmeyen kişiler, işten çıkarılarak sendikal örgütlenme çökertilmeye çalışılır.</p>
<blockquote><p>Hak temelli örgütlerden, hakları bizzat ihlal eden vahşi kapitalist ve patriyarkal patronlarla aynı konuma düşmemeleri beklenir.</p></blockquote>
<p>Haklar temelli çalışan örgütlerden haklar anlayışıyla tutarlı olmak adına beklenen, Türkiye’deki mevzuatın kısıtlayıcı çerçevesinin ötesine geçerek, çalışan haklarının kullanılmasını teşvik etmeleri ve hatta ek mekanizmaları oluşturmalarıdır. Bu örgütlerden, yasallık gerekçesinin arkasına sığınıp bu hakları bizzat ihlal eden vahşi kapitalist ve patriyarkal patronlarla aynı konuma düşmeleri beklenmez.</p>
<p>Filmmor ile ilgili iddialar ise çalışma ortamında mobbinge varan baskılar olduğu ve çalışan için güvenli olma özelliğinin de ortadan kalktığı yönünde. Filmmor yetkilileri tarafından verilen yanıt da iddialara açık bir yanıt vermiyordu ve kim olduğunu veya nedenlerini anlayamadığımız kişi ve aktörler tarafından gelen nefret dolu saldırılara dikkat çekiyordu. Filmmor özelinde aynı nitelikteki iddialar başka çalışan ve gönüllüler tarafından birkaç yıl önce de ortaya atılmıştı, dolayısıyla kişileri bir yana bırakırsak, örgütsel yapıda sistematik hale gelen, zamanında giderilmemiş ve sonunda örgütü sona erdiren bir sorun olduğu söylenebilir.</p>
<blockquote><p>Çatışma yaşanan veya anlaşmazlık sonucu iş ilişkisinin sonlandırıldığı her durumun da hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmem gerekir.</p></blockquote>
<p>Farklı STK’larda da çeşitli ihlaller yaşandığını bire bir görüşmelerimde öğrendiğim çok oldu. Kamuoyuna yansımadığı için isim vermem doğru olmaz, ancak ihlallerin fazla mesailerin izin yoluyla bile telafi edilmemesinden, gerekçesiz işten çıkarmalara ve sendika yetkisinin alınmaması için işkolu değiştirilmesine kadar oldukça geniş bir spektrumda olduğunu söyleyebilirim. Son olarak yanlış anlaşılmamak adına, çatışma yaşanan veya anlaşmazlık sonucu iş ilişkisinin sonlandırıldığı her durumun da hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmem gerekir.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum çalışanlarının işlerine adanmışlığının özel sektöre göre daha yüksek olduğunu, bu adanmışlık ve aidiyet hissinin sonradan üretilmiş değil, kendiliğinden oluşmuş olduğunu gördüm.</p></blockquote>
<p><strong>Sivil toplumun daha da daraldığı bir dönemde çalışan ve gönüllü haklarının sorunlarını konuşmak bir “lüks” mü?</strong></p>
<p>Belki de konuşmaya, hiçbir hakkın lüks, diğerlerinden ayrıştırılıp daha alt bir konuma yerleştirilebilir veya vazgeçilebilir olmadığını kabul ederek başlayabiliriz. Sivil toplum daralıyorsa buna karşı mücadeleye nereden başlanır?  Daralmayı gerekçe haline getirip, örgüt içindeki sivil toplumu daraltarak mı başlanır?  Yoksa tam aksine, her alanda hakların yaşama geçirilerek örgüt içi örnekler ve itibarı yüksek, baskılara ve krizlere dayanıklı bir sivil toplum oluşturarak mı?</p>
<p>Doktora çalışmamda ve daha sonra izlediğim çeşitli örneklerde sivil toplum çalışanlarının işlerine adanmışlığının özel sektöre göre daha yüksek olduğunu, bu adanmışlık ve aidiyet hissinin sonradan üretilmiş değil, kendiliğinden oluşmuş olduğunu ve bu nedenlerle çalışanı oldukları kuruluşa zor zamanlarında sahip çıkmak için yapılması gerekenleri bizzat kendilerinin önerdiğini gözleyebildim.</p>
<h5><strong>“Hak İhlallerinin Önüne Geçmek İçin Örgüt İçi Güvenli Alanlar Yaratılmalı”</strong></h5>
<p><strong>Fillmor örneğindeki gibi, hak ihlalleri yaşandığında, önce kurum içinde bir uzlaşı aranması, bu uzlaşının sonuçsuz kalması üzerine yargı sürecine gitmek yerine, sosyal medyada ifşa yolunun seçilmesini nasıl yorumlarsınız? </strong></p>
<p>Öncelikle bunlar birbirini dışlayan yöntemler olmadığı gibi eldeki yöntemler bunlarla sınırlı değil. Yargı sürecinin de ifşa yönteminin de sorunlu ve yetersiz yanları var. Yargıya gittiğinizde eldeki sorunlu ve sınırlı mevzuat ile kendinizi sınırlamış oluyorsunuz; süreç oldukça uzun sürüyor. Sosyal medyada ifşanın amacı, bir tür intikam almak ve ifşa edilenin itibarını geri dönülemez şekilde yerle bir etmek ise bunu sivillik çerçevesinde konuşamayız.</p>
<p>Eğer amaç bir kazanım elde etmek ve durumu kendiniz ve/veya aynı konumda olan başkaları için iyileştirmek ise verdiğiniz bilgilerde açık olmanız ve taleplerinizi net bir şekilde dile getirerek karşı tarafa veya mesajı almasını istediklerinize hareket imkânı vermeniz gerekir. Ancak asıl olan bu noktaya gelinmemesini sağlamak ve bunun için örgüt içi güvenli alanlar ve diyalog, arabuluculuk ve güven oluşturma çabaları ve mekanizmaları kurmak.</p>
<p><strong>Sivil toplum çalışanları ve gönüllülerine ilişkin bir düzenleme ya da uygulamaya ihtiyaç var mı? </strong></p>
<p>Çalışan haklarıyla ilgili olarak, sivil toplumun hukuk sisteminde bir farklılığı olmadığı için, öncelikle iyi örnekleri kendi bünyesinde yaşama geçirmek, bu örnekleri olumlu sonuçlarıyla birlikte kamuoyuna duyurmak, sendikalarla birlikte çalışmak gibi yollarla bütün çalışanlar için kazanım elde edilebilir.</p>
<p>Gönüllülükle ilgili ise bir mevzuat yok ve gönüllü çalışmanın tanınması ve gönüllülerin haklarının gönüllü statüsü saklı kalacak şekilde korunması için mevzuat oluşturulması yönünde bir tartışma sürüyor. Burada önemli olan yasayla düzenlenmenin sınırlarına dikkat etmek; gönüllünün olası istismara veya sorunlara karşı korunması güvenceye alınmalı, ancak aşırı bir düzenleme devletin müdahalesi için yeni yollar oluşturacak ve sivil toplumun daha da daraltılması için yeni bir imkân sunabilecektir.</p>
<h5><strong>Mevzuatta ve Fon Veren</strong><strong> Kurumların Koşullarında Değişikliğe İhtiyaç Var!</strong></h5>
<p><strong>Universus tarafından oluşturulan Sivil Alan Dayanışma Ağı gibi yapıların oluşması ve yaygınlaşması, STK’larda çalışan ve gönüllülerin dayanışma pratiklerinin artmasını ve yeni ihlallerin önüne geçilmesi mümkün olabilir mi? </strong></p>
<p>Çalışan haklarıyla ilgili işyeri düzeyinde yasal olarak yetki kazanabilen tek örgütlenme biçimi sendikalaşma olduğu için, bunun atlanmaması gerekir. Sendikaların kendisine getirilen haklı eleştiriler ikincildir ancak içinde yer alarak, uzun soluklu bir mücadele yoluyla dönüştürülebilir. Sendikaların ötesine geçen informal bir dayanışma ve iletişim ağı da iktidar ilişkilerinden ve hiyerarşilerden bağımsız bir platform olarak, üyelerine destek ve dirençlilik sağladığı ve kolektif bilgi üretebildiği sürece, yararlı olacaktır.</p>
<blockquote><p>Sorunlardan bazıları, projelere fon veren kuruluşların prosedürleri ve koşullarından kaynaklanıyor</p></blockquote>
<p>Konuyu tartışırken STK’ları, yöneticileri, çalışanları ve gönüllüleri ile aradaki çalışma ve iş yapma ilişkilerinin bir vakum içinde olduğu gibi bir yanılgıya düşmemek gerek. Sorunlardan bazıları, projelere fon veren kuruluşların prosedürleri ve koşullarından kaynaklanıyor. Örneğin proje çalışanları için bütçeye koyabildiğiniz miktar içinde kıdem tazminatı ya da yan haklar çoğunlukla bulunmuyor; dolayısıyla proje ve fon kaynağı bittiğinde STK çalışanın hak ettiği kıdem tazminatını ödeyemez duruma gelebiliyor.</p>
<p>Kâr amacı gütmeyen kuruluşların yeterli serbest kaynağı olmadığı sürece, bu miktarı şeffaf bir şekilde belgeleyerek bir araya getirmesi çok zor, Türkiye gibi bağış kültürünün sınırlı olduğu ortamlarda bu daha da zor.</p>
<p>İş Kanunu da bu konuda kâr amacı güden ya da gütmeyen kuruluş ayrımında bulunmuyor. Bu tür zorluklarla her bir STK ya da çalışan tek başına mücadele edemez. Yasada ya da fon verenlerin kurallarında değişikliği amaçlayan kolektif bir girişime ihtiyaç var.  Ancak bu da STK yönetimlerinin kendi özel çalışma alanlarının dışında olduğu için, şu anda öncelikleri değil. Belki uzmanlaşmış sendikalar, yetkili sendikalar içindeki uzmanlar ya da yukarıda değinilen türden dayanışma ağ ve platformları bu mücadeleye ön ayak olabilir.</p>
<p>Dosyanın ilk bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/">“Sivil Toplum Çalışanlarının Gönüllü Fedakarlıkları ile Hakları Arasında Gerilim Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (1) Düzenleme, Örgütlenme ve Dayanışma İhtiyacı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 May 2021 08:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Çalışanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal İş Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sivil Toplum Çalışanı Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ülker Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak adlı dosyamızın ilk bölümünde, Sosyal-İş Sendikası Genel Sekreteri Celal Uyar, sivil alanda sendikal örgütlenmenin mevcut durumunu; 3 STK çalışanı (aynı zamanda gönüllüsü) ve bu alanda akademik çalışma yürüten Birarada Derneği Üyesi Ülker Sözen ile sivil alan emekçilerinin sahip oldukları hakları ve maruz kaldıkları sorunları konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/">Türkiye&#8217;de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (1) &lt;br&gt;Düzenleme, Örgütlenme ve Dayanışma İhtiyacı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu dosyada, sivil toplumun insan kaynağını oluşturan emekçilerin; sivil toplum algısı, artı eksileriyle sivil alanda çalışmanın kendileri için ifade ettiği anlam, bu alanda çalışanlara verilen haklar ve maruz kalınan sorunları, farklı deneyim ve konuma sahip kişilerin görüşleri çerçevesinde  yer veriyoruz. Dosya, bu görüşler doğrultusunda, sivil toplum emekçilerinin gözünden Türkiye&#8217;de sivil toplum çalışanlarının mevcut durumunu ve sorunlarının kaynağını ortaya koymayı amaçlıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz aylarda Mavi Kalem Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği hakkında basına yansıyan haberler,  <a href="https://www.youtube.com/watch?v=neZzyR4xBG8&amp;t=2640s" target="_blank" rel="noopener">Filmmor Kadın Kooperatifi&#8217;nin</a> kapanma kararı alıp sonra bundan vazgeçilmesi sonucunu doğuran gelişmeler, STK çalışanlarının mağduriyetleri, örgütlenme özgürlüğü ve sendika üyeliğine STK’ların yaklaşımı tartışmalarını gündeme getirmişti. Hatırlanacağı gibi, 1 Aralık 2020 tarihinde Sosyal-İş Sendikası <a href="http://www.sosyal-is.org.tr/index.php/guncel-haberler/sendikamizdan-haberler/560-mavi-kalem-i-isci-haklarina-davet-ediyoruz" target="_blank" rel="noopener">“Mavi Kalem’i İşçi Haklarına Saygıya Davet Ediyoruz</a>” başlığıyla, geçen yılın Ağustos ayından itibaren sendika üyesi 20&#8217;ye yakın Mavi Kalem Derneği çalışanının, ücretsiz izne gönderdiğini açıklamıştı. Buna karşın Mavi Kalem, suçlamaları reddetmiş ve süreli-proje bazlı sözleşmelere dikkat çekerek herhangi bir mağduriyetin söz konusu olmadığını belirtmişti.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-70332 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sosyal-is-sendikasi.jpg" alt="" width="251" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sosyal-is-sendikasi.jpg 399w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sosyal-is-sendikasi-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Bu gelişmeler yaşanırken, Universus Sosyal Araştırmalar’ın hazırladığı <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/sivil-toplumda-calisan-ve-gonullerin-sorunlari-ve-cozum-onerileri/" target="_blank" rel="noopener">“Türkiye’de Sivil Toplum Örgütlerinden Gönüllü Ve Ücretli Çalışan Haklarının Gözlem Raporu: Emek Mi Sömürü </a><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/sivil-toplumda-calisan-ve-gonullerin-sorunlari-ve-cozum-onerileri/" target="_blank" rel="noopener">Mü?“</a>  başlıklı raporda,  sivil toplum emekçilerin haklarının ve ‘iyi olma halinin korunmasının önemine değiniliyor; ortaklaşılan sorunlar ve ihtiyaçların yanı sıra, farklı alanlarda değişkenlik gösteren sorun ve ihtiyaçlara dikkat çekiliyordu. Universus halihazırda Sivil Alan Dayanışması (SAD)  bünyesinde, sivil toplumda ücretli çalışanların haklarına dair <a href="https://uni-versus.org/2021/03/17/turkiyede-hak-temelli-sivil-toplum-orgutlerinde-ucretli-calisan-haklarinin-mevcut-durumu-ve-orgutsel-isleyisi-baslikli-arastirmamiza-katki-sunmaya-davet-ediyoruz/">kapsamlı bir araştırma</a> yürütüyor ve çalışanların katkılarını bekliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<blockquote><p>Esnek çalışma, sivil toplumun doğasında var. Proje zamanlı ve belirli süreli iş sözleşmeleri, ister istemez STK’larda çalışma esnekliğini gerektiriyor.</p></blockquote>
<p>Yakın zamanda Mavi Kalem Derneği’nin eski çalışanları ile yapılan <a href="https://www.birartibir.org/emek/1152-sanki-stk-degil-kar-odakli-sirket?s=08#.YJ0pLnJ-K00.twitter" target="_blank" rel="noopener">bir röportajda</a>, söz konusu kişiler tarafından dernek <strong>“STK değil, kar odaklı bir şirket”</strong> olarak tanımlanıyor; sivil toplumda yaşanan hak gasplarının temelinde <strong>“belirli süreli sözleşme”</strong> olduğu ve “çok sık işten çıkarmaların olduğu bu alanda sendikalaşmanın çok zor” olduğuna vurgu yapılıyor. Buna karşın, söz konusu röportajda Mavi Kalem Derneği temsilcisi <strong>“esnek çalışmanın sivil toplumun doğasında”</strong> olduğunu, STK’larda ücretli çalışmanın “esas olarak proje zamanlı ve belirli süreli iş sözleşmesi (belirli süreli hizmet akdi) ile olduğunu”; bu durumun da “ister istemez sivil toplum kuruluşlarında çalışma esnekliğini” gerektirdiğini savunuyor.</p>
<h5><strong>Sivil Toplumda Sendikal Örgütlenme</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-63331 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/celal_uyar.jpg" alt="Sosyal İş Sendikası Celal Uyar " width="257" height="253" />Türkiye’de STK’lar içerisinde toplu sözleşme yapan tek sendika olan DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası Genel Sekreteri Celal Uyar ile sivil alanda sendikal örgütlenmeye ilişkin mevcut durumu konuştuk. Uyar, geçmiş yıllarda birçok STK’da örgütlenme çalışması yapmalarına karşın, STK’ların örgütlenmelerine itiraz ederek mahkeme yolunu seçmeleri ya da bazı STK’larda sendika üyesi olan STK çalışanlarının “işyerinin durumunu” düşünerek toplu sözleşme haklarından feragat etmeleri nedeniyle, Sosyal-İş’in şu an Türkiye’de sadece 4 STK’da örgütlü olduğunu söylüyor. Sivil toplumda çalışan işçilerin örgütlenme hakkının önemine dikkat çeken Uyar, &#8220;Sivil toplum işyerlerinde en büyük hak gaspı, işverenlerin &#8216;ama biz kâr amacı güden bir kuruluş değiliz… Zaten bizim bütçemiz fonlardan oluşmaktadır. Bütçemizi siz biliyorsunuz. Biz demokratik kuruluşuz. Birlikte üretiyoruz, burada patron-işçi ilişkisi yok. Burada sendikaya gerek yok&#8217; anlayışından ve bu anlayışla sendikal örgütlenmeyi engellemelerinden kaynaklanıyor. İşçinin örgütlenme hakkını yok saymak en büyük hak ihlali diye düşünmekteyim.” dedi.</p>
<blockquote><p>Sıradan kapitalist işyerlerinin tersine, sivil toplum işyerindeki ‘demokratik ortam’, çoğu zaman örgütlenme bilincinin geriye itilmesine yol açıyor.</p></blockquote>
<p>Sivil toplum çalışanlarının diğer sektör çalışanlarından sendikal anlamda bazı noktalarda farklı olarak değerlendirilebileceğini söyleyen Uyar, Türkiye’de sivil toplum işçilerinin hizmet sektörünün bütün özelliklerine sahip olmalarına karşın başka özellikleri de olduğunu zira sivil toplum işçilerinin büyük çoğunluğunun çalıştıkları işi ‘geçici iş’ olarak düşündüklerini ve buna bağlı olarak, işverenden alınan ücretin, aile geçim ücreti değil cep harçlığı olarak görüldüğünü kaydediyor. Uyar, sivil toplum çalışanlarının işyerlerinde işin örgütlenme süreçlerine aktif katılsalar da “yaptıkları işin toplumsal yanının kapitalist üretim ve paylaşım yanını gölgelediğini” söylüyor: “Sıradan kapitalist işyerlerinin tersine, sivil toplum işyerindeki “demokratik ortam”, çoğu zaman örgütlenme bilincinin geriye itilmesine yol açıyor.”</p>
<h5><strong>“Sivil Toplum Çalışanlarında Hak Arama ve Örgütlenme Bilinci Düşük” </strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-65919 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ulker-sozen.jpg" alt="" width="214" height="278" />Birarada Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve <a href="https://uni-versus.org/category/sivil-alan-dayanismasi/" target="_blank" rel="noopener">Sivil Alan Dayanışması&#8217;ndan (SAD) </a> sosyolog Dr. Ülker Sözen de sivil toplum çalışanlarının diğer sektör çalışanlarından farklı olarak, özellikle hak temelli sivil toplum alanındaki çalışan ve gönüllülerin işçi hakları ihlalleri, işyerindeki hiyerarşi ve ayrımcılığı daha çok fark ettiklerine dikkat çekiyor. Sözen’e göre, bu bilince tezat şekilde, sivil toplum çalışanları arasında hak arama, örgütlenme ve sendikalaşma düzeyinin son derece düşük olduğunu belirtiyor. Sözen, eşitlik, demokrasi ve haklar için çalışan STÖ’lerde bile bu durumlara rastlanabildiğini, bunun da “çalışanların ‘çalışması zor kişi’ olarak yaftalanmaktan korkması ve sonrasında sektörde iş bulamama endişesiyle bağlantılı.” olduğunu kaydediyor.</p>
<p>Yürütmekte olduğu “hak temelli sivil toplum örgütleri ve toplumsal muhalefet” konulu araştırması çerçevesinde Ülker Sözen’in dikkat çektiği önemli bir nokta “sivil toplum çalışanı” olmanın farkı: “Sivil toplum, norm olarak ekonomik değer yerine, kamuya fayda üretmeyi amaçlayan bir sektör. STÖ çalışanları, olumsuz durumlar nedeniyle fayda sağlamaya çalıştıkları alanlarda eksik kaldıklarını, örneğin kırılgan bir grupla çalışıyorlarsa, onların koşullarını layıkıyla iyileştiremediklerini hissedebiliyor. Depresyon, yetersizlik ve tükenmişlik hislerini daha fazla deneyimliyorlar.”</p>
<p>İsminin yayınlanmasını istemeyen bir STK çalışanı da (X) benzer şekilde, kâr amacı gütmeme iddiası olan STK’lar ile özel sektör arasında temel bir ayrım olduğunu vurguluyor: “Sivil alanda çalışanların çoğu, zaten kendilerinden feragat ederek sivil toplumda çalıştıklarının farkındalar. Biz işe girerken, baştan bu uzlaşı ile çalışmaya başlıyoruz.”</p>
<h5><strong>“Sivil Toplumda Görev Tanımımız Yok ve Biz Buna &#8216;Eyvallah&#8217; Diyoruz!”</strong></h5>
<p>Sivil toplum alanında çalışanlar hakları ve yaşadıkları sorunlar açısından diğer sektörlerden ne ölçüde farklılaşıyor? Bu soruya, hibe veren bir STK’da çalışan Y, haklar ve sorunlar konusunda hem diğer sektörler hem STK’ların kendi içlerinde büyük farklar olabildiğini söyleyerek yanıt veriyor.  Diğer STK’lara kıyasla, kendi çalıştığı kurumda, sosyal hak ve güvencelerinin korunduğu, iş güvencesinin sağlandığı, rahat bir ofis ortamında çalıştığını kaydeden Y, sorumluluğunu üstlendiği projelerde seyahat ve konaklama masraflarının çalıştığı kurum tarafından karşılandığını ancak birçok şirkette kurumda standart olan öğle yemeği veya ulaşım gibi düzenli desteklerin sağlanmadığını ekliyor. Yine, kurumda fazla mesailerini ücret olarak alamadığı için izin olarak kullanabildiğini; maaş koşullarının önceden çalışanlara bildirilmediğini, zam düzenlemesi olmadığını kaydediyor.</p>
<p>Sivil toplum içinde STK’lar arasında da sahip olunan haklar ve sorunlar konusunda farklılıkların varlığına işaret eden Y, örneğin KHK ile kapatılmış bir dernek çalışanının, kurum yeniden açılıp çalışmalarını yürütse bile kendini güvende hissedemeyeceğini belirtiyor. Y’ye göre, bu nedenle, sivil toplum çalışanları sadece ekonomik ve sosyal haklar açısından değil “özgür çalışabilme koşullarının baskılar nedeniyle giderek zorlaşması” sonucunda da diğer sektörlerden farklı bir konuma sahip.</p>
<p>İsminin yayınlanmasını istemeyen bir diğer STK çalışanı X ise sivil alandaki görev tanımlarının belirsizliğinden söz ediyor. Özel sektörde çalıştığı dönemde haklarının daha net olduğunu, hangi hakları ne zaman alacağını bilerek çalıştığını; dahası çalıştığı şirketlerde kendini daha rahat ifade edebildiğini söyleyen X, sivil alanda çalıştığı kurumlarda ise kendini hiçbir zaman o kadar rahat ifade edemediğine dikkat çekiyor: “Özel sektörde şirket politikası çalışan haklarını gözetiyorsa, hakları zaten korunuyor.  Sivil toplumda ise bir görev tanımı ve standart yok. Görev tanımımız yok ve biz buna “eyvallah” diyoruz. Hepimiz bunu kabul ederek, çalışıyoruz”</p>
<p>Diğer sektörlerde olduğu gibi sivil alanda da aşırı çalışma, düşük ücretler, güvencesizlik ve maaş politikasındaki eşitsizlikler olduğunu ve bu sorunların pandemi koşullarında evden çalışma düzeniyle birlikte arttığını söyleyen Ülker Sözen, mobbing, ayrımcılık, yaş hiyerarşisi ve karar alma süreçlerindeki gayri demokratik uygulama örneklerinin de STK’larda gözlemlendiğini söylüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70336 size-full alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ngosss.jpg" alt="" width="249" height="166" />10 yıldan bu yana sivil toplumda çalışan X tarafından dikkat çekilen konu ise fon veren kurumların şeffaflığı ve sivil toplum çalışanlarını öncelemeyen politikaları. X’e göre, “fon veren kurumlar sivil toplumu usulsüzlüğe sevk ediyor”.  En başta faturalandırmada sürecinin problem olduğunu, en alt kademeden en üst aşamaya kadar, tüm fon veren kuruluşların, şeffaf şekilde giderleri takip etmeleri gerektiğini ancak buna dikkat etmediklerini söylüyor.</p>
<p>X tarafından vurgulanan diğer konu, hak temelli olma iddiası taşıyan bazı STK’ların etik değerlere uygun ve şeffaf hareket etmemelerinin çalışanların hak ihlallerine neden olması.</p>
<blockquote><p>Bu tür durumlara daha önce çalıştığım STK’larda itiraz ettiğim için bunun bedelini, bir süre işsiz kalarak ödedim. İhlaller ve şeffaf olmayan uygulamalar hala devam ediyor ama ben sivil toplumu bu haliyle kabul etmek ve çalışmaya devam etmek zorundayım.</p></blockquote>
<h5><strong>Sivil Toplumda Ağır Hak İhlallerine Maruz Kalan Emekçiler</strong></h5>
<p>Sivil toplumda yaşadığı hak ihlallerini ve gözlemlerini paylaşmayı sürdüren X, daha önce çalıştığı STK’da sabit iş yüküne ek olarak üstlenmek zorunda kaldığı çeşitli projeler karşılığında ek bir gelir elde edemediğini; birçok sorumluluk üstlenmesine karşın, daha çok ücret verebilecek gelire sahip olan söz konusu STK’nın emeğinin karşılığını kendisine vermediğini ifade ediyor ve ekliyor: “Çevremde STK’larda çalışan ve çok ağır hak ihlalleri yaşadıklarını bildiğim birçok kişi var. Ancak kimse ismini ve kurum adını vererek mağduriyet yaşamak istemiyor.”</p>
<blockquote><p>Çalışanlar çalışma koşullarına ve ücretlere dair şikâyet ettiğinde, onlara sivil toplumun gönüllülüğe ve özveriye dayanan bir iş olduğu söylenebiliyor. Böylece sivil toplumun emek boyutu görünmezleşiyor ve çalışanların tepkisi bastırılıyor.</p></blockquote>
<p>Bu tespitlere katılan Ülker Sözen, sivil toplumda çalışan- gönüllü hakları ile demokratik işleyiş kültürüne dair tartışmaların yeterince yapılmadığını ifade ediyor. Bu konuda sorumluluk sahibi olan yönetim kurullarının sorunlara dair farkındalığının düşük olabildiğini; çalışma koşulları ve ücretlere dair şikâyetlerini dile getiren çalışanlara ise; “Sivil toplumun gönüllülüğe ve özveriye dayanan bir iş” olduğunun söylenerek susturulduğunu kaydediyor: Böylece “sivil toplumun emek boyutu görünmezleşiyor ve çalışanların tepkisi bastırılıyor. Öte yandan, gönüllülerin gençliği ve deneyimsizliği, perspektiflerinin ve emeklerinin daha az kıymet görmesine neden olabiliyor.”</p>
<p>“Hak temelli çalışmak, çalışanlarının da haklarını gözetmek demek” diyen Z, sivil alanda hak temelli çalışmayı içselleştirmekle ilgili önemli bir eksiklik olduğunu söylüyor.  Bu durumu “kolaycılık, keyfiyet, sorunları normalleştirme, doğallaştırma hali” olarak ifade eden Z’nin dikkat çektiği diğer önemli nokta <em>“</em>kendi haklarını gözetme konusunda yeterlilik sorunu yaşayan sivil toplum çalışanlarının, başkaları için nasıl bir iyileştirme sağlayabileceği” sorusu.</p>
<h5><strong>Sivil Toplumda Çalışan Haklarını Düzenleyen Mevzuata İhtiyaç Var! </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70340 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ngo-and-rigts.jpg" alt="" width="327" height="242" />Görüşlerine başvurduğumuz çalışanlar, sivil alanda yasal ve diğer çeşitli düzenlemelerin yapılması gerektiği konusunda hem fikir. X’e göre, düzenlemelerin sivil toplum alanında uzman sendika ve STK’ların katılımı ile yapılması gerekiyor. Ulusal düzenlemenin yanı sıra, uluslararası fon veren kurumların da bağımsız bir kurum tarafından denetlenmesi gerektiğini söyleyen X, bu kurumların çalışan ve gönüllülerin sorunlarına eğilmeleri durumunda, sorunların büyük ölçüde çözüleceği görüşünde: “Her şey hibe veren, kaynak veren kurumların elinde.”</p>
<p>Bu görüşü destekler şekilde hibe veren bir STK çalışanı olan Y, kendi kurumlarına çalışan ve gönüllü haklarına dair taleplerin iletilmesi durumunda, bunların yönetici ve çalışma arkadaşlarıyla tartışılarak, paydaşlara iletecekleri “çalışan hakları kriterleri” oluşturabileceklerini söylüyor.</p>
<p>STÖ’lerde gönüllü ve çalışan haklarının düzenlenmesi, ayrımcılığın engellenmesi ve demokratik işleyişin gelişmesi için yasal düzenleme, ilke metinleri, politika belgeleri ve STÖ’lerin içinde bağımsız komisyonların kurulmasının gereğine işaret eden Ülker Sözen, bununla birlikte bu tür düzenlemeler ile çalışan ve gönüllülerin, haklarının sınırlı şekilde korunabileceğini; sorunun denetleme ve baskı mekanizmaları kurularak çözülebileceğini savunuyor.</p>
<blockquote><p>Sivil toplumda ideal bir yapı, emek ve örgütlenme süreçlerine ilişkin eşitlikçi, sömürü karşıtı ve katılımcılığı ön plana çıkaran bir kültür ile oluşabilir.</p></blockquote>
<p>Sözen’e göre, sivil toplumda örgütlenmeye, sendikal hak arama mücadelesine ve sivil toplumun bilgisinden türeyen denetleme ve baskı mekanizmalarına ihtiyaç var:  “Sivil toplum bunu gerçekleştirebilmek için bize çeşitli araçlar ve imkanlar veriyor. Örneğin izleme yapmak, raporlamak, kamuoyu oluşturmak ve karar vericiler üzerinde baskı oluşturmak etki sağlayabilir. Ancak öncelikle bireylere dokunan, onların kendilerini ifade etmesini ve güçlenmesini sağlayan dayanışma ve mücadele ağlarına ihtiyaç var.”  Sivil toplumda ideal bir yapının emek ve örgütlenme süreçlerine ilişkin eşitlikçi, sömürü karşıtı ve katılımcılığı ön plana çıkaran bir kültür ile oluşabileceğini söyleyen Sözen, bunun da çalışma ilişkileri, örgütlenme ve iç işleyişe dair normların oturmasıyla mümkün olabileceğini hatırlatıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/">Türkiye&#8217;de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (1) &lt;br&gt;Düzenleme, Örgütlenme ve Dayanışma İhtiyacı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-1-duzenleme-orgutlenme-ve-dayanisma-ihtiyaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
