<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seda Akço arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/seda-akco/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seda-akco/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Feb 2022 13:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Seda Akço arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seda-akco/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 13:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Seda Akço]]></category>
		<category><![CDATA[Sıla Şentürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giresun’da yaşayan 16 yaşındaki Sıla Şentürk’ün devlet korumasındayken, eski nişanlısı tarafından öldürülmesi büyük infial yaratmıştı. Çocuk koruma ve çocuk adaleti konularında uzman olan Avukat Seda Akço, 'Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na verilmiş olan çocukları ihmal ve istismardan koruma görevinin tam olarak yerine getirilmesi için bakanlığın bu görevleri yapabilecek biçimde yapılandırılması ya da çocuk haklarının korunmasından sorumlu bir bakanlık kurulması gerekiyor.' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/">&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sıla Şentürk, ailesi tarafından nişanlandırıldığı 21 yaşındaki Hüseyin Can Gökçek tarafından öldürüldü. Sıla Şentürk’ü öldürdükten sonra kaçarken yakalanan Hüseyin Can Gökçek, “çocuğu nitelikli kasten öldürme” suçundan tutuklanmıştı. </span></p>
<figure id="attachment_79133" aria-describedby="caption-attachment-79133" style="width: 367px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79133" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-640x427.jpg" alt="Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan" width="367" height="245" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan.jpg 1280w" sizes="(max-width: 367px) 100vw, 367px" /><figcaption id="caption-attachment-79133" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Devlet Korumasındayken Öldürüldü&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">16 yaşında bir çocuğun devlet korumasındayken öldürülmesi ve öncesinde yaşanan ihmaller zinciri, tartışılmaya devam ettiği sıralarda, Gökçek’in Sıla’ya yönelik ilk teşebbüsü bu olmadığı ortaya çıkmıştı. 1 yıl önce Sıla’yı kaçıran Gökçek, Şentürk ailesinin şikayeti üzerine yakalanmış ve ‘çocuğun cinsel istismarı&#8217; ve &#8216;çocuğun kaçırılması ve alıkonulması&#8217; suçundan tutuklanmıştı. 1 ay cezaevinde kaldıktan sonra Şentürk ailesinin şikayetinden vazgeçmesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Gökçek’in 10 ayrı suçtan sabıkası bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu cinayetin yankılarını; uluslararası mevzuat bağlamında çocuk koruma ve çocuk adaletine yönelik çalışmaları olan Hümanist Büro kurucularından Avukat Seda Akço ile konuştuk. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sonucu Oluşturan Koşulların Sorumlularını Tespit Etmeliyiz&#8217;</b></h5>
<p><b>Sıla Şentürk 16 yaşında öldürüldü ve bir kız çocuğun daha öldürülmesinden kim-kimler sorumlu? </b></p>
<figure id="attachment_79134" aria-describedby="caption-attachment-79134" style="width: 333px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-79134" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/seda-akco.jpeg" alt="Seda Akço" width="333" height="269" /><figcaption id="caption-attachment-79134" class="wp-caption-text">Seda Akço</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Olayın tam olarak nasıl olduğu ve çocuğun öldürülmesinden sorumlu kişilerin kimler olduğu yargılama sonucunda tespit edilecek. Buna dair bu aşamada bir şey söylemek mümkün ve doğru değil ancak bir çocuğun daha öldürülmesine sebep olan koşulların nasıl oluştuğuna ve burada kimlerin nelerden sorumlu olduğuna bakabiliriz. İşe tam olarak buradan başlayabiliriz. Biz toplumca, sonuç fiile ve o fiilin failine odaklı davranıyoruz. Bu odak elbette gözden kaçmamalı ama çok büyük bir alanı artık odağa almamız gerekiyor. Çocuk ihmal ve istismarı ile ilgili olgularda meydana gelen sonucu, o sonucu oluşturan koşullar ve o koşulların sorumlularını tespit edecek biçimde ele almamız gerekiyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Kurum Bakımına Alınan Çocuk, Neden Anne Babasının Yanında?&#8217;</b></h5>
<p><b>Bu konu, çocuk koruma sistemindeki aksaklıklarla mı ilgili? Siz, bir kız çocuğunun &#8216;koruma altına iken öldürülmesini&#8217; nasıl bir çevreye oturtuyorsunuz? Bu konu diğer hangi başlıklarla birlikte ele alınmalı ve tartışılmalı? </b></p>
<figure id="attachment_79135" aria-describedby="caption-attachment-79135" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-79135" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-640x427.jpg" alt="Fotoğraf: Şehlem Kaçar" width="310" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar.jpg 1280w" sizes="(max-width: 310px) 100vw, 310px" /><figcaption id="caption-attachment-79135" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Şehlem Kaçar</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olguda, çocuğun önce kurum bakımına alındığı ve daha sonra da babaannesine bakmak üzere anne babasının yanına gönderildiği açıklandı. Bu noktadan başlayacak olursak;</span></p>
<p><b>1- </b><span style="font-weight: 400;">Çocukların kurum bakımına alımı ile ilgili kriterleri tartışmak gerekiyor. Bir çocuk, anne babasının yanında güvende ise kurum bakımına alınması çocuk haklarına aykırıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) 19. maddesi ve Türk Medeni Kanunu 346-347-348 maddelerine göre kurum bakımı ancak anne babanın desteklenmesine rağmen çocuğun anne baba yanında korunamayacağı ya da anne babanın olmadığı haller için söz konusu olması gerekir. </span></p>
<p><b>2 &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Çocuk, kurum bakımına haklarına ve yasaya uygun biçimde alınmış ise ailesine geri dönmesi de ancak güvenliğini tehdit eden koşullarda bir değişiklik olması halinde söz konusu olacaktır. Anne babasının yanına dönmesini uygun gören incelemede, kurum bakımına alınmasına neden olan tehdit ile ilgili ne gibi bir gelişme olduğuna dair tespit yer almalı. Dolayısıyla “Kurum bakımına alınan çocuk neden anne babasının yanında?” sorusu, aynı zamanda “Neden alındı?” sorusunu da içerir. Verilecek cevap; “çocuğun güvenliğini tehdit eden şöyle bir risk vardı ve bu riskin ortadan kalktığına dair de şöyle bir delil vardı&#8221; olmalı.</span></p>
<h5><b>&#8216;Sıla’nın Anne Babasının Yanına Dönmesi Kararını Veren Makam Çocuk hakimi&#8217;</b></h5>
<p><b>3 &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Ancak bu sorunun muhatabı aslında sadece Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı değildir. Onlara risk değerlendirmesinin doğru biçimde yapılıp yapılmadığı sorulabilir. Gerek çocuğun anne babadan alınarak kuruma yerleştirilmesi gerekse kurumdan anne babasının yanına dönmesi kararını veren makam çocuk hakimidir. Bu karar kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ilgilendirdiği için bu işlemin idari karar ile değil, adli karar ile yapılması gerekir.</span></p>
<figure id="attachment_79136" aria-describedby="caption-attachment-79136" style="width: 399px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79136" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-640x382.jpg" alt="Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan" width="399" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-640x382.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-1024x611.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 399px) 100vw, 399px" /><figcaption id="caption-attachment-79136" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Çocuk Korumadan Sorumlu Kuruma İhtiyaç Var&#8217;</b></h5>
<p><b>4 &#8211;</b><span style="font-weight: 400;"> Bu olayın bize gösterdiği bir başka ihtiyaç da bir çocuğun başına bir şey geldiğinde hemen ilk olarak sistemin neresinde bir hata olduğunu sorgulayacak bir çocuk korumadan sorumlu kuruma ihtiyaç var. Bu rol, şu anda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndadır ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aynı zamanda uygulamaları da yürüttüğü için çocuk korumadan sorumlu olduğu bu rolü tam olarak yerine getirememektedir. </span></p>
<p><b>5-</b><span style="font-weight: 400;"> Bu boşlukların doldurulmasını sağlayıcı çalışmayı ise sivil toplumun yapması gerekir. Buna basın, meslek odaları, dernekleri dahildir. Ben esas olarak tam da bu nokta üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Doğru soruları sormadan etkili bir hesap sorma yapılamaz. O yüzden de sivil toplumun rolü ve yapması gerekenler üzerinde tartışmamız gerekiyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Basının, Çocuk Hakları Çalışan Sivil Topluma Doğru Soruları Yöneltmesi Çok Önemli&#8217;</b></h5>
<p><b>Peki sivil toplum bu noktada benzer örneklerin yaşanmaması için neler yapabilir? Sizi Hümanist Büro olarak ne yapıyorsunuz? Kamuoyuna ve sivil aktörler bir çağrınız olur mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle sivil toplum kuruluşları ve sivil toplumun diğer aktörleri birlikte ve kendi aralarında bu alandaki rolleri konusunda tartışmalı, konuşmalı ve çalışmalı. Sistemi bilmeleri ve sistemin aksayan yönleri ile sonuçlar arasındaki ilişkileri görmeleri gerekiyor. Örneğin basının, çocuk hakları çalışan sivil topluma doğru soruları yöneltmesi çok önemli ancak bunun için bilgi sahibi olunması gerekiyor. Ne yazık ki çocuk hakları, çocuk koruma gibi konularda bazen, sahip olunan duyarlılığı ve bu duyarlılıkla geliştirilen şahsi fikirleri, bilinebilecek her şey sanıyoruz. Biz Hümanist Büro olarak sistemi ve sistemdeki aksaklıkları ortaya koyacak araştırmalar yapmaya ve bu konuyu anlatmaya çalışıyoruz.</span></p>
<figure id="attachment_79137" aria-describedby="caption-attachment-79137" style="width: 344px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79137" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-640x480.jpg" alt="Fotoğraf: Sendika.org Arşivi" width="344" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /><figcaption id="caption-attachment-79137" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Sendika.org Arşivi</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Anayasa’daki Sorumluluklar Yerine Getirilmeli&#8217;</b></h5>
<p><b>Çocuk hakları perspektifiyle bakıldığında, mevzuatta eksik olan ve değiştirilmesi gereken hususlar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevzuatta yapılması gereken bir çok değişiklik var. Konu ile ilgili ilk düzenleme ihtiyacı çocuk korumadan sorumlu makamın yetki ve sorumluluklarına ilişkindir. Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) 18 ve 19. maddeleri ve TC Anayasası&#8217;nın 41. maddesi ile devlete ve 1 </span><a href="http://no.lu/"><span style="font-weight: 400;">no.lu</span></a><span style="font-weight: 400;"> Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmiş olan çocukları ihmal ve istismardan koruma görevinin tam olarak yerine getirilmesi için gerekli yetkilerin belirlenmesi ve Bakanlığın bu görevleri yapabilecek biçimde yapılandırılması ya da çocuk haklarının korunmasından sorumlu bir bakanlık kurulması gerekiyor.</span></p>
<p>Kapak görseli: Hale Güzin Kızılaslan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/">&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Toplumu Yargıç Haline Getirmekten Kaçınmak Gerekir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/09/toplumu-yargic-haline-getirmekten-kacinmak-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2021 15:22:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Elmalı Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Seda Akço]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72597</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstismar davalarının topluma tezahürünü ve bu davaların sosyal medyada gündem olmasının mağdurlara etki ve risklerini konuştuğumuz Avukat Seda Akço, izleme faaliyetlerinin önemine vurgu yaparken, "Ancak izleme yapılırken, dava hakkında toplumu yargıç haline getirmekten kaçınmak gerekir. Zira bu linç kültürünü besler ve engizisyon hukukuna geri dönülmesine neden olur." diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/09/toplumu-yargic-haline-getirmekten-kacinmak-gerekir/">&#8216;Toplumu Yargıç Haline Getirmekten Kaçınmak Gerekir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elmalı davasında çocukların çizimleri paylaşıldı. İstismar davalarında kamuoyu kendi adaletini tesis etmeye çalışıyor. Bazı davalarda tepkiler üzerine sonuçlar  değişebiliyor. Avukat Seda Akço ile istismar davalarının topluma tezahürünü ve haberlerin sunumunu mağdurlara etkisini ve risklerini konuştuk.</p>
<p><strong>Elmalı Davası kamuoyunda çok tartışıldı. Çocuk istismarı davalarında insanların sosyal medyada adaleti arama yöntemi ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Ne gibi sakıncaları var nasıl faydaları var?</strong></p>
<figure id="attachment_54862" aria-describedby="caption-attachment-54862" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-54862" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/seda-akço-640x517.jpg" alt="" width="360" height="291" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/seda-akço-640x517.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/seda-akço-1280x1033.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/seda-akço-1024x826.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-54862" class="wp-caption-text">Seda Akço</figcaption></figure>
<p>Gazetecilerin veya herhangi bir kimsenin bir dava ile ilgili bir veya birden fazla delili sosyal medyada paylaşarak, toplumdan bu olayla ilgili bir karar vermesini talep etmesi, öncelikle bu davanın taraflarının kişilik hakları bakımından zarar verici. Ancak aynı zamanda, yargılama faaliyeti hakkında da toplumda yanlış bir kanaat uyanmasına sebep oluyor. Bir sivil toplum kuruluşu üyesinin, toplumun önüne bir delil koyup, bakın bu delile rağmen bu kararı vermediler demesi, toplumu yanlışa sevk etmektir. Yargılama faaliyeti sağdan soldan rastgele delil toplayıp, bunlar üzerinden oluşan kanaat ile karara varmak değildir. Delilin toplanmasından, değerlendirilmesine kadar bir sürü alanda bir sürü kural bulunur ve bunlar insan haklarının korunması için vardır. İnsan hakları prensiplerini ihlal eden yargılama faaliyetleri ile elde edilecek sonuç mağdurlar bakımından adaletin gerçekleştiği anlamına gelmeyeceği gibi koruyucu da olamaz.</p>
<p><strong>Bu tür davaların verilme şekli nasıl olmalıdır. Bu anlamda sivil topluma çocuk hakları aktivistlerine ya da STK&#8217;lara nasıl sorumluluklar düşüyor?</strong></p>
<p>Toplumu delilleri değerlendirip, hükmü kuracak merci haline getirmemek gerekir. Delilin içeriği değerlendirilmeden önce sıhhatinin değerlendirilmesi gerekir ve örneğin hukuka aykırı toplanmış ise içeriği ne olursa olsun kullanılamayabilir. Toplumun davanın esasını değerlendirmeye değil, adil olup olmadığını takip etmeye davet etmek gerekir. Bu nedenle de izleme faaliyetleri çok önemlidir. Ancak izleme yapılırken, dava hakkında toplumu yargıç haline getirmekten kaçınmak gerekir. Zira bu linç kültürünü besler ve engizisyon hukukuna geri dönülmesine neden olur. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek kimseye fayda sağlamaz. En çok da mağdura zarar verir. Bu nedenle izleme yapanların, usul hatalarını, sistem sorunlarını, adil yargılamayı etkileyen koşulları tespit etmesi ve bunu kamuoyu ile paylaşması gerekir. Somut olarak söylemek gerekirse, mağdur hakkında hazırlanan raporun kamuoyu ile paylaşılıp, bu rapora göre şu karar verilmeliydi demek, yargılama faaliyeti hakkında hiçbir fikre sahip olmayan bir kimsenin toplumu ajite etmesinden başka bir işe yaramaz. Çünkü, bunu duyan toplum yetersiz bilgi ve anlık bir refleks ile sadece o olguya dayalı bir çözüm talep eder. Bir süre sonra da konu unutulup gider. Oysa bir rapor uzmanı olmayan kimseler tarafından eksik inceleme ile hazırlanmış ise, bu bilgiyi toplumla paylaşıp, bu nedenle delil yetersizliği meydana geliyor ve bu sonucu mağdur aleyhine etkiliyor derseniz, toplumdan bu delillerin doğru toplanması için sistemde bir değişiklik talep etmiş olursunuz.</p>
<blockquote><p>Adalet sistemi ile ilgili çok yanlış bir bakış açısı oluşuyor. Linç kültürü yerleşiyor. Öte yandan gerçek sorumlular ve sorumlulukların sorgulanması engellenmiş oluyor. Toplum çocuk koruma konusunda doğru bir bakış açısı geliştiremiyor.</p></blockquote>
<p><strong>Elmalı davası gibi uzun süren ve çekişmeli davalarda çocuklar nasıl korunabilir?</strong></p>
<p>Elmalı davası, bir örnek. Anne baba veya diğer akrabalar arasında çekişme veya birçok başka sorun olabilir. Mesele, devletin BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18 ve 19. maddeleri gereğince, çocukları anne babalarının yanında iken ihmal ve istismara maruz kalmaktan koruma sorumluluğunu yerine getirmek için ne yaptığıdır. Çocukları koruyabilmek için, öncelikle anne babanın bakım kapasitesini destekleyici, o olmadığı zaman da çocuk zarar görmeden anne baba dışında bir yerde çocuğu koruyacak bir mekanizma kurmak gerekir. Bunun için de bu tür vakalar ile karşılaşıldığında, somut olgudaki istismar eden kişinin tespiti kadar sistemdeki aksaklıkları da sorgulayıcı bir bakış açısı geliştirmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>Çocukların resimlerinin ya da ifadelerinin kamuoyunda paylaşılması toplumda ne gibi sonuçlar doğuruyor?</strong></p>
<p>Tek bir delil ile hükme varılabileceği sanılıyor. Öncelikle adalet sistemi ile ilgili çok yanlış bir bakış açısı oluşuyor. Linç kültürü yerleşiyor. Öte yandan gerçek sorumlular ve sorumlulukların sorgulanması engellenmiş oluyor. Toplum çocuk koruma konusunda doğru bir bakış açısı geliştiremiyor. Çünkü linç kültürü, gayet popülist bir yapıya sahip. Çok yorulmadan sonuca ulaşılabiliyor. Oysa iyi bir koruma sistemi, çok karmaşık bir yapıdır ve çok çalışmayı gerektirir.</p>
<p>Bu nedenle, linç kültürüne kapı aralayan her tür savunu faaliyetini, çocuk hakları mücadelesi bakımından ihanet olarak görüyorum.</p>
<blockquote><p>İstismar olgularının tüm detayları ile kamu önüne dökülüp, sonrasında ne olduğunun takip edilmemesi de mücadele bakımından zarar verici. Gittikçe kanıksanmasına ve aslında hiç de önleyici olmayan, insan haklarına aykırı müdahale biçimlerinin ana talep haline dönüşmesine neden oluyor.</p></blockquote>
<p><strong>Bazı davalar sosyal medyanın etkisi ile çözülüyor. Adaletin tesisi noktasında sosyal medya nasıl kullanılmalı? Hak ihlallerine dönüşmeden kullanılması için ne gibi tavsiyeleriniz var.</strong></p>
<p>Hayır, tam tersine çözülmüyor. Sosyal medyanın etkisi altında verilmiş hiçbir karara güvenemeyiz. Bu adil bir karar değildir. Bunu yapmaktan korkmamız gerekir. Sosyal medya veya medya veya her tür savunu çalışması, bir davada hükmün ne olması gerektiğini söylüyor ama nasıl olması gerektiği ile ilgilenmiyor ise sorun vardır. Toplumun, bir istismar olgusunun sanığının bulunmasını ve cezalandırılmasını talep etmesi normaldir. Ancak bunun nasıl olduğu ile çok da ilgilenmediği durumda, gerçek faillerin tespit edilememesi ihtimali her zaman vardır ve dünya tarihi de bunlarla doludur.</p>
<p>Ne yapılmalı sorusuna üç alanda cevap aranmalı diye düşünüyorum. İlki ceza davalarında delil yetersizliğinin sebepleri üzerinde durulmalı. İzleme yapan kişi ve kuruluşlar delil yetersizliği yaşanan alanları ve sebepleri konusunda toplumu doğru bilgilendirmeli. Delil yetersizliğinin sebepleri ve yeterli delil toplanması için yapılması gerekenler hakkında bilgiye ihtiyaç var. İkincisi, istismar olgularında mağdurların korunması konusu da toplumun gündemine getirilmeli. Koruyucu müdahale kapsamında yapılanlar, sadece çocukların korunması bakımından değil, ceza davalarında etkili sonuç elde edilmesi bakımından da önemli. Güvenliği sağlanamayan mağdurlar, şikayetlerinden vazgeçiyor veya çelişkili ifadeler verebiliyor. Son olarak da, her istismar olgusu üzerine neden önleyemedik, nerede boşluk var diye sormak gerekir.</p>
<p><strong>Çocukların ya da istismar gibi travmatize edici davaların bilgilerinin sızdırılması doğru mudur kamuoyuyla nasıl paylaşılmalı? </strong></p>
<p>Kamuoyunun hangi konuda, nasıl etki edebileceği üzerinde düşünmek gerekir. Önceki sorularda da söylediğim gibi ben kamuoyundan sorunun çözümüne dair bir irade oluşturmasını ve çözüm oluşuncaya kadar talebini sürdürmesini bekliyorum. Bu nedenle, istismarın nasıl gerçekleştirildiği ile ilgili veya mağdurun kim olduğu ile ilgili bilgilere değil, istismarın hangi koşullarda oluştuğuna ve önlemek ve korumak için ne yapıldığına, sürecin nasıl yürütüldüğüne, sorumluların sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerine odaklanmak gerekir. Dolayısıyla da bu nitelikteki bilgilerin paylaşılması gerekir. Aynı zamanda da sonuçlarının takip edilmesi gerekir. İstismar olgularının tüm detayları ile kamu önüne dökülüp, sonrasında ne olduğunun takip edilmemesi de mücadele bakımından zarar verici. Gittikçe kanıksanmasına ve aslında hiç de önleyici olmayan, insan haklarına aykırı müdahale biçimlerinin ana talep haline dönüşmesine neden oluyor. Bu nedenle bu alanda çalışanların, bu nitelikteki paylaşımlardan özenle sakınması, ana sorunu ve sorumluyu gösterecek biçimde ve doğru bilgiyi paylaşmaya özen göstermesi gerekir.</p>
<p>Burada şöyle bir ayrım yapabiliriz. Herkes çocuk istismarının önlenmesi gerektiği konusunda duyarlılık sahibi olabilir ve bu duyarlılığını dile getirebilir. Yani faili bulun, cezalandırın, çocuğu koruyun, bunu gecikmeden yapın vb. Talepleri herkes dile getirebilir. Ancak örneğin, hangi durumda çocuğa yaptırılan resmin delil olarak kullanılabileceği, ifadenin alım tekniğine göre geçerliliğini etkileyecek haller gibi konular, bu alanda bilgi sahibi olmayı gerektirir. Eğer bu alanda bilgi sahibi değilseniz, savununuzu duyarlılık alanında tutmalısınız ki, yanlış bir bilgi üretip, yaymayın. Ancak birçok kişi, çocuk istismarı veya çocuk hakları alanında konuşmak için duyarlı olmayı yeterli kabul ediyor ve bazen sorunun sebebi de bu olabiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/09/toplumu-yargic-haline-getirmekten-kacinmak-gerekir/">&#8216;Toplumu Yargıç Haline Getirmekten Kaçınmak Gerekir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hümanist Büro 10. Yılını Kutluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/25/humanist-buro-10-yilini-kutluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 09:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Hümanist Büro]]></category>
		<category><![CDATA[Seda Akço]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hümanist Büro 2010 yılından bu yana kamu ve özel sektöre ait yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlara, yerel yönetimlere, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partilere ulusal ve uluslararası mevzuat bağlamında çocuk hakları ve insan hakları konularında danışmanlık hizmetleri veriyor. 10. yılını kutlayan Hümanist Büro kurucularından Seda Akço ile Hümanist Büro’ya dair merak edilenleri ve çocuk adaletini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/25/humanist-buro-10-yilini-kutluyor/">Hümanist Büro 10. Yılını Kutluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Hümanist Büro 10. Yılını Kutluyor" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/dEGhY6vck7k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1988’de Marmara Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesini bitirdim. 90’da ruhsatımı alarak avukatlık yapmaya başladım. O zamandan beri çocuk koruma, çocuk adaleti alanında çalışıyorum. 2010 yılında Bürge Akbulut ile beraber Hümanist Büro’yu kurduk. Bu bir avukatlık bürosu değil, çocuk hakları alanında bir danışmanlık bürosu. Biraz avukatlık dışı alanda ama yine hukuk, hak ve onunla ilgili kavramlar çerçevesinde çalışıyorum. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Hümanist Büro’dan bahsedebilir misiniz? Hümanist Büro nedir, ne yapar, kimlerden oluşuyor, ne zaman kuruldu?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asıl olarak Bürge Akbulut ile beraber kurduk. Bürge UNICEF’te çocuk koruma programı sorumlusuydu. Ben de uzunca bir zaman UNICEF’in bazı çalışmalarında danışmanlık yaptım. Ve meslek hayatım boyunca avukatlık ile beraber çokça danışmanlık çalışması yaptım. Bunun besleyici olduğunu da gördüm. Yani avukatlık mesleğini bu tür danışmanlık çalışmaları besliyor. Çünkü orada çok şey öğreniyor insan ama aynı zamanda danışmanlık yaparken bazen ya ben bu konuda bir müracaatta bulunsam da bir karar çıkmasını sağlasam gibi bir ihtiyaç da doğuyor. Öyle anlarda avukatlık yapabilmek çok iyi. O yüzden ben bu geçirgenliği, bu iki alanı bir arada yürütmeyi çok faydalı buldum kişisel deneyimimde. Benim gibi çalışmak isteyen gençlerinde olduğunu da fark ettim bütün bu çalışma hayatım boyunca. Gençlerden kastım mesleğe yeni başlayanlar. İlla hukuk olması gerekmiyor. Psikoloji ya da başka bir alanda olabilir. Mesleğine başlarken kendi mesleğinin yanında bir konuda uzmanlaşmaya yönelik çalışma yapmayı isteyenler, özellikle çocuk hakları alanında. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanlar olduğunu fark ettim. Bürge de benzer bir deneyime sahip. O kamu yönetimi alanından geliyor. Onun da böyle bir tecrübesi var. Bu yüzden ikisini birleştirdik ve dedik ki o zaman biz bu kişisel tecrübeyi kurumsal hale getirelim ki benzer biçimde bu alana girmek isteyenler için bir alan açılmış olsun ve bir çalışma ortamı oluşsun. Hümanist Büro’yu bu amaçla kurduk. Esas aldığımız da çocuk hakları. Çocuk hakları onunla bağlantılı olduğu sürece insan hakları ve kadın hakları alanında danışmanlık yapan bir büro. Bu alanda çalışmak isteyenler için öncü olmak gibi bir isteğimiz var. Ama aynı zamanda alanla ilgili de bir hedefimiz vardı; çocuk hakları özellikle de çocuk haklarını destekleyecek sosyal hizmet faaliyetleri, politika faaliyetleri gibi faaliyetlerin merkezden biraz daha yerele kaymasını sağlamak, uluslararası örgütlerden daha fazla yani onların bu alanda yürüttüğü çalışmaların yanında daha yerel çalışmaları da güçlendirmek gibi. Politika üretmek, araştırma, veri toplamak ve bunları alanda sunmak suretiyle o politikaların oluşmasında veriye dayalı katkıda bulunmak gibi yanları da var çalışmalarımızın.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Faaliyetleriniz arasında görünen çocuk adaleti konusunda biraz bilgi verebilir misiniz? Bu konu üzerinde ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz ve ne gibi çıktılar elde ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet sistemi daha merkezi yönetimle ilgili olduğu için daha merkezle birlikte yürütülmesi gereken bir çalışma alanı çocuk adaleti. Tabi çok fazla konuyu ilgilendiriyor. Bir suçun faili olan çocuklar, onların yargılanmaları ve çocuğa özgü bir adalet sistemi oluşturulması. Bu bizim esas çalışma alanlarımızdan bir tanesi. Aynı zamanda mağdur çocuklar ya da herhangi bir sebeple adalet sistemi içerisine giren çocuklara özgü adalet sistemi oluşturulması da çocuk adaleti kapsamı içerisinde. Bu alanda daha çok eğitim programı geliştirmeye ve uygulamaya yönelik çalışmalarımız oldu. Politika geliştirmeye yönelik çalışmamız olamadı bu konuda. Hümanist Büro olarak olamadı. Hümanist Büro’dan önce UNICEF’te çocuk koruma programında danışmanlık yaparken çocuk adaleti ile ilgili çok daha ayrıntılı model geliştirme, politika üretmeye yönelik çalışmıştık. Ama Hümanist Büro olarak daha çok eğitim alanında çalışma fırsatımız oldu. Burada neyi önemsiyoruz biz? Hangi sebeple olursa olsun çocuklar adalet sistemi içerisine girdiklerinde onlara özgü bir adalet sistemi yapılanması sağlanmak lazım. Bu hem usulle ilgili bir şey yani çocuğun anlayabileceği biçimde yapılanması, çocuğun menfaatini dikkate alacak biçimde yapılanması, hizmetlerin buna göre sunulması, dolayısıyla hizmet sunucuların bu konuda uzmanlaşmış, bu konuyu bilen, her yaptığı eylemde çocuğun yararını gözetip ona uygun hareket edebilecek kişilerden oluşması hem de esasın buna göre yapılanması. Çünkü çocuklar için adalet sistemi kolay anlaşılabilir bir sistem değil. Yetişkinler için bile eğer işin içinde değilse anlaşılması güç bir sistem. Orada ne olup bittiğini anlamak lazım, yetmiyor orada olup bitene sizinle ilgili olduğu için etkili bir biçimde katılabilmeniz gerekiyor. Orada söz sahibi olduğunuzu, görüşlerinizi rahatlıkla ifade edebildiğinizi, sizin menfaatinizin yargılama makamlarınca dikkate alındığını görmeniz lazım vatandaş olarak. Herkes için geçerli bu. Çocuk söz konusu olduğunda buna bir de çocuk bakımından anlayabilir olma ihtiyacı ekleniyor. O yüzden hem prosedürleri hem de uygulanacak kuralları çocuğa özgü kılmak lazım. Burada oldukça çok yapılması gereken şey var.</span></p>
<p><b>Çocuk Adaleti Türkiye’de 1940’larda Çalışılmaya Başlandı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye için çok yeni bir konu değil oldukça eski bir konu çocuk adaleti. 1940’larda çalışılmaya başlanmış neredeyse 100. yılına gelecek. Ama hala elde edilen gelişmeler bakımından bu kadar yolun kat edildiğini söylemek çok zor. Epey gelişme de elde edildi başlangıçtan bu yana ama hala yapılması gereken çok şey var. Onun için eğitimler bir araç ama her şeyi eğitime bağlamak da yeterli ve doğru değil bize göre. Politika geliştirme üzerine de konuşmak gerekli. Buradaki meseleyi daha açmak isterim. Çocuk adaleti sisteminde özellikle fail ya da mağdur olarak sisteme giren çocuklar bakımından adalet sistemini kendi başına iyileştirmeye imkan yok. Adalet sistemi burada iyi bir koruma sisteminin üzerine oturursa iyileşebilir. O yüzden çocuk koruma sistemini sorgulamak gerekiyor çocuk adaleti ile ilgili çalışırken. Bu şunları içeriyor; hem önleyici faaliyetleri; çocuğun suça eğitilmesini önlemek, çocuğun bir suçun mağduru olmasını önlemek hem de bunlar olduktan sonra çocukların ihtiyaç duyacakları psikososyal destekler; tedbir kurumları, tedbir hizmetleri vs. Bunların iyileştirilmesi gerekiyor. Odağı biraz buraya da çekmeye çalışıyoruz biz. Çocuk koruma sistemi iyi bir biçimde yapılanırsa, uygulanabilecek tedbirler artarsa, önleyici faaliyetler artarsa o zaman yargılama da daha çocuk odaklı işleyebilir hale gelebilir. Bu bakımdan da yerel yönetimlerin ve sivil toplumunun rolüne dikkat çekmeye çalışıyoruz. Yerel yönetimler daha fazla rol alırlarsa, sivil toplum kuruluşlarına daha fazla alan açılırsa daha iyi bir koruma sistemi oluşturmamız mümkün olacak. Onun üzerine de adalet sistemini oturtmak mümkün olacak. Çocuk adalet sistemini kendi başına bir yargı problemi olarak görmemek lazım. Koruma sisteminin bir parçası olarak görüp ona göre bir yapılanma oluşturmak gerekir diyerek hareket ediyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Hak alanı başta olmak üzere elde edilen bilgileri paylaşma konusunda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Profesyonel yürüttüğümüz çalışmalar sırasında edindiğimiz bilgiyi paylaşmayı önemsiyoruz. Çünkü elimize çok fazla kaynak, kurum hakkında bilgi geçiyor. Bunları paylaşmanın alanını yaratmaya çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi  bu sene başladığımız haber18.net diye bir web sitemiz var. Burada elimize geçen kaynakları tanıtıyoruz. Kaynakları aynı ayrıca bir online kütüphane de derliyoruz. Bizim Hümanist Büro’nun web sitesinde olan bir kütüphane. Burada arama motorlu olarak ulaşılabiliyor bizim elimize geçen bütün yayınlara. Bize yayın gönderilebilir orada bulunsun ve ulaşılsın isteniyorsa. Kaynakları aynı zamanda kütüphaneye yüklerken haber18.net ile de tanıtmaya ve daha görünür kılmaya çalışıyoruz. Bir de çocuk hakları alanında bilgi üretmek için sadece çocuk hakları ile ilgili kaynaklardan yararlanmak yetmez aslında birçok kaynaktan beslenmek gerekir diye düşünüyoruz. Edebiyat, sanat da bunların içerisinde. Bunun için bizim yaralandığımız, dikkatimizi çeken kaynakları paylaştığımız bir Instagram sayfası oluşturduk ‘cocukhaklarinadair’ diye. Orada da amacımız bizim gördüklerimizi görünür kılmak ama hashtaglerle başkaları da aynı şeyi yaparsa yine bir kaynakça derlemesi oluşturmuş oluruz diye planlıyoruz. Bunları da sizin vasıtanızla duyurmak isterim. Çok teşekkür ediyorum sağladığınız olanak için.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/25/humanist-buro-10-yilini-kutluyor/">Hümanist Büro 10. Yılını Kutluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
